<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bayram Ali Çetinkaya | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/bayram-ali-cetinkaya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Jan 2020 21:37:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Bayram Ali Çetinkaya | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tefekkürün İzinde</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/tefekkurun-izinde/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/tefekkurun-izinde/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Jan 2020 15:19:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Bayram Ali Çetinkaya]]></category>
		<category><![CDATA[Benlik]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Fikir]]></category>
		<category><![CDATA[Kur’âni Tefekkür]]></category>
		<category><![CDATA[Mütefekkir]]></category>
		<category><![CDATA[Nebevi Tefekkür]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs]]></category>
		<category><![CDATA[Tedebbürden Tezekküre]]></category>
		<category><![CDATA[Teemmülden]]></category>
		<category><![CDATA[Tefekkür]]></category>
		<category><![CDATA[Tefekkürün İzinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilimcephesi.com/?p=23798</guid>

					<description><![CDATA[<p>Düşünme, zihin yorma, derin düşünme, işin şuuruna varma” gibi anlamlara gelen tefekkür, insana özgü bir fiildir. Onun sayesinde insan, diğer canlı ve cansızlardan ayrılmak­tadır. Düşünmek ve konuşmak, ‘en şerefli’ olma vesileleridir. Tefekkürün doğurttuğu özgün ve özgür düşünce fikirdir. Fikrin içinde düşünce, anlayış ve zihin bulunmaktadır. Doğru ve derin düşünen mütefekkir, zihniyet inşa eden âlim, âkil [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/tefekkurun-izinde/">Tefekkürün İzinde</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-22171 aligncenter" src="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/1670382_cb8964b814a0b48b78f84caeeb12f639.jpg" alt="" width="468" height="260" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/1670382_cb8964b814a0b48b78f84caeeb12f639.jpg 598w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/1670382_cb8964b814a0b48b78f84caeeb12f639-300x167.jpg 300w" sizes="(max-width: 468px) 100vw, 468px" /></p>
<p>Düşünme, zihin yorma, derin düşünme, işin şuuruna varma” gibi anlamlara gelen tefekkür, insana özgü bir fiildir. Onun sayesinde insan, diğer canlı ve cansızlardan ayrılmak­tadır. Düşünmek ve konuşmak, ‘en şerefli’ olma vesileleridir.</p>
<p>Tefekkürün doğurttuğu özgün ve özgür düşünce fikirdir. Fikrin içinde düşünce, anlayış ve zihin bulunmaktadır. Doğru ve derin düşünen mütefekkir, zihniyet inşa eden âlim, âkil ve ârif olan yetkin insandır.</p>
<p><strong>Fikirle Bilginin İnşası</strong></p>
<p>Fikir, bilgiyle inşa edilir. Bir başka ifadeyle bilgi sahibi ol­madan fikir sahibi olunmaz. Bilgi ise, isimler, kavramlar ve cümleler vasıtasıyla zihnin ürettikleridir. Bilginin yeni(den) öz­gün yorum ve keşiflere yönelmesi tefekkürle gerçekleşmektedir.</p>
