<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kültür ve Medeniyet | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/kultur-ve-medeniyet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 29 Aug 2017 15:58:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Kültür ve Medeniyet | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Anarşist</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/anarsist/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/anarsist/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2015 15:48:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Nurettin Topçu]]></category>
		<category><![CDATA[Anarşist]]></category>
		<category><![CDATA[Cemiyette Anarşist]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Vicdan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=5640</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anarşist ne sadece cemiyette, ne sadece, devlette, ne sanatta, ne de yalnız düşünüştedir. O insanın en derin tabakalarında barınır; oradan çıkar, her yere nüfuz eder;hepimize hadiselerin bin bir çeşit cilvesi içerisinde çehresini gösterir,bizi anarşist yapar. Anarşist komünist olur, devlet nizamını bozar; sanata saldırır,ve znı, uslûbu yok eder. Düşünceye musallat olur, her fikri bozuk, her düşünüşü sakat gösterir. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/anarsist/">Anarşist</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Anarşist ne sadece cemiyette, ne sadece, devlette, ne sanatta, ne de yalnız düşünüştedir. O insanın en derin tabakalarında barınır; oradan çıkar, her yere nüfuz eder;hepimize hadiselerin bin bir çeşit cilvesi içerisinde çehresini gösterir,bizi anarşist yapar.</p>
<p>Anarşist komünist olur, devlet nizamını bozar; sanata saldırır,ve znı, uslûbu yok eder. Düşünceye musallat olur, her fikri bozuk, her düşünüşü sakat gösterir. Vicdana hücum eder, her hareketi fena, her akıbeti bozuk gösterir. Anarşist, dünya nizâmını bozduğu kadar <span style="font-size: 13.3333330154419px; line-height: 20px;">ve</span> ondan önce içimizdeki nizâmı bozan adamdır. O, her çehreyc bürünür. Amele olur, hayattan, dünyadan şikâyetçidir. Muallim olur, gençlikten şikayetçidir. İnsan olur, vicdandan, insandan şikayetçidır. Hâkim olur,iz’ andan şikâyetçidir. Nerede ve ne meslekte olursa olsun onun halı, onun lütfü, onun eseri, dâima yıkıcı olmaktır. Küçüktür, tehdit eder; büyük adamdır, ithamcı olur. Şekilde din­dardır, bedduacı inkılâpçıdır, yıkar ve ezer. Halde yaşar, kavi­dir, alimdir. Yine de öyle iken içimize ızdırap vesilesidir. Hatırlanması, huzuru, inayeti. merhameti bile bize cefâdır. Tarihe karışmıştır, âlim alkışlar, âlem öğünür, yine de öyle iken yâd ı kalplere ma tem teşkil eden bir ağırlıktır, bir zulümdür.</p>
<p>Dindar görünür, ebedîliğin temaşasını karartır; âlemi insana zindan, insanı âleme düşman yapar; imanı insana düşman yapar Mezhepler ayırır, zümrelere kumanda edip zaferler temin eder. Destanlar yaratır.</p>
<p>Anarşist etrafınızda dolaşır, karşınızda olur veya kendi içınize girer. Lâkın etrafınızda dolaşanla dosdoğru karşınızda duran, size kendi içinizde harman kadar tehlikeli düşman değildir. Onlarla mü­cadele mümkün, bazan çok kolaydır. Kararlar, kanunlar, elde taşınan kuvvetler dışındaki anarşisti mağlup etmeye kâfi gelebilirler. Lâkin içinizdeki anarşist öyle değildir. O hâkimdir, hükümler yıkar, o mürebbîdır, vicdanları viran eder; o kadındır, evler yıkar; o nihayet bizdeki zulümdür, gururdan ve gafletten ibaret kendi kendimize zulumdur, kendimizi mahvederiz. Şuur olduk, mantığı çiğnedik, himayeye sarıldık, huzuru telef ettik; irade olduk, âlemden intikam alıyoruz.Anarşizm,her taraflı bir kılınçtır.</p>
