<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Vahdet Gazetesi | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/vahdet-gazetesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 14 Oct 2017 11:10:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Vahdet Gazetesi | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mezhep Suretindeki Hizip</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/mezhep-suretindeki-hizip/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/mezhep-suretindeki-hizip/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2015 14:35:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Reddiye & Ehl-i Bidat]]></category>
		<category><![CDATA[Şia]]></category>
		<category><![CDATA[Şia Mezhep Mi?]]></category>
		<category><![CDATA[Şia'nın Tarihi Gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Günümüzde Şia]]></category>
		<category><![CDATA[Mezhep Suretindeki Hizip]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Özcan]]></category>
		<category><![CDATA[Vahdet Gazetesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=3229</guid>

					<description><![CDATA[<p>Suriyeli muhaliflerden ve Buti’nin talebesi İmadüddin Reşid bey ile konuşuyorduk.  Şiiler ve Şiilik konusunda hem bilgili hem de müteyakkız bir zat olan İmadüddin bey Şia ile alakalı olarak ‘serapa siyasi bir mezhep’ tanımını kullandı. Dindarlığı siyasetten ibaret. Bundan dolayı da heyula gibi. Ele avuca sığmıyor.  Dini yönü de imamları sevmekten ve kabirlerine perestiş etmekten ibaret. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/mezhep-suretindeki-hizip/">Mezhep Suretindeki Hizip</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/mezhep-suretindeki-hizip/iran-250x250/" rel="attachment wp-att-17844"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-17844" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/01/iran-250x250.jpg" alt="" width="250" height="250" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/01/iran-250x250.jpg 250w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/01/iran-250x250-100x100.jpg 100w" sizes="(max-width: 250px) 100vw, 250px" /></a></p>
<p>Suriyeli muhaliflerden ve Buti’nin talebesi İmadüddin Reşid bey ile konuşuyorduk.  Şiiler ve Şiilik konusunda hem bilgili hem de müteyakkız bir zat olan İmadüddin bey Şia ile alakalı olarak ‘serapa siyasi bir mezhep’ tanımını kullandı. Dindarlığı siyasetten ibaret. Bundan dolayı da heyula gibi. Ele avuca sığmıyor.  Dini yönü de imamları sevmekten ve kabirlerine perestiş etmekten ibaret. Kabirleri yıkan ile tapınanlar madalyonun iki yüzünü temsil ediyorlar.  Kendilerini birbirlerinin zehri ve panzehiri olarak konumlandırıyorlar.</p>
<p>Halbuki haddi vasatı değil ifrat ve tefriti halini temsil ediyorlar. Kabirlere hürmetleri bile siyasetin dışında değil. Sözgelimi,bir kanalda Suriye meselesini konuşurken Tahran’dan katılan bir uzman Halep’e olan ilgilerini anlatmak için Hazreti Hüseyin’in (R.Anhu) başının Kerbela’dan getirilirken Halep üzerinden geçtiğini ve bu sırada bazı kan damlalarının Halep’e döküldüğünü ve bundan dolayı burası ile ilgili olduklarını söyledi. Böyle olduğunu farz etsek bile Hazreti Hüseyin’in kanının mülkiyeti hangi hakla veya kuralla İranlılara geçti! Bu misyonerlerin emperyalist taktiklerinden ibarettir. Bu Şii anlayışıyla  Hıristiyanların da Efes&#8217;i sahiplenmeleri mümkündür.   Belli ki kabir ziyareti üzerinden bir dini emperyalizm yürütüyorlar. Her şeyleri siyaset.</p>
