<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Konya | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/konya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 15 Feb 2018 16:08:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Konya | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Akıl Kayıp, Vicdan Metruk, Gönül Mahzun</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/akil-kayip-vicdan-metruk-gonul-mahzun/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/akil-kayip-vicdan-metruk-gonul-mahzun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Harun Selçuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Jun 2017 16:21:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İhsan Fazlıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[gönül]]></category>
		<category><![CDATA[Hüzün]]></category>
		<category><![CDATA[ihan fazlıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Kendini Aramak]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[Konya değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[konya tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Molla FENARİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=15746</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya&#8230; Oğuzlar&#8217;ın ilk hakikî sükûnete kavuştuğu şehir. Bursa&#8217;ya varan menzil, İstanbul&#8217;a akan ırmak. Davud-i Kayserî&#8217;nin su içtiği pınar, Molla Fenarî&#8217;nin feyz aldığı kaynak, Şeyh Galip&#8217;in mirî malı, Dede Efendi&#8217;nin nağmelerini devşirdiği hayali. Uluğ Keykubad&#8217;ın karargâhı; akıl ve adaletin nizam-ı âleme dönüştüğü, bilgi ve eylemin buluştuğu ilk yer [&#8212;idi]. Oğuzlar &#8216;bağdaş kurup&#8217; Konya&#8217;yı kurdular; çünkü &#8220;şehir [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/akil-kayip-vicdan-metruk-gonul-mahzun/">Akıl Kayıp, Vicdan Metruk, Gönül Mahzun</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konya&#8230; Oğuzlar&#8217;ın ilk hakikî sükûnete kavuştuğu şehir. Bursa&#8217;ya varan menzil, İstanbul&#8217;a akan ırmak. Davud-i Kayserî&#8217;nin su içtiği pınar, Molla Fenarî&#8217;nin feyz aldığı kaynak, Şeyh Galip&#8217;in mirî malı, Dede Efendi&#8217;nin nağmelerini devşirdiği hayali. Uluğ Keykubad&#8217;ın karargâhı; akıl ve adaletin nizam-ı âleme dönüştüğü, bilgi ve eylemin buluştuğu ilk yer [&#8212;idi].</p>
<p>Oğuzlar &#8216;bağdaş kurup&#8217; Konya&#8217;yı kurdular; çünkü &#8220;şehir kurmak bağdaş kurmaktı&#8221;; bir meskende sakin olup sükûna varmaktı; iskân olunup sükûnete ermekti. Şehrin beşeriyetine ruh üflediler insaniyet kazandı; madde surete büründü. Ve bu hamuru üç kişi yoğurdu: Siraceddin Urmevî, ki yirmibeş yıl Konya&#8217;nın kadısı oldu. Urmevî nisbesi Konya ırmağının menşeine, neresinin devamı olduğuna işaretti: Anadolu&#8217;ya yayılan İslâm umranı. Urmevî, İslâm&#8217;ın aklı idi: Tarihimizin en önemli mantık kitabını kaleme aldı çünkü: Metaliu&#8217;l-envâr. Şeyhu&#8217;r-Reis&#8217;imizin muhalled eseri el-İşarat ve&#8217;t-Tenbihat&#8217;ını şerhetti; nazarî hikmeti genişletti.</p>
<p>Hem İmam Fahru&#8217;r-Razî&#8217;nin izinden kelam-i nazarî sahasında at koşturdu, hem Usul&#8217;unu çalıştı; dilde, hadiste, fıkıhta derinleşti; mantık ve hikmette Beyanu&#8217;l-hakk&#8217;ı telif etti. Metaliu&#8217;l-envar kendisinden sonra Şeyhu&#8217;l-mantıkiyyin Kutbuddin Razî tarafından şerh, Seyyid ü Sened tarafından tahşiye edildi ve tüm İran, Turan ve Osmanlı coğrafyasında istiksa rütbesinde ders kitabı oldu, akılları besledi.</p>
<p>Sadreddin Konevî, İslâm&#8217;ın vicdanı, nazarî irfanın piri. Şeyhu&#8217;l-Ekber&#8217;imizin manevî evlâdı. Konevî nisbesi Oğuzlar&#8217;ın Konya&#8217;da neyi başardıklarını da gösteriyor: irfan-i nazarî ile hikmet-i nazarî&#8217;yi ikisinde ortak olan &#8216;nazar&#8217; çanağında terkip etmeye başlamak&#8230; O nazar ki, Urmevî&#8217;nin mantık çalışmalarının izlerini taşır. Bu yol Davud-i Kayserî&#8217;ye oradan Molla Fenarî&#8217;ye varacak; hem Osmanlı&#8217;da hem de İran ve Turan&#8217;da hikmet-i mutealiye&#8217;yi doğuracaktır. Konevî, felsefe-bilim tarihinin dâhi isimlerinden birisi olan Nasirüddin Tusî&#8217;yle &#8220;eşyanın hakikati&#8221; ile &#8220;hakikatin bilgisi&#8221; konularında mektuplaşacak, tartışacak; Tusî&#8217;nin öğrencisi, tarihin gördüğü büyük matematikçi-astronomlardan işrakî filozof Kutbuddin Şirazî&#8217;ye, irfan-i nazarî tedris ettirecek, icâzet verecektir. Tasavvuf, hadis ve tefsir sahalarında kalem oynatacak; Fusus Şerhi kendisinden sonra, nazarî irfanın bu en çetin eserinin anlaşılmasında rehber haline gelecek; Miftahu&#8217;l-ğayb Molla Fenarî&#8217;nin Misbahu&#8217;l-uns adlı şerhiyle birlikte, bugün bile, irfan-i nazarî&#8217;nin en üst metni olarak okutulacaktır.</p>
<p>Celaleddin-i Rumî, İslâm&#8217;ın gönlü; yığınlara malolmuş duygu. Edebî irfanın büyük ustası. Anadolu&#8217;nun bunalım döneminde sükûnet telkin eden sabırtaşı. Şiiri, Varlık&#8217;la konuşulan bir dil haline getirmiş; her şart altında Mahbub&#8217;una vusulu gaye edinmiş. Mesnevî&#8217;si kaynaşan bir pınar; öyle ki Sanskrit&#8217;e bile akmış; hindu rahipler tarafından terennüm edilmiş. Türkçe elbisesini giymiş, üzerine pek çok şerh yazılmış. Eserlerinde vücud verdiği duyguları dili aşmış, musikî nağmelerine dökülmüş; Itrîler, Nayî Osman Dedeler, İsmail Dede Efendi&#8217;lerle günümüze ulaşmış.</p>
<p>Bu duygu ve düşüncelerle Konya&#8217;ya vardığımda önce Sirac&#8217;ı aradım, yani Işık&#8217;ı yani Aklı. Dediler ki, Sirac kayıp. Sirac olmadan, akıl olmadan, nazar olmadan kişi yolunu nasıl bulabilir; karanlığı nasıl yarabilirdi. Kader deyip zifiri karanlıkta Sadr&#8217;a yöneldim, yani Direk&#8217;e yani Reis&#8217;e. Tusî&#8217;nin fikir alış-verişinde bulunduğu, Kutbuddin Şirazî&#8217;nin dizi dibine oturup icâzet aldığı bu büyük usta, kendi adını taşıyan bir mescidin avlusunda üstü açık türbemsi bir mezarda metruktu; yani vicdan terk edilmişti; irfan-i nazarî kendi haline bırakılmıştı. Sadrımı yani göğsümü sıkıştıran bu manzara gözlerimin önünde, Celal&#8217;i ziyaret ettim. Gördüm ki, Celâl yani Ulu [Yüce] yapay bir mekânda müzelik haline getirtilmişti; üstelik celâli cemâle dönüşmeden.</p>
<p>Bundan daha doğal ne olabilir: Sirac yani Işık yani Akıl yok; Sadr yani Direk yoksa Celâl olabilir mi? Her üçünün temsil ettiği ed-Din ise hiç olmaz. Akıl yok, vicdan yoksa gönül basit bir teselli aracına dönüşmez mi? Akıl kayıp, vicdan metruk ise gönül bir gürültü ve tantana içerisine gömülmez mi? Nazariyatı temsil eden kişi kaybedilmiş, vicdaniyatın mümessili terkedilmiş ise edebî irfan ile cisimleştiği sanat insanı çoğaltabilir mi, ruhu Mahbubu&#8217;na ulaştırabilir mi? Yoksa yalnızca eğlencelik bir meze haline mi gelir? Turistik bir meta, folklorik bir nesne mi olur? Akıl yoksa, vicdan yoksa gönül sahte bir hüzün, yapay bir duygudur.</p>
<p>&#8220;Ne olursan ol, yine gel&#8221; cümlesi ancak geldikten sonra gidecek bir yeri olanlar için anlamlıdır. Celâl, Sadr&#8217;a ve Sirac&#8217;a yani Vicdana ve Akla bir davetti. Bu ses ki, Anadolu&#8217;yu, Balkanlar&#8217;ı Vicdan&#8217;a davet etti, Akıl&#8217;a çağırdı. Anadolu&#8217;nun ve Balkanlar&#8217;ın nasıl bizim olduğu sanılır? Şimdi gelenler turistik bir ziyaret yapıp dönüyorlar; çünkü gelenleri tutacak bir direk ve akıl yok. Unutulmamalı ki, akıl bir direğe bağlandıktan sonra sükûnet bulur. Konya Oğuzlar&#8217;ın sükûnete kavuştuğu şehirdi demiştik: Gelenleri sükûnete kavuşturacak bir vicdan ve akıl kalmadığından gönül kuru gürültüyle avunmada; Konya da toz duman içerisinde kalmada.</p>
