<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ucb | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/ucb/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 21 Oct 2017 11:56:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Ucb | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ucb Hakkındadır</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/ucb-hakkindadir/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/ucb-hakkindadir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Oct 2017 11:56:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Risale-i Nur]]></category>
		<category><![CDATA[Amele Güvenmek]]></category>
		<category><![CDATA[risale-i nur]]></category>
		<category><![CDATA[Ucb]]></category>
		<category><![CDATA[Ucb Hakkındadır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=18050</guid>

					<description><![CDATA[<p>Arkadaş! Ye’se düşen adam, azaptan kurtulmak için, istinad edecek bir noktayı aramaya başlar. Bakar ki, bir miktar hasenatve kemâlâtı var. Hemen o kemâlâtına bel bağlar. Güvenerek der ki: “Bu kemâlât beni kurtarır, yeter” diye bir derece rahat eder. Halbuki, a’mâle güvenmek ucubdur, insanı dalâlete atar. Çünkü, insanın yaptığı kemâlâtve iyiliklerde hakkı yoktur. Mülkü değildir; onlara güvenemez. Bediüzzaman Said Nursi &#8211; Mesnev-i Nuriye/Katre &#8212;&#8212;&#8212;- İ’lem [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ucb-hakkindadir/">Ucb Hakkındadır</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/ucb-hakkindadir/attachment/18058/" rel="attachment wp-att-18058"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-18058" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/10/unnamed-file.png" alt="" width="431" height="206" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/10/unnamed-file.png 431w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/10/unnamed-file-300x143.png 300w" sizes="(max-width: 431px) 100vw, 431px" /></a></p>
<p><b>Arkadaş!</b> Ye’se düşen adam, <span class="lgt_kelime">azap</span>tan kurtulmak için, istinad edecek bir noktayı aramaya başlar. Bakar ki, bir miktar <span class="lgt_kelime">hasenat</span>ve <span class="lgt_kelime">kemâlât</span>ı var. Hemen o <span class="lgt_kelime">kemâlât</span>ına bel bağlar. Güvenerek der ki: “Bu <span class="lgt_kelime">kemâlât</span> beni kurtarır, yeter” diye bir derece rahat eder. Halbuki, <span class="lgt_kelime">a’mâl</span>e güvenmek ucubdur, insanı dalâlete atar. Çünkü, insanın yaptığı <span class="lgt_kelime">kemâlât</span>ve iyiliklerde hakkı yoktur. Mülkü değildir; onlara güvenemez.</p>
<p>Bediüzzaman Said Nursi &#8211; Mesnev-i Nuriye/Katre</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p><b>İ’lem eyyühe’l-aziz!</b> <span class="lgt_kelime">Hayrat</span> ve <span class="lgt_kelime">hasenât</span>ın hayatı niyet iledir. <span class="lgt_kelime">Fesad</span>ı da <span class="lgt_kelime">ucub</span>, <span class="lgt_kelime">riyâ</span> ve gösteriş iledir. Ve <span class="lgt_kelime">fıtrî</span> olarak vicdanda <span class="lgt_kelime">şuur</span> ile <span class="lgt_kelime">bizzat</span> hissedilen <span class="lgt_kelime">vicdaniyat</span>ın esası, ikinci bir <span class="lgt_kelime">şuur</span> ve niyet ile <span class="lgt_kelime">inkıtâ</span> bulur.</p>
<p>Nasıl ki <span class="lgt_kelime">amel</span>lerin hayatı niyet iledir. Onun gibi, niyet bir <span class="lgt_kelime">cihet</span>le <span class="lgt_kelime">fıtrî</span> <span class="lgt_kelime">ahval</span>in ölümüdür. Meselâ, <span class="lgt_kelime">tevâzu</span>a niyet onu ifsad eder; <span class="lgt_kelime">tekebbür</span>e niyet onu izâle eder; <span class="lgt_kelime">ferah</span>a niyet onu uçurur; <span class="lgt_kelime">gam</span>ve <span class="lgt_kelime">keder</span>e niyet onu tahfif eder. Ve <span class="lgt_kelime">hâkezâ</span>, kıyas et.</p>
<p>Bediüzzaman Said Nursi &#8211; Mesnev-i Nuriye/Şemme</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Sen, ey <span class="lgt_kelime">mağrur</span> nefsim! Üzüm ağacına benzersin. Fahirlenme! Salkımları o ağaç kendi takmamış; başkası onları ona takmış.</p>
<p><b>ÜÇÜNCÜ FIKRA:</b> Sen, ey <span class="lgt_kelime">riya</span>kâr nefsim! “Dine hizmet ettim” diye gururlanma.</p>
<p>Muhakkak ki Allah, bu dini fâcir adamla da teyid ve takviye eder.” (Buhari, Cihad: 182,)sırrınca, <span class="lgt_kelime">müzekkâ</span> olmadığın için, belki sen kendini o <span class="lgt_kelime">recül-ü fâcir</span> bilmelisin. Hizmetini, <span class="lgt_kelime">ubûdiyet</span>ini, geçen nimetlerin şükrü ve <span class="lgt_kelime">vazife-i fıtrat</span> ve <span class="lgt_kelime">farize-i hilkat</span> ve <span class="lgt_kelime">netice-i san’at</span> bil, <span class="lgt_kelime">ucüb</span> ve <span class="lgt_kelime">riya</span>dan kurtul.</p>
<p>Bediüzzaman Said Nursi &#8211; Sözler/26.Söz</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ucb-hakkindadir/">Ucb Hakkındadır</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/ucb-hakkindadir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kendini Beğenme (el-Ucb) Hakkında</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/kendini-begenme-el-ucb-hakkinda/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/kendini-begenme-el-ucb-hakkinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2015 22:57:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Ebubekir er Razi]]></category>
		<category><![CDATA[Kendini Beğenme (el-Ucb) Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Kibir]]></category>
		<category><![CDATA[Ucb]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=9101</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her insan, başka herşeyden daha çok, kendisini sevdiği için; sahip olduğu kötü özellikleri olduğundan daha küçük, iyi özellikleri de daha büyük görür. Di­ğer taraftan başka insanlardaki iyi ve kötü özellikleri -sevgi ve nefretten uzak olduğu için- gerçekte oldukları gibi değer­lendirir. Çünkü bu durumda söz konusu kişinin aklı saf olup heva tarafından kaplanmamış ve etkilenmemiştir. Bundan [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kendini-begenme-el-ucb-hakkinda/">Kendini Beğenme (el-Ucb) Hakkında</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/07/2mwug3l.png"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-9102" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/07/2mwug3l.png" alt="Kendini Beğenme (el-Ucb) Hakkında" width="430" height="322" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/07/2mwug3l.png 430w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/07/2mwug3l-360x270.png 360w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/07/2mwug3l-300x225.png 300w" sizes="(max-width: 430px) 100vw, 430px" /></a></p>
