<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>M.Zeki Duman | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/m-zeki-duman/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Nov 2017 19:21:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>M.Zeki Duman | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Her Günah İçin Tevbesiz Af Beklenebilir mi ?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/her-gunah-icin-tevbesiz-af-beklenebilir-mi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/her-gunah-icin-tevbesiz-af-beklenebilir-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2015 23:31:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Akaid/Kelami Bahisler]]></category>
		<category><![CDATA[Tefsir]]></category>
		<category><![CDATA[Her Günah İçin Tevbesiz Af Beklenebilir mi ?]]></category>
		<category><![CDATA[M.Zeki Duman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=6355</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Ama bunun dışındaki günahları dilediği kimse için bağışlar.&#8221;(Nisa,48,116) Bu ayetten anlaşılıyor ki Yüce Rabb’imiz, sadece müşrik olarak ölen kimseleri bağışlamayacaktır. Ama bunun dışındaki kimseleri, dilerse bağışlayacaktır. Ayrıca Allah Teâlâ’nın, büyük günahlardan kaçınan kimselerin küçük günahlarını bağışlayacağına dair söz verdiğini de biliyoruz. Fakat adam öldürmek, zina etmek, anne ve babanın [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/her-gunah-icin-tevbesiz-af-beklenebilir-mi/">Her Günah İçin Tevbesiz Af Beklenebilir mi ?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/40051_0.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-6356" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/40051_0.jpg" alt="Her Günah İçin Tevbesiz Af Beklenebilir mi ?" width="200" height="296" /></a></p>
<p>“Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Ama bunun dışındaki günahları dilediği kimse için bağışlar.&#8221;(Nisa,48,116)</p>
<p>Bu ayetten anlaşılıyor ki Yüce Rabb’imiz, sadece müşrik olarak ölen kimseleri bağışlamayacaktır. Ama bunun dışındaki kimseleri, dilerse bağışlayacaktır. Ayrıca Allah Teâlâ’nın, büyük günahlardan kaçınan kimselerin küçük günahlarını bağışlayacağına dair söz verdiğini de biliyoruz. Fakat adam öldürmek, zina etmek, anne ve babanın haklarını gözetmemek gibi büyük günahlardan birini ¡işleyen kişi, ne sebeple olursa olsun, tevbe etmeye imkânı olduğu halde tevbe etmeden ölmüşse böylesi bir günahkâr kişinin affe­dilmesi beklenebilir mi? Bu hususta da ümit devam etmeli midir?.- İşte bu konu, ehl-i sünnetten olan ilim adamları ile mu’tezilî görûş sahip olanlar arasında tartışılmaktadır;</p>
<p>Elbette Allah Teâlâ&#8217;nm, dünyada ve ahirette bir kulu için dileyip yapmak istediği bir şeyi engelleyecek hiçbir güç yoktur; O mutlak güç sahibidir&#8230; &#8220;Allah sana bir iyilik yapmak istediği zaman, onun fazlından yapacağı bu iyiliği engelleyebilecek hiçbir güç yoktur.&#8221; (Yunus,107)O halde Allah, bir şeyi murad etmişse, bu olur mu. olmaz mı, şeklinde tartışmak bile abesle iştigaldir&#8230; Ama suç ve ceza Allah&#8217;ın vaadi ve vaadleri, Allah&#8217;ın adaleti gibi temel ilkeler açısın­dan konuya yaklaşıldığında tartışmanın sona ermesi de mümkün değildir. Kullar hayatta olduklan ve yaşama ümit ve imkânları devam ettiği sürece Allah’ın rahmetinden ümitlerini kesmemelidirler. Fakat inkâr etmediği halde büyük günahlardan birini ya da bir kaçını işlemiş, tevbe etmeden ölmüş olan kimseler için de bu ümit devam etmeli  mi? Kanaatimizce asıl tartışmaya açık olan husus budur&#8230;</p>
<p>Ehl-î sünnetten olan ilim adamlarına göre, inkâr olmadığı süre­ce büyük ve küçük günah mü&#8217;mini dinden çıkarmaz. O sebeple günahkâr olarak ölmüş olan kişi mü’mindir ve Allah&#8217;ın onu affetmesi umulur. Mesela İmam Maturidî demiştir ki, “Gerçekte küfür örtmek demektir; günahkâr kişi Rabb&#8217;inin nimetlerini örtmemiş ve hakkını inkâr etmemiş ki imanı batıl, kendisi de kâfir olsun Örfte iman, işitmek ve tasdik etmek demektir; günah sahibi hiçbir konuda Allah&#8217;ı yalanlamadığına göre, o mü&#8217;mindir.”(Maturidi,Tevhid,syf;334) affı da beklenebilir ‘’&#8221;Sadece şirk, tevbe ile affedilir, diğerleri ise kişinin nail olacağı faziletlerle bağışlanması caiz olduğu gibi yapacağı iyiliklerle de örtülür.(Maturidi,age,338)</p>
<p>Mutezile mezhebinden olan ilim adamlan ise, bilhassa büyük günahtan dolayı tevbe etmemiş olan bir kimsenin affedilmesini ummayı makul bulmuyorlar. Mesela Zemahşeri, şirkin dışındaki günahlarla ilgili ayette söz konusu edilen bağışlamanın, suçlunun tevbe etmesi şartına bağlı olduğunu savunuyor. O, tevbe etmeden öldüğü takdirde, büyük günah işleyen kimsenin atfedilebileceğini teklemeyi, şaşılacak bir beklenti olarak değerlendirmiş ve şöyle demiştir; &#8220;Allah&#8217;ın, haksız yere bir mü&#8217;mini öldüren kimse ile ilgili Nisa 92. Ve 93.ayetlerdeki hükmünü okuyup duran Resulullahın;’’Allah katında dünyanın tamamen yok olması,bir müminin öldürülmesinden daha hafiftir’’Yarım kelime ile de olsa bir müminin öldürülmesine katkıda bulunan kimse,kıyamet gününde alnında Allah&#8217;ın rahmetinden ümidi kesiktir, ibaresi yazılı olarak gelecektir.&#8217; hadislerini işiten ve İbn Abbas’ın da: ‘Tevbe etmedikçe mü&#8217;minin katili affedilmez’sözünü bilen bir kimsenin, büyük günah işleyip de tevbe etmeden ölen birinin affedileceğini ummasına şaşmamak mümkün değildir!&#8230;&#8221;</p>
<p>Allah&#8217;ın rahmetinden ümidi kesiktir, ibaresi yazılı olarak gelecektir.&#8217; hadislerini işiten ve İbn Abbas’ın da: ‘Tevbe etmedikçe mü&#8217;minin katili affedilmez’sözünü bilen bir kimsenin, büyük günah işleyip de tevbe etmeden ölen birinin affedileceğini ummasına şaşmamak mümkün değildir!&#8230;&#8221;(M.Ali Sabuni,Ahkam Tefsiri,1/497-498)</p>
<p>Furkan suresinin 70. ayetinden de anlaşılabileceği gibi bu üç büyük günahtan birini ya da hepsini işlemiş olan bir kişi, zama­nında ve kabul şartlarına uygun olarak tevbe edip büyük bir piş­manlıkla Allah&#8217;tan bağışlanmasını dilemeli, iman etmeli ve geri kalan hayatını salih amel ile geçirmelidir. Tevbe etmeyi ihmal etmiş olsa bile en azından İmam Maturidî&#8217;nin dediği gibi kötülük­lerini örtebilecek iyilikler, salih ameller ile bir kısım faziletlere nail olmalı, kalan ömrünü sırat-ı müstakim üzere sürdürmelidir. Aksi halde büyük günahlardan sakınmamış, bunlardan birini ya da hepsini işlemiş olup da ömrü boyunca hiç tevbe etmemiş; kendisi­ni ıslah edip Allah&#8217;a yönelerek salih amel işlememiş kimselerin, mü&#8217;min de olsa bağışlanmalarını beklemek elbette şaşılacak bir şeydir! Kaldı ki Allah Teâlâ&#8217;nın &#8220;Siz, yasaklanan büyük günahlar­dan kaçınırsanız, biz sizin diğer günahlarınızı örter, sizi altından ırmaklar akan cennetlere girdiririz.&#8221;(Nisa,31) buyururken, büyük günah­lardan kaçınmayı mü&#8217;minlere bırakmış olduğu da bilinmektedir!</p>
