<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İstimdad | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/istimdad/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Mon, 05 Jun 2017 14:45:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>İstimdad | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hakkı İçin veya Yüzü Suyu Hürmetine Diye Dua Etmek</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/hakki-icin-veya-yuzu-suyu-hurmetine-diye-dua-etmek/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/hakki-icin-veya-yuzu-suyu-hurmetine-diye-dua-etmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jun 2015 14:53:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tasavvuf Meseleleri]]></category>
		<category><![CDATA[İstiğase]]></category>
		<category><![CDATA[İstimdad]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkı İçin veya Yüzü Suyu Hürmetine Diye Dua Etmek]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Çeker]]></category>
		<category><![CDATA[Tevessül]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=8403</guid>

					<description><![CDATA[<p>FATİH KUT: Hocam “…Hakkı için…” veya “…Yüzü suyu hürmetine…” diye dua etmek hakkında ne diyeceğiz ? PROF. DR. ORHAN ÇEKER : Evet bu konuda aynı kapıya çıkan iki tane problem kaldı. O problemlerden bir tanesi “… Hakkı için” diye dua etmek, diğeri de “Yüzü suyu hürmetine…” diye dua etmek. Caiz mi, değil mi ? Tasavvufî [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hakki-icin-veya-yuzu-suyu-hurmetine-diye-dua-etmek/">Hakkı İçin veya Yüzü Suyu Hürmetine Diye Dua Etmek</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/indir24.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-8404" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/indir24.jpg" alt="Hakkı İçin veya Yüzü Suyu Hürmetine Diye Dua Etmek" width="381" height="185" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/indir24.jpg 323w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/indir24-300x145.jpg 300w" sizes="(max-width: 381px) 100vw, 381px" /></a></p>
<p><strong>FATİH KUT</strong>: Hocam “…Hakkı için…” veya “…Yüzü suyu hürmetine…” diye dua etmek hakkında ne diyeceğiz ?</p>
<p><strong>PROF. DR. ORHAN ÇEKER</strong> : Evet bu konuda aynı kapıya çıkan iki tane problem kaldı. O problemlerden bir tanesi “… Hakkı için” diye dua etmek, diğeri de “Yüzü suyu hürmetine…” diye dua etmek. Caiz mi, değil mi ? Tasavvufî çevrelerde konu çok gündemde. Bu aslında doğrudan tevessül örneğidir. Dolayısıyla tevessülle ilgili delil ve izahlar aynı zamanda ‘hakkı için’, ‘yüzü suyu hürmetine… istiyorum’ konusu için de aynen zikredilebilir. Ama biz yine de konuyla doğrudan ilgili delilleri vererek konuyu açıklayalım:</p>
<p>Dua ederken “Ya Rabbi falan salih kulun yüzü suyu hürmetine”, veya “Falan kişilerin hakkı için”, diye dua edildiğinde caiz olur mu? İnsanı şirke götürür mü? Yoksa bir sakıncası yok mudur ? Diyorlar ki “falan kişin hakkı için dua edildiği zaman, sanki filan kişinin Allah üzerinde hakkı varmış da, o kişi haşa Allah’tan alacaklı imiş, gibi olur, halbuki Allah hiç kimseye borçlu olmayacağı için böyle demek yanlış olur” iddiaları bu.<br />
