<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mustafa Armağan | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/tarih-yazilari/yakin-tarih-yazilari/mustafa-armagan1/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 30 May 2019 15:06:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Mustafa Armağan | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hakikatlerin Örtbas Edilmesi Tarihimize Karşı Suçtur</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/hakikatlerin-ortbas-edilmesi-tarihimize-karsi-suctur/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/hakikatlerin-ortbas-edilmesi-tarihimize-karsi-suctur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Jan 2019 13:25:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mustafa Armağan]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Cafer Tayyar Eğilmez’]]></category>
		<category><![CDATA[Hakikatlerin Örtbas Edilmesi Tarihimize Karşı Suçtur]]></category>
		<category><![CDATA[Kazım Karabekir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ilimcephesi.com/?p=21172</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Cafer Tayyar Paşa’nın Kâzım Karabekir’i savunmak maksadıyla Ankara’daki İnkılâp Tarihi Enstitüsü’ne yazmak istediği ama Karabekir Paşa tarafından başına bir iş gelir diye gönderilmesi engellenen mektubunu iki ay evvel yayımlamıştık. Kâzım Karabekir Paşa’nın can dostu Cafer Tayyar Eğilmez Paşa’ya hitaben kaleme aldığı ibretlik mektubu da bu ay paylaşıyoruz. Cumhuriyet devrinde yapılan İnkılâp Tarihleri’nin  gerçeklerden  koparılması [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hakikatlerin-ortbas-edilmesi-tarihimize-karsi-suctur/">Hakikatlerin Örtbas Edilmesi Tarihimize Karşı Suçtur</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/01/Untitled-2-4-800x450.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-22395 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/01/Untitled-2-4-800x450.jpg" alt="" width="503" height="283" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/01/Untitled-2-4-800x450.jpg 800w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/01/Untitled-2-4-800x450-600x338.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/01/Untitled-2-4-800x450-300x169.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/01/Untitled-2-4-800x450-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 503px) 100vw, 503px" /></a>Cafer Tayyar Paşa’nın Kâzım Karabekir’i savunmak maksadıyla Ankara’daki İnkılâp Tarihi Enstitüsü’ne yazmak istediği ama Karabekir Paşa tarafından başına bir iş gelir diye gönderilmesi engellenen mektubunu iki ay evvel yayımlamıştık. Kâzım Karabekir Paşa’nın can dostu Cafer Tayyar Eğilmez Paşa’ya hitaben kaleme aldığı ibretlik mektubu da bu ay paylaşıyoruz.</p>
<p>Cumhuriyet devrinde yapılan İnkılâp Tarihleri’nin  gerçeklerden  koparılması girişimlerine karşı göğsünü siper ederek unutulmaz bir mücadele veren Kâzım Karabekir Paşa’nın milletvekiliyken 29 Eylül 1944 tarihini taşıyan aşağıdaki mektubu yakın tarih tartışmalarına ışık tutması bakımından fevkalâde  mühimdir.  Mektubun  aslının kendisinde bulunduğunu söyleyen Cemal Kutay, sadece 2. sayfasının aslını  neşretmiş,  metnin  bazı  yerlerine (…) işaretini koymak suretiyle sansürleyerek  yayımlayabilmiştir. Kâzım Karabekir Paşa’nın can dostu Cafer Tayyar Eğilmez Paşa’ya hitaben kaleme alınan mektup ilk olarak Cemal Kutay tarafından önce fasiküller halinde çıkan  Türkiye  Hürriyet  ve İstiklâl  Mücâdeleleri  Tarihi’nin Ocak 1962 tarihli nüshasında (cilt 20, sayı: 26-27, s. X-XII), bundan 6 yıl sonra ise  Tarih Sohbetleri 3  (İstanbul,  Kasım-1968) adlı seri kitap yayını içinde yayımlanmıştır (s. 192-196). Kitapta neşredilen  orijinal  belgenin  fotokopisinin altında şu cümleler kayıtlıdır:</p>
<p>“Cafer Tayyar Paşa’nın, İnkılâp Enstitüsü’ne hitaben hazırladığı AÇIK MEKTUB’u gönderme  bahsindeki sorusuna Kâzım Karabekir Paşa’nın verdiği 29 Eylül 1944 tarihli cevabın ikinci  sahifesi.  (Metin,  kanunların yasakladığı  kısımlar  hariç,  yazının içindedir.)” Biz mektubun aslında olup da Cemal Kutay tarafından nokta nokta geçilerek atlanmış olan dört kelimeyi fotokopiden okuyarak tamamlamaya çalıştık. Ne var ki belgenin ilk sayfasının  Osmanlıca  orijinali  elimizde bulunmadığı için oradaki atlamalarda nelerin mevcut bulunduğunu tespit etme imkânımız maalesef olamadı… Şimdi sizi Kâzım Karabekir Paşa’nın vefatından yaklaşık 3,5 yıl önce kaleme aldığı bu ibretlik mektupla baş başa  bırakıyorum.</p>
<p>İstanbul-Erenköy 29.9.1944 Sayın General Cafer Tayyar Eğilmez’e Sevgili  kardeşim  Tayyar, İnkılâp hareketlerimize dair halâ yalan yanlış neşriyatın devamını görerek İnkılâp Enstitüsü’nü ikaz etmek (uyarmak) arzusuyla yazmak istediğiniz mektubun suretini okudum. Yüksek duygularınızı ve medenî bir vazifenin ifası  (yerine  getirilmesi)  kararınızı hürmetle karşılarım.</p>
<p>Bu husustaki mütalâamı  arz  eyliyorum: Mütarekenin  (Mondros  Mütarekesi’nin) ümidsiz ve elemli günlerinde vaziyetin vahimliğinden dolayı yılgın bir hale gelen devlet ve millet şahsiyetlerinin,  mukadderata  boyun eğmekten ibaret olan veya bundan daha  tehlikeli  bulunan  teşebbüslerine karşı, Millî Mücadeleye atılarak Türk camiasının  istiklâlini  kurtarabileceğimiz hususundaki plânımın tatbiki için nasıl çırpındığımı ve Erzurum,  Sivas  Kongreleri  ve  Ankara millî hükümet devirlerinde vakit vakit tehlikeli  yanlışlıklara  sapan  arkadaşlarımızı daima nasıl millî mücadele plânına çekerek  istiklâlimizi  kurtardığımızı ve bu arada kıymetli şahsiyetlerimizi ve hele Mustafa Kemal Paşa’yı nasıl tuttuğumu ve koruduğumu öğrenenler, halâ İstiklâl harbimiz hakkındaki yalan yanlış neşriyatı gördükçe Türk milletinin tali(h)ine  acımakta  ve  alınlarına  birer şamar vurarak “eyvah!..” demektedirler. Hele  hakikatlerin  örtbas  edilmesinde hükümet  uzun  &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;  şeref  ve hayatıma  kadar…1   sendelemektedirler. B</p>
<p>u hakikatsevenler arasında Sen, bütün inkılâp  tarihimiz  içinde  faal  vazifeler görerek ve sonra da vesikaları okuyarak ve tetkiklerde bulunarak bütün işlerin hakikatlerini  bilenlerin  başında  gelirsin. İstiklâl Harbinde şeref ve hayatlarını kurtardığım  şahsiyetler  arasında,  tarihte pek az kimselere nasip olabilecek yüce mertebeye ulaştırmakta pek çok emeğim bulunan  &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;  haksızlıkları, tazyik ve tecavüzleri yine en beliğ bir surette sen bilirsin. Bunun için &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;  ve  artık  hakikatlerin ortaya çıkmasını isteyen tabiatıyla en çok Sen olacaksın. Fakat çok nazik olan bu Millî Mücadele’nin baş aktörlerinden Kâzım Karabekir,  yola çıktığı silah arkadaşlarıyla ters düşmüş  ve 1939’a kadar takibat altında  yaşamıştı. zamanda sükût etmek daha hayırlı olsa gerektir.</p>