<p>Özellikle büyük günahlar husususunda geleceği ihtimallere bı­rakmak, güvenilir bir yol değildir. Çünkü Cenab-ı Hak, ancak dile­diği kimsenin şirkin dışındaki günahlarını bağışlayacağını söyle­miştir. Bunda, dilerse bağışlamaz anlamı da vardır. Ya bağışlamaz­sa!</p>
<p>Aynca Allah, büyük günahlar olarak bilinen Allah&#8217;tan başkası­na dua eden/şirk, haksız yere adam öldüren ve zina eden kimseler hakkında: İsrafa dalmayan ve daima orta yolu takip eden mü&#8217;minler, (&#8230;) Allah&#8217;la birlikte başka bir tanrıya dua etmezler, haksız yere Allah&#8217;ın yasakladığı cana kıymazlar ve zina etmezler. Bıılan yapanlar, cezalarını bulurlar. Bunların azabı kıyamet gü­nünde kat kararttırılır ve cehennemde önemsiz kişiler olarak ebedi kalırlar,&#8221; (Furkan,68-69)dedikten sonra hemen devam eden ayette de şöyle buyurmuştur:</p>
<p>&#8220;Ancak tevbe edip iman eden ve salih amel yapanlar başkadır, Allah onların seyyielerini hasenata çevirir. Allah çok bağışlayıcıdır ve engin merhamet sahibidir.&#8221;(Furkan,70-71)</p>
<p>Görülüyor ki Allah Teâlâ büyük günahların bağışlanmasını tevbe etme, iman etme ve salih işler yapma şartına bağlamıştır. 0 sebeple &#8220;Büyük günahlar için mutlaka tevbe şarttır.&#8221; görüşü, ina­nan kimsenin lehine bir görüştür. İhmal edilmeye gelmez!</p>
<p>M.Zeki Duman,5 Surenin Tefsiri</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/her-gunah-icin-tevbesiz-af-beklenebilir-mi/">Her Günah İçin Tevbesiz Af Beklenebilir mi ?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/her-gunah-icin-tevbesiz-af-beklenebilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ahzab 71.Ayet Meali ve Tefsiri</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/ahzab-71-ayet-meali-ve-tefsiri/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/ahzab-71-ayet-meali-ve-tefsiri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2015 23:20:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Tefsir]]></category>
		<category><![CDATA[Ahzab 71.Ayet Meali ve Tefsiri]]></category>
		<category><![CDATA[Doğru Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[M.Zeki Duman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=6352</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ahzab 71.Ayet Meali; Allah da sizin işlerinizi düzene koysun ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah&#8217;a ve Peygamber’ine itaat ederse kesinlikle o büyük bir zafere ermiştir.&#8221; Özü doğru olanın sözü de doğru olur; özü, sözü doğru olanın elbette işi de doğru olur. Eğer kul, özü ve sözü doğru olur, her zaman iyi niyetle işe koyulursa, yöntemi yanlış [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ahzab-71-ayet-meali-ve-tefsiri/">Ahzab 71.Ayet Meali ve Tefsiri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/5483491.jpg"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-6353" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/5483491.jpg" alt="hzab 71.Ayet Meali ve Tefsir" width="343" height="257" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/5483491.jpg 343w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/5483491-300x225.jpg 300w" sizes="(max-width: 343px) 100vw, 343px" /></a>Ahzab 71.Ayet Meali;</p>
<p>Allah da sizin işlerinizi düzene koysun ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah&#8217;a ve Peygamber’ine itaat ederse kesinlikle o büyük bir zafere ermiştir.&#8221;</p>
<p>Özü doğru olanın sözü de doğru olur; özü, sözü doğru olanın elbette işi de doğru olur. Eğer kul, özü ve sözü doğru olur, her zaman iyi niyetle işe koyulursa, yöntemi yanlış da olsa, Allah ona basiret verir yolunu düzeltir, başarıya ulaştırır, günahını da bağışlar.</p>
<p>Şöyle de denilebilir: Kul, özü ve sözü doğru olur, her zaman iyi niyetle işe koyulursa Allah da o kuluna karşı oldukça merhametli olur; her şeyde ona kolaylık ihsan eder, işlerini yoluna kor ve onu başarıya ulaştırır, günahlarım da siler, asla cezalandırmaz. Atalarımızın: &#8220;Doğru söylemeyenin işi rast gitmez.’’ sözü de bunu ifade etmektedir&#8230;</p>
<p>M.Zeki Duman,5 Surenin Tefsiri</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ahzab-71-ayet-meali-ve-tefsiri/">Ahzab 71.Ayet Meali ve Tefsiri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/ahzab-71-ayet-meali-ve-tefsiri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cilbab Kavramı ve Tesettürdeki Yeri</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/cilbab-kavrami-ve-tesetturdeki-yeri/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/cilbab-kavrami-ve-tesetturdeki-yeri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2015 23:14:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Kavramlar]]></category>
		<category><![CDATA[Tefsir]]></category>
		<category><![CDATA[Başörtüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Cilbab Kavramı ve Tesettürdeki Yeri]]></category>
		<category><![CDATA[M.Zeki Duman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=6349</guid>

					<description><![CDATA[<p>İslam öncesi Arap kadınları da kendi geleneklerine göre giyini­yor, başlarını bir biçimde örtüyor ve süsleniyordu. Ama kadının saygınlığını koruyacak, onu kötülüklerden uzak tutacak nitelikte bir tesettür geleneği yok idi. Evdeki kıyafeti veya tek başörtüsü ile sokağa çıktığında bir mü&#8217;min kadını diğerlerinden ayırt etmeye yarayacak farklı bir kıyafet de söz konusu değildi.(Nişaburi,Garaibul Kuran ve Reğaibul Furkan,XXI/32) [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/cilbab-kavrami-ve-tesetturdeki-yeri/">Cilbab Kavramı ve Tesettürdeki Yeri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/indir-12.jpg"><img decoding="async" class="aligncenter  wp-image-6350" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/indir-12.jpg" alt="Cilbab Kavramı ve Tesettürdeki Yeri" width="439" height="246" /></a></p>
<p>İslam öncesi Arap kadınları da kendi geleneklerine göre giyini­yor, başlarını bir biçimde örtüyor ve süsleniyordu. Ama kadının saygınlığını koruyacak, onu kötülüklerden uzak tutacak nitelikte bir tesettür geleneği yok idi. Evdeki kıyafeti veya tek başörtüsü ile sokağa çıktığında bir mü&#8217;min kadını diğerlerinden ayırt etmeye yarayacak farklı bir kıyafet de söz konusu değildi.(Nişaburi,Garaibul Kuran ve Reğaibul Furkan,XXI/32)  Yani uzaktan bakıldığında kadınları, kıyafetleriyle de olsa, birbirinden ayırmak mümkün olmuyordu&#8230;</p>
