<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İrade Terbiyesi | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/irade-terbiyesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 10 Oct 2019 11:01:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>İrade Terbiyesi | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Jules Payot &#8211; İrade Terbiyesi &#8221;Alıntılar&#8221;</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/jules-payot-irade-terbiyesi-alintilar/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/jules-payot-irade-terbiyesi-alintilar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Oct 2019 10:59:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji/Aile/Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[İrade]]></category>
		<category><![CDATA[İrade Terbiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[gayret]]></category>
		<category><![CDATA[Jules Payot]]></category>
		<category><![CDATA[Sınav]]></category>
		<category><![CDATA[tembel öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[Tembellik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilimcephesi.com/?p=23245</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araplar büyük bir imparatorluk kurdular ama korumayı başaramadılar. Çünkü ülke yönetimi için gerekli olan düzeni, yolları, okulları ve sanayii kuramadılar. Aynı şekilde, tüm tembel öğrenciler, sınavların yaklaşmasıyla kırbaçlanmış gibi çalışırlar. Oysa eksik olan aylarca ve yillarca az ama düzenli çalışmadır. Gerçek ve verimli çalışma enerjisi az ama düzenli olan eforla mümkündür. Böyle değilse muhtemelen tembel [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/jules-payot-irade-terbiyesi-alintilar/">Jules Payot – İrade Terbiyesi ”Alıntılar”</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/10/Dl1BuUJW0AAr1X6-1.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-23250 aligncenter" src="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/10/Dl1BuUJW0AAr1X6-1-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/10/Dl1BuUJW0AAr1X6-1-300x300.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/10/Dl1BuUJW0AAr1X6-1-100x100.jpg 100w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/10/Dl1BuUJW0AAr1X6-1-600x600.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/10/Dl1BuUJW0AAr1X6-1-360x360.jpg 360w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/10/Dl1BuUJW0AAr1X6-1-768x768.jpg 768w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/10/Dl1BuUJW0AAr1X6-1-1024x1024.jpg 1024w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/10/Dl1BuUJW0AAr1X6-1.jpg 1200w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p>Araplar büyük bir imparatorluk kurdular ama korumayı başaramadılar. Çünkü ülke yönetimi için gerekli olan düzeni, yolları, okulları ve sanayii kuramadılar. Aynı şekilde, tüm tembel öğrenciler, sınavların yaklaşmasıyla kırbaçlanmış gibi çalışırlar. Oysa eksik olan aylarca ve yillarca az ama düzenli çalışmadır.</p>
<p>Gerçek ve verimli çalışma enerjisi az ama düzenli olan eforla mümkündür. Böyle değilse muhtemelen tembel işidir. Düzenli çalışma, tek hedefe yönelik olmayı gerektirir. Çünkü irade, gösterilen çabanın çokluğundan ziyade tek amaca yönelik olmasıyla kendini belli eder.(s.16)</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Mücadele etmeden mutlu olunmaz, her mutluluk az çok bir çaba ister. Kitap okumak, müze ziyareti, ormanda dolaşmak hep bir teşebbüs gerektiren zevklerdir. Ayrıca tembelin kendini mahrum bıraktığı zevkler istediğiniz kadar tekrarlanabilen ve çaba gerektiren etkinliklerdir. Tembeller yumruklarını sıkmadıkları için mutluluğun avuçlarının içinden kaçıp gitmesini seyrederler.(s.16)</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Ne yazık ki sınavlar öğrenciyi gerçekten tanımaya veya değerini ortaya çıkarmaya yönelik değildir. Sadece hafızaya kaydettikleriyle ilgilenir. Bu sınav sistemini biraz düşününce tıp, hukuk, fen bilimleri, tarih öğrencileri yani tüm öğrenciler yıl boyunca ezber bilginin haricinde gerçekten öğrendikleri bilgi miktarının ne kadar az olduğunu itiraf edeceklerdir. Okul zavallı gençleri her şeye temas etmeye mecbur bırakınca hiçbir şeyin esasına vakıf olamıyorlar.