<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Modern Düşüncenin Tenkidi 1.cild | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/modern-dusuncenin-tenkidi-1-cild/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Oct 2017 11:37:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Modern Düşüncenin Tenkidi 1.cild | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sünnet’in Kur&#8217;an&#8217;ı Teyit ve Beyan Edici Özelliği</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/sunnetin-kurani-teyit-ve-beyan-edici-ozelligi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/sunnetin-kurani-teyit-ve-beyan-edici-ozelligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Dec 2014 15:53:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ebubekir Sifil]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnet/Hadis Meseleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kur anın Umum Bildiren Hükümlerini Tahsis Eden Sünnet]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an'ın Mutlak Mahiyetteki Hükümlerini Takyîd Eden Sünnet]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran’ın Mücmel Nasslarını Tefsir Veya Müşkıl Lafızlarını Beyân Eden Sünnet.]]></category>
		<category><![CDATA[Mealcilere Reddiye]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Düşüncenin Tenkidi 1.cild]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnet’in Kur'an'ı Beyan Edici Özelliği]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnet’in Kur'an'ı Teyit ve Beyan Edici Özelliği.]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2311</guid>

					<description><![CDATA[<p>Burada Sünnet&#8217;in getirdiği hüküm, Kur’an’ın ge­tirdiği hükmü teyit edici [destekleyici] mahiyettedir. Kuran, bahse konu hükmü tesbit ve vaz etmiştir, esas delil odur; Sünnet ise Kura&#8217;n ayetiyle belirtilmiş olan bu hükmü teyit edici delildir. Örneğin Hz. Peygamber (s.a.v)in, &#8220;Bir müslümanın malı, onun gönül rızası olmadan (başkasına) he­lal değildir’’ şeklindeki hadisi, Kur&#8217;an’ın, &#8220;Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/sunnetin-kurani-teyit-ve-beyan-edici-ozelligi/">Sünnet’in Kur’an’ı Teyit ve Beyan Edici Özelliği</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/sunnetin-kurani-teyit-ve-beyan-edici-ozelligi/modern-islam-dusuncesinin-tenkidi-1-2/" rel="attachment wp-att-17396"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-17396" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/modern-islam-dusuncesinin-tenkidi-1.jpg" alt="" width="289" height="289" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/modern-islam-dusuncesinin-tenkidi-1.jpg 500w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/modern-islam-dusuncesinin-tenkidi-1-300x300.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/modern-islam-dusuncesinin-tenkidi-1-100x100.jpg 100w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/modern-islam-dusuncesinin-tenkidi-1-360x360.jpg 360w" sizes="(max-width: 289px) 100vw, 289px" /></a></p>
<p>Burada Sünnet&#8217;in getirdiği hüküm, Kur’an’ın ge­tirdiği hükmü teyit edici [destekleyici] mahiyettedir. Kuran, bahse konu hükmü tesbit ve vaz etmiştir, esas delil odur; Sünnet ise Kura&#8217;n ayetiyle belirtilmiş olan bu hükmü teyit edici delildir.</p>
<p>Örneğin Hz. Peygamber (s.a.v)in, &#8220;Bir müslümanın malı, onun gönül rızası olmadan (başkasına) he­lal değildir<sup>’’</sup> şeklindeki hadisi, Kur&#8217;an’ın, &#8220;Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yeme­yin. (Ancak) karşılıklı rızaya binaen yapılan ticaret olursa başka&#8217; mealindeki ayetinin getirdiği hükmün aynısını ifade etmekte, dolayısıyla o hükmü teyit etmek­tedir.</p>
<p>Ayrıca Allah Teala (c.c)&#8217;ya ortak koşmanın [şirk] yasaklanması, namazın kılınması, orucun tutulması, zekâtın verilmesi, hacca gidilmesi, akrabaya, yetime, yoksula yardım edilmesi&#8230; gibi hususları emreden ha­disler de Kur’an&#8217;m bu konulardaki emirleri karşısında aynı durumu arz eder.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Sünnet’in Kur&#8217;an&#8217;ı Beyan Edici Özelliği.</strong></p>
<p>Burada Sünnet, açıklanmaya ihtiyaç gösteren Kur&#8217;an nasslarını açıklayıcı hüküm ve pratikler ihtiva etme özelliğiyle karşımıza çıkar.</p>
<p>Sünnet’in bir kısım detaylar ihtiva eden bu özel­liği şu üç noktada kendini gösterir:</p>
<p><strong>a-</strong> <strong>Kuran’ın Mücmel  Nasslarını Tefsir Veya Müşkıl Lafızlarını Beyân Eden Sünnet.</strong></p>
<p>Mesela namaz vakitlerini ve rek&#8217;at adetlerini, namazda neyin nasıl okunacağını, zekât verilmesi ge­rekli olan ve olmayan malları, zekâtın ve zekâta ait ni­sapların miktarını belirleyen hadisler bu türdendir. Çünkü bunlar, Kur&#8217;an’daki, &#8220;Namazı kılın&#8221;, &#8220;Zekâtı verin” şeklinde mücmel olarak yer alan ayetlerden maksadın ne olduğunu açıklayan hadislerdir.</p>
<p>Gerçi ÖZTÜRK Kuran&#8217;da mücmel ayet bulunma­dığını şu sözleriyle dile getirmektedir: &#8220;&#8230; bu örtülü şirklerini Allah&#8217;ın dinine fatura etmek için de İlahî ki­taba, Allah&#8217;ın tam tersini söylediği sıfatları yakıştırır­lar. &#8220;Kuran mücmeldir&#8221; derler. Oysa ki Allah, Kur’an&#8217;ı &#8220;mufassal kitap&#8221; olarak anmaktadır,..&#8221;<sup>(Kurandaki </sup>İslam,244)</p>
<p>Ancak eğer Kur&#8217;an&#8217;da mücmel ayet bulunduğunu söylemek, bir ’’örtülü şirk” ifadesiyse, peygamberlerin ilahı kitapları insanlara &#8220;açıklamak” gibi bir görevi bulunduğunu ifade eden, ‘İndirdiğimiz hükümleri) on­lara iyice açıklasın diye biz her peygamberi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik&#8221;, &#8220;Sana da Zikr&#8217;i indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklaya­sın; ta ki düşünüp anlasınlar.<sup>’</sup> gibi ayetler de peygam­berleri bu şirke alet mi etmektedir?</p>
<p>Hem de ilahî kitap­ları insanların anlaması için peygamberlerin bu kitapları &#8220;açıklamakla” görevlendirildiğini bildiren bu ve benzeri ayetler, bu görevi &#8220;örtülü” bir biçimde değil, “açıkça&#8221; dile getirmektedir. Bütün hükümleri herkesin anlayabileceği tarzda açık-seçik ve mufassal olan bir kitabın Hz. Peygamber (s.a.v) tarafından insanlara ay­rıca ve tekraren açıklanması ’’hasılı tahsil&#8221; gibi bir so­nuç getireceğinden, abesle iştigal olmaz mı? Allah&#8217;ın Kitabı böyleşi olumsuz özelliklerden arınmış değil mi­dir?</p>
<p>Öte yandan Kur&#8217;an&#8217;ı açıklamak gibi bir görevi bu­lunan Hz. Peygamber (s.a.v)<span style="font-size: 11px;">,</span>Kur’an&#8217;a ilişkin, Kur’an dışında ve fakat yine Kur’an tarafından verilen bir yet­kiye dayanarak bir kısım şeyler söyleyip açıklamalar yapmadan bu emri nasıl yerine getirecektir? Kur’an&#8217;ın Kur’an&#8217;la açıklanması onun anlaşılması için yeterli olsaydı ayrıca Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;e onu &#8220;açıklama” emri verilmesine ne gerek vardı? Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in açıklamalarına ihtiyaç duymaksızın herkes Kur&#8217;an&#8217;ı rahatça okuyup anlayabilirdi.</p>
<p>Nitekim günümüzde bir kısım Kur’an ayetlerinin ne ifade ettiği konusundaki tartışmalar hep bu mantığın ürünü değil midir? &#8220;Kur&#8217;an kadınlara başlarını örtme­lerini emretmiş midir, etmemiş midir” türünden tar­tışmaların &#8220;aydınlarımız tarafından bir türlü çözüme kavuşturulamaması neyin ifadesidir?</p>
<p>Yahut Yüce Allah (c.c) Kur&#8217;an&#8217;ı mesela bir dağın başına indirerek &#8220;gidin, oraya indirdiğim kitapta haya­tınızı benim rızama ve irademe uygun bir şekilde yön­lendirmek için ihtiyaç duyduğunuz bütün hükümler ayrıntılı olarak belirtilmiştir. O kitabı alın ve onunla amel edin’’buyuramaz mıydı? Bu durumda İlahî kitapları, insanlar arasından elçi olarak seçtiği birtakım kullarına göndererek onları, indirdiği vahyi insanlara açıklamakla görevli kılmasına ne gerek vardı?</p>
<p>Yüce Allah (c.c) böyle yapmayıp da Kitabı&#8217;nı Hz.Peygamber (s.a.v) vasıtasıyla insanlara ilettiğine göre O&#8217;na, başka bir kısım meziyetler bahşetmiş olması dışında,diğer insanlara vermediği bazı bilgileri vermiş olması da gerekmez mi?Aksi halde rahatça anlaşılabilcek mufassal bir kitabı anlayıp,içindeki hükümlerle gereği gibi amel edebilmek için insanlar neden bir elçiye ihtiyaç duysunlar?&#8230;.</p>
<p><strong>b- Kur&#8217;anın Umum Bildiren Hükümlerini Tahsis Eden Sünnet.</strong></p>
<p>&#8220;Kadın halası, teyzesi, erkek veya kızkardeşinin kızı üzerine nikâhlanamaz<sup>,’’</sup> hadisi buna örnektir. Bu hadis,. 4/en-Nisâ, 23-24. ayetlerinde kendileriyle evle-nilmesi haram kılınan kadınlar zikredildikten sonra yer alan &#8220;Bunların dışındakiler size helal kılındı&#8221; aye­tinin âmm hükmünü tahsis etmiştir [genel hükmü özel hale getirmiştir].Yine Hz. Peygamber (s.a.v)’in &#8220;Katil mirasçı olamaz&#8221; şeklindeki hadisi, &#8220;Allah çocuklarınızın mirası) hakkında şöyle davranmanızı istiyor&#8230;<sup>’’</sup>ayetindeki umumî hükmü tahsis etmiştir.</p>
<p><strong>c- Kur&#8217;an&#8217;ın Mutlak Mahiyetteki Hükümlerini Takyîd Eden Sünnet.</strong></p>
<p>Buna örnek olarak da, &#8220;Hırsızlık yapan erkek ve hırsızlık yapan kadının ellerini kesinz’’ ayetini zik­redebiliriz. Bu ayette hangi elin neresinden ve her iki elin mi, yoksa sadece bir elin mi kesileceği hususu acık değildir. Ayette mutlak olarak &#8220;ellerini kesin” buyu-rulmuştur. Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in uygulaması, sağ elin bilekten kesileceğini hükme bağlayarak bu ayetin mutlak ifadesini takyîd etmiştir.</p>