<p>Dost olur, düşmanı imha eder,düşman olur,dostu imha eder.Dindar olur,dinsize saldırır;dinsiz olur,dindara saldırır.onun işi imhadır, yıkmaktır. O arzın sahibinin, gerçek iradesinin düşmanıdır. Onla tatmin ile nihayet bulmuş, sonsuz bir düşmanlık iradesi vardır O. dostluğunda da düşmandır, lütfunda da düşmandır,lütfun da düşmandır ilminde de düşmandır, aşkında da düşmandır ve onun düşmanlığı er geç hayatiyle olgunlaşarak hayat sahnemize fırlar hükmünü hissimizden alır, en sonunda kendini de imha eder. Anarşist zengindir, teşebbüs sahibidir. Onun serveti ve teşebbüsü günün birinde bizim sefaletimizin sebebi olacaktır. Anarşist muktedirdir. Onun iktidarı bir gün gelecek bizim sefaletlerimizi hazırlayacaktır. Anarşist âlimdir, ilmi bir gün gelip zulmü tesis edecektir .Anarşist bizim dostumuzdur, elimizi sıkar ve sıkarken “sen benden daha bahtiyar mısın?&#8221; diye içinden titrediğini duyarız. Anarşist sev­gisinde bile ithamkar konuşur, nutkunda kendini haklı safında, sizi haksız safında durdurup utandırır. Otoritesinden üstünlük taşar. Onun fazileti ,sizin vazifenizi yapamadığınızı azametle ortaya ko­yup sızı meyus etmektir. Mukayeseler yapıp sizi içinizde çürütmek­tir Vakarıyla vicdanlarda kuyular kazıp çukurlar açmaktan hoşla­nır. Ahlâk telkin ettiği yerde sizi şeytanlaştırmaktan zevk alır. Vic­danını aştıgı anda sızın ruhunuzu karanlıklara gömebilmek sanatı­na sahiptir. Ahlâkı ıttıham, vicdanı ise ancak kendine mahsus erişil­mez bir zirve yapar.</p>
<p>Bizi bize musallat eden anarşist nerede barınıyor? Neremizden fışkırıyor? İşte bütün bizden; yalnızlıktan kurtulamıyan bizden. Şu bedbaht vücut kafesinde barınıyor. O, bu dar kafesin ilk ve asıl sa­kım olan ihtiraslarımızdır. Bazılarının affedilmez bir gafletle hürdür dediği hoyrat ihtiraslarımızda barınmaktadır; onlardan fışkırır.</p>
<p>Göze, kulağa, ele, ayağa, kana ve tenimize sarılır; onlarla birlikte arza yayılmak ister, işte size hayat içinde yalnız olarak sahneye atılan insanın çehresi. Anarşist işte bu adamdır.</p>
<p>Kaynak:</p>
<p>Nurettin Topçu-Kültür ve Medeniyet</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/anarsist/">Anarşist</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/anarsist/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kader İle İnsan</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/kader-ile-insan/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/kader-ile-insan/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2015 15:46:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Nurettin Topçu]]></category>
		<category><![CDATA[Allah emridir.]]></category>
		<category><![CDATA[Huzur]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Kader]]></category>
		<category><![CDATA[Kader İle İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[Kader ruhun huzurunu bulmasıdır.]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=5642</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kader,ruhun huzurunu bulmasıdır. Gerçeğin olduğu gibi tanınmasıdır ka nunda kaderi okumak kabildir. Kadere tam imanı olmayan, kader sırrına kemâl halinde ermeyen insan, akan bir suya, hatta rüzgarla kımıldanan bir yaprağa bakarken onların dilini anlamaz, tabiatın tam sevgisine varamaz, varlığın sevgisinde selâmeti bulmaz. Onlar bedbaht ruhlardır. Eşyayı kader gözüyle görmeyenler varlığın sı­ğındığı Allah’ı anlayamazlar. Kaderde Tanrı [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kader-ile-insan/">Kader İle