<p>Kurtubı&#8217;nın naklettiğine göre Arap kadınları, genellikle başlarina aldıkları örtüyü arkalarına doğru sarkıtıyorlar; bu yüzden boyunları, kulakları ve göğüsleri açık bulunuyordu.Kimileri de başlarını hiç örtmüyordu.</p>
<p>Allah Teâlâ, mü&#8217;min kadınların dışarıya çıktıkları zaman tanınmaları ve saygınlıklarının korunması;yanlışlıkla da olsa herhangi bir saldırıya maruz kalmamaları için kendilerini mümin olmayan kadınlardan ayıracak nitelikte bir örtüyü, kendilerini tanıtıcı bir alamet olarak üzerlerine almalarını şöyle tavsiye etmiştir.</p>
<p>Ayet: 59</p>
<p>&#8220;Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin hanımlarına söyle de dışarı çıkarken cilbablarını üstlerine alsınlar Bu, onların tanınmaları ve eziyet görmemeleri için en uygun olanıdır. Allah çok bağışlayıcı ve çok esirgeyicidir<span style="font-size: 13.3333330154419px; line-height: 20px;">.&#8221;</span></p>
<p>Bir şeyi kendisine yaklaştırmak anlamına gelen,elbise ile gelince yani, bollaştırdı; üstten aşağıya salıverdi; saldı, sarkıttı, örttü, anlamındadır.</p>
<p>Lügatta örtü/deriyi örten; geniş elbise anla­mındadır. İbn Mesud, Ubeyde” Hasan el-Basrî, Said İbn Cübeyr ve daha birçoklarına göre cilbab, başörtüsünün üzerinden giyinilen rida, gömlek, Arapların bugünkü tabiriyle abâyesidir. İbn Abbas ve</p>
<p>İbn Mesud (ra)&#8217;dan nakledilen bir rivayete göre de cilbab,yani, abâye ve cübbe gibi elbisenin üstünden giyilen veya sırta alman geniş örtü demektir.</p>
<p>Kurtubî&#8217;ye göre cilbab&#8217;ın örfteki manası, bedenin tamamını ya da büyük bir kısmını örten ve başörtüsünden daha büyük bir ör­tüdür.</p>
<p>Müslim&#8217;in es-Sahih&#8217;inde nakledildiğine göre:Rasulallah, Şayet herhangi birimizin cilbabı yoksa ne yapalım? diye sorulduğunda Rasulullah; kardeşi, ona kendi cilbabını giydirsin,, sokağa öyle çıksın, buyurdu&#8221;(a.g.e,XIV/243)</p>
<p>Nesefiye göre “Cilbab’’. yatak çarşafı gibi bedenin tamamını örten büyük bir örtü,(Nesefi,Tefsir-un Nesefi,3/312)Elmalılıya göre ise ‘’Cilbab,baştan aşağı bedenin tamamını örten çarşaf,ferace,car gibi dış kisvesinin adıdır.(Elmalılı,Tefsir,VI/3929)</p>
<p>Nakledildiğine göre,evlerde tuvalet bulunmadığından kadınlar,genellikle akşamları def-i hacet için dışarıya çıkıyolardı.Bu esnada bir kısım namussuz erkekler, karanlıktan yararlanarak kadınlara laf atıyor veya cariyeleri uzaklara götürüyorlardı. Kadın­lar arasında, özellikle hür mü&#8217;min kadınlarla cariyeler arasında belli bir kıyafet farklılığı bulunmadığından, mü&#8217;min kadınların da zaman zaman aynı saldırıya maruz kaldıkları oluyordu. Bu kimse­ler de sorgulandığı zaman, bilmedim, ben cariye sanmıştım&#8230; gibi mazeretler ileri sürüyorlardı. İşte bu durum sebebiyle bu ayetler indirilmiştir.(İbn Kesir,Tefsir,VI/471) Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de, mü&#8217;min kadınların giyim ku­şamlarıyla ilgili bununla beraber dört hüküm bulunmaktadır.</p>
<p>Birincisi: Nûr suresinin otuz birinci ayetinde namahrem, yani nikâhı helal olan erkeklerin yanında mü&#8217;min kadınların yüzleri ve ellerinin dışında, bedenlerinin tamamını örtmeleriyle ilgili hüküm.</p>
<p>İkincisi: Yine aynı ayetin devamında yer verilen baba, amca, dayı, kardeş, yeğen&#8230; gibi mahrem olan erkeklerin yanında asgari göbek ile diz kapağı arasını örtmekle ilgili hüküm.</p>
<p>Üçüncüsü: Nûr suresinin altmışıncı ayetinde, hayız ve nifastan kesilmiş olmakla beraber cinsel duyguları tamamen yok olmuş yaşlı kadınlarla ilgili istisnaî hüküm.</p>
<p>Dördüncüsü: Bu, cilbap ayetidir. İlk üç hüküm şart ve ortamın­da süreklilik arzettiği halde bu hüküm, tamamen yaşanılan toplu­mun ahlâki durumuna bağlıdır. Yaşadıkları toplumda mü&#8217;min kadınların diğerlerinden ayırt edilmemeleri sebebiyle dışarı çık­tıklarında taciz edilme ihtimali var ise, cilbab olması da şart değil, bir tedbir olmak üzere kendilerini tanıtıcı bir kıyafete veya başka bir alamete ihtiyaç vardır. Fakat mü&#8217;min kadınlar, normal teset­türleri içerisinde rahatlıkla dışarı çıkabiliyor ve herhangi bir sıkın­tı verici duruma maruz kalmıyorlarsa, o toplumda böyle bir örtüye de ihtiyaç olmaz. Çünkü Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de bir kısım emirler illetine mebnidir.İllet  devam ettiği sürece, hüküm de devam eder. İllet ortadan kalktığı zaman hüküm de kalkmış sayılır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>M.Zeki Duman,5 Surenin Tefsiri</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/cilbab-kavrami-ve-tesetturdeki-yeri/">Cilbab Kavramı ve Tesettürdeki Yeri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/cilbab-kavrami-ve-tesetturdeki-yeri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hz.Peygamber&#8217;in Zeyneb İle Evlenmesi Meselesi</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/hz-peygamberin-zeyneb-ile-evlenmesi-meselesi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/hz-peygamberin-zeyneb-ile-evlenmesi-meselesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2015 23:02:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Tefsir]]></category>
		<category><![CDATA[37.Ayet Meali]]></category>
		<category><![CDATA[Ahzab]]></category>
		<category><![CDATA[Hz.Peygamber'in Zeyneb İle Evlenmesi Meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[M.Zeki Duman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=6346</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ahzab,37.Ayet Meali: “Biz bunu, evlatlıkları hanımlarını boşayıp onlardan arzularını gidermeyi sona erdirdiklerinde evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri hususunda inananlar için bir sakınca olmasın diye yaptık. Böylece Allah&#8217;ın buyruğu yerine getirilmiş oldu.&#8221; Ayette açıkça ifade edilen bu gerekçeden de anlaşılıyor ki, Hz. Peygamber&#8217;in Zeyd&#8217;in boşadığı Zeynep ile evlenmesi, kendi arzu­suyla değil, tamamen Allah&#8217;ın izni ve iradesi dahilinde ve [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hz-peygamberin-zeyneb-ile-evlenmesi-meselesi/">Hz.Peygamber’in Zeyneb İle Evlenmesi Meselesi</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/10_haziran_gunu_saban_ayinin_biri_h623.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-6347" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/10_haziran_gunu_saban_ayinin_biri_h623.jpg" alt="Hz.Peygamber'in Zeyneb İle Evlenmesi Meselesi" width="555" height="288" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/10_haziran_gunu_saban_ayinin_biri_h623.jpg 555w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/10_haziran_gunu_saban_ayinin_biri_h623-300x156.jpg 300w" sizes="(max-width: 555px) 100vw, 555px" /></a></p>
<p>Ahzab,37.Ayet Meali:</p>