<p>Cemadat (cansız), nebatat, hayvanat ve insan, tefekkürün konusudur. Bununla birlikte fiziğin ve metafiziğin ötesi, İlâhî a(o)lan da, tefekkürle zihnin yoğunlaşmasına vesile olan mev­zulardır/ sahalardır.</p>
<p>Göklerin ve yerin düşünülmesi, özelde ‘devenin yaratılması’, ‘göklerin yükseltilmesi’ ve ‘dağların dikilmesi’ canlı ve cansız olanın tefekkür edilmesiyle gerçekleşir.</p>
<p><strong>Nebevi Tefekkür</strong></p>
<p>İlk insan ve peygamber Hz. Âdem’in cennette şeytanın ves­vesesi ile tefekkürden yoksun kalması, onu bir başka tefekkür alanı olan tövbeye taşımıştır. Hz. Nuh’un gemiyi inşasında ve akabinde içindeki uzun süren tefekkürü, Hz. İbrahim’in onto- lojik ve kozmolojik tefekkürünü akla getirmektedir. Geçip ge­çici olanın karşısında Sonsuz ve Sınırsız olan Hakk Teâlâ’nın kudret ve azametini tefekkür, Hz. Yusuf’un zindandaki derin düşüncelerini beslemiştir.</p>
<p>İnsanlardan uzak sâkin yerlerde edilen tefekkür, Hz. Mu­sa’nın Tur dağındaki tezekkürüyle somutlaşmıştır. Yine sessiz ve yüce bir yer, Hira’daki tefekkür ve tezekkür, Son Peygamber’in (s) mücadele ve tebliğ sürecini güçlendirmiştir. Kutlu yol­culuğun ve hicretin tefekkürü, İki kişiden biri olan Hz. Ebu Bekr’in Sevr mağarasındaki muhasebesinde kemale ulaşmıştır.</p>
<p><strong>Çile İnsanın Tefekkürü</strong></p>
<p>Nefis ve bedenle muhasebe, çile insanın tefekkürüdür. Onun mahalli çilehanedir. Geceleri uyku gibi hazları yok eden tefek­kür, teheccüdle hayat bulur. İtikatla şahlanır, Ramazan la zir­veye ulaşır. Namazla miraca çıkar, Kudüs’e gece yürüyüşüyle is­tikamete vâsıl olur.</p>
<p>Ashab-ı Kehf’in tefekkürü, imtihanlar içinde geçer. Yeni­den doğuşlara kapı aralar, yürekleri nefeslendirir, karardıkları aydınlığın nuruna ulaştırır.</p>
<p>Tefekkür; geçmişi, anı ve geleceği düşünmektir. Yani geç­mişi, tarihi ve olayları düşünüp dersler çıkarıp, tedbir almaktır.</p>
<p>Anı (şimdiyi) düşünüp, nasıl ve ne şekilde hareket etme­mizi sağlamaktır.</p>
<p>Geleceği düşünüp, risk ve kazanımlara hazırlanıp, ona göre plan ve projeler yapmaktır.</p>
<p>Geçmişten geleceğe giden süreçte yaşanmış, yaşanan ve ya­lanacak olanı, derin ve kapsamlı düşünmek Hakk’ın bir ikra­mıdır. Onlardan ders ve ibretler çıkarıp, muhasebe ve murakabe ederek geleceğe hazırlanmak mütefekkirin görevidir.</p>
<p><strong>Mütefekkir Geleceğin İnsanıdır.</strong></p>
<p>Mütefekkir, geçmişin ve geleceğin insanıdır. Dert, kaygı, şüphe, merak, tefekkür insanının hammaddeleridir. O bunlarla hayat bulur, buhranlara karşı çözüm sunar. Aklî ve fikrî maraz­lar, mütefekkirin derin düşüncesinin konusudur.</p>
<p>Çözüm ve tedavi yolundaki fikir insanı, tefekkürün yardı­mına muhtaç olduğunu bilendir. İnsana ve cemiyete hayat ve­recek formül ve reçeteleri bulmanın/aramanın yükünü taşır. Fikir işçiliği ve zihin hamallığı, mütefekkirin aslî vazifesidir. O bu görevi, adeta İlâhî bir vazife gibi görür, aldım ve kalbini hatta bütün varlığım, bu ulvi amaca feda edecek kadar mesu­liyetinin bilincindedir.</p>
<p>Hâsılı, tefekkürün izindeki mütefekkir, hayatı ve öte hayatı keşfedebilen hakikat insanıdır.</p>
<p><strong>Tefekkürden Devşirilenler</strong></p>
