<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Uslüb | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/uslub/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 18 May 2021 14:24:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Uslüb | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ekrem Tahir &#8211; Yaratıcı Öfke  -Alıntılar</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/ekrem-tahir-yaratici-ofke-alintilar/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/ekrem-tahir-yaratici-ofke-alintilar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 May 2021 14:24:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İlim]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Gazzali]]></category>
		<category><![CDATA[İrfan]]></category>
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem Tahir]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kelam]]></category>
		<category><![CDATA[Konuşmak]]></category>
		<category><![CDATA[mefhum]]></category>
		<category><![CDATA[muhteva]]></category>
		<category><![CDATA[türk aydını]]></category>
		<category><![CDATA[Tenkid]]></category>
		<category><![CDATA[Uslüb]]></category>
		<category><![CDATA[Zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilimcephesi.com/?p=25091</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mefhum fehmetmektir; fehm ve idrak etmek. Ve fehmetmek demek; anlamak, şuurluca kavramak ve idrakte yerini bulması demektir. Bir meseleyi araştırmak, tetkik yolculuğuna çıkıp, bu yolculukta bilgileri toplayıp, tasnifleştirip, bilgileri gözleyip, tenkit süzgecinden geçirip, yolculuk tecrübelerini titizce devşirip terkipleştirmek, hülâsayı kelâm; ona bütün dimensiyonunla hâkim olup hükmedebilmektir. Lakin diğer bir ifadeyle meselenin bütün dimensiyonlarıyla bilmeden, insan [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ekrem-tahir-yaratici-ofke-alintilar/">Ekrem Tahir – Yaratıcı Öfke  -Alıntılar</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-25102 aligncenter" src="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2021/05/wi_500-193x300.jpg" alt="" width="193" height="300" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2021/05/wi_500-193x300.jpg 193w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2021/05/wi_500.jpg 500w" sizes="(max-width: 193px) 100vw, 193px" /></p>
<p>Mefhum fehmetmektir; fehm ve idrak etmek. Ve fehmetmek demek; anlamak, şuurluca kavramak ve idrakte yerini bulması demektir. Bir meseleyi araştırmak, tetkik yolculuğuna çıkıp, bu yolculukta bilgileri toplayıp, tasnifleştirip, bilgileri gözleyip, tenkit süzgecinden geçirip, yolculuk tecrübelerini titizce devşirip terkipleştirmek, hülâsayı kelâm; ona bütün dimensiyonunla hâkim olup hükmedebilmektir. Lakin diğer bir ifadeyle meselenin bütün dimensiyonlarıyla bilmeden, insan bunu zihinde berraklaştırmadan, vâkıf olmadan asla hükmedemez !</p>
<p>Hukmetmek demek;meseleyi kavrayıp, artık kendi metodunu inşa edebilmesi demektir.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Kadınlar&#8230; Tekrar kadınlar. Hakikat kadındır. İnanmış ve mâverâya teslim olmuş kadın hakikattir. Ve gerçekte ışığın ve hakikatin çıplak yani nurani hâli kadındır. Ama çığ hakikattir; kadının çıplak hâli yani mücerretliği. Metafor bir çığlığın çığlığı. Bir anlamın ve derin bir süretin, ifadenin öfkesidir metaforlar. Şair ve düşünürlerin karanlığa, zulmün başkentlerine fırlattıkları ateşten bir oktur bu.<br />
&#8230;<br />
Nerede! Bu asil, zarif gazel duruşlu, elif endamlı, kalem, edeb örgülü ve iffetin imzası, bu kuş ürkekliği kalbi nereye gömüldü! Bu nar çiçeği gibi elleri merhametin ve cesaretin yani cihangir nesiller yetiştirenler? Nerede ufukları delen ve fetheden bakışları&#8230; Nerede bu elif gönüller, elif bakışlar, kün emrinin şuuru, hecesi, nesillere heceleten bu umman gönüllü, elif ruhlu kadınlar ve kızlarımız? Nerede!</p>
<p>Sayfa 153<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Şayet ben daha ilerisini gördüysem;<br />
Sebebi, uluların sırtının üstünde duruşumdandir.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Avamın kendisini aldatmasını normal karşilayabiliriz ama aydının kendisini aldatması, bir millet için yıkımın çan sesleri olabilir.</p>
<p>Sayfa 104<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Avrupalılar hakiki “tenkidi” bu iki nur çocuktan öğrenir. Bilhassa büyük mütefekir İmam Gazzâli ve İbn Rüşdden. Bunu sadece filozof Herder itiraf eder. Spinoza, Kant ve diğerleri, Gazzâli&#8217;nin eserlerini çok dikkatli okumuş ve hepsi bir sanatkârane hırsız gibi, fikirlerini onun diriltici ve yaratıcı fikirleriyle örer ve inşa ederler. Onlar Gazzâli ve İbn Rüşdisüz bir hiçtirler! Unutmayalım; İslâm mütefekkirleri arasında önce Latinceye ve sonra Batı dillerine en çok tercüme edilen mütebahhir ve mütearrif olan Gazzâlidir!*36<br />
*****</p>
<p>36 Mesela insan şu Batı Orta Çağ döneminde Latinceye tercüme edilen İslâm düşünürlerin eserlerinin ve kimlerin tercüme edildiğini belirten şu esere bakması yeterlidir: Repertorium edierter Texte des Mittelalters. Aus dem Bereich der Philosophie und angrenzender Gebiete. Hrsg; Rolf Schönberger und Brigitte Kible. Berlin 1994,<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Küpünü; yani bilgi havuzunu doldurmak isteyen, öğrenmek ve yön bulmak isteyen her tecessüs sahibi insan, önce huşu içinde okuduklarını dinler, düşünür, tashih eder ve beyninde bu bilgileri kristalleştiren bir arşivini tutar. Bu okumalar uzun bir zaman alır, şayet düşüncenin ve edebiyatın ulularının tezhibinin durağına hâlen vasıl olmamışsa. Bilgi havuzu doldukça, zekâ keskinleşir, hassaslaşır ve içinde bütün tedai ormanlarının uğultularını barındıran bir kristal bilgi arşivi tekevvün eder, bu oluşum onu sultan yolu olan tenkidin ve mukayesenin alanına yani düşüncenin kristal çizgisine götürür&#8230;</p>
<p>Artık kişi düşüncenin, kendi düşüncelerini inşa edebilecek muhayyel ve kavi kanatlı tecessüsün eşiğinin başındadır. Sonra içinde oluşan coşkun ırmakları, dalgaları, güven karışımı şuh ve cehd dolu bir ruhu oluşur. Ve dahası artık sadece bilgi küpünü doldurmak isteyen bir basit okuyucu değildir. Arşivindeki bilgileri kristalleştirerek yürüşe geçirir; diğer bir ifadeyle tenkit menzilinin sesi olmaya ve bu vadinin emin insanı olmaya başlar. Gölgelerden, peşin hükümlerden arınma cehdi menzilindedir. İnsanın ateşi de, yağı da ve bilgisi de yaratıcı zekâsıdır. Ve İlahi&#8217;nin tarif edilemez mevhibesi.</p>
<p>Zekâsıyla yanmamış, hamlığını iyice kavurmamış, bilgisini biteviye sigaya çekmemiş ve ardından cemil ve celil uluların bilgi usâresinin süzgecinden geçmemiş ve dahi ruhuyla tenkit ateşiyle yanmamış, kavrulmamış sayfalar, paragraflar, bir nevi yaşlanmış Yarış atının tökezleyişine benzeyebilir.</p>
<p>Sayfa 229<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
(&#8230;)1939 yılında başlayıp 1950 yıllarına kadar dil ve matematik felsefecisi, filozof L, Wittgenstein, İngilterede Oxfordda vermiş olduğu meşhur Estetik derslerinde, Tolstoy&#8217;un eserinden de etkilenerek W. Shakespeare&#8217;yi tenkit eder. Ne garip&#8230; Bilgeler Tolstoy&#8217;un tenkitlerine karşı çıkamadılar. Ama Wittgensteine ise “Edebiyattan anlamıyor” sözüyle, bu bayağı, çok peşin hükümlü ve küflü ifadeyle saldırdılar.</p>
<p>Sayfa 137<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Ama mükemmel tercüme için en güzel sözü ise Georg Venzky&#8217;i söylemiş. Ona kulak kabartalım: “İnsan öyle tercüme etmeli ki, yazar esasında bizim hemşehrimiz olarak doğmuş görünmeli, sonradan doğmuş gibi olmamalı” diyor.”</p>
<p>Sayfa 208<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Mefhumlar milletlerin daha doğrusu her medeniyetin kelimeden kanaviçeli mimarisi gibidirler. Bir milletin düşünce mimarisinin dimensiyonları, o milletin mefhumlarının da dünyasıdır. Medeniyetlerin farklılıkları, üslüpları, inşa ettikleri mefhumlardan yani lafzının estetiği, ruhu, kısacası inancının dimensiyonları birbirinden ayırır. Mimarideki tezyin, işaretler, süsler, yapıdaki çarpık uygunsuzlukların, yerini tam bulamamış mimari ögeleri; taşlar, kemerler, kubbeler ve sütunlar, o medeniyetin fikri ve ruhi dünyasını da tezahür ettirir.</p>
<p>Sayfa 96<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Türkiyede kanunlar laiklik yani melezleştirme adına daha doğru ve keskin bir ifadeyle sömürü, komiserlerin istekleri doğrultusunda çıkarılıyordu. Müslüman Türk&#8217;ü putperestleştirmek, melezleştirmek ve iğdişleştirmek için! Ki; dini ilimlerde bunun adı: Gavurlaştırmaktır. Zindana tıktılar ve dar ağacına bu kavram adına öldürdüler. Ve sürekli bu mefhumlarla nesillerin akıllarını, düşüncelerini kırbaçladılar, zihinlerini değiştirdiler, birer etnik toz hâline getirebilmek için bu şair saflığı Müslüman Türk&#8217;ü&#8230; Şairin ölümsüz ifadesiyle: “Öz yurdunda parya” ve tutsak</p>
<p>Sayfa 106<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Konuşmak dinlemektir. Düşünmek tercüme etmektir; tercüme etmek anlamaktır. Estetik ve dil felsefesinin başbuğları; anlamı, düşünceyi ve tercüme meselesi sayesinde çoğu düşünürler kendi dil felsefesini inşa etmişler. İnsanoğlu şu düşünürleri; Platon, Aristo, Cicero, Fârâbi, İmam Gazzâli, Beyrüni, İbn Bâcce, İbn Rüşd, İbn Sina, Herder, Diderot, Hamann, Schleiermacher, Humboldt ve bir Croce&#8217;yi düşünsün. Tercüme demek, önce anlamak ve sonra düşüncenin tekevvünü, parlak oluşumu demektir. Anlamaktan sonra düşünce oluşur. Konuşmak, dinlemek, tercüme etmek yani iç âleminde kalp etmek; anlamak ve bir düşünce demektir. Bunlar her daim tefekkürün görülmez, insicamlı rabıtası ve tedai ormanlarıdırlar. Tercüme hem sanat hem de ilimdir.</p>
<p>Sayfa 206<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Ya üstadlar üstadı olan Gazzâli&#8217;nin el-Munkiz Mined-Dalal (Delaletten Kurtuluşa) adlı eseri. Düşüncenin ve tenkidin uçsuz bucaksız koylarına yelken açmak isteyenler için çok emin ve iyi bir kılavuzdur. Hele hele Karl Marks&#8217;ın habis bir ur gibi Batı düşüncesine armağan ettiği; bu birleştirmeyen, ayrıştıran bir tenkit çeşiti olan: İdeolojik Tenkit&#8217;i, bizim medeniyet buna asla iltifat etmez. Lakin şunu unutmayalım! Marksist ideoloji sayesinde bizler emperyalist Avrupalının satır aralarında söylemek istediklerini çok iyi anlıyor ve dahası esas muradlarına vâkıf oluyoruz.</p>
<p>Marksist kültür bilinmeden Avrupa düşüncesi tam anlaşılamaz. Avrupa hep ayrıştırır, ötekileştirir, asla kaynaştırmaz! Ama bugün ise emperyalist Avrupayı tanımak için ve insanları nasıl birbirine düşürdüklerini ve nasıl ayrıştırma araçlarını kullandıklarını bilmek için, bu nevi tenkit elzemdir. Batı düşüncesini ve tenkidini bilmemek büyük budalalık olur. Lakin sadece bu medeniyeti tanıyıp, kendi dehâlarını ve öz medeniyetini bilmemek ise, budalalığın budalalığı yani intihar olur!<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Kadın nasıl varlığın iç âleminin ehramı, zerafeti ve basamakarı ise, erkek de gönlü, elleri ve varlığıyla bir eyvandır ve fedakâr olarak elleri birden bire fırtınalara karşı; aniden şirleşen pencesiyle önemlidir. Fedakârlığın, koruyuculuğun remzi olarak şir penceleşen elleriyle; çocuklarını yani ailesini korur. Babanın elleri fedakârlığın ördüğü bu nasırlı elleri; ailenin gerçek sütunlarıdır. Elleri ve parmakları biteviye arslan pençesine dönüşür. Evin huzur dolu gök kubbesi gibidir; bu inanmış eşine ve çocuklarına düşkün, edep imzalı ve örgülü güçlü erkek elleri.</p>
<p>Anne ise evin has ve sır odasıdır. Baba hem revak, eyvan, hem de gök kubbesidir evin. İnanmış bir erkek ve babanın elleri; hem graniti hem de ipek yumuşaklığını yani ikisini varlığında onun kadar barındıramaz. Babanın çocuklarına karşı dünyası çoğu zaman anahtarı kaybolmuş esrar dolu bir odaya benzer. Erkek burada bir kadın gibi bazen çocuklarına karşı sevgisini fâşetmeyen, belki çekinen veya bir kaprisli kadın ruhuna bürünür. Mağrur ve vakur bir ruhun imzası olurlar bu durumlarda&#8230; Ama kadınları tarihe taşıyanların yani ölümsüzleştirenlerin çoğunun büyük şair ve düşünürler olduğunu da unutmayalım&#8230;</p>
<p>Sayfa 191<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Düşüncede tenkit; düşüncenin önce sislerden arınması, peşin hükümlerden kendisini tecrit etmesi demektir. Ve düşüncede tenkit yoksa, hâliyle krizlere de biteviye davetiye çıkarır. Tenkit biteviye ışığı soyma cehdi ve aşkıdır. Karanlıktan aydınlığa daha doğrusu ışığın doruk noktası olan nura erişmek için gölgesiz tenkit şarttır. Ve meta tenkit yani tenkidin tenkidi yoksa düşünce ne doğar ne de sıhhatli bir şekilde fikirler boy atıp ufuklara kanat çırpar. Diğer bir ifadeyle varlık olarak insan, cemiyet ve düşünceler buhranlardan asla kurtulamaz. Tenkitsiz düşünce bir nevi köklerinden sökülmüş bu kurumaya yüz tutacak, yok olmaya mahküm bir ağacın kuru ve eğri, elimli kaderi gibi olur. Kuruyan her ağaç çoğu zaman çatlar, eğrileşir. Tenkidin ilk adımı, ilk basamağı; ışıkların hem içe hem de dışa çevrilmiş hâli olan derin bir mukavemedir.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Kelime: Hem düşüncenin kök hücresi, hem de hafızanın atlasıdır&#8230; Asırları, dünyaları ve rüyaları içinde barındıran kelimeler vardır. Duha doğrusu tahayyülün kudreti ve ufkun ateşten imzası olan kelimeler var&#8230; Unutmayalım! Bazen küçük bir taş parçasının, sit olduğu bir kaya parçasından kopuşu, o kayanın ileride birden bire çöküşüne şahit oluruz. İlim adamları hâlen beyni bütünüyle keşfedemediler.</p>
<p>Lakin şunu iyi biliyorlar: Beynin bir hücresinin zedelenmesi, tamir edilmesi, güç kayıplara daha doğrusu hastalıklara yol açar! Bizler düşünce hücremizin en önemli bir hücresi olan kelimeleri atmamalı ve unutmamalıyız! İçinde geçmiş zamanın geleceği, gelecek zamanın geçmişi ve ufuk ötesine kanatlandıran kristal düşüncelerimizi barındırır bu hıncahınç kristalleştirilmiş kelimelerimizde!<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Kadın zarif ve ince ruhlu bir revak ve esrar yüklü varlıktır. Erkek güçlü ve kudretlidir. Gücünün ve kudretinin gizli kaynağı imanı, sevdiği kadındır. Kadınlar doğuştan sır küpü. Erkek doğuştan kudret ve şir pençedir. Kadın şiir. Saf şiir yani saf ayna olabilir. Erkek çoğu zaman muğlak ve çetin bir nesir gibidir.</p>
<p>Sayfa 191<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Göç etmek istiyorum! Samimi, inanmış bir düşüncenin şehzadesi olarak. Ne sahneye yerleştirilmiş bir nesne, ne de şeytanın dar sokaklarında büyütülerek yerleştirilmiş bir süperlatifin diliyle anılmak istiyorum. Beni anlatan kelimeler hecenin namusu ve asil ruhlu kelimeleri olmalı; putperstlerin dili ve ifadesi olmamalı. Ne ihtişam ne de putperestliğin ifadesi olan süperlatifin dili benim dünyamı anlatabilir. Gün ışığı gibi sade, berrak gün ve akşam gibi münzevi bir insanım ve ölüm gibi hakikatim! İhtişam: Bulvar fahişelerinin ve yaldızlı hayatın, çocukların işi. Düşüncede ihtişam olmaz. Derin ve meta ötesi bir nevi dalgaların binbir tedaisi ve şeklinin düşünce parkı olmalı. Düşünce nur ise asildir. Nur yani biteviye aydınlık, biteviye Kadir-i Mutlaka teslimiyettir.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Her asrın mefhumları, o asrın en canlı işaret taşları, aynaları gibidirler. Mefhum ne olmak istiyor? Nedir? Süs mü, bir parola mı&#8230; Yoksa inşacı bir binbir sesli, kanatlı tedailerin şarkısı mı? Bir şair “Gülün yokluğu her çiçeğin yokluğudur” demiş. İnsanı bütünüyle kuşatan, kanatlandıran, fetheden, onlara ufukları fetheden her mefhumun eksikliği suyun, suyun içinde kayboluşundan çok, çölde buharlaşıp yok oluşu gibidir. Bizler ise kendi suyumuzun yani özümüzün pınarlarımızı kaybettik ve ve kuruttuk.</p>
<p>Sayfa 96<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Aslında ölüm sonsuzluk mekânıdır. Sonlu olan akılda kalmaz. Sonlu düşünülmez! Üstelik düşünce sonluda ölür. Sonlu soğuktur, ürperti hiç değil.</p>
<p>Sayfa 234<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Heyhat! Süretler içinde siretler, siretler içinde süretler yoksa yani görmüyor veya unutmuşsak, anlamıyorsak, o zaman akıl ve mefhum aynı ayniyeti taşımazlar. Bizler ilk sâretlerimizi kaybettik! Onun için oradaki siretlerden (manalardan) bihaberiz&#8230;</p>
<p>İki asırdır bize ait olmayan mefhumlarla ve onun ayniyeti, ruhu olmayan akılla yolumuza devam ediyoruz. Son asırda daha doğrusu 20. asır denilen, hakikatte bu “Hecesiz Kelimeler” asrında, Türk düşüncesinin daha doğru bir ifadeyle İslâm vahiy medeniyetinin şuursuz çocuklarıyla ve bu ebedi Homo Ludens aydınların bizzat kendilerinin ürettiği, bir tane mefhum dahi bulamazsınız. Batının mefhumlarıyla konuşuyor, yiyoruz, giyiniyoruz ve yolumuzu arıyoruz, onlarla yürüyüp, boş bakıp şeytanın dar sokaklarında birbirimizi boğazlıyoruz.</p>
<p>Geleceğimizin ufkunu bu boş, moda ve slogan mefhumlarda arıyor ve bu mefhumların kirli, murdar ve kanlı gömleklerini, daha doğrusu onların mülevves libaslarını kuşanıp, yaşayıp düşünüyoruz&#8230;<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
İnsan kendi dilinin ufuk mağarasını başka dilleri öğrenirken daha iyi muhakeme, mukayese ve idrak etme imkânına sahip. Bir yabancı dili öğrenmenin en güzel ve esaslı yolu tercümeden geçer. Bu İbn Haldun ve Goethe için de böyledir. Ve medeniyetler başka bir medeniyetin mücevher eserlerini dillerini tercüme edip, kendi düşünce buudlarını yüksek bir irtifaya çıkarabilirler. Oryantalist Annemarie Schimmel, Mevlana&#8217;nın Fihi Ma-Fih (Von Allem und vom Einen) eserini Almanca&#8217;ya tercüme ederken, ediş sebebini şöyle izah eder: “Bu mücevher eser benim de dilimde olmalı ve insanlarım bu eseri okuyabilmeli,” der kitabın giriş yazısında.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Dil hem asli ruh toprağımız, mayamızın sesi yani vatanımız ve de gök kubbemizdir&#8230; Yıldızlarımızın hıncahınç imzaları olan kendi gök kubbemizdir&#8230; Batı&#8217;nın bütün ucube kelimelerini dilimize istila ettirdiler “Devrim” adına</p>
<p>Sayfa 156<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Düşünce içimde mücerret dünyanın, mâverâ bakışlı zamanın esrarlı anahtarı ve kurtuluşu oldu. Yalnızlık; bu dünyanın cümle kapısı ve yaratıcılığın, inşâdarın imzası oldu. İmzası olmayandan sevgi, saygı asla beklenmez. Kâmil insanlar hep insanı olduğu gibi, hem de acımasızca severler. İnanmak, sevmek ve düşünmek; elde hayat pınarı, ufku ve gayesi var demektir. Zamanın imzasını kavramak demek fethten fethe düşünce ve gönüllerde kristal bir çizgiye, nura yani asli medeniyetin kapılarını açmak demektir.</p>
<p>Yaşıyorum; zamanın imzasını kaybettiği bu esrarlı bir zaman diliminde ey mâverâ bakışlı sevgili!</p>
<p>Sayfa 188<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Mefhum fehmetmektir; fehm ve idrak etmek. Ve fehmetmek demek; anlamak, şuurluca kavramak ve idrakte yerini bulması demektir. Bir meseleyi araştırmak, tetkik yolculuğuna çıkıp, bu yolculukta bilgileri toplayıp, tasnifleştirip, bilgileri gözleyip, tenkit süzgecinden geçirip, yolculuk tecrübelerini titizce devşirip terkipleştirmek, hülâsayı kelâm; ona bütün dimensiyonunla hâkim olup hükmedebilmektir. Lakin diğer bir ifadeyle meselenin bütün dimensiyonlarıyla bilmeden, insan bunu zihinde berraklaştırmadan, vâkıf olmadan asla hükmedemez !</p>
<p>Hükmetmek demek; meseleyi kavrayıp, artık kendi metodunu inşa edebilmesi demektir. Hiçbir fragment aydın orijinal eser inşa edemez. Edemediği için de köle olmaya, yani Batı&#8217;nın biteviye getto çocuğu olmaya mahkümdur&#8230;</p>
<p>Sayfa 105<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Eğer Müslümanlar artık sadece İslâm-Vahiy medeniyetinin çocukları olduklarının şuuruna erseler, Müslüman Türk çocukları derin bir şekilde mâverâsına yönelip,dalıp, düşünüp, tarihindeki ve irfanındaki kopukluğu, boşluğu bir an önce bu fragment zaman ve fragment aydın gürühundan kurtulmak mecburiyetinde olduğunu, hatta onun için hayati bir mesele olduğunu idrak ettikleri zaman; artık modern köleler, Batı&#8217;nın bir nevi Ersatz (yedek) parçası olmaktan kurtulup, cedleri gibi bir “Mütearrif bir ruh&#8217;a sahip olabilirler&#8230;</p>
<p>Yeter ki içlerine üflenen, kendilerini küçük, hor görme ve bozgunun bozgunu ruhtan kendilerini bir an önce kurtarsınlar, Müslüman Türk&#8217;ün kurtuluşu sadece müslümanların değil; yeryüzünün her yerinde ezilen, kıyılan, sömürülen, öldürülen her milletin kurtuluşu olur. Yeter ki Cumhuriyetin yani içteki ve dıştaki düşmanın, emperyalist itlerin ona uygun gördüğü putperestlik ruh gömleğini acilen üstünden çıkarıp, parçalayıp, ebediyen atsınlar&#8230; Hiçbir şey imansız, cehdsiz, idraksiz ve iradesiz elde edilemez!</p>
<p>Sayfa 103<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Her tenkidin vazifesi kemikleşmiş bir düşünceyi ve gettolaşan fikirleri bertaraf etmektir. Herder şu soruyu soruyor: “Hangi bir baba kendi çocuğunun muhtariyetvari tenkidin, bir metafiziğin ve faziletin; diyalektik safsatanın veya devrimci tenkidin darbecisi olmasını arzular?” Ve filozof, ikazlarına şu cümleyle devam eder: “Tenkit, yeni bir düşüncenin doğuşuna, tekevvününe yardımcı olmalıdır; olamıyorsa bu tenkit değildir. Tenkit mutlaka yeni bir düşüncenin yolunu açmalıdır? Aslında düşüncesiz yani tenkitsiz ne bir adım atabiliriz, ne de düşünceler boy atabilir. Tenkit, sahneden kalpazanları ve karanlığı tard edebiliyorsa ve en önemlisi karanlığı ışığa kalb edebiliyorsa, ozaman bu tenkit demektir.</p>
<p>Sayfa 80<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Dil ve Düşünce</p>
<p>Dil konuşanın zekâsını, bilgisini gösterir. Hem zekâsının dimensiyonlarını hem de dile olan hâkimiyetini, kullandığı kelimeler ise onun kültürünün derinlik ve sığlığını fâşederler; üstelik kristal bir ayna misali önümüze serer. Dil bir nevi insanın irfan ve zekânın yansımasının yansımasıdır. İdrak, fehm, mana ve anlam onun araç dairesidir hep.</p>
<p>Dil kendisini kullananın zekâsı yani dile hâkimiyetinin kudreti kadar, kendisini kullanmasına müsaade eder&#8230; Dil bir sevgili gibi kıskanç, mağrur ve hep vakurdur. Layık olmayana yani sırlara eğilmek istemeyene, sevgili olmayana, kendisini fethetmeyene, çaba sarf etmeyene kendisini asla teslim etmez. Dilin ruhu düşünce, sevgi ve imandır.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Immanuel Kant ise çağını şöyle ikaz ediyor Saf Aklın Tenkidi adlı eserinde: “Muhtevasız düşünceler boştur ve fikirsiz mefhumlar kördür.&#8221;56</p>
<p>Genç Hegeli düşünmemek mümkün mü? Bizdeki şuurlu olarak şuursuzluğu yerleştirme cinayetine karşı Hegel felsefesine başlarken, kendi tefekkür hayatına şu çok önemli düsturu koyar. Daha doğru bir ifadeyle kendi felsefesini şöyle tarif eder: “Sonun şuurunu aşmak için, şuurun içine mutlakı inşa etmeliyiz” 57</p>
<p>Sayfa 108<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Bu ülkenin çocuklarının fragment aydına değil, bu benyan ağacı ruhlu çocukların dev eserlerine ihtiyacı var&#8230; Fragment eser: Ölümün ölümü, mananın kopuşu ve zekânın abraşlaşmasının sayfalardaki rengi ve sesidir. Ne mutlu o mütefekkirlere ki, ilahinin mevhibesine mazhar olup, eserlerini bitirebilenlere. Bitmemiş her eser bir nevi metruk kervansaray gibidir. Ciddi ziyaretçisi olmaz; metruk sarayların.</p>
<p>Sayfa 91<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Araştırmadan asla hakikatin kapısından içeri bir an dahi giremezsiniz, eşikte kalırsınız! Şu celil ve iz mefhumlar: Tasavvur, tahayyül,tayflar âlemi, rüya ve tecessüs ancak düşüncenin eşiğidir. Düşünce sarayın revakına ve eyvanına mütearrif ruh ve biteviye uyanık bir tecesssüs ve keskin, gölgesiz bir diyalektikle girilir.</p>
<p>Sayfa 133<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Nesilleri kendi irfan ve ruh kökleriyle yani kendilerinin kendisi olarak büyütülmeli ve iyice irfanının ve çağın bilgisiyle hıncahınç öğretilmeli ve yetiştirmelidir. Nesiller bir milletin asılları ve hayati gelecekleridir. Ufku; istikbâl ve geleceği fethetmek, hep iradeleri sağlam nesillerle mümkün olur. Kendi ufuk ve gelecekleri olan nesillerini yetiştiremeyenler, sarsılmaya ve nihayetinde yok olmaya mahkum olurlar.</p>
<p>Sayfa 161<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
İnsanlık tarihi bize şunu öğretiyor: Bugünün meselelerinin yeni olmadığını, başka çağ ve medeniyetlerin düşünürleri tarafından da konuşu.lup, tartışılıp, yazıldığını belirtiyor. Ki üstelik ortada yazılan eserler bu durumun şahitleridir. Ama çoğu kez mesela bir mefhumu sistematik yani derin, geniş, keskin ve hududları belli bir ifadeyle ifade etmeyi ne başarmışlar, ne keşfedebilmişler. Düşüncenin sık dokunulan ve üzerinde düşünülen yani tenkit edilen her kumaşı hakikatte; âli, celil, cemil, kudretli bir üslübun ve cehdin imzası yani irtifa ve keşfidir.</p>