<p>Bir ara eksikliklerini fark ederek Risale-i Nur neşreden Nesil Yayınlarıyla temasa geçmişler ve Risale-i Nurlarla ilgilenmişler. Meramlarını da şöyle anlatmışlar: Gençlerimizi dindar yetiştiremiyoruz bu hususta Risale-i Nuru başarılı görüyoruz ve yararlanmak istiyoruz. Haydar Baş duymasın ama Risale-i Nur mesleğinden yararlanmak istediklerini söylüyorlar. Boşuna zahmet etmesinler Risale-i Nur’dan hiç yararlanamazlar.Risale-i Nur azami ihlas üzerine kuruludur. Kendileri de azami hile.  Risale mesleği, ‘aldansam da aldatmam’ mesleğidir.En büyük hile hilesizliktir anlayışına dayanır. Bu zıt anlayışı terk etmedikçe hakiki dindar da olamazlar. Takiyye prensibi başta ihlasa aykırıdır. Meslekleri siyaset ve kandırmacadır.</p>
<p>Halep ile ilgilerini böyle anlatıyorlar ve meşrulaştırıyorlar. öyleyse Hazreti Peygamber ve yakınları Medine’de Cennetü’l Baki’de yatıyor. Onu niye sahiplenmiyorlar. Yine takiyye gereği adım adım gidiyorlar. Halep’i hazmettikten sonra imkan elverirse sıra Medine’ye de gelecek.Takiyye olunca utanma diye bir sorunları da kalmıyor.  Şia bir mezhep değil kine dayalı bir siyasettir. Sevginin ekşimiş halidir.Mecusilik kalıntısıdır. Neden mi? Hazreti Peygamberin arkadaşlarına olan nefretleri, hariçte sönen Mecusi ateşinin gönüllerde yanmaya devam etmesidir. Bundan dolayı Hazreti Ömer’in katili Ebu Lü’lü’ye Baba Şucaaittin payesi vermişler.</p>
<p>Musa Kazım’ın torunlarından Abdulkadir Bin Muhammed Ata Sufi Ebu Muhammed el Hüseyni’nin de ifadesiyle Hazreti Ali’nin yolunun eri olmayıp onun adına üretilmiş bir hiziptirler.Hizipçilik ise asabiyete dayalıdır. Hakkaniyet mesleğiyle yakından uzaktan alakası yoktur. Hizipçi olduklarından geniş zeminle ve ümmetle buluşamıyorlar.Hizipçilikleri veya klikçilikleri gereği dikotomi ve zıddiyet ürettiklerinden ümmetin çatısı altında birleşemezler.Kimyaları  sekterizm ve klikçilik yani bölücülük üzerine teessüs etmiştir.Ümmetle bütünleşmeleri eşyanın tabiatına aykırı olurdu.Şia ve İsna Ayeriyye’nın dışında hiçbir İslami mezhep paralel değildir.  Sözgelimi Mutezile gibi diğer mezheplerin hem ameli hem de itikadi boyutları yoktur.  Mutezili birisi pekala Hanefi olabilir ya da Zeydiler genellikle fıkıhta Hanefi anlayışı temsil eder.</p>
<p>Keza hiçbir mezhebin Kafi gibi paralel Buhari’si yoktur. Bu ancak On İki İmamcı Şiilere mahsustur.Onlar fikri değil siyasi Muteziledir. Mutezile asabiyet veya hizipçilik olmadığından inkiraz bulmuş ve tarihe karışmıştır.Şia ise bir hizip  suretine büründüğünden yeniden  harekete dönüşmesi kolay olmaktadır. Humeyni bunu sağlamıştır. Şah döneminde kültürel hale gelen Şiilik Humeyni’nin elinde yeniden yoğrularak; harekete ve ideolojiye bürünmüştür. Bunlar ana gövdeden ayrılan tali kolları temsil ediyorlar.Ümmetin gövdesini kemiren güve hükmündeki bu hareketleri günümüzde Hariciliğin yeniden ete kemiğe bürünmüş hali olan IŞİD ile İran temsil etmektedir. Madalyonun iki yüzünü temsil eden bu hareketler birbirlerinden misyon devşiriyorlar.</p>
