<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gençlik | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/genclik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Nov 2023 08:01:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Gençlik | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ahmet Kasım Fidan &#8211; Sufiname</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/ahmet-kasim-fidan-sufiname/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/ahmet-kasim-fidan-sufiname/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Nov 2023 08:01:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikmetli Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[İbadet]]></category>
		<category><![CDATA[İlim]]></category>
		<category><![CDATA[Amel]]></category>
		<category><![CDATA[Arkadaş]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kulluk]]></category>
		<category><![CDATA[Muhabbet]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnet]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[Ulema]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilimcephesi.com/?p=26642</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; “Öyle biri ile arkadaş ol ki sana dünya veya ahiret cihetinden faydası dokunsun, bunun dışındakilerle meşgul olmak büyük bir ahmaklıktır.” Ebü Süleyman Dârâni (k.s.) &#160; “Bir kardeşinin evliliğine yardım etmek, sevabı çok olan amellerdendir. Hatta bazı âlimler, nikâha yardımın gaziyi teçhiz etmek veya mükâteb (bedelini ödediğinde azat olacak) bir kölenin azadına yardım etmekten daha [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ahmet-kasim-fidan-sufiname/">Ahmet Kasım Fidan – Sufiname</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2023/11/sufiname97f765f882821fab148b97777e50a092.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-26644 aligncenter" src="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2023/11/sufiname97f765f882821fab148b97777e50a092-193x300.jpg" alt="" width="229" height="356" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2023/11/sufiname97f765f882821fab148b97777e50a092-193x300.jpg 193w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2023/11/sufiname97f765f882821fab148b97777e50a092.jpg 320w" sizes="(max-width: 229px) 100vw, 229px" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Öyle biri ile arkadaş ol ki sana dünya veya ahiret cihetinden faydası dokunsun, bunun dışındakilerle meşgul olmak büyük bir ahmaklıktır.”</p>
<p>Ebü Süleyman Dârâni (k.s.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Bir kardeşinin evliliğine yardım etmek, sevabı çok olan amellerdendir. Hatta bazı âlimler, nikâha yardımın gaziyi teçhiz etmek veya mükâteb (bedelini ödediğinde azat olacak) bir kölenin azadına yardım etmekten daha efdal olduğunu söylemişlerdir.”</p>
<p>İmâm-ı Şarâni (k.s)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&#8220;Taat ve ibadet işinde Allah&#8217;ı unutan, ancak başı dara geldiği ve işi düştüğü zaman Allah&#8217;ı hatırlayana akıllı denmez.”</p>
<p>Zünnün-i Mısri (k.s.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Namazda kıyamda iken secde edilecek yere bakmak sünnettir. Bu amel, sünnete uygun olmayan birçok erbainden, yani kırk gün çile çekmekten daha iyi ve faydalıdır.”</p>
<p>Abdullah Dihlevi (k-s.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Peygamber Efendimiz Hazretleri&#8217;nin bir sünnet-i seniyyesini ihya etmek, yüz defa sakal-ı şerifi ziyaretten faziletli ve o Hazret&#8217;in katında sevimlidir.”</p>
<p>Osman Bedreddin Erzurümi (k.s.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&#8220;Kim herhangi bir vakitte, Allah&#8217;ın kendisine farz kıldığı bir farzı zayi ederse, (daha sonra onu kaza etse bile) uzun bir zaman o farzın lezzetinden mahrum edilir.”</p>
<p>İbn Nüceyd (k.s.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“İbadetlerin hepsini kendinde toplayan ve insanı Allah Teâlâ&#8217;ya en çok yaklaştıran şey namazdır.”</p>
<p>İmâm-ı Rabbâni (r.aleyh)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&#8220;Garip Müslümanların bu dönemde sapıklık deryasından kurtulması ancak peygamberliğin kaynağı, beşerin en hayırlısı olan Peygamber Efendimizin (s.a.v.) ailesinin gemisine binmekle mümkün olur.”</p>
<p>İmâm-ı Rabbâni (raleyh)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Ehl-i sünnet büyüklerinin yoluna tâbi olmaya ve onları taklit etmeye muvaffak olana ne mutlu! Bunlara aykırı yol tutanlara da yazıklar olsun.”</p>
<p>İmâm-ı Rabbâni (raleyh)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Şu zamanki gençlik zamanıdır. Nefis, şeytan ve din düşmanlarının istilası zamanıdır. Bu zamanlarda az amele biçilen itibar, başka zamanlarda yapılan amellere biçilmez.”</p>
<p>İmâm-ı Rabbâni (r.aleyh)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Neyi seversek Allah için sevelim. Sevginin bu türlüsü bir ibadettir. Bilakis bu sevgi nefs için olursa haramdır ve hüsran sebebidir.”</p>
<p>Osman Bedreddin Erzurümi (ks)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&#8220;İnsanın, yanında bulunanlarla tatlı tatlı sohbet etmesi, onlara güzel ahlak ile davranması, geceleri sabaha kadar ibadet etmesinden gündüzleri ise oruçlu geçirmesinden hayırlıdır.”</p>
