<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Güzel | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/guzel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 21 Feb 2026 09:41:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Güzel | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Güzel itibarını Ruhundan Alır</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/guzel-itibarini-ruhundan-alir/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/guzel-itibarini-ruhundan-alir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Aug 2024 16:20:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Estetik]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Hatice Ebrar Akbulut]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilimcephesi.com/?p=27058</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; ‘Güzelden ve güzellik’ten bahsederiz ama güzeli ve güzelliği çevreleyen, inşa eden aslî unsurları, kav­ranılan, erdemleri, değerleri ya görmezden gelir ya da onlardan pek söz etmeyiz. O kadar ki güzelin güzel­liği yok etmesi, dilediği her şeyi yapmayı, mesela haddi aşmayı, vicdansızlığı kendine hak olarak görmesi gibi çarpık bir noktaya geliriz. Güzellik, insanın içindeki cevherdir ya [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/guzel-itibarini-ruhundan-alir/">Güzel itibarını Ruhundan Alır</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/images13.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-7257 aligncenter" src="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/images13.jpg" alt="" width="235" height="296" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>‘Güzelden ve güzellik’ten bahsederiz ama güzeli ve güzelliği çevreleyen, inşa eden aslî unsurları, kav­ranılan, erdemleri, değerleri ya görmezden gelir ya da onlardan pek söz etmeyiz. O kadar ki güzelin güzel­liği yok etmesi, dilediği her şeyi yapmayı, mesela haddi aşmayı, vicdansızlığı kendine hak olarak görmesi gibi çarpık bir noktaya geliriz. Güzellik, insanın içindeki cevherdir ya da bir şeye baktığında gördüğü inceliktir. Güzel ise o cevheri lâyıkıyla işleyen ve taşıyandır. İn­san kendisini kendisi yapan şeyi bulur ve onu ince ince dokursa güzelleşir. Güzelleşmenin sayısız yolu vardır. Mühim olan insanın hangi güzellik algısına sahip ol­duğudur. Güzellik algısı şekilden ibaret olan, güzelin ruhunu anlayamaz, ona anlatılamaz da.</p>
<p>Güzellik algısı hayli tahrip olmuş insanların ça­ğında safi güzele, ruhunu koruyan bir güzelliğe rast­lamak neredeyse imkânsızdır. Vücut gibi artık bakış­lar da deforme olmuştur. Bozulan bakışlar, baktığının ruhuna eğilemez, göze ilk çarpan şeye dikkat kesilirler. tik gördükleri güzel de olabil ir, kusurlu da. Güze­lin karşıtına çirkin derler ama güzelin karşıtı biçimsizleşen, doğasını, anlamını kaybedendir.</p>
<p>Her insan aynı ölçülerde yaratılmamış, her insana aynı ölçüde kendinden memnuniyet duygusu veril­memiştir. İnsanın yüzünü, rengini seçemeyişi adalet­sizlik değil, insanın yüzü ve rengi sebebiyle üstün bir varlık olarak görülmesi adaletsizliktir. Aksi hâlde gü­zellik bir zulüm enstrümanı olurdu. Çünkü hiçbir var­lık aynı derecede ve eşitlikte güzel değildir. Bununla birlikte insana emanet olarak verilen bütün güzellikler ödünçtür, hepsi geçicidir çünkü insan, bedeninin hiç­bir zerresini kendi çabasıyla elde etmemiştir. Buna mu­kabil ruhunda yeşerttiği güzelliklerin hepsinde kendi hissesi vardır. İşte insanı insan kılan da o güzelliklerdir.</p>
<p>İnsan denilen varlık seçemediği yüzüyle değil, kal­binden haline yansıyanla değerlidir. Yüz ruha öyle ait­tir, ruhtan öyle bir parçadır ki ancak sahici bir yüzü olan ikiyüzlülükten, cahillerden ve cehaletten yüz çevi­rebilir. Yeni bir dünyanın başlangıcı olan hakikat günü geldiğinde ancak ‘bazı yüzler güzelliği ile parıldayacak’, ışıl ışıl olacaktır. O gün ‘bazı yüzlerse’ ruhlarında <u>taşıdıklar</u>ı şey sebebiyle ‘kararacak’, bazıları da ağara­caktır’. Yüz, ruhun aynasıdır. Bu aynanın cilası, şahsi­yetli bir ruhun öz bakımından yani ruhundaki incileri döküp «açmayışından, değerini yere dökmeyişinden kaynaklanır, itibar, saygınlık, kendine yakışanı yapma, zarafet, hâl, tavır ve hareketlerine dikkat etme, kendini ince ince işleme, karakterini inşa etme, kendini de âlemi de kalbiyle düşünme gibi hasletler ruhuna özen göster­mekle kazandır. Yeryüzü insan için yürüme derslerini icra etme mekânıdır. İnsan insandan istikametiyle ay­rılır. Kimileri yürüdükçe kabalaşır. Kimileri de yürü­dükçe incelir, burada misafir olduğunu idrak eder ve dikkatle bütün adımlarım güzele yöneltir.</p>
<p>Sırf estetik müdahalelerle sonradan seçilen, başka­sına benzeme arzusuyla değişim geçiren yüzler sadece yüzlerine değil, karakterlerine de müdahale eder, kişi­liklerinin değişmesine sebep olurlar. İnsanın kendi yü­züne, onu önceki hâlinden bambaşka bir hâle çeviren bir müdahalede bulunması o insanın psikolojik an­lamda da kendini dönüştürmesi, ‘ben o değilim’, ‘ben buyum’ demesi anlamına gelir. Elbette insanın haya­tım kabusa çeviren ve estetikle ‘düzeltilen acil vakalar burada konu dışıdır. Tamamen keyfî, arzular ve bazlara uyarak yaradılışıyla oynanan yüzler, insanı kimlıksizleştirir ve nihayetinde sonu gelmez isteklerinin kölesi kılar. Efemine tavırların artması, kadının kadın ve er­keğin de erkek olmaktan çıkma eğilimleri, estetik mü­dahalelerin yaygınlaşmasıyla doğrudan ilgilidir. Güzel­liği gençlikle’ sınırlandıran ve daima genç kalmanın güzellik olduğunu <strong>dayatan </strong>anlayış, güzelliği de her türlü anlamdan soy<u>utlar.</u></p>
<p>Güzelliğin bir kriteri yoktur ve güzel alternatifi ol­mayandır. Ancak güzelin üstünde güzel vardır, tıpkı akim üstünde akıl olması, elin üstünde el olması gibi. Güzeller de kendi içinde merhameti, sevgisi, şefkati, görgüsü, insanlığı, inceliği, işaret ettiği, sözü sohbe­tiyle birbirinden ayrılır. Neden bazı insanların yeri kal­bimizde başkadır? Neden yüzü güzele kırk günde do­yulur da huyu güzele kırk yılda doyulamaz denmiştir? Sûrete takılıp kalanlar, hakikatte saldı olan güzelliği, sîreti göremezler. Bir insanın, bir eşyanın, bir çiçeğin ruhuyla konuşamaz, onun varlığını hissedemezler. Bazı yüzler vardır, insana aradığı, unuttuğu tadı ve anlamlı hisleri hatırlatır. Bazı insanları görme arzumuzun ge­risinde adı konmayan bu hisler vardır. Bizi bir insana meftun eden o insanın yüzüne yerleşen, kalbinden suretine yürüyen anlamdır.</p>
<p>Divan şairleri, güzeli tasvir ettikleri şiirlerinde, onu daha çok fiziki özellikleriyle anlatırlar. Güzelin ya­nakları rûh, hat, levh ve ruhsârdır. Parlaklığı hurşîd, mâh ve âteştir. Güzeli tarif eden renkler gül, gülgûn, nesrin, âl, gülberg ve lâledir. Güzel hep taze ve gerçek olamayacak kadar peridir. Divan şairleri, güzeli gör­mede ustalaştıkları gibi onu tasvir etmede de son de­rece cömert davranmış, onu anlatmak için mazmun­lar geliştirmişlerdir. Divan şiirlerinde güzel, gönle hitap ettiği kadar göze de hitap edecek şekilde anla­tılır. Güzelin kirpikleri, ok gibi câna batar ama onu o yüksekliğe koyan mâşukun ona bakışıdır. Sevenin muhabbeti olmasa sevilenin güzelliği ehemmiyetsiz­dir. Güzel, ruhunun kaynaklarıyla güzelleşir fakat bu­yandan da güzele güzel denmesi, bakanın onda gör­dükleriyle de ilgilidir.</p>