<p>Her insan, başka herşeyden daha çok, kendisini sevdiği için; sahip olduğu kötü özellikleri olduğundan daha küçük, iyi özellikleri de daha büyük görür. Di­ğer taraftan başka insanlardaki iyi ve kötü özellikleri -sevgi ve nefretten uzak olduğu için- gerçekte oldukları gibi değer­lendirir. Çünkü bu durumda söz konusu kişinin aklı saf olup heva tarafından kaplanmamış ve etkilenmemiştir. Bundan dolayı insan, kendisinin sahip olduğu herhangi bir fazileti -bu en küçük fazilet bile olsa fark etmez- çok büyük bir fazi­let olarak görür ve ondan dolayı hak ettiğinin üstünde övül­mek ister. Bu düşünme tarzı kişide yerleştiğinde, özellik­le de istediği şekilde kendisini övmek ve takdir etmek sure­tiyle bu konuda kendisine yardım eden bir kavim bulundu­ğunda, kendini beğenmişlik hali meydana gelir.</p>
<p>Kendini beğenmişliğin musibetlerinden biri, meydana geldiği işte eksikliğe neden olmasıdır. Çünkü her hangi bir konuda kendini beğenen insan, kendini beğendiği konuda gelişmeyi, daha iyi olmayı ve başkalarını örnek almayı iste­mez. Örneğin, sahip olduğu at konusunda kendini beğenen kimse, atını ondan daha hızlı olan bir atla değiştirmek istemez. Çünkü bu kişi atından daha hızlı bir atın olabileceğini düşünmez. Aynı şekilde yaptıkları konusunda kendini be­ğenen kişi de, hareketlerini düzeltmeye çalışmaz. Zira o, iş­lerinde düzeltilmesi gereken herhangi bir noktanın olduğu kanaatinde değildir. Herhangi bir konuda daha iyisini arzu­lamayan kimse de, zorunlu olarak o konuda noksan olur, ra­kiplerinden ve benzerlerinden geride kalır. Çünkü rakipleri ve benzerleri, kendilerini beğenen kimseler olmadıkları için, kendilerini geliştirmeye devam ederler. Bu yüzden de ken­dini beğenmiş olan kimse onların arkasında kalırken, onlar kendini beğenmişi geçerek söz konusu işte daha iyi olmaya ve yükselmeye devam ederler.</p>
<p>Kendini beğenmişliği ortadan kaldırmanın yollarından bi­ri, insanın, kendi hatalarını nasıl bileceği konusunu tartışır-ken söylediğimiz gibi, kendisinin sahip olduğu iyilik ve kötü­lüklerin değerlendirilmesini başkasına bırakmasıdır. Kendini beğenmişliği ortadan kaldırmanın bir diğer yolu da, insanın kendisini adî, değersiz ve kendini beğendiği konuda çok fazla nasibi olmayan, ya da sakinleri bu halde olan bir yerde yaşayan insanlarla mukayese etmemesi ve onları nazarı itibara almamasıdır. Bu iki şeyden birisi ile kendini beğenmişlik­ten kurtulan kimse, her gün kendisini beğenmiş olmaktan zi­yade kendisine gerçek değerinin altında değer biçmesine ne­den olacak şeyler görür. Kısaca o, ne kendisine denk olanla­rın başkalarının nazarındaki mertebelerini geçecek şekilde kendini büyütmeli, ne de kendisini onlardan, ya da kendisi­nin ve kendisi gibi olanların başkalarının nazarındaki yerin­den daha aşağı dereceye düşürecek şekilde küçümsemelidir.</p>
<p>Eğer böyle yapar ve kendisini ona karşı kuvvetlendirirse, o zaman kendini beğenmişlik ile kötülüğün adîliğinden uzak olur. İnsanlar da onu kendisinin gerçek değerini bilen birisi olarak isimlendirir.</p>
<p>Ebubekir er Razi &#8211; Ruh Sağlığı</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kendini-begenme-el-ucb-hakkinda/">Kendini Beğenme (el-Ucb) Hakkında</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/kendini-begenme-el-ucb-hakkinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Riya,Şirk,Kendini Beğenme ve Riya ve Nifak Arasındaki Fark</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/riyasirkkendini-begenme-ve-riya-ve-nifak-arasindaki-fark/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/riyasirkkendini-begenme-ve-riya-ve-nifak-arasindaki-fark/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2015 14:25:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kavramlar]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[İbn Furek]]></category>
		<category><![CDATA[Şirk]]></category>
		<category><![CDATA[Riya]]></category>
		<category><![CDATA[Riya Şirk Kendini Beğenme ve Riya ve Nifak Arasındaki Fark]]></category>
		<category><![CDATA[Ucb]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=8058</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Haris el-Muhâsibî’ye riyanın aslının (ne olduğu) sorulduğunda o şöyle &#8216; cevap vermiştir: “Riyânın aslı, dünya sevgisinden kaynaklanır.” Bunu biraz daha açıp delilini açıklaması istendiğinde, el-Muhâsibî: “Evet, açıklaya­yım. Kişi dünyayı sevdiğinde dünyada kalmayı ister. Böylece ehl-i dünya­nın yanında şöhreti ister ve murâdını elde etmek için de insanlar yanında görüşlerinin güzel görünmesini ister.” demiştir. “Riyânın mânası [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/riyasirkkendini-begenme-ve-riya-ve-nifak-arasindaki-fark/">Riya,Şirk,Kendini Beğenme ve Riya ve Nifak Arasındaki Fark</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/ay2.jpg"><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-8059" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/ay2.jpg" alt="ay2" width="389" height="242" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/ay2.jpg 563w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/ay2-300x187.jpg 300w" sizes="(max-width: 389px) 100vw, 389px" /></a></p>
<p>Haris el-Muhâsibî’ye riyanın aslının (ne olduğu) sorulduğunda o şöyle &#8216; cevap vermiştir: “Riyânın aslı, dünya sevgisinden kaynaklanır.” Bunu biraz daha açıp delilini açıklaması istendiğinde, el-Muhâsibî: “Evet, açıklaya­yım. Kişi dünyayı sevdiğinde dünyada kalmayı ister. Böylece ehl-i dünya­nın yanında şöhreti ister ve murâdını elde etmek için de insanlar yanında görüşlerinin güzel görünmesini ister.” demiştir. “Riyânın mânası nedir?” diye sorulduğunda: “Yaptığı güzel amele karşılık övülmeyi istemektir.” ce­vabını vermiştir. “Riyakârlık yapanın alâmeti nedir?” diye sorulduğunda ise: “Şu üç haslettir: Topluluk içinde dinç» yalnızken tembel olur ve işleri­nin hepsinde insanlar tarafından övülmesini ister” demiştir.</p>
<p>Bazı kimseler tarafından nifak ve riyâ arasındaki farkın ne olduğu sorul­duğunda el-Muhâsibî şöyle demiştir: “Nifak (iki yüzlülük) kişinin kalben inandığının aksini dille söylemesidir. Nifak kelimesi, tünel mânasına gelen nâfıkat kelimesinden alınmıştır. O da iki kapısı olan aktavşan yuvası gibi­dir, birini kapatsan diğerinden kaçar. Münâfık ta böyledir. Münâfık diliyle (imana) girer, kalbiyle (imandan) çıkar. Yağcılık ise bir tür aldatmadır, bu da münafıklığın sıfatıdır.”</p>
<p>Haris el-Muhâsibî’ye riyâ ve kendini beğenme (ucb) arasındaki farkın ne olduğu sorulduğunda o şöyle demiştir: “Kendini beğenmenin sıfatı, amel anında nefsine bakıp başarı, marifet ve desteğin Allah’tan geldiği bilgisini unutarak onu çok (güzel amel olduğunu) görmesidir. Bu durumda olan kimse güzel fiiline karşılık insanların kendisini övmesini ister. Buna delil Allah Teâlâ’nın şu âyet-i kerîmesidir. “Huneyn savaşında size yardım etmişi.Hani çokluğunuz size kendinizi beğendirmişti. ” Bir şeyin çok olmasını iste­me kendini beğenmeden kaynaklanmaktadır.”</p>
<p>“Kendini beğenme hâli kalpten neyle zâil olur?” diye sorulduğunda o şöy­le demiştir; “Allah Teâlâ&#8217;nın ameli sende ortaya çıkarmasının, O’nun sana bir hibesi ve nimeti olduğunu bilmendir. Zîrâ Allah Teâlâ seni amele muvaffak eylemek suretiyle daha özel kılmıştır, senin kendi marifetin ve hak edişinle değil. Bunun Allah’ın nimeti olduğunu bildiğin zaman, nimete karşılık nimet verene şükretmek senin üzerine vacip olur. Böylece O’na hüsn-i zan besleyerek şükrünün kabul etmesini ümit edersin, düşmanın ameline engel olmasından ve ameline fesadın katışmasından korkarsın.”</p>