<p>“Biz bunu, evlatlıkları hanımlarını boşayıp onlardan arzularını gidermeyi sona erdirdiklerinde evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri hususunda inananlar için bir sakınca olmasın diye yaptık. Böylece Allah&#8217;ın buyruğu yerine getirilmiş oldu.&#8221;</p>
<p>Ayette açıkça ifade edilen bu gerekçeden de anlaşılıyor ki, Hz. Peygamber&#8217;in Zeyd&#8217;in boşadığı Zeynep ile evlenmesi, kendi arzu­suyla değil, tamamen Allah&#8217;ın izni ve iradesi dahilinde ve yanlış bir telakkinin toplumdan kaldırılması içindir. 0 halde bu evliliğin sebebi olarak uydurulan yakışıksız sözlerin tamamı yalandır.</p>
<p>Bir çok tefsirde yer verildiğine göre, güya bir gün Rasulullah (s.a.v.) Zeyd&#8217;le görüşmek için evine gider. Zeyd evde olmadığı için Peygamber&#8217;i, üzerinde dekolte bir kıyafetle Zeynep karşılar ve içeri buyur eder; 0 da bu teklifi kabul etmez ve geri dönerken &#8220;Kalplerin çeviricisi Allah&#8217;ım sen ne yücesin!&#8221; der. Zeynep de bunu işitir ve kocası eve geldiğinde bunları ona anlatır. Bu sözden Zeyd, Rasulullah&#8217;m Zeyneb&#8217;e gönlünün düştüğünü anlar ve Zeyneb&#8217;i boşayarak Peygamber’in onunla evlenmesine imkân tanır.(Zamehşari,Keşşaf,3,427&#8230;)</p>
<p>Kanaatimizce, özet halinde naklettiğimiz bu sözler bir çok yön­den doğru sayılamaz. Bize göre en önemlisi de şudur: Bu sözleri doğru sayanların dediği gibi, &#8220;Evet” Hz. Peygamber de insandır. Bir insanın, evli olmayan bir kadına gönlü düşüp, aşık olması da insani bir duygunun sonucudur ve tabiidir. Fakat bu doğal durum düşünülürken çok önemli olan bir ilke de gözden uzak tutulduğu kanaatindeyiz. Şöyle ki, Hz. Peygamber de bir insandır. Her insa-</p>
<p>insani niteliklere 0 da sahiptir. Bunun aksini söylemek hem realiteye hem akla ve hem de Kur&#8217;an&#8217;a aykırı söz söylemek olur.Fakat ya gözardı edilen ya da bilinmeyen bir gerçek daha var.Şöyle ki;Hz Peygamber insandır, ama 0, herhangi bir hikmet ve kitap verdiği üsve-i insanlar arasından seçilmiş bir peygamberdir.Vahiy süreci boyunca eğitilmiş, Allah&#8217;ın tavsiye ettiği ahlak ile  ahlaklanmış,insani nitelikleri ve ahlaki güzellikleri</p>
<p>bakımından bir insanın ulaşabileceği en üst düzeye yücelmiş zir­vedeki mükemmel bir insandır. Normal insanlardan beklenebile­cek nefsi arzu ve şehvetle ilgili bir durumu O’ndan da beklemek ve bunu böyle mümtaz bir şahsiyete yakıştırmak, bizce en iyimser tahminle, O’nu tanımamaktan doğan büyük bir saygısızlıktır. Ayrı­ca boşanacağı bilinse bile, henüz boşanmamış olup bir başkasının taht-ı nikâhında bulunan bir kadına gözü ve gönlü, düşerek aşık olmak ve bunu bir biçimde açığa vurmak iffetsizlik olmaz mı? Dinen haram değil mi? Bu, O&#8217;nun sahip olduğu yüksek seciyesi­ne, ilmine ve hikmetine nasıl yakıştırılabilir! İşte bu gerekçeyle biz, &#8220;İçinde gizlediği şey Zeyneb’in aşkı, ona duyduğu sevgisidir.&#8221; sözünü asla doğru bulmuyoruz! Bunu bir düşüncesizlik olarak değerlendiriyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>M.Zeki Duman &#8211; 5 Surenin Tefsiri</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hz-peygamberin-zeyneb-ile-evlenmesi-meselesi/">Hz.Peygamber’in Zeyneb İle Evlenmesi Meselesi</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/hz-peygamberin-zeyneb-ile-evlenmesi-meselesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayatta En Güzel Örnek:Hz.Muhammed (s.a.v)</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/hayatta-en-guzel-ornekhz-muhammed-s-a-v/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/hayatta-en-guzel-ornekhz-muhammed-s-a-v/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2015 23:12:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Ahzab Suresi 21.Ayet Meali]]></category>
		<category><![CDATA[Hayatta En Güzel Örnek:Hz.Muhammed (s.a.v)]]></category>
		<category><![CDATA[M.Zeki Duman]]></category>
		<category><![CDATA[Resulullah'a İtaat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=6341</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ahzab Suresi 21.Ayet Meali: İçinizden Allah&#8217;a inanan, Son Günü uman ve Allah&#8217;ı çok zikreden kimseler için Allah&#8217;ın elçisi güzel bir örnektir.&#8221; *Üsve ve İsve, birini örnek edinme, gittiği yoldan gitme ve onun yaptığını aynen yapma; “Üsve-i Hasene” ise, iyi bir örnek,  eşsiz bir numune, anlamına gelmektedir. Ayetin siyak ve sibakından da anlaşılacağı gibi, münafıkların da ayartması [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hayatta-en-guzel-ornekhz-muhammed-s-a-v/">Hayatta En Güzel Örnek:Hz.Muhammed (s.a.v)</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/neden_hz_muhammed13430471340_h905775.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-6342" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/neden_hz_muhammed13430471340_h905775.jpg" alt="Hayatta En Güzel Örnek:Hz.Muhammed (s.a.v)" width="615" height="297" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/neden_hz_muhammed13430471340_h905775.jpg 615w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/neden_hz_muhammed13430471340_h905775-600x290.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/neden_hz_muhammed13430471340_h905775-613x297.jpg 613w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/neden_hz_muhammed13430471340_h905775-300x145.jpg 300w" sizes="(max-width: 615px) 100vw, 615px" /></a></p>
<p>Ahzab Suresi 21.Ayet Meali:</p>
<p>İçinizden Allah&#8217;a inanan, Son Günü uman ve Allah&#8217;ı çok zikreden kimseler için Allah&#8217;ın elçisi güzel bir örnektir.&#8221;</p>
<p>*Üsve ve İsve, birini örnek edinme, gittiği yoldan gitme ve onun yaptığını aynen yapma; “Üsve-i Hasene” ise, iyi bir örnek,  eşsiz bir numune, anlamına gelmektedir.</p>
<p>Ayetin siyak ve sibakından da anlaşılacağı gibi, münafıkların da ayartması sebebiyle bir bahane uydurarak Rasulullah (s.a.v.)&#8217;den izin isteyip savaştan kaçmak isteyen zayıf imanlı ve korkak mü’minlere Cenab-ı Hak, elçisini örnek göstermiş ve buyurmuştur ki, eğer Allah&#8217;a ve ahiret gününe inanıyor, yaptıklarınızdan dolayı cezalandırılacağınızdan korkuyorsanız; veya Allah’ın ahiretteki lütfunu, rahmetini ve cenneti umuyorsanız, mutlaka Rasulullah’ı kendinize örnek almalısınız&#8230; Çünkü 0, en sıkıntılı anında bile görevini aksatmamıştır. Allah’tan asla umudunu kesmemişti.Yalnız Hendek muharebesinde değil, Bedir’de, Uhud’da ve sıkıntılı her ortamda hiçbir zaman korkaklık ve gevşeklik göstermemiştir.</p>
<p>Daima Ashabının önünde, onları Allah&#8217;a itaate teşvik etmiş; teşvik ettiği her konuda, mutlaka kendisi daha fazlasını yapmıştır Tüm saldırılar öncelikle kendisine yönelik olmasına rağmen o, hiçbir zaman geri planda durmayı ve savaştan kaçmayı düşünmemiştir&#8230;</p>
