<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Put | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/put/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 19 Oct 2019 15:03:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Put | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kendinin Körü Olmak</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/__trashed-8/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/__trashed-8/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Jun 2019 16:44:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Musa]]></category>
		<category><![CDATA[Kendinin Körü Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Put]]></category>
		<category><![CDATA[vuslat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=22705</guid>

					<description><![CDATA[<p>1. Ferîdüddin Attâr hazretleri Mantıku&#8217;t-Tayr adlı kitabında, Hz. Musa aleyhisselâm ile ilgili bir hikâye aktarır. Hz. Musa zamanında gece gündüz ibadetle meşgul olan bir âbid vardır. Sabahlara kadar Allah’a ibadet etmesine rağmen, bu âbid bir türlü yaptığı ibadetten zevk alamamakta ve kalbinde bir ferahlık oluşmamaktadır. Bu âbidin aynı zamanda çok güzel ve uzun bir sakalı [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/__trashed-8/">Kendinin Körü Olmak</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/06/31420.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-22722 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/06/31420.jpg" alt="" width="656" height="303" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/06/31420.jpg 870w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/06/31420-600x277.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/06/31420-300x139.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/06/31420-768x355.jpg 768w" sizes="(max-width: 656px) 100vw, 656px" /></a></p>
<p><strong>1.</strong></p>
<p>Ferîdüddin Attâr hazretleri Mantıku&#8217;t-Tayr adlı kitabında, Hz. Musa aleyhisselâm ile ilgili bir hikâye aktarır. Hz. Musa zamanında gece gündüz ibadetle meşgul olan bir âbid vardır. Sabahlara kadar Allah’a ibadet etmesine rağmen, bu âbid bir türlü yaptığı ibadetten zevk alamamakta ve kalbinde bir ferahlık oluşmamaktadır. Bu âbidin aynı zamanda çok güzel ve uzun bir sakalı vardır ve bu sakalını sürekli taramaktadır. Bir gün âbid, Hz. Musa’yı görüp hemen yanına gider ve, ”Ey Tûr dağının kumandanı! Allah rızası için Hak Teâlâ’ya sor bakalım, ibadetimden zevk almayışımın ve bir hale eremeyişimin sebebi nedir, bir öğren” der. Hz. Musa, Tür dağına çıkınca bu meseleyi de Allah’a sorar ve şu cevabı alır: “Uzak dur! Bizim vuslatımıza eremeyen kimse, daima kendi sakalıyla uğraşıp durur.” Hz. Musa, Tür dağından inip aldığı cevabı âbide iletince, âbid ağlamaya ve sakallarını yolmaya başlar. Bu durum karşısında Cebrâil gelip Hz. Musa’ya şöyle der: &#8220;Şimdi de yine sakalıyla meşgul.”</p>
<p><strong>2.</strong></p>
<p>İnsan en çok kendinin körüdür. Bu cümleyi şimdilik heybemize koyalım ve hikâyeyi anlamaya çalışalım. Mâlumunuz, âbid sürekli ibadet eden kişiye verilen sıfattır. Nasıl sürekli zikir çekene Zâkir deniyorsa sürekli ibadet edene de âbid deniyor. Hikâyenin ana karakteri bir âbid. Ama Önemli olan şurasıdır: Bu kişi, âbid olarak ikamet ettiği şehirde ün yapmış dolayısıyla herkes tarafından çok ibadet ediciliği ile biliniyor. Öyle ki ismiyle değil sıfatıyla insanlar arasında yer etmiş. Bu yüzden hikâyede de gerçek adı geçmeyip âbid diye anılıyor. Sanıyorum nereye varmaya çalıştığım anlaşıldı. Meşhur olmaktan bahsediyorum. Şöhretin âfet olması haline atıf yapıyorum. Şöhretin, insana kendini göstermeyen bir ayna olması halinden dem vuruyorum. İsterseniz içimdeki cümleyi ortaya koyayım: &#8220;Şöhret, en büyük körlük sebeplerinden biridir.” Peki, nasıl bir körlük diyeceksiniz. Hemen cevap veriyorum: Kendilik körlüğü!</p>
