<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şiir | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/edebiyat/siir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 Feb 2026 13:19:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Şiir | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Feridüddin Attar  &#8211; Musîbetnâme  (Alıntılar)</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/feriduddin-attar-musibetname-alintilar/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/feriduddin-attar-musibetname-alintilar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jun 2023 15:35:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Feridüddin Attar]]></category>
		<category><![CDATA[Musibetname]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilimcephesi.com/?p=26453</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Ne kadar düşüneyim? Canım yandı Canımın hararetinden dilim yandı Kimse sesini çıkaramayacaktır Kim bunun sırrını anlayacaktır? &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;- Yüz kişi bana övgüde bulunsa Bir gönül sahibinin zevki yeter bana &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;- Biri Eflatun&#8217;un huzurunda dedi: &#8220;Filan kişi seni çok övüyordu Hünerde seni çok methetti Senin makamını göklere yükseltti&#8221; Eflatun bu söz üzerine ağladı Derdinden yüzünü adama [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/feriduddin-attar-musibetname-alintilar/">Feridüddin Attar  – Musîbetnâme  (Alıntılar)</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-26454 aligncenter" src="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2023/06/wi_800-178x300.jpg" alt="" width="217" height="366" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2023/06/wi_800-178x300.jpg 178w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2023/06/wi_800-600x1009.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2023/06/wi_800-768x1291.jpg 768w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2023/06/wi_800-609x1024.jpg 609w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2023/06/wi_800.jpg 800w" sizes="(max-width: 217px) 100vw, 217px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ne kadar düşüneyim? Canım yandı<br />
Canımın hararetinden dilim yandı</p>
<p>Kimse sesini çıkaramayacaktır<br />
Kim bunun sırrını anlayacaktır?</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Yüz kişi bana övgüde bulunsa</p>
<p>Bir gönül sahibinin zevki yeter bana</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Biri Eflatun&#8217;un huzurunda dedi:</p>
<p>&#8220;Filan kişi seni çok övüyordu<br />
Hünerde seni çok methetti</p>
<p>Senin makamını göklere yükseltti&#8221;</p>
<p>Eflatun bu söz üzerine ağladı<br />
Derdinden yüzünü adama çevirdi</p>
<p>Dedi: &#8220;Ağlıyorum; içimde müşkülüm var<br />
Ne yaptım ki o cahil tarafından beğenilmiştir&#8221;</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Benim adım Muhammed; bu üslubu da<br />
Muhammed gibi sonlandırdım azizim</p>
<p>Hikmet ve düzen zati değildir<br />
İyi olmalıdır yoksa parlak boş sözdür</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Vaktiyle Şibli Cüneyd&#8217;in yanına gitti<br />
Dedi: &#8220;Baştan ayağa kadar bağlıyım</p>
<p>Diyorlar ki her bir ülkede<br />
Bir aşinanda var senin incin</p>
<p>Ya bağışla, bana bir inci ver<br />
Yahut sat bana; söyle&#8221;</p>
<p>Dedi: &#8220;Bu inciyi sana satarsam<br />
Paha biçilemez, zorda bırakır seni</p>
<p>Bağışlarsam kolayca eline geçmiş olur<br />
Değerini bilemezsin, kendini sever olursun</p>
<p>Ama benim gibi başını ayak yap<br />
Kendini riyazet denizinde gark et</p>
<p>O denizde sabırla, bekleyişle<br />
O inci sonunda vurur sahiline&#8221;</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Yahya bin Muaz şöyle diyordu:</p>
<p>&#8220;Ey ilim, itikat sahipleri</p>
<p>Bütün kasırlarınız Kayser usulü<br />
Evleriniz Haydar değil, Kisra usulü</p>
<p>Bütün giysileriniz hatun usulü<br />
Bütün binitleriniz Karun usulü</p>
<p>Hepinizin yüzü kararmış<br />
Hepinizin huyu şeytanlaşmış</p>
<p>Firavun usulü düğün yaparsınız<br />
Yüz türlü ateşperest matemi tutarsınız</p>
<p>Hem Şeddad&#8217;ın adetlerine sahipsiniz<br />
Hem Ad kavminin kibrine sahipsiniz</p>
<p>Bütün bunlara, daha fazlasına sahipsiniz<br />
Hiç hükmündedir sizin Müslümanlığınız</p>
<p>Gece gündüz işinizle meşgulsünüz<br />
Ahmed&#8217;in diniyle yoktur hiç işiniz&#8221;</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>İbni Edhem namaz kıldığında<br />
Yüzünü kapatırdı elleriyle<br />
Derdi: &#8220;Yüzümü tehlikeden koruyorum<br />
Yaptığım yüzüme vurulmasın diye<br />
Çünkü bilmiyorum niyazsız el<br />
Namazımı vuracaktır yüzüme&#8221;</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Dostum! Yakınlık ara; uzaklardan olma<br />
Vuslat iste; uzak düşmüşlerden olma</p>
<p>Yakınlığı sağlayamazsan burada<br />
Uzaklık güç işler çıkarır karşına</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Tanınmış biri, bir şeyhe gitti<br />
Kendinde olamadığı için ağladı inledi dedi:</p>
<p>&#8220;Kulluktan bezdim artık Rablıktan da bir nefes gelmedi</p>
<p>Ne öyleyim, ne böyle; kala kaldım</p>
<p>Ne yapayım?&#8221; Dedi: &#8220;Beklemeye devam&#8221;</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Benim alemde bir gönlüm, bir balçığım var<br />
İkisi de onun; işte, sana müşkülün müşkülü</p>
<p>Dünyada gönülde miyim, balçıkta mıyım?<br />
Her şey onun; arada ben neyim?</p>
<p>Bir hiçim ben; bilmiyorum veya yokum<br />
Her şey o değil mi? Peki, ben burada kimim?&#8221;</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Nerede dermanı olmayan dert varsa<br />
O dert değildir; inilti derler ona</p>
<p>Canım yoksa cananım yeter bana<br />
İlacım dermansız derttir; yeter bana&#8221;</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>İşlerinin yolunda gitmesini istiyorsan<br />
Ilımlı olmaya çalış işlerin hayırlısında</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Canım yanıyor onun derdinden<br />
Gündüzüm karardı onun sararmış yüzünden</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Sır arayan biri olduğumu biliyorsun<br />
Söyle bana kendi hazinenin sırrını</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Nasıl edeyim?&#8217;, &#8216;Nasıl edeyim?&#8217;ler çoğaldı</p>
<p>Hayret vardı; aşk onunla yar oldu</p>
<p>Şimdi hayret, hasret içindeyim</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Hem yaşayış zamanının sevinci kalmadı<br />
hem ömür kandilimizin nuru kalmadı</p>
<p>Derdimize nerede merhem bulacağız?<br />
Ömür gitti; nerede matem tutacağız?</p>
<p>Bu derdi yaşamadığı için demir kan oldu<br />
Kanayan bir gönül demir gibi nasıl olur?</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Kim bilir, bu pergel nedir?<br />
Yahut bu pergelin dışında olan nedir?<br />
Çok dolandım orayı burayı<br />
Şimdi kaybettim gönlümü, kendimi</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Kamil biri demiş: &#8220;Bilir misin, adam kimdir?</p>
<p>Şen şakrak yaşayabilen adam değildir</p>
<p>Adam dediğinin sevinçli canı vardır</p>
<p>Dünyayı umursamadan hoşça ölebilir&#8221;</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Bulamıyorum bir türlü aradığım şeyi<br />
Bu talepten vazgeçemiyorum bir an</p>
<p>Onun bunun arasında aciz kaldım<br />
Canım oldukça canımla aciz kaldım</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Bir dileğim var; yerine getir; sonra<br />
Sen benim ol, ben senin olayım daima</p>
<p>Bu dileğimi yerine getirmezsen<br />
Ne sen benim olursun, ne ben senin&#8221;</p>
<p>Dedi: &#8220;Ben senden bir tahta isterim<br />
Ne yaş ne kuru; ne eğri ne düz olsun</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Zaman olur, aşk okşar seni<br />
Zaman olur, mum gibi eritir seni<br />
İşin başında erimek istemezsen<br />
Sonunda mümkün değildir okşanman</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Ne göğsümde bana bir kapı açılıyor<br />
Ne bir cemal bana kendini gösteriyor<br />
Ne Tanrı&#8217;dan adıma bir yazı geliyor<br />
Ne gönlüme ondan bir haber geliyor</p>
<p>Hiçbir şey beni kavramıyor; ne yapayım?<br />
Ne kadar yanayım, kıvranayım? Ne yapayım? Bunun şikayet olduğunu söyleme<br />
Ancak bedbahtlığı anlatmaktır yine de</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Her zaman top gibi bir yara gelir bana<br />
Bilmiyorum, ne zaman umut kokusu gelir bana</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Sen kendi içinde yolculuk yapmadıkça<br />
Kendi künhüne nasıl varacaksın acaba?</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Ömrüme bakar mısın, zaman kavramı kalmadı<br />
Yoldaşlarım gitti, oysa kaybettim yolumu<br />
Nasıl bir kişiye bile ulaşabilirim?<br />
Ne ileriye, ne geriye gitmek mümkün&#8221;</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Sen sevdalı bir başla gidiyorsun<br />
Fırtına var yolunda, kandil götürüyorsun</p>
<p>Korkmuyorsun, bu kandil söner yakında<br />
Yakında sönecektir elini çabuk tutsan da</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Acayip bir dertsin; tanımıyorum seni<br />
Tek bildiğim şudur: Benim canımsın</p>
<p>Ağlayacak olsam &#8216;Ne kadar ağlayacaksın?&#8217; dersin</p>
<p>Gülecek olsam &#8216;Ağla, gülme&#8217; dersin</p>
<p>Uyumasam bana daha iyi rüya gördürürsün</p>
<p>Uyusam bana başka rüya gösterirsin</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Derdin olmazsa derman nasıl gelir?<br />
Kul değilsen sen, ferman nasıl gelir?</p>
<p>Kendi derdinle yanmadığın sürece<br />
Ateş nasıl yakacak ki seni?</p>
<p>Derdini çıkarırsan öne, derman bulursun<br />
Can verirsen, canandan umutlu olursun</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Ne nasihat tutar birinin eteğini<br />
Ne şeriat görmüş kişi kusurunu bulmaktan öte</p>
<p>Herkes gaflet kavgasına düşmüş<br />
Herkes bir illet yüzünden illetli olmuş</p>
<p>Yüz binlerce kişi birbirine girmiş<br />
Herkes alemi yağmalamaya kalkışmış</p>
<p>O şuradan götürür, öbürü buradan<br />
O emindir bundan, bu şüphelidir ondan</p>
<p>Bir tanesi domuz gibi yoldan çıkmış<br />
Öbürü hile yapmaktan tilki olmuş</p>
<p>Biri fil gibi gücüne dayanmış<br />
Diğeri hırsından karınca kesilmiş</p>
<p>Biri köpek tabiatlı, köpek huylu olmuş<br />
Biri fare gibi hileyle dolmuş</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Beş altı günlük ömür geçiyor<br />
Bazen nahoş, bazen hoş geçiyor</p>
<p>Madem bir ömür böyle geçiyor<br />
Böyle ömürden ele havadan başka ne geçiyor?</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Kur&#8217;anı dinle, kaybolma boş yere<br />
İşte delil: &#8220;Bugün sizin için dininizi erdirdim kemale&#8221;</p>
<p>Hiçbir ümmet bu şerefi asla bulmadı<br />
Hiçbir peygamber bu izzete nail olmadı</p>
<p>Ümmetin ihtilafı ona rahmet oldu<br />
Artık niye anlatayım ümmetinin ittifakını?</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Cehalet rüzgarına kaptırdımsa ömrümü<br />
Affınla kabul et, bağışla beni</p>
<p>Kırdımsa şişeyi bir esir çocuk gibi<br />
Lütfet, cezalandırma ben çocuğu</p>
<p>Kırdım şişeyi, yağlar döküldü<br />
Senden başka ancak sana kaçarım, yok başkası</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Cehalet rüzgarına kaptırdımsa ömrümü<br />
Affınla kabul et, bağışla beni</p>
<p>Kırdımsa şişeyi bir esir çocuk gibi<br />
Lütfet, cezalandırma ben çocuğu</p>
<p>Kırdım şişeyi, yağlar döküldü<br />
Senden başka ancak sana kaçarım, yok başkası</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Korku ile umut yoluna düştüm<br />
Hem siyaha hem beyaza düştüm<br />
Kendi kapından umutsuz çevirme beni<br />
Lütfeyle; aklaştır siyahlığı</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Yol ortasında yapayalnız kaldım<br />
Kimim kimsem yok; biçare kaldım</p>
<p>Kimsesizin kimsesi! Yeter kimsesizliğim<br />
Kafi bana; kimsesizlikte ol kimsem</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Yardımın olmazsa gönül nasıl dert çeker?<br />
Böyle bir derdi her insan nasıl çeker?</p>
<p>Yaradanım! Şu köpek içimde oldukça<br />
Güvenlik yok sana giden can yolumda</p>
<p>Ya şer&#8217;i hükümle çalıştır bir işte<br />
Ya tuzlaya at onu tümüyle</p>
<p>Bu köpeğin bencilliği yetti artık bana<br />
Ben olmazsam, sen varsın ya; yeter bana</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Gönlündeki bir zerrelik Allah derdi<br />
Senin için iki cihanın hasılından iyi</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Bu nasıl dergahtır? Kilitinde yok anahtarı<br />
Bu nasıl denizdir? Görülmüyor ki dibi<br />
Bir an için girersen bu denize</p>
<p>Bir alemi görürsün can yakan hayrette<br />
Bir anına yüz dünyalık hayret verirler</p>
<p>Bir zerre hayreti yüz hasrete verirler</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Çaba göster ey şahın lali olan!<br />
Bu yolda dönüşüp mel&#8217;un olma aman!</p>
<p>Bu yolda çok şeyi dönüştürürler<br />
Altını bakır, gülü diken ederler</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Koşuşturmak acizlikten başka şey değildir<br />
Çünkü böyle bulmak bulmamak demektir</p>
<p>Felek bu sırrı anlamak ister<br />
Avarelikle bu yolda nasıl gider</p>
<p>Böyle bir sultanlığın yürütülmesi<br />
Bu avarelikle mümkün olabilir mi?</p>
<p>Derbederlikten başka nedir bu zaman? Bilmiyorsan öğren gökyüzünden</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Gül defterine bak, gerçekten ediyor hamdini<br />
Her yaprağıyla, ağzı altın dolu</p>
<p>Ne kadar söyleyim? Ne desem o değilsin<br />
Ne kadar arayayım? Ne arasam o değilsin</p>
<p>Ne desem senin hakkında, bilmiyorum<br />
Senin hakkında ne arayayım; bilmiyorum</p>
<p>Hepsi bir zattır ama var sıfatı<br />
Hepsi bir harf ama ibarede var farkı</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Her şey sensin; başka her şey hiç<br />
Sen var olduğuna göre; yoktur hiç<br />
Bedenden, candan gizlidir yüzün<br />
Kaybolmuştur akıl seni anlamak için<br />
Aklın, canın, gönlün sınırı var<br />
Sınırı olan kendi mabuduna nasıl ulaşır?</p>
<p>Görünürlüğün apaçık ortada<br />
Başka biri nasıl görünür sen olunca?<br />
Hem akıl sahiplerine akıl bağışlarsın<br />
Hem efen dil erin efendisisin<br />
Önce herkesi toprağa atarsın<br />
Sonra bir rüzgarla diriltirsin</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/feriduddin-attar-musibetname-alintilar/">Feridüddin Attar  – Musîbetnâme  (Alıntılar)</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/feriduddin-attar-musibetname-alintilar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hâfız-ı Şirazi &#8211; Hâfız Divanı</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/hafiz-i-sirazi-hafiz-divani/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/hafiz-i-sirazi-hafiz-divani/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Apr 2021 10:20:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Dost]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Hâfız Divanı]]></category>
		<category><![CDATA[Hâfız-ı Şirazi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilimcephesi.com/?p=25076</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkçesi:Hicabi Kırlangıç &#160; Bahçede güle dadılık edince seher yeli Gülü süsledi bir gelin süsleyici gibi Eğer gölgeden güneşe emanın varsa Bir güneş yüzlü bul, bir de gül gölgesi &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;- Dostlardan hiçbirini göremiyorum yerinde Gönlüm kan oldu hüzünden, sâki nerdesin &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;- Hâfız, git işine, vaktin padişahına kulluk Herkes ediyor da sen bir kez etmiyorsun &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;- Şu [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hafiz-i-sirazi-hafiz-divani/">Hâfız-ı Şirazi – Hâfız Divanı</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><img decoding="async" class="size-medium wp-image-25077 aligncenter" src="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2021/04/hafc4b1z-c4b1-c59firazi-arslan-kahraman-258x300.jpg" alt="" width="258" height="300" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2021/04/hafc4b1z-c4b1-c59firazi-arslan-kahraman-258x300.jpg 258w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2021/04/hafc4b1z-c4b1-c59firazi-arslan-kahraman-600x698.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2021/04/hafc4b1z-c4b1-c59firazi-arslan-kahraman-768x894.jpg 768w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2021/04/hafc4b1z-c4b1-c59firazi-arslan-kahraman-880x1024.jpg 880w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2021/04/hafc4b1z-c4b1-c59firazi-arslan-kahraman-1320x1536.jpg 1320w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2021/04/hafc4b1z-c4b1-c59firazi-arslan-kahraman.jpg 1347w" sizes="(max-width: 258px) 100vw, 258px" /></em></p>
<p><em>Türkçesi:Hicabi Kırlangıç</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bahçede güle dadılık edince seher yeli</p>
<p>Gülü süsledi bir gelin süsleyici gibi</p>
<p>Eğer gölgeden güneşe emanın varsa</p>
<p>Bir güneş yüzlü bul, bir de gül gölgesi</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Dostlardan hiçbirini göremiyorum yerinde<br />
Gönlüm kan oldu hüzünden, sâki nerdesin</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Hâfız, git işine, vaktin padişahına kulluk<br />
Herkes ediyor da sen bir kez etmiyorsun</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Şu toprak âlemde bir âdem geçmiyor ele<br />
Başka bir âlem yapmak lâzım, yeniden bir âdem</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Ay gibi yüzünün aydınlığına hasretim<br />
Bu yüzden her gece yıldızlarla işim gücüm, alışverişim var.</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Yoktur dünyanın vefası, iki gözümün nuru<br />
Sakın mümkün mertebe incitme nazar ehlini</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Ay tutulmasına sebep yârin ayva tüyleri<br />
Güzel bir halkadır, lâkin ondan çıkış yok</p>
<p>Sevgilinin kaşı devlet mihrabının köşesidir<br />
Oraya yüzünü sür, ondan hacet dile</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Senin ay görünümlü yüzün güzelliğin ilkbaharı<br />
Benin güzelliğin merkezi, yanağın güzelliğin medarı</p>
<p>Senin humar dolu gözlerinde sihir hileleri gizli<br />
Kararsız saçlarında aşikardır güzelliğin kararı</p>
<p>Senin gibi bir ay doğmadı güzellik burcundan<br />
Boyun gibi bir servi görmedi güzelliğin ırmağı</p>
<p>Dilberliğin çağı güzelliğinle neşelendi<br />
Senin letafetinle sevindi güzelliğin zamanı</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Bahar ve gül neşe verip tövbe bozar hale gelmişken<br />
Gül yüzün neşesiyle hüznün kökünü kazı gönülden</p>
<p>Sabâ rüzgârı geldi, gonca buna sevinip de</p>
<p>Gömleğini paraladı geçerek kendinden</p>
<p>Gönlün berrak suyundan öğren sadakat yolunu<br />
Doğrulukla azadelik talep et bahçedeki serviden</p>
<p>Sabânın gül çevresindeki yaprakları dağıtışına bak<br />
Yaseminin yüzündeki kıvrımlı sümbül saçı bir görsen</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Neşenin kökü kurudu, harabat yolu nere<br />
O iklimde yeniden yeşerip filizlenelim</p>
<p>A gönül rintlerin hatırından medet iste, yoksa<br />
İşimiz zor, sakın bir hata etmeyelim</p>
<p>Tahammülsüz kuşun gölgesi bir işe yaramaz<br />
Hümanın kutlu gölgesinden isteyelim</p>
<p>Gönlüm perdeden çıktı, hoş deyişli<br />
Hâfiz nerde Sözüyle gazeliyle kendimize gelelim</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Dostlardan dostluk umardık biz<br />
Zaten yanlıştı bizim düşüncemiz</p>
<p>Bakalım dostluk ağacı ne zaman meyve verir<br />
Şimdi gidip bir tohum ektik biz</p>
<p>Dervişlik adeti değildir dedikodu etmek<br />
Yoksa seninle vardır maceralarımız</p>
<p>Gözünün işvesi savaş hilesiymiş<br />
Biz yanlışlıkla barış zannetmişiz</p>
<p>Kendiliğinden alımlı olmadı güzellik fidanın<br />
Ona özen gösterdi himmet nefesimiz</p>
<p>Ne olaylar oldu da şikayet etmedi kimse<br />
Yine de hurmeti elden bırakmadık biz</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Sanma ki ihtişam ve mevki için bu kapıya geldik<br />
Biz kötü hadiseden buraya sığınmaya geldik</p>
<p>Aşk menzilinin yolcusuyuz, yokluk sınırından<br />
Bunca yol yürüyüp varlık yurduna geldik</p>
<p>Yüzündeki yeşilliği gördük de cennet bahçesinden<br />
O sevgi bahçesini arayıp bulmaya geldik</p>
<p>Haznedarı Ruhu”l-emin olan böyle hazineye rağmen<br />
Dilencilik etmeye şahın kapısına geldik</p>
<p>Ey tevfik gemisi senin hilim limanın neresi<br />
Bu kerem denizine, günaha battık da geldik</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Şimdi vaktin gereği olarak şunu görüyorum:<br />
Gideyim meyhaneye bir güzel kurulayım</p>
<p>Şarap kadehi alıp uzaklaşayım riya ehlinden<br />
Yani dünya ehlinden temiz kalpli birini seçeyim</p>
<p>Sahtekârları dünyada daha az göreyim diye<br />
Sürahi ve kitaptan başka yoktur yârim, nedimim</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Sen bana kötü söz de söylesen, beddua da etsen ben sana dua ederim. Zira bal akıtan lal dudağa acı cevap yaraşır.</p>
<p>Canım! Öğüdümü dinle. Çünkü şanslı gençler, yaşlı bilgenin öğüdünü candan öte bilirler.</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Sabah kalkıp selamet aradıysam Hâfız gibi</p>
<p>Her ne ettimse Kur&#8217;an&#8217;ın devletiyle ettim</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Gönül levhamda sevgilinin elif boyundan başka harf yok</p>
<p>Ne yapayım hocam bana başka bir harf öğretmedi</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>| Ey ayağı uğurlu, haberi kutlu kuş merhaba</p>
<p>Hoşgeldin, ne haber, sevgili nerede, yol hangisi</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Sevgiyi kokladım, vuslat kıvılcımını gördüm<br />
Gel ey şimal rüzgârı, kurban olayım güzel kokuna</p>
<p>Sevgilinin güzelliğine özlem sabır bırakmadı bende<br />
Ey sevgilinin develerini şarkı söyleyip götüren, durup konakla</p>
<p>Gösterdi yüzünü vuslat, en iyisi buna şükredelim de<br />
Hicran gecesinin hikâyesini bırakalım bir yana</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Gülerek dedi ki Hâfız, yeteneğine hayranım<br />
Bak, nasıl da aptal yerine koyuyor beni</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Güvenli bir yer, berrak bir şarap, şefkatli bir arkadaş<br />
Bu imkânın hep varsa ne büyük bir başarı</p>
<p>Dünya da dünyanın işleri de hep hiç üstüne hiç<br />
Ben bin defa tahkik edip gördüm bu inceliği</p>
<p>Ne yazık ki bu zamana kadar bilemedim<br />
Arkadaşmış arkadaş mutluluğun iksiri</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Irmak kıyısında otur, ömrün geçişini seyret<br />
Gelip geçen dünyadan bu işaret yeter bize</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Her an kanlı gözyaşıyla abdeste ne hacet<br />
var,<br />