<p>IŞİD Şia’nın mezalimini; Nuri Maliki ve Beşşar’ın yaptıklarını afişe ederek kendisine siyasi sermaye yaparken tersinden de İran ekolü IŞİD’i kendilerine malzeme yapmaktadırlar. İran IŞİD’e karşı terörün panzehiri olarak durumdan vazife çıkartırken; Batılılar da kendisini kutsuyorlar.  Kısaca İran’ın temsil ettiği tarihin derinliklerinden ve kininden beslenen mezhebi doku, hizipçilikten ibarettir. Mezhep sureti giymiş Pers hizipçiliğidir.</p>
<p>Kuzey Afrika ülkelerinde bir zamanlar yaygın olan Hizb-i Fransa gibi. Hizbullah gibi partizanlar veya milis veya halk orduları aracılığıyla İran, bölgede baştan sona operasyon yapıyor.Humeyni,Seyyid Kutup’tan aparma ‘Muhammedi İslam’a karşı Amerikan İslam’ı’ söylemiyle karşımıza çıkmıştı.  Neyi kastettiğini bilmiyoruz ama basın yoluyla atışsalar da terör dedikleri şeye karşı ABD-İran’ın derin ortaklığına şahit oluyoruz. İran’ın Batı ve İsrail’e yönelik düşmanlığı sözel ve onun ötesinde taktik düzeyi geçmezken İslam dünyasına yönelik düşmanlığı sınır tanımıyor ve fiiliyatın da ispatladığı gibi stratejik. Damardan.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Mustafa Özcan, Vahdet Gazetesi</strong></p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/mezhep-suretindeki-hizip/">Mezhep Suretindeki Hizip</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/mezhep-suretindeki-hizip/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mezhep Bid’at mı?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/mezhep-bidat-mi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/mezhep-bidat-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2015 14:29:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ehli Sünnet Mezhebi]]></category>
		<category><![CDATA[Mezhep Bid’at mı?]]></category>
		<category><![CDATA[Mezhepler Bidat Mı?]]></category>
		<category><![CDATA[Mezhepler Ne Zaman Ortaya Çıktı?]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberin Mezhebi Yoktu?]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Orhan Çeker]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabelerin Mezhebi Var mıydı?]]></category>
		<category><![CDATA[Vahdet Gazetesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=3227</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle bazı heyecanlı tipler sık sık “Mezhebler bid’attir, sonradan ortaya çıkmış türedi kurumlardır. Resulullah (a.s) zamanında yoktu” şarkısını söylerler. Bu söyleme göre sahabe toplumunda herkes kendisi Kitab ve Sünnetten hüküm çıkarıyor, kimse kimseyi taklid etmiyor. Dolayısıyla imam da, onu takip eden de yoktu. Yani tüm sahabe müctehid idi. Bu söylemleri özellikle ilahiyat fakültelerinde hatta hazırlık [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/mezhep-bidat-mi/">Mezhep Bid’at mı?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/mezhep-bidat-mi/sunneti-seniyye-250x250-1/" rel="attachment wp-att-17848"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-17848" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/01/sunneti-seniyye-250x250-1.jpg" alt="" width="250" height="250" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/01/sunneti-seniyye-250x250-1.jpg 250w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/01/sunneti-seniyye-250x250-1-100x100.jpg 100w" sizes="(max-width: 250px) 100vw, 250px" /></a></p>