<p>Ebubekir Sifil,  Modern Düşüncenin Tenkidi 1.cild</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1"></a></p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/sunnetin-kurani-teyit-ve-beyan-edici-ozelligi/">Sünnet’in Kur’an’ı Teyit ve Beyan Edici Özelliği</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/sunnetin-kurani-teyit-ve-beyan-edici-ozelligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sünnet&#8217;in, Kuran&#8217;da Yer Alan Bazı Hükümleri Neshedici Özelliği</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/sunnetin-kuranda-yer-alan-bazi-hukumleri-neshedici-ozelligi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/sunnetin-kuranda-yer-alan-bazi-hukumleri-neshedici-ozelligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Dec 2014 15:45:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ebubekir Sifil]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnet/Hadis Meseleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kur’an'da Yer Almayan Birtakım Konularda Hüküm Koyucu Özelliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Yer Alan Bazı Hükümleri Neshedici Özelliği]]></category>
		<category><![CDATA[Mealcilere Reddiye]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Düşüncenin Tenkidi 1.cild]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnet'in]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2313</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hemen belirtelim ki, bu mesele ulema arasında ih­tilaflıdır. Özellikle Hanefî Usûl alimleri Mütevatir Sünnet&#8217;in Kur&#8217;an ayetlerini neshedebileceğini söylemiş­lerdir. Diğer bir kısım ulema ise Kuran ile Sünnet ara­sındaki bu türlü bir ilişkinin nesh değil, tahsis olaca­ğını söylemişlerdir. Meselenin tafsilatını Usûl kitapla­rına havale ederek diyoruz ki: Kuran&#8217;da &#8221;Birinize ölüm geldiği zaman eğer bir hayır [mal] bırakacaksa anaya, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/sunnetin-kuranda-yer-alan-bazi-hukumleri-neshedici-ozelligi/">Sünnet’in, Kuran’da Yer Alan Bazı Hükümleri Neshedici Özelliği</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/sunnetin-kuranda-yer-alan-bazi-hukumleri-neshedici-ozelligi/modern-islam-dusuncesinin-tenkidi-1-3/" rel="attachment wp-att-17397"><img decoding="async" class="aligncenter  wp-image-17397" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/modern-islam-dusuncesinin-tenkidi-1-1.jpg" alt="" width="324" height="324" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/modern-islam-dusuncesinin-tenkidi-1-1.jpg 500w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/modern-islam-dusuncesinin-tenkidi-1-1-300x300.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/modern-islam-dusuncesinin-tenkidi-1-1-100x100.jpg 100w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/modern-islam-dusuncesinin-tenkidi-1-1-360x360.jpg 360w" sizes="(max-width: 324px) 100vw, 324px" /></a></p>
<p>Hemen belirtelim ki, bu mesele ulema arasında ih­tilaflıdır. Özellikle Hanefî Usûl alimleri Mütevatir Sünnet&#8217;in Kur&#8217;an ayetlerini neshedebileceğini söylemiş­lerdir. Diğer bir kısım ulema ise Kuran ile Sünnet ara­sındaki bu türlü bir ilişkinin nesh değil, tahsis olaca­ğını söylemişlerdir. Meselenin tafsilatını Usûl kitapla­rına havale ederek diyoruz ki:</p>
<p>Kuran&#8217;da <span style="font-size: 11px;">&#8221;</span>Birinize ölüm geldiği zaman eğer bir hayır [mal] bırakacaksa anaya, babaya, yakınlara mü­nasip şekilde vasiyette bulunmak Allahtan korkanlar üzerine bir borçtur&#8221;buyurulmaktadır. Bu ayette ana, baba ve yakınlara vasiyet meşru kılındığı halde Yüce Allah (c.c), Hz. Peygamber (s.a.v)’in diliyle böyle bir vasiyeti neshetmiştir. Bu konudaki hadis şudur: &#8220;Bilin ki Allah her hak sahibine hakkını vermiştir. Artık mi­rasçı lehine vasiyet yoktur.’’</p>
<p>Keza Kuran’da, <sup>‘’</sup>Ey iman edenleri Namaza kalk­tığınız zaman&#8230;<sup>’’</sup> buyurularak namaza kalkıldığı za­man abdest alınması emir buyurulmuş ve abdestin nasıl alıncağı ayrıntılı olarak zikredilmiştir.Bir kısım ulemaya göre bu ayetin zahir ifadesi, namaza her kal- kıldığında abdest alınması gerektiğini göstermektedir. Ancak Hz, Peygamber (s.a.v)’in Sünneti ile bu huküm neshedilmiş ve bir tek abdest ile birkaç namazın kılınabileceği gösterilmiştir. Hatta Hz. Peygamber (s.a.v)’in kendisinin bir tek abdest ile 5 vakit namazı kıldığı sabittir.<sup>(İbn Abdilberr,et Temhid,XVII,238)</sup></p>
<p><strong>Sünnet&#8217;in, Kur’an&#8217;da Yer Almayan Birtakım </strong><strong>Konularda Hüküm Koyucu Özelliği.</strong></p>
<p>ÖZTÜRK&#8217;un(Yaşar Nuri) ve onun gibi düşünenlerin takıldığı asıl nokta burasıdır. Kanaatimize göre bu noktada yaza­rımız, Ümmet-i Muhammed’in, Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in hüküm koymada kendi arzu, heva ve isteğine göre hareket ettiğine inandığını düşünmektedir. Bu mantığın varacağı nokta da tabii olarak yazarın var­dığı sonuç olacaktır. Oysa Hz. Peygamber (s.a.v)’i böyle bir konumda bulunmaktan tenzih ederiz. Zira Mü’minler, Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in teşri alanı dahil dinin tebliği bağlamındaki her hareket ve sözünün ilahı kontrol altında bulunduğuna inanır. Hatta Hz. Peygamber (s.a.v)’e itaat ve O&#8217;nun söylediklerinin bağ­layıcı kabul edilmesi bizzat Yüce Allah (e.c)ın emridir.</p>
<p>&#8220;Ey iman edenler! Allaha itaat edin, Peygambere ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin. Eğer bir şey hakkında anlaşmazlığa düşerseniz onun çözümünü Allah&#8217;a ve Resulü&#8217;ne havale edin&#8230;&#8217;, <sup>‘</sup>Kim Resule itaat ederse Allah&#8217;a itaat etmiş olur’, &#8220;De ki: Allah&#8217;ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın’ gibi ayetlerde ve çok sayıdaki benzerlerinde Hz. Peygamber (s.a.v)’e itaat vurgulan­mışken, &#8220;Bizler hadis adıyla önümüze getirilen malze­meyi cihetteki kaldırıp atacak değiliz. Onların çok azı­nın da olsa Hz. Peygambere ait olma ihtimali vardır. Ama bu sadece bir ihtimaldir&#8221; ve hadisler hakkında &#8220;Peygamber de olsa neticede bir insanın sözüdür&#8221; yak­laşımını benimseyenler işaret edilen ayetlerdeki &#8220;Peygambere itaat” unsurunu hükümden düşürmüş ol­muyorlar mı?</p>
<p>Kur&#8217;an&#8217;da nesh bulunduğu vakıasına şiddetle muhalefet edip, birtakım Kur&#8217;an ayetlerinin ne başka Kur&#8217;an ayetleri, ne de Sünnet tarafından neshedilebileceğini -hem de aksi görüşte olanları ağır bir dille itham ederek- söyleyenler, bu tavırlarıyla pek çok Kur’an ayetini fiilen amel edilemez ilan edip neshetmiş olduklarının farkında değil midirler? Yoksa Peygamber&#8217;e itaat emri sadece Sahabeyi bağlayıcı bir emir midir ve Yüce Allah (c.c), teklif noktasında kul­ları arasında —haşa— çifte standart mı uygulamaktadır? Yahut Sahabe Allah’ın hükümlerini öğrenmek için Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in varlığına muhtaç iken XX. asrın son çeyreğindeki Müslümanlar böyle bir ihtiyaçtan müs­tağni midirler?..</p>
<p>Kur’an’da yer almayan konularda Sünnet&#8217;in teşri fonksiyonu bulunmadığını -birtakım Haricî ve Mutezilîler gibi hareket ederek- söyleyenlerin burada şu sorulara cevap vermesini istiyoruz:</p>
<ul>
<li>Kur&#8217;an&#8217;da yalnızca süt anne ve süt kızkardeşlerle evlenmek yasaklanmıştır. O halde süt kızlarla evlenmek caiz midir?</li>
<li>Bir kadınla hala veya teyzesini aynı nikâh al­tında tutmak caiz inidir? Eğer Sünnet’in Kur an da yer almayan hususlarda kanun koyamayacağı ve hüküm getiremeyeceği husüsundaki iddianızda samimi iseniz, bu konularda Kur’an&#8217;da yer alan hükümlerle yetinip, Sûnnet’in getirdiği hükümleri görmezden gelerek bu iki maddede belirtilenlerle evlenir yahut evlenilmesinin caiz olduğunu deklere edebilir misiniz?</li>
<li>Kur&#8217;an&#8217;da alış-veriş yapıldığı zaman şahit bu­lundurulması emredilmektedir. Bu durumda pazar yer­lerinde veya benzeri ortamlarda yapılan tüm şahitsiz alış-verişler gayri meşru mudur?</li>
<li>Ninenin mirastaki payının miktarı nedir?</li>
<li>Fıtır sadakası ve vitir namazı gayri meşru mu­dur?</li>
<li>Nikâh akdi şahitsiz yapılabilir mi?</li>
<li>Şuf’a hakkının hükmü nedir?</li>
<li>Katil, amden [kasten, bil erek-istey erek] öldür­düğü kimsenin mirasçısı olabilir mi?</li>
<li>Gayrimüslim akraba mirastan pay alabilir mi?..</li>
</ul>
<p>Yazarımızın yukarıya aldığımız ifadelerini hatır­layacak olursak, yazara göre Hz. Peygamber (s.a.v)’in Kur’an dışında hüküm koyduğunu söylemek şirktir. O halde yukarıda zikrettiğimiz hususlarda Hz. Peygamber (s.a,v)’in Sünneti ile amel eden bütün Ümmet&#8217;in müşrik olması gerekir. Böyle bir iddia ise matemdeki insanları bile güldürecek mahiyettedir.</p>
<p>Burada tebarüz ettirilmesi gereken daha önemli bir nokta var: Yukarıda da bir nebze işaret ettiğimiz gibi, ÖZTÜRK ün bu konudaki ifadelerinden anlaşılan odur kî, kendisi -her ne kadar açıkça dile getirmese de- Hz. Peygamber (s.a.v)’i, hüküm koymada Yüce Allah (c.c)dan şu veya bu şekilde vahiy almaksızın sırf kendi istek ve arzularına göre davranan birisi konumunda düşünmekte ve meseleye böyle baktığı için O’nun hü­küm koymadaki fonksiyonunu kabul etmenin şirk ola­cağını söylemektedir.</p>
<p>Oysa Ümmet-i Muhammed, Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in bu noktadaki tasarrufunun da yine bizzat vahye dayandığına inanır. Bu, vahiy konusunda, yine bizzat vahiy tarafından yapılan bir tasarrufun ifadesidir. Bir diğer deyişle Yüce Allah (c.c), Hz. Peygamber [(s.a.v)&#8217;e vahiy yoluyla ilettiği Kur&#8217;an’da yer alan bazı hükümler dışında, yine Hz. Peygamber (s.a.v)e vahiy yoluyla -Kur&#8217;an dışında- ilettiği Sünnet vasıtasıyla da birtakım hükümler vaz etmiştir. Yani Sünnet&#8217;in Kur&#8217;an&#8217;da yer almayan bazı konularda müstakil teşri kaynağı olduğunu söyleyenler, bunu vahiyden soyutla­yarak yapmamakta, Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in bu nokta­lardaki uygulamalarının da yine vahiy kaynaklı tasar­ruflar olduğunu söylemektedirler.</p>
<p>Burada Hz. Peygamber (s.a.v)in tasarruflarından kastımız, özellikle dinin tebliği ile ilgili Sünnetlerdir. Yoksa biz, Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in davranış ve sözlerinin &#8220;tümünün” vahiy kaynaklı olduğunu iddia etmi­yoruz.</p>