Zira kaşının mihrabı olmadan cevaz yok namaz kilmama</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Ey nazlı güzellik servisi, ne güzel gidiyorsun naz içinde<br />
Âşıkların her an yüz türlü niyazı vardır senin nazına</p>
<p>Güzel yüzün mübarek olsun ki ezelde<br />
Naz elbisesi biçilmiş senin servi boyuna</p>
<p>Zülfünün amber kokusunu arzulayana söyle<br />
Sevda ateşinde yansın da katlansın buna</p>
<p>Pervanenin yüreği mumdan yanar amma<br />
Benim yüreğim erir senin yüzünden uzakta</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Kaybolan Yusuf Kenan&#8217;a döner üzülme<br />
Hüzünler kulübesi bir gülistan olur üzülme</p>
<p>Gamlı gönül, düzelir halin karamsar olma<br />
Bu perişan başın huzura erer üzülme</p>
<p>Ömrün baharı olursa yine çimlerin tahtında<br />
Ey güzel ötüşlü kuş, güller şemsiyen olur üzülme</p>
<p>Dünya iki gün muradımızca varsın dönmesin<br />
Devranın hali daima aynı olmaz üzülme</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Vefa istiyorsan cefaya katlan Hâfız<br />
Kâr da zarar da vardır ticarette</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Dedim derdindeyim, dedi derdin biter<br />
Dedim ay ol bana, dedi doğarsa tabii</p>
<p>Dedim âşıklardan vefa yordamı öğren<br />
Dedi güzel yüzlüler pek yapmaz bu işi</p>
<p>Dedim göz yolunu kapatırım hayaline<br />
Dedi gece yolcusudur, başka yoldan gelir</p>
<p>Dedim zülfünün kokusuyla âlemde yolumu kaybettim<br />
Dedi bilirsen sana kılavuz olacak da odur</p>
<p>Seher yelinin getirdiği hava dedim ne güzel Dedi ne güzel esintidir dilberin semtinden gelen</p>
<p>Dedim bal dudağın arzudan öldürdü bizi<br />
Dedi sen kulluk et ki o da gözetsin kulunu</p>
<p>Dedim merhametli kalbin ne zaman barışacak<br />
Dedi vakti gelinceye dek bunu kimseye söyleme</p>
<p>Dedim işret zamanı gördün mü nasıl bitti<br />
Dedi, sus Hâfız, bu keder de bitecek</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Her yandan dua oku gönderdim<br />
Belki içlerinden biri etkili olur</p>
<p>Ey can, yaşadıklarımızı anlat sevgiliye<br />
Fakat seher yelinin haberi olmasın bundan</p>
<p>Senin iksirinden yüzüm altın kesildi<br />
Evet lütfünüzün bereketiyle toprak altın olur</p>
<p>Rakibin kibrinden hayret darboğazındayım Rabbim, dilenci muteber olmasın sakın</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Dünyanın işvesiyle yoldan çıkma, zira<br />
Bu kocakari hilekar oturur, düzenbaz kalkar</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Ne mutlu o gönle ki gördüğünün ardınca gitmez<br />
Ve çağrıldığı her kapıya habersizce gitmez</p>
<p>O tatlı dudağa tamah etmesem daha iyi<br />
Fakat sinek nasıl şekerin ardı sıra gitmez</p>
<p>Hüzünlü gözümün karasını gözyaşıyla yıkama<br />
Beninin izi gözümden asla gitmez</p>
<p>Seher yeli gibi benden kokunu esirgeme</p>
<p>Zülfünün ucu olmadan hayatım sürmez</p>
<p>Gönül, böyle serseri ve hercai olma<br />
<strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Gönlümde senin gam yükünden başka ne varsa<br />
Hepsi çıksın gönlümden, bir tek gam yükün kalsın</p>
<p>Sevgin gönlüme, canıma öyle yerleşti ki<br />
Başım gitse bile gönlümden, canımdan gitmez</p>
<p>Gonlum güzellerin peşinden giderse mazurdur<br />
Derdi vardır, derman peşinde gezmesin de ne yapsın</p>
<p>Hafiz gibi şaşkına dönmek istemeyen<br />
Gönül vermesin güzellere, düşmesin onların peşine</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Zulfüne el sürsem kızıp küser<br />
Barışmak istesem azarlamaya başlar</p>
<p>Seyreden zavallıların yolunu yeni ay gibi<br />
Kaşının köşesiyle kesip peçeye gizlenir</p>
<p>Şarap gecesi uyanık tutup beni harap eder<br />
Gündüz şikayet etsem uykuya dalar</p>
<p>Aşk yolu kargaşa ve fitne doludur gönül<br />
Bu yolda aceleyle giden takılıp düşer</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Gül rüzgara binince Süleyman gibi<br />
Kuşlar Davudî nağmeye başlar seherde</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>İyi ad istiyorsan a gönül, kötülerle arkadaşlık etme<br />
A canım, kendini beğenmişlik cahilliğin delilidir.</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Hüner yoktur mahrumiyet kusuru olmayan<br />
Benden daha mahrum bir yoksul hiç olmuş mudur</p>
<p>Bu perişan cana merhamet edin<br />
Çünkü bir zamanlar kâmil bir iş bilirdi</p>
<p>Aşk bana söz söylemeyi öğrettiğinden beri<br />
Oldu sözlerim her mahfilin nüktesi</p>
<p>Hâfiz nüktedandır deme artık<br />
Biz gördük, düpedüz cahildi</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Sevgi tohumu ekmeyip iyilik gülü dermeyen<br />
Rüzgarın güzergahına bekler lâle bitsin diye</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Ey hicran ateşi öyle şeyler çektim ki senden, mum gibi<br />
Sana karşı kendimi yok etmekten başka tedbir yoktu</p>
<p>Sensiz Hâfiz&#8217;ın hüznünün azabı öyle bir âyetti ki<br />
.Hiç kimse için tefsire ihtiyaç yoktu</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Gönlümde dosttan asla ayrı düşmemek vardı<br />
Ne yapalım, benim ve gönlün çabası boşunaydı</p>
<p>Dün gece dostları anarak meyhaneye gittim<br />
Küpü gördüm, gönlü kandı, ayağı çamurdaydı</p>
<p>Ayrılık derdini sormak için çok dolaştım<br />
Akıl müftüsünün bu meseleyi aklı almadı</p>
<p>Doğrusu, Ebu İshak*ın firuze taşlı yüzüğü<br />
Güzel parladı, fakat gelip geçici devletti</p>
<p>Hâfız, gördün o nazlı kekliğin kahkahasını<br />
Kader şahininin pençesinden nasıl da gafildi</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Senin misk kokulu kalemin bir gün bizi anınca<br />
İki yüz köle azat etmiş gibi ecir kazanır</p>
<p>Selamette olası Selmâ&#8217;nın menzilinden gelen haberci<br />
Ne olur bir selam getirip sevindirse kalbimizi</p>
<p>Bir dene, sana nice murat hazinesi verirler Senin lütfun abat etse benim gibi viraneyi</p>
<p>Rabbim, o şirin şahın kalbine ilham ver de<br />
Merhametle bir kez uğrasın Ferhad&#8217;a</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Karanlık gece, dalga korkusu ve böyle korkunç bir girdap<br />
Nerden bilecek halimizi sahildeki yeğniler</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Kimsede dostluk göremiyorum, dostlara ne oldu<br />
Sevgi ne zaman tükendi, sevenlere ne oldu</p>
<p>Abıhayat bulandı, ayağı uğurlu Hızır nerede<br />
Gül dalından kan damladı, bahar yeline ne oldu</p>
<p>Dostun dostluk hakkı vardır demiyor kimse<br />
Hakkı gözetenler nerede, dostlara ne oldu</p>
<p>Mürüvvet madeninden yıllardır lâl çıkmadı<br />
Güneşin ışığına, rüzgârla yağmurun çabasına ne oldu</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Sevenlerin vuslat günü yâd olsun<br />
Yâd olsun ah o demler yâd olsun</p>
<p>Ağzım acılardan zehir kesildi<br />
Neşeyle içenlerin sesleri yâd olsun</p>
<p>Gerçi dostlar anmaktan uzaklar<br />
Benden onlara binlerce yâd olsun</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Git işine ey vâiz, ne bağırıyorsun</p>
<p>Yoldan çıkan benim gönlüm, sana ne oluyor</p>
<p>Allah&#8217;ın hiçten yarattığı belinde sevgilinin</p>
<p>Bir incelik var ki hiçbir kul çözemedi</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Uyan ey gözlerim, güvende kalmak imkânsız<br />
Bu uyku konağında durmadan akan selden</p>
<p>Sevgili apaçık geçiyor senin yanından amma Yabancılar görecek diye nikaba bürünmüş</p>
<p>Gül senin al yanağında terin lütfunu görünce Özlem ateşiyle yanıp yüreği gülsuyuna gark oldu</p>
<p>Kırlar ovalar yemyeşil gel de çıkarmayalım Sudan elimizi, çünkü dünya hepten seraptır</p>
<p>Beynimin köşesinde nasihate yer arama Çünkü doludur bu köşe çeng ve rebap sesiyle</p>
<p>Hâfız âşık ve rintse, güzele bakıyorsa ne olmuş Tuhaf halleri olmak gençlik çağının gereğidir</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Mutluluk makamı sıkıntısız ele geçmez<br />
Evet, elest sözleşmesi hükme bağladı belâyı</p>
<p>Vara yoğa üzülme gönlünü hoş tut<br />
Var olan her kemalin sonu yokluktur</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Hâfız, feleğin bahçesinde hazan rüzgârından incinme</p>
<p>Makul düşün dikensiz gül nerede</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Sâki, bayramın gelişi sana mübarek olsun<br />
Çıkmasın aklından verdiğin sözler</p>
<p>Şaşkınlık içindeyim, bu ayrılık günlerinde Dostları çıkardın gönlünden, buna gönlün nasıl elverdi</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Dedim ey güzeller sultanı bu garibe merhamet et</p>
<p>Dedi gönlün peşinde miskin garip yolunu kaybeder</p>
<p>Ona dedim bir an olsun gitme dur, dedi beni mazur gör</p>
<p>Naz içinde büyüyen, nasıl tahammül eder bunca garibin derdine</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Gönlüm harap oluyor sevgiliye haber verin</p>
<p>Aman ey dostlar, benim canım sizin canınız</p>
<p>Rabbim bu maksat ne zaman hâsıl olur da birlik olur</p>
<p>Derli toplu gönlümüzle sizin dağınık zülfünüz</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Güzelliğin ay ışığı parlak yüzünüzdendir Güzelliğin yüzsuyu çenenizdeki kuyudandır</p>
<p>Dudağa kadar gelmiş can seni görmek ister<br />
Geri dönsün mü çıksın mı nedir fermanınız</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>O gümüş endamlı sevgiliyi gören, artık çayırdaki selviye bakamaz.<br />
Hafız, nihayet günün birinde mutlaka muradına erişmek istersen, gece gündüz şiddetlere, mihnetlere sabret.</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Ey rüzgâr, yolun dostların bahçesine uğrarsa, sevgiliye selamımızı arz et,sakın unutma ve tarafımızdan</p>
<p>De ki: Adımızı niçin anmıyor, neden bizi kasten hatırdan çıkarıyorsun?<br />
Zaten anılmayacağımız bir zaman gelecek!</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Ey kerem sahibi sağlığa şükran olarak<br />
Şu zavallı fakiri bir gün olsun taltif et</p>
<p>İki dünya huzuru şu sözün tefsiridir:<br />
Dostlarla mürüvvet düşmanlarla mudara</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hafiz-i-sirazi-hafiz-divani/">Hâfız-ı Şirazi – Hâfız Divanı</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/hafiz-i-sirazi-hafiz-divani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Divan-ı Hulusi Darendevi&#8217;den Şerhler 2</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/divan-i-hulusi-darendeviden-serhler-2/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/divan-i-hulusi-darendeviden-serhler-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Apr 2021 20:28:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<category><![CDATA[Divan-ı Hulusi Darendevi]]></category>
		<category><![CDATA[Reşat Arslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilimcephesi.com/?p=25046</guid>

					<description><![CDATA[<p>Reşat ARSLAN Ey şehîd-i pâk-dil hep Ins ü cin ağlar sana Ser-te-ser mâtem tutup kevn ü mekân ağlar sana Beyit: Ey şehîd-i pâk-dil hep İns ü cin ağlar sana Ser-te-ser matem tutup kevn ü mekân ağlar sana 1 Sözün kıymeti onun içeriğinde saklıdır. İçerik olacak ki kelam değer bulsun. Bu anlamda beyitlerden hareket akıyor, hikmet [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/divan-i-hulusi-darendeviden-serhler-2/">Divan-ı Hulusi Darendevi’den Şerhler 2</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="wp-image-24665 aligncenter" src="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/09/ana-image-300x101.jpg" alt="" width="457" height="154" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/09/ana-image-300x101.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/09/ana-image-600x203.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/09/ana-image-768x260.jpg 768w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/09/ana-image-1024x346.jpg 1024w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/09/ana-image-1536x519.jpg 1536w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/09/ana-image-2048x693.jpg 2048w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/09/ana-image.jpg 1600w" sizes="(max-width: 457px) 100vw, 457px" /></p>
<p><strong>Reşat ARSLAN</strong></p>
<p><strong>Ey şehîd-i pâk-dil hep Ins ü cin ağlar sana Ser-te-ser mâtem tutup kevn ü mekân ağlar sana</strong></p>
<ol>
<li><strong>Beyit:</strong></li>
</ol>
<p><em>Ey şehîd-i pâk-dil hep İns ü cin ağlar sana </em></p>
<p><em>Ser-te-ser matem tutup kevn ü mekân ağlar sana 1</em></p>
<p>Sözün kıymeti onun içeriğinde saklıdır. İçerik olacak ki kelam değer bulsun. Bu anlamda beyitlerden hareket akıyor, hikmet damlıyor, canlanma zuhur edi­yor, ışık saçıyor, heyecan doğuyor, korku ve ümit birlikte görünüyor.</p>
<p>Her dil güzelliği bu kadar anlatamaz(dı).Sözcükler güdük, kifayetsiz kalırdı. Ancak ruhları ve dilleri tertemiz olanlar müstesna&#8230; Biliyoruz ki onların her bir kelimesi gönüllerin kasvetini siliyor, şifrelerini çözüyor, düğümlerini ilmek ilmek söküyor.</p>
<p>Şehit(ler), dillerin fazilet sıralamaktan bitap düştüğü, gözlerin ve gönüllerin taştığı bir yerde dururlar.Onlar tarihin kalbi, gözden dökülmüş nadide birer inci, insanlığın onurlu sicilleridir.</p>
<p>Şehit, kupkuru çöle düşen bir damla bengisu&#8230; Asırlardan beri yanıp tutu­şan, ayrılık acısıyla kavrulan yürek çölüne beklenen rahmettir. Nitekim bu beyitleri okurken kesif bir gurbeti yaşadığımı fark ettim. Beyitler alıp götürdü kalbine.</p>
<p>Maveradan esenlik düştü ruh iklimine. Zamanı aşan bu ses, bu his hiç şüphesiz şehitlerin tertemiz yüreklerinden dökülen ve kardan beyaz, imbik suyundan daha temiz olan latif sözleriydi. Bu gurbet; Kur&#8217;ân-ı Kerim, Hz. Peygamber (s.a.v) ve şehadet gurbetidir. Bu hasreti kalbinde, derununda bizzat yaşayan muhterem Ustad Hulûsi Efendi bütün yakı­cılığı ve yalınlığıyla bunu mısralara dökmüştür. Her mısra bir kitap, her mısra bir dünya, her mısra apayrı bir sevda&#8230; Beyitler İklimini, medeniyetini altın harfler­le yazdırmış necip bir milletin bakiyesidir adeta. Öteleri görüp idrak eden, der­yadaki muhtelif güzellikleri katre katre bize taşıyan, ufku irfanla dopdolu gök kubbenin en parlak yıldızlarını anlatan ki beyitler bu iklimi işmam etmiş, kutlu sevdaya yüreğini koymuş bir bahadırdan. Tevhid hakikatinin gür sedası, varlık ağacının güzide meyvesi, rızıklananların en hayırlısı&#8230; <em>&#8220;&#8230;Onlar Rableri katında diridirler rızıklanmaktadırlar. Allah&#8217;ın kendi fazlından onlara verdikleriyle sevinç içindedirler. Onlara arkalarından henüz ulaşmayanlara müjdelemeyi isterler ki onlara hiçbir korku yoktur mahzun da olacak değillerdir&#8230;.&#8221;2</em></p>
<p>Şehit; mücessem bir rahmettir. Bu ümmete verilen en üstün hediye&#8230;Top- rağın içindeki her şey çürümeye mahkûmdur. Ancak şehitler hariç&#8230; Toprak onlara yardır yarandır. Zira şehit, asil bir tohumdur. Öyle ki yağmur yüklü bulut­lar onlar için gözyaşı dökerler hüngür hüngür. Tomurcuklar bu minval üzere açarlar dudaklarını. İsrafil onlardan yana üfürmeye vazifedardır. Ülkelerinde diriliş meltemleri eser. Başkentlerinde baharlar eksik olmaz, güneşler batmaz, çiçekler ise hiç solmaz.</p>
<p>Şehitlerin mesajı harfsiz, kelimesizdir. Ama en etkili, en vurgulu beyanı onlardan işitir ve öğreniriz. Medeniyetin köşe taşlarını onlar koydu, döşedi. Hayatlarını her türlü bozuk söz ve davranışlardan arındırarak meleklerin dahi imrendiği bir atmosferde yaşadılar. Bu nazif iklimde nice gül ve laleler yetişti. Bu ihtişamlı tablo karşısında kimler ağlamadı ki, kimler ağlamaz ki? Aslında ağlayanların ağladıkları kendi hâlleriydi. O şehitler ki sevinç ve sürür içindeler. Öyle bir aşkın peşindeler ki zevali yoktur.</p>
<p>Gözyaşı, bağrı yanıkların deşarj olmalarını sağlayan bir iştir. Dünyada aşk ateşinin ızdırabını dindirirken hakikatte o bir cehennem iksiridir. Bir katresi, Nemrutun İbrahim&#8217;e yaktığı ateşleri güle çevirecek kudrettedir. Yani cehennem ateşini serinletecek yegâne ilaç&#8230; Ağlayanlar bu yüzden ağlıyor. Yerler ve gökler<em>de-</em> Kim imrenip ağlamaz ki?&#8230; Zira hayali dünyadan hakiki dünyaya geçerkenengin bir inançla Rahman a bağlı kalmışlar, ahitlerini hiç bozmamışlar ve teslimiyet hususunda üsve birer örnek olmuşlardır.</p>
<p>Şehitlerden, tertemiz dillerinden tertemiz rahmet damlaları düştü kara ve çorak topraklarımıza. Bereketlendi topraklar. Ruhlar dirildi, gönüller coştu. Şehit pırıl pırıl iman, ihlâs ve marifet ile engin bir ihsan şehri ve kutlu bir mek­teptir . Bu mektebin güzide öğrencilerine yaşarmayan göz neye yarar ki? Onlar ki her kelimeleri ihlâs ırmağında yıkandı. &#8220;Hu&#8221; süzgecinden geçti ve hakikatin künhüne kavuştu. Kendilerine gözyaşı dökmeyip kasvette kalanların, özlemleri­ni hissetmeyenlere, ümmet olmayanlara cemalini göstermezler. Yer ile göğün, insanlar ile cinlerin ağlayışları cemalullah ve muhabbetullah aşkındandır. Bu aşkı tadanlar ağlamadan duramazlar.</p>
<p>Evet, kâinat baştanbaşa bütün zerreleriyle ağlasın. Ağlasın ki insanlar ve cinler şahit olsun. Ha keza onlara da kâinat&#8230; Şehadete susamış gönüller rah­metle şereflendiler. En güzel şeref, en güzel madalya ve en güzel hayat onların oldu. Onlar ki karanlıkları izale eden alperenler, ehl-i beytin takipçileri ve istik­balin bengi taşlarıdır. Ne mutlu onlara&#8230;</p>
<p><strong>2.Beyit:</strong></p>
<p><em>Terk edip gitdin bu ilden yârını yârânını</em></p>
<p><em>Gam çekip yârân ü yârın her zamân ağlar sana</em></p>
<p>Aklı başında olan her insan bilir ki bu dünya fanidir, ölümlüdür. Dünya zevklerine dalıp ahiret hayatını unutmak ise zavallılıktır. Hiç şüphe yok ki şehit­ler ferasetli ve fetanetli insanlardır. Onlar dünyaya bel bağlamaz, ebedî hayat için hazırlık yapar, en şirin canlarını var edene feda etmekten perva etmezler. Onlar tefekkür sahibidirler. Yürekleri ötelere açıktır. Dünyanın aldatıcı, albenili durumlarına kanmaz, tuzaklarına düşmezler. Terk ettikleri yerin gittiği yerden daha hayırlı olmadığını kesin bildiklerinden sonsuz mutluluğu, geçici mutluluğa tercih etmezler.</p>
<p>Şehit, aşkın bir inançla Allah’a bağlı, benliğini ilahi iradede eriterek kamil bir şekilde teslim olmuştur. İradesini ilahi iradenin emrine vermiştir.İtiraz yok, şüphe yok, gam ve keder yok. Yürüdüğü yolda tereddüt etmeden, yalpalama­dan yürür. Bu ayet onları nede güzel betimliyor: <em>&#8220;Mü&#8217;minler ancak o kimseler­dir ki Allah&#8217;ı ve Rasûlünü tasdik eder ve sonra da hiçbir şüpheye düşmezler, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla mücahede ederler. İşte imanına bağlı, ger­çek mü&#8217;minler bunlardır.&#8221;<a name="_ftnref70"></a><a href="#_ftn70"><strong><sup>3</sup></strong></a></em> Evet, en ıssız, en kurak, en zor şartlarda dahi tesli­miyetin güzel örneklerini verdiler. Tarihe ses ve sevda oldular.</p>
<p>Ey dost, onlar ki terk eyledi dünya hayatını ve tercihlerini ukbadan yana koydular. Ayetleri harf harf, kelime kelime yaşadılar. Böylece birer ayet birer vesika oldular. Bu sırra arif müellifimiz gidenlerin değil kalanların nasıl bir ağıt yaktıklarını, yüreklerinin daraldığını, hayatın zahmetlerine katlandıklarını ve bu sebeple gözyaşlarını dile getirmiştir. Bu ahvalin tasvirini yaparken adeta çıkgel şimdi ey şehit! Hayata dair ne varsa senden, yüce ülkünden öğrendik. Aşka, adalete, merhamete en çok muhtaç olduğumuz şu demde bütün güzelliklerin kalbinde konuş(ansın). Uçsuz bucaksız çöl sıcaklığını, kasvetini, dayanılmaz acı­larını diriliş nefesinle farahlat, rahatlat. Bu hususu hücrelerinde hisseden üsta­dın her mısrası ansızın karanlığın orta yerine çöküp aydınlatıcı bir kandil oluve­riyor.</p>
<p>Gönül vuslatı arzular. Fıtratın da meylettiği bu&#8230; Nitekim birbirlerine &#8220;fise- bilillah&#8221; bağı ile bağlı olanlar ve yüreklerini sevgi, muhabbet, marifet yolunda turban etmeye namzet kimseler, şehadet meltemlerinin estiği diyarları, feyizli muhasebeleri çokça isterler. Bu erdemlilik nübüvvet güneşinden üzerlerine yağmakta olan nurani huzmelerdir. Ruh ısınıyor, iç âlem kıpır kıpır&#8230; Nübüvve­tin saf pınarından içtikçe güneşler çoğalıyor, yıldızlar hevenk hevenk oluyor ve nisan yağmurları düşüyor damla damla toprağa. Çünkü şehit ebedî âleme hic­ret ettiğinde toprağa değil meleklerin pak kucağına düşer. Onları cennete doğ­<strong>ru </strong>taşıyanlarda bizzat meleklerin kendisidir.</p>
<p>Şehit, kalbini İlâhî sevgiyle aydınlatmış cürümlerle kirletmemiş, iman, ibadet ve itaatle korumuştur. Bundan olsa gerektir ki dünyayı, içindekilerin! ve de Gevdiklerinin fani olduğunu yakinen müşahede etmiştir. Misafir olduğunu gaf­lete dalıp unutmamıştır. Baki olana güvenmiş ve gönül koymuştur. Bu sevda onu ötelere öte iklimlere taşırken bu ulvi sevdayı hakkıyla idrak edemeyenler sadece ağlarlar. Ah, vah ederek esef ederler. Oysaki kendilerine esef edip ah u <sub>vah </sub>etmeleri gerekir(di).Bu durumun nedeni iman zayıflığı, Rahman&#8217;a duyulan muhabbettin yetersizliğindendir. Çünkü Allah&#8217;a sevgi kutsal mektebin çekirde­ğidir ki bütün ahlâkî değerler ve hayat bu vadiden biçimlenir. Muhabetullah özü gereği insanı, bütün sonlu varlıkları aşan kendi içinde kutsî, sonsuz, iyi olana yönelmedir.</p>
<p>İnsanın hayatını anlamlı kılan kalbin yönelişleridir. Yani kalbimizin meyli nereye veya neye ise insanın hayatı da oraya doğru akar/akmaktadır. Öyleyse her fani bu dünyaya mal, makam için değil, aksine sevgililer sevgilisine yüreğini adamak, Onun hasretiyle hemhal olmak için gelmiştir. Zira kalbin huzur ve sü­rürü O&#8217;nu bilmek, O&#8217;nu tanımak, O&#8217;nu sevmek ve O&#8217;nun zikrinden lezzet almak iledir. Şehadet ise bu lezzetlerin en güzeli, ibadetlerin en makbuldür. Onlara ölüler&#8221; demeyiniz ki onlar Allah katında diridirler, sizin bilinciniz buna ermez şeklindeki emir bunu teyit etmektedir.</p>
<p>Evet, onlar baki olana kavuşmak için fani olanı boşadılar. Bunun neticesin idede pişman olmadılar. Çünkü gittikleri diyarda hem mutlu oldular hem de ölümsüz. Taptaze yüreklerinde ümit gülleri açtı. Sonsuzluğun libasını kuşanıp Sevgilinin cemalinde eridiler. Mucizelerin yeşil ülkesine sahip oldular.</p>
<p><strong>3.Beyit:</strong></p>
<p><em>Âşiyân-ı fânîyi şöyle koyup bî-derk ile</em></p>
<p><em>Sen beka buldun bu fânî âşiyân ağlar sana</em></p>
<p>Bu ne müthiş iman ve bağlılık&#8230; Çelik gibi ve sarsılmaz&#8230; Bu aslında kendini Allah&#8217;a teslim edip O&#8217;nun müşfik ve merhamet dolu kollarında, Hz. İbrahim pilesi gibi teslimiyetin verdiği lezzet ile yüreğinin sekinet bulmasıdır. Beden (memleketi sekineti bulunca tereddütlerden arınır. Taklidî imanı değil tahkikî imanı yaşar. Tüm eylem ve söylemlerinde Rasûlullah (s.a.v)&#8217;a tabi olur.</p>