<p>Sanat, güzeli herkesten ayrı bir gözle temaşa etme ve onu ortaya çıkarma, anlama ve anlatma çabasıdır. Edebiyatsa güzeli dil ile icra sanandır. Edebiyat dışında matematik, fizik, felsefe, müzik, resim gibi başka sa­nat ve ilim alanlarına bakıldığında bunların her biri­nin, güzelin mahiyetini kavrama konusunda bir araç olduğu görülür. Güzelin mahiyetini kavrayan varlık üzerine düşünür, aşkın bir varlığın olduğunu kabul eder ve metafizik denilen madde ötesi alanda düşünce yürüyüşlerine çıkar. Mutasavvıfların “devir nazariyesi” olarak nitelendirdikleri varlık felsefesi, insanın tekamül yolculuğundan harekede her şeyin bir gün aslına rücu edeceğini, “Ondan geldik, yine Ona gideceğiz” anla­yışını, güzellik ve estetik ışığında ele alır. Buna göre yaratılmış her güzellik, mutlak güzellikten bir pay al­mıştır. Güzellik maddî olana değil mânâ âlemine aittir. Maddî güzellikler biçim değiştirir, dönüşür, başkalaşır yok olur ama o güzelliği vücuda getiren yok olmaz, de­ğişmez ve ebedîdir. Bu hakikati ufuk edinen, kendini var edene sadakatle bağlanır ve yalnız Ona iltica eder. Kendine verileni de dünyada gördüğü güzelliklerin de iHDilık Varlıkla ait olduğunu idrak eder.</p>
<p>Heidegger Ay’ın bizzat parıldayarak doğmadığını ancak ödünç alınan ışıkla doğduğunu ve parladığını söyler. (1) Demek ki güzel, başkasına muhtaç olmaktan imtina etmez, ötekinin varlığına ihtiyaç duyar. Gü­zel olan taklitçi değildir ama başkasından aldıklarını kendi karakterine göre şekillendirir. Başkasının kop­yası olmaz ama kendinden başka güzellerin izine ba­karak kendi yolunu inşa eder. Kendini en iyi, en güzel ve biricik zanneden insan hem ruhunu sakatlar hem de kendindeki güzellikleri heba eder. Galenos, kendinin olağanüstü olduğunu sanan, başkasına akıl danışmayı ve başkasına ihtiyaç duymayı hakir gören kimselerin büyük yanlışlar yapmaya daha meyilli olduğunu söy­ler. <a href="#_ftn6" name="_ftnref6"><sup>[</sup></a>2<sup><a href="#_ftn7" name="_ftnref7"></a></sup> Kendini tanıyan, ruhuna eğilen, aczini, kusurunu, eksiğini bilen insanlarsa başkalarına danışmayı, başka izlere bakmayı önemli bir vazife olarak bilirler. Yani ‘kendilik bilinci’ ve ‘kendini tanıma^ ‘kendini bilme’denilen şey, kişinin kendindeki güzellikleri hissetmesi ama bunlardan kendine büyüklük, üstünlük payesi çı­karmamasıdır. Güzel sahip olduğu değerlerin farkında­dır, izzetinefsine, itibarına düşkündür. Kendini itibar­sızlaştıracak, değersizleştirecek söz ve eylemlere karşı daima teyakkuzdadır. Ruhunu incitenden, şahsiyetine hürmeti olmayandan hızla uzaklaşır.</p>
<p>Güzel, vaktini ziyan etmeyen, bilincini açık tutan, harekete geçen, eylemi kuşanandır. Zaman, en iyi ha­reketle algılanabilir. Durgun vakitlerde zaman hiç geç­mez, hareketli vakitlerdeyse zaman su gibi akıp gider. Güzel vakti zarifleştirir, onunla sohbet etmek kitap okumak gibi zamana derinlik katar. Kalp hatıralarda, gezinirken bu zarif vakitlerin serinliğini yeniden du­yar. Zamanın kokusu denilen şey, vaktin ruhunu his­settiren insanların dimağımızda bıraktığı etkidir. Gü­zel, sonu gelmez telaşelerin esiri olmaz, her dem kendi vaktini anlandı kılar.</p>
<p>Güzel bazen karanlıkta, bazen aydınlıktadır. Gü­zel, kavranması zor olan, kavramak için ince işçilik is­teyendir. Güzellikse bütünüyle anlamdır. Anlamsızlık ondan uzaktır. İsrail’in attığı bombaların kapsüllerine çiçek eken Filistinli kadının nasırlı elleri, dünyanın en güzel elleridir. O eller, kendisine bakanla konuşur, söy­leşir, dertleşir. Bomba kapsüllerini saksı yapan, onlara çiçek diken, o saksıdan toprağa özenle yerleştiren ka­dın tepeden tırnağa asalet ve zarafettir. Asalet de za­rafet de güzeli çevreleyen, yalnız güzele ait olan has­letlerdir. Zarafet, hiçbir kalıba dökülemez. Irk, soy, makam, mevki, zenginlik, şöhret gibi suni değerlerin hiçbiri asaletin ve zarafetin semtine yaklaşamaz. En çok kadınlar üzerinden dile getirilen, kadınları tek tip bir kalıba dökmeyi amaçlayan ve kadına dayatılan güzellik algısı, sorgulanmalı ve reddedilmelidir. Güzelliğin iade-i itibarı yani hayatımıza geri dönüşü sahte, plastik, sentetik güzellik anlayışının ve bu anlayışı pazarlayan endüstrinin tam karşısında durmakla mümkündür.</p>
<p>&#8216;Yeryüzü, güzel ve iyi olanı kötü, sahte, plastik, amorf ve çirkin olandan ayırt etmek için yaratılmıştır. ‘Kimlerin daha iyi davranışlarda ve güzel işlerde bulunaca­ğını denemek’ maksadıyla çeşitli güzelliklerle süslenip insana imtihan olarak verilmiştir.<sup>3</sup> Yeryüzü, kıyamete değin hak ile bâtılın, iyi ile kötünün, güzel ile güzele düşman olanın birbiriyle mücadelesine şahitlik edecek­tir. Bütün ağırlıklar, sorumluluklar, zorluklar güzelin yoluna çıkacak ama o yaşadığı her güçlüğü bir imti­han bilip yoluna devam edecektir. Başkasının dünya­sını, hanesini, yerini ve yurdunu gasp eden, hem zâlim olup hem de mazlum muamelesi görmek isteyen, narsist, bencil ve kendini özel yaratılmış, seçilmiş bir var­lık zannederek Israillileşen her şeye karşı başkaldıra­caktır. Bir kere kendini güzelleştirmeye niyet etmişse insan, kendini var edene hürmeti artar. Zorluklar, yo­kuşlar, çetin yollar onu yıldıracağı yerde gücüne güç verir, şahsiyetini derinleştirir. Bir yerde herkes kırı­lır, gücenir ama yalnızca bazılarımız işine ve yoluna bakar. Kırıldığı anda kalmak insana hiçbir fayda ge­tirmez, üzüntüleriyle birlikte yola çıkmayı, onlardan kendine korunaklı bir alan örmeyi ve içindeki insanla konuşmayı öğrenmeli insan, ruhen güzelleşmenin yolu biraz da buradan geçer.</p>
<p>Walter Benjamin, büyük kentlerde yaşamanın ve modernliğin bir sonucu olarak gözün etkinliğinin, kulağın etkinliğine oranla daha fazla ve daha etkili olduğunun altını çizer.<sup>4</sup> insanlar arasındaki karşılıklı ilişkileri belirleyen gözün etkinliğidir. Birbirini hiç ta­nımayan insanlar otobüste, tramvayda, metro, tren ve kafelerde birbiriyle tek kelime olsun iletişime geçme­dikleri halde birbirine bakmak, birbirlerini incelemek “zorundalar.” Birbirine bu denli maruz kalan, anlamlı ilişkiler kuramayan, insanın şekline, tarzına ve tipine dair çok fazla fikri olan ancak insanın ruhuna ilişkin merak duymayan bir toplumda güzel de lâyıkıyla an­laşılamaz. Böyle bir toplumda endam zekâya, ahlak­sızlık edebe, vicdansızlık vicdana, kabalık tevazuya ga­lebe çalabilir. İnsan haysiyetiyle oynayan teknik ilerleme çağında robotlar ve yapay zeka, insana galebe çalabi­lir ve insan kendinden şüpheye düşebilir. Nitekim ya­pay zekâ insanın yerine düşünüyor, şiir de yazıyor, gü­zellik de pazarlıyor.</p>