Birisi “Yarabbi filan salih kulunun hakkı için, onun yüzü suyu hürmetine duamı kabul et “, dediğinde o salih kulun Allah’tan hâşâ alacaklı olduğunu mu söylemek istiyor. Yoksa o salih kişinin Allah katında bir değeri, hürmeti var da o değer ve hürmet hatırına duamı kabul et demek mi istiyor ? Hangisi acaba. Gayet bellidir ki hiçbir insan Allah’tan haşa alacaklı olamaz. Bunun böyle olduğunu o duayı eden de bilir, zır cahil de bilir. Herkes bilir. Dolayısıyla falan kişi hakkı için, diye dua ederken hiç kimse o dua eden kişi kendisini Allah’tan alacaklı görüyor şeklinde bir yorum ve itirazda bulunamaz.</p>
<p>Bu şekilde bozuk bir yorum ancak peşin fikir ve kasden yanlış anlama sonucu yapılmış olabilir. Eski kaynaklarımızda da yer yer bu şekilde yorumlar yapılmıştır. Ama bu şekildeki duadan maksad ikinci yorum olur ki doğrusu budur : Yani o salih kişi Allah katında değer ifade ediyor, makam, mevki sahibidir. Bunun hatırına duamı kabul et, demek istiyor o şekilde dua eden kişi. Bunu îzâh etmeye gerek yok aslında. Çünkü gayet açık. Buna rağmen zamanımızda birileri hala böyle yanlış anlıyorsa bu kişinin anlama konusunda özrü var demektir. Peki filanın hakkı için yada filanın yüzü suyu hürmetine diye dua etmenin caiz olduğuna delil nedir?</p>
<p><strong>FATİH KUT:</strong> Evet esas soru bu.</p>
<p><strong>PROF. DR. ORHAN ÇEKER:</strong> Aslında bu, tevessülün de bir çeşididir ama biz işi kökten halletmek için şöyle bir rivayet nakledelim ve işi noktalıyalım : Vereceğim hadis-i şerîf Ahmed b. Hanbel’in Müsned’i, İbn Mace’nin Sünen’i gibi eserlerde geçiyor. ( İbn Hanbel, Müsned, 3 / 304, 915 no’lu hadis, Konya, 2003 ; İbn Mace, Mesacid : 14 ) Müsned’in dipnotunda hadis-i şerîfin, değerlendirmesi yapılırken ‘hasen’ kaydı konulmuştur.</p>
<p>Hadis-i şerîf şöyle : Ebu Said Hudri’den geliyor, Resûlullah Aleyhi´s-Salâtu ve´s-Selâm şöyle buyurdu:</p>
<p>“ Kim namaz için evinden (camiye) çıkarken,:</p>
<p><strong>اللهم أني أسألك بحق السائلين عليك، وأسألك بحق ممشاي هذا فإني لم أخرج أشرا ولا بطرا، ولا رياء، ولا سمعة خرجت اتقاء سخطك، وابتغاء مرضاتك، فأسألك أن تعيذني من النار، وأن تغفر لي ذنوبي إنه لا يغفر الذنوب إلا أنت وكل الله به سبعين ألف ملك يستغفرون له. أقبل الله عليه بوجهه حتى يفرغ من صلاته .</strong></p>
<p>“Ya Rabbi ben senden isteyenlerin HAKKI İÇİN ve benim şu gidişim HAKKI İÇİN senden istiyorum. Çünkü ben ne şer, ne kibir, ne riya ve ne de süm’a için çıkmış değilim. Senin gazabından sana sığınmak ve rızanı elde etmek için çıktım. Senden beni ateşten korumanı, günahlarımı mağfiret etmeni istiyorum. Çünkü günahları ancak sen afvedersin” diye dua ederse, ALLAH yetmiş bin meleği onun için görevlendirir (Ve bu yetmiş bin melek) ona istiğfarda bulunur, o kişi namazını bitirinceye kadar ALLAH onu kendi (mübarek) yüzüyle karşılar”.</p>
<p>“Hakkı için” dua etmek caiz değil, diyorlar ya hadis-i şerîf’te bu kelimeyi bizzat Peygamber Efendimiz kullanarak, (Yarabbi senden isteyenlerin hakkı için ve benim şu –camiye- yürüyüşüm hakkı için) ifadelerini kullanarak dua ediyor. Yani caiz değildir dedikleri kelimeleri Peygamberimiz bizzat söyleyerek dua ediyor. Bir örnek daha vereyim ve işi bitireyim. Herkes Süleyman Çelebi’nin mevlidini bilir. Onun bir dua bahsi var. Kabe, Merve, Zemzem hakkı için filan diye biter. “Hakkı için” kelimesini Süleyman Çelebi o bahiste çok fazla kullanmaktadır.</p>
<p>Ve bu mevlid asırlardır okunduğu halde hiçbir âlim çıkıp bu mevlid şirktir, diye bir beyanda bulunmamıştır. Netice-yi kelam, biz dualarımızda Allah katında değeri olan bir şahsı anarak ya da bir ameli söyleyerek “Ya Rabbi, bunun hakkı için senden istiyorum”, diye dua ettiğimizde bu caizdir ve şirk değildir. Bunu şirk olarak takdim edenler, kendi mantık ve bilgilerini hesaba çekmelidirler. Kendi mantıklarında yanlışlık var ki doğruyu yanlış olarak görüyorlar.</p>