<p>“Kendini beğenme hâlini nefsten defetme hususunda bizi güçlü kılacak o hâlle ilgili biraz daha söylediklerine ilave edebebilir misin?” denildiğinde Haris el-Muhâsibî: “Evet, anlatayım. Senin olan veya senin olmayıp da beğendiğin şeylerden bana bir şey söyle. Eğer (beğenip yaptığın amel) hakkında bu be­nimdir dersen, gayb ilmini iddia etmiş olursun. Bunun senin olduğunu nasıl biliyorsun çünkü kabul edildiğini bilmiyorsun ve olmuş geçmiş bir engelden de emin değilsin. Eğer benim olmayan bir şeyi beğendim, söylersen, o zaman senin olmayan bir şeyi beğenmek akıl için nasıl caiz olabilir?” demiştir.</p>
<p>Şirke gelince o iki kısma ayrılır: Birincisi: Allah Teâlâ’nın şu âyetinde: “Al­lah kendisine ortak koşulmasını elbette bağışlamaz. ” zikrettiği şeydir. Bu da kaderde ve yaratmada Allahla beraber bir ortak olduğuna inanmaktır. Nitekim Kaderiyye ve Mecusiler bu görüştedirler. İkincisi: ibadette ortak koş­maktır. Bu da âyette: “Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koymasın’’ Allah Teâlâ’nın zikrettiği husustur. Ayrıca Hz. Peygamberden (s.a.) rivayet edilen bir hadiste O şöyle buyurmaktadır: “Şirk, ümmetimin içinde zifiri karanlık gecede yürüyen karıncanın ayak seslerinden daha gizlidir. ”  Buna örnek olarak kişinin bir yandan amelini gizleyip bir yandan da amelini gizlediğinin bilinmesini istemesi verilebilir.</p>
<p>İbn Furek &#8211; Tasavvuf Istılahları</p>
<p>(Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı)</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/riyasirkkendini-begenme-ve-riya-ve-nifak-arasindaki-fark/">Riya,Şirk,Kendini Beğenme ve Riya ve Nifak Arasındaki Fark</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/riyasirkkendini-begenme-ve-riya-ve-nifak-arasindaki-fark/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilgelerden Hikmetli Sözler</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/bilgelerden-hikmetli-sozler/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/bilgelerden-hikmetli-sozler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2015 20:14:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikmetli Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[İbn Fatik]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgelerden Hikmetli Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Boş işlerle uğraşmak]]></category>
		<category><![CDATA[Cahil ve şerli insanlardan uzak durmak]]></category>
		<category><![CDATA[Cehalet]]></category>
		<category><![CDATA[Doğru Söylemek]]></category>
		<category><![CDATA[Edep]]></category>
		<category><![CDATA[Nefsi Helak Edici şeyler]]></category>
		<category><![CDATA[Ucb]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=3076</guid>

					<description><![CDATA[<p>Galen şöyle demiştir: Bildiği şey üzerinde düşünmeyen kişinin bilgisi ve sahip olduğu aklı kullanmayan kişinin aklı işe yaramaz. &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212; Kendini beğenmek (ucb) kişinin kendisinin gerçekte olmadığı, ama ol­mayı istediği bir hâlde olduğunu sanmasıdır. &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212; Putarkhos şöyle dedi: “Doğru sözlülük güzeldir. En güzeli ise bir âli­min, bilmediği bir konuda “Benim bu konuda bilgim yok.” diyebilme­sidir. Kimin [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/bilgelerden-hikmetli-sozler/">Bilgelerden Hikmetli Sözler</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/bilgeler.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-4510 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/bilgeler-300x216.jpg" alt="bilgeler" width="456" height="328" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/bilgeler-300x216.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/bilgeler.jpg 333w" sizes="(max-width: 456px) 100vw, 456px" /></a></p>
<p>Galen şöyle demiştir: Bildiği şey üzerinde düşünmeyen kişinin bilgisi ve sahip olduğu aklı kullanmayan kişinin aklı işe yaramaz.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Kendini beğenmek (ucb) kişinin kendisinin gerçekte olmadığı, ama ol­mayı istediği bir hâlde olduğunu sanmasıdır.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Putarkhos şöyle dedi: “Doğru sözlülük güzeldir. En güzeli ise bir <strong>âli­min, </strong>bilmediği bir konuda “Benim bu konuda bilgim yok.<strong>” </strong>diyebilme­sidir. Kimin “Ben âlimim.” dediğini duyarsan bil ki o cahildir.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Dikomis’e “Zenginler neden kendilerini çok değerli görürler ve kibirlenip gurura kapılırlar da âlimlerin böyle yaptıklarını görmeyiz?&#8221; diye sordular. Şu ceva<span style="text-decoration: underline;">bı verdi: “Çünkü âlim</span>ler Allah’ı tanırlar, onun kendisi­ne karşı övünümeyecek büyüklük yarışına girilmeyecek yüce bir varlık <em>olduğunu </em>bilirler. Zenginler ise bu konuda kendileri için gerekli olanı bilmezler.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Pindar şöyle demiştir: “Çirkin şeylere lafta kızan ama sıra eyleme ge­lince bunların ardından koşan; hem çirkin şeyleri seven, hem de sanki kötü olan şey bunların sadece lafını etmekmiş gibi bunları konuşmak­tan çekinen insanlara şaşıyorum doğrusu. Bu kişileri anlatacak bir söz bulamıyorum. Çünkü buğz ettikleri şeyi seviyorlar ve sevdikleri şeye buğz ediyorlar. Sonra da yaptıkları bu kötülükleri iyilik; yapmadıkları iyilikleri ise kötülük sayıyorlar.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Akıllı kimse,düşmanının kendisine yakın davranmasına ve tatlı tatlı konuşmasına aldanmaz. Çünkü tavus kuşunun ötüşü güzeldir ama (o kuş) yılanları yer.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Teofrastus, uzun sûre sessiz kalan bir genç görünce ona şöyle dedi: “Ses­sizliğin edebinin az olmasından kaynaklanıyorsa sen edepli birisin. Yok, eğer edepli isen o zaman susarak edepsizlik etmiş oluyorsun.“</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Yine şöyle demiştir &#8220;Sarhoş, sarhoşluğun çirkinliğini ve pisliğini baş­kasında görmeden bilemediği gibi öfkelenen kişi de öfkenin çirkinliği­ni ancak başkası üzerindeki etkisini gördükten sonra fark eder. Yüzün sarkması, burun deliklerinin sararması ve gözlerin çökmesi hastanın öldüğünün belirtilerinden olduğu gibi öfke hâlinde yüzün değişmesi de aklın öldüğünün belirtisidir.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Bir bilge şöyle demiştir:“Zulümle birlikte zafer olmaz, açgözlülükle birlikte sağlık <em>olmaz</em>,kibirle birlikte övgü olmaz, hilekârlıkla birlikte arkadaşlık olmaz, edepsizlikle birlikte şeref olmaz, kibirle birlikte sevgi olmaz, cehaletle birlikte adalet olmaz, hasetle birlikte gönül buzum olmaz, intikamla birlikte yücelik olmaz ve danışmayı terk etmekle birlikte doğru olmaz.