<p>Aynı şekilde, Ahzab harbinde de en önde Rasulullah (s.a.v.) bu­lunmuştur. Hendek kazarken O da diğer inananlar gibi payına düştüğü kadar hendeği bizzat kendisi kazmış; sırtında toprak taşımış, taş taşımış; açlık ve darlık sıkıntılarını sahabilerle birlikte göğüslemiştir. Hatta O, Ashabıyla beraber soğuk gecelerde nöbet tutmuştur. Onun bir geceki nöbetini Hz. Aişe şöyle anlatmıştır: &#8220;Rasulullah (s-a.v.), hendekteki dar yeri beklemek için gidip geldiği sırada soğuk kendilerini titretmiş, ısınmak üzere gelip yanıma sokulmak zorunda kalmıştı. Biraz ısındıktan sonra yine o başka bir gediği beklemeğe gideceği sırada: Ben düşmanların oradan başka bir yerden geçip gelebileceklerinden korkuyorum! Keşke bu gece iyi bir adam olsa da benim yerime orayı beklese, demişti.(M.Asım Köksal,İslam Tarihi,5,247-248)</p>
<p>Rasulullah (s.a.v.) Allah yolunda, asla yılgınlık göstermemiştir. En tehlikeli durumlarda, Allah&#8217;a güven ve tevekkülü elden bırak­mamış ve metanetini hiç kaybetmemiştir. Konjonktürel durumlara göre, durmadan stratejiler belirlemiş ve sıkıntılı anlarda ortaya koyduğu direnci ile örnek davranışlar sergilemiştir.</p>
<p>O (s.a.v.), sadece savaştaki hal ve tavırlarıyla değil, Allah&#8217;a iman ve tevekkülü; kulluk ve risalet görevini yerine getirmedeki üstün gayreti; güzel ahlakı, insanlarla ilişkilerindeki oldukça munis ve sevecen tavırları; dünya hayatına ve onun ziynetlerine bakışı, onları değerlendiriş  biçimi; insan olarak kendisine ve diğer inşalara karşı görevlerini ve sorumluluğunu idrak edip tam olarak yerine getirme çabası&#8230; ile inananlar için, her zaman örnek alınacak özel ve seçkin bir şahsiyettir.</p>
<p>Çünkü O (sav) aklı selim ve elçilik  gibi iki  rehbere, iki nura,iki hidayete birden sahip idi.Biri kendi tabiatı icabı, diğeri ise İndirdiği vahiy ile O na yol gösteriyor ve onunu, ufkunu ve eşyayı aydınlatıyordu.Diğer insanları ebeveyni  ya da eğitimciler, terbiye ederken, 0&#8217;nu Rabb&#8217;i terbiye etmiş ve terbiyesini güzel ahlakıydı.</p>
<p>O da diğer insanlar gibi bir ana ve babadan doğmuş bir beşerdir.Fakat şairin dediği gibi;’’O bir insandı ama taşlar arasındaki yakut gibiydi’’ Her insanın sahip olduğu akıl gücü, is tek öfke gücüne 0 da sahip idi. Onda nefis denilen akıl, arzu ve ofke güçleri, kişiyi insani niteliklerinden uzaklaştıran tefrit ve derecelerinden arınmış ve hepsinde orta yol anlamına gelen hik­met iffet ve şecaate bürünmüştür. Bu nedenle Onun hayatında adalet ve orta yol ya da sırat-ı müstakimi ifade eden hüsn i hal, teenni ve iktisad hakim hâle gelmiştir.</p>
<p>Mekârim-i Ahlak, ahlaki olgunluktaki güzelliklerin en seçkini, en mükemmeli ve en değerlisi demektir, Kuşkusuz her peygam­berde ahlaki güzellikler vardı, fakat Hz. Muhammed&#8217;de olan ahlaki güzellikler, hiçbir beşerde mevcut değildi. Kimi büyük peygamberler ümmetine kızmış, öfkelenmiş, icabında onları cezalandırmış­ken; hatta ümmetine beddua etmiş veya onları terk edip gitmişken O, asla bunlara yeltenmemiştir&#8230; Aksine maruz kaldığı tehditler, engellemeler ve hakaretlere rağmen ümmetine kızmadı, onlara beddua etmedi, onlan cehalet karanlıklarında terk edip bir tarafa gitmedi&#8230; Eli, yüzü kan revan içerisinde Taifden dönerken bile; mübarek dişi kırılmış, yanağı yaralanmış, ayakları ve dizleri yara, bere içerisinde kalmış olduğu; üzerine sağanak halinde ok, mızrak ve taşların yağdınldığı en sıkıntılı anı yaşadığı Uhud savaşında bile: &#8220;Rabb&#8217;im, bunlar bugün gerçekleri göremiyen cahil bir topluluktur. Sen onları bağışla&#8230;&#8221;diye dua edebilen bir kemale sahip idi</p>
<p>Elçilik görevinden vazgeçmesi karşılığında, gel seni başımıza kral yapalım, dünyanın hâzinelerini önüne yığalım, en güzel kadın­ları sana verelim, senin için saraylar, köşkler yapalım&#8230; dedikle­rinde O, bu teklifleri elinin tersiyle iterken nefsini değil, tüm in­sanları düşünmüş ve teklifi getiren amcasına, şu tarihî sözü söy­lemişti: &#8220;Amca! Onlar Güneş&#8217;i sağ elime, Ay&#8217;ı da sol elime verseler; ben yine de bu davamdan vazgeçmem.</p>
<p>Evet,işte böylesine mükemmel bir insan,Mekarimi ahlakı tamamlamakla görevlendirilmiş ve Yüce Allah tarafından Allaha ve ahiret gününe inananlara yegane örnek şahsiyet olarak gösterilmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>M.Zeki Duman,5 Surenin Tefsiri</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hayatta-en-guzel-ornekhz-muhammed-s-a-v/">Hayatta En Güzel Örnek:Hz.Muhammed (s.a.v)</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/hayatta-en-guzel-ornekhz-muhammed-s-a-v/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ahzab 16.Ayet Tefsiri</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/ahzab-16-ayet-tefsiri/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/ahzab-16-ayet-tefsiri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2015 23:06:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tefsir]]></category>
		<category><![CDATA[Ahzab 16.Ayet Tefsiri]]></category>
		<category><![CDATA[Her nefis ölümü tadacak]]></category>
		<category><![CDATA[M.Zeki Duman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=6338</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ahzab 16.Ayet Meali: &#8220;Onlara de ki, ölümden ya da öldürülmekten kaçsanız bile bu ka­çış size asla fayda vermez. Ancak kalan ömrünüz kadar yaşarsınız.&#8221; Daha önce de belirttiğimiz gibi her milletin olduğu gibi her insanın da yazılmış, belli ve sınırlı bir ömrü ve eceli vardır. Öm­rün son anı olan ecel geldiği zaman, ölümden kaçıp kurtulmak mümkün [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ahzab-16-ayet-tefsiri/">Ahzab 16.Ayet Tefsiri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/548349.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-6339" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/548349.jpg" alt="Ahzab 16.Ayet Tefsiri" width="343" height="257" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/548349.jpg 343w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/548349-300x225.jpg 300w" sizes="(max-width: 343px) 100vw, 343px" /></a>Ahzab 16.Ayet Meali:</p>
<p>&#8220;Onlara de ki, ölümden ya da öldürülmekten kaçsanız bile bu ka­çış size asla fayda vermez. Ancak kalan ömrünüz kadar yaşarsınız.&#8221;</p>