<p>Eğer vaktiyle bu hususta medenî cesaret göstermemiş olsaydık, bugün sükût etmek şüphesiz bir cinayet sayılabilirdi. Fakat daha evvel Mustafa Kemal’in sağlığında (Mayıs 1933) milletin malı olan tarihî hakikatleri -şu ve bu tehdit ve  tazyiklerden  çekinmeyerek- ortaya atmışızdır. Hem de mahdud (sınırlı) bir sahada değil, bütün milletin, bütün cihanın  huzuruna  matbuatımızla  (basınımızla) atılmışızdır. Yani bu vazifemiz tam ve kâmil olarak ifa olunmuştur. Sizin de pek güzel tasvir buyurduğunuz hakikatleri artık bilmeyen yoktur. Hele ilgili makamlar ve bu arada İnkılâp, evrakımı gereği gibi tetkik etmiştir. (2)</p>
<p>Evet!.. İnkılâp tarihimizin; âmilleri (yapıcıları) olduğumuz Meşrutiyet, Millî Hükümet ve Cumhuriyet devirlerimize ait  hakikatlerin  uğratıldığı  tahriler  (çarpıtmalar),  nihayet,  tamamiyle  milletimize  vakfetmiş  olduğumuz  şahsiyetlerimize dil uzatmaya kadar varınca, bu hakikatleri şahıs, zaman ve mekân göstererek vesikalarıyla 1933’te, yani Mustafa Kemal Paşa’nın, Atatürk’ün sağlığında matbuatımız vasıtasıyla milletimizin yüksek huzuruna arzetmeye başlamıştım.</p>
<p>Mektuplarım  yarıda  bıraktırılarak  en  mühim hakikatlerin  neşrine  müsaade  olunmadığı ve tab’ ettirdiğim (bastırdığım) İstiklâl Harbimizin Esasları başlıklı ve “Yanlış bilgi felâket kaynağıdır” vecizeli eserimin de kanun harici yakıldığı ve üçüncü defa olarak evimin saatlerce aranmasıyla dört çuval evrakımın müsadere olunduğu ve Cumhuriyet tarihimize asla yakışma-yan bu çirkin hareketler yetişmiyormuş gibi uzun zamanlar maruz kaldığımız tarassud (gözetleme) ve takiplerle çoluk çocuğumuza dahi rahat verilmediği herkesin malumudur.“Mustafa Kemal Paşa’nın ölümünden2”  sonra bir gazetedeki3 hakikate uygun olan ve artık daha ziyade gecikmesi bütün milletin ve hele münevver (aydın) gençliğin zararına olan mütalâalarımın (değerlendirmelerimin) -işlerine gelmeyenler tarafından- nasıl tahriklere sebep olduğunu ve hakikatlerin arayıcısı ve koruyucusu olması lâzım gelen matbuatımızdan ve yüksek ilim ve irfan müesseselerimizden nasıl akisler (tepkiler) verdiğini de gördük! Bütün bu mücadeleleri elbette ki İnkılâp Enstitüsü de biliyor…</p>
<p>Hakikatlerin, hatta hükümet kuvvetiyle örtbas edilmesine karşılık efsanelerin vakit vakit tazelenmesi, milletimize karşı saygısızlık, hak sahibi olan bizlere karşı tecavüz, millî tarihimize karşı ise cürümdür (suçtur).</p>
<p>Medenî milletler, halkın ve hele gençliğin fikrî ve ahlâkî terbiyesinde ve seciyelerinin (karakterle-rinin) kuvvetlendirilmesinde millî hadi-selerin ve millî şahsiyetlerin olduğu gibi tanınmasına büyük ehemmiyet verir ve yalan yanlış neşriyatı yine serbest neşri-yatla ve ilim müesseselerinin bir düziye hakikatleri aramasıyla cevaplandırılır. Yani, yalancılık ve dalkavukluk, hususî ve resmî darbeler altında bunaltılır. Bu suretle kimse bu kirli basamaklardan çı-kıp bir külâh kapamaz. Medenî camiada hız aldığımızı iddia ederken en mühim olan bu noktada, ne yazık ki pek cılız bir haldeyiz: Yalancılık ve dalkavukluk bizde halâ rağbette ve revaçtadır.</p>
<p>Bu hususta ilgili makamları (Cum-hurreisi, Başvekil, Maarif Vekili (Milli Eğitim Bakanı) ve tarihçilerimizi ve hatta Meclis Parti Grubunu her fırsatta ikaz ettim ve henüz âmilleri (yapıcıları) sağ iken mühim hadisele-rin hakikatlerini tesbit ederek inkılâp tarihimizin efsane hâlinden kurtarıl-masını ve bir din ve akîde gibi telkin ve cebir (zor) yoluyla bilhassa münevver (aydın) gençliğin ipnotize edilmesinin tehlikesini belirttim.</p>
<p>Bu nazik zamanlarda ortaya atılan yalan yanlış neşriyatın münakaşalara ve yeniden entrikalara sebep olma-sını isteyenlerin pusuda beklemesi çok muhtemeldir. Bunun için yazmak istediğiniz mektubun şimdilik kıymetli bir tarihî vesika gibi muhafazasını ve münasip bir zamanda -belki de açık bir mektup hâlinde- neşredilmesini muva-fık bulurum.Bu vesile ile de hürmetle yüksek alnınız-dan öperim, kardeşim.Kâzım Karabekir</p>
<p>Mustafa Armağan</p>
<p>Derin Tarih , Aralık 2018</p>
<p>Dipnotlar</p>
<p>1. Bu dört kelime Kutay’ın Latinize ettiği me-tinde … konularak atlanmış bölüm içinde yer almaktaydı. Fotokopiden okuyarak tarafımız-dan eklenmiştir. -MA.</p>
<p>2. Belgenin aslında geçen “Mustafa Kemal Paşa’nın ölümünden” kelimeleri bizzat Cemal Kutay tarafından metinden çıkarılmıştır. Biz kendisinin neşrettiği mektubun Osmanlıca metninin ilk sayfasının fotokopisine bakarak atlanan kelimelerin mahiyetini tespit ettik. -MA.</p>
<p>3. Karabekir Paşa’nın Tan gazetesinde 3 Nisan 1939 tarihinde çıkan sert açıklamaları gelen tepkiler üzerine ertesi gün gazete tarafından yazılan özür mahiyetindeki bir açıklamayla beraber aniden kesilmiştir. -MA.</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hakikatlerin-ortbas-edilmesi-tarihimize-karsi-suctur/">Hakikatlerin Örtbas Edilmesi Tarihimize Karşı Suçtur</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/hakikatlerin-ortbas-edilmesi-tarihimize-karsi-suctur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk’ü Koruma Kanunu Bir Yahudi Tarafından Hazırlandı</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/ataturku-koruma-kanunu-bir-yahudi-tarafindan-hazirlandi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/ataturku-koruma-kanunu-bir-yahudi-tarafindan-hazirlandi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Jul 2014 08:59:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mustafa Armağan]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Yakın Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[5816 Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret edilemeyeceği Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[5816 Kanun]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk’ü Koruma Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk’ü Koruma Kanunu Kim Tarafından Yapıldı?]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk’ü Koruma Kanunu Ne Zaman Çıktı?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=1490</guid>

					<description><![CDATA[<p>Saklanan Tarih programında konuşan ünlü tarihçi Mustafa Armağan şu sözleri söyledi ; &#8220;Atatürk&#8216;ü koruma kanunu toplum vicdanında kalkmıştır.Çünki bu kanun fosilleşti, fosilleşen herşey gibi bu da tarihe karışması lazım. Çünkü dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey olamaz. Ölen bir insan, kanunun konusu olmaktan çıkar. Hukuk şöyle tanımlar ;&#8221;İlk nefesi aldığı ve son nefesi verdiği süre içerisinde bir [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ataturku-koruma-kanunu-bir-yahudi-tarafindan-hazirlandi/">Atatürk’ü Koruma Kanunu Bir Yahudi Tarafından Hazırlandı</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="color: #000000;"><a href="http://ilimcephesi.com/ataturku-koruma-kanunu-bir-yahudi-tarafindan-hazirlandi/ataturku-koruma-kanunu-bir-yahudi-tarafindan-hazirlandi-2/" rel="attachment wp-att-16644"><img decoding="async" class="aligncenter  wp-image-16644" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/07/ataturku-koruma-kanunu-bir-yahudi-tarafindan-hazirlandi-1.jpg" alt="" width="339" height="197" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/07/ataturku-koruma-kanunu-bir-yahudi-tarafindan-hazirlandi-1.jpg 546w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/07/ataturku-koruma-kanunu-bir-yahudi-tarafindan-hazirlandi-1-300x174.jpg 300w" sizes="(max-width: 339px) 100vw, 339px" /></a></div>