<p>Fudayl b. İyâz (k.s)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kulluğun tadını alamayan, hiçbir şeyden zevk bulamaz.</p>
<p>Abdullah b.Mübarek (k.s)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&#8220;Ubudiyyet (kulluk) malı bırakıp emrolunan hususa sımsıkı sarılmaktır. Hak aramak yerine, vazifeye koşmaktır diye anlatılmıştır.”</p>
<p>Ebü Hafs Haddâd (k.s.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Lokmayı helalden temin edebilmek için uğraşmak, geceleri ibadet edip gündüzleri oruç tutmaktan efdaldir. Çünkü her şeyin başı helal lokmadır.”</p>
<p>İbrahim b. Edhem (k.s.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Şu beş şey kulun ilahi rahmetten mahrum olduğunun alametidir: Kalpteki katılık, gözyaşının kuruması, hayâ azlığı, dünyaya rağbet ve uzun emel.”</p>
<p>Fudayl b. İyâz (k.s)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Dinin alışveriş kısmını bilmeyen, haram lokmadan kurtulamaz ve ibadetlerin sevabını bulamaz. Zahmetleri boşa gider, azaba yakalanır ve çok pişman olur.</p>
<p>İmâm-ı Âzam Ebü Hanife (k.s.) “Bir kimse ibadet işinde hiç ayrılmadan direk gibi kalıp gitse midesine gireni helal veya haram diye seçmedikten sonra hiçtir. Hiçbir ibadeti makbul olmaz.”</p>
<p>İmâm-ı Âzam Ebü Hanife (k.s.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sen Allah&#8217;a tam manasıyla kulluk yapamayıp kullukta bazı noksanların olduğu sürece gerçek hürriyete ulaşamazsın (Asıl hürriyet, nefsin ve eşyanın esaretinden kurtulup noksansız bir şekilde yüce Mevlâ&#8217;ya kulluk yapmaktır).”</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdi (k.s.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“İnsanların fitnesinden kurtulmak istiyorsanız, çarşı ve pazarlarda çokça bulunmayınız.”</p>
<p>Hacı Bayrâm-ı Veli (k.s)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Allah Teâlâ katındaki kadrini ve değerini bilmek istersen seni hangi işlerde bulundurduğuna dikkat et!”</p>
<p>İbn Atâullah el-İskenderi (k.s.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Bir kimsenin seni ne kadar çok sevdiğini anlamak istersen senin o kimseyi ne kadar sevdiğine dikkat et. Yani sen onu ne kadar seviyorsan o da seni o kadar seviyor demektir.”</p>
<p>İmâm-ı Muhammed Bâkır (r.aleyh)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>» “Allah Teâla&#8217;nin merhameti vardır diyerek isyana kalkışma, kahrından da korkarak ümitsizliğe düşme.</p>
<p>İbn Vefa (ks)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Kalp huzursuzluğuna tutulmamak, eleme uğramamak ve günahlardan temizlenmek isteyen, iyi ve hayırlı işlerini çoğaltsın.”</p>
<p>Ebü&#8217;l-Hasan-ı Şâzeli (k.s.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ahlak bozulunca fasıklar salihlere, zalimler adillere ve kafirler Müslümanlara galip gelir.</p>
<p>Ebubekir Verrak(k.s)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&#8220;Bir kimse bütün ilimleri kendinde toplasa Allah Teâlâ&#8217;nın rızasına uygun hareket etmedikçe kurtulamaz.”</p>
<p>Mevlânâ Abdurrahman-ı Câmi (k.s.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Rıza sahiplerine belalar musibet değildir. Onlar belaları beğenmemezlik etmezler. Çünkü belaları veren yine Allah Tealâdır.”</p>
<p>Muhammed Bâki-Billâh (k.s.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Bela gelince sabrın hakikatleri zuhur eder, kaderin tecellisi temaşa edildiği vakit, rızanın hakikatleri yüz gösterir.”</p>
<p>Yahya b. Muâz-ı Râzi (k.s.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&#8220;Allah için sevmek ve buğzetmek ancak Allah&#8217;ı sevmek ve O&#8217;nun düşmanı olan nefse buğzetmekle olur. Bir kalpte bir anda iki muhabbet bulundurulamaz. Ya nefsini seviyorsundur ya da Rabb&#8217;ini. Çünkü bir kalpte iki şeyin sevgisi toplanmaz.”</p>
<p>Abdurrahman-ı Tâhi (ks.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Bir mümin kardeşine ait sevmediğin bir iş duyarsan, birden yetmişe kadar özür kapısı araştır. Bulamazsan, “Belki benim anlayamadığım bir özrü vardır.&#8217;de ve o konunun üstünü ört,”</p>
<p>İmâm-ı Cafer-i Sâdık (r.aleyh)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Ar bilmeyen ve utanması olmayanla arkadaşlık, insanı kıyamet gününde utandırır.”</p>
<p>İmâm-ı Ebü Yusuf (r.aleyh)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“İnsanların senin hakkında söylediklerine aldırma. Sende olmayan bir şeyi sana yakıştırırlarsa buna üzülmeye gerek yok. Gerçekte hayırlılar zümresinde olan bir kişiyi, insanların şerli görmesi güzel bir nimettir. Ancak tersi bir durum olursa o zaman tehlike büyüktür.”</p>
<p>İmâm-ı Rabbâni (r.aleyh)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Dünya ve ahirette insanın şerefi ve iki âlemde üstün derecelere nail olması, ancak doğru itikad olan ehl-i sünnet itikadında bulunmak ve salih amel işlemekle mümkündür.”</p>
<p>Molla Hüsrev (k.s)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Bütün hâlleri ve keşifleri bize verseler fakat ehl-i sünnet ve&#8217;l cemaat itikadını kalbimize yerleştirmeseler, hâlimi harap, istikbalimi karanlık bilirim. Eğer bütün haraplıkları, çirkinlikleri verseler ve kalbimizi ehl-i sünnet itikadı ile süsleseler, hiç üzülmem.”</p>