<p>“Güzellik seyredenlerin nasibidir”<sup>5</sup> der Halil Cibran. Öyledir fakat güzellik yalnız seyirlik bir varlık  değildir. Güzel olan tefekkürü harekete geçirir. Bir kez güzeli anladıysa insan, Gül’ü gül ile tartmak, dağı da dağın üstüne, heybetli olanın yanma koymalı. Her şey dengiyle güzel. Her şeye yaradılışına uygun bir üs­lupla yaklaşılmak</p>
<p>Güzelin saygınlığı zaman zaman savrulmalar, da­ğılmalar, gerilemeler yaşasa da aslına dönmek için ver­diği çabadan, kendi özünü kavramak ve korumak için gösterdiği sürekli gayretten ileri gelir. Güzelin kıyası ol­maz, güzellik kıyaslanmaz. Kıyas kendini geliştirmek, olgunlaşmak, güzelliğe erişmek, huylarını güzelleştir­mek içinse iyidir. Aksi hâlde her tür kıyas hasedi, fe­sadı, kötülüğü, huzursuzluğu, mutsuzluğu getirir ve inşam aşağı çekerek değersizleştirir.</p>
<p>Hatice Ebrar Akbulut &#8211; İncelmiş Vakitler,syf:19-29</p>
<p><strong>Dipnotlar:</strong></p>
<p>1.Martin Heidcgger, <em>Kendileyiş,</em> Çev.: Ömer Faruk Pek.«A Dergah Yay., 2022, İst., s. 56.</p>
<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7"><sup>[2]</sup></a> Galenos, <em>Ruhun Duygulanımlarının ve Hatalarının Teşhis Tedavisi,</em> Çev.: Nur Nirven, Albaraka Yay., 2023, İst., s. 46</p>
<p>3-Kehf,18/7</p>
<p>4.Benjamin, <em>Pasajlar,</em> Çev.: Ahmet Cemal, YKY, 2017, İst, B2.</p>
<p>5.Halil Cibran, <em>Bir Gözyaşı Bir Gülümseme,</em> Çev.: Kenan fc- nalioğlu, Türkiye tş Bankası Kültür Yay., 2023, İst, s. 26.</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/guzel-itibarini-ruhundan-alir/">Güzel itibarını Ruhundan Alır</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/guzel-itibarini-ruhundan-alir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güzeliğe Hadd ü Kenar Olmaz</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/guzelige-hadd-u-kenar-olmaz/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/guzelige-hadd-u-kenar-olmaz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Feb 2024 09:27:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Hatice Ebrar Akbulut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilimcephesi.com/?p=26868</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güzelliğe hadd ü kenar olmaz. Her ayrıntı, her detay güzelliğin asli unsuru olabilir. Güzellik o meşhur ifadeyle “bölünmez bir bütünlüktür.” İnsanın ruh, beden ve melekelerine dair her incelik, her fizik ve metafizik unsur güzelliğe dâhildir. Güzel, bir metin bütünselliği içinde hasletlerini bozmadan onlar arasındaki insicamı ve irtibatı sağlama çabasındadır. Bu çaba, sürekli bir çabadır. Güzel, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/guzelige-hadd-u-kenar-olmaz/">Güzeliğe Hadd ü Kenar Olmaz</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="__nuxt">
<div id="__layout">
<div class="layout layout-detail">
<div class="layout-content">
<div class="ys-mobile-header">
<div class="ys-mobile-header__top">
<div class="container">
<div class="center"><a href="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/images13.jpg"><img decoding="async" class="size-full wp-image-7257 aligncenter" src="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/images13.jpg" alt="" width="200" height="252" /></a></div>
</div>
</div>
</div>
<div class="layout__inner">
<div class="page main-detail-page detail-page" data-fetch-key="Detail:0">
<div class="wrapper">
<div class="detail-page-container">
<div id="3710643" class="detail-page-news-content">
<div class="detail-page-content">
<div class="detail-page-left-column">
<div class="item">
<div class="ys-news-detail">
<div class="content">
<div class="ys-detail-content">
<div class="ys-detail-content-area">
<p class="ys-paragraph-node">Güzelliğe hadd ü kenar olmaz. Her ayrıntı, her detay güzelliğin asli unsuru olabilir. Güzellik o meşhur ifadeyle “bölünmez bir bütünlüktür.” İnsanın ruh, beden ve melekelerine dair her incelik, her fizik ve metafizik unsur güzelliğe dâhildir. Güzel, bir metin bütünselliği içinde hasletlerini bozmadan onlar arasındaki insicamı ve irtibatı sağlama çabasındadır. Bu çaba, sürekli bir çabadır. Güzel, bir boyutuna değil bütün dikkatiyle iç bütünlüğüne özen gösterir. Suretini siretinden, bedenini ruhundan, aklını kalbinden bağımsız düşünürse parçalanacağını bilir.</p>
<p class="ys-paragraph-node">Yalnızca gözün gördüğüyle sınırlı bir güzellik tanımı insan için eksik, hatta yanlıştır. İnsan yüzünde, sözünde, bakışında taşıdığı anlam ve derinlikle güzeldir. Hâl ve tavırlarında, davranışlarında, duyuşunda, sözünde zekâ pırıltısı taşıyandır “esas güzel.” Güzellik zıtlıklar içindeki uyum, benzerlikler içindeki başkalıktır. Bu yüzden güzellik, seyredilesi olmaktan daha çok düşünülesi, dikkat edilesi bir şeydir.</p>
<p class="ys-paragraph-node">İnsanın insanlara iyi, güzel ve temiz görünmek istemesi tabiidir. Aksi hâl ise kendini ihmal etmektir. Ne var ki insanın kendi görünümüne ilgisi arttıkça kendiliğine dair asli/manevi ilgileri azalır. Güzellik dışta arandığında ve dış görünüşle sınırlandığında “görüntü” “içe”, “fotoğraf” “gönüle” galebe çalar. Dış güzelliği içeride besleyen safi bir güzellik yoksa o güzellik aldatıcı, donuk ve metalik bir güzelliktir. Bu güzellik, insanı hüsrana uğratabilir.</p>
<p class="ys-paragraph-node">Dış güzelliğin iç kusurları görünmez kılması, dıştaki kusurun içteki güzelliği görünmez kılmasından fenadır. Hazin olan, insanın kendini aldatmasıdır. Güzelliğin sakladığı sahtelik aşikâr olduğunda muhabbet kesilir ve insan, kendi aldanışıyla yüzleşir. Güzellik bazen hileli olabilir, buna karşı daimî ihtiyat gerekir. İçinde “güzellik” olmayan ne kadar çok “güzel” var. Kendinden öte bir güzellik taşıyansa ne kadar nadidedir. Güzel, kendisini anlayana muttasıl tazelenen bir muhabbet verir.</p>
<p class="ys-paragraph-node">Güzel, hariçten belirlenen güzellik ölçülerini aşarak kendi güzellik ölçütüne bağlı kalandır. Kendinin farkında olan, asaletine, vakarına, iç bütünlüğüne sahip çıkan kimse endüstrinin, tüketimin, modanın ruhunu rehin almasına izin vermez. Çünkü o hiçbir standarda tâbi tutulamaz. Güzelliğin göreceli olduğu her zaman söylenir ama ondan bir meta gibi söz edilemez. Bu bahiste son sözü göz değil, bakış söyler. Güzelliği algılamak onu gören gözün bakışına bağlıdır. Güzellik, bir kez bakılmakla güzelliğine kanaat edilen bir şey değildir. Güzellik sevilir. Sevilir, çünkü güzelliği keşfin sonu yoktur. İnsan güzele baktıkça oluşun/yaratılışın her an yenilendiğini, yeniden yaratıldığını hisseder.</p>
<p class="ys-paragraph-node">Güzeller birbirine ruhça benzeyebilir ve birbirinin aynı davranışlar sergileyebilir. Fakat birinin diğerini taklit ettiği yerde yok olur güzellik. Estetik müdahale ile elde edilen güzellik, hakikatli ve sahici olmadığından ruhsuz ve içtenliksizdir. Estetik müdahalenin bu kadar sıradanlaşması güzele olan inancı zedeler. Öyle ki bugün hemen her doğal güzelliğin ardında “küçük dokunuşlar” diye masumlaştırılan hileler düşünülüyor. Güzelleşmek adına yapılan ve bir türlü sonu gelmeyen her dokunuş, güzelliğe inancı sarstığı gibi insanı estetik endüstrisinin kölesi hâline getirir. Estetik güzelliği tüketir.</p>
