<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kurban | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/kurban/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Fri, 02 Sep 2016 15:27:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Kurban | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İslam&#8217;da Kurban Kesmenin Metafizik Temelleri</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/islamda-kurban-kesmenin-metafizik-temelleri/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/islamda-kurban-kesmenin-metafizik-temelleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2015 11:56:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslam'da Kurban Kesmenin Metafizik Temelleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Murat Daryal]]></category>
		<category><![CDATA[Hz İbrahim'in Oğlunu Kurban Etme Teşebbüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Kurban]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=7141</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; İslam&#8217;da kurban kesme vakıasını, tarihî menşeinden itibaren günümüze kadarki seyrinde herhalde üç merhaleye ayırmak mümkündür: 1-Hz. İbrahim&#8217;in kendi oğlunu Allah&#8217;a kurban etme teşebbüsü. 2-Bu teşebbüsün yine bizzat Allah tarafından durdurularak Hz. İsmail&#8217;in yerine bir koçun gönderilmesi. Bu ikinci merhalede dikkat edilirse kurban eden aynı kalmış, fakat kurban edilen değişmiştir ki, bu da intikal devresidir. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/islamda-kurban-kesmenin-metafizik-temelleri/">İslam’da Kurban Kesmenin Metafizik Temelleri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/indir-27.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-7172" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/indir-27.jpg" alt="İslam'da Kurban Kesmenin Metafizik Temelleri" width="355" height="230" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İslam&#8217;da kurban kesme vakıasını, tarihî menşeinden itibaren günümüze kadarki seyrinde herhalde üç merhaleye ayırmak mümkündür:</p>
<p><strong>1-</strong>Hz. İbrahim&#8217;in kendi oğlunu Allah&#8217;a kurban etme teşebbüsü.</p>
<p><strong>2-</strong>Bu teşebbüsün yine bizzat Allah tarafından durdurularak Hz. İsmail&#8217;in yerine bir koçun gönderilmesi. Bu ikinci merhalede dikkat edilirse kurban eden aynı kalmış, fakat kurban edilen değişmiştir ki, bu da intikal devresidir.</p>
<p><strong>3-</strong>Son merhalede, yani bizlerde ise, hem kurban eden değişmiştir ve hem de kurban edilen.</p>
<p>Bilindiği gibi kurbanın tarihi İslamiyette Hz. İbrahim (as) oğlu Hz. İsmail (as)&#8217;ı kurban etme teşebbüsü ile başlar. Sonra bu teşebbüs, bizzat Allah tarafından Hz. İsmail&#8217;in yerine bir koç kurban edilmesi şekline çevrilir. Daha sonra da bizlerde koyun kurban etme şeklinde devam eder.</p>
<p>Hal böyle olunca, karşımıza halledilmesi gereken yeni bir takım meseleler çıkmaktadır.</p>
<p><strong>1) </strong>Hz. İbrahim&#8217;in öz evladı olan Hz. İsmail ile olan baba-oğul münasebetine karşılık, Allah tarafından oğlunun yerine gönderilen koç arasındaki benzerlikler, başka bir deyişle baba-evlat ile sahip-koç arasındaki münasebetin ayrı tarafları belli olmakla beraber, bir ve aynı olan tarafları nelerdir?</p>
<p>Hz. İbrahim (as)&#8217;ın kurban olarak evladını seçmesi tesadüfi değildir. Bunu, yani bu seçişi sadece sevgi ile değerlendirmek de mümkün değildir. Çünkü insan pekala ailesini de evladı kadar, belki de daha fazla sevebilir. Böyle olabileceği halde, Hz. İbrahim (as)&#8217;ın kendi öz evladını seçmesinde daha başka hikmetlerin var olacağı muhakkaktır.</p>