(s.19)</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Manzoni” ise “okurlarımı aşka davet edecek değilim. . . Bu dünyada aşk gereklidir ama zaten fazlasıyla var. Aşk için fazladan çaba harcamanın bir anlamı yok çünkü aşk için uğraştığınız zaman yapacak başka bir şeyiniz yoktur. Yazarın okuruna vereceği çok daha değerli ahlâki mesajları olmalı. Acıma duygusu, çocuk sevgisi, hoşgörü, bağışlama. . .”</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Birçok öğrenci koşuşturmacaya üniversitede de aynen devam eder. Hatta daha hızlı. Ek olarak modern hayat şartları ruh dünyamızı yok etmeye ve zihnimizi meşgul etmeye gayret eder. İletişimin kolaylaşması, seyahat sıklığı, gezme alışkanlığı düşüncelerimizi dağıtmaya sebep olur. Okumaya zaman bile bulamayız. Coşkulu ama bir o kadar da boş bir hayat yaşıyoruz.</p>
<p>Günlük gazetelerin yaydığı sahte telaş, dünyanın dört bir yanından gelen üçüncü sayfa haberleri yığını, bazı insanları okumanın ne kadar da tatsız bir şey olduğu duygusuna sevk eder.</p>
<p>Peki bunca dikkat dağıtan olay karşısında eğitim sistemimizin vasatlığı da göz önünde bulundurulursa bu durumdan nasıl kurtulmalıyız? Ayrıca bizi bu hâlden çıkaracak olan irade terbiyesine eğitim sistemimizde yer verilmemesi de ne acı değil mi?</p>
<p>İrademizi güçlendirmek için yapılması gerekenleri yapmıyoruz. Beynimizi depolamakla meşgulüz. Zihnimizi çalıştırırken irademizden de istifade edeceğimiz için onu beslememiz gerek. Buğday ekip büyütmek gibi canlandırmaktan bahsediyorum. Gençler bugünün ötesini göremiyor. Günümüzde öğretmen baskısı, arkadaş alayları, bir taraftan cezalar, diğer taraftan ödül, iltifatlar. Yarın ise uzak olmasına rağmen lisans eğitimi, sınavlar, hatta en tembelin bile kolaylıkla başarabileceği ezberci baro ve tıp sınavları.</p>
<p>İrade terbiyesi pek ciddiye alınmaz ancak insanı insan yapan, hayatını düzene koymasını sağlayan bu değil mi? En parlak yetenekler dahi özgüven olmazsa sönmez mi? İnsanlığın büyük başarılarında en büyük pay sağlam iradelerin değil midir? (s.21)</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Gayretimizin gayesi düzenli ve sebat gerektiren bir dikkat göstermeye çabalamak olmalıdır. İrademize hâkim olmayı güçlendirmenin yolu ise kendimize günlük vazifeler belirlemekten geçer. Bu sayede günde birkaç saat sarf edilen çabayı alışkanlık haline getirmekle nerelere ulaşabileceğimizi tahmin bile edemezsiniz. Oysa coşkulu gençliğin içgüdüsü zihnen çalışmayı keyifsiz, renksiz görmeye eğilimlidir.(s.25</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Bir ürün ortaya çıkarmak için öncelikle inceleme yapmak daha sonra da tüm zihinsel becerileri ortaya koymak gerekir. İşin zahmetli kısmı evvela dikkat etmek, ardından da konsantre olmak ve kendini tanımakta gizlidir. İkisi için de dikkat gerekir. Kısaca çalışmak, dikkat kesilmek anlamına gelir. Ancak maalesef dikkat istikrarlı, devamlı, uzun süreli bir durum değildir.</p>
<p>Dikkati, gergin tutulmaya çalışılan bir yaya benzetebiliriz. Aslında dikkat, sürekli tekrar eden bazen şiddetli, bazen sakin ve de birbirini takip eden irili ufaklı gayret gerektirir. Canlılık ve disiplin gerektiren dikkat, gösterilen gayreti âdeta takip eder. Bunlar o kadar yakındır ki devamlılık arz eder. Fakat düzenli bir görüntü sergileyen bu devamlılık günde birkaç saat sürer.</p>
<p>Gayretimizin gayesi düzenli ve sebat gerektiren bir dikkat göstermeye çabalamak olmalıdır. İrademize hâkim olmayı güçlendirmenin yolu ise kendimize günlük vazifeler belirlemekten geçer. Bu sayede günde birkaç saat sarf edilen çabayı alışkanlık haline getirmekle nerelere ulaşabileceğimizi tahmin bile edemezsiniz. Oysa coşkulu gençligin içgüdüsü zihnen çalışmayı keyifsiz, renksiz görmeye eğilimlidir. Dağınık, düzensiz bir çalışmanın yoğun olmasının hiçbir faydası yoktur.</p>