<p>Ebubekir Sifil,  Modern Düşüncenin Tenkidi 1.cild</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/sunnetin-kuranda-yer-alan-bazi-hukumleri-neshedici-ozelligi/">Sünnet’in, Kuran’da Yer Alan Bazı Hükümleri Neshedici Özelliği</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/sunnetin-kuranda-yer-alan-bazi-hukumleri-neshedici-ozelligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Peygambere İtaat Nedir ve Nasıl Yerine Getirilcektir?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/peygambere-itaat-nedir-ve-nasil-yerine-getirilcektir/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/peygambere-itaat-nedir-ve-nasil-yerine-getirilcektir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Dec 2014 15:41:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ebubekir Sifil]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnet/Hadis Meseleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mealcilere Reddiye]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Düşüncenin Tenkidi 1.cild]]></category>
		<category><![CDATA[Peygambere İtaat Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Peygambere itaat nedir ve nasıl yerine getirilcektir?]]></category>
		<category><![CDATA[Ulu'l Emre İtaat]]></category>
		<category><![CDATA[ulu’l-emr]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2319</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bize göre —Müfessirlerin de vurguladığı gibi— ayette itaat edin&#8221; anlamındaki &#8220;atî&#8217;û&#8221; kelimesinin hem Allah&#8217;a itaati, hem de Peygambere itaati emreder­ken ayrı ayrı kullanılması, Allah&#8217;a itaatin adresinin Kur&#8217;an, Peygamber&#8217;e itaatin adresinin ise Sünnet oldu­ğunu işaret etmektedir. Buna, &#8220;Peygamber&#8217;e itaatin çerçevesini de Kur’an çizdiğine göre böyle bir ayrım yapmak yanlıştır&#8221; şek­linde bir itiraz getirilebilir. Ancak dikkat edilirse [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/peygambere-itaat-nedir-ve-nasil-yerine-getirilcektir/">Peygambere İtaat Nedir ve Nasıl Yerine Getirilcektir?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/peygambere-itaat-nedir-ve-nasil-yerine-getirilcektir/zahir-olmasi-3/" rel="attachment wp-att-17402"><img decoding="async" class="aligncenter  wp-image-17402" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/zahir-olmasi.jpg" alt="" width="305" height="209" /></a></p>
<p>Bize göre —Müfessirlerin de vurguladığı gibi— ayette itaat edin&#8221; anlamındaki &#8220;atî&#8217;û&#8221; kelimesinin hem Allah&#8217;a itaati, hem de Peygambere itaati emreder­ken ayrı ayrı kullanılması, Allah&#8217;a itaatin adresinin Kur&#8217;an, Peygamber&#8217;e itaatin adresinin ise Sünnet oldu­ğunu işaret etmektedir.</p>
<p>Buna, &#8220;Peygamber&#8217;e itaatin çerçevesini de Kur’an çizdiğine göre böyle bir ayrım yapmak yanlıştır&#8221; şek­linde bir itiraz getirilebilir.</p>
<p>Ancak dikkat edilirse ayetin devamında &#8220;Ulu&#8217;l- emr&#8221;e itaat de emir buyurulmakta, ancak burada ayrıca fiil kullanılmamakta, diğer deyişle &#8220;Ulu&#8217;l-emr&#8221;e itaat emredilirken, Peygambere itaatte olduğu gibi ayrıca &#8220;atî&#8217;û&#8221; kelimesi tekrarlanmamaktadır. &#8220;Ulu&#8217;l-emr&#8221;e itaatin çerçevesini de Kur&#8217;an&#8217;ın belirleyeceğinde kuşku yoktur. O halde burada Peygamber&#8217;e itaat ile Ulu&#8217;l-emr&#8217;e itaat arasında bir fark olmalıdır.</p>
<p>Eğer sonuçta hem Peygamber&#8217;e, hem de Ulu&#8217;l- emr&#8217;e itaat, pratik alanda ve nicel olarak sadece Kur&#8217;an nasslarına itaat demek olsaydı, bu iki unsurun ayette ayrıca zikredilmesine gerek bulunmaksızın sadece &#8220;Allah&#8217;a itaat edin&#8221; buyurulmak suretiyle itaatin mut­lak mercii ve çerçevesi belirlenebilirdi. Ancak böyle ya­pılmamıştır.</p>
<p>Burada konunun özüne ilişkin soru, Ulu&#8217;l-emr&#8217;e itaat ile Peygamber&#8217;e itaat arasında herhangi bir fark bulunup bulunmadığı sorusudur.</p>
<p>Eğer bu soruya olumsuz cevap verilecek ve Hz.Peygamber e itaat ile Ulu&#8217;l-emr&#8217;e itaat arasında herhangi bir fark bulunmadığı söylenecek olursa, o zaman!Peygamber&#8217;in statüsü ve fonksiyonu tartışma günde­mine gelir. Hatta daha da önemlisi, Ulu&#8217;l-emr’e itaat, Allah&#8217;a itaat ile eşitlenmiş olur. Çünkü özellikle  ÖZTÜRK ve onun gibi düşünenlerin söylediklerinden  çıkan sonuca göre Kur&#8217;an&#8217;da gerek Allah&#8217;a ve Peygamber&#8217;e itaati tek cümlede toplayan, gerekse Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;e itaati tek başına zikreden ayetler aslında Allah&#8217;a itaati anlatmaktadır. Çünkü onlara göre Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in Kur&#8217;an dışında hüküm koyma yetkisi bulunduğunu söylemek şirktir.</p>
<p>Şu halde bu mantığa göre Ulu&#8217;l-emr&#8217;e itaat de Allah&#8217;a itaat ile eşanlamlıdır. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in fonksiyonu, yazarımızın(Yaşar Nuri) ifadesiyle &#8220;Tahrim yetkisini kullanan kudretin [Yüce Allah (c.c)&#8217;ın] getir­diği prensipleri detaylandır&#8221;madan ibarettir.</p>
<p>Bu detaylandırmanın içinde Kur&#8217;an&#8217;da yer alma­yan kimi hükümlerin vaz edilmesi bulunamayacağına göre, sözkonusu faaliyeti herkes yapabilir. (Burada me­sele bir yönüyle de &#8220;Kuran dışı vahiy&#8221; problemiyle ilgi­lidir. Bu konu hakkında yukarıda yeterli bilgi veril­mişti.)</p>
<p>Eğer varacağımız sonuç buysa ve bu doğru bir so­nuçsa, o zaman &#8220;Allah’a itaat ile birlikte Peygambere ve Ulul-emr’e itaat niçin ayrıca zikredilmiştir?&#8221; sorusu gündeme gelecektir.</p>
<p>Bizce cevap şudur: Çünkü Allah’a itaatten maksat Kur’an’da yer alan emir ve yasaklara; Peygambere itaatten maksat, bu emir ve yasakları insanlara açıkla­yan, gerektiği zaman Kur&#8217;an’da yer almayan emir ve yasaklar getiren Peygamberin Sünneti’ne; Ulu&#8217;l-emr&#8217;e itaat de Kur’an ve Sünnet’le çizilen çerçevenin dışına taşmamak, bu iki kaynağın öğretisine aykırı olmamak kaydıyla emir, yetki ve ilim sahibi kimselerin söyle­diklerine itaattir.</p>
<p>Esasen bu ayetin son kısmı da Hz. Peygamber (s.a.v)’e karşı gelmekten sakındırmakla bu hususun al­imi yeniden çizmesi dolayısıyla dikkat çekicidir.</p>
<p>Yüce Allah (c.c) şöyle buyuruyor: &#8220;Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman mümin bir erkek ve mümin bir kadına, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur.Her kim Allah ve Resulüne karşı gelirse,apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.’’</p>
<p>Bu ayette Allah ve Resulünün tesbit, tayin ve em­rettiği bir hüküm bulunduğunda Mü’minlerin artık kendi isteklerine göre hareket etme ve bu hükümden başkasını seçme diye bir özgürlüğünün bulunmadığı açıkça ifade edilmektedir. Ayetten anlaşılan odur ki, bunun aksini yapmaya kalkanlar, Allah’a ve Resulü’ne karşı gelerek, Allah’a ve Resulü’ne itaati emreden Kur’an ayetlerini çiğnemiş olmaları dolayısıyla kendi­lerini apaçık bir sapıklığa mahkûm etmiş olacaklardır.</p>
<p>Bu ve benzeri âyetlerde Allah ile birlikte Resul’ün de zikredilmiş olması elbette tesadüfi değildir. Zira Hz. Peygamber (s.a.v) hayatta olduğu sürece teşri süreci de­vam etmiştir. Bu süreç boyunca mü min erkek ve kadın­lar, sadece inmekte olan Kur&#8217;an’m emirlerine karşı değil, Hz. Peygamber (s.a.v)’in emirlerine karşı da itaat ve inkıyatla riayetkar davranmışlardır. Ve bu, bütün ümmet hakkında geçerli bir durumdur.</p>
<p>Nitekim ulema, hakkında ihtilaf edilen meselele­rin Allah’a ve Resulü’ne götürülmesinin [ki yukarıda zikrettiğimiz 4/en-Nisâ, 59. ayetinin devamında bu hu­sus emir buyurulmaktadır] ne anlama geldiğini açık­lamış ve buradaki &#8220;Allah&#8217;a götürme”nin ’’Kur’an’a başvurma&#8221;, &#8220;Peygambere götürmenin ise Hz.Peygamber (s.a.v) hayattayken kendisine sorma, vefatından sonra da O’nun Sünneti’ne başvurma olduğunu belirtmiş; bunun, imanın gereklerinden olduğunu ve aksine hareket edenlerin imanının tehlikede olduğunu söylemişlerdir.</p>
<p>Ebubekir Sifil,  Modern Düşüncenin Tenkidi 1.cild</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/peygambere-itaat-nedir-ve-nasil-yerine-getirilcektir/">Peygambere İtaat Nedir ve Nasıl Yerine Getirilcektir?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/peygambere-itaat-nedir-ve-nasil-yerine-getirilcektir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Peygamber Efendimiz Hüküm Koyabilir mi?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/peygamber-efendimiz-hukum-koyabilir-mi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/peygamber-efendimiz-hukum-koyabilir-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Dec 2014 15:36:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ebubekir Sifil]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnet/Hadis Meseleleri]]></category>
		<category><![CDATA[İbn-i Teymiyye]]></category>
		<category><![CDATA[Mealcilere Reddiye]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Düşüncenin Tenkidi 1.cild]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz Hüküm Koyabilir mi?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2321</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kur&#8217;an&#8217;ın, Allah&#8217;a ve Peygamber&#8217;e itaati emreden ayetlerinde, itaat mercii olarak Yüce Allah yanında Hz. Peygamber&#8217;in de ısrarla zikredilmesi elbette anlamsız değildir. İnsanlara &#8220;Allah&#8217;tan korkun ve bana itaat edin&#8217;’ diyen geçmiş peygamberlerin tavrını da burada anmak gerekir. Dikkat edilecek olursa Yüce Allah (c.c), itaat konusunda kendisi ile birlikte Hz. Peygamber (s.a.v)’i zikrettiği halde, mesela &#8220;Benden ve [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/peygamber-efendimiz-hukum-koyabilir-mi/">Peygamber Efendimiz Hüküm Koyabilir mi?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/peygamber-efendimiz-hukum-koyabilir-mi/modern-islam-dusuncesinin-tenkidi-1-4/" rel="attachment wp-att-17405"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-17405" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/modern-islam-dusuncesinin-tenkidi-1-2.jpg" alt="" width="293" height="293" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/modern-islam-dusuncesinin-tenkidi-1-2.jpg 500w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/modern-islam-dusuncesinin-tenkidi-1-2-300x300.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/modern-islam-dusuncesinin-tenkidi-1-2-100x100.jpg 100w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/modern-islam-dusuncesinin-tenkidi-1-2-360x360.jpg 360w" sizes="(max-width: 293px) 100vw, 293px" /></a></p>