<p>Öyle olmasaydı altmışbeşbin öğrencisiyle Selçuk Üniverisitesi &#8216;gelenleri&#8217; tutardı. Konya&#8217;nın verimsizliği, ilim ve irfandaki ürkekliği ve kısırlığının nedeni bu. Türkiye&#8217;nin dörtbir yanından gelen gençler, yalnızca ziyaret edip gidiyorlar. Akıl olmadan vicdan olmadan gönül ne kadar tutabilir gelenleri. Yalnızca Konya&#8217;nın değil tüm Türkiye&#8217;nin içler acısı halidir bu manzara: Aklın ve vicdanın olmadığı bir gönül eğlendirme yarışı&#8230; Siraceddin Urmevî bulunmadan, Sadreddin Konevî olmadan Celâleddin-i Rumî yalnızca bir müzedir: Çoğalmaz, üremez, artmaz ve taşmaz; yalnızca gönül eğlendirir. Nazarî hikmet bulunmadan, nazarî irfan olmadan edebî irfan yalnızca, Varlık&#8217;a ilişmez bir şiir olarak kalır; Varlık&#8217;ın dili haline gelmez, gelemez.</p>
<p>Akıl ve vicdan olmadan gönül [tasavvuf] sömürgeci zalim güçlerin dümen suyu haline gelir. ABD&#8217;nin &#8220;Büyük ortadoğu&#8221; projesini idrak etmek; Rusya&#8217;nın &#8220;Avrasya&#8221; projesini anlamak ancak ve ancak, &#8216;nazar&#8217;la mümkündür; gönül bir nazar üzerinde ise insana ayıklık verir, ferâset kazandırır; bir vicdan içerisinde ise direncini biler, duygularını derinleştirir. Şiir, aklın ve vicdanın üzerinden yükselirse musikîye dönüşür; Varlık&#8217;ın dili haline gelir. Aksi takdirde şiir, kumları harfler ve kelimeler olan bir çöldür.</p>
<p>Ne Konya, ne Bursa, ne İslâmbol&#8230; Hiçbir şey bol değil artık. Kaht yani kıtlık var her yerde: Kaht-i rical derdi eskiler; şimdi artık kaht-i nazar da var. Sirac&#8217;ın ve Sadr&#8217;ın olmadığı yerde de Celâl, Cemâl&#8217;e dönüşmüyor. Konya&#8217;nın ne celâli, ne cemâli kalmış&#8230; Çünkü akıl kayıp, vicdan metruk&#8230; Türkler aklını ve vicdanını yeniden bulmalıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynak:</strong></p>
<p>İhsan Fazlıoğlu &#8211; Kendini Aramak</p>
<p>&nbsp;</p>
<div id="share399" class="jssocials">
<div class="jssocials-shares">
<div class="jssocials-share jssocials-share-twitter"></div>
<div class="jssocials-share jssocials-share-facebook"><i class="fa fa-facebook jssocials-share-logo"></i></p>
<div class="jssocials-share-count-box"></div>
</div>
</div>
</div>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/akil-kayip-vicdan-metruk-gonul-mahzun/">Akıl Kayıp, Vicdan Metruk, Gönül Mahzun</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/akil-kayip-vicdan-metruk-gonul-mahzun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Selçukluları &#8211; III. Alâeddîn Keykubâd’ın Saltanatı Dönemi</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-iii-alaeddin-keykubadin-saltanati-donemi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-iii-alaeddin-keykubadin-saltanati-donemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Harun Selçuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2015 19:40:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Selçuklu Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[İsfehan]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Selçuklu Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Erdoğan Merçil - Müslüman Türk Devletleri Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[III. Alâeddîn Keykubâd]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[Müşrif Seyyid]]></category>
		<category><![CDATA[Mesud]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan]]></category>
		<category><![CDATA[Tebrizli Şemseddîn Ahmed]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=9299</guid>

					<description><![CDATA[<p>III. Alâeddîn Keykubâd’ın Saltanatı  II. Mes’ûd’un yerine yeğeni III. Alâeddîn Keykubâd Selçuklu sultanı tayin edildi, vezir ise Tebrizli Şemseddîn Ahmed Lâkuşî olmuştu. Bu olaylar sırasında Anadolu dört mali bölgeye ayrıldı. Bölgelerin başına tayin edilen görevliler halkı tamamiyle sömürmüşler, hatta gelecek yılların vergilerini alacak kadar ileri git­mişlerdi. Öte taraftan Anadolu’daki Moğol kumandanlığının kendisine verilme­mesine kızan Sülemiş, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-iii-alaeddin-keykubadin-saltanati-donemi/">Türkiye Selçukluları – III. Alâeddîn Keykubâd’ın Saltanatı Dönemi</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/07/Turkiye-Selcuklu-Devleti.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="  wp-image-9172 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/07/Turkiye-Selcuklu-Devleti.jpg" alt="Turkiye-Selcuklu-Devleti" width="422" height="352" /></a></p>
<p><strong>III. Alâeddîn Keykubâd’ın Saltanatı </strong></p>
<p>II. Mes’ûd’un yerine yeğeni III. Alâeddîn Keykubâd Selçuklu sultanı tayin edildi, vezir ise Tebrizli Şemseddîn Ahmed Lâkuşî olmuştu. Bu olaylar sırasında Anadolu dört mali bölgeye ayrıldı. Bölgelerin başına tayin edilen görevliler halkı tamamiyle sömürmüşler, hatta gelecek yılların vergilerini alacak kadar ileri git­mişlerdi. Öte taraftan Anadolu’daki Moğol kumandanlığının kendisine verilme­mesine kızan Sülemiş, Gazan Hân’a isyan etti (1299). Sülemiş, Karamanoğulları ile anlaşarak Sivas’ı kuşattı ise de, yanındaki Moğol askerleri ona karşı gönde­rilen Mulay idaresindeki orduya iltihak edince, Erzincan Akşehir’inde mağlup olarak Memlûk ülkesine kaçtı. Karamanoğulları da ülkelerine döndüler. Süle­miş bir süre sonra tekrar Anadolu’ya girdi ise de, Ankara civarında yakalanarak Tebriz’e götürüldü ve orada öldürüldü (27 Ağustos 1299).</p>
<p>Sultan III. Alâeddîn Keykubâd, Sülemiş isyanı sırasında tarafsız kal­mış, onun bu şekildeki davranışı Gazan Hân’ı memnun etmişti. Nitekim III. Alâeddîn Keykubâd, İlhanlı Sultan’ının huzuruna gittiği zaman, Gazan Hân memnuniyetini göstererek onu Hûlâgû’nun kızı ile evlendirdi. Selçuklu sulta­nı daha sonra tekrar ülkesine döndü. Ancak bundan sonra onun da Moğollar gibi halkın varlığına el uzatmaya başladığını ve zorla para toplamaya giriştiği­ni görüyoruz. Bunda belki en önemli rolü ona atabey tayin edilen Karahisarlı Kadı Mecdeddîn ile Müşrif Seyyid (Şerefeddîn) Hamza oynamıştı. Çok geçme­den halk, Anadolu&#8217;daki Moğol askerî kumandanı Abışga’ya durumdan şikâyetçi oldular. Abışga önce her iki devlet memurunu öldürttü, Sultan III. Alâeddîn Keykubâd’ı ise Kayseri-Elbistan arasında karargâhının bulunduğu Yabanlu’ya getirtti. III. Alâeddîn bir ara Konya’ya doğru kaçmaya çalıştı ise de muvaffak olamadı ve Gazan Hân’ın huzuruna gönderildi ve yargılama sonunda idama mahkûm edildi. Ancak Hûlâgû’nun kızı olan eşi sayesinde ölümden kurtuldu ve sözde var olan tahtından azledilerek İsfahan&#8217;a gönderildi (701/1301-1302). III. Alâeddîn Keykubâd’ın ölünceye kadar İsfahan&#8217;da yaşadığı rivayet edilir.</p>
<p>Kaynak:</p>
<p>Erdoğan Merçil-Müslüman Türk Devletleri Tarihi</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-iii-alaeddin-keykubadin-saltanati-donemi/">Türkiye Selçukluları – III. Alâeddîn Keykubâd’ın Saltanatı Dönemi</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-iii-alaeddin-keykubadin-saltanati-donemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Selçukluları &#8211; II. Gıyâseddîn Mes’ûd’un Saltanatı Dönemi-</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-ii-giyaseddin-mesudun-saltanati-donemi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-ii-giyaseddin-mesudun-saltanati-donemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Harun Selçuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2015 19:37:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Selçuklu Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[İlhanlılar]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[Argun Haan]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Selçuklu Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Erdoğan Merçil - Müslüman Türk Devletleri Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Fahreddîn Kazvînî]]></category>
		<category><![CDATA[Gıyâseddîn Mesud]]></category>
		<category><![CDATA[Germiyan]]></category>
		<category><![CDATA[Hemedan]]></category>
		<category><![CDATA[Karamanlılar]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[Moğol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=9297</guid>

