<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yüce Allah'ın Kalpler Üzerindeki Tasarrufu: | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/yuce-allahin-kalpler-uzerindeki-tasarrufu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 07 Oct 2017 12:03:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Yüce Allah'ın Kalpler Üzerindeki Tasarrufu: | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Enfal Suresi / 24 ve 25.Ayet Tefsirleri</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/enfal-suresi-24-ve-25-ayet-tefsirleri/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/enfal-suresi-24-ve-25-ayet-tefsirleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jun 2015 13:57:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tefsir]]></category>
		<category><![CDATA[-Mûnkerin İşlenmesi Dolayısıyla Azap Kimlere İsabet Eder:]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Kurtubi]]></category>
		<category><![CDATA[Enfal Suresi / 24 ve 25.Ayet Tefsirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kötülüklere Karşı Tepki Göstermemenin Cezası:]]></category>
		<category><![CDATA[Yüce Allah'ın Kalpler Üzerindeki Tasarrufu:]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=8235</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yüce Allah&#8217;ın Kalpler Üzerindeki Tasarrufu: Allah gerçekten kişi ile onun kalbi arasını gerer ve siz, kesinlikle O&#8217;nun huzurunda toplanacaksınız!(Enfal,24) Yüce Allah&#8217;ın; &#8220;Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer&#8230;&#8221; buyruğu ile ilgili olarak şöyle denilmiştir. Yüce Allah&#8217;ın bu nassı, O&#8217;nun, kulları hakkında küfrü ve imanı hükmetmiş olmakla birlikte, kâfir kişi ile kendisine yeri­ne getirmesini emretmiş [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/enfal-suresi-24-ve-25-ayet-tefsirleri/">Enfal Suresi / 24 ve 25.Ayet Tefsirleri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/6_492410.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-8236" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/6_492410.jpg" alt="Enfal Suresi / 24 ve 25.Ayet Tefsirleri" width="439" height="244" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/6_492410.jpg 677w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/6_492410-600x333.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/6_492410-300x167.jpg 300w" sizes="(max-width: 439px) 100vw, 439px" /></a></p>
<p><strong>Yüce Allah&#8217;ın Kalpler Üzerindeki Tasarrufu:</strong></p>
<p><em>Allah gerçekten kişi ile onun kalbi arasını gerer ve siz, kesinlikle O&#8217;nun huzurunda toplanacaksınız!(Enfal,24)</em></p>
<p>Yüce Allah&#8217;ın; &#8220;Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer&#8230;&#8221; buyruğu ile ilgili olarak şöyle denilmiştir. Yüce Allah&#8217;ın bu nassı, O&#8217;nun, kulları hakkında küfrü ve imanı hükmetmiş olmakla birlikte, kâfir kişi ile kendisine yeri­ne getirmesini emretmiş olduğu iman arasına girip, bunun sonucunda kâfi­re iman etme kudretini vermediği takdirde o imanı kazanamayacağını, ak­sine, onun zıddı olan küfre güç ve kudret verdiğini ortaya koymaktadır. Ay­nı şekilde mü&#8217;min için de böyledir, onun ile küfür arasına engel olmaktadır. Bu nass ile şanı yüce Allah&#8217;ın, hayrı ve şerri, kulun bütün amelini yaratan ol­duğu açıkça ortaya çıkmaktadır. İşte Hz. Peygamberin: &#8220;Kalpleri evirip çe­viren hakkı için hayır&#8230;&#8221;[1]  buyruğunun anlamı budur.</p>
<p>Yüce Allah&#8217;ın bu fii­li, saptırdığı ve yardımından mahrum bıraktığı kimse hakkında adaletinin bir tecellisidir. Zira Allah, onlardan kendilerine vermekle yükümlü olduğu bir hakkı engellemiş olmuyor ki, O&#8217;nun adalet sıfatı zail olsun. O, kendilerine lütuf olarak vermek imkânına sahip olduğu birşeyi vermemiştir. Yoksa, ken­disinin onlara vermesi gereken haklarını esirgemiş değildir.</p>
<p>es-Süddî der ki: Kişi ile kalbi arasına girer ve böylelikle kişi O&#8217;nun izni olmaksızın iman edemez. Yine O&#8217;nun izni, yani meşîeti olmaksızın küfre sapamaz. Kalp, düşüncenin mahallidir. Buna dair açıklamalar, daha önce el Bakara Sûresi&#8217;nde (2/7. âyet, 3. başlıkta) geçmiş bulunmaktadır. Kalp Allah&#8217;ın elindedir. O, ne zaman dilerse  kalbi akletmesin diye kul ile kalbi arasına vereceği bir hastalık, yahut bir afet sebebiyle girer. Bunun da anlamı şudur: O halde, aklınızın zail olması ile buna imkân bulamayacak hale gelmeden önce Allah&#8217;ın ve Peygamberinin çağrısına uymakta elinizi çabuk tutunuz.</p>
