<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Laisizm | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/laisizm/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 16 Sep 2017 12:45:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Laisizm | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Rönesans</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/ronesans-2/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/ronesans-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Feb 2016 18:57:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Batı Uygarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Greko- Romen uygarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Hümanizm]]></category>
		<category><![CDATA[Laisizm]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Rönesans]]></category>
		<category><![CDATA[Rene Guenon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=5877</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8216;&#8221;Çeşitli vesilelerle de söylediğimiz gibi, Rönesans aslında birçok şeyin ölümü olmuştur. Greko-Romen uy­garlığına dönmek bahanesiyle bu uygarlığın ancak dış kabuğu alınmıştır. Çünkü yazılı metinlerde yalnızca buyönü açıklanabilmişti. Dolayısıyle eksik onarımın zaten çok iğreti bir özelliği olabilirdi, çünkü yüzyıllardan beri gerçek hayatlarını yaşamayı bırakmış olan şekiller söz konusuydu. Ortaçağ&#8217;ın geleneksel bilimlerine gelince, bu çağda onlar, son [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ronesans-2/">Rönesans</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/ronesans-2/indir-4-22/" rel="attachment wp-att-10649"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-10649" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/04/indir-4-1.jpg" alt="Rönesans" width="414" height="235" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/04/indir-4-1.jpg 298w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/04/indir-4-1-296x169.jpg 296w" sizes="(max-width: 414px) 100vw, 414px" /></a></p>
<p>&#8216;&#8221;Çeşitli vesilelerle de söylediğimiz gibi, Rönesans aslında birçok şeyin ölümü olmuştur. Greko-Romen uy­garlığına dönmek bahanesiyle bu uygarlığın ancak dış kabuğu alınmıştır. Çünkü yazılı metinlerde yalnızca buyönü açıklanabilmişti. Dolayısıyle eksik onarımın zaten çok iğreti bir özelliği olabilirdi, çünkü yüzyıllardan beri gerçek hayatlarını yaşamayı bırakmış olan şekiller söz konusuydu.</p>
<p>Ortaçağ&#8217;ın geleneksel bilimlerine gelince, bu çağda onlar, son birkaç eser verdikten sonra, vaktiyle bir tufanla yok olan geçmiş uygarlıklar gibi, tamamen kaybolmuşlardır. Dolayısıyle bu kez, hiçbir şey onlarınyerini tutamamıştır. Artık geriye sadece &#8220;felsefe ve dindışı bilim&#8221;, yani gerçek entellektüalitenin inkârı, bilginin en alt düzeyde sınırlandırılması, hiçbir ilkeye bağlı olmayan olayların ampirik ve analitik incelenmesi, bir yığın an­lamsız ve belirsiz ayrıntılar içinde dağılma, durmadan birbirlerini çürüten asılsız varsayımların ve .Modern uygarlığın mevcut tek üstünlüğünü oluşturan pratik uygulamalar dışında hiçbir sonuca götürmeyen eksik görüşlerin birikimi kalmıştır. Kendi dışında her tür girişimi boğacak kadar gelişen bu üstünlük zaten çok az arzulanan, ayrıca bu uygarlığa salt maddeci bir özellik veren ve onu gerçekten bir canavar yapan bir üstünlük­tür.</p>
<p>Çok şaşırtıcı bir durum da, Ortaçağ uygarlığının hızla büsbütün unutulmaya terk edilmiş olmasıdır. XVII.yüzyıl insanları bile Ortaçağ hakkında en ufak bir kavrama sahip değildi. Ayrıca o çağdan kalan anıtlar, oinsanların gözünde ne entellektüel ne de estetik açıdanhiçbir şeyi simgelemiyordu. O süre içinde zihniyetin ne kadar değiştiğini buradan da anlayabiliriz.</p>
<p>Biz burada bu kadar radikal bir değişime yol açan faktörleri araştırmaya cağız. Kuşkusuz bunlar çok karmaşıktır. Gerçek niteliği zorunlu olarak çok gizemli olan, yönlendirici bir iradenin müdahelesi olmadan böyle bir değişimin kendiliğinden meydana gelebileceğini kabul etmek zordur. Bu bakım­dan aslında uzun zamandan beri bilindikleri halde, bazı şeyleri yeni buluşlarmış gibi sunarak, belli bir dönemde bunları halk arasında yaygınlaştırma gibi çok tuhaf durum­lar olmaktadır. Oysa bunların bilinmesi pek yarar sağla­mayacak bazı sakıncalar nedeniyle kamuoyunda o zamana kadar yaygınlaştırılmamıştı.</p>