<p>Sarf edilen çaba tek bir neticeye yönelik olmak zorundadır. Bir fikrin veya duygunun içimizde canlanması ve yerleşmesi için samimi olması, devamlı olması ve tekrar etmesi gerekir. Bu fîkir veya duygu yavaş yavaş ama sebatkâr bir şekilde etkisini arttırır, âdeta etrafını çevreleyen kaynakları oluşturup, kendisini empoze eder ve bir değer yargısı halini alır. Sanat eserleri de böyle ortaya çıkar. Bir dâhinin kafasındaki fikir genellikle bir gençlik hayalinde ya da yaşanmışlıkta gizlidir. Bir yerlerde okunmuş birkaç satır, hayata dair bir anı, bir yerlerden kalan bir mutluluk ifadesi, irticalen söylenen bir söz bereketi anlaşılmayan bir fikre kaynak oluverir.</p>
<p>Fikir o güne kadar ulaşan her şeyden beslenir. Seyahat, muhabbet, iki satır yazı, ona yoğuracağı ve kendine mâl edeceği aynı zamanda güçleneceği kaynağı sağlar. İşte tam da bu şeklide Goethe, Faust eserini oluşturmak için tam otuz yıl boyunca yanında dolaştım. Bu süre boyunca tohum toprak altında olgunlaşmakta, büyümekte, gitgide derine inip kök salmakta, diplerde ihtiyacı olan şaheseri oluşturan can suyunu arayıp bulmaktadır.</p>
<p>Tüm önemli fîkriler için geçerli olan bir kuraldır. Fikir sadece içimizden geçip giderse hiçbir kıymeti olmaz ve vuku da bulmaz. Fikre düzenli itina, hassasiyet, samimi bir dikkat göstermek gerekir. Tek başına yaşayabilmesi için Özel ilgi göstermek, saklamak, sahiplenmek gerekir. Onu uzun süre bilincinde canlı tutmak, ara sıra üzerinde düşünmek gerekir. Böylece Fikirlerin uyuşumu diye adlandırdığımız çekim gücü sayesinde güçlü duygularla yaşam kaynağını bularak kendine çekecek ve kendine mâl edecektir.(s.25)</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>1870’ten sonra Fransa’nın “büyük olsun” demekle Büyük Fransa olmadığı gibi biz de işi yaradılışımıza bırakarak kendimize hâkim olmayı sağlayamayız. Ülke çok zor, sebatkâr yirmi yılın ardından ayağa kalkabildi. Aynı biçimde bizim ayağa kalkışımız da sabırla olacaktır. İnsan kendine hâkim olmanın paha biçilmez bir değer olduğunu zamanla öğrenecektir. Hayattan ne istediğimiz, ne olacağımız, hayatta oynayacağımız rol kendine hâkim olmaya bağlıdır. İnsanlardan beklediklerimiz ve insanlara vereceğimiz değer sabırdan geçiyor.</p>
<p>Sebat etmenin ise bir bedeli var. Çalışmaya dair iradeyi oluşturmakla başarma arzusu arasında sıkışıp kalmayan öğrenci var mıdır? Hocalarımız “Siz nasıl isterseniz!” derdi. Hocanın bu ifadesine inanırmış gibi yapardık. Kimse de çıkıp bize onunla nasıl baş edeceğimizi, istemenin nasıl edinileceğini söylemezdi. Doğal olarak kadercilerin çocuksu teorilerine körü körüne inanmak zorunda kaldık.(s.31)</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Bir manzara için güneşin ışığı neyse hayatın tüm olaylarında da özgürlük öyledir. Ayrıca ona ulaşamayan, hayatın tüm güzelliklerinden mahrum kalır.</p>
<p>Elbette özgürlükten kastımız “kendimizi kontrol etmek”. Dürtülerimizi, ahlâki duygularımızı ve de kendimizi tamamen kontrol edebilmeyi kastediyoruz. Gerçek özgürlük için kusursuz bir öz hâkimiyet gerekir.(s.32)</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Uzun soluklu bir işi isteksiz olarak, sevmeden yapmak, baştan kaybetmek anlamına gelir. Başarmak için işine saygı duyman gerekir.(s.33)</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Beklenmedik olaylardan etkilenmek zayıf insanların hayat tarzıdır.Bir amacın olmaması ya da amacın peşinde koşulmaması veya dikkatin bu amaca verilmesine mani olacak meşgalelere dalmak hayatı tutarsız ve düzensiz hale getirir.</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Bir fikrin veya bir duygunun içimizde canlanması ve yerleşmesi için samimi olması ,devamlı olması ve tekrar etmesi gerekir.</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Modern toplumumuzda özgürlüğünü kazanmak veya satın almak için değil de lüks ve özenti dolu bir hayat için çalıştıklarını ortamlarda, bankalarda, fabrikada, şirketlerde insanların birbirinin üzerine basarak döndürdükleri iğrençlikler bilindik bir durumdur.</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Doğru amaçlar için savaşmanın iyi bir şey olduğu, kendine hükmetmenin akıl için ne denli önemli olduğu unutulmamalıdır. İrade terbiyesinin gerekliliğini ve getirisini düşünen herkesin bu işi hayatlarının odak noktasına koyarak kendisi için en önemli mevzu haline getirmesi gerekir.(s.200)</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Dünyada başarı salt bilgi aktararak değil çalışma metodunu bilerek doğruyu bulma veya bir amaç uğruna çalışma isteği uyandırarak sağlanır.<br />