					<description><![CDATA[<p>  Gıyâseddîn Mes’ûd’un Saltanatı Sultan Gıyâseddîn II. Mes’ûd ise 1284 yılı Şubat ayında törenle Konya’da tahta çıkmıştı. Öte taraftan Argun Han da kardeşi Geyhatu’yu yirmi bin kişi­lik bir kuvvetle Anadolu’ya gönderdi. Bu Moğol ordusu Erzincan&#8217;da oturdu. Ancak gerek bu şehzade ve gerekse Anadolu&#8217;daki Moğol askerlerinin bütün masrafları Selçuklu hâzinesinden ödeniyor, bu sebeple büyük güçlük çeki­liyordu. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-ii-giyaseddin-mesudun-saltanati-donemi/">Türkiye Selçukluları – II. Gıyâseddîn Mes’ûd’un Saltanatı Dönemi-</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> <a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/07/Turkiye-Selcuklu-Devleti.jpg"><img decoding="async" class=" wp-image-9172 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/07/Turkiye-Selcuklu-Devleti.jpg" alt="Turkiye-Selcuklu-Devleti" width="385" height="321" /></a></strong></p>
<p><strong>Gıyâseddîn Mes’ûd’un Saltanatı</strong></p>
<p>Sultan Gıyâseddîn II. Mes’ûd ise 1284 yılı Şubat ayında törenle Konya’da tahta çıkmıştı. Öte taraftan Argun Han da kardeşi Geyhatu’yu yirmi bin kişi­lik bir kuvvetle Anadolu’ya gönderdi. Bu Moğol ordusu Erzincan&#8217;da oturdu. Ancak gerek bu şehzade ve gerekse Anadolu&#8217;daki Moğol askerlerinin bütün masrafları Selçuklu hâzinesinden ödeniyor, bu sebeple büyük güçlük çeki­liyordu. Vezir Sâhib Ata bu masrafları kendi hâzinesinden karşıladığı gibi, borca bile girmişti. Ancak Selçuklu başkentinde bu sırada başka olaylar geli­şiyor, bu sebeple II. Mes’ûd Kayseri’ye gitmek zorunda kalıyordu. Bu gelişen olaylarda en büyük rolü, II. Gıyâseddîn Keyhusrev’in annesi oynuyordu. O iki torununu Konya’da tahta çıkarmak için Karamanlılar ve Eşrefoğulları’ndan yardım istiyordu.</p>
<p>Bu maksatla Karamanoğulları Güneri Bey’e beylerbeylik, Eşrefoğlu Halil Bey’e de saltanat naibliği veriyordu. Nitekim 8 Rebi 1. 684/14 Mayıs 1285’te Gıyâseddîn Keyhusrev’in çocukları Konya’da tahta oturtuldu­lar. Ancak kısa süre içinde Gıyâseddîn Keyhusrev’in çocukları olmadığı anla­şıldığından bunlar yakalanarak yargılanmak üzere Argun Hân’a gönderildiler ve ortadan kaldırıldılar. Bir süre sonra Geyhatu&#8217;nun Konya&#8217;ya geldiğini görü­yoruz (Nisan 1286), muhtemelen Sultan Mes&#8217;ûd da Onunla beraberdi.</p>
<p>Bu sıra­da Germiyanlılar harekete geçerek Beyşehir bölgesini yağmaladılar. Moğol ve Selçuklu kuvvetleri onları mağlup ederek bu Türkmenlerin faaliyetlerini bir süre için durdurmaya muvaffak oldular. Geyhatu’nun Konya’ya gelmesiyle Orta Anadolu’da sükûnet sağlanırken, batıdaki uç bölgeleri Karaman, Germiyan ve Eşrefoğulları’nın hareketleri nedeniyle kargaşa içinde bulunuyordu. Nihayet 1288 yılı başlarında bu üç Türk beyliği de Sultan II. Mes’ûd’a itaat et­tiler.</p>
<p>Yine bu devrede kırk yılı aşan uzun bir süre Selçuklu devlet teşkilatında görev ve vezirlik yapan Sâhib Ata Fahreddîn Ali 22 Kasım 1288’de öldü. Ona yaptırmış olduğu büyük hayır müesseseleri sebebiyle “Ebu’l-Hayrat / Hayır Babası” ve “Sâhib Ata” gibi lakablar verilmişti.</p>
<p>Fahreddîn Ali’nin ölümünden sonra Moğollar vezirlik için Anadolu’ya Fahreddîn Kazvînî’yi gönderdiler. O kalabalık bir İranlı memur grubu ile ge­lerek göreve başladı. Bu devrede Moğollar artık Selçuklu Devleti’ne tamamen el koymuşlardı. Fahreddîn Kazvînî’nin ağır vergileriyle Anadolu’da bir zulüm ve soygun devri başladı. Nihayet bu zâlim vezirin ve saltanat naibi Mucireddîn Emîr şâh’ın davranışlarından Argun Hân’a şikâyetçi olundu. Bu şikâyetler sebebiyle her ikisi de görevlerinden uzaklaştırıldı. Ayrıca Fahreddîn Kazvînî yaptığı zulümleri hayatı ile ödedi ve Tebriz meydanında başı vuruldu (1291).</p>
<p>Bun­dan sonra Anadolu’da malî işleri yürütmek için Yavlak Arslan oğlu Nasıreddîn adında bir Türk görevlendirildi. Nasıreddîn âdil işleri ve doğruluğu ile halkın sevgisini ve aynı zamanda Geyhatu’nun da itimadını kazandı. Ancak İlhan­lı sultanı Argun’un ölümüyle Geyhatu’nun onun yerine geçmesi (Temmuz 1291) ve bu sebeple Anadolu’dan ayrılması ülkede bir boşluk yarattı. Bundan yararlanan Karamanlılar harekete geçmişler ve Halil Bahadır’ın idaresinde Konya&#8217;ya saldırmışlardı.</p>
<p>Bu sırada Sultan Mes’ûd Kayseri’de bulunuyor ve ça­resiz kalarak bu durumu acele Sultan Geyhatu’ya bildiriyordu. Geyhatu’nun gelişini Konyalılar sevinçle karşıladılar. O askerlerinden bir kısmını, Akşehir tarafına gönderirken, kendisi de Karaman ülkesine ilerledi. İlhanlı Sultan’ının bu harekâtından Karamanoğulları ve Eşrefoğulları’nın ülkeleri büyük zarar gördü. Ele geçirilen yedi bin esir Konya’ya getirildi. Bu Moğol akınları Denizlik Muğla yörelerine kadar uzandı ve Menteşoğulları’nın ülkesi de acımasızca yağmalandı.Öte taraftan II. İzzeddîn Keykavus’un oğullarından Kılıç Arslan, Çobanoğulları’ndan Muzaffereddîn Yavlak Arslan ile birleşerek Kastamonu yöresinde İlhanlılara karşı harekete geçmişti.</p>
<p>Geyhatu, Sultan Mes’ûd’u bazı Moğol kumandanları ile beraber göndererek kuzeydeki bu hareketi de bastırdı ve İran’a döndü (1292). Onun dönüşü ve Selçuklu-Moğol ordusunun da sefer­de bulunmasından yararlanan Karamanlılar tekrar harekete geçerken, Eşrefoğulları da Gâvele Kalesi’ne kadar ilerleyip etrafı yağmalamışlardı.</p>
<p>Öte taraftan İlhanlı hanedanı arasında da taht mücadelesinin başladığı­nı görüyoruz, önce Geyhatu tahttan uzaklaştırılarak öldürüldü (1295). Onun yerine Baydu Hân geçti ise de, bir yıl bile saltanat süremeden Mahmûd Gazan Hân (1295-1304) İlhanlı sultanı oldu. Ancak bu devrede Anadolu’ya tayin edi­len Moğol noyanları da peşpeşe isyan ettiler ve öldürüldüler. Bu Anadolu’daki sosyal ve iktisadi hayatın daha da kötüleşmesine sebep oluyordu. Nitekim Mahmûd Gazan Hân Anadolu’daki Moğol kuvvetlerinin başına Tuğaçar’ı ta­yin etti ise de, ondan çekindiği için çok geçmeden öldürtmek zorunda kaldı (1295). Bundan sonra Anadolu’da Moğol kumandanlarının peşpeşe isyanları başladı, önce Baltu isyan etti, ayrıca Sultan II. Mes’ûd’un Gazan Hân’ın hu­zuruna gitmesini de engelledi.</p>
<p>Neticede Baltu, Kilikya Ermenileri tarafından yakalanarak Tebriz&#8217;e gönderildi ve orada öldürüldü (14 Ekim 1296). Sultan II. Mes’ûd bu olaydan sonra Gazan Han’ın huzuruna çıkabildi ise de, hüküm­darlıktan azledilmekten kurtulamadı ve Hemedan&#8217;a sürüldü.</p>
<p>Kaynak:</p>
<p>Erdoğan Merçil-Müslüman Türk Devletleri Tarihi</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-ii-giyaseddin-mesudun-saltanati-donemi/">Türkiye Selçukluları – II. Gıyâseddîn Mes’ûd’un Saltanatı Dönemi-</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-ii-giyaseddin-mesudun-saltanati-donemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Selçukluları &#8211; Siyavuş (Cimri) Olayı</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-siyavus-cimri-olayi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-siyavus-cimri-olayi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Harun Selçuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2015 19:06:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Selçuklu Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Abaka]]></category>
		<category><![CDATA[Afyon]]></category>
		<category><![CDATA[Alâeddîn Siyavuş]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Selçuklu Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Cimri Olayı]]></category>
		<category><![CDATA[Erdoğan Merçil - Müslüman Türk Devletleri Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[II. İzzeddîn Keykavus]]></category>
		<category><![CDATA[III. Gıyâseddîn Keyhusrev]]></category>
		<category><![CDATA[Kongurtay]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[Moğol]]></category>
		<category><![CDATA[Muineddîn Pervane]]></category>