<p>Mücahid de şöyle demektedir: Yani, Allah, kişi İle onun kalbi arasına yap­tığını bilemeyecek hale gelene kadar girer. Nitekim Kur&#8217;an-ı Kerimde de şöy­le buyurulmaktadtr: &#8220;Muhakkakki bunda, kalbi olan&#8230; kimse için elbette bir öğüt vardır.&#8221; (Kaf, 50/37) Burada kalpten kasıt akıldır.</p>
<p>Şöyle de açıklanmıştır: Allah, kişi ile kalbi arasına ölüm ile girer ve bu du­rumda artık geçmiş olanlarını telafi etme imkânı kalmaz. Bir diğer açıklama da şöyledir: Müslümanlar, Bedir günü düşmanların çokluğundan korkuya ka­pıldı. Şanı yüce Allah, kişi ile kalbi arasına girdiğini ve bunu da onların kor­kularını güvenliğe değiştirmek suretiyle buna karşılık düşmanlarının gü­venlik duygusunu da korkuya dönüştürmek suretiyle gerçekleştirdiğini on­lara bildirdi.</p>
<p>Şöyle de açıklanmıştır. Yani, yüce Allah işleri bir halden bir başka hale evi­rip çevirir. Bu da kapsamlı bir açıklamadır.</p>
<p>Taberînin tercih ettiği açıklama şekli bunun, şanı yüce Allah&#8217;ın, kulların kalplerine kendisinin onlardan daha çok hâkim olduğunu ve dilediği takdir­de kendileri ile kalpleri arasına girerek, yüce Allah&#8217;ın dilemesi müstesna insanın hiçbir şey idrâk etmesine imkân vermeyeceğini haber vermektedir.</p>
<p>&#8220;Ve muhakkak O&#8217;nun huzurunda toplanacaksınız&#8221; buyruğu, önceki buyruğa atfedilmiştir. el-Ferrâ der ki: Eğer bu buyruk, istinaf (bir cümle ba­şı) olarak okunursa; Ve muhakkak&#8230;&#8221; buyruğundaki hemzenin esreli okunması gerekecektir. Ancak üstün okunuşu da doğrudur.[2]</p>
<p><strong><em>25.Bir de İçinizden yalnızca zulmedenlere erişmekle kalmayan bir fitneden sakının. Hem bilin ki Allah, şüphesiz azabı çetin olandır.</em></strong></p>
<p>Bu buyruğa dair açıklamalarımızı iki başlık halinde sunacağız:[3]</p>
<p><strong>1-Kötülüklere Karşı Tepki Göstermemenin Cezası:</strong></p>
<p>îbn Abbas der ki: Yüce Allah mü&#8217;minlere, aralarında münkerin yayılma­sını kabul etmemelerini emretmekte, aksi takdirde azabın onların tamamını kuşatacağını bildirmektedir. ez-Zübeyr İbnü&#8217;l-Avvâm da bu buyruğu böyle­ce te&#8217;vil etmiştir. Çünkü o, Cemel olayı günü otuz altı yılında cereyan etmiş­ti- şöyle demişti: Ben, bu âyet-i kerime ile bizlerin kastedilmiş olduğunu an­cak bugün öğrenmiş oldum. Ve ben, bu âyet-i kerimenin yalnızca o dönem­de muhatap alman kimseler hakkında olduğunu zannediyordum. Hasan-ı Basrî, es-Süddî ve başkaları da âyeti böylece te&#8217;vil etmişlerdir. es-Süddî der ki: Bu âyet-i kerime özel olarak Bedir&#8217;e katılanlar hakkında nazil olmuştur. Ce­mel vakası günü fitne onlara isabet etti ve birbirleriyle çarpıştılar.</p>
<p>İbn Abbas (r.a) da der ki: Bu âyet-i kerime Rasûlullah (sav)&#8217;ın ashabı hak­kında nazil olmuştur. İbn Abbas devamla der ki: Yüce Allah mü&#8217;minlere ken­di aralarında münkerin yaşamasını kabul etmemelerini emretmektedir. O tak­dirde Allah onların hepsini kuşatacak bir azap gönderir.</p>
<p>Huzeyfe b. el-Yeman&#8217;dan da şöyle dediği nakledilmektedir: Rasûlullah (sav) buyurdu ki: &#8220;Ashabımdan bir gurup arasında fitne başgösterecektir. Al­lah, bana olan sohbetleri sayesinde bunu kendilerine bağışlayacaktır. Fakat onlardan sonra bu hususta bazı kimseler onların izinden gideceklerdir, Al­lah ise bu sebepten dolayı onları ateşe koyacaktır.&#8221;[4]</p>
<p>Derim ki: Sahili hadislerin desteklemiş olduğu teviller işte bunlardır. Müslim&#8217;in Sahihinde Zeynep bint Cahş dan gelen rivayete göre Rasûlullah (sav)&#8217;a şöyle sormuş: Ey Allah&#8217;ın Rasûlü, salih kimseler aramızda bulundu­ğu halde helak edilir miyiz? Hz. Peygamber: &#8220;Evet, kötülük yaygınlaşacak olur­sa&#8221; diye cevap vermişti.[5]</p>
<p>Tirmîzinin Sahih (Sünen&#8217;inde de &#8220;İnsanlar, zalimi görüp de elini (zulüm­den) alıkoymayacak olurlarsa, aradan fazla zaman geçmeden, Allah onların hepsini kendi nezdinden göndereceği bir azaba duçar eder.&#8221;[6]  Bu hadis-i şe­rifler daha önceden geçmiş idi.</p>