<p>Şeytan vesvese ve tereddütlerle insanın ayağını kaydırmak için çalışır. Çünkü vesvese inancı kemiren zararlı bir faredir. Ateşe verir ibadet ve itikadı ancak ayaklarını isyanın siyah sularına daldırmadan, yüreğini şüphe kapılarına kapayarak yaratana derin bir inançla bağlı kimseler fani dünyanın aldatıcılığından vazgeçebilirler ki şehitler bu hususta tarihin en güzel örnekleridir. Tarih onların tertemiz ruhlarını, tertemiz gayelerini ve tertemiz destanlarını anlatır. Onlar dost meclisinin baş taçları, merhamet deryasının seyyahları, gönüllerin ilaçlarıdır. Yüreklerinde sefadan gayrisini barındırmazlar ki şüpheye düşüp isti­kameti yitirsinler. Onlar ki, her türlü fanilikten gönlünü arındırmış, içinde hiç sönmeyecek olan bir imanla yanıp tutuşan ruhunun derinliklerinde selameti taşıyan, daru selamın kucağına doğru koşan erdemin bekçileridir. Nedamet içine girmezler, sarsılmaz bir inançla yaşarlar. Belki bu yüzden fani cihan bir daha onlar gibisini göremeyeceğinden gözyaşı döker, matem tutar. Nitekim kerbela çölünde, susamış çocuk feryatları içinde, Zeynep&#8217;in kanayan ciğerlerin­de, gül kokulu Hüseyin ve yaranları bir bir veda ederlerken bu fani âlem, dağ, taş, bütün canlılar hep ağlayıp yas tutmadılar mı?&#8230;</p>
<p>Avuçlarda bir Zehra duası&#8230; Çadırlarda ise seccade ıslanır göz incileriyle. Fırat çaresizce başını taştan taşa vurarak akar ve ağlar. Çocuklar aç, çocuklar susuz&#8230; Titriyor yer ve gök. Gel gör ki çelikleşmiş bir imana sahip bu bahadırla­rın başları dik, yürekleri çok büyük&#8230; Görünürde görkemli, hakikatte ise zelil ve rezil olmaktansa Rahman&#8217;ın verdiği rütbe ile mutlu ve bahtiyardırlar. Tereddüt­süz bir şekilde Allah ve ceddinin uğrunda can verdiler. Güçlü imanları, Allah&#8217;a olan samimi bağlılıkları simalarında bir meşale&#8230; &#8220;&#8230; <em>Onların nişanları yüzlerin­deki secde izidir.&#8221;<a name="_ftnref71"></a><a href="#_ftn71"><strong><sup>[4</sup></strong></a></em> ayeti henüz inzal olmuş gibi onları, gül yanaklarını anlatı- yor.Evet, sîzler ebedî âleme göç ettiniz, ölümsüzlüğü tattınız ve ne yapabilir size ölüm?.. Şair Erdem Beyazıt ne hoş tasvir emiş bu ahvali: Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm / Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm. Elbet fani âlem ve içindekiler ağlayacak size. Çünkü yeryüzü sizden daha iyisini görmedi ve gör­meyecektir de.</p>
<p>Dil insanın ruhu, belki de iç varlığı, iç zenginliğidir. Yani insanın kendisidir. Bir önceki beyitte yar ve yaranının ağlayışları dile getirilmişken bu beyitte dün­yadakilerin yani âlemin kendisinin şehide nasıl ağladıklarını, sızılarını anlatmış­tır . Bir hakikat ancak bu kadar farklı ve güzel formatta anlatılabilirdi. Bu güzide üslubun kaynağı hiç şüphesiz Kurân-ı Kerim&#8217;dir. Buradan da anlıyoruz ki Kur&#8217;ân evliyaullahın sevgilisidir. Sevgilinin her bakışı, aklının güzelliğine, ruhunun leta- fotine, şiirlerinin akıllığına yön vermiş, dünya ve ahiret öpücüğü olmuştur. Gülün aşkı tabiata kevserdir. Şehidin aşkı ise cennete&#8230; O, bu aşiyanı terk ede­rek ruhunu ebedîleştirir. Müellif bu kutlu çabayı, sarsılmaz imanı, engin aşkı, tatlı bir buse ile sözcüklere dökmüştür. Her sözcük bir Ahsen-i takvim levhası…Ancak bu esrardan yoksun olan biz miskinler ağlamakla teselli bulmaya çalışırız.Tabii ağlayabilsek !..</p>
<p><strong>4.Beyit:</strong></p>
<p><em>Her yanı bend eylemişdi hüsn-i hâlin ey melek</em></p>
<p><em> Âleme hicrin beka verdi cihan ağlar sana</em></p>
<p>Bu beyitleri her okuduğumda gözlerimin önüne Uhut kahramanı Hz. Ham- za, Kerbela bahadırı İmam Hüseyin geliyorlar. Gökleri masmavi, ağaçları yem­yeşil, altın gibi parıldayan ve tebessüm eden simaları&#8230; Güneşin ardında bırak­tığı kızıllıkta, fecrin şafağında saklı duruyorlar ve hep salât ile selam veriyorlar. Kıyamdalar&#8230; Bembeyaz bulutlardan mehdinin tebessümü ile yansıyorlar yürek­lere. Öte taraftan yer ve gök ağlıyordu, matem tutmuştu bütün cihan. Ceylan­ların sevdalı nazarlarında hasretin adı yankılanıyordu. Yokluğun firkati âşıkların dilinde türkü olup dökülüyordu.</p>
<p>Işık oldular tarihe, bize, hepimize. Ufkumuzu aydınlatıp dünyamıza adaleti, aşkı, şefkati, yiğitliği getirdiler, miras bıraktılar. İhanetin kancık perdesini yırtıp kıyamın muştusunu verdiler. Bu yüzden selam duruyor melekler onlara saf saf. Melekler arştan iniyor ve ipek kanatlarıyla okşuyorlar mazlum muvvahit gönül­leri. Onurlu bir yaşam, imrenilecek bir tablo ile ressamların tuvallerinde yer alıp dağların doruklarını temsil ettiler. Hasretleriyle akar gözyaşları. Fırtınalar kopu­yor ve tatlı bir hazırlık alıyor bedenleri. Öteler ve zirveler&#8230; Nice nice güzel si­malar&#8230; Başlarında yemyeşil sarıklar, ellerinde doksan dokuzluk tespihlerle el sallıyorlar, göz kırpıyorlar.</p>
<p>Müellifimiz bir kelime ile mest ve cezb ediyor gönülleri. Gül bağından öyle bir gül deriyor ki aşka geliyor kâinat. Bütün kelepçeli diller ve eller açılıyor, hayret makamından bakıveriyorlar. «Hüsn-i hâlin ey melek&#8221; der. Ne güzel hâl değil mi?Bir güzellik a<sup>ncak bu kadar</sup> « kuşatıcı İfade edilebilirdi). Doyasiya kucaklamak geliyor insanın ta içinden,bağrından.Özlemleri yüze yansıyor,dilleri lal ediyor. Upuzun katran gecelerimize can, direncimize kuvvet, zemheri soğuklarında yollarımızın asil kardeleni oluyor.</p>
<p>Bu hâl öyle bir hâl ki âleme de ölümsüzlük katıyor. Bütün arzular coşuyor, yıkanıyor. Bütün kelepçeler açılıyor ve bütün engeller bir bir kalkıyor. Öyle bir gelişle geliyor ki yudum yudum şerbetini içiriyor ve gençliğini ak güvercinlerin kanatlarıyla sonsuzluğa uçuruyor.</p>
<p>Kulaklarımızda bir fısıltı&#8230; Ey şehit! Nice zorluklara rağmen umudu sen ye­şerttin. Yaşadıkların ve çektiğin çileler karşısında sana ağıt yakan dağlar, deniz­ler, göller, nehirler&#8230; Hıçkıran ağaçlar, dövünen topraktı. Ey melekleri de im­rendiren yeşil cennetlerin sahibi, sen hep müjde oldun Arafat ovasına, aşk ül­kesine. Senin o derin bakışlı gözlerinde her daim bir güneş, her daim bir umut arıyor gönül elçileri.</p>
<p>Ey hüsnü hâli çiçek olan, sana ısmarladık bütün güzel günleri, bütün onurlu yaşamları, bütün sımsıcak sevgileri. Biz acıların hepsini omuzladık ki daha önce nice gözyaşı döktük kara toprağa. Nemlenmiş topraklarda çiçeğe durmuş, kı­yama hazır birçok tomurcuğu sana emanet ettik. Sen yüreklere düşen cemre, evrensel bunalımı ortadan kaldıran iksir, ruhlarımızın acısını dindiren inkılâp nehrisin. Virane gönülleri İrem bağlarına, hayatı Firdevs renklerine çevirensin. Tahtını yüreklerimize kurdun. Gel ki karanlıklar def olsun, çağların kin duvarları yıkılsın ve benliğimiz yeniden dirilişi, şehadeti, Bedir&#8217;i, Hayber&#8217;i, Mus&#8217;abı, Ali&#8217;yi görsün. En narin, en saf, en temiz yürekleri&#8230; Böylece kuşatamazsın hiçbir engel bizi. Her şeye rağmen âlem ise sana ağlamaya devam etsin. Matemini tutma­yan kızgın çöl kumları ise yansın, kavrulsun.</p>
<p><strong>5.Beyit:</strong></p>
<p><em>Herkesin gönlünde yapmışdın muhabbetden ribât</em></p>
<p><em>Firkatin zehriyle hep pîr ü civân ağlar sana</em></p>
<p>Beyit şehitlerin büyük bir ruh ve seciyeye sahip olduklarını, yüreklerde taht kurduklarını, çerçevesi düşük kapılardan geçmediklerini, ayrılıklara yenik düş­mediklerini, darağaçlarında olsalar dahi dosta selam gönderdiklerini, kimsesiz<em>lerin</em> yanında yer aldıklarını veciz bir şekilde ifade etmiştir. Onlar ki öfkeyle kal- kıp zarar vermedikleri gibi öfkelerini hep yuttular. <em>&#8220;&#8230; Öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.<a name="_ftnref72"></a>5</em>İnsanlığın tarlasına muhabbet tohumunu ektiler. Mutluluk çağının gelişi için can oldular.Yüreklere sevgi serpen, kin ve düşmanlıkları ortadan kaldıran, belli bir çağın, belli bir ırkın, belli bir coğrafyanın adamı değil bütün bir ümmetin mutluluk umudu oldular. Zira muhabbet, bütün dünyayı satın alacak değerde büyük bir cevherdir. Bu cevher ile nice ruhları içinde bulundukları esfel durumdan kurtarmak mümkündür. Bu anlamda şehit, yüreklerin köprüsü, ayrılmış öğelerin birleştiricisidir. Göklerle yeri, madde ile ruhu, doğa ile kültürü, gerçek ile hayali, şuur dışı ile şuuru birleştirir.</p>
<p>Evrensel ve İlâhî bir dil&#8230; Ne yazılı nede sözlü dile ihtiyacı yoktur. İnsan ruhunun en latif ifadesidir. Belki bu yüzden en güçlü, en iyi iletişim yoludur. İnsana şahsiyet kazandıran, şahsiyete özgü ve ayırıcı hasletler oluşturan bir lisan&#8230; Kuşanılan kimlik, onur ve şehadet, aşk ve cihad, insanlığa örnek oluş­turmanın umudu, zalimlere karşı isyan ve direnişin andı, ismetin esenliğine&#8230;</p>
<p>Şehit, şehadet bozkırlarında açan çiçek, aşk kevseri, gönüllere ılık ılık süzü­len bir ışık huzmesidir. Bu öyle kutsî bir nurdur ki ayrılığı bile kâinata bekâ katı­yor, katıksız bir rahmet oluyor. Öte taraftan firakın tende açtığı arıkla genç de­likanlılar ile piri faniler hep beraber gözyaşı akıtmaktadırlar. Akıt ey göz, göz­yaşlarını. Ayrılığın zehiri depreşiyor kanım(ız)da. Buradan anlaşılıyor ki müellif aşk hasretiyle, ayrılık hüznüyle ağlayan bir mum haline gelmiştir. İmana dayalı medeniyet sitesini vücuda getirmek için çırpınmaktadır ve ruhunu saran iman kozasıyla sonsuzluk ülkesine sığınmaktadır. Çünkü tevhit yolunun yolcusu uyku, yumuşak yatak peşinde değildir. Kutlu Nebi’nin <em>&#8220;Ey Hatice artık uyku devri geç­ti&#8230;&#8221;</em> sözlerini emir olarak telakki eder ve yolculuğunu bu minval üzere sürdü­rür. Çok boyutlu bir yürüyüş&#8230; Fizikten fizik ötesini bütünleyen, enfüsi, deruni, irfani&#8230; Beyaz yastıklar kaygısız başımızı almasın diye feryat ediyor, uyarıyor, ümmete sesleniyor. Belki kimse göremedi o ağlamaklı yüreğini, belki de kimse anlamadı bu mânâ dolu beyitlerini. Ama yüreğindeki yangın yetiştirdi nice lale ve sümbülleri. Yatağını taşan bir ırmak, gerçekleriyle yüzleşen bir yürek, meç­hul gecelerin sultanı, tarihin sol anahtarı oldu.</p>
<p>Bir de ahh ölüm&#8230; Biz yaşamı çok severiz. Aklımızı da kurban ederiz, er­demlerimizi de. Hem de her koşulda severiz hayatı. Oysaki bitmez tükenmez hayat ve renk renk, desen desen güzellikler çok yakınımızda, bir adım ötemiz­de. Çok iyi bilmeliyiz ki ölüm, tükeniş değil diriliştir. Hele şehit&#8230; Rahman onlara &#8220;ölü&#8221; adını bile vermemiştir. Çünkü onlar sonsuzluğun elbisesini kuşanmışlar­dır. Körler ülkesinde görmenin zevkini yaşayan bahtiyarlardır.</p>
<p>Evet, şehit, tarihin yenileyici yüzüdür. Zira yenilenme, kendini aşma ve ileriye doğru hamle yapmadır. Vahiy rüzgârının daha gür, özgür esmesini sağ­lamaktır. Daveti ve bütün gayreti esenlik yurdunadır. Bu güzide söylem ve ey­lem karşısında ağlanmaz mı? İşte gençlerin de yaşlıların da ağıtı bundandır. Belki de ağıtların en güzeli, en anlamlısı&#8230;</p>
<p><strong>6.Beyit:</strong></p>
<p><em>Azm edince vasla can hâk-i vücûdun çün bu hâk</em></p>
<p><em>Sînesin çak eyledi ol bî-gümân ağlar sana</em></p>
<p>Azim ve vuslat&#8230; Bir kuşun iki kanatları gibi&#8230; Biri olmazsa uçamaz. Beyit, sevgiye, mutluluğa, ümide susamış toprakları anlatıyor. Çünkü bedenimizin aslı topraktır. Yüce yaratıcının ruhundan üflediği ve değer verdiği bir toprak. Şekil verdi, suret verdi, mukerrem kıldı. Akabinde kural koydu, akl etmesini, yüreğiy­le düşünmesini öğütledi. Zira biliyoruz ki kuralsız, ahlâksız bir sanat olamazdı. Aksi hâlde kuralı olmayan sanatın kuralını İblis koyar(dı). Toprağı nurlandıran, hayatı canlandıran, insanı kederlerden uzaklaştıran kuralların varlığıdır. Öfke­nin ve hırsın tahakkümüne girmeyen bir toprak hidayet ve iyiliğe eriştirir. Şehi­din hamuru bu topraktandır. Bu yüzden şehit, serazat bir disiplindir. Ne bülbül­ler onu anlatmada yeterli kaldı, nede dağları aşan yol&#8230; O bir yaprak yeşili kadar canlı, bir nehir kadar akışkan&#8230; Vadilere damla damla inişini anlatır. Bir çınarın gölgesinde ibretleri devşirir. Vuslatın hazzını tadarak gurbet türkülerini söyler­ken turab yüreğini kılıç darbeleriyle paralayarak ağlar da ağlar. Çünkü yürekle­riyle akletmeyenler neslin ve yeryüzünün bozguncularıdır. Kalplerimizi körelt­medikçe, inanç ve azmimizi hangi bozguncu kırabilir? Öyleyse kısa metrajlı bu hayat filminde dikeni var diye gülden uzak duramayız.</p>
<p>Türap yardır, yarandır onlara. Çünkü şehitlerin hamuru iyi topraktan karıl­dı, Tohum yeşerdi, ümit tazelendi, yağmuru kucakladı. Kimliğini kaybetmiş bir toplumun hüviyetini yeniden kazanmasında önemli rol oynar. Toprak vardır nice güzel bitkileri yetiştirir. Toprak vardır nice güzel tohumları çürütür. Şehidin toprağı çürüten değil yeşertendir, öldüren değil diriltendir. Nitekim bu anlam­da Hz. Ömer&#8217;in toprağını tahlil ettiğimizde onun aynı anda bir tek bedende İskender ve Aristo, Mesih ve Süleyman, Timur ve Anuşirvan,Ebu Hanife ve İb­rahim Ethem olduğu görülmektedir.Evet,bu toprak ne güzel bir topraktır.Bu toprağa ağlanmaz mı, bu toprak bağra basılmaz mı?.. Üstadın ümmet için arzu­ladığı, özlemini duyduğu ve övdüğü de bu toprak olsa gerektir. Tarihin bekledi­ği, zamanın müştak olduğu, sevdaya tutulduğu, sinelerin şerha şerha yarıldığı ve üzerine ağladığı da budur.</p>
<p>Ağla ey yürek ağla&#8230; Ağlamayan yüreğin taştan farkı ne ki?.. Şair Osman SARI ne güzel söylemiş: &#8220;Taş taş değil bağrındır taş senin/ Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin.&#8221;</p>
<p>Evet, ağlayalım ki ağlayışımız günahlarımızadır. Beden toprağımızı gözyaş- larıyla arındıralım kirlerden, kötülüklerden. Müellifimiz gibi bir ömür boyu ha­yatımızı hakikatin yoluna adayalım ki gönül ehline kavuşalım. Bir de hakikatin peşinde koşanlar asla yorulmazlar ve kaybetmezler. Çünkü hayatı aşk ile yaşar­lar ve umudu munbit toprağa ekerler. Aşk, asumanlara uçmaktır. Öyle ya, be­den toprağımızı aşk ile yoğurarak ruhun kanatlanması, vuslata ermesini sağla­yabiliriz. Bundan olsa gerektir ki Muhammed İkbal şöyle bir çağrıda bulunmak­tadır: &#8221; Gel ey aşk, ey gönlümün remzi, mânâsı, gel ey bizim tarlamız, mahsu­lümüz, gel bu balçıktan yaratılan insanlar artık eskidiler, köhneleştiler. Gel ça­murumuzdan yeni bir insan yap.&#8221; Yani vuslatı arzulayan beden toprağını temiz tutacak, Muhammed Mustafa&#8217;ya temessük edecek ve gönül paramparça da olsa sinesini o yüce sevdaya dölyatağı yapacaktır.</p>
<p><strong>7.Beyit:</strong></p>
<p><em>Çekdi zahmet bâğ-bân hüsnün bağından gül dere</em></p>
<p><em>Kim hazân aldı gülün gül bâğ-bân ağlar sana</em></p>
<p>Dünya hayatı imtihan hayatıdır. Ekin ekme diyarıdır. Kim ne ekerse onu biçecektir. Bahçıvan zahmeti çekmeden rahmete erişemez. Tevhit erleri dün­yada hep güzellikleri, iyilikleri ekmişlerdir. Yani Allah&#8217;a imanlarına zulüm karış­tırmadıkları gibi O&#8217;na karşı sorumluluk bilinci içinde hareket etmişlerdir. Çünkü iman, sabrı gerekli kılan bir eylem ve tahammülü icap ettiren asil bir çabadır. İmanın lezzetine erebilmek, kurtuluş ehlinin eri olabilmek için tertemiz bir gö­nül, berrak bir zihin, dupduru bir inancı gerekli kılmaktadır. Hiç şüphesiz gül yetiştirmek basit ve sıradan bir iş değildir. Bir kere bu işe niyetli ve donanımlı olmak gerekir. Nasıl ki bir evladın heyecanı ebeveynlerin yüreğinde henüz doğmadan başlar. Güzelliğin bağında bir gülü vücuda getirmekte böyledir. Her gül bahçıvanına birer emanettir. En kutsal emanetlerden&#8230; Tıpkı çocuk gibi&#8230; Nitekim Rasûlullah (s.a.v): <em>&#8216;çocuklar yaşam bahçesinin gülleridir.&#8221;</em>derken veciz bir benzetme ile çocuğun da, gülünde hassas olduklarını, bir o kadar da sevimli olduklarını, hayatın onlarla anlamlı olduğunu ifade etmiştir.</p>
<p>Bir buğday başağını yetiştirmek bir yılımızı, bir asma ağacını yetiştirmek üç yılımızı, bir insanı yetiştirmek ise en az otuz yılımıza mal olur. Öyleyse gülün kıymetini, yani şehidin değerini, şehadetini çok iyi bilmeliyiz ve onu hoyratça esen rüzgârlardan, zararlı gıdalardan muhafaza etmeliyiz. Aksi hâlde gül devşi- remeyiz. Burada müellif çok nadide bir anlatımla gül derken aslında şehidi ve onun şerefli öyküsünü dile getirmiştir. Şehit ve gül arasında bir paralellik kur­muştur. Her bahçıvan bir gülü yetiştirmek için binlerce dikene hizmetkârlık eder. Aynı şekilde bir davetçi de şehit gibi bir şahsiyeti meydana getirmek için yıllarını feda eder. Evet, bu kutsal ve zor bir vazifedir. Ammarlar, Hamzalar, Hüseyinler kolay yetişmedi ve kolayca da yetişmiyorlar. Onlar ki insanlığın sicili, diriliş kasırgası, özgürlük türküsü&#8230;</p>
<p>Güzelliğin bahçesi sevginin otağıdır. Rahman&#8217;a giden yolun adıdır. Sevgi, merhamet ve müsamaha ile gönülleri fethetmenin sırrıdır. Bu sırra erenler ta çağların karanlığından beri hayatı yolunda yürüten kahraman ve şehitlerdir. Bu anlamda her bahçıvan yani her davetçi bir kahramandır. Ödülü ise şehadettir. Güneşin doğuşu için nice yıldızlar kaydı dünyamızdan. Tıpkı bir gül yetiştirmek için nice dikenlere maruz kaldı bahçıvan. Bu hususta her şehit hem mermerdir, hem de onu yontacak olan heykeltıraş&#8230; Gerçek kişiliğini kazanmak için kıvıl-cımlar çıkaracak büyük çekiç darbelerini kendi cevherine indirmesi gerekmek­tedir.</p>
<p>Her bahçıvan bir davetçi her davetçi de bir bahçıvandır. Her ikisinin de işi kolay değildir, titizlik ve incelik gerektiriyor. Zira aklın önüne vahiy konulmadığı zaman hem istikamet kayb olur, hem de saadet mümkün olmaz. Öyleyse ruh­lardaki fazilet pınarlarını harekete geçirmeli, gönülleri kuraklıktan kurtarmalı ve bunun için de muhabbet tohumunu cömertlik toprağına ekmeliyiz. Aksi hâlde gülden de gül bahçesinden de söz edemeyiz.</p>
<p>Evet, gül yetiştirmek bahçıvanın Rahman&#8217;a yakınlaşmasına vesile olan gü­zel bir ameldir. Beraberinde fedakârlığı, teslimiyeti ve sadakati zorunlu kılmak­tadır. Bahçıvanın karşılaştığı engeller ne kadar zor/lu olsa da kesinlikle görevini bırakmamalı ve aksatmamalıdır. Aksi hâlde şehadetin kitabından sayfa düşür­müş olur.</p>
<p>Tevhit akidesinin yaşanmadığı her belde, heryer karanlıktır. Bütün bahçe­leri virane ve yıkıktır. Vahşi çöllerden farkı yoktur. Bahçıvan bu çölü bahara çevirmek, gülün hüznünü kaldırmak için ağlıyor, ağlıyor ki gözyaşlarıyla sulansın ve bahçe kurumasın.</p>
<p><strong>8.Beyit:</strong></p>
<p><em>Firkatınla kan döken ancak ki Hulusi değil</em></p>
<p><em>Devr edip döndükçe bu devr ü zaman ağlar sana</em></p>
<p>Öncelikle şunu belirtelim ki beyitlerin ikinci satırı nakarat gibi görünse de aslında üst üste konulan tuğlalar misali her biri ayrı bir boşluğu doldurmakta­dır. Beyitlere yüzeysel bakanlar ustanın yaptığı bu mahir işi tekrardan ibaret görürler. Bu mânâda tekrar yok, kulakları tırmalayan ve anlam derinliğini zede­leyen bir eksiklikte yoktur. Aksine her beyit farklı bir zenginliği, farklı bir ifade biçimiyle özgün bir anlatımla sunulmuştur. Her şeyden önemlisi de bir eseri kalıcı kılan hiç şüphesiz içindeki hakikatleridir. İşte ey dost, Hulûsi efendinin beyitleri hak ve hidayetin bizzat kendisidir. Gür bir seda, duru bir hitap ve gö- nülleri okşayan bir üslup&#8230; Ayrıca pek çok âlime göre yakınımızdadır. Eserleri elimizdedir. Kaynağın, Kur’ân&#8217;dan ve sünnetten alan bir gönül eri, hayatini hikmete ve irfana adamış bir insan, nesli Peygamber (s.a.v)&#8217;e ulaşan izzetli bir seyyid&#8230;</p>
<p>Zaman aktıkça, hayat var oldukça, güneş ve ay miatlarını doldurmadıkça kıyamet kopmadıkça herkes gibi ayrılığa, vefasızlığa zamanın kendiside ağlaya­caktır.</p>
<p>Hüzün ve ağlama, hak dostlarının en tabii hâlleridir. Çünkü Rahman&#8217;a vasıl olmanın biricik yoludur. Zaman diğer adıyla &#8220;dehr&#8221; bizzat kutsaldır. Nebî&#8217;nin kutsî ifadesiyle insanların gaflette oldukları nimetlerden biridir. Nitekim Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de zamana yemin edilmiş, kıymeti teyit edilmiştir. Yani zamanda Rah­man&#8217;a karşı vazifelidir. Zamanın ağlaması ise hüznün ifadesi, ayrılığın, acının büyüklüğündendir. Sadece bu zaviyeden bakılsa bile bu ve diğer tüm beyitler içe tesir eden, dibe temas eden bir derinliktedirler. Gönüllerde, bilinçlerde, dimağlarda iz bırakıyor.</p>
<p>Ayrılık hasretiyle arz ve arş ağlıyorsa, ıstıraptan damarları çatlıyorsa hiç şüphe yok ki hak âşığı, &#8220;ebed&#8221;e müştak, cemalullahı arzulayan nurlu ruh, hik­metli vicdan, inançlı sultan aşka, şehadete pervane olmaz mı? O ıstırap ki to­humu Tur-i Sina&#8217;da filizlendi, Faran dağlarında boy attı, Mekke&#8217;nin dikenli yolla­rında neş vu nema buldu.</p>
<p>Ölüm, sevgilileri birleştiren en güzel yoldur. Bu güzel yolu idrak etmiş üs­tadımız ölüme meydan okumaktadır. Ancak ayrılık ne kadar kurşun gibi ağırve zor olsa da ölüm gibi sır dolu bir bekleyişle bekliyor, ihlâsı kazanma inancıyla yüreğini sevdaya vakf ediyor. Büyük bir tevekkül hâli&#8230; Herkes kan dökebilir yani intikamını isteyebilir. Ama kutlu dualardan emdiği merhamet, adalet, rahmet nebisinden aldığı tedrisat onu bundan men etmektedir. İntikam yerine bağışlanmayı düstur ediniyor.</p>
<p>Zira Taif bağlarında gönüllere süzülen Nebî, ser­serilerce taşlanmıştı, mübarek ayakları kan revan olduğu hâlde beddua değil dua etmiş, onlar bilmiyorlar bilseydiler böyle yapmazlardı diye hüsnü zanda bulunmuştu. Orada ettiği şu dua o kadar anlamlı, o kadar yürek yakıcı ki ifade­ler nakıs kalıyor, kelimeler boğazımızda düğümleniyor: <em>&#8220;Allah&#8217;ım! Güçsüz ve çaresiz kaldığımı, halk nazarında hor görüldüğümü yalnız sana yakınıyorum. Ey merhametlilerin en merhametlisi! Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin. Sen ezilenlerin, hor görülenlerin Rabbisin. Beni kime bıraktın? Bana saldıran uzak bir düşmanın eline mi, yoksa işimi kendisine teslim ettiğim yakın bir dostun eline mi? Yeter ki bir gazabın olmasın bana,’ aldırmam çektiklerime. Ancak şuna inanıyorum ki, senin affın geniştir bana. Gazabına uğramaktan yahut öfkeni hak etmekten gökleri ışıklandıran, karanlıkları aydınlatan dünya ve ahiret işlerini ıslah eden yüzünün nuruna sığınırım. Hoşnut kalacağın kadar sana memnuniyetimi sunarım. Güç de senin kuvvet de senin.&#8221;<a name="_ftnref73"></a><a href="#_ftn73"><strong><sup>6</sup></strong></a></em></p>
<p>İşte o kutlu variste, nebinin izinde insanların kalbine sonsuz aşkı, ince ve derin hüznü, kalbi ihbar edecek vicdanı, iblisi mat edecek İhlâsı, elest bezmine sadık kalacak istikameti, teheccütten lezzet almayı ve secde izlerini öğretti. Bereketli hayatını bu doğrul­tuda ikame etti. Asla kine, husumete prim vermedi. Evet, böyle güzel insanlara ağıt yakılmaz mı? Dünya varoldukça Yasirlere, Hamzalara, Mûsâplara ağıt yakı­lacağı gibi Seyyid Hulûsi gibi kahramanlara da ağıt yakılacak, gözyaşı dökülecek­tir.</p>
<p>Zamanın pasını silen müşfik bir ses, kırağı düşmüş sakalıyla mütevazı bir şahsiyet, namaz sonrası sükûnete ermiş bir ruh hâli, dergâha gelişi yemyeşil bir gülşen bahçesi, hakkın parlak nidası, gözyaşının damla damla süzülüşü, taşıdığı kimlikle önder ve örnek bir kul&#8230;</p>
<p>Mazlumların babası, boynu büküklerin barınağı, imanlı halkın destanlaşan uleması, rengârenk çiçeklerin dili, mavi göklerin ve temiz beldenin tebessüm eden siması, aşk damarını harekete geçiren ülküsü, esaret altında ezilmiş ve tevhitten uzaklaşmış bedenlerin şifası, hasretin ve firakların gözyaşı&#8230;</p>