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Cahille konuşmaktansa susmak daha iyidir; yalnız kalmak kötü insan­larla birlikte olmaktan daha iyidir, hayırlı bir kimse olarak sıkıntılı bir hayat sürmek, kötü biri olarak rahat bir hayat sürmekten daha iyidir, adı sanı bilinmemek, kötü anılmaktan daha iyidir; gizlenmek, hasetçinin gözü önünde olmaktan daha iyidir; fakirlik, cimrinin zenginli­ğinden daha iyidir; günahları az olan sıradan bir kişi, boğazına kadar günaha batmış soylu bir kişiden daha iyidir; zalim sultanın bilmediği kişi, onun nezdinde makam sahibi olan kişiden daha iyidir; çocuksuz olmak, ahmak bir çocuğu olmaktan daha iyidir; zindana atılan kişi, günahkârlarla birlikte serbest bırakılan kişiden daha iyidir; rızıktan yok­sun olan akıllı, rızka boğulmuş olan ahmaktan daha iyidir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Seni terk edip giden şeyleri talep etme; sana yönelenleri ise terk etme.Çünkü bu, görüş zayıflığından ve akıl eksikliğinden kaynaklanır. İnsanlardan çok büyük bir şey isteme ki seni reddetmesinler. İstediğin zaman  da çok üsteleme ki seni yoksun bırakmasınlar. İffetli ve onurlu ol.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Bir başkası bilgelerden birine bir mektup yazarak hâlinden şikâyetçi oldu. Bilge ona şu cevabı verdi: “Hoşuna gitmeyen pek çok şeye sabret­medikçe sevdiğin pek çok şeyi elde edemezsin. Sevdiğin pek çok şeyden ayrılmaya sabretmediğin sürece hoşuna gitmeyen pek çok şeyden kur­tulamazsın.Esenlikle kal.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>O Dünyayı talep eden kişinin talebinin sona ereceği bir nokta yoktur. Çünkü hangi noktaya yükselirse onun da ötesini talep eder.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>İlmi ehil olanlara veriniz. Böyle yapmazsanız kendisine bir hediye ve­rildiğinde onu yemeyen, yedirmeyen, bozulunca da kaldırıp atan kişiye benzersiniz.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Ben “Bilmiyorum.” cevabını o kadar çok sevdim ki bildiğini şeyler hakkında bile kullanmayı yeğler oldum.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Saatler bizi bir hâlden başka bir hâle naklederken ve günler ömür defte­rimizin sayfalarını sırasıyla kapatırken günbegün dünyaya ısınan kalbe ve dünyada sonsuz olmayı ümit eden nefse hayret ediyorum. Sürekli varlığı olmayan bir şeye nasıl ısınabiliriz ve uyuduktan sonra belki de Allah’ın huzurunda açılarak cezalandırılacak olan bir göze nasıl uyku girebilir!</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Zâhid, ne şükrü helali geçen, ne sabrı haramı geçen, ne bir lokma bir hırka edebiyatı yapan, ne de saçı başı dağınık olan kişidir. Zâhid, nefsinı çirkin arzulara tamah etmekten alıkoyabilen kişidir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Su dolu tencerenin altında ateş yakıldığında suyun kaynayıp taşması gibi şehvet ateşi de gençliği tutuşturunca genci yoldan çıkarıp bozar. Altında ateş yanan tencerenin içine bir miktar su eklendiğinde fokur­daması geçtiği gibi gençliğe de tatlı öğütler verilmesi ve şehveti artıran maddelerin kesilmesi fayda sağlar.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Bir taşa çarptığında ondan sıçrayıp atana geri dönen bir ok gibi, kötü söz de iyi bir insana yöneltilince ona yapışmaz ve sözün ayıbı sahibine geri döner.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Anne karnındaki bebek oradan çıkmak istemez, çıkıp uykunun hazzını ve havanın rahatlığım alınca da yeni hâlini eski hâline tercih eder. İn­sanlar da böyledir. Dünyada oldukları süre içinde ondan çıkmayı hiç istemezler. Oradan çıkıp âhiret yurduna geçtiklerinde ise oranın üstün­lüğünü anlayacaklardır.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Hastanın iyileşmesi için bir umut varsa doktor onunla ilgilenip ona fay­dası olacak şeyleri tavsiye eder, zararlı şeyleri ise yasaklar. İyileşmesi için bir ümit yoksa doktor ona herhangi bir reçete yazmaz ve arzuladığı her şeyi yapmasına müsade eder. İşte insanın da niyeti düzgünse Allah ona öğüt verir ve onu düzeltir. Yoldan çıkmaya meyilli olması durumunda ise Allah onu kendi hâline bırakır ve boğazına kadar günaha varıncaya dek ona süre tanır, işte o zaman insan baştan başa azaba duçar olur.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Bir konu üzerinde iki kez düşünen kişi pişman olmaz; çünkü ilk düşünce nefsin arzusu,İkincisi ise aklın gereğidir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Sabrın türlerinden biri de kimden gelirse ve kim çağırırsa çağırsın hakikati kabul etmeye sabretmektir. Çünkü hak, Allah’ın kullarına gönderdiği elçilerden biri olup kimsenin onu reddetme hakkı yoktur. Onu kim terk eder ve reddederse Allah’ı karşısına almış olur.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Göz arzuladığı şeyi bir kere gördü mü,kalp seçim yapma yeteneğini kaybeder.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Kim<em> ya</em>ş<em>amak </em>istiyorsa şu dört şeyi güzelce kabullensin: Yaşamasını istemediği kişilerin yaşaması,yaşamasını istediği kişilerin ölmesi,bir ihtiyacı için çaba sarf ettiği halde ihtiyacının giderilmemesi ve zaman içinde kendisinden aşağı olan <em>pek</em> çok kişinin kendisinden daha  yükseğe çıktığını  görmesi.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Kalplerin kusurlardan arındırılması ne kadar değerlidir! Tertemiz bir <em>kalbe</em> sahip olan kişinin ne adil bir aynası vardır! Bu ayna onunla ona ne güzel bir can yoldaşı olur. Ayrıca gerekli olanı arzuladığı zaman gerekli olmayanın külfetini ona yüklemez.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>İnsan, çok büyük emek harcamadan nefsini tanıyamaz. Tanıdığında ise bütün hayatı boyunca kendini hayırlı işler yapmaya adar. Dünyada ra­hatlık peşinde koşanlar, -bırakınız nefislerini tanımayı- bedenlerini bile tanıyamamışlardır. Onlar cahillerdendir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Cahilin cehaletinin emarelerinden biri de az miktardaki dünyalığı bü­yük hilelerle talep etmektir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>İyilik bilmezlerin çokluğu seni iyilik yapmaktan geri bırakmasın; çünkü hayırlı işler, iyilik bilmezlerden müstağni bırakır. Ona ihsânının devam etmesi onunkine benzer bir karşılık vermekten daha iyidir. Bundan do­layı minneti itiraf etmeyi ona karşılık vermeye yeğle. Çünkü bunlardan ilki yücelik, öteki ise aşağılıktır.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Yaptığın bir hatadan zarar görmemiş olmak seni o hatayı tekrar işle­meye sevk etmesin. Çünkü şansın yaver gitse dahi onu işlediğin için kınanmayı hak edersin.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Bir kimse kendisine zarar veren şeylerle meşgul olursa faydasına olan şeyler ona gizli kalır ya da onlardan alıkonur.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Dünyanın kötü tarafı şudur ki,yemediğinde ölürsün, doyduktan sonra <em>birazcık </em><em>daha</em> yersen tembelleşirsin, çok aşırı yersen hasta olursun, doyacak kadar yemezsen belki aç kalırsın ama sağlıklı olursun. Hiç ayrılmaman gereken yeme alışkanlığı bu olmalıdır.