<p>Sayfa 100<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Tanzimatla başlayan nesillerin ruh ve irfandaki hafıza kaybı, cumhuriyet dönemi Türk düşüncesinde bu şuurun temelleri tamamen boşaltılır, biter, daha doğrusu bitirilir! Türk düşüncesindeki tenkidin asli ruhuna sahip olup boy atması mümkün değildi. Önce kendi dünyasının mâverâsından kopuk oluşu ve en önemlisi yasakların olduğu ve en kötüsü kendi kendisine yasaklar ağı ören hiçbir ülkede düşünce kristalleşip, hür bir şekilde boy atamaz!</p>
<p>Sayfa 83<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Araştırmadan asla hakikatin kapısından içeri bir an dahi giremezsiniz, eşikte kalırsınız! Şu celil ve iz mefhumlar: Tasavvur, tahayyül,tayflar âlemi, rüya ve tecessüs ancak düşüncenin eşiğidir. Düşünce sarayın revakına ve eyvanına mütearrif ruh ve biteviye uyanık bir tecesssüs ve keskin, gölgesiz bir diyalektikle girilir.</p>
<p>Sayfa 133<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Tarihçi, kendi irfan âbidelerinin sembolik dilini deşifre edemiyorsa; O zaman tarih onun için esrarlı bir kitap olarak kalır.</p>
<p>Ernst Cassirer<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Balzac&#8217;a göre afif olan kadının kulağı imiş ve nefsini inciten bir söz onun toprağa -yani mülevvesin mülevvesi- ipine sarılır. Kadının bütün şuur ve sevimliliği biter; yani saldırganlaşır birden. Kulağın afifliğinin hassasiyeti bir ikaz söz veya fiziki bir zararsız hareket olabilir. Lakin kadına siz siz olun ona: Önce rüştünüzü ispat edeceksiniz. Rüştünü ispat edemeyen iradesine sahip olamaz demeyin. Bu çok sevimli varlıklar; akıl, izan ve edepli zannettiğiniz kadının gözleri kararıp, boğadan çok şeytanın emrine girip sizlere iftira salyası ile saldırabilir&#8230;</p>
<p>Sayfa 244<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Feminizmin zaferi yani sefaletinin doruk noktası, kadına kadın; yani sır ve sevgi küpü oluşunu unutturmasıdır. Köklerinden koparılmış bir ağaç gibi. Köklerinde onu söküp, koparan erkek ve karanlık güçlerin esiri insanlar. O, ulvi ve âsüde limanından, sıcak yuvasından kopan, kopartılan her kadın sokağa düşer. İkbalperest kadın merhamet ve sevgiden yoksun; bir yosunlaştırılmış, süründürülüp, ruhen iğfal edilmişdir ruh ufkunun kömürden bakışlarıdır. Sokağa düşürülen kadın tekrar asli yuvasına ve layık olduğu mekâna ayak bastığında, insanlık hıncahınç bir vicdanın, tâcidar bir sevginin ve merhamet kahramanının bütün renk ufkunu ve kuşağını tekrar tanıyacak.</p>
<p>Hakikatte kadın, içimizdeki diriltici birer benyan ağaçlarıdırlar&#8230; Bu asil ve güzel ötesi varlıklar öyle kalmalılar; insanlığın huzur ve kurtuluşu için. O: İlk harf, ilk hece ve ilk kelimedir. Medeniyetlerin ilk banileri onlardır, daha doğru bir ifadeyle okumuş, inanan ve bilgili kadınlar. Kadın bir anne ve vicdanın kapısı, bilginin mürebbiyesi olarak ne muhteşem varlıklardır. Ve bu güzel ötesi varlıklar öyle kalmalılar! Kâinatın Efendisi Hz. Muhammed (sav) ne muhteşem bir ödülle taçlandırmış: “Cennet annelerin ayakları altındadır” derken. Onlar mutlak olarak iyi eğitilmeliler, Nesilleri onlar yetiştiriyorlar.</p>
<p>Sayfa 193<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Dili olmayanın idraki olmaz. Dile hâkim olmayan, bilmeyen birisinin bütünüyle düşüncesi de olmaz. Dili anlamak demek, onun buudlarını bilmek demektir. Dilini bilmeyen bir kişi, usta düşünürün eserini de anlayamaz. Diline hâkim olmayan her yazarın dili de karışık ve ifadeden yani kristal ifadeden yoksun demektir, Her usta düşünür diliyle neyi inşa edebileceğini, dilinin sınırlarını, imkânını, mağarasını iyi bilir. İnsan dilinin semantik, meta tabakasını, felsefesini bilmeden ne dilini anlayabilir, ne de o dilde yazılan bir düşünürün eserine hakkıyla vâkıf olabilir. Dil, düşün</p>
<p>Sayfa 110<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Türk aydının şuuru boşaltıldı! Şuuru oluşturan, berraklaştıran ve ufuklara kanatlandıran değerler vardır. Değerler örgümüz ise: Dinimiz, dilimiz, ahlâkımız, varlık düşüncemiz, tarihimiz, zaman, mekân ve imanımız şuurumuzu oluşturur. Değerler olmadan, bilmeden şuur olmaz. Şuursuz yaşamak, gök kubbesiz yaşamak çibidir! Vücudun dayanağı ruhtur. Ruhsuz vücud cesettir. Şuurun yapısı ise intensiyonal yani niyete müstenittir.</p>
<p>Sayfa 146<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Bir şeyi doğru tanımlayabilmek iç için anlamak lazımdır. Anlamak için tarihi vetiresini, doğuşunu, değişimini, değişen mana dalgalarını ve renk libaslarını bilmek lazım. Tanımak demek her şeyden önce muhtevasını, lisan ve tarih içindeki seyrini bilmek demektir. Hâkim olabilmek için bütün renk ve mekânların dimensiyonlarını bilmek mecburiyeti vardır.</p>
<p>Sayfa 122<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Stefan Zweig&#8217;in acının ve dehşetin içindeki zaman ve mekânlarda yükselen sesi: Her şey bitti. Avrupa öldürüldü; dünyamız tahrip edildi. Ancak bizler şimdi gerçekten vatansız kaldık.</p>
<p>Sayfa 130<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Gün, Gece ve Nur</p>
<p>Her yeni gün; yeni, kuvvetli, aydınlıklı saatlerin ve günün başlangıcı demektir. Gece bütün kirli ve habis düşünceleri biz farkında olmadan yıkar&#8230; Yeni günün tebessümü, serin ve içteki birikmiş zehirli ve ümitsizlik dalgalarını emrindeki rüzgâr ile içimizden alıp, savurur. Allah&#8217;ın güzel âyetleri olan Gün ve Gece&#8230; Gün bereketin yeniden doğuşun habercisi ve kudreti. Taze güne ve düşünceye alnımızı uzatmalıyız korkusuzca ve biteviye. Günün saatleri düşüncede fethin ve yeniden inşanın merdivenleridirler..</p>
<p>Sayfa 158<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Şuur, hafıza ve nesiller&#8230; İnsan hafızasını unutturmanın da metodları var. Bir psikolog bunları yedi madde ile izaha çalışmış. Daniel L. Schacter, bunları şu madde başlıkları altında izah eder: “Seven Sins of Memory. How the Mind Forgets and Remembers, (2001)” adlı eserinde:</p>
<p>1.Otomatik olarak unutmak<br />
2.Kilitleyip, saklamak şeklinde unutma.<br />
3.Seçimli unutturmak.<br />
4.Cezalandırarak ve hor görerek unutturma. 5.Müdaafa, savunarak unutturmak. 6.Kurucu/Konstruktif unutturma.<br />
7.Şifa, iyileştirici olarak unutturma”.</p>
<p>Bu eserin yanında bir sosyal antropolog olan, Paul Connerton, “Seven Types of Forgettin, Memory Studies, (2008)” adlı bu eserini de unutmamalıyız!</p>
<p>Sayfa 221<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Bu sefer kemal yaşındaki Hegel: “Minervanın kuşu alacakaranlıkta uçar” demiyor muydu? Şuur bir hürriyettir. Hürriyetsiz, iradesiz şuur olmaz. Düşünce hem fırtınalı hem de ılıman atmosferlerde hür ve şuh olarak boy atar!<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Ve her metod hakikatte uzun yolculukların, tahayyül kudretınin ve bir rüya aşkının âli çocuğudur. Onlarsız hiçbir ciddi düşünce asla boy atamaz. Güneşe yönelemez. Aşk, ideal aşk ve rüyalar yoksa, ulvi düşünceler ne doğar ne de boy atar: Hür ve şuh olarak. Ve filozof Spinoza: “Bir rüya, bir ateş; bizi başka mekânlara yerleştirir” demiyor muydu? Mekânımız, asli zamanlarımızı kısacası eyvanımızı bulmak, dönmek, yeniden inşa etmek ve ulvi mekânlarımızda, zamanlarımızın bütün ufkunda ve kendi öz kelimelerimizin ruhu ve ontolojisiyle yaşamak mecburiyetindeyiz&#8230;<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Batılılar hep kaba ve sanatkârane hırsızdırlar. Ve dahi bu ruhlarına kadar narsist ve severek yalan atarlar. Shakespeare de öyle. Onun bilhassa Hamlet adlı eserinde bizden ve diğer kültürlerden aşırdığını bir ilim adamı ve oryantalist olan J. Schick gösterir.4 (Corpus Hamleticum. 1938, 4 cilt.) Shakespeare birçok Batılı düşünür ve sanatçı gibi bilhassa İslâm tasavvufundan etkilenir. Kendisi tabii ki bir İngiliz fakat soyadı iki İslâmi mefhumun birleşimidir. Bizim şeyh kelimesi (Usta-Sheikh),“Sheykh”, Pir (en yaşlı, ermiş) “Patron Saint”, Spiritual teacher”. Bunun hakikatte böyle olduğunu, Batı&#8217;nın değerli kültür tarihçileri ve âlimleri bilirler.5</p>
<p>Ama Türkiyede iddia edildiği gibi bir gizli müslüman veya Arap da değildir. Lakin bu İslâmi mefhum ve düşüncelerden etkilenen ve bazen sanatkârane hırsızlık yapan bu İngiliz yazar Wilhelm Shakespeare.“6</p>
<p>&#8212;&#8211;<br />
4 Bakınız: Otto Spies, Der Orient in der Devtschen Literatur. Verlag Butzon&amp;-Beckers 1949, 5. 24.</p>
<p>54. Stefan Makowski, Allahs Diener in Europa. Denker und Dichter im Dialog mit</p>
<p>dem Islam. Zürich-Düsseldorf. 1997 s. 109.</p>
<p>5.Arapça metnin bu Türkçe tercümesi Ali Kemal Beye aittir. Aksi belirtilmediğinde kitaptaki bütün metinlerin tercümesi yazarına aittir.</p>
<p>6.W. Shakespeare&#8217;in babası John Shakespeare&#8217;in (1530-1601) soyadı döneminde Shakspere olarak kayda geçilmiş. Daha geniş bilgi için; Ulrich Sauerbaum, Der Shakespeare-Führer. Stuttgart, 2015, s. 13-27 ve kıymetli bie el kitabı olan, Ina Schabert, Shakespeare Handbuch. Stuttgart, 2018, s. 118-140. Kaynaklar bu şeyh&#8217;den devşirilen Shakspere kelimesinin soyadı olarak ilk kez hangi atasının kullandığını belirtmiyorlar. Meçhul.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Bir medeniyetin üslübu, o medeniyetin çocuklarının karakteri, dehâsının kudreti üslübda tezahür eder ve aynı zamanda derinliklerinde medeniyetin bütün yaratıcılığı tezahür olur.</p>
<p>Ve bize; Kurân-ı azimüşşana gelince: Kurân&#8217;ın üslübu; düşünce ve şiirin iç içe kaynaştığı bu dalgalı ve bazen ilahi kitabımızdaki âyetlerin şimşek gibi birden çakışı ve okuyanı kendisine hayran bırakıp, insanın ruhunu aniden saran ve ötelerin ötesine götüren, düşündüren, düşüneni gebe bırakan ilahi bir üslüp Kurân-ı Mecid. Atalarımızın üslübu; işte Kur&#8217;ândaki bu heybetli, dalgalı ve düşünenleri gebe bırakan, düşündüren ilahi üslübun çocuklarıdırlar. Bu hem Selçukludaki atalarımızda hem de Osmanlı devrindeki bütün yazarların üslüpları Kur&#8217;ân&#8217;ın üslübuna dayanır ve onu taklit ederler bu ulu cedlerimiz. Türk diline metafizik derinlik ve üslübda kristal çizgiye kalp eden bizim ilâhi kitabımız olmuştur. Bu hakikati bilmeden şüphesiz büyük edip ve mütefekkirlerimizin üslüblarının mahiyetini, önemini anlayamayız!</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Berraklaşma ve kristalin kristali düşünce manzumeleri olmadan, asla âli bir medeniyet tekevvün edemez, olamaz. Ham, boş bir hayal olur. Medeniyet her şeyden önce cemiyette bir kristalleşme, değerlerin şuuruna sahip, inançlı tesanütle oluşur! Mutlak hakikati bulan ve onunla yaşayan bu mütearrifler ordusu; mutlak hakikati bir âlim ve arif olarak biteviye içinde tercüme eden ve sürekli şerh eden Osmanlıdaki cedlerimi daha iyi anlıyorum&#8230; Tercüme edilemeyen yani anlamı olmayan ve insanı bizar eden her fikir mefhum değil, boş ve slogan bir kelimedir. Tıpkı “modern”</p>
<p>Sayfa 185<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Düşünün; bir Fârâbi, Beyrüni, İbn Sinâ, İbn Rüşd gibi. Lisan âlimlerinden Zemahşeri, İbn Hazm, İbn Cinni, İbn Mada el-Kurtubi ve el-Kitab yazarı Sibeveyhi&#8230; Bunlar aynı zamanda birer dil ve gramer felsefesinin kurucularıdırlar.</p>
<p>Cihanşümul tarih fikrinin ve gerçek tarih ilminin kurucuları olan, bir Taberi, el-Mes&#8217;udi, Yahya el-Belâzüri, Ebu Bekr bin Hallikan, İbn Haldun, Naima ve Kemalpaşazade vs. gibi düşünen tarihçiler ve tarih felsefecileri. Filozofların birbirlerine yöneltikleri sorular ve cevapları ihtiva eden ve buna kendi irfanımızda: Hevamil ve Şevamil denilen kitaplar da taranmalıdır.</p>
<p>Mesela İbn Sinâ ile Beyrüni arasındaki ve İbn Miskevehy ile Ebu Hayyan et-Tevhidi&#8217;nin Hevamil ve Şevamil&#8217;leri gibi&#8230; Hukukçular, Kelamcılar ve dini ilimleri temellendiren yani sarsılmayacak biçer sütun daha doğrusu âbidevi eserler bırakan bir İmam Azam, İmam Şâfii, Gazzâli gibi büyük âlimler. Ve bir siyaset felsefecisi, nazariyecisi olan Maverdi&#8217;nin sadece Ahkamus5 Sultaniyesi değil, bu mevzudaki bütün eserler. İhvanı Safa Kardeşlerin yazdıkları ansiklopedileri, üstelik İbn Hallikanın Vefayat el-Ayan adlı eserinden Katip Çelebi&#8217;nin Keşfü&#8217;z Zünun adlı eserine kadar her eser taranıp, cedlerimizin kullandıkları mefhumları asır asır, her ilmin tâcidar yazar ve eserleri ülke ülke ciddi olarak taranıp, birer birer tespit edilmeli ve hangi düşünürün hangi mefhumu ilk kez kullandığını ve diğer mefhumlar hakkında diğer düşünürlerin nasıl bir mana yüklediğinin dökümünü yapıp bilmek mecburiyetindeyiz. Düşünce ve irfanımızda birer ebedi fragment aydın ve insan olmamak için. Daha doğrusu Getto bir medeniyetin getto çocukları olup, eriyip dağılmamak için bilmek mecburiyetindeyiz.</p>
<p>Tabii bu arada tıpkı klasik dönem edebiyatımız nasıl estetiğimizin özünü oluşturuyorsa, aynı şekilde de İslâm düşüncesinin usâresinin usâresini içinde barındıran tasavvuf düşüncesinin yani felsefesinin bütün eserleri taranmalıdır. Bilhassa Mevlana, Gazneli Senai, Yunus Emre ve İbn Arabi&#8217;nin eserleri gibi&#8230;</p>
<p>İçimizden kaç kişi acaba şu sıralayacağım mefhumları yukarıda sadece çok azını zikrettiğim bu büyük mütefekkirlerin ne düşündüğünü biliyor? Mesela her medeniyette kullanılan şu mefhumlar hakkında:</p>
<p>Anlam, bedahet, cevher, görüş-zaviye, ezel-ebed, fikir, fazilet, kâinat, kıyas, kötü, iyi, kesret, keyfiyet, kemiyet, hakikat, hedef, gaye, ilim, ilmicedel, iman, idrak, mana, madde ve devamla: Nazar, nazari, nesne-şey, nefs, mekân, platonculuk, güzellik, ruh, Sonsuzluk, süret, siret, sanat, tezahür, tecessüs, taklit, tabiat, tanım, hareket, kategori, varlık, yokluk ve zaman vs. gibi. Heyhat!</p>
<p>Sayfa 118<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Tekkeye yani kuleye çekiliş. Kulede kalış&#8230; İman şuurdur. Şuur bir taleptir: Aydınlıkla karanlık arasındaki farkı görme idraki ve şuuru demektir. Düşünce, rüya kelimelerin hep sessiz raksların karışımıdır. Ve ben bu rüya kelimelerin, sessiz raksların nefesi ve imzasıyım. Bu ulvi ruh dünyasının ruhudur düşüncelerim.</p>
<p>&#8230;&#8230;.<br />
&#8230;&#8230;.<br />
Yazar hâlen, düşüncenin beddua dalgalarına alnını uzatmış; sessizce yaşıyor.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Her medeniyet kendi irfanının ruhunu aks eden mefhumlarını inşa eder. Kendi medeniyetinin mefhumlarını bilmeyip, onların karşısına çıkamayan, sonra sürekli Batılı mefhumları kullananlar, kullandıkları medeniyetin fikren kölesi olurlar. Ve Batı&#8217;nın mefhumları, çarpıklığımızı ve sefaletimizi gösteren birer kırık aynalardır.</p>
<p>Sayfa 152<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Tenkit her daim, tabiatı itibariyle düşüncenin ötesinin ötesinin dimensiyonuna yolculuktur. Tenkit ışığı biteviye soyma cehdinin adıdır. Her âli düşünür aynı zamanda büyük münekkittir. Bir ülkede büyük düşünürler varsa, o zaman büyük tenkitçiler de var demektir. Sır perdelerinin ötesine yolculuk yapmadan sırrı keşfetmek hayal olur.</p>
<p>Herder&#8217;in meta kritiği bir nevi düşüncenin kalpazan ve şarlatanlarına yani kendilerine “Tenkit Okulu” diyenlerin bu hakiki tenkidi çarpıtılmalarına, kötü kullanılmasına ve en önemlisi tenkit mefhumunu gasp edenlere karşı ihyadar düşünce, bir reform gibidir. Bunları, düşüncenin sahnesinden tard edilmesi için bu nazariyesini kullanır. Yeryüzünde her şey bir nizam ve kaide üzerinde ve bu mihverin ölçüsünde hayat bulur. Ölçüsüz, kaidesiz ve kıstassız bir kritik mevcut olmaz! Onun için Herder bu durumu şöyle tarif eder: Eine Kritik ohne Gesetz, ohne Regel und Gründe heift Akrisie und ist blinde Willkühr* Lisanı Türki ile söylersek: Usülsüz, kaidesiz, ve temelsiz bir tenkit demek; hükümde noksanlık ve kör bir harcıâlemliktir. Hamann ve Herder&#8217;in aklı tenkit ile eş</p>
<p>Sayfa 81<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Cumhuriyet kadınları doğmadan öldürüldü ve boğuldular! Emperyalistlerin emir kipi reçetelerini uygulayanlar tarafından, Sahipsizlik, yokluk sokakların arasında hiçin nefesleri yani emperyalistlerin içimizdeki komiserleri tarafından. Hafızalar artık bir yıkık harabeye dönüştürülmüş; kubbesiz, mekânsız, zamansız bir garip kervansaraya çevrilmişti. Bunlar bir hecesiz kelimenin kurbanları olarak önce ayniyetleri ateşten bıçakla kıyıldı, parçalandı, delik deşik edildi ve emirlerindeki Idola Fori&#8217;ler ve sahte profesörler tarafından çarpık ve sahte ilimlerle demensleştirildiler yani zekâları ve hafızaları kayıplara uğratıldılar, tahrip edildiler Cumhuriyet kadınları&#8230; Anne, baba, çocuk ve kızlarımız yani aile daha doğrusu öz yurdumuz ve yuvamız olan aile mefhumunu ve ruhunu kaybettik!<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Eyvan</p>
<p>Her düşünce, tercüme edilebildikten sonra birer eyvandır. Yani her düşünce idrakte tercüme edildikten sonra güçlü bir eyvandır&#8230; Muhteşem ve heybetli mimari eserlerinin kubbesinin ve sütunlarının dayanağıdır “Eyvanlar. Diğer bir deyişle her asil ve derin düşünce her daim birer eyvandılar. Geçmiş zamanda duran gelecek zaman, gelecek zamanın içinde bulunan geçmiş zaman birer eyvan zamanlardır. Yani ufuk ötesine kanatlandıran bütün zamanlar birer eyvan zamandır! Bizler ulvi eyvanlarımızı kaybettik. Nerede durmamız gerektiğini, eyvan yönümüzü, ruhumuzu ve bakışlarımızı kaybettik. Eyvan bir bitimsiz zamandır. Zaman hep bir bitimsiz eyvandır. Ufuklara kanatlanacağımız yeri ve yönümüzü yani eyvanımız nedir diye kendimize sormamışız. Geleceği belirleyen, durduğumuz mekân ve yön bir eyvandır.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Gözümüzün şeklinde güneş. Nurun ve aydınlığın tercümesinin tedaisi güneş. Gözlerimimizi yaratan, senin form ve şeklinde yaratmasaydı, sana bakmamız imkânsız olacaktı. Ve filozof Plotin bunu idrak etmiş ve anlatmış kendi lisanıyla. Zavallı insanlar senin doğuşunu bile göremeyen, seyretmeyen ve ibret içinde tefekkür etmeyen insan, yaradanı nasıl bütün buudlarıyla idrak edebilecek ki?</p>
<p>Bu kuytu, serin, sessiz ve taze sabahın azizi olan dostum butut! Sürekli hareket hâlindesin. Ardından güneşin henüz doğmamış şualarının iz düşümünü görür gibiyim. Ey! Her yöne ve doğuya kayan kara kara bakışlarıyla sabahın seherinde ılgıt ılgıt, mırıl mırıl süzülen aziz bulut. Ötelere haber vermeye mi gidiyorsun?</p>
<p>Sayfa 159<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Dinler daha önce bir eserimizde belirttiğimiz gibi lisanın ve bütün düşüncelerin ana kaynağıdır. Onsuz ne dil, gramer ve ne de düşünce olurdu. Vahyin nur çocukları İslâm&#8217;ı öğrenmek için lisan, gramer, lügat ve etimolojiyi ve bununla ilmin kristalden dev sütunlarını ve sarsılmaz normlarını inşa etmişler. Ve muhaddisler de kâinatın Efendisinin sözlerini derin ve karşılaştırıcı yani esaslı bir mukayese mikyasından sonra hadisleri toplarlar.</p>
<p>Bir İmam Buhari bize kendi Sahihi Buhari adlı eserini inşa ederken güttüğü metod, iyar (norm) ve titizliği, hakikatte bizim medeniyetimizde ilmin temellerini inşa ederler. Onun ravi zincirindeki titizliği ve aktaran kişinin sözlerini ölçüye vurması, hayatını ve karakterini tahkik ve tetkik etmesi, aktardığı “Hadisleri” titizlikle kontrol edişi &#8211; daha doğru bir ifadeyle- karşılaştırması bir nevi “sahih” imtihana tâbi tutuşu, fikir ve karakterde rüşt sahibi oluşuna dikkat etmesi ve anlatılan hadislerin mevzu yani uydurma mı, onun sahih olup olmadığını ve aktarılan hadisin yanlış, uydurma olduğunu ispat ettiğinde ve tabii kendisi hadisi, hadis ilminin tenkit ölçüsüne vurup bu hadisleri eserine koymaması&#8230; İşte bütün bu hareketler aslında bize hem tenkidin ne olduğunu, satır aralarında ve güttüğü usülle gösteriyor. Muhaddisler hakikatte bizim irfanımızda hem tenkidin hem de gerçek ilmin ilk kurucularıdirlar.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Genç Hegel için ise felsefeye şu durumlarda ihtiyaç var: “Şayet insanların hayatında vahdeti, birliğin kudreti kaybolursa ve onların hayatının münasebetlerinin zıtlıkları ve karşılıklı tesir kaybolmuşsa ve münferitlik kazanırsa; o zaman felsefeye ihtiyaç vardır!9! Hegel Ruhun Fenomenolojisi adlı eserinin girişinde şöyle düşündürücü bir cümle kurar: “Der Bekannte überhaupt ist darum, weil es bekannt ist, nicht erkannt” Lisani Türki ile; Bilinen (tanınan) çünkü esasen o tanındığı için; buna binaen tanınmıyor, der. Bizi yani Türk aydınını bu sözü çok güzel tarif ediyor. Sahi bizler sembol ve değerlerimizi bütün buudlarıyla tanıyor muyuz?<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Sırtını sürekli varlığına ters dönen, hiç dönmeyen insan. İçteki varlığa ve çevresindeki âyetlere kulak vermeyen, bu ölümlü varlık; kendisini nasıl tanısın? Çölde bütün yönler mücerrete yani metafiziğe çıkar. Yalnızlık ancak mutlak hakikati bulunca son bulur. Düşünmeyen, tetkik etmeyen ve dahi sonsuzun karşısına çıkmayan her insan kayıp demektir. Yokluk ve varlık ormanında kendisini bizzat bilmeceleştiren budala cüce&#8230;</p>
<p>İnsan hep uçların adamı. Araftaki yani itidalli insan sonsuza nasıl kanat çırpacağını bilir. Cenneti; yani kendini fethin nasıl olacağını, aşacağını artık bilen insandır. Ölümlü ve sonluda sonsuzu arayışı onun en sevimli tarafıdır. Sadece düşünce odasındaki yalnızlık dehânın yol arkadaşı. Gölgesiz ışık onun aziz dostu. Toplumda gayesiz yalnızlık çoğu zaman garip hastalıklara çağrıdır. Bütün davetsiz misafirler dolar iç âlemine&#8230; Yalnızlık bir gaye için yaratıcılık demektir.</p>
<p>Boş, gayesiz ve ufuksuz yalnızlık; cinnetin cümle kapısıdır.</p>
<p>Sayfa 239<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
İlim biteviye kendisini inşa ederek, yenileyerek, bir mükemmelliğe doğru yükselir. Yani eski mevcut bilgileri yeni buluşlarıyla tadil ve ıslah ederek ilimde ilerleme yapabilirsiniz. Sahi mevcudu, kökü yani kristalleşmişi yıktığınızda, neyi inşa edeceksiniz! Bu tamamen Batı düşüncesinin idrak sefaletini gösteren bir hareket ve düşüncenin zevalinin imzası, Mevcut sembolik ve değerler sermayenizi muhafaza etmeden,insan bir kümes dahi inşa edemez. İslâm âlimleri mevcudu muhafaza ederek, hep tahlil, tenkit, tadil, ıslah, murakabe ve terkip gibi diriltici mefhumlarla ilmi daha da yüksek irtifaya yukseltirler.</p>
<p>Sayfa 113<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Sırtını sürekli varlığına ters dönen, hiç dönmeyen insan. İçteki varlığa ve çevresindeki âyetlere kulak vermeyen, bu ölümlü varlık; kendisini nasıl tanısın? Çölde bütün yönler mücerrete yani metafiziğe çıkar. Yalnızlık ancak mutlak hakikati bulunca son bulur. Düşünmeyen, tetkik etmeyen ve dahi sonsuzun karşısına çıkmayan her insan kayıp demektir. Yokluk ve varlık ormanında kendisini bizzat bilmeceleştiren budala cüce&#8230;</p>
<p>İnsan hep uçların adamı. Araftaki yani itidalli insan sonsuza nasıl kanat çırpacağını bilir. Cenneti; yani kendini fethin nasıl olacağını, aşacağını artık bilen insandır. Ölümlü ve sonluda sonsuzu arayışı onun en sevimli tarafıdır. Sadece düşünce odasındaki yalnızlık dehânın yol arkadaşı. Gölgesiz ışık onun aziz dostu. Toplumda gayesiz yalnızlık çoğu zaman garip hastalıklara çağrıdır. Bütün davetsiz misafirler dolar iç âlemine&#8230; Yalnızlık bir gaye için yaratıcılık demektir.</p>
<p>Boş, gayesiz ve ufuksuz yalnızlık; cinnetin cümle kapısıdır.</p>
<p>Sayfa 239<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Koselleck için 19. asır bir kriz asrıdır. Herkes kriz kelimesine ayrı bir mana yüklemeye çalışmış. Mesela Schlegel 1820 yılında şu cümleyi sarf eder: “Büyük krizlerden, en derin Alman felsefesine asrın alâmeti, imzası” der. (Signatur der Zeitalter) Schiller de şu meşhur olan sözünde: Dünya tarihi, dünyanın mahkemesidir, diyor. İnsanlığın irtifa tarihi hakikatte tenkidin yani düşüncelerin kristal bir çizgiye kalp edilişinin ilk tezahürü ve irfanın ilk asli basamağıdır.</p>
<p>İnsan Batı düşüncesindeki sefaleti ve idrakinin zavallığını bu kriz mefhumu üzerinden pekâlâ okuyabilir. Bu mefhum aynı zamanda Batı düşünürlerinin şuuraltlarına bakmamıza, anlamamıza da vesile oluyor. Şuur mağarasının bilmediğimiz dehlizlerine yolculuk ettiğimizde, onların şuuraltlarındaki hamlık, narsistlik ve barbarlıklarını da görmemize vesile olur. Bunu hemen hemen bütün Batılı filozof, tarih felsefecisi ve ebebiyat yazarlarında bütün çıplaklığıyla görürüz.</p>
<p>Sayfa 85<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Ve İnsan Zweig&#8217;in Avrupa&#8217;yı terk ederken günlüğüne düştüğü şu sözü unutur mu:</p>
<p>Her şey bitti. Avrupa öldürüldü; dünyamız tahrip edildi. Ancak şimdi bizler gerçekten vatansız kaldık.</p>