<p><strong>3.</strong></p>
<p>Hikâyede âbidin sakalını sevmesi ve sürekli ilgilenmesinin yanlışlığı vurgulanıyor. Halbuki altı üstü bir sakal diyebilirsiniz. Ama durum hiç de göründüğü gibi değil. Zira sakal burada bir metafor. Kişiyi asıl amacından uzaklaştıran her türlü sevgi bu metafora dahildir. Düşünsenize, kendini Allah’a adamış birine, sürekli ibadet eden ama ettiği ibadetin üzerinde etkisini görmeyen birine sorunun sakalına gösterdiği aşırı ilgi olduğu söyleniyor. O halde kalplerin kimin evi olduğu ve o eve ağyarı almanın sonuçları üzerine düşünmeliyiz.</p>
<p><strong>4.</strong></p>
<p>Put&#8230; Sakın, &#8220;Bizim putlarla işimiz yok, biz tüm putlarımızı kırdık&#8221; demeyin. Zira bu söylem de başlı başına başka bir put. Hikâyedeki sakal mevzuu bir türlü yenemediğimiz zayıflıklarımıza, tövbe edemediğimiz veya tövbe edip yine bozduğumuz günahlarımıza denk geliyor. İşin kötüsü ise insanın kendi eliyle dikilen bu putların her geçen gün büyümesi ve kişiyi ele geçirmesidir. Hikâyedeki âbid; beğenilmek, uzun ve güzel sakalı olduğunun bilinmesini istemesi ve bu sayede insanlar arasında öne çıkmaya yeltenmesi sebebiyle azara duçar oluyor.</p>
<p><strong>5.</strong></p>
<p>Abid, ibadetlerinden feyiz alamama halini Hz. Musa’ya anlatıyor çünkü çözüm arıyor. Burada hazreti Musa elçi görevindedir. Yani ayna&#8230; İnsan kendine bir ayna bulmadan kendi hakikatine dair bir bilgiye ulaşamaz. Çünkü insan kendi kendine ayna olamaz. Kendinden âleme yansıyan etkiyi tartmadıkça kişinin kendine karşı körlüğü devam eder. Ya insan kendisine ayna olan kişiyi yanlış anlarsa!</p>
<p><strong>6.</strong></p>
<p>Cebrâil aleyhisselâmın gelip Hz. Musa’ya, ”Şimdi de yine sakalı ile meşgul” demesi ise âbidin hâlâ durumun farkında olamadığını gösterir. Zira âbide sakalını kesmesi veya yolması söylenmiyor. Ona sakalı ile çok meşgul olduğu söyleniyor. Çünkü sakalı kesmekle kişi içindeki bâtıl sevgileri yok edemez. Abid, Hz. Musa’nın cevabı üzerine bu yanlış durumdan nasıl kurtulacağı üzerine düşünmeli ve Hz. Musa’dan yardım talep etmeliydi. Tez hareket edip yanlış karar vermemeli ve sorunuyla yüzleşmeye dair bir çaba içine girmesi gerekirdi. Kişi sorunlarıyla veyahut günahları ile yüzleşmedikçe bunların üstesinden bir türlü gelemez. Sakal yolmak gibi geçici çözümler sadece sorunu büyütür. Kaldı ki sakal bırakmak güzel bir ameldir&#8217; ama insan güzel amelleriyle de mağrur olabilir. Sonuç olarak sakalın hiçbir suçu yok, sorun sakala yüklenen algıdadır.</p>
<p><strong>7.</strong></p>
<p>Evet, insan en çok kendinin körüdür ve bu körlüğü ile bir Ömür renkli bir hayat yaşadığını sanır.</p>
<p>Sulhi Ceylan &#8211; Özgür ama Tutsak,syf.57,60</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/__trashed-8/">Kendinin Körü Olmak</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/__trashed-8/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Putlaştırma</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/putlastirma/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/putlastirma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Aug 2016 21:48:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sezai Karakoç]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs]]></category>