<p>Muvvahidlerin kalplerini süsleyen nadide bir çiçek, adı temiz, kendi temiz, /olu temiz bir adam&#8230; Gönül dünyamıza Muhammedi nuru taşıyan piri fani, tevhide adanmış kelimelerin şairi, Ebu zeri andıran yaşantısı, seherlerin bülbü- ü, karanlık dünyamızın mumu&#8230;</p>
<p>Evet, devr ü zaman ağlasın. Hem de hiç durmadan ağlasın* Zira kolay kolay gelmez bir daha böyle şahsiyetler. Ayrılığı bizim için ölüm(dü). Çünkü o, koca­man bir gönüldü. Aşk tapınağının minaresinde gururunu ayaklar altına almış, uzlet içinde sûfîlerin temiz güllerini koklamış, İsmail&#8217;in topuklarında çiçeklenen hayata razı olmuş ve Eyüp misali sabra bilenmişti.</p>
<p>Aşkı alnında taşıdı. Sevgiye çekilmiş bütün engellerin karşısında durdu. Herkese gönül sofrasını açtı. Öyle ki gülün duruşu gibi soylu ve sevgi yüklü idi. İkliminde yeşeren mısralar farklı ilhamlara kapı araladı. <em>O,</em> izzetin medarı, mü&#8217;minlerin umudu, sonsuz hakikatlerin nuru, bir şükür abidesi, her hâl ve ahvalde&#8230; Taşkınlık, hamlık, su-i edep etmez. Hayranlığını yüreğinde ve gözbe- beklerinde saklı tuttu. Meftunu olduğu sevda uğruna asla acıtmadı, incitmedi hiçbir yüreği. Firkatin hararetini alev alev içine çekti. Bütün közleri bağrında serinletti.&#8221;Hu&#8221; ve &#8220;Hayy&#8221; diyerek&#8230; Bu mü&#8217;min tavır onu/onları tarihe kandil yaptı. Tarih ve zaman var oldukça bu ışığı arayacak, bu ışığa ağlayacaklardır.</p>
<p>Bu adam tarihi, coğrafyayı, insanı ve bütün kâinatı oku(yor)du. Sırların sırrına vakıftı. Zira her beyit bunun açık bir delili ve ümit ile korku arasında gi­dip gelen bir şuur&#8230; Bu, samimi mecradan akıp gelen duygular sevgiye, mutlu­luğa, ümide susamış yürekleri canlandırıyor ve karanlığa, düşmanlığa, vicdan­sızlığa set çekiyor. İşte beyit, bu yönüyle diğer beyitlere vuslatın yolu, firkatin doğum sancısı, aşkın doğduğu kent ve hüsnü hatime oluyor.</p>
<p>Evet, müellifimiz irfanı kuşandı. Firakın acısına yenik düşmedi. Aşkın ve şehadetin şecaatini dağlara, ovalara saldı. Şimdi bu heybetin, bu mefkûrenin neşidesi dillenmektedir bütün asil yüreklerde. Bunu gören, bunu duyan herkes zaman ve mekân ile birlikte ağlıyorlar ve ağlayacaklardır da.</p>
<p>Divan-ı Hulusi Darendevi&#8217;den Şerhler &#8211; Kollektif,syf:317-332</p>
<p>Dipnotlar:</p>
<p><a name="_ftn4"></a><a href="#_ftnref4">[1]</a> Ateş, Es-$eyyid Osman Hulûsi, Dîvân-ı Hulûsî-i Dârendevî, (Haz. Prof. Dr. Mehmet Akkuş- Prof. Dr. Ali Yılmaz), Nasihat Yay., İstanbul, 2006, s. 16.</p>
<ol start="2">
<li><a name="_ftn69"></a> 3/Alİ Imran, 169</li>
</ol>
<p>3.49/Hucurat, 15</p>
<ol start="4">
<li><a name="_ftn71"></a> 48/Fetıh, 29</li>
</ol>
<p>5.3/Al-l Imran, 134</p>
<p><a name="_ftn73"></a>6.Zadü&#8217;l Mead, 2/123-124</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/divan-i-hulusi-darendeviden-serhler-2/">Divan-ı Hulusi Darendevi’den Şerhler 2</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/divan-i-hulusi-darendeviden-serhler-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yunus Emre &#8211; &#8216;Çıktım Erik Dalına&#8217;Şiirinin Açıklaması</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/yunus-emre-ciktim-erik-dalinasiirinin-aciklamasi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/yunus-emre-ciktim-erik-dalinasiirinin-aciklamasi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Dec 2017 13:58:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Çıktım Erik Dalına]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Kabaklı]]></category>
		<category><![CDATA[Yunus Emre]]></category>
		<category><![CDATA[Yunus Emre - 'Çıktım Erik Dalına'Şiirinin Açıklaması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=19627</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çıkdım erik dalına, anda yedim üzümü Bostan ıssı kakıdı, der ne yersin kozumu. Kerpiç koydum kazana poyraz ile kaynattım Nedir, deyip sorana bandım verdim özünü İplik verdim çulhaya sarıp yumak etmemiş Becit becit ısmarlar, gelsin alsın bezini Bir serçenin kanadın, kırk kağnıya yüklettim Çifti dahi çekmedi, şöyle kaldı kazını Bir sinek, bir kartalı salladı vurdu [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/yunus-emre-ciktim-erik-dalinasiirinin-aciklamasi/">Yunus Emre – ‘Çıktım Erik Dalına’Şiirinin Açıklaması</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/yunus-emre-ciktim-erik-dalinasiirinin-aciklamasi/images-3-37/" rel="attachment wp-att-19629"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-19629" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/12/images-3-1.jpeg" alt="" width="542" height="271" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/12/images-3-1.jpeg 542w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/12/images-3-1-300x150.jpeg 300w" sizes="(max-width: 542px) 100vw, 542px" /></a>Çıkdım erik dalına, anda yedim üzümü<br />
Bostan ıssı kakıdı, der ne yersin kozumu.</p>
<p>Kerpiç koydum kazana poyraz ile kaynattım<br />
Nedir, deyip sorana bandım verdim özünü</p>
<p>İplik verdim çulhaya sarıp yumak etmemiş<br />
Becit becit ısmarlar, gelsin alsın bezini</p>
<p>Bir serçenin kanadın, kırk kağnıya yüklettim<br />
Çifti dahi çekmedi, şöyle kaldı kazını</p>
<p>Bir sinek, bir kartalı salladı vurdu yere<br />
Yalan değil gerçektir, ben de gördüm tozunu</p>
<p>Bir küt ile güreştim, elsiz ayağım aldı<br />
Yıkıp bastıramadım göyündürdü özümü</p>
<p>Kaf Dağından bir taşı şöyle attılar bana<br />
Öğlelik yola düştü, bozayazdı yüzümü</p>
<p>Balık kavağa çıkmış zift turşusun yemeğe<br />
Leylek koduk doğurmuş, baka şunun sözünü</p>
<p>Yunus bir söz söylemiş, hiçbir söze benzemez<br />
Münafıklar elinden örter mâna yüzünü</p>
<p>YUNUS EMRE</p>
<p><strong>KAF DAĞINDAN BİR </strong></p>
<p>Yunus Emre’nin, hemen her hafızada biraz bilmece gibi kalmış kimilerince mizah tekerlemesi, kimilerince çocuk güldürmecesi sanılmış ünlü “şathiye&#8221;sini (tasavvufi taşlama) size anlatmaya çalışacağım.</p>
<p>Şiirde geçen canlı, plastik, hareketli unsurları. fakat bilhassa manaları açıklamak istiyorum. Çünkü bu şiir bir ma’na denizidir. Kulaç kulaç derinlikte, sırrına güç yetirilmez bir tasavvuf ummanıdır.</p>
<p>Tasavvufi ihtişamını anlatmak benim harcım değil. Hatta bugüne kadar, nice söz erleri arasında, anlatabilen de pek çıkmamış. Dergâhlarda, meclislerde yapılan sözlü şerhleri kaybolup gitmiş belki. Elimizde sadece Niyazi-i Mısrî&#8217;nin (Malatyalı, 17. yüzyıl tasavvuf şairi, Halveti tarikatının Mısriyye kolunu kurmuş, Bursa’da bu tarikatın şeyhi olmuş, Limni adasında ölmüş) tamam bir şerhi var. O da bakınız ne diyor:</p>
<p>&#8220;Bu fakir, biçare Mısrî’den Yunus Hazretlerinin bu dokuz beytini şerh ve beyan etmeyi, bazı dostlar istemişlerdi. Yazılıp, evrak arasında, sekiz ay kadar şöyle perişan kalmıştı. Sebebi o idi ki: Acaba Aziz&#8217;in (Yunus Emre&#8217;nin) muradı üzre oldu mu, olmadı mı?</p>
<p>Bir gece rüyamda Yunus Hazretlerini gördüm. Bu fakire güler yüz ve hoşnutlukla iltifat gösterip buyurdular ki. Benim o sözlerime yazdığın şerhi ortaya çıkar, fukara sebeplensin (fakir, bilgi arayıcı kimseler istifade etsinler)&#8221;</p>
<p>Şerh’in sonunda ise Mısrî, şiire olan hayranlığını şu sözlerle ortaya koymaktan kendini alamamıştır:</p>
<p>&#8220;Haddizatında, Yunus Emre&#8217;nin bu sözü gibi bir söz, gelip geçmiş şeyhler tarafından söylenmemiştir. Gerçi görünüşte alay ve istihzaya ve çocuk eğlencesine benzer. Ama içyüzüne gelince: Allah&#8217;ın gelinleri olan İlâhi sırların ve hakikat ma&#8217;nası olan bakirelerin, yüzlerini nâmahremden (yabancıdan) örtmek için çekilmiş duvak ve nikap gibidir. Tâ ki nâmahrem gözü görmeye ve eli ermeye..</p>
<p>Yunus Emre&#8217;nin şu beytinde söylediği çok doğrudur:</p>
<p>&#8220;Her bir âşık bu yolda bin türlü nişan vermiş<br />
Biri nişan vermedi, nişanımdan ileri&#8221;</p>
<p>Buzağının burnuna kirpi derisinden burunsaklık bağlarlar.. Hani, anası tepsin, emzirmesin diye. İşte bu şiir de öyledir: Nâmahrem olanlar (ham ruhlular) her beytin sütünü emmek istedikçe, onlara hakiki sütünü vermez, reddeder.</p>
<p>Bu kaside (şiir) gariplerin en garibidir. Benzeri gelmediği için de ancak Yunus Emre&#8217;ye mahsus olabilir. Allah o aziz&#8217;in sırrım takdis etsin!&#8221;</p>
<p>Şiirin tasavvufi olduğu kadar, insanlığı da anlatan sonsuz manaları, hayret verici mizahı, çarpıcı Türkçesi, bu Türkçeye verilmiş sonsuz bir ifade ve terkip gücü vardır. Gazel, (Yunus divanında) 13 beyit görünüyor. Fakat meşhur olanı dokuz beyittir. Nitekim Niyazi-i Mısrî de bu dokuz beyit üzerinde durmuştur. Şiirin tasavvufi manalarını anlatırken Niyazi&#8217;nin bu şerhinden istifade edeceğim. Şiirde başka değerler de bulmaya çalışacağım</p>
<p><em><strong>1.Çıkdım erik dalına, anda yedim üzümü </strong></em><br />
<em><strong>Bostan ıssı kakıdı, der ne yersin kozumu?</strong></em></p>
<p>Bu ilk beyit, bütün şathiyenin anahtarıdır. Daha iyi anlamak şu beytini de hatırlayalım:</p>
<p><em>Şeriat, tarikat yoldur varana </em><br />
<em>Marifet hakikat ondan içerü”</em></p>
<p>İşte bu beyitte “erik” (sırf dışı yenildiği ve içinde kocaman bir çekirdek bulunduğu) eder. şeriât&#8217;ı, zahiri (dış) bilgiyi temsil eder. &#8220;Üzüm&#8221; tamamı yenildiği ama yine de içinde ufacık bir yabancılık çekirdeği bulunduğu için tarikatlı, bâtıni (iç) bilgiyi anlatır. Ceviz (koz) ise, dış kabuğu atılıp özü yendiği için sırf hakikate misaldir.</p>
<p>Burada anlatılan şey: Bir insan şeriattan giderek tarikatla veya tarikat ‘ten yürüyerek marifet ve hakikate ulaşamaz. Bunların her biri ayrı yollar, ayrı yöntemler ister.</p>
<p>Burada anlatılan şey: Bir insan şeriattan giderek tarikata veya tarikatken yürüyerek marifet ve hakikate ulaşamaz. Bunların her biri ayrı yollar, ayrı yöntemler ister.</p>
<p>Şu halde, erik dalına çıkıp üzüm yemeğe kalkan kişi gülünç olur. Onunla da kalmaz, başkasının hakkına tecavüz etmiş sayılır. Nitekim &#8220;hakikat bahçesinin&#8221; sahibi olan &#8220;mürşid-i kâmil&#8221;, böyle bir kimseye kızarak, &#8220;sen ancak erik veya üzüm yemeğe ehliyetli olduğun halde benim kozumu ne hakla yiyorsun?&#8221; diye onu azarlar. Tıpkı hukuktan diploma alan birinin muayenehane açarak hasta bakmasına izin verilmeyeceği gibi.</p>
<p><em><strong>2- Kerpiç koydum kazana, poyraz ile kaynattım</strong></em><br />
<em><strong>Nedir? Deyip sorana bandım verdim özünü</strong></em></p>
<p>Bu beyitte, üşütücü, soğuk kelimeler, bir sıcaklığı, hattâ muhabbeti taklit yoluyla yapmak isteyen kişiyi yermek ve kınamak için kullanılmıştır. ’’Kerpiç” çamurdur, yenmez: yiyeni hasta da eder.</p>
<p>&#8220;Poyraz&#8221; yemeği pişirmeye değil ancak soğutmaya, dondurmaya yarar. Böyle olduğu halde&#8230; Bir işin (tarikat ve hakikatin da) yolunu yordamını öğrenmeden kendi kendine ustalık taslamaya &#8220;ermeye&#8221; kalkan kişi, işte böyle gülünç, münasebetsiz duruma düşer. Kazana koyduğu çamuru poyraz ile kaynatarak bir şeyler yapmış görünür.</p>
<p>&#8220;Ne o, ne pişiriyorsun?&#8221; diyene de ermiş gibi davranarak bir parça tattırır. Çünkü bir insan hüneri ne ise, ne yapabiliyorsa, karşısındakini de onunla kandırabileceğini zanneder. İnsan kendi kendisini aldatmasın bir kere&#8230;</p>
<p>Bu beyitte, Allah&#8217;ın ilhamı, mürşidin irşadı, ustanın bilgisi olmaksızın emeksiz, gayretsiz ve çilesiz çalım satmaya kalkışan ham ruhlu kimseler taşlanmaktadır.</p>
<p><em><strong>3- İplik verdim çulhaya, sarıp yumak etmemiş </strong></em><br />
<em><strong>Becit becit ısmarlar: Gelsin alsın bezini</strong></em></p>
<p>Bu beyitte &#8220;Çulha-bez dokuyucu&#8221; kâmil olmadığı halde, mürşitlik peşinde koşan, kendini etrafa öyle yutturan kişinin çevreye verdiği zarar ve ümitsizlik anlatılmaktadır. Burada &#8220;iplik&#8221; .olgunlaşmak üzere, mürşide, üstada gönderilen aday (talip)tir. Üstad geçinen kişi onun, dağınıklığını derleyip tek&#8217;e (vahdet) ulaştıran bir “yumak” yapacağına… Bunu kabiliyeti olmadığı için onu bol keseden “olmuş, ermiş” gibi göstermektedir.</p>
<p>Talipleri Allah’a bağlamak (ipliği yumak yapmak) sonra &#8220;insan-ı kâmil (dokunmuş bez) haline getirmek iddiasında iken, -onu boş yere oyalayan, sonra da vakti gelmeden ( becit becit) sen Tanrıya ulaştın&#8221; diyerek dervişini şımartan bir şeyhin (hocanın-ustanın) burada taşlandığı görülüyor.</p>
<p><em><strong>4- Bir serçenin kanadın, kırk kağnıya yüklettim </strong></em><br />
<em><strong>Çifti dahi çekmedi, şöyle kaldı kazını</strong></em></p>
<p>Bu beyitte serçenin kanadı, ermiş, yücelmiş kişileri temsil eder. Kırk kağnı ise, onu anlayamayan, çekemeyen, ham ruhlu, dar görüşlü kimselerdir. Hakikat ehli, kanatlıdır, &#8220;melekût âlemine&#8221; doğru uçan kanattır. Toprakta kalıp yürümeye gıcırdamaya mahkûm olan ise vergisiz fakat iddialı yaratıklardır.</p>
<p>Burada &#8220;serçe kanadı&#8221; manevi değerin, cevherin sembolüdür. Bir elmas cevheri ile sözgelişi seksen kağnı yükü kereste alınabilir. O zaman da (maddî manada) kırk kağnı (veya katır) serçe kanadının bahası olan bu yükü, gerçekten çekemez.</p>
<p><em><strong>5- Bir sinek, bir kartalı salladı vurdu yere </strong></em><br />
<em><strong>Yalan değil gerçektir, ben de gördüm tozunu</strong></em></p>
<p>Bu beyitte: Sinek (veya an) hiç dikkati çekmediği halde büyük olgunluk ve cevher taşıyan ermiş, olgun, Tanrı sevgilisi kişi için misâlidir. Kartal ise, yüksek mevki sahibi, çok zengin, gösterişçi, âlim geçinen, üstelik de olgun, ergin (fakir, perişan kılıklı) tarikat, hakikat ehlini hor gören kimseleri anlatır. Nitekim arı, bal yapan, kartal ise, gösterişine rağmen &#8220;leş yiyen&#8221; bir hayvandır.</p>
<p>Sineğin, kartalı nasıl yere vurduğu sorulursa: Bir ilim ve hakikat bahsi açılmış, yapılan tartışmada o fakir kılıklı olgun ve yetkin derviş gösterişçi (kartal) zatı, yerinden kalkamayacağı bir şekilde yenmiş, bilgisizliğini ortaya koymuştur.</p>
<p><em><strong>6- Bir küt ile güreştim, elsiz ayağım aldı </strong></em><br />
<em><strong>Yıkıp bastıramadım, göyündürdü özümü</strong></em></p>
<p>Bu beyit, arif ve olgun kişinin kendi nefsi ile mücadelesini ve bütün gayretine rağmen ona yenilişini ifade eder. Şehvet, para, mevki, gurur, refah gibi hırslara kaynak olan nefis, sürekli denetlemediği ve ezilmediği takdirde en kâmil insanları bile yerden yere vurabilir.<br />
Şairin &#8220;küt&#8221; dediği, kör kötürüm nefistir.</p>
<p>&#8220;Elsiz” dediği ise, ateşten, hırstan yaratılmış şeytandır. Onlar, irade ile güreşmekte ve bazen üstün çıkmaktadırlar. Yunus onları hakkiyle başaramadığı için, yüreğinin yandığını samimiyetle söylemektedir.</p>
<p><em><strong>7- Kaf dağından bir taşı şöyle attılar bana </strong></em><br />
<em><strong>Öğlelik yola düştü bozayazdı yüzümü</strong></em></p>
<p>Bütün yüce veliler gibi Yunus da, Allah&#8217;ın ilhamı ile (bazen) mânasını herkesin kolayca anlayamayacağı sözler söylemektedir. Çoğu evliya gibi, bu yüzden canı yanmış, anlayışsız kimselerin maddi, manevi taşlan, kendisine atılmış olabilir. Her çağda olduğu gibi, o zaman da, kendisini âlemin nizamını korumaya yetkili sanan ham ervahlar bulunmuş ve her düşünceyi, her hikmeti yasak etmeye çalışmışlardır</p>
<p>İşte Yunus Kaf Kafdağı&#8221; diye, burnu Kafdağı’nda olan bu beylik çiftlik bekçilerini alaya alıyor. Bunlar, bana da gurur dağlarından bir taş fırlattılar ama denk getiremediler. Taşları “öğlelik&#8221; (öğle güneşi savunmak altında) apaydınlık yola düştü. Neredeyse kendimi kalmadı. için “sır açmaya&#8221; mecbur edeceklerdi fakat lüzum kalmadı. Yüzümün perdesi sır hicabı bozulmadı.</p>
<p><em><strong>8- Batık kavağa çıkmış zift turşusun yemeğe</strong></em><br />
<em><strong>Leylek koduk doğurmuş, baka şunun sözünü!</strong></em></p>
<p>Beyitte vergili bir Allah yakını olmadığı halde kendisini öyle göstererek halkı aldatmaya çalışan, riyakâr ve cahil &#8220;mürşit&#8221; taslağının hali anlatılmaktadır. Balık, Allah bilgisi ve sevgisidir. Fakat onun yeri &#8220;birlik, vahdet&#8221; denizi olmak gerekirken burada &#8220;kavağa çıkmıştır.&#8221; Kavak sadece gösteriştir; boy pos demektir. Sahte mürşit (kavağa) kendini göstermeye çıkmış, orada &#8220;zift turşusu&#8221; yemektedir. Yani, hem kendine, hem de halka hoş gelmeyen, samimiyetsiz, temelsiz, basit şeyler söylemektedir&#8230;</p>
<p>Bu adamın halini Yunus &#8220;leyleğin, koduk (sıpa) doğurmasına benzetmekledir. Tasavvuf derinliği ve zevki ancak leylek gibi meçhule sefer eden ulu kuşlara yaraşır. Oysa bu teşbihte, onun yerine bir sıpa (koduk) almaya kalmaktadır. “Bakın şunun sözüne!“ diye eğlenmektedir.</p>
<p><em><strong>9-Yunus bir sor söylemiş, hiçbir söze benzemez</strong></em><br />
<em><strong>Münafıklar elinden örter mana yüzünü</strong></em></p>
<p>Bu beyit, bütün şiir için bir açıklama, ipucu vermektedir. Yunus, her sırrın, herkese açıklanamayacağını belirterek, bu şathiyedeki gibi üstü kapalı (sembolik) konuşmayı tercih ettiğini söylemektedir. Bu üslup &#8220;erenler meclisi&#8221; ne uygun düşmekte ve münafıkların şerri de böyle önlenmektedir.</p>
<p>AHMET KABAKLI (Tercüman, 23 Kasım 1975)</p>
<p>Liseedebiyatı.com</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/yunus-emre-ciktim-erik-dalinasiirinin-aciklamasi/">Yunus Emre – ‘Çıktım Erik Dalına’Şiirinin Açıklaması</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/yunus-emre-ciktim-erik-dalinasiirinin-aciklamasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ben ağlamayayım kim ağlasın?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/ben-aglamayayim-kim-aglasin/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/ben-aglamayayim-kim-aglasin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Dec 2017 13:05:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Ben ağlamayayım kim ağlasın?]]></category>
		<category><![CDATA[Divan-ı Hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[Hoca Ahmed Yesevi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=19396</guid>

					<description><![CDATA[<p>217. Hikmet Doldu ömür kadehi, ben ağlamayayım kim ağlasın? Şeytan gönül hemhanesi, ben ağlamayayım kim ağlasın? Kılmaz nasihat hiç kimse, isyan ile oldu işim, Böyle geçip günah işim, ben ağlamayayım kim ağlasın? Katı günah oldu işim, cehennemde oldu yerim, Ahir gazab kılsa Kerim, ben ağlamayayım kim ağlasın? Kur’an yazısını görmez gözüm, ayet-hadis değil sözüm, Kulum [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ben-aglamayayim-kim-aglasin/">Ben ağlamayayım kim ağlasın?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://ilimcephesi.com/ben-aglamayayim-kim-aglasin/images-6-15/" rel="attachment wp-att-19397"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-19397" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/12/images-6.jpg" alt="" width="310" height="318" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/12/images-6.jpg 310w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/12/images-6-292x300.jpg 292w" sizes="(max-width: 310px) 100vw, 310px" /></a></strong></p>
<p><strong>217. Hikmet</strong></p>
<p>Doldu ömür kadehi, ben ağlamayayım kim ağlasın?<br />
Şeytan gönül hemhanesi, ben ağlamayayım kim ağlasın?</p>
<p>Kılmaz nasihat hiç kimse, isyan ile oldu işim,<br />
Böyle geçip günah işim, ben ağlamayayım kim ağlasın?</p>
<p>Katı günah oldu işim, cehennemde oldu yerim,<br />
Ahir gazab kılsa Kerim, ben ağlamayayım kim ağlasın?</p>
<p>Kur’an yazısını görmez gözüm, ayet-hadis değil sözüm,<br />
Kulum desem, yalan özüm, ben ağlamayayım kim ağlasın?</p>
<p>Ne buradadır oruç-namaz, ne hayr, ihsan ve niyâz,<br />
Yok hakikat, hayrı niyâz, ben ağlamayayım kim ağlasın?</p>
<p>Nefsim beni ateşe koyar, her lahza tenden can alır,<br />
Derdim deva bulmadan kalır, ben ağlamayayım kim ağlasın?</p>
<p>Şeytan düşmandır bana, nasıl söyleyim “yâ Rabbena”,<br />
Ya Rab, sığınırım sana, ben ağlamayayım kim ağlasın?</p>
<p>Yiğitlik kuvveti gitti, ihtiyarlık nöbeti yetti,<br />
Geldi yakın ecel derdi, ben ağlamayayım kim ağlasın?</p>
<p>Tutunca ölüm camı şarab, ev-barkı eyleyen harab,<br />
Vah hasretlik, ilel-ebed, ben ağlamayayım kim ağlasın?</p>
<p>Eğer yüz yıl mühlet verir, ecel sonunda karşı gelir,<br />
Cana kara günler koyar, ben ağlamayayım kim ağlasın?</p>
<p>Dünya işidir bir taraf, nefsimdir düşman hepsi,<br />
Ahirettir hasret yeri, ben ağlamayayım kim ağlasın?</p>
<p>Eyledim hep, hata ve günah,<br />
kaldım ne yapayım inciden mahrum,<br />
Gönlümde yoktur zerre nur, ben ağlamayayım kim ağlasın?</p>
<p>Hakdır Kerim ya Ekram, Kul Hoca Ahmed, yeme gam,<br />
Perişanlık anbean, ben ağlamayayım kim ağlasın?</p>
<p>Hoca Ahmed Yesevi &#8211; Divan-ı Hikmet</p>
<p>http://www.divanihikmet.net/hikmet217.html</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ben-aglamayayim-kim-aglasin/">Ben ağlamayayım kim ağlasın?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/ben-aglamayayim-kim-aglasin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölüm ve Hesap Günü</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/olum/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/olum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Dec 2017 09:31:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Divan-ı Hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[Ecel]]></category>
		<category><![CDATA[Hesap Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Hoca Ahmed Yesevi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=19371</guid>

					<description><![CDATA[<p>105. Hikmet Azrail birgün gelir şiddet ile Sıcak bedenden aziz canı vermek gerek Beş günlük geçici ömrü elden çıkarıp Çare bulmadan ahir bir gün ölmek gerek Oğul-kızın ağlayıp kalsa feryad edip Mal ve mülkün burada kalsa şaşkın olup Düşmanların sevinçlenir seni görüp Boynunu sunup uzanarak yatmak gerek Miras diyerek baş-ayağını bağlayalar Sıcak suyu başdan döküp [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/olum/">Ölüm ve Hesap Günü</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://ilimcephesi.com/olum/images-2-48/" rel="attachment wp-att-19372"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-19372" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/12/images-2.jpg" alt="" width="350" height="250" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/12/images-2.jpg 350w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/12/images-2-300x214.jpg 300w" sizes="(max-width: 350px) 100vw, 350px" /></a></strong></p>
<p><strong>105. Hikmet</strong></p>
<p>Azrail birgün gelir şiddet ile<br />
Sıcak bedenden aziz canı vermek gerek<br />
Beş günlük geçici ömrü elden çıkarıp<br />
Çare bulmadan ahir bir gün ölmek gerek</p>
<p>Oğul-kızın ağlayıp kalsa feryad edip<br />
Mal ve mülkün burada kalsa şaşkın olup<br />