<p>Özellikle bazı heyecanlı tipler sık sık “Mezhebler bid’attir, sonradan ortaya çıkmış türedi kurumlardır. Resulullah (a.s) zamanında yoktu” şarkısını söylerler. Bu söyleme göre sahabe toplumunda herkes kendisi Kitab ve Sünnetten hüküm çıkarıyor, kimse kimseyi taklid etmiyor. Dolayısıyla imam da, onu takip eden de yoktu. Yani tüm sahabe müctehid idi. Bu söylemleri özellikle ilahiyat fakültelerinde hatta hazırlık sınıflarında çokça dile getirirler ve her talebenin bizzat ictihad etmesini vurgularlar. Bu yaldızlı sinsi sözler genç kesime çok da hoş geliyor. Kıraat ve ilmihal öğretimi seviyesindeki genç bunları duyunca heyecanla kendisini müctehid görmeye başlıyor. Durumu sahabe toplumuna götürerek bu söylem ne derece doğruymuş test edelim:</p>
<p>Yukarıdaki iddiaya göre on binlerce hatta yüzbinleri aşkın sahabenin tamamı müctehid idi, içlerinde hiç mukallid yoktu. Halbuki bu iddianın sahabe toplumuna uyan hiçbir tarafı yoktur. Herşeyden önce ALLAH Hz. Adem’den bu yana tüm ferdleri müctehid olan bir toplum yaratmamıştır. Tüm ferdleri aynı derecede olan bir toplum eşyanın tabiatına terstir. Bunu belirttikten sonra gelelim sahabe toplumundaki duruma: Sahabe toplumunun nüfusu ne kadardı? Veda hutbesini baz alarak bir tahminde bulunalım: Veda hutbesinde bulunanlar için 100 ila 140 bin tahminleri vardır.</p>
<p>Merhum Muhammed Hamidullah’ın nakline göre Veda haccına katılmayanlar katılanlardan daha fazlaydı. Buna göre nüfusu 250 ila 300 bin arasında tahmin edelim. Peki bu nüfusun ne kadarı ictihad etmiştir? Kaynaklar sahabe fukahasını ilk elde 7 kişi olarak sayar: Hz. Ömer, Hz. Ali, Hz. Aişe, 3 Abdullah (İbn Mes’ûd,İbn Abbas,İbn Ömer) ve Zeyd b. Sabit. Ömründe tek ictihad bile olsa tüm ictihadda bulunan sahabe sayısı 20 tanesi hanımlardan olmak üzere 162’dir. Geri tarafı bu müctehidleri taklid etmişlerdir. Bu rakamlara göre sahabe toplumunda ictihad eden sahabe oranı yuvarlak hesap 1750 kişide 1 kişidir. Hatta adı geçen 7 kişiyi esas alırsak 40 binde 1 kişi civarında olur. Büyük çoğunluk teşkil eden sahabe bu az sayıdaki sahabe fakihlerinden soruyor ve onların dedikleriyle amel ediyorlardı. Demek ki sahabe toplumunda da imam/müctehid ve mukallid, ictihad ve çok büyük oranda taklid varmış.</p>
<p>Kimileri de “Ben şu kadar bin hadis biliyorum, kendim ictihad ederim” diyor. Bu kişiler şunu bilsinler ki hadis bilmek başka, ictihad etmek başka şeydir. Sahabenin hadiste 1 numarası Hz. Ebu Hureyre’dir ama Ebu Hureyre fıkıhta sonlarda yer alır. Hz. Ömer’den çok az hadis gelmiştir ama Hz. Ömer fıkıhta 1 numara arasındadır. İddia doğru olsaydı Ebu Hureyre fıkıhta da 1 numara olur, Hz. Ömer ise fıkıhta 1 numara olmazdı. Veda hutbesinde Peygamber Efendimiz (a.s) “Burada olanlar, olmayanlara (bu sözleri) duyursun. Muhtemeldir ki burada olmayanlar, olanlardan daha iyi anlamış olabilir” buyurmuştur. Bu söz çok açık ifade ediyor ki hadis ravisi hadisin ahkam yönünü müctehid kadar anlamamış olabilir. Öyleyse çok hadis bilmek çok ictihad etmeyi gerektirmemektedir. Buna sahabe toplumu şahiddir.</p>
<p>Şunu da ekleyelim: Sahabe hadisçileri (ravileri), sahabe fakihlerinin yaklaşık 10 katı daha fazladır. Yani sahabe toplumunda 1 fakihe karşı 10 hadisçi vardır. Bütün bunlar, sahabe toplumunda büyük oranda taklidin olduğunu hem de çok hadis bilmenin ictihad edebilmek olmadığını çok açık ifade etmektedir.</p>