<p>Avrupa bir sfenksler ormanı. Üzerinde biteviye kötü ruhların dolaştığı ve tahrip, yıkımlar ve iyileştirilemeyecek hastalıkları yayan ve eken sfenksler ormanıdır. Onun için şair Heinrich Heine: “Hakikatler ortaya çıktığında, sfenksler çukura yuvarlanır?” der. Zavallı K. Marks ise; geç farkına vardı bu canavarın. Ve ne garib bir ironi ki; insanlığa kolay kolay öldüremeyeceği bir sfenksi armağan eder: Kapitalizmi. Onun görüşü yıkıldı, ama dikkat çektiği Kapitalizm bir dindir. Avrupada benim için üç nevi insan tipi var:Dişi barbar, düşünen ve kuvvet&#8230; İktidar kimde ise, oraya yalpalanan şuursuz yığınlar sürüsü. Tamamen tıpkı bir çöldeki kumun, rüzgârın esen yönüne doğru şekil alışı gibi.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
İnsanı bütünüyle kucaklamayana insan düşünür diyemez. Onların düşünceleri nefsinin sefaletini gösteren birer istimnadır. İnsanlık için fetihten fethe koşan, düşüncenin hür parkını inşa edenler sadece düşünür, mütefekkir sıfatına layıktırlar, Gerisi mevaşiler sürüsüdür!</p>
<p>Sayfa 146<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Mefhumlar&#8230;<br />
Zekânın ve idrakin hem doruk noktası, hem de o asrın düşün. Lisandeki ihtişam ve sefaletini de gösterir mefhumlar. Sırları dökülmemiş ayna gibidir mefhumlar. Fikri ve sosyal tarihimizin hem zaman (senkronik), hem de lisan ilminin mukayeseli tarihi (diyakronik) açısından. Bu zıtlıklar cemiyette; doğruları, inişleri, çıkışları, aldatmaları, dorukları ve derin çözülüşleri, dağılışları, karanlık ve aydınlıkları gösteren birer ayna sayfalar, canlı ve düşündürücü müşahit mefhumlardır. Ve üstelik meselelerin canlı, çok boyutlu, renkli tablolarıdır bunlar.</p>
<p>Sayfa 94<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Anne olarak bir şefkat pınarı ve deryasını barındırır bağrında, dudaklarında ve parmaklarında hep. Bir meltem yumuşaklığı ve esrar fâşeden, gösteren anne parmakları, bu cennet kokulu, muştulayan nurani elleri. Avuçlarında biteviye dua örgüsünün büyüsünü bulundurur. Huzur saçar elleri ve dua yüklü gönlü annenin. Hiçbir el anne gibi aziz, âli, diriltici ve huzur şualarını ışın ötesi yayamaz.</p>
<p>Ya sevgilinin parmakları&#8230; Dokununca erkeğine, hem yıldırım, hem muştu hem de güç pompalayan, üstelik huzur verir ve seviyorsa bir kadının parmakları. Aksi, tersi Dante&#8217;nin cehennemi Lakin o zarif, narin, gül yaprağı yumuşaklığı parmaklara Allah huzur bahşetmiş gibi; bütün inanan ve seven kadınlara. Esas devrim ve meta ufuk huzuru sadece kadınların ve ermişlerin parmaklarında gizlidir.</p>
<p>Sayfa 186<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Tahlil, tenkit ve terkip; düşüncenin taşını yerli yerine koymaktır. İnsan düşüncenin taşını ancak tenkit cehdi ile asli yerine koyar. Tenkit bir nevi düşüncenin berraklaşması, aydınlanması çabasıdır. Günün ilk ışıkları önce gölge ve karanlığı kovar. Tenkit de günün ilk ışıkları gibidir. Manayı anlamak ve yanlış olanları gün ışığının mikyasına vurmak da bir nevi tenkittir. Hiçbir ciddi düşünür, dokuduğu veya ördüğü düşünce kumaşında asla bir kopukluk, eğrilik ve renk abraşlığını, bozuluşunu istemez! Düşüncede abraşlıktan kurtulmak cehdi de bir nevi tenkittir. Tenkitsiz düşünce inşa edilemez. Düşünüyorum dahi diyemez insan!</p>
<p>Sayfa 89<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Batı&#8217;nın her mefhumu bir kaçışın soluğu ve ifadesidir. Ya paroladır ya da çoğu zaman haşivdir. Mesela Anatole France&#8217;nin nefis bir şekilde Batılı mefhumların kaypaklığına dikkat çeken şu ifadesi gibi: “İnsanların Sivilizasyon -Medeniyetdiye adlandırdıkları, onların içinde yaşadıkları şimdiki zamanın âdet ve alışkanlıklarıdır. Onların “Barbar” olarak nitelendirdikleri ise, geçmiş zaman alışkanlıklarıdır.”</p>
<p>Aynı şekilde sadece bir parola, bir slogan olan “modernizm” mefhumu için de geçerlidir. En önemlileri diğer bir deyişle posa ve artık olmayan, haşivsiz mefhumlar ise, mimarideki yani taşlardaki tezyinat, diğer bir deyişle süsden başka bir şey değildirler. Ne ayakları, ne yüzleri, ne de canları yani ruhları ve kanatları vardır bu mefhumların&#8230; Asırlarca hem kendilerini hem de kendi eksenlerine giren milletleri aldatmışlar!</p>
<p>Sayfa 95<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Kapıyı açık bırakırsanız, hırsıza davetiye çıkarırsınız. Hafızanızın atlasını tanımazsanız; rüştünüzü kaybeder ve şarlatanlarıp ebedi oyuncağı olursunuz. Mesela Batılılara göre Mefhumlar Tarihi tabirini ilk kez Hegel kullanmış. Doğru ama eksik bir hükümdür bu. Yani sadece Avrupa düşüncesi için geçerli bir ifadedir. Hakikatte; Mefhum, Mefhumlar Tarihi ve Anlamın Tarihini, Vahyin Nur çocukları ilk önce anlatmışlar ve bu mevzuda dev eserler inşa etmişlerdir! Ama bizler önce onların dilini bilmiyor ve o âli tecessüsün ruhuna ve dahi en önemlisi şuurumuzun lambalarını biteviye başkalarına patlatıyoruz&#8230;</p>
<p>Düşünün Gazzâli&#8217;nin İhya&#8217;sı yüz önemli mefhumdan oluşur. Son mefhumu ilimdir. Eser aynı zamanda hem mefhumlar tarihi hem de felsefi, sosyal ve dini ilimlerin mefhumlarından bahseder ve İslâmi meseleleri hem tecdid ve ihya eder; düşünceyi gölgelerden ayırmaya, ufukları aydınlatmaya çalışır ve İhyası bir ibdâ eserdir! Fârâbi bize “İlimlerin Sayımı” adlı eserinde felsefi mefhumlardan ve ilimlerin kategorilerinden bahseder. Ve onun gerçek bir dil felsefesi şaheseri olan el-Huruf adlı eserini de unutmayalım. Düşünce tarihinde ilk kez mahiyet mefhumundan İbni Sinâ üstadımız bahseder. İbn Rüşd&#8217;ün Faslu&#8217;l makâl&#8217; ve bilhassa Abdülkâhir el-Cürcâni&#8217;nin Esrarı Belâğa5msı gibi hem mefhumlar tarihi hem de anlamın anlamını, semantiğin tarihinin şaheseri olduğunu unutmayalım. Misalleri uzatmanın bir anlamı yok.</p>
<p>Sayfa 132<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Hay hecesi. Hayatın diriliği, canlılığı, bütünlüğünü ve kurtuluşunu ifade eden hece. Sürekli hareketlilik ve canlılık! Şuurun dumura ve cangıla düşmemesini ihtar eden bir hecedir hay. İçinde sonsuz âlemi barındıran çok boyutlu hem bir heceyi, hem de ulvi bir kelimeyi barındırır hay kelimesi. Zaman gibi titiz ve ayna bir hece. Düşüneni tefekkür parkına daha doğrusu mekân, zaman, varlık ve yokluk alanına götüren bir hece içinde hece, kelime içinde mücerret ve müşahhas kelimelerin tedai ormanı.</p>
<p>Hay aynı zamanda bir esma-i hüsnadan yani Allahın en güzel isimlerinden biri. Bütün varlıkların hayat kaynağı, ebedi ve hakiki hayat sâhibi anlamında bir hece içinde kelime. Şair Nesimi asırların taa mâverâ örgülü derinliklerinden şöyle seslenir:</p>
<p>Her kimse ki esridi</p>
<p>Hay-ı ebbed oldu zat-ı haydan.</p>
<p>Sayfa 198<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Arşiv ve hafıza, daha doğrusu arşiv aynı zamanda hafızanın mekânıdır. Kelimelerin birçok anlamları vardır düşünen insanlar için: Lügat manası, kelime, sembolik, metafor, görevi, rolleri ve tedai yani sınır açıcı manaları vardır. Ve bunların anlamları değişik ölçü ve dimensiyondadır. Fransız tarihçi Pierre Nora ise “Hafızanın Mekânı” için sadece üç anlamı vardır kelimelerin: “Maddi, sembolik ve fonksiyonel.” Tarihçi mesela arşivi bir nevi sırf ifşa, izhar eden bir maddi mekân olarak görür.</p>
<p>Ama eğer arşiv ve deposunun bir “Hafızanın mekânr” olabilmesi için, arşiv kelimesinin çevresinde “Sembollik aura” yani sembolik bir gizli şua ile çevrelenmesi, onu hafızanın mekânı yapar. Sırf maddi manasıyla “Hafızanın Mekânı” olmaz diyor tarihçi. Arşiv; bütün düşünce, tarihi akdlerin, anlaşma ve asırların ruhunu içinde barındıran sözlerin manzumesidir. Arşivlerimizin yok olması, aynı zamanda mekânın içindeki zamanın da yok olması demektir. Zira zaman her dem mekânın içinde ve dışında da olsa yine görülmez mekânın içinde yaşar; bütün mana, anlam ve nüans buudlarıyla.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Cumhuriyet sadece bir tek akıl istiyordu. O da yatağı, kökleri, örgüsü ve ana şalterleri yani tenkidi, tahlil ve terkibi olmayan bir akıl istiyordu Cumhuriyet Türkiyesi. Fransız yazarı Bruno Latour&#8217;un Avrupa için söylediği gibi: “Biz modern olmadık” İbn Halduna göre cemiyette medeni münasebetler, toplum arasında irfana, irtifaya, âli düşünce ve dahi ulvi gönüle dayanan bir dayanışma ağıyla mümkündür. Bu ruh, bu sevgi, saygı ve irfan yoksa, o cemiyet medeni değildir. Bu irtifa yoksa o cemiyet ve milletler medine, medeniyet parkında asla olamazlar ve medeniyette hiç tekevvün etmez görüşündedir.</p>
<p>Sayfa 107<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Medeniyetlerin estetiklerinin ayrı bir ruhu, zekâsı ve üslübu olur. Diğer bir deyişle onu oluşturan dev sütunların can ve ihya damarları ve pınarları ayrı olur. Medeniyetlerin estetikleri, metafizikleri ve üslüpları onların âli, zarif ve kristalleşmiş dâhiliklerinin ifadesidir. Bizi diğer bütün medeniyetlerden ayıran ve eşsiz olduğumuzu ifadeye yarayan sembol bir ifade, bu da mimarimizdeki Mukarnas mefhumudur. Sadece İslâm Vahiy Medeniyeti&#8217;ne has bir sanattır bu. Lügatler bize bu mefhumu şöyle izah ediyorlar: Kemer, kubbe, eyvan ve mukarnas.</p>
<p>Mimari estetiğimizi belirgin bir şekilde gösteren sanatlarımız. Mukarnas; taç mukarnas, eyvan mukarnas ile mana ve anlam dimensiyonlarını ifade eden bu nev-i şahsına münhasır sanatımız.</p>
<p>Sayfa 177<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Eger büyük düşünürlerin bendleri bir bir yaran, yakan, yıkan tıpkı suyun birden bire dalgalanıp çağlayarak, şahlanarak kanatlanıp, şiddetlice hızlanıp, tırmanır gibi aniden şiddetlice patlaması misali ve dahi bu şiddetli inişli, çıkışlı tazyik dalgaların her şeyi önüne katması misali ve bu şiddetin şiddeti öfkeleri olmasaydı,düşünce en metafizik yani en yakıcı, en kristal -diğer bir ifadeyle- insanların ruhlarını, rüya ufuklarını asla gebe bırakamazdı&#8230;<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Bize göre, Yaratıcı tenkit: Bir mutlak aşk; ışığı bitimsiz soyma cehdinin ve mutlaka erişebilmenin kesif adımını ve dahi mutlak tecessüsünün keskin imzasıdır. Doğrusu dünyanın en zor sanatı ve dahi ilmi bu. Dünya düşünce tarihine esaslıca yön veren iki şey vardır: Yaratıcı düşünce ve Yaratıcı Tenkit! İkisi de düşünce kumaşının hem atkısı hem de çözgüsü, yani kristal çizgileri gibidirler.</p>
<p>Her mefhum, o medeniyetin ruh dimensiyonlarını ve ruhunun mana renklerini gösterir. Garip bir mananın gökkuşağını. Aslında bütün mefhumlar için de bu geçerlidir. O mefhumlarda zihniyetleri, yani insana bakan zaviye ve ruhlarının kökleri ve bu köklerde; ufuklarının ufukları durur hep.</p>
<p>Sayfa 82<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
İnsanoğlu gerçekten kendisine hayat nedir diye ciddi olarak bu soruyu yöneltmiş mi? Yani hecelemiş mi bu kelimeyi. Kelimenin içindeki hecelerin süret ve siretlerine eğilmiş mi? Hayat: H, ha, hay, hayâ ve kemali hayat. İnsan bu âlemde kılavuzsuz ise, o sadece bir “Ha” hecesi gibidir. Tükenmeye yani yok olmaya mahküm bir ateşin içindeki mum gibidir. Doğarken ebeveynleri onu tıpkı H harfi şeklinde olduğu gibi korur ve köklerine bağlamaya çalışırlar. Bize babasını anlatan şair Mehmed Âkif şu mısralarıyla H&#8217;yi yani ebeveynleri ne güzel anlatıyor Üstadımız:</p>
<p>İlmi az, görgüsü çok, fitratı yüksek bir İmam Tanırım ben, ki hayâtında tanıtmıştı babam “Kim bilir; şimdi ne âlemde benim şanlı Kösem</p>
<p>H; hem kökler hem de dallardır insan hayatının ilk safhalarında. Onsuz ne gök kubbe ve ne de gök kubbemiz olmaz!</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ekrem-tahir-yaratici-ofke-alintilar/">Ekrem Tahir – Yaratıcı Öfke  -Alıntılar</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/ekrem-tahir-yaratici-ofke-alintilar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dursun Gürlek &#8211; Çınaraltı&#8217;nda Kitap Sohbetleri &#8221;Alıntılar&#8221;</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/dursun-gurlek-cinaraltinda-kitap-sohbetleri-alintilar/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/dursun-gurlek-cinaraltinda-kitap-sohbetleri-alintilar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 May 2020 10:56:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Çınaraltı'nda Kitap Sohbetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dursun Gürlek]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Okumak]]></category>
		<category><![CDATA[konuşmai]]></category>
		<category><![CDATA[Söz]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Reşad'ın Duası]]></category>
		<category><![CDATA[Uslüb]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilimcephesi.com/?p=24307</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eğer konuşma yöntemini bilirseniz en öfkeli; en hırçın adama bile istediğiniz sözü söyleyebilirsiniz. Zengin, ihtiyar ve son derece titiz bir paşa varmış. Bir gün heyecanlı bir kitap okurken yorulmuş, gözlerini biraz dinlendirmek için elindeki eseri masanın üstüne bırakmış. Bu arada gözlüğünü de alnının üstüne kaldırmış. Tekrar okumaya başlayacağı sırada bakmış ki gözlük masanın üzerinde yok. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/dursun-gurlek-cinaraltinda-kitap-sohbetleri-alintilar/">Dursun Gürlek – Çınaraltı’nda Kitap Sohbetleri ”Alıntılar”</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="icerik">
<div class=""></div>
</div>
<div class="ust">
<div class="govde"><img decoding="async" class=" wp-image-24308 aligncenter" src="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/05/0000000118674-1-193x300.jpg" alt="" width="246" height="382" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/05/0000000118674-1-193x300.jpg 193w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/05/0000000118674-1.jpg 257w" sizes="(max-width: 246px) 100vw, 246px" /></div>
</div>
<div class="icerik">
<div class="">
<div>
<div></div>
<div>Eğer konuşma yöntemini bilirseniz en öfkeli; en hırçın adama bile istediğiniz sözü söyleyebilirsiniz.</p>
<p>Zengin, ihtiyar ve son derece titiz bir paşa varmış. Bir gün heyecanlı bir kitap okurken yorulmuş, gözlerini biraz dinlendirmek için elindeki eseri masanın üstüne bırakmış. Bu arada gözlüğünü de alnının üstüne kaldırmış. Tekrar okumaya başlayacağı sırada bakmış ki gözlük masanın üzerinde yok. Cebine bakmış, sağa sola göz gezdirmiş, her tarafı aramış, yok oğlu yok! Derken cariyelerini çağırmış; “Gözlüğümü kaybettim, şunu bulun bakayım!” demiş.</p>
<p>Cariyeler bakmışlar ki gözlük paşa hazretlerinin alnında duruyor Duruyor ama hiç biri “İşte gözlük aklinızda” demeye cesaret edememiş. Çünkü paşa huysuzun, titizin biriymiş. Hatasının yüzüne vurulmasından hoşlanmayacak, gazaba gelecek, bunu söyleyen cariyeyi belki de güzel bir haşlayacak.</p>
<p>Kısacası cariyeler paşanın huyunu çok iyi bildikleri için bir türlü gözlüğünün alnında olduğunu söyleyememişler. Canı sıkılan paşa mırıldanmaya başlamış; “Yahu, bunu şeytan götürmedi ya. Beş dakika önce gözümdeydi!”</p>
<p>Öfkeden küplere binen paşa “Bana Gülnaz’ı çağırın.” diye seslenmiş. Gülnaz adındaki cariye içeri girer girmez, paşanın gözlüğünün alnında durduğunu görmüş. Akıllı cariye, paşaya demiş ki:</p>
<p>&#8211; Paşa hazretleri! kaybolan o gözlüğünüzü ben şimdi bulur getiririm. Lâkin o zamana kadar vaktinizin boş geçmemesi için lütfen aklinızdaki şu gözlükle idare edin!</p></div>
</div>
<div></div>
<div><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></div>
</div>
</div>
<div class="alintiAlt sm d-flex align-items-center justify-content-start"></div>
<div class="ust">
<div class="govde"></div>
</div>
<div class="icerik">
<div class="">
<div>
<div>Meşhur Hattat Mustafa İzzet Efendi de mübalağa sanatına hayli önem verenlerden biriydi. Hazret bir gün bir mecliste konuşurken şöyle der:</p>
<p>&#8211; Dün gece oturdum, sabaha kadar Kur’an-ı Kerim yazdım!Bunu duyan muhatabı da aynı yönteme başvurur, abartılı bir karşılık verir:</p>
<p>&#8211; Geçen Ramazan ayındaydı, Boğaz’da oturan bir arkadaşıma iftara gidiyordum. Yolda öyle bir fırtına çıktı ki, dalgalar kayığı alıp sahildeki minarelerin şerefelerine kadar çıkardı. Biz böyle bocalayıp duruken iftar topu atıldı. Ben de sigaramı minarenin kandillerinden yakarak orucumu bozdum.Kendini tutamayan İzzet Efendi bağırır:</p>
<p>&#8211; Yalan!&#8230;</p>
<p>Arkadaşı susturucu cevabı hemen verir:</p>
<p>&#8211; Yalansa dün akşam yazdığın Kur’an-ı Kerim çarpsın!</p></div>
</div>
<div></div>
</div>
</div>
<div class="alintiAlt sm d-flex align-items-center justify-content-start"></div>
<div class="ust">
<div class="govde"><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></div>
</div>
<div class="icerik">
<div class="">
<div>
<div></div>
<div>Söz, sahibine göre değer taşır veya pespâyeleşir. Meselâ karşımıza çıkan herhangi bir kimseye “deli” dersek, bu söz hiçbir anlam ifade etmez. Ama aynı kelimeyi akıl doktoru kullanırsa o adamın yandığı gündür.</p>
<p>Şurası bir gerçektir ki, her söylenen sözü kaale alırsanız, olur olmaz laflara karşılık vermek için zorlanırsanız kendi kendinizi telef etmiş, boşu boşuna yıpranmış olursunuz. Bu durum fiili hareketler için de -çoğu zaman- söz konusu olur.</p>
<p>Baba erenler yolun kenarındaki ağacın altında oturuyormuş. Oradan geçen bir adam kendisine bir tekme atıp yoluna devam etmiş. Manzarayı gören bir genç sormuş:</p>
<p>&#8211; Baba, sana tekme atan heriften daha kuvvetlisin. Niçin kalkıp onu ayağının altına almadın?Adamcağız:</p>
<p>Evlâdım, sana bir katır tekme atmış olsaydı ne yapardın, diye sormuş.</p></div>
</div>
<div></div>
</div>
</div>
<div class="alintiAlt sm d-flex align-items-center justify-content-start"></div>
<div class="ust">
<div class="govde"><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></div>
</div>
<div class="icerik">
<div class="">
<div>
<div></div>
<div>Üstad bir gün Taha Toros’la beraber, tanıdıklarından birinin cenaze namazını kılmak üzere öğle namazında Beyazıt Camiine gider, arkadaşına son görevini yerine getirir.</p>
<p>O gün ikindi namazında da Fatih Camiinde bulunmaları ve orada da diğer bir cenazeye katılmaları gerektiğinden yine Taha Toros’la birlikte hareket ederler. Yolda giderken, kendini yerden yere atan çocuğunu döven bir kadına rast gelirler. İbnülemin Bey çocuğu niçin dövdüğünü sorunca kadın öfkeyle anlatmaya başlar. Efendim, bu çocuk fena halde canımı sıktı. Az önce illâ çikolata alacaksın diye tutturdu. Aldım, yemedi. Şimdi de simit diye ağhyor. Gördüğünüz gibi yerden kalkmıyor.</p>
<p>Üstad “Peki hanım. Çocuğun adı nedir?” diye sorunca kadın “Vural” cevabını verir.</p>
<p>İbnülemin Mahmud Kemal Bey ünlü esprilerinden birini daha patlatır:</p>
<p>&#8211; Be kadın! Madem ki veledin adını Vural koymuşsun. Öyleyse dediğini yapmak zorundasın.</p>
<p>Hem vuracaksın, hem alacaksın. Vur-al!..</p></div>
</div>
<div></div>
</div>
</div>
<div class="alintiAlt sm d-flex align-items-center justify-content-start"></div>
<div class="ust">
<div class="govde"><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></div>
</div>
<div></div>
<div>Bir gün Merkez Efendi Mezarlığını geziyor, enteresan mezar taşlarıyla karşılaşıyordum. Osmanlı kabristanlarının bir özelliği de, mevtaların mezar taşlarında ölüm sebeplerinin genellikle belirlenmiş olmasıdır. Yerin altından, üstündekilere mesaj veren mezar taşlarının kiminde “Vebadan, hebâ oldu”. “Koleradan irtihal-i dâr-i beka eyledi”, yazıyor; kiminde de “Doğum hengâmmda bir yavrusunu da geride bırakarak şehîden vefat etti” diyordu.Mezarların arasında hüzünle dolaşırken bir anda bu hüznü tebessüme çeviren garip bir mezar taşıyla karşılaştım. Kadın tahakkümünü, âhiret diyarından bile gösteren bu mezar taşında şöyle yazıyordu:</p>
<p>“El-Bâkî. Merhum ve mağfur, ilâ rahmeti Rabbi el &#8211; Gafur. Karı dırdırından vefat eden Es- Seyid Halil Ağanın ruhuna Fâtiha. Sene 1260. “Belli ki karısının düşük çenesi, Halil Ağayı sonunda buraya düşürmüş. Rabbimiz Teâlâ Hazretleri, hemân cümlemizi kadın şerrinden muhafaza buyursun. Tâife-i nisânın diline düşürüp akıbet mezarımızda dahî âleme gülünç düşürmesin! Âmin bi hürmeti Tâhâ ve Yâsin!</p></div>
<div></div>
<div><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></div>
<div class="icerik">
<div class="">
<div>
<div></div>
<div>Biliyor musunuz, artık kütüphanelerde bile kitap okunmuyor. Her biri ecdat yadigârı olan bu ilim hâzinelerinin kapılarını şimdilerde ödev yapmak isteyen öğrenciler aşındırıyor. Tabii ki onların ansiklopedi karıştırmalarının, fotokopi çekmelerinin de kitap okumakla en ufak bir ilgisi bulunmuyor. Üç beş meraklı insan da gidip gelmese kütüphaneler tamamen ziyaretçisi olmayan mabetler haline gelecekler, metruk müesseselere dönüşecekler.</p>
<p>Dışarıdaki durum da kütüphanelerden farklı değil. Vaziyet o kadar hazin bir manzara arzediyor ki, gemide, otobüste, şurada, burada kitap okuyanlara, nesli tükenmekte olan kelaynaklar gözüyle bakabilirsiniz. Heyhat, bunların bile bazıları sizi yanıltabiliyor. Bir gün otobüste, yanımda oturan gencin elindeki kitaba merak saikasıyla şöyle bir göz attım. Kapağında “Sürücü Kursu” yazıyordu. Tesadüf bu ya, aynı gün gemide birkaç gencin elindeki kitap da aynı ünvanı taşıyordu.</p></div>
</div>
<div></div>
</div>
</div>
<div class="alintiAlt sm d-flex align-items-center justify-content-start">
<div class="resim sm"><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></div>
</div>
<div class="gonderi analiz alintiGonderi" data-gy="kitapSayfasi" data-gy2="kitapAlintilari" data-t="gonderi" data-id="70466098">
<div class="ust"></div>
<div class="icerik">
<div class="">
<div>
<div></div>
<div>Rahmetli Süheyl Hoca (Prof. Süheyl Ünver) şöyle derdi: “O kadar çok kitap var ki, bunların hepsini okumak için insanın en az bin yıl yaşaması gerekir. Halbuki ömrümüz, akşam namazının vakti gibi çabuk geçiyor. Sağımı solumu toplayayım derken, bir de bakıyorsunuz, eş dost mezarlıkta toplanmışız. Durum böyle olunca kitap seçiminde titiz davranma zarûreti ortaya çıkıyor. Dolayısıyla kültür, hangi konunun, hangi kitapta olduğunu bilmektir. Bu da ancak kitap karıştırmakla mümkün olur.”</p>
<p>Efendim, kitap karıştırmak elbette ki son derece faydalı ve zevkli bir iştin Fakat bugün öyle kitaplar yayımlanıyor, öyle eserler piyasaya sürülüyor ki, bu “sürü”ler sizin kafanızı karıştırmaktan başka bir işe yaramıyor. Böyle kâğıt tomarlarına “kitap” veya “eser” değil, “yapıt” demek gerekir. Çünkü kitap yayımlamak, ortaya eser koymak son derece ciddi bir iştir. Oysa çapıt gibi yapıt üretmek kolaydır. Zaten şimdi moda oldu; erken kalkan kitapçı “yapıt” çıkarıyor. Bir takım haşarı yayımcılar, “başarı” dizisi adı altında piyasaya sürdükleri üçüncü sınıf yapıtlarla kâğıt israfına, kafa iğfaline sebep oluyorlar.</p></div>
</div>
<div></div>
</div>
</div>
<div class="alintiAlt sm d-flex align-items-center justify-content-start"></div>
</div>
<div class="gonderi analiz alintiGonderi" data-gy="kitapSayfasi" data-gy2="kitapAlintilari" data-t="gonderi" data-id="70460608">
<div class="ust">
<div class="govde"><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></div>
</div>
<div class="icerik">
<div class="">
<div>
<div></div>
<div>Kitap meraklıları eserlerin muhtevası kadar ciltlerine de önem verirler. Bir mülâkatımız esnasında sahhaf Ferda Bey anlatmıştı:</p>
<p>Bir zamanlar cins cins, çeşit çeşit müşterilerim vardı. Bir gün bunlardan biri dükkâna geldi ve dedi ki: Ferda beyciğim, şu üst raftaki yeşil ciltli Lügat-ı Naci’yi indirir misin? Kısa bir süre önce aynı kitabı kendisine sattığımı hatırlatınca da şu cevabı verdi: Evet, ama o kırmızı ciltliydi.”</p>
<p>İşte böyle kitap hastaları da var! Ciltlerin rengi kadar sağlamlığı da önemlidir. Günümüzde yapılan ciltler renk cümbüşünü andırsa bile ne yazık ki yeteri kadar sağlam ve dayanıklı değiller.</p>
<p>Eski “mütecellit” mücellitler bugün artık yok.Kütüphanemdeki kitaplar iki sıra halinde dizili olduğu için arkadaki kitapları alırken güçlük çekiyorum. Bazen de kitap kazalarıyla karşılaşıyorum. Geçen gün bunun bir örneğini yaşadım. Arkadaki bir kitabı almak için elimi uzatınca ön sırada bulunan müheykel ve müşekkel iki kitap pat diye yere düştü. Birinin alt tarafı iyice yamuldu. Diğeri kazadan yara almadan kurtuldu. Çünkü o bir Osmanlı cildiydi ve taş gibiydi.</p></div>
</div>
<div></div>
</div>
</div>
<div class="alintiAlt sm d-flex align-items-center justify-content-start">
<div class="resim sm"><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></div>
</div>
</div>
<div class="gonderi analiz alintiGonderi" data-gy="kitapSayfasi" data-gy2="kitapAlintilari" data-t="gonderi" data-id="70459939">
<div class="ust"></div>
<div class="icerik">
<div class="">
<div></div>