İnsan</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kader,ruhun huzurunu bulmasıdır. Gerçeğin olduğu gibi tanınmasıdır ka nunda kaderi okumak kabildir. Kadere tam imanı olmayan, kader sırrına kemâl halinde ermeyen insan, akan bir suya, hatta rüzgarla kımıldanan bir yaprağa bakarken onların dilini anlamaz, tabiatın tam sevgisine varamaz, varlığın sevgisinde selâmeti bulmaz. Onlar bedbaht ruhlardır. Eşyayı kader gözüyle görmeyenler varlığın sı­ğındığı Allah’ı anlayamazlar. Kaderde Tanrı kuvvetini görmeyen­ler yıldızlan sabun köpüğünden yapılmış birer balon zanneden şaş­kınlara benzerler. Kader, insanı ve eşyayı idare eden aynı cevherdir.Kader ile insan iradesinin çatışma halinde olduğunu söyleyenler, kanun ve hürriyetin çatıştığını zannedenler gibi gafildirler. İhyanın ve olayların olduklarından başka türlü de olabileceklerini düşünmek, varlıkla yokluğu bir tutmaktır.</p>
<p>Kader, Allah emridir. Kaderi tanımamak, Allah&#8217;ın kainata hakimeyetini tanımamaktır, insan hareketlerinden başka bütün kainat­ta tabiat kanunları halinde Allah&#8217;ın emrini tanıyıp da insan hareketlerinde onu inkâr etmek, insanın kibrinden başka bir şey olmayan şaşkınlığıdır. Dağların, tepelerin veya bir küçük yaprağın niçin başka türlü değil de böyle yapılmış olmasını hiçbir insanın esen saymı­yoruz da kendi hareketlerimizin sahibi, hâkimi, yapıcısı ve değişti­ricisi bizmişiz gibi düşünüyoruz. Bunun sebebi bir damladan çıka­rak bir avuç toprağa kavuşan varlığımızın başka bir kudret tarafın­dan sürüklenip götürüldüğünü düşünemeyen, buna tahammül ede­meyen kibrimizin galebesidir. İnsan kibrin heykelidir. Aklını kullanan insan, kâinatın bir sahibi olduğuna inanabiliyor.</p>
<p>Kaynak:</p>
<p>Nurettin Topçu-Kültür ve Medeniyet</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kader-ile-insan/">Kader İle İnsan</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/kader-ile-insan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanun ve Kader</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/kanun-ve-kader/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/kanun-ve-kader/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 Aug 2014 15:58:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Nurettin Topçu]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Kader Nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[Kaderin Önemi]]></category>
		<category><![CDATA[Kanun ve Kader]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=1552</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadere gelince o, insanın kanunudur. Tabiatın kanunu gibi o da İlâhî emirdir. Onu da evvelki gibi değiştirmek yok, ancak dos­doğru okumak vardır. Kaderi kalple karşılamak veya ona garaz bağlamak, iman ile küfrün karşılaşmalarıdır. İnsanların kaderi karşılayışı çok farklı şekillerdedir. Bunu, birbirlerini çepeçev­re kuşatan birçok çemberlerden herhangi biri üzerinde durmak şeklinde anlatabiliriz. Onu az veya çok [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kanun-ve-kader/">Kanun ve Kader</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/kanun-ve-kader/kanun-ve-kader-250x250/" rel="attachment wp-att-16736"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-16736" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/08/kanun-ve-kader-250x250-1.jpg" alt="" width="250" height="250" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/08/kanun-ve-kader-250x250-1.jpg 250w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/08/kanun-ve-kader-250x250-1-100x100.jpg 100w" sizes="(max-width: 250px) 100vw, 250px" /></a></p>