<p>Ana-baba ile evlat arasında sadece manevi bir bağ olan &#8220;sevgi&#8221; den başka maddi bakımdan da kuvvetli bir bağ mevcuttur. Zira evlat, ana-babanın maddi varlıklarının bir neticesi ve yine onların maddî ve manevî bir devamıdır. Hal böyle olunca, baba ve ananın kendi manevi varlıklarının bir devamı olan evlatlarını kurban etmeye razı olmaları, bir bakıma kendilerini, kendi öz varlıklarını fedaya razı olmaları demektir.</p>
<p>Koç ile sahibi arasında da tamamen aynı münasebetler mevcuttur.<strong> </strong>Koyun madde, yani para karşılığı alınıp kesilmekte ve eti de bir kısmı evde bırakılmak üzere fakir-fukara, eşe-dosta hediye edilmektedir. Bir insanın zaman ve emek (yani güç ve enerji) olarak kendi ömründen bir parçasını teşkil eden, yani onun geçen ömründen bir kısmı demek olan para ile koyun alarak kesmeye razı olması, zaman ve emek sarf etmek suretiyle kendinden bir parça haline gelen evladını kesmeye razı olması ve daha kısacası kendini kurban gibi feda etmeye razı manasına gelir. Yine insanın kendi maddi varlığından bir kısmını vererek kazandığı para ile arasında maddi bağlantı olduğu gibi, aynı zamanda ömrünün bir kısmı demek olan para ile manevi bir bağlantı, bir sevgi bağlantısı da mevcuttur. Çünkü o para, o insanın ömrünün bir kısmını temsil etmektedir. Kısacası para, insanın evladı gibi, hem maddi ve hem de manevi olmak üzere her iki tarafının da tamamlayıcısıdır ve onlar öldükten sonra da iyi veya kötü olarak tıpkı evlat gibi onların bir devamcısıdır. Bu gerekçeler iledir ki, Hz. İbrahim (as)&#8217;ın evladı Hz. İsmail (as)&#8217;ı kurban etme teşebbüsü bizlerde kendi alnımızın teri ile helalinden kazandığımız para karşılığı aldığımız koyun, kurban etme şeklinde devam ede gelmektedir.</p>
<p>Gerek Hz. İbrahim&#8217;in evladı Hz. İsmail&#8217;i kurban etme teşebbüsü ve gerekse bizlerin koyun kurban etme gayretlerimiz, madde üstü olup manevi sahaya giren sevgiyi de kademelere ve merhalelere ayırmaktadır. Allah Teâlâ, Hz. İbrahim&#8217;in kıssasıyla kendi sevgisinin insanlara saadet ve selamet getireceğini ve ancak kendi sevgisinin insanlığı, düştüğü girdap ve felaketlerden kurtaracağını anlatmak istemektedir.</p>
<p>Hz. İbrahim&#8217;in evladı Hz. İsmail&#8217;i kurban etme teşebbüsünde Hz. İbrahim&#8217;in hareket noktası Allah aşkı idi. Allah aşkının Hz. İbrahim&#8217;deki tezahür ve tecellisi idi. Allah aşkıyla başlayan kurban kesme vakıası, bizlerde Allah  aşkına  teveccüh etme (yönelme) şeklinde  devam etmektedir.<strong>2) </strong>Hz. İbrahim&#8217;in oğlu Hz. İsmail ile olan münasebetine karşılık, bizlerin koyun ile olan münasebetimiz arasında ne gibi benzerlikler ve ne gibi bir ve aynı olan hususiyetler vardır?</p>
<p>Gerek Hz. İbrahim&#8217;in evladı Hz. İsmail&#8217;i kurban etme teşebbüsü ve gerekse bizlerin koyun kurban etme gayretlerimiz, madde üstü olup manevi sahaya giren sevgiyi de kademelere ve merhalelere ayırmaktadır. Allah Teâlâ, Hz. İbrahim&#8217;in kıssasıyla kendi sevgisinin insanlara saadet ve selamet getireceğini ve ancak kendi sevgisinin insanlığı, düştüğü girdap ve felaketlerden kurtaracağını anlatmak istemektedir.</p>