		<category><![CDATA[Mut Ovası]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklu]]></category>
		<category><![CDATA[Sivayüş]]></category>
		<category><![CDATA[Teküdar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=9295</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Siyavuş (Cimri) Olayı Türkmenler Anadolu&#8217;daki Moğol zulmüne karşı zaman zaman başkaldırıyorlar ve istiklallerini elde etmeye çalışıyorlardı. Nitekim Ermenek, Mut, Silif­ke ve Anamur bölgesindeki Karamanlılar Hatiroğlu Şerefeddîn’in ölümünden sonra da isyan hareketlerine devam ve üzerlerine gelen Selçuklu kuvvetlerini mağlup etmişlerdi. Sultan Baybars Kayseri’ye kadar ilerlediği zaman, onu kar­şılayanlar arasında Karamanlılar da bulunuyordu. Baybars burada Karamanlı­lara [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-siyavus-cimri-olayi/">Türkiye Selçukluları – Siyavuş (Cimri) Olayı</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/07/Turkiye-Selcuklu-Devleti.jpg"><img decoding="async" class=" wp-image-9172 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/07/Turkiye-Selcuklu-Devleti.jpg" alt="Turkiye-Selcuklu-Devleti" width="424" height="353" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Siyavuş (Cimri) Olayı</strong></p>
<p>Türkmenler Anadolu&#8217;daki Moğol zulmüne karşı zaman zaman başkaldırıyorlar ve istiklallerini elde etmeye çalışıyorlardı. Nitekim Ermenek, Mut, Silif­ke ve Anamur bölgesindeki Karamanlılar Hatiroğlu Şerefeddîn’in ölümünden sonra da isyan hareketlerine devam ve üzerlerine gelen Selçuklu kuvvetlerini mağlup etmişlerdi. Sultan Baybars Kayseri’ye kadar ilerlediği zaman, onu kar­şılayanlar arasında Karamanlılar da bulunuyordu. Baybars burada Karamanlı­lara beylik menşurları ve sancaklar verdi. Öte taraftan Karamanlılardan Mehmed Bey kendi aşiretinin yanı sıra Eşref ve Menteşe beylerini de alarak harekete geçmiş ve önce Aksaray üzerine yürümüştü, fakat burada başarılı olamayınca Konya’ya ilerledi.</p>
<p>Mehmed Bey’in yanında bir rivayete göre, Kırım’da bulunan II. İzzeddîn Keykavus’un oğullarından Alâeddîn Siyavuş da vardı. (Bir kısım kay­nak ve araştırıcılar bu şahsın Selçuklulardan olduğunu kabul etmemekte, düz­mece bir şehzade olduğunu öne sürmektedirler. Nitekim alay etmek ve küçük düşürmek maksadıyla o “Cimri&#8221; lakabıyla anılmıştır.) Mehmet Bey, Alâeddîn Siyavuş adına Konya’nın teslimini istedi. Selçuklu Devleti ileri gelenlerinden Nâib Emîneddîn Mikâil bu teklifi reddederek Konya’yı müdafaaya hazırlandı ise de bunda başarılı olamadı. Karamanoğlu Mehmed Bey 10 Zilhicce 675/15 Mayıs 1277 günü şehre girdi, beraberindeki Türkmenler de bu zengin şehri yağ­maladılar.</p>
<p>Nihayet Alâeddîn Siyavuş Selçuklu tahtına oturtularak sultan ilan edildi, adına hutbe okundu ve para basıldı. Konya’nın ileri gelenleri de bu yeni sultana biat ettiler. Konya&#8217;ya girmeden birkaç gün önce yapılan divan toplantı­sında; bundan sonra divanda, sarayda ve resmî toplantılarda, mecliste ve mey­danda Türkçeden başka dil kullanılmayacağı hususunda çok önemli bir karar alındı. Daha Sonra Alâeddîn Siyavuş&#8217;un durumunu kuvvetlendirmek için IV. Kılıç Arslan&#8217;ın kızı ile evlendirilmek istendi. Kızın annesi Gazayla Hâtûn, vakit kazanmak maksadıyla çeyiz hazırlığı için dört ay süre istedi, Hâtun’un bu isteği uygun karşılandı. Mehmed Bey ve bu yeni Selçuklu Sultan’ının ilk başarısı Sâhib Ataoğulları&#8217;na karşı oldu.</p>
<p>Sâhib Ataoğulları Tâceddîn Hüseyin ve Nusreteddîn Haşan asker toplayarak ve Germiyanlı Türkmenleri’ni de beraberlerine alarak Konya’ya doğru harekete geçtiler. Mehmed Bey ve Alâeddîn Siyavuş da Akşehir istikametinde yürüdüler. Tâceddîn Hüseyin Değirmençayı geçerken öldürül­dü, bu suretle başlayan savaşta ölenler arasında Nusreteddîn Haşan da bulu­nuyordu (26 Mayıs 1277). Karamanlılar bu savaşta birçok Selçuklu devlet ada­mını da öldürdüler, daha sonra Karahisar (Afyon) üzerine yürüdülerse de gayet müstahkem olan bu kaleyi alamayarak Konya’ya döndüler (Haziran 1277). An­cak bu sırada İlhanlı şehzadesi Kongurtay, Sâhib Ata ve Sultan III. Gıyâseddîn Keyhusrev’in büyük bir ordu ile ilerlemekte oldukları haber alındı. Mehmed Bey muhtemelen bu orduya karşı koyamayacağını anlayarak Alâeddîn Siyavuş ile Konya’yı terk edip Ermenek tarafına gitti.</p>
<p>Onun ve Alâeddîn Siyavuş’un Kon­ya’daki hâkimiyetleri otuz yedi gün sürmüştü. Selçuklu ve Moğol kuvvetleri onları takip ettiler, ancak Kongurtay 1277-1278 kışını geçirmek üzere Tokat’ın Kaz-ova kışlağına gitti. Öte taraftan Sultan III. Gıyâseddîn Keyhusrev ve Sâhib Ata beraberlerinde bir Moğol birliği olduğu halde tekrar harekete geçerek Mut Ovası’na (İçel) girdiler, nihayet etrafı keşfe çıkmış olan Mehmed Bey’i yakala­yarak öldürdüler. Alâeddîn Siyavuş ise Anadolu’nun batı uç bölgelerine giderek Türkmenleri etrafına toplamış ve mücadeleye devam etmişse de başarılı olama­mış, Sultan Gıyâseddîn Keyhusrev ve Sâhib Ata idaresindeki Selçuklu ordusuna esir düşerek öldürülmüştür (muh. 1278).</p>
<p>Muineddîn Pervâne’nin öldürülmesinden sonra İlhanlı sultanı Abaka kardeşi Kongurtay ile Vezir Şemseddîn Muhammed Cuveynî’yi Anadolu’ya gönderdi. Kongurtay Anadolu’da bozulan düzeni sağlarken, Cuveynî de mali meseleleri halledecekti. Öte taraftan Kırım’da bulunan II. İzzeddîn Keyka­vus tahta yeniden geçmek ümidini kaybetmemiş, oğullarını da bu yönde bilinçlendirmiş ve Mes’ûd&#8217;u da veliaht tayin etmişti. Nitekim o öldükten sonra oğlu Mes’ûd maiyetiyle birlikte Anadolu’ya geldi (1280). Bu sırada Çobanoğulları’ndan Muzaffereddîn Yavlak Arslan onu beraberine alarak Abaka&#8217;nın huzuruna götürdü. Abaka Han, Mes&#8217;ûd’a Doğu Anadolu’dan bazı vilâyetler tahsis etmiş, fakat yanından ayırmamıştır. Bir süre sonra Abaka Öldü (1282) ve yerine samimi bir Müslüman olan Ahmed Teküdar İlhanlı Devleti&#8217;nin başına geçti. Sultan Ahmed Teküdar da Selçuklu ülkesini Sultan III. Gıyâseddîn Keyhusrev ve Mes’ûd arasında ikiye böldü.</p>
<p>Anadolu’da ise Karamanlılar ve öteki Türkmenler taht kavgalarından yararlanarak Moğollar ile mücadeleye devam etmişlerdi. Nitekim Karaman ve Eşrefoğulları Konya ve Akşehir bölgelerinde yağma hareketlerinde bulunmuşlardı. Kongurtay da bu bölgedeki Karamanlılara karşı harekete geçti, on­ların ülkesi Ermenek ve Mut’a kadar ilerleyerek tahrip ve istila etti. Sultan III. Gıyâseddîn Keyhusrev ise devletin ikiye bölünmesini kabul etmedi ve beraberinde Kongurtay, Sâhib Ata Fahreddîn Ali olduğu halde Ahmed Teküdar’ın huzuruna gitmek üzere yola çıktı.</p>
<p>Bu sırada İlhanlı Devleti’nde sultanlık mü­cadelesi başlamış, Kongurtay öldürülmüş, Gıyâseddîn Keyhusrev bir süre, Erzurum&#8217;da bekledikten sonra İlhanlı hükümdarının huzuruna çıkmıştı. Fakat İlhanlı Devleti’nde süren taht mücadelesini Argun Han’ın kazanma­sı Mes’ûd’un işine yaradı. Argun onu Selçuklu sultanı tayin etti. Gıyâseddîn Keyhusrev’i de tahttan indirip Anadolu’ya gönderdi, fakat daha sonra adam­ları vasıtasıyla yayının kirişi ile boğdurdu (1 Mart 1284).</p>
<p>Kaynak:</p>
<p>Erdoğan Merçil-Müslüman Türk Devletleri Tarihi</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-siyavus-cimri-olayi/">Türkiye Selçukluları – Siyavuş (Cimri) Olayı</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-siyavus-cimri-olayi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Selçukluları – Rükneddîn Kılıç Arslan ile II. İzzeddîn Keykavus&#8217;un Saltanatı Dönemi-</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-rukneddin-kilic-arslan-ile-ii-izzeddin-keykavusun-saltanati-donemi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-rukneddin-kilic-arslan-ile-ii-izzeddin-keykavusun-saltanati-donemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Harun Selçuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2015 18:49:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Selçuklu Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[İlhanlıları]]></category>