<p>Ubeydullah Ahrar (k.s)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>» “Cenâb-ı Hak dinine hizmet edenlere yardım etsin ve dinine zarar verenleri yardımsız bıraksın. Allah (c.c.) gücü, kuvveti ve yardımı kâfirlere, zalimlere ve dini bozmaya çalışanlara karşı koyması için dinin imamına versin, âmin. Allah, bu duama âmin diyenlere rahmet etsin.”</p>
<p>Abdurrahman-ı Tâhi (k.s.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Dünyave ahiret ihtiyaçlarının kul üzerinde eksilmesi veya duraklamasının yegâne sebebi o kişinin tövbe ve istiğfarlarını yapmaması ve bırakmasıdır.”</p>
<p>Ali Havvâs Berlisi (k.s)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Israr ile devam edilen küçük bir günah, pişman olunmuş ve tövbe edilmiş büyük bir günahtan daha büvüktür ”</p>
<p>Ebü Cafer b. Sinan (k.s)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&#8220;Günahlardan hemen sonra tövbe edilirse veya günahtan sonra üç saat içinde edilirse o günah amel defterine yazılmaz.”</p>
<p>Muhammed Masum Fâruki (k.s.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Şunu katiyen biliniz ki dedikodudan, laubali hareketlerden, boş ve faydasız işlerden sakınıp kaçınmayan bir kişinin adam olmasına imkân yoktur.”</p>
<p>Osman Bedreddin Erzurümi (k.s.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>» “İnsanlar, fakir olmaktan korkarak dünyalık için çalıştıkları kadar, cehennemden korkup korunmak için çalışsalardı, mutlaka cennete giderlerdi.”</p>
<p>Yahya b. Muâz-ı Rizi (k.s.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&#8220;Adam suretle değil,siretle iyi adamdır.&#8221;</p>
<p>Cüneyd-i Bağdadi (k.s)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Kuşkusuz farz ibadetler karşısında nafile ibadetler, okyanus yanında bir damla gibi kalır.”</p>
<p>İmâm-ı Rabbâni (r.aleyh)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Hak Teâlâ, birbirine maddi çıkar için alakadar olanlara muhabbeti haram kılınmıştır.”</p>
<p>Cüneyd-i Bağdadi (k.s.) e</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Muhabbetin evvelinde bir lezzet vardır fakat işin hakikatine ulaşılınca ortaya bir dehşet ve hayret çıkar.”</p>
<p>Ebü Ali Dekkâk (k.s.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>» “Bu nasıl gaflettir? Üç kuruş ticaretten sevindiğimiz ve zevk aldığımız kadar iki rekât namazdan zevk almıyoruz. Üç kuruşluk zarara üzüldüğümüz kadar ibadeti terk etmekten hatta Cenâb-ı Hakk&#8217;ı kaybetmekten mahzun ve mütcessir olmuyoruz.”</p>
<p>Osman Bedreddin Erzurümi (k.s)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“İnsanlar edebe ilimden çok daha fazla muhtaçtır.”</p>
<p>Abdullah b. Muhammed b. Münâzil (k.s.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Bizim çok ilimden ziyade, az da olsa edebe ihtiyacımız var.”</p>
<p>Abdullah b. Mübârek (k.s.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dıştaki edebin güzel olması, içteki edebin güzel olduğunu gösterir.</p>
<p>Ebû Hafs Haddâd (k.s)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Allah için elde edilen ilim ve bu uğurda sarf edilen gayret, ibadetlerin en mükemmelidir.”</p>
<p>Ebü Bekir Kettâni (k.s.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Muâviye(r.a.), Resülullah&#8217;ın (s.a.v.) yanında giderken bindiği atın burnuna giren toz, Ömer b. Abdülaziz&#8217;den bin defa üstündür.”</p>
<p>Abdullah b. Mübârek (k.s.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ashâb-ı kirâma hürmet etmeyen kimse, Hz. Muhammede (s.a.v.) iman etmiş olmaz.”</p>
<p>Ebü Bekir Şibli (k.s.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&#8220;Ey insanoğlu! Adının unutulmamasını istersen çocuğuna ilim, hüner, marifet öğret ve onu akıllı fikirli yetiştir. Böyle yaparsan arkanda seni rahmetle anan bir kişi bırakmış olursun.”</p>
<p>Sadi-i Şirâzi (k.s.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Yapılan amelin maksada ulaştığının alameti, o amelde acz ve kusurdan başka bir şey görmemektir.”</p>
<p>Hayr en-Nessâc (k.s.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Yaptığın hayırlı amele güvenerek Allah&#8217;ın azabına uğrayacağından korkmuyorsan helak olanların arasında sayılırsın.”</p>
<p>Huzeyfe el-Mar&#8217;aşi (k.s.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Hakikaten şeriat işlerinde baş gösteren her zaaf ve İslam milletini üstün kılma konusunda gösterilen her kusur, daima kötü âlimlerin bereketsizliği ve niyetlerinin bozukluğu sebebiyle olmaktadır.”</p>
<p>İmâm-ı Rabbâni (r.aleyh)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Ulemâyı hafife alanın ahireti, ümerayı hafife alanın dünyası, dostlarını hafife alanın mürüvveti yıkılır.”</p>
<p>Abdullah b. Mübârek (k.s.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Âlimler,ilminin gereğini kendileri yerine getirmezlerse din ortadan kalkar, çünkü âlimler dinin bağıdır. Çürük bağ ile ne bağlanabilir ki?”</p>
<p>Ebü Bekir Verrâk (k.s.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&#8220;Sünnete uymadan amel edenin ameli batıldır.&#8221;</p>
<p>Ahmed b.Ebü&#8217;l Havâri(k.s)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Dersve fetva vermek; makam, mevki, mal ve üstünlük elde etmeyi düşünmeksizin sadece Allah&#8217;ın rızasını kazanmak için yapılır ve ancak böyle olursa fayda sağlar.”</p>