<p class="ys-paragraph-node">Güzellik bahsi belki de daha ziyade ahlakın konusu olarak ele alınmalı. Ruhun sadeleşmesi ve arınması, olumsuz düşüncelerden kurtulması şüphesiz dinin, felsefenin, ahlakın en önemli meselesidir. Bu bahiste ilaveten söylenecek şey, arınmanın bir gereğinin de güzellik bilgisiyle mümkün olduğudur.</p>
<p class="ys-paragraph-node">Güzelliği anlamayan, kendini/ruhunu güzelleştirmek için bir çabaya girmez. Hem kendine hem de güzel olarak gördüğüne hoyrat ve kaba davranır. İnsanın kumaşını güzele bakışı ele verir. Güzellik konusunda hususi tercihler yapmayı başaramamış insanların, ahlaki tercihlerinin de isabetli olamayacağını söylemişti İsmet Özel. Güzelin rengini merhametten aldığını düşünen şair, güzelliğe de elbette bu zaviyeden bakar.</p>
<p class="ys-paragraph-node">İnsan düşünce ve davranışlarını sürekli terbiye ederek, kendini sürekli denetleyerek, bakışını sürekli incelterek güzellik anlayışını da ruhuyla birlikte geliştirir, olgunlaştırır. Güzellik bahsinde yoğunlaşmak insanın kendisi hakkında düşünmesini sağlar. Her insan, her varlık yaratılış/oluş itibariyle bizatihi güzeldir. Bazıları bunu fark eder, bazıları da kendinin dahi farkına varmaz.</p>
<p class="ys-paragraph-node">Fatma Aliye’nin “Refet”i güzelliğin toplum içinde nasıl algılandığını daha çocukken anlar ve kendinde olmadığını düşündüğü güzellikle acımasızca yüzleşir. Toplum nezdinde saygı görmenin, kendini sevdirmenin, ilim öğrenmenin ve iş sahibi olarak toplum yararına emek ve değer üretmenin yüz güzelliğinden daha öte bir kıymet olduğunu ısrarla savunur hayatı boyunca. Dış güzellik vefasızdır, gelip geçicidir. Üstelik iyi ve mutlu olmanın, sevmenin ve sevilmenin garantisi de değildir.</p>
<p class="ys-paragraph-node">“Har içinde biten gonca gül” misali, insan çektiği zorluklarla, biriktirdiği hikâyelerle güzelleşir. Kökünü suyun derinliklerine salarak suyun yüzeyine çıkmayı başaracak kadar güçlü ve dirençli bir nilüfer temsil eder güzelliği. Şule Gürbüz, güzelin güzel olmak ve güzel kalmak için ödediği bedeli ne güzel ifade eder: “Hangi taş ezdi seni, tadın böyle güzelleşmiş.” Biz de nadiren hayran kaldığımız güzellikler karşısında tam da bunu demek istemez miyiz?</p>
<p class="ys-paragraph-node">Zorluk gördüğünde kaçmayan, elverdiğince güçlüklerle beraber yürüyen, küçük güzelliklerin kendini kıymetli bir yere taşıdığını kavrayan insanlar çabuk olgunlaşır. Onlar vakitsiz açan çiçekler gibi erkenden solmaz; bir kere açmışsa sonrası hep direnmektir onun için. Refet, diğer kabiliyetleriyle güzelliğin çok boyutlu ve çok sesli olduğunu kavramıştır. Biz de eğer içimizdeki Refet’e kulak verebilirsek bir insanı dünyada farklı (ve esasında güzel) kılan şeyin kendine özgü keyfiyeti olduğunu duyar ve görürüz.</p>
<p class="ys-paragraph-node">Güzelliğe dair söz uzar gider. “Bu aşk bir bahri ummandır, buna hadd ü kenar olmaz” vesselam.</p>
</div>
</div>
<div class="embed-bottom-ad detail-page-advertisement__container detail-end-ad"></div>
<div class="tag-content">
<div class="ys-news-tag">Hatice Ebrar Akbulut &#8211; Güzelin Serzenişi,syf:37-41</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/guzelige-hadd-u-kenar-olmaz/">Güzeliğe Hadd ü Kenar Olmaz</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/guzelige-hadd-u-kenar-olmaz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güzelin Serzenişi</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/guzelin-serzenisi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/guzelin-serzenisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Feb 2024 08:45:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Hatice Ebrar Akbulut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilimcephesi.com/?p=26860</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güzellik histir, sezgidir. Sezen bakış, güzelliğin ipuçlarını, alâmetlerini görmese de onu duygu yoluyla tanır. İşte bu, güzelliğin sezgisel kavranışıdır. Bazen bir insanı tanımadan kalbimiz ona ısınır. Sıkıntı içindeyken ümidimiz bize yollar açar. İstediğimiz şey olmadığında yeniden başlar, her seferinde inancımıza kuvvetle sarılırız. Sahip olduklarımızı kaybedebilir, güvendiklerimizden yara almış olabiliriz. İyi olacağını düşündüğümüz şeyden kötülük, musibet [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/guzelin-serzenisi/">Güzelin Serzenişi</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<header class="header header-666666">
<div class="container">
<div class="row">
<div class="col-md-24"><a href="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/vav_islam_hat_guzellik-1-1.jpg"><img decoding="async" class="size-medium wp-image-22244 aligncenter" src="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/vav_islam_hat_guzellik-1-1-293x300.jpg" alt="" width="293" height="300" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/vav_islam_hat_guzellik-1-1-293x300.jpg 293w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/vav_islam_hat_guzellik-1-1.jpg 494w" sizes="(max-width: 293px) 100vw, 293px" /></a></div>
</div>
</div>
</header>
<section class="main">
<div id="article-list" class="content">
<div class="content-group" data-content="news" data-id="3833486">
<div class="container">
<div class="row">
<div class="col-md-24">
<article class="main-col">
<div class="text text-666666">
<p class="non-card">Güzellik histir, sezgidir. Sezen bakış, güzelliğin ipuçlarını, alâmetlerini görmese de onu duygu yoluyla tanır. İşte bu, güzelliğin sezgisel kavranışıdır. Bazen bir insanı tanımadan kalbimiz ona ısınır. Sıkıntı içindeyken ümidimiz bize yollar açar. İstediğimiz şey olmadığında yeniden başlar, her seferinde inancımıza kuvvetle sarılırız. Sahip olduklarımızı kaybedebilir, güvendiklerimizden yara almış olabiliriz. İyi olacağını düşündüğümüz şeyden kötülük, musibet sandığımızdan da iyilik görebiliriz. Hayat, insanı umduğunda yanıltarak ve ummadığına şaşırtarak büyütür, olgunlaştırır. Hissiyatı ve sezgisi güzel olanın hayatında her şeye rağmen bir çiçeklenme ânı muhakkak olacaktır.</p>
<p class="non-card">Güzellik, bakışın muttasıl ilerlemesi, serpilip gelişmesidir. Âdil bir bakışla hayata bakabilmedir. Bakışımız, görgü ve tecrübeyle zannın kötüsünden arınır. Bakışını eğiten sözüne, duruş ve tavrına bir ifade katar. İnsanın bütün eylemleri, bakışını yansıtır. Güzellik duygusu her insanda vardır lâkin bu duygunun ifade şekli, insandan insana değişir. Herkes iç dünyasının derinliği kadar kendindeki güzelliği aksettirir. İnsan iş tutma tarzı, duygu ve düşüncelerini ifade biçimiyle güzellikten ne anladığını söylemiş, göstermiş olur.</p>