		<category><![CDATA[Alıncak Noyan]]></category>
		<category><![CDATA[Ayn Calut]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Selçuklu Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Erdoğan Merçil - Müslüman Türk Devletleri Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Hulagu]]></category>
		<category><![CDATA[II. İzzeddîn Keykavus]]></category>
		<category><![CDATA[IV. Kılıç Arslan]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[Mengü Kaan]]></category>
		<category><![CDATA[Meraga]]></category>
		<category><![CDATA[Moğol]]></category>
		<category><![CDATA[Rükneddîn Kılıç Arslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=9289</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Rükneddîn Kılıç Arslan ile II. İzzeddîn Keykavus&#8217;un Saltanatı IV. Kılıç Arslan Selçuklu tahtına oturduğunda Konya civarında ordugâh kurmuş olan Baycu Noyan ile bir barış antlaşması yapıldı. Bu yeni sultanın tek başına saltanatı ancak bir kaç ay gibi kısa bir sürede sona erdi. İlhanlı hükümdarı Hûlâgû Bağdat üzerine yürüyeceği zaman, Baycu&#8217;yu da bu sefere çağırdı. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-rukneddin-kilic-arslan-ile-ii-izzeddin-keykavusun-saltanati-donemi/">Türkiye Selçukluları – Rükneddîn Kılıç Arslan ile II. İzzeddîn Keykavus’un Saltanatı Dönemi-</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/07/Turkiye-Selcuklu-Devleti.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="  wp-image-9172 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/07/Turkiye-Selcuklu-Devleti.jpg" alt="Turkiye-Selcuklu-Devleti" width="367" height="306" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Rükneddîn Kılıç Arslan ile II. İzzeddîn Keykavus&#8217;un Saltanatı</strong></p>
<p>IV. Kılıç Arslan Selçuklu tahtına oturduğunda Konya civarında ordugâh kurmuş olan Baycu Noyan ile bir barış antlaşması yapıldı. Bu yeni sultanın tek başına saltanatı ancak bir kaç ay gibi kısa bir sürede sona erdi. İlhanlı hükümdarı Hûlâgû Bağdat üzerine yürüyeceği zaman, Baycu&#8217;yu da bu sefere çağırdı. Baycu’nun yokluğu, II. İzzeddîn Keykavus’un İznik imparatoru II. Theodoros Laskaris (1254-1258)’den sağladığı yardımla Konya’ya girmesine ve tahta oturmasına imkân vermişti (14 Rebî II. 655/1 Mayıs 1257) . IV. Kılıç Arslan bu durumda önce Kayseri’ye çekildi, sonra II. İzzeddîn Keykavus’a mukavemet edemeyeceğini anlayınca İlhanlı Sultanı’na başvurdu ve tekrar sultanlık yarlı­ğı elde etti. Bundan sonra iki taraf tekrar saltanat mücadelesine başladılar, bu mücadele sırasında IV. Kılıç Arslan Moğollardan yardım alıyordu. Ne var ki, bu sırada en fazla zarar gören muhakkak Anadolu halkı idi. Öte taraftan Alâeddîn Keykubâd ile Moğollara gönderilen Selçuklu elçi heyeti dört yıllık bir yolculuk­tan sonra Anadolu’ya dönebilmişti. Bu heyeti teşkil edenler yolculuk esnasın­da da birbirleri ile geçinememişlerdi. II. İzzeddîn Keykavus sultanlığını sür­dürebilmek için Merağa’da bulunan Hûlâgû’nun huzuruna gitmek zorunda kaldı (656 Şaban/Ağustos 1258). Neticede Hûlâgû, Mengü Kaan’ın devleti iki sultanın idare etmesini bildiren ve ayrıca Selçuklu ülkesini ikiye bölen yarlığı­nı tatbik etmeyi uygun gördü. Mengü Kaan Kızılırmak batısından (Sivas’tan) Bizans hududuna kadar olan yerleri II. İzzeddîn Keykavus’a; Sivas’tan Moğol hudûduna kadar olan bölgeleri de IV. Kılıç Arslan’a vermişti. Her iki sultan da bu yarlığı uygulamak üzere anlaştılar. Bu sırada Muineddîn Pervane devlet adamı olarak kendini göstermiş ve ön plana çıkmıştı. Ayrıca burada yapılan anlaşma ile Selçuklular Moğollara yıllık haraç olarak 200.000 dinar (20 tümen), kıymetli kumaşlar, beş yüz at ve beş yüz katır verecekti.</p>
<p>Daha sonra olaylar II. İzzeddîn Keykavus’un aleyhine gelişti. O Moğolla­ra yıllık haraç vermek istememiş ve Hristiyan dayıları ile eğlenceye dalmıştı. Buna mukabil IV. Kılıç Arslan ve Muineddîn Süleyman (Pervâne) Moğollar ile iş birliği yapıyor ve onları II. İzzeddîn Keykavus aleyhine kışkırtıyorlardı. Nihayet Moğolların Alıncak Noyan idaresindeki bir ordusu Konya üzerine yürüdü. II. İzzeddîn Keykavus Antalya’ya çekilirken, ona bağlı Selçuklu ordu­su Moğollara karşı savaşa girişiyor ve mağlup oluyordu. II. İzzeddîn Keykavus bu sırada dış devletlerden yardım arıyor ve 1260&#8217;da Ayn Câlût’ta Moğolları mağlup eden Memlûk sultanı Baybars&#8217;a başvuruyordu. Fakat bu yardım gerçekleşmeden Moğol baskısı karşısında II. İzzeddîn Keykavus Antalya’dan gemiye binerek İstanbul’a kaçmak zorunda kaldı (1262). O İstanbul’u tekrar Latinlerden geri almaya muvaffak olan VIII. Mikhail Palaiologos (1259-1282) tarafından çok iyi karşılandı. Böylece Selçuklu Devleti’nin iki sultan tarafın­dan idare edilme devri sonra eriyor, ülkeye tek başına IV. Kılıç Arslan hâkim oluyordu. II. İzzeddîn Keykavus ise daha sonra Altın Orda hükümdarının ya­nma götürülmüş ve 1279 veya 1280’de Kırım’da ölmüştür.</p>
<p>Kaynak:</p>
<p>Erdoğan Merçil-Müslüman Türk Devletleri Tarihi</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-rukneddin-kilic-arslan-ile-ii-izzeddin-keykavusun-saltanati-donemi/">Türkiye Selçukluları – Rükneddîn Kılıç Arslan ile II. İzzeddîn Keykavus’un Saltanatı Dönemi-</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-rukneddin-kilic-arslan-ile-ii-izzeddin-keykavusun-saltanati-donemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Selçukluları &#8211; II. İzzeddîn Keykavus’un Müstakil Saltanatı Dönemi-</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-ii-izzeddin-keykavusun-mustakil-saltanati-donemi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-ii-izzeddin-keykavusun-mustakil-saltanati-donemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Harun Selçuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2015 18:44:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklu Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[İlhanlı Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Selçuklu Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Erdoğan Merçil - Müslüman Türk Devletleri Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Hulagu]]></category>
		<category><![CDATA[II. İzzeddîn Keykavus]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[Mengü Kaan]]></category>
		<category><![CDATA[Mugan]]></category>
		<category><![CDATA[Rükneddîn IV. Kılıç Arslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=9287</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; II. İzzeddîn Keykavus’un Müstakil Saltanatı Bu devirde Moğol kumandanları Anadolu’ya sık sık elçiler göndererek andlaşma dışında paralar istiyor ve alıyorlardı. Selçuklu Devleti Moğol hükümdarlarından Altun Orda Devleti’nin kurucusu Batu Han’a elçi ve 100.000 dirhem yollayarak bu gibi olaylara engel olan bir yarlığ aldı. Ancak bu Baycu Noyan’ı kızdırmıştı, ayrıca ikinci bir olay onun Anadolu’ya [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-ii-izzeddin-keykavusun-mustakil-saltanati-donemi/">Türkiye Selçukluları – II. İzzeddîn Keykavus’un Müstakil Saltanatı Dönemi-</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/07/Turkiye-Selcuklu-Devleti.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="  wp-image-9172 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/07/Turkiye-Selcuklu-Devleti.jpg" alt="Turkiye-Selcuklu-Devleti" width="359" height="299" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>II. İzzeddîn Keykavus’un Müstakil Saltanatı</strong></p>