<p><strong>Türbelerle Tevessül (İstimdad, İstiğase) :</strong></p>
<p><strong>FATİH KUT:</strong> Evet. Sayın Hocam bir de özelikle türbelerle tevessül var. Yani türbe ziyaretlerinde insanların, hani tevessülle değil de, “beni kurtar, ben sınavı kazanayım” gibi, türbedeki yatan insanın, direkt kendisinden isteklerde bulunanlar oluyor. Hatta duvarlarına yazılar yazılıyor. Çaputlar bağlanıyor, falan. Bunlara ne diyorsunuz ?</p>
<p><strong>PROF. DR. ORHAN ÇEKER :</strong> Hatta ben daha da ilerisini gördüm. O türbeyi kıble edinerek secde edinenleri gördüm.</p>
<p><strong>FATİH KUT:</strong> Daha ileri boyutu tabii.</p>
<p><strong>PROF. DR. ORHAN ÇEKER :</strong> Türbedekilerle tevessül ayrı, onlardan istimdad ayrıdır. İkisini karıştırmayalım. Tevessül meselesini daha önce işlemiştik. Şimdi türbedekilerden istimdad konusunu ele alalım : O türbelere yönelik ibadet etmek, secde etmek, çaput bağlamak, şu bu…caiz değildir. Bu, sadece müslümanların yaptığı bir şey de değildir. Ben hristiyanları da gördüm. Mesela Efes’te Meryem Ana Kilisesini ya da o makamı ziyaret edin. Orada şunu göreceksiniz : O makam denilen yerde öyle tefekküre dalmış, saçını başını örtmüş, yani tesettüre girmiş, gözü yumuk, böylece sessiz hareketsizce tefekküre dalan rahipleri, rahibeleri ya da dindar hristiyanları göreceksiniz. Oranın pencerelerinin çaput bağlana bağlana örtüldüğünü, camının kapandığını göreceksiniz.</p>
<p>İster hristiyanlarda olsun, ister bizimkilerde olsun bunun İslam ile bağdaşır hiç bir tarafı yoktur. Dolayısıyla üniversite sınavlarından önce “Hadi filan türbeyi ziyaret edelim, çaput bağlayalım, mum yakalım, nazar boncuğu takalım” vs. şu bu… Bunlar dinimizde yoktur. Yani türbelerden bu şekilde herhangi bir medette bulunmak (istimdad, istiğase) yanlıştır.</p>
<p>Her ne kadar bazı salih insanlardan bazı rivayetleri delil getirerek istimdad (istiğase)da bulunduklarına örnekler görüyorsak (mesela Nevevi, el-Ezkar,s.201,İst.l955, ‘Birinizin kırda hayvanı boşalır kaçarsa’ babı) da halkımız hakkıyla onu yerine getiremeyeceğinden, o inceliği uygulayamayacağından onu özellikle gündeme getirmiyoruz, söylemiyoruz. O konuya girmiyoruz ve şunu diyoruz : Halkımız böyle şeylerden uzak dursun, yapmasınlar. Hatta herhangi bir türbeye gelen ziyaretçilerin türbeye yönelerek secde etmesine engel olunamıyor ise, o türbe ziyarete kapatılmalıdır, diyoruz.</p>
<p><strong>FATİH KUT</strong>: Bu kadar net bir ifade kullanalım burada.</p>
<p><strong>PROF. DR. ORHAN ÇEKER</strong> : Çünkü ben türbeye doğru secde eden birine müdahale ettim, oradaki görevliye de söyledim. Niye engel olmuyorsunuz, dedim. Dedi ki “Biz bununla baş edemedik, hakkından gelemedik.” Gerçekten engel olunamıyorsa, uyarılar fayda vermiyorsa o ziyaret yasaklanabilir. Çünkü Peygamberimiz Aleyhi´s-Salâtu ve´s-Selâm geçici bir süre ile kabir ziyaretini yasaklamıştır.</p>
<p>Ortalıkta herhangi bir endişe kalmayınca, tekrar ziyareti serbest bırakmıştır. Oradakiler uyarırlar, levhalar yazarlar, buna doğru namaz kılmayın, secde etmeyin, diye. Fayda vermiyorsa ziyarete kapatılabilir. Çünkü aynen bu doğrultuda Peygamberimizin uygulamaları vardır. Kısacası doğrudan, Allah’tan gayrısından bir şey istemek yerine, Allah katında kıymeti, değeri olan bir insan, bir melek, bir amel, bir zaman, bir mekan…vesile edinilerek Allah’a yalvarılabilir. Bu şirk değildir.</p>