<p>Kur&#8217;an&#8217;ın, Allah&#8217;a ve Peygamber&#8217;e itaati emreden ayetlerinde, itaat mercii olarak Yüce Allah yanında Hz. Peygamber&#8217;in de ısrarla zikredilmesi elbette anlamsız değildir. İnsanlara &#8220;Allah&#8217;tan korkun ve bana itaat edin&#8217;’ diyen geçmiş peygamberlerin tavrını da burada anmak gerekir.</p>
<p>Dikkat edilecek olursa Yüce Allah (c.c), itaat konusunda kendisi ile birlikte Hz. Peygamber (s.a.v)’i zikrettiği halde, mesela &#8220;Benden ve Peygamber&#8217;den korkun&#8221; buyurmamıştır. Eğer itaatin zikredildiği ayet­lerde Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in zikredilmesi mecazi bir anlatımdan ibaret ise, Allah&#8217;tan korkulmasını emreden ayetlerde de aynı mecazı bulabileceğimiz bir ifadenin kullanılmasında herhangi bir sakınca bulunmamak icabederdi.</p>
<p>Burada altı çizilmesi gereken önemli ikinci nokta da şudur: Sözkonusu mantık esas alınacak olursa, söz gelimi &#8220;Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: &#8216;Ganimetler Allah ve Resulü&#8217;ne aittir&#8230;&#8221;</p>
<p>&#8220;Eğer Allah&#8217;a ve hak ile batılın ayrıldığı gün, iki ordunun birbiri ile karşılaştığı gün (Bedir savaşında) kulumuza indindiğimize inanmışsanız bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi birşeyin beşte biri Allah&#8217;a, Resulü&#8217;ne, O&#8217;nun akrabalarına yetimlere, yoksullara ve yolcuya aittir. Allah her şeye hakkıyla kadirdir.&#8221;gibi ayetlerde zikredilen ganimetten, Allah&#8217;a da bir pay ayırmak gerekecektir. Hatta bu payın Hz. Peygamber (s.a.v) ile Allah (c.c) arasında taksim edil­memesi ve yalnızca Allah&#8217;a ait olması gerekir. Zira sözkonusu mantığa göre burada da Peygamber&#8217;in sadece mecazi olarak zikredilmiş olması icabeder.</p>
<p>Peki Kur&#8217;an&#8217;da &#8220;alemlerden müstağni<sup>’’</sup>olduğunu bildiren Yüce Allah (c.c), ganimetin beşte birini ne ya­pacaktır?</p>
<p>Bu miktarı ayırsanız bile onu Allah&#8217;a nasıl vere­ceksiniz?</p>
<p>Şu halde bu türlü çürük ve tutarsız yorumlara sa­parak Hz. Peygamber&#8217;e -ve dolasıyla O&#8217;nun Sünneti&#8217;ne- itaat gibi temel imanî bir umdeyi yerinden oynatmaya, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da kimsenin  gücü yetmeyecektir!</p>
<p>Bu konuyu noktalarken Yaşar Nuri ÖZTÜRK&#8217;ün, bu yazının  başında zikrettiğimiz, kendi sorduğu soruya verdiği» &#8220;Hz. Peygamber de Kur’an dışında hüküm koyamaz. Koyar derseniz, o da şirk olur&#8221; tarzındaki cevabı hatır latarak soralım:</p>
<ul>
<li>Kuranda yer almayan konularda Sünnet’i -yine Kuranın Peygamber (s.a.v)e ittiba emrine imtisalen- ikinci bir din kaynağı olarak gören ve onunla amel eden Sahabe ve Tabiun&#8217;u;</li>
<li>Muhal farz kaydıyla onlardan bu konuda bize kadar gelen nakillerin uydurma olduğunu bir an kabul edecek olursak, aynı kanaati taşıyan başta mezhep imamları olmak üzere diğer Fukahayı ve Hadisçiler’i;</li>
<li>Bütün bu nasslar Hz. Peygamber (s.a.u)&#8217;e ittibayı gerekli kılmaktadır. Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in söylediği şeyleri Kur&#8217;an&#8217;da açıkça belirtilmiş olarak bulamasak bile bu böyledir. Nitekim mezkur ayetler, Kuran nasslarıyla emredilen hususları, aynıyla Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in hadislerinde bulamasak bile Kitab&#8217;a ittibayı gerektirmektedir. Zira biz, hem Kitab&#8217;a, hem de Hz. Peygamber (s.a.v)’e ittiba etmekle yükümlü­yüz. Bunlardan birine ittiba, diğerine de ittiba demektir. Zira Hz. Peygamber (s.a.v) Kitab&#8217;ı tebliğ etmiş, Kitap da Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;e itaati emir buyurmuştur. Tıpkı Kitab&#8217;m ayetlerinin birbirine muhalif olmayacağı gibi, Kitap ile Resul&#8217;ün birbiriyle ihtilaf etmesi de elbette dü­şünülemez. (&#8230;)</li>
</ul>
<p>Bütün Müslümanlar sübut bulmuş Sünnet&#8217;e ittibanın vacip olduğu üzerinde ittifak etmişlerdir.</p>
<p>&#8220;Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in Sünneti&#8217;nden bir kıs­mının, Kurana muhalif olduğu ve ona ziyade hüküm getirdiği zannına kapılınabilir. Hırsızlık cezasının uy­gulanabilmesi için çalınan malın miktarı konusunda açıklama getiren ve muhsan  zaninin recmini gerek­tiren sünnetler böyledir. Yoldan çıkmış Hariciler&#8217;den bu konuda ayrılığa düşenler müstesna, bu sünnetler de gerek Sahabe, gerekse onlara güzelce tabi olanlar ve diğer müslüman topluluklar nazarında uyulması vacip olan şeylerdendir&#8230;&#8221;(Mecmuul Fetava,XIX,85-6) diyen ve tarafınızdan &#8220;İslam&#8217;ın en büyük imamlarından&#8221; olarak tavsif edilen(Kurandaki İslam,25) İbn Teymiyye’yi;</p>
<ul>
<li>Sünnet&#8217;i üç kısma ayırarak, bu kısımlardan bi­rinin de; Kur&#8217;an&#8217;ın, vacip olup olmadığı hakkında her­hangi bir hüküm getirmediği konularda vücup hükmü getiren ve Kur&#8217;an&#8217;ın, tahrimi [haram kılınması] konu­sunda hüküm getirmediği hususlarda tahrim bildiren sünnet olduğunu söyleyen ve &#8220;Bu kısımlar içinde Kur&#8217;an&#8217;a ziyade hüküm getiren sünnetler Hz. Peygamber (s.a.v)<sup>,</sup>den sadır olan müstakil teşrii ifade ederler ki bunlarda da O&#8217;na itaat vaciptir ve karşı gel­mek helal değildir.</li>
</ul>
<p>&#8220;Bu, sözkonusu sünnetlerin Kitabullah&#8217;dan önde tutulması anlamına gelmez. Tam tersine bu sünnetlerle amel etmek, Allah&#8217;ın, Resulü&#8217;ne itaat noktasındaki eni­rini yerine getirmek demektir. Şayet Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;e sünnetin bu kısmında itaat edilmeyecekse, O&#8217;na itaatin hiçbir anlamı olmaz..(İ’lamul Muvakkin,2,288-9)diyen ve tarafı­nızdan, &#8220;İndirilen din ile uydurulan din arasındaki farkları gösterenlerden&#8221; biri olarak takdim edilen İbnu&#8217;l-Kayyım&#8217;ı;Evet burada bilhassa seçilmiş bu örnekleri ve tavırları bunlardan farklı olmayan ve burda zikretmediğimiz diğer ulema, fukaha ve muhaddisleri, açıkça, hiç­bir tevil ve polemiğe sapmadan &#8220;müşrik&#8221; ilan ettiğinizi niçin söylemiyorsunuz?</p>
<p>Ebubekir Sifil,  Modern Düşüncenin Tenkidi 1.cild</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/peygamber-efendimiz-hukum-koyabilir-mi/">Peygamber Efendimiz Hüküm Koyabilir mi?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/peygamber-efendimiz-hukum-koyabilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sünnetin Korunmuşluğu</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/sunnetin-korunmuslugu/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/sunnetin-korunmuslugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2014 08:46:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ebubekir Sifil]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnet/Hadis Meseleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'daki Zikir Kelimesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mealcilere Reddiye]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Düşüncenin Tenkidi 1.cild]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnetin Korunmuşluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2325</guid>

					<description><![CDATA[<p>Denebilir ki ’’Yüce Allah (c.c) Kur&#8217;an’ı korumayı bizzat üstlenmiştir. Ama hadisler için aynı durum söz konusu değildir.” Buna cevaben deriz ki: Yüce Allah (c.c)’ın koru­mayı üstlendiğini belirttiği şeyin, Kur’an değil, ’’Zikir&#8221; olduğu ve buradaki ”Zikir&#8221;in, Sünnet’i de kapsadığı yo­lunda kuvvetli beyanlar bulunması bir yana, Kur’an’m korunması olgusunun nasıl gerçekleştiği sorusu da önemlidir. Yüce Allah (c.c) [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/sunnetin-korunmuslugu/">Sünnetin Korunmuşluğu</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/sunnetin-korunmuslugu/sunnetin-korunmuslugu-3/" rel="attachment wp-att-17537"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-17537" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/sunnetin-korunmuslugu.jpg" alt="" width="490" height="216" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/sunnetin-korunmuslugu.jpg 593w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/sunnetin-korunmuslugu-300x132.jpg 300w" sizes="(max-width: 490px) 100vw, 490px" /></a></p>
<p>Denebilir ki ’’Yüce Allah (c.c) Kur&#8217;an’ı korumayı bizzat üstlenmiştir. Ama hadisler için aynı durum söz konusu değildir.”</p>
<p>Buna cevaben deriz ki: Yüce Allah (c.c)’ın koru­mayı üstlendiğini belirttiği şeyin, Kur’an değil, ’’Zikir&#8221; olduğu ve buradaki ”Zikir&#8221;in, Sünnet’i de kapsadığı yo­lunda kuvvetli beyanlar bulunması bir yana, Kur’an’m korunması olgusunun nasıl gerçekleştiği sorusu da önemlidir. Yüce Allah (c.c) Kur’an&#8217;ı, Ümmet’in hafız­lan aracılığıyla korumuş, ve Sahabe neslinden itibaren ezbere alınmış bulunan Kur’an ayetleri, tevatürün en yüksek seviyesinde nesilden nesile aktarılarak günü­müze kadar ulaşmıştır; kıyamete kadar da böyle devam edecektir.</p>
<p>Şimdi bir de dönüp yine Sahabe neslinden itibaren günümüze kadar aktarılagelen ve adına &#8220;amelî tevatür” dediğimiz şeye bakalım. Gusül ve namaz abdesti, 5 vakit namazın vakitleri, rek’at adetleri ve kılmış şekli, orucun tutuluş şekli, zekâtın miktarları, kimlerden ne miktar alınıp kimlere verileceği hususu, haccın yapılış şekli, cuma ve bayram namazları, kurban ibadetinin eda ediliş tarzı, nikâh ve talâkla ilgili hükümler&#8230; bü­tün bunlar ve saymadığımız daha nice ibadet ve muame­leler bugün Sünnetle tespit edilmiş çerçeve içinde ger­çekleştirilmiyor mu? Bu durum Sünnet&#8217;in muhafaza edildiğini göstermezse neyi gösterir?</p>