<p>Kadere gelince o, insanın kanunudur. Tabiatın kanunu gibi o da İlâhî emirdir. Onu da evvelki gibi değiştirmek yok, ancak dos­doğru okumak vardır. Kaderi kalple karşılamak veya ona garaz bağlamak, iman ile küfrün karşılaşmalarıdır. İnsanların kaderi karşılayışı çok farklı şekillerdedir. Bunu, birbirlerini çepeçev­re kuşatan birçok çemberlerden herhangi biri üzerinde durmak şeklinde anlatabiliriz. Onu az veya çok okuyan bu çemberler­den herhangi birinin üzerinde yer alır. Hiç okuyamayan gafil, bu çemberlerin hepsinin dışında kalır. Tam ortadaki noktada barınmak, kaderin tam şuuruna sahip hakim velinin durumudur. Bu noktaya en yakın çemberlerde durmasını bilenler o nisbette hakikate yakın olurlar.</p>
<p>Kader, ruhun huzurunu bulmasıdır. Ger­çeğin olduğu gibi tanınmasıdır. Kanunda kaderi okumak kabildir. Kadere tam imanı olmayan, kader sırrına kemâl halinde erme­yen insan, akan bir suya, hatta rüzgârla kımıldanan bir yaprağa bakarken onların dilini anlamaz, tabiatın tam sevgisine varamaz, varlığın sevgisinde selâmeti bulmaz. Onlar bedbaht ruhlardır. Eşyayı kader gözüyle görmeyenler varlığın sığındığı Allah’ı anla­yamazlar. Kaderde Tanrı kuvvetini görmeyenler, yıldızları sabun köpüğünden yapılmış birer balon zanneden şaşkınlara benzerler. Kader, insanı ve eşyayı idare eden aynı cevherdir. Kader ile insan iradesinin çatışma halinde olduğunu söyleyenler, kanun ve hürri­yetin çatıştığını zannedenler gibi gafildirler. Eşyanın ve olayların olduklarından başka türlü de olabileceklerini düşünmek, varlıkla yokluğu bir tutmaktır.</p>
<p>Kader, Allah emridir. Kaderi tanımamak, Allah’ın kâinata hâkimeyetini tanımamaktır. İnsan hareketlerinden başka bütün kâinatta tabiat kanunları halinde Allah’ın emrini tanıyıp da insan hareketlerinde onu inkâr etmek, insanın kibrinden başka bir şey olmayan şaşkınlığıdır. Dağların, tepelerin veya bir küçük yaprağın niçin başka türlü değil de böyle yapılmış olmasını hiçbir insanın eseri saymıyoruz da kendi hareketlerimizin sahibi, hâkimi, yapıcısı ve değiştiricisi bizmişiz gibi düşünüyoruz. Bunun sebebi bir damladan çıkarak bir avuç toprağa kavuşan varlığımızın başka bir kudret tarafından sürüklenip götürüldüğünü düşünemeyen, buna tahammül edemeyen kibrimizin galebesidir. İnsan kibrin heykelidir.</p>
<p>Aklını kullanan insan, kâinatın bir sahibi olduğuna inanabiliyor. Başkalarının Allah eliyle idare edildiğini görmek de güç olmuyor. Kendimize gelince iş değişiyor, bu kibirde şeytan bulan büyük Kudret, şüphe yok ki, bu şeytanı bize musallat kılan da O’dur. O, herşeyin ilk sebebidir. Her olayın mutlaka bir sebebi bulunduğunu düşünmek aklın tabiî gidişidir. İlk sebep; ilk emir ilk irade demektir. Tabiat olaylarının sebebini araştırırken buldu­ğumuz sebebin arkasında, onu doğuran başka bir sebebin varlığı­nı düşünmek de aklın icabıdır. Elbet onun da bir sebebi olacak; o sebebin de bir sebebi bulunacaktır. Sebepler zincirlemesinde Aristo’nun ilk sebep dediği Allah’ta durmak akim icabıdır. Zira kendi varlığının sebebi bulunmayan bir sebep lâzımdır. Yoksa bu sebep zincirlemesinin sonu gelmez.</p>
<p>Tabiat olaylarında iş böyleyken, insan hareketlerinde niçin böyle olmasın? İnsan herşeyi istiyor. Yaşamak, başkalarını yaşat­mak, çok kazanmak, dünyalara sahip olmak, hatta dünyada ebedî olmak istiyor. Neşenin her türlüsünü, bazan ıztırabı da isti­yor. Ancak istemeyi isteyen o değildir. Ona isteten var. Ona “iste!” diyen kuvvet, içinde gizlenen sonsuzluktur. Mukadderatımızı, yani başımıza gelecek olan şeyleri kendimiz yaratıyoruz deniyor. Evet, bir insanın sahip olduğu karakter yapısıyla olaylar karşısında nasıl davranacağını önceden belirtmek mümkün olabilir. Ancak onun bu karaktere sahip olup da başka türlü karaktere sahip olmayışını zarurî sebeplerle açıklamak imkânsızdır. Ana ve baba­sından kendisine miras kalan şahsiyet, onların tesadüfi birleşme­lerinin mahsulü olmuştur.</p>