Düşmanların sevinçlenir seni görüp<br />
Boynunu sunup uzanarak yatmak gerek</p>
<p>Miras diyerek baş-ayağını bağlayalar<br />
Sıcak suyu başdan döküp yıkayalar<br />
Dört taraftan yavaş yavaş tutalar<br />
Altı karış bezden kefen eylemek gerek</p>
<p>Cenazeni büyük-küçük kaldırsalar<br />
Kabristana bakıp seni yürütseler<br />
Yetmiş yerde soru sorsa melekler<br />
Bir bir onun cevabını vermek gerek</p>
<p>Ahalinin mezarında imareti<br />
Görün orada türlü türlü alameti<br />
Kabir adlı kıyamet penceresini<br />
Siyasetli eve varıp girmek gerek</p>
<p>Girip görsen karanlık yoktur ışık<br />
İçi dolusu hasretdir ateşli ayrılık<br />
O gün sana kim eyleye sana yardım<br />
Ta kıyamet tan atana kadar yatmak gerek</p>
<p>Ömrün sonunda olacaktır bir gün tamam<br />
Bu iş ile gitsen eğer selam &#8220;yurdu&#8221;<br />
Helali bırakıp yemiş olsan daima haram<br />
Azabını gidip orada çekmek gerek</p>
<p>Kul Hoca Ahmed tevbe eyle ölmeden önce<br />
Al yanağın kabirde yatıp solmadan önce<br />
Yılan-çıyan kabrin içine dolmadan önce<br />
Kaza kılsa razı olup durmak gerek</p>
<p><strong>106. Hikmet</strong></p>
<p>Kara gündür o saat ki dünyadan sefer eylesen<br />
Kadın-evlâd, mal ve mülkün hepsinden geçer olsan</p>
<p>Seni koymaz ecel aslâ, ne kadar hükmün geçerli olsa;<br />
İdare ile alemi eğer altın ve yakut eylesen</p>
<p>Muhassıldır ahaliye ecel tıpkı askerler gibi;<br />
Gazap ile alır canını, ne kadar inlesen</p>
<p>Olmuştur herkese ferman ölümün şerbetini içmek;<br />
Kaçıp ondan kurtulmazsın, ne kadar ondan çekinsen</p>
<p>Ahalinin mezarına varıp bir bir temaşa eyle<br />
Ölülerden ibret almak gerek bağrını kebap eylesen</p>
<p>Her zaman iyilik eyle, gidersin işbu dünyadan;<br />
Kıyamet yüz suyuna gerek ciğerini kan eylesen</p>
<p>Allah emrini tutan olur o evliyâlardan;<br />
Olursun evliyâlardan, riyâzeti çokça eylesen</p>
<p>Sevinme mal ve mülküne, kurutur bu ecel sonunda<br />
Kara yere girersin sonunda, ne kadar kâr ve kazanç eylesen</p>
<p>Hoca Ahmed kötülük ile hayatını eyleme zâyi;<br />
Olursun Hazret’e lâyık, eğer seherde ibadet eylesen</p>
<p>&#8230;</p>
<p><strong>Hesap Günü</strong></p>
<p><strong>112. Hikmet</strong><br />
&#8220;Külli men aleyha fan&#8221; ayetinde<br />
Bir Allah’dan başka mahluk ölür imiş<br />
İsrafil Sűr’u alıp üflediğinde<br />
Kabirden yeni deri giydirilerek yanar imiş</p>
<p>Elli bin yıl kabir başında durduğunda<br />
Ondan sonra Arasat’a sürdüğünde<br />
Yalın baş ve çıplak ayak yürüdüğünde<br />
Adem oğlu deli gibi olur imiş</p>
<p>Önce hesap eyleyince taharetden<br />
İkinci hesap eyler namazından<br />
Üçüncü hesap eyler helal-haramından<br />
&#8220;Ben-ben&#8221; diyen şaşkın olup kalır imiş</p>
<p>Hesabı yapıp yürütünce mahşere doğru<br />
Ahali adım atınca çaresiz hepsi<br />
Apaçık orada görünce cehennem ateşini<br />
&#8220;Aman&#8221; diye çığrışarak durur imiş</p>
<p>Bütün ümmet yüzyirmi bin saf olunca<br />
Etraflarında melekler saf tufunca<br />
&#8220;Eyne’lmefer&#8221; nidasını ulaştırınca<br />
Kaçıp kurtulmak olmaz deyip söyler imiş</p>
<p>O vakitde çağrı gelince &#8220;Vemtazül yevm&#8221;<br />
O günde korunak olunca namaz-oruç<br />
Aklın ve şuurun gidip orada kalmayınca idrak<br />
Dil suskun olup konuşamadan kalır imiş</p>
<p>Bütün halklar Adem Ata’ya doğru ardınca gidince<br />
&#8220;Ey babamız şimdi bizi kolla&#8221;deyince<br />
&#8220;Ruhsat yok, benden geçti evlat&#8221; deyince<br />
&#8220;İbrahim&#8217;e gidelim&#8221;deyip söyler imiş</p>
<p>İbrahim&#8217;e gidip söyleyince Adem Ata<br />
&#8220;Şefaat eyle bunlara sen hepsi hata&#8221;<br />
O da der &#8220;Sizden yakın Adem Ata&#8221;<br />
&#8220;Musa tarafına gidelim&#8221;deyip söyler imiş</p>
<p>Musa deyince &#8220;-Rabbi erini-&#8221; dedim o gün<br />
Acizlikten çıktığım yoktur işte bugün<br />
Gidelim Muhammed&#8217;e olup mahzun&#8221;<br />
Hepsi Hazret’e doğru gider imiş</p>
<p>Musa deyince &#8220;Ya Muhammed ayak bas<br />
Ümmetlerin cehennem içinde yok oldu&#8221;<br />
Muhammed’de iba eyleyip durunca o an<br />
Musa bırakmayınca birlikte varır imiş.</p>
<p>Tacını alıp kısıp koyup arş altında<br />
Feryad edip ağlayıp durunca işte o günde<br />
&#8220;Ya Kadir, Ya Gafur&#8221; dediğinde<br />
&#8220;Ya Habibim başını kaldır&#8221;deyip söylerimiş</p>
<p>Alıp gel ümmetini dergahıma<br />
Bağışlayım hepsini ben sizlere<br />
Dahil eyleyim hepsini cennetime&#8221;<br />
Böyle diyerek Hakk’tan nida gelir imiş</p>
<p>Zahid, abid, has kullardan, alimleri<br />
Alıp gelince dergahına işte bunları<br />
Rabbim der ki &#8220;Ya Muhammed asiler hani?&#8221;<br />
&#8220;Asi layık değil&#8221; deyip söyler imiş</p>
<p>Âsi-cafi layık&#8221;deyince &#8220;rahmetime&#8221;<br />
Yine der &#8220;Dahil edeyim ben onları cennetime<br />
Günahlarını bağışlayım hepsini sana&#8221;<br />
Rasul memnun olup gelir imiş</p>
<p>Musa ile Râsulullah yürüyüp gelince<br />
&#8220;Asi-cafi ümmetlerim! Yürüyün&#8221; deyince<br />
&#8220;Günahlarınızı affeyledi Kadir, Hayy&#8221;<br />
Cennet içine önden gelip girer imiş</p>
<p>Kul Hoca Ahmed kıyametten söyledi bunu<br />
Hikmet eyleyip ahaliye yaydı bunu<br />
Ulu ulu kitaplardan söyledi bunu<br />
Okuyandan dua talep eder imiş</p>
<p><strong>Ölüm Elçisi Geldi,Hazırlığını Niye Yapmazsın?</strong></p>
<p><strong>189. Hikmet</strong></p>
<p>Ölüm elçisi geldi, hazırlığını niye yapmazsın?<br />
Sakal-saçın ağarmış, hazırlığını niye yapmazsın?</p>
<p>Bedeninde kalmadı kuvvet, vücudunun tamamı zahmet,<br />
Onlardan almadan ibret, hazırlığını niye yapmazsın?</p>
<p>Ölümün elçisi geldi, sana şimdi haber verdi,<br />
Sana ne oldu, gelip hazırlığını niye yapmazsın?</p>
<p>Kamu yaranların gitti, gösterdi kokusunu tüttü,<br />
Gelip yer koynunda yattı, hazırlığını niye yapmazsın?</p>
<p>Bu dünyayı niye sevdin? Yanlış yaptın, hata kıldın,<br />
Hani ukbaya ne kıldın, hazırlığını niye yapmazsın?</p>
<p>Bu tenden canın almağa, melek geldi ayırmağa,<br />
Seni koymaz dem vurmağa, hazırlığını niye yapmazsın?</p>
<p>Kul Hoca Ahmed, ne iş kıldın? Özünü esirgedin,<br />
Bu dünyaya aldanıp yığdın, hazırlığını niye yapmazsın?</p>
<p><strong>Kuşku Yoktur,Kıyamet Günü Gelir,Dostlar</strong></p>
<p><strong>190. Hikmet</strong></p>
<p>Kuşku yoktur, kıyamet günü gelir, dostlar,<br />
&#8220;La uksimu bi yevmil-kıyameh&#8221; deyip söylemedi mi?<br />
Özünü Baki, özgeleri fani bilin,<br />
&#8220;Küllü şey’in helikün&#8221; deyip söylemedi mi?</p>
<p>Cümle canlar yer koynuna ahir girer,<br />
Mengü, Baki, Kadir İzim özü kalır.<br />
Zamane ahir olsa, gök yarılır,<br />
&#8220;İzas-sema’un-şekkat&#8221; deyip söylemedi mi?</p>
<p>Kıyametin alameti sayısızca geçer,<br />
Kelamullah mâna yazıp, yazı açar.<br />
Bulut kükreyip, yer tebrenip, dağlar kaçar,<br />
&#8220;Yevme tercifur-racifeh&#8221; deyip söylemedi mi?</p>
<p>Allah bilir kime rahat, kime azab,<br />
Kadir İzim kadı olup sorar hisab.<br />
Vah hasret, bende nasıl verir cevab,<br />
&#8220;Yevme yekumül-hisab&#8221; deyip söylemedi mi?</p>
<p>Kul Hoca Ahmed söyler gece-gündüz, yâ Rab, seni,<br />
Hıçkırıp ağla, aşkın ile gece-gündüz<br />
Bulur bende yürüse daima isteyip seni,<br />
&#8220;Fetlubni tecidni&#8221; deyip söylemedi mi?</p>
<p>Hoca Ahmed Yesevi &#8211; Divan-ı Hikmet</p>
<p>http://www.divanihikmet.net</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/olum/">Ölüm ve Hesap Günü</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/olum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Işitip salat-selam söyleyin dostlar&#8230;</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/isitip-salat-selam-soyleyin-dostlar/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/isitip-salat-selam-soyleyin-dostlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 Dec 2017 15:38:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Divan-ı Hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[Hoca Ahmed Yesevi]]></category>
		<category><![CDATA[Salat-u Selam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=19365</guid>

					<description><![CDATA[<p>80. Hikmet Ey dostlar, bildireyim Hakk Resulû&#8217;nden Ümmet olsan, işitip salat-selam söyleyin dostlar. O büyük ve küçük alemler için rahmettir Ümmet olsan, işitip salat-selam söyleyin dostlar. Allah&#8217;ım armağan eyledi O’na Mirac Rahmet denizi dolup aşırı dalgalandı Koydu O’nun başı üzere “la-emrük&#8221; tac; Gerçek ümmetseniz; işitip salât selâm söyleyin dostlar Önce Cebrail alıp geldi O’na Burak; [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/isitip-salat-selam-soyleyin-dostlar/">Işitip salat-selam söyleyin dostlar…</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://ilimcephesi.com/isitip-salat-selam-soyleyin-dostlar/images-1-76/" rel="attachment wp-att-19367"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-19367" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/12/images-1.jpg" alt="" width="259" height="194" /></a></strong></p>
<p><strong>80. Hikmet</strong></p>
<p>Ey dostlar, bildireyim Hakk Resulû&#8217;nden<br />
Ümmet olsan, işitip salat-selam söyleyin dostlar.<br />
O büyük ve küçük alemler için rahmettir<br />
Ümmet olsan, işitip salat-selam söyleyin dostlar.</p>
<p>Allah&#8217;ım armağan eyledi O’na Mirac<br />
Rahmet denizi dolup aşırı dalgalandı<br />
Koydu O’nun başı üzere “la-emrük&#8221; tac;<br />
Gerçek ümmetseniz; işitip salât selâm söyleyin dostlar</p>
<p>Önce Cebrail alıp geldi O’na Burak;<br />
Burak&#8217;a binip kıldı Hazret bin tumturak;<br />
Burak uçup havalandı hinde&#8217;l-Irak;<br />
Gerçek ümmetseniz; işitip salât selâm söyleyin dostlar</p>
<p>Aksa’ya varıp indi görün orada Server;<br />
Yığıldılar bütün ruhlar, O peygamber<br />
Mübarek nefes verdi ruhlar orada yekser<br />
Gerçek ümmetseniz; işitip salât selâm söyleyin dostlar</p>
<p>Cebrail alıp o Hazreti havalandı;<br />
O Sidretü’l-müntehâ’ya ulaştılar hemen<br />
Mustafa’yı Cebrail eyledi güzel ser-efraz<br />
Gerçek ümmetseniz; işitip salât selâm söyleyin dostlar</p>
<p>Makamından geçemeyip Cebrail kaldı;<br />
Yularını o Mikail gelip aldı;<br />
Son zamanda Mikâil yorulup kaldı;<br />
Gerçek ümmetseniz; işitip salât selâm söyleyin dostlar</p>
<p>O İsrâfıl O&#8217;nu alıp uçtu cennete<br />
O makamda Resûl eytedi değişik bir sefer<br />
O hem kaldı makamında eyleyip figan<br />
Gerçek ümmetseniz; işitip salât selâm söyleyin dostlar</p>
<p>Arş&#8217;a bakıp adım attı Resűlulah;<br />
Naleyni koyayım dedi Hakk Mustafa;<br />
Nida geldi: Naleyn ile sen adım at ha;<br />
Gerçek ümmetseniz; işitip salât selâm söyleyin dostlar</p>
<p>Hakk tarafından nida geldi: &#8220;Erini beni<br />
Ey Habib’im, bana yakın gel beri<br />
Mahrem eyleyim has sırrıma şimdi seni&#8230;<br />
Gerçek ümmetseniz; işitip salât selâm söyleyin dostlar</p>
<p>Hakk&#8217;a bakıp adım attı Resûlullah;<br />
Hak’tan başka kimse yoktur orada yoldaş<br />
Böyle makam kimseye yok, vallah-billah<br />
Gerçek ümmetseniz; işitip salât selâm söyleyin dostlar</p>
<p>Gerçek ümmetsen, bu sözleri iyi bilip al;<br />
Bu sözler seçkin ümmete bal benzeri<br />
Münafıka uymaz bu söz, gelir melal;<br />
Gerçek ümmetseniz; işitip salât selâm söyleyin dostlar</p>
<p>Münafıklar şüphe edip oldu münkir<br />
Sabaha cehennemde dimağından çıkar bil duman<br />
Sonra duyulan pişmanlıktan sana ne fayda<br />
Gerçek ümmetseniz; işitip salât selâm söyleyin dostlar</p>
<p>Mustafa&#8217;nın Mirac&#8217;ına sal kulak;<br />
Kim işitse, gönlü olur hoş sudan ak;<br />
Gerçek ümmetsen, işitip ağla pınar misali<br />
Gerçek ümmetseniz; işitip salât selâm söyleyin dostlar</p>
<p>Allah dedi: &#8220;Konuk olup geldin bana;<br />
Ne kadar olsa, hâcetini söyle bana;<br />
Eyleyip hoşnud hâcetini vereyim sana&#8230;&#8221;<br />
Gerçek ümmetseniz; işitip salât selâm söyleyin dostlar</p>
<p>Resűl dedi: &#8220;Dilediğim asi ümmet;<br />
Belağattan kırk yaşını kıl rahmet;<br />
Ey Allah&#8217;ım, Sen&#8217;den rahmet, benden şefkat&#8230;&#8221;<br />
Gerçek ümmetseniz; işitip salât selâm söyleyin dostlar</p>
<p>Dilediğini kabul eyledim, ya Hakk Rasûl;<br />
Senin söylediğini kabul eyledim, olma melül;<br />
Çok çok dile, hâcetini eyleyim kabul&#8230;&#8221;<br />
Gerçek ümmetseniz; işitip salât selâm söyleyin dostlar</p>
<p>&#8220;Kırktan öte elti yaşı eyledim talep<br />
Kimsesiz, yetim, ağlayıp geldim sana bakıp;<br />
Gözümü diktim, ey Allah&#8217;ım, sana ağlayıp&#8230;&#8221;<br />
Gerçek ümmetseniz; işitip salât selâm söyleyin dostlar</p>
<p>&#8220;Elli yaşı verdim sana, ya Mustafa;<br />
Dönüp dile, benim hâcetleri verenim<br />
Çokça dile, her ne desen, vereyim sana&#8230;&#8221;<br />
Gerçek ümmetseniz; işitip salât selâm söyleyin dostlar</p>
<p>&#8220;Ey Allah&#8217;ım, altmış yaşı söyledim sana;<br />
Sen kudretli, ben güçsüz, geldim sana;<br />
Boyun sunup geldim senin dergâhına&#8230;&#8221;<br />
Gerçek ümmetseniz; işitip salât selâm söyleyin dostlar</p>
<p>Allah dedi: &#8220;Hacetini söyledin bana;<br />
Hoşnud ol şimdi benden ya Mustafa;<br />
Ben razıyım sen de benden ol razı&#8230;&#8221;<br />
Gerçek ümmetseniz; işitip salât selâm söyleyin dostlar</p>
<p>Rasûl dedi: &#8220;Şimdi dileyeyim yetmiş yaşı;<br />
Gam çamuruna batıp kalan aralaşı;<br />
Ümmetim deyip ben içmedim doyup aşı&#8230;&#8221;<br />
Gerçek ümmetseniz; işitip salât selâm söyleyin dostlar</p>
<p>&#8220;Yetmiş yaşın havalesini eyle bana;<br />
Kıyamet günü rahmetimi saçayım ona;<br />
Gönlün ferahlasın, inayetim şimdi sana&#8230;&#8221;<br />
Gerçek ümmetseniz; işitip salât selâm söyleyin dostlar</p>
<p>&#8220;Yetmiş yıldır bana kul, sana ümmet;<br />
Çoluk-çocuk için çeken sıkıntı ve külfet;<br />
O kuluma ben vermem aslâ zahmet..&#8221;<br />
Gerçek ümmetseniz; işitip salât selâm söyleyin dostlar</p>
<p>&#8220;Yetmiş, seksen, doksan yaşa yetse kulum,<br />
Bağışlayıp onun günahını yok eyleyim<br />
Ümmetinin gamı gitsin, ol gamsız&#8230;&#8221;<br />
Gerçek ümmetseniz; işitip salât selâm söyleyin dostlar</p>
<p>&#8220;Kul yaşlansa, Hoca verir berat yazısı<br />
Kulum verse, ben vermesen, bana ayıp<br />
Ey Habîb im, hoşnud ol, sen ol şad .. &#8221;<br />
Gerçek ümmetseniz; işitip salât selâm söyleyin dostlar</p>
<p>Ey kardeş, mürik sözü yalan söylemez<br />
Dini süstrak münafıklar neler demez;<br />
O ezelden tire bahtlıdır, özge gelmez;<br />
Gerçek ümmetseniz; işitip salât selâm söyleyin dostlar</p>
<p>Ey kardeş, münafığa olma yakın<br />
Kim yakındır, başı üzere yüz bin külfet;<br />
Baştan ayağa münafığın ziyan, zahmet;<br />
Gerçek ümmetseniz; işitip salât selâm söyleyin dostlar</p>
<p>Hikmet eyledi Mirâc sözünü Kul Hoca Ahmed<br />
Şükür Allah, Mustafa’ya eytedi evlâd<br />
Arslan Baba&#8217;m hurma verip eyledi sevinçli<br />
Gerçek ümmetseniz; işitip salât selâm söyleyin dostlar</p>
<p>Hoca Ahmed Yesevi &#8211; Divan-ı Hikmet</p>
<p>http://www.divanihikmet.net/hikmet80.html</p>
<pre></pre>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/isitip-salat-selam-soyleyin-dostlar/">Işitip salat-selam söyleyin dostlar…</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/isitip-salat-selam-soyleyin-dostlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Divan-ı Hikmet&#8217;te Peygamber Efendimiz (s.a.v)</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/divan-i-hikmette-peygamber-efendimiz-s-a-v/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/divan-i-hikmette-peygamber-efendimiz-s-a-v/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Nov 2017 17:49:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Divan-ı Hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[Divan-ı Hikmet'te Peygamber Efendimiz (s.a.v)]]></category>
		<category><![CDATA[Hoca Ahmed Yesevi]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Muhammed]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=19344</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hoca Ahmed Yesevi 36. Hikmet Muhammed&#8217;in bilin zatı Arabtır Tarikatın yolu bütün edeptir. Hakikat bilmeyen insan değildir Biliniz hiçbir şeye benzemezdir. Bilin bi-çün olur hem bi-çigüne; Va bi-şübhe olur hem bi-nemune Kahırlansa, eyler yer ile yeksan; Olmakta zelzele yer ile gökler. Rahmet eylese, biliniz, rahmeti var; Verir olsa, tükenmez nimeti var. Muhammed&#8217;i tarif eylesem kemine, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/divan-i-hikmette-peygamber-efendimiz-s-a-v/">Divan-ı Hikmet’te Peygamber Efendimiz (s.a.v)</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="http://ilimcephesi.com/divan-i-hikmette-peygamber-efendimiz-s-a-v/images-149/" rel="attachment wp-att-19345"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-19345" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/images-4.jpg" alt="" width="400" height="283" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/images-4.jpg 400w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/images-4-300x212.jpg 300w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" /></a></em></p>
<p><em>Hoca Ahmed Yesevi</em></p>
<p><strong>36. Hikmet</strong></p>
<p>Muhammed&#8217;in bilin zatı Arabtır<br />
Tarikatın yolu bütün edeptir.</p>
<p>Hakikat bilmeyen insan değildir<br />
Biliniz hiçbir şeye benzemezdir.</p>
<p>Bilin bi-çün olur hem bi-çigüne;<br />
Va bi-şübhe olur hem bi-nemune</p>
<p>Kahırlansa, eyler yer ile yeksan;<br />
Olmakta zelzele yer ile gökler.</p>
<p>Rahmet eylese, biliniz, rahmeti var;<br />
Verir olsa, tükenmez nimeti var.</p>
<p>Muhammed&#8217;i tarif eylesem kemine,<br />
Anasının adı bil Amine:</p>
<p>Babasının adı Abdullah&#8217;tır<br />
Anadan doğmadan ölmüştür.</p>
<p>Muhammed&#8217;i dedesi korumuştur<br />
Çıplak açları yoklayandır.</p>
<p>Dedesi biliniz Abdulmuttalib;<br />
Gönülde saklayınız iyi bilip.</p>
<p>Dedesinin babası idi Hâşim;<br />
İşitince akmakta gözde yaşım.</p>
<p>Biliniz dördüncüsüdür Abdulmenaf;<br />
Onları bilse her kim, gönlüdür sâf.</p>
<p>Rasûl&#8217;un bilse her kim dört ceddini,<br />
Kıyamette gezer sekiz cennetini</p>
<p>Babası yedi yaşında ölmüştür;<br />
Rasül&#8217;u amcasına vermiştir.</p>
<p>Ebu Tâlib Ali&#8217;nin babasıdır;<br />
Bütün Arabların büyüğüdür.</p>
<p>Ebu Talib olmakta iş başında,<br />
Muhammed oturur daima karşısında</p>
<p>Muhammed&#8217;in yaşı on yedi oldu;<br />
Ki o vakit Hatice O&#8217;nu gördü.</p>
<p>Muhammed&#8217;i bilin ki şahin misali<br />
Hatice O&#8217;nu görüp olmakta ağlamaklı</p>
<p>Hadice gönlünde O&#8217;nu sevmektedir<br />
Muhammed aşkında içi yanmaktadır.</p>
<p>Gece gündüz diler O&#8217;nu Allah&#8217;tan;<br />
Biliniz sonunda buldu muradın.</p>
<p>Görünüz Allah&#8217;ın işini<br />
Muhammed bakmakta iken devesini,</p>
<p>Hadice&#8217;ye Rasul çâker olmuştur,<br />
Bu sebeple bil sen O&#8217;nu almıştır.</p>
<p>Hadice&#8217;nin Allah bahtını açmıştır;<br />
Rasul&#8217;un baçına inciler saçmıştır.</p>
<p>Rasul&#8217;un yaşları kırka varmıştır,<br />
Ki ondan sonra Allah&#8217;dan vahy yetmiştir.</p>
<p>Ki ondan sonra Muhammed oldu sultan<br />
Rasul&#8217;un gönlünde yâr oldu Allah.</p>
<p>Muhammed işini Allah yazdırdı;<br />
İnsanların hepsi iman getirdi.</p>
<p>Rasul&#8217;un başında oldu imâme;<br />
Kemal buldu otuz üç bin sahabe.</p>
<p>Rasul&#8217;a hepsi hizmet eylemektedir<br />
Edep ile yürüyüp izzet eylemektedir</p>
<p>Rasul önüne bir yetim gelmiştir<br />
Garip ve müptelâyım deyip söylemiştir.</p>
<p>Rahim eyledi Rasul onun haline;<br />
Dileğini onun verdi eline.</p>
<p>Rasul dedi ona: &#8220;Ben de yetimim;<br />
Yetimlikte, gariplikte yetişmişim.&#8221;</p>
<p>Muhammed dediler: &#8220;Her kim yetimdir,<br />
Biliniz, o benim has ümmetimdir.&#8221;</p>
<p>Yetimi görseniz, incitmeyiniz;<br />
Garibi görseniz, dağ etmeyiniz.</p>
<p>Yetimler bu cihanda ezilmiştir<br />
Gariplerin işi zordur..</p>
<p>Gariplerin işi daima riyazettir<br />
Diri değil, garip ölü gibidir.</p>
<p>Allah&#8217;a garipler bellidir<br />
Garibi sabah akşam sormuştur.</p>
<p>Tarif eylesem, Ali Allah&#8217;ın arslanıdır<br />
Ki kılıç ile kâfiri kırmaktadır.</p>
<p>Kâfirleri eyler imana dâvet;<br />
Vermektedir her zaman İslâm&#8217;â kuvvet.</p>
<p>Ki mümin olanını alıp gelmektedir;<br />
Kabul kılmayanını kırıp gelmektedir.</p>
<p>Ki kılıç ele alıp binse Düldül&#8217;e<br />
Düşmektedir kâfirler kavmine velvele</p>
<p>Elindeki silahı Zülfikar&#8217;ı,<br />
Savaşanda uzar kırk arşın.</p>
<p>Ali&#8217;nin var idi on sekiz oğlu;<br />
Onun her hangisidir büyük tuğlu,</p>
<p>Ali İslam için kanlar yutmaktadır;<br />
İslam&#8217;ın tuğunu sıkı tutmaktadır.</p>
<p>Hoca Ahmed bil garibliğe düşmüştür<br />
Rasul evladına sözler katmıştır</p>
<p><strong>37. Hikmet</strong></p>
<p>&#8220;El-kezzabu lâ ûmmeti&#8221; dedi, bilin Muhammed;<br />
Yalancılar kavmini ümmet demez Muhammed.</p>
<p>Doğru giden kulunu, Hakk&#8217;ın arayıp yolunu,<br />
Doğru yürüyen kulunu ümmet diyecek Muhammed</p>
<p>Her kim &#8220;Ümmetim&#8221; dese, Rasûl işini bırakmasa<br />
Şefaat günü olsa, mahrum bırakmaz Muhammed.</p>
<p>Tanrı Teala sözünü, Rasulullah sünnetini<br />
İnanmayan ümmetini ümmet demez Muhammed.</p>
<p>Ümmetim diye yürürsün, buyruğunu yapmazsın,<br />
Nasıl ümit tutarsın, orada sormaz Muhammed</p>
<p>Müşküldür âsi kul, ümmet demese orada,<br />
Rezil olur mahşerde, ümmet demez Muhammed.</p>
<p>Ümmetim der Muhammed, gerçek söylese KulAhmed,<br />
Sabaha olsa kıyamet mahrum bırakmaz Muhammed</p>
<p><strong>38.Hikmet</strong></p>
<p>Allah nuru, Allah dostu o Mustafa<br />
Kimler için geldi Rasul bildiniz mi?<br />
Allah selamı, Allah zikri Hakk Mustafa<br />
Kimler için geldi Rasul bildiniz mi?</p>
<p>Kimler için yaşlı eyledi gözlerini<br />
Ümmet için yanık eyledi özlerini<br />
Ümmet olsan anla bu sözlerini<br />
Kimler için geldi Rasul bildiniz mi?</p>
<p>Ağlaya ağlaya yüz gözleri şişti görün<br />
Kıyamda durup ayakları şişti görün<br />
Ümmet için kaygı sıkıntı çekti görün<br />
Kimler için geldi Rasul bildiniz mi?</p>
<p>Ey dostlar bunu bilir ümmet hani<br />
Eğer bilsen ondan fazla nimet hani<br />
Kıyamet günü ondan geçen şefkat hani<br />
Kimler için geldi Rasul bildiniz mi?</p>
<p>Ümmet olup Rasul değerini bildiniz mi?<br />
Ten-can ile sünnetlerini yaptınız mı?<br />
Rasul için ağlayıp inleyerek geçtiniz mi?<br />
Kimler için geldi Rasul bildiniz mi?</p>
<p>Heyhat heyhat saadetdir o Mustafa<br />
Heyhat heyhat ganimettir o Mustafa<br />
Heyhat heyhat inayettir o Mustafa<br />
Kimler için geldi Rasul bildiniz mi?</p>
<p>Kul Hoca Ahmed söyler sözünle dilim kefa<br />
Ümmetlerim eyle vefa kılma cefa<br />
Ümmetine böyle dedi Hakk Mustafa<br />
Kimler için geldi Rasul bildiniz mi?</p>
<p><strong>39. Hikmet</strong></p>
<p>Bizden sonsuz selam ya Mustafa Muhammed<br />
Tahiyyat-ı bîşumar ya Mustafa Muhammed</p>
<p>Ya Rasuller Efendisi, ya Nebilerin sonuncusu<br />