Tıpkı Sokrates’in çalışma metodunu Platon’a aktardığı gibi.(s.88)</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Bir atasözü der ki: &#8220;şeytan tembellerden beslenir&#8221;. Meşguliyeti olmayan beyin kısa zaman sonra gereksiz şeylerle ilgilenmeye başlar. Hiçbir şey yapmayan kişi sıkıntılarını tekrar tekrar çiğniyor gibidir. Bu geviş getirme, beyni beslemediği gibi onu bitirir de.(s.72)</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Beynimi parlatacağım diye ne kadar aşırı çalışırsanız, o kadar köreltirsiniz.(Gottfried Leibniz)  (s.64)</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p>Aklı başında genç, arkadaşlarının düştüğü komik durumlara düşmez ve onların çalışmayla ilgili yerici, saçma muhabbetlerine izin vermez. Çünkü birçoğunun kendi hayatını bile şekillendiremediğini ve tıpkı cansız bir oyuncak gibi girdabın içinde olduklarını bilir. Onlarla konuşurken ruh sağlığı doktorunun aldı yerinde olmayan hastasını dinlediği zaman söylenene çok fazla inanmaması gibi dinlemelidir. Ne yani bana karşı ön yargıları olacak diye, onların sevgisini ve hayranlığını kazanacağım diye verimli çalışma mutluluğuna, sağlığıma, özgürlüğüme mi değişeceğim onları!</p>
<p>Mutluluklarının yorgunluktan, kuru gürültüden ibaret olduğunu biliyorken onların saçmalıklarına mı katılayım? Konuşmaların kendilerini haklı çıkarmaya varacağını bildiğim için onların muhabbetlerine asla girmem, boyun eğmem. Yalnızlığı bin kere tercih ederim. Yığınlardan kaçıp sakin, temiz, nezih bir ortam oluşturmayı tercih ederim. Hatta bana bir şeyler katacak öğretmenlere yaptığım çalışmaları göstermekte, hedeflerimden bahsetmekte, akıl hocası olmalarını sağlamakta fayda var. Barda, kafede takılmak yerine müzelerle, gezintilerle veya faydası olacak birkaç gerçek arkadaş sohbetleriyle ilgilenmek gerek.</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/jules-payot-irade-terbiyesi-alintilar/">Jules Payot – İrade Terbiyesi ”Alıntılar”</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/jules-payot-irade-terbiyesi-alintilar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kişiye Özel Tavsiyeler</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/kisiye-ozel-tavsiyeler/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/kisiye-ozel-tavsiyeler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Oct 2019 10:28:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji/Aile/Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[İrade Terbiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gencin iradesi]]></category>
		<category><![CDATA[Jules Payot]]></category>
		<category><![CDATA[nefse düşkünlük]]></category>
		<category><![CDATA[Tembellik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilimcephesi.com/?p=23242</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mücadele etmemiz gereken iki düşmanımız var; tembellik ve nefse düşkünlük. Kişi tembellik yüzünden kendini tamamen bırakırken ortamın da ahlâki açıdan korunaksız hâle gelmesine sebep olur. Diğer bir deyişle tembellik insanı şehvete iter. Biraz daha ileri gidersek stoacıların dediği gibi ahlâki çöküntü de tembelliğe neden olur.” İhtiras insanın kendini kaybetmesine neden olmaz mı? İhtiras, insanda hayvani [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kisiye-ozel-tavsiyeler/">Kişiye Özel Tavsiyeler</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/10/Dl1BuUJW0AAr1X6.jpg"><img decoding="async" class="size-medium wp-image-23243 alignleft" src="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/10/Dl1BuUJW0AAr1X6-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/10/Dl1BuUJW0AAr1X6-300x300.