<p class="non-card">Güzelliği ilkin göz ve kulakla algılarız. Ne var ki göz ve kulak kapansa yine de güzelin varlığı sezilir. İnsanın ruhu güzellikle konuşuyor, kalbi hüsnü zan ile doluyorsa güzeli uzaktan da ayırt eder. Ruhu güzele aşina olmayan, güzelliği alenî görse de bilemez. Bir şeyden nasiplenmek yalnızca ona kavuşmakla olmaz. İnsan olmasını çok istediği bir şey için ısrarla çabalarken başına neyin geleceğini, neyle imtihan olacağını hesaba katmaz. Çok güçlü bir duyguyla istediğimiz ve nihayetinde gerçekleşmeyen bazı şeyler, bizi büyük bir nedametten korur. Bazı şeyler için, bu şeyler her ne kadar güzel olursa olsun, ‘iyi ki nasip olmadı’ diye düşünmek de bakışın güzelliğidir.</p>
<p class="non-card">Hayatına dair bir bakış geliştirenler, arayışı/inancı/felsefesi olanlar güzelin sızısını duyabilir, onun yürüyüşüne katılabilir. Güzelin hâli herkesin mâlûmu değildir. Hâlin sirâyeti de güzelin yanında olma şartına bağlı değildir. Güzele içtenlikle meyil varsa onun hâli uzaktan da tesir eder. Hâlin hâle geçmesi, kalbe yayılıp nüfuz etmesi güzele duyulan derin bir merak ve alâka sebebiyledir. Güzelin artık hayatta olmayışı onu hayattan dışlamaz. Asırlar öncesinden bir insanla da pekâlâ bağ ve ünsiyet kurabiliriz. Kime ünsiyet kesbettiğimiz önemlidir. Kalbimiz onunla ya arınır ya da kirlenir.</p>
<p class="non-card">Güzelin dostluğunda kim diğerinde bir iyilik gördüyse ona tâbi olur. Tâbi olmak, güzelin yürüyüşüne katılmaktır. “Sana tâbi oldum” demek, sende bir güzellik gördüm ve onun ardından yürümek istiyorum, o güzellikten kendime bir dünya dokumak istiyorum demektir. Güzel ile yürümek zahmetlidir, sabır ister. Yürüyüşümüz boyunca bize eşlik edenler ve kendilerine eşlik ettiklerimiz olur. Dün olanlar bugün olmaz, uyuşmazlıklar, anlaşmazlıklar araya girer, yarın başkaları gelir, yoldaşlar değişir. Refik olacağımız birine ya rastlar ya rastlamayız ama yürüme ahlâkı olanı illâki iyi yoldaşlar bulur.</p>
<p class="non-card">Yol, istikâmet üzere olmalıdır. İstikâmet yolcunun yönelişi, merakı, niyeti, iyilik üzere sebatı, güzeli aramadaki ısrarıdır. Güzergâh yola aittir, onu çizemeyiz. İstikametse bize aittir, onu geliştirdiğimiz ölçüde hayatımıza biçim verir. Bazen çizgimiz ve yürüyüşümüz gayet seyrinde de olsa bazı üzücü durumlarla sınanırız. Her ne yaşıyorsak karakterimizin kuvvet bulması içindir. Güzel, yaşadığı hiçbir şeyin tevekkeli, boşuna ve öylesine olmadığının farkındadır.</p>
<p class="non-card">Karakteri sağlam kimselerle dostluk kurmak zordur. Bu zorluk, onların kibirli olmalarından değil, onların dostluğuna yaraşır olmak için kat edilecek yolun güçlüğündendir. Dostluğuna tâbi olduğumuz kimseyle düşünsel ortaklığımız nispetinde birbirimize muhabbetimiz artar. Gerçek dost, muhatabında güzellikler bulmayı ümit ettiği kadar onun da kendisinde neler gördüğüne, hangi niteliklerinin onu memnun ettiğine dikkat kesilir.</p>
<p class="non-card">Bir imajın ardına saklanan kendiliğinden güzel değildir. Onun kalbine eğildikçe güzelliği giderek silinir. Hakiki güzelinse kalbini serbeser dolaşsak ona hayran oluruz ama yine de ondaki ruh enginliğine eremeyiz. Mükerreren okunan bir kitabın, her okunuşta yeni bir kavramı anlam dünyamıza dahil etmesi gibi. Okuyuşun her merhalesinde metnin bir katmanının daha bize açılması gibi.</p>
<p class="non-card">Platon’un <em>Devlet</em>’inde güzellik düzendir, düzenliliktir. Ahengi bozan, ritmi kaçıran, eğreti duran her şey güzelin ruhunu zedeler. Sevgide aşırı gitmek, çılgınlık ve taşkınlık etmek, saflığı kirletecek herhangi bir davranışta bulunmak düzensizliktir. Güzel, denge üzere yürüyendir. Kendi taşkınlık, abartı ve kabahatleriyle yüzleşendir. Tedricen yürümek onun üslubudur. Güzel, kendini başkasının gözüyle görebildiği, kendi sığlığında kaybolmadığı için güzeldir. Sözgelimi dostluğuna tâbi olduğu kimsenin kendine iyi gelip gelmediğini kendi hâline bakarak anlar. Zafiyetleri artmışsa kendisinin karakterinde de gedikler vardır. Hâli eskisinden daha iyi olmuşsa ruhu benzerini bulmuştur.</p>
<p class="non-card">Güzellik, insanı içerden değiştirir, huylarını davranışlarıyla uyumlu hâle getirir. İçi dışı bir olmak denilen şey, yalnızca içteki güzelliğin dışa yansıması demek değildir. İçi dışı bir olan, özü sözü bir olandır, yani kötüyse kötülüğünü bir şekilde izhar eden, iyiyse de iyiliği kendiliğinden aşikâr olandır.</p>
<p class="non-card">Kendi aklının kılavuzluğunda yürürken başkalarından destek alan, diğer insanların eylemlerine bakarak ilerleyen, bu ilerleyişte kendi düşünce zeminini sağlam tutan, doğru, makul ve mantıklı bir düşünme biçimiyle yol alan kimse, ahlâkî bakımdan kendini yetiştirmenin peşindedir. Ahlâken olgunlaşmış insanlar, kendi yeterlilik ve yetkinliklerini gördükleri kadar eksikliklerini de gören ve kabul eden kimselerdir. Hata ve noksanıyla yüzleşmeyen, cehaletini gidermek için bir yola revan olmayan, bir işaretin izini sürmeyen kimse ise ahlâken güdük kalır, hiçbir itici güçle de gelişemez.</p>
<p class="non-card">Kişilikli kimse, kendini güzelin terazisinde tartar. Güzellik dersleri, insana ölçülü olmayı tâlim ettirir. İnsan güzelden görerek, duyarak onun hâliyle hâllenir ve güzellik onun da karakteri olur. Artık herkesi memnun etmek gibi bir sorumluluğu olmadığının bilincindedir. Hayatı güzelleştiren şey, her durumda ölçüyü korumak, ölçülü tavır takınmaktır. Herkesi memnun etmeye çalışan önce kendine saygısını yitirir, ölçü ve itidali kaybeder. Herkesi memnun etmeye çalışmanın sonu, kendinden usanmaktır. Güzel olan kendinden usanmaz, kendinden usandıracak yolda tek bir adım atmaz.</p>
</div>
<div class="i-amphtml-slides-container i-amphtml-slidescroll-no-snap" tabindex="-1" aria-live="polite">
<div class="i-amphtml-slide-item i-amphtml-slide-item-show"></div>
<div class="i-amphtml-slide-item i-amphtml-slide-item-show"><strong>Hatice Ebrar Akbulut &#8211; Güzelin Serzenişi,syf:9-14</strong></div>
</div>
</article>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</section>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/guzelin-serzenisi/">Güzelin Serzenişi</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/guzelin-serzenisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Johann Wolfgang Von Goethe &#8211; Goethe Der ki&#8230;   Alıntılar</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/johann-wolfgang-von-goethe-goethe-der-ki-alintilar/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/johann-wolfgang-von-goethe-goethe-der-ki-alintilar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Sep 2021 15:23:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikmetli Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel]]></category>
		<category><![CDATA[Goethe]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh]]></category>
		<category><![CDATA[Tartışma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilimcephesi.com/?p=25146</guid>