Ya sapıtmışların doğrultucusu ya Mustafa Muhammed</p>
<p>Ya &#8220;Eyyühel müddessir&#8221; Hakk dedi &#8220;Kumfaenzir&#8221;<br />
&#8220;Ve rabbike fekebbir&#8221; ya Mustafa Muhammed</p>
<p>Yüce hazrettesin keremli gurbettesin<br />
Peygamberlerin öncüsü ya Mustafa Muhammed</p>
<p>Sen&#8217;sin Halık&#8217;ın sevgilisi, Hakk dergahına layık<br />
Yaratılmışların özü ya Mustafa Muhammed</p>
<p>İnsan varlığının aslı, rasul ve nebilerin sonuncusu<br />
Gizli niyaza mahrem ya Mustafa Muhammed</p>
<p>Kabe-kevseynin tubası, kevneyn bağının ayı<br />
Herkese kurret ayneyn ya Mustafa Muhammed</p>
<p>Arş ve kűrsiden aşan Hazret&#8217;ine ulaşan<br />
Doksan bin niyaz söyleyen ya Mustafa Muhammed</p>
<p>Yer gök yürür mamurundur, sahabeler manzurun<br />
Bütün ümmet mağfurun ya Mustafa Muhammed</p>
<p>Her kime olsa meylin kaldırır Hakk azabını<br />
Alem senin tufeylin ya Mustafa Muhammed</p>
<p>Her kim sana sığınır cehennemden o kurtulur<br />
Cennet&#8217;e doğru yollanır ya Mustafa Muhammed</p>
<p>Canımı feda eylesem hoşnudluğunu alsam<br />
Üzüntü yoktur ölsem ya Mustafa Muhammed</p>
<p>Gerçi çoktur günahım affedesin Allah&#8217;ım<br />
Sensin benim sığınağım ya Mustafa Muhammed</p>
<p>Ya Rab nasıl eyleyim şefaatini alayım<br />
Ümmetinden olayım ya Mustafa Muhammed</p>
<p>Ümmetinden olanlar şefaatini alanlar<br />
Cennet ehli olanlar ya Mustafa Muhammed</p>
<p>Ahmed&#8217;in muradı sensin zikri ve yadı sensin<br />
İşlerin anahtan sensin ya Mustafa Muhammed</p>
<p><strong>40. Hikmet</strong></p>
<p>On sekiz bin âleme server olan Muhammed;<br />
Otuz üç bin ashâba rehber olan Muhammed.</p>
<p>Çıplaklık ve açlığa kanaatlı Muhammed;<br />
Asi, câfi ümmete şefaatlı Muhammed.</p>
<p>Geceleri yatıp uyumaz, tilâvetli Muhammed;<br />
Garip ile yetime mürüvvetli Muhammed.</p>
<p>Yoldan azan günahkara hidayetli Muhammed;<br />
Muhtaç düşse herkese, kifayetli Muhammed.</p>
<p>Ebu Cehl ve Ebu Leheb&#8217;e siyasetli Muhammed;<br />
Melâmetin sabunu, selâmetli Muhammed.</p>
<p>Namaz, oruç kılıcı, ibadetli Muhammed;<br />
Dinmeyip tesbih söyleyici, riyazetli Muhammed</p>
<p>Lanetli, lanetlenmiş şeytana siyasetli Muhammed;<br />
Şeriatın yoluna inayetli Muhammed.</p>
<p>Tarikate yol gösterici, iradetli Muhammed;<br />
Hakikate mukteda, icazetli Muhammed.</p>
<p>Duaları müstecap, icabetli Muhammed;<br />
Kötülüğe iyilik, kerametli Muhammed.</p>
<p>Tevfik veren zâlime, celaletli Muhammed;<br />
Secde kılan eğilip, itaatlı Muhammed.</p>
<p>Beş vakit namaz olduğunda imametli Muhammed;<br />
Mirâc aşıp vardığında şehadetli Muhammed.</p>
<p>Arş ve Kürsü pazarı, inayetli Muhammed;<br />
Sekiz cennet sahibi velayetli Muhammed.</p>
<p><strong>41.Hikmet</strong></p>
<p>Miskin Ahmed kuluna kitabetli Muhammed;<br />
Yetim, fakir, garibe sehavetli Muhammed.</p>
<p>Başıma düşüp nara-ı sevda-ı Muhammed<br />
Ben onun için yolunda şeyda-ı Muhammed</p>
<p>Kim ümmeti ise durmadan hamd ve sena söyler<br />
Ya Samed eyle beni nisva-ı Muhammed</p>
<p>Gönlüme koyup aşk sevdasını Allah&#8217;ım<br />
Eyle beni sen aşık-ı yekta-ı Muhammed</p>
<p>Mecnun misali geçirip iki cihandan<br />
Divane eyleyip eyle beni rüsva-ı Muhammed</p>
<p>Öldür, yandır, her sıkıntıyı gönder<br />
O ceza günü eyle beni şeyda-ı Muhammed</p>
<p>Herzaman ümmet derdini yedi, yemedi nimet<br />
Kerametidirsin hani gamha-ı Muhammed</p>
<p>Ümmet diyerek gece gündüz yedi hasret<br />
Göğsünden çıkarır pûrhun-ı dilha-ı Muhammed</p>
<p>Ümmetin günahını dileyip o Şahların Şahı<br />
O ceza günü yok bizde perva-ı Muhammed</p>
<p>Vazgeç herşeyden ara Muhammed&#8217;in rızasını<br />
Vallahi bulasın anında göya-ı Muhammed</p>
<p>Sen&#8217;den dileğim budur ey Halık<br />
Koy kulağıma benim gevga-ı Muhammed</p>
<p>Ben savrulayım hoş kereminden senin Allah<br />
Bir damla tatdır bana derya-ı Muhammed</p>
<p>Yol verici Rahman-Rahim, Gafur ve Settar<br />
Kılma beni pişman-ı gümrah-ı Muhammed</p>
<p>Bir damla su o elest kadehinden bana bağış<br />
Eyle olayım hamdine dânâ-ı Muhammed</p>
<p>Kara yüzünü sür Pir-i Kâmil&#8217;in ayak izine<br />
Lutfetse verir dide-i bina-ı Muhammed</p>
<p>Maksadıma erdir beni ey Halik<br />
Ben talibiyim zülf-ü semen sa-ı Muhammed</p>
<p>Yûzden kaldırıp perdeyi Miskin&#8217;e doğru bak<br />
Ben o kuluyum o muy-ı siyah pa-yı Muhammed</p>
<p>Miskin Yesevi arzu-ı ravza-ı Hazret<br />
Olur mu müyesser hak-i kef i pa-ı Muhammed</p>
<hr />
<p><strong>205. Hikmet</strong></p>
<p>Hak teala habibi, yâ Mustafa Muhammed,<br />
Dertliklerin tabibi, yâ Mustafa Muhammed.<br />
İzhar kıldı Adem’e, Adem’den ta Hatem’e,<br />
Nuru doldu aleme, yâ Mustafa Muhammed.</p>
<p>Mahbubu pak sırdan, matlubu Şah-ı merdan,<br />
Mahdumu külli insan, yâ Mustafa Muhammed.<br />
Mi’rac yoluna aşan, Sidre’ye dek ulaşan,<br />
Ümmet için çekişen, yâ Mustafa Muhammed.</p>
<p>Yetim kaldı atadan, hem şefkatli aNâdân,<br />
Takdir oldu Huda’dan, yâ Mustafa Muhammed.<br />
Yetim başını sıvazladı, şefkat oldu Muhammed,<br />
Canı cana uladı, yâ Mustafa Muhammed.</p>
<p>Yedi yaşında genç çocuk, inci kadrini bildi,<br />
Altı cevize sattı, yâ Mustafa Muhammed.<br />
Şefkat oldu &#8220;af&#8221; dedi, ümmetini diledi,<br />
Cebrail yetişip geldi, yâ Mustafa Muhammed.</p>
<p>Bu dünyayı sevmedi, taze ekmeğe doymadı,<br />
Hak kulluğunu koymadı, yâ Mustafa Muhammed.<br />
Dilemedi atasını hem şefkatli anasını,<br />
Kıldı ümmet duasını, yâ Mustafa Muhammed.</p>
<p>Tanrısına talebkar, gece-gündüz çok ağlar,<br />
Oldu ümmete muhtar, yâ Mustafa Muhammed.<br />
Muhit deryasına düştü, arş-ı a’layı aştı,<br />
Mevlasına razılaştı, yâ Mustafa Muhammed.</p>
<p>Şeriati sözledi, tarikatı izledi,<br />
Hakikati gözledi, yâ Mustafa Muhammed.<br />
Sabreyledi kanaat, takva eyleyip ittika.<br />
Gece-gündüz ibadet, yâ Mustafa Muhammed.</p>
<p>İçip Kevser suyunu, koparıp cennet gülünü,<br />
Arayıp onun yolunu, yâ Mustafa Muhammed.<br />
Kul Hoca Ahmed, kıl taat, dinmeden söyle salavât,<br />
Rasulullah olur şad, yâ Mustafa Muhammed.</p>
<p><strong>208. Hikmet</strong></p>
<p>Aşıkların sorduğu, sâdıkların gereği,<br />
Enbiyalar çırağı, haklı olan Muhammed.<br />
Özünü koyup mihnete, türlü-türlü zahmete,<br />
Asi, cafi ümmete, Kevser olan Muhammed.</p>
<p>Atadan yetim kalıp, özünü gama salıp,<br />
Hatice malını alıp, muhtaç olan Muhammed.<br />
Razı olan kazaya, yakarışını söyleyen Huda’ya,<br />
Gökden gelen belaya, sabırlı olan Muhammed.</p>
<p>Himmet kemerini bağlayıp, yürek bağrını dağlayıp,<br />
Seher vaktinde ağlayıp, bidar olan Muhammed.<br />
Hakk’ın kulluğunu kılıp, Hak emrini halka söyleyip,<br />
Kafiri, yahudiyi korkutup, ejder olan Muhammed.</p>
<p>Enbiyalar hatemi, sır-esrarın mahremi,<br />
Miskinlerin hemdemi, yadigâr olan Muhammed.<br />
Gündüz oruç ve namaz, gecesi acz ve niyâz,<br />
Dileyip ümmetini kış-yaz, sıkıntıda olan Muhammed.</p>
<p>Akşam ve seher çok ağlar, ümmet için gönlü kederli,<br />
Alem halkına yadigâr, mütevazi olan Muhammed.<br />
Miskinlere yar olan, ümmet dileyip zar olan,<br />
Balsızlara bal olan, şahpar olan Muhammed.</p>
<p>Mahzun olan sıkılana, hazır olan günahkara,<br />
Yetim olan garibe, server olan Muhammed.<br />
Kul Hoca Ahmed miskindir, miskinlerdin mâna sor,<br />
Miskinlik huzur kaynağı, basar olan Muhammed.</p>
<hr />
<p><strong>HİKMET &#8211; 250</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="ep2ve-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="ep2ve-0-0"><span data-offset-key="ep2ve-0-0">On sekiz bin âlemi Hakk yarattı,</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="cocai-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="cocai-0-0"><span data-offset-key="cocai-0-0">O Muhammed Habîbullah Rasûl için.</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="dl1a0-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="dl1a0-0-0"><span data-offset-key="dl1a0-0-0">Bil, nûrundan ay ve güneşi Hakk yarattı,</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="8ts80-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="8ts80-0-0"><span data-offset-key="8ts80-0-0">O Muhammed Habîbullah Rasûl için.</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="f13m1-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="f13m1-0-0"><span data-offset-key="f13m1-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="crkbe-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="crkbe-0-0"><span data-offset-key="crkbe-0-0">Sekiz uçmak firdevs adlı cennetleri,</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="brko3-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="brko3-0-0"><span data-offset-key="brko3-0-0">Yenip tükenmez asla orada nimetleri,</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="a053o-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="a053o-0-0"><span data-offset-key="a053o-0-0">Hûriler giyer yetmiş türlü hilatleri,</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="54cj9-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="54cj9-0-0"><span data-offset-key="54cj9-0-0">O Muhammed Habîbullah Rasûl için.</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="3dbvj-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3dbvj-0-0"><span data-offset-key="3dbvj-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="4vsbs-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="4vsbs-0-0"><span data-offset-key="4vsbs-0-0">Cennet içinde huri ve gılman feryâd kılır,</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="9i3ae-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="9i3ae-0-0"><span data-offset-key="9i3ae-0-0">Var ey Hüdâ, Rasul dostun ne zaman gelir?</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="rb10-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="rb10-0-0"><span data-offset-key="rb10-0-0">Cümle, Rasûl cemâline müştaktır,</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="6djpf-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="6djpf-0-0"><span data-offset-key="6djpf-0-0">O Muhammed Habîbullah Rasûl için.</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="653jm-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="653jm-0-0"><span data-offset-key="653jm-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="bji3r-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="bji3r-0-0"><span data-offset-key="bji3r-0-0">Rasûl o dem arasat gün hayrân kalınca,</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="egsvs-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="egsvs-0-0"><span data-offset-key="egsvs-0-0">Nergis gözü yaşa dolup, giryân olunca,</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="3hv0a-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3hv0a-0-0"><span data-offset-key="3hv0a-0-0">Duâ ile münacâta meşgul olunca,</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="uf4g-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="uf4g-0-0"><span data-offset-key="uf4g-0-0">O Muhammed Habîbullah Rasûl için.</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="8nhsa-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="8nhsa-0-0"><span data-offset-key="8nhsa-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="bd3at-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="bd3at-0-0"><span data-offset-key="bd3at-0-0">Hakk’tan nidâ gelir o dem: “Dostum Rasûl,</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="dbp4h-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="dbp4h-0-0"><span data-offset-key="dbp4h-0-0">Ümmetlerin kaygısından olma melûl,</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="1ffks-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="1ffks-0-0"><span data-offset-key="1ffks-0-0">Ey dostum, münacâtını kıldım kabul”,</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="7jjq0-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="7jjq0-0-0"><span data-offset-key="7jjq0-0-0">O Muhammed Habîbullah Rasûl için.</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="3ug1m-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3ug1m-0-0"><span data-offset-key="3ug1m-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="epca7-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="epca7-0-0"><span data-offset-key="epca7-0-0">Ondan sonra Rasûl sevinçli olasıdır,</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="31tet-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="31tet-0-0"><span data-offset-key="31tet-0-0">Sevinçli olup, cennet tarafına yürüyesidir,</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="13no8-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="13no8-0-0"><span data-offset-key="13no8-0-0">Ümmetleri ile beraber cennet giresidir,</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="4i1t2-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="4i1t2-0-0"><span data-offset-key="4i1t2-0-0">O Muhammed Habîbullah Rasûl için.</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="4id3b-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="4id3b-0-0"><span data-offset-key="4id3b-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="b8oum-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="b8oum-0-0"><span data-offset-key="b8oum-0-0">Cennet içinde yüz bin Burak, öncü çıkacak,</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="crvfh-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="crvfh-0-0"><span data-offset-key="crvfh-0-0">Vâdedilen o Burak’a Rasûl binecek,</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="7492o-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="7492o-0-0"><span data-offset-key="7492o-0-0">Ümmetlerin kaygısından gönlü dinecek,</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="5nb2v-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="5nb2v-0-0"><span data-offset-key="5nb2v-0-0">Yüz bin Burak Hakk yarattı Rasûl için.</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="2lnvn-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="2lnvn-0-0"><span data-offset-key="2lnvn-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="3jh9-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3jh9-0-0"><span data-offset-key="3jh9-0-0">Ondan sonra Hakk gösterecek orada nûrunu,</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="8vg3u-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="8vg3u-0-0"><span data-offset-key="8vg3u-0-0">Kaldırmazlar Hakk nûrundan iki gözünü,</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="a2c6j-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="a2c6j-0-0"><span data-offset-key="a2c6j-0-0">İman götüren kullar görecek Hakk’ın yüzünü, </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="3k1pd-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3k1pd-0-0"><span data-offset-key="3k1pd-0-0">Dost-dostunun cemalini görmek için.</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="clkd-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="clkd-0-0"><span data-offset-key="clkd-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="4i1nt-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="4i1nt-0-0"><span data-offset-key="4i1nt-0-0">Cemâl arzu kılar olsan, tâat eyle,</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="ft7ib-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="ft7ib-0-0"><span data-offset-key="ft7ib-0-0">Tâatını dâima, hep âdet eyle,</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="el5k6-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="el5k6-0-0"><span data-offset-key="el5k6-0-0">Gece-gündüz çok ağlayarak feryâd eyle,</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="10c94" data-offset-key="ak3je-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="ak3je-0-0"><span data-offset-key="ak3je-0-0">Gözü verdi Allah Azîm gözyaşı için.</span></div>
</div>
<p>Hoca Ahmed Yesevi &#8211; Divan-ı Hikmet</p>
<p>www.divanihikmet.net</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/divan-i-hikmette-peygamber-efendimiz-s-a-v/">Divan-ı Hikmet’te Peygamber Efendimiz (s.a.v)</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/divan-i-hikmette-peygamber-efendimiz-s-a-v/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fennî&#8217;nin Şiiri</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/fenninin-siiri/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/fenninin-siiri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Nov 2017 15:23:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[İyilik]]></category>
		<category><![CDATA[Aç gözlülük]]></category>
		<category><![CDATA[Şikayet]]></category>
		<category><![CDATA[Fennî'nin Şiiri]]></category>
		<category><![CDATA[gönül]]></category>
		<category><![CDATA[Hayati Inanç]]></category>
		<category><![CDATA[Hiddet]]></category>
		<category><![CDATA[Kin ve Garez]]></category>
		<category><![CDATA[Masivayı terk]]></category>
		<category><![CDATA[Rıza makamı]]></category>
		<category><![CDATA[Vefa]]></category>
		<category><![CDATA[Zülüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=18841</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mihenden kaçma ger mahsûd-ı ihvân olmak istersen [Dostlarının imreneceği örnek bir insan olmak için sıkıntılardan kaçmamalısın. Rahat döşekte olmaz o iş. Şairin dediği gibi: &#8220;Kâmilin taş yasdınıp toprak döşenmekdir işi Bâliş-i râhatda dâim câhil ü nâdân yatur&#8221;(Rahmî) (Olgun insanlar taşı tastık, toprağı döşek ettiler; rahat yatakta olmaya bilgisiz ve değersiz kişiler özenir.)] Yetiş imdâd-ı mazlûmâna [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/fenninin-siiri/">Fennî’nin Şiiri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/fenninin-siiri/images-22-5/" rel="attachment wp-att-18842"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-18842" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/images-22.jpg" alt="" width="549" height="268" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/images-22.jpg 549w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/images-22-300x146.jpg 300w" sizes="(max-width: 549px) 100vw, 549px" /></a></p>
<p><strong>Mihenden kaçma ger mahsûd-ı ihvân olmak istersen<br />
</strong></p>
<p>[Dostlarının imreneceği örnek bir insan olmak için sıkıntılardan kaçmamalısın. Rahat döşekte olmaz o iş. Şairin dediği gibi:</p>
<p>&#8220;<em>Kâmilin taş yasdınıp toprak döşenmekdir işi</em></p>
<p><em>Bâliş-i râhatda dâim câhil ü nâdân yatur&#8221;</em>(Rahmî)</p>
<p>(Olgun insanlar taşı tastık, toprağı döşek ettiler; rahat yatakta olmaya bilgisiz ve değersiz kişiler özenir.)]</p>
<p><strong>Yetiş imdâd-ı mazlûmâna arslan olmak istersen</strong></p>
<p>[Sana ‘arslan gibidir’ denilmesi için zulme uğrayanların yardımına yetişmelisin.]</p>
<p><strong>Yapış bir kâmilin destinden insan olmak istersen</strong></p>
<p>[Olgun bir kimsenin eteğine yapışmadan iyi insan olamazsın. Kendi başına kalan nefsinin esiri olur; hayvandan aşağı olur da farkına varmaz.]</p>
<p><strong>Nebiyy-i Efhamı medh eyle Hassân olmak istersen</strong></p>
<p>[Meşhur şair Hassan bin Sâbit, Hazreti Peygamberi (aleyhisselâm) medh eden şiirleriyle o mertebeyi kazandı. Malûm O’nu övmek bizâtihî ibadettir, fazilettir. O’nu öven ancak kendisi yücelir ve esasen O’nu övmeye güç yetirebilecek kimse yoktur.]</p>
<p><strong>Rızâ bâbında bekle rahme şâyân olmak istersen</strong></p>
<p>[Rıza kapsında bekle ki; merhamete kavuşabilesin. Sen razı olmazsan senden kim razı olur?]</p>
<p><strong>Sakın bir dîdeyi ağlatma handân olmak istersen</strong></p>
<p>[Kimseyi ağlatma ki gülebilesin. Başkalarının felâketi üzerine saadet bina edemezsin. “Acımayana acınmaz” duymadın mı?]</p>
<p><strong>Dokunma hâtır-ı mûra Süleymân olmak istersen</strong></p>
<p>[Karıncayı incitmezsen ancak, Hazreti Süleymana benzeyebilirsin.]</p>
<header>
<div id="headerwrap"> <strong>Meserret-bahş olur gerçi ‘âdüvden ahz-ı sâr etmek</strong></div>
</header>
<div class="mainwrap single-default sidebar">
<div class="main clearfix">
<div class="content singledefult">
<div id="post-" class="postcontent singledefult">
<div class="blogpost">
<div class="posttext">
<div class="sentry">
<div>
<p>[Sana kötülük yapan düşmanından intikam almak, içini rahatlatır; bu doğru…]</p>
<p><strong>Fakat îcâb eder birçok mezâhim ihtiyâr etmek</strong></p>
<p>[Fakat yerinde olan davranış bu değildir. Sıkıntılara tahammül gösterme yolunu seçmelisin. Evliyânın vasıflarından biri ‘hamul’ imiş; insanlardan gelen sıkıntılara dayanmak yani…]</p>
<p><strong>Benim re’yimce hattâ nâ-becâdır inkisâr etmek</strong></p>
<p>[Geç tahammül etmekten; kırıklık göstermen, yüzünü ekşitmen bile yersizdir…]</p>
<p><strong>Fazîlettir onu ‘afv-ı keremle şerm-sâr etmek</strong></p>
<p>[Sana kötülük yapana iyilikle, yumuşaklıkla karşılık verip utandırman ne büyük erdemdir…] [Bu noktada hatırlamalıdır; harp ettiği hasmını mağlup edip tam kılıcını kaldırdığı anda, yerdeki Hazreti Alinin yüzüne tükürünce, O, Allahın arslanı kılıcını indirivermişti. Adamcağız da şaşkınlık ve sevinçle sebebini sorunca şu cevabı almış ve insafa gelerek Müslüman olmuştu: “Bana hakaretinden sonra seni öldürüp katil olmaklığımdan korktum.”]</p>
<p>Şu da hatırlanmalıdır: Malazgirt Meydan Muharebesinin galibi Alp Aslan, mağlup ordunun başındaki Romen Diyojen’i affedip memleketine salimen ulaşmasını temin etmişti. Halbuki kendisine “sen beni esir alsan ne yapardın” sualine “kafes içinde memleket memleket teşhir eder, sonra bedenini köpeklere parçalatırdım” cevabını almıştı.</p>
<p>Not: Gel gör ki Diyojen, kendisini affeden Alp Aslan’ a reva gördüğü muameleye kendi adamları eliyle maruz kalmış. İbret işte</p>
<p><strong>Cinâyettir dil-i ebnâ-yı cinsi dâğ-dâr etmek</strong></p>
<p>[Kim olursa olsun, insanı incitmek büyük suçtur. İnsana muamele insanca olmalı; dini, milleti farklı olsa da, hasmın olsa da… Zalime dahî zulmetme!]</p>
</div>
</div>
<div>
<div id="post-" class="postcontent singledefult">
<div class="blogpost">
<div class="posttext">
<div class="sentry">
<div>
<p><strong>Şu meydâna niçindir bu geliş ettinse ger tahkîk</strong></p>
<p>[Bu dünyaya gelişinin sebebini merak etmişsindir herhalde, etmelisin; insanın taştan, hayvandan farkı bu değil mi?]</p>
<p><strong>Bütün ef’âlini eyle Kitâba sünnete tatbîk</strong></p>
<p>[Allah insanı kendine kulluk etmesi için yarattı, bildiğin gibi…]</p>
<p><strong>Gönül yıkma gönül yap cins ü mezhep etmeyip tefrîk</strong></p>
<p>[Kimsenin gönlünü yıkma; bilakis gönül yapıcı ol. Hem de insanlar arasında ayrım gözetmeden…</p>
<p>Hani demedi mi Yunus Emre: (Ben gelmedim da`vi için / Benim işim sevi için / Dostun evi gönüllerdir / Gönüller yapmaya geldim)]</p>
<p><strong>Eder bu hak sözü yerde beşer gökte melek tasdîk</strong></p>