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Dilini doğru söylemeye alıştır ve bu konuda sebat göster ki nefsin bundan razı olsun, doğruluğu kendine vatan edinsin ve böylece sana zarar veren <em>yerde</em> bile doğru söylemeyi, sana çıkar sağlayan yerde yalan söylemeye tercih etsin. Çok yemin etmekten de sakın, çünkü çok yemin  <em>etmek sende bir</em> artışa sebep olmaz, yemin etmemek ise seni eksiltmez. Bunu yaparsan işin yolunda gider, başkalarının gözünde yerin büyük <em>ol</em>ur, <em>doğru </em><em>sözlü</em> olduğun için güvenilir biri olursun ve sözün dinlenir. Bu senin için daha güzel, insanların daha memnun olduğu ve âhirette sana daha yararlı olacak bir şeydir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Bilgeler şöyle demişlerdir: “Kendisinden talep ettiğin işin üstesinden gelecek de olsa dinini dünyası için ifsad eden kişiden yardım istemekten sakın. Çünkü işinin onun elinde nasıl sonuçlanacağını bilemezsin.  Zira kendisine kötülük eden kimsenin başkasına kötülük etmesinden  güvende olunmaz.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Büyüğüyle, küçüğüyle bütün günahları bir gör ve hepsinden yettiğince kaçınmaya bak. Bütün günahlardan kaçınmak için gayret gösteriyorsan yapacağın az bir hayır da sana yeter.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Nefsi, helak edici hevâ ve hevesinden alıkoymak ve her işin doğrusunu yanlışını araştırmak kadar başka hiçbir şey adalete destek olmamıştır.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Bir kimse boş şeylerle uğraşıyorsa hakikati bildiği iddiasında onu doğrulama. O olsa olsa hakikat hakkında bir şeyler duymuş olabilir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Cahillerle ve şerli insanlarla yüz göz olmak zararlıdır. Onlarla yüz yüze gelmeye mecbur kalan kimse sabretsin ve huşu içerisinde namaza du­rarak açıktan Allah&#8217;ın zikrine sığınsın. Bunu da onlara olan kini veya onlarla iştigalden dolayı kelamı kesmek istediğini onlara hissettirme­den yapsın ama aynı zamanda (onlara karşı) içindeki sorumluluğu da kaybetmesin. Bir yolculuk vesilesiyle bir araya gelmişlerse gözden kay­bolmak için bir çare arasın. Hiçbir çare bulamazsa içinde sakladığı dü­şünceyi ortaya çıkarsın ve Allah için olan ve nefsinin âhiret azıklarından olan hiçbir şeyi yarıda bırakmasın.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Faydalı sözler üç türlüdür: Şerefli, orta ve bayağı. Şerefli ve erdemli söz, Allah’ın zikir ve teşbih edildiği sözlerdir. Orta olanlar iyi ameller hakkında ve âhiretine kalacak olanlardır. Bayağı olanlar ise dünya men­fâatleri hakkındadır. Sen, zaruri olmadıkça bayağı sözlerden uzak dur ki hem sözlerinle, hem de davranışlarınla erdem ve şerefi eksiksiz bir şekilde elde edesin.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Diliyle Allah’ı sevdiğini, O’ndan korktuğunu ve O’na iman ettiğini söyleyen, ama fiilleri, söz ve açıklamalarıyla çelişen kişinin yalancı ve günahkâr olduğu ne kadar açıktır!</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Edebe önem veren, ona özen gösterir; özen gösteren, onu öğrenmeye gayret eder; öğrenmeye gayret eden bu uğurda güçlüklerle karşılaşır;bu uğurda güçlüklerle karşılaşan kişi ise onun faydasına nail olur.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>&#8216;Bir bilgeye &#8220;Ahmaklığın zirvesi nedir?” diye sorulunca &#8220;Kötü insanların yaptıklarını yaparak iyi insanların mertebesini istemek, hakikatin tarafında olanlardan nefret etmek ve bâtılın tarafında olanları sevmektir.” diye cevap vermiştir. “Peki, cehaletin emaresi nedir?” diye sorulunca &#8220;Zengin olmayı istemek, ulaşamayacağı hedefler koymak (tûl-i emel) ve aşın hırslı olmaktır.” cevabını vermiştir. &#8220;Peki, körlüğün emaresi ne­dir?” diye sorulduğunda ise, “Güven vermeyen kimseye meyletmektir.” cevabını vermiştir.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong></p>
<p>İbn Fatik -Muhtaru&#8217;l-Hikem/Hikmetli Sözler</p>
<p>Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/bilgelerden-hikmetli-sozler/">Bilgelerden Hikmetli Sözler</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/bilgelerden-hikmetli-sozler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nefsin Rağbetinin Kötülüğünün Nasıl Bilineceği Hakkında</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/nefsin-ragbetinin-kotulugunun-nasil-bilinecegi-hakkinda/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/nefsin-ragbetinin-kotulugunun-nasil-bilinecegi-hakkinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2015 21:55:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Haris el Muhasibi]]></category>
		<category><![CDATA[Hased]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs]]></category>
		<category><![CDATA[Nefsin Arzularına Uymamak]]></category>
		<category><![CDATA[Nefsin Rağbetinin Kötülüğünün Nasıl Bilineceği Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Nefsini İyi Tanımak]]></category>
		<category><![CDATA[Riya]]></category>
		<category><![CDATA[Ucb]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=4199</guid>

					<description><![CDATA[<p>(Haris el Muhasibi&#8217;ye soruluyor)Bana nefsimin bazı ayıplarını nasıl bilebileceğimi söyle ki kalbim onu kontrol etsin ve töhmet altında tutabilsin, dedim. Dedi:Kafir olsun mümin olsun, bir insan memnuniyet zamanında yu­muşaktır,hilm sahibidir. Oysa kızgın olduğu zaman ondan yumuşaklık beklersen göremezsin, bu durumda haşinlik, kin ve diğer kötü huyları ortaya çıkar.dedi. Doğru dedim. Şöyle devam etti: Kim ki [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/nefsin-ragbetinin-kotulugunun-nasil-bilinecegi-hakkinda/">Nefsin Rağbetinin Kötülüğünün Nasıl Bilineceği Hakkında</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/03/nefis-ayet.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4200" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/03/nefis-ayet.jpg" alt="Nefsin Rağbetinin Kötülüğünün Nasıl Bilineceği Hakkında" width="400" height="263" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/03/nefis-ayet.jpg 400w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/03/nefis-ayet-300x197.jpg 300w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" /></a>(Haris el Muhasibi&#8217;ye soruluyor)Bana nefsimin bazı ayıplarını nasıl bilebileceğimi söyle ki kalbim onu kontrol etsin ve töhmet altında tutabilsin, dedim.</p>
<p>Dedi:Kafir olsun mümin olsun, bir insan memnuniyet zamanında yu­muşaktır,hilm sahibidir. Oysa kızgın olduğu zaman ondan yumuşaklık beklersen göremezsin, bu durumda haşinlik, kin ve diğer kötü huyları ortaya çıkar.dedi.</p>
<p>Doğru dedim. Şöyle devam etti:</p>
<p>Kim ki ihtiyaç duyulmadığı anda birşeyi önüne serer ve ihtiyaç anında böyle yapmazsa, bu (onun) cömertliğinin aldatıcı olup gerçek olmadığını ortaya çıkarmaz mı? ihtiyaç duymadığın zaman sana verceğini vaad ediyor ama ihtiyaç anında seni yalnız bırakıyor, ona muh­taç olduğun an seni tehlikeyle başbaşa bırakıyor.</p>
<p>(İşte nefsin de) sana, (mesela) kızgınlık anında yumuşak olacağını. böylece cenneti hakedeceğini, cehennem korkusuyla Rabbinin hoşlanmadığı şekilde kızmaktan seni koruyacağını vaad ediyor. Ama ona ihtiyacın olduğu an, seni, azabına sebeb olacak şeylerle karşı karşıya bırakıyor,bunları yapman için sana yardım ve teşvikte bulunu­yor.Bu durumdan kurtulmağı sana zor gösteriyor. Sana bunu yapan­dan daha düşman kim olabilir?! Daha yalancı ve daha facir kim olabilir?!</p>