<div style="color: #000000;">Saklanan Tarih programında konuşan ünlü tarihçi <a class="ilgi" style="color: #000000;" href="http://risaleajans.com/haber/mustafa-armagan">Mustafa Armağan</a> şu sözleri söyledi ;</div>
<div style="color: #000000;"></div>
<div style="color: #000000;">&#8220;<a class="ilgi" style="color: #000000;" href="http://risaleajans.com/haber/ataturk">Atatürk</a>&#8216;ü koruma kanunu toplum vicdanında kalkmıştır.Çünki bu kanun fosilleşti, fosilleşen herşey gibi bu da tarihe karışması lazım. Çünkü dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey olamaz. Ölen bir insan, kanunun konusu olmaktan çıkar. Hukuk şöyle tanımlar ;&#8221;İlk nefesi aldığı ve son nefesi verdiği süre içerisinde bir insanın hayatını düzenler&#8221; Hukukun ölen bir kişi ile ilgisi artık sadece miras meselesi ile alakalıdır.</div>
<div style="color: #000000;"></div>
<div style="color: #000000;">Ölen kişiye laf söylenemez, hakkında konuşulamaz, eleştiri yapılamaz gibi meseleler hukukun konusu değildir. Nitekim <a class="ilgi" style="color: #000000;" href="http://risaleajans.com/haber/ataturk">Atatürk</a>&#8216;ü koruma kanununun metnini o zaman Türkiyede bulunan (1902 &#8211; 1985 ) yılları arasında yaşayan<strong> Alman Yahudisi Prof. Dr. Ernst Eduard Hirsch hazırlamıştır.</strong> Bunu bütün Türkiye&#8217;nin bilmesi gerekmektedir.&#8221;</div>
<div style="color: #000000;"></div>
<div style="color: #000000;"><strong>Prof. Dr. Ernst Eduard Hirsch bunu kendi hatıratında şöyle anlatır;</strong></div>
<div style="color: #000000;"></div>
<div style="color: #000000;">Adnan Menderes&#8217;in adamları geldi bende bir formül istediler.Çünkü Türkiye Millet Meclisinde <strong> &#8221;<a class="ilgi" style="color: #000000;" href="http://risaleajans.com/haber/ataturk">Atatürk</a> koruma kanunu&#8221;</strong> reddedildi.&#8221;Aman bize bir formül biz bu konunu çıkarmamız lazım&#8221; dediler. Bende oturdum bir formül buldum. Düşündün evet ölmüş bir insan hukuk tarafından korunamaz, dünyanın hiç biryerinde savunulacak bir şey değil ama burada şöyle bir kurnazlık geldi aklıma -onu seven insanların hissiyatı- rencide olacak şekilde <a class="ilgi" style="color: #000000;" href="http://risaleajans.com/haber/ataturk">Atatürk</a>&#8216;e davranılırsa bu yine yaşayan insanların hukuku alanına girer.</div>
<div style="color: #000000;"></div>
<div style="color: #000000;"><strong>Kendisine başvuran, hükümete yakınlığıyla tanınmış bir milletvekiline Hirsch’in verdiği cevap, şu olmuştur:</strong></div>
<div style="color: #000000;"></div>
<div style="color: #000000;">“<a class="ilgi" style="color: #000000;" href="http://risaleajans.com/haber/ataturk">Atatürk</a> adında bir şahıs, hukuki anlamda, artık mevcut değildir. Dolayısıyla ona yasa yoluyla da bir imtiyaz sağlanması söz konusu olamaz. Söz konusu tasarıda ceza hukuk normlarıyla korunması öngörülen hukuki varlık bir şahıs olarak <a class="ilgi" style="color: #000000;" href="http://risaleajans.com/haber/ataturk">Atatürk</a> değildir.</div>
<div style="color: #000000;"></div>
<div style="color: #000000;">Burada korunmak istenen Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusuna karşı Türk milletinde genel olarak yaygın bulunan hayranlık ve saygı duygusudur. İşte, ceza tehdidi altına konulmak istenen davranışlar, halkın içinde yaşamayı sürdüren bu saygı duygusunu, yani merhumun anısını zedelemeye müsait davranışlardır.”</div>
<div style="color: #000000;"></div>
<div style="color: #000000;">Böylece Hirsch, hem hukuki anlamda mevcut bulunmayan birisi hakkında, hem de tek bir şahıs hakkında kanun çıkartarak sakat doğacak bir kanuna bir formül geliştirmiş ve ölen kişinin değil, yaşayanların, yani hukuki anlamda kişilerin hayranlık ve saygı duyguları üzerinden bir koruma kanunu çıkartılmasına önayak olmuştur.</div>
<div style="color: #000000;"></div>
<div style="color: #000000;">Artık kanun metni, “<a class="ilgi" style="color: #000000;" href="http://risaleajans.com/haber/ataturk">Atatürk</a>’ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse;<a class="ilgi" style="color: #000000;" href="http://risaleajans.com/haber/ataturk">Atatürk</a>’ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut <a class="ilgi" style="color: #000000;" href="http://risaleajans.com/haber/ataturk">Atatürk</a>’ün kabrini tahrip eden, kıran, bozan veya kirleten kimse cezalandırılır” şeklini almış ve 25 Temmuz 1951’de TBMM’de görüşülerek kanunlaşmış, 31 Temmuz 1951’de ise Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe irmiştir.</div>
<div style="color: #000000;"></div>
<div style="color: #000000;"></div>
<div style="color: #000000;"><span style="color: #ff0000;"><strong>5816 <a class="ilgi" style="color: #ff0000;" href="http://risaleajans.com/haber/ataturk">Atatürk</a>&#8216;ün hatırasına alenen hakaret edilemeyeceği Kanunu</strong></span></div>
<div style="color: #000000;"></div>
<div style="color: #000000;">Madde 1:</div>
<div style="color: #000000;"></div>
<div style="color: #000000;">f1. <a class="ilgi" style="color: #000000;" href="http://risaleajans.com/haber/ataturk">Atatürk</a>&#8216;ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.</div>
<div style="color: #000000;">f2. <a class="ilgi" style="color: #000000;" href="http://risaleajans.com/haber/ataturk">Atatürk</a>&#8216;ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut <a class="ilgi" style="color: #000000;" href="http://risaleajans.com/haber/ataturk">Atatürk</a>&#8216;ün kabrini tahrip eden, kıran, bozan veya kirleten kimseye bir yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezası verilir.</div>
<div style="color: #000000;">f3. Yukarıki fıkralarda yazılı suçları işlemeye başkalarını teşvik eden kimse asıl fail gibi cezalandırılır.</div>
<div style="color: #000000;">Madde 2:</div>
<div style="color: #000000;"></div>
<div style="color: #000000;">f1. Birinci maddenin ikinci fıkrasında yazılı suçlar zor kullanılarak işlenir veya bu suretle işlenmesine teşebbüs olunursa verilecek ceza bir misli artırılır.</div>
<div style="color: #000000;">Madde 3:</div>
<div style="color: #000000;"></div>
<div style="color: #000000;">f1. Bu Kanunda yazılı suçlardan dolayı Cumhuriyet savcılıklarınca re&#8217;sen takibat yapılır.</div>
<div style="color: #000000;">Madde 4:</div>