<p>Buhârî&#8217;nin Sahih&#8217;i ile Tirmizî&#8217;de en-Nu&#8217;man b. Beşir&#8217;den gelen rivayete gö­re Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: &#8220;Allah&#8217;ın hududu üzerinde duran (onları aşmayan) ile onların içine düşen (aşan)ın misali, bîr gemi içinde (yerlerini) kur&#8217;a ile paylaşan bir topluluğun misaline benzer. Onlardan kimisine ge­minin üst tarafı, kimisine de alt tarafı düşer. Geminin alt tarafında kalanlar, su almak istediklerinde üstlerinde bulunanların yanından geçtikleri için araların­da şöyle derler: Eğer biz, kendi payımıza düşen bölümde bir delik açıp da yu­karımızda duranlara eziyet vermesek (daha uygun olmaz mı)? Şayet (üstteki­ler), onları istekleriyle başbaşa bırakacak olurlarsa hep birlikte helak olurlar. Eğer onlara engel olurlarsa, onlar da berikiler de hep beraber kurtulurlar.[7]</p>
<p>Bu hadis-i şeriften de belli kimsenin günahları sebebiyle herkesin azaba duçar edileceği anlaşılmaktadır. Yine bu hadis-i şeriften, emr bil maruf, nehy anil münkerin terkedilmesi dolayısıyla cezaya hak kazanılacağı da anlaşılmaktadır.</p>
<p>İlim adamlarımız derler ki: Fitne eğer yaygın bir etki gösterecek olursa her­kes helak olur. Bu ise masiyetlerin açıkça ortaya çıkması, münkerin yayılması ve bunların değiştirilmemesi halinde sözkonusu olur. Eğer, münker değiş­tirilmeyecek olursa, bu münkere kalpleriyle karşı çıkan mü&#8217;minlerin, o beldeden uzaklaşmaları ve oradan kaçmaları îcabeder. İşte, bizden önceki üm­metler hakkında da hüküm böyle idi. Nitekim, Cumartesi yasağını çiğneyen­ler ile ilgili kıssada da onlar, isyankârları terkedip onlardan ayrılmış ve; biz sizinle aynı yerde oturup kalkmayız, demişlerdi.</p>
<p>Selef -Allah onlardan razı olsun- de bu görüşü ifade etmişlerdir. İbn Ve-hb, Malik&#8217;den şöyle dediğini rivayet eder: Münker&#8217;in açıkça işlendiği yerden hicret edilir ve orada kalınmaz. O, bu görüşüne açıktan açığa faiz işleyerek, altından bir maşrapanın gerçek ağırlığından daha fazla bir miktara satılışına cevaz vermesi üzerine Muaviye&#8217;nin bulunduğu bölgeden (Suriye&#8217;den) Ebu&#8217;d-Derdâ&#8217;nın çıkıp gitmesini[8]  delil göstermektedir. Bunu, Sahih de rivayet et­miştir, Buhârî de İbn Ömer&#8217;den şöyle dediğini rivayet etmektedir: Rasûlullah  (sav) buyurdu ki: &#8220;Allah bir kavme azap indirdi mi, azap, onlar arasın­da bulunanların hepsine isabet eder, sonra da amelleri üzere diriltilirler.&#8221;[9]</p>
<p>İşte bu, umumi helakin kimisinin, mü&#8217;minler için bir arındırma ve temiz­lik, kimisinin de fasıklardan intikam için gönderildiğine delil teşkil etmek­tedir.</p>
<p>Müslim&#8217;in Abdullah b. ez-Zübeyr&#8217;den rivayetine göre, Âişe (r.anhâ) şöy­le demiştir: Rasûlullah (sav) uykuda iken bazı organları hareket etti. Ben, ey Allah&#8217;ın Rasûlü ! Uykunda daha önce yapmadığın bir şeyi yaptın dedim, şöyle buyurdu: &#8220;Hayret ettiğim şu ki, ümmetimden bîr topluluk, Kureyş&#8217;ten bu Beyt&#8217;e sığınmış bîr adamı almak için gelecekler. Nihayet el-Beydâ denilen yere vardıklarında onların hepsi yerin dibine geçirilmiş olacaklar. Bunun üzerine biz: Ey Allah&#8217;ın Rasûlü dedik. Yol dolayısıyla (çeşitli maksatlı) insan­lar bir arada bulunabilir. Şöyle buyurdu: &#8220;Evet, aralarından bu işe bilerek ge­lenler var, mecbur kaldığı için gelenler var, yolcu olanlar var. Fakat onlar, tek bir kîşi imiş gibi helak edilecekler, fakat değişik hallerde geleceklerdir. Yü­ce Allah onları niyetlerine göre diriltecektir.&#8221;[10]</p>
<p>Denilse ki: Yüce Allah: &#8220;Günah yükü taşıyan hiçbir kimse bir başkası­nın günahını yüklenmez” (elEn&#8217;âm,6/164,Fatır, 35/18); &#8220;Her bir kişi kazan­dıkları karşılığında rehin alınmıştır&#8221; (el-Müddesİr, 74/38); &#8220;Kazandığı iyilikler onun lehine, yaptığı kötülükler de aleyhinedir&#8221; (el-Bakara, 2/286) diye buyurmuştur. Bunlar ise, herhangi bir kimsenin başka bir kimsenin gü­nahından dolayı sorumlu tutulmamasıni, cezanın yalnızca günahkâr kimse ile ilgili olmasını gerektirmektedir.</p>