<p>Kendi yetişmesinin şartları ise, hayat sahnesinde karşısına çıkan tesadüflerde aranmalıdır. Biz zaruretleri anlıyoruz. Yani herhangi bir olayın zorunlu olarak doğurması gerekli sonucun ne olacağını düşünebiliyoruz. Bunu kanun prensibi meydana çıkarıyor. Ancak sebep denen olayları sahneye koyan, onları bir insanın karşısına çıkartan nedir? İşte bizim tesadüf diye izahsız bıraktığımız bu kuvvet, kaderin kuvvetidir, önce bir olay karşımıza çıkıyor buna tesadüf deniyor, sonra bu olay bizi kendi istikametinde sürükleyip götürüyor; bu da zaruret veya kanun prensibinin icabıdır. Tesadüfle kanunun birlikte meydana getirdikleri sistem ise kaderin ta kendisidir. Hayatımızda bazen tesadüflere daha çok yer veriyoruz. Bazen de çok sayıda zaruretlere dayanarak hareketlerimizi düzenliyoruz. Korkaklar, zayıf iradeli dediğimiz insanlar, tesadüflerden çok zaruretlere sığınan insanlardır.</p>
<p>Tesadüflerin dünyasının doğuşları ise, cesur ve atılgan ruhlarda, kâinatın bütününe açılan fedakâr kalblerde çok görülüyor. Esasen zaruretlerin de temelde tesadüfleri yaratan gizli kudretin eseri olduğunu söyledik. Böylece tabiat kanunlarını yaratan ve kendisine emrolunmayan mutlak emir gibi, insan kaderini yaratan da yine başka biri tarafından idare edilmeyen aynı mutlak emirdir. Kader dediğimiz bu emre sığınmak, çok yanlış anlaşıldığı şekilde, insan iradesini inkâr demek değildir. Belki bu hal, evren­sel hareketler dünyasında kendi yerimizi bulmak, motoru, yakıtı ve yapısı dışımızdaki başka bir kuvvet tarafından hazırlanmış olan bir taşıt aracını en iyi kullanacak yere kendimizi yerleştirmek­tir.</p>
<p>Kaderi kucaklamak, kendi hayatının hakikatini yaşamaktır. Kader bizde sevgi haline geldi mi, imanımız kemâl halini bulmuş demektir. Kaderle boğuşma, kendi yaşayışından nefret, iman ile anlayışın birlikte iflâs etmeleridir. Huzur halinde olduğu gibi her acıda bile hikmet arayıp, ondaki sonsuzluğa sığınmanın ibadet olduğunu bilmekse, üzerine çullanan kâbusları dağıtan kahraman ruhların İlâhî zaferidir. Kaderden kaçmak hayattan korkmak­tır. Kaderi kucaklamasını bilen eller, kuvvetli ve cesur ellerdir. Yunus’daki kader sevgisi, Anadolu’nun topraklarım altı yüzyıl sil­mekle büyük ruh sahibi milletime varlığını kazandırdı. Kaderden kaçan zaaf, hayattan kaçan inilti halinde Tevfik Fikret’te boğulan ruh ile imanın mezarını kazdı. Kaderin en muhteşem ve inkâr edilmez ifadesi, ölümün insan eliyle yenilmez oluşudur.</p>
<p>Kader, kanuna aykırı ve ondan ayrı bir hakikat değildir.</p>
<p>Tabiat kanunundaki genellik insanın kanunu olan kaderde ferdi özellik kazanmış bulunuyor. Ancak onda da kanunun zorunlu karakteri hâkimdir. Tabiatın, kendini idare eden kanunlara tam teslim olmasına karşılık insan, şuuru ve irade kuvvetiyle kendi kanunlarına karşı koymak, baş kaldırmak istiyor. Onlarla zaman zaman boğuşuyor, lâkin onu isyanlara, boğuşmalara iten kuvvet de kendi eliyle hazırlanmış değildir. O da kaderinin kendine hedi­yesidir. Şu halde insan ne kadar çırpınsa kaderinin çemberinden dışarı fırlayıp çıkamıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hareket, VI/70, Ekim 1971.</p>