<p>Son olarak: İctihad ve cihad İslam’ı ne kadar korudu ise taklid de o kadar korumuştur. Bilgisi olmayanın, İslam hakkında konuşmaması, bilene tabi olması İslam’ın fitnelerden korunması konusunda zarurettir. Alimlere ve mezheplere her kim düşmanlık yapıyorsa bilin ki onlar İslam’ı bozmak isteyenlere zemin hazırlıyorlar. Dua ve selam ile.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Orhan Çeker, Vahdet Gazetesi</strong></p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/mezhep-bidat-mi/">Mezhep Bid’at mı?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/mezhep-bidat-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Örnek Ehl-i Sünnet Müslümanı</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/ornek-ehl-i-sunnet-muslumani/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/ornek-ehl-i-sunnet-muslumani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2015 14:25:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Örnek Ehl-i Sünnet Müslümanı]]></category>
		<category><![CDATA[Ehl-i Sünnet Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Ehl-i Sünnet Müslümanı]]></category>
		<category><![CDATA[Ehl-i Sünnet Müslümanı Nasıl Olmalı?]]></category>
		<category><![CDATA[M. Şevket Eygi]]></category>
		<category><![CDATA[Vahdet Gazetesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=3224</guid>

					<description><![CDATA[<p>EHL-İ SÜNNETE ihlasla (tekrar ediyorum ihlasla) hizmet edenler   gerçekten  hizmet etmiş olur. Çünkü Ehl-i Sünnet Kur’anın, Sünnetin, İslamın doğru yorumudur. Kur’ana, Sünnete, İslama yapışan sağlam kulpu tutmuş olur, yolda kalmaz. Ehl-i  Sünnet gemisine binen ve ömrü ölümüne iman ile bitişenler inşallah ebedî saadete nail olur. Ehl-i Sünnet herhangi bir fırka değildir. İslamın ana caddesidir, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ornek-ehl-i-sunnet-muslumani/">Örnek Ehl-i Sünnet Müslümanı</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/ornek-ehl-i-sunnet-muslumani/20149031503-b/" rel="attachment wp-att-17846"><img decoding="async" class="aligncenter  wp-image-17846" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/01/20149031503-b.jpg" alt="" width="361" height="171" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/01/20149031503-b.jpg 570w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/01/20149031503-b-300x142.jpg 300w" sizes="(max-width: 361px) 100vw, 361px" /></a></p>
<p>EHL-İ SÜNNETE ihlasla (tekrar ediyorum ihlasla) hizmet edenler   gerçekten  hizmet etmiş olur.</p>
<p>Çünkü Ehl-i Sünnet Kur’anın, Sünnetin, İslamın doğru yorumudur. Kur’ana, Sünnete, İslama yapışan sağlam kulpu tutmuş olur, yolda kalmaz.</p>
<p>Ehl-i  Sünnet gemisine binen ve ömrü ölümüne iman ile bitişenler inşallah ebedî saadete nail olur.</p>
<p>Ehl-i Sünnet herhangi bir fırka değildir. İslamın ana caddesidir, Sevâd-ı Âzamdır. İcazetli Ehl-i Sünnet alimlerine, fakihlerine, mürşidlerine  bağlı olanlar, ucu Resullerin Seyyidine (Salat ve selam olsun ona) ulaşan çok sağlam bir zincire tutunmuş olur.</p>
<p>Ehl-i Sünnet Müslümanı ilahî İslam dinini siyasî bir ideolojiye çevirmez. İslam adına teröristlik yapmaz.</p>