<p>Aynı (yalancılık ve düşmanlığı) ihlasda da yapar: Bir amele başla­madan önce, bu ameli yaparken, -güya-, kendisine muhtaç olduğun (kıyamet) günü amelinin boşa çıkmasından korktuğu için ihlasla dav­ranacağı hususunda seni te’mineder, bol keseden konuşur. Bu ihlas ise, ihlaslı olmağa niyetinden ibarettir.</p>
<p>Bu ameli yapmaya başladığın zamansa,seni girmeğe davet ettiği şeyden kaçmaya başlar,yapmaya söz verdiği şeyi yapmaktan imtina eder,arzuyla riyaya koşar,ihlaslı olmaktan imtina eder.Amelinin kabulüne sebep olcak şeyleri kabul etmekten imtina ede,ameline muhtaç olduğun(kıyamet günü)avuçlarının boş kalmasına sebep olcak şeyleri yapmaya çağırır.</p>
<p>Amel anında ihlaslı olmayacağını, böyle yapmakla, kendisine muhtaç tolacağın (o kıyamet günü) amelini boşa çıkarmak istediğini baştan söyleseydi, sözünde durmuş olmaz mıydı?!</p>
<p>Verada da böyle yapar Ortada hiçbirşey yokken veraya söz verir -ki bu veraya niyyetten başka birşey değildir-Herhangi bir deneme anında, Allah’ın sana gadabından , senin azabı hakedip sevaptan mahrum kalacağından korkarak Allah’ın hoşlanmadığı şeyi bırakacağını , azabdan kurtulma ve kurtuluş ve sevaba ulaşma umuduyla masiyetten uzak kalacağını sanırsın.</p>
<p>Ama bir imtihanla karşı karşıya olduğu zaman, arzularının doğrultusunda davranmağa başlar : cehennem korkusu ve sevaptan mahrum  kalmak istememesinden dolayı kaçınacağını sandığın şeyin peşine düşüp, azabdan emin olmak, kurtuluş ve sevaba erme umuduyla yapacağını sandığın veradan imtina eder.</p>
<p>Sana en düşman olan kişi, seni hata ve gaflete düşürecek bir şeyden  tamamen emin kılıp sakınmağa gerek duymayacak kadar bir rahatlık duygusu verip, bu durumla karşılaştığın zaman ise, istediği ve arzu ettiği şeye erişmek için, senin helakini ve tökezlemeni isteyen kişiden, de düşman olabilir mi?!</p>
<p>Zühd de de aynı şeyi yapar: Hiçbir mülke sahip değilken, sana zahidmiş gibi görünür, onu zahidlerden sanırsın. Dünyaya veya dünyadan az birşeye sahip olduğu zaman, ona olan rağbet kabarır; rağbete doğru surüklenen ve çekilen, zühdden uzaklaşan, hatta zühde engel olan ve böylece sana verdiği sözünde durmayan o olur. Sana da vadettiğinin aksiyle başbaşa olmak kalır.</p>
<p>Aynı (oyunu) rızada da yapar: Henüz rahat ve sağlıklı iken, bela ile musibetlerden uzak iken, onun (Allah’tan ) razı olanlardan olduğunu sanırsın. Oysa bu hal, mümin olsun facir olsun herkesin rıza hali içinde olabileceği bir haldir. Zira burada, nefslerin sevgisine uygun , muva­fık olan bir haldir. Oysa rıza burada aranmaz ki.. Burada gösterilcek bir rıza da rızaya niyetten başka birşey değildir. Bela ve musibetlerin; gelmesinden sonra gerçek rıza (veya rızasızlık) hali belli olur.</p>
<p>Bedenine bir musibet  veya bela gelince veya geçim sıkıntısı gibi dünyevi bir meşakkate düşünce,(bir de bakarsın), nefsinin rıza hali kaybolmuş ,hatta aceleciliğe ve memnuniyetsizliğe kapılan, rıza haline etmene engel olan, o hale ermek istemeyen, kısaca, va’dine vefa göstermeyen yine bu nefsin olur.</p>
<p>Aynı şekilde, elinde her türlü imkanı varken, dünyası ve geçimi yolundayken, nefsin sana, Allah&#8217;a karşı tevekkül ve güven içinde olduğu zannını verir. Ama insanlara vesair esbaba değil de yalnız Allah&#8217;a güven duyman gereken bir durumla karşılaştığın zaman, arzularına yapışır, halktan birşeyler beklemeğe ve korkmağa , sebeblere önem vermeğe , halka yaltaklanmaga başlar ve ona muhtaç olduğun an seni yâlnız bırakır. Tevekkülden yüz çeviren ve senin Allah a tevekkülüne engel olan da o (nefsin) olur.</p>
<p>Allah , seni onunla mücadeleye karşı uyaracak, geç de olsa sana olan vadini, ve bu vadini bozması yüzünden başına gelenleri, yapmağa azmettiği şeyden vazgeçmesini hatırlatacak olsa, sana karşı bunları yaptığını inkar eder ve kabulden imtina eder</p>
<p>Ona Allah&#8217;ın iyi ve kötü amellere vereceği karşılığı ve cezayı hatır­latmağa , Allah&#8217;ın onu görüp gözettiğini, kıyamet günü hesaba çekilece­ğini hatırlatmağa, bu hususta yakin ve marifeti aramağı, basireti gö­zünde büyütmeğe çalışırsan, bu davranışın, boyun eğdiği şeylerin aksi­ne,onun, arzu ve tabiatını bastırır.</p>
<p>Ancak (nefsin) seni, kendisiyle açık ve gizli bütün kötülükler ara­sına girdiğini görünce, gizli ve anlaşılması çok zor kötülüklerin peşi­ne düşer. Riyayla yapmacık harekette bulunmayı, ucbla rahata erme­ği , kibirle büyüklenme ve övünmede bulunmağı sende bir huy haline getirmeğe uğraşır. Ahirette işe yarayacak hiçbirşey istemiyormuşçasına, (çağırdığı kötülüklere) icabet edilmesinden zevk duyar.</p>
<p>Sen onun gayretlerini boşa çıkarmağa çalışsan, bu işine gelmez. Ne olursa olsun zevklerine ulaşmak ister ve bundan dolayı ne olacağı­na aldırmaz bile.</p>
<p>Ona yüklenip seninle cedelleştiği noktaları ve hilelerinin püf noktalarım tesbit etmeğe uğraşırsan, bundan hiç hoşlanmaz. Allah’ın sana yapma imkanını verdiği (amellerini) ve bunları kabul etme ve amellerin boşa çıkması , Allah’ın öfkesine hedef olmak gibi vaidlerini hatırlatırsan, kalbine korku ve sakınma duyguları galib olur, nefsin de istemeye istemeye boyun eğer. Sonra, sen Allah’a kalbinde gerçek korku olanların korkusu ile yalvarıp, mü’minlerin söylediklerini söylemedikçe, Allah önünde boyun eğenlerin tazarrurunu gösterip,gıybet,yalan,riya, kibr,hased ve aldanma gibi dini yaşamada karşılaştığın afetleri anlatmadıkça bu azmi vermesiyle yetinme zira sözünden vazgeçip kötülüğe yardım eder.</p>
<p>Onun verdiği sözlere aldanma; göründüğü gibi olduğunu sanma. Zira o, söylediklerini uygulamağa , iddia ettiği şeyleri tasdik etmeğe, açığa vurduğu şeylerin gerçekten kendisinde mevcut olduğunu ispata ihtiyacın hasıl olduğu bela ve musibetlerle karşı karşıya geldiği zaman, birdenbire değişir ve bunların tersini işler.</p>
<p>Oysa sen,Allah&#8217;a olan korkunun, kalbindeki aslı duygu olduğunu sanıyordun. Sıdk, ihlas, zühd, tevekkül, rıza vs. hep kalbimle yerleşmiş duygular sanıyordun. Bu duyguların ve hallerin kalbinde yerleşmiş haller olup olmadığını ortaya çıkaracak olaylarla karşılaşınca, hevan, bu güzel hasletleri yaşamaktan imtina eder, arzuların, bunların tersini ister. Eğer bunlar kalbinde olsaydı, ihtiyaç duyduğun anda zıdları değil kendileri ortaya çıkardı. Zıdları ortaya çıkacak olsa da menederdi. Şimdi artık, bunların boş iddialarla elde edilemeyecek ihsanlar olduğu­nu anlamışsındır umarım.</p>
<p>Bazı insanların sana “başına birşey gelirse, senin yanındayız” deyip başına geldiğinde de seni yalnız bırakıp gitseler, sen onları arayıp bula-masan ve seninle olmadıklarını, seni aldattıklarını anlasan ne yaparsın? Sen onların vefasızlıklarına, senden kaçmalarına şaşırırken, bir de sana karşı düşmanına yardım ettiklerini, onunla birlikte sana saldırdıklarını görecek oban, onlardan daha çok uzaklaşır, vaadlerine artık inanmazsın (değil mi?), ikinci kere sana yardıma söz verseler, (artık inanmak şöyle dursun) kızarsın.</p>
<p>Nefsini de iyi tanı: Senin herhangibir hayrı istediğin her zaman, o seni, bunun tersine sürüklemeğe çalışır; herhangi bir kötülükle karşılaştığın her zaman seni bu kötülüğü yapmağa davet eden de odur. Yapmadığın bir hayrı, yapmamana sebeb de odur; yaptığın kötülüğü yapmana sebeb de o&#8230;</p>