<p>İmâm-ı Rabbâni (r.aleyh)</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ahmet-kasim-fidan-sufiname/">Ahmet Kasım Fidan – Sufiname</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/ahmet-kasim-fidan-sufiname/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuk Psikolojisi</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/cocuk-psikolojisi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/cocuk-psikolojisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Jun 2023 11:39:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji/Aile/Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk-Ebeveyn İlişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[Abdulvahid Sezen]]></category>
		<category><![CDATA[dijital bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kanaat]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilimcephesi.com/?p=26431</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuk-Ebeveyn İlişkisi Çocukların gözü ve bakışıyla anı, zamanı görebilmek, du­rum ve olayları yorumlayabilmek farklı bir renk kazandırmak­tadır. Temiz ve saf olma ve düşünme, kolaylıkla inanma eği­limleri, çocukluk için temel özellikler olarak sıralanmaktadır. Taklide onay ve beğeni peşinde ilerleyen çocuklar, büyükle­riyle kurdukları iletişimle gelişim sağlamaktadırlar. Özellikle çocuk için çevresinin öğreticiliği, etkili bir sosyal­leşme sağlamaktadır. Çocuk, sosyal [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/cocuk-psikolojisi/">Çocuk Psikolojisi</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class=" wp-image-9964 aligncenter" src="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/12/images.jpg" alt="" width="343" height="258" /></p>
<p><strong>Çocuk-Ebeveyn İlişkisi</strong></p>
<p>Çocukların gözü ve bakışıyla anı, zamanı görebilmek, du­rum ve olayları yorumlayabilmek farklı bir renk kazandırmak­tadır. Temiz ve saf olma ve düşünme, kolaylıkla inanma eği­limleri, çocukluk için temel özellikler olarak sıralanmaktadır. Taklide onay ve beğeni peşinde ilerleyen çocuklar, büyükle­riyle kurdukları iletişimle gelişim sağlamaktadırlar.</p>
<p>Özellikle çocuk için çevresinin öğreticiliği, etkili bir sosyal­leşme sağlamaktadır. Çocuk, sosyal rolleri ve içeriğini, değer ve inançları, ibadet ve pratiği, örnek ve rol modelleri izleyerek öğrenebilir. Bu dönem, çocuğun sosyal etkiye en aç ve açık olduğu dönemdir (Hökelekli, 2009).</p>
<p>Aynı zamanda sözel dilin güvenirliği çocuklar nezdinde yüksektir ve zihinsel gelişimle birlikte tutarlılığı ya da çelişki­leri de iyi bir şekilde yakalayabilirler. Dilde ebeveynin söyledi­ği bile onlar için kesin doğruluk ifade eder. Çocuk için refe­rans temel olarak ebeveyni ve kardeşleri, sonra akranlarıdır.</p>
<p>îlkin anahtar referans grup, anne babadır. Bilgi otoritesi olarak anne-baba kusursuz bir karizma olarak görülür, onların davranışsal örnekliği esas rol oynar. Burada önemli olan anla­tının eylemlerle uyumlu olması gerektiğidir. Çocuk itaatkarh- ğı ise istismar yerine doğru şekilde kullanılmalıdır. Aksi tak­dirde çocuğun güveni bir sarsılırsa ebeveynlerin geçişsel ta­nımlama rolünden dolayı diğer insanlara da inanmaz vc gü­venmez hale gelebilirler (Yavuz, 2012).</p>
<p>Anne-baba çocuğa göre idealize edilmiş bir konumda ol­duğundan dolayı etkileri de çok derin ve uzun süreli olmakta­dır. Bu yüzden çocukluk etkileri sonraki dönemleri de içine alan bir yaygın etkiye sahiptir. Ebeveynin her şeye gücü yeten, her şeyi bilen ve anlayan gibi mudak güç figürü olarak algı­lanması çocuğa gösterilen tutum ve yaklaşımları çocuğun abartmasına yol açabilir. Çünkü çocuk anne-babasını her da­im söyledikleri ve yaptıklarının çok bilinçli ve hatasız olduğu­na dair bir güçlü inanç geliştirmektedir. Bu yüzden çocukların ebeveynleriyle ilgili bu tarz abartılı hatta tanrısal nitelikler at­fetme eğilimleri hakkında bilgi sahibi olmanın gerektirdiği so­rumluluklar üzerinde de durmak gerekmektedir. Çocuğa öy­lesine ve düşünmeden yapılan bir muamele sıradan değil bile­rek ve kaşıdı olarak yapılmış gibi ağır tesirler uyandırabilir. Bu durumun gerçekliğini yani etkinin derin gücünü test etmek için şimdiki yetişkinlerin çocuklukta oluşturdukları <u>ann</u>e- baba imajlarına bakılabilir. Hatta çocuklukta uygulanan yak­laşım ve sözlerin etkisinin hala sürdüğü yetişkinlerin ifadele­rinde sıklıkla yer almaktadır (Yavuzer, 2019).</p>
<p><strong>Günümüz Şartlarında Çocuğun Gelişimi</strong></p>
<p>Çocukların, çağın ve zamanın değişen çocuk rolleri bek­lentileriyle dini ve manevi değer erozyonu, materyalist bir dünya görüşü ve yaşam biçimi, maddiyatçı değerlerin öne çıkması, yaşam doyumu, ruh sağlığı ve mutluluğunu da etki­lemektedir. Günümüzde psiko-sosyal problemlerle başa çık­mada kullanılan ve yaşanan etkili dini manevi boyutun gös­tergesi olarak dini-manevi ifade, değer ve kavramların azlığın­dan, dindarlıktan ve manevi yönelimden uzaklaşıldığı, sekülerleşildiği, hatta maddiyatçı olunduğu belirtilmektedir.</p>
<p>Bu yüzden psikolojik güçlülük ve sağlamlık ya da manevi güç­lülüğün gerçekleşmediği ilişkilerin tatmin edicilikten uzak ol­duğu tespiti önemli görülmektedir (Cenkseven &#8211; Akba, 2007).</p>