<p><strong>FATİH KUT:</strong> Tasavvuf programı gerçekten güzel oldu. Zihninde, aklında istifhamlar olan kişiler bu program ile İnşallah bunları gidermiş olduK</p>
<p>Orhan Çeker &#8211; Tasavvufi Meselelere Fıkhi Bakış</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hakki-icin-veya-yuzu-suyu-hurmetine-diye-dua-etmek/">Hakkı İçin veya Yüzü Suyu Hürmetine Diye Dua Etmek</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/hakki-icin-veya-yuzu-suyu-hurmetine-diye-dua-etmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nebiler ve Velîlerden Yardım ve Şefaat istemek</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/nebiler-ve-velilerden-yardim-ve-sefaat-istemek/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/nebiler-ve-velilerden-yardim-ve-sefaat-istemek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2015 12:28:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şefaat]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf Meseleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tevessül/İstimdad]]></category>
		<category><![CDATA[İstimdad]]></category>
		<category><![CDATA[İstisfa]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Nesefi]]></category>
		<category><![CDATA[Nebiler ve Velîlerden Yardım ve Şefaat istemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=7753</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nebiler ve velîlerden yardım ve şefaat istemek (istimdâd ve istisfâ) Hakk’ın iradesiyle olabilir. Allah’ın iradesiyle ilgili olmadıkça bir kimseye yardım ve şefaat edemezler. Zamanımızda böcekler gibi olan insanlar o ılâhî emir ile amel etmeyip yasaklardan kaçınmayarak çeşitli haram ve münkerleri işlerken falan makamı ziyaret, filan makamın mevlidi için masraflar ve falan yerde zikr edilir diye [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/nebiler-ve-velilerden-yardim-ve-sefaat-istemek/">Nebiler ve Velîlerden Yardım ve Şefaat istemek</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/indir-16.jpg"><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-7754" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/indir-16.jpg" alt="Nebiler ve Velîlerden Yardım ve Şefaat istemek " width="376" height="285" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/indir-16.jpg 240w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/indir-16-170x130.jpg 170w" sizes="(max-width: 376px) 100vw, 376px" /></a></p>
<p>Nebiler ve velîlerden yardım ve şefaat istemek (istimdâd ve istisfâ) Hakk’ın iradesiyle olabilir. Allah’ın iradesiyle ilgili olmadıkça bir kimseye yardım ve şefaat edemezler. Zamanımızda böcekler gibi olan insanlar o ılâhî emir ile amel etmeyip yasaklardan kaçınmayarak çeşitli haram ve münkerleri işlerken falan makamı ziyaret, filan makamın mevlidi için masraflar ve falan yerde zikr edilir diye acele etme ve makam makam dolaşıp bildiği günahları ve haramları işlediği halde evliya makamlarından yardım istemek ne kadar budalalık ve câhilliktir. Evliyanın yardımı­nın Hakk’ın rızasını elde eden kimseler için olduğunu bilmezler. Eğer bir kimseden Hakk Teâlâ razı değilse, o kimse hangi velînin zi­yaretine giderse o velînin ruhu ona buğz ve lanet eder. Ziyaret, zi­kir ve taat<em>“Şüphesiz Allah muttakîlerden kabul eder&#8221;</em> (Mâide, 27) mısdakına göre ancak takva ehlinden kabul edilir.</p>