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/10/Dl1BuUJW0AAr1X6-100x100.jpg 100w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/10/Dl1BuUJW0AAr1X6-600x600.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/10/Dl1BuUJW0AAr1X6-360x360.jpg 360w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/10/Dl1BuUJW0AAr1X6-768x768.jpg 768w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/10/Dl1BuUJW0AAr1X6-1024x1024.jpg 1024w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/10/Dl1BuUJW0AAr1X6.jpg 1200w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a>Mücadele etmemiz gereken iki düşmanımız var; tembellik ve nefse düşkünlük. Kişi tembellik yüzünden kendini tamamen bırakırken ortamın da ahlâki açıdan korunaksız hâle gelmesine sebep olur. Diğer bir deyişle tembellik insanı şehvete iter. Biraz daha ileri gidersek stoacıların dediği gibi ahlâki çöküntü de tembelliğe neden olur.”</p>
<p>İhtiras insanın kendini kaybetmesine neden olmaz mı? İhtiras, insanda hayvani dürtülerin coşmasına, gözün kör olmasına, beynin kararmasına sebep olur. İnsanlığımızı, gururumuzu, benliğimizi bizden alır; devam ettiği sürece hayvanlar gibi oluruz. Kısa sürmesi nedeniyle ihtirasın çok da tehlikeli olmadığı düşünülebilir. Ancak etkisi itibarıyla<br />
tehlikelidir. Bunu yer çekimine benzetebiliriz. Bir binanın sağlam olması için mimar yer çekimi kanununu kendi lehine çevirmeyi bilmelidir.</p>
<p>Bizim durumumuz için de aynı şey geçerli. Karşıt güçlerden istifade edebilmeyi öğrenmeliyiz. Hatta karşıt güçleri bizim için savaşan güçlere dönüştürebilmeliyiz. Bir gücün bizim yandaşımız mı düşmanımız mı olduğunu nasıl bilebiliriz? Çok basit. Tembelliğe sebep olan psikolojik tüm güçler bize zarar verir, aksi yönde çalışan güçler ise bize fayda sağlar.</p>
<p>Şimdi her şey daha net. Enerjimizi tüketen veya düşüren istekleri azaltmak hatta yok etmek ve canlılık sağlayacak olanları da ortaya çıkarmak gerekir. Devamlılık arz eden bir azmi zayıflatan pek çok sebep vardır. En önemlisi bilhassa gençlerde karşılaştığımız şehvetli hayaller kurmalarıdır ki bu onlarda yalnızlığa da sebep olur. Ardından arkadaş faktörü gelir. Bar, restoran hayatı hüzün getirir, şevkinizi kırar. Tembellerin tembelliklerini örtbas etmek için sıkça kullandıkları bahanelere bir süre sonra akıllı kişiler bile düşmeye başlar.(s.35)</p>
<p>&#8230;.</p>
<p>Vasat, karaktersiz, enerjisi düşük, ahlâki değerleri zayıf arkadaşlara takılmak son derece zararlıdır. Maalesef itiraf etmek gerekirse dünyanın her yerinde işe yaramaz öğrenciler mevcuttur. Grubu bulandırırlar, delilikleri gruptaki diğerlerine de bulaşır. Restoranda, özellikle fakültedeki küçük yemek masalarında gürültülü, metotsuz, içi boş konuşmalar olur.</p>
<p>Bu sohbetlerden ekstra coşmuş olarak çıkılır, haylaz kaba saba arkadaşın en ufak sapkın düşüncesiyle dolduruşa gelinir. Alem ortamlarına, barlara takılmaya gidilir. Bu ortamlardan çalışma alışkanlığına geri dönüş zor ve zahmetli olur. Bu hâl, gencin dürtülerine, süte katılmış yanlış bir maya gibidir.</p>
<p>Keşke bu çöküntünün tek sebebi bunlarla sınırlı olsaydı, o zaman kolaylıkla baş edilebilirdi. Ama maalesef daha vahimi bahaneler ve toplumsal kabullenmeler bazı taşkınlıkları mazur gösterir..(s.44)</p>
<p>&#8230;.</p>
<p>Gencin iradesi mart ayının havası gibidir. Asla hava güzel diyemezsiniz, görünüşte hava güzel olduğunda bile her an değişebilir. Bir anda esen rüzgarla hava soğuyabilir, buz gibi bir havaya dönüşebilir. Bu yüzden gencin en ufak hava değişimine neden olacak ortamlardan uzak durması gerekir. Ama hem toplumun içinde olması hem de kendini koruması nasıl mümkün olur?</p>
<p>Genç aklını başından alan bir ortam içindedir. Tüm çevresel faktörler aleyhine kurulu gibidir. Düzgün yetişmiş insanların sanatsal ve zihinsel etkinliklerden uzak oldukları, aynı zamanda doğanın gerçek güzelliklerinin değerini bilmedikleri kanısındayım. Nitekim cinsel istek sadece insana mahsus değildir.</p>