<p>Günümüzde, yüksek öz güven-saygı abartısı olarak “çocu­ğun tepemize çıkarılışı” İslam terbiyesi çerçevesinde de ele alı­nabilir. Dini-manevi gelenek ve uygulamalar, anne-baba say­gınlığı ve çocuğa şefkat ve merhameti gerekli kılmaktadır. Her iki boyutta da aşırı vurgu ve yönelimler aradaki iletişim ve et­kiye zarar vermektedir. Geleneksel pratikteki ebeveyne karşı sorgusuz sualsiz itaat algısı ne kadar eksik ise çocuğun sağlıklı sosyalleşmesini engelleyebilecek şımartıcı yaklaşımlar da hatalı görülmektedir. Çocuğa zarar verici şekilde değer görmesinde­ki abartılarda önce günümüzdeki aşırı bireysellik akımının et­kileri irdelenmelidir. Anne baba olarak fazlaca yalnızlaştık mı ki başarısızlıklarımızın ödünlemesinde abartılı bir yönelim oluştu? şeklinde sorgulamalar gelişmektedir. Neden eski za­manların vakur, mesafeli, saygın anne-baba rolleri yerle yek­san edildi de bu tür çocuk eğitimi sorunları oluşmaya başladı? türündeki arayışlar da gündeme gelmektedir (Aydın, 2021).</p>
<p><strong>Çocukta Kanaat Algısı ve Davranışı</strong></p>
<p>Günümüzün tamahkarlık/açgözlülük çağı olarak tanım­lamalarına yer verilmektedir. Yetinmeme ve sınırsız hazlarla buluşan çocukların özdenetim, özkontrol değer ve inançların gücü de zayıflamaktadır. Rızık inancı, imtihan bilinci, fanilik algısı ve emanet bilinci gibi değersel yaklaşımlar gelişmeyince kanaat etme ya da elindekiyle yetinme yaklaşımı gelişmemek- tedir. Özellikle sosyal karşılaştırma huzursuzluğu yaygın ola­rak görülen bir olgu olduğundan maddiyatçılığın sonuçları ağır olmaktadır.</p>
<p>Sosyal medyanın yanlış rol modellerinin gençleri materyalist bir kısır döngüye hapsetmesi alternatif bir çözümü perdelemek­tedir (Tam, 2020). Sadece çocuklar değil anne babanın da bu akışa sürüklenmesi sonucu gelecek nesillerin toplumsal değer ve yaklaşımlara karşı yozlaşma ve dejenerasyonu kaçınılmaz bir hal almaktadır. Benzer bir sonuç olarak ahlaki düşünmede gerile­me, dini düşüncede durağanlık, hayattan kopuk inancın etki­sizliği ve hayan okuyamayan ya da bağı kurulmayan inanç ve ibadetler, manevi anlam ve değerleri yok saymaktadır.</p>
<p>Hayatı değerlerle okumak yani değersel bir okuryazarlık gibi bir yaklaşıma karşı eğitimsel planlamalar için imkân ve firsadarm özendirilmesinin önemli etkileri olabilecektir. İnsa­nın dünyadaki amaç ve anlamına dair sınırlı değil nihai-ilahi çözümlemeler ve bakış açılarının çocukluktan itibaren kulla­nımı gösterilerek örneklikler artırılabilir.</p>
<p><strong>Çocuklukta Dijital Bağımlılıklar</strong></p>
<p>Çocuk ve oyun arasında yaşamsal bir bağ vardır. Bu bağ, onun öğrenme ve gelişimine yardımcı olmaktadır. Severek ve eğlenerek oluşan yaşantıların, iz ve etkileri de daha kalıcı ol­maktadır. Anlamını ve önemini zihinsel olarak kavrayamaya­cağı bir yaştaki çocuğun her alandaki eğitiminde duygu di- li/iletişimi sağlayıcı işlevi ile oyunlar oldukça etkilidir. Gerçek hayatın bir simülasyonu olarak oyunun çocuğu geleceğe ve beklenen rollere hazırlama işlevinden de söz edilebilir. Aynı zamanda anne-babasıyla olan etkileşiminde oyunlar daha ka­bul edilebilir bir imkan/fırsat oluşturmaktadır. Bu sayede hem çocuk kişilik gelişimini rol modellerle birlikte olarak kazan­makta hem de ailedeki mutluluğun somutlaşması gerçekleş­mektedir (Ünal, 2009).</p>
<p>Psikolojik olarak çocuk için fiziksel ve gerçek oyunlar ya­nında görsel/dijital oyunlar da çeşitli işlevlere sahiptir. Çocu­ğun kendi akranlarıyla kaynaşması-uyumuna ve onaylanıp kabul-sevgi görmesini sağlaması açısından tüm oyunların öneminden bahsedilmektedir. Kendi zamanının oyunlarını ebeveyn rehberliğinde çocuğun tanıması hatta oynama imkâ­nının verilmesi gerekli sosyalleşmeyi de sağlayabilir. Akranları arasında dışlanmaması ve yalnızlaşmaması için de aşırı koru­man yaklaşımlardan sakınmak gerekmektedir. Okul ya da ev dışı arkadaşlıklardaki iletişim konularını çoğunlukla dijital âlemin belirlediği bilinmektedir. Bu durum sadece çocuklar için değil diğer gelişim basamaklanndakiler için de geçerlilik göstermektedir. Dolayısıyla çocuğun günümüzde aşırı kısıt­lanması ve dış-disiplin/denetim ile yönetilmesi yerine sorunun anlaşılmasına yardımcı ifade ve yöntemler geliştirilmesi önem­lidir (Toran vd., 201Ö).</p>
<p>Dijital ekran bağımlılığı şüphesiz günümüzde görülen yaygın bir problemdir. Bu noktada süre sorununu çözmeyle ve öz-disiplin anlayışı ile daha etkili aşamalar kaydedilebilir. Çocuk hatta gençler için değerli görülen ya da zamanının bü­yük oranda geçtiği etkinlikleri hafife almadan birlikte ya da kişiye özgü planlamalar yapmak etkili bir çözüm olarak gö­rülmektedir. İrade ve sabır gücünü destekleyici ve sürekli bir suçluluk duygusu yaşamamasına yardımcı olacak yaklaşımlar çocuğun sağlıklı bir kişilik gelişimine katkı sunabilir.</p>
<p><strong>Modern Ebeveyn Yaklaşımları</strong></p>
<p>Çocukların ebeveynlerinden genellikle şikayetleri ya da tam tersi ebeveynin çocuklarıyla ilgili bazı sorunların günde­me gelmesi bu konuyu ilginç kılmaktadır. Sorun ve çözümün pratik önem ve etkisi doğrudan güncelliği hedeflemektedir. İnsanlar bilimsel bilginin kendi yaşamlarındaki karşılığına ba­karak değer vermektedirler. Eğer birtakım içinden çıkamadık­ları sorulara bilimsel araştırmalarla cevap bulamadıklarında ise alternatif ya da zarar verici yollara yönelme gerçekleşmektedir. Bu noktada ebeveyn-çocuk iletişimi gündelik zaman ve or­tamlarda bazı çatışmalara konu olabilmektedir.</p>