<p>Buna cevap şudur: İnsanlar, açıktan açığa münker İşleyecek olurlarsa, onu gören herkesin o münkeri değiştirmesi bir farzdır. Eğer buna ses çıkarmaya­cak olursa, hepsi de isyankâr olur. Birisi, o münker fiilî işlemekle, diğeri de ona razı olmakla. Yüce Allah ise, hükmü ve hikmeti gereği mûnkerin işlen­mesine rıza göstereni bizzat onu işleyen gibi değerlendirmiştir. O bakımdan, münkere razı olan da işleyenin cezasına katılmış olur. Bu açıklamayı İbnü&#8217;l-Arabi yapmıştır. Bu ise, belirttiğimiz gibi hadis-i şeriflerin muhtevâsıdır.</p>
<p>Âyet-i kerimenin anlatmak istediği de şudur; Zalime isabet etmekle kal­mayıp salih olana da olmayana da isabet eden bir fitneden korkunuz, çeki­niniz.[11]</p>
<p><strong>2-Mûnkerin İşlenmesi Dolayısıyla Azap Kimlere İsabet Eder:</strong></p>
<p>Nahiv bilginleri &#8220;Erişmekle kalmayan&#8221; buyruğundaki &#8220;nûn&#8221; har­finin gelişini farklı şekilde açıklamışlardır. El Ferrâ der ki: Burdaki ifade, se­nin birisine; &#8220;Bineğin sırtından in, seni yere düşürme­sin,&#8221; demene benzemektedir. Buna göre bu, nehiy lafzında emrin cevabıdır. Yani, eğer sen bineğin sırtından inersen, o da seni yere yıkmayacaktır. Bu­nun bir benzeri de yüce Allah&#8217;ın şu buyruğudur: &#8220;Yuvalarınıza girin&#8230; sizi ;çiğneyip ezmesin.&#8221; (en-Neml, 27/18) Yuvalarınıza girecek olursanız, o da si­zi çiğneyip ezmez, demektir. Burada &#8220;nûn&#8221; ceza anlamı dolayısıyla gelmiş­tir.</p>
<p>Şöyle de açıklanmıştır: Bu &#8220;nûn&#8221;un geliş sebebi, buyruğun kasem gibi bir mana ifade edişi dolayısıyladır. Nûn ise, ancak nehiy fiili veya kasemin ce­vabı halinde gelir Ebu&#8217;l-Abbas el-Müberred de der ki: Bu buyruk emirden sonra bir nehiydir, Yani, buradaki nehiy, zalimlere yöneliktir. Bu da, siz zul­me yaklaşmayınız anlamındadır. Sibeveyh de; Seni burada ke­sinlikle görmemeliyim, ifadesinin kullanıldığını nakletmektedir. Yani Bura­da bulunma, demektir. Çünkü ben, burada kim varsa onu görürüm.</p>
<p>el-Cürcânî de der ki: Buyruk, özel olarak zalimlere isabet eden bir fitne­den (azaptan) sakının, demektir. Buna göre &#8220;Erişmekle kalmayan&#8221; buyruğu, nekireye sıfat mahallinde bir nehiydir ki, bunun da te&#8217;vili, zulme­denlere bu fitnenin isabet edeceğini haber vermek şeklindedir.</p>
<p>Ali, Zeyd b. Sabit, Ubey ve İbn Mes&#8217;ud ise elif siz olarak ve “Zul­medenlere erişecek bir fitne&#8230;&#8221; anlamını verecek şekilde okumuşlardır, el-Mehdevî der ki: Bu şekildeki okuyuşun, elifli  okuyuşundan elifin kasredilmiş ve; dan hazfedildiği gibi, bundan da hazf edilmiştir. O, ma­na itibariyle &#8220;Ama hayır, Allah&#8217;a yemin ederimki mutlaka ya­pacağım,&#8221; ifadelerinde ve benzerlerinde olduğu gibi.</p>
<p>Aynı şekilde bunun cemaatin kıraatine muhalif bir kıraat olması da müm­kündür, o takdirde mana: Bu fitne özel olarak zalim olanlara isabet eder, an­lamını verir.[12]</p>
<p><strong>Dipnotlar:</strong></p>
<p>[1] Buhârî. Kader 14, Tevhid 11; Tirmizi, Nüzûr 13; Nesai, Eymân 1; Darimî, Nüzûr 12; Muvatta; Nüzûr 15; Müsned, II, 26, 67, 68, 127.</p>
<p>[2] İmam Kurtubi, el-Camiu li- Ahkami’l-Kur’an, Buruc Yayınları: 8/12-13.</p>
<p>[3] İmam Kurtubi, el-Camiu li- Ahkami’l-Kur’an, Buruc Yayınları: 8/13.</p>
<p>[4] Aynı manada nisbeten farklı lafızlarla: el-Heysemî, Mecmau&#8217;z-Zeuûid, VII, 233-234, &#8220;se­nedinde münker rivayetleri bulunan İbrahim b. Ebi&#8217;l-Feyyâd&#8217;ın bulunduğu” kaydıyla.</p>
<p>[5] Buhâri, Enbiyâ 7, Fiten 4, 28; Müslim, Fiten 1, 2; Tirmizi, Fiten 21, 23; tbn Mâce, Fl-ten 9; Muvatta, Kelâm 22; Müsned, VI, 428, 429.</p>
<p>[6] Tirmizî, Fiten 8, Tefsir 5. sûre 17; Ebû Dâvûd, Helakim 17; İbn Mâce, Fiten, 20; Müsned, I, 25&#8221;</p>
<p>[7] Buhâri, Fiten 6; Tirmizi, Fiten 12; Müsned, IV, 268, 269, 270.</p>
<p>[8] Nesai, Buyu&#8217; 47; Muvatta&#8217;, Bııyû&#8217; 33- Muvatta&#8217;Ğa kaydedildiği üzere olay kısaca şöy­ledir: Muâviye, belirtilen şekilde bir alış-verişi yapınca Ebu&#8217;d-Derda Allah RasûhTnün böyle bir alış-verişi yasaklamış olduğunu bildirir. Mııaviye bunda bir sakınca olmadı­ğını belirtir Ebu&#8217;d-Derdâ da ona: &#8220;Senin bulunduğun bir yerde ben olmam” diyerek, Hz, Ömer&#8217;e gider, durumu ona bildirir, Hz. Öıner de Muâviyeye bu tur bir alış-veriş yap­mamasını söyler.</p>
<p>[9] Buhârî, Ficen 19; Afüsned, II, 110.</p>
<p>10] Buhâri, Buyu’ 49; Müslim, Fiten 4, 8; Ebû Dâvûd, Mehdi 11; Tirmizl, Fiten 10; İbn Mâce, Zühd 26; Müsned, VI, 105.</p>
<p>[11] İmam Kurtubi, el-Camiu li- Ahkami’l-Kur’an, Buruc Yayınları: 8/13-16.</p>
