<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nefs-i Levvâme | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/nefs-i-levvame/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Fri, 24 May 2019 20:29:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Nefs-i Levvâme | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bakara 148.Ayet İşari Manası Hakkında</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/bakara-148-ayet-isari-manasi-hakkinda/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/bakara-148-ayet-isari-manasi-hakkinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 May 2019 14:17:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Bakara 148.Ayet İşari Manası Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs-i Emmare]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs-i Levvâme]]></category>
		<category><![CDATA[Niyâzî-i Mısrî]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ilimcephesi.com/?p=21736</guid>

					<description><![CDATA[<p>Herkesin yöneldiği bir yön vardır.Hayırlı işlerde birbirinizle yarışın.Nerede olursanız olun,Allah sizi bir araya toplar.Allah şüphesiz her şeye kadirdir.&#8221; (Bakara 148). ayetinin işari manası hakkındadır. Bin yetmiş altı senesi Şevval ayının onuncu günü idi,ricası benim yanımda farz derecesinde olan ihvandan biri,tarikat ve hakikat erbabı nokta-i nazarından bu ayetin işaretini açıklamamı rica etti. Şifahen bu ricayı kabul [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/bakara-148-ayet-isari-manasi-hakkinda/">Bakara 148.Ayet İşari Manası Hakkında</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-21882" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/hadis1.jpg" alt="" width="687" height="380" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/hadis1.jpg 687w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/hadis1-600x332.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/hadis1-300x166.jpg 300w" sizes="(max-width: 687px) 100vw, 687px" /></p>
<p>Herkesin yöneldiği bir yön vardır.Hayırlı işlerde birbirinizle yarışın.Nerede olursanız olun,Allah sizi bir araya toplar.Allah şüphesiz her şeye kadirdir.&#8221; (Bakara 148). ayetinin işari manası hakkındadır.</p>
<p>Bin yetmiş altı senesi Şevval ayının onuncu günü idi,ricası benim yanımda farz derecesinde olan ihvandan biri,tarikat ve hakikat erbabı nokta-i nazarından bu ayetin işaretini açıklamamı rica etti.</p>
<p>Şifahen bu ricayı kabul ettikten sonra bütün kemalleri zatında toplayan Allah&#8217;a yöneldim.Araştırma yapmadım.Hiç bir kitaba bakmadım.Tamamen O&#8217;na yönelip ilhamını bekledim.Nihayet Yüce Allah sırrıma bu sofrayı indirdi.Yedim,içtim ve bize lutfettiği nimetlere ve hidayete karşı Allah&#8217;a hamd ve şükrettim: &#8220;Allah bize hidayet etmeseydi,biz hidayete erişemezdik.&#8221; (A&#8217;raf 43).</p>
<p>Muvaffakiyetim Allah iledir.O&#8217;na dayanırım,O&#8217;na güvenirim.İstedim ki &#8220;İnsanların en şerlisi yalnız yiyendir.&#8221; tehdidinden kaçmak &#8220;Rabbının nimetini söyle.&#8221; (Duha 11) emrine uymak için sofrayı kağıtlara yazıp sereyim de hazmetmeye kabiliyetli kardeşler ondan yesinler ve Yüce Allah&#8217;a şükretsinler ki O da onlara nimetlerini artırsın,huylarını,vasıflarını güzelleştirsin.İşte Allah&#8217;ın tevfiki ve irşadiyle ayetin beyanına başlıyorum.Başarıya ulaştıran ve irşadeden O&#8217;dur.</p>