<p>Ehl-i Sünnet Müslümanı, ehl-i Tevhid’i ve ehl-i Kıbleyi tekfir etmez.</p>
<p>Ehl-i sünnet Müslümanı dine hizmet eder, dini istihdam ederek sömürü, mukaddesat bezirganlığı  yapmaz.</p>
<p>Ehl-i Sünnet Müslümanı, aralarında meşreb farkı, görüş ayrılığı da olsa  iman kardeşlerini dışlamaz, ötekileştirmez, onlara kötülük etmez.</p>
<p>Ehl-i Sünnet Müslümanı  ilmi ve imkanı varsa ya doğrudan doğruya yahut dolaylı olarak (yapanları destekleyerek) İman, İslam, Kur’an, Sünnet, Şeriat hizmetleri yapar.</p>
<p>Bunları sırf Allahın rızasını kazanmak için yapar, mahlukattan ücret istemez.</p>
<p>Ehl-i Sünnet Müslümanı en büyük düşmanının kendi nefs-i emmâresi olduğunu bilir ve onunla büyük cihad  yapar.</p>
<p>Ehl-i Sünnet Müslümanı beş vakit namazı dosdoğru kılar.</p>
<p>Ehl-i Sünnet Müslümanı zekatını Kur’ana, Sünnete, Şeriata uygun şekilde  fakirlere, miskinlere  ve diğer hak sahiplerine temlik suretiyle verir.</p>
<p>Ehl-i Sünnet Müslümanı, Ümmet Müslümanıdır, onda Ümmet şuuru vardır. Ümmet bütünlüğüne zarar verecek sözlerden, davranışlardan kaçınır.</p>
<p>Ehl-i Sünnet Müslümanı fitne fesat çıkartmaz.</p>
<p>Ehl-i Sünnet Müslümanı emr-i mâruf ve nehy-i münker yapar. Bunun asgarîsi (en azı), kalben  iyi şeyleri istemek ve kötü şeylere buğz etmektir.</p>
<p>Ehl-i Sünnet Müslümanı, İslam kadınlarının şer’î tesettürlü olmasını ister. Açık saçıklığı, hicabsızlığı  ve şeytanî tesettürü beğenmez.</p>
<p>Ehl-i Sünnet Müslümanı, anasıyla zina etmek derecesinde iğrenç bir günah olan ribadan uzak durur.</p>
<p>Ehl-i Sünnet Müslümanı  ezelde, kalû  belâ gününde, Allahü Teala ile yapmış olduğu ahd  ü misakı aklından hiç çıkartmaz ve bu ahde hıyanet etmez.</p>
<p>Ehl-i Sünnet Müslümanı Resulullah Efendimizle  (Salat ve selam olsun ona) irtibatlıdır, ona biat  etmiştir, onu itaat eder, Sünnetini hayata uygular, onun hizmetkarı ve mücahididir.</p>
<p>Ehl-i Sünnet Müslümanı zamanındaki İmam-ı Kebire biatlıdır.</p>
<p>Ehl-i Sünnet Müslümanı, israf ederek, saçıp savurarak israf etmez, şeytanın kardeşi olmaz. O mütevazı ve kanaatkârdır. Fazla parası ve malı varsa muhtaçlara sadaka olarak dağıtır, infak eder.</p>
<p>Ehl-i Sünnet Müslümanı  mazlum olsun   ve zalim olsun kardeşine yardım eder. Zalime nasıl mı yardım eder? Elini onun elinin üstüne koymak suretiyle, yani zulmünü engellemeye çalışarak.</p>
<p>Gerçek ve kâmil  Ehl-i Sünnet Müslümanı iyi insandır, iyi vatandaştır. Onun faziletlerini ve iyiliklerini düşmanları bile kabul eder.</p>
<p>Sadece Sünnîlik edebiyatı yapmakla  iyi Müslüman olunmaz. Âyinesi iştir kişinin…</p>
<p>Kur’an, Sünnet, Şeriat, Ümmet Müslümanı olalım. Hakk’ın rızasını kazanalım.</p>
<p>Bize bakan, bizde İslamı görsün.</p>
<p><strong>M. Şevket Eygi, Vahdet Gazetesi</strong></p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ornek-ehl-i-sunnet-muslumani/">Örnek Ehl-i Sünnet Müslümanı</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/ornek-ehl-i-sunnet-muslumani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Muhammed B. Abdilvehhâb ve Tekfir</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/muhammed-b-abdilvehhab-ve-tekfir/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/muhammed-b-abdilvehhab-ve-tekfir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2015 17:25:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ebubekir Sifil]]></category>