<p>Daha önce de belirttiğimiz gibi her milletin olduğu gibi her insanın da yazılmış, belli ve sınırlı bir ömrü ve eceli vardır. Öm­rün son anı olan ecel geldiği zaman, ölümden kaçıp kurtulmak mümkün değildir. Hatta, kişi ölmemek için savaş meydanına çık­masa veya oradan kaçsa bile, şayet vadesi orada ve o kaçtığı savaş esnasında dolmuş ise, herhangi bir sebeple, mutlaka, hem de ken­diliğinden oraya gelir ve eceli yettiği an orada ölür ya da öldürü­lür.Kaldı ki, savaştan kaçan kimse, aslında ölümden değil, sade­ce Allah&#8217;a itaatten kaçmış olur. Çünkü ölümden kaçmak mümkün değildir. Zira her gece ile gündüzün geçmesi; ölüme bir gün daha yaklaşmak anlamına gelir. Bu demektir ki, geçen her an kişiyi, zorunlu olarak ölüme yaklaştırmaktadır. 0 halde mütemadiyen ölüme doğru gidiyorken ölümden kaçıp kurtulmak mümkün müdür?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>M.Zeki Duman,5 Surenin Tefsiri</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ahzab-16-ayet-tefsiri/">Ahzab 16.Ayet Tefsiri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/ahzab-16-ayet-tefsiri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hz.Peygamber Mü&#8217;minlere Kendi Canlarından Daha Kıymetlidir</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/hz-peygamber-muminlere-kendi-canlarindan-daha-kiymetlidir/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/hz-peygamber-muminlere-kendi-canlarindan-daha-kiymetlidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2015 23:01:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Tefsir]]></category>
		<category><![CDATA[Ahzab]]></category>
		<category><![CDATA[Hz.Peygamber Mü'minlere Kendi Canlarından Daha Kıymetlidir]]></category>
		<category><![CDATA[M.Zeki Duman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=6334</guid>

					<description><![CDATA[<p>النَّبِيُّ أَوْلَى بِالْمُؤْمِنِينَ مِنْ أَنفُسِهِمْ وَأَزْوَاجُهُ أُمَّهَاتُهُمْ وَأُوْلُو الْأَرْحَامِ بَعْضُهُمْ أَوْلَى بِبَعْضٍ فِي كِتَابِ اللَّهِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُهَاجِرِينَ إِلَّا أَن تَفْعَلُوا إِلَى أَوْلِيَائِكُم مَّعْرُوفًا كَانَ ذَلِكَ فِي الْكِتَابِ مَسْطُورًا Ahzab,6.Ayet Meali:Peygamber, mü&#8217;mirilere kendi canlarından daha değerlidir, hanımları da onların anneleridir. Akrabalar, Allah&#8217;ın Kitabı&#8217;nda birbir­lerine müzminlerden ve muhacirlerden daha ileridirler; ancak dost­larınıza örfe uygun olarak yaptıklarınız [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hz-peygamber-muminlere-kendi-canlarindan-daha-kiymetlidir/">Hz.Peygamber Mü’minlere Kendi Canlarından Daha Kıymetlidir</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/images-31.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-6335" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/images-31.jpg" alt="Hz.Peygamber Mü'minlere Kendi Canlarından Daha Kıymetlidir" width="386" height="240" /></a>النَّبِيُّ أَوْلَى بِالْمُؤْمِنِينَ مِنْ أَنفُسِهِمْ وَأَزْوَاجُهُ أُمَّهَاتُهُمْ وَأُوْلُو الْأَرْحَامِ بَعْضُهُمْ أَوْلَى بِبَعْضٍ فِي كِتَابِ اللَّهِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُهَاجِرِينَ إِلَّا أَن تَفْعَلُوا إِلَى أَوْلِيَائِكُم مَّعْرُوفًا كَانَ ذَلِكَ فِي الْكِتَابِ مَسْطُورًا</p>
<p>Ahzab,6.Ayet Meali:Peygamber, mü&#8217;mirilere kendi canlarından daha değerlidir, hanımları da onların anneleridir. Akrabalar, Allah&#8217;ın Kitabı&#8217;nda birbir­lerine müzminlerden ve muhacirlerden daha ileridirler; ancak dost­larınıza örfe uygun olarak yaptıklarınız başka! Bunlar Kitap&#8217;ta böyle yazılmıştır.&#8221;</p>
<p>النَّبِيُّ أَوْلَى بِالْمُؤْمِنِينَ مِنْ أَنفُسِهِمْ</p>
<p>Pek çok müfessir gibi Celaleyn&#8217;in şarihlerinden Savî de bu ayeti şöyle izah etmiştir: Bir tehlike ya da bir iyilik karşısında kişinin nefsi ile Hz. Peygamber&#8217;in nefsi karşı karşıya kaldığında, mü&#8217;min kesinlikle Peygamberi kendisine ter­cih etmeli ve yeri geldiğinde O&#8217;nun için canını bile feda etmekten çekinmemelidir.</p>
<p>Hz. Peygamber mü&#8217;minler için canlarından daha değerli olunca, elbette O, insanın canından daha az kıymete haiz olan çocukların­dan, mallarından, eş ve dostlarından daha da evla olmalıdır. Çünkü Hz. Peygamber, başta iman ve İslam olmak üzere mü&#8217;minlerin dünyada ve ahirette sahip oldukları ve olacakları üstün meziyet ve nimetlerin hepsinin en önemli vasıtasıdır.<sup>’’</sup></p>
<p>Bu ayet bir de şöyle izah edilebilir: Mü&#8217;min, Hz. Peygamber&#8217;in istediği ve teşvik ettiği şeye uymalı, aynı konuda nefsinin hoş gö­rüp arzu ettiği şeyi terk etmelidir. Çünkü Hz. Peygamber&#8217;e itaat Allah&#8217;a itaattir, O&#8217;na itaatsizlik de Allah&#8217;a isyan sayılır. Ayrıca Hz. Peygamber İlim, Hikmet ve Kitap sahibi seçkin ve faziletli bir pey&#8217; gamberdir. O sürekli olarak Rabb&#8217;inden vahiy almaktadır. Nefsi­mizin arzu ettiği şeyin hakkımızda şer olma ihtimali vardır; bazan istediğimiz şey ilme ve hikmete aykırı da olabilir, ama Hz. P<span style="font-size: 13.3333330154419px; line-height: 20px;">e</span>ygamber&#8217;in bizim için istediği şeyde mutlaka hikmet vardır.</p>
<p>&#8230;&#8230;.</p>
<p>Fuzulî&#8217;nin de söylediği gibi:</p>
<p>Cânımı canan eğer isterse minnet canıma</p>
<p>Can nedir ki anı kurban etmeyim cananıma&#8230;</p>
<p>Öyle ya! Nihaî amaç Rabb’imizin rızasını kazanmak olmak üze­re getirildiğimiz şu geçici sınav ortamında ancak iman ve İslam ile değer kazanabilen bu naçiz canımız ve hayatımız, onun müsebbibi olan Rasulullah (s.a.v.)’e niçin feda olmasın ki! Özellikle de bu anlayış içerisindeki fedayı can Rabb’imizin rızası ile de ödüllendiriliyorsa!&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>M.Zeki Duman,5 Surenin Tefsiri</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hz-peygamber-muminlere-kendi-canlarindan-daha-kiymetlidir/">Hz.Peygamber Mü’minlere Kendi Canlarından Daha Kıymetlidir</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/hz-peygamber-muminlere-kendi-canlarindan-daha-kiymetlidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akıl ve Mantık-Dışı Bir Geleneğe Karşı Hakkını Savunan Mağdur Bir Kadının Örnek Mücadelesi</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/akil-ve-mantik-disi-bir-gelenege-karsi-hakkini-savunan-magdur-bir-kadinin-ornek-mucadelesi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/akil-ve-mantik-disi-bir-gelenege-karsi-hakkini-savunan-magdur-bir-kadinin-ornek-mucadelesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2015 22:55:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Akıl ve Mantık-Dışı Bir Geleneğe Karşı Hakkını Savunan Mağdur Bir Kadının Örnek Mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gelenek]]></category>