<p>Bu devirde Moğol kumandanları Anadolu’ya sık sık elçiler göndererek andlaşma dışında paralar istiyor ve alıyorlardı. Selçuklu Devleti Moğol hükümdarlarından Altun Orda Devleti’nin kurucusu Batu Han’a elçi ve 100.000 dirhem yollayarak bu gibi olaylara engel olan bir yarlığ aldı. Ancak bu Baycu Noyan’ı kızdırmıştı, ayrıca ikinci bir olay onun Anadolu’ya gelmesine sebep oldu. Bu da Moğol Büyük Hânı Mengü Kaan (1251-1260)’ın İran ve batı ülkelerinin ida­resini kardeşi İlhanlı Devleti’nin kurucusu Hulagu (1256-1264)’ya vermesi idi. Azerbaycan’daki Mugan’ı kışlak olarak kullanmak istemiş, bu bakımdan Baycu da kendisine uygun bir yer bulmak için tekrar Anadolu’ya girerek Aksaray’a ka­dar ilerlemişti. Neticede Selçuklu devlet adamları arasında yine iki görüş ortaya çıktı. Bazıları Baycu Noyan&#8217;a isteği üzerine Anadolu’da kışlak verilmesine ta­raftar iken, ötekiler savaşmayı arzuluyorlardı. Nitekim savaşı isteyenlerin dedi­ği oldu. Selçuklu ordusu Sultan Hanı (Aksaray) civarında Baycu Noyan’a karşı yaptığı savaşı kaybetti (23 Ramazan 654/14 Ekim 1256). Sultan II. İzzeddîn Key­kavus yakınları ile Konya’dan ayrılarak önce Antalya, sonra da Alâiyye’ye kaçtı. Konya şehrini Moğol tahribatından bu sırada &#8220;Üstâd üd-dâr” olan İl-almış oğlu Nizâmeddîn Ali kurtardı. O halkı fedakârlığa davet etmiş ve topladığı dört katır yükü altını Baycu Noyan’a götürmüştü. Baycu Noyan ise şehri tahribe yemin ettiği için, dış surları yıkmakla yetinmiş, böylece yeminini yerine getirmişti. Ayrıca o Sultan II. İzzeddîn Keykavus’u yanına çağırdı, hatta peşinden asker gön­derdi ise de İzzeddîn Keykavus İznik imparatoru II. Laskaris’e sığınmayı tercih etmişti. Böylece Baycu’nun da uygunu ile Selçuklu tahtına Rükneddîn IV. Kılıç Arslan geçti (16 Safer 655/5 Mart 1257).</p>
<p>Kaynak:</p>
<p>Erdoğan Merçil-Müslüman Türk Devletleri Tarihi</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-ii-izzeddin-keykavusun-mustakil-saltanati-donemi/">Türkiye Selçukluları – II. İzzeddîn Keykavus’un Müstakil Saltanatı Dönemi-</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-ii-izzeddin-keykavusun-mustakil-saltanati-donemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Selçukluları -Sultan II. Kılıç Arslan Dönemi-</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-sultan-ii-kilic-arslan-donemi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-sultan-ii-kilic-arslan-donemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Harun Selçuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2015 20:05:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Selçuklu Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Abbasi Halifesi]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans]]></category>
		<category><![CDATA[Erdoğan Merçil]]></category>
		<category><![CDATA[Erdoğan Merçil - Müslüman Türk Devletleri Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[Kudüs]]></category>
		<category><![CDATA[Nureddin Mahmud]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan II. Kılıç Arslan]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Selçukluları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Selçukluları Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Yağı Basan]]></category>
		<category><![CDATA[Zünnun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=8348</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sultan II. Kılıç Arslan II.Kılıç Arslan Selçuklu tahtına çıkar çıkmaz gerek aile içi ve gerekse aile dışı muhalefet derhal kendini göstermişti. Bunun başlıca sebebi eski Türk gele­neğine uygun olarak devletin hanedan mensuplarının müşterek malı sayılma­sı idi. İlk önce muhalefete geçen ortanca kardeş Dolat (Devlet) ortadan kaldı­rıldı. Daha sonra Ankara ve Çankırı hâkimi Şahinşâh harekete geçti. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-sultan-ii-kilic-arslan-donemi/">Türkiye Selçukluları -Sultan II. Kılıç Arslan Dönemi-</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/Turkiye-Selcuklu-Devleti.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-8313 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/Turkiye-Selcuklu-Devleti.jpg" alt="Turkiye Selcuklu Devleti" width="388" height="323" /></a></p>
<p><strong>Sultan II. Kılıç Arslan</strong></p>
<p>II.Kılıç Arslan Selçuklu tahtına çıkar çıkmaz gerek aile içi ve gerekse aile dışı muhalefet derhal kendini göstermişti. Bunun başlıca sebebi eski Türk gele­neğine uygun olarak devletin hanedan mensuplarının müşterek malı sayılma­sı idi. İlk önce muhalefete geçen ortanca kardeş Dolat (Devlet) ortadan kaldı­rıldı. Daha sonra Ankara ve Çankırı hâkimi Şahinşâh harekete geçti. Onu Sivas hükümdarı Danişmendli Yağı-basan izledi ve Nûreddîn Mahmûd b. Zengî ile bir ittifak meydana getirdi. Sultan m Kılıç Arslan ile Yağı-basan’ın orduları iki kez karşı karşıya geldiler. Ancak araya giren din adamlarının müslüman kanı dökülmemesi için yaptıkları müracaatlar taraflarca kabul edildi. Nihayet Ekim 1155’teki ikinci karşılaşmadan sonra bir barış anlaşması imzalandı.</p>
<p>Öte taraf­tan Ermeni prensi II. Thoros’un kardeşi Stefan da 1156’da Maraş&#8217;a girerek şeh­ri ateşe veriyor, buna mukabil Sultan II. Kılıç Arslan Göksün (Keysûn) bölge­sine giriyordu. Neticede Stefan, Pertus (Berduş) Kalesi’ni19 Selçuklulara teslim etti. Sultan böylece bölgede sükûnu sağladıktan sonra geri döndü (1157). Öte taraftan Yağı-basan ile müttefik olan Nûreddîn Mahmûd da Selçuklu arazisine saldırarak, Dulûk, Ayıntab ve Ra’ban şehirlerini ele geçirmişti.</p>
<p>Sultan II. Kılıç Arslan bu şehirlerin iadesini istemiş, ayrıca Haçlılar ve Ermeniler ile anlaşarak Nûreddîn Mahmûd cephesinde rahat hareket etmek imkânı bulmuştu. Nite­kim Ayıntab’ı tekrar geri alarak Ra’ban üzerine yürüdü. Haçlıların da harekete geçmesi, Nûreddîn Mahmûd’un aldığı yerleri Sultan’a geri vermesine sebep oldu (1157). İmparator Manuel ise Antakya hükümdarı Reinauld (Reynald) ile ittifak etmiş olan ve Kilikya’da sağlamca yerleşmiş bulunan II. Thoros’a karşı 1158 yılında bir sefer tertipledi ve bölgeyi itaat altına aldı.</p>
<p>Sultan II. Kılıç Arslan’ın kuvvetli durumu karşısında onun düşmanları birbirleriyle anlaşmaya başladılar. Bu ittifakın başlıca düzenleyicisi İmparator Manuel idi. O önce Zengîlerden Atabeg Nûreddîn Mahmûd ile anlaştı (1159). Ancak İmparator Kilikya seferinden İstanbul’a dönerken, Selçuklu kuvvetleri zaman zaman Bizans ordusuna saldırmış ve ağır kayıplar verdirmişti. İmpa­rator takriben üç ay sonra Anadolu’ya bir sefer daha tertipledi ve bu sırada gönderdiği elçiler vasıtasıyla Sultan II. Kılıç Arslan’a karşı büyük bir ittifak meydana getirdi.</p>
<p>Bu ittifaka Danişmendli hükümdarları Yağı-basan, Zünnûn ve Zulkarneyn’den başka Sultan’nın kardeşi Şahinşâh da Selçuklu sultanı yapılacağı vaadiyle iştirak etmişti. Sultan II. Kılıç Arslan bu ittifakı bozmak için önce İmparator’a bir elçi gönderdi, sonra da 1160 yılında Elbistan ve ci­varını Yağı-basan’a bırakarak anlaşmak istedi ise de başarılı olamadı. Ayrıca Yağı-basan’ın sultanın evleneceği İzzeddîn Saltuk’un kızını gelin alayından kaçırtıp, zorla yeğeni Zünnûn ile evlendirmesi bardağı taşıran son dam­la olmuştu. Sultan II. Kılıç Arslan, Yağı-basan üzerine yürüdü, ancak ittifak burada iyi çalışmış Bizans ve öteki müttefiklerden gelen yardımcı kuvvetler Yağı-basan&#8217;nın savaşı kazanmasını sağlamıştı.</p>
<p>Nihayet sultan tek çare olarak İstanbul&#8217;a giderek bu meseleyi çözmek istedi. II. Kılıç Arslan İstanbul’da üç ay kaldı ve kendisine burada büyük itibar ve hürmet gösterildi. Neticede iki taraf arasında bir anlaşma imzalandı. Buna göre, Sultan II. Kılıç Arslan;</p>
<ul>
<li>İmparatorun düşmanlarına karşı düşman olacak ve savaşacak,</li>
<li>Bizans’tan son yıllarda aldığı şehir ve kasabaları geri verecek,</li>
<li>Türkmenlerin hudud bölgesine yaptığı akınlara engel olacak,</li>
<li>Gerektiğinde Bizans ordusunda savaşmak üzere bir kuvvet gönderecekti.</li>
</ul>
<p>Ayrıca İmparator, sultana büyük para yardımı yapmış; bu anlaşmadan sonra II. Kılıç Arslan ülkesine dönmüştü (1162). O bu suretle Anadolu’daki ra­kiplerine karşı da serbestçe hareket etmek imkânını sağlamış oluyordu. Sulta­nın İstanbul’da bulunduğu sırada ise Yağı-basan boş durmamış, Harput ve Çemişkezek gibi bölgeleri istila ederek buranın halkını Kemah’a doğru sürmüştü (1163).</p>