<p>[12] İmam Kurtubi, el-Camiu li- Ahkami’l-Kur’an, Buruc Yayınları: 8/16-17.</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/enfal-suresi-24-ve-25-ayet-tefsirleri/">Enfal Suresi / 24 ve 25.Ayet Tefsirleri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/enfal-suresi-24-ve-25-ayet-tefsirleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüce Allah&#8217;ın Kalpler Üzerindeki Tasarrufu</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/yuce-allahin-kalpler-uzerindeki-tasarrufu/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/yuce-allahin-kalpler-uzerindeki-tasarrufu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 May 2015 22:31:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[-Mûnkerin İşlenmesi Dolayısıyla Azap Kimlere İsabet Eder:]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Kurtubi]]></category>
		<category><![CDATA[Kötülüklere Karşı Tepki Göstermemenin Cezası:]]></category>
		<category><![CDATA[Yüce Allah'ın Kalpler Üzerindeki Tasarrufu:]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=7089</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Yüce Allah&#8217;ın; &#8220;Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer&#8230;&#8221; buyruğu ile ilgili olarak şöyle denilmiştir. Yüce Allah&#8217;ın bu nassı, O&#8217;nun, kulları hakkında küfrü ve imanı hükmetmiş olmakla birlikte, kâfir kişi ile kendisine yeri­ne getirmesini emretmiş olduğu iman arasına girip, bunun sonucunda kâfi­re iman etme kudretini vermediği takdirde o imanı kazanamayacağını, ak­sine, onun zıddı [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/yuce-allahin-kalpler-uzerindeki-tasarrufu/">Yüce Allah’ın Kalpler Üzerindeki Tasarrufu</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/images-64.jpg"><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-7090" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/images-64.jpg" alt="Yüce Allah'ın Kalpler Üzerindeki Tasarrufu" width="313" height="313" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/images-64.jpg 225w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/images-64-100x100.jpg 100w" sizes="(max-width: 313px) 100vw, 313px" /></a></p>
<p>Yüce Allah&#8217;ın; &#8220;Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer&#8230;&#8221; buyruğu ile ilgili olarak şöyle denilmiştir. Yüce Allah&#8217;ın bu nassı, O&#8217;nun, kulları hakkında küfrü ve imanı hükmetmiş olmakla birlikte, kâfir kişi ile kendisine yeri­ne getirmesini emretmiş olduğu iman arasına girip, bunun sonucunda kâfi­re iman etme kudretini vermediği takdirde o imanı kazanamayacağını, ak­sine, onun zıddı olan küfre güç ve kudret verdiğini ortaya koymaktadır. Ay­nı şekilde mü&#8217;min için de böyledir, onun ile küfür arasına engel olmaktadır. Bu nass ile şanı yüce Allah&#8217;ın, hayrı ve şerri, kulun bütün amelini yaratan ol­duğu açıkça ortaya çıkmaktadır. İşte Hz. Peygamberin: &#8220;Kalpleri evirip çe­viren hakkı için hayır&#8230;&#8221;[1]  buyruğunun anlamı budur. Yüce Allah&#8217;ın bu fii­li, saptırdığı ve yardımından mahrum bıraktığı kimse hakkında adaletinin bir tecellisidir. Zira Allah, onlardan kendilerine vermekle yükümlü olduğu bir hakkı engellemiş olmuyor ki, O&#8217;nun adalet sıfatı zail olsun. O, kendilerine lütuf olarak vermek imkânına sahip olduğu birşeyi vermemiştir. Yoksa, ken­disinin onlara vermesi gereken haklarını esirgemiş değildir.</p>
<p>es-Süddî der ki: Kişi ile kalbi arasına girer ve böylelikle kişi O&#8217;nun izni olmaksızın iman edemez. Yine O&#8217;nun izni, yani meşîeti olmaksızın küfre sapamaz. Kalp, düşüncenin mahallidir. Buna dair açıklamalar, daha önce el Bakara Sûresi&#8217;nde (2/7. âyet, 3. başlıkta) geçmiş bulunmaktadır. Kalp Allah&#8217;ın elindedir. O, ne zaman dilerse  kalbi akletmesin diye kul ile kalbi arasına vereceği bir hastalık, yahut bir afet sebebiyle girer. Bunun da anlamı şudur: O halde, aklınızın zail olması ile buna imkân bulamayacak hale gelmeden önce Allah&#8217;ın ve Peygamberinin çağrısına uymakta elinizi çabuk tutunuz.</p>
<p>Mücahid de şöyle demektedir: Yani, Allah, kişi İle onun kalbi arasına yap­tığını bilemeyecek hale gelene kadar girer. Nitekim Kur&#8217;an-ı Kerimde de şöy­le buyurulmaktadır: &#8220;Muhakkakki bunda, kalbi olan&#8230; kimse için elbette bir öğüt vardır.&#8221; (Kaf, 50/37) Burada kalpten kasıt akıldır.</p>