<p>Eğer Allah bir kulundan razı olursa bütün nebîler ve velîlerin ruhları o kula dua ve yardım ederler ve uyku ve uyanıklığında onu ziyaret ederler. İşte salihlerin rüyalarından da nebîleri ve velîlerin görmelerinin sebebi budur. Maksat Allah’ın rızasını kazanmaktır. Nice konak sahipleri de konaklarında Kur’ân okutmak ve zikirler yaptırmak gibi şeylerle İlâhî hükümleri yerine getiririm zannettiklerinden, hemen İslâmiyet ve dindarlık budur inancıyla şer’î hükümleri toptan terk ederek helâl ve haram tanımayıp Kur’ân okutmakla bütün günahlardan temizlenme ve dünya ve ahiretini tamir eder zannıyla İslâmiyet ancak budur sanmışlardır.</p>
<p>Kur’ân’ın inmesinden maksadın onunla amel etmek olduğunu bilmezler. Yoksa gereğiyle amel etmeyerek, Kur’ân’ın lafızlarını okuyan ve dinleyenlere Kur’ân beddua ve lanet eder. Boş bir söz gibi Kur’ân&#8217;ı okumak ve dinlemek ancak Kur’ân’a hakaret ve onunla alay etmektir. Bundan Allah’a sığınırız. Mesela bir hükümdar kendi tebasına emir ve hükümlerini kapsayan bir fer­man gönderse, O<strong> </strong>teba padişahın fermanıyla amel etmeyip hemen fermanın ibaresini okuyup dinlemekte vakit geçirseler,o hükümdar böyle bir teba hakkında ne şekilde muamele edeceği açıklamaya ihtiyaç duymaz.</p>
<p>Aziz Nesefi,Hakikatlerin Özü(İnsan yay.)</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/nebiler-ve-velilerden-yardim-ve-sefaat-istemek/">Nebiler ve Velîlerden Yardım ve Şefaat istemek</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/nebiler-ve-velilerden-yardim-ve-sefaat-istemek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kabir Ziyareti</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/kabir-ziyareti/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/kabir-ziyareti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2015 21:50:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kabir/Ahiret/Haşir]]></category>
		<category><![CDATA[Tevessül/İstimdad]]></category>
		<category><![CDATA[İmam el-Gazzâlî]]></category>
		<category><![CDATA[İstimdad]]></category>
		<category><![CDATA[Şefaat]]></category>
		<category><![CDATA[Himmet]]></category>
		<category><![CDATA[Kabir Ziyareti]]></category>
		<category><![CDATA[Türbe Ziyareti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=6380</guid>

					<description><![CDATA[<p>Peygamberlerin ve büyük imâmların (hepsine salâtü selâm) meşhetlerini kabirlerini ziyarete gelince : Bundan maksat: Onları ziyâret etmek, hacetlerin bitirilmesi, günâhların afvedilmesi hususunda peygamberlerin ve imamların ruhlarından  imdat dilemektir. Bu imdâd da şefaattan ibarettir. Bu da iki yönden hâsıl olur bir taraftan istimdât (yardım dilemek) diğer taraftan da imdâttır. Yâni birinin şefaat istemesi, ötekinin de şefaat [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kabir-ziyareti/">Kabir Ziyareti</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/anne-ve-babanin-kabirlerini-ziyaret-etmek.jpg"><img decoding="async" class="aligncenter  wp-image-6381" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/anne-ve-babanin-kabirlerini-ziyaret-etmek.jpg" alt="Kabir Ziyareti" width="323" height="204" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/anne-ve-babanin-kabirlerini-ziyaret-etmek.jpg 500w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/anne-ve-babanin-kabirlerini-ziyaret-etmek-300x189.jpg 300w" sizes="(max-width: 323px) 100vw, 323px" /></a></p>
<p><strong>Peygamberlerin ve büyük imâmların (hepsine salâtü selâm) meşhetlerini kabirlerini ziyarete gelince :</strong></p>