<p>Tefekkür, insanın kendini bilmesini, tanımasını sağlayan; ye­tenek ve kabiliyetini keşfettiren bir zihin, akıl ve kalp eylemidir.</p>
<p>Tefekkür sayesinde insan, nefsin ve hazların sınırsız talep ve arzularını sınırlandırır, nefsini terbiye eder, ruhunu yücel­tir, hakikat insanı olur.</p>
<p>Tefekkür, insandaki zevkleri, zarafetle meşru alana taşır.</p>
<p>Aklı, sapkın ve batıldan korur. Aklî karışıklar içinde olan­ları salah (kurtuluş) limanına taşır.</p>
<p>Hakkı, hayat yolculuğunun mihengi yapar. Var edeni, Rabb’i bilmesine ve tanımasına yol açar. Böylece ‘ben ve şuur Rah­mana açılır.</p>
<p>Tefekkür, ümmeti ve insanlığı düşündürür. Var olanların akıbetini hayra çevirmek için, aklı âlemlere yönlendirir. Gönlü hakikat ve irfanla doldurur.</p>
<p><strong>Tefekkür Benliğini Muhasebe Eder</strong></p>
<p>Ben ve benliğini sorgular; böylece muhasebe yapar ve mu­hakeme ederek yargılar.</p>
<p>Nefsin ve aldın doymaz bilmeyen hırs ve ihtiraslarına gem vurur, ehlileştirir, meşru ortamda dengeler.</p>
<p>Canlı ve cansız mahlûkat, tefekkür sayesinde hayrın şem­siyesiyle muhafaza edilir.</p>
<p>Var edenin nimetlerini tefekkür etmek, Allah’a yaklaşmak ona kul olmakla mümkündür.</p>
<p>Hazları tasfiye etmek, hakikat ve hikmet tefekkürüyle ger­çekleşir.</p>
<p>Hikmet ve hakikat yoluna girenlerin tefekkürüyle başla­yan diriliş, kulu, Var Edeni müşahede ederek tezekkürün zir­vesine ulaştırır.</p>
<p><strong>Teemmülden/Tedebbürden Tezekküre</strong></p>
<p>İyice ve etraflıca düşünerek dünyevî çengellerden kurtul­mayı sağlayan teemmül, hakikati düşünerek, olayların vara­cağı son noktayı gözden geçirmek suretiyle tedebbürle tanış- tırır/buluşturur.</p>
<p>Yavaş yavaş anlayarak farkına varmayı sağlayan tefehhüm, kulun Allah’ın kudret ve azametini anlamasıyla tezekkür ev­resine geçer.</p>
<p>Aklederek, idrak ve kavramayı gerçekleştiren inanç sahibi, kaybettiği hikmeti elde etmek için tefekkür deryasına dalar. Zira hikmeti elde etmenin başlangıcı tefekkürdür. O da Al­lah’a yakın olup, O’ndan korkmaktır.</p>
<p>Ancak ilahi hediye olan hikmeti, Allah dilediğine verir. Ga­rip, yalnız ve münzevi olan mütefekkir, âlemleri sırtında taşı­yan zihin ve fikir erbabıdır. Zira o, değerler, idealler, amaçlar ve hedefleri konuşur ve düşünür.</p>
<p><strong>Kur’âni Tefekkür</strong></p>
<p>Konuşulan ve düşünülenlerin başında ise, Kur’ân’ı tefekkür gelir. Akıl, izan ve kalple tefekkür edilen Kelam-ı Kadîm, Al­lah’ı bilmek, düşünmek ve akletmek ister. Kerim Kitap Kur’ân, tefekkür erbabına sorular ve somut ifadelerle hitap eder:</p>
<p>Allah, size ayetleri böyle açıklar ki, düşünesiniz.’</p>
<p>‘Düşünüp anlayasınız diye Allah size ayetleri açıklar? ‘Gökler ve yer hakkında derin derin düşünürler? ‘Kör ile gören bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz? ‘Kıssayı anlat, belki düşünürler’</p>
<p>‘Düşünmediler mi ki&#8230;?</p>
<p>‘iyi düşünecek kavimler..?</p>
<p>‘Düşünen bir toplum için ibretler vardır?</p>
<p>‘Düşünen bir toplum için büyük bir ibret vardır?</p>
<p>‘Düşünüp anlasınlar diye Kur’ân’ı indirdik?</p>