<p>Yine burada, &#8220;icra tarzı<sub>;</sub> Sünnet’le belirlenmiş ol­makla birlikte bunların &#8220;ameli tevatür&#8221; kapsamına girdiği, ancak elimizdeki Hadis malzemesinin aynı tarzda bize kadar gelmediği&#8221; söylenebilir.</p>
<p>Ebubekir Sifil,  Modern Düşüncenin Tenkidi 1.cild</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/sunnetin-korunmuslugu/">Sünnetin Korunmuşluğu</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/sunnetin-korunmuslugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sahabe Devrinde Hadis yasaklanması ve serbest olması,bu çelişkili rivayetlerin arası nasıl bulunacaktır?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/sahabe-devrinde-hadis-yasaklanmasi-ve-serbest-olmasibu-celiskili-rivayetlerin-arasi-nasil-bulunacaktir/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/sahabe-devrinde-hadis-yasaklanmasi-ve-serbest-olmasibu-celiskili-rivayetlerin-arasi-nasil-bulunacaktir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2014 08:42:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ebubekir Sifil]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnet/Hadis Meseleleri]]></category>
		<category><![CDATA[bu çelişkili rivayetlerin arası nasıl bulunacaktır?]]></category>
		<category><![CDATA[Mealcilere Reddiye]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Düşüncenin Tenkidi 1.cild]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabe Devrinde Hadis yasaklanması ve serbest olması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2323</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bizce bunun en makul yolu..Sahabe, önceleri konjonktürel ve lokal sebeplerle ilmi/hadisleri yazıyla kaydetmenin ve yazıya geçirilen bu malzeme­nin sürekli saklanmasının -çünkü Sahabe’nin bir kıs­mının, ezberlemek için yazdığını ve ezberledikten sonra yazılanı sildiğini biliyoruz, karşısında iken, daha sonraları bu sebeplerin ortadan kalkması yanında ya­zıya geçmenin zarureti de kendini hissettirince bu yola dönmüştür. Zira yazım taraftarı olmadıkları [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/sahabe-devrinde-hadis-yasaklanmasi-ve-serbest-olmasibu-celiskili-rivayetlerin-arasi-nasil-bulunacaktir/">Sahabe Devrinde Hadis yasaklanması ve serbest olması,bu çelişkili rivayetlerin arası nasıl bulunacaktır?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/sahabe-devrinde-hadis-yasaklanmasi-ve-serbest-olmasibu-celiskili-rivayetlerin-arasi-nasil-bulunacaktir/images-124/" rel="attachment wp-att-12708"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-12708" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/images-1.jpg" alt="Sahabe Devrinde Hadis yasaklanması ve serbest olması,bu çelişkili rivayetlerin arası nasıl bulunacaktır?" width="543" height="260" /></a></p>
<p>Bizce bunun en makul yolu..Sahabe, önceleri konjonktürel ve lokal sebeplerle ilmi/hadisleri yazıyla kaydetmenin ve yazıya geçirilen bu malzeme­nin sürekli saklanmasının -çünkü Sahabe’nin bir kıs­mının, ezberlemek için yazdığını ve ezberledikten sonra yazılanı sildiğini biliyoruz, karşısında iken, daha sonraları bu sebeplerin ortadan kalkması yanında ya­zıya geçmenin zarureti de kendini hissettirince bu yola dönmüştür. Zira yazım taraftarı olmadıkları için bir zaman sonra rivayetleri unuttuklarını ve bunun kendi­leri için bir kayıp olduğunu söyleyenler az değildir.</p>
<p>Ayrıca rivayetlerden yola çıkarak şunu da söyle­mek zorundayız: Hadislerin yazıya geçirilmesini hoş karşılamayanlar bu tavırlarıyla, yazım işinin insan­ları rivayetlerin içerdiği anlamları araştırmada ve bu amaçla hadisleri müzakerede tembelliğe iteceği endişesi yanında yazılan nüshaların ehil olmayan ellere geç­mesini ve hadislerin anlamına/ruhuna nüfuz edemeyen bası yetersiz kimselerin, hadislerden yola çıkarak ya­lan yanlış hükümlere varmasını engellemek amacını gütmüşlerdir. Zira rivayetler hafızada tutulur ve başka­larına da şifahi olarak aktarılırsa, aktaran kişi, aktar­dığı kişiyi bilecek, onun durumunu göz önünde bulun­durarak gerekirse hadisin içerdiği anlamları izah ede­cek ve böylece istenmeyen durumların/yorumların or­taya çıkmasını engelleme şansını -mutlak anlamda olmasa da- sürekli elinde bulunduracaktır.</p>
<p>Ancak yazı böyle değildir. Hadislerin yazılma­sına bir kez izin verildi mi, artık her önüne gelen hadis yazacak, bu hadislerden olmadık hükümler çıkaracak ve nüshalar yayıldıkça hadisi ilk rivayet edene müra­caat şansı azalacağı için, böylece ortaya cıkacak olumsuzlukları düzeltme şansı da azalacaktır.</p>
<p>Bu söylediğimiz, özellikle Hadis literatüründe “vicade” adıyla anılan [başkasına ait buluntu hadis mecmuası] nüshalardan yapılan aktarmaların hadis imamları nezdindeki kıymetsizliği de nazara alınarak değerlendirilmelidir. Buna bir de yazılı nüshalara Bidrac” [ravi tarafından açıklama vs için hadis metnine yapılan eklenti], yazılı metinde “tashîf” kelimeleri yanlış kaydetme] gibi ihtimaller de eklenirse, erken dönemlerde hadislerin yazıya geçirilmesinin karşısında olanların bu tavırlarının arkasında ya­tan mantık daha kolay anlaşılacaktır.</p>
<p>Bu gibi durumların önüne geçmek içindir ki başta Sahabe’den bazı kimseler olmak üzere Selef alim­lerinin, her hadisin herkese nakledilmemesi hususunda insanları uyardıklarını görüyoruz.. Birkaç örnek verecek olursak:</p>
<p><strong>i-</strong>îbn Abbâs (r.a)’dan rivayet edildiğine göre, Sahabe, “Ya Resulallah! Sizden duyduklarımızın hepsini başkalarına haber verelim mi?” diye sormuş, Hz. «Peygamber (s.a.v) de şöyle mukabele etmiştir: “Evet.</p>
<p>Ancak bir topluluğa, akıllarının almayacağı şeyleri anlatmanız hariç. Çünkü bu durum bazılarının fitneye düşmesine yol açar.’ (Müslim, “Mukaddime”, 3.</p>
<p><strong>ii-</strong> Hz. Ali (r.a)’den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: “İnsanlara anladıkları şeyleri söyleyin; anlamadıklarını da bırakın. Allah ve Resulü’nün yalanlannmasını ister misiniz? el-Buhârî, ‘İlim”, 49.)</p>
<p><strong>iii-</strong> îbn Mes’ûd (r.a)’dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: “Eğer bir kavme akıllarının ermeyeceği bir hadis rivayet edersen, o hadis onların bazısı için ancak bir fitne (sebebi) olur.” Müslim, “Mukaddime”, 3; îbn Abdilberr, 213;)</p>
<p><strong>Iv-</strong> îbn Abbâs (r.a)dan rivayet edildiğine göre Şöyle demiştir: İnsanlara, anlayabilecekleri şeyleri rivayet edin. Allah’ın ve Resulü nün yalanlanmasını mı istiyorsunuz!(ibn abdilberr,214)</p>
<p><strong>v-E</strong>bû Kılâbe şöyle demiştir: Hadisi ancak onu anlayana rivayet et. Zira hadis, onu anlamayan kimseye fayda değil zarar verir.(ibn ebi şeybe,VI,126)</p>
<p>Ezcümle Sahabe den Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Ali, He. Aişe, Abdullah b. Abbâs, Abdullah b. Anır b. ef- Âs, Abdullah b. Ebi Evfâ, Abdullah b. Mes’ûd, Abdullah bin Ömer, Abdullah b. ez-Zübeyr, Amr b. Hazm, el-Berâ b. Âzib, Câbir b. Abdillah, Cerîr b. Abdillah el-Beceîî, ed- Dahhâk b. Kay s, ed-Dahhâk b. Süfyân, Ebû Bekir es- Sakafı, Ebû Eyyûb el-Ensâri, Ebû Hureyre, Ebû Mûsâ el- Eş’arî, Ebû Kâfi’, Ebû Sa’ıd el-Hudri, Ebû Umâme el- Bâhilî, Enes b. Mâlik, Haşan b. Ali, Itbân b. Mâlik, Mu âviye b. Ebî Süfyân, Mu’âz b. Cebel, el-Muğîre b. Şu’be, Muharamed b. Mesleme, en-Nu’mân b. Beşîr, Kâfi’ b. Hadîc, Sa’d b. Ubâde, es-Sâib b. Yezîd, Sehl h. Sa’d, Selmân el-Fârisî, Semure b. Cündeb, Sübey a el- Eslemiyye, Şeddâd b. E vs, Şem’ûn el-Ezdî, Ubeyy b. Kal), Üseyd b. Hudayr, Vâsile b. el-Eska’, Zeyd b. Erkam (Allah hepsinden razı olsun) gibi kimselerin hadis yaz­dıkları tespit edilmiştir.(el Azami,Dirasat fil Hadisin Nebevi,1,92-142) Bunlardan pek çoğunun ken­dilerine ait hadis kolleksiyonları bulunduğu, rivayet­lerde açıkça belirtilmiştir. Diğerleri de şu veya bu şu şekilde Hz. Peygamber (s.a.v)’in hadislerini yazmışlar­dır. Sahabe’nin çoğunluğu, ÖZTÜRK&#8217;un iddiasının ak­sine hadislerin yazılması taraftarıdırlar ve bu doğrultuda görüş belirtmiş, amel etmişlerdir.</p>
<p>Burada belirtilmesi gereken önemli bir nokta da şudur: Yukarıda hadislerin yazılmasını hoş karşılama­yan sahabîlerin görüşlerini zikrettiğimiz yerde geçen ifadelere dikkat edilecek olursa onların sadece hadis­lerin değil, “ilmin” yazılmasına olumlu bakmadıkları zikredilmektedir. Bu da onların, özellikle hadislerin yazılmasına karşı çıktıklarını değil, tümüyle “ilmin” yatıya geçirilmesini onaylamadıklarını gösterir. Buradaki ”ilim” kelimesinin, hadisleri de içermekle birlikte daha geniş bir muhtevaya sahip olduğunda kuşku yoktur.</p>
<p>Şu halde burada şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, Sahabe’nin karşı olduğu husus, sadece ve bilhassa hadislerin yazıya geçirilmesi değil, yazılan şey —Kur’an ve mektuplar vb. dışında- ne olursa olsun bütü­nüyle ve bizzat “yazma” işidir.</p>
<p>Ebubekir Sifil, Modern Düşüncenin Tenkidi 1.cild</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/sahabe-devrinde-hadis-yasaklanmasi-ve-serbest-olmasibu-celiskili-rivayetlerin-arasi-nasil-bulunacaktir/">Sahabe Devrinde Hadis yasaklanması ve serbest olması,bu çelişkili rivayetlerin arası nasıl bulunacaktır?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/sahabe-devrinde-hadis-yasaklanmasi-ve-serbest-olmasibu-celiskili-rivayetlerin-arasi-nasil-bulunacaktir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Resul&#8217;e İtaat Allah&#8217;a İtaattir</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/resule-itaat-allaha-itaattir/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/resule-itaat-allaha-itaattir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2014 08:40:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ebubekir Sifil]]></category>
		<category><![CDATA[Reddiye & Ehl-i Bidat]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnet/Hadis Meseleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mealcilere Reddiye]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Düşüncenin Tenkidi 1.cild]]></category>