		<category><![CDATA[Tekfir]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed B. Abdilvehhâb ve Tekfir]]></category>
		<category><![CDATA[Tekfircilik]]></category>
		<category><![CDATA[Vahdet Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Vehhabi İdeolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Vehhabiler]]></category>
		<category><![CDATA[Vehhabilerin Tekfirciliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=3213</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanımızın kendine yabancılaştırıldığı modern dönemde, kendi değerlerinin uzağına savrulmuş genç neslin bir kesimi can simidi olarak Vehhâbî akidesine sığınıyor. Kendisine okunan bir-iki ayet, bir-iki hadis ve sözüm ona Selef&#8217;ten nakledilen bir-iki anekdot, asırlar boyu en temel varlık alanını oluşturmuş bulunan Ehl-i Sünnet akidesini terk edip Vehhâbî ideolojisine kayması için fazlasıyla yeterli oluyor. Oysa kendisine okunan [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/muhammed-b-abdilvehhab-ve-tekfir/">Muhammed B. Abdilvehhâb ve Tekfir</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/muhammed-b-abdilvehhab-ve-tekfir/ebubekir-sifil-250x250/" rel="attachment wp-att-17852"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-17852" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/01/ebubekir-sifil-250x250-1.jpg" alt="" width="250" height="250" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/01/ebubekir-sifil-250x250-1.jpg 250w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/01/ebubekir-sifil-250x250-1-100x100.jpg 100w" sizes="(max-width: 250px) 100vw, 250px" /></a></p>
<p>İnsanımızın kendine yabancılaştırıldığı modern dönemde, kendi değerlerinin uzağına savrulmuş genç neslin bir kesimi can simidi olarak Vehhâbî akidesine sığınıyor. Kendisine okunan bir-iki ayet, bir-iki hadis ve sözüm ona Selef&#8217;ten nakledilen bir-iki anekdot, asırlar boyu en temel varlık alanını oluşturmuş bulunan Ehl-i Sünnet akidesini terk edip Vehhâbî ideolojisine kayması için fazlasıyla yeterli oluyor.</p>
<p>Oysa kendisine okunan ayetlerin delalet, hadislerinse hem sübut hem delalet yönünden arz ettiği durum kendisine belletildiğinin aksini ifade ediyor. Meselenin bu boyutu uzun izahat istediği ve bu yazıda bir başka noktayı ele almak niyetinde olduğum için oraya girmeyeceğim.</p>
<p>Bu ülkeye tekfirci zihniyet Suud ideolojisi üzerinden girdi. Oraya &#8220;ilim öğrenmek&#8221; için giden/gönderilen gençler, oradan &#8220;akide&#8221; öğrenip döndüler. Biz medreselerin köküne kibrit suyu döktüğümüz için &#8220;dini başka ülkelerden öğrenme&#8221; gibi bir garabet çıkmıştı ortaya çünkü.</p>
<p>Gençlerimiz oralara gittiler. Aldıkları eğitimle kafaları yeniden formatlandı; memleketlerine döndüklerinde artık onlar birer &#8220;davetçi&#8221; idi! Asırların birikimi üzerinde oturduğu halde bilinçli olarak cahil bırakılmış insanımıza yönelik &#8220;davet&#8221;lerinin ilk adımı şu oluyordu genellikle: &#8220;Siz aslında müşriksiniz. Tevhid&#8217;i bilmiyorsunuz. Biz şimdi size nasıl mü&#8217;min olacağınızı öğreteceğiz.&#8221;</p>