<p><strong>Bundan maksat:</strong> Onları ziyâret etmek, hacetlerin bitirilmesi, günâhların afvedilmesi hususunda peygamberlerin ve imamların ruhlarından  imdat dilemektir. Bu imdâd da şefaattan ibarettir. Bu da iki yönden hâsıl olur bir taraftan istimdât (yardım dilemek) diğer taraftan da imdâttır. Yâni birinin şefaat istemesi, ötekinin de şefaat etmesidir. Meşhedleri (türbeleri) ziyaret işinde bu iki rükünün de muazzam tesiri vardır. İstimdat (şefâat istemek) şekline gelince; bu Hacet sahibinin himmeti, şefaati istenen zâtın ve ziyâret edilenin zikrini, ismini hatıra (kalbe) sardırabilmesi iledir. O derece ki himmetinin, kasdının, muradının hepsi orada. gönülde bir noktada, sarılmış o hâtıranın içine daldırılmış olacak, onu bütün varlığı ile anacak, kalbine ve rûhuna dolduracaktır, işte bu hal, o şefâatçı ve ziyaret edilen zâtın ruhunu tenbih etmiye, uyarmıya sebeptir. Tâki o temiz rûh bu sebeple kendisinden istenen şey ile ona imdât edebilsin.</p>
<p>Her kim bu dünyâda himmetini, niyet ve maksadını, irâdesini tam mânâsıyla dünyâ yüzündeki bir insan üzerine çevirir, yöneltir ise hiç şüphesiz o insan kendine yönelmiş olan kişinin yönelişini hisseder. Bunu ona haber verir. Her kim de bu âlemde hayatta olmazsa onu tenbih etmek (uyarmak) daha kolaydır. Çünki uyarılmıya hazır durumdadır. Çünki bu âlemin hallerinin dışında olan bir kimsenin o âlemin hallerinden bazısına muttali olması, bakması, görmesi, bilgi edinmesi mümkündür. Nitekim rüyâda, uğradığına muttali olunabilir. Çünki uyku ölümün kardeşi ve bir dalıdır. Evet, uyanık halimizde bilemediğimiz bazı halleri uyku sebebi ile bilmeye kâbiliyetli oluruz. İşte bunun gibi hakîki ölüm ile ölmüş ve âhiret diyarına ulaşmış olan bir kimsenin de bu dünyâdaki hallere muttali olması daha uygun ve daha münâsiptir. Ama bu âlemin bütün halleri her vakitte onların bilgi ipliklerine dizilmiş değildir. Nitekim geçmiş zamanın halleri, olayları uykumuzda yani rüyâdaki bilgilerimizde mevcut değildir. Bilgi birlikleri için belirlilikler ve özellikler vardır.</p>
<p><strong>Bunlardan birisi:</strong> hacet sahibinin himmeti, kasdıdır ki bu himmet ve kasd, o azız ruhun sahibinin hacet sahibini tamamiyle sarması, istila etmesidir. Nitekim bir dirinin, hayâtında suretini, şeklini müşahede etmek, onun ismini anmağa ve kendisini gönülde hatırlamağa tesir ettiği gibi bir ölüyü kalıbının, bedeninin perdesi olan türbesini müşahede etmek de öylece tesir eder. Çünki o ölünün eseri; kalıbı kaybolduğunda rûhtadır. Halbuki onun türbesi; onun hayatındaki huzuru, kalıbını ve barınağını müşahede etmekteki eseri gibi değildir. Onun bizzat meclisinde ve huzurunda bulunmak gibi değildir.</p>
<p>Her kim ölünün meşhedinin müşâhedesinde kendisini hazırladığı gibi onun meşhedinin gıyâbında da onun ruhunda hazır olabileceğini zannederse onun bu zannı hatadır. Zîra müşahede de (gözle görmekte) zahir ve âşikârlık bakımından apaçık bir eser vardır ki bunun gibisi gıyâpta yoktur. Her kim gıyâpta bir ölüye yardım etmek isterse bu yardım öyle ölçüsüz, tartısız olmaz ve o yardım da boş ve faydasız kalmaz.</p>
<p><strong>Nitekim Peygamberimiz (S.A.S.) :</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p>«Her kim benim üzerime bir salâvat getirirse ben ona on defa salât ederim» demiştir.</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Diğer bir hadîsinde de :</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p>«Müezzine kim cevap verirse onun tekbir ve şehadetlerini tekrar eder, namaz ve felâha da’vetine uygun kelâmı söylerse şefaatimi hak eder» dedi.</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Bir de :</strong></p>