<p>Ortaçağ&#8217;ı bir &#8220;karanlıklar&#8221;,cehalet ve barbarlık dönemi yapan efsanenin doğup gitgide gerçeklik kazanmış olması, ayrıca modernlerin ben­imsediği tarihin önceden düşünülmüş hiçbir fikir olmadan çarptırılmasına girişilmesi de oldukça gariptir. Ama busorunu incelemede daha ileri gitmeyeceğiz. Çünkü bu işhangi şekilde tamamlanmış olursa olsun, şimdilik bizi ençok bu sonucun tesbiti ilgilendirmektedir.Rönesansla birlikte ün kazanan ve modern uygar­lığın tüm programını önceden özetleyebilen bir kelime vardır: &#8220;Hümanizm&#8221;. Gerçekten de her şeyi insancıl boyutlara indirgemek, üst düzeydeki ilkeleri hesaba kat­mamak, simgesel olarak ifade edilirse, yeryüzünü fethet­mek bahanesiyle gökyüzünden yüz çevirmek söz konusuydu. Yolunu izlediklerini iddia ettikleri Yunanlılar bu anlamda en büyük entellektüel çöküş zamanlarında bile bu kadar ileri gitmemişlerdi. En azından çıkarcı kaygılan, modernlerde kısa zamanda görüldüğü gibi ilk plana geçmemişti hiçbir zaman. &#8220;Hümanizm&#8221; çağdaş &#8220;laisizm&#8221;in ilk şekliydi.</p>
<p>Ayrıca her şeyi doğrudan doğruya, kendisi amaç kabul edilen insanın ölçülerine indirgemek istendiğinden, sonunda insanda bulunabilecek en düşük seviyeye kadar aşama aşama inildi ve sadece insan tabiatının maddi yanına ait ihtiyaçların tatmin edilmesine çalışıldı. Boşuna bir çalışma! Çünkü insan tabiatı daima tatmin olabileceğinden daha fazla suni ihtiyaçlar yaratır.Modern dünya, bu ölümcül inişle uçurumun ta dibine mi inecek,yoksa Greko-latin uygarlığının çöküşünde olduğu gibi sürüklendiği uçurumun dibine varmadan önce bu defa da gene yeni bir diriliş mi ola­cak?</p>
<p>Öyle görünüyor ki yarı yolda duruş artık hiç mümkün değildir. Ayrıca geleneksel öğretilerce verilenbilgilere göre Kali-Yugahin son safhasına, bu &#8220;karanlıkçağ&#8221;ın en karanlık dönemine gerçekten girmiş durum­dayız. Çünkü gerekli olan basit bir doğrulma değil,bütünsel bir yenilenmedir. Her alanda bir düzensizlik vebir bunalım hüküm sürmektedir.</p>
<p>Eskiden görülmüş olan bunalımların sınırını aşan bir noktaya gelmiştir. Şimdiyse Batıdan başlayarak bütün dünyayı istila edecek gibi gözükmektedir. Çok iyi biliyoruz ki onların zaferi ancak geçici ve görünüştedir. Ama öyle bir aşamada, insanlığın güncel çevrim boyunca geçireceği en ciddi bunalım işareti de olabilir. Hindistan&#8217;ın kutsal kitaplarınca bildirilen&#8221;kastların karışacağı, ailenin bile artık olmayacağı&#8221; o korkunç döneme gelmedik mi? Bu durumun gerçekten dünyanın bugünkü durumu olduğunu anlamak, her yerde Incil&#8217;in &#8220;umutsuzluk belası&#8221; dediği derin düşkünlüğü görüp saptamak için, insanın çevresine şöyle bir bakması yeterlidir.Durumun ciddiyetini görmezlikten gelmemelidir. Hiçbir &#8220;iyimserlik&#8221; ya da &#8220;kötümserliğe&#8221;kapılmadan, onu olduğu gibi ele almak uygun olur.Çünkü, daha önce de söylediğimiz gibi, eski dünyanın sonu yeni bir dünyanın başlangıcı olacaktır</p>
<p>Rene Guenon,Modern Dünyanın Bunalımı</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ronesans-2/">Rönesans</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/ronesans-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Laisizm</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/laisizm/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/laisizm/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Sep 2014 18:05:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Yakın Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Batıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Laisizm]]></category>
		<category><![CDATA[Laisizm Nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[Laisizm Topluma Etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[M.Akif İnan]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Akif İnan]]></category>
		<category><![CDATA[Tanzimat Aydınları ve Laisizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=1673</guid>

					<description><![CDATA[<p>Laisizm,toplumumuzu etkilemesi, beyinleri değiştirmesi bir anda olmamıştır. Batıya ayak uydurmaya başlamamızla birlikle yavaş yavaş. adım adım bastığı yeri bilerek gelmiştir laisizm. Batı karşısında apışan, şaşıran Tanzimat aydını, “ne yardan ne serden” geçiyor, hem batılılaşmayı şart görüyor, hem de manevi değerlerimizin korunmasını istiyordu. İslam ahlak ve faziletinin savu-nusudur Tanzimatçı. Ama bununla birlikle Batılı bir düzen anlayışından [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/laisizm/">Laisizm</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="color: #141823;"><a href="http://ilimcephesi.com/laisizm/laisizm-420x301/" rel="attachment wp-att-17031"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-17031" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/09/laisizm-420x301-1.jpg" alt="" width="420" height="301" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/09/laisizm-420x301-1.jpg 420w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/09/laisizm-420x301-1-300x215.jpg 300w" sizes="(max-width: 420px) 100vw, 420px" /></a></p>