<div style="color: #000000;"></div>
<div style="color: #000000;">f1. Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</div>
<div style="color: #000000;">Madde 5:</div>
<div style="color: #000000;"></div>
<div style="color: #000000;">f1. Bu Kanunu Adalet Bakanı yürütür.</div>
<div style="color: #000000;"></div>
<div style="color: #000000;"><b>Kaynak :</b> Risale Ajans</div>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ataturku-koruma-kanunu-bir-yahudi-tarafindan-hazirlandi/">Atatürk’ü Koruma Kanunu Bir Yahudi Tarafından Hazırlandı</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/ataturku-koruma-kanunu-bir-yahudi-tarafindan-hazirlandi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>O Fotoğraf Cephede Mi Çekildi?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/o-fotograf-cephede-mi-cekildi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/o-fotograf-cephede-mi-cekildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2014 10:00:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mustafa Armağan]]></category>
		<category><![CDATA[Yakın Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün Karlar Üzerinde Resmi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün Resmi]]></category>
		<category><![CDATA[Karlar Üzerinde Resim]]></category>
		<category><![CDATA[O Fotoğraf Cephede Mi Çekildi?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=1482</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pisagor demiş ki: “Önyargılı insanlar arasında Tanrı’dan bahsetmek güvenli değildir. Çünkü bu insanlar arasında doğruyu yahut yanlışı söylemek aynı anlamda tehlikelidir.”Türkiye’de de tarihten, hele ki yakın tarihten farklı bir yaklaşımla bahsettiniz mi yandınız. Söylediğinizin olgusal veya belgesel açıdan doğru olup olmaması önemli değildir. Önemli olan, hangi taraftan olduğunuzdur. Malum cephenin bir taraftarı değilseniz şayet söylediğiniz [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/o-fotograf-cephede-mi-cekildi/">O Fotoğraf Cephede Mi Çekildi?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pisagor demiş ki: “Önyargılı insanlar arasında Tanrı’dan bahsetmek güvenli değildir. Çünkü bu insanlar arasında doğruyu yahut yanlışı söylemek aynı anlamda tehlikelidir.”Türkiye’de de tarihten, hele ki yakın tarihten farklı bir yaklaşımla bahsettiniz mi yandınız. Söylediğinizin olgusal veya belgesel açıdan doğru olup olmaması önemli değildir.</p>
<p>Önemli olan, hangi taraftan olduğunuzdur. Malum cephenin bir taraftarı değilseniz şayet söylediğiniz her şey, Pisagor zamanındaki tanrı tanımazların yaptığı gibi sizi emniyet kemerinden mahrum bırakacaktır.</p>
<p>Ne mi demek istiyorum? Bilenler biliyor ya, bilmeyenlere hatırlatayım:</p>
<p>Geçen hafta Twitter’da bana gelen bir mesajı takipçilerimle paylaştım (rt ettim). Mesaja Mustafa Kemal Paşa’nın üç fotoğrafı eklenmişti. Bunları daha önce bir arada görmediğim için paylaşmakta sakınca görmedim, zira tek tek veya ikisi bir arada basılıyordu ama üçü bir araya gelince Paşa’nın ders kitaplarımızdan ezberlediğimiz “Cephede uykusuz kaldığı bir esnada karlar üzerinde uyuya dalmış” şeklinde lanse edilen fotoğrafının aslında bir ‘poz’ olduğu ortaya çıkıyordu. Ben de resimlerin üzerine “Poz da verir. Anayasamız Kur’an’dır da der” cümlelerini eklemekle yetindim (son cümle Balıkesir Hutbesi’nden).</p>
<p>Tahmin edebileceğiniz gibi kıyamet koptu. Hakaretler, küfürler, tehditler bir yanda, tebrik ve sevinç çığlıkları öbür yanda…</p>
<p>Atatürk’ün fotoğraf merakı bilinmiyor değil. Okuryazarlık oranının düşük olduğu bir toplumun hafızasına simasını heykel ve resimleriyle kazımak için özel bir çaba gösterdiği, yanında daima fotoğrafçılar bulundurduğu, heykeltıraşlara poz verdiği de malum.</p>
<p>Sofya’da ataşemiliterken Yeniçeri kıyafetinde, TBMM önünde ise sarıklı (hoca) milletvekilleriyle Trablusgarb kıyafetiyle verdiği pozlar hatırlarda. Denilebilir ki, dünya liderleri arasında kendi çağında en çok resmi çekilen, çoğaltılan ve asılan Mustafa Kemal’dir. Birçok fotoğrafı ise neredeyse bakılır bakılmaz Hz. İsa’yı veya Hz. Meryem’i hatırlatan ikonalar haline dönüşmüştür. İşte karların üzerine kürklü paltosunu sererek ‘uyuduğu’ fotoğraf da bunlardan biri. Şimdi o üç fotoğrafa geri dönelim ve özellikle kar üstünde uyurken çekilmiş olanın zamanla nasıl ideolojik işlemlerden geçirildiğine bakalım.</p>
<p>Üç fotoğraf</p>
<p>Elimizdeki fotoğraflar 12 Şubat 1921 günü çekilmiş. O günlerde Ankara’da sert bir kış hüküm sürmekte. Paşa, Dikmen sırtlarına gezintiye çıkmış, Ford marka açık arabasıyla. İlk fotoğrafta şoför arabanın yanında kalmış, kendisi yaveri Muzaffer Kılıç ile Emir Gölü’ne doğru ilerliyor (Bkz. “Hayat”ın bastığı “Fotoğraflarla Atatürk” kitabı).</p>
<p>İkinci karenin ise çok az yerde kullanılmış olması ilginç. Yaveri Muzaffer yanına oturmuş. Mustafa Kemal ise bastonu elinde, dirseğini yere dayayarak kürkünün içine uzanmış. Nihayet bildiğimiz kareye geliyor sıra. Bu defa Paşa sağ elini başının altına yastık gibi koyup gözlerini yummuş, kürkünün içine gömülmüş, ‘uyuyor’ veya ‘dinleniyor’.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1483" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/07/ataturk-karlar-uzerinde-resim.jpg" alt="ataturk-karlar-uzerinde-resim" width="450" height="649" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/07/ataturk-karlar-uzerinde-resim.jpg 450w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/07/ataturk-karlar-uzerinde-resim-208x300.jpg 208w" sizes="(max-width: 450px) 100vw, 450px" /></p>
<p>Tespit edebildiğim kadarıyla Cumhuriyet döneminde bu resmin en eski versiyonlarından biri, 1931 yılında yazım ve tashih işini bizzat Gazi’nin kontrol ettiği bilinen “Tarih IV” adlı ders kitabında yer almış. Liseler için yazdırılan ders kitabındaki 157 nolu resim, Mustafa Kemal’in arabasından inip göle doğru yaptığı gezintiyi gösteriyor. Gelin görün ki, altında şu yazı var: “Gazi Başkumandan cephe gerisinde bir gezinti esnasında.”</p>
<p>İşe bakın, aradan 10 yıl geçince Ankara Dikmen sırtları ‘cephe gerisi’ olabilmiş ders kitabımızda. Kaldı ki, Mustafa Kemal o tarihte ne Gazi’dir, ne Başkomutan.</p>
<p>Aynı kitapta karda uyuyan Gazi resmi de var. Yalnız bu artık fotoğraf değil, fotoğraftan çalışılmış bir resim; altında ise şu yazılı: “Gazi Başkumandan cephe gerisinde bir istirahat vakfesinde.” Böylece cephe gerisinde çekilmiş izlenimi uyandırılmaya çalışılmış.</p>
<p>Resim üzerindeki oynamalar zamanla akıl almaz metinlere ev sahipliği yapacaktır.</p>
<p>Cephede istirahat!</p>
<p>Atatürk’ün ölümü üzerine apar topar yayınlandığı anlaşılan M.Turhan Tan’ın “Atatürk” kitabı aynı pozun altına şunu yazacaktır: “Büyük kumandanın cephede istirahati.”</p>
<p>Bakın, ‘cephe gerisinde’ sözü bir anda nasıl ‘cephede’ oluverdi! Devam edelim.</p>