		<category><![CDATA[Put]]></category>
		<category><![CDATA[Putlaştırma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=12164</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kendimizi bulmamıza, ilerlememize başlıca engel, putlaştırma psikolojimizdir. Müsbet ve menfî alanda putlaştırma. Şahısları putlaştıra putlaştıra düşüncey­le, düşünceleri putlaştıra putlaştıra inançlarla ilgimizi kesiyoruz. Bakıyoruz, bütün alanlarda ufuklar donuk­laşmış; put donukluğu sarmış görüş alanım. Düşünce, sanat ve politika alanında putlar önünüzü kesiyor ve ayaklarınıza bir gölge gibi sarılıyor. Put, kurumuş bir ağaçtır. Kökte biraz yeşillik ve canlılık [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/putlastirma/">Putlaştırma</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/putlastirma/2-putlar-ve-putcular-insanlik-tarihinde-insanlari-haktan-sapikliga-goturmuslerdir-e1416051055504/" rel="attachment wp-att-12165"></a></p>
<p>Kendimizi bulmamıza, ilerlememize başlıca engel, putlaştırma psikolojimizdir. Müsbet ve menfî alanda putlaştırma. Şahısları putlaştıra putlaştıra düşüncey­le, düşünceleri putlaştıra putlaştıra inançlarla ilgimizi kesiyoruz. Bakıyoruz, bütün alanlarda ufuklar donuk­laşmış; put donukluğu sarmış görüş alanım. Düşünce, sanat ve politika alanında putlar önünüzü kesiyor ve ayaklarınıza bir gölge gibi sarılıyor.</p>
<p>Put, kurumuş bir ağaçtır. Kökte biraz yeşillik ve canlılık varsa, onu da kurumuş koca göğde, bir türlü gelişmeye bırakmaz.</p>
<p>Genç insana on öğüt saymağa kalksam, birincisi: «putlaştırmayacaksın!» olurdu. Çünkü: kurumuş bir ağaçtan farksız olan put, eninde sonunda hafif veya şiddetli bir rüzgârda devrilir ve puta dayanan da onun altında kalır.</p>
<p>İyiyi de, kötüyü de putlaştırma eğilimini taşıyoruz. En zayıf yanımız bu. Düşünce kısırlığı, kritiksizlik put­laştırmaya yol açıyor, putlaştırma da düşünce kısırlığı­na, kritiksizliğe. Bu ikisi birbirini destekleye destekleye düşünce gelişmesinden uzaklaşıyor, putların alacakaranlığına gömülüyoruz.</p>
<p>Put, insanı ahiretten de, dünyadan da uzakta tutan bir kabirdir. Ruh için bir kabir azabıdır.</p>
<p>Konca, bahar gelince açılmak ister. Düşünce alanı da böyledir. Fakat, putlardan yapılma bir duvar, peşin hükümler duvarı, onun açılmasına, güller saçmasına engel olur.</p>
<p>Asıl gerilik, şahısları putlaştırmaktır. Çünkü: insan­ların <u>fanili</u>ğini görmeyen, insanların geleceğine inan­mayan, bir sonraki neslin bir öncekini aşacağına gü­venmeyen <u>insanl</u>ar, ça<u>ğının</u> insanlarım putlaştırır veya geçmiş zamanın insanından putlar örer. Ama Allah’a inanan, hakikatten başka bir değer ölçüsü bilmeyen, Allah’ın nimetinin tükenmeyeceğine güven besleyenler, kimseyi ve hiç bir şeyi putlaştırma ihtiyacım duymaz­lar. İşte asıl öncü olanlar, ileri olanlar ve durmadan ilerleyenler onlardır.</p>
<p>Putlaştırma psikolojisi, zihinde bir kireçleşme, çöl­leşme ve çoraklaşma demektir. Çünkü: zihnin gerçek çalışması, sürekli olarak put kırma demektir düşünce alanında. İlim alanında bir teori putlaşmaya başla­mışsa, üstün bir zekâ ve sabırlı bir çalışma, bir gün o teoriyi yıkar ve yeni bir teori getirir. O teori de putla­şırsa, bir gün, o da yıkılır. Bu, ilim alanında put kırma demektir. Sanat alanında da, yeni sanatçıların gelme­si, putlaşmaya yüz tutan sanatçıların devrilmesine yol açar. Böyle böyle sanat da, edebiyat da ilerlemiş olur. Politika alanında da durum değişmez.</p>