<p>Hz. İbrahim&#8217;in, evladı Hz. İsmail&#8217;i kurban etme teşebbüsünde hareket noktası, kemaliyle sahip olduğu ilahî sevgi idi. İşte bunun için evladını kurban etmeye lüzum hasıl olmadı ve bu aynı sevgi, bir kurtarıcı olarak tecellî etti. Buna karşılık bizlerde ise, layıkı veçhile sahip olmadığımız ilahî sevgiye nail olabilmek için para, mal, mülk gibi ikinci-üçüncü dereceden bir takım sevgilerimizi bu ilahî sevgiye feda edebilmek gayretinden başka bir şey değildir. Bu da pekala göstermektedir ki, ikinci, üçüncü veya daha aşağı dereceden de olsa herhangi bir sevginin gayret, çalışmak ve fedakarlık sonucu en üst sevgi, ideal sevgi, yani ilahî sevgiye inkılap edip dönüşeceğini göstermektedir.  Yoksa Allah Teâlâ kestiğimiz veya keseceğimiz kurbanların kanından ve etinden müstağnidir. Bu kestiğimiz kurbanların, Allah Teâlâ&#8217;ya   karşı beslediğimiz sevgi ve muhabbetin artmasına hizmet etmekten başka hiç bir değeri yoktur.</p>
<p>Bunlara ilaveten koyun, hem bizzat kendi varlığıyla ve hem de alındığı karşılık itibariyle maddedir, maddeyi temsil etmektedir.</p>
<p><strong>1-</strong> Onu almak için para kazanmak gayesiyle sarf ettiğimiz enerji-güç-kuvvet itibariyle maddedir.</p>
<p><strong>2-</strong> Enerji karşılığında kazandığımız ve alırken de vermek mecburiyetinde olduğumuz &#8220;PARA&#8221; itibariyle maddedir.</p>
<p><strong>3-</strong> Ve nihayet sırf kendi varlığı itibariyle maddedir. Hal  böyle olunca, Kurban bayramının gelmesiyle, Allah  rızası için  kurban kesmemiz, maddeyi üç haliyle, enerji-para-varlık olarak  kendi nefsinde toplamış olan koyunu, yani maddeyi Allah rızasına, yani manaya tamamen feda etmemizden başka bir şey değildir.</p>
<p>Burada dikkat edilirse, potansiyel halindeki enerjiyi harekete geçirip ona istikamet veren, şekil veren Allah rızasıdır, Allah sevgisidir. Canı et isteyen bir kimsenin bir koyun alıp kesip yediğini düşünelim. Burada ilk hareket noktası, yani et ihtiyacı, fizyolojik (bedenle ilgili) bir ihtiyaçtır, yani maddi bir ihtiyaçtır. Bunu alıp kesip yemekle de, bu ihtiyaç giderilmiştir. Halbuki kurban vakıasında durum, hiç de böyle değildir. Başlayış ve bitiş madde değildir, bilakis madde üstüdür. Maddenin manaya feda edilişi, zannedildiğinden çok daha fazla değer taşımaktadır. Zira İslam&#8217;dan önce müşrikler, putları uğruna yaptıkları kurbanları, putlarının dibinde keserlerdi.</p>
<p>Böylece her ikisi de maddenin birer temsilcisi olarak bu insanların beş duygusuna hitap ederdi. Fakat bu insanlar, maddeyi kendi aralarında kademelere, sıralamalara ayırdıklarından, madde olan kurbanın yine madde olan puta kurban edilişinde hiçbir fevkaladelik görmezlerdi. İşte İslam&#8217;ın gelmesiyle, bu maddeden kurtuluş bir anda gerçekleşmiş ve insanlar maddenin dar sınırını bir anda aşabilmişlerdir.</p>
<p>İslam&#8217;dan çok önce, daha binlerce yıl önce, insanları maddenin dar sınırlarından ve belirli kalıplarından kurtarıp onları fikren ve ruhen yepyeni ufuklara yöneltmek için en büyük atılımı, insanı dehşete düşüren en büyük fedakarlığı, insanların bu hususa dikkatini çekmek için Hz. İbrahim (as) ve O&#8217;nun saygıdeğer oğlu Hz. İsmail (as) yapmıştır. Yapılan bu fedakarlık, insanları gözün dar zaviyesinden kurtarmış ve insanları daha büyük âlemler aramaya teşvik etmiştir. Bu da bir çok yeni keşiflerin, yeni buluşların ve modern ilmin nüvesini teşkil etmiştir.</p>
<p>İlave edelim ki, mananın maddeye tercihi, namazda da mevcuttur. Maddeyi temsil eden başın en büyük mana olan Allah Teâlâ&#8217;nın karşısında eğilmesidir. İzah edilmediği takdirde, bir yabancının bu hali anlayamaması da bundandır. Çünkü secde eden bir insanın karşısında madde olarak hiçbir şey, ama hiçbir şey yoktur. Fakat namaz kılan bir Müslüman gözleriyle görmediği, inandığı bir tek varlık önünde rahat rahat eğilebilmekte ve secde edebilmektedir. Bunu da gayet tabii, gayet normal görmekte ve hiçbir şekilde yadırgamamaktadır. Bu da aliminden cahiline kadar herkesin bu metafizik meseleleri ne kadar iyi kavradığını çok iyi bir şekilde dile getirmektedir.</p>