<p>Eylül 1939. Bu defa “Yeni Mecmua”yı alıyoruz önümüze. Fotoğraf gitmiş, yerine karda uyuyan Gazi ‘resmi’ gelmiş, arkasında yalçın dağlar, yattığı yer de bir hendeğin kenarı olmuş! O da ne? Resmin sağında bir topun tekerleği ile namlusunun ucu görünüyor! Şimdi oldu. Artık cepheye taşınmıştır resim ve alt yazının da buna uygun hale getirilmesi kaçınılmazdır. Nitekim şunları okuruz altında:</p>
<p>“Harpte çok basiretli düşünen, gören ve hareket eden Atatürk nefsini korumak bahsinde hiç de böyle değildi. Ebedî Şef, hayatı için ihtiyatî tedbire lüzum görmezdi. Yukarıda gördüğünüz tarihî tablo, cephelerde uykusuz sabahlayan Atatürk’ün, buz tutmuş bir kar yığını içinde bir anlık istirahatini tesbit ediyor.”</p>
<p>Tablo yerine oturdu. Kar derken buz oldu, Dikmen derken cephe oldu, gezinti, uykusuz sabahlamaya ve bir anlık istirahate döndü. Yanına da topları kondurdu ya ressam, ikona kemalini buldu. Sonraki yıllarda resme yapılan yorumlar da epey ilginç. Mesela “Resimli Tarih Mecmuası” Eylül 1956’da onu cephelerde planları düşünürken diye sunacaktır:</p>
<p>“Harekâtı takib ederken cephelerdedir ve karlar üstünde dinlenirken harb planlarını düşünmektedir, koca Atatürk ne zahmet ve cefalara katlanmamıştır ki.”</p>
<p>Son olarak 1960’lı yıllardan bir “inci” bulalım. Tabii ki Cemal Kutay ve karda uyuyan M.Kemal resminin altına yazdığı o benzersiz yorum (tabii sağda top hazır ve nazır):</p>
<p>“Devrin bütün vasıta ve imkânlarına sahip insafsız bir düşmanın nereden ve hangi şartlar içinde çullanacağının bilinmediği o buhran günlerinde kaputu içinde karlar altında bir “istirahat vakfesi” bulabilen Başkumandan.”</p>
<p>Velhasıl 1921 Şubat’ında Dikmen sırtlarında çıkılan bir gezintide çekilen poz, 1931’den itibaren çığ gibi büyüyüp şekil ve mahiyet değiştirerek top sesleri arasında cephede yorgun düşülen bir anın tespitine dönüşmüştür.</p>
<p>Tarihe delici nazarlarla bakmayanlar resmin 1921’deki anlamını yakaladıklarını sanırlar ama sadece bakmakta, görmemektedirler. E.H. Gombrich’in dediği gibi “Çıplak göz kördür” çünkü. Körlük bazen ideolojilerin eseri de olabilir ve zamanla zihinleri sakatlayan bir salgın hastalığa dönüşebilir. Tıpkı Dikmen sırtlarında çekilen gezinti resminin tarih içinde gördüğü muamelede olduğu gibi…</p>
<p>Mustafa Armağan</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/o-fotograf-cephede-mi-cekildi/">O Fotoğraf Cephede Mi Çekildi?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/o-fotograf-cephede-mi-cekildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Cenaze Namazı Neden Camide Kılınmadı?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/ataturkun-cenaze-namazi-neden-camide-kilinmadi-2/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/ataturkun-cenaze-namazi-neden-camide-kilinmadi-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Jun 2014 16:45:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mustafa Armağan]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Yakın Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün cenaze namazı neden camide kılınmadı?]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Cenazesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=1307</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hatta Atatürk&#8217;ün cenaze namazı kılındı mı? Anadolu Ajansı&#8217;nın haberine bakılırsa evet, kılındı. O sırada ajansın muhabiri olarak töreni takip eden Cemal Kutay&#8217;a göre de kılındı, başkalarına göre de. İyi ama neden herhangi bir görüntü yok ortada? Madem kılındı, tek bir fotoğraf karesi olsun neden esirgendi milletten? Sessuzluk. Bir adım daha atalım ve artık sorulmasının zamanı gelen, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ataturkun-cenaze-namazi-neden-camide-kilinmadi-2/">Atatürk’ün Cenaze Namazı Neden Camide Kılınmadı?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1308" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/06/ataturkun-cenazesi.jpg" alt="ataturkun-cenazesi" width="448" height="312" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/06/ataturkun-cenazesi.jpg 448w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/06/ataturkun-cenazesi-300x209.jpg 300w" sizes="(max-width: 448px) 100vw, 448px" /></p>
<p>Hatta Atatürk&#8217;ün cenaze namazı kılındı mı? Anadolu Ajansı&#8217;nın haberine bakılırsa evet, kılındı. O sırada ajansın muhabiri olarak töreni takip eden Cemal Kutay&#8217;a göre de kılındı, başkalarına göre de. İyi ama neden herhangi bir görüntü yok ortada? Madem kılındı, tek bir fotoğraf karesi olsun neden esirgendi milletten? Sessuzluk.</p>
<p>Bir adım daha atalım ve artık sorulmasının zamanı gelen, o ucu zehirli soruyu soralım: Atatürk&#8217;ün cenaze töreni boyunca neden hiçbir dinî simgeye yer verilmedi?</p>
<p>Şimdi bunu sordum ya, birtakım işgüzarlar buradan kim bilir kaç demet nane devşirecekler. Vay, Atatürk&#8217;e dinsiz dedi, falan filan. Yahu burada ölmüş bir Atatürk&#8217;ten söz ediyoruz. Kendi cenaze törenini kalkıp kendisi düzenleyecek değildi ya. Törenin birinci derecedeki sorumluları, o sırada cumhurbaşkanı olan İsmet İnönü ile Başbakan Celal Bayar ve bir de Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak&#8217;tır. Görünüş böyle. Ancak her üçünün de cenaze namazı camilerde kılınmıştı ve &#8216;dinsel simgeler&#8217; şöyle ya da böyle eşlik etmişti son yolculuklarına.</p>
<p>O zaman tekrar soralım o zehirli soruyu: Atatürk&#8217;e bu &#8216;ladinî&#8217; cenaze törenini kimler düzenledi? Dolmabahçe Sarayı&#8217;ndaki tabutunun etrafına o kocaman 6 adet meşaleyi kimler dikti? (Güya Cumhuriyet Halk Partisi&#8217;nin 6 okunu sembolize ediyordu bunlar. &#8216;Meşaleler ebediyete kadar yanacaktır&#8217;, diyordu zamanında yayınlanan bir dergi.)</p>
<p>Baksanıza, az kalsın, cenaze namazı dahi kılınmayacakmış. Annesi gibi dindar biri olduğu belli olan Atatürk&#8217;ün kızkardeşi Makbule Hanım, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak&#8217;ı sıkıştırıp da, &#8220;Ağabeyimin cenaze namazı hangi camide kılınacak?&#8221; diye sormasa onu bile gürültüye getirecekleri anlaşılıyor. Bunun üzerine Diyanet İşleri Başkanı Rıfat Börekçi&#8217;ye durum sorulmuş, o da namazın camide kılınmasının şart olmadığını söylemiş: &#8220;Onun cenaze namazı&#8221; demiştir Börekçi, &#8220;tertemiz hale getirdiği bütün vatanda bu farizanın yerine getirilebileceği her yerde kılınabilir.&#8221;</p>
<p>Anadolu Ajansı Muhabiri Cemal Kutay 19 Kasım 1938 günü yaşanan o görüntülenemeyen sahneyi şöyle anlatır:</p>
<p>&#8220;Dolmabahçe Sarayı&#8217;ndaki hazırlıklar erkence başlamıştı. Büyük ölünün son ihtiram (saygı) nöbetini bekleyen yaverleri ve dostları, büyük üniformalı subaylar, vali ve belediye reisi, bu hazırlıklara nezaret ediyorlardı. (&#8230;) İçeride merasim başlamadan, ailesinin talebi ile büyük ölünün namazı kılınmak suretiyle hususi merasim yapılıyor. Tekbir Türkçe verilmiş, namazı İslam Tetkikleri Enstitüsü direktörü Ord. Prof. Şerafettin Yaltkaya tarafından kıldırılmıştır.&#8221;</p>