<p>Nurettin Topçu, Kültür ve Medeniyet, 155-159 s.</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kanun-ve-kader/">Kanun ve Kader</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/kanun-ve-kader/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Manevi Kayıplarımız</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/manevi-kayiplarimiz/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/manevi-kayiplarimiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 Aug 2014 15:40:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Nurettin Topçu]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Manevi Kayıplarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Milliyetçiliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=1549</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anadolu’da dokuz yüzyıl gelişen güzel Türkçemizi elli yılda kısır ve cılız bir kabile dili haline koyan suikastin, hem millet kalbine batırılmış hançer, hem de edebiyat kapısına vurulmuş kilit olduğunu görmiyenler, Türk milletini sevmemiş olanlardır. Onlar Türk milliyetçiliğini bin yıl geriye götürdüler. Bu gidişle şimdi Fuzulî’yi anlamayan gençliğin arkasından yakın gelecekte Ömer Seyfettin’i ve Yunus’u da [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/manevi-kayiplarimiz/">Manevi Kayıplarımız</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/manevi-kayiplarimiz/nurettin-topcu-manevi-kayiplarimiz-241x300/" rel="attachment wp-att-16738"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-16738" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/08/nurettin-topcu-manevi-kayiplarimiz-241x300-1.jpg" alt="" width="241" height="300" /></a></p>
<p>Anadolu’da dokuz yüzyıl gelişen güzel Türkçemizi elli yılda kısır ve cılız bir kabile dili haline koyan suikastin, hem millet kalbine batırılmış hançer, hem de edebiyat kapısına vurulmuş kilit olduğunu görmiyenler, Türk milletini sevmemiş olanlardır. Onlar Türk milliyetçiliğini bin yıl geriye götürdüler. Bu gidişle şimdi Fuzulî’yi anlamayan gençliğin arkasından yakın gelecekte Ömer Seyfettin’i ve Yunus’u da anlamayan nesiller gelecektir. O zaman Türk milliyetçiliği sadece bir tarih ve bir hatıra olacak, Türk ruhu rüyaların destanı halinde kalacaktır.</p>
<p>Ahlâkta yıkılışımız tarihimizi inkârla başlıyor. Çünkü tarihte atalarımız yaşatılmaktadır. Onlarsa sayısız hörmet halesi ile çev­rilmişlerdir. Sevgiden ayrılmayan hörmet, ahlâkımızın temelidir. Hörmet hayatın her sahasında, ailede, okulda, alış-veriş yerinde, gazetede, siyasette, sanatta ve dinde yaşatılır. Halk yayınlarının cinsiyet sahnelerini her gün, her akşam, büyüklerinin yanında seyreden çocuğun kafasında hörmet kavramı kalır mı? Bakışların­da büyüklük mânası barınır mı?</p>
<p>Tarihini dosdoğru okuyamayan Türk genci, gerçek atası Fatih’in hocası ile camide bile karşılaşsa ayağa kalktığını nereden bilsin? Büyük mutasavvıf Molla Cami atma binerken, âlim hükümdar Hüseyin Baykara’nın atının yula­rını ve onun şair veziri Ali Şir Nevai’nin de üzengisini tuttuklarını bilmeyen Türk genci insandaki büyüklüklere hürmetin değerini nereden öğrensin?</p>
<p>Bunlar gibi sayısız örneklerin doldurduğu millî tarihimiz İnkâr karanlığına gömüldükten sonra günyüzü gören nesillerin, hörmet şöyle dursun, hayaya hasret bakışları ile tavırları son yanın asrın en acıklı eseri olmuştur. Hem fikir, hem siyaset, hem de edep bakımından memleketimizde elli sene evvel çıkan Ahmet Cevdet&#8217;in İkdam gazetesi ile Ebbuziyazade Velid’in Tasvır-i Efkâr gazetesini ve Hüseyin Cahit Yalçının Tanin gazetesini son elli yılın gazeteleri ile, hele günümüzün gazeteleri ile karşılaştıran, hükmünü vermekte güçlük çekmiyecektir. Onlar siyasetin ilmini yapmışlardı. Onlarda fikir, ilim ve ağırbaşlı siyasî yazılar okunu­yordu. Vicdanlara hörmet prensibi hakimdi. Onlarda olmayan şeyler: Yalan, tezvir, dedikodu, ruhları pespayeleştiren havadisler ve hayasızlıktı.</p>