		<category><![CDATA[Resul'e İtaat Allah'a İtaattir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2317</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kur&#8217;an Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;e emrediyor: &#8216;De ki: Allah&#8217;ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.’’’ Bu ayette iki enteresan nokta vardır: Ayette, &#8220;Allah&#8217;ı seviyorsanız Kur&#8217;an a veya Allah&#8217;ın emirlerine uyun&#8221; denmeyip, münhasıran Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;e uymanın emredildiğine bilhassa dikkat edilmelidir. Demek ki Allah&#8217;ı sevmenin göster­gesi Hz. Peygamber (s.a.v)’e uymaktır. Başka ifadeyle [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/resule-itaat-allaha-itaattir/">Resul’e İtaat Allah’a İtaattir</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/resule-itaat-allaha-itaattir/resule-itaat-250x250-2/" rel="attachment wp-att-17535"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-17535" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/resule-itaat-250x250-1.jpg" alt="" width="250" height="250" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/resule-itaat-250x250-1.jpg 250w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/resule-itaat-250x250-1-100x100.jpg 100w" sizes="(max-width: 250px) 100vw, 250px" /></a></p>
<p>Kur&#8217;an Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;e emrediyor: &#8216;De ki: Allah&#8217;ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.’’’</p>
<p>Bu ayette iki enteresan nokta vardır:</p>
<p>Ayette, &#8220;Allah&#8217;ı seviyorsanız Kur&#8217;an a veya Allah&#8217;ın emirlerine uyun&#8221; denmeyip, münhasıran Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;e uymanın emredildiğine bilhassa dikkat edilmelidir. Demek ki Allah&#8217;ı sevmenin göster­gesi Hz. Peygamber (s.a.v)’e uymaktır. Başka ifadeyle bir kimsenin Allah&#8217;ı sevdiği iddiası, ancak Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;e uyduğıı/itaat ettiği takdirde ciddiye alınacaktır. Aksi halde onunki kuru bir iddia olarak kalmaya mahkûmdur. Meseleyi tersinden ifade edecek olursak, Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;e itaat etmeyen kimse Allah&#8217;ı sevmiyor demektir. Zira ayetin ifadesi bunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır.</p>
<p>Bu ayetle ilgili olarak nihayet -ihtimal dairesinde kalmak kaydıyla— bir üçüncü nokta öne sürülebilir. O da sadece Yüce Allah (c.c)’ın Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;den kendilerine bu şekilde hitap etmesini istediği kimsele­rin böyle bir şarta tabi olduğudur. Yani ancak Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;e itaat etmeleri şartıyla Allah tara­fından sevilme ve günahları bağışlanma şansı bulunan kimseler, bu ayete muhatap olan kimselerdir. Onlar dı­şında kalan hiçbir insanın, Allah tarafından sevilmesi ve günahlarının bağışlanması için Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;e uyması zorunlu değildir.Bu ayette yer alan ikinci hassas nokta da şudur: Yüce Allah (c.c), kullarının günahlarını bağışlamayı, onların Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;e itaatine bağlamıştır. Yani Allah&#8217;ı sevdiğini iddia eden kişi, ancak Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;e uyduğu takdirde Allah da kendisini sevecek ve günahlarını bağışlayacaktır.</p>
<p>Ebubekir Sifil,  Modern Düşüncenin Tenkidi 1.cild</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/resule-itaat-allaha-itaattir/">Resul’e İtaat Allah’a İtaattir</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/resule-itaat-allaha-itaattir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hz. Peygamber (s.a.v)’in Aldığı Vahiyler, Sadece  Kur’an Ayetlerinden İbaret midir?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/hz-peygamber-s-a-vin-aldigi-vahiyler-sadece-kuran-ayetlerinden-ibaret-midir/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/hz-peygamber-s-a-vin-aldigi-vahiyler-sadece-kuran-ayetlerinden-ibaret-midir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2014 08:37:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ebubekir Sifil]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnet/Hadis Meseleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Elmalılı Hamdi Yazır]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran-ı Kerim'de Geçen 'Hikmet' Kelimesinin Anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[Mealcilere Reddiye]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Düşüncenin Tenkidi 1.cild]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber'in Aldığı Vahiyler Sadece Kuran'dan İbaret Midir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2315</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meselenin can alıcı noktası tam da burasıdır. Bu noktanın aydınlatılması, son dönemlerde oluşturul­maya çalışılan &#8220;hıdâc&#8221; Nübüvvet anlayışının çarpık ve sakat yönlerinin de gözler önüne serilmesi anlamına  gelecektir. Öncelikle şunu belirtelim ki, Hz. Peygamber  (s.a.v)’in Kur&#8217;an dışında vahiy almadığı konusunu de-lalet-i kat&#8217;iyye sarahatinde ifade eden bir Kur&#8217;an ayeti mevcut değildir. ÖZTÜRK&#8217;ün yaptığı gibi mesela, &#8220;O arzusuna [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hz-peygamber-s-a-vin-aldigi-vahiyler-sadece-kuran-ayetlerinden-ibaret-midir/">Hz. Peygamber (s.a.v)’in Aldığı Vahiyler, Sadece  Kur’an Ayetlerinden İbaret midir?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/hz-peygamber-s-a-vin-aldigi-vahiyler-sadece-kuran-ayetlerinden-ibaret-midir/kuran-ve-ilmi-kesifler-250x250/" rel="attachment wp-att-17538"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-17538" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/kuran-ve-ilmi-kesifler-250x250.jpg" alt="" width="250" height="250" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/kuran-ve-ilmi-kesifler-250x250.jpg 250w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/kuran-ve-ilmi-kesifler-250x250-100x100.jpg 100w" sizes="(max-width: 250px) 100vw, 250px" /></a></p>
<p>Meselenin can alıcı noktası tam da burasıdır. Bu noktanın aydınlatılması, son dönemlerde oluşturul­maya çalışılan &#8220;hıdâc&#8221; Nübüvvet anlayışının çarpık ve sakat yönlerinin de gözler önüne serilmesi anlamına  gelecektir.</p>
<p>Öncelikle şunu belirtelim ki, Hz. Peygamber  (s.a.v)’in Kur&#8217;an dışında vahiy almadığı konusunu de-lalet-i kat&#8217;iyye sarahatinde ifade eden bir Kur&#8217;an ayeti mevcut değildir. ÖZTÜRK&#8217;ün yaptığı gibi mesela, &#8220;O arzusuna göre konuşmaz. O (bildirdikleri) kendisine  indirilen vahiyden başkası değildir<sup>’’</sup>,<sup>’’</sup>Peygamber size ne verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan da  sakının<sup>’’</sup>gibi -pek çok sahabî, müçtehit ve müfessire göre Sünnet&#8217;e de delalet eden- bir kısım ayetler konusunda &#8220;Bu ayetlerde kastedilen Kur&#8217;an&#8217;dır&#8221; diyerek kestirme hükümlerle meseleyi ört-bas etmeye çalışmak  ilmî yaklaşım ile bağdaşmaz. İlmî yaklaşım, bu ayetlerde kastedilenin Kur’an olduğunu yine Kur&#8217;an ayetlerine dayanarak ortaya koymayı gerektirir. Ancak yazarimizin bunu, ilmî araştırma vasfı verilecek ciddiyet ve boyutta gerçekleştirdiğini söylemek ne yazık ki mümkün değildir&#8230;</p>
<p>Son tahlilde bu ve benzeri ayetlerin Kur an&#8217;a dela­let ettiği kadar Sünnet’e de delalet ettiği veya Sünııet’i de kapsadığı hususu bir &#8220;ihtimal&#8221; bile olsa, bunu gözden uzak tutmak mümkün değildir.</p>
<p>Şüphesiz Hz. Peygamber (s.a.v)’in Kur’an dışında da vahiy aldığı konusuyla ilgili, delaleti oldukça açık sahih hadisler mevcuttur ve sadece bu hadislerden hare­ketle dahi Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in Kur’an dışında va­hiy aldığını rahatça söylemek mümkündür.</p>
<p>Ancak biz, bu kitabın önsözünde belirttiğimiz yön­temden ayrılmayacak ve bu konuda da doğrudan Kur’an ayetlerinden hareket ederek sonuca ulaşmaya çalışaca­ğız.</p>
<p>Kur’an, Hz. Peygamber (s.a.v)’den önceki pey­gamberlerin Yüce Allah (c.c)’tan aldıkları vahiylere bir sınır getirmemiştir. O peygamberler vahy-i celî [açık vahiy] yanısıra rüya, ilham veya başka yollarla da Yüce Allah (c.c)’tan vahiy almışlardır.</p>
<p>Şu halde bu durum Hz. Peygamber (s.a.v) hak­kında niçin kabul edilmesin? Esasen Yüce Allah (c.c)’m Kadir-i Mutlak olduğu konusunda herhangi bir kuşkusu bulunmayan kimse, O’nun peygamber olarak seçip görevlendirdiği kişiye, dilediği şeyi dilediği şe­kilde vahyetme/iletme tasarrufuna da bir sınırlama ge­tirmenin kimsenin haddine olmadığından da kuşku duymamalıdır.</p>
<p>Hz. Peygamber (s.a.v)‘in Kur&#8217;an dışında vahiy al­dığını gösteren Kur’an ayetleri var mıdır? sorusuna, yine bizzat Kur&#8217;an’dan hareketle &#8220;Evet&#8221; demek duru­mundayız. Aşağıda bu noktaya delalet eden ayetlerden bir kısmını zikredecek ve konuya delalet yönlerini or­taya koymaya çalışacağız.</p>
<p>&#8216;Kendi içinizden size ayetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arındıran, size Kitab&#8217;ı ve Hikmeti talim edip,bilmediklerinizi öğreten bir Resul gönderdik.’’</p>
<p>2-…Allahın ayetlerini eğlenceye almayın.</p>
<p>Allahın sizin üzerinizdeki nimetini, size öğüt vermek üzere indirdiği Kıtabı ve Hikmeti hatırlayın. Allahtan korkun&#8230;</p>
<p>3- &#8220;Andolsun ki, içlerinden, kendilerine Allahın ayetlerini okuyan, kendilerini temizleyen, kendilerine Kitabı ve Hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle Allah, müzminlere büyük birlütufta bulunmuştur</p>
<ul>
<li>&#8220;Allahuı sana lütfü ve esirgemesi olmasaydı, onlardan bir güruh seni saptırmaya yeltenmişti. Onlar yalnızca kendilerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allah sana Kitab&#8217;ı ve Hikmeti indirmiş, bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah&#8217;ın lütfü sana gerçek­ten büyük olmuştur.&#8217;</li>