<div>İmam-ı A’zam hazretlerinin şu sözü ne güzeldir: “İsrafta hayır olmadığı gibi, hayırda da israf yoktur” Eğer sözleri doğru, faydalı ve yerindeyse bir insan ne kadar konuşursa konuşsun, gevezelik etmiş olmaz. Tam aksine gereksiz ve boş konuşmaların bir kelimesi bile israf-ı kelâma gireceğinden hiçbir değeri yoktun Yukarıdaki güzel sözü bütün davranışlarımıza, işlerimize, hal ve hareketlerimize kolayca uygulayabiliriz.</div>
</div>
</div>
<div class="alintiAlt sm d-flex align-items-center justify-content-start">
<div></div>
<div class="resim sm"><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></div>
</div>
</div>
<div class="gonderi analiz alintiGonderi" data-gy="kitapSayfasi" data-gy2="kitapAlintilari" data-t="gonderi" data-id="70459877">
<div class="ust"></div>
<div class="icerik">
<div class="">
<div>
<div></div>
<div>Özetleyecek olursak deriz ki, dinleyerek ve okuyarak hayatımıza çekidüzen verdiğimiz takdirde, tek cümle yazmasak bile okuryazar sayılabiliriz.</p>
<p>Günümüzde olduğu gibi, az okuyup çok yazma sevdasına düşersek, yazdıklarımız okunmadığı gibi, kâğıt israfına da vesile oluruz.Bugün “telifat” namındaki telefatın bu kadar kalabalık olmasının sebebi, okuma hazzından, dinleme zevkinden mahrumiyettir.</p>
<p>Kâtip Çelebi’nin dünyaca meşhur “Keşfü’z-Zünûn’undaki hataları tashih etmek suretiyle ona güzel bir zeyl yazan, Avrupalı bilginleri karşısında el pençe dîvan durduran Bayezid Devlet Kütüphanesi hâfız-ı kütübü ve müdürü merhum ve mağfur İsmail Saib Sencer Hocaefendi, okyanuslar kadar geniş olan ilmine ve irfanına rağmen, neden eser yazmadığı kendisine sorulunca “Ne haddimize” demişti.</p>
<p>Güzel yazı yazmak sevdasına düşen genç kardeşim, önce “Yaratan Rabbinin adıyla oku!”</p></div>
</div>
<div></div>
</div>
</div>
<div class="alintiAlt sm d-flex align-items-center justify-content-start">
<div class="resim sm"><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></div>
</div>
</div>
<div class="gonderi analiz alintiGonderi" data-gy="kitapSayfasi" data-gy2="kitapAlintilari" data-t="gonderi" data-id="70459762">
<div class="ust"></div>
<div class="icerik">
<div class="">
<div>
<div></div>
<div>Bilindiği gibi, bir kimse için okur yazarlığı var denilince, biz ilk etapta onun hiç değilse ilkokulu bitirdiğini anlarız. Kekeleyerek de olsa bir sayfa yazıyı okuyabiliyorsa, düşündüklerini karınca izine benzeyen bir yazıyla kâğıda dökebiliyorsa, kendisine okur yazar sıfatı veririz. Oysa gerçek anlamda okur yazarlık bu değildir. Önce bu iki kavramın birbirinden ayrılması gerekir. Çünkü okumak, tanımı son derece geniş kapsamlı bir meziyet olduğu gibi, yazmak da büyük bir kabiliyet ve ustalıktır. Okuyan insan bilgi açlığını gidermek için çırpman ve hayatını kitaplara adayan kimsedir. Okumak bir cehd, gayret, azim ve sebat işidir. Şöyle on dakika elindeki kitaba göz gezdirdikten sonra esnemeye başlayan veya uykuyla mukavele tazeleyen kimsenin kendini “okuyucu” kabul etmesi mümkün değildir.</p>
<p>Merhum Cemil Meriç’e çok kitap okudum. Bir oturuşta saatlerce sayfaları çevirir, ciltleri devirirdik. Bazen günde beş altı saat, bilâ fasıla okuduğumuz da olurdu. Tabii ki o da pürdikkat dinler, esnemek de dahil, en küçük bir gaflet eseri göstermezdi. Benim dudaklarım yorulur, üstadın kulakları çanak anten gibi görevini yapmaya devam ederdi. Necip Fazıl’ın ifadesiyle “Allah&#8217;ın iç gözü daha iyi görsün diye dış gözünü kapadığı gerçek ve sahici münevver Cemil Meriç” tam bir dinleyiciydi.</p></div>
</div>
<div></div>
</div>
</div>
<div class="alintiAlt sm d-flex align-items-center justify-content-start">
<div class="resim sm"><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></div>
</div>
</div>
<div class="gonderi analiz alintiGonderi" data-gy="kitapSayfasi" data-gy2="kitapAlintilari" data-t="gonderi" data-id="70459559">
<div class="ust"></div>
<div class="icerik">
<div class="">
<div></div>
<div>Ben, kitapları da insanlara benzetiyorum. Bilgi ve ilgi hâzineleri olan eserler, kâğıtlara ve ciltlere sarılıp sarmalanmadan önce, yazarın kafasında ve gönlündeyken doğum sancıları çekmeye başlarlar. Yeni doğan çocuğunu kucağına alan anne, nasıl sevinçten uçarsa, matbaadan ilk defa çıkan ve tazeliğin ılık buharıyla kasvet dağıtan nur topu gibi bir kitabı da yazarı, eline aldığı zaman aynı duyguyu yaşar, bendine sığmayıp taşar. Kitapların esrarengiz dünyasından uzak olanlar gerçi bu sözlere şaşar, ama bilmek gerekir ki, bizim dünyamızda denizler böyle coşar.</div>
</div>
</div>
<div class="alintiAlt sm d-flex align-items-center justify-content-start">
<div></div>
<div class="resim sm"><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></div>
</div>
</div>
<div class="gonderi analiz alintiGonderi" data-gy="kitapSayfasi" data-gy2="kitapAlintilari" data-t="gonderi" data-id="70458151">
<div class="ust"></div>
<div class="icerik">
<div class="">
<div>
<div></div>
<div>Lüzumsuz yere taassup gösterip, dini ve tarihi gerçeklerin üstünü örtmeye, hakikatleri gizlemeye çalışmayalım. Olduğumuz gibi görünelim, göründüğümüz gibi olalım. Osmanlı şeyhülislâmlarının, diğer bütün âlimlerin, şairlerin ve edebiyatçıların, kütüphanelerin tozlu raflarında nisyana terk edilen eserlerini incelerseniz, böyle enteresan fetvalara, gediğine konan taşlara bol bol rastlarsınız.</p>
<p>Ebussuud Efendiye sorulan diğer bir soru, Hazret’in verdiği orjinal cevap ise şöyledir:</p>
<p>Soru: Afyon macunu ve afyon yutmaya müptelâ olan bazı kimseler, bu iptilâlarından (kötü alışkanlıklarından) kurtulmak için şarap içseler caiz midir?</p>
<p>Cevap: Afyon müptelâsı kimseler, insanlıktan çıkmışlardır. Ne poh yerlerse yesinler.</p>
<p>Haydi bir örnek daha verelim:</p>
<p>Soru: Bir mescitte imam olmakla, dülgerlik yapmaktan hangisi daha üstündür?</p>
<p>Cevap: Asla namazı bırakmadan, sanat işlemek daha makbuldür.</p></div>
</div>
<div></div>
</div>
</div>
<div class="alintiAlt sm d-flex align-items-center justify-content-start">
<div class="resim sm"><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></div>
</div>
</div>
<div class="gonderi analiz alintiGonderi" data-gy="kitapSayfasi" data-gy2="kitapAlintilari" data-t="gonderi" data-id="70164767">
<div class="ust"></div>
<div class="icerik">
<div class="">
<div></div>
<div>Kesin olarak bilinmesi gereken hususlardan biri de şudur ki, kitap okumak ve bu işten zevk almak bir ruh disiplini, bir tecessüs kanatlanması ve zihnî melekelerin haz deryasına dalmasıdır Yakın tarihimizi gözden geçirirsek, hem okurken, hem dinlerken büyük bir zevk alan ilim erbabının uyguladığı bu tatlı disipline hayran oluruz. Eslafımızin âdeta prensip haline getirdiği, oysa bugünkü nesillerin hiç bilmediği, bilenlerin de çok az uyguladığı bir tarz vardır ki, o da değerli bir eseri defalarca okumaktan ve dinlemekten ibaretti. “Ettekrarü alisen, velev kâne yüz seksen” sözü de faydalı bir eseri -yüz seksen defa bile olsa- tekrarlamanın yararını dile getirmektedir.</div>
</div>
</div>
<div class="alintiAlt sm d-flex align-items-center justify-content-start">
<div></div>
<div class="resim sm"><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></div>
</div>
</div>
<div class="gonderi analiz alintiGonderi" data-gy="kitapSayfasi" data-gy2="kitapAlintilari" data-t="gonderi" data-id="70162894">
<div class="ust"></div>
<div class="icerik">
<div class="">
<div></div>
<div>Eski kitap meraklıları bilirler; kendilerine kitap imzalayanların kurşun kalem kullanmalarını isterler. Çünkü kurşun kalemle yazılan yazıyı ve atılan imzayı silmek kolaydır. Dolayısıyla kitabı her an elden çıkarmak imkânı ortaya çıkar. Şaka bir yana, değerini bilmeyen, hatta okumayacak olan kimselere kesinlikle kitap imzalamamak, hatta hediye etmemelidir. En güzel armağan, ondan hoşlanan ve eline aldığı zaman büyük bir zevk duyan kimseye verilen armağandır; Bu öyle bir manevi hazdır ki her yarayı kül- lendiren zaman bile, âşık ile mâşuk arasında teati edilen hediyenin değerini eskitmez ve eksiltmez.Eski sahhaflar meselenin bu yönünü bildikleri için, kitabı erbabına vermekten, değerini bilen kimseye satmaktan büyük zevk alırlardı.</div>
</div>
</div>
<div class="alintiAlt sm d-flex align-items-center justify-content-start">
<div></div>
<div class="resim sm"><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></div>
</div>
</div>
<div class="gonderi analiz alintiGonderi" data-gy="kitapSayfasi" data-gy2="kitapAlintilari" data-t="gonderi" data-id="70162488">
<div class="ust"></div>
<div class="icerik">
<div class="">
<div>
<div></div>
<div>İbn-i Sına bir gün deniz yolculuğuna çıkar ve gemide bir lügat bilginiyle arkadaş olur. Bu âlimin devrin hükümdarlarına takdim edeceği Arapça bir sözlüğü okumaya başlar. O kadar ki birkaç gün süren bu deniz seyahati esnasında koca kitabı ezberine alır. Gemi gideceği yere varınca içindekilerin her biri bir tarafa dağılır. Lügat bilgini, eserini takdim etmek üzere hükümdarın yanma girer, girer ama gemi arkadaşı olan zâtın, yani İbn-i Sina&#8217;nın padişahtan büyük saygı gördüğüne şahit olunca şaşkınlığı iyice artar ve bu hürmetin sebebini öğrenmeye çalışır.</p>
<p>Derken lügat âlimi eserini hükümdara takdim eder. Hükümdar da tetkik etmesi için îbn-i Sina&#8217;ya verir. Böyle yaparak kitabın değerinin olup olmadığını, yazarın ödüle layık bulunup bulunmadığını öğrenmek ister. İbn-i Sina esere biraz baktıktan sonra şunları söyler: Bu kitap yeni değildir, eskiden te&#8217;lif edilmiştir. Bu lügatçi daha önceden kaleme alman bir kitabı kendisine isnat etmiş, böylece te&#8217;lif hakkını gaspetmiştir. Bunun delili de benim. Ben bu kitabı ezbere biliyorum. İstersen sen kitabını aç, ben ezbere okuyayım!</p>
<p>İbn-i Sina bunları söyledikten sonra kitabı başından, ortasından ve sonundan sayfalarca okur. Tabii ki lügat bilgini bu manzara karşısında son derece mahçup olur, aynı zamanda İbn-i Sina&#8217;nın, kendisinin ilk defa kaleme aldığı böyle bir eseri nasıl olup da ezberlediğini bir türlü anlayamaz.Aradan çok geçmeden mesele anlaşılır; İbn-i Sina lügati birkaç günlük gemi yolculuğu sırasında ezberlediğini, yazarın mükâfata lâyık olduğunu söyler.</p></div>
</div>
<div></div>
</div>
</div>
<div class="alintiAlt sm d-flex align-items-center justify-content-start"></div>
</div>
<div class="gonderi analiz alintiGonderi" data-gy="kitapSayfasi" data-gy2="kitapAlintilari" data-t="gonderi" data-id="70162185">
<div class="ust">
<div class="govde"><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></div>
</div>
<div class="icerik">
<div class="">
<div></div>
<div>Bazı âlimlerin ise, kitapları satırlara değil, sadırlara (göğüslere) yazdıklarını görüyoruz. Gerek tarihte, gerekse günümüzde böyle âbide şahsiyetlere rastlıyoruz. Devrimizin maneviyât erlerinden Süleyman Efendi hazretlerine, bu kadar ilmine rağmen niçin kitap yazmadığı sorulunca, son derece çarpıcı bir cevap verir; asıl eserin insan olduğunu, mükemmel insanlar yetiştirmek sûretiyle canlı kitaplar ortaya koymak gerektiğini belirtir. Hazrete göre, ecdadın kaleme aldığı binlerce kıymetli eser kütüphânelerin ıssız ve sessiz köşelerinde beklemektedir. İşte esas mesele, bu kitaplarla tekrar ülfet ve ünsiyet tazeleyecek nesilleri yetiştirmektir. Nitekim merhumun bu metodla çalıştığını, ruh mimarlarını oluşturan zincirin önemli halkalarından biri olarak “kitap gibi insanlar” yetiştirdiğini biliyoruz.</div>
</div>
</div>
<div class="alintiAlt sm d-flex align-items-center justify-content-start">
<div class="resim sm"><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></div>
</div>
</div>
<div class="gonderi analiz alintiGonderi" data-gy="kitapSayfasi" data-gy2="kitapAlintilari" data-t="gonderi" data-id="70161685">
<div class="ust"></div>
<div class="icerik">
<div class="">
<div>
<div></div>
<div>Üç şey vardır ki dünyada onun verdiği lezzet gibi başka bir lezzet yoktur:</p>
<p>1- Tilâvetu’ l-Kur’an</p>
<p>2- Mülâkatu ’r-Rahman</p>
<p>3- Müsâhabetü’l-İhvân</p>
<p>Kur’an-ı Kerim, Allah kelâmıdır. Dolayısıyla bu İlâhi kitabı okuyan kimse Cenab-ı Hak ile mülâkatta bulunmuş olur. Dostlarla sohbet etmek ise, fâni hayata ebediyyetin izlerini nakşeder. Hiçbir lezzet kalıcı değildir. Oysa gerçek anlamda dostlarla yapılan sohbetin tadına doyum olmaz ve böyle meclislerde söylenen sözler, hükmünü sürdürür. Böyle bir tane bile dostunuz varsa kendinizi mutlu insanlardan kabul edebilirsiniz.</p></div>
</div>
<div></div>
</div>
</div>
<div class="alintiAlt sm d-flex align-items-center justify-content-start">
<div class="resim sm"><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></div>
</div>
</div>
<div class="gonderi analiz alintiGonderi" data-gy="kitapSayfasi" data-gy2="kitapAlintilari" data-t="gonderi" data-id="70161405">
<div class="ust"></div>
<div></div>
<div class="baslik"><strong>Sultan Reşad&#8217;ın Duası</strong></div>
<div class="icerik">
<div class="">
<div>
<div></div>
<div>Osmanlı padişahlarının hemen hepsi dinine, vatanına ve milletine bağlı kimselerdi. Gerek yerli, gerekse yabancı tarihçiler tarafından kaleme alınan eserlerde onların dini konularda ne derece hassasiyet sahibi olduklarını çarpıcı tablolar halinde görüyoruz. Nitekim son Osmanlı hükümdarı Sultan Vahideddin’in “Bizim hanedanımızdan her türlü insan gelmiştir; fakat dinsiz birine rastlamak mümkün değildir” şeklinde konuştuğu rivayet edilmiştir. “Padişahlarımızın Din Gayreti ve Vattan Muhabbeti” adındaki eserinde Ahmet Refik Altınay bu konuyu en güzel şekilde incelemektedir.</p>
<p>Sultan Reşad da ecdadı gibi dini hassasiyet sahibi bir hükümdardı. Yaşlı başlı bir “şehzade” olarak tahtta çıkan Hünkâr’ın bir ara mesanesinde taş olduğu tesbit edilir. Cemil Paşanın da araya girmesiyle ameliyat kararı verilir ve Berlin’den İsrael adında ünlü bir cerrah getirtilir.</p>
<p>Gerekli hazırlıklar yapıldıktan sonra Yıldız Sarayfnda başarılı bir ameliyat gerçekleştirilinO sırada Mâbeyn Başkâtibi olan ünlü romancımız Halid Ziya Uşaklıgil hatıralarında manzarayı şöyle anlatır:“Bunu haber alınca Hünkâr’ın hatırını sormak için acele Yıldıza gittim. Her zaman olduğu gibi, Başmabeyinci Tevfik Bey’in odasına uğradım. Daha sonra Esvapçıbaşı Sâbit Bey de oraya geldi. ‘Efendimiz sizin geldiğinizi işittiler, pek memnun oldular. Kendileri yatakta yorgun bir haldedirler. Fakat mutlaka sizi görmek istiyorlar. Onun için hemen gitmelisin!’ dedi.</p>
<p>Büyük mabeynden Hünkâr’ın hususi dairesine kadar epeyce uzun bir yol vardı. Sabit Bey’le görüşerek yürüdük. O, bana Hünkâr’m tevekkülünden söz etti. Ameliyat başlamadan önce kıbleye dönerek dua etmiş, “Memleket ve millet için zararlı olacaksam Cenab-ı Hak beni bu ameliyat masasından kaldırmasın!” demiş ve etrafındakilerden helâllik diledikten sonra büyük bir metanetle yatarak kendisini tabiplere teslim etmişti.Sultan Reşad’in ne kadar mütevekkil ve mütedeyyin olduğunu bildiğim için bu hikâyeyi hiç hayret etmeden dinledim”</p>
<p>Mevlevi padişah bu ameliyattan sonra iki yıl daha yaşadı. Vefat ettiği zaman Eyüp’te bizzat kendisinin yaptırdığı türbeye gömüldü.</p></div>
</div>
<div></div>
</div>
</div>
<div class="alintiAlt sm d-flex align-items-center justify-content-start">
<div class="resim sm"><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></div>
</div>
</div>
<div class="gonderi analiz alintiGonderi" data-gy="kitapSayfasi" data-gy2="kitapAlintilari" data-t="gonderi" data-id="70160968">
<div class="ust"></div>
<div class="icerik">
<div class="">
<div>
<div></div>
<div>Diğer kitap düşkünleri gibi Ahmet Mithat Efendi de, kimseye emanet kitap vermezdi. Bu konuda bir taleple karşılaştığı zaman gülümser ve şöyle derdi:- Ben kütüphanemden dışarıya kitap vermem! Çünkü siz onu geri getirinceye kadar zihnim devamlı o kitapla meşgul olur. Ve benim başka işlerle uğraşmama imkân kalmaz. Eğer okumak istiyorsanız buyurun; kütüphanem emrinize âmâdedir. İstediğiniz kitabı çekip okuyun. Fakat alıp götürmemek şartıyla..</p>
<p>Tanıdıklarından birisi, Efendi’nin bu cevabından dolayı darılıp, “Demek bize bir kitabı bile emanet edemiyorsun?” şeklinde konuşunca da şunları söyler:</p>
<p>&#8211; Hayır, bu konuda bana gücenmeye hakkınız yok. Çünkü ben size değil, bizzat kendime güvenemiyorum. Meselâ, herhangi bir kimse bana iade etmek üzere kıymetli bir kitap verse, ben o kitabı geri veremem. Buna elimin ve içimin bir türlü varmayacağına eminim. Ne yapayım, kitap konusunda böyleyim. Herkesin de benim kadar kitaba âşık olduğunu, kıymet verdiğini umduğum için ödünç vereceğim kitabın geri gelmemesinden korkuyorum. Dolayısıyla kitap vermeyişim, dostlarıma emniyetsizlikten değil, aksine onların kitap sevgilerine karşı duyduğum emniyetten ileri geliyor.*</p></div>
</div>
<div></div>
</div>
</div>
<div class="alintiAlt sm d-flex align-items-center justify-content-start">
<div class="resim sm"><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></div>
</div>
</div>
<div class="gonderi analiz alintiGonderi" data-gy="kitapSayfasi" data-gy2="kitapAlintilari" data-t="gonderi" data-id="70160532">
<div class="ust"></div>
<div class="icerik">
<div class="">
<div>
<div></div>
<div>Kendisi de bu işe son derece önem veren merhum Prof. Dr. Süheyl Ünver Hocanın notlarını karıştırırken “Şark’ta kitap sevgisi’ni dile getiren nefis bir yazısına rastladım, onları da burada nakletmekten kendimi alamadım. Ünver Hoca diyor ki:</p>
<p>&#8220;Yazma kitaplarımızın başlarına, ortalarına ve sonlarına kitap sevgisi hakkında kaydedilen Türkçe, Arapça ve Farsça hem mensur hem manzum çok güzel sözler vardır. Kırk yıllık kütüphane hayatımda bulduklarımı topladım. Bunları Necati Lügal, Ahmet Remzi, Nazmi Tura gibi hocalarımıza ve üstadlarımıza tercüme ettirdim. En anlamlılarından bazılarını buraya aktarıyorum:</p>
<p>-Kitabımın kâğıdının bir köşesini her kim ki nişan için bükerse, bana hançer çekmiş, kanımı dökmüş bir katil olur.</p>
<p>-İade etmek için kitap verdiklerimden o kadar ziyan gördüm ki, muvakkat bile olsa, kimseye kitap vermemek için kendime söz verdim.</p>
<p>-Bu kitap benim ruhumun ve ömrümün mahsulüdür. Ben ölünce nâdân bir cahile kalacak diye korkarım.</p>
<p>-Kitabın yüzüne baktıkça gönlüm eğlenir, emdiğim şeker kamışının sütü gibidir. Sakın kitabımı benden isteme. Çünkü bu, elimden sevgilimi almak gibidir.</p>
<p>-Eğer kendine hilesiz dost istersen, yalnız olduğun zaman eline kitap al. Benim için dünyada en aziz, en mukaddes ve en hayırlı arkadaş ve dost kitaptır.</p>
<p>-Eğer okuduklarını hafızanda saklayamazsan, kitap toplamanın hiçbir faydası yoktur. İlmin evdeyken bir mecliste bulunmayı ister misin?</p>
<p>-Bu benim malimdir diye övündüğün bir şey hakkında herkesin, bu vaktiyle falan kimsenin elindeydi demesi, onun senin de elinde kalmayacağını göstermek için yeterlidir.</p>
<p>-Bu zamanda en hayırlı arkadaş kitaptır.</p>
<p>-Dostların kitabına tama&#8217; etmek kötü huyluluktur.</p>
<p>-Okuyup geri vermemekse civanmertlik değil, namertliktir.</p>
<p>-Benim sevgilim kitap ve kalemdir. Geride kalanların hepsi mihnet, endişe ve gamdır.”</p></div>
</div>
<div></div>
</div>
</div>
<div class="alintiAlt sm d-flex align-items-center justify-content-start">
<div class="resim sm"><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></div>
</div>
</div>
<div class="gonderi analiz alintiGonderi" data-gy="kitapSayfasi" data-gy2="kitapAlintilari" data-t="gonderi" data-id="69239272">
<div class="ust"></div>
<div class="icerik">
<div class="">
<div>
<div></div>
<div>Sözün başında itiraf edeyim ki, arada bir nükseden edebi eser okuma ihtiyacını gidermek için otuz kırk sene önce, hatta daha evvel yayınlanmış kitaplara müracaat ediyorum. İstisnalara tabii ki sözüm yok. Lâkin şurası bir gerçektir ki, mantar gibi biten yayınevlerinin harıl harıl çıkardığı kitaplar kalitesizliğin, zevksizliğin, üslûp derbederliğinin birer numunesi olarak arz-ı endam etmektedirler.Eskilerin eser yazmaktaki titizliklerine, çekingenliklerine, ihtiyatlarına mukabil, yeniler “cahil cesurdur” fehvasınca en kısa sürede bir şeyler karalıyorlar, onları kitap diye piyasaya sürüyorlar.</p>
<p>Okunmaz, bakılmaz dergilerle yayınladıkları birkaç yazı müsvet- tesini heveskârlar, allı pullu kapaklar içinde “global”lı, “bağlam”lı, “saptayım”lı, “yaşam”lı, “mega”lı “sözcük” lerle, kudret-i kalemiyeye sahip eski yazarların şaheserlerinden habersiz yeni yetmelerin ellerine tutuşturuyorlar. Cildine veya şatafatlı ismine aldanıp da elinize aldığınız zaman, bir çuval keçiboynuzuyla karşı karşıya kaldığınızı anlıyorsunuz.</p></div>
</div>
<div></div>
</div>
</div>
<div class="alintiAlt sm d-flex align-items-center justify-content-start">
<div class="resim sm"><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></div>
</div>
</div>
<div class="gonderi analiz alintiGonderi" data-gy="kitapSayfasi" data-gy2="kitapAlintilari" data-t="gonderi" data-id="69238166">
<div class="ust"></div>
<div class="icerik">
<div class="">
<div>
<div></div>
<div>Harika bir üslubun ortaya çıkması için mânâ ile lafzın mükemmel bir izdivaçda bulunması gerekmektedir. Aksi takdirde bir taraf eksik kalır, ya ifrat veya tefrit ortaya çıkar.<br />
..<br />
Ferid Kâm’ı okuyunuz. Üstadın mânâ ve lafız dengesini son derece hassas terazilerle ayarladığını görürsünüz. Çünkü o hem İslam’ı iyi biliyor, hem de sözüne ve kalemine tam anlamıyla hakim oluyordu. Elmalılı Muhammed Ham di Yazır’ı inceleyiniz. Hak Dini Kuran Dilini mütalâa ediniz. Mükemmel bir tefsir örneğiyle karşılaştığınız gibi, muazzam bir üslubun cazibesiyle de âdeta kendinizden geçersiniz. Hele baş taraftaki dua bölümü tam bir şaheserdir. Babanzâde Ahmed Naim’i tetkik ediniz. Hadis edebiyatının en canlı örneğini, Sahih-i Buhari’nin satırları arasında müşahede edersiniz. Tanpınar’ı okuyunuz. Ondokuzuncu Asır Türk Edebiyatı Tarihinin satırları arasında maziye seyahat eder, Beş Şehir’de gergef gergef dokunan İslami ve tarihi nakışları seyretmenin hazzını yaşarsınız.</p>
<p>Evet, “Üslub-u beyan, aynıyla insan&#8217;dır!&#8230;</p></div>
</div>
<div></div>
</div>
</div>
<div class="alintiAlt sm d-flex align-items-center justify-content-start">
<div class="resim sm"><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></div>
</div>
</div>
<div class="gonderi analiz alintiGonderi" data-gy="kitapSayfasi" data-gy2="kitapAlintilari" data-t="gonderi" data-id="69236974">
<div class="icerik">
<div class="">
<div>
<div>Kelimeler de insanlar gibidir. Onlar için de asalet söz konusudur. İnsanlar yaratılışlarındaki güzellikleri, karakterlerini ve meziyetlerini muhtelif zamanlarda ve çeşitli mekânlarda &#8211; şu veya bu vesile ile- gösterdikleri gibi, kelimeler de mânâ hâzinelerine dalarak yeni renklere ve şekillere bürünürler.</p>
<p>Mütefekkir kelimesini ele alalım: Tefekkürde bulunan, derin düşüncelere dalan, eşyanın içyüzüne nüfuz etmek için çaba harcayan, hadiselerin seyrine bakarak sağlıklı neticeler elde etmek maksadıyla gayret gösteren, ulvî mânâları süfli manzaraların arasından çekip çıkarmak için uğraşan, didinen kimselere “mütefekkir” denir.</p>
<p>“Düşünür” sözü hiçbir zaman bu mefhumu karşılamadığı gibi, bu mânâyı da ifade etmez. İnsan yarın yapacağı işi düşünebilir, ama tefekkür etmez. Kişinin mütefekkir olması için aklını iyi kullanması, gönül dünyasını dalgalandırması, tecessüs ve tahayyül kuvvetlerine hâkim olması gerekmektedir. Düşünür, dar kalıpların ifade aracıdır.</p>
<p>Mütefekkir ise, engin denizleri andıran mânâ okyanuslarının dalgıcıdır. Bu izah tarzından yola çıkarak diyebiliriz ki, tefekkür kırıntısı taşıyan her düşüncede asâlet nişanı vardır. Başka bir ifadeyle, mütefekkirin sözü gibi kalemi de etkileyici bir cazibeye sahiptir. Hele bir de üslûp cilâsıyla cilâlanmışsa böyle yazıları okumanın keyfine diyecek bulamazsınız.</p></div>
<div></div>
<div><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></div>
</div>
<div></div>
</div>
</div>
</div>
<div>
<div class="icerik">
<div class="">
<div>Adamın biri, ihtiyar anasını sık sık sırtında taşıyormuş. Bir gün bu manzarayı gören köyün hocası, delikanlıya seslenmiş: “Evladım, anneni bir an önce evlendin Hem sen rahat et, hem de o rahat etsin!” Genç adam: “Hocam gördüğün gibi anam yaşlı, bu saatten sonra evlenmek olur mu?” diye karşılık verince üstten anası, oğlunun böğrüne ayaklarını vurarak lâfa karışmış:</p>
<p>&#8211; Köpoğlusu! Sen hocadan iyi mi biliyorsun?</p></div>
</div>
<div></div>
<div><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></div>
</div>
</div>
<div class="govde"></div>
<div>
<div class="icerik">
<div class="">
<div>Putlar ruhsuz varlıklardır. İnanç dünyası kararan insanlar kendileri için yeni yeni putlar icad ederler. Unutmayınız ki birçok insanın kendine mahsus putu vardır. Tevfik Fikret ne güzel şöylemiş:</p>
<p>Beşerin böyle dalâletleri var<br />
Putunu kendi yapar, kendi tapar.</p></div>
</div>
</div>
<div class="alintiAlt sm d-flex align-items-center justify-content-start">