<p>Şöyle de açıklanmıştır: Allah, kişi ile kalbi arasına ölüm ile girer ve bu du­rumda artık geçmiş olanlarını telafi etme imkânı kalmaz. Bir diğer açıklama da şöyledir: Müslümanlar, Bedir günü düşmanların çokluğundan korkuya ka­pıldı. Şanı yüce Allah, kişi ile kalbi arasına girdiğini ve bunu da onların kor­kularını güvenliğe değiştirmek suretiyle buna karşılık düşmanlarının gü­venlik duygusunu da korkuya dönüştürmek suretiyle gerçekleştirdiğini on­lara bildirdi.</p>
<p>Şöyle de açıklanmıştır. Yani, yüce Allah işleri bir halden bir başka hale evi­rip çevirir. Bu da kapsamlı bir açıklamadır.</p>
<p>Taberînin tercih ettiği açıklama şekli bunun, şanı yüce Allah&#8217;ın, kulların kalplerine kendisinin onlardan daha çok hâkim olduğunu ve dilediği takdir­de kendileri ile kalpleri arasına girerek, yüce Allah&#8217;ın dilemesi müstesna insanın hiçbir şey idrâk etmesine imkân vermeyeceğini haber vermektedir.</p>
<p>&#8220;Ve muhakkak O&#8217;nun huzurunda toplanacaksınız&#8221; buyruğu, önceki buyruğa atfedilmiştir. el-Ferrâ der ki: Eğer bu buyruk, istinaf (bir cümle ba­şı) olarak okunursa; Ve muhakkak&#8230;&#8221; buyruğundaki hemzenin esreli okunması gerekecektir. Ancak üstün okunuşu da doğrudur.[2]</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>25;Bir de İçinizden yalnızca zulmedenlere erişmekle kalmayan bir fitneden sakının. Hem bilin ki Allah, şüphesiz azabı çetin olandır.</em></p>
<p>Bu buyruğa dair açıklamalarımızı iki başlık halinde sunacağız:[3]</p>
<p><strong>1-Kötülüklere Karşı Tepki Göstermemenin Cezası:</strong></p>
<p>îbn Abbas der ki: Yüce Allah mü&#8217;minlere, aralarında münkerin yayılma­sını kabul etmemelerini emretmekte, aksi takdirde azabın onların tamamını kuşatacağını bildirmektedir. ez-Zübeyr İbnü&#8217;l-Avvâm da bu buyruğu böyle­ce te&#8217;vil etmiştir. Çünkü o, Cemel olayı günü otuz altı yılında cereyan etmiş­ti- şöyle demişti: Ben, bu âyet-i kerime ile bizlerin kastedilmiş olduğunu an­cak bugün öğrenmiş oldum. Ve ben, bu âyet-i kerimenin yalnızca o dönem­de muhatap alman kimseler hakkında olduğunu zannediyordum. Hasan-ı Basrî, es-Süddî ve başkaları da âyeti böylece te&#8217;vil etmişlerdir. es-Süddî der ki: Bu âyet-i kerime özel olarak Bedir&#8217;e katılanlar hakkında nazil olmuştur. Ce­mel vakası günü fitne onlara isabet etti ve birbirleriyle çarpıştılar.</p>
<p>İbn Abbas (r.a) da der ki: Bu âyet-i kerime Rasûlullah (sav)&#8217;ın ashabı hak­kında nazil olmuştur. İbn Abbas devamla der ki: Yüce Allah mü&#8217;minlere ken­di aralarında münkerin yaşamasını kabul etmemelerini emretmektedir. O tak­dirde Allah onların hepsini kuşatacak bir azap gönderir.</p>
<p>Huzeyfe b. el-Yeman&#8217;dan da şöyle dediği nakledilmektedir: Rasûlullah (sav) buyurdu ki: &#8220;Ashabımdan bir gurup arasında fitne baş gösterecektir. Al­lah, bana olan sohbetleri sayesinde bunu kendilerine bağışlayacaktır. Fakat onlardan sonra bu hususta bazı kimseler onların izinden gideceklerdir, Al­lah ise bu sebepten dolayı onları ateşe koyacaktır.&#8221;[4]</p>
<p>Derim ki: Sahili hadislerin desteklemiş olduğu teviller işte bunlardır. Müslim&#8217;in Sahihinde Zeynep bint Cahş dan gelen rivayete göre Rasûlullah (sav)&#8217;a şöyle sormuş: Ey Allah&#8217;ın Rasûlü, salih kimseler aramızda bulundu­ğu halde helak edilir miyiz? Hz. Peygamber: &#8220;Evet, kötülük yaygınlaşacak olur­sa&#8221; diye cevap vermişti.[5]</p>
<p>Tirmîzinin Sahih (Sünen&#8217;inde de &#8220;İnsanlar, zalimi görüp de elini (zulüm­den) alıkoymayacak olurlarsa, aradan fazla zaman geçmeden, Allah onların hepsini kendi nezdinden göndereceği bir azaba duçar eder.&#8221;[6]  Bu hadis-i şe­rifler daha önceden geçmiş idi.</p>
<p>Buhârî&#8217;nin Sahih&#8217;i ile Tirmizî&#8217;de en-Nu&#8217;man b. Beşir&#8217;den gelen rivayete gö­re Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: &#8220;Allah&#8217;ın hududu üzerinde duran (onları aşmayan) ile onların içine düşen (aşan)ın misali, bîr gemi içinde (yerlerini) kur&#8217;a ile paylaşan bir topluluğun misaline benzer. Onlardan kimisine ge­minin üst tarafı, kimisine de alt tarafı düşer. Geminin alt tarafında kalanlar, su almak istediklerinde üstlerinde bulunanların yanından geçtikleri için araların­da şöyle derler: Eğer biz, kendi payımıza düşen bölümde bir delik açıp da yu­karımızda duranlara eziyet vermesek (daha uygun olmaz mı)? Şayet (üstteki­ler), onları istekleriyle başbaşa bırakacak olurlarsa hep birlikte helak olurlar. Eğer onlara engel olurlarsa, onlar da berikiler de hep beraber kurtulurlar.[7]</p>