<p>Mekke müşrikleriyle kurulan paralellikler, onlar hakkında inmiş ayetlerin Müslümanlara yönelik birer silah olarak devreye sokulmasını da beraberinde getirdi. &#8220;Tevhid&#8217;i anlamak için önce müşrik olduğunuzu kabul etmelisiniz&#8221; demeye getiriyorlardı.</p>
<p>İşin enteresan kısmı: Bunu yaparken, kendilerine öğretilen ideolojinin müessisi Muhammed B. Abdilvehhâb&#8217;ın gerçek yüzü, fikirlerinin hakikati konusunda genellikle dürüst davranmadılar. Onun aslında &#8220;tekfirci&#8221; olmadığını ispat sadedinde bilerek ya da bilmeyerek yapmadıkları tevil kalmadı.</p>
<p>Oysa gerek kendi eserleri, gerek ed-Düreru&#8217;s-Seniyye isimli derleme, gerekse İbn Beşîr ve İbn Ğannâm gibi o ideolojiye mensup tarihçilerin yazdıkları elimizde. Bütün bu eserler gerçeği bütün çıplaklığıyla haykırıyorken Muhammed B. Abdilvehhâb&#8217;ın Ümmet&#8217;i tekfir etmediğini nasıl söyleyebiliyorlar, hayret etmemek elde değil.</p>
<p>Şu ifadeler bizzat Muhammed B. Abdilvehhâb&#8217;ın kaleminden: &#8220;Size kendimden haber veriyorum.</p>
<p>Kendisinden başka ilah olmayan Allah adına yemin ederek diyorum ki, ilim öğrenmek için yola çıktım; beni tanıyanlar bilgili olduğumu sanıyorlardı. Oysa Allah&#8217;ın lütfettiği bu hayırdan1 önce ben Lâ ilâhe illallâh&#8217;ın manasını da bilmiyordum; İslam Dini&#8217;ni de. Hocalarım da aynı şekilde. Onlar arasında bunu bilen hiç kimse yoktu. Dünyadaki alimlerden, bu vakitten önce Lâ ilâhe illallâh&#8217;ın manasını ve İslam Dini&#8217;ni bildiğini iddia eden kimse yalan söylemiş, iiftira etmiştir! İnsanları aldatmıştır…&#8221;2</p>
<p>&#8220;Bilgi sahibi olan herkesin şu ikrarından haberdar oldunuz: İnsanlara beyan ettiğimiz Tevhid, Allah&#8217;ın, peygamberlerini tebliği için gönderdiği dindir. İnsanların çoğunluğunun inandığı itikatlar, Allah Teala&#8217;nın, &#8220;Kim Allah&#8217;a şirk koşarsa (bilsin ki) Allah cenneti ona haram kılmıştır. Onun varacağı yer ateştir&#8221;(5/el-Mâide, 72) ayetinde zikrettiği şirktir.</p>
<p>&#8220;Mekke&#8217;de, Medine&#8217;de, Mısır&#8217;da, Şam&#8217;da ve diğer yerlerde şu ana kadar işlendiğini bu kitapta zikrettiğimiz şeyler, kişinin kanını mübah kılan ve cehennemde ebedî olarak kalmayı gerektiren şirktir. Her kim bu dine girmez, onunla amel etmez, bu dinin dostlarına dostluk, düşmanlarına düşmanlık göstermezse, o kimse Allah&#8217;ı ve ahiret gününü inkâr eden kâfirdir. Müslümanların imamına ve Müslümanlara, böyle kimselerle cihad etmek ve onları öldürmek vaciptir. Ta ki tevbe edene kadar.&#8221;3</p>
<p>Bu sarih ifadeler Muhammed B. Abdilvehhâb ideolojisinin &#8220;tekfirci&#8221; olup olmadığını açık bir şekilde ortaya koyuyor. Verilebilecek yüzlerce örnekten sadece birkaçı bunlar. Arzu edenler için daha fazlasını da ortaya koyabilirim.esini göstererek.</p>
<p><strong>Ebubekir Sifil, Vahdet Gazetesi</strong></p>
<p>1 &#8220;Tevhid inancı&#8221; adına binlerce insanı tekfir edip kanını akıttığı  ideolojiyi kast ediyor.</p>
<p>2 ed-Düreru&#8217;s-Seniyye, XIII, 48.</p>
<p>3 ed-Düreru&#8217;s-Seniyye, I, 65-6.</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/muhammed-b-abdilvehhab-ve-tekfir/">Muhammed B. Abdilvehhâb ve Tekfir</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/muhammed-b-abdilvehhab-ve-tekfir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