<div></div>
<div class="resim sm"><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></div>
</div>
<div class="ust"></div>
<div class="icerik">
<div class="">
<div>
<div></div>
<div>Bu yaşlı zatlardan biriyle Harun Reşit arasında geçen konuşma ümmî, ama ârif kimselerin gerçek değerini canlı bir tablo gibi ortaya koyuyor.</p>
<p>Harun Reşit, bir gün yolda giderken, fidan diken bir ihtiyar görür. Yanma yaklaşır ve aralarında şöyle bir konuşma geçer:</p>
<p>&#8211; Kolay gelsin ihtiyar, ne yapıyorsun bakalım?</p>
<p>&#8211; Fidan dikiyorum efendimiz.</p>
<p>&#8211; Bu fidan kaç sene sonra meyva verir?</p>
<p>&#8211; Kısmet olursa beş yıl sonra.</p>
<p>&#8211; Ama siz ihtiyarsınız, bakalım daha o kadar yaşayacak mısınız?</p>
<p>&#8211; Ey müminlerin emiri! Bizden öncekiler bu bahçeyi bırakmışlar. Ben de fidanlarını dikeyim de bizden sonra gelecekler meyvalarından yesinler.</p>
<p>Bu cevaptan hoşlanan Harun Reşit ihtiyara bir kese altın verip uzaklaşmak ister. Ancak büyük bir sevinçle keseyi alan ihtiyar şöyle der:</p>
<p>&#8211; Efendimiz, az önce yanlış şöyledim. Diktiğim fidan beş yıl sonra değil, -keseyi göstererek- hemen meyvasını verdi.</p>
<p>Bu sözden de hoşlanan halife, bir kese daha altın verdi. İhtiyar sevincini katlayarak dedi ki:</p>
<p>&#8211; Şevketlû efendim! Sayenizde memleketimizin toprakları o kadar verimli ve mahsûldar bir hale geldi ki, bir fidan yılda iki defa meyva veriyor.</p>
<p>Harun Reşit aynı fidanın üçüncü defa meyva vermesini görmemek için vezirinin kulağına eğilir ve şöyle seslenir:</p>
<p>&#8211; Buradan çabuk uzaklaşalım, aksi takdirde bu ihtiyar bütün altınlarımızı alacak!</p></div>
</div>
<div></div>
</div>
</div>
<div class="alintiAlt sm d-flex align-items-center justify-content-start">
<div class="resim sm"><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></div>
</div>
<div class="ust"></div>
<div class="icerik">
<div class="">
<div></div>
<div>Kadıköy vapurundan çıkarken, herif-i nâşerifin biri, üstad Ahmet Rasim’e bir güzel çarpar, omzunu incitir. Ünlü yazarımız can acısıyla başını çevirip bakınca adam daha da küstahlaşır, “sersem!” diye bağırır.Ahmet Rasim Bey hiç renk vermez, güya tanıdık teşhis ediyormuş gibi, dikkatli bir şekilde baktıktan sonra sorar:</p>
<p>&#8211; Ne dediniz?</p>
<p>&#8211; Sersem!</p>
<p>&#8211; Öyle mi? Müşerref oldum! Bendeniz de Ahmet Rasim!</p></div>
</div>
</div>
</div>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/dursun-gurlek-cinaraltinda-kitap-sohbetleri-alintilar/">Dursun Gürlek – Çınaraltı’nda Kitap Sohbetleri ”Alıntılar”</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/dursun-gurlek-cinaraltinda-kitap-sohbetleri-alintilar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekrem Tahir &#8211; Varlık ve Hece Adlı Kitaptan Alıntılar</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/ekrem-tahir-varlik-ve-hece-adli-kitaptan-alintilar/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/ekrem-tahir-varlik-ve-hece-adli-kitaptan-alintilar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Jun 2016 01:50:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Çile ve Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[İrfanın Zincirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dosktora ve Lügat]]></category>
		<category><![CDATA[Dost ve Hakikat]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem Tahir]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem Tahir - Varlık ve Hece]]></category>
		<category><![CDATA[Kelime ve Sayı Medeniyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap ve Galileo]]></category>
		<category><![CDATA[Mükemmellik]]></category>
		<category><![CDATA[Objektiflik]]></category>
		<category><![CDATA[Uslüb]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=11231</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Mükemmellik    Kendisine soru soran, konuşan, düşünen insan. Daha çok kimim, neyim, nasıl bir varlığım sorusunu yönelten insan, şu soruyu kendisine sormuyor: “Ben neyi mükemmelleştirdim?    İnanan ise, “Rabbi’min hoşnutluğu nedir?” diye sormuyor.    Heyhat! Zavallı ben-i âdem, hiçbir şeyi mükemmelleştirmemişsin. Soruyu kendine sormaktan korkuyorsun. Her şey harabe, metruk ve viran&#8230; Yırtılmış bir rüyada [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ekrem-tahir-varlik-ve-hece-adli-kitaptan-alintilar/">Ekrem Tahir – Varlık ve Hece Adlı Kitaptan Alıntılar</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://ilimcephesi.com/ekrem-tahir-varlik-ve-hece-adli-kitaptan-alintilar/varlik-ve-hece-front-1/" rel="attachment wp-att-11233"><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-11233" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/varlik-ve-hece-Front-1.jpeg" alt="Ekrem Tahir - Varlık ve Hece Adlı Kitaptan Alıntılar" width="236" height="375" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/varlik-ve-hece-Front-1.jpeg 320w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/varlik-ve-hece-Front-1-189x300.jpeg 189w" sizes="(max-width: 236px) 100vw, 236px" /></a></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="6qb2l-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="6qb2l-0-0"><strong><span data-offset-key="6qb2l-0-0"><span data-text="true">Mükemmellik</span></span></strong></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="9tilm-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="9tilm-0-0"><span data-offset-key="9tilm-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="d84cq-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="d84cq-0-0"><span data-offset-key="d84cq-0-0"> </span>Kendisine soru soran, konuşan, düşünen insan. Daha çok kimim, neyim, nasıl bir varlığım sorusunu yönelten insan, şu soruyu kendisine sormuyor: “Ben neyi mükemmelleştirdim?</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="e8g7m-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="e8g7m-0-0"><span data-offset-key="e8g7m-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="4ppug-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="4ppug-0-0"><span data-offset-key="4ppug-0-0"> </span>İnanan ise, “Rabbi’min hoşnutluğu nedir?” diye sormuyor.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="85psf-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="85psf-0-0"><span data-offset-key="85psf-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="3bi5f-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3bi5f-0-0"><span data-offset-key="3bi5f-0-0"> </span>Heyhat! Zavallı ben-i âdem, hiçbir şeyi mükemmelleştirmemişsin. Soruyu kendine sormaktan korkuyorsun. Her şey harabe, metruk ve viran&#8230; Yırtılmış bir rüyada yaşıyormuş gibi, insanlar. .. Şuuru bile ikiye bölünmüş: Şuuraltı, şuur&#8230;</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="bidma-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="bidma-0-0"><span data-offset-key="bidma-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="8gj4f-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="8gj4f-0-0"><span data-offset-key="8gj4f-0-0"> </span>Şuuru anladık. Şuuraltıda neyin nesi? Bilememenin, ifade edememenin ifadesi, tembelliğin, uyuşukluğun, sembolü, şuu­raltı&#8230; Şuurun odası biteviye aydınlık ve uyanık değilse, düşünceyi, meseleleri bütünüyle kucaklayamaz&#8230;</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="29ado-0-0">
<div data-offset-key="29ado-0-0"></div>
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="29ado-0-0"><span data-offset-key="29ado-0-0"><span data-text="true">Şuursuzluk, şuuraltının daha doğrusu şuurun yani her buudun yosun tutmaya baş göstermesi demektir.</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="8hl7u-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="8hl7u-0-0"><span data-offset-key="8hl7u-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="ce9cc-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="ce9cc-0-0"><span data-offset-key="ce9cc-0-0"><span data-text="true">Biz neyi mükemmelleştirdik? Heyhat! Hiçbir şeyi mükemmel­leştiremedik&#8230;. </span></span></div>
<div data-offset-key="ce9cc-0-0"></div>
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="ce9cc-0-0"><span data-offset-key="ce9cc-0-0"><span data-text="true">Mükelleştirmek, zarif, bilge, bütün, kâmil, gölgesiz, yalansız, hilafsız, kansız, hıncahınç aşk yani insanı kâmil olmaktır.. . Olamadık&#8230; Olamıyoruz&#8230; Olmak da istemiyoruz&#8230;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="e4011-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="e4011-0-0"><span data-offset-key="e4011-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="2smuk-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="2smuk-0-0">Hepimiz kırık dökük cam parçalarının sesi, kırık birer gölge, sis ve dumanla kuşatılmış bir dünyada yaşıyoruz»</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="eqe54-0-0">
<div data-offset-key="eqe54-0-0"></div>
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="eqe54-0-0"><span data-offset-key="eqe54-0-0"><span data-text="true">Gözümüz tek bir rengi seviyor ve tanıyor, karanlığın zifiri rengini&#8230; Amalığın, körlüğün rengini»</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="donik-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="donik-0-0"><span data-offset-key="donik-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="5f0lj-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="5f0lj-0-0"><span data-offset-key="5f0lj-0-0"> </span>İnsanlık hiçbir zaman mükemmelliğe erişemeyecek mi? insanlık inandığı daha doğrusu kendisini aldatmayı bıraktığı an, başlar mükemmel olmanın sancısını çekmeye&#8230;</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="aifih-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="aifih-0-0"><span data-offset-key="aifih-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="agjtf-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="agjtf-0-0"><span data-offset-key="agjtf-0-0"> </span>Cenab-ı Aşkın arzu etliği ben-i âdem olsak, kâinat sadece aşk yani mükemmellik kokar. Kıyıcılıkta, cehalette hepimiz ebedi a’malar gibiyiz,.. Onun için kıyıcılık, adaletsizlik, açlık, sefalet ve savaş var.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="5oarj-0-0">
<div data-offset-key="5oarj-0-0"></div>
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="5oarj-0-0"><span data-offset-key="5oarj-0-0"><span data-text="true">Paylaşmayı, sevmeyi bilmiyoruz.</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="4n3ho-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="4n3ho-0-0"><span data-offset-key="4n3ho-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="adrcf-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="adrcf-0-0"><span data-offset-key="adrcf-0-0"><span data-text="true">Yunus, koca Yunus&#8230;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="765av-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="765av-0-0"><span data-offset-key="765av-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="bbd6f-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="bbd6f-0-0"><span data-offset-key="bbd6f-0-0"><span data-text="true">Dört kitabın ma ’nasını okudum hâsıl itdüm</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="cnqsl-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="cnqsl-0-0"><span data-offset-key="cnqsl-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="7uct7-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="7uct7-0-0"><span data-offset-key="7uct7-0-0"><span data-text="true">Işka gelecek gördüm bir uzun heceymiş</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="1m1gd-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="1m1gd-0-0"><span data-offset-key="1m1gd-0-0"><span data-text="true">Yetmiş iki millete bir göz ile bakmayan</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="cspuo-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="cspuo-0-0"><span data-offset-key="cspuo-0-0"><span data-text="true">Şer&#8217;in evliyasıysa hakikatte âsıdur.</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="f3inl-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="f3inl-0-0"><span data-offset-key="f3inl-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="86ns7-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="86ns7-0-0"><span data-offset-key="86ns7-0-0"> </span>Aşk ve mükemmellik uzun bir hece&#8230; Bu heceyi kim heceleyecek ?</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="ckkfo-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="ckkfo-0-0"><span data-offset-key="ckkfo-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="kju6-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="kju6-0-0"><span data-offset-key="kju6-0-0"><span data-text="true">&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="9jevg-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="9jevg-0-0"><span data-offset-key="9jevg-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="22in2-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="22in2-0-0"><strong><span data-offset-key="22in2-0-0"><span data-text="true">Dost ve Hakikat</span></span></strong></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="8tvsv-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="8tvsv-0-0"><span data-offset-key="8tvsv-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="2v58k-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="2v58k-0-0"><span data-offset-key="2v58k-0-0"><span data-text="true">Aklanmadan,yaşamadan,araştırmadan hakikati kucaklamak,onu tanımak zor.Hakikat insanı birden kucaklamıyor&#8230;Kendini,birden teslim etmiyor&#8230;Layık ise,kaldırabilecek ise,insan onu ziyaret ediyor.Hak bile aldanmanın,hayatın bir başka yüzünü gördükten sonra,bizi sessizce ziyaret ediyor.</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="d52io-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="d52io-0-0"><span data-offset-key="d52io-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="84l6o-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="84l6o-0-0"><span data-offset-key="84l6o-0-0"><span data-text="true">Fiyatı her zaman acıdır hakikatin..Dost ve hakikat,hayat sahnesinin acı ve son sahnesi gibidir.Hasat zamanı gibidir,dost ve hakikat.Emeksiz,çilesiz,acısız,zahmetsiz, hasat yani billur kristalin yüzü gibi olan hakikat olamaz.</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="f5hi7-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="f5hi7-0-0"><span data-offset-key="f5hi7-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="fttmu-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="fttmu-0-0"><span data-offset-key="fttmu-0-0"><span data-text="true">&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="72ico-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="72ico-0-0"><span data-offset-key="72ico-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="2j0ao-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="2j0ao-0-0"><strong><span data-offset-key="2j0ao-0-0"><span data-text="true">Objektiflik</span></span></strong></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="eohv4-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="eohv4-0-0"><span data-offset-key="eohv4-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="817ka-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="817ka-0-0">Ruhsuzluk, renksizlik ve şahsiyetsizlik neyse, düşüncede yani sosyal ilimlerde objektiflik, o&#8230;</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="1q8a2-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="1q8a2-0-0"><span data-offset-key="1q8a2-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="6vjuk-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="6vjuk-0-0"><span data-offset-key="6vjuk-0-0"> </span>Soğanın suyuyla yazılan yazılar gibidir, objektiflik. Diğer bir ifadeyle ruhsuz, şahsiyetsiz, celaletsiz, ateşsiz, manasız, fırıldak düşünceye objektif denilir.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="df2ff-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="df2ff-0-0"><span data-offset-key="df2ff-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="b61mq-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="b61mq-0-0"><span data-offset-key="b61mq-0-0"> </span>Budalaların, ayırtılmışların çelik-çomak parkının adıdır, objektiflik. Düşünce ve sanatta iğdişliğin diğer adı, objektifliktir. Hakikatin objektifliği olmaz, çiğ ve acıdır&#8230; Sahi usta Tarihçi Droysen değil miydi, “Historik” adlı ese­rinde: “Objektiflik sadece düşüncesizliktir (Objektiv İst nur das gedankenlose)diyen.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="c9sgo-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="c9sgo-0-0"><span data-offset-key="c9sgo-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="a2mia-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="a2mia-0-0"><span data-offset-key="a2mia-0-0"> </span>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="dqi4t-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="dqi4t-0-0"><span data-offset-key="dqi4t-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="7gr1i-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="7gr1i-0-0"><strong><span data-offset-key="7gr1i-0-0"> </span></strong><strong><span data-offset-key="8rqv3-0-0"><span data-text="true">Doktora ve Lügat</span></span></strong></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="cf506-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="cf506-0-0"><span data-offset-key="cf506-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="b36ph-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="b36ph-0-0"><span data-offset-key="b36ph-0-0"> </span>Bir milletin rüyasını, ufuklarını, cehalet ve bilgeliğini yani irfanın bütün dimensiyonlarını bilmek istiyorsanız, o dilin lügatlarına bakınız. Gerçek, saf aynalar, sırları dökülmemiş, gerçek müşahitler onlardır.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="2i8sa-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="2i8sa-0-0"><span data-offset-key="2i8sa-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="4h82s-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="4h82s-0-0"><span data-offset-key="4h82s-0-0"> </span>Lügatler herşeyi önceden söylerler. Gerçeği bilen falcılar da onlardır. Bir milletin idrakinin ihtişam ve sefaletinin çıplak paramet­releridirler. Sarf ve nahiv milletlerin sıhhatini yani vücutlarındaki kemiklerin, bütün vuzuhlarının resonanslarını gösterirler&#8230; Kırık mı, çürük mü, erimiş mi bedendeki sütun vari kemikler&#8230;</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="abguu-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="abguu-0-0"><span data-offset-key="abguu-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="rrsc-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="rrsc-0-0"><span data-offset-key="rrsc-0-0"><span data-text="true">&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="3fboh-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3fboh-0-0"><span data-offset-key="3fboh-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="c991l-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="c991l-0-0"><strong><span data-offset-key="c991l-0-0"><span data-text="true">Çile ve Zeka</span></span></strong></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="fvc2s-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="fvc2s-0-0"><span data-offset-key="fvc2s-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="4ee8l-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="4ee8l-0-0">Bazen bir cümle bir hareket, insan, kitaptaki bir kelimenin tebessümü, sesi onları uyandırır..</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="bpqao-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="bpqao-0-0"><span data-offset-key="bpqao-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="4qhb7-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="4qhb7-0-0"><span data-offset-key="4qhb7-0-0"><span data-text="true">Uyuyan fikirler, size tekrar canlı olarak döner. Dehâ’ya ait olan fikirler, başkasının şuur aynalarının yansımalarında, Ona,O, olarak geri döner. Bu tedai dalgalarının, ilahinin mevhibesinin sırrıdır&#8230; Büyük bir okumanın, etüdün, sabrın, tefekkürün, inancın mirası olarak yani ilhama inanmayışın, hediyesi ve cehdi olarak, Cenab-ı aşk’ın mevhibesidir&#8230;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="5kftv-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="5kftv-0-0"><span data-offset-key="5kftv-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="9rqm6-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="9rqm6-0-0"><span data-offset-key="9rqm6-0-0"> </span>Her yaratıcı zekâ, bir acının, çilenin, yeniliğinin çocuğudur. Zekânın ruhunun ateşten kaynağı, çoğu zaman bu yenilgiler, mağlubiyetler manzumesinin çırılçıplak hikâyesidir&#8230;</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="76ifg-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="76ifg-0-0"><span data-offset-key="76ifg-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="fvc0b-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="fvc0b-0-0"><span data-offset-key="fvc0b-0-0"> </span>Bir aşkın, bir metafiziğin akidleridir&#8230;</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="bo2av-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="bo2av-0-0"><span data-offset-key="bo2av-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="1goug-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="1goug-0-0"><span data-offset-key="1goug-0-0"> </span>Dehânın çığlığı&#8230; Çoğu zaman tutulmamış sözlerin, ihanetlerin, elinden alınmak istenilen rüyasının yani dünyasının, bu aldatmaların, oyunların kirli, sinsi, karanlık ve meşum akidlere cevabıdır, daha doğrusu zekâsının acımasız zaferidir: Dehânın çalığı. Bu sesler, bu çığlıklar insanlığın aydınlıklı, nurlu yollanma üstündeki, düşüncesinin zafer takılandır,..</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="1dcnp-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="1dcnp-0-0"><span data-offset-key="1dcnp-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="bluba-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="bluba-0-0"><span data-offset-key="bluba-0-0"> </span>Düşüncenin dev sütunları, yollan bu çığlığın sonucunda do­ğar. .. Rüzgârın ıslığı misali hür ve çıplaktır, varlığıyla&#8230; Acının, çilenin bütünün bütünü değil, bu ifadeler ve yaratışı. Ebedi aşkın anlaşılmaz mağdurluğu, eşyayı aşmanın cehdi, aşkı&#8230;</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="5g8au-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="5g8au-0-0"><span data-offset-key="5g8au-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="4hhr8-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="4hhr8-0-0"><span data-offset-key="4hhr8-0-0"> </span>Zahiren ebedi mağdur ve mağlup görünen bu: muzaffer, selim, celil, tâhir ebedi zaferin zekâsıdır, onun zekâsının rüyası&#8230;</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="fmpba-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="fmpba-0-0"><span data-offset-key="fmpba-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="7e3no-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="7e3no-0-0"><span data-offset-key="7e3no-0-0"> </span>Zekâ ancak bütün belirsizliklerden, karanlıklardan, buğu­lardan, kıyıcılıktan nefret edip, düşünmeye başlayıp, beynini biteviye kanatlandırıyoısa, o tevhidin, aşkın yani aydınlığın gerçek savaşçısıdır.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="egvc2-0-0">
<div data-offset-key="egvc2-0-0"></div>