<p>Bu hadis-i şeriften de belli kimsenin günahları sebebiyle herkesin azaba duçar edileceği anlaşılmaktadır. Yine bu hadis-i şeriften, emr bil maruf, nehy anil münkerin terkedilmesi dolayısıyla cezaya hak kazanılacağı da anlaşılmaktadır.</p>
<p>İlim adamlarımız derler ki: Fitne eğer yaygın bir etki gösterecek olursa her­kes helak olur. Bu ise masiyetlerin açıkça ortaya çıkması, münkerin yayılması ve bunların değiştirilmemesi halinde sözkonusu olur. Eğer, münker değiş­tirilmeyecek olursa, bu münkere kalpleriyle karşı çıkan mü&#8217;minlerin, o beldeden uzaklaşmaları ve oradan kaçmaları îcabeder. İşte, bizden önceki üm­metler hakkında da hüküm böyle idi. Nitekim, Cumartesi yasağını çiğneyen­ler ile ilgili kıssada da onlar, isyankârları terkedip onlardan ayrılmış ve; biz sizinle aynı yerde oturup kalkmayız, demişlerdi.</p>
<p>Selef -Allah onlardan razı olsun- de bu görüşü ifade etmişlerdir. İbn Ve-hb, Malik&#8217;den şöyle dediğini rivayet eder: Münker&#8217;in açıkça işlendiği yerden hicret edilir ve orada kalınmaz. O, bu görüşüne açıktan açığa faiz işleyerek, altından bir maşrapanın gerçek ağırlığından daha fazla bir miktara satılışına cevaz vermesi üzerine Muaviye&#8217;nin bulunduğu bölgeden (Suriye&#8217;den) Ebu&#8217;d-Derdâ&#8217;nın çıkıp gitmesini[8]  delil göstermektedir. Bunu, Sahih de rivayet et­miştir, Buhârî de İbn Ömer&#8217;den şöyle dediğini rivayet etmektedir: Rasûlullah  (sav) buyurdu ki: &#8220;Allah bir kavme azap indirdi mi, azap, onlar arasın­da bulunanların hepsine isabet eder, sonra da amelleri üzere diriltilirler.&#8221;[9]</p>
<p>İşte bu, umumi helakin kimisinin, mü&#8217;minler için bir arındırma ve temiz­lik, kimisinin de fasıklardan intikam için gönderildiğine delil teşkil etmek­tedir.</p>
<p>Müslim&#8217;in Abdullah b. ez-Zübeyr&#8217;den rivayetine göre, Âişe (r.anhâ) şöy­le demiştir: Rasûlullah (sav) uykuda iken bazı organları hareket etti. Ben, ey Allah&#8217;ın Rasûlü ! Uykunda daha önce yapmadığın bir şeyi yaptın dedim, şöyle buyurdu: &#8220;Hayret ettiğim şu ki, ümmetimden bîr topluluk, Kureyş&#8217;ten bu Beyt&#8217;e sığınmış bîr adamı almak için gelecekler. Nihayet el-Beydâ denilen yere vardıklarında onların hepsi yerin dibine geçirilmiş olacaklar. Bunun üzerine biz: Ey Allah&#8217;ın Rasûlü dedik. Yol dolayısıyla (çeşitli maksatlı) insan­lar bir arada bulunabilir. Şöyle buyurdu: &#8220;Evet, aralarından bu işe bilerek ge­lenler var, mecbur kaldığı için gelenler var, yolcu olanlar var. Fakat onlar, tek bir kîşi imiş gibi helak edilecekler, fakat değişik hallerde geleceklerdir. Yü­ce Allah onları niyetlerine göre diriltecektir.&#8221;[10]</p>
<p>Denilse ki: Yüce Allah: &#8220;Günah yükü taşıyan hiçbir kimse bir başkası­nın günahını yüklenmez” (elEn&#8217;âm,6/164,Fatır, 35/18); &#8220;Her bir kişi kazan­dıkları karşılığında rehin alınmıştır&#8221; (el-Müddesİr, 74/38); &#8220;Kazandığı iyilikler onun lehine, yaptığı kötülükler de aleyhinedir&#8221; (el-Bakara, 2/286) diye buyurmuştur. Bunlar ise, herhangi bir kimsenin başka bir kimsenin gü­nahından dolayı sorumlu tutulmamasıni, cezanın yalnızca günahkâr kimse ile ilgili olmasını gerektirmektedir.</p>
<p>Buna cevap şudur: İnsanlar, açıktan açığa münker İşleyecek olurlarsa, onu gören herkesin o münkeri değiştirmesi bir farzdır. Eğer buna ses çıkarmaya­cak olursa, hepsi de isyankâr olur. Birisi, o münker fiilî işlemekle, diğeri de ona razı olmakla. Yüce Allah ise, hükmü ve hikmeti gereği mûnkerin işlen­mesine rıza göstereni bizzat onu işleyen gibi değerlendirmiştir. O bakımdan, münkere razı olan da işleyenin cezasına katılmış olur. Bu açıklamayı İbnü&#8217;l-Arabi yapmıştır. Bu ise, belirttiğimiz gibi hadis-i şeriflerin muhtevâsıdır.</p>
<p>Âyet-i kerimenin anlatmak istediği de şudur; Zalime isabet etmekle kal­mayıp salih olana da olmayana da isabet eden bir fitneden korkunuz, çeki­niniz.[11]</p>