<p>Aynı zamanda tüm hayvanlarda olduğu gibi cinsel istek uzun süreli özveri, çabu gerektirmez. Hemen ve aniden elde edildiğinde istek söner ve olağan zevkler bizi paklamayacağından kişi daha sapkın zevklere yönelmeye başlar.</p>
<p>Sonuç itibarıyla işin doğrusu buluşmalar, müzik, sahne oyunları vs. cinsel buluşma imkânları sağlamanın bahanesidir. Bu buluşmalar sonrası genç, mütevazı odasına dönünce kafası karışmıştır. Danslar, heyecan dolu akşam, ışıldar ile bomboş odası arasındaki çelişkili durum gencin akıl sağlığına tamamen zararlıdır. Akıl sağlığına bundan daha zararlı bir durum olamaz.</p>
<p>Üstelik bu zevklerin zararlı olduğuna ilişkin kimse ona akıl da vermemiştir. Gücü ve hayalleri nedeniyle kabuğundan çıkmak için çaba göstermediğinden gerçeği de görmeyecektir. Oluşturduğu çevre gerçeği görmesine engel olur. Sonra da sakin, huzurlu, özgür hayatının kendisine gittikçe monoton ve sevimsiz gelmesi de kaçınılmaz olacaktır.</p>
<p>Kendine gelmek için çaba sarf etmeyecektir. Çünkü aldığı eğitim onun bu tehlikeli durumdan korumak için yeterli değildir. Tam tersine günümüz edebiyatının neredeyse tamamı onun işini zorlaştırırcasına cinselliği över. En değerli romancılarımıza, şairlerimize göre insanoğlunun en kıymetli yönü insanlarla hayvanlar arasında ortak olan içgüdüsel tatmin olma duygusu! Ama anlık bir tatminden bahsediyoruz, üstün bir akıldan veya davranıştan değil!(s.45)</p>
<p>&#8230;.</p>
<p>Gerçek güç gösterisi, gerçek enerji, kendini kontrol etmek ve iradesine hâkim olmak değil midir? Gerçek erkeklik budur başka bir şey değil; kendine hâkim olmaktır. Dindeki kendine hâkim olmanın cinsel kontrolden geçtiği fikrine katılıyorum. Bu gayretle tüm arzulardan kurtulmak mümkün olabilir.</p>
<p>Başarı elde edilebilir ancak kolay olmayacaktır. Her zaman geçerli olan şey; başarıyı ne kadar istersek o kadar sebatkâr çaba sarf etmek gerekir. Çözümler de nedenler gibi çeşitlilik gösterebilir.</p>
<p>Öncelikle kontrolü kolay olan durumlarla baş etmekte fayda var. Uykuyu dengelemek, yorgun düşünce uyumak, uyanır uyanmaz da kalkmak gerekir. Sabah uykuyu uzatmaya neden olan çok yumuşak yataklardan kaçınmak gerekir. Şayet sabah uyandıktan sonra yataktan kalkmakta zorlanıyorsak sabah saatlerine verilen randevular mecburen kalkmamızı sağlayabilir.</p>
<p>Ayrıca öğrenci yediğine dikkat etmeli, yağlı yiyeceklerden, aşırı etten sakınmak; alkol zaten bu yaşta uygun olmadığı için uzak durmalıdır. Üniversiteden uzak sakin, temiz havası olan yerlerde oturmalı; çoğunlukla evinde var olan sağlıklı yiyecekleri yemeyi tercih etmelidir.</p>
<p>Uzun süre oturma pozisyonunda durmaktan sakınmalı, ara sıra odasını havalandırmalı ve odanın ısısı da ılık olmalıdır. Akşamları yoruluncaya kadar yürüyüşler yaparken ertesi günün yapılacak işlerini düşünmeli sonra da uyumalıdır. Bu yürüyüşlere hava koşulları ne olursa olsun alışmalıdır. İngiliz bir düşünürün dediği gibi dışarıda olanın aksine içeriden dışarıya bakan için hava her zaman daha yağmurlu ve daha kötüdür.</p>
<p>Ama unutmamak gerekir ki sıkı bir beslenme rejimi yapan ve hijyen kurallarına riayet eden gençler cinsel arzularla baş etme yolunda beden meşgul olacağından zihinsel desteği de bulamayacak böylece kendilerine hâkim olmaları da daha kolay olacaktır.</p>
<p>Akılla tutkular arasındaki ilişkiyi inceleyeceğiz. Tutku yapısı gereği kör olması nedeniyle akıl olmadan hiçbir şey yapamaz ancak aklı dayanak olarak kullanınca tutku en güçlü iradeleri bile yerle bir edebilecek güce ulaşabilir. Bu yüzden akla mukayyet olmak gerek. Genel kural olarak cinsel arzularla direkt baş etmeye çalışmak tehlikelidir zira karşı koymak için bile olsa düşündükçe aklımıza gelmesi bile onu güçlendirmeye yeter.</p>
<p>Cesur olup kaçmak gerek. Akıllıca savaşmamız lazım. Doğrudan savaşmak baştan kaybetmek demektir. Büyük başarılar için bir meseleyi sürekli düşünmek gerekirken cinsel arzularla baş etmek için ise hiç düşünmemek gerekir. Hatırlatıcı fikirler ile bağları koparmak şarttır. Akılda pusuda yatan düşünceleri uyandıracak resimlerden kaçınmak lazım. Hatırlatıcı romanlardan, hikâyelerden, gazetelerden sakınmak gerekir.</p>