<p>Sana düşen onu tanımaktır. Zira o, ne dünya rahatlığından bıkar, ne de ahiret gafletinden&#8230; Onu ahiret hakkında gafletinden uyandırmağa çalıştığında, o da sana dünyayı hatırlatmağa ve seni ardı arkası kesilmeyen arzular içine sürüklemeğe çalışır: Seni namazından meşgul (edecek şekilde, dünya işlerini hatırlatır durur. Bunları hatırlamadan iki rekat namaz dahi kılamazsın. Ahireti düşünecek bir saat dahi bulamazsın. Zira nefsin» seni bunlardan almağa, dünyaya çekmeğe uğraşır.</p>
<p>Gafil olursan, dünyaya meyleder, onunla meşgul olursun. Gafletinden uyanıp ahiretinle ilgili birşeyler düşünmeğe çalışsan, seni bundan alıkoyacak meşgalelere çekmeğe uğraşır.Onun arzuları, senin aklını alt etmiştir. Aklın uyur da o uyumaz. Aklını ikaz etmeğe kalksan, bunu yapmaman için uğraşır. Onu öldürmek sana helal olmadığı gibi ondan ayrılman da mümkün değildir. O, bu haliyle, sana düşman mesabesindedir. Onu tanı ve ondan sakın. Zira ondan sakınman, onu tanımanla mümkündür. * Rabbine güven, Ona dayan, O’na inan. Nefsine karşı nefret ve öfke içinde, Rabbine karşı sevgi ve muhabbet içinde ol. Nefsinden ümitsizlik, Rabbinden havf ve reca içinde ol. Rabbinin nimet, ihsan ve yaptıklarınla seni üstün kılmasını itiraf, ikrar ve şükr içinde bil. Nefsinin, Allah’tan uzak olduğunu bil. Zira nefsin şu iki arkadaşın gibidir: Birisi, anne ve baban gibi öldürmesi sana helal olmayan biri&#8230; Tek arzusu, zevklerine kavuşmak, bedenini rahatlatmak. Bu hususta onu azarlasan, bir dalgınlık anında kafanı ezmek için bir taş getirir. Diğer arkadaşın seni içinde bulunduğun dalgınlıktan uyandırır ve (bu taş atanın) elini tutar, sen de kalkar elinden taşı alır atarsın.</p>
<p>Aynı şekilde, (birinci arkadaşın) içinde zehir olan bir yemek yapsa, diğeri de seni bu hususta uyarsa ve (yemekte) ne olduğunu bilsen, zehir katan arkadaşına kinin, seni uyarana karşı da sevgi ve muhabbetin artmaz mı?! Birinciye karşı daha dikkatli olurken İkinciye karşı daha çok güven ve emniyet duygulan içinde olursun. Seni aldatmağa çalışandan ümidini keser, uyarandan ise ümit ve beklentilerin artar. Onu anladığın ve şerrinden uzak olduğun için, artık ona karşı ucb içinde olmazsın. Seni tuzağa düşürmek isteyenin hilelerinden kurtulman için uyaran ve ikaz edenin , sana olan ihsanlarını ve senden üstünlüğünü ikrar edersin.</p>
<p>İşte bu misaldeki düşmanın nefsindir. Seni uyaran ve ikaz eden de Rabbin. Nefsin seni nice kötülüklere sürüklemek istedi, sen de yapmak istedin yada yaptın da Allah seni nice defalar uyardı, sen de bu kötülüklerden vazgeçtin ve yapmadın veya yaptın da pişman oldun, tevbe ettin.</p>
<p>Nebini (bu yönleriyle) tanırsan, Allah’a olan sevgin ve muhabbetin, nefsine olan nefret ve kinin ; Allah&#8217;a tevekkül ve güvenin, nefsinden ümitsizliğin; Allah’a inancın; nefsine karşı teyakkuz ve korkun artar da yaptığın şeylerle ucba kapılmazsın, bunları nefsinden olmadiğinı kabul edersin. Zira bilirsin ki, onun sevdiği şey, yaptığın iyilikler değil,  bıraktığın kötülüklerdir.</p>
<p>Nefsin arzularına karşı seni uyaran ve bu hususu sana yardım eden gene nefsin olamaz; Allah ur Allah&#8217;ı da <em> </em>iyi tanı onu da (nefsini de) &#8230; Zira onu tanırsan, ona dürüst davranırsın, dürüst davranıp onu kandırmadığın zaman,arzularına meyletmezsın, böylece Allah&#8217;a da dürüst davranmış,Ondan korktuğunu göstermiş, O&#8217;na yönelmiş, O&#8217;na güvenmiş olursun. Öyleyse, recadan  ayrılmadan ve böylece ümitsizliğe düşmeden, iyiliklerin az olmasın-dan veya olmamasından onu şuçlu bul, (hatalarını) araştır. Bir kusurunu bulamazsan, Allah&#8217;a hamdet, O’nun istemediği birşeyi yapacak,  arzularının galebesi ve onları efendisi olarak görmesi yüzünden O’nu hatırlamayacak diye devamlı korku içinde ol. Allah&#8217;ın , yaptıklarını  kabul edeceği ümidini de hiçbirzaman bırakma.</p>
<p>Allah’ın hoşlanmadığı birşey yapmışsan, afvını umar ama afvedilmeme korku ve terddüdünü de bırakmazsın. Bu korkuyla, Allah’ın seni affetmesini ve hoşgörmesi recası içinde, beklentisi içinde olursun. Çünki, kim afvedilmeyeceğinden gerçekten korkarsa, (büyük bir ihtimalle) afvedilir; kim de bundan emin olursa, gaflete düşmüş olur, (büyük bir ihtimalle) afvedilir.</p>
<p>Nefsinden sakın ve onu devamlı araştır. Onunla, zalim, hain ve aldatan, delilinde beliğ ve güzel konuşmasıyla batıl sözü süsleyen düş-man seninle yaptığı muhasama ve mücadeleye benzer bir muhasama <em> </em>ve mücadele sürdür, öyle ki adil delillerini öne süresin. Deliller onun  aleyhine oluncaya dek araştır veya onu suçüstü yakala ki artık (aksini öne sürecek) delil bulamayıp, suçluluğunu kabul ede, boyun eğe. İtiraf <em> </em>ettiği veya delillerle isbatlanan bir (suçunu, hatasını) kabulden imtina  ederse, onu hüküm mevkiine iletirsin, (suçlulara verilen) haps, döv-me (gibi) bir ceza verilir. Bunu görünce, ulaştığından daha azının verilmesi ve kaçındığı şeyin de daha fazlasının alınmasının mümkün olmadığını (yani herşeyin bihakkın yapıldığını) anlar ve hakkı teslim, zulmü reddeder.</p>
<p>Aynı şekilde, onunla. Kitap ve Sünnete uygun bir mücadele ve muhasama et, delillerini getir, ayıplarını araştır. Ona yalan ve pisliklerini hatırlat. Hakkı kabule ve itirafa boyuneğerse, mazeretlerinin, aldatma­larının, sahte delillerinin sonu gelir. Yok boyun eğmezse, onun ce­hennemi hatırlat ki bu da( yukarıdaki misaldeki) hapis ve eziyettir. Azabının şiddetini hatırlat, bu azabdan kurtulamayacağını hatırlat Bunu akli gözüyle ve ayne’l-yakin görür ve korkusu ayaklanırsa, boyuneğmezse, pişmanlık ve (bunları bir daha yapmamağa) azmetme hususunda artık kendine malik olamaz. Ulaştığından fazlasını kaybettiğini görünce, hakka boyuneğer.</p>
<p>Bundan sonra sen ondan sakınmağa yine devam et ki seni, vazgeçtiğın (kötülüklerine) döndürüp ahdini bozan durumuna düşürmesin. Seninle muhasamaya girerse . (hatalarını göster) delillerini getir, azabı hatırlat ve (hatalarından) vazgeçtiği zaman alacağı sevab ile ümitlen­dir, yakını müşahede etmesine yardım et. Ona karşı Allah&#8217;ın yardımım iste. Allah’a güvenerek tevekkül et. Hakkında hûsn-i zan besle. Allah seni nefsinle başbaşa bırakıp (yardımını kesecek olsa), iyi bir şey yapmasından ümidini kes(men gerektiğini unutma).</p>
<p>Öyleyse Allah&#8217;a güven. Nefsinden ümit ve beklentilerini sona er­dir.</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/nefsin-ragbetinin-kotulugunun-nasil-bilinecegi-hakkinda/">Nefsin Rağbetinin Kötülüğünün Nasıl Bilineceği Hakkında</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/nefsin-ragbetinin-kotulugunun-nasil-bilinecegi-hakkinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Görüş,Kitap,Sünnet ve İcma&#8217;ya Dayanmıyorsa Ucb&#8217;dandır</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/goruskitapsunnet-ve-icmaya-dayanmiyorsa-ucbdandir/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/goruskitapsunnet-ve-icmaya-dayanmiyorsa-ucbdandir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2015 21:01:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sünnet/Hadis Meseleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Görüş Kitap Sünnet ve İcma'ya Dayanmıyorsa Ucb'dandır]]></category>
		<category><![CDATA[Haris el Muhasibi]]></category>