<blockquote><p>«Kabrimi ziyaret eden şefaatime nail olur» buyurdu.</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hasların en hası olan beden ile yakınlık da, şefâatın yapılmasına tam bir vesiledir.</p>
<p>Kendinden bir parça olan çocuğu ile -isterse bu çocuk kendisinden sonra doğmuş veya torunlarından biri olsun- onun vesilesi ile, yaklaşmak; yahut türbesine, kabrine, mescidine, beldesine, asasına, kamçısına, nalınına, kapısı söğesine eşiğine, halkasına yaklaşmak; âdetine, sıfat ve ahlâkına yakın olmak; ona âit ve ona münâsip olan bir şey ile yaklaşmak bunların hepsi ve her biri; ona yaklaştıran, ona yakınlığı gerektiren ve şefâatına erdiren bir yaklaşma sebebidir. Çünkİ peygamberler yanında, dünyâ yurdunda olmaları ile âhiret diyârında olmalarında fark olmadığı gibi bilgi yolunda da bir ayrılık yoktur. Peygamberlerin hayatı ile mematları bilgi edinme bakımından farketmez. Çünki dünyada bilgi âleti, dış duygularımız, beş duyu organlarımızdır. Ukbâda ise yalnız gaybı, yanında ve önünde olmuyanı bilmiye yarayan bir âlettir. Ama bu  ya bir misâl kisvesindedir veya açık hale gelmek yolu iledir.</p>
<p><strong>Yaklaşma, yakınlık ve şefaatin diğer hallerine gelince:</strong>Bunlar bozulmaz, hallerinden dönmez. Bu bapta en büyük esas: imdât edenin imdât etmek yönünden istenilen imdâdı yapması, vesile ve şefâat sahibinin bu medet ve şefâaatı bilmese de imdât ve ihtimâm etmesidir.</p>
<p>Çünki Allah&#8217;ın Rasûlünün (s.a.s.) bir kılı veya bazu-bendi, yahut kamçısı, âsi ve günahkâr bir kimsenin kabri üzerine konur ise o günahkâr, hâcet vakti için saklanmış olan manevî değeri yüksek, şerefli şey bereketiyle, azâptan kurtulur.</p>
<p>Şâyet bunlar bir insanın evinde, yahut bir beldede olsa bunların bereketi ile o eve ve ev halkına veya o beldeye ve sâkinlerine belâ ve musibet dokunmaz. Ev sahibi ve belde sâkini bunu evinde veya beldesinde o mübarek şeyin bulunduğunu bilmeseler de&#8230; O şeyin tesiri olur. Çünki bu Peygamber (S.A.S.) in bir ihtimâmı. önem vermiş olduğu şey yani onun himmetinin eseridir. Bu da ukbâda ona mensup olanlara sarf edilmiştir. Kötü ve kerih şeyleri, hastalıkları, ukûbet ve cezâları defetmek, Allah tarafından meleklere ısmarlanmış, havâle edilmiştir. Her melek de Peygamberin (S.A.S.) hârîs olduğu, şiddetle arzu ettiği şeyleri kendinden başka onun buna himmeti sebebi ile hali hayatında olduğu gibi yapmıya is’af etmiye, Peygamberin arzusunu yerine getirmiye hevesli ve hırslıdırlar. Çünki meleklerin, onun mukaddes ruhuna, vefatından sonra, yakın olmaları, ona hayatındaki yakınlıklarından ziyâdedir.</p>
<p><strong>Hikâye olundu ki:</strong></p>
<blockquote><p>Hacer-i Esved’i yerinden söküp memleketlerine götürmek ve bu suretle Mekke&#8217;yi kendilerine çevirmek istiyen Karmatiler Mekke&#8217;yi işgal ettikleri zaman: Karmati Ebu Tahir bir adamı omuzuna aldı altın oluğu yerinden söktürmek için kaldırdı. Adamı Kâbe&#8217;nin oluğuna eriştirdi oluğu çekmiye başlayınca adam Ebû Tahir&#8217;in üzerinde can verdi ve ölü olarak yere düştü.</p></blockquote>
<p><strong>Diğer bir hikâye de şöyledir:</strong></p>