		<category><![CDATA[M.Zeki Duman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=6331</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8216; Nakledildiğine göre Evs b. Samit, aralarında geçen bir tartışma sebebiyle hanımı Havle binti Sa’lebe’ye öfkelenerek: &#8220;Sen bana anamın sırtı gibisin&#8221; dedi. Toplumda cari olan yasaya göre bu söz, aile hayatına son veren ve yuvayı yıkan bir sözdür. Havle, bir çıkış yolu bulurum ümidiyle Allah&#8217;ın elçisine geldi ve: &#8220;Ya Rasulallah! Evs beni nikâhladığında ben genç, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/akil-ve-mantik-disi-bir-gelenege-karsi-hakkini-savunan-magdur-bir-kadinin-ornek-mucadelesi/">Akıl ve Mantık-Dışı Bir Geleneğe Karşı Hakkını Savunan Mağdur Bir Kadının Örnek Mücadelesi</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8216; Nakledildiğine göre Evs b. Samit, aralarında geçen bir tartışma sebebiyle hanımı Havle binti Sa’lebe’ye öfkelenerek: &#8220;Sen bana anamın sırtı gibisin&#8221; dedi. Toplumda cari olan yasaya göre bu söz, aile hayatına son veren ve yuvayı yıkan bir sözdür.</p>
<p>Havle, bir çıkış yolu bulurum ümidiyle Allah&#8217;ın elçisine geldi ve: &#8220;Ya Rasulallah! Evs beni nikâhladığında ben genç, çekici bir kadın idim, şimdi yaşım ilerledi, bir çok çocuklarımız oldu, bugün de kalkmış beni anasına benzetiyor; bunu hallet, ben boşanmak, çocuklarımdan ve yuvamdan ayrılmak istemiyorum&#8221; dedi.</p>
<p>Rasulullah (s.a.v.):</p>
<p>-Ben, bugüne kadar, bu hususta başka bir şey ile emrolunmadım, bana göre sen Evs&#8217;e haram olmuşsun.</p>
<p>Havle:</p>
<p>-Ama ya Rasulallah! O, talak sözünü hiç kullanmadı, deyince Rasulullah (s.a.v.) böylesine hayati bir meselede hükmün Cenab-ı Allah&#8217;tan gelmesini beklemeyi yeğledi ve kararlılıkla:&#8221;</p>
<p>-Sen haram olmuşsun, sözünü tekrarladı.</p>
<p>Havle, toplum nazarında tabu haline getirilmiş bir yasanın  hükmünü tek başına değiştirmeyeceğini ve Rasulullah&#8217;ın da Rabb inden, bu konu ile ilgili yeni bir hüküm gelmedikçe bir şey yapmayacağını anlayınca doğrudan doğruya Allah&#8217;a yöneldi ve:</p>
<p>-Allah&#8217;ım! Yalnızlığımın şiddetinden ve bana zor gelecek olan ayrılığımın acısından sana şikayet ediyorum; küçük çocuklarım var; onları kocama bıraksam zayi olacaklar, kendim alsam aç kalacak­lar&#8230; diyerek ağlıyor ve: Allah&#8217;ım! Halimi sana şikayet ediyorum, Allah&#8217;ım! Peygamberinin dili ile bir vahiy indir, sözlerini tekrarlayıp duruyordu.</p>
<p>O esnada Rasulullah (s.a.v.)&#8217;de vahiy alameti belirdi, bir süre sonra da tebessüm ederek başını kaldırdı:</p>
<p>-“Ya Havle! Müjde!&#8221; bu­yurdu ve bu konuda indirilen şu ayetleri okudu.(Taberi,Camiul Beyan,XXVIII/2)</p>
<p>&#8220;Allah işitti. Kocası hakkında seninle tartışan ve sonunda duru­mundan Allah&#8217;a şikayet eden kadının sözlerini Allah işitmiştir. Allah sizin karşılıklı konuşmalarınızı dinliyordu. O işitir ve görür.</p>
<p>İçinizden kadınlarına zıhar yapanlar, bilsinler ki o kadınlar on­ların anaları değildir. Onların anaları, ancak kendilerini doğuran kadınlardır. Onlar, böyle söylemekle çok kötü ve doğru olmayan bir söz söylüyorlar. Allah çok affedici ve bağışlayıcıdır.</p>
<p>Kadınlarına zıhar yapıp sonra da söylediklerinden geri dönmek isteyenlerin, hanımlarına dokunmadan önce bir köle azat etmeleri gerekir. Bu hususta size öğütlenen budur. Allah yapmakta olduğu­nuz şeylerden haberdardır.</p>
<p>Köle azat etme imkânını bulamayanlar, kadınlarına dokunma­dan Önce iki ay aralıksız oruç tutmalıdırlar: Buna da gücü yetme­yenler altmış yoksulu doyurmalıdırlar. Bunlar Allah&#8217;a ve elçisine iman etmeniz sebebiyledir. Bunlar Allah&#8217;ın koyduğu yasalardır. Kâfirler için can yakıcı bir azap vardır.</p>
<p>O gün Allah onların hepsini diriltecek ve yapmak da olup da Allahın saydığı  kendilerinin ise unuttuğu şeyleri kendilerine bir haber vercektir.Allah herşeyi görüp gözetmektedir’’</p>
<p>Herkesin, özellikle de kendisini yalnız hissedenlerin sahibi Yü­ce Allah’ın, &#8220;İnananlara bir rahmet ve şifa&#8221;  olarak nitelendirdiği Kur&#8217;an-ı Kerimi’nin bu ayetlerinden anlaşılıyor ki, genel anlamda yasalar, özel olarak da âdet, töre ve gelenekler toplumun huzur ve saadetine katkıda bulunuyorsa, bunların her biri, bir değer olarak anlam ifade ederler; aksine bu örnekte de görüldüğü gibi bireyleri sıkıntıya sokuyor, toplumda huzuru sağlamak yerine huzursuzlu­ğun kaynağı oluyorsa, bunlar mutlaka yeniden gözden geçirilmeli ve gerekiyorsa kaldırılmalıdır. &#8220;Yasalar ya da töre ve gelenekleri­miz bunu istiyor&#8230;&#8221; diye insanları mutsuzluk ortamında yaşamaya mahkûm etmek zulümden başka bir şey değildir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>M.Zeki Duman,5 Surenin Tefsiri</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/akil-ve-mantik-disi-bir-gelenege-karsi-hakkini-savunan-magdur-bir-kadinin-ornek-mucadelesi/">Akıl ve Mantık-Dışı Bir Geleneğe Karşı Hakkını Savunan Mağdur Bir Kadının Örnek Mücadelesi</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/akil-ve-mantik-disi-bir-gelenege-karsi-hakkini-savunan-magdur-bir-kadinin-ornek-mucadelesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan için Yegane Amaç,Allah&#8217;tır&#8230;</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/insan-icin-yegane-amacallahtir/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/insan-icin-yegane-amacallahtir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2015 22:48:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan için Yegane Amaç Allah'tır...]]></category>
		<category><![CDATA[M.Zeki Duman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=6328</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kâinattaki varlıkların hepsi insan için ve onun dünya ve ahiretteki gerçek mutluluğunu temin etmek maksadıyla birer araçtır; melekler, özellikle vahiy elçisi Cibril, insanlar arasından seçilmiş ilim ve hikmetle donatılıp vahiy ile desteklenmiş, Allah’ın en üstün ve en sevgili kulları olan peygamberler, elimizdeki Kur&#8217;an-ı Mübin ve ondan önce peygamberlere indirilmiş olan ki­tap ve sahifelerin hepsi&#8230; birer [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/insan-icin-yegane-amacallahtir/">İnsan için Yegane Amaç,Allah’tır…</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/378837.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-6329" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/378837.jpg" alt="İnsan için Yegane Amaç,Allah'tır..." width="270" height="429" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/378837.jpg 270w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/378837-189x300.jpg 189w" sizes="(max-width: 270px) 100vw, 270px" /></a>Kâinattaki varlıkların hepsi insan için ve onun dünya ve ahiretteki gerçek mutluluğunu temin etmek maksadıyla birer araçtır; melekler, özellikle vahiy elçisi Cibril, insanlar arasından seçilmiş ilim ve hikmetle donatılıp vahiy ile desteklenmiş, Allah’ın en üstün ve en sevgili kulları olan peygamberler, elimizdeki Kur&#8217;an-ı Mübin ve ondan önce peygamberlere indirilmiş olan ki­tap ve sahifelerin hepsi&#8230; birer araçtır, asla amaç değildir.</p>
