<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İnsan Ve Hürriyet | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/insan-ve-hurriyet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Nov 2017 19:30:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>İnsan Ve Hürriyet | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hürriyet</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/hurriyet-2/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/hurriyet-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jun 2015 09:13:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Necip Fazıl Kısakürek]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Ve Hürriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Hürriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Hürriyet bir gaye değil vasıtadır]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh ve nefs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=7906</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan hür değildir; hür olan, eşek veya köpek&#8230; Tam frensizlik ve alıkoyucu melekelerden yoksunluk mânâsına hayvanî hürriyet, hayvanda bile sınırlıdır ve ona pisliğini toprakla örttürecek kadar olsun, bir hicap zabıtası telkinedicidir! İnsanda, aynı insan tarafından biri istiklâline kavuşturulacak ve başına taç konulacak, öbürü de zindana tıkılacak ve ayağına pranga vurulacak iki zıt hüviyet vardır: Ruh ve nefs&#8230; [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hurriyet-2/">Hürriyet</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan hür değildir; hür olan, eşek veya köpek&#8230;</p>
<p>Tam frensizlik ve alıkoyucu melekelerden yoksunluk mânâsına hayvanî hürriyet, hayvanda bile sınırlıdır ve ona pisliğini toprakla örttürecek kadar olsun, bir hicap zabıtası telkinedicidir!</p>
<p>İnsanda, aynı insan tarafından biri istiklâline kavuşturulacak ve başına taç konulacak, öbürü de zindana tıkılacak ve ayağına pranga vurulacak iki zıt hüviyet vardır: Ruh ve nefs&#8230; Ruh, hürriyeti, hakikate esir olmakta bulur, nefs ise onu her istediğini yapmak mânâsına alır.</p>
<p>Nefsin, tanrılık iddiasına kadar isteklerine pâyân yoktur. İnsan ruhunu, tek kum tanesini açıkta bırakmamış topoğrafyası diyebileceğimiz tasavvuf ölçülerine göre, insanda İlâhînura perde olarak yaratılan ve büyük marifete ermek için mutlaka yıkılması, eğilmesi, çiğnenmesi gereken nefs, nasıl fert plânında murakabe altına alınması zaruri bir nesne ise, misalimizin cemiyet plânına tatbikinde de, ma’şerî vicdana (toplum vicdanına) fertleri bağlayıcı bir mutlakiyet tanınması telkin edici bir keyfiyettir.</p>
<p>O halde, fert plânında ruha karşı nefs neyse, cemiyet plânında da ma’şeri vicdana karşı fert odur; ve mutlaka hakkı eksiksiz verilmek şartiyle sımsıkı bir disiplin cenderesi içinde kıskıvrak bağlı kalması, cemiyetinin bekası noktasından hilkat kanunu icabıdır.</p>
<p>Hürriyet için hürriyete talip milletler, kendi kendilerinin esiri olmaktan kaçarken, başkalarının esiri olmaya mahkûm&#8230;</p>
<p>Hürriyet bir gaye değil, vasıtadır ve gaye bir tarafa bırakılıp vasıta gayeleştirilemez. Demek ki, Allahın, Kur’anında «dinde ikrah yoktur» fermaniyle doğruladığı ve hakkını bahşettiği hürriyet, hakikate ermek için, canlıların havaya muhtaç olması gibi, vicdanlara vasıta kıymetinden ibarettir ve hakikate erilince, hürriyetin en büyük tecellisi, hakka esaretten başka bir şey değildir.</p>