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="egvc2-0-0"><span data-offset-key="egvc2-0-0"><span data-text="true">Aydınsızlığa, yasak ağlarına, putlara, belirsizliğe tekme sa­vurmaya başlayan zekâ, düşünmeye başlıyor demektir.</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="2ri6o-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="2ri6o-0-0"><span data-offset-key="2ri6o-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="m2ou-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="m2ou-0-0"><span data-offset-key="m2ou-0-0"><span data-text="true">&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="76eoa-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="76eoa-0-0"><span data-offset-key="76eoa-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="6af9g-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="6af9g-0-0"><span data-offset-key="6af9g-0-0"><span data-text="true">Düşünmek ve okumak hayatımızın tek sıkı-yönetimi daha doğrusu metodun metodu olmalı..Çağın insanı ve yazarları biteviye tevbih yani azarlanan,kamçılanan budalaca tazallum eden,aptal birer sızlama duvarıdırlar.Karanlığa,aldatmacılığa tekme vuramıyorsak düşünce yatağımızı lağamlardan temizleyemiyorsak,sahi niçin yaşıyoruz ?</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="5hu8k-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="5hu8k-0-0"><span data-offset-key="5hu8k-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="3s774-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3s774-0-0"><span data-offset-key="3s774-0-0"><span data-text="true">Nasıl yaşıyoruz ?</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="d3amh-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="d3amh-0-0"><span data-offset-key="d3amh-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="3kprj-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3kprj-0-0"><span data-offset-key="3kprj-0-0"><span data-text="true">Benzin ve rüzgar olamıyorsan bari bulut ol,yağmur gibi yağ karanlığın ervahına..</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="3c667-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3c667-0-0"><span data-offset-key="3c667-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="39jp5-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="39jp5-0-0"><span data-offset-key="39jp5-0-0"><span data-text="true">&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="1jn23-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="1jn23-0-0"><span data-offset-key="1jn23-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="cu6u8-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="cu6u8-0-0"><strong><span data-offset-key="cu6u8-0-0"><span data-text="true">İrfanın Zincirleri</span></span></strong></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="b4ub7-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="b4ub7-0-0"><span data-offset-key="b4ub7-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="egm93-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="egm93-0-0"><span data-offset-key="egm93-0-0"><span data-text="true">Her cehd her mükemmeliyete erişme irade ve azmi bir önceki bilgenin, eserlerinin eksiğini ortadan kaldırır, yani mirasa sahip çıkar&#8230; Her cehd bir rüyanın fethidir&#8230;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="3opss-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3opss-0-0"><span data-offset-key="3opss-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="2i4ee-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="2i4ee-0-0"><span data-offset-key="2i4ee-0-0"> </span>Her mükemmel, yeni bilgileri kendinde barındıran ilim, bir önceki ilmin, mirasın bilgilerini alıp eksiğini bertaraf ederken, eski, tarihi daha doğrusu mirasımızın hazine bilgisinin binasına yeni bilgiler ekler ve sağlamlaştırır, bu atik bilginin temellerinin üstüne. Bir nevi ufka yeni pencereler açar.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="fui6-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="fui6-0-0"><span data-offset-key="fui6-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="3jv6d-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3jv6d-0-0"><span data-offset-key="3jv6d-0-0"> </span>Cebir, aritmetiğin ispatını ortadan kaldırmış, 20. asrın başın­daki fizik ilmi, devrim-vari sesiyle kendinden önceki bilginin evine şiddetli deprem yaşatmıştır. Ancak en şiddetli tekmeyi Einstein atmıştır. İnsanlar gönlün, ufkun yani aşkın dilini kullanacak ka­dar mükemmel olsalar, acaba başka dile ihtiyaçları olur muydu? Sanmıyorum,,.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="7jd2d-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="7jd2d-0-0"><span data-offset-key="7jd2d-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="ba2pa-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="ba2pa-0-0"><span data-offset-key="ba2pa-0-0"><span data-text="true">Ama geçici, bir nevi rüyanın gölgesi olan bu dünyanın misa­firleri olan insanlar, bu dili, konuşamıyorlar, konuşamayacaklar. Sadece öte dünyanın, maveranın yani cennetin dili.Bu dünyada dil ise bir avuç nur çocuklarına bahşedilmiş, karanlığın harem ağalarının, yaydıkları zehre panzehir olsun diye&#8230; Bir parça güneş, bu dil&#8230; Hepimiz bu bilgi daha doğrusu irfan halkasının zincirleriyiz&#8230; </span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="d4ip8-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="d4ip8-0-0"><span data-offset-key="d4ip8-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="7qn98-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="7qn98-0-0"><span data-offset-key="7qn98-0-0"> </span>Zincirin kopukluğu sadece bizim uyuşukluğumuzun, dumura uğratılmışlığımızın, gölgeleşen düşüncelerimizin eseri&#8230; Düşünce sarayımız harap, bizar, metruk ve çıplak&#8230;</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="b99nv-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="b99nv-0-0"><span data-offset-key="b99nv-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="f3lok-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="f3lok-0-0"><span data-offset-key="f3lok-0-0"> </span>Bu ülke irfanının temelinin ve katlarının devamcısı olan nesiller, bu zincirin halkasına birşey eklemiyorlar&#8230; İrfanımızın zircirlerinin halkaları, bağları bizden koparılmış&#8230; Ne temeline sahibiz ne asırların bütün katlarına ne de bu irfan sarayının var­lığından haberimiz var.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="cn4p7-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="cn4p7-0-0"><span data-offset-key="cn4p7-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="4d4hl-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="4d4hl-0-0"><span data-offset-key="4d4hl-0-0"><span data-text="true">Zincirin halkaları yani hafıza ve aslî mirasımızdan tamamen kopuk&#8230; Kâh cebren ve kâh da hile ile&#8230;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="avdas-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="avdas-0-0"><span data-offset-key="avdas-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="7sa59-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="7sa59-0-0"><span data-offset-key="7sa59-0-0"><span data-text="true">&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="d5tqa-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="d5tqa-0-0"><span data-offset-key="d5tqa-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="ck37a-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="ck37a-0-0"><strong><span data-offset-key="ck37a-0-0"><span data-text="true">Kelime ve Sayı Medeniyeti</span></span></strong></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="djl2o-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="djl2o-0-0"><span data-offset-key="djl2o-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="560sh-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="560sh-0-0"><span data-offset-key="560sh-0-0"><span data-text="true">21. asır Avrupası, 20. asrın son çeyreğinden sonra tam bir kapitalist yani sayı medeniyetinin çocuğu oldu&#8230; İnsanlara yol gösteren, uğrunda öldüğü kelimeler değil artık, sayılar&#8230;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="f2quo-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="f2quo-0-0"><span data-offset-key="f2quo-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="m6dt-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="m6dt-0-0"><span data-offset-key="m6dt-0-0"><span data-text="true">Onları yücelten de, alçaltan da bu sayıların sesi&#8230;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="9mio2-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="9mio2-0-0"><span data-offset-key="9mio2-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="d7f2h-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="d7f2h-0-0"><span data-offset-key="d7f2h-0-0"><span data-text="true">Her şey birer rakam&#8230; Kapitalizmin büyücü, öldürücü, sömürgeci anahtarı, uçurumun rayları da, rakamlar&#8230; Walter Benjamin haklı, “Kapitalizm bir din.” Hıristiyan Avrupa&#8217;nın ikinci dini daha doğrusu en güçlü dini Kapitalizm&#8230; Yahudi ırkının zaferi&#8230;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="fuk2r-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="fuk2r-0-0"><span data-offset-key="fuk2r-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="7d7b3-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="7d7b3-0-0"><span data-offset-key="7d7b3-0-0"><span data-text="true">Zaferin raylarım döşeyen, Mısır exodosundan Karl Marx. Kapital bu dinin bütün dimensiyonlarını gösteren topografya ve katmanların şifresiyle dolu&#8230;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="2gbcq-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="2gbcq-0-0"><span data-offset-key="2gbcq-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="43vhb-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="43vhb-0-0"><span data-offset-key="43vhb-0-0"><span data-text="true">Kelimelerin değil, sayıların ve plastik mefhumların ferman estirdiği bir dünya oldu, Batı medeniyeti&#8230; Kâh gül, kan, kâh insan kokan, kâh dinamitleştirilen kelime, kâh da gökkubbeyi aşağıya indiren, karanlığın kelimelerini ayaklan altında yamyassı eden tacidar kelimeler, tahtından indirilip, unutuldu.</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="8hlhn-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="8hlhn-0-0"><span data-offset-key="8hlhn-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="3kmnl-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3kmnl-0-0"><span data-offset-key="3kmnl-0-0"><span data-text="true">Ve tabii kelime ve düşünce medeniyetinin çocukları olduklarını da unuttular.</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="egijk-0-0"></div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="amnov-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="amnov-0-0"><span data-offset-key="amnov-0-0"><span data-text="true">Herkes bir sayının, bir rakam kümesinin ifadesi, toplamının eseri oldu..» Batı insanının görülmez prangaları sayılar oldu&#8230; Ateşten, dinamitten kelimelerden, sayıların kurbanı yani esiri çağdaş Avrupalı insan&#8230; Batı medeniyeti sayıların amentüsü oldu tekrar&#8230;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="2ig0q-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="2ig0q-0-0"><span data-offset-key="2ig0q-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="9fcfa-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="9fcfa-0-0"><span data-offset-key="9fcfa-0-0"><span data-text="true">Ekonomist, önündeki sayılara göre hareket eder. Sayılar eksi mi, sizde eksisiniz yani bir hiç&#8230; Zavallı Avrupalı&#8230; Bir güzel, uğrunda asırlarca kan döktüğün güzel asıl kelimelerinin sesini boğdun, yani ciddi ve gökkuşağı rengi olan elbiseni, daha doğrusu ruhunun, düşüncelerini Caput Mortuuma çevirdin&#8230;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="1mpe7-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="1mpe7-0-0"><span data-offset-key="1mpe7-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="57ms9-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="57ms9-0-0"><span data-offset-key="57ms9-0-0"><span data-text="true">Aslına ruc’u ettin. Mene, teke, feres kokuyor varlığın ve sayıların&#8230;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="89be8-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="89be8-0-0"><span data-offset-key="89be8-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="ah23g-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="ah23g-0-0"><span data-offset-key="ah23g-0-0"><span data-text="true">Aşüfteyi melek gibi göstermek için, onu globalizm yani sınırsız sömürü imkânı ve ifadesi masalının en şeceatlı salon elbisesini giydirir&#8230;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="c80n5-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="c80n5-0-0"><span data-offset-key="c80n5-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="ddjpj-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="ddjpj-0-0"><span data-offset-key="ddjpj-0-0"><span data-text="true">Heyhat! Her kelime bir dünyanın içindeki sonsuz yankısının ifadesinin dünyası, bir rüyanın çıplak ifadesidir&#8230; Her daim dal dal şahsiyet, ufkun, fecrin karanlığı dağıtan, ulvi fikrin şarkısıdır, kelime&#8230;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="bevg4-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="bevg4-0-0"><span data-offset-key="bevg4-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="6hq2j-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="6hq2j-0-0"><span data-offset-key="6hq2j-0-0"><span data-text="true">Kelime daha çok saf, kesin mana ve düşünen insan. Sayı habis, sefil ve kanların sayfası, sömürgecilerin elindeki şakırdattığı kâh zincir kâh da şaklayan yağlı, kanlı kırbacı&#8230; Köleliğin kırbacı, kapitalizim ruhu olan, sayılar.</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="6osbt-0-0">
<div data-offset-key="6osbt-0-0"></div>
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="6osbt-0-0"><span data-offset-key="6osbt-0-0"><span data-text="true">Zavallı Avrupalı şimdi tekrar kuvvetli sayı medeniyeti oldun,.. Çiğ, karanlık ve cinayetlerin medeniyeti olan, sayı dünyası senin öz dünyan oldu&#8230;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="f7fts-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="f7fts-0-0"><span data-offset-key="f7fts-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="6tc5s-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="6tc5s-0-0"><span data-offset-key="6tc5s-0-0"><span data-text="true">Şimdiden bir varmış bir yokmuş masalının ölümsüz kahramanı oldun.Zavallı Avrupalı, kaderin biteviye Epimetos olmak. Epemetas’un biteviye sesisin&#8230;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="6u88i-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="6u88i-0-0"><span data-offset-key="6u88i-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="7qlie-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="7qlie-0-0"><span data-offset-key="7qlie-0-0"><span data-text="true">İnanan insan sürekli olgunluk doruğuna tırmanan, hamlık parkını bir an önce terk etmek isteyen, içindeki ikinci varlıkla barışık yani eriyip, dağılmayan insandır. Düşüncenin, hürriyetin, şahsiyetin, estetiğin ve sonsuzun erişilmez dev sütunlarıdır, inanç. İnananın inanmayana olan acımasız merhameti, şefkati ve sevgisi de bundandır&#8230;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="a169m-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="a169m-0-0"><span data-offset-key="a169m-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="cmj0p-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="cmj0p-0-0"><span data-offset-key="cmj0p-0-0"><span data-text="true">İslâm&#8230; Benim biricik, asude sonsuzluk ülkem. Varlığımın gaye ve anlamının ufuklar ötesi sesidir, inancım.</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="e3a6r-0-0">
<div data-offset-key="e3a6r-0-0"></div>
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="e3a6r-0-0"><span data-offset-key="e3a6r-0-0"><span data-text="true">İnsan kendini tanıdıkça, sevdikçe karşısındaki varlığı da o kadar seviyor&#8230; Diğerinin varlığında yankısında, gölgeleşen, görülmeyen diğer varlığı bütün çıplaklığıyla görür.</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="ccarb-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="ccarb-0-0"><span data-offset-key="ccarb-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="5n3ak-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="5n3ak-0-0"><span data-offset-key="5n3ak-0-0"> </span>Ah ulvi inancımın amentüsü&#8230; Kelimelerimin, hecelerimin, rüyalarımın çıplak aynaları, ateşten raksıdır, ufuktaki rüyalarımın sesi,</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="6783b-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="6783b-0-0"><span data-offset-key="6783b-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="f6p8-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="f6p8-0-0"><span data-offset-key="f6p8-0-0"> </span>Ah inanç. . ! Kutlu sevgili, şiirin şiiri inanç. . . Sen olmasaydın ne hürriyet ne de medeniyet olurdu. Ruh&#8230; O zaman yokluk mağarasının tavanında biteviye asılı duran yarasanın estetiği olurdu&#8230;</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="8kpin-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="8kpin-0-0"><span data-offset-key="8kpin-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="62umn-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="62umn-0-0"><span data-offset-key="62umn-0-0"><span data-text="true">&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="c5jvb-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="c5jvb-0-0"></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="5b7vg-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="5b7vg-0-0"> <strong><span data-offset-key="5b7vg-0-0"><span data-text="true">Kitap ve Galileo</span></span></strong></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="274nt-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="274nt-0-0"><span data-offset-key="274nt-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="eqmhm-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="eqmhm-0-0"><span data-offset-key="eqmhm-0-0"><span data-text="true">“Gran hommo libro della notum ” demiş, maestro Galileo, yani kitap, kitabın teorisidir, tabiatın değil demiş&#8230;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="8umg3-0-0">
<div data-offset-key="8umg3-0-0"></div>
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="8umg3-0-0"><span data-offset-key="8umg3-0-0"><span data-text="true">Bu söz hakikatin, keyfiyetin (niteliğin) keyfiyetinin bütününü ifade etmiyor. Bu, 2-saggiatore-1623 (Altın Terazi) ve Dialogo-1632 (Diyalog) adlı eserlerin yazarı, yanılıyor.</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="c8up8-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="c8up8-0-0"><span data-offset-key="c8up8-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="31j05-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="31j05-0-0"><span data-offset-key="31j05-0-0"> </span>Kitap kemmiyetten çok keyfiyetin dünyasıdır. Hecelerin sessiz rakslarının dünyasının sonsuz şarkısıdır kitap&#8230; Sadece nazariyelerin sesi değil. Üstelik nâzari yani teorik fikirler tabiatın sesli üçgenidir. Unutmayalım geometri daha çok, çok sesli bir işaret, bir ayet olan tabiatın mücerret ifadesidir.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="e34bj-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="e34bj-0-0"><span data-offset-key="e34bj-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="3sfo9-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3sfo9-0-0">Tabiat kâh açık kâh kapalı bir kitap&#8230; Uçsuz bucaksız bir bilgi örgüsünün, manzumesinin, sır manzumesidir. Sırrını, sadece kendisini okuyana, dinleyene, dikkatlice nazar edene, soru sorana, düşünene açıyor. Budalaların kemmiyet dünyasından sırtını, var­lığının binbir hikmetini dönüyor, tabiat âlemi.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="7ak27-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="7ak27-0-0"><span data-offset-key="7ak27-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="1emba-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="1emba-0-0"><span data-offset-key="1emba-0-0"> </span>Sahi, Maestro Galileo hangi kitaptan bahsediyor? Ona haksızlık etmeyelim.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="5l8l0-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="5l8l0-0-0"><span data-offset-key="5l8l0-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="6vj1n-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="6vj1n-0-0"><span data-offset-key="6vj1n-0-0"> </span>Kitabı okuyan, yazan daha doğru bir ifadeyle inşa eden ile tabiatı temaşa eyleyen, seyreleyen işaretlerin anlam hecelerini, manaya kalb eden, devşiren, tercüme eden, hikmetin nurlarını yazan ben-i âdem değil mi?</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="ftfi2-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="ftfi2-0-0"><span data-offset-key="ftfi2-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="11rnq-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="11rnq-0-0"><span data-offset-key="11rnq-0-0"><span data-text="true">Tabiat, âlem ve kitap hem nazariyenin hem de amelin yani pratiğin hammaddesi ve işaret ormanlarıdırlar. Kitap çoğu zaman bu hammaddelerin hecelerinden, cümlelere dökülüşün, bürünüşün, kanatlanışın binbir renk ve acının hikâyesidir.</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="18rik-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="18rik-0-0"><span data-offset-key="18rik-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="aufm2-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="aufm2-0-0"><span data-offset-key="aufm2-0-0"> </span>Haddi zatında bakışlarını dünyaya, tabiatın ve insanın tabi­atına, kâinata çevirmeyen zekânın bu kitabına, eser denilebilir mi? Keyfiyet yani “nitelik” kemmiyet urganıyla boğulan, asılan bir dünyada yaşıyoruz, yani sayılar dünyasında.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="csjeb-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="csjeb-0-0"><span data-offset-key="csjeb-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="bhd0k-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="bhd0k-0-0"><span data-offset-key="bhd0k-0-0"> </span>Düşünce hayatımıza ferman ve yön verenler, onlar&#8230;</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="e0p6f-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="e0p6f-0-0"><span data-offset-key="e0p6f-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="5erb9-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="5erb9-0-0"><span data-offset-key="5erb9-0-0"><span data-text="true">&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="6agg3-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="6agg3-0-0"><span data-offset-key="6agg3-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="6o8vn-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="6o8vn-0-0"><strong><span data-offset-key="6o8vn-0-0"><span data-text="true">Hecesiz Kelime</span></span></strong></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="oqgv-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="oqgv-0-0"><span data-offset-key="oqgv-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="7mrs-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="7mrs-0-0"><span data-offset-key="7mrs-0-0"><span data-text="true">Hecesiz kelime&#8230; Yani ruhsuz, katil kelimeler hecesizdir. Hecesiz kelime iftira, kan, kin ve terin kanlı akışı, biteviye göz- yaşların kanlı akışıdır. Hecesiz kelimelerin suratından, sesinden, tırnaklarından oluk oluk kan akar, fışkırır, insan kanı&#8230;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="42vuj-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="42vuj-0-0"><span data-offset-key="42vuj-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="eevhh-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="eevhh-0-0"><span data-offset-key="eevhh-0-0"> </span>Bizde en çıplak en zalim hecesiz kelimelerden bazıları da “İrtica” ve “Laiklik”tir. Zulmün zincir şakırtısının hecesi, kanın damarlarda biteviye hem terleyişinin hem de donuşunun imzasıdır, bu hecesiz kelimeler.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="51f9p-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="51f9p-0-0"><span data-offset-key="51f9p-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="6hf2o-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="6hf2o-0-0"><span data-offset-key="6hf2o-0-0"> </span>Bu hecesiz, murdar ve katil kelimeler müslüman Türk’ün canına, varlığına kast etmek için kurulmuş bir darağacıdır. Kan, iftira, kin, kanlı gözyaşları, ebedi sürgün ve zindandır, bu hecesiz kelimeler Türkiye’de.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="9fl4u-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="9fl4u-0-0"><span data-offset-key="9fl4u-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="asjmq-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="asjmq-0-0"><span data-offset-key="asjmq-0-0"> </span>Batı’da “Hürriyet”, &#8216; Adalet”, “Demokrasi”, ” ve “Faşizm ” vs gibi tarihleri ve semantikleri hecesiz kelimeleridir, bu kelimeler.,.