<p>[Söyleyeceğim sözü melek de doğru bulur, insan da; dikkat et:]</p>
<p><strong>Mezâlim âdemiyyetle değildir kâbil-i telfîk</strong></p>
<p>[Zulüm, insanlıkla bir araya getirilemeyecek bir yüz karasıdır.]</p>
</div>
</div>
</div>
<div>
<p><strong>Gözetmekte rızâ-yı Hakk’ı çeşmin hurdebîn olsun</strong></p>
<p>[Hurde-bîn, mikroskop demek; küçük şeyleri de gösteren gibi yani… Çeşm ise göz demek bilindiği gibi. Hakkın rızasını gözetme işinde küçük ayrıntıları da dikkatten uzak tutma! Bu küçük bir sevap falan deme; ahiret yolcususun, sevabın azında çoğuna da ihtiyacın var. Yarın pişman olmamak için iyiliğin büyüğüne olduğu gibi küçüğüne de dikkat et; kazancını çoğatmaya bak. Malûm ya ömrün kazası yok. Cennetlikler de pişman olur o günde; daha fazlasını niye kazanmadım diye…]</p>
<p><strong>Ehemm-i kâr u bârın hidmet-i dîn-i mübîn olsun</strong></p>
<p>[En çok önem vereceğin işin, faaliyetin din hizmeti olsun. Bir kimseye para versen, bir iyiliktir, ihtiyacını görür, sevap kazanırsın. Karnını doyursan da öyle; iş sağlasan da, evlendirsen de ve saire… bütün bunlar iyidir, güzeldir, sana sevap kazandırır, tamam da, eğer onun dinine hizmetin olursa; onun doğru yolda olmasını sağlarsan, imanını kurtarmasına hizmert edersen meselâ, sonsuz felâketten kurtulup sonsuz saadete kavuşmasına sebep olmuş olursun ki, bundan âlâ iş mi olur? Hepsi önemli ama, bu en önemli.</p>
</div>
<div>Işte ehemm ve mühim kelimeleri kullanımımızda olursa, önemli, daha önemli ve en önemli kavramlarını idrak etmemiz de kolayca mümkün hale gelir. Lisan meselesi bundan dolayı mühim değil, ehemm cümlesinden işte!<span id="more-429"></span></div>
<div></div>
<div>İrfan ehli tasavvufu şöylece tarif etmiş: “Ehemmi mühimme tercih”. Şimdi bunu iyice anlayabilmek için kelimelerin gücüne ihtiyacımız ortada değil mi?]</div>
<div></div>
<div><strong>Ta’ârruz etme bir şahsa cesûr olsun cebîn olsun</strong></div>
<div>
<p>[ne güzel söylemiş şair ve ne güzel nükte yapmış. Gözüne kestiremediğin ve “ilişmeyelim şimdi, başımıza belâ olur” diyeceğin bir kabadayıya belki saldırmazsın, hatırlatmaya gerek yok ta; sen sen ol, korkak olan, zayıf olan, vurunca yatıracağını düşündüğün kimseye de saldırma.]</p>
<p><strong>Sitem lâyık mıdır nâsa husûsâ mü’minîn olsun<br />
</strong><br />
[İnsanları üzmek yerinde bir davranış mıdır? Hele mümin ise.]</p>
<p><strong>‘Umûmen halk-ı ‘alem şerr ü mekrinden emîn olsun<br />
</strong><br />
[Sözün aslı şu; iyi ve kötü herkes senin zararından, hile yapmandan falan korkmasın. Senden kötülük beklemesin kimse. İyi insan şöyledir ki, yapanı bilinmeyen bir iyilik söz konusu olduğunda derler ki “bunu filân kimse yapmıştır, ona yakışır böyle bir iyilik”. Kötü kimse de odur ki, yapmadığı kötülüğü bile ondan bilirler.]</p>
<p><strong>Yakışmaz bir sıfattır dil-şikenlik tab’-ı merdâne</strong></p>
<p>[Mert insanların tabiatına hiç yakışmayan bir sıfattır gönül kırıcı olmak. Mert adam gerektiğinde sert olur. Kadife eldiven içinde demir yumruk gibi yani. Yoksa, katıra cilve et demişler, çifte atmış.]</p>
<p><strong>Bu gülşende gül ol hâr olma çeşm-i andelîbâne<br />
</strong><br />
[Gül bahçesinde gül, bülbül ve diken vardır malûm; sen bülbülün gözüne batan diken gibi olma da, onu hayrân eden gül gibi ol. İyi insan aranan insandır, özlenen insandır. Derler ki “Ah! Nerede? Görsek, sohbet etsek de içimiz açılsa, kasvetimiz dağılsa…”]</p>
<p><strong>Geçinmekse merâmın istirâhatle hakîmâne</strong></p>
<p>[Eğer bu dünyada arzun iç rahalığı ve huzur ile geçinip gitmekse, arkanda güzel bir isim bırakmaksa…]</p>
<p><strong>Elinden geldiği müddetçe sa’y et bezl-i ihsâne<br />
</strong><br />
[Elinden geldiğince ve saymadan iyilik yap; serveti biriktirme kaygısında olma! Ne olacak biriktiğinde? Mirasçılar kavga edecek, seni de hayırla anan olmayacak; değil mi? Akıllı ol akıllı! Duacılarını arttır.]</p>
<p><strong>Sezâ ancak budur her sâlik-i şeh-râh-ı ‘irfâne<br />
</strong><br />
[Ana yolun yolcusuna yaraşan ancak bu davranış biçimidir.]</p>
<p><strong>Ne lâzım hasmı ta’kîb eylemek ta’dîl-i efkâr et</strong></p>
<p>[Düşmanının peşine düşmekte ne fayda var? Kafayı değiştirsene!]</p>
<p><strong>Gelirse nefse hiddet kibriyâ-yı Hakk’ı tezkâr et</strong></p>
<p>[Hiddetin seni mağlup edecek gibi olduğu zaman Allahü teâlânın büyüklüğünü düşün.]</p>
<p><strong>Edip mahv-ı enâniyyet ‘ubûdiyyette ısrâr et<br />
</strong></p>
<p>[Benliğini yok et ve kullukta ısrar et.</p>
<p><strong>Leyâlîde le’âlî-i şirişki durma îsâr et</strong></p>
<p>[Gecelerde inci tanesi gibi gözyaşlarını hesapsızca saç! Gülmekten ne buldun, ağla biraz, ağla!]</p>
<p><strong>Garaz kâşânesin yık hıtta-i ‘irfânı i’mâr et</strong></p>
<p>[Kin ve garez tutma yolunu bırak da, arif kişi ol!]</p>
<p><strong>Tuz ekmek hakkını hıfz eylemekte i’tinâ göster</strong></p>
<p>[Üzerinde bulunan hakları korumak, gereğini yerine getirmek, vefalı olmak hususunda azami derecede özen göster!]</p>
<p><strong>Hudâ’dan gayre ‘arz-ı ihtiyâç etme gınâ göster</strong></p>
<p>[Allah’tan başka kimseden bir şey bekleme, tok gözlü ol. En kötü şey (bir) el açmak; en iyi şey de (iki) el açmak. Uyanık ol!]</p>
<p><strong>Şikâyet etme Hak’tan halka her hâle rızâ göster</strong></p>
<p>[İnsanlara karşı halinden şikâyetçi olmak, dikkatle bakarsan ne kadar çirkin bir iştir; Allah’ını kullarına şikâyet etmiş oluyorsun, öyle değil mi? Bu ne densizliktir; dikkat et!]</p>
<p><strong>Tama’dan kıl ferâgat ehl-i îsâr ol sehâ göster<br />
</strong></p>
<p>[Açgözlülükten uzak dur; kendi ihtiyacın varken bile başkalarına vermekte tereddüt etme; cömert ol!</p>
<p><strong>Şuracıkta da Hâzık Mehmed’den bir beyt kayd etmeli:<br />
</strong></p>
<p><strong>&#8220;Yeten ancak gürisne-çeşme müşt-i hâk-i lahdidir</strong></p>
<p><strong>Halâs olmaz hezârân gence mâlik olsa zilletten&#8221;</strong></p>
<p>(Aç gözlü dünyanın hazinelerine sahip olsa da zelil ve tatminsiz olmaktan kurtulamaz; onu gözünü ancak kabrinin bir avuç toprağı doyurur)]</p>
<p><strong>Düşen bî-keslere rahm et tarîk-i i’tilâ göster</strong></p>
<p>[Düşmüş kimsesizlere acı; yücelik göster. Acımayana acınmaz bilirsin.]</p>
<p><strong>Tesâdüf eyledikçe bir fakîr ebnâ-yı âdemde</strong></p>
<p>[İnsanoğullarından bir fakire rastladığında…]</p>
<p><strong>Edip taltîfîne himmet bırakma berzah-ı gamda</strong></p>
<p>[Gönlünü al, işini gör; üzüntü koridorunda bırakma onu. Desin ki “iyi insanlar hâlâ var”]</p>
<p><strong>Ne buldun saklamakla surre-i dînâr u dirhemde<br />
</strong></p>
<p>[Parayı pulu biriktirip saklamakta ne gibi bir fayda olabilir? Ölüp gideceksin; arkandan bir sürü dava, dedikodu ve saire…]</p>
<p><strong>Gerek sahn-ı kenîsâda gerek Beyt-i mükerremde</strong></p>
<p>[Nerede olursa olsun; gerek Kâ’be-i Şerîf’in civarında, gerek kilisenin avlusunda…]</p>
<p><strong>Hüner bir kalb-i mahzûnu sevindirmektir ‘âlemde</strong></p>
<p>[Hüzünlü bir kalbi sevindirmektir hüner.]</p>
<p><strong>Fesâd ü mekri çoktur çerh ile ahz ü ‘atâdan geç</strong></p>
<p>[Hilesi de bozuklukları da çoktur; dünya ile alışveriş yapma!]</p>
<p><strong>Haşv ü hâşâk ile doldurma kalbi mâsivâdan geç</strong></p>
<p>[Çer-çöp ile doldurma kalbini; ma-sivayı terk et. Ma-siva Allah’dan gayrı her şey demektir. Kalp Allah evidir; başka sevgiye yer vermek doğru değildir; hane sahibine hıyanet olur.]<span id="more-436"></span></p>
<p><strong>Girip ihlâsla meyhâne-i ‘aşka riyâdan geç</strong></p>
<p>[Tam bir ihlas (samimiyet, duruluk; daha doğrusu yalnız Allah için yapmak) üzere ol; gösterişi terk et. Ne ‘desinler’ için iş tut ne ‘demesinler’ için! Hesabını insanlara vermeyeceksin ki… Seni yoktan var eden insanlar değil ki… Rızkın insanlardan gelmiyor ki… Veren de O, alan da O nedir senden gidecek/Telâşını görenler can senin zannedecek.]</p>
<p><strong>Eğer pîrân ile ünsiyyet istersen hatâdan geç</strong></p>
<p>[İlim-irfan sahipleri ile beraber olmak için edebi gözetmelisin; hatalarından dönmelisin.]</p>
<p><strong>Garaz hammâlı olma kîni terk et mâ-mezâdan geç</strong></p>
<p>[Garaz bir yüktür, ona hamal olma. Kin zehirdir, kendini zehirleme. “Olan oldu” güzel sözdür; kendine şiâr edin.]</p>
<p><strong>Edersen bir iyilik intîzâr eyle mükâfâta</strong></p>
<p>[İyilik yaparsan hiç tereddüt etme, karşına çıkar. Balık bilmezse Hâlık bilir.]</p>
<p><strong>Yaparsan bir fenâlık hâzır ol ‘ayn-ı mücâzâta</strong></p>
<p>[Kötülük yapınca da görürsün karşılığını. İnsan ektiğini biçer. “Eden kendine eder” unutma!]</p>
<p><strong>Lihâzâ müstâkîm ol inhimâk etme huzûzâta</strong></p>
<p>[Sonuç itibariyle dosdoğru ol. Zevklere aldanma. İki zevk [(tegaddî (gıdalanma) ve tenâsül (üreme)]’e dikkat. Bunlardan ilki olmasa insan çalışıp kazanmaya üşenir, ikincisi olmasa nesil devam etmez. İşte bu lezzetlerin, işbu varlık gayesini unutup ahmakça kapılma! İnsanlığını kaybedersin.]</p>
<p><strong>Eğer kîsende pâren var ise sarf eyle hayrâta</strong></p>
<p>[Kesende, kasanda paran varsa da akıllı ol, hayra sarf et. Yoksa ya yersin, kanalizasyona gider; ya da bırakırsın, başında mirasçıların kavga eder; ikisi de akıl kârı değil.]</p>
<p><strong>Şu nushi dinlemezsen dûş olursun çok beliyyâta</strong></p>
<p>[Dediğimi ve diyeceğimi dinlemezsen çok belâlara düşersin; pişman olursun. (Dediği hemen yukarıda, diyeceği birinci kıt’anın sonunda. Yani ‘Sakın bir dîdeyi ağlatma… diye başlayan mütekerrir beyt’)]</p>
<p><strong>Ekâbir meclisinden çıkma FENNÎ mahrem-i râz ol</strong></p>
<p>[Büyüklerle oturup kalkmaya gayret et; sırları da saklamasını bil.]</p>
<p><strong>Kanâat göster aza devlet-i fakr ile mümtâz ol</strong></p>
<p>[Azla yetin. Kanaat hazinedir.]</p>
<p><strong>Te’âlî kıl şikâr-ı himmeti kapmakta şahbâz ol</strong></p>
<p>[Çer-çöple uğraşma. Sen armudun sapı, üzümün çöpü derdinde olursan kaybedersin, himmet kuşunu kapamazsın.]</p>
<p><strong>Târîk -i dil-nüvâzîde alıklık yapma kurnaz ol</strong></p>
<p>[Gönül okşama bir sanattır. Akıllı ol da fırsatı kaçırma. Aramanı bekleyen annen veya baban, belki komşun filan vardır; arayıversen gönüllerini fethedersin. Sana da lazım olan odur. Akıllı ol.]</p>
<p><strong>Nüfûzun nisbetinde derd-mendâna devâ-sâz ol</strong></p>
<p>[Servet veya makam gibi bir imkâna sahipsen eğer dertlilere deva olmaya çalış. Kabir karanlıktır.]</p>
<p>Hayati Inanç &#8211; Can Veren Pervaneler,syf.201-211</p>
<p>hayatiinanc.com</p>
</div>
<div class="posttext"></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/fenninin-siiri/">Fennî’nin Şiiri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/fenninin-siiri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmam Şafii(r.a) Şiirlerinden Seçmeler</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/imam-safiir-siirlerinden-secmeler/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/imam-safiir-siirlerinden-secmeler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 May 2017 21:44:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[İlim]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Şafii]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Şafii Şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan'ın Arzuları]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Şöhret]]></category>
		<category><![CDATA[Boş Söz]]></category>
		<category><![CDATA[Cehalet]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyaya Aldırma]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Erkeğin Süsü]]></category>
		<category><![CDATA[Gam]]></category>
		<category><![CDATA[Hilim ve Edep]]></category>
		<category><![CDATA[Hulefa-i Raşidin]]></category>
		<category><![CDATA[Kader]]></category>
		<category><![CDATA[Kanaat ve Takva]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs]]></category>
		<category><![CDATA[Tartışma ve Tedbir]]></category>
		<category><![CDATA[Teslimiyet ve İtidal]]></category>
		<category><![CDATA[Tevazu]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=15561</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8216;BIRAK ARZULARINI* Aklın karışırsa iki konuda Yorarsa seni zihnin Doğru olanı mı Yoksa arzuyu mu seçeceksin Bırak arzularını Zira arzu edilen şeyler Nefisleri ayıplanacakları yere sevkeder.(1) * Bu şiir bazı kaynaklarda Ali b. Ebî Tâlib’e de nispet edilir. YAKIN Gün gelir yalnız kalırsan De, bir gözetleyen var üzerimde Hiçbir şey gizli kalmaz,O’na her şey aşikar [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/imam-safiir-siirlerinden-secmeler/">İmam Şafii(r.a) Şiirlerinden Seçmeler</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://ilimcephesi.com/imam-safiir-siirlerinden-secmeler/0000000126589-1/" rel="attachment wp-att-15564"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-15564" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/05/0000000126589-1.jpg" alt="" width="230" height="358" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/05/0000000126589-1.jpg 385w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/05/0000000126589-1-193x300.jpg 193w" sizes="(max-width: 230px) 100vw, 230px" /></a><span style="color: #0a330a;">&#8216;BIRAK ARZULARINI*</span></strong></p>
<p>Aklın karışırsa iki konuda<br />
Yorarsa seni zihnin<br />
Doğru olanı mı<br />
Yoksa arzuyu mu seçeceksin<br />
Bırak arzularını<br />
Zira arzu edilen şeyler<br />
Nefisleri ayıplanacakları yere sevkeder.(1)</p>
<p>* Bu şiir bazı kaynaklarda Ali b. Ebî Tâlib’e de nispet edilir.</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>YAKIN</strong></span></p>
<p>Gün gelir yalnız kalırsan<br />
De, bir gözetleyen var üzerimde<br />
Hiçbir şey gizli kalmaz,O’na her şey aşikar<br />
Bir an bile habersiz kalır Allah zannetme<br />
Vallahi öyle bir gaflete daldık ki<br />
Yetişti bize günahlar, günahların üstüne<br />
Keşke Allah bağışlasa geçmişi<br />
Mağfiret dileyebilsek, tövbeyi nasip etse<br />
Görmüyor musun bugün hızla geçmekte<br />
Yarın bakabilenlere çok yakın görünmekte(2)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>HAYRET EDİYORUM</strong></span></p>
<p>Hayret ediyorum; Nasıl isyan edilir Allah’a<br />
Bile bile nasıl yüz çevirir münkirler O’ndan.<br />
Halbuki Allah’a şahitler vardır, sonsuza dek<br />
Her hareketten ve her sükûndan<br />
Bir belgesi görünür O’nun her şeyde<br />
O belgeler delildir vahdaniyete.(3)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>DUA</strong></span></p>
<p>Duayla alay eder, onu küçümser misin<br />
Dua nelere kadir, nereden bileceksin<br />
Gecenin okları hedefi şaşmaz ama<br />
Zamanı vardır<br />
Ulaşır yerine saati dolduğunda<br />
Rabbim istemezse tutar okları<br />
Kaderin hükmü varsa, açar yolları.(4)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>KADER</strong></span></p>
<p>istediğin olur, istemesem de istediğim olmaz,<br />
Sen istemezsen<br />
Kulları yarattın ilmine göre<br />
O ilimde koşar, genç yaşlı ile<br />
Kimisi bedbahttır, kimisi mutlu<br />
Kimisi güzeldir, kimisi çirkin<br />
Kimini yalnız bırakır, lütfedersin kimine<br />
Kimine yardım eder, kimini bırakırsın<br />
Kendi hâline.(5)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>ERKEĞİN SÜSÜ</strong></span></p>
<p>Elbisen güzel olsun elinden geldiğince<br />
Erkeklerin süsüdür güzel elbise<br />
İnsanlar, izzet ve ikram görür onunla.<br />
Tevazu olsun diye kaba giyinmekten vazgeç<br />
Saklayıp gizlediğin meçhul değildir<br />
Allah’a O’ndan korkup haramdan sakınırsan<br />
Yeni elbisenin zararı olmaz sana.<br />
Eski elbisen ise yüceltmez seni Allah katında<br />
Sen günahkâr bir kul oldukça.(6)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>ÇIKIŞ YOLU YAKIN</strong></span></p>
<p>Güzel bir sabırla açılır çıkış yolu,<br />
Allah’ın işlerinde gözettiği kimseler<br />
Görür kurtulduğunu.<br />
Dokunmaz hiçbir eza, Allah’ı tasdik edene<br />
O’ndan kim ümit ederse<br />
Allah, ümit ettiği yerde.(7)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>AŞK</strong></span></p>
<p>Yakut el &#8211; Hamevî anlatıyor: Bir adam İmam Şâfîî&#8217;nin yanına gelip kâğıda yazılı şu beyiti gösterdi:</p>
<p>Mekke müftüsüne sor Haşimoğulları&#8217;ndan<br />
Aşkı kavurursa ne yapar insan?</p>
<p>İmam Şâfiî bu satırların altına şu beyiti yazdı:</p>
<p>Sevgisini tedavi eder, sonra aşkını gizler<br />
Boyun eğip kadere olanlara sabreder.</p>
<p>Kâğıdı getiren adam yazılanları alıp götürdü.Daha sonra kâğıdı yeniden getirdi. Kağıtta bu kez şunlar yazılıydı:</p>
<p>Sevgisini nasıl tedavi edebilir ki<br />
Tutkusu genci öldürmektedir</p>
<p>Her gün yudum yudum<br />
Kederi içmektedir.</p>
<p>Bunun üzerine Şâfiî şu cevabı yazar:</p>
<p>Eğer sabretmezse başına gelenlere<br />
Onu ancak ölüm kurtarabilir.(8)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>ZAMAN İKİ GÜNDÜR</strong></span></p>
<p>Zaman iki gündür<br />
Güvenli ve tehlikeli<br />
Hayat iki hayattır<br />
Huzurlu ve kederli<br />
Görmez misin denizin üstünde<br />
Birçok leş yüzer durur<br />
Oysa derinlerinde<br />
Nice inciler bulunur<br />
Gökyüzünde varsa da sayısız yıldız<br />
Sadece ay ve güneş tutulur.(9)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>NEFSİNİ GÜZELLEŞTİR</strong></span></p>
<p>Nefsini koru ve taşı<br />
Onu güzelleştirecek yere<br />
Huzur içinde yaşar gidersin<br />
Muhatap olursun güzel sözlere.<br />
İnsanlara iyilikle muamele etmezsen<br />
Dostundan cefa görür<br />
Çekersin zamanın elinden<br />
Sabret yarına kadar azsa bugünün rızkı<br />
Umulur ki giderilir vaktin sıkıntıları.</p>
<p>Dostluğunda hayır yoktur<br />
Giriyorsa renkten renge bir kimse<br />
Ve eğiliyorsa gittiği yöne<br />
Rüzgâr nereden eserse.<br />
Ne kadar çoktur dostlar sayıldığında<br />
Halbuki ne kadar azdırlar<br />
Musibet anlarında.(10)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>AYRILIK</strong></span></p>
<p>Vah o zavallı gence<br />
Ve geçirdiği vakte<br />
Yanında yokken arkadaşları.<br />
Şayet ömrü avcunda olsaydı<br />
Sevdiklerinden ayrı düşünce<br />
Hiç düşünmeden fırlatıp atardı.(11)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>UZLET YEĞDİR</strong></span></p>
<p>Takvalı bir dost bulamayınca<br />
Yalnızlığım daha tatlıdır bir azgına eşlik etmekten<br />
Tek başına, huzurla yapılan bir ibadet<br />
Daha hayırlıdır elbet<br />
Mahzurlu kişiyle bir mecliste sohbetten.(12)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>ŞÖHRET</strong></span></p>
<p>İyi insan bir mertebeye gelir<br />
Adı yücelir dillerde<br />
Öyle ki yapmadığı hayırlar bile<br />
Onun ismiyle anılır.</p>
<p>Kötü insanın çoğalınca günahı<br />
Kötülükte tekâmül eder de<br />
Başkalarının günahları bile<br />
Üstüne kalır.(13)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>İNSANIN ARZULARI</strong></span></p>
<p>Arzularına ulaşmak ister insan daima<br />
Allah’ın takdiri dışında bir şeye<br />
Ulaşmak hiç mümkün müdür?<br />
insan, çıkarım, malım-mülküm dese de<br />
Faydalandığı şeylerin<br />
Takva en üstünüdür.(14)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>BİZİM AYIBIMIZ</strong></span></p>
<p>Zamanı kınıyoruz oysa ayıp bizdedir<br />
Zamanın bizden başka yoktur ayıbı<br />
Hicvediyoruz günahsızken zamaneyi<br />
Dili olsaydı, zaman bizi hicvederdi.<br />
Kurt kurdun etini asla yemezken<br />
Göz göre göre yiyoruz birbirimizi<br />
Aldatmak için bürünüyoruz kuzu postuna<br />
Vay haline bize sataşmaya gelenin<br />
Dinimiz; yapmacıklık ve riya<br />
İşimiz aldatmak bize bakanı.(15)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>BIRAK GÜNLERİNİ DİLEDİĞİNİ YAPSIN</strong></span></p>
<p>Bırak günleri dilediğini yapsın<br />
Razı ol hükmedince kader<br />
Gecelerin musibeti sabrını taşırmasın<br />
Bâki değil dünyadaki zorluklar</p>
<p>Güçlü bir adam ol, korkuların üstünde<br />
Ahlâkın müsamaha ve vefa<br />
Kusurların çoğalsa da tüm mahlukatta<br />
Örtüsü olması seni sevindirir yine de</p>
<p>Cömertlikle setret ki her ayıbı<br />
Örter denilir cömertlik<br />
Sakın gösterme düşmanlarına zillet<br />
Belâdır üzüntünle onları sevindirmek</p>
<p>Cimriden yardım umma<br />
Ateşte susayan için su yok<br />
Rızkını eksiltmez ağırdan alış<br />
Ve artırmaz hırsla çabalamak, yorulmak</p>
<p>Ne hüzün devam eder ne sevinç<br />
Ne sıkıntı, ne rahatlık<br />
Eğer kalbin kanaatkarsa<br />
Farkın yok, başkası dünyaya sahip olsa</p>
<p>Kimin inerse meydanına ölümler<br />
Ne gök korur onu, ne de yer<br />
Allah’ın mülkü geniştir ama<br />
Feza daralır hükmettiğinde kader</p>
<p>Aldırma vefasız günlere hiç<br />
Fayda vermiyor ölüme ilaç(16)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>GAM</strong></span></p>
<p>Ne zenginlik içinde olan bilir fakirliğin tadını<br />
Ne sağlam bedenli biri hasta gibidir<br />
Ne yoksulluklar vardır ki, örtülüdür üstü onurla<br />
Ne zaruretler memnuniyet altında gizlidir.<br />
Bir tebessüm ki altında hazin bir kalp yatar<br />
Bir gam uğrar ki ona, göremez kimse<br />
İnsanları toplar, denk oluşları birbirlerine<br />
Fakat gam ayırır ve hiç kimse<br />
Yakasını kurtaramaz ondan.<br />
Karartsaydı eğer elbiseleri o gam<br />
Bulamazdın bir yerde hiç beyaz elbiseli<br />
İnsan gamını saklamak istiyorsa<br />
Kendine bile görünmemeli.(17)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>DÜNYAYA ALDIRMA</strong></span></p>
<p>Üzülme kaybettiklerine dünyada<br />
Müslümanlık ve sağlık yanındaysa eğer.<br />
Peşinden koştuğun şey elinden kaçtıysa da<br />
Sağlık ve Müslümanlıktaki kaybın<br />
Doğrusu sana yeter.(18)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>NASİP</strong></span></p>
<p>Kısmetli biri yerde bir dal buldu da<br />
Elinde meyve verdi derlerse inan<br />
Tasdik et, gariplerin ve yoksulların<br />
Su içerken boğulduğunu duysan.<br />
Göğe dağılmış yıldızları tutabilirim<br />
Zenginliğin hilelerini kullansam<br />
Akıllı ve ferasetli kimseler<br />
Genelde zenginlikten nasipsizdirler<br />
Birbirine zıt düşer, asla bağdaşmaz<br />
Apayrıdır bu özellikler.<br />
Allah’ın en dertli kulları bil ki<br />
Dar rızıkla sınanan o himmet sahipleri.<br />
Kaza ve kadere en büyük delil<br />
Akıllılar dardayken ahmakların refahı.<br />
Kendisine zenginlik verilen kimseler<br />
Allah’ın dilediği müstesna<br />
Ne sevap alırlar, ne şükrederler.<br />
Nasip, yaklaştırır bütün uzak işleri<br />
Nasip açar tüm kilitli kapıları.(19)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>SIR</strong></span></p>
<p>Ne güçlü ve akıllı kimseler var ki<br />
Yanlarına uğramadan geçer rızıklar<br />
Ne zayıf ve aklı eksik kimseler<br />
Körfezleri avuçlayıp dururlar.<br />
Bu da gösterir ki<br />
Allah’ın göstermediği bir sırrı var.(20)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>YAPTIĞININ KARŞILIĞINI BULURSUN</strong></span></p>
<p>Zorbalıkla hükmettiler<br />
İleri gittiler baskılarında<br />
Ve bir müddet sonra<br />
Kalmadı yaptıklarından eser,<br />