<p>Allah Teala buyurdu: &#8220;Herkesin bir yönü vardır.&#8221; Ümmetlerden her birinin,fertlerden her ferdin,uzuvlardan her uzvun,nefis ve ruh kuvvetlerinden her birinin bir yönü,maksadı ve belirli bir kıblesi vardır.</p>
<p>Bu kıble veya yön,Allah&#8217;ın isimlerinden bir isimdir.O kişi ona yönelir.Müvelli,ismi faildir.Yönelen manasına gelir.Görünüşte insan yönelmektedir ama hakikatte yöneldiği maksadın cezbesi kendini çekmektedir.Amel insanı Allah&#8217;a çeker nitekim Allah Teala şöyle buyurmuştur: &#8220;Güzel kelime O&#8217;na çıkar ve salih amel O&#8217;na yükselir.&#8221; (Fatır 40).</p>
<p>Artık anla.Bunu bildinse bilirsin ki insanlardan hiçbiri maksadından ve kıblesinden sapmaz.Ancak kendisini o cihete döndüren ve önce kendisine maksad olan kimse,Allah&#8217;ın diğer bir ismi galip gelirse o zaman ilk maksadından döner.Allah&#8217;ın ismi onu,birinci maksadının elinden alırsa ona: &#8220;Yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir.&#8221; (Bakara 150) der.Bütün vecihleri döndüren isimlerle,insanların hoş görüp yöneldikleri maksatları kasdediyorum.</p>
<p>Yani bu maksatlar,onların yüzlerini mıknatıs gibi cezbe ile çeker,ona yönelirler.Bundan dolayı &#8220;ilim,maluma tabidir&#8221; demişlerdir.İnsan bir şeyi hoş görürse ona yönelir.Sonra başka bir şeyi birinci maksadından daha hoş görürse,haddi zatında o şey birincisinden hoş olmasa da o adam birinci maksadını bırakır,ikinci maksadı kendisine maksat edinir.Çünkü ikincisi kendine göre birincisinden daha güzeldir.Ona bakmaktan,ona yönelmekten zevk alır.Bir şeyin peşinden giden kimse,ondan daha cazip bulduğu başka bir şeyin peşine gider,ikincisi birincisinden daha cazip göründüğü için birincisinin yerine bu defa onu maksad edinir.Çünkü o şey kendini çeker. &#8220;Allah işini yerine getirendir.&#8221; (Yusuf 21).Allah güzeldir,O maksad olmak ve bilinmek ister.</p>
<p>Bunu bildinse bil ki yüksek masat,alçak maksattan daha tatlıdır.Zira onda güzellikler,alçaktakinden daha toplu ve daha tamdır.Çünkü yükseklik tarafında letafet daha çoktur.Alçaldıkça kesafet artar.Her latif,letafeti oranında kesifi kuşatır.Her şey,yüksekliği oranında latifdir.</p>
<p>Bir şey ne derece kesafetten kurtulursa o derece daha kuşatıcı,rahat,iç açıcı,sevinç verici ve lezzetli olur.Kimin yükseklere bağlılığı daha çok olursa,rahatı daha çok,bilgisi daha tam ve kalbi daha geniş olur.Mesela iman tatlıdır,ibadetle iman yalnız imandan daha tatlıdır.Zuhd yalnız ibadetten daha tatlıdır.Nefsi bilmek,tek başına zühdden daha tatlıdır.Nefsi bilmek de derecelere ayrılır: Nefsi Levvameyi bilenin lezzeti,Emmareyi bileninkinden çoktur.Çünkü nefs-i levvame,yükseklik itibariyle nefs-i emmarenin kıblesindedir.</p>
<p>Nefs-i mülhimeyi bilenin lezzeti,bunun aşağısında olan nefs-i levvame&#8217;yi bileninkinden çoktur.Çünkü o da kendi altında olanın yani levvame&#8217;nin kıblesindedir.Nefs-i Mutmainneyi bilenin lezzeti,mülhimeyi bileninkinden çoktur.Çünkü mutmainne,mülhimenin kıblesindedir.Nefs-i Raziye&#8217;yi bilenin lezzeti,mutmainneyi bileninkinden çoktur.O da mutmainnenin kıblesindedir.Nefs-i Marziyyeyi bilenin lezzeti,raziyyeyi bileninkinden çoktur.Çünkü o da Raziyye&#8217;nin kıblesindedir.</p>