<p>İslâm, bütün alanlarda putları devirdi ve <u>insanın</u><u> </u>putlaştırma eğilimini kırdı. Yeni put doğumuna engel olan şartlan getirdi. İslâm’dan uzaklaşıldıkça putlar gözükmeye başlar her alanda, İslâm’a yaklaşıldıkça da putlar hazan yaprakları gibi dökülür ve kırılırlar.</p>
<p>Tarih, bir yandan put dikme, bir yandan da dikilen putları kırma şeklinde görünen iki kuvvetin çarpışma­sıyla örülen bir ağ gibidir.</p>
<p>Değerlendirme ayn, putlaştırma ayndır. Değerlen­dirme, bir ölçme ve tartma işidir ve her zaman yeniden değerlendirmeye açık kapı bırakmaktadır. Putlaştırma ise, ansızın bastıran bir yanılmanın ebedi olarak sürdürülmek istenişi, duygu dondurulması işidir. Kritiğin ve yeniden değerlendirmenin bütün kapılarını kapama işidir.</p>
<p>Müslüman, her şeyden önce kendi nefs putunu kı­racaktır. Daha doğrusu, nefs putu her örülmeye doğ­ru gidişte, o örgüyü müminin kalbi çözecektir. Sonra, başka insanların putlaşmasına da razı olmayacaktır müslümanın inancı. Çünkü: Allah inancı, ortak tanı­mayan bir inançtır. İnanç, düşünce ve aksiyon ala<u>nın</u>da putlarla savaşacaktır müslüman. Bu dünyadaki en büyük ödevi budur. Putlar devrilmeden, öte dünyanın ulvî çizgilerini bu dünyadan görmeye <u>imkan</u> yoktur. Bu kıyıdan, öte kıyıyı görmeğe engel olan başlıca perdeler, putlardır.</p>
<p>Sezai Karakoç-Günlük Yazılar 2</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/putlastirma/">Putlaştırma</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/putlastirma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Put</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/put/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/put/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2016 21:07:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sezai Karakoç]]></category>
		<category><![CDATA[Çağın Putları]]></category>
		<category><![CDATA[Nietzsche]]></category>
		<category><![CDATA[Put]]></category>
		<category><![CDATA[Rönesans]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=10313</guid>

					<description><![CDATA[<p>Put diken, puta tapmayı hortlatan, puta tapan asırdır bu asır. İnsanlığın en büyük yanılgısı, ortak sevgi ve saygı alanında oldu çağımızda. İnsan, kalbinin bağını Tanrıdan kopararak eşyaya, güçlü görünen insanlara, düşüncelere ve sistemlere bağlıyor. Bu bağlanışı şöyle veya böyle ölçülü bir bağlanış sanmayın. Bu, aklın veya sağduyunun kabul edeceği veya mazur göreceği bir ilgi değil, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/put/">Put</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/put/indir-1-66/" rel="attachment wp-att-10314"><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-10314" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/02/indir-1-1.jpg" alt="Put" width="426" height="217" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/02/indir-1-1.jpg 314w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/02/indir-1-1-300x153.jpg 300w" sizes="(max-width: 426px) 100vw, 426px" /></a></p>
<p>Put diken, puta tapmayı hortlatan, puta tapan asırdır bu asır. İnsanlığın en büyük yanılgısı, ortak sevgi ve saygı alanında oldu çağımızda. İnsan, kalbinin bağını Tanrıdan kopararak eşyaya, güçlü görünen insanlara, düşüncelere ve sistemlere bağlıyor. Bu bağlanışı şöyle veya böyle ölçülü bir bağlanış sanmayın. Bu, aklın veya sağduyunun kabul edeceği veya mazur göreceği bir ilgi değil, irrasyonel bir bağlanış, âdeta bir tapıştır. İnsan çağımızda gönül tarlasına durmadan put dikiyor. Kendi türettiği eşyaya, kendi kurduğu sisteme veya kendinin yücelttiği insana tapmak yoluyla kendine tapmaya çalışmakta belki de. Kendini dolaylı yoldan putlaştırmanın boş deneyinde.”</p>