<p>‘Düşünen kavim için büyük bir ibret vardır?</p>
<p>‘Hiç düşünmediler mi?’</p>
<p>‘Allah’a yönelin ve düşünün&#8230;’</p>
<p>‘İyi düşünecek bir kavim için ibretler vardır?</p>
<p>‘Bu misalleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz?</p>
<p>İbret alın..?</p>
<p>İbret ve hikmet nazarıyla bakmak?</p>
<p><strong>Tefekkür Özgünlüğe ve Özgürlüğe Kavuşturur</strong></p>
<p>Hasılı, tefekkür; Allah’ın emirlerini düşünmek ve ona uy­maktır.</p>
<p>Diğer yandan tefekkür, taklidi ve tekrarı engeller; insanı ez­bercilikten uzaklaştırarak özgünlüğe ve özgürlüğe kavuşturur.</p>
<p>Tefekkür, paketlenmiş manipülatif düşünceleri alaşağı eder. Çünkü o, en çok vahiyden beslenir. Bundan dolayı tefekkür âle­minde, akıl ile inanç birbiri ile savaşmaktan kurtulur.</p>
<p>Sonuç olarak düşünmek, varlığı, tarihi, sanatı, hayatı, ölümü hâsılı varlığı düşünmektir.</p>
<p>Fikir ve düşünce, insan ruhunun ve benliğinin cismanîleşmesidir.</p>
<p>Tefekkürün nuru ve ışığıyla gelecek inşa edilir, aydınlanır.</p>
<p>Tefekkür, tezekkür ve taabbudla Müslüman dünya ve in­sanlık, ruh ve gönül âlemini yeryüzünde inşa eder. Uzun süren tefekkürde bulunmak da, cennetin yollarını gösterir. Nitekim nimetleri düşünmek, en faziletli ibadetlerdendir.</p>
<p>Nihayetinde tefekkür, hakikat insanını büyük ilim ve bilgi sahibi yaparak en yüksek mutluluğu ve en yüksek iyiyi sun­maktadır.</p>
<p>Bayram Ali Çetinkaya -Hakikat Arayışında Akıl ve Kalp,syf:25-32</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/tefekkurun-izinde/">Tefekkürün İzinde</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/tefekkurun-izinde/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ilmin/Bilginin Yol işaretleri</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/ilmin-bilginin-yol-isaretleri/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/ilmin-bilginin-yol-isaretleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Jan 2020 15:17:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Özgüven]]></category>
		<category><![CDATA[İlim]]></category>
		<category><![CDATA[İlmin/Bilginin Yol işaretleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bayram Ali Çetinkaya]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Kanaat]]></category>
		<category><![CDATA[Sabır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilimcephesi.com/?p=23804</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlim, bilgiyi elde etmek üzere çıkılan uzun ve meşakkatli bir yolculuktur. Aşkla başlayan bu yolculuk, zihin ve kalbin bes- lendiği büyük manevî zevki vermektedir. Bilgiye; sabır, sebat, istikrar ve sevgiyle ulaşılır. Bunlardan biri eksik olursa, ilmin amaçları ve gayeleri yerine gelmemiş de­mektir. Bu kapsamda ömrünü ilme adamış olan bilge âlim Fuat Sezgin’in ilim taliplilerine tavsiyeleri [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ilmin-bilginin-yol-isaretleri/">Ilmin/Bilginin Yol işaretleri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class=" wp-image-23412 aligncenter" src="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/11/din-ve-bilim-catisir-mi_1527806321-300x200.jpg" alt="" width="336" height="224" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/11/din-ve-bilim-catisir-mi_1527806321-300x200.