<li>&#8220;(Ey Peygamber hanımları!) Allah&#8217;ın, evleri-nizde okunan ayetlerini ve Hikmeti anın’’</li>
<li>&#8216;Çünkü ümmilere içlerinden, kendilerine ayetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara Kitabı ve Hikmeti öğreten bir Peygamber gönderen O&#8217;dur.’</li>
</ul>
<p>Bu ayetlerde geçen &#8220;Kitap&#8221; kelimesinin Kur&#8217;an olduğu üzerinde herhangi bir görüş ayrılığı yoktur. Yazarın da bu noktaya iştirak edeceği kanaatindeyiz.</p>
<p>O halde buradaki &#8220;Hikmet&#8217;’ nedir?</p>
<p>Elmalılı Hamdi YAZIR merhum, başka hiçbir yerde bulunamayacak şekilde detaylarına inerek bu ke­limenin 29 ayrı tanımini vermekte ve her bir tanımın uzun uzadıya açıklamasını yapmaktadır ki bunların toplamından çıkan netice yine kendi ifadesi ile şudur:</p>
<p>Bunların bazısı mana-yı masdar, bazısı hasıl-ı masdar, bazısı da ism-i mhz olmakla beraber bir kısmı ilme<sub>,</sub> bir kısmı amele, bir kısmı da her ikisine raci ol- duğundan bu tafsilat kısmen misal ve tarife hamledil­mek suretiyle mecmuu üç tefsire irca olunabilir ki ameli nafia müeddi olmak haysiyetiyle ilim, ilme müterettib olmak haysiyetiyle amel-i nafi\ biri de ilm-ü amelde ihkâm, tabir-i aherle kavil ve fiilde isabet veya ilim ve fıkıh manalarıdır. &#8220;<sup>(Elmalılı,2,929)</sup></p>
<p>Her ne kadar içlerinde îmam eş-Şâfınin de bu­lunduğu bir grup alim, yukarıda zikrettiğimiz ayetlerde geçen Hikmet kelimesini doğrudan Sünnet olarak an­lamışlarsa da biz peşinen bu yargıya varmayalım ve mezkûr ayetlerden hareketle bu kelimenin ne anlama geldiğini araştıralım.</p>
<p>Elmalılı merhumun alabildiğine tafsilatlı olarak zikrettiği görüşlerden yine kendisinin çıkardığı sonuca bakılırsa Hikmet şu üç anlamı bünyesinde toplayan bir kelimedir:</p>
<p>1-Faydalı amele götüren bilgi.</p>
<p>2- Bilgiyle irtibatlı olması yönüyle faydalı amel.</p>
<p>3-Söz ve fiilde doğruya isabet.</p>
<p>Bu üç maddede özetlenen Hikmet&#8217;in Kur’an’dan daha genel bir anlama sahip olduğunu ve burada geçen &#8220;fayda&#8221; ve &#8220;doğru&#8221; kelimelerinin, &#8220;ilahî irade ve rı­zaya uygunluğu&#8221; ifade ettiğini söyleyebiliriz. Şu halde Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;e Hikmet verildiğini belirten ayetler, O&#8217;nun, söz ve fiillerinde ilahî irade ve rızaya uygun hareket etme özelliğine sahip kılındığını anlatı­yor demektir. &#8220;Andolsun ki Resulullah sizin için, Allah*a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allahı çok zikredenler için güzel bir önektir<sup>r’’</sup> ayeti­nin Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in Mü&#8217;minler için güzel bir örnek olduğu vakıasını -tekitli bir biçimde- belirtmesi, aynı zamanda Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in Hikmet&#8217;e uy­gun söz ve fiillerinin Mü&#8217;minler için örnek teşkil ettiği noktasına güçlü bir vurgudur. Mü&#8217;minlerin nihai amacı Yüce Allah (c.c)’ın rızasına ve ahirette ebedî kurtuluşa ulaşmak olduğuna ve Hz. Peygamber (s.a.v) de onlar için bu yolda güzel bir örnek teşkil ettiğine göre Mü&#8217;minler, dünya hayatındaki rotalarını Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in söz ve davranışlarını esas alarak Ayarlayacaklar demektir.</p>
<p>Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;de mevcut bulunan bu özel­lik, Yüce Allah (c.c) tarafından O&#8217;na <sup>,,</sup>indirilmiş&#8221;tir. Yüce Allah (c.c)&#8217;ın Hz. Peygamber (s.a.v)’e indirdiği şeyin -adına vahy-i hafi, ilham veya başka birşey den­mesi farketmez- neticede vahiy olduğu ise ayrıca belir­tilmesine gerek bulunmayacak kadar müsellem bir hu­sustur. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v)’in, Yüce Allah (c.c) tarafından kendisine gönderilen bu mesaj sayesinde, özellikle dinin tebliği hususunda yanılmayacağı, yanlış veya kusurlu hareket etmeyeceği, ederse yine vahiy tara­fından derhal düzeltileceği aşikârdır. Aksi halde Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in peygamberlik görevinde kusurlu veya hatalı davranabileceği ihtimali gündeme gelir. Şu halde Hikmet&#8217;in Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;e hangi türden vahiy yoluyla olursa olsun Allah tarafından &#8220;indirildi­ğini&#8221; söylemek bu durumda tek çıkar yol olarak kal­maktadır.</p>
<p>Bu noktaya, mezkûr ayetlerde kullanılan &#8220;enzele&#8221; [indirdi] fiilinin, aynı zamanda &#8220;var etme&#8221;, .&#8221;ortaya koyma&#8221;, &#8220;yaratma&#8221; anlamına da geldiği söylenerek iti­raz edilebilir.</p>
<p>Ancak bu durumda cevaplandırılması gereken bir soru gündeme gelmektedir: Şayet bu ayetlerdeki &#8220;en- zele&#8221; fiilini &#8220;var etme&#8221;, &#8220;ortaya koyma&#8221;, &#8220;yaratma&#8221; anlamında alacak olursak, Hikmet&#8217;in Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;de &#8220;var edilmiş&#8221; ve &#8220;yaratılmış&#8221; bir özellik ol­duğu sonucuna varırız. Ne var ki, yukarıda zikrettiği­miz ayetlerde aynı &#8220;enzele&#8221; fiili &#8220;Kitap&#8221; için de kulla­nılmıştır. Daha açık bir ifadeyle Kitap ve Hikmet keli­meleri, bir tek fiilin, &#8220;enzele&#8221; fiilinin mefulü duru­mundadır. Bu da -sözkonusu itirazı yerinde kabul ede­cek olursak- Hikmet’le birlikte Kitab’ın da Hz.Peygamber (s.a.v)&#8217;de &#8220;var edilmiş&#8221; veya &#8220;yaratılmış&#8221; olduğunu söylememizi gerektirir. Bununsa hem Îlahî Kelam&#8217;m kadîm olma vasfıyla bağdaşmayacağı, hem de vahiy olgusunun mantığına ters düşeceği açıktır.</p>
<p>Dolayısıyla Kur’an&#8217;ın Hz. Peygamber (s.a.v)’de &#8220;var edilmiş&#8221; veya &#8220;yaratılmış&#8221; olduğunu söyleme imkânı yoktur. Geriye bu fiilin; Kur&#8217;an sözkonusu olduğunda &#8220;indirme&#8221;, Hikmet sözkonusu olduğunda ise &#8220;var etme&#8221;, &#8220;ortaya koyma&#8221; veya &#8220;yaratma&#8221; anlamına gel­mesi ihtimali kalmaktadır. Aynı cümledeki iki ayrı mefule ilişkin bir tek fiilin, bu mefullerden birisinde bir anlama, diğerinde başka bir anlama gelebileceği ne mantıken, ne de gramatik açıdan söylenemeyeceğine göre, bir nokta kendiliğinden ortaya çıkmaktadır: O da hem Kitab&#8217;ını, yani Kur&#8217;an&#8217;ın, hem de Hikmet’in Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;e &#8220;indirildiğini&#8221; söylemektir…..</p>
<p>Ebubekir Sifil,  Modern Düşüncenin Tenkidi 1.cild</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hz-peygamber-s-a-vin-aldigi-vahiyler-sadece-kuran-ayetlerinden-ibaret-midir/">Hz. Peygamber (s.a.v)’in Aldığı Vahiyler, Sadece  Kur’an Ayetlerinden İbaret midir?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/hz-peygamber-s-a-vin-aldigi-vahiyler-sadece-kuran-ayetlerinden-ibaret-midir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Namazın 50 Vakitten 5 Vakite İndirilmesi Hakkında</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/namazin-50-vakitten-5-vakite-indirilmesi-hakkinda/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/namazin-50-vakitten-5-vakite-indirilmesi-hakkinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2014 22:42:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ebubekir Sifil]]></category>
		<category><![CDATA[Mucize/Keramet]]></category>
		<category><![CDATA[Mealcilere Reddiye]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç'ta 50 vakit'ten 5 vakite indirilmesi olayına pazarlık diyenlere cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Düşüncenin Tenkidi 1.cild]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2327</guid>

					<description><![CDATA[<p>Miraçta Hz Peygamberin 50 Vakit Namazı 5 vakit namaza indirilmesine &#8221;Pazarlık yapması’’ olarak niteleyenlere cevap Süleyman Ateş ve Hüseyin Atay, Hz Peygamber sav’in,Hz Musa a.s’nın önerisiyle bu 50 vakit namazı Yüce Allah’ın azaltmasını talep etmesini Allah ile Peygamber arasındaki bir pazarlık olarak nitelendirmektedirler. Şu halde yine Kur’andan hareketle bu olayın bir pazarlık olarak nitelendirilip nitelendirilmeyeceğini [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/namazin-50-vakitten-5-vakite-indirilmesi-hakkinda/">Namazın 50 Vakitten 5 Vakite İndirilmesi Hakkında</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://ilimcephesi.com/namazin-50-vakitten-5-vakite-indirilmesi-hakkinda/namaz-3/" rel="attachment wp-att-17601"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-17601" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/namaz.jpg" alt="" width="385" height="245" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/namaz.jpg 500w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/namaz-300x191.jpg 300w" sizes="(max-width: 385px) 100vw, 385px" /></a></strong></p>
<p><strong>Miraçta Hz Peygamberin 50 Vakit Namazı 5 vakit namaza indirilmesine &#8221;Pazarlık yapması’’ olarak niteleyenlere cevap</strong></p>
<p>Süleyman Ateş ve Hüseyin Atay, Hz Peygamber sav’in,Hz Musa a.s’nın önerisiyle bu 50 vakit namazı Yüce Allah’ın azaltmasını talep etmesini Allah ile Peygamber arasındaki bir pazarlık olarak nitelendirmektedirler.</p>
<p>Şu halde yine Kur’andan hareketle bu olayın bir pazarlık olarak nitelendirilip nitelendirilmeyeceğini ve Kur’anın bu tür olaylara nasıl baktığını ortaya koymak durumdandayız.</p>
<p>Aşağıda zikredeceğimin örnekler bu konuyu daha sağlıklı değerlendirmemizde yardımcı olacaktır:</p>
<p><strong>Melekler örneği:</strong></p>
<p>Kur’an&#8217;da meleklerin birçok özellikleri meya-nında şöyle buyurulmuştur: &#8220;Ondan (Allahtan emir almadan) önce konuşmazlar Onlar sadece Onun emri ile hareket ederler. Allah onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bi­lir. Allah rızasına ulaşmış olanlardan başkasına şefaat etmezler. Onlar Allah korkusundan titrerler</p>
<p>Ne var ki melekler, Yüce Allah (c.c)&#8217;ın &#8220;Ben yer­yüzünde bir halife yaratacağım<sup>,</sup> buyurmasına karşılık  olarak &#8220;Lebbeyke ve sa&#8217;deyke&#8221; diyeceklerine &#8220;Bizler hamdinle seni teşbih ve takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek insanımı halife kılıyorsun?&#8217; demişlerdir.</p>