<p>Diderot’nun bir sayfasını okumak şiddetli afrodizyak bir ilaç almak gibidir. Cinsel içerikli resimlere bakmaktan sakınmalı çünkü akıldan çıkarması oldukça zordur. Cinsel muhabbetler edilen ortamlardan ve arkadaşlardan uzak durmak gerek. Kendini kaptırmamak için tüm detaylarına kadar öngörülü davranmalıyız. Şehvet başlangıçta henüz cılızdır, güçlü değildir. Başında akıllıca davranırsak kovabiliriz. Ama bırakır da resimlerin canlanmasına izin verir, paylaşır, zevk alırsak geç kalmış oluruz.</p>
<p>İşte bu yüzden doğru çözüm akıllıca olmalı. Akıl sürekli meşgul edilirse cılız cinsel dürtüler örtbas edilmiş, zayıf biçimde irademiz sınırında kalır. Kendine dayanak bulamaz. Tekrar şans bulma ihtimali boş kalmamız durumunda mümkün olur. İşte bu yüzden tembellik ahlâksızlıkların anasıdır. Akıl boş kaldığında hayaller işlemeye başlar ve dürtüler yerleşir. Dikkat yoğunlaştıkça alevlendirir, güçlendirir. İçten içe cinsel dürtüler uyandıkça kabarır, canlanır, aklı istila eder ve nihayet meydan hayvani duygulara kalır.</p>
<p>Aslında korkusuzca söylemek gerekirse tembel, haylaz beyler akıllarını boş bırakmaları neticesinde heyecanlı eğlenceye ihtiyaç duymaları sebebiyle de cinsel arzularının kurbanı olacaklardır. Bu heyecanı, enerjiyi verimli ve sağlıklı olarak iş ortamına aktarmamaları durumunda feci son kaçınılmaz olacaktır.</p>
<p>Bu nedenle sadece aklı meşgul etmek de yeterli değildir. Aklın verimli bir şekilde işin mutluluğuyla meşgul edilmesi gerek. Aklın dağınık bir şekilde işlerle meşgul olması hiç keyifli olmayacaktır. Doğal olarak tepki verecek ve sonuçta tembellik duyguları açığa vurulacaktır. Sadece metodu ve devamlı bir çalışma aklın güçlü ilgi duymasını ve sürekli keyif almasını sağlayacaktır. Dağa tırmananların zirveye yaklaşırken duydukları sevinç gibidir.</p>
<p>Canlılık ve mutluluk veren işimize bir de yukarıda belirttiğimiz enerjik etkinliklerimizi de ekleyince geriye ergenlik dürtüleriyle baş etmek için belirlenecek hedefler kalacaktır. On sekiz ila yirmi beşli yaşlarda doğaya, dağa, ormana, denize, güzel olan şeylere, sanatlara, edebiyata, bilime, tarihe yönelmek yeterli olacaktır. Bunlara alıp başım yeni yerler keşfetmeyi de ekleyebiliriz. Böyle bir seyahat gence başarma duygusunu tattıracak, çok faydalı olacaktır.</p>
<p>Zihinsel ve duygusal anlamda ona çok büyük değerler katacaktır. Başarısızlıklar ona tekrar çaba sarf etmeyi, zorlukların üzerine gitmeyi öğretecektir. Hayatta mutlak başarı her zaman söz konu değilse de verilen mücadelenin sonunda kalbin rahatlaması başarı adına kâfidir.(s.50)</p>
<p>&#8230;.</p>
<p>Çalışmayı tehdit eden büyük engeller hakkında söyleyeceklerimiz bittiğine göre sıra ikincil derecede sorun teşkil eden düşmanlarda. Doğal olarak seçtiğimiz arkadaşlara dikkat etmeliyiz. Arkadaş dediğimiz figürün arkasında geleceğimizin en azılı düşmanı olabilir. Öncelikle maddi durumu iyi olan ailelerin çocukları gelecek kaygısı olmayışı ve değerler eğitiminin eksikliğinden dolayı gençliklerini boşa harcayıp sonra da yaş ilerledikçe çalışanların işiyle alay edip küçümserler. Bunların dışında daha azılı bir grup daha kolejde karşılaşırız. Onlar daha baştan yenilgiyi kabullenen, işten kaçan pesimistlerdir. Tüm ezik karakterler gibi kıskanç, kendini beğenmiş ve hasettirler. Bunlar kendi türlerinin enteresan bir koludur; sabırlıdırlar, durumları süreklilik arz eder. Sanki umut kırmak için yaratılmışlar; tüm anları depresyonla dolu gibidir. Eksiklikleri belli bir süre sonra kendilerine büyük zararlar vermeye başlar. Eksikliklerinin farkında olduklarından başkalarının da çalışmasına engel olurlar.(s.57)</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Ahlâk yerle birse, kendini beğenmişlik kol gezer, para da her şeyi mümkün kılar. Din gibi paraya tapılırsa öğrenci buradan kendine ancak vasatın altında pay çıkarabilir. Burada kanaatkâr olunmasını bekleyemeyiz. Aklın, karakterin üstün tutulduğu bir ortam olmadığı kesin. Böyle bir sosyetik, kültür eksikliği nedeniyle son derece Ön yargılıdır. Aptallık bulaşıcı olduğu için de gencin bundan etkilenmesi uzun sürmeyecek, aklı karışacak vedaha da kötüsü acıma ve adanmışlık duygusu ile hakkaniyeti körelecektir. Bu çevre onu kariyer planlarından alıkoyacaktir.</p>