<p>Bunlardan başka yine bu kurban vakıasının cemiyet içerisinde pek çok tarafı vardır. Etinden ve yününden konu komşunun, fakir fukaranın istifade etmesi gibi. Göze ilk bakışta cüzî gibi görünen bu kurban etinden fakir fukaranın istifade etmesi meselesi, ciddi olarak hesaplanırsa, hiç de küçümsenmeyecek neticelerin alınacağı muhakkaktır. İşte bu küçücük bir vakıa bile, ilahî sevginin her yerde herkese iyilikten başka hiçbir şey getirmeyeceğini gösterir. Nitekim canı et istediği için bir koyun alıp da kesen bir kimsenin bu koyunun etini kendi boğazından keserek fakir fukaraya dağıttığı pek görülmüş hadiselerden değildir. Bu kimsenin hareket noktası fizyolojik ihtiyaçtır. Halbuki kurban kesen bir kimsenin hareket noktası ise Allah sevgisidir.</p>
<p>Çalışıp didinip alnının teri ile ayda 1.800 Lira alan ve Kurban bayramının gelmesi ile bu aldığı paranın yarısını teşkil eden 900 Lira karşılığında bir koyun alıp Allah rızası için kurban eden bir Müslüman düşünelim. Tabiidir ki, böyle bir kimse bu koyunu kestikten sonra, bir kısmını çoluk çocuğuna, bir kısmını ise akraba ve taallukâtına ve diğer kısmını da fakir fukaraya vermek üzere üç kısma bölecektir. Koyunu 900 Lira&#8217;ya almış olduğuna göre, 300 Lira&#8217;sı eve çoluk çocuğuna, 300 Lira&#8217;sı akrabalarına, eşine dostuna, nihayet son 300 Lira&#8217;sı da fakir fukaraya gidecektir. Dikkat edilecek olursa, bu kimse, sırf akrabalarına hediye ettiği etin karşılığı olan 300 lira için tam beş gün sabahtan akşama kadar yaz kış, soğuk sıcak demeden çalışmış çabalamıştır ve bu parayı kazanmıştır.</p>
<p>Sabahleyin evinden çıkıp işine giden ve işinde akşama kadar bıkmadan usanmadan çalışan ve bu emeği karşılığı aldığı para ile aldığı koyunun etini akrabalarına gönderen bu kimse, onları hatırlamış, onlara olan sevgi ve bağlılığını isbat etmiş ve nihayet onları ziyaret etmiş durumdadır.İslam&#8217;da sıla-i rahim, akrabaları ziyaret esası vardır. Burada dikkat edilecek olursa, gerek akrabalarını ziyaret eden kimse ve gerekse onlara kurban eti gönderen kimsenin tâbi oldukları formüller aynıdır. Yani, bu iki çeşit insan da akrabalarına aynı şeyleri vermişlerdir.</p>
<p>Netice olarak şunu söyleyebiliriz ki; 900 Lira&#8217;ya bir koyun alarak bunun üçte birini akrabalarına hediye eden bir kimse ömründen tam beş gününü zaman ve enerji olarak onlara adamış,  onlara feda etmiş, dolayısıyla kendi varlığından onlara bir şeyler vermiş ve böylece hem onları hatırlamış hem onlara sevgi ve bağlılığını göstermiş ve hem de onları ziyaret etmiş, onları yoklamış ve bir sıkıntıya düşerlerse onlara elinden gelen yardımı yapacağını, her fedakarlığı göstereceğini ima yoluyla hissettirmiş durumundadır.</p>
<p>Fakir-fukaraya dağıtılan son üçte bire gelince: Böyle bir kimse, bu son üçte bir için de yine yukarda anlatıldığı gibi, bütünüyle ömrünün tam beş gününü bu fakir-fukaraya adamış, feda etmiş durumdadır. İnsanlar hizmet ettikleri varlıklara tepeden bakamazlar. Bunu isteseler de yapamazlar, daha doğrusu beceremezler. Zira hizmet sevgi getirir, yoksa boş bir gurur değil. Bunlardan başka, bu fakir-fukaraya dağıtılan bu etlerin onların gıdaları, beslenmeleri ve geçimleri üzerinde de fazlasıyla müsbet yönden tesirli olacağını ve birçok faydalar sağlayacağını belirtmek kurbanın diğer faydalarını görmek açısından herhalde kâfi gelecektir.</p>