<p>Bizde gazetenin menfaatlere satılması onlardan sonra başlamıştır. Ahlâktaki evrimin istikametini belirtmek için bundan güzel karşılaştırma olmaz. Devlet ve siyaset ahlâkımızın bir örneği de, hükümet siyasetinin her değişmesinde yeni siyaseti benimsemiyen kabinenin istila ederek yerini benimsenen siyasî kanaatin sahiplerine terk etmesidir. İlk defe ittihatçılar, devlet ahlâkını şiddetle sarstılar, lakin onlar bile bütün ömürlerince sövdükleri, kâfir dedikleri siyasî zümre ile işbirliği yapmak için, dini basamak yapıp elde ettikleri millet oyunu da hiçe sayarak, yerde sürünen dilenciler gibi düşmanlarına el uzatmadılar. Dev­lette yer yer görülen ve ulu devleti çökerten karaktersizliğin tarihi üçyüz sene evvellerine gitse bile bu hayasızlığın tarihi yenidir. Bu iki ahlâk sefaletine birlikte “siyaset icabı” dedirten zihniyet, son nesillerin ahlâkının katili olmuştur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Nurettin Topçu, Kültür ve Medeniyet, 88-89 s.</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/manevi-kayiplarimiz/">Manevi Kayıplarımız</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/manevi-kayiplarimiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üniversitenin Ortaya Koyduğu Ahlâk İdeali Nedir?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/universitenin-ortaya-koydugu-ahlak-ideali-nedir/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/universitenin-ortaya-koydugu-ahlak-ideali-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Jun 2014 19:00:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Nurettin Topçu]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversite Ahlakı]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversitenin Ortaya Koyduğu Ahlâk İdeali Nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Medeniyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=1472</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üniversitenin ortaya koyduğu ahlâk ideali nedir? Bu Epikür ahlâkı mıdır? Vazife ahlâkı mıdır? Hıristiyan veya İslâm ahlâkı mıdır? Bu nokta tamamen meçhul. Çünkü böyle bir şey yoktur. Gençliğin sahipsizliği denince ilk akla gelen işte bu dâvanın peri­şan manzarasıdır. Bu perişan sahne de tekmelenen geleneklerin yerini, büyük şehirlerde azar azar yabancı kültürlerin şekil ve hayat kazandırdığı [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/universitenin-ortaya-koydugu-ahlak-ideali-nedir/">Üniversitenin Ortaya Koyduğu Ahlâk İdeali Nedir?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/universitenin-ortaya-koydugu-ahlak-ideali-nedir/universite-250x250/" rel="attachment wp-att-16634"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-16634" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/06/universite-250x250-1.jpg" alt="" width="250" height="250" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/06/universite-250x250-1.jpg 250w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/06/universite-250x250-1-100x100.jpg 100w" sizes="(max-width: 250px) 100vw, 250px" /></a></p>
<p>Üniversitenin ortaya koyduğu ahlâk ideali nedir? Bu Epikür ahlâkı mıdır? Vazife ahlâkı mıdır? Hıristiyan veya İslâm ahlâkı mıdır? Bu nokta tamamen meçhul. Çünkü böyle bir şey yoktur. Gençliğin sahipsizliği denince ilk akla gelen işte bu dâvanın peri­şan manzarasıdır. Bu perişan sahne de tekmelenen geleneklerin yerini, büyük şehirlerde azar azar yabancı kültürlerin şekil ve hayat kazandırdığı yabancı akıllarla ahlâklar doldurmaktadır.</p>