<p>Kılıç Arslan’ın ilk işi Yağı-basan’ın üzerine yürüyerek Sivas&#8217;ı işgal etmek oldu. Aynca Artuklu hükümdarları Kara Arslan ve Necmeddîn Alpı ile Dilmaçoğulları emîri Fahreddîn Devlet-şâh da Yağı-basan’a karşı harekete geçmiş­ler, ancak Atabeg Nûreddîn Mahmûd b. Zengî’nin Artuklulara elçi göndererek, Haçlılar&#8217;ın saldırıları sırasında Müslümanların birbirleri ile savaşmasının doğru olmadığını bildirmesi, Artuklular ile Danişmendlilerin bir anlaşma yapmalarına sebep olmuştu. Yağı-basan, daha sonra belki de yardım istemek için, dama­dı olan Şahinşâh ile birleşmek üzere Çankırı’ya gitti ve orada öldü (3 Ağustos 1164). Yerine yeğeni İbrahim&#8217;in oğlu İsmâil geçti.</p>
<p>Sultan II. Kılıç Arslan için Yağı-basan’ın ölümü, kendisine karşı olan­ları ortadan kaldırmak hususunda büyük bir fırsat olmuştu, önce kar­deşi Şâhinşâh’ın Çankırı ve Ankara bölgesindeki, sonra da Danişmendli Zünnûn’un Kayseri ve Zamantı’daki hâkimiyetine son verdi (1169). Şahinşâh ve Zünnûn için Atabeg Nûreddîn Mahmûd’a sığınmaktan başka yapacak bir iş kalmamıştı. Nûreddîn Mahmûd, Artuklular ve Sivas Danişmendli emîri İsmâil’i de kendi tarafına çekerek sultana karşı bir ittifak meydana getirmiş, gerek Zünnûn ve gerekse Şahinşâh’ın haklarını müdafaa etmek istemişti. Daha sonra Sivas’ta şiddetli bir kıtlık oldu, şehrin hâkimi İsmâil durumu iyi idare edemeyince, halk ayaklanarak onu öldürdü ve yerine Zünnûn’u davet etti. Zünnûn, Atabeg Nureddîn Mahmûd’un desteği ile Sivas’ta tahta oturdu.</p>
<p>Bu durum Sultan II. Kılıç Arslan’ın Nureddîn’in üzerine yürümesine sebep oldu. Yine araya giren büyükler bu iki Türk devletinin barış yapmasın­da etkili idiler. Anlaşmaya göre; Nureddîn Mahmûd aldığı bütün yerleri Kı­lıç Arslan’a geri verecek, buna mukabil Zünnûn da Sivas’ta hüküm sürecekti. Atabey Nureddîn Mahmûd’un 1174 yılında ölümü ile Anadolu’daki durum II. Kılıç Arslan’ın lehine değişti. O süratle harekete geçerek başta Si­vas ve Niksar olmak üzere bütün Danişmend illerine hâkim oldu (570/1174- 1175). Sultan’ın kardeşi Şahinşâh ve Zünnûn ise kurtuluşu Bizans’a sığınmak­ta buldular.</p>
<p>Öte taraftan Macaristan ve Avrupa’da meşgul bulunan Bizans İmparato­ru Manuel, II. Kılıç Arslan’ın düşmanlarını ortadan kaldırarak kuvvetlenmesi­ni hoş karşılamıyor, ayrıca Batı Anadolu’daki Türkmen alanlarından rahatsız oluyordu. Bu nedenle bir savaş hazırlığı içine girmiş, hududlarda tahkimata ve yıkılan kaleleri yeniden yaptırmaya başlamıştı. Buna mukabil Sultan II. Kılıç Arslan barış antlaşmasının yenilenmesini istemişti. İmparator ise Zünnûn ve Şahinşâh’a ülkelerinin geri verilmesi gibi ağır teklifler ileri sürerek anlaşmayı güçleştiriyordu. Nitekim imparator bu maksatla yeğeni Andronikos Vatatses’i bir ordu ile Paflagonya (Anadolu’nun kuzeyinde, Sinop, Çankırı gibi şehirlerin dahil olduğu bölge)’ya göndererek Zünnûn’a ülkesini geri vermek istedi.</p>
<p>Bi­zanslıların Eylül 1176’daki bu Paflagonya seferi Niksar surları önünde tam bir hezimetle sonuçlandı. Andronikos Vatatses’in başı bir zafer nişanesi olarak Sultan II. Kılıç Arslan’a gönderildi. İmparator ise Türkleri Anadolu’dan atmak maksadıyla büyük bir ordu ile harekete geçmişti. Sultan II. Kılıç Arslan barış teklifini tekrarladı ise de bunun bir faydası olmadı. Konya’ya doğru ilerleyen Bizans ordusu Denizli’den sonra Eğridir Gölü’nün kuzeyinde Kumdanlı’da Myriokephalon denilen dar ve sarp bir geçite girdi. İşte bu dar geçitte Bizans ordusu Sultan II. Kılıç Arslan&#8217;ın kurduğu pusuya düştü. Yapılan savaşta Türk ordusu Bizans ordusunu müthiş bir bozguna uğrattı (17 Eylül 1176).</p>
<p>Gece olduktan sonra da devam eden bu savaşta kurtuluş ümidi kalmayan İmpa­rator Manuel barış teklifinde bulundu. Sultan II. Kılıç Arslan tarafından ka­bul edilen bu barışa göre, Eskişehir ve Sublaion (Menderes Nehri kaynağında Uluborlu’nun doğusunda) kaleleri yıkılacak ve İmparator bir savaş tazminatı ödeyecekti. Malazgirt’te olduğu gibi Myriokephalon’da da Türklerin lehleri­ne biten bir savaşın sonucundan tam anlamıyla istifade edemediği ve barış anlaşmasının kabul edildiği görülüyor. Ancak II. Kılıç Arslan’ın kazandığı bu zafer, dâima Türkleri Anadolu’dan atmak isteyen BizanslIların hayalleri­ne son veriyor, artık üstünlüğün tekrar Selçuklulara geçtiğini gösteriyordu.</p>
<p>Sultan II. Kılıç Arslan bu galibiyeti fetih-nâmeler ile komşu hükümdarlara ve Abbâsî Halifesi el-Müstezî (1170-1180)&#8217;ye bildiriyor, bu haber Bağdat’ta se­vinçle karşılanıyordu. Ayrıca Sultan bu zaferi Alman İmparatoru Friedrich I. Barbarossa’ya da bildiriyor ve ona ittifak teklif ediyordu.</p>
<p>Sultan II. Kılıç Arslan Bizans’ı mağlup ederek batı yönündeki tehlikeden kurtulduktan sonra doğuda istediği gibi hareket edebileceği ortama kavuş­muş oluyordu. Nitekim bu durum önceleri sultanın düşüncesine uygun düş­tü ve o dört aylık bir kuşatmadan sonra 25 Ekim 1178’de Malatya’ya girerek Danişmendlilerin buradaki koluna son verdi. Ancak bu sırada ortaya yeni bir rakip çıktı, bu da Nureddîn Mahmûd’un yerini alan Salahaddîn Eyyubî idi. Bu çatışmayı ilk başlatan da Sultan Kılıç Arslan oldu. O Ra’ban Kalesi’nin geri verilmesini istiyordu. Salahaddîn Eyyubî bu isteği reddetti ve ayrıca Sultan II. Kılıç Arslan’ın gönderdiği ordu Eyyubî kuvvetleri tarafından mağ­lup edildi. Kılıç Arslan bu kez Hısn Keyfâ ve Diyarbekir Artuklu hükümdarı Nureddîn Muhammed’e karşı harekete geçti. Sultan bu hareketine ailevi bir mazeret de gösteriyor, kızına kötü davranan damadını cezalandırmak ve çe­yiz olarak verdiği birkaç kaleyi geri almak istediğini ileri sürüyordu.</p>
<p>Nureddîn Muhammed’in Salahaddîn Eyyubî&#8217;ye sığınması ve onunla müttefik olması iki büyük hükümdarı tekrar karşı karşıya getirdi. Muhtemel bir savaşı Selçuklu veziri İhtiyâreddîn Haşan önlemiş, hatta onları Ermenilere karşı birleştirmiş­tir. Bu iki hükümdarın birleşmesi ve Salahaddîn Eyyubî’nin hareketi karşısın­da mukavemet edemeyeceğini anlayan Ermeni Prensi III. Rupen (1175-1187) barış teklif etmiş ve bu uygun görülmüştü (1180).</p>
<p>Bizans cephesinde ise İmparator Manuel’in tam olarak anlaşmayı uy­gulamadığı, sadece Sublaion Kalesi’ni yıktırdığı görülüyor. Bu sebeple Sultan Kılıç Arslan akıncılarını Batı Anadolu’ya gönderdi. Rivayete göre 1177&#8217;de Ege Denizi&#8217;ne kadar ulaşan bir akından ve 1180&#8217;de İmparator Manuel’in ölümün­den sonra Bizans arazisine Türkmen baskısı son derece artmış ve bunlara mukavemet imkânsızlaşmıştı.</p>
<p>Neticede Uluborlu, Kütahya ve Eskişehir civa­rı Türkler tarafından fethedildi. Bizans’ta ise İmparator III. Aleksios&#8217;un ölümü ile tahta Andronikos Komnenos geçmişti. Bu İmparator devrinde (1183-1185) Anadolu’da sık sık isyanlar vuku bulmuş, bu sebeple Selçuklu Sultanından yar­dım istenmişti. II. Kılıç Arslan bu fırsattan yararlanarak kırk bin kişilik bir ordu göndermiş, bu Selçuklu kuvveti ve Türkmenler Rodos Adası’nın karşısındaki Likya sahillerine kadar birçok yerleri zapt etmişti. Selçuklu Devleti’nin doğu­sunda ise Azerbaycan’dan Anadolu’ya doğru Türkmen göçleri devam ediyordu. Bu Türkmenlerden Rüstem Bey idaresindeki beş bin kişilik bir grup Maraş yö­nünden Ermeni topraklarına girdiler ve 1187’de Sis (Kozan)’e kadar ilerlediler, ancak Baron Leon kumandasındaki Ermeniler tarafından bozguna uğratıldılar.</p>