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/11/din-ve-bilim-catisir-mi_1527806321-360x240.jpg 360w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/11/din-ve-bilim-catisir-mi_1527806321-277x184.jpg 277w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/11/din-ve-bilim-catisir-mi_1527806321-296x197.jpg 296w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/11/din-ve-bilim-catisir-mi_1527806321-270x180.jpg 270w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/11/din-ve-bilim-catisir-mi_1527806321-370x247.jpg 370w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/11/din-ve-bilim-catisir-mi_1527806321-236x157.jpg 236w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/11/din-ve-bilim-catisir-mi_1527806321.jpg 567w" sizes="(max-width: 336px) 100vw, 336px" /></p>
<p>İlim, bilgiyi elde etmek üzere çıkılan uzun ve meşakkatli bir yolculuktur. Aşkla başlayan bu yolculuk, zihin ve kalbin bes- lendiği büyük manevî zevki vermektedir.</p>
<p>Bilgiye; sabır, sebat, istikrar ve sevgiyle ulaşılır. Bunlardan biri eksik olursa, ilmin amaçları ve gayeleri yerine gelmemiş de­mektir. Bu kapsamda ömrünü ilme adamış olan bilge âlim Fuat Sezgin’in ilim taliplilerine tavsiyeleri dikkat çekicidir.</p>
<p>İlim yolculuğuna çıkan kimse, öncelikle zühd sahibi olma­lıdır. Dünyevî çıkar ve menfaatler, ilimle bir araya gelmez. Zira aşırı dünyevileşme, ilmin düşmanıdır. İlim adamı, dünya nimet­lerine aşırı derecede kapılmayan kanaatkâr insandır. O bilir ki, asıl zenginlik bilgi ve gönul/kalp zenginliğidir. Dolayısıyla amaç <u>halin</u>e getirilmeye çalışılan her türlü maddî güç, ilme ulaşmayı engelleyen bir çengel ve zincirdir.</p>
<p>Sabır, ilim taliplisi için bir pusuladır. Yönü ve istikameti bulmanın formülü, çalışılan saha ve konuda sebat etmektir. Bir konu ve problem üzerinde son sınırlara kadar ulaşılmadan ve kapasite/potansiyel kullanılmadan, araştırmada istenilen ve bek­lenen hedeflere ulaşılamaz. Onun için ‘güzel sabır’ve onu takip eden şükür, bilinmeyenin öğrenilmesine ve öğretilmesine kapı aralar. Bilinmeyeni keşif, yanlış bilineni düzeltme, ancak sabrın genişliğine teslim olmakla elde e<u>dilir.</u></p>
<p>Bilgi seyahati, salt bilim için değildir. Kutsaldan uzak bilgi <sub> </sub>insana faydalı olmayan bilimsel sonuçlar doğurabilir. Bu noktada, dif gibi tevhidin istikametinde yol almak gerekir. Nitekim bilgi ve bilimin kardeşi hikmettir; ve hikmetin başıda, Allah korkusu değil midir?!</p>
<p>Bilim dünyasında her türlü söz, hareket ve davranış, insanla­rın yararına yönelik olmalıdır. Bunun için de, faydasız bilimden Hûda’ya sığınmak ve yararlı bilgiyi elde etmek için çaba sarfetmek elzemdir. Bu da, el-Alîmm (Her Şeyi Bilen) bilgisinden (marifetullah) mümkün olduğunca nasiplenmekle gerçekleşir.</p>