<p>Hakkı Tarık Us ise kendi çıkardığı &#8220;Kurun&#8221; gazetesindeki yazısında ilginç bir ayrıntıya yeniden dikkatimizi çekiyor. Atatürk&#8217;ün çok sevdiği bilinen Hafız Yaşar, sandukanın başında &#8220;Türkçe ezan&#8221; okumuştur. Muhtemelen namaz sonunda da Türkçe telkin verilmiş ve yine Türkçe tekbirler getirilmiş olmalıdır.</p>
<p>Bu kırıntı kabilinden bilgiler şöyle bir manzara doğuruyor gözümüzde:</p>
<p>Makbule Hanım ağabeyinin cenaze namazı kılınmadan gömüleceğinden endişelenerek müdahale etmiş ve namazın kılınmasını istemiştir. Bunun üzerine dışarıda bir camide, muhtemelen en yakında bulunan Dolmabahçe Camii&#8217;nde cenaze namazının kılınması gündeme gelmiş, ancak &#8220;bazıları&#8221; buna, laikliğe aykırı düşeceği endişesiyle karşı çıkmışlar ve sarayda kılınmasını istemişler, Diyanet&#8217;ten de &#8220;caizdir&#8221; fetvası alınınca &#8220;sayısı mütevazi olan&#8221; bir cemaat ile (kaç kişi olduğunu bilmiyoruz, 10-15 kişi olduğu tahmin edilebilir) Türkçe ezan ve tekbirlerle kılınan cenaze namazının ardından dua edilmiş ve böylece dinî tören tamamlanmıştır.</p>
<p>Ancak bu sırada bütün fotoğraf makineleri ve varsa kameralar kapattırılmış ve herhangi bir görüntü alınmasının titizlikle önüne geçilmiş olduğunu hatırlatalım. Elimizde böyle bir fotoğraf olsaydı laiklik elden mi giderdi? Anlamak zor hakikaten.</p>
<p>Halbuki Atatürk&#8217;ün en yakın silah arkadaşlarından Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü&#8217;nün son anlarında ve cenaze namazlarında açıkça &#8216;dinsel simgeler&#8217; yer bulabilmiş ve hiç de laiklik elden gitmemiştir.</p>
<p>Buyurun, torunu Gülsün Bilgehan anlatsın bize İnönü&#8217;nün son anlarını:</p>
<p>&#8220;Aile fertleri, koruma polisleri, yakınlar sırayla yanına girip, sessizce Kur&#8217;an okuyorlardı.(&#8230;) Mevhibe Hanım kefen ve cenaze gereçlerini almıştı, yıllardır sandığında saklıyordu. Hocalar gerekli dini işlemleri yaptılar, koruma polisleri ve yakınların yardımıyla kütüphanede bekleyen tabuta yerleştirdiler. (&#8230;) Hareket etmeden önce hoca cemaate bir konuşma yaptı ve bahçe kapısına doğru omuzlarda tabutla yol alındı [ve] cenaze namazının kılınacağı Maltepe Camii&#8217;ne doğru uzun bir yürüyüş başladı.&#8221;</p>
<p>Atatürk&#8217;e dinî motifleri de olan bir cenaze töreni düzenletmeyen İnönü&#8217;nün kendi cenazesinde normal bir Müslüman&#8217;a yapılması mutad olan son görevlerin eksiksizce yerine getirildiğini görünce şaşkınlığımız daha da artıyor.</p>
<p>Peki Fevzi Çakmak&#8217;ın cenaze töreni? Onunki zaten bir askerin değil, bir evliyanın cenaze töreni gibidir. Üzerine Kâbe örtüsü serilmiş, tabutu yüz binlerin elleri üzerinde taşınmış, İstanbul sokakları o gün Arapça tekbirlerle tam 7,5 saat boyunca inlemiş ve cenaze, Eyüpsultan Mezarlığı&#8217;na, şeyhinin yanı başına dualarla gömülmüştür.</p>
<p>En yakın silah ve çalışma arkadaşları böyle dinî törenlerle gömülürken, neden aynı tören Atatürk&#8217;ten esirgenmiştir? Şöyle yüz binlerin katılacağı muazzam bir cenaze namazı görüntüsü, onu bu milletin kalbinin daha derinlerine yerleştirmez miydi? Ve hâlâ devam edip giden &#8220;Atatürk dinsiz miydi?&#8221; tartışmasına bir son nokta konulmuş olmaz mıydı?</p>
<p>Yazılarımın sonuna kıymık yerleştirmeyi seviyor muyum ne? Buyurun Abdülhalık Renda, Refik Saydam, Fevzi Çakmak, Kemal Gedeleç, Celal Üner ve Nevzat Tandoğan imzalı &#8216;protokol&#8217;e. Aktarıyorum:</p>
<p>&#8220;Ebedi şef Atatürk Etnoğrafya Müzesi dahilinde muvakkaten yaptırılan medfene&#8230; 31 Mart 1939 Cuma günü saat 14.00&#8217;te konulmuştur.&#8221; Nasıl? Biz 21 Kasım 1938&#8217;de konulduğunu bilmiyor muyduk Etnoğrafya Müzesi&#8217;ne? Aradan geçen 4 ay içerisinde Atatürk&#8217;ün naaşı neredeydi ki?</p>
<p>Artık orasını da siz düşünün.</p>
<p>Mustafa Armağan</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ataturkun-cenaze-namazi-neden-camide-kilinmadi-2/">Atatürk’ün Cenaze Namazı Neden Camide Kılınmadı?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/ataturkun-cenaze-namazi-neden-camide-kilinmadi-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kongrede M. Kemal&#8217;e Güvenmiyorlardı.</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/kongrede-m-kemale-guvenmiyorlardi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/kongrede-m-kemale-guvenmiyorlardi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Mar 2013 20:10:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kazım Karabekir]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Armağan]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Yakın Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum Kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[Kongrede M. Kemal'e Güvenmiyorlardı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ilimcephesi.com/?p=593</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Mustafa Kemal Şişli&#8217;deki evinde Kazım Karabekir ile görüştü. Kendisi hastaydı. Kazım Paşa ona İstanbul&#8217;da kalmanın tehlikeli olduğunu ve bir an önce doğuya gidip oranın hırpalanmamış kolordusuyla ve mert halkıyla el ele verip istiklal mücadelesini başlatmayı teklif etti. Fakat o sırada Paşa&#8217;nın aklı İstanbul&#8217;da kalıp kabineye bakan olarak girmekteydi. Mustafa Kemal ona &#8220;Bu da bir fikirdir&#8221; [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kongrede-m-kemale-guvenmiyorlardi/">Kongrede M. Kemal’e Güvenmiyorlardı.</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-594" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2013/03/375472_240551869333732_1891396848_n.jpg" alt="KONGREDE M. KEMAL'E GÜVENMİYORLARDI" width="250" height="196" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mustafa Kemal Şişli&#8217;deki evinde Kazım Karabekir ile görüştü. Kendisi hastaydı. Kazım Paşa ona İstanbul&#8217;da kalmanın tehlikeli olduğunu ve bir an önce doğuya gidip oranın hırpalanmamış kolordusuyla ve mert halkıyla el ele verip istiklal mücadelesini başlatmayı teklif etti. Fakat o sırada Paşa&#8217;nın aklı İstanbul&#8217;da kalıp kabineye bakan olarak girmekteydi. Mustafa Kemal ona &#8220;Bu da bir fikirdir&#8221; demiş.</p>
<p>Kazım Karabekir ise &#8220;Fikir değil, karardır ve doğuya gelmeniz halinde sizi başkomutan olarak karşılayacağım&#8221; demiştir. Başlangıçta Erzurumlular Mustafa Kemal&#8217;e güvenmedikleri için onu kongreye almak istemediler ve Kazım Paşa&#8217;dan güvence istediler. O da hem kendilerine güvence vermiş; hem de huzurunda Paşa&#8217;ya yemin ettirmiştir.</p>