<p>Aslında insanın kendini veya başkasını put­laştırması, sonuç olarak, aynı yere çıkar: Şifası güç bir aşağılık duygusu saplantısına.Tarihî bir aşağılık duygusunun pençesinde kıvranmakta insanlık.</p>
<p>Bu kompleks nasıl oluştu? Tarihçilerin ve ta­rih düşünürlerinin üzerinde şiddetle durması gereken önemli nokta, İnsanlığın çağdaş trajedisine sebep olan put dikiciliğinin temeli burada ya­tıyor.</p>
<p>Görünen olgu şu ; Rönesanstan bu yana sürekli olarak ortadan kaldırılmaya çalışılan din duygusunun, inancın yerini insan kültünün, do­layısıyla put örüşünün alışı. Bu da, giderek, aşa­ğılık duygusunun insan ruhunda çöreklenmesine sebep oluyor. Ancak, İnsanın kendi kendine bile itiraftan çekindiği bu mahkûmluk psikolojisi, so­mut plâna maskeler takarak çıkma zorunluluğu­nu duyuyor. Putlar maske görevini yapmakta. Güçleriyle İnsanlara boyun eğdiren kişilerin yüz­lerine bu maskeler geçirilmekte, böylece faniliğin örtüldüğü sanılmakta; ve onların iğreti bir ebe­dîlik örtüsüne büründüklerine İnandırılmaya çalı­şılmakta İnsanlık.</p>
<p>Rönesansta Batı din İlgisini zayıflatmakla birlikte büsbütün koparıp atmamıştı. Uzun yüz­yıllar Batı put kinci peygamberi putlaştırarak dolaylı yoldan puta tapıcılığını korumaya çalış­mıştı. Ama ne de olsa bu yanm puta tapıcılıktı. Tam putlaştırıcılık girişimi, Fransız devrimiyle başlar Batıda. Bu dinsizlik veya yeni din girişim­leri, ya da liderlerin, devrim öncülerinin kendi kendilerini putlaştırmaları bir nevi erken oluşlar olarak başarısızlığa uğramıştı. Ama, görülüyor ki, çağımızda antik dünya politeizmi, yeni kişiler ve adlar etrafında, dirilişini, daha doğrusu hortlayışını yapmak istiyor.</p>
<p>Nietzsche, hıristiyanlık insan ve Tanrı ideasının yerine Dionizos yorumu içinde kendi insanüstü kültünü koymak İstedi. Marx’tan daha çok etkin bir değişime sebep olabilirdi o, eğer felsefesinde kollektif bir unsur olsaydı. Tam tersine kitleden ve yığından, korku, ürküntü ve adetâ tiksintiyle bahsetti. O, yeni bir varlık düşledi, bu ne insan, ne Tanrıydı. Tanrıya ve insana gereksinme duymayan yeni bir varlık. Ancak bu tür devlere ütopyalarda bile yer yoktur, olsa olsa masallarda bulunabilirler. Öte yandan, Nietzsche’nin felsefe­si masal gibi tatlı ve hoşa gidici de değildi. Ço­cuksu bir tarafı vardı ama bir de öbür yüzü var­dı bu felsefenin. Bütün dikkatleri üstüne çekmek istemesine rağmen, bu felsefenin teklif yanı bir gerçekleşme şansına sahip değildi. Ancak felse­fenin öbür yüzü, yani red yanı bir hayli etkili olmuştu. Zaten zayıflamış bulunan hıristiyanlık adetâ ölümcül bir darbe aldı. Kendini deccal ola­rak ilân eden Nietzsche, samimiliğini yitirmiş olan hıristiyanlığın kâğıttan anıtını Dionizos hançeriyle deldi. Olsa olsa yufka yürekli bir deccaldı o! Çağın yakında asıl deccalları sökün ettirecek bir iklime gebe olduğunu haber vermişti bu iddiasıy­la. Felsefesi hiç bir kollektif öz- taşımadığı için ferdî bir çıkış olarak kalan Nietzsche, gerçekte nefret ettiği yığınların deccalını vaktinden önce kendi şahsında görme yanılgısının kurbanı oldu. Yığınlara tek önerisi olabilecek Dionizos coşkusu da, ancak kâğıt üstünde ve şiir metinleri olarak kalmaya mahkûmdu.</p>