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="foggp-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="foggp-0-0"><span data-offset-key="foggp-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="81rg7-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="81rg7-0-0"><span data-offset-key="81rg7-0-0"><span data-text="true">Charles Maurras, “En acil reform&#8221; diyor. &#8220;Kelimelerin hükümranlığının sonunu hazırlamayı oluşturmaktır&#8221;&#8217; Hemen izah ediyor, “İnsanların kafasını mükemmelce karıştırmaya,şaşırtmaya yarayan: Hürriyet; demokrasi ve eşitlik”diyor.</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="6031e-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="6031e-0-0"><span data-offset-key="6031e-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="2luje-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="2luje-0-0"><span data-offset-key="2luje-0-0"> </span>Hatırlayalım Filozof M. Bergson’nun talebesi. olan Ch.Pierre Peguy:&#8221; Büyük kelimeler bizim anlamadığımız kelimelerdir &#8221; demiyor muydu? Georges Duhamel daha çarpıcı: &#8220;Ki onların meydana çıkışı bizim mülâhazalarımızı veya düşüncelerimizi söndürür. &#8221; diyor, önceleri ırkçı ve faşist bir Albay olan Colonel de la Rocque ise, günlüğünde yani “Petit Journal inde bize şöyle sesleniyor: &#8220;Kan ve irin yapışmış kelimelere dikkat ediniz!” diye bizi ikaz ediyordu, Bu sentez yani karışık ve garip bir yumağın sesi olan ve intihar eden, Simone Weil ise “Nouveaux Chaiers” adlı eserinde, o da çağma: “Kan ve gözyaşı ile içilen &#8221; kelimelerden, mesela &#8220;Faşizmi karsı ikaz ediyor. Şimdi de sosyalizme samimi olarak inanan bir şaire yani bu İspanyol iç savaşında bulunan ve gerçekten büyük bir gönül olan, Romain Rolland’ın arkadaşı Jean Richard Bloch, Proudhon’dan sonra şöyle diyor:</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="4umhc-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="4umhc-0-0"><span data-offset-key="4umhc-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="9qtg7-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="9qtg7-0-0"><span data-offset-key="9qtg7-0-0"> </span>&#8220;Bizim politik zorluklarımız kelimelerin kudretinden ileri geli­yor. Bizim yolumuzu büyük cesetler kapatıyor. Bunlar ölü ke­limelerdir.”</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="6ok23-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="6ok23-0-0"><span data-offset-key="6ok23-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="3fhkn-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3fhkn-0-0"><span data-offset-key="3fhkn-0-0"> </span>Konuşan bütün pislikleri, budalalıkları varlığında yaşayan bir şair&#8230;</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="d11js-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="d11js-0-0"><span data-offset-key="d11js-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="5ftce-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="5ftce-0-0"><span data-offset-key="5ftce-0-0"> </span>Son kez bir İngiliz romancısı otan Herbert George Weiis’i dinleyelim. Bu science-fiction (bilim-kurgu) edebiyatınının öncüsü The Time Machine yazarı ise şöyle ifade ediyor, manası tam bi­linmeyen ama insanları dalgalandıran, aldatan, hareketlendiren kelimeleri:</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="2bj3o-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="2bj3o-0-0"><span data-offset-key="2bj3o-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="9o1kn-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="9o1kn-0-0"><span data-offset-key="9o1kn-0-0"> </span>“Bir konuşmacının kelimelerinin bir teki ki, bizi hareketlendiren ve bizi birşeyler yapmaya davet eden,onların o ki manaları bize kapalı kalır. Tıpkı doktorların,hakimlerin ve papazların pekala müşahede edişleri gibi.. &#8216;</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="6rms5-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="6rms5-0-0"><span data-offset-key="6rms5-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="fttj3-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="fttj3-0-0"><span data-offset-key="fttj3-0-0"> </span>Şosyal hatalar, politik kararlar,insanlığın budalalığından, ap­tallığından çok anlamadığı dilin, kelimelerin etkisinden oluşuyor.Bu sesler, kendilerini bir kelime medeniyeti olarak addeden,bu medeniyetinin çocuklarının sesi bu sözler ve düşünülmesi gereken ifadeler&#8230; Sonuçta iki asırdan fazla zamandır, bu medeniyeti takip ediyoruz daha doğrusu kekeliyoruz&#8230;</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="9nv1m-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="9nv1m-0-0"><span data-offset-key="9nv1m-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="62dvs-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="62dvs-0-0"><span data-offset-key="62dvs-0-0"> </span>Biz ki, alfabemizi, lisanımızı, irfan yuvaları olan üniversiteleri­mizi kaybettik&#8230; Ne kendimizi ne de Batı’yı biliyoruz&#8230; Metruk bir harabe, düşünce dünyamız. Revaksız, eyvansız, kubbesiz, sütunsuz bir düşüncenin çocukları olduk.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="c0e7h-0-0">
<div data-offset-key="c0e7h-0-0"></div>
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="c0e7h-0-0"><span data-offset-key="c0e7h-0-0"><span data-text="true">Yarıçıplak bir Hintliye benziyor düşünce dünyamız&#8230; Usta Şairin sesi duyuluyor taa Mâvera’dan: taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa ” Durum ve tarz budur, güzelim ülkem Türkiye’de&#8230;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="ham1-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="ham1-0-0"><span data-offset-key="ham1-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="2rorq-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="2rorq-0-0"><span data-offset-key="2rorq-0-0"> </span>Hâlbuki hece düşüncedir. Düşüncenin görülmez dinlenme odasıdır. Düşüncenin ilk basamağıdır, hece&#8230; Soluk, menzil, murakabe ve ufuktaki hedefe yani ibda’ya gidilirken, yaratmanın duraldan, yaratmanın, mananın ruhta kaybolmaması için, beyanın, ifadenin kristalleşmesi, düşüncenin sindirilmesi, berrak aydınlıklı ifade edilmesi demek, hece&#8230;</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="5p97t-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="5p97t-0-0"><span data-offset-key="5p97t-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="cr4g4-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="cr4g4-0-0"><span data-offset-key="cr4g4-0-0"> </span>Dünyayı sarsan en büyük, en kanlı ihtilaller ve darbelerin yaşadığı Fransa’da birinci cumhuriyet hecesiz kelimelerden oluşmuş bir cumhuriyet, birinci ve diğerleri&#8230; Cedlerimiz onları körü körüne taklit etmiş&#8230; Jean Paulhan, Tkrbes şehrinin umuma açık bir parkının cümle, giriş kapısında bulunan bir tabeleda şu cümlelerin olduğunu söylüyor:</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="bf0rj-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="bf0rj-0-0"><span data-offset-key="bf0rj-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="eevuj-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="eevuj-0-0"><span data-offset-key="eevuj-0-0"><span data-text="true">“Bahçeye elde çiçekle girilmesi yasaktır,&#8221;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="9j4fu-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="9j4fu-0-0"><span data-offset-key="9j4fu-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="7ekgu-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="7ekgu-0-0"><span data-offset-key="7ekgu-0-0"> </span>Bu cümle gibidir, bizdeki durum&#8230; Yani düşüncenin, hukukun ve sosyal hayatımızın bütün varlık tabakalarındaki dimensiyonların rengi&#8230; Faşist ve diktatör örgülü, sesli, renkli bir yasaklar ağı içindeyiz&#8230;</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="69lgd-0-0">
<div data-offset-key="69lgd-0-0"></div>
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="69lgd-0-0"><span data-offset-key="69lgd-0-0"><span data-text="true">Düşünmedikçe, ciddi olarak okumadıkça, birbirimizi sevmedikçe ve sevgi, düşünce diyaloğu içinde bulunmadığımız müddetçe karanlık bu ülkede hep hecesiz kelimeleri seslendirecek&#8230;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="ekbh6-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="ekbh6-0-0"><span data-offset-key="ekbh6-0-0"> </span></div>
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="ekbh6-0-0">Her terör bir hecesiz kelimedir. Lügatimiz daha doğrusu içtimai, sosyal ve fikir dünyamız hecesiz kelimelerin ağıyla örülmüş ve onların çocuklarıdır&#8230; Hecesiz kelimeler ülkemi 1908’den sonra doludizgin istila eder. Bu murdar, ufunet kokan ve karanla ruh halen bindiği atın eğerinde sağlam oturuyor, esir aldığı bu milleti hecesiz kelimeleriyle kırbaçlıyor, boğuyor, öldürüyor. Bu kanlı kelimelerin, bu terörist mefhumların en basit tanımı; onların dil ve mana düşmanı oluşlarıdır&#8230; Bunlar olmasaydı bu ülkede hecesiz kelimeler boy atmaz, ardından bir sürü kaz sürüleri koş­maz, sürüklenmezdi&#8230;</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="2po1o-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="2po1o-0-0"><span data-offset-key="2po1o-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="21fjm-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="21fjm-0-0"><span data-offset-key="21fjm-0-0"> </span>Bizim son bir asırlık tarihimiz bu hecelerin sesinin tarihidir. Adorno’nun tarihin derinliğinden sesi geliyor. Bu faşizmi hınca­hınç teninde ve ruhunda yaşıyan genç filozof, Almanya’daki faşist rejim tarafında, yani “Filozofların Dili Üzerinde Tezler” adlı bir konuşmasında kelime için şunları söylüyordu:</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="6gkge-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="6gkge-0-0"><span data-offset-key="6gkge-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="d4ge3-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="d4ge3-0-0"><span data-offset-key="d4ge3-0-0"> </span>“Kelimeler asla onların arasında düşünülen, sırf işaretler değil­dir. Bilakis kelimeler tarihi çözüyor, onların gerçeklik karakte­rini oluşturuyor. Tarihin payı kelimede belirleniyor, daha doğ­rusu her kelimenin seçimi. Çünkü tarih ve hakikat kelimede buluşuyorlar.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="1gqb1-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="1gqb1-0-0"><span data-offset-key="1gqb1-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="9164j-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="9164j-0-0"><span data-offset-key="9164j-0-0"> </span>Konuşan bir vicdan, bir müşahit, hecesiz kelimelerle esir edilmiş bir medeniyetin çocuğu, sadece filozof değil&#8230; Kelimelere manalarının dışında bir de onların tedaisinin tedaisi olan tarihleri var&#8230; Dünya daha doğrusu medeniyetler kelimelerle inşa edilmiş kelimelerle yok edilmiş&#8230; Bir yandan nurdan, gönülden fışkıran kelimeler diğer &#8211; yandan insanlığı öldüren, zincirleyen, insan kanı emen Hecesiz kelimeler..</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="4vftd-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="4vftd-0-0"><span data-offset-key="4vftd-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="103m8-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="103m8-0-0"><span data-offset-key="103m8-0-0"> </span>Düşünde tarihinin en kanlı en hecesiz kelimesi darbelerdir.Novalis&#8217;in, Hürriyet kelimesi insanları ihtilalci yaptı sözüne karşılık J. paulhan’nın cevabı:</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="7809i-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="7809i-0-0"><span data-offset-key="7809i-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="19vji-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="19vji-0-0"><span data-offset-key="19vji-0-0"> </span>Onlarahepsi Şüphesiz diğerlerine hürriyet hakkı tanımayan, hürriyet kelimesinin zıddının taraftarlarıydı.&#8221;derken hakikatin bir başka yüzüne dikkat çekmek istiyor, bu gerçek Edip.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="7jrc-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="7jrc-0-0"><span data-offset-key="7jrc-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="9vf7j-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="9vf7j-0-0"><span data-offset-key="9vf7j-0-0"> </span>Her darbe hakikatte birer hecesiz kelimedir&#8230; Onu yapan generaller ise, bu hecesiz kelimelerin birer ecinli çocuklarıdırlar. Türk generalleri.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="5kue1-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="5kue1-0-0"><span data-offset-key="5kue1-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="cpkf3-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="cpkf3-0-0"><span data-offset-key="cpkf3-0-0"> </span>Darbeciler, karanlığın ebedi sesleri, emir kiplerinin esirleri&#8230; Bunların neresi Türk? Şayet bunlar Türkse, Roma &#8216;daki Papa da Türk, yani müslüman&#8230;</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="s1i5-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="s1i5-0-0"><span data-offset-key="s1i5-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="fag79-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="fag79-0-0"><span data-offset-key="fag79-0-0"> </span>Şair Friedrich Schiller’i düşünmemek daha doğrusu onun Wallenstein adlı eserindeki şu mısrayı hatırlamamak mümkün mü?</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="devrf-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="devrf-0-0"><span data-offset-key="devrf-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="d9t80-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="d9t80-0-0"><span data-offset-key="d9t80-0-0"> </span>Bizde kelimeler şairin dediği gibi hür değildir. Kelimeler biteviye hecesiz&#8230;</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="cqdqt-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="cqdqt-0-0"><span data-offset-key="cqdqt-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="dllog-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="dllog-0-0"><span data-offset-key="dllog-0-0"><span data-text="true">Ve şair:</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="4q1nn-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="4q1nn-0-0"><span data-offset-key="4q1nn-0-0"><span data-text="true">Das Wort ist find,</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="bhjpi-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="bhjpi-0-0"><span data-offset-key="bhjpi-0-0"><span data-text="true">Die Tat ist stumm, der Gehorsam blind&#8230;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="e8t1e-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="e8t1e-0-0"><span data-offset-key="e8t1e-0-0"><span data-text="true">diyor. Yani:</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="a6p1e-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="a6p1e-0-0"><span data-offset-key="a6p1e-0-0"><span data-text="true">Kelime hürdür,</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="f1krg-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="f1krg-0-0"><span data-offset-key="f1krg-0-0"><span data-text="true">Hareket sağır, itiat kördür..,</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="414hb-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="414hb-0-0"><span data-offset-key="414hb-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="e8148-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="e8148-0-0"><span data-offset-key="e8148-0-0"><span data-text="true">Düşüncenin fatihleri, gönüllerin ebedi şehzadeleri ve aydınlıklı, nurlu, ulvi düşüncelerin mühendisleri, bizi sinsice koydukları bu latenz mağarasının (gizli, görülmeyen) cümle kapısı olan bu hecesiz kelimelerden kurtaracaklar ya da biteviye, ebedi olarak zincirli köleler daha doğrusu bir etnik tozun tozu ve karanlığın ebedi köleleri olacağız&#8230;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="9gfak-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="9gfak-0-0"><span data-offset-key="9gfak-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="95onj-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="95onj-0-0"><span data-offset-key="95onj-0-0"> </span>Ya da düşüncede, şahsiyette, fikirde kıyam edip, bu mülevves, murdar, kan kokan bu hecesiz kelimeleri kendi gökkubbemizden, toprağımızdan yani sosyal ve fikri hayatımızdan ebediyen tard edeceğiz ki, bu ülkede kendilerine “Sağcı”, “Solcu” ve “İslâma” diyen ve içlerinde bir sürü namuslu, şahsiyetli, düşünen ve celadet ruhlu insanlarıyla bir olup, diyaloğa geçip bu ülkede karanlığı yok etmek için yani bir daha bu topraklarda GÜNEŞ öğle vakti göç etmesin diye&#8230; Birleşmeleri lazım.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="bql5q-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="bql5q-0-0"><span data-offset-key="bql5q-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="2m7mh-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="2m7mh-0-0"><span data-offset-key="2m7mh-0-0"> </span>Koca Yunus, kelimelerinin hiç birinde sevgiyi ve diyalogu tecrit etmemiş. Kendisini okuyana biteviye elini uzatmış&#8230;</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="9bcf8-0-0">
<div data-offset-key="9bcf8-0-0"></div>
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="9bcf8-0-0"><span data-offset-key="9bcf8-0-0"><span data-text="true">Her namuslu ve düşünen şair ve düşünürün kelimesi, düşü­nenlere uzatılmış dost bir el gibidir. İmkânın da, imkânsızlığın da, zoru zorunluluktan, imkân ve imkânsızlık mefhumlarından tecrit etmez.</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="a0d5h-0-0">
<div data-offset-key="a0d5h-0-0"></div>
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="a0d5h-0-0"><span data-offset-key="a0d5h-0-0"><span data-text="true">Sahi&#8230; Ver elini demek zor mu?</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="d8nms-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="d8nms-0-0"><span data-offset-key="d8nms-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="9iu72-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="9iu72-0-0"><span data-offset-key="9iu72-0-0"><span data-text="true">&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="dnt2i-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="dnt2i-0-0"><strong><span data-offset-key="c2ahn-0-0"><span data-text="true">Sonsuza Davetin Sesi</span></span></strong></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="c2ahn-0-0">
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="dnt2i-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="dnt2i-0-0"><span data-offset-key="dnt2i-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="c2ahn-0-0"> Ezan sesini duyduğumda, içime sonsuzun güle, ıtıra daldırılmış, damıtılmış ulvi hecelerinin kokulan, ruhumu kanatlandıran, muştuluyan sesleri dolar. Vatanımda olduğumu yani huzur mekânında olduğumu anlarım.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="2o1fh-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="2o1fh-0-0"><span data-offset-key="2o1fh-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="ftanp-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="ftanp-0-0"><span data-offset-key="ftanp-0-0"><span data-text="true">Vatanımın sesi, ezelinin, huzurunda, mutluluğun, ebedinin sesi olan, ezanlar&#8230;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="d15eh-0-0"></div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="f7rq6-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="f7rq6-0-0"><span data-offset-key="f7rq6-0-0"><span data-text="true">Cedlerim huşu, ürpeti, mutlu bir ürpeti ve edeple dinlemişler ezan-ı Muhammediye’yi. Fetihten fethe, ufukları aşıp, ülkeleri, gönülleri, düşünceleri ve şiiri fethederken cihangir mümin, fazıl cedlerim, onlara biteviye eşlik etmiş bu sonsuzun, ebedin sesi&#8230; Kulaklarında, dillerinde, gönüllerinde biteviye Kur’an ve ezanın sesi&#8230; Kalblerinden hayatlarının başlangıcından ta kabre dek. Ruhlarını yıkamışlar, rüyalarını bilemişler bu davudi sesle. Rüyalarını asmışlar bu ulu sesin davetine, İslâmın, nuru ilahinin ebedi maşukları cedlerim&#8230;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="7q5ql-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="7q5ql-0-0"><span data-offset-key="7q5ql-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="aldgd-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="aldgd-0-0"><span data-offset-key="aldgd-0-0"><span data-text="true">Onun için, onların ellerinin vardığı yerlere, düşmanın binhir rüyası, hilesi erişememiş, hayal bile edememiş., .</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="baf6p-0-0">
<div data-offset-key="baf6p-0-0"></div>
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="baf6p-0-0"><span data-offset-key="baf6p-0-0"><span data-text="true">Ah,. Halen kulaklarımda çocukluğuında Adana’nın Kayalıbağda bulunan okulumun çıkısında, ayak seyrimde eve doğru yani Tepe- bağ mahallesine doğru yürürken, ecdad yadigârı camilerde birden bire, birbiri ardından yükselen, yankılanan sonsuza davetin, güzel sesle okunan bu davudi ulvi ezan sesleri&#8230;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="4735s-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="4735s-0-0"><span data-offset-key="4735s-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="92jp8-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="92jp8-0-0"><span data-offset-key="92jp8-0-0"><span data-text="true">Kalem ve aşk medeniyetinin ulviyete çağrı sesi, vatanımın mühr-ü kemali, cedlerimin huşusunun iç huzurun esrarlı anahtarı, ezan-ı Muhammedi&#8230; Ekberin, tevhidin en ulvi şarkısı&#8230;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="age6d-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="age6d-0-0"><span data-offset-key="age6d-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="3j077-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3j077-0-0"><span data-offset-key="3j077-0-0"> </span>Bu ezelin, mutluluğun, nurun davetçisi&#8230; Târihin ufkun şa­hidi, fetihlerin ezeli şarkısı, müjdeliyicisi ezan-ı Muhammedi&#8230; Şensin cedlerimin rüyalarının elini tutup, coşturan, kanatlandıran, Bilâli Habeşî’nin davudî sesinin yankısı, heceleri&#8230; Bu ulvi çağrı, Alparslan’ın, Fatih’in, Yavuz Selim’in, Kânuni’nin ve Anadolu 1914’de işgal edilmek istenilirken, İslâm mücahidlerinin, Müslüman Türk cedlerimin büründükleri, seslendirdikleri oktan, yaydan, aşktan ses&#8230;</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="8smrd-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="8smrd-0-0"><span data-offset-key="8smrd-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="2jm54-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="2jm54-0-0"><span data-offset-key="2jm54-0-0"> </span>Bu Elifin sırlarına sırılsıklam âşık, karakter abidesi cedlerimin ezeli aşkının sesi, çağrısı, Ezan-ı Muhammedi&#8230; Cedlerimizi hem ok, yay, mızraka kalb eden, hem de gerektiğinde gülün kokusuna, yaprağının yumuşaklığına, diriltici merhamete çeviren, bu ses&#8230;</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="d0033-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="d0033-0-0"><span data-offset-key="d0033-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="99uho-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="99uho-0-0"><span data-offset-key="99uho-0-0"> </span>Tevhidin, sonsuzun kuğu sesi&#8230;</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="64u1q-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="64u1q-0-0"><span data-offset-key="64u1q-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="45r3d-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="45r3d-0-0"><span data-offset-key="45r3d-0-0"> </span>Evet&#8230; En güzel, en derin anlamın, sonsuza davetin, ruhu­muzun varlığımızın hikmetinin sesi, ezan-ı Muhammedi&#8230;</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="fe5a0-0-0">
<div data-offset-key="fe5a0-0-0"></div>