<p>Yine bu kurbanın gelişigüzel olmayıp senenin muayyen günlerinde kesilmesi de, diğer ibadetlerde olduğu gibi, bu ibadette de Müslümanlar arası birlik ve beraberlik içinde olmanın lüzumunu göstermektedir.</p>
<p>İslamiyet, bütün canlılara karşı bizlere daima şefkat ve merhamet emreder. Kurbana gelince, bizlerin şefkat ve merhamet üzerine dikkatimizi daha fazla çeker ve bu hususta bizlere daha fazla tavsiyelerde bulunur. Bu da bizlere açıkça göstermektedir ki, canlı varlıklar ve hatta cansız varlıklar gayeleri kadar değerlidirler. Nitekim gerek eti için ve gerekse kurban için olsun, her iki halde de koyun kesilmektedir. Yalnız bunları birbirinden ayıran ve birini diğerinden daha üstün kılan şey, kesilişlerindeki gayedir. Kaldı ki, bu gaye de koyunun bizatihi kendinden gelmemektedir. Bilakis insanların niyetleri bu kendi malları olan koyunlar üzerinde bu kadar farklılık doğurursa, bu niyetleri taşıyan insanların bizzat kendilerinde ne derece farklılık doğuracağını bu küçücük misalden hesap edip çıkarmak herhalde mümkündür ve yine de, bu misalden hareket ederek kendi niyetlerimiz üzerine eğilerek, onlara en mükemmel şeklini vermeye çalışmamız da her halde şarttır.</p>
<p>Ali Murat Daryal &#8211; İslamda İbadetlerin Sosyo-Psikolojik Temelleri</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/islamda-kurban-kesmenin-metafizik-temelleri/">İslam’da Kurban Kesmenin Metafizik Temelleri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/islamda-kurban-kesmenin-metafizik-temelleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Filozoflardan Sözler:Pisagor</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/filozoflardan-sozlerpisagor/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/filozoflardan-sozlerpisagor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2015 17:04:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikmetli Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[İbn Fatik]]></category>
		<category><![CDATA[Şemseddin Şehrezuri]]></category>
		<category><![CDATA[Filozoflardan Sözler:Pisagor]]></category>
		<category><![CDATA[Kurban]]></category>
		<category><![CDATA[Pisagor]]></category>
		<category><![CDATA[Pisagor'dan Tavsiyeler]]></category>
		<category><![CDATA[Talep]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=3048</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kişi, Allah’a sunduğu kurbanlar ile O’na ikramda bulunmuş olmaz. Fakat Allah’a layık-ı vech ile inanmak, O’na verilen değerin bir göster­gesi olarak yeterlidir. &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211; Gündüz yaptığın işleri [bir film şeridi gibi] gözünün önünden geçirme­den uykuya dalma. Böylece hatalı davranışlarını, yapmaman gerekirken yaptığın şeyleri ve yapman gerektiği hâlde yapmadıklarını tespit eder­sin, Bir kötülük yaptığında bu, seni korkutsun. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/filozoflardan-sozlerpisagor/">Filozoflardan Sözler:Pisagor</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/hikmetli-sozler.jpg"><img decoding="async" class=" wp-image-4446 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/hikmetli-sozler-300x156.jpg" alt="hikmetli-sozler" width="358" height="186" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/hikmetli-sozler-300x156.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/hikmetli-sozler.jpg 555w" sizes="(max-width: 358px) 100vw, 358px" /></a></p>