					<description><![CDATA[<p>Müziği, zevk almak yoluyla olmaktan çok, düşünce yoluyla yani genel olarak tanırım. &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212; Yalın güzeli, güzelden anlayan değerlendirir, Süslü ise yığına seslenir. &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212; Hayatın sonuyla başını birleştirebilen insan, en mutlu insandır. &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212; İnsan özgür olmak için kendine hakim olmayı bilmelidir. &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212; İnsanın ruhu suya benzer su gibi Gökten iner Göğe çıkar, Sonra gene yere İnmesi [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/johann-wolfgang-von-goethe-goethe-der-ki-alintilar/">Johann Wolfgang Von Goethe – Goethe Der ki…   Alıntılar</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-25290 aligncenter" src="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2021/07/kitap_1502021196-300x200.jpg" alt="" width="357" height="238" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2021/07/kitap_1502021196-300x200.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2021/07/kitap_1502021196-360x240.jpg 360w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2021/07/kitap_1502021196-277x184.jpg 277w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2021/07/kitap_1502021196-296x197.jpg 296w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2021/07/kitap_1502021196-270x180.jpg 270w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2021/07/kitap_1502021196-370x247.jpg 370w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2021/07/kitap_1502021196-236x157.jpg 236w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2021/07/kitap_1502021196.jpg 450w" sizes="(max-width: 357px) 100vw, 357px" /></p>
<p>Müziği, zevk almak yoluyla olmaktan çok, düşünce yoluyla yani genel olarak tanırım.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Yalın güzeli, güzelden anlayan değerlendirir,</p>
<p>Süslü ise yığına seslenir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Hayatın sonuyla başını birleştirebilen insan, en mutlu insandır.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>İnsan özgür olmak için kendine hakim olmayı bilmelidir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>İnsanın ruhu suya benzer su gibi</p>
<p>Gökten iner</p>
<p>Göğe çıkar,</p>
<p>Sonra gene yere</p>
<p>İnmesi gerek</p>
<p>Ebediyen değişerek. Gesang der Geister über den Wassern</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Müslümanların, eğitimlerine hangi öğretilerle başladıkları son derece ilginçtir. Dinde temel olarak gençlerini şu inanca bağlıyorlar: Her şeye yön veren Allah&#8217;ın daha ezelden nasip ettiğinden başka bir şey gelmez insanın başına. Ve işte bu inançla bütün bir ömür için donaulmış, rahatlamış oluyorlar ve başka şeylere pek ihtiyaçları kalmıyor.</p>
<p>Gesprâche mit Eckermann</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Matematikçiler tuhaf adamlar! Başardıkları büyük şey sayesinde kendilerini evrensel bir lonca sayıyorlar ve kendi çevrelerine uymayan, organlarının işlem yapamayacağı hiçbir şeyi kabul etmek istemiyorlar.</p>
<p>Max. und Ref 1277</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Cahiller, bilenler tarafından bin yıl önce cevaplandırılmış olan şeyleri sorarlar.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Sorunlar</p>
<p>Acelikle düzelmez.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Karşi gelip tartışanlar bir ara şunu düşünmeli: Her dil herkes için &#8216;anlaşılır&#8217; değildir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Ne kadar çok ana baba çocukların selametini bilmiyor ve onların en açık duygularına karşi sağır!</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Kelimelerin söyleyemediği şeyi, bırak susmakla söyliyeyim.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>En iyisi, size bir sır vereyim;</p>
<p>Önce kendi aynanıza bakın!</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>İnsanın en iyi yardımı, kendi kendisine yaptigı yardimdir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Tökezleyerek de epey yol alınır, yeter ki düşüp kalmasın insan.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Hep şunu gördüm ki, ikaz edici belirtilere hiçbir insan önem vermiyor; dikkader genellikle hoş görünen ve bir şeyler vaat edenlere yöneliyor ve yalnız onlara inanç, canlılığını koruyor.</p>
<p>Wahiverwandischaften I, 18</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Bir başkasıyla, bildiğimi sandığım bir şey hakkında konuştum! hemen onu daha iyi bildiğini sanıyor ve ben de hep kendi bilgimle kendi içime geri dönmek zorunda kalıyorum.</p>
<p>Max. und Refi, 595</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Çeviride, çevrilmesi imkânsızın sınırına kadar dayanmalı; işte ancak o zaman bir yabancı milletin ve yabancı dilin farkına varılmış olur.</p>
<p>Max. und Ref. 1056</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Çeviride ne olursa olsun yabancı dille doğrudan doğruya savaşa girmeye kalkmamalı. Çevirilemeze kadar dayanıp bunun karşısında saygı duymalı, çünkü her bir dilin değeri ve karakteri işte oradadır.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Bıktırmakla hiçbir şey kazanılmaz.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Fizik yapımız, toplum hayatımız, geleneklerimiz, alışkanlıkla, dünya bilgeliği, felsefe, din ve hayatta bazı tesadüfler, her şey, her şey bize fedâkârlıkta bulunmamız gereğini haykırıyor. ”</p>
<p>Dichtung und Wahrheit IV 16</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Bir millet, kendi edebiyati olduğu sürece hüküm verebilir ve cağdaş dünyayı olduğu gibi geçmişi de anlar.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Bu nedenle denir ki yabancı bir milletin bütün durumu göz önünde tutulmadan onun edebiyatını ne anlamak ne de hissetmek mümkündür.</p>
<p>Hotzig&#8217;e, 11.11.1829</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Şair ruhun yarattığı şey, gene bir ruh tarafından algılanmalıdır. Soguk bir analiz, şiiri harap eder ve gerçeği ortaya çıkarmaz. Hiçbir şeye yaramayan ve yalnızca rahatsız eden cam kırıkları kalır meydanda.</p>
<p>Luden, 19.8.1806</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Bir yıkıcı eleştiri var, bir de verimli eleştiri. Birincisi çok kolaydır, çünkü ne kadar sınırlı olursa olsun, kafasında herhangi bir ölçü, herhangi bir örnek kurup sonra da cesaretle önündeki kitabın buna uymadığına, bu yüzden işe yaramayacağına inandırmak yetiyor; böylece de sanatçıya karşı her türlü sorumluluktan kurtulunmuş oluyor. Verimli eleştiri epeyce daha güç. Onun soruları şöyle: Yazar ne yapmak istemiş? Bu plan akıllı ve anlaşılır bir şey mi? Onu uygulamayı ne kadar başarabilmiş? Bu sorular anlayışlı ve sevgiyle cevaplandırılınca yazara yardım etmiş oluruz; o da sonraki çalışmalarında şüphesiz ilerlemeler kaydeder ve eleştirimize karşı yükselir.</p>