<p>Hürriyetin tecelli ettiği her yerde hak bulunamada, hakkın tecelli ettiği hiçbir yerde hürriyet müdafaa dilemez. Hürriyetin –hak için- olmadığı yerdeki felâket, hürriyetin –sırf kendisi için- olduğu yerdeki felâketten büyük değildir. Yani zulme esaretle nefse esaret aynı belâ&#8230;</p>
<p>Her şeyle beraber hürriyetin de hakikati ve aslî kaynağı bizdeyken, tam bir vicdan istiklâli yolundan erilmiş, bir petek bal gibi mânası ve hendesesi içiçe, aslında muhteşem ve muazzam nizamımızı bozmak için bize hürriyet tuzağını kuranlar, hürriyetten anladıklarına zıt olarak başıboşluğumuzu sağlamaya bakmışlar; ve böylece, göğsümüze taktıkları, içyüzü gizli «hürriyet» madalyasiyle ruhumuzu esir etmeyi bilmişlerdir.</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hurriyet-2/">Hürriyet</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/hurriyet-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Ve Hürriyet</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/insan-ve-hurriyet/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/insan-ve-hurriyet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Oct 2014 19:29:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mehmet Kaplan]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Ve Hürriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Nesillerin Ruhu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2056</guid>

					<description><![CDATA[<p>Descartes, “Selim akıl bütün insanlara müsavi surette paylaştırılmıştır” der. Bunun mânası, isterlerse, bütün insanlar hakikati bulabi­lirler, demektir. İnsan olmanın esası da budur. Nasıl bütün insanlar, el, kol, burun, ağız ve göz sahibi iseler, tıpkı bunlar gibi bir de düşünme­sini bilen bir akla sahiptirler. Hayvan düşünme iktidarını haiz değildir. İnsanda düşünme iktidarını inkâr etmek, onu hayvanla [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/insan-ve-hurriyet/">İnsan Ve Hürriyet</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/insan-ve-hurriyet/insan-ve-hurriyet-250x250/" rel="attachment wp-att-17060"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-17060" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/10/insan-ve-hurriyet-250x250-1.jpg" alt="" width="250" height="250" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/10/insan-ve-hurriyet-250x250-1.jpg 250w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/10/insan-ve-hurriyet-250x250-1-100x100.jpg 100w" sizes="(max-width: 250px) 100vw, 250px" /></a>Descartes, “Selim akıl bütün insanlara müsavi surette paylaştırılmıştır” der. Bunun mânası, isterlerse, bütün insanlar hakikati bulabi­lirler, demektir. İnsan olmanın esası da budur. Nasıl bütün insanlar, el, kol, burun, ağız ve göz sahibi iseler, tıpkı bunlar gibi bir de düşünme­sini bilen bir akla sahiptirler. Hayvan düşünme iktidarını haiz değildir. İnsanda düşünme iktidarını inkâr etmek, onu hayvanla bir tutmak olur.</p>
<p>Şüphesiz her insan hakikati derhal ve kolaylıkla bulamaz. Fakat kim eline keseri, testereyi geçirince usta bir marangoz olabilir? Bakma­sını bile öğrenmek lazımdır. Nasıl âletleri iyi kullanmak için uzun bir çıraklığa ihtiyaç varsa, doğru düşünebilmek için de çalışmaya ve uğraş­maya ihtiyaç vardır. Terbiyenin mânası da budur. Terbiye insandaki gizli kuvvetleri meydana çıkarır ve geliştirir. Tecrübeler göstermiştir ki, iyi bir terbiye ile en geri ve iptidai sanılan insanları dahi yüksek bir seviyeye çıkarmak mümkündür. Ama insana, insanın kabiliyetlerine inanmadan böyle bir teşebbüse girişilemez. Ve her insanda mündemiç gizli kabiliyetlerin mevcudiyetim kabul etmeden terbiyenin mucizele­rini izah edemeyiz. Bu inanç ile Sokrat, sokakta rastladığı herhangi bir kimse ile adalet ve hakikat gibi en ciddi meseleleri konuşmak cesareti­ni buluyor, daha mühimi, dışardan bir fikir telkin etmeyerek mahirane suallerle fikirlerini onların kendi içlerinden çıkarmaya çalışıyordu. İnsanlara inanmayan bir kimse onlara sual dahi soramaz.</p>