<p>Mustafa Armağan</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kongrede-m-kemale-guvenmiyorlardi/">Kongrede M. Kemal’e Güvenmiyorlardı.</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/kongrede-m-kemale-guvenmiyorlardi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kızıl Pençe, Kazım Karabekir&#8217;den Alıntı.</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/kizil-pence-kazim-karabekirden-alinti/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/kizil-pence-kazim-karabekirden-alinti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Feb 2013 12:03:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mustafa Armağan]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Yakın Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[kızıl pençe]]></category>
		<category><![CDATA[Kazım Karabekir]]></category>
		<category><![CDATA[kazım karabekir günlüki m.kemal atatürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ilimcephesi.com/?p=524</guid>

					<description><![CDATA[<p>10 Temmuz Salı günü Ankara îstasyonu’ndaki özel kalem binasında Parti tüzüğünü müzakere ettikten sonra Gazi ile baş başa hasbıhal ettik. Kendisinden hiç beklemediğim bir cümle sarf etti. Dedi ki: &#8220;Dini ve namusu olanlar aç kalmaya mahkûmdurlar.”1 Daha düne kadar kendisini Hilafet ve Saltanat makamına lâyık gören ve bu hususlarda girişimlerde bulunan, din ve namus lehine [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kizil-pence-kazim-karabekirden-alinti/">Kızıl Pençe, Kazım Karabekir’den Alıntı.</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/kizil-pence-kazim-karabekirden-alinti/kazim-karabekir-ataturk-300x158/" rel="attachment wp-att-16330"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-16330" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2013/02/kazim-karabekir-ataturk-300x158-1.jpg" alt="" width="325" height="171" /></a></p>
<p>10 Temmuz Salı günü Ankara îstasyonu’ndaki özel kalem binasında Parti tüzüğünü müzakere ettikten sonra Gazi ile baş başa hasbıhal ettik. Kendisinden hiç beklemediğim bir cümle sarf etti.</p>
<p>Dedi ki: &#8220;Dini ve namusu olanlar aç kalmaya mahkûmdurlar.”1</p>
<p>Daha düne kadar kendisini Hilafet ve Saltanat makamına lâyık gören ve bu hususlarda girişimlerde bulunan, din ve namus lehine türlü sözleri söyleyen, hatta Balıkesir’de hutbe okuyan, benim kapalı yerlerde başımın açık durmasıyla latife eden, fes ve kalpak yerine kumaş başlık giyilmesi teklifimi hoş görmeyen Mustafa Kemal Paşa, benim yüzüne hayretle baktığımı görünce şu açıklamayı yapmak ihtiyacını duydu:</p>
<p>“Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkûmdurlar! Böyle kimselerle ülkeyi zenginleştirmek mümkün değildir. Bunun için önce insanların din ve namus anlayışım değiştirmeliyiz. Partiyi bunu kabul edenlerle kuvvetlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz! Kalkınma bu şekilde kolay ve çabuk olur.&#8221;</p>
<p>1- Nutuk ve Karabekir’den Cevaplar, 12, s. 3804; Günlükler, 2, s. 866.</p>
<p>Kızıl Pençe &#8211; Mustafa Armağan</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kizil-pence-kazim-karabekirden-alinti/">Kızıl Pençe, Kazım Karabekir’den Alıntı.</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/kizil-pence-kazim-karabekirden-alinti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sultan II.Abdülhamid Korkakmıydı?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/sultan-ii-abdulhamid-korkakmiydi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/sultan-ii-abdulhamid-korkakmiydi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jan 2013 22:29:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mustafa Armağan]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[2.Abdulhamid]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan II.Abdülhamid korkakmıydı?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ilimcephesi.com/?p=444</guid>

					<description><![CDATA[<p>Namık Kemal&#8217;in oğlu Ali Ekrem Bey&#8217;in dediği gibi &#8220;Abdülhamid&#8217;in korkak olduğunu sananlar yanılırlar. Korkak olmak şöyle dursun, tam tersine cesurdu.&#8221; Dolmabahçe Sarayı&#8217;ndaki bir bayramlaşma sırasında deprem olmuş ve tavana asılı 1,5 tonluk bir avize yere düşmüştü. O kargaşalıkta salonda kılı kıpırdamayan tek kişi, Abdülhamid&#8217;di. Keza yanı başında bomba patlarken bile metanetini yitirmemiş, öğleden sonra elçilerle mutad [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/sultan-ii-abdulhamid-korkakmiydi/">Sultan II.Abdülhamid Korkakmıydı?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ilimcephesi.com/sultan-ii-abdulhamid-korkakmiydi/390528_238502629538656_37918060_n/" rel="attachment wp-att-445"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-445" src="http://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2013/01/390528_238502629538656_37918060_n.jpg" alt="Sultan II.Abdülhamid korkakmıydı?" width="264" height="191" /></a><br />
Namık Kemal&#8217;in oğlu Ali Ekrem Bey&#8217;in dediği gibi &#8220;Abdülhamid&#8217;in korkak olduğunu sananlar yanılırlar. Korkak olmak şöyle dursun, tam tersine cesurdu.&#8221; Dolmabahçe Sarayı&#8217;ndaki bir bayramlaşma sırasında deprem olmuş ve tavana asılı 1,5 tonluk bir avize yere düşmüştü. O kargaşalıkta salonda kılı kıpırdamayan tek kişi, Abdülhamid&#8217;di. Keza yanı başında bomba patlarken bile metanetini yitirmemiş, öğleden sonra elçilerle mutad görüşmelerini dahi aksatmamıştı. Kızı Ayşe Sultan&#8217;a söyledikleri karakterini iyi özetler:</p>
<p>&#8220;Kalbimde yalnız Allah korkusu vardır. Bir hadise olmadan evvel onu önlemek için telaş ederim. Ama tehlikenin içinde bunduğumu hissedersem icabında ateşe atılmaktan bile çekinmem.&#8221;</p>
<p>Mustafa Armağan</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/sultan-ii-abdulhamid-korkakmiydi/">Sultan II.Abdülhamid Korkakmıydı?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/sultan-ii-abdulhamid-korkakmiydi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sultan II.Abdülhamid&#8217;in Kurdurduğu Hamidiye Alayları Gereksizmiydi?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/sultan-ii-abdulhamidin-kurdurdugu-hamidiye-alaylari-gereksiz-miydi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/sultan-ii-abdulhamidin-kurdurdugu-hamidiye-alaylari-gereksiz-miydi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jan 2013 22:27:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mustafa Armağan]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[2.Abdulhamid]]></category>