İnsaflı olsalardı insaflı olunurdu onlara.</p>
<p>Fakat öyle azıttılar ki<br />
Üstlerine yağdırdı zaman<br />
Hüzünlerini, belâlarını<br />
Lisan-ı hâl söylüyordu şarkılarını</p>
<p>Başlarına gelenler<br />
Bedeliydi yaptıklarının<br />
Zamanın günahı neydi?(21)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>TAZİYE</strong></span></p>
<p>Sana taziyeye geldim, sünnettir diye<br />
Ebedî kalmak, arzum değildir.<br />
Ne &#8220;Başın sağolsun!&#8221; denilen kalacak<br />
Kaybettiği yakınından sonra,<br />
Ne başsağlığında bulunan bakidir.<br />
Bir süre yaşasa ne olacak!(22)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>ÖLÜM HERKESİN YOLU</strong></span></p>
<p>Bazı kimseler ölümümü temenni etti<br />
Diyelim ki öldüm, bu bir yoldur.<br />
Ben o yolda yalnız değilim ki<br />
Ne benden önce ölen kimse bana bir zarar verir<br />
Ne benden sonrakilerin yaşamı ebedî kılar beni.<br />
Yok olmamı dileyip, öleceğimi söyleyen kimse<br />
Kendi helak olabilir ben can vermeden önce.(23)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>CAHİLLE MUHATAP OLUNMAZ</strong></span></p>
<p>Bir düşük sövse bana şerefimi yükseltir<br />
Asıl ayıp, ona kötü söz söylemektir<br />
Şayet kendime ihtiram etmeseydim<br />
Alçaklarla dövüş için nefsime fırsat verirdim.</p>
<p>Ve eğer yalnız kendimi düşünseydim<br />
Beni arzularıma boş verir görecektin<br />
Ben dostumu gözetiyorum oysa<br />
Utançtır tok adama, arkadaşı aç olsa.</p>
<p>Edepsiz, benimle pervasızca konuşan<br />
İstemem ona karşılık vermek<br />
Onun şirreti artar, benimse hilmim<br />
Buhur dalı gibi yandıkça güzel kokan.</p>
<p>Cahil konuştuğunda karşılık verme<br />
Hayırlıdır sükût cevap vermenden<br />
Onunla konuşursan sevindirirsin<br />
Halbuki terk edersen kahrolur üzüntüden.(24)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>SUSMAK CEVAPTIR</strong></span></p>
<p>İstediğini söyle, söv bakalım namusuma<br />
Susmam cevaptır serserilere<br />
Cevap vermekten acizim sanma<br />
Fakat aslanlar cevap vermez köpeklere.(25)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>SUSMAK SELÂMETTİR</strong></span></p>
<p>Sustun ama aleyhinde bulunuldu, dediler<br />
Cevap kötülük kapısının anahtarıdır, dedim.<br />
Şereftir, cahile, ahmağa karşı susmak,<br />
Üstelik namusunu haysiyetini korumak.<br />
Görmez misin susan aslandan nasıl korkulur<br />
Köpek ömrünce havlar ama taşa tutulur.(26)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>KAPIYA YÖNELMEK</strong></span></p>
<p>Bâtılı hakka katarsan reddeder onu<br />
Diyelim ki karıştırdın<br />
Hak sabittir, ayrılır ondan.<br />
Doğrusu kaybolursun<br />
Bir işe girmezsen dosdoğru kapısından<br />
Kapıya yönelirsen yolu bulursun.(27)</p>
<p><strong>GÖRÜŞ</strong></p>
<p>Açma herkese fikrini<br />
Görüş almak istemeyen<br />
Ne senden hoşnut olacaktır<br />
Ne yararlanacaktır fikrinden.(28)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>İLMİ HAKEDENE VER</strong></span></p>
<p>İnci mi saçayım, davar sürüsü içinde<br />
Koyun çobanlarına edebiyat mı düzeyim<br />
Ömrüme andolsun ki<br />
Bir beldenin şerriyle yok olsam da<br />
Zayi edecek değilim<br />
Paha biçilmez sözleri aralarında<br />
Aziz Allah lütfuyla kolaylaştırıp<br />
Rast getirirse beni ilim ve hikmet ehline<br />
Faydalıyı vereceğim, sevgilerine bedel<br />
Bu olmazsa gizleneceğim<br />
Bilgilerimle beraber.</p>
<p>Cahillere ilim veren onu zayi etmiştir<br />
Kim de esirgerse ilmi hak edenlerden<br />
Kendine zulmetmiştir.(29)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>TESLİMİYET VE İTİDAL</strong></span></p>
<p>Bir kapı kapanınca bir başka kapı açılır<br />
Evet, zor işler an gelir kolaylaşır<br />
Sıkıntıdan sonra gelir ferahlık<br />
Dar yolların içinde genişlikler saklıdır.<br />
Bir üzüntüye bedel vardır iki kolaylığın<br />
Sakin ol, faydası yoktur gamın<br />
Ne kadar güçsüz kaldın korktukların yanında<br />
Korkulacak bir şey yoktu aslında<br />
Ne bulutlardan korktun dolu yağdıran<br />
Çok geçmeden kurtuldun, uzaklaştı yanından.<br />
Rızık sana geldi, ona giden sen değildin<br />
İstemekten uykusuz kalmadı ki gözlerin<br />
Nice azgın dev dalgaların üstünden aştın<br />
Ailenden uzaklaşıp, gurbete düştün</p>
<p>Bir dilenci gördüğünde saklanırken insanlar<br />
Rabbimden isteyenle, rabbimin arasında<br />
Ne bir engel ne de bir perde var.<br />
Fazlıyla karşılık verir O’ndan ümit edenlere<br />
Her an icabet edilir ümitle bekleyenlere<br />
Elinden kaçanlara bir gün olsun üzülme<br />
O’nun rızası ve ecri, değer sabrettiğine.<br />
Ne yazıyorsa amel defterinde onu görürsün<br />
Ya isabet etmişsindir ya da sürünürsün<br />
Kitapta yazılana kim engel olabilir<br />
Kitabın reddettiğini kim gönderebilir<br />
Bazen terketmezsen bir süsü, bir ziyneti<br />
İnsanlar onu şüpheli bulabilir.<br />
Öyle yerlere düşer helak olursun ki sen<br />
Üstüne yağan oklar<br />
İsabet etmiştir onun yüzünden.<br />
Açıkla yaşadığın zamanı fakat aşırı gitme<br />
Doğrusu bu yaşadığın zaman bir nevi azaptır</p>
<p>Kınamayı azalt, zira hakkı olduğu halde<br />
Kınayan kimse kalmadı şu zamanda.<br />
İnsanlar toplu halde geçip gittiler<br />
Fakat yoktu yanlarında<br />
Köpeklerin ihtiram ettiği o düşük şahsiyetler.<br />
Kara simalıları<br />
Çıkarlar karşına müjdelemek için seni<br />
En nazik olanları selam yerine küfrederler<br />
Ihsan et, hür insan güzele tâbi olandır<br />
Hürriyet, onlardan uzaklaşıp kendini korumaktır.<br />
Allah muhtaç etmezse onlara kaçar, kurtulur<br />
Yoksa yanlış ve doğru arasında bocalar durur.<br />
Arzularını boş ver, zira arzular<br />
Ayıplanacakları yere sevk eder nefisleri.<br />
Cevabı vardır bütün sözlerin<br />
Konuşmadan önce seç sözlerini<br />
İçine nükte katsan daha iyidir<br />
öyle sözler vardır ki yakar içleri.(30)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>AĞARAN SAÇLAR</strong></span></p>
<p>Ateşim söndü, saçlarımın yanmasıyla<br />
Ve gecem karardı ışıyan alevinden<br />
Hangi baykuş başıma yuva yapmış<br />
Kargaları uçtuğunda karşı çıkmama rağmen.</p>
<p>Terkettin beni, görüp ömrümün harabını<br />
Sığınağın her diyarın yıkıntıları<br />
Zevk alır mıyım hayattan, geldikten sonra<br />
Yaşlılığın öncüleri şakaklarıma &#8211; ki fayda vermiyor kına</p>
<p>Saçı beyazlar rengi sararırsa insan<br />
Güzel günlerinden bile ıstırap duyar.<br />
Çirkin işleri bırak, haramdır<br />
Takva sahiplerinin bunları işlemesi.<br />
Makamının zekâtını ver ve bil ki<br />
Nisaba erişmiştir malın zekâtı gibi.</p>
<p>Ihsan et hürlere, köle olurlar sana<br />
Cömertlerin ticareti insanı devşirmektir<br />
Yürüme yollarında yeryüzünün gururla<br />
Birazdan toprağı seni kaplayabilir.</p>
<p>Kim tadarsa dünyayı &#8211; ki ben tattım &#8211;<br />
Sunuldu bize şerbeti ve azabı<br />
Yalnız fanilik gördüm ve yalnız aldanış<br />
Sahranın ortasında belirir ya serabı.</p>
<p>Bir leşti hareketsiz,<br />
Etrafına üşüşmüş köpeklerin arzusu<br />
Onu çekiştirmekti.<br />
Uzak durabilirsen, kurtulursun elinden<br />
Saldırır köpekleri, çekiştirmek istersen.</p>
<p>Ne mutlu evinin köşesini sevene<br />
Kapıları kapalı, perdeleri çekili.(31)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>KANAAT VE TAKVA</strong></span></p>
<p>Aziz olur kim kanaat ederse<br />
Mahluka boyun eğmez çözmezse peçesini<br />
Tecrübelerden öğrendiğim onura dair<br />
Kanaatten daha aziz izzet yoktur dünyada<br />
Sen onu nefsin için sermaye yapmalısın<br />
Ve sonra takva malın olmalı senin<br />
Hayırlar işle gücün yettiğince<br />
Sakın uyma arzularına nefsinin<br />
Salihleri severim onlardan değilsem de<br />
Şefaatlerine ulaşmak için herhalde.<br />
Nefret ederim günah tüccarlarından<br />
Her ne kadar bizde de bulunsa aynı maldan.(32)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>GELİP GEÇEN BİR FIRSATTIR BAHTİYARLIK</strong></span></p>
<p>İnsan insanla madem ki hayat birlikte<br />
Mutluluk arada bir gelir, bir esintidir,<br />
İnsanların ihtiyaçlarını gideren adam<br />
Bil ki en üstün insandır halkın içinde<br />
Gücün yetiyorsa elini çekme artık<br />
Birine iyilikten sakın çekinme<br />
Çünkü gelip geçen bir fırsattır bahtiyarlık<br />
Şükret Allah&#8217;ın yarattığı nimetlere<br />
O nimetler ki bahşedilmiştir sana<br />
Ve muhtaç değilsin başka insanlara.<br />
Bir millet ölse de yaşar hep cömertliği<br />
Yaşayan öyle insanlar da vardır ki<br />
Çoktan ölmüşlerdir toplumun nazarında.(33)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>ONURLU KİMSELERİN İMTİHANI</strong></span></p>
<p>Yayılıp, dilediğini yiyen develer görürüm<br />
Ömrünce susuz kalmış aç aslanlar bilirim<br />
Bir lokma bulamazken kavmin eşrafı<br />
Şerefsizlerin tıkınmasına ne derim<br />
Bıldırcın ve kudret helvası.<br />
Mahlukatın hakimince verilmiş bir hükümdür<br />
Acılığına rağmen hükme kim direnebilir<br />
Kim bilirse zamanın kalleşliğini ve değişkenliğini<br />
Belâlara sabreder, açığa vurmaz şikayetini.(34)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>TEVAZU</strong></span></p>
<p>Bir meclise dâhil olmak istediğinde<br />
Kendini görmelisin hep alt mertebelerde.<br />
Yüceltirlerse seni, bu onların ikramıdır<br />
Yerinde bırakırlarsa<br />
De, bu benim makamımdır.(35)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>’İNSANLARIN DA GÖZLERİ VARDIR</strong></span></p>
<p>Namusun korunmuş, dindarlığın tam<br />
Helâk olmadan yaşamak istiyorsan<br />
Başkasının ayıbını anmasın dilin<br />
İnsanların da dilleri vardır<br />
Ve üstelik sen<br />
Ayıplardan ibaretsin.</p>
<p>Ele vermek isterse gözlerin ayıpları<br />
Çevir başını ve ona de ki<br />
Ey göz, insanların da vardır gözleri.</p>
<p>İnsanlara muamelen güzel olmalı<br />
Zalimleri de hoş gör, bağışla<br />
Savunmak istiyorsan illâ kendini<br />
İyilikle et kendini müdafaa(36)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>TARTIŞMA VE TEDBİR</strong></span></p>
<p>Eğer erdemli ve haberdarsan<br />
Öncekilerin ve sonrakilerin nasıl ihtilâf ettiğinden<br />
Sükûnet içinde münazara et, ağırbaşlı ol<br />
Ne ısrar et ne de kibirlen.<br />
Faydadır sana, minnetsiz istifadesi<br />
Lâtif nükteler ve nadir hikmetlerden.<br />
Aman sakın kavgaya tutuşmaktan<br />
Gösteriş için, yendim deyip caka satmaktan.<br />
İşte kötülük bu kıyılarda gezer<br />
Edepli insan tedbirli olup<br />
Bir noktada kesişmeyi ister.(37)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>HAK</strong></span></p>
<p>Hak sahibinin hakkını bil, hak ettiğinde hakkı<br />
İnkâr edende yoktur hayır<br />
Hak sahibi hak ettiğinde hakkı.(38)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>BANA YETİŞEBİLİR MİSİN?</strong></span></p>
<p>İlim tasnifiyle uykusuz kalmam<br />
Daha hoş gelir bana<br />
Süslü, güzel bir kadından<br />
Boyunlardaki kokudan.<br />
Kalemimin kağıtlar üstündeki hışırtısı<br />
Daha hoştur<br />
İnsanlara karışmaktan ve âşıklardan.<br />
Kızın defe vurmasından daha tatlıdır<br />
Yapraklarından kumlar dökülsün diye<br />
Defterlerime vurmam.<br />
Derste sevinçle eğilmem<br />
Üstüne çözmek için<br />
İlmi bir meselenin<br />
Daha lezzetlidir şarabından sâkinin.<br />
Ben uykusuz gecelerken<br />
Uyuyordun sen<br />
Nasıl bana yetişirsin<br />
Durum böyleyken(39)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>İNSANLAR İLMİN HİZMETKARIDIR</strong></span></p>
<p>Kendisine hizmet edene<br />
Hizmet ettirmesi tüm insanları<br />
İlmin üstünlüğünden.<br />
İnsan, namusunu, canını<br />
Nasıl sakınıyorsa,<br />
Öyle korumalıdır ilmi<br />
Halkın şerrinden.<br />
Kim ilim sahibi olur da<br />
Cahillik edip vermezse onu ehline<br />
Bil ki zulmetmiştir ilme.(40)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>ALLAH&#8217;IN GÖZETTİĞİ GERİ DÖNER</strong></span></p>
<p>İlmim yeter bana, fayda verirse ,<br />
Zilletin kaynağı tamahkârlıktır.<br />
Yaptığı kötülükten döner elbette<br />
Allah’ın gözettiği kullar.<br />
Kuşlar uçar ve yükselir ama<br />
Uçtukları gibi konarlar.(41)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>&#8216;&#8221;BİLMİYORUM İLMİ&#8221;</strong></span></p>
<p>Nasıl bileceksin<br />
Hem bilmiyor, hem de sormuyorsun bilenden<br />
Şayet bilseydin ya da<br />
Bildiğini zannetseydin<br />
&#8220;Bilmiyorum ilmi&#8221;ni bilen birine<br />
Muhalefet etmezdin.(42)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>İLİM NURDUR</strong></span></p>
<p>İmam Şâfiî, &#8220;Yedi yaşında Kur&#8217;an’ı, on yaşında Muvattâ&#8217;yı ezberledim” deme­sine rağmen ezberinin zayıf olduğundan şikayet etmekte ve şöyle demektedir*</p>
<p>Vekl’e ezberimin iyi olmadığından yakındım,**<br />
Bana, günahları terketmemi söyledi.<br />
Bilirdi ki ilim nurdur<br />
Allah’ın nurundan nasiplenemez âsi.(43)</p>
<p>* Muvattâ; İmam Mâlikin derlediği hadis kitabıdır.<br />
** Vekf bin el-Cerrah, Irakta çağının muhaddisidir.129 hicrî (miladî 746) yılında Kûfe&#8217;de doğmuş, 197 hicri (miladi 812) yılında yine Kûfe&#8217;de vefat etmiştir.</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>HADİS</strong></span></p>
<p>Gençler meclisine ikramda bulun<br />
Sidr bitkisinin yaprakları gibi kokarlar<br />
Kalplerle göğüsler arasını<br />
Aşk ibrikleriyle hep doldururlar.<br />
Hadistir içtikleri şarap<br />
Kadehleri sonsuza dek<br />
Elden ele dolaşır.<br />
Ne zaman ayrılık düşse içlerine<br />
Ne zaman bölünüp parçalansalar<br />
Tehlike gelir çatar<br />
Bu onların imtihanları işte.(44)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>YÜKSELMEK</strong></span></p>
<p>Çabayla elde edilir yüksek yerler<br />
Kim yükselmek isterse, uykusuz geceler.<br />
Çalışıp, çabalamadan yükselmek isterse kim<br />
Boş yere ömür geçirir bir şey elde etmeksizin<br />
Önce izzete eriş, sonra uyursun gece<br />
Çünkü denize dalar, her kim inci isterse.(45)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>BOŞ SÖZ</strong></span></p>
<p>Boş sözde hayır yoktur<br />
Aslına bakacak olursan<br />
Gencin susması daha güzeldir<br />
Vakitsiz konuşmaktan.<br />
Belli olur şahsiyeti<br />
Alnındaki parıltıdan<br />
Kim gizlenebilir senden<br />
İçi dışı bir olan dostuna bakarken sen.<br />
Ne emin kimseler vardır ki inançlarından<br />
Küfür yenmiştir imanlarını<br />
Ve çevirmiştir görüşünü başka görüşe<br />
Sonunda satarak dinlerini<br />
Satın almışlardır dünyalarını.(46)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>HILIM VE EDEP</strong></span></p>
<p>Ne hilim*, ne ilim &#8221;edep”siz olmaz<br />
Bir kavmin halimleri bilmemezlikten gelmez<br />
Tecâhül** pis kişinin elbisesidir<br />
O elbiseyi sefihler giyinir.(47)</p>
<p>* Hilim: Akıl, hoşgörü, yumuşak başlılık, olgunluk, sağduyu. ** Tecâhül: Bilmemezlikten gelme.</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>BİDAT HASATÇILARI</strong></span></p>
<p>Dinde bidat çıkarmadıkça<br />
Rahat etmez içleri.<br />
Akıllarına uymuş bazı insanlar<br />
Yaparlar resullerin<br />
Yapmadığı işleri.<br />
Risaleti taşımakken<br />
Onların görevleri<br />
Hafife alır çoğu<br />
Allah&#8217;ın yüce dinini.(48)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>HULEFÂ-I RÂŞIDÎN</strong></span></p>
<p>Allah’tan başka rab olmadığına şehadet ettim<br />
Ve şehadet ederim ki diriliş hak ve gerçektir.<br />
İman açıklanmış bir söz ve temiz fiildir.<br />
Üstelik hem artar hem eksilir.<br />
Ebu Bekir rabbinin halifesidir<br />
Ebu Hafs* da hayır üzre titizdir<br />
Rabbim şahit olsun ki Osman ne faziletlidir<br />
Ali&#8217;nin fazileti ise daha özeldir<br />
Onlar imamlarıdır ümmetin; izlerinde yürünür.<br />
Kadirlerini bilmeyip kınamaya kalkanlar<br />
Allah&#8217;ın kınamasıyla yüzüstü sürünür.(49)</p>
<p>* Ebu Hafs, Hz. Ömer (r.a.)&#8217;in lakabıdır.</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>KANAAT VE SABIR</strong></span></p>
<p>Korusun diye kanaat zırhını giydim<br />
Namusumu saklıyor, koruyorum onunla<br />
Hain zamandan kaçmak ne mümkün<br />
Ki üstüme geliyor, hedefi oldum<br />
Ölüm ve fakirlik oklarıyla.<br />
Ölüme karşı silahım Allah ve afvı<br />
Yoksulluğa karşı sığındım sabra.(50)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>RIZA GÖZÜ GÖRMEZ</strong></span></p>
<p>Rıza gözü örterken tüm ayıpları<br />
Öfke gözü döker tüm kusurları<br />
Bana saygı göstermeyene saygı göstermem<br />
Beni gözetmeyeni gözetmem asla<br />
Benden uzaklaşandan uzak düşerim<br />
Bana yaklaşan, yaklaşır dostluğuma<br />
Hayatta muhtaç değiliz birbirimize<br />
Ölsek zaten ihtiyaç duymaz<br />
Birimiz diğerine.(51)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>İNSANIN DEĞERİ IHSAN ETTİĞİYLEDİR</strong></span></p>
<p>İmam Şâfiî, Sâmira* kentine vardığında, üzerinde eski ve kirli bir elbise vardı. Saçı da uzamıştı. Hemen bir berbere gittiyse de, İmam Şafiî&#8217;yi tanımayan ber­ber onu kirli bulup; &#8220;başkasına git&#8221; dedi. Bu durum Şafiî&#8217;nin gücüne gitmiş, kendisine hizmet eden delikanlıya dönüp: &#8220;Yarımda ne kadar para var?&#8221; diye sormuştu. Delikanlı: &#8220;On dinar&#8221; deyince Şafiî: &#8220;Onu berbere ver!&#8221; dedi. Deli­kanlı parayı berbere verdiğinde îmam Şâfiî şu beyitleri okudu: 1</p>
<p>Üzerimde bir elbise var<br />
Tamamı bir kuruşa satılsa<br />
Bir kuruş fazladır ona<br />
İçinde ise bir can taşır ki<br />
Daha azametli ve daha yücedir<br />
Bazılarıyla kıyaslanırsa<br />
Kılıca zarar vermez kını eskise de<br />
Parçalar değdiğinde eğer keskinse<br />
Günler hakir görüyor<br />
Şeklimi şemâlimi<br />
Parçalanmış kılıflarda<br />
Ne kılıçlar vardır, değil mi?(52)</p>
<p>* Sâmira: Diğer adı Şerre Men Reâ (Gören Mutlu Oldu)’dur. Dicle kıyısında bir İrak şehri</p>
<p>İmam Şafii&#8217;nin Şiirleri/Divan,Çev:A.Ali Ural</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>Kaynaklar:</strong></span></p>
<p>(1)-Bahauddin Muhammed el-Hemedânî, el-Mihlât, s. 132.</p>
<p>(2)-Fahreddin er-Râzi, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfıî, s. 111-112 / Esnevî, Tabakâtu&#8217;ş-Şâfıîyeti&#8217;l-Kubrâ, S. 14 / Beyhakî, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfıî, c.2, s. 118</p>
<p>(3)- el-Beyhakî, Menâkıbu&#8217;ş-Şafiî, c.2, s.109.</p>
<p>(4)- Şihabuddîn Muhammed el-Ebşîhî, el-Müstetraffi Külli Fennin Müstezraf, c.l, s. 236</p>
<p>(5)-İbn Kesîr, el-Bidâye ve&#8217;n-Nihâye, c.10, s. 254 / es-Subkî, Tabakâtu’ş-Şâfiîyye, c.l, s. 156</p>
<p>(6)-Semîru&#8217;l-Mu &#8216;minin, s. 160.</p>
<p>(7)-Muhammed Abdurrahim, Divânu&#8217;ş-Şâfiî, s. 174.</p>
<p>(8)-Yakut el-Hamevî, Mu&#8217;cemu&#8217;l-Udebâ, c.17, s.306-307.</p>
<p>(9)-Ali Fikri, Ahsenu&#8217;l-Kısas, c.4, s. 120.</p>
<p>(10)-Beyhakî, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfiî, c.2, s. 106. / Fahreddîn er-Râzî, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfiî, s.205.</p>
<p>(11)-Abdulhalîm el-Cundî, İmam Şâfiî, s.64.</p>
<p>(12)-Abdulmu’min eş-Şeblencî, Nûru’l-Ebsâr, s.236.</p>
<p>(13)-İbn Hacer el-Askalânî, Tevâli&#8217;t-Te&#8217;sis, s.73.</p>
<p>(14)-el-Beyhaki, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfiî, c.2, s. 100.</p>
<p>(15)-el-Beyhakî, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfiî, c.2, s.84.</p>
<p>(16)-Ahmed Es&#8217;ad el-Hâşimî, Cevâhiru&#8217;l-Edeb, s.665</p>
<p>(17)-Muhammed Abdurrahim, Dîvânu’ş-Şâfiî, s.333</p>
<p>(18)-el-Beyhakî, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfiî, c.2, s.66. / Fahreddin er-Râzı, Menâkıbu’ş-Şâfiî, s.112.</p>
<p>(19)-es-Subkî, Tabakâtu’ş-Şâfiiyye, c.l, s.161. /İbnu’l-İmâd, Şezerâtu&#8217;z-Zeheb, c.2, s.11. / İbn<br />
Hallikân, Vefeyâtu&#8217;l-A’yân, c.4, s.16.</p>
<p>(20)-el-Beyhakî, Menâkıbu’ş-Şâfiî, c.2, s.91. / Fahreddîn er-Râzi, Menâkıbu’ş-Şâfiî, s.113.</p>
<p>(21)-Bahauddin Muhammed el-Hemedânî, el-Keşkûl, el-Kâmil, c.l, s.32 / Husnî Nâisa,</p>
<p>(22)-Yakut el-Hamevî, Mu&#8217;cemu&#8217;l-Udebâ, c.17, s.308 / İbn Asâkir, Târihu Dımışk, c.10, s.206</p>
<p>(23)-el-Mes&#8217;ûdî, Murevvicu&#8217;z-Zeheb, c.3, s.373.</p>
<p>(24)-Ali Fikri, Ahsenu&#8217;l-Kısas, c.4, s.105.</p>
<p>(25)- Ali Fikri, Ahsenu&#8217;l-Kısas, c.4, s. 106.</p>
<p>(26)-Husnî Nâisa, Şi&#8217;ru&#8217;l-Fukahâ, s,357</p>
<p>(27)-İbn Asâkir, Târih, c.10, t.2</p>
<p>(28)-Beyhakî, Menakıbu&#8217;l-Şâfii, c.2, s,97 / Fahreddin Razi, Menakibu&#8217;ş Şafii, s.276</p>
<p>(29)- Beyhakî, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfiî, c.2, s.72. / es-Subkî, Tabakâtu&#8217;ş-Şâfiîyye, c. 1, s.294.</p>
<p>(30)-îbn Abdilberr, Behcetu&#8217;l-Mecalis, c.l, s. 181.</p>
<p>(31)-Muhtasar Tezkiretu &#8216;l-Kurtubî, s. 16</p>
<p>(32)-el-Aclûnî, Keşfu&#8217;l-Hafâ, c.2, s.134.</p>
<p>(33)-Husnî en-Nâisa, Şi&#8217;ru’l-Fukahâ, s.370.</p>
<p>(34)-Bahauddîn Muhammed el-Hemedânî, el-Mihlât, s. 132.</p>
<p>(35)-Muhammed Abdurrahim, Divânu&#8217;ş-Şafiî, s.324.</p>
<p>(36)-Bahauddîn Muhammed el-Hemedânî, el-Mihlat, s. 130.</p>
<p>(37)-Fahreddîn er-Râzî, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfiî, s.227.</p>
<p>(38)el-Beyhakî, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfiî, c.2, s. 197.</p>
<p>(39)-Abdulmu’min eş-Şeblencî, Nuru&#8217;l-Ebsâr, s.256</p>
<p>(40)-es-Subkî, Tabakâtu&#8217;ş-Şâfiîyye, c.l, s. 159.</p>
<p>(41)-Beyhakî , Menâkıbu&#8217;ş-Şafiî, c.2, s.66. / Fahreddin Râzî, Menâkıbu’ş-Şâfiî, s.l 14.</p>
<p>(42)-Beyhakî, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfiî, c.2, s.100. / Fahreddin er-Râzî, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfiî, s.l 11.</p>
<p>(43)-İbn Hacer el-Askalânî, Tevâli&#8217;t-Te&#8217;sîs, s. 145</p>
<p>(44)-Muhammed Abdurrahim, Dîvânu&#8217;ş-Şâfiî, s.246.</p>
<p>(45)-Abdullah b.Esad el-Yâfıî, Mir&#8217;âtu&#8217;l-Cinân, c.2, s.26. / Husnî Nâisa, Şi&#8217;ru&#8217;l-Fukahâ, s.360.</p>
<p>(46)-Beyhakî, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfiî, c.2, s.88. / İbn Hacer el-Askalânî, Tevâlî&#8217;t-Te&#8217;sîs. s.83.</p>
<p>(47)-Muhammed Abdurrahim, Dîvânu&#8217;ş-Şâfıî, s.389.</p>
<p>(48)-İbn Kesîr, el-Bidaye ve&#8217;n-Nihâye, c.10, s.254.</p>
<p>(49)-es-Subkî, Tabakâtu&#8217;ş-Şâfiî, c.l, s.156 / el-Beyhakî, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfiî, c.2, s.67</p>
<p>(50)-Beyhakî, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfiî, c. 2, s. 65. / Fahreddin, er-Râzî, Menakıbu&#8217;ş-Şâfii, s. 112.</p>
<p>(51)-Muhammed Abdurrahim, Dîvânu&#8217;ş-Şâfiî, s. 416, Zehru&#8217;l-Âdâb, c.l, s. 125</p>
<p>(52)-Beyhakî, Menakıbu&#8217;ş-Şafiî, c.2, s. 108 / Fahreddin er-Râzi, Menakıbu&#8217;ş-Şafiî, s.l 18,119 / Yakut el-Hamevî, Mu&#8217;cem’ul-Udebâ, c.17, s.320</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/imam-safiir-siirlerinden-secmeler/">İmam Şafii(r.a) Şiirlerinden Seçmeler</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/imam-safiir-siirlerinden-secmeler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