<p>İlim; öğrenmek, öğretmek ve dinlemekle kazanılır. Bunun yolu da, okumaktan geçer. Ciddi, seçici ve bilinçli okumak, başka meşgalelerden uzaklaşmakla gerçekleşir. Akıl, zihin ve kalbin konusu haz ve menfaat üzerinde olursa, ilmin şartları oluşma­mış, yol işaretleri takip edilmemiş olur.</p>
<p>İlmin kapısı, aşağılık kompleksinden kurtularak özgüvenin emin limanlarına demir atmakla açılır. Yoğunlaşarak çalışılan her konu ve mesele, çözümlenmezse bile semeresi bol olur, be­reketli neticeleri doğurur. Sinik, korkak, cesur olmayan zihin­ler, başka akılların gölgesinden kurtulamazlar. Bu marazî hal­den uzaklaşamayan da meyve vermez, yani üretemez. Düşüncesi kısır ve kadük kalır, derece adayamaz, tekamül edemez ve asla özgünlük mertebesine yükselemez.</p>
<p>Özgüvenin varlığı, ‘bilgi serüveni’nde büyük bir zenginliktir. Ancak aşın özgüven, hata ve yanlışlıkların arkadaşıdır. Yanılma ve yanlış anlamalar, kibir ve gururun yol arkadaşlarıdır. Bu du­rumda yolculuk, şeytanla yapılan bir seyahattir.</p>
<p>İlim; gurur, uçup ve kibirle asla yan yana gelmeyecek ka­dar üstün bir değerdir. Bu anlamda ilim, hem bir değer, hem de bir bilgidir. Onu şerefli kılan, kutsalla olan ‘aşkın ilişkisidir. Bu kapsamda Peygamberlerin mirası, ilim erbabına bırakılmış kıymetli bir verasettir.</p>
<p>Bir peygamber mirasçısı olarak Fuat Sezgine göre, bilim, sadece kitaptan değil; aynı zamanda hocadan da öğrenilen bir kazanımdır. O, bu çerçevede Müslüman ilim taliplerine yönelik olarak; Müslümanların bilime katkılarını görerek, aşağılık duy­gusundan uzaklaşmalarının gerektiğini vurgular.</p>
<p>Şahsiyet itibariyle ciddi bir özgüvene sahip bilim adamı ola­rak Sezgin, çalışmalarında mübalağaya kaçmadan her konuda herkese hakkını vermekte hassasiyet göstermelerini önerir.</p>
<p>Kaynaklarını vermede titizlik gösteren ‘yitik hâzinenin kâ­şifi” olan Sezgin, çalışmalarının ana gayesini şöyle özetler: “Be­nim mensubu olduğum bir ilim, kültür ve medeniyet dünyası var. B izler, öksüz ve sahipsiz değiliz. Çok derinlere inen sağlam bir medeniyete beşiklik etmişiz. Fakat yüzyıllardır bu medeni­yetin görmezden gelindiğini, hakkının yenildiğini, tahkir edi­lip bütün yaptıklarının da elinden alındığını ve ona zulmedildiğini gördüm. İslâm medeniyetinin bu göz kamaştıran birikimim ve dünya bilimine yaptığı büyük katkıları, bunun farkında ol­mayan dünyaya tanıtmayı gaye ittihaz ettim. Bu gayretimin bir <u>kısmı,</u> sadece bilim dünyasına hizmet, ama diğer çok mühim bir gayesi ise, koskoca bir. İslâm âleminin yitirmiş olduğu ken­dine hürmeti, güveni ve insanlık tarihindeki yerini hatırlatarak kaybettiklerini iade etmek içindir.”</p>
<p>Doksan dört yıllık ömrünü ilim yolculuğuyla şereflendiren Sezgin, yirmi dört saatlik günün yaklaşık on yedi saatini çalı­şarak geçirdiğini ifade etmektedir: “Bir de, benim çalışma yı­lım 365 gündür, haftam 7 gündür. Ben cumartesi ve Pazar günü bile sabah saat 7.30’da enstitüdeyim.” (Fuat Sezgin, <em>Bilim Ta- rihi Sohbetleri,</em> söyleşi: Sefer Turan, İstanbul 2019)</p>
<p>Hâsılı, Müslüman ilim tâliplisi ve erbabı, bilim seyaha­tinde yabana dillere vakıf olmalı (en azından medeniyet dili­miz Arapça ve bir Batı dilini bilmeli), metotlu ve istikrarlı bir şekilde çalışmalıdır. Bunu yaparken özgüven elbisesi içinde, sa­bır ve cesaret ile dünyevî takıntılardan uzaklaşarak bilimin/bilginin zengin dünyasına hicret etmelidir.</p>