<p>Bu mukabele, meleklerin Kur&#8217;an&#8217;da pek çok ayette  zikredilen özelliklerine uyuyor mu, uymuyor mu?</p>
<p><strong>Hz, Zekeriyyâ (a.s) örneği:</strong></p>
<p>Kuran, Hz. Zekeriyyâ (a.s) hakkında şöyle diyor: Zekeriyya Rabb&#8217;ine dua etti: <span style="font-size: 11px;">&#8216;</span>Rabbim! Bana tarafın­ıdan hayırlı bir nesil hağışla. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin<span style="font-size: 11px;">&#8216; </span>dedi. Zekeriyya mabedde durmuş namaz kılarken melekler ona şöyle nida ettiler: &#8220;Allahın sana kendisi tarafından gelen bir Kelime&#8217;yi tasdik&#8221;</p>
<p>Burada ve ilgili diğer ayetlerde anlatıldığına göre Hz. Zekeriyyâ (a.s) yaşlanmıştır ve kendisinden sonra yerine geçecek birisini istemektedir. Yüce Allah (c.c) kendisine bir oğul ihsan edeceğini haber verdiği halde Hz. Zekeriyyâ (a.s) bu ilahi haberle yetinmiyor, kendi­sinin yaşlı, hanımının da kısır olduğunu; bu durumda Yüce Allah’ın bu vadinin nasıl olupta gerçekleşe­bileceğini soruyor.</p>
<p>Bu kadarla da kalmıyor, Yüce Allahtan bu vadin gerçekleşmesi konusunda alamet is­tiyor. Efendi, iffetli ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya&#8217;yı müjdeler.’’Zekeriyya, &#8220;Rabbîm&#8221; dedi, ‘bana ihtiyarlık  gelip çattığına, üstelik karım da kısır olduğuna göre benim nasıl oğlum olabilir?&#8221; Allah şöyle buyurdu: <sup>‘</sup>İşte böyledir; Allah dilediğini yapar&#8221; Zekeriyya, &#8220;Rabbim! (Oğlum olacağına dair) bana bir alamet göster<sup>’</sup>dedi, Allah buyurdu ki, &#8216;Senin için alamet, insanlara üç gün işaretten başka söz söylememendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam.</p>
<p>Oysa Allah’ın kulları arasından seçip peygamber olarak görevlendirdiği bir kimsenin Yüce Allah (cc)ın gücünün herşeye yettiğini unutmuş görünmesi ve kendi­sine İlahî vaat geldiği halde bununla yetinmeyip, bu va’din nasıl yerine getirileceği konusunda istifham izhar etmesi, peygamberlik vasfıyla bağdaşır mı,   bağdaşmaz mı?</p>
<p><strong>Hz Musa Örneği</strong></p>
<p>Yüce Allah (cc),Hz Musayı,Firavuna gönderdiği zaman kendisine şöyle emir buyurmuştur;</p>
<p>&#8220;Firavun&#8217;a git! Çünkü o pek azdı. Ona de ki; &#8220;Arınmayı ve  seni Rabbimin yoluna iletmemi ister misin?Böylece O’ndan korkarsın.’’</p>
<p>Hz. Musa (a.s)ın cevabı ise şudur; &#8220;Rabbim! Ben onlardan birini öldürmüştüm. Beni öldürmelerinden korkuyorum. Kardeşim Harun&#8217;un dili benimkinden daha düzgündür Onu da beni doğrulayan bir yardımcı olarak benimle birlikte gönder. Zira bana yalancılık ithamında bulunmalarından endişe ediyorum’’</p>
<p>Allah bir kimseyi peygamber olarak seçecek ve kendisine tebliğ görevi yükleyecek. 0 kimse ise, daha önce başına gelen bir hadiseyi ileri sürerek kendisini öldürmelerinden korktuğunu beyan edecek!</p>
<p>Bu da yetmezmiş gibi Allah ile pazarlığa oturup&#8217;’ kardeşinin de kendisine yardımcı olarak tayin edilmesini isteyecek!</p>
<p>Böyle birşey Allahın peygamber olarak seçtiği bi­risinden sadır olur mu, olmaz mı?</p>
<p>Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkün. Ancak bu kadarla meramın hasıl olacağı kanaatindeyiz.</p>
<p>İmdi, yukarıda zikrettiğimiz olaylar -bilfarz- Kuranda geçmemiş olsaydı da hadisler kanalıyla bize intikal etmiş bulunsaydı, herbir madde altında yaptığı­mız yorumlara benzer şeyler söylenerek bu olayların  gerçek olamayacağı, çünkü Kur&#8217;an’a aykırı olduğu, do­layısıyla bu olayları anlatan hadislerin uydurulmuş olması gerektiği söylenmeyecek miydi?</p>
<p>Bu tür ayetleri bir bütün olarak ele aldığımızda Mirac hadisesinin ve buna bağlantılı olarak ‘pazarlık’ diye nitelendirilen hususun Kur&#8217;an&#8217;a aykırılığı iddialarının Kur&#8217;an açısından herhangi bir kıymetinin bulunup bulunmadığını okuyucunun takdirine bırakıyoruz.</p>
<p>Biz, burada maddeler hakkında ortaya koyduğumuz yaklaşımla, sadece &#8220;bakış açısı&#8221;nın önemini vur­gulamaya çalıştık. Yoksa gerek bu ayetlerde haber veri-len hususların, gerekse Miraç hadisesinde meydana geldiği sahih haberlerle bize intikal etmiş hususların hak ve gerçek olduğuna inanırız.</p>
<p>ÖZTÜRK&#8217;ün ve Miraç konusunda kendilerinden yukarıda zikrettiğimiz pasajları alıntıladığı zevatın &#8220;pazarlık” dediği husus, bir peygamberin Yüce Allah (c.c)&#8217;tan dua, niyaz ve talebinden; Yüce Allah (c.c)<span style="font-size: 11px;">ın</span> da bunu kabul etmesinden ibarettir. Biz meseleye böyle ba­kıyor ve burada zikrettiğimiz üç örnekten —ve benzerle­rinden- hareketle Yüce Allah (c.c)&#8217;ı ve Hz. Peygamber (s.a.v)’i, pazarlık yapma konumunda takdim etmenin sakat bir bakış açısı olduğunu söylüyoruz.</p>
<p>Bizim inancımıza göre -ki cumhur-u ulema da aynı kanaattedir— îsra ve Miraç Hz. Peygamber (s.a.v) uyanıkken, ruh ve bedeniyle ve bir kere vuku bulmuştur. 5 vakit namaz bu yolculukta farz kılınmıştır. .Buradaki &#8220;urûc&#8221; [yükseliş], beş duyuyla idrak edilebilen duyusal bir yükselme değildir. Esasen Allah&#8217;a yaklaşmak, göklere yükselmekle olmaz. Çünkü Kur&#8217;an’da ’’Secde et ve yaklaş<sup>’’,</sup>&#8220;Nereye dönerseniz Allah&#8217;ın vechi oradadır’’,</p>
<p>‘’Nerede olursanız O sizinle beraberdir.’’buyurulmaktadır. Bunlar ve benzeri tenzih ayetleri Yüce Allah Allah&#8217;a yön isnadına geçit vermez.</p>
<p>Bu bahsi, ÖZTÜRK&#8217;e ve onun şahsında ATEŞ ve ATAY&#8217;a yönelik birkaç soru ile kapatalım:</p>
<p>Kaynaklarda sahih senetlerle aktarılan Miraç hadisesi asılsız ise, Yüce Allah (c.c)&#8217;ın Hz. Peygamber (s.a.v)’e gösterdiği ve insanlar için bir fitne yapıldığı bildirilen o görüntüler<sup>(İsra,60)</sup> nedir? Zikrettiğiniz “bazı büyük ayetlerde, Hz. Peygamber (s.a.v) dışındaki insanları ilgilendiren şeyler varsa bunlar açıklanmış mıdır? Açıklanmışsa nerede açıklanmıştır? Açıklanmamışsa, insanları ilgilen eli ren bu ayetler insanlardan niçin gizli tutulmuştur?</p>
<p>Eğer bunlar insanları ilgilendirmiyorsa, insanlar için bunların birer fitne kılınmış olmasının anlamı nedir?</p>
<p>Namazın önce 50 vakit takdir edilmesi, daha sonra Hz Musa (a.s)’nın önerisi üzerine Hz. Peygamber (s,a.v)’in Rabb&#8217;inden bu sayının azaltılması talebinde bulunması üzerine namazın 5 vakte düşürülmesi hakkında ‘Allah sözünü değiştirmez. Bir lahza sonra değiş­tireceğini bildiği bir şeyi de emretmez&#8221; diyorsanız;</p>
<p><strong>a-</strong> &#8216;Biz bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturursak, mutlaka daha iyisini ve benzerini getiririz. Bilmez misin ki Allah herşeye kadirdir!<sup>’</sup> &#8220;Allah dilediğini siler, (dilediğini de) sabit bı­rakır. Bütün kitapların aslı O&#8217;nun yanındadır&#8217; ayet­leri hakkında,</p>
<p><strong>b-</strong> 4/en-Nisâ, 15-16 ayetlerinde öngörülen cezanın muvakkat oluşu ve 24/en-Nûr, 2 ayetiyle bu cezanın yürürlükten kalktığını dile getiren ifadeleriniz(Kur&#8217;anın<sup> </sup>Temel Kavramları,664-5)hakkında ve aynı surede birbiri ardınca gelen,</p>
<p><strong>c-</strong>Ey peygamber! Mü&#8217;minleri savaşa teşvik et, Eğer sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa, ikiyüz (kâfir galip gelirler. Eğer sizden yüz kişi olursa, kâfir olan­lardan bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlama­yan bir topluluktur’’</p>
<p>&#8220;Şimdi Allah yükünüzü hafifletti; sizde zayıflık olduğunu bildi. O halde sizden sabırlı yüz kişi bulu­nursa (onlardan) ikiyüz kişiye galip gelir. Ve eğer siz­den bin kişi olursa, Allah&#8217;ın izniyle (onlardan) ikibin kişiye galip gelir. Allah sabredenlerle beraberdir. ayetleri hakkında neler söyleyeceksiniz? Bu ayetler Yüce Allah (c.c)&#8217;ın, müminlere olan rahmet ve merha­metinin ifadesi olarak &#8220;sözünü değiştirdiğini&#8221; ve &#8220;bir lahza sonra değiştireceğini bildiği” birşeyi, inzal bu­yurduktan sonra değiştirdiğini göstermiyor mu?</p>
<p>Miraç ile ilgili sahih rivayetlerde Yüce Allah (c.c)&#8217;ın Arş&#8217;ın üzerinde olduğu konusunda herhangi bir ifade mevcut değilken, ÖZTÜRK ve ATAY, yukarıya al­dığımız pasajda &#8220;Allah&#8217;ı Arştan indirdi, bir insan gibi misafirini karşılattı, konuştular, sonra ayrıldılar.’’demekle Allah&#8217;ın mekânsal olarak Arşın üstünde yerleşmiş bulunduğunu söylemiş olmaktadır. Böyle bir iti&#8217;kat, yukarda birkaçını zikrettiğimiz-tenzih ayetleri ile açık bir çelişki teşkil etmesi bir yana, raviler hakkında kullanılan ‘Allah dokuz defa inip çıktımı misafirini karşılamak için, yoksa geleceğini bildiği için orada bekledi mi?&#8221; gibi ithamlarla bariz bir tutarsızlık sergi­lemiyor mu? Bir diğer deyişle siz, Allah&#8217;ın, misafirini karşılamak için yukarıdaki bir mekândan aşağıdaki bir mekâna inip inmediği hakkındaki soruyu, ravileri itham etmek maksadıyla soran kimseler olarak, Allah&#8217;ın Arş üzerinde mekânsal anlamda yer tuttuğunu, yerleştiğini nasıl söyleyebiliyorsunuz?</p>
<p>ÖZTÜRK, ATAY&#8217;ın Miraç konusunu bize akta­ran raviler hakkında kullandığı &#8220;cahil, gafil, kafasız raviler ve destekleyicileri&#8221;, Miraç hadisesine inanarak bu olayı rivayetler kanalıyla bize kadar nakledenler hakkında kullandığı, &#8220;cahil, gafil ve sığ kafalı kimse­ler, İslam&#8217;a soktukları buna benzer uydurma hadisler ile İslam&#8217;ı bozmuş ve Kur&#8217;an&#8217;ı arkalarına atmışlardır&#8221; gibi ifadeleri, onun görüşlerine, katılarak aktarırken, haklarında bir sürü övgü ifadesi kullandığı Sahabe ve Tabiun, müçtehid imamlar ve diğer İslam alimlerinin bu ithamdan hissedar kılınmasını sükutla karşılarken nasıl bir ruh haleti içindedir?</p>
<p>Ebubekir Sifil,  Modern Düşüncenin Tenkidi 1.cild</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/namazin-50-vakitten-5-vakite-indirilmesi-hakkinda/">Namazın 50 Vakitten 5 Vakite İndirilmesi Hakkında</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/namazin-50-vakitten-5-vakite-indirilmesi-hakkinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