<p><strong>2-Mûnkerin İşlenmesi Dolayısıyla Azap Kimlere İsabet Eder:</strong></p>
<p>Nahiv bilginleri &#8220;Erişmekle kalmayan&#8221; buyruğundaki &#8220;nûn&#8221; har­finin gelişini farklı şekilde açıklamışlardır. El Ferrâ der ki: Burdaki ifade, se­nin birisine; &#8220;Bineğin sırtından in, seni yere düşürme­sin,&#8221; demene benzemektedir. Buna göre bu, nehiy lafzında emrin cevabıdır. Yani, eğer sen bineğin sırtından inersen, o da seni yere yıkmayacaktır. Bu­nun bir benzeri de yüce Allah&#8217;ın şu buyruğudur: &#8220;Yuvalarınıza girin&#8230; sizi ;çiğneyip ezmesin.&#8221; (en-Neml, 27/18) Yuvalarınıza girecek olursanız, o da si­zi çiğneyip ezmez, demektir. Burada &#8220;nûn&#8221; ceza anlamı dolayısıyla gelmiş­tir.</p>
<p>Şöyle de açıklanmıştır: Bu &#8220;nûn&#8221;un geliş sebebi, buyruğun kasem gibi bir mana ifade edişi dolayısıyladır. Nûn ise, ancak nehiy fiili veya kasemin ce­vabı halinde gelir Ebu&#8217;l-Abbas el-Müberred de der ki: Bu buyruk emirden sonra bir nehiydir, Yani, buradaki nehiy, zalimlere yöneliktir. Bu da, siz zul­me yaklaşmayınız anlamındadır. Sibeveyh de; Seni burada ke­sinlikle görmemeliyim, ifadesinin kullanıldığını nakletmektedir. Yani Bura­da bulunma, demektir. Çünkü ben, burada kim varsa onu görürüm.</p>
<p>el-Cürcânî de der ki: Buyruk, özel olarak zalimlere isabet eden bir fitne­den (azaptan) sakının, demektir. Buna göre &#8220;Erişmekle kalmayan&#8221; buyruğu, nekireye sıfat mahallinde bir nehiydir ki, bunun da te&#8217;vili, zulme­denlere bu fitnenin isabet edeceğini haber vermek şeklindedir.</p>
<p>Ali, Zeyd b. Sabit, Ubey ve İbn Mes&#8217;ud ise elif siz olarak ve “Zul­medenlere erişecek bir fitne&#8230;&#8221; anlamını verecek şekilde okumuşlardır, el-Mehdevî der ki: Bu şekildeki okuyuşun, elifli  okuyuşundan elifin kasredilmiş ve; dan hazfedildiği gibi, bundan da hazf edilmiştir. O, ma­na itibariyle &#8220;Ama hayır, Allah&#8217;a yemin ederimki mutlaka ya­pacağım,&#8221; ifadelerinde ve benzerlerinde olduğu gibi.</p>
<p>Aynı şekilde bunun cemaatin kıraatine muhalif bir kıraat olması da müm­kündür, o takdirde mana: Bu fitne özel olarak zalim olanlara isabet eder, an­lamını verir.[12]</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>[1] Buhârî. Kader 14, Tevhid 11; Tirmizi, Nüzûr 13; Nesai, Eymân 1; Darimî, Nüzûr 12; Muvatta; Nüzûr 15; Müsned, II, 26, 67, 68, 127.</p>
<p>[2] İmam Kurtubi, el-Camiu li- Ahkami’l-Kur’an, Buruc Yayınları: 8/12-13.</p>
<p>[3] İmam Kurtubi, el-Camiu li- Ahkami’l-Kur’an, Buruc Yayınları: 8/13.</p>
<p>[4] Aynı manada nisbeten farklı lafızlarla: el-Heysemî, Mecmau&#8217;z-Zeuûid, VII, 233-234, &#8220;se­nedinde münker rivayetleri bulunan İbrahim b. Ebi&#8217;l-Feyyâd&#8217;ın bulunduğu” kaydıyla.</p>
<p>[5] Buhâri, Enbiyâ 7, Fiten 4, 28; Müslim, Fiten 1, 2; Tirmizi, Fiten 21, 23; tbn Mâce, Fl-ten 9; Muvatta, Kelâm 22; Müsned, VI, 428, 429.</p>
<p>[6] Tirmizî, Fiten 8, Tefsir 5. sûre 17; Ebû Dâvûd, Helakim 17; İbn Mâce, Fiten, 20; Müsned, I, 25&#8221;</p>
<p>[7] Buhâri, Fiten 6; Tirmizi, Fiten 12; Müsned, IV, 268, 269, 270.</p>
<p>[8] Nesai, Buyu&#8217; 47; Muvatta&#8217;, Bııyû&#8217; 33- Muvatta&#8217;Ğa kaydedildiği üzere olay kısaca şöy­ledir: Muâviye, belirtilen şekilde bir alış-verişi yapınca Ebu&#8217;d-Derda Allah RasûhTnün böyle bir alış-verişi yasaklamış olduğunu bildirir. Mııaviye bunda bir sakınca olmadı­ğını belirtir Ebu&#8217;d-Derdâ da ona: &#8220;Senin bulunduğun bir yerde ben olmam” diyerek, Hz, Ömer&#8217;e gider, durumu ona bildirir, Hz. Öıner de Muâviyeye bu tur bir alış-veriş yap­mamasını söyler.</p>
<p>[9] Buhârî, Ficen 19; Afüsned, II, 110.</p>
<p>[10] Buhâri, Buyu’ 49; Müslim, Fiten 4, 8; Ebû Dâvûd, Mehdi 11; Tirmizl, Fiten 10; İbn Mâce, Zühd 26; Müsned, VI, 105.[11] İmam Kurtubi, el-Camiu li- Ahkami’l-Kur’an, Buruc Yayınları: 8/13-16.</p>
<p>[12] İmam Kurtubi, el-Camiu li- Ahkami’l-Kur’an, Buruc Yayınları: 8/16-17.</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/yuce-allahin-kalpler-uzerindeki-tasarrufu/">Yüce Allah’ın Kalpler Üzerindeki Tasarrufu</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/yuce-allahin-kalpler-uzerindeki-tasarrufu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