<p>Nefs-i Safiyye&#8217;yi bilenin lezzeti de hepsinden çoktur.İşte bu nefsi bilmek,ayniyle Hakkı bilmektir.Çünkü Peygamber Aleyhisselam Efendimiz buyurmuştur: &#8220;Nefsini bilen Rabbını bilir.&#8221; yani nefsini bilen,o marifetle Rabbını da bilmiş olur.Yoksa nefsi bilmeden ayrı bir marifetle değil.Nefsi bilenin kıblesi Allah Teala&#8217;dır.Bu marifet anında kendisine: &#8220;Nereye yönelirseniz orada Allah&#8217;ın yüzü vardır.&#8221; (Bakara 115) ayetinin sırrı açılır.Allah kullarını bu bilgiye teşvik ederek buyuruyor: &#8220;Hayır işlerinde yarşınız.&#8221; (Bakara 148).</p>
<p>Yani ey Muhammed ümmeti isimlere ve sıfatlara bağlı bütün belirli maksatların menşeine,dünyevi ve uhrevi bütün arzuların kaynağına koşunuz.Dikkat ediniz o,Zat-i İlahi ve mutlak Vücut&#8217;tur.O öyle bir varlıktır ki o belirli maksatlar,görünüşü ve itibarı yönünden Sırf Vücut&#8217;tan başka bir şey koklamamışlardır.</p>
<p>Belirli isimlerin ve sıfatların gereğine göre nerede olursanız Allah size gelir.Yani bütün sıfatları tamamen kendinde toplayan Zat-i Buht (Allah) onların maksat ve gayeleri olan bu isim ve sıfatlardan doğan görüntüleri kaldırdıktan sonra tecelli eder. &#8220;O,her şey üzerinedir.&#8221; Başlangıç ve görünüşler itibariyle her şekilde görünür.Fakat zatını da gizler.Ama Maad (ahiret),zuhur ve zati tecellisi itibariyle de bütün görüntüleri ve çoklukları ortadan kaldırmaya &#8220;kadir&#8217;dir.&#8221; &#8220;Allah gerçeği söyler,O,yola iletir.&#8221;</p>
<p>Niyazî-i Mısrî &#8211; İrfan Sofraları,9.Sofra</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/bakara-148-ayet-isari-manasi-hakkinda/">Bakara 148.Ayet İşari Manası Hakkında</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/bakara-148-ayet-isari-manasi-hakkinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nefsin Mertebeleri</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/nefsin-mertebeleri/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/nefsin-mertebeleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Nov 2017 19:37:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmed Zahid Kotku]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs-i Emmare]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs-i Levvâme]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs-i Mülheme]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs-i Mardiyye]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs-i Mutmainne]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs-i Sâfiyye]]></category>
		<category><![CDATA[Nefsi Râdiyye]]></category>
		<category><![CDATA[Nefsin Mertebeleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=18999</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muhterem ve pek aziz kardeş, Insan olabilmek kadar güç bir şey yoktur. Kişi, zengin olabilir, âlim olabilir, yüksek makam sahibi olabilir. Fakat insanlık bambaşka bir şeydir. Diğerleri her ne kadar güzel şeylerse de “insanlık” yanında hiç kalırlar. Şimdi sana şu yazdıklarımın bir hülâsasını yapayım: 1- Nefs-i Emmâre Nefs-i Emmâre denilen bedbaht nefis, zenginleştikçe şımarır. Bilgisi arttıkça [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/nefsin-mertebeleri/">Nefsin Mertebeleri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/nefsin-mertebeleri/unnamed-2-2/" rel="attachment wp-att-19000"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-19000" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/unnamed-2.jpg" alt="" width="532" height="426" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/unnamed-2.jpg 532w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/unnamed-2-300x240.jpg 300w" sizes="(max-width: 532px) 100vw, 532px" /></a></p>