<p>Bayram Ali Çetinkaya -Hakikat Arayışında Akıl ve Kalp,syf:75-79</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ilmin-bilginin-yol-isaretleri/">Ilmin/Bilginin Yol işaretleri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/ilmin-bilginin-yol-isaretleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gönül Terazisi</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/gonul-terazisi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/gonul-terazisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Jan 2020 15:16:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İyilik]]></category>
		<category><![CDATA[Bayram Ali Çetinkaya]]></category>
		<category><![CDATA[gönül]]></category>
		<category><![CDATA[Gönül Terazisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilimcephesi.com/?p=23805</guid>

					<description><![CDATA[<p>İçinin huzurlu ve sıkıntıdan uzak kalması, gönül açmakla olur. O zaman mutluluk verici şeyler iç sıkıntıları giderir, ruhu ve bedeni ferahlatır; beşeri, gönül inşam yapar. Şer olaylar, hoş­görü sahibinin rızasıyla hayra çevrilir. Alçak gönüllü tevazu sahiplerine gelince, onlar bütün in­sanların gönüllerini hoş tutmaya bakarlar. Kendilerini üstünlük ve gururun iticiliğinden korurlar. Güzel söyler ve güzel dav­ranırlar, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/gonul-terazisi/">Gönül Terazisi</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-19182 aligncenter" src="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/gonul44-arayis.jpg" alt="" width="400" height="261" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/gonul44-arayis.jpg 400w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/gonul44-arayis-300x196.jpg 300w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" /></p>
<p>İçinin huzurlu ve sıkıntıdan uzak kalması, gönül açmakla olur. O zaman mutluluk verici şeyler iç sıkıntıları giderir, ruhu ve bedeni ferahlatır; beşeri, gönül inşam yapar. Şer olaylar, hoş­görü sahibinin rızasıyla hayra çevrilir.</p>
<p>Alçak gönüllü tevazu sahiplerine gelince, onlar bütün in­sanların gönüllerini hoş tutmaya bakarlar. Kendilerini üstünlük ve gururun iticiliğinden korurlar. Güzel söyler ve güzel dav­ranırlar, kırgınlıkları gidererek, gönülleri sevindirirler. Çünkü onlar, kalpleri temiz, gönülleri sıcak ve samimi Allah dostla­rıdır. Küsmek, darılmak ve gücenmek, onların kalplerinde yer bulmaz/tutmaz.</p>
<p>Gönül borcu, bütün borçların en ağırıdır. İyilikler karşı­sında kendisini borçlu hissetmek, minnet(tarhk) göstergesidir. O zaman gönüllere dayanmak gerekir. Düşünmek ve hatırla­mak, iyilikler karşısında yeni hayırların kapısını açacaktır. Bu vakit, gönüllere girme zamanıdır.</p>
<p>Gönül evine girmek, ‘yürek devleti m kurmaktır. Gönül gözü, yürek devletinin anahtarıdır. Gönül adamı, temiz kalbiyle yü­rek devletinin gönül eridir. O, gönülleri gözetir, yürekleri şen­lendirir, aklı kalpten koparmaz/ayırmaz.</p>