<p>Sultan II. Kılıç Arslan 1155’ten beri aşağı yukarı otuz yıldır hüküm sür­düğü siyaset sahnesinde artık yorulmuş ve görevini gereği gibi yapamaz hâle gelmişti. O da, eski Türklerde devletin haneden azasının müşterek malı sayıl­ması geleneğine uygun olarak, Türkiye Selçuklu Devleti’ni on bir oğlu arasın­da bölmüştü (1186). Kendisi de Konya’da sultan olarak hüküm sürmeye de­vam etti. Bu şehzadelerden en küçüğü Uluborlu meliki Gıyâseddîn Keyhusrev, en büyüğü ise muhtemelen Sivas ve Aksaray meliki Kutbeddîn Melikşâh idi. Bu on bir şehzade sahip oldukları topraklarda tam bir melik gibi bağımsız hareket ediyorlar, sadece “Sultan” unvanı kullanmıyorlardı. Bu bölünmeye rağmen özellikle uçlarda bulunan Tokat ve civan hâkimi Melik Rükneddîn Süleyman-şâh Karadeniz sahillerinde faaliyette bulunmuş ve Samsun’u al­mıştı.</p>
<p>Ankara meliki Muhiddîn Mes&#8217;ûd Kastamonu taraflannda, Gıyâseddîn Keyhusrev de Batı Anadolu’da etkili olmuşlardı. Ancak bütün bunlara rağmen kardeşlerin Selçuklu tahtına hâkim olabilmek için birbirleri ile yaptıkları mücadele devletin zayıf düşmesine ve ihtiyar sultanın üzüntülü günler geçirme­sine sebep oluyordu.</p>
<p>Öte taraftan Salahaddîn Eyyubî&#8217;nin Kudüs’ü zapt etmesi üzerine Avrupa’da üçüncü bir Haçlı seferi tertiplenmişti (1189). Bu seferin başında Al­man İmparatoru Friedrich Barbarossa bulunuyor ve Haçlı ordusunun sayısı hakkında verilen bilgiler iki yüz ile altı yüz bin arasında değişiyordu. Bu Haç­lı ordusuna karşı Salahaddîn Eyyûbî Bizans imparatoru II. İsakios Angelos (1185-1195) ile anlaşıyordu (1189). Buna göre iki devlet I. Andronikos zama­nında aktedilen, Alman ordusunun geçmesine engel olmak hükmünü hâvi ittifak anlaşmasını yenilediler.</p>
<p>F. Barbarossa ile Kılıç Arslan arasında da eski bir dostluk bulunuyordu. Nitekim Kılıç Arslan ve oğlu Kutbeddîn Melikşâh’ın elçileri F. Barbarossa’ya Edirne’de ulaşmış ve iki taraf arasında; Alman or­dularının Selçuklu topraklarından serbeştçe geçmesi, erzak ve öteki ihtiyaç maddeleri satın alması hususunda anlaşma yapılmıştı (Şubat 1190). Ancak Bizans, Salahaddîn Eyyûbî ile yaptığı anlaşmaya rağmen, bu büyük Haçlı ordusuna boyun eğmek zorunda kalmıştı. F. Barbarossa ve emrindeki ordu Alaşehir ve Denizli’den geçerek Selçuklu ülkesine girdi. Başlangıçta her şey normal gitmiş, Türkmenler Haçlı ordusuna saldırmamış, hatta onlara yiyecek maddeleri ve hayvan satmıştı. Ancak Haçlılar Uluborlu bölgesinde Türkmenlerin saldırısına uğramış ve ilk Selçuklu ordusu ile de Akşehir’de karşılaşmış­tı.</p>
<p>Sultan’ın iki oğlu Melikşâh ve Mes’ûd’un idaresindeki bu Selçuklu ordusu Haçlılara ağır kayıplar verdirmesine rağmen sayıca üstün düşman karşısında Konya&#8217;ya çekilmek zorunda kalmıştı. Haçlı ordusu da bu Selçuklu kuvvetleri­ni takip ederek Konya önüne geldi (17Mayıs 1190). Esasında F. Barbarossa’nm niyeti Kilikya üzerinden Suriye&#8217;ye gitmek idi, ancak bu saldırılar karşısın­da Konya&#8217;ya yürümüştü. Neticede Haçlılar şehre girmeye muvaffak oldular, çarşıları yağmaladılar ve birçok insan öldürdüler.</p>
<p>Bu sırada iç kalede oturan Sultan Kılıç Arslan ve oğlu Melikşâh, Alman İmparatoru&#8217;na barış teklifinde bulundular. Alman İmparatoru da esas gayesinin Kudüs’ü kurtarmak oldu­ğunu ve iki tarafın boşuna kayıplar verdiğini söyleyerek bu teklifi kabul etti. Ancak Selçuklu topraklarından çıkıncaya kadar güvende bulunabilmek için Selçuklu emirlerinden yirmi beş kişiyi rehine olarak aldı. Haçlı ordusu Mayıs ayı sonunda Konya’dan ayrıldı. Rivayete göre, Melikşâh sevmediği yirmi beş emîri Alınanlara teslim etmiş, Türkmenlerin devam eden saldırıları karşısın­da bunlar öldürülmüştü. F. Barbarossa daha sonra Silifke çayında boğuldu.</p>
<p>II.Kılıç Arslan’ın son günlerinde oğulları arasındaki taht mücadelesi aman­sız bir şekilde sürmüş, ona tahakküm edenler, hatta kendini sultan ilan edenler dahi olmuştu (Melikşâh gibi). Nihayet Sultan Kılıç Arslan 1192 Ağustos’unda hastalandı ve muhtemelen seksen yaşında iken Konya’da öldü. Öldüğü sırada veliahtı olan en küçük oğlu Gıyâseddîn Keyhusrev Selçuklu tahtına geçti.</p>
<p>Kaynak:</p>
<p>Erdoğan Merçil- Müslüman Türk Devletleri Tarihi</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-sultan-ii-kilic-arslan-donemi/">Türkiye Selçukluları -Sultan II. Kılıç Arslan Dönemi-</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-sultan-ii-kilic-arslan-donemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Selçukluları -Şahin Şah Dönemi-</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-sahin-sah-donemi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-sahin-sah-donemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Harun Selçuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2015 15:38:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Selçuklu Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Aleksios]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[Şahin Şah]]></category>
		<category><![CDATA[Danişmend]]></category>
		<category><![CDATA[Emir Gazi]]></category>
		<category><![CDATA[Emir Monoluğ]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[Mesud]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Selçukluları Devleti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=8320</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şahinşâh’ın Saltanatı Bir süre sonra Konya Selçuklu tahtında Şahinşâh’ın oturduğunu görü­yoruz (1110). Onun Anadolu’ya dönüşü ile ilgili iki rivayet vardır. Birincisi­ne göre, Büyük Selçuklu sultanı Muhammed Tapar Anadolu’nun kötüye gi­den durumunu görerek Şahinşâh’ı ülkesine göndermiş, İkincisine göre ise Şahinşâh kendisi kaçmıştı. Şahinşâh&#8217;ın Konya’ya geldikten sonra belki de ilk işi, kendisine rakip gördüğü Haşan Bey’i ortadan [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-sahin-sah-donemi/">Türkiye Selçukluları -Şahin Şah Dönemi-</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/Turkiye-Selcuklu-Devleti.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-8313 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/Turkiye-Selcuklu-Devleti.jpg" alt="Turkiye Selcuklu Devleti" width="438" height="365" /></a></p>
<p><strong>Şahinşâh’ın Saltanatı</strong></p>
<p>Bir süre sonra Konya Selçuklu tahtında Şahinşâh’ın oturduğunu görü­yoruz (1110). Onun Anadolu’ya dönüşü ile ilgili iki rivayet vardır. Birincisi­ne göre, Büyük Selçuklu sultanı Muhammed Tapar Anadolu’nun kötüye gi­den durumunu görerek Şahinşâh’ı ülkesine göndermiş, İkincisine göre ise Şahinşâh kendisi kaçmıştı. Şahinşâh&#8217;ın Konya’ya geldikten sonra belki de ilk işi, kendisine rakip gördüğü Haşan Bey’i ortadan kaldırmak olmuştu. Daha sonra Selçuklu sultanı, İmparator Aleksios ile mücadeleye girişti ve özellik­le 1113 yılında bazı başarılı sonuçlar aldı. Bu Türk saldırılan sırasında Emîr Monoluğ ve Muhammed adlarındaki beyler temayüz ettiler. Nihayet Afyon (Ampous) civarında Şahinşâh ile Aleksios arasında bir anlaşma imzalandı, özellikle Sultan&#8217;ın Bizans’a barış teklif etmesi bu sırada kardeşi Mes’ûd’un isyanı ile ilgili olmalıdır.</p>
<p>Mes’ûd kayınpederi Danişmendli Emîr Gazi (1105-1134) ile birleşerek taht mücadelesine girişmişti. Sultan Şahinşâh süratle bu isyanı bastırmak üzere geri dönmüş, ancak adamlarının ihaneti sebebiyle bir baskın sonucu Mes’ûd’un önünden kaçmak zorunda kalmıştı. O Bizans İmparatoru’nun yanına giderken Akşehir civarında Mes&#8217;ûd&#8217;un adamları­nın eline esir düşmüş ve gözleri kör edilmişti (1116). Mes’ud buna rağmen Şahinşâh’tan çekinmiş ve onu eski Türk âdeti gereğince kanı akıtılmaksızın, yayının kirişiyle, boğdurmuştu. Rivayete göre Şahinşâh öldüğünde yirmi bir yaşında idi(1118). Onun özellikle gençliğin verdiği bir umursamazlıkla devleti idare ettiği ve tecrübeli kumandanlara yeterli ölçüde değer vermediği ve kendine fazla güvendiği anlaşılıyor</p>
<p>Kaynak:</p>
<p>Erdoğan Merçil-Müslüman Türk Devletleri Tarihi</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-sahin-sah-donemi/">Türkiye Selçukluları -Şahin Şah Dönemi-</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/turkiye-selcuklulari-sahin-sah-donemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