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="fe5a0-0-0"><span data-offset-key="fe5a0-0-0"><span data-text="true">İki şair bu ulvi mananın manasını tuğralaştırmışlar. Biri Şair Baki, Kanuni mersiyesinde, diğeri Safahat şairi Mehmed Akif Ersoy.</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="6460r-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="6460r-0-0"><span data-offset-key="6460r-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="5fsm2-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="5fsm2-0-0"><span data-offset-key="5fsm2-0-0"> </span>Varlık-yokluk mücadelemizin gerçek savaşçısı, kahramanı ve müşahidi. Bu hem kalemiyle hem de varlığıyla cepheden cepheye, ülkeden ülkelere koşan, savaşan, konuşan, vaaz veren, seslenen, coşan, coşturan, milli mücadeleye teşvik eden, bizi maddi ve manevi olarak toplayan bu eşsiz insan, şair Mehmed Akif ise, şu mısralarıyla Müslüman Türk çocuklarına şöyle seslenecek;</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="e6ts4-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="e6ts4-0-0"><span data-offset-key="e6ts4-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="f901v-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="f901v-0-0"><span data-offset-key="f901v-0-0"><span data-text="true">Ruhumun senden, İlahî, şudur ancak emeli;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="76e4h-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="76e4h-0-0"><span data-offset-key="76e4h-0-0"><span data-text="true">Değmesin ma ’bedimin göğsüne na-mahrem eli;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="4kg59-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="4kg59-0-0"><span data-offset-key="4kg59-0-0"><span data-text="true">Bu ezanlar ki, şehadetleri dinin temeli</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="9jgj5-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="9jgj5-0-0"><span data-offset-key="9jgj5-0-0"><span data-text="true">Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="20epe-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="20epe-0-0"><span data-offset-key="20epe-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="1qb4h-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="1qb4h-0-0"><span data-offset-key="1qb4h-0-0"> </span>Çan&#8230; Soğuk metalin sesi, gürültüsü, geveze medeniyetinin hıçkırığı&#8230;</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="7vdiv-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="7vdiv-0-0"><span data-offset-key="7vdiv-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="91bkj-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="91bkj-0-0"><span data-offset-key="91bkj-0-0"><span data-text="true">Metal bir medeniyetin sesi, keşişlerin beyni tahrip etmek için bulduğu, kaosa, soğukluğa, kıyıcılığa davetin sesi&#8230; Tek tedaisi var bende: Sömürü ve engizisyonun sesi&#8230; Sevimsiz ve soğuk, varlığı gibi..</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="5o1qj-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="5o1qj-0-0"><span data-offset-key="5o1qj-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="2dl3m-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="2dl3m-0-0"><span data-offset-key="2dl3m-0-0"> </span>Ama bu soğukluğu, kötü tedaileri yok etmek daha doğrusu unutturmak isteyen Alman Şair Friedrich Şehitler, “Das Lied von der Glocke” (Çanın Şarkısı) adlı şiirini yazmış.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="dkmdm-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="dkmdm-0-0"><span data-offset-key="dkmdm-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="ekv4e-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="ekv4e-0-0"><span data-offset-key="ekv4e-0-0"> </span>Bu uzun şiir, şairin bütün maharetine rağmen, mezar ve cinayet kokan, soğuk ve ürpetici metalin sesi&#8230;</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="95hsn-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="95hsn-0-0"><span data-offset-key="95hsn-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="cpbs1-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="cpbs1-0-0"><span data-offset-key="cpbs1-0-0"><span data-text="true">Ezan-ı Muhammedî:sonsuza davetin sesi, ebedi kurtuluş&#8230;</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="6pjma-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="6pjma-0-0"><span data-offset-key="6pjma-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="eo6no-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="eo6no-0-0"><span data-offset-key="eo6no-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="4q2be" data-offset-key="1q8h6-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="1q8h6-0-0"><span data-offset-key="1q8h6-0-0"> </span>Ekrem Tahir &#8211; Varlık ve Hece</div>
</div>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ekrem-tahir-varlik-ve-hece-adli-kitaptan-alintilar/">Ekrem Tahir – Varlık ve Hece Adlı Kitaptan Alıntılar</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/ekrem-tahir-varlik-ve-hece-adli-kitaptan-alintilar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Filozoflardan Sözler:Hermes</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/filozoflardan-sozlerhermes/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/filozoflardan-sozlerhermes/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2015 16:45:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikmetli Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Öfke]]></category>
		<category><![CDATA[Ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Çok Gülmek]]></category>
		<category><![CDATA[İbadet]]></category>
		<category><![CDATA[İbn Fatik]]></category>
		<category><![CDATA[Ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'a Yönelmek]]></category>
		<category><![CDATA[Şükür]]></category>
		<category><![CDATA[Şemseddin Şehrezuri]]></category>
		<category><![CDATA[Cehalet]]></category>
		<category><![CDATA[Günahkara Özenmemek]]></category>
		<category><![CDATA[Hermes]]></category>
		<category><![CDATA[Kötü Söz]]></category>
		<category><![CDATA[Niyet]]></category>
		<category><![CDATA[Oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh]]></category>
		<category><![CDATA[Selamet]]></category>
		<category><![CDATA[Tövbe]]></category>
		<category><![CDATA[Uslüb]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=3032</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Âhiret işleriyle uğraşmana engel olan tutkularına ve dünyanın geçici zevklerine meyletme. Aksi hâlde suya batınca kendini kurtarmak ye­rine, çok sevdiği ağır bir eşyayı kurtarma telaşında olan ve bu yüzden boğulup giden kişinin durumuna düşersin. &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212; Allah’a, cahillikle ve temiz olmayan niyetlerle niyazda bulunmayın, O’na isyan etmeyin, sınırlarını aşıp kanunlarını çiğnemeyin. Arkadaşlarınıza, kendinize davranılmasını istemediğiniz [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/filozoflardan-sozlerhermes/">Filozoflardan Sözler:Hermes</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/hikmetli-sozler.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-4446 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/hikmetli-sozler-300x156.jpg" alt="hikmetli-sozler" width="393" height="204" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/hikmetli-sozler-300x156.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/hikmetli-sozler.jpg 555w" sizes="(max-width: 393px) 100vw, 393px" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Âhiret işleriyle uğraşmana engel olan tutkularına ve dünyanın geçici zevklerine meyletme. Aksi hâlde suya batınca kendini kurtarmak ye­rine, çok sevdiği ağır bir eşyayı kurtarma telaşında olan ve bu yüzden boğulup giden kişinin durumuna düşersin.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Allah’a, cahillikle ve temiz olmayan niyetlerle niyazda bulunmayın, O’na isyan etmeyin, sınırlarını aşıp kanunlarını çiğnemeyin. Arkadaşlarınıza, kendinize davranılmasını istemediğiniz biçimde davranmayın. Birlik olun ve birbirinizi sevin. Arı ve duru basiret, bölük pörçük ve kirli ol­mayan niyetlerle oruca ve cemaatle namaza devam edin. Allah’a itaat ve takva yolunda birbirinizi sevin. Hayra koşun ve onun için çaba sarf edin.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İstemeden bir kötülük yaparsanız ondan vazgeçin ve bir daha tekrar­lamayın. Kötülük yapmanıza rağmen başınıza bir iş gelmeden kurtulduysanız bu, sizi o kötülüğü tekrarlamaya değil, vazgeçip tövbe etmeye yönlendirsin. Çünkü o, dünyada iken üstü örtülü kalsa bile kıyamet gününde ortaya dökülecek ve acımasız bir ceza ile karşılık bulacaktır.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Din ve hikmet sevgisini birleştirin ve her ikisini de öğrenmekte sebat edin. Hayatınızın tamamını sadece bu ikisine sarf etme imkânı bulur­sanız bunu yapın. Siz bu vasfa sahip olabilirseniz başkalarına zor gelen şeyler size kolay gelecek ve edineceğiniz erdemin size kazandıracağı şeref, sahip olacağınız altın-gümüşten, mal mülkten çok daha işe yarar olacaktır. Çünkü dünya malı kalıcı değildir» önünde sonunda fâni ola­caktır; Allah’ın sevabı ise hâkidir, asla son bulmaz.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Çok gülmekten ve lâkaytlıktan uzak durun, insanlarla dalga geçmeyin. Birinin açığını veya kınanacak bir yanını yakalarsanız onu kınayıp, ha­line gülmeyin. Aksine ibret alın ve Allah’a dönün. Çünkü hepinizin ortak vasfı beşer olmaktır ve hepiniz aynı topraktan yaratıldınız. Ona gülen kişinin, gelecekte aynı duruma kendisinin düşmeme garantisi yoktur. Sıkıntıya düşmüş insanları gördüğünüzde yapmanız gereken şey, gözlerinizi semaya dikip sağlık ve afiyette olduğunuz için şükret­mek ve Allah’tan, sizi böylesi sıkıntılardan korumasını dilemektir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Her işi yolunda gidiyor diye günahkâra özenmeyin. Çünkü onun eğlence süresi kısadır, sonunda ise onu, altında ezileceği ağır bir yük beklemektedir. Allah onun işlerini yoluna koymayacaktır.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Yerin ve göğün Rabbî olan Yüce Allah&#8217;a yönelin. O na temiz duygularla, kalpten dua edin ve dualarınıza kirli duygular karıştırmayın. Allah’a tertemiz gönüllerle ve doğru inançlarla yakarmaya gayret edin ki size kulak verip duanızı kabul buyursun, sizi dileklerinize ulaştırsın, işle­rinizde ve yönelişlerinizde size başarı kapılarını açsın, sizi kötü düşün­celerden, nefislerinizi sıkıntılardan korusun, sizi günah tuzaklarından kurtarsın, karşılaşacağınız tehlikelerin önünü alsın ve düşmanlarınızı önünüzde diz çöktürsün.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Öfkelendiğinizde ağzınızdan kötü söz çıkmasın. Çünkü kötü söz, sa­hibini mahcup eder, gözden düşürür, ona laf getirir ve onu günaha ve cezaya sevk eder</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Selâmet. kişinin kimseye düşmanlık etmemesi ve kendisine düşmanca davranan ve zarar verene kötülük etmeyip aksine ona iyi davranması ve yumuşak söz söylemesidir. Çünkü üç haslet vardır ki bunlar âlimlerin en üstün amellerindendir. Düşmanı dosta, cahili âlime, kötüyü de iyiye çevirmek.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Cehaleti bilen akıllı, bilmeyense cahil olur. Hikmetin suretini bilme­yen, kendi sûretini de bilmez. Kendi zâtını bilmeyense başkalarının zâtını hiç bilmez.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Seni sahip olmadığın özelliklerle öven kişinin, sahip olmadığın özellik­lerle kınamasından da emin olamazsın.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Öfke aklı öyle bir örter ki öfkeli kişi güzeli göremez, görmediği için de yapmaz ya da çirkini göremez, görmediği için de ondan kaçınmaz.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Kendisini düzeltmek için hiçbir yol kalmayıncaya kadar arkadaşınla ilişkini kesme. İlişkiyi kessen bile ona bir daha kapına gelmeyecek şe­kilde davranma. Belli mi olur, belki de yaşadıkları onu sana geri getirir ve yine dost kılar.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Kişi, ruhu âhirette kurtuluşa ermedikçe hayır ve hikmeti bulmuş sayıl­maz. Üç şeyi olmadıkça da kurtuluşa eremez: yardımcı, dost ve arkadaş. Yardımcısı aklıdır, dostu iffetidir, arkadaşı ise sâlih amelidir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Ölümden başka her şeyin çaresi vardır. Günahtan başka her şey er ya da geç fena bulacaktır. Sâlih amelden başka her şey telef olup gidecektir. Tabiattan başka her şey değiştirilebilir. Kötü huydan başka her şey dü­zeltilebilir ve kaderden başka her şey önlenebilir.</p>
<p>Kaynak:</p>
<p>İbn Fatik-Hikmetli Sözler</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>“Duanızı Allah Teâlâ’ya cahillikle ve temiz olmayan niyetlerle yöneltmeyin, ona isyan etmeyin, sınırlarını ve kanunlarını çiğnemeyin. Sizden biri kendisine yapılmasından hoşlanmadığı bir şeyi kardeşine karşı da asla yapmasın. Birlik olun ve birbirinizi sevin. Arı, duru basiretlerle, bölük pörçük ve kirli paslı olmayan niyetlerle oruca ve cemaatle namaza devam edin. Allah Teâlâ’ya itaat ve ona karşı sorumluluk duygusu konusunda birbirinizi sevin. Hayra koşun ve onun için çalışın. Allah’ın size koyduğu Farzları yerine getirmeniz huşu ve alçakgönüllülükle, kendinizi beğenmeden, büyüklenmeden, eksiksiz ve tam olsun. Sizi başkalarına karşı böbürlenmekten, çoklukla övünmekten sakındırırım. Sevgi ve tevazu sahibi olun ki amellerinizin hayırlı ürünlerinin sonucunu çoğal tabilesiniz.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>“Hainlerle, günahkârlarla, sapıklığı arzulayanlarla hemhal olmaktan ve çirkin eylemlerden uzak durun.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
“Allah adına yalan yere yemin etmeyin, Allah Teâlâ’ya yeminle saldırmayın. Doğruluğa öylesine sıkı tutunun ki “evet” sözünüz sadece “evet”, “hayır” sözünüz ise sadece “hayır” olsun. Yalancıları ulu Allah adına yemin verdirmekten kaçının. Aksi hâlde yeminlerini tutmayacaklarını bildiğiniz zaman siz de günahta onlara ortak olursunuz. Tercihiniz onları, gizli olan sırları bilen Allah’a havale etmek şeklinde olsun. Zira iyilik yapanın iyiliğinin, kötülük yapanın da kötülüğünün karşılığını veren bir hâkim olarak Allah size yeter.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>“Bilin ve emin olun ki Allah’tan hakkıyla sakınmak en büyük hikmet, en yüce nimet, hayra motive eden, anlayış ve akıl kapılarını açan bir sebeptir. Çünkü Yüce Allah kullarını sevince onlara akıl bahşetmiş, peygamberlerini Cebrail ile hususi kılmış ve böylece onlara dinin sırlarını ve hikmetin hakikatlerini açmış, böylece onlar da dalalete yaklaşmamış, doğru yolun takipçisi olmuşlardır.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
“Hikmeti sezin ve dindarlığa sarılın. Nefislerinizi ağırbaşlılık ve dinginliğe alıştırın. Güzel ve iyi edeplerle bezenin. İşlerinizde iyi düşünün ve acele etmeyin, özellikle de kötülük yapanı cezalandırmak konusunda. Hayâyı yüzünüzün örtüsü, Allah korkusunu kalbinizin korkusu kılın. Sağlıklı ve istikâmet üzere düşünün. Sonu pişmanlık olan şeylerden uzak durun. Bu yolları takip etmekle nefis, cehalete esir düşmekten, yeniliğin kölesi olmaktan kurtulup özgür olur.”<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
“Sizden biriniz haddi açar ve bir kötülük yaparsa ondan hemen vazgeçsin. Barış ve emniyet hali onu kötülüğü tekrarlamaya değil, aksine vazgeçip tövbe etmeye götürsün. Çünkü kötülük, dünyada iken üstü örtülse bile kıyamet gününde açığa çıkar ve kendisinde merhamet olmayan bir ceza ile karşılık bulur.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
“Allah&#8217;ın sizi çağırdığı ve korumanızı emrettiği edep kuralları ile edeplenin; bilge ve âlimlere tabi olun ve onlardan faziletler devşirin. Arzularınız övgü talebine ve methe layık işlere yönelik olsun, yoksa arzularınızı kötülüklere ve çirkin işlere yöneltmeyin.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
“Helal olmayan yiyeceklerden kaçının ve kirli kazançlardan utanın. Çünkü bunlar her ne kadar keselerinizi parayla doldursalar da kalplerinizden imanı boşaltır.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
“Kendinizi iyi ve kötü herkese iyilik etmeye alıştırın; iyilere iyilikleri için, kötülere ise kötülüklerine karşı siper yapmak için.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
“Hakka iletilmeyen, hakkı tam anlamıyla tanıyamayan ve hakla onu duymak ve fakat yapmamaktan başka alakaları olmayan bir toplulukla hemhal olmaktan sakının. İnsanları sıkıntıya sokmak için tuzaklar kurmayın, onlara kötülük için istekli olmayın, zarar görmeleri için çaba sarf etmeyin. Çünkü bu, gizli kalmaz. Başlangıçta gizli kalsa bile gelecekte gizli kalmaz. Kendinizi bu tür şeyler yapmaktan veya böyle bir konumda bulunmaktan uzaklaştırın.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
“Din sevgisiyle hikmet sevgisini birleştirin ve kendinizi bunları öğrenmeye vakfedin. Bu dünyada bulunduğunuz zamanınızın tamamım tümüyle başka bir şeye değil de buna sarf etme imkânı bulursanız bunu yapın. Siz bu özelliğe sahip olduğunuz zaman sizden başkalarına zor gelen size kolay gelir. Sizin için meydana gelecek faziletin şerefi altın ve gümüşten ve diğer her türlü zenginlikten çok daha faydalıdır. Çünkü bunlar fânidir, gelip geçer; Allah azze ve cellenin sevabı ise bâkidir, asla son bulmaz.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
“Birbirinizle konuşmalarınızda içiniz dışınız bir olsun. Dilleriniz gönüllerinize muhalefet etmesin.”<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
“Emirlerinize itaat edin, sultanınıza boyun eğin, büyüklerinize ikram edin, sizi eğiten kimseye iyilik edin. Sizde Allah ve hak sevgisi baskın olsun. Doğru görüşe ve nasihat edenlerin istişaresine muhalefet etmeyin ki pişmanlıktan emin olasınız ve paylanmaktan kurtulasınız.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
“Zorlukta, kolaylıkta, fakirlikte, zenginlikte ağzınız yüce Allah’ın hamdi ve şükrüyle dolu olsun.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
“Amelleriniz hariç üstünlük yarışına girmeyin, hükümde haksızlık yapmayın, ikiyüzlülükle davranmayın, hainleri temize çıkarmayın,temiz kimselere hainlik isnat etmeyin. İstikâmetle beraber bulunan fakirlik size günahla beraber bulunan bir zenginlikten daha hoş gelsin. Çünkü mal fânidir, gelip geçer, iyi ameller ise bâkîdir, kalmaya devam eder.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
“Çok gülmeye ve lakaytlığa meyletmeyin, insanlarla alay etmeyin.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
Birinin kusurunu, açığını veya kınanacak bir durumunu ortaya çıkarırsanız onu ayıplayıp hâline gülmeyin. İbret alın ve yüce Allah’a dönün. Çünkü beşer olmak sizin ortak noktanızdır; siz ve onlar, hepiniz aynı topraktan yaratıldınız. Ona gülen kişi gelecekte aynı duruma kendisinin düşmesinden emin olamaz. Sıkıntıya düşmüş insanları gördüğünüzde yapmanız gereken şey, bakışlarınızı Allah Teâlâ’nın katına kaldırıp afiyetiniz karşılığında Allah’a hamd etmeniz ve ondan sizi korumasını dilemenizdir.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
“Farklı görüşte olanlar din hakkında sizinle seviyesiz bir üslupla tartıştığında onlara bunun misliyle değil aksine yumuşaklıkla,kılavuzlukla, rehberlikle ve tatlı dillilikle karşılık verin. Yüce Allah’a sığınarak hep birlikte şöyle deyin: Allah’ım! Mahlûkatını ıslah et. Kaza ve kaderinden onları sevgi ve barışa, iman ve hidayete sevk eden şeyleri uygula.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
“Toplumsal meclislerde çoğunlukla susun ve size karşı mücadelede silah olarak kullanmayı umdukları şeylere meraklı olanların yanında ağzınızı sıkı tutun. Az tartışın, yakışıksız ve fuzuli sözler söylemeyin.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
“Nefsin yaşaması yumuşak huylulukta; yumuşak huyluluğun yaşaması yüce ve ulu Allah’a imanda; yüce ve ulu Allah’a imanın yaşaması ise dinin korunmasındadır. Bilmez misiniz ki hikmet ile Allah’a iman birbirinden ayrılmaz iki şeydir. Bunlardan biri varsa öbürü de var; yoksa yoktur.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
“Bir insan yüce ve ulu Allah’tan korkmaksızın adil olamaz. Adil kimseler ancak Allah korkulan çok olduğunda adil olmuşlardır Kıyamet gününde bununla kutsanmış ruhu kazanırlar. Firdevs’in kapıları ona açılır böylece onların nefisleri, kıyamet gününde Allah Teâlâ’nın rızası için çalışan ve ebedi hayatı hak eden tertemiz nefislerle birlikte dolaşır.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
“Kötülerden, hasetçilerden, düşmanlık ve kin besleyenlerden, sarhoşlardan ve cahillerden uzak durun. Hayra niyetlendiğinizde kötü bir düşüncenin size arız olup sizi hayırda engellememesi için onu bir an önce hayata geçirin.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>“Çocuklarınızı büyümeden önce öğretmek suretiyle eğitin ki size karşı asi olmasınlar, kötülüğe meyletmesinler ve onlar yüzünden size günah yazılmasın.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
“Himmetiniz yerin ve göğün rabbi olan Yüce Allah’a yönelik olsun. Dualarınızı ona yöneltin, kirli düşüncelere kapılmadan içinizden ona temiz duygularla dua edin. Eğer siz Allah’a tertemiz gönüllerle yakarırsanız sizi duyar, duanızı kabul buyurur, sizi emellerinize ulaştırır, işlerinizde ve yönelişlerinizde size başarı kapılarını açar, sizi kötü düşüncelerden korur, nefislerinizi sıkıntılardan muhafaza buyurur, sizi günahların tuzaklarından kurtarır, tehlikeleri sizden uzaklaştırır ve düşmanlarınızın liderlerini ayaklarınızın altına kapandırır.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
“Oruca başladığınızda kendinizi her türlü kir ve pastan temizleyin. Kötü düşünceler ve çirkin kuruntulardan arınmış saf ve samimi bir kalple Allah rızası için oruç tutun. Çünkü Allah kirli kalpleri, karışık niyetleri kirli sayar. Ağızlarınız yemekten kendini alıkoyarken organlarınız da günahlardan kendini alıkoysun. Çünkü yüce Allah sizin sadece yemeklerden kaçınarak oruç tutmanıza razı olmaz. Fakat her türlü çirkinlikten ve tümüyle fuhşiyattan kaçınarak oruç tutmanıza razı olur. Fiilleriniz yerilmiş ve basiretiniz bozuk olduğunda keşke bileydim oruç size ne fayda sağlar!Oruçlarınızda Allah’ın evlerini sıklıkla ziyaret edin; namaz ve dua ile Allah’ın evlerini şenlendirin. İbadetinizi gözünüzde büyütmeyip ibadetlerinizle şan ve şöhret olmayı arzulamayın. Aksine miskinlik ve boyun eğerek kulluk edin. Dini farizalarınızı ifa edip, ibadetinizi eda edip bayramlarınızı kutlayıp evlerinize eşinizle ve çocuklarınıza birlikte neşeyle döndüğünüzde ihtiyaç sahiplerini ve düşkünleri hatırlayın; onlara iyilik ve lütufla el uzatın.”<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
“Sıkıntılı olanlara soluk aldırın, içi daralanların içini açın, esirleri fidyesini vererek azat edin, hastaları tedavi edin, garipleri misafir edin, açları doyurun, susamışları suya kandırın, felaketzedeleri destekleyin ve mazlumları onlara zulmedenlerin elinden kurtarın.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
“ Kederlilerin kederini bir kat daha artırmayın. Aksi giden durumlarını siz de bir yüke dönüştürmeyin. Bilakis onları destekleyin, onlarla yardımlaşın, güzel söz ve fiillerle onları destekleyin ve teselli edin.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
Size daha önceden kötülük yapanlardan olsalar da onları affedin ve başlarına gelen musibetle yetinip vazgeçin.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
“Dostlar edinin. Pişmanlık duymamanız ve zararlarını görmemeniz için kalbinizin meylinden önce onları deneyin ve sıkıntıya düşmeden önce onlara güvenmekte acele etmeyin.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
“Allah’ın dünyada üstün kıldığı kimse kardeşine karşı böbürlenmesin;gurur ve büyüklük duygusuna kapılmasın. Bu üstünlük gözünde hakir olsun. Çünkü Allah Teâlâ fakirleri de zenginleri de tek bir yaratılışla yaratmıştır ve katında onların hepsi eşittir.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
“Sizden biri öfke anında hemen kötü söz söylemesin. Çünkü kötü söz sizi mahcup eder, gözden düşürür. Sizi kınanmayı ve bayağılığı getirir, sizi günaha ve cezaya sevk eder.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
“Her kim öfkesini yutar, dilini tutar, konuşması temiz olur ve nefsini arındırırsa bütün kötülüklerin üstesinden gelmiş demektir.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
“Hikmet talibinin hikmet isteği ve rağbeti, onu elde etmek ve sunmak için olmamalıdır. Fakat hikmet, kendisi dışındaki her şeyden daha değerli olduğundan hikmet talibinin hikmet rağbeti sırf özü için olmalıdır”</p>
<p>Kaynak:Şemseddin Şehrezuri – Nüzhetü-l Ervah</p>
<p>T.C Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/filozoflardan-sozlerhermes/">Filozoflardan Sözler:Hermes</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/filozoflardan-sozlerhermes/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