<p>Sezgi ve basiret, gönül gözetmekle elde edilir. Yürekten gelerek sevmek ve saymak, gönül hoşnutluğun işaretidir. Gönül hoşluğuyla amelleri ve iyilikleri yapmak gönül kan<u>dilini</u> yakmak demektir. Bu kandilin yakıtı ise, aşktır, sevgidir.</p>
<p>‘Gönül kimi severse güzel odur’ denilir. Zira gönlün sevdiği güzellik, aşkın samimiyetiyle tasvir edilir. Aşkın kıymeti, gönül terazisiyle ölçülür. Bu terazi, sevindirmek ve sevilmekle den­gelenir. Aşk, şevk ve heyecan gönülleri hareketlendirir ve imar eder. Neticede huzurlu bir toplum inşa edilir ve oranın insan­ları en yüksek mutluluğu elde ederler/yaşarlar.</p>
<p>İki cihan mutluluğunu bulmak da, gönül rızasıyla gerçek­leşir. Hiçbir baskı ve tesir altında kalmadan severek isteyerek gönüller vermek istikametin işaretidir. Bunun sonucunda gö­nül huzur ve rahatlığıyla keder ve sıkıntılar sona erer. Mutlu­luğun gerçekleştiği gönül devleti, söz ve davranışla sevindire­rek ve iltifat ederek inşa edilir.</p>
<p>Ancak gönül dilini kullanmayan kalpleri pas tutanlar ise, karardığın ve karamsarlığın soğuk yüzüyle bakarlar. Onların baskı ve zulümleri gönülleri yıkar, kalpleri kırar. Gücendirmek, üzmek, gönül yıkmak, gönlü kapalı olanların fiilleridir. Onla­rın kalplere ve gönülleri keder, tasa ve vesveseyle kaskatı kesil­miştir. Katı kalpliler, kasavet vermek ve ruhu daraltmakla gö­nüllere acı ve ıstırap taşırlar.</p>
<p>Halbuki gönül kuşunun taşıdığı aşk ilacı, rahmetin haber­cisi olmaktadır. Birbirinin yareni olan gönültaşlar, yakın dost ve ahbaplığı birbirine taşıyan yürekli sevgi ve merhamet insan­larıdır. Bu insanların lisanı, gönül dilidir.</p>
<p>Kelimeler ve cümleler, gönül âlemini anlatamaz. Gönülden gönüle giden yol, yaşanan ama ifade edilemeyen muhabbet di­liyle inşa edilir. Hakikatte bu dil, ariflerin ve âşıkların dilidir.</p>
<p>Sahtelik ve gösterişten olmadığı görünmeyen âlemin sâkinleri, sükunetin dilini kullanır. Sükûnet ise, kalbi ve gönlü diriltir. Görünen madde âlemi ise, geride gönülleri boşaltarak dünyeviliği kalplere boşaltır. Gönlü ve kalbi boşalan kimse umutsuzluğa düşer ve yalmzlaş(tır)ır.</p>
<p>Gönüllerin buluşması, tevhidin bereketidir. Kalpler, gö­nüllerin tevhidiyle birleşir. Nifak ve fitne, bir olan yüreklerde barınmaz. Farklı bedenler, bir tek kalp gibi çarptığında vah­det gerçekleşmektedir. Kadir olan Hakk’tan başka, hiçbir güç ve kudret bir olan bu toplumu/ümmeti bölemez ve parçalayamaz. Allah’ın ipi, akıl, kalp ve gönülleri birleştiren İlahî bağ­dır. Bu bağ, madde ile manayı, ruh ile bedeni birleştiren İlahî kenetlenmeyi (tevhidi) ifade etmektedir.</p>
<p>Hâsılı, gönülleri ayrıştırmadan birleştirmek, tevhid ve vah­det toplumunun vasfıdır. Böylece gönül ve kalpler bir olarak Vahdaniyetin insan ve toplumdaki tezahürleri haline gelir.</p>
<p>Bayram Ali Çetinkaya -Hakikat Arayışında Akıl ve Kalp,syf:128-131</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/gonul-terazisi/">Gönül Terazisi</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/gonul-terazisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