<p>Sehriften zur Literatur. Teilnahme Goethes an Manzoni 11 conte di Car magnola noch einmal</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Bizden en çok istenen şey, kendimizi yetiştirmemizdir. Kötü örneklerle yanlış yetiştirmekten korkmasak, nasıl yetişeceğimiz önemsiz bir şey olurdu.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Uyarı ve azarlamayla, ahlâkçılık ve vaızla, kötü sonuçlardan korkutarak, cezalarla tehdit ederek bazı insanları kötülükten uzak tutmak mümkündür. Ama eğer çocukların ve yetişkinlerin kendileri hakkında düşünmeleri sağlanırsa, onlarda çok daha yüksek bir kültür yerleştirilmiş olur.</p>
<p>****</p>
<p>Kartal havada havaya, zirvelerde zirvelere alışır, Vergleichende Anatomie IV</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Sabretmeye alıştıysan, inan bana, çok şey yapmışsın.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Pek çokları araçlarla amacı birbirine karıştırıyorlar, amacı göz önünde tutmaksızın araçlardan zevk alır oluyorlar.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Atalar sözüdür: Kendi ocağın, Terbiyeli karın: Bunlar altınlara, incilere bedeldir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Dengi dengine! Yalnız böylesi dogrudur.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Kalp neyle doluysa, dudaklardan dökülür gider.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Gereğinden çok şey talep etmek gizli bir gururdur.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Hiçbir insanın dünyaya bakışı öteki insanlara benzemez; ve farklı karakterler çoğunlukla aynı ilkeyi farklı uygulayacaklardır.</p>
<p>sehriften zur Kunst. Propylöen</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Hiçbir zaman</p>
<p>Karşı cıkmaya aldanma.</p>
<p>Cahillerle tartışırken</p>
<p>Bilgeler bile cehalete kapılır.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Son derece okunmaya değer ama okunmaya elverişsiz kitaplar vardır; bunun tersi de olabilir</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Kuran&#8217;ın üslubu, özüne ve amacına uygun olarak ciddi, muazzam, dehşetli, yer yer de gerçekten yüce. Böylece çivi çiviyi söküyor ve kitabın o büyük etkisine kimsenin şaşmaya hakkı yok. Değil mi ki asıl hayranları onu yaratılmış değil de Tanrı gibi ölümsüz ilân etmişlerdir?</p>
<p>West. Öst. Divan. Noten und Abhandlungen</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Eski bir deneyimdir: Değerli bir şey kendini gösterdi mi, karşıt olarak âdilik, muhalefet ortaya çıkar. Bırakalım çıksın, iyiyi baskı altında tutamazlar,</p>
<p>E von Müller 23.11.1823</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Bir millet için iyi olan şey, bir başkasını taklit etmeden yalnizca onun kendi özünden ve kendi genel ihtiyacından ortaya çıkan şeydir</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>İster kral olsun ister değersiz biti</p>
<p>En mutlu insan</p>
<p>Evinde rahatı olandır.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Yalın güzeli, güzelden anlayan değerlendirir,</p>
<p>Süslü ise yığına seslenir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Hayatın sonuyla başını birleştirebilen insan, en mutlu insandır.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>İnsan özgür olmak için kendine hakim olmayı bilmelidir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>İnsanın ruhu suya benzer su gibi</p>
<p>Gökten iner</p>
<p>Göğe çıkar,</p>
<p>Sonra gene yere</p>
<p>İnmesi gerek</p>
<p>Ebediyen değişerek. Gesang der Geister über den Wassern</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Müslümanların, eğitimlerine hangi öğretilerle başladıkları son derece ilginçtir. Dinde temel olarak gençlerini şu inanca bağlıyorlar: Her şeye yön veren Allah&#8217;ın daha ezelden nasip ettiğinden başka bir şey gelmez insanın başına. Ve işte bu inançla bütün bir ömür için donaulmış, rahatlamış oluyorlar ve başka şeylere pek ihtiyaçları kalmıyor.</p>
<p>Gesprâche mit Eckermann</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Matematikçiler tuhaf adamlar! Başardıkları büyük şey sayesinde kendilerini evrensel bir lonca sayıyorlar ve kendi çevrelerine uymayan, organlarının işlem yapamayacağı hiçbir şeyi kabul etmek istemiyorlar.</p>
<p>Max. und Ref 1277</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Cahiller, bilenler tarafından bin yıl önce cevaplandırılmış olan şeyleri sorarlar.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Sorunlar</p>
<p>Acelikle düzelmez.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Karşi gelip tartışanlar bir ara şunu düşünmeli: Her dil herkes için &#8216;anlaşılır&#8217; değildir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Ne kadar çok ana baba çocukların selametini bilmiyor ve onların en açık duygularına karşi sağır!</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Kelimelerin söyleyemediği şeyi, bırak susmakla söyliyeyim.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>İnsanın en iyi yardımı, kendi kendisine yaptigı yardimdir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Tökezleyerek de epey yol alınır, yeter ki düşüp kalmasın insan.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Hep şunu gördüm ki, ikaz edici belirtilere hiçbir insan önem vermiyor; dikkader genellikle hoş görünen ve bir şeyler vaat edenlere yöneliyor ve yalnız onlara inanç, canlılığını koruyor.</p>
<p>Wahiverwandischaften I, 18</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Bir başkasıyla, bildiğimi sandığım bir şey hakkında konuştum! hemen onu daha iyi bildiğini sanıyor ve ben de hep kendi bilgimle kendi içime geri dönmek zorunda kalıyorum.</p>
<p>Max. und Refi, 595</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Fizik yapımız, toplum hayatımız, geleneklerimiz, alışkanlıkla, dünya bilgeliği, felsefe, din ve hayatta bazı tesadüfler, her şey, her şey bize fedâkârlıkta bulunmamız gereğini haykırıyor. ”</p>
<p>Dichtung und Wahrheit IV 16</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Bir millet, kendi edebiyati olduğu sürece hüküm verebilir ve cağdaş dünyayı olduğu gibi geçmişi de anlar.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Bu nedenle denir ki yabancı bir milletin bütün durumu göz önünde tutulmadan onun edebiyatını ne anlamak ne de hissetmek mümkündür.</p>
<ol start="11">
<li>Hotzig&#8217;e, 11.11.1829</li>
</ol>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Bir yıkıcı eleştiri var, bir de verimli eleştiri. Birincisi çok kolaydır, çünkü ne kadar sınırlı olursa olsun, kafasında herhangi bir ölçü, herhangi bir örnek kurup sonra da cesaretle önündeki kitabın buna uymadığına, bu yüzden işe yaramayacağına inandırmak yetiyor; böylece de sanatçıya karşı her türlü sorumluluktan kurtulunmuş oluyor. Verimli eleştiri epeyce daha güç. Onun soruları şöyle: Yazar ne yapmak istemiş? Bu plan akıllı ve anlaşılır bir şey mi? Onu uygulamayı ne kadar başarabilmiş? Bu sorular anlayışlı ve sevgiyle cevaplandırılınca yazara yardım etmiş oluruz; o da sonraki çalışmalarında şüphesiz ilerlemeler kaydeder ve eleştirimize karşı yükselir.</p>