<p>Yaşama nedenlerinden alıkoyarak heyecanını yitirmesine neden olacaktır. Onlardan biri olunca Marivaux’nun dediği gibi “sadece seyreden, dinleyen ama asla düşünmeyen” tıpkı penceresinden dışarı bakan biri gibi olacaktır. İlgisizlik, gelecek kaygısının olmaması genci hayattan koparacak, benliğini yitirecek; Oldukça can sıkıcı, monoton, isteksiz ve yorucu bir hayata savrulacaktlr.</p>
<p>Konuşulanlar zekice ve eğitsel olmadığından muhabbetler satmayacak, genç kendini böyle bir ortamda yalnız hissedecektir. Sadece zaman yönünden değil, ahlâki açıdan da kaybetmeye başlayacaktır.(s.60)</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Üniversite öğrencilerinin genel bir şikâyeti var. Özellikle maddi destek sağlaması amacıyla özel ders veren, etüt hocalığı yapan gençler zamanın yetmediğinden şikâyet ederler. Oysaki zaman daha önce söylediğimiz üzere planlı kullanılması durumunda yetecektir. Zihinsel anlamda günde birkaç saat tekrar yeter. Bu tekrarlara notları temize çekme, malzeme hazırlama, düzenleme, boşu boşuna kaybedilen zamanların da eklendiğini düşününce yeterince zaman kalacağına emin olabilirsiniz. Ayrıca avukatlık, doktorluk, öğretim görevliliği gibi özünde rutin olmaktan uzak meslekler bile daha önce de söylediğimiz gibi zihin olarak rutine bağlarlar. Birkaç yıl sonra öğretmen derslerini ezberlemiştir; avukat ve doktor istisnai birkaç durum haricinde özel durumla karşılaşmaz. Böylece en üst düzey görevlerde bulunan meslek erbabının bile belli bir süreden sonra farkına varmadan, kullanılmaya kullanılmaya üstün yeteneklerinin paslanmaya başladığı, sorumlu oldukları alanların dışına çıkamadıkları görülmektedir. Öğretim görevlisinin yorgunluğu zihinsel bir yorgunluk değildir. Aşırı konuşmaktan kaynaklanan birtakım sınırlı kasların verdiği yorgunluktur. Bu sınırlı kas yorgunluğu genel bir yorgunluğa sirayet eder, zihinsel aktiviteye engel bir durum asla değildir.(s.63)</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Tamamıyla tembel olan çok azdır. Bir atasözü der ki: &#8220;şeytan tembellerden beslenir”. Meşguliyeti olmayan beyin kısa zaman sonra gereksiz şeylerle ilgilenmeye başlar. Hiçbir şey yapmayan kişi sıkıntılarını tekrar tekrar çiğniyor gibidir. Bu geviş getirme, beyni beslemediği gibi onu bitirir de. Doğru şekilde kanalize edilmeyen enerji faydalı amaçlar uğruna harcanmadığı, verimli kullanılmadığı takdirde kötü niyetli hislerimizin kurbanı olur. Belli belirsiz kişilik sorunlarımız ortaya çıkar. Günlerimiz, uykularımız zehirlenmeye başlar. Yakından bakacak olursak Lord hayatı görüldüğü gibi istenilecek bir hayat değildir. Zevkler bile eziyete dönüşür çünkü hareketsiz bir yaşam keyif vermez. Gerçek zevk çabada gizlidir.</p>
<p>Tembellik bedene de sirayet eder, ilişkilerimizi, beslenme düzenimizi dolayısıyla sağlığımızı etkiler. Akıl ise durağanlaşır, boş ve yorucu işlerle meşgul olur, Halk ârasında söylendiği gibi kafayı yemeye başlar. Azme gelince; tembel İnsanda ne denli eksik olduğunu söylemeye gerek yok. Her çaba eziyete döner, o kadar ki alakasız yerleri ağrır. Onun için ne zor iştir çalışmak! Devamlılık, süreklilik gerektiren çalışma irade terbiyesi İçin çok değerlidir. Tüm meslekleri ama özellikle zihnen çalışmayı gerektiren iş alanlarını ilgilendirir, Çünkü bedensel çalışma alanlarında zihin başka şeyleri düşünmeye izin verir. Aksine zihinsel iş alanlarında dikkat ve duyguların tamamıyla kontrolü gerekir.(s.72)</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kisiye-ozel-tavsiyeler/">Kişiye Özel Tavsiyeler</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/kisiye-ozel-tavsiyeler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