<p>Kişi, Allah’a sunduğu kurbanlar ile O’na ikramda bulunmuş olmaz. Fakat Allah’a layık-ı vech ile inanmak, O’na verilen değerin bir göster­gesi olarak yeterlidir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Gündüz yaptığın işleri [bir film şeridi gibi] gözünün önünden geçirme­den uykuya dalma. Böylece hatalı davranışlarını, yapmaman gerekirken yaptığın şeyleri ve yapman gerektiği hâlde yapmadıklarını tespit eder­sin, Bir kötülük yaptığında bu, seni korkutsun. İyi bir şey yaptığında bu da seni memnun etsin. Böylece, seni ilâhî erdeme yaklaştıracak yola hazırlamış olursun.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>İnsanlar arasından seçim yaparken sözlerine değil, davranışlarına bak. Çünkü insanların genelinin sözleri doğru, davranışları ise çirkindir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Talep ettiğin övgüye değer şeyler hakkında hüsn-i zannın yoksa onu elde etsen bile haz alamazsın. Bundan dolayı kişinin yerilen şeyler hak­kında da sû-i zan etmesi gerekir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Pisagor öğrencilerine şöyle demiştir: “Eşyadan sevdiklerinizi (sırf sevi­yor olduğunuz için) talep etmeyin. Aksine özü itibarıyla sevilmeye de­ğer olan şeyleri sevin.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Pisagor,ders  kürsüsüne oturunca şu yedi şeyi tavsiye ederdi:</p>
<p>1) Terzilerinizi düzeltin ve ağırlıklarını bilin</p>
<p>2)Hatayı düzeltin ki selamet size eşlik etsin.</p>
<p>3)Bıçağın kestiğini gördüğünüz yerde ateş tutuşturmayın.</p>
<p>4)Arzularınızı dengeleyin ki sağlığınız daim olsun.</p>
<p>5)Adil davranın ki sevgi sizi çepeçevre kuşatsın.</p>
<p>6)Zamana karşı tavrınız ,sizi yönetip(günü gelince) görevden alınan valilere olan tavrınız gibi olsun.</p>
<p>7) Beden ve nefislerinizi lükse alıştırmayın ki <em>zor</em> zamanda sizi yan yolda bırakmasınlar.</p>
<p>Kaynak:</p>
<p>İbn Fatik,Hikmetli Sözler</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Pisagor hikmetini sembollerle ifade edip onu gizlemiştir. Onun rumuzlu sözlerinden birkaçı şöyledir: “Sevinçlerde aşırıya kaçma”; yani aşırılıktan uzak dur. “Ateşi bıçakla hareket ettirme, çünkü bıçak ateşte bir defa zaten ısınmıştır.”; yani öfkeli kişi yanında onu iyice öfkeye sevk eden sözlerden sakın, yangına körükle gitme. “Fakirlik üzere oturma”; yani tembellik içinde yaşama, “Aslanların ormanından geçme”; yani çirkin görüşlere uyma. “Kır­langıçlar yuva yapmaz”; yani dillerini tutamayan iş görmezlere uyma. “Yük sadece taşıyana bırakılmaz, fakat onu taşımasına yardım edilir”; yani kimse erdem ve ibadetlerde nefsinin görevlerini unutmasın. “Yüzüklerin taşlarına meleklerin sembolleri işlenmez”; yani İlâhî ilimlere ait sırlar hakkındaki dini inançlarını cahillerin yanında açıklama.!</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>“Hikmet hassaten Allah’a aittir. Bu sebeple hikmet sevgisi Allah Teâlâ’yı sevmeyle ilişkilidir. Allah’ı seven onun sevdiklerini yapar.Onun sevdiklerini yapan ona yaklaşır. Ona yaklaşan ise necat bulur ve kurtulur.&#8217;</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>“Ne tek başınayken, ne de başkalarıyla birlikte çirkin bir iş yapmaktan sakın. Utancın başkalarından daha çok kendinden olsun.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
“Ne elindeki malın değeri konusunda hiçbir uzmanlığı olmayan kişi gibi savurgan ol ne de eli sıkı ol. Sonra özgürlüğünü kaybedersin. Bütün işlerin en iyisi orta yolu tutmaktır.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