<p>Müstebit, insanlara sual sormaz; çünkü onlara inanmaz; onlarda düşünme kabiliyeti olduğunu kabul etmez. Müstebit, sadece kendine inanan bir ucubedir. O bir ucûbedir. Zira bütün insanlarda düşünce kabiliyetini kabul etmeyen bir insanda, sadece onda, tesadüfen ve müstesna olarak düşünme kabiliyetinin nasıl bulunduğunu izah etmek imkânsızdır. Müstebitleri, böyle bir inanca sevk eden, içlerindeki şey­ini gururdur. Kendisini başkalarından üstün görmek isteyen müstebit, pek tabii olarak başkalarını aşağı telâkki eder. Müstebitin dünyada tahammül edemeyeceği tek şey, başkalarının da düşünme kabiliyetini haiz olmaları, hattâ ondan daha doğru düşünebilmeleridir. Zira gurur, ihtiras ve korku müstebitin düşüncesini karartır. Ona gülünç ve korkunç hareketler yaptırır. Bu hal müstebiti, daha çok müstebit kılar.</p>
<p>İnsanlarda tabii olan düşünme kabiliyetini yok edemeyen müstebit, şüphesiz hürriyetin amansız bir düşmanı kesilir. Nasıl kesilmesin ki, hürriyet, başkalarının da düşünebileceklerini ve daha iyi düşünebile­ceklerini kabul etmek demektir. Bu ise müstebitin kendi kendisini inkâr etmesi olur. Müstebitin üstün bir insan kalabilmesi için başkalarının alçalması lazımdır. Ve müstebit, başkalarını alçaltmak, kendinden aşağı seviyede tutmak için her vasıtaya başvurur.</p>
<p>Bu vasıtaların başında kuvvet gelir. Müstebit, düşünceye karşı kuv­veti çıkarır. Fakat tek başına kuvvet, çıplak kuvvet kötü bir şeydir. Bun­dan dolayı kuvveti, maskelemek ve yaldızlamak lazımdır. Müstebit, kuvveti mukaddes ve ulvi kılmak için sahte fikirlere başvurur. Tenkit edilmesine müsaade olunmayan tabu’lar veput’lar icat eder. İstibdatın daima dogmatik olmasının sebebi budur. Dogmatizm, istibdatın mas­kesidir.</p>
<p>Müstebit, sadece korkulan bir kuvvet olmaktan hoşlanmaz. Üstelik sevilmek de ister. Fakat sevgi hürriyeti icap ettirir. “Zorla sevgi olmaz.” Gerçek sevgi daima hürdür. Gerçek sevgiyi elde edemeyen müstebit, yapmacık ve zoraki sevgi ile yetinmek mecburiyetinde kalır. Bundan dolayı para ve mevki vermek suretiyle kendisini sevdirmeye çalışır.  Para ve mevki ile müsebiti sever gibi görünen insanlara dalkavuk diyoruz. Dalkavuk, kendisini inkâr etmeden dalkavuk olmaz. Müstebitin istediği kendisini herkesten üstün görmektir. Dalkavuk bunu yapar, Müstebiti tanrılaştırır. Kendisini alçaltan dalkavuk pek tabii olarak başkalarının da alçalmasını ister. Bundan dolayı dalkavuk da müstebit kadar müstebit olur ve tanrılaştırdığı insana tapmayanları kendisi­ne düşman telâkki eder. Zira müstebitin küçük görülmesi dalkavuğu da alçaltmak demektir. Müstebit, nasıl başkalarının hür düşünmesine tahammül edemezse, dalkavukları da, insanı insan yapan düşünceye karşı cephe alırlar.</p>
<p>Müstebit ve dalkavukları ile mücadele, insan için ve insanlık için mücadeledir. Bu mücadelenin esası da serbest surette düşünmek ve böyle düşündüğünü ortaya koymaktır.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Nesillerin Ruhu, 180-182 s.</strong></p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/insan-ve-hurriyet/">İnsan Ve Hürriyet</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/insan-ve-hurriyet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