<p>Yunanlılardaki tanrı çokluğu, adetâ yığın halinde tanrı ideası karşısında Nietzsche’nin ir­kilmesi gerekmez miydi? Belki de bu sebeple O da birinden yana çıkıyordu : Dionizos’tan yana. Apollon, adetâ, Dionizos’u daha iyi belirtmek İçin bir kontrpuan olarak duruyordu bu öğretide, Nietzsche, Dionizos&#8217;u yakın buluyordu kendine (Aslında burda O’nun trajik kader ironisi yatı­yordu : yakıcı aklın uçurumundan kaçarak coş­kuya sığınmanın kurtarıcı imajıydı denebilir Dio- nizos O’nun için.). Nitekim: çılgınlık nöbetlerin­de kendini Dionizos olarak görüyordu. Biraz daha yaklaşıp bakalım : Dionizos neydi? Dionizos, ken­dini yitererek kurtuluşa ermek demekti. Bu an­lamda, Nietzsche’nin üstün &#8211; insan görüşü de tek kişinin tanrılaşması gibi bir olmaza saplanıp ken­di büyüklüğünün sarhoşluğunda, daha doğrusu çılgınlığında kayboluş, kendi uçurumlarında çın­layan bir vitiş sesi olmaktan öteye geçemedi. Ve geçemezdi de.</p>
<p>Nietzsche, Dionizos yüksek fırınında küle dö­nüştü. Ama bu külün üstüne savrulduğu Avrupa ruh çölü, putlar ormanının zakkum kozalaklarını sergilemekte gecikmedi. Deccal palyaçosu filozo­fun lâneti cehennem çiçeklerini açtı nihayet ça­ğın alacakaranlığında : faşizm ve komünizm, kı­zıl ile kara, deccal silüetleriyle donattılar ufukla­rı. Bu ideolojiler, ırk ve toplum maskeleri altında şahıs kültünü yaygın hale getirdiler.</p>
<p>Birinin tu­zağı tarih ve mit, öbürününkü ekmek ve öçtü. Çin, geçerliğini yitirmiş tanrılarının yerine Devrim ön­derini koydu. Mao, anlaşılıyor ki, Çinlinin öz ru­hunda, bir şer tanrısından başka bir şey değildir (Çin inançlarına göre, ancak şer tanrıları vardı) Ondan korkulur, ondan çekinilir. Herkes ona uy­mak zorunda hisseder kendini. Konfüçyüs bunu önermişti: «Rüzgârın önünde eğilen başaklar gibi başeğin.».«Kızıl kitab»ı, Çinli, bir incil gibi de­ğil, bir tevrat gibi okuyor. O, ona bir umut ve muştu değil, bir korkudur. Marx, Lenin v.b. hep insan çehreli putlar olarak sunuldu çağın insanı­na, bilhassa gençliğine. Çevresinde mit hâreleri. Sözleri de dua ve kutsal kitap gibi öğretildi. Bir Devrim mistikliği doğuruldu. Yavaş yavaş dinin yerine devrim, din önderleri yerine de devrim ön­derleri konuldu.</p>
<p>Batı, Hazreti İsa&#8217;nın tanrılığına artık inan­mıyor gerçekte. Ondan kurtulmakta ama İslâmın Tanrı kavramına, «mutlak» kavramına ulaşamı­yor bir türlü. Hz. İsa yerine bir takım çağdaş ki­şiler tanrılaştırılmak isteniyor. Şahıs kültü temel­de değişmiyor. Gerçi bu Batıda komünist ülkeler­deki gibi adetâ zorlamasız bir akış kazanmış de­ğil. Batının bunalımı biraz da bu kült değiştirme­den doğuyor. Doğudaki kadar kesin ve keskin ol­mamakla birlikte, yani belki biraz anonim, biraz da yaygın olarak, şahıs kültü Batının ruhunu ya­kıyor yine de.</p>
<p>Ekonomi putları, politika putları, devrim ve ideoloji, müzik, spor, sinema putları. İrili ufaklı putlarıyla Batı ve Doğu, Hz. İbrahim&#8217;in, hakika­tin şimşeği olan baltasına muhtaç. Adetâ onu bek­liyor.</p>
<p>Ah, ne olurdu, Hz. İbrahim&#8217;in, Hz. İsa&#8217;nın ve son Peygamberin hakikat şimşeği, bir diriliş meş’alesi gibi, insanlığın üzerinde kamçısını şaklatsaydı da, birden aydınlanan çağın gecesinde bu meş&#8217;alenin altında put homongoloslarının ecin­niler gibi şeytanların bilinmedik ormanlarına, doğru kakıştıklarına tanık olsaydık.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sezai Karakoç-İslamın Dirilişi</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/put/">Put</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/put/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