		<category><![CDATA[Hamidiye Alayları]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan II.Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan II.Abdülhamid'in kurdurduğu Hamidiye Alayları gereksiz miydi?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ilimcephesi.com/?p=440</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hamidiye Alayları şunlara yaramıştı: 1. Askerlik yapmayan Kürtlerle kolluk kuvveti eksikliği giderildi. 2. Rus istilasına karşı caydırıcı oldu. 3. Kürtler ve konar göçerlerin dış güçlerce kullanılmasına engel oldu. 4. Aşiretlerin yerleşik hayata geçmelerini hızlandırdı. 5. Çocuklar İstanbul&#8217;daki Aşiret Mektebi&#8217;nde eğitilerek Osmanlılık bilinci edindiler. 6. Aşiret kavgalarının önüne geçildi. 7. Sükûnet sağlanınca Doğu ve Güneydoğu Anadolu&#8217;nun [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/sultan-ii-abdulhamidin-kurdurdugu-hamidiye-alaylari-gereksiz-miydi/">Sultan II.Abdülhamid’in Kurdurduğu Hamidiye Alayları Gereksizmiydi?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-441" src="http://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2013/01/297002_238502356205350_601390804_n.jpg" alt="Sultan II.Abdülhamid'in kurdurduğu Hamidiye Alayları gereksiz miydi? " width="286" height="176" /></p>
<p>Hamidiye Alayları şunlara yaramıştı:</p>
<p>1. Askerlik yapmayan Kürtlerle kolluk kuvveti eksikliği giderildi.<br />
2. Rus istilasına karşı caydırıcı oldu.<br />
3. Kürtler ve konar göçerlerin dış güçlerce kullanılmasına engel oldu.<br />
4. Aşiretlerin yerleşik hayata geçmelerini hızlandırdı.<br />
5. Çocuklar İstanbul&#8217;daki Aşiret Mektebi&#8217;nde eğitilerek Osmanlılık bilinci edindiler.<br />
6. Aşiret kavgalarının önüne geçildi.<br />
7. Sükûnet sağlanınca Doğu ve Güneydoğu Anadolu&#8217;nun imarına çalışıldı&#8230;</p>
<p>Mustafa Armağan</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/sultan-ii-abdulhamidin-kurdurdugu-hamidiye-alaylari-gereksiz-miydi/">Sultan II.Abdülhamid’in Kurdurduğu Hamidiye Alayları Gereksizmiydi?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/sultan-ii-abdulhamidin-kurdurdugu-hamidiye-alaylari-gereksiz-miydi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>31 Mart olayını Sultan II.Abdülhamid mi tertipledi?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/31-mart-olayini-sultan-ii-abdulhamid-mi-tertipledi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/31-mart-olayini-sultan-ii-abdulhamid-mi-tertipledi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jan 2013 22:25:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mustafa Armağan]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[2.Abdulhamid]]></category>
		<category><![CDATA[31 Mart olayını Sultan II.Abdülhamid mi tertipledi?]]></category>
		<category><![CDATA[Rıza Tevfik]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Kemal Tengirşenk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ilimcephesi.com/?p=436</guid>

					<description><![CDATA[<p>31 Mart isyanında en ufak bir katkısının olmadığı kesin olarak ortaya çıktığı halde asırlık İttihatçı propagandanın etkisi hâlâ sürüyor. İsyanı araştırma komisyonu başkanı Yusuf Kemal [Tengirşenk], 31 Mart&#8217;ın Abdülhamid&#8217;in eseri olmayıp İttihatçılara karşı yabancı casus şebekeleri ile mürtecilerin teşebbüsleri olduğunu yazmıştır. Rıza Tevfik ise mahkemede şunları söylemiştir: 31 Mart uydurma ihtilali hazırlandığı zaman ben Talat [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/31-mart-olayini-sultan-ii-abdulhamid-mi-tertipledi/">31 Mart olayını Sultan II.Abdülhamid mi tertipledi?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-437" src="http://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2013/01/375012_238501702872082_450294570_n.jpg" alt="31 Mart olayını Sultan II.Abdülhamid mi tertipledi?" width="241" height="253" /><br />
31 Mart isyanında en ufak bir katkısının olmadığı kesin olarak ortaya çıktığı halde asırlık İttihatçı propagandanın etkisi hâlâ sürüyor. İsyanı araştırma komisyonu başkanı Yusuf Kemal [Tengirşenk], 31 Mart&#8217;ın Abdülhamid&#8217;in eseri olmayıp İttihatçılara karşı yabancı casus şebekeleri ile mürtecilerin teşebbüsleri olduğunu yazmıştır. Rıza Tevfik ise mahkemede şunları söylemiştir: 31 Mart uydurma ihtilali hazırlandığı zaman ben Talat Bey&#8217;e beyhude yere kardeş kanı dökülmesinin büyük bir cinayet olduğunu anlattım. Aldığım cevap şu oldu: &#8220;Ne yapalım, Cemiyetin paraya ihtiyacı var, bunu da ancak Yıldız Sarayı&#8217;nın hazinesi karşılayabilir.&#8221;</p>
<p>Mustafa Armağan</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/31-mart-olayini-sultan-ii-abdulhamid-mi-tertipledi/">31 Mart olayını Sultan II.Abdülhamid mi tertipledi?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/31-mart-olayini-sultan-ii-abdulhamid-mi-tertipledi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sultan II.Abdülhamid Despotmuydu?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/sultan-ii-abdulhamid-despotmuydu/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/sultan-ii-abdulhamid-despotmuydu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jan 2013 22:24:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mustafa Armağan]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[2.Abdulhamid]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan II.Abdülhamid despotmuydu?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ilimcephesi.com/?p=432</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8216;İstibdad&#8217; kelimesini &#8216;despotizm&#8217; diye çevirmek yanlıştır. Hele totalitarizm hiç değil. Kaldı ki, İslam siyaset düşüncesinde &#8220;istibdâd&#8221; meşru yönetim şekillerindendi. Mesela İbn Haldun &#8216;istibdâd&#8217;ı tek adam yönetimi, yani otokrasi anlamında kullanır ve meşru yönetim şekillerinden biri kabul eder. Kaldı ki, önüne gelen idam cezalarını sürekli affeden birinin istibdâdın yetkilerini hangi yönde kullandığını da pekala görmüş oluyoruz. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/sultan-ii-abdulhamid-despotmuydu/">Sultan II.Abdülhamid Despotmuydu?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ilimcephesi.com/sultan-ii-abdulhamid-despotmuydu/297285_238498612872391_1253780664_n/" rel="attachment wp-att-433"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-433" src="http://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2013/01/297285_238498612872391_1253780664_n.jpg" alt="Sultan II.Abdülhamid despotmuydu?" width="243" height="198" /></a><br />
&#8216;İstibdad&#8217; kelimesini &#8216;despotizm&#8217; diye çevirmek yanlıştır. Hele totalitarizm hiç değil. Kaldı ki, İslam siyaset düşüncesinde &#8220;istibdâd&#8221; meşru yönetim şekillerindendi. Mesela İbn Haldun &#8216;istibdâd&#8217;ı tek adam yönetimi, yani otokrasi anlamında kullanır ve meşru yönetim şekillerinden biri kabul eder. Kaldı ki, önüne gelen idam cezalarını sürekli affeden birinin istibdâdın yetkilerini hangi yönde kullandığını da pekala görmüş oluyoruz.</p>
<p>Mustafa Armağan</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/sultan-ii-abdulhamid-despotmuydu/">Sultan II.Abdülhamid Despotmuydu?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/sultan-ii-abdulhamid-despotmuydu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