<p>Muhterem ve pek aziz kardeş,</p>
<p>Insan olabilmek kadar güç bir şey yoktur. Kişi, zengin olabilir, âlim olabilir, yüksek makam sahibi olabilir. Fakat insanlık bambaşka bir şeydir. Diğerleri her ne kadar güzel şeylerse de “insanlık” yanında hiç kalırlar. Şimdi sana şu yazdıklarımın bir hülâsasını yapayım:</p>
<p><strong>1- Nefs-i Emmâre</strong></p>
<p>Nefs-i Emmâre denilen bedbaht nefis, zenginleştikçe şımarır. Bilgisi arttıkça kibri, gururu da artar. Hele bir de makam sahibi olursa artık onun yanına varmak, sokulmak ne mümkün!</p>
<p>Bu nefs-i emmâre denilen habis nefsi bir çocuğun haline  benzetirsek, pek hatâ yapmayız zannederim. Çünkü çocuk,aklı ermediğinden dolayı her canının istediğini yapmaya çalışır. Haram bilmez, helâl bilmez, her bulduğunu yemekten çekinmez.Bu nefs-i emmâre oniki kötü huydan teşekkül eder.</p>
<p>Başı “küfür”, arkası “şirk”, “gaflet”, “cehâlet” ve bir de aslı, esası,kendini yaradana karşı kulluk vazifesi yâni ibâdeti yapmamak olan “büyüklenme”dir. Diğer kibir alâmetleri bu esasın yavrularıdır. O büyüdükçe bu yavrular da kendisi ile beraber büyür.Eğer ıslahına çalışmazsa böylece ölür gider. “Can çıkmayınca huy çıkmaz” dedikleri budur.</p>
<p><strong>2- Nefs-i Levvâme</strong></p>
<p>Bu oniki kötü huyun ikisi olan “şirk” ve “küfür”den ilim ve amel ile Hakk’ın hidâyetine mazhariyetle kurtulabilen kişi “nefs-i levvâme” ye geçer. Nefs-i levvâme ise diğer on kötü huyu üzerinde bulundurduğu için hiç de makbul bir nefis değildir. Kişi, arasıra kendisine gelen nedâmet ve pişmanlıklarla biraz intibah etse bile bu kötü huylar öyle kolayca atılabilmesi kabil olan şeyler değildirler ki, hemencecik iyi bir insan olsun.</p>
<p>Bu huyların herbirisini atmak; uzun riyâzetler, zikirler, ilme devam ve bir de Hakk’ın lûtfuna mazhariyetle mümkün olur ki, buna muvaffak olan bahtiyarlar nâdirâttandır desek câizdir.</p>
<p><strong>3- Nefs-i Mülheme</strong></p>
<p>Eğer Hak’kın izni ile yakasını bu nefs-i levvâmeden ve  onun çirkin hallerinden kurtarabilirse “nefs-i mülhime” ye geçmeye muvaffak olabilir. Nefs-i mülhime ise; ilim, tevâzu,sabır, tevbe, şükür, cömertlik, kanaat ve tahammül gibi sekiz büyük esasa bağlıdır.Ilimsiz olmaz. Tevâzu denilen şey, o da kendiliğinden olmaz. Her ne kadar tevbe etse de tevbesinde duramaz. Sabır<br />
denilen nimet kolay mı zannedersin?Herkesle geçinebilmek ve kimseyi incitmemek bu sabra bağlıdır. Sabrı olmayan kişi hemen herkesle kavga, gürültü yaparak ortalığın huzurunu kaçırır.</p>
<p>Şükür de nimetlerin büyüğüdür. Cenâb-ı Hak’kın sayısız verdiği nimetlere mukabil şükredebilirse “(Elbette sizi (n nimetinizi) artırırım)” (İbrahim: 7), sırrına mazhar<br />
olarak, nimetleri arttıkça artar.Sehâvet ise -ki, biz buna cömertlik diyoruz- bir meşiyyet-i İlâhiyye’dir. Öyle ki, sahibi fakir de olsa yemez yedirir; bu da ona yeter de artar. Kanaat da ayrı bir devlettir. İnsanın geliri<br />
çok olabilir. Fakat kanaat sahibi ise kanaati elden bırakmayarak artanları fakirlere verebilir.</p>