<p>Milletin kaniyle kazanılan zaferin pek büyük hissesini düşmana iâde eden Lozan Muâhedesi’nin maarifte kapitülasyonları kabul eden maddesiyle kalp ve kafalarımız yabancı ruhlara teslim edil­di. Bütün dünya ile münasebetlerin gitgide kuvvetlenmesi, millet hayatı içinde sıkıntı duyanlara ferahlık getirdi. Onlar şimdi her çeşit medenî vasıtalara, neşriyatla, sinema ve tiyatro ile, radyo ile yabancı dünyaların içgüdülerini bizim ahlâkımızın prensipleri hâline getiriyorlar&#8230; Ve üniversiteden bir inilti bile çıkmıyor.</p>
<p>Nurettin Topçu – Kültür ve Medeniyet</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/universitenin-ortaya-koydugu-ahlak-ideali-nedir/">Üniversitenin Ortaya Koyduğu Ahlâk İdeali Nedir?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/universitenin-ortaya-koydugu-ahlak-ideali-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dini İmhaya Çalışanlar!</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/dini-imhaya-calisanlar/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/dini-imhaya-calisanlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Jun 2014 18:56:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Nurettin Topçu]]></category>
		<category><![CDATA[Dini İmhaya Çalışanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Medeniyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=1469</guid>

					<description><![CDATA[<p>Din de millî kültürün esaslı bir kısmıdır. Milletin malı olmasa bile, milletin kuruluşunun esaslı kaynağı olmuştur. Büyük dinler, milletlerin kuruluşundan önce var olarak, bu kuruluşu hazırladılar. Milletlere, ruhun temel yapısında bulunan ahlâk ve inanışları, ideallerinin kaynağını verdiler. Bugün Fransız ve İtalyan milliye­tini katolik inancından, Türk&#8217;ü müslümanlıktan ayırmak imkân­sızdır. Bu sun’i ve zoraki bir tasavvur olur. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/dini-imhaya-calisanlar/">Dini İmhaya Çalışanlar!</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/dini-imhaya-calisanlar/nurettin-topcu-4/" rel="attachment wp-att-16636"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-16636" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/06/nurettin-topcu-1.png" alt="" width="394" height="222" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/06/nurettin-topcu-1.png 475w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/06/nurettin-topcu-1-300x169.png 300w" sizes="(max-width: 394px) 100vw, 394px" /></a></p>
<p>Din de millî kültürün esaslı bir kısmıdır. Milletin malı olmasa bile, milletin kuruluşunun esaslı kaynağı olmuştur. Büyük dinler, milletlerin kuruluşundan önce var olarak, bu kuruluşu hazırladılar. Milletlere, ruhun temel yapısında bulunan ahlâk ve inanışları, ideallerinin kaynağını verdiler. Bugün Fransız ve İtalyan milliye­tini katolik inancından, Türk&#8217;ü müslümanlıktan ayırmak imkân­sızdır.</p>
<p>Bu sun’i ve zoraki bir tasavvur olur. Denemelerin muvaffakiyetsizliği de meydandadır. Çünkü İslâm, yalnız secde halinde değil, secdeye eğilen başımızdadır. Yalnız camide değil, ezan ses­leriyle dolan evlerimizdedir. Yalnız Kur’an’da değil, onunla nurlanan yüzlerimizdedir. Onu imhaya çalışanlar, bilmelidirler ki bu ev yıkılmaz, bu baş koparılmaz, bu yüz yüzlerimizden çalınmaz.</p>
<p>Nurettin Topçu – Kültür ve Medeniyet</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/dini-imhaya-calisanlar/">Dini İmhaya Çalışanlar!</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/dini-imhaya-calisanlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