<p style="color: #141823;">Laisizm,toplumumuzu etkilemesi, beyinleri değiştirmesi bir anda olmamıştır. Batıya ayak uydurmaya başlamamızla birlikle yavaş yavaş. adım adım bastığı yeri bilerek gelmiştir laisizm.</p>
<p style="color: #141823;">Batı karşısında apışan, şaşıran Tanzimat aydını, “ne yardan ne serden” geçiyor, hem batılılaşmayı şart görüyor, hem de manevi değerlerimizin korunmasını istiyordu. İslam ahlak ve faziletinin savu-nusudur Tanzimatçı. Ama bununla birlikle Batılı bir düzen anlayışından yanadır. O, Batı düzenini, Batı uygarlığının özel bir realitesi olarak idrak edemiyordu. Bu düzeni beşeriyetin ulaştığı tabii bir doruk olarak göruyordu. Bizim bu noktaya neden varamadıgımızın esefi içersindeydi.</p>
<p style="color: #141823;">Tanzimatçıların en muhafazakârları, yani İslamiyet’e en saygılı olanları bile batının düzenine hayrandır. Onu, İslam uygarlığının düzen biçimine aykırı görmemiştir. Hatta Batı uygarlığının, İslam&#8217;dan yararlanarak geliştirildiği inancındadır. “Avrupalı, medeniyeti bizden almıştır” düşüncesinden kalkarak Batı uygarlığını “Mü’minin kay- bolmuş malı” saymışlardır. Onların ticari alışverişteki dogruluklarından, işlerine yalan dolan karıştırmadıkların bahis açarak, bütün bu faziletlerin gerçekle İslam&#8217;a ait olduğunu, İslam&#8217;dan alındığını söyleyerek propaganda etmişlerdir.</p>
<p style="color: #141823;">Banlar ,laik bir toplum oluşturmanın merhaleleridir hep.“Batının ilmini, fennini alalım, fakat inancımızdan fedakârlık etmeyelim&#8221;zihniyeti gide gide sevmeye başladığımızın; onun hayatını, insanını idealize ettiğimizin kesinleştiğini ifade eder.</p>
<p style="color: #141823;">Aydınımız, ilerlemiş olmanın yani “terakki etmenin&#8221; ancak ba-tılaşma ile mümkün olacağına inanınca ‘Vazgeçemediği yar&#8217; olan İslamı, Batılı olmamızı engellemeyen bir inanç olarak göstermeye kullanmıştır.İşte onların &#8220;Din terakkiye mani değildir&#8217;’ diye klişe haline getirdikleri cümlenin altına bu mana yatar. Yani dinimiz, batılılaşmaya karşı değildir,diyorlardı.İslamın ilmi teşvik ettiğine dair birçok ayetleri,hadisleri hep bu fikirleri ispat yolunda kullanıyorlardı.-</p>
<p style="color: #141823;">Bu,İslamı Batılılaşmayı uydurmanın ta kendisiydi. İslamı savunuyormuş gibi bir görüntü içerisinde, milleti batıya yakınlaştırmanın bir eylemiydi bu. Bazı batılıların ve batıcıların İslâmî toplumumuzun ilerlemesine engel gibi göstermelerini bahane ederek bu yolda yazılara yazıyor, eserler oluşturuyordu Tanzimatçılarımız. Namık Kemal&#8217;in “Renan Müdafaanamesi” bu fikrin ve inancın eseridir, Bu kitapta &#8220;İslamın terakkiye mani olmadığı&#8221;na İslam ahlak ve faziletinin Övgüsüne dair ne arasanız bulabilirsiniz.</p>
<p style="color: #141823;">Ziya Paşa da demiyor muydu ki:</p>
<p style="color: #141823;">“İslam imiş devlete pâ-bendi terakki<br />
Evvel yog idi iş bu rivayet yeni çıktı”</p>
<p style="color: #141823;">“İslam ümmetındeniz” ama “Türk milletindeniz” ve de “Garp medeniyetindeniz” düsturu, Tanzimatçılardan sonra gelen bir düsturdur. Uygarlık olarak batıya geçişimizin, daha doğrusu batının düzen anlayışıyla yetinmeyerek onun uygarlığını da almanın gerekliliğini ilandır.</p>
<p style="color: #141823;">Görüldüğü gibi Batıcılık ve onun temel devlet felsefesi olan laisizm öyle birden bire gelivermedi. Hilafetin kaldırılması, laik bir devlet kurulaması yolunda yapılan çalışmalar, daha önceki bu kabil faaliyetlerin geliştirdiği bir alan üzerine gelip oturmuştur, öyle bir alan geliştirildi ki, laik bir cumhuriyet kurulması tasarısı, hilafetin İslam&#8217;dan olmadığına dair bizzat bazı “din adamlarından fetvalar alabilecek “din bilginleri” bile sahip olmuştu. Açın eski meclis zabıtlarını da görün nice ‘‘müderris” efendilerin, hilafeti İslama aykırı bir müessese sayıp onun bir bid’at olduğuna dair yaptıkları meclis konuşmalarını.</p>
<p style="color: #141823;">M.Akif İnan, Din ve Uygarlık</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/laisizm/">Laisizm</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/laisizm/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