<p>İnsan için yegâne amaç Yüce Allah’tır; O&#8217;na manen yaklaşmak ve O’nun rızasını kazanmaktan başka bir şey değildir. Bu nedenle İnsan, Yüce Allah&#8217;ın kendisine lütfettiği eşsiz ve sayısız nimetler içerisin­de mutlu ve müreffeh bir yaşam sürdürürken Rab olarak sadece Allah&#8217;ı tanımalı; sahte tanrılara boyun eğmemeli; O&#8217;na ve elçilerine itaat etmeli.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>M.Zeki Duman,5 Surenin Tefsiri</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/insan-icin-yegane-amacallahtir/">İnsan için Yegane Amaç,Allah’tır…</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/insan-icin-yegane-amacallahtir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;Ancak Sana İbadet Ederiz ve Yalnız Senden Yardım Dileriz&#8221; Anlamı</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/ancak-sana-ibadet-ederiz-anlami/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/ancak-sana-ibadet-ederiz-anlami/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2015 22:39:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tefsir]]></category>
		<category><![CDATA[''Ancak Sana İbadet Ederiz ve Yalnız Senden Yardım Dileriz'' Anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[M.Zeki Duman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=6323</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zemahşerî demiştir ki,ibadet, itaat ve boyun eğmenin en üst noktasıdır ve sadece Allah&#8217;a hastır; Allah&#8217;tan başkasına ibadet edilmez ve insanların emir ve yasaklarına itaat anlamında ibadet sözü kullanılmaz. İşte, ibadet teriminin bu anlamı ve Allah Teâlâ&#8217;nın, kemal sıfat­larla muttasıf, yegâne ve gerçek ma&#8217;bud olup sayısız iyilik ve ni­metlerin sahibi olması sebebiyle biz: ‘’Ancak sana ibadet [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ancak-sana-ibadet-ederiz-anlami/">”Ancak Sana İbadet Ederiz ve Yalnız Senden Yardım Dileriz” Anlamı</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/namaz_by_loveishopeph-d5in0le.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-6324" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/namaz_by_loveishopeph-d5in0le.jpg" alt="''Ancak Sana İbadet Ederiz'' Anlamı" width="235" height="313" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/namaz_by_loveishopeph-d5in0le.jpg 1024w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/namaz_by_loveishopeph-d5in0le-600x800.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/namaz_by_loveishopeph-d5in0le-225x300.jpg 225w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/namaz_by_loveishopeph-d5in0le-768x1024.jpg 768w" sizes="(max-width: 235px) 100vw, 235px" /></a></p>
<p>Zemahşerî demiştir ki,ibadet, itaat ve boyun eğmenin en üst noktasıdır ve sadece Allah&#8217;a hastır; Allah&#8217;tan başkasına ibadet edilmez ve insanların emir ve yasaklarına itaat anlamında ibadet sözü kullanılmaz.</p>
<p>İşte, ibadet teriminin bu anlamı ve Allah Teâlâ&#8217;nın, kemal sıfat­larla muttasıf, yegâne ve gerçek ma&#8217;bud olup sayısız iyilik ve ni­metlerin sahibi olması sebebiyle biz:</p>
<p>‘’Ancak sana ibadet ederiz ve sadece senden yardım dileriz&#8221;(Fatiha,5) diyoruz.</p>
<p>Bu sözün bilincinde olan ve hayatını buna göre düzenleme ba­şarısını gösteren her insan, aynı zamanda kemal-i hürriyyetini de ilan etmiş sayılır.</p>
<p>Ayette, sadece sana ibadet ederim ve yalnız senden yardım di­lerim, değil de çoğul olarak &#8220;Sadece sana ibadet ederiz ve sadece senden yardım dileriz’’denilmesi çeşitli şekillerde izah edilmiştir. Mesela:</p>
<p><strong>1-</strong>Kimileri ister kabul etsin, ister etmesin&#8230; Allah, yaratılmışlar&#8217;ın hepsınin yegâne ma&#8217;budu ve yardım kaynağıdır. 0 nedenle “tüm yaratılmışlar olarak biz&#8230;&#8221; anlamına gelebilir.</p>
<p><strong>2-</strong>Bizim gibi aklı selim ile düşünenler, istisnasız sadece sana ibadet ederiz, demek olabilir.</p>
<p><strong>3-</strong>Bu inananlarda bulunması  gereken cemaat şuurunun ifadesidir,Yani Allah&#8217;ın huzurunda sadece ben değil, din kardeşlerimle beraber biz varız. Birimizin ifadesi hepimiz adınadır, birimize gelmesini istediğimîz yârdim hepimizedir, gibi.</p>
<p>Bu ayet bir de şöyle izah edilmiştir; &#8220;Cemi sıygasıyla zikredilen nehbud’deki zamir, üç taifeye işarettir. Birincisi: İnsanın vücudundaki bütün aza ve zerrata racidir ki, bu itibarla şükr-ü örfiyi eda etmiş olur. İkincisi: Bütün ehl-î tevhidin cemaatlerine aittir. Bu cihetle şeriate itaat etmiş olur. Üçüncüsü: Kâinatın ihtiva ettiği mevcudata işarettir. Bu itibarla şerait-i fıtriyye-i kübraya tabi olarak hayret ve muhabbetle kudret ve azametin arşı altında sacid ve abid olmuş olur.(Said Nursi,İşaretul İcaz,21)</p>
<p>Bu noktada bir hususa daha açıklık getirmek isteriz.Biz sadece Allah&#8217;tan değil,Allah&#8217;ın kullarından da yardım diliyoruz.Çünkü iyilikte ve takvada yardımlaşmamız,bize Allah&#8217;ın bir emridir.(Maide 2)</p>
<p>Öyleyse &#8216;sadece senden yardım dileriz&#8217; sözü ne anlama gelmektedir denilebilir:</p>
<p>Biz biliyoruz ki insanlar, birbirlerine muhtaç olarak yaratılmış­lar ve tek başlarına üstesinden gelemeyecekleri ağır işlerinde birbirleriyle yardımlaşmak zorundadırlar. Hiçbir insan diğerinden bağımsız değildir. Yine biliyoruz ki kesin, sınırsız ve yeterli yardım sadece Allah’tan gelen yardımdır. İnsanların birbirlerine yardımı dahi Allah&#8217;ın izni, dilemesi ve muvaffakiyetiyle mümkündür. 0 dileyip izin vermedikçe hiçbir kimsenin yardımı kimseye ulaşmaz ya da fayda vermez&#8230; İşte bu yüzden biz, yardımın gerçek kaynağı­nın Allah olduğu bilinci ile insanlardan yardım dilediğimiz zaman gerçekte yardımı, sadece Allah&#8217;tan istemiş oluyoruz. Bu durum, okuduğumuz bu ayete karşı olmadığı gibi insanlardan yardım istememize mani de değildir.</p>
<p>Ayrıca, bizim hayatımız ve ölümümüz tamamen Allah&#8217;ın elin­dedir. Dilediği her şeyi yapma güç ve yetkisine sahip olan sadece O&#8217;dur. İnsanların, birbirine yardımı engellenebilir ama, Allah’ın lütfü ile yapmak istediğini geri çevirebilecek hiçbir güç yoktur.</p>
<p>M.Zeki Duman,5 Surenin Tefsiri</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ancak-sana-ibadet-ederiz-anlami/">”Ancak Sana İbadet Ederiz ve Yalnız Senden Yardım Dileriz” Anlamı</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/ancak-sana-ibadet-ederiz-anlami/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