<blockquote><p>Mısırlılardan bir cemâat Peygamber in (S.A.S.) ravzası yanında bir yeri delmişler. Maksatları Allah&#8217;ın Râsulünün vücûdunu çıkarıp Mısır&#8217;a nakletmekmiş. Bu iş gece yarısı olmuş. Bu sırada Medineliler havadan bir ses işitmiş: «Ey müslümanlar topluluğu! Peygamberinizi koruyunuz! Peygamberinizi muhâfaza ediniz!» diyormuş. Bu sesi işiten herkes kandili, hayır kandilleri, mumları, meşâleleri yakmışlar, Ravza-ı Mutahhara&#8217;nın yanına vardıklarında ravzayı çeviren duvardaki o deliği görmüşler ve etrafında da Mısırlıları ölü bulmuşlar.</p></blockquote>
<p><strong>Naklolundu ki:</strong></p>
<blockquote><p>Nebiyy-i Ekrem Sallallahü aleyhi ve sellem) bir adamın kabrine yaş bir dal dikti ve: «Bu dal yaş kaldığı müddetçe Allahü Teâlâ kabir sahibinden azabı kaldıracaktır.» dedi.</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu Peygamber (Sallallahü aleyhi ve sellemin) iki elinin bereketlerindendir.</p>
<p>Her hangi bir sultana itâat eden ve ona tazimde bulunan bir kişi, sultanın payitahtı olan beldesine girse orada o sultanın ok torbasından bir ok veya ona âit bir yay veya bir kamçı görünce muhakkak ki o şeye o beldeye saygı gösterir. Melekler de -cümlesine selâm olsun- Peygambere böylece tazim, yani peygambere âit, mânevi değeri yüksek bir şeyi, bir evde yahut bir beldede veya bir kabirde gördüklerinde onun sahibine saygı gösterirler ve o kabir sahibinin üzerinden azâbı hafifletirler. Bu sebepledir ki ölülerin kabirlerine Kur ân-ı Kerim koymak ile ve kabirleri başında Kur&#8217;ân okumak ile ve üzerine Kur an âyetleri yazılan kâğıdı ölünün eline veya göğsüne koymakla ölü faydalanır.</p>
<p>İşte bunlar, her işitileni ve meşru olanı akla uygun bir prensibe göre tesviye etmek isteyen kimsenin hal ve durumuna uyabilen çeşitli vesilelerdir.</p>
<p><strong>Bundaki asıl ve esas şudur:</strong> akılların tasavvur edecekleri ve edebilecekleri şeylerin ilerisinde o kadar önemli işler vardır ki bunları dîn ve şeriat getirmiştir. Bunların hakikatlerini Allah Teâlâ Hazretleri ve bir de Allah Teâlâ ile kulları arasında vâsıta olan Peygamberler -hepsine selâm- bilirler.</p>
<p>Eğer bütün mütehassıslar bir araya gelseler,gebe kadınların doğum yapacakları sırada doğumu kolaylaştırmak için sayıların münâsebetleri üzerine tertiplenmiş iki tuğla veya kâğıt üzerine yazılmış olan ve vefki müselles (üçlü vefk) denilen dokuz hâneli ve her hanesine birden dokuza kadar rakam yazılmış ve her yöndeki toplamı tam 15&#8217;er olan ve kadının ayakları altına konulan bir şeklin, çocuğun kolayca doğmasına yaptığı tesirin ve sayı münâsebetlerindeki hassanın mâhiyeti üzerinde düşünseler bu hassayı bilemezler.</p>
<p>O halde insan, şer’in (dînîn) emirlere, yasaklara; haberlere, vaad ve tehditlere ait hakikatleri; ve başkası için getirmiş olduğu şeylerin iç yüzünü aklı ile bilmesini nasıl arzu edebilir? Akıl zayıftır. Onun bu acâip hallere, şeylere ve hassalara nüfuz edebilecek yetki ve tasarrufu kısadır.</p>
<p>Ey kardeşim; Allah yaşayışını güzel ve temiz kılsın. İşte senin için mümkün olan bilinmesine işaret edileceklerin bazısını, fetânetimin ve aklımın yettiği kadarına uyabileni, sana ifâde ettim, yazdım.</p>
<p>Sana ve seninle beraber olana dinin doğruladığı bu i şeylere üzerinde durmaksızın îmân etmenizi tavsiye eder  ve bunların üzerinde durulup kalmasından Allah&#8217;a sığınırım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İmam Gazali,İki Madnun</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kabir-ziyareti/">Kabir Ziyareti</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/kabir-ziyareti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