<p>Ebeveynlerin kendilerinin yapmaya çalıştığı görev ve so­rumlulukları bazen popüler zaman tüketicilere maruz kala­bilmektedir. Özellikle sanal medya görünümleri, kişilerin gözde ve görünür olmasının öncelik kazandırıldığı bir mecra­ya dönüşmektedir (Kalan, 2010). Trend olma ve öne çıkma eğilimi akımı, çocuk-genç grubu için olduğu kadar yetişkinler için de yaşamlarını kıyaslayabilecekleri referansları artırmak­tadır. Yetinmeme ve daha fazlasına sahip ölma moda <u>halin</u>e gelen bir tutum olduğunda aile içindeki rol ve beklentiler de bundan nasibini almaktadır.</p>
<p>Günümüz ailesinde ilgi-sevgi ve sohbet gerçek ilişkilerde çok fazla görülmemektedir. Çocukların gelişiminde kendi ha­line bırakma, bireysellik, haz odaklı öneriler, rekabet ve yan- şın teşvik edilmesi şüphesiz psikolojik gerilimi artırmaktadır. Aile olmanın çocuklara karşı sıcak kabulü ve onayı, maalesef dış-sanal ortamdaki/medyadaki soğuk anlayışsızlığına dönü­şebilmektedir. özellikle çocukların tavizsiz rekabet ve yarışla karşılaştırma yapılarak onlardan yüksek başarı talebi, bazen anlayış eksikliği şeklinde yorumlanabilmektedir. Bu sayede yeterli iletişim kurulmuyor, dinlenmiyor, esneklik yok, örnek­lik, rol modellik yok ve herkes çok meşgul algısı topluma hâ­kim olmaktadır.</p>
<p>Sosyal ilişkiler açısından gençlerin idealize etmeye yatkın oldukların büyüklerin hataları da hayal kırıklıklarını derinleştirmektedir.Aynı zamanda gençler, büyüklerin daha u<strong>ygun </strong>gelişim ve olgunlaşma göstermelerini beklemekte, eleştirel ve kırıcı, yargılayıcı, kaba, küçük düşürücü, kibirli, katı yaklaşımlardan haz etmemekte hatta dini söylem ve eylem tutarlılığıyla birlikte söylemlerde sorunlara tek çö- zümlü yaklaşımları da sevmedikleri belirtilmektedir.</p>
<p><strong>Gençlerde Zaman Algısı ve Sosyal Medya Etkisi</strong></p>
<p>Gencin neler yapmak istediği ile ilgili hedef belirleme sü­recinde daha çok akranları ve sosyal medya modelleri etkili olmaktadır. Her ne popüler hale gelmişse onun için yüksek bir tutku hızlıca gelişebilmektedir. Daha çok tercih edilen ve ilgi gösterilen şeyler genellikle bu dönem özelliklerinden öne çıkma ve dikkat çekme ile ilişkilendirilebilir. Özgür ve rahat bir yaşam arzusu, çocukluğun bağımlı niteliğinden kurtulma güdüsünü içinde barındırmaktadır. Sürekli anne-babasının kontrolü ve yönetimine maruz kalınan bir dönemden sonra istenen kişilik gelişiminde itiraz ve isyan normal olarak gö­rülmektedir.</p>
<p>Ebeveynin genç bireyi kabullenmesi ve saygı göstermesi ile ancak sağlıklı bir iletişime katkı sunulacağı söylenebilir. Zıt­laşma ya da çatışma sebebiyle aile içindeki huzurun tehdit al­tında kalması gerilim ve stresi artırabilir. Gencin nelere daha çok zaman harcadığı üzerine bakıldığında internetin sağladığı imkânla dijital bir dünyanın kapsamı görülebilir. Daha çok sosyal medyada yer alan ve bir süre toplumsallık gören hatta normal karşılanan moda ve trendler etkisini gençler arasında kolayca yaygmlaştırabilmektedir (Cao &#8211; Su, 2006). Bu akımlar belirli anlamda benlik algısı ve kişiler arası ilişkiseli ikte geçer* li/makbul bir dil haline gelmektedir. Şimdi ve hemen istekle­rin yerine gelmesi konusundaki talepler gencin yeni dönemsel özelliği olan geç kalmışlık güdüsü ile de ilgili olabilir. Geçmiş ya da gelecekle değil şu anın zevk ve keyfini yaşadığında mut­luluğun artması hatta sonraki aşamayı da hedefleyen yönelim­lerde dönemsel aceleciliğin bir etkisi olabilir.</p>
<p>Bu zamanı hızlandırma mekanizması, dijital görsellik- ler/gprünümler içinde gencin psikolojik durumunu anlamak, dönemsel birçok sorunun çözümünü içinde taşımaktadır. Örneğin gençlerde, yavaş seyreden ve sabır beklenen şeylerin sıkıcılığı ile dikkat ve odağın hızlıca değiştirmede zorlanmacı bir eğilim sıklıkla görülmektedir. Dikkat dağınıklığına çokça i vurgulanan zamanımızda sanal alışkanlıklarla nasıl başaçılolacağı sorusu önemli bir gündem haline gelmektedir. Ailede ya da okulda birtakım görev ve sorumlulukların kendi­sinden beklenen gencin kimi kaçınma ve uzaklaşma kimi de ebeveyni ile çatışma içinde kaldığı söylenebilir (Wang vd., 2019).</p>
<p><strong>Ergenlik Dönemindeki İletişimde Ebeveyn Etkisi</strong></p>
<p>Ergenlik dönemi, çocukluktan üst döneme geçişin yaşan­dığı ancak çocukluk dönemi özelliklerinin etkilerinin de görü­lebildiği bir çağdır. Her dönemsel geçiş birtakım psikolojik sorunlara yol açabilir. Gencin bu dönemde nasıl göründüğü ve algılandığı ile ilgili endişeler artışa geçmektedir. Aynı za­manda çocukken hissetmedikleri ve düşünmediklerinin farkı­na varılmaktadır. Gencin bu yeni döneme ayak uydurması bir sorun kaynağı iken diğer yandan bu değişimi çevresine, anne- babasına iletmesi ve ikna etmesi gereken bir durum da ortaya çıkmaktadır. Anne-babanın da elbette kendilerine ait birta­kım çözmeye çalıştıkları sorunları olabilir, özellikle ebeveynin çocuklarının yeni durumla adaptasyonundan haberi olması ve gerekli ilgi ve anlayışı göstermesi beklenmektedir.</p>
<p>Aile okulu seminerleri ile önce anne-baba iletişimi yani aile içi problemlerin çözümlenmesinde eşler arası ilişkiler esas alınmalıdır. Ebeveyn-genç arasında kendi dönem özellikleri açısından farklılaşmaların etkileri göz önünde tutulması gere­kir. Anne-baba ergenin sahip olduğu yaş döneminin özellikle­rini anlamaya çalışarak, ergenin yaşadığı değişimleri gözleye­rek iki karşı karşıya kalmış neslin iletişimini daha iyi anlayabi­liriz.</p>