		<category><![CDATA[Hatalı Görüşü Beğenmek Nefsin Arzusundandır]]></category>
		<category><![CDATA[Ucb]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=4238</guid>

					<description><![CDATA[<p>Görüş, Kitab,Sünnet ve icmada bulunmayan bir şeye dayanmıyorsa, ucbdandandır.İşte insanların hepsini mahveden budur; bu sebeble dalalete küfre ve bid ate düşerler, Allahın dininde hata ederler. Nebi (as) bunun çirkinliğini açıklamış, ve bunun, bu ümmetin sanla unda artacağını haber vermiştir. Bunu yapan insanlar, kör ve sağır olurlar da hiçbir öğütten almazlar Ebu Salebe el-Hüsni demiştir ki [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/goruskitapsunnet-ve-icmaya-dayanmiyorsa-ucbdandir/">Görüş,Kitap,Sünnet ve İcma’ya Dayanmıyorsa Ucb’dandır</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/03/images-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-4239" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/03/images-1.jpg" alt="Görüş,Kitap,Sünnet ve İcma'ya Dayanmıyorsa Ucb'dandır" width="423" height="317" /></a>Görüş, Kitab,Sünnet ve icmada bulunmayan bir şeye dayanmıyorsa, ucbdandandır.İşte insanların hepsini mahveden budur; bu sebeble dalalete küfre ve bid ate düşerler, Allahın dininde hata ederler.</p>
<p>Nebi (as) bunun çirkinliğini açıklamış, ve bunun, bu ümmetin sanla unda artacağını haber vermiştir. Bunu yapan insanlar, kör ve sağır olurlar da hiçbir öğütten almazlar Ebu Salebe el-Hüsni demiştir ki &#8220;Rasulullah (a s.) ‘’Siz kendinize bakın.Siz doğru yolda olduktan sonra, sapanın sapıklığı size zarar vermez” ayetinin manasını sordum.</p>
<p>Dedi ki;&#8221; Ya Eba Sa&#8217;abe, iyiliği emret, kötülükten alıkoy. (Ama), cimriliğe boyun eğildiğini, hevaya uyulduğunu, dünyanın (ahirete) tercih edildiğini yorduğun zaman, sen artık kendine bak (kimseye karışma)” Ebu Salebe, burada kastedilenin, insanların, ahiret yerine dünyayı seçtikleri, kendi görüşlerini beğendikleri zamanın olduğunu söylemiştir.</p>
<p>Nebi (as) ın ashabı ve onlardan sonra da ulema, “insanın kendi görüşünü beğenmesinin kötülüğü üzerinde durmuşlar, bundan daha o mahvedici birşey bulunmadığını vurgulamışlardır. Allah şu ayette, kendisine doğrunun dışındaki şeyleri ısnad edenleri şöyle anlatmıştır: &#8220;&#8230; oysa onlar, güzel iş yaptıklarını sanıyorlardı.” Yine onlar hakkında: Köti işi kendisine güzel gösterilip de onu güzel gören kimse, kötülüğü hiç işlemeyene benzer mi?” buyurmuştur.</p>
<p>Bu ayetler,böyle yapan insanların,delalet,küfr,Allaha karşı yalan isnadı gibi yaptıklarını bildirmektedirler Bidat ehlinin hepsi böyledir. Zaten görüşler beğenmeseler, yaptıkları bidate doğru&#8221; diye tuttursalar bidatlerinı devam ettirmezler. Kafirlerin, müslümanlar arasındaki bidatçilerin ve gençlerden hataya düşenlerin, bu hatalı fikirlerini beğenmeleri, onları helake götürür Zira onlar, tevil yapar, te’villerini beğenirler.Onun aynel-yakin olduğunu sanırlar. Kıyas edilmeyecek şeylerde kıyas yaparlar yaptıkları kıyası beğenirler.Doğruyu bulduklarını sanırlar; oysa, doğrudan ayrılmış, ona muhalif olmuş, doğra olayana yanaşmışlardır</p>
<p>(Hatalı görüşü beğenmenin) zararlarının büyük olduğunu, bünyesindeki afetlerin çok olduğunu beyan ettin. Şimdi de Hatalı görüşü beğenmenin ne olduğundan söz et, dedim. Dedi ki:</p>
<p>Hatalı görüşünü güzel görmek, nefsin arzusundandır Oysa bu görüşü doğru olduğunu kesin olarak bilmediği bir zandan ibarettir.<br />
-Peki neden olur bu? diye sordum.<br />
-Nefsi suçlamağı bırakmak, iyice anladığı bir ilmi, Allahtan bir delili olmaksızın görüşünü güzel kabul etmesindendir. Bu büyük bir musibettir,nimet değildir.Ama o bunun bir nimet olduğunu düşündüğü için böbürlenmeden hiç kurtulamaz, aksine böbürlenme iyice içine yerleşir, onu alteder.</p>
<p>İşte görüldüğü gibi) böbürlenmesinin sebebi, bunu, bir musibet olarak görmeyip kaçınmaması, aksine nimet olarak kabul etmesidir Oysa bunun musibet olduğunu tahmin edip, nefsini suçlayabilir de, ilmi açıdan tatmin olup bunun peşini tutmak veya bırakma yolunu tutabilir de (Ama bunu yapmaz da birincisini yaparsa), bunu nimet olarak kabul ettiği için, böbürlenmiş olur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Haris el Muhasibi,Er-Riaye</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/goruskitapsunnet-ve-icmaya-dayanmiyorsa-ucbdandir/">Görüş,Kitap,Sünnet ve İcma’ya Dayanmıyorsa Ucb’dandır</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/goruskitapsunnet-ve-icmaya-dayanmiyorsa-ucbdandir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kendini Beğenmek</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/kendini-begenmek/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/kendini-begenmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Sep 2014 14:03:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Ataullah İskenderi]]></category>
		<category><![CDATA[Hikmei Ataiyye Şerhi]]></category>
		<category><![CDATA[Kendini Beğenmek]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs]]></category>
		<category><![CDATA[Ucb]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=1774</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ucb ehli (kendini beğenenler) daima nefslerine bakarlar ve ibadetlerini önemseyip büyük görürler. Günah işleyenler ise her zaman korku ve ümit arasında dönüp dururlar. Kul ile Rab arasında en büyük perde ucbdur. Ucbun tek engelleyicisi günahkârlık düşüncesidir. Çünkü kendini beğenmek İnsanı Rahman yanından isyan vadisine, günahkârlık düşüncesi ise isyan vadisinden affa ve Rahman tarafına çevirir. Ucb [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kendini-begenmek/">Kendini Beğenmek</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/09/images-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1775" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/09/images-1.jpg" alt="Kendini Beğenmek" width="275" height="183" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/09/images-1.jpg 275w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/09/images-1-270x180.jpg 270w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/09/images-1-236x157.jpg 236w" sizes="(max-width: 275px) 100vw, 275px" /></a></p>
<p>Ucb ehli (kendini beğenenler) daima nefslerine bakarlar ve ibadetlerini önemseyip büyük görürler. Günah işleyenler ise her zaman korku ve ümit arasında dönüp dururlar. Kul ile Rab arasında en büyük perde ucbdur. Ucbun tek engelleyicisi günahkârlık düşüncesidir. Çünkü kendini beğenmek İnsanı Rahman yanından isyan vadisine, günahkârlık düşüncesi ise isyan vadisinden affa ve Rahman tarafına çevirir.</p>
<p>Ucb nefs ve heva yönüne, günahlar Mevlâ yanına meyletmenin sebebidir. Kendini beğenmek ihtiyaçsızlığa, kibirlenmeye sebep olur. Günahlar acze ve yokluğa götürür. Kulluğa yakışan Rabbine ihtiyaç ve yokluk arz etmek; iman ehline düşen, Hakk&#8217;a döndüren ve kavuşturan hâlleri gerçekleştirmek ve orada durmaktır.</p>
<p>Ataullah İskenderi-Hikem-i Ataiyye Şerhi(Ahmed Mahir)</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kendini-begenmek/">Kendini Beğenmek</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/kendini-begenmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