&#8216;“Bütün hayatın boyunca düşüncen konusunda uyanık ol; çünkü düşüncenin uyuşukluğu ölümle aynı cinstendir.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>“Gündüzünde yaptığın işleri evirip çevirip değerlendirmedennin uyumasına müsaade etme. Böylece eğer hatalı davranmışsan hatalı olduğun durumu, yapmaman gerektiği halde yaptığın ve yapman gerektiği hâlde yapmadığın fiillerini bilirsin.Her ne zaman bir kötülük yaparsan bu seni ürkütsün. Her ne zaman iyi bir şey yaparsan bu seni mutlu etsin. Çünkü bu seni İlâhî erdeme yaklaştıracak şeye hazırlamış olur. Evet, gerçekten; değişmez tabiattan bize dörtlü pınarı bağışlayan [Allah] a yemin olsun ki bu böyledir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
“insan seçiminde sözlerindense özellikle davranışlarına bak. Çünkü insanların genelinin tasarrufları kötü, söylemleri güçlüdür; eylemleri çirkin, sözleri güzeldir.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
“İnsanın hata etmemesi ne kadar güzeldir! Eğer hata ederse hata ettiğini bilmesi ve bir daha tekrarlamamaya hırslanması ne kadar da yararlıdır!”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
“insana yaraşan gerekeni yapmasıdır, arzu ettiğini değil.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
“insanların iyi ya da kötü bir sözünü duyunca hemen gocunma; sözü dinleyen olmaktan imtinayı kendine yük etme. Bir yalan duyunca da kendini sabretmeye alıştır.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
“Yapmadan önce imâl-i fîkr eyle.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
“Nasıl ki hasta, hastalık belirtilerini doktora doğru bir şekilde söylemediğinde doktor onu tedavi edemezse aynı şekilde kişi kendi lehine ve aleyhine olan şeyleri kendine doğru bir şekilde itiraf etmediğinde yakın ve uzak sevgileri de ona yönelmez.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
“Düşmanın çokluğu rahatı azaltır.”</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Kaynak:Şemseddin Şehrezuri – Nüzhetü-l Ervah</p>
<p>T.C Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/filozoflardan-sozlerpisagor/">Filozoflardan Sözler:Pisagor</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/filozoflardan-sozlerpisagor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurban Keserken Tekbir Getirmenin Manası</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/kurban-keserken-tekbir-getirmenin-manasi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/kurban-keserken-tekbir-getirmenin-manasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2015 23:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Kurban]]></category>
		<category><![CDATA[Kurban Keserken Tekbir Getirmenin Manası]]></category>
		<category><![CDATA[Tekbir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=3674</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tekbir getirince kurbanlık koç gibi alemden çıktılar. Ey ulu tekbirin manası şudur: Yarabbi huzurunda kurbanız. Koyun keserken “ Allahu ekber-Allah uludur” dersin ya o geberesi nefsi keserken de bu söz söylenir. Allahu ekber de,de o şom nefsin başını kes, kes de can, mahvolmaktan kurtulsun. Ten İsmail’e benzer can Halil’e can bu semiz bedeni yaptırdı da [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kurban-keserken-tekbir-getirmenin-manasi/">Kurban Keserken Tekbir Getirmenin Manası</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/kurban-keserken-tekbir-getirmenin-manasi/kurban-kesmek-250x250/" rel="attachment wp-att-12701"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-12701" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/02/kurban-kesmek-250x250-1.jpg" alt="Kurban Keserken Tekbir Getirmenin Manası" width="250" height="250" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/02/kurban-kesmek-250x250-1.jpg 250w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/02/kurban-kesmek-250x250-1-100x100.jpg 100w" sizes="(max-width: 250px) 100vw, 250px" /></a></p>