<p>Genellikle ergen ve gençlerin tanınmadığı ya da anlaşılma­dığı vurgulanır. Ancak ana-babanın da problem ve sıkıntıları­nı dikkate almak hatta bu konuda genç evladan bilgilendir­mek gerekebilir. Her ne kadar bu ilişkide anlayış göstermesi beklenen ebeveynler olsa da gençler de karşısında hep beklen­tilerinin, muhataplarının gelişimsel dönem özelliklerini tanı­mak isteyebilir, belki de bu gerekebilir. Çünkü karşılıklı anla­yış ancak, birbirlerini daha iyi tanıyan taraflar arasında müm­kün olabilir. Dolayısıyla karşılıklı bir şey yapılacaksa iki tara­fın da birbirini tanımaya istekli olması gerekir (bkz. Saygılı, 2010).</p>
<p>Anne-baba arasındaki iletişim de belki öncelikle ele alına­rak açıklanmalıdır. Çünkü anne ile baba arasındaki çatışma ve tartışmalar ergenle kurulacak iletişimi de etkilemektedir. Bu yüzden önce anne-baba arasında çözümler, birbirlerinden beklentiler, soru ve sorunlar çözümlenmeye çalışılmalıdır. Eş­ler arasında ev içinde mesele olan konular-çözüm yolları- bi­çimleri ve çocuklara yansıması aile içindeki herkesi ilgilendi­ren bir durumdur. Bu konuda eşlerin kendilerini ifade eder­ken anlayış ve empati içeren yaklaşımları tercih etmeleri, ço­cuklara da örneklik gösterecektir. Yetişkinler örnek olamadık­ları konular ve sorunları varken çocuk-gençle doğru bir ilişki- iletişim kuramazlar. Bu etkili de olmaz. Eşler arasında sağla­nacak olan sevgi, saygı ve anlayışın gençlere de sunulacak ileti­şim mesajları ve tarzları öğretici olmaktadır.</p>
<p>Ayrıca çocukluktan itibaren karar ve tercihlerinin sonuçla­rından sorumlu olduklarını uygulamalarla anlatabildiğimizde, bireysel gelişim sağlıklı ve olumlu bir sûrece girebilir. Kişilik olarak inisiyatif alabilen, yenilik ve yaratıcılık becerileri geliş­miş, kendi ayakları üzerinde durabilen kişilerin, kendi geli­şimlerinde farklılıklar görülmektedir. Gençlere kendi kararla­rım alırken istişare ve rehberlik sağlanmalı ve sonuçlarından sorumlu oldukları söylenmelidir. Bu sayede ebeveyn bağımlı­lığı yerine bağımsız-ilişkisel kişilik, benlik gelişimi sağlanmış olur. Burada gençlerin kendini tanımasına yardımcı olmuş olarak destek olunması önemlidir. Ayrıca genç bu sayede dü­şer, kalkar, danışır, araştırır, hata yapar, günah işler fakat ken­disini rahadıkla gözleyebilir ve dersler çıkarabilir. Başkaları görecek ve ne diyecek diye değil kendisi olarak ne istiyorsa, onu gerçekleştirmenin mutluluğu ve sahiciliği yaşanabilecek­tir. Böylelikle sahici, otantik olanın değerli, yapmacık ve gös­terişin, riyanın, ikiyüzlülüğün çirkin şeyler olduğu da benim- senebilecektir (Hökelekli, 2009).</p>
<p><strong>Gençlerde Dini Sosyal Çevre İhtiyacı</strong></p>
<p>Dini anlayış ve yaşantının oluşumu gelişimi ve korunması açısından sosyal çevre önemlidir. Bilgi kaynağı, duygu, tecrü­be ortamı ve inancın onaylanma işlevi yönleri boyutlarıyla</p>
<p>Sosyalilişkiler ve çevre gereklilik gösterir. Dinle ilgili dene- yiınsel bilgiyi çoğunlukla sosyalleşme sayesinde ediniriz. Sos­yalleşirken, diğer insanlarla etkileşirken, inançların içerik ve biçimlerini de öğreniriz. Duygusal tepkileri sosyal bir ortamda daha yoğun yaşarız. İnanç ve davranış, ahlak, amel ve ibadet­leri grup, arkadaşlık ve cemaat halinde ya da içinde teyit etme, onaylatma, doğrulatmayı edinir ve sürekli, kararlı ve emin olmayı benzerlikler üzerinden gerçekleştiririz.</p>
<p>özellikle gençlerin modellere ve bireysel kalmayan çoğun­luk tarafindan tekrar edilen ve pekiştirilen somut örnek, or­tamlar olarak dini-sosyal çevrelere ihtiyaçları da vardır. Bir si­nerji, bir grup ruhu, hizmet, fedakarlık, diğerkâmlık ve nefs kontrolü ile irade gücü sağlayacak sosyalliğin gücüne yönelik gençlerde duygusal eğilimler görülmektedir (Kim-Spoon vd., 2012).</p>
<p>Paylaşılan bir inanç, ideal, hedef ve ibadet gibi ortak ben­zerliklerin birey-genç üzerindeki etkisi güçlü olmakta ve hare­ket, aktiflik, birlikte olmak enerji ve motivasyon, plan ve di­siplin sağlamakta ve tek başına yapamadığını yapabilmek için sosyal kolaylaştırma ve hızlandırma işlevi etkin hale gelmekte­dir. Hatta sosyal bir dayanışma içinde kişinin morali düzele- bilmekte, kendi benliğinin yargılayıcı sesini daha az dinle­mekle birlikte, çeşitli etkinliklerle negatif enerjiyi atıp ve kali- te-nitelik gelişebilmektedir.</p>
<p>Çeşitli toplumsallıklar içerisinde bireysellik gerilese de top­lumsal uyumun huzur vermesi ve anlam ve amaç duygusunu güçlendirmesi, verilen görevleri yerine getirerek öz saygıyı ar­tırması, kişinin kendisini daha değerli hissedebilir hale gelmesi mümkün hale gelebilir. Sosyal çevre içinde belirli bir uyum süreci işlediği için duygu ve düşüncelerin dengelendiği, normal ya da sağlıklı ruh seviyesini/halini yakalar hale gelinebile­ceği söylenebilir. Sonuç olarak kişinin çevresi sayesinde yetkin ve yeterli modelleri bulma imkânına kavuştuğu ve davranışı­nın rehberlik gereksinimi de karşılanmış olduğu görülmekte­dir (bkz. Kulaksızoğlu, 1999).</p>