<p>Bu suretle zengin ile fakir arasında bir köprü kurulmuş olur. Fakirin gözü zenginin malında olmayacağı gibi, bu suretle ona hayır dua etmekten de kendini alamaz. Bu da o zengine yetmez mi? Halbuki bugün zengin ile fakir arasında aşılmaz bir uçurum vardır. Sebebi ise kanaatsizlik ile fakirleri gözlememektir. Bunu yapmadıkça da iptilâlardan kurtulmak mümkün değildir.</p>
<p>Sekizinci huy ise “tahammül”dür. Yâni başkalarından gelen ezâlara sabırla mukabele edip, eziyet edenleri mahcup duruma sokmaktır.Kendisini zemmedip kerih ve çirkin sözler söyleyen birine, Hasan Basrî Hazretleri gayet mümtaz hurmalardan bir tabak dolusu hurma ikram eder. Bunu alan o zavallı da yaptıklarına pişman olur ve özür diler. Eğer Hasan Basrî Hazretleri, kuvvet<br />
ve kudret sahibi bir bahtiyar olduğundan ona cezalar verseydi bu nedâmet ve pişmanlık olmazdı.</p>
<p><strong>4- Nefs-i Mutmainne</strong></p>
<p>Bu nefs-i mülheme, oldukça mühim güzel huyları câmi ise de ehl-i insaf, bunları da olgun insanlar arasına sokmamışlardır.Çünkü bunların ilmi var ise de amelleri kusurlu olduğundan olgun insanlar arasına sokulmamıştır. Eğer Allah Teâlâ’nın yardımı<br />
ile bunu da atlayabilirse &#8211; ki çok riyâzet ve ibâdete muhtaçtır nefs-i mutmainneye muafık olur. Nefs-i mutmainneye de ilim yanında amel de vardır. Sonra her hususta Hak’ka tevekkül eder,açlığa ve riyâzete devamla beraber ibâdetini de arttırır.</p>
<p>Derin düşüncelere dalar ve bu dalma ile envâ-ı çeşit elmas ve yakut misilli cevâhirleri toplar ve etrafındakilere de serper. Bu kadar güzel huy sahibi ve nefs-i mutmainne derecesine ulaşmasına rağmen, işin canı olan ihlâssızlık korkusu burada da mevcut olduğundan, her ne kadar kemâl mertebesine yaklaşmış ise de,kurtulup nefs-i râdiyyeye kavuşmaya çalışması lâzımdır.</p>
<p><strong>5- Nefsi Râdiyye</strong></p>
<p>Nefs-i râdiyye sahibi ihlâslı, boş konuşmaz, zikirle meşgul,zühd sahibi ve verâ denilen şüpheli şeylerden de son derece kaçıcı olur. Bu suretle de Cenâb-ı Hakk’ın sayısız ve çeşitli kerametlerine mazhar olur. Bu nefsin sahibine “ehl-i kemâl” demek yaraşır. Cenâb-ı Hakk cümlemize bu güzel huyları nasib eylesin. Âmin&#8230;</p>
<p><strong>6- Nefs-i Mardiyye</strong></p>
<p>Bundan sonraki nefis mertebesine, nefs-i mardiyye derler ki bu derecede, kul Allah’tan, Allah da kuldan razıdır. Bu mertebede olanlar Allah’tan gayriyi düşünmezler ve Allah’ın mahlûkuna lûtf ile muamele ederler. Gayeleri Allah Teâlâ’ya yakın olmaktır. O’nun yarattığı bütün eşyalardaki hikmetleri düşünür ve O’nun taksimine daima razı olduklarından, marifetullah kapısı da kendilerine açıktır.</p>
<p><strong>7- Nefs-i Sâfiyye</strong></p>
<p>Nefs-i Kâmile ve Sâliha dahî denir. Bu makam Hak’kın kulu ile olan makam-ı esrârdır, Peygamberler makamıdır.</p>
<p>Yâ Rab, şefâatlerine cümlemizi nail eyle.</p>
<div class="kno-ecr-pt kno-fb-ctx _sdf" data-local-attribute="d3bn" data-ved="0ahUKEwid8si-rMbXAhUGU1AKHcKiBGYQ3B0IMSgBMAA">Mehmed Zahid Kotku &#8211; Nefsin Terbiyesi,syf.297-300</div>
<div class="_gdf kno-fb-ctx"></div>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/nefsin-mertebeleri/">Nefsin Mertebeleri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/nefsin-mertebeleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