<p>Tekbir getirince kurbanlık koç gibi alemden çıktılar. Ey ulu tekbirin manası şudur:</p>
<p>Yarabbi huzurunda kurbanız. Koyun keserken “ Allahu ekber-Allah uludur” dersin ya o geberesi nefsi keserken de bu söz söylenir. Allahu ekber de,de o şom nefsin başını kes, kes de can, mahvolmaktan kurtulsun. Ten İsmail’e benzer can Halil’e can bu semiz bedeni yaptırdı da tekbir getirdi mi,</p>
<p>Ten kesilir, şehvetlerden hırslardan kurtulur. Besmeleyle kesilmiş temiz bir kurban haline gelir. Kıyamette olduğu gibi Hak huzurunda saf kurulur, hesaba, Allah ile konuşup görüşmeye girişilir. Allah huzurunda, gözyaşları dökerek ayakta durmak, kıyamet gününde kabirden kalkıp mahşer yerinde dikilmeye benzer.</p>
<p>Hak, “ Sana bunca zamandır mühlet verdim, bana ne getirdin? Ömrünü neyle bitirdin, verdiğin gıdayı, ihsan ettiğim kuvveti ne uğruna mahvettin, gözünün nurunu nerelerde tükettin, beş duygunu nerelerde yıprattın? Gözünü, kulağını, aklını, arşa ait bütün cevherlerini harcadın. Ferş aleminden bunlara karşılık ne satın aldın?</p>
<p>Sana kazma ve bal gibi el ve ayak verdim. Onları sana bizzat ben bağışlamıştım, ne yaptın onları?” der. Hak’tan buna benzer seni dertlere uğratan yüz binlerce haberler gelir. Kıyamdayken kula gelen bu haberlerden kul utanır, iki büklüm olur, rükua varır. utanmadan ayakta durmaya kudreti kalmaz, rükuda Allahı tespih eder.</p>
<p>Allahdan “ Başını kaldır, rükudan kıyama dön de Allahnın sorgularına birer, birer cevap ver” fermanı gelir. O utanan kul, rükudan başını kaldırır. Fakat olgun bir iş yapamamış olduğundan bu sefer yüzüstü düşer. Yine emir gelir: “ Başını kaldırır ama yine yılan gibi yüzüstü düşüverir! Allah, tekrar “ Başını kaldır da şöyle. Kıldan kıla yaptıklarını araştırmak istiyorum” der. Artık ayakta durmaya kuvveti kalmadığından, Allahnın heybetli hitabı, canına tesir etmiş olduğundan;</p>
<p>O ağır yükün altında, yere oturur. Allah “ Söyle bana sana nimet verdim, nasıl şükrettin? Sermaye verdim, hadi göster kazandığını!” der. Kul, sağ yanına dönüp peygamberlere, o ululara selam verir; “ Padişahlar, bu kötü kişiye şefaat edin. Ayağım da balçıkta kaldı, kilimim de” der.</p>
<p>Peygamberler, “ Çareye başvuracak gün geçti. O orada yapılacak bir şeydi, elde alet oradaydı, orada kaldı! A bahtsız kişi, git oradan sen vakitsiz öten bir horozsun. Bırak bizi, kanımıza bulaşma!” derler. Bunun üzerine sol tarafa baş çevirir, hısımından akrabasından yardım ister. Onlar da “ sus,”</p>
<p>Allaha kendin cevap ver. Bizi kim oluyoruz ki? Bizden el çek!” derler. Ne bu yandan bir çare olur, ne o yandan. O biçarenin canı da yüz parça olur! Herkesten ümidini keser de ellerini açar, duaya başlar: yarabbi, herkesten ümidim kesildi. Evvel de sensin, ahır da sen; senden başka önü, sonu olmayan yok, diye niyaza koyulur.</p>
<p>Namazdaki bu hoş işaretleri gör de bunun eninde sonunda böyle olacağını bil! Namaz yumurtasından civcivi çıkara gör yerden tane toplayan yolsuz yordamsız kuş gibi yere başvurup durma!</p>
<p>(Hz.Mevlana, Mesnevi)</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kurban-keserken-tekbir-getirmenin-manasi/">Kurban Keserken Tekbir Getirmenin Manası</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/kurban-keserken-tekbir-getirmenin-manasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