<p>Sehriften zur Literatur. Teilnahme Goethes an Manzoni 11 conte di Car magnola noch einmal</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Bizden en çok istenen şey, kendimizi yetiştirmemizdir. Kötü örneklerle yanlış yetiştirmekten korkmasak, nasıl yetişeceğimiz önemsiz bir şey olurdu.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Pek çokları araçlarla amacı birbirine karıştırıyorlar, amacı göz önünde tutmaksızın araçlardan zevk alır oluyorlar.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Atalar sözüdür: Kendi ocağın, Terbiyeli karın: Bunlar altınlara, incilere bedeldir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Kalp neyle doluysa, dudaklardan dökülür gider.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Gereğinden çok şey talep etmek gizli bir gururdur.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Hiçbir insanın dünyaya bakışı öteki insanlara benzemez; ve farklı karakterler çoğunlukla aynı ilkeyi farklı uygulayacaklardır.</p>
<p>Sehriften zur Kunst. Propylöen</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Hiçbir zaman</p>
<p>Karşı cıkmaya aldanma.</p>
<p>Cahillerle tartışırken</p>
<p>Bilgeler bile cehalete kapılır.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Son derece okunmaya değer ama okunmaya elverişsiz kitaplar vardır; bunun tersi de olabilir</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Kuran&#8217;ın üslubu, özüne ve amacına uygun olarak ciddi, muazzam, dehşetli, yer yer de gerçekten yüce. Böylece çivi çiviyi söküyor ve kitabın o büyük etkisine kimsenin şaşmaya hakkı yok. Değil mi ki asıl hayranları onu yaratılmış değil de Tanrı gibi ölümsüz ilân etmişlerdir?</p>
<p>West. Öst. Divan. Noten und Abhandlungen</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Eski bir deneyimdir: Değerli bir şey kendini gösterdi mi, karşıt olarak âdilik, muhalefet ortaya çıkar. Bırakalım çıksın, iyiyi baskı altında tutamazlar,</p>
<p>E von Müller 23.11.1823</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Bir millet için iyi olan şey, bir başkasını taklit etmeden yalnizca onun kendi özünden ve kendi genel ihtiyacından ortaya çıkan şeydir</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/johann-wolfgang-von-goethe-goethe-der-ki-alintilar/">Johann Wolfgang Von Goethe – Goethe Der ki…   Alıntılar</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/johann-wolfgang-von-goethe-goethe-der-ki-alintilar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul: Süreklilik kafada kopunca!</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/istanbul-sureklilik-kafada-kopunca/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/istanbul-sureklilik-kafada-kopunca/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 May 2015 21:08:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İhsan Fazlıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[İdrak]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul: Süreklilik kafada kopunca!]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Duygu]]></category>
		<category><![CDATA[Eylem]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=6778</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8230;Her eylem, her eser, kişinin sahip olduğu fikrin, duygunun tecessüm etmesidir. Süleymaniye Külliyesi, bir fikrin, bir duygunun cisimleşmesidir; hatta bütün bir şehir, bir mananın/anlamın tecessüm etmiş halidir. Her ne ki içerisindedir kişinin o dışına vurur; kafada olmayan mekanda da olmaz çünkü. Ahmedî’nin dediği gibi: “Sanmagil fikr etmeden her işe el / Ki’olur evvel fikret ü [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/istanbul-sureklilik-kafada-kopunca/">İstanbul: Süreklilik kafada kopunca!</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/indir-121.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-6779" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/indir-121.jpg" alt="İstanbul: Süreklilik kafada kopunca! " width="399" height="251" /></a>&#8230;Her eylem, her eser, kişinin sahip olduğu fikrin, duygunun tecessüm etmesidir. Süleymaniye Külliyesi, bir fikrin, bir duygunun cisimleşmesidir; hatta bütün bir şehir, bir mananın/anlamın tecessüm etmiş halidir. Her ne ki içerisindedir kişinin o dışına vurur; kafada olmayan mekanda da olmaz çünkü. Ahmedî’nin dediği gibi: “<em>Sanmagil fikr etmeden her işe el / Ki’olur evvel fikret ü ahir amel</em>”; başka bir deyişle akıl, eylemi öncelemelidir. Özellikle yöneticiler bir işe kalkışırken heva ve heveslerine göre değil, akıllarına göre iş yapmalıdırlar.</p>
<p>Mehmed Şah Fenarî’nin <em>Enmuzec el-ulum</em>adlı eserindeki ifadesiyle: “Yönetici’nin düşüncesi, sözü ve eyleminden önce gelmeli; yalnızca işlere ilişkin inançlarla yetinmemelidir. Bundan dolayıdır ki Tanrı, Adem’i, kendisini diğer canlılardan ayıran <em>aklı</em> nedeniyle<em>halîfe</em> seçmiştir. Dolayısıyla Yönetici’nin eylemleri <em>akla</em> göre olmalıdır”. Cehaletten, bilgisizlikten iyi niyetin doğmayacağı bilinmeli, aklı dolaşık insanların sorunları çözmek değil, karmaşıklaştıracağı dikkate alınmalıdır. Çünkü siyaset, dolaştırmak, karmaşıklaştırmak değil, tertip etmek, düzenlemek; “un çuvalını tozutmadan yere koymaktır”; bunun da yolu bilmekten, bilenlerle yola çıkmaktan geçer. Yine Mehmed Şah Fenarî’nin deyişiyle: “Yönetici, adalet yolundan ayrılmamalı; bilginlerle beraber oturmalı, onlarla düşüp kalkmalıdır; çünkü -bilindiği üzere- doğru/kâmil siyasetin hem dış hem de iç etkisi ancak ve ancak <em>bilgi</em>’yle gerçekleşir”.</p>
<p><em>Güzel</em>’i tahakkuk ve tecessüm ettirmeyi kendine şiar edinmiş bir kültürün, medeniyetin mensupları olarak, duyarlılığımızı maddeye dökmek, işlemek, nakşetmek için <em>doğruluk</em>’u tespit etmiş olmamız gerekir. Çünkü bilgideki doğruluk sanatta güzellik adını alır; bu nedenle “doğru’yu bilen güzel eyler, güzeli eyler” denmiştir. Bütün bunlar da hesabı verilmiş bir anlam-değer dünyası’na sahip olmakla mümkündür. Hiçbir yumurtadan aslan çıkmaz; hiçbir aslan da civciv doğurmaz. Ne ki bilkuvve içkindir bir fikirde, bilfiil hale gelen de odur eylemde.</p>
<p>Aklî dünyamızdaki süreklilik bilgimizdeki doğruluğun, vicdandaki/anlam-değer dünyamızdaki süreklilik de eylemlerimizdeki güzelliğin sürekliliğini sağlar. Kişinin aklındaki kopukluk, fırtına, karışıklık bilgisine; vicdanındaki/anlam-değer dünyasındaki kopukluk, fırtına, karışıklık ise eylemine, eserine yansır. Ahmedî’nin “<em>Alem ilm [akıl] ü amel [adalet]dir</em>” demesi boşuna değildir; ilim ile amel, akıl ile adalet, hem akılda hem de vicdanda süreklilik isteyen durumlardır. İdrakî süreklilik bilginin sıhhatini, vicdanî süreklilik ise eylemin istikametini pekiştirir; biri doğruluğu diğeri güzelliği muhkem kılar.</p>
<p>İhsan Fazlıoğlu,Akıllı Türk Makul Tarih</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/istanbul-sureklilik-kafada-kopunca/">İstanbul: Süreklilik kafada kopunca!</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/istanbul-sureklilik-kafada-kopunca/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