<p>Ayrıca birlikte olmayla sosyal rollerin kazanımı sağlanır ve yalnızlığın negatif etkisinden uzak şekilde kriz ve problemlerle başetme becerisi imkânı da bulunmuş olabilir. Hatta bu saye­de yalnızlık duygusunun hafiflemesiyle, birlikte bulunmak ve paylaşmayla kişinin diğer işlerinin de olumlu yönde gelişmesi daha mümkün hale gelmektedir.</p>
<p>Topluluk içinde ve dışında olmanın kıyası yapılabildiğin­de, fayda ve avantajlar göz önüne alındığında, risk ve fayda değerlendirmesi de yapılabilir. Gruba bağlanma ve sorumlu­lukları üstlenmeyle kişide karakter ve olgunlaşma görünürle­şebilir. Bencillik ve narsisizmden, şüphe ve tereddütlerden nispeten uzaklaşılıp belirsizlikten kurtulma ve kesinlik duygu­su ile kimlik duygusu kazanma imkânı da gelişebilmektedir. Aynı zamanda birtakım dezavantajın oluşabileceği ihtimali üzerinde durulduğunda, birey olma sürecinde grupların üye­lerine karşı çok fâzla tolerans göstermediği de görülmektedir, özgür irade ve sorumluluk üstlenme gibi temel insani ihtiyaç ve eylem serbestliğinde ise gruplarda genellikle bir güvensizlik hâkimdir.</p>
<p>Abdulvahid Sezen &#8211; Yeni Bireysellikler ve Din,syf:51-66</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/cocuk-psikolojisi/">Çocuk Psikolojisi</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/cocuk-psikolojisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şahsiyet</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/sahsiyet/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/sahsiyet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Dec 2018 14:44:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Nurettin Topçu]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=5616</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gençliğimizin kaybettiği en kıymetli şey, şahsiyet oldu. Bizim zavallı neslimiz, kendi kendisine düşünebilmek kabiliyetini kaybetti. Hep başkalarının kafasiyle, kendisine aşılanan bunca zehirlerin, emirlerin kumandasiyle düşünebiliyor. Türlü zehirler ona, ihtiraslarını kabartarak, kendini medhedip kendinden geçirerek, birde istikbal İçin menfaatler vaadederek acılandılar. Damarlarını yumuşatan bu morfinler onu, nasıl menfaat sahiplerine teslim ettiler.Böylelikle gençlerimizin ferd olarak iradesi eridi, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/sahsiyet/">Şahsiyet</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/02/29955.jpg"><img decoding="async" class="size-medium wp-image-20287 aligncenter" src="https://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/02/29955-300x236.jpg" alt="" width="300" height="236" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/02/29955-300x236.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/02/29955.jpg 590w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/0x0-ahlk-davasiyla-gecen-bir-omur-nurettin-topcu-1510569931383.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-22258 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/0x0-ahlk-davasiyla-gecen-bir-omur-nurettin-topcu-1510569931383.jpg" alt="" width="546" height="307" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/0x0-ahlk-davasiyla-gecen-bir-omur-nurettin-topcu-1510569931383.jpg 660w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/0x0-ahlk-davasiyla-gecen-bir-omur-nurettin-topcu-1510569931383-600x337.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/0x0-ahlk-davasiyla-gecen-bir-omur-nurettin-topcu-1510569931383-300x169.jpg 300w" sizes="(max-width: 546px) 100vw, 546px" /></a></p>
<p>Gençliğimizin kaybettiği en kıymetli şey, şahsiyet oldu. Bizim zavallı neslimiz, kendi kendisine düşünebilmek kabiliyetini kaybetti. Hep başkalarının kafasiyle, kendisine aşılanan bunca zehirlerin, emirlerin kumandasiyle düşünebiliyor. Türlü zehirler ona, ihtiraslarını kabartarak, kendini medhedip kendinden geçirerek, birde istikbal İçin menfaatler vaadederek acılandılar. Damarlarını yumuşatan bu morfinler onu, nasıl menfaat sahiplerine teslim ettiler.Böylelikle gençlerimizin ferd olarak iradesi eridi, şahsiyeti ortadan kalktı. Onun eşrefi mahlûkat olan insani ferdiyeti sosyolojinin kolay araştırma için tam istediği cansız eşya haline geldi.</p>
<p>İrademizin düşmanları, sade teneffüs ettiğimiz havayı zehirlemekle kalmıyorlar. Biz, ferd olmak dileğiyle ayaklandığımız anda onların pençelerini vicdanımızın üstünde buluyoruz: “Kımıldanma diyorlar, hareketin şimdi zamanı değil, etrafla tehlike var!&#8221; veya başka bir zaman “Şahsî kanaatlerini yaymanın sırası değil, şimdi ınkılâb yapıyoruz!” Hareketin, kendi duyuş ve kendi vicdanımızla iş görmenin, hakikati ihtirasla takip etmenin, bir kelime ile namus ve hamiyetin asla zamanı gelmiyor. Kendi vicdanile yaşamıya ve bir milletin hayatına da hakikat ışıkları serpmeğe muktedir ruhların, hayatlarının sonuna kadar &#8220;daha zamanı değil”, “şimdi sırası değil” kelimeleri halindeki önleyici kalkanlarla hareketten alıkoyulmuş olduklarını görüyoruz. Halbuki tabasbusla riyânın, dalkavukluğun hiç zamanı geçmiyor.</p>
<p>Gençliğimizin yanıbaşında, üzerinde dolaştığımız mukaddes toprakların mukadderatile hayat ve menfaatlerile zerre kadar alâkası olmayan zümreler, türlü şekillerde kopardıkları yaygaralarla irademizi felce uğratmıya çalışıyorlar ve bizim olan zümrenin kendilerinden ayrılarak bir bayrak altında toplanabilmesine var kuvvetleriyle engel oluyorlar. Bu işte muvaffak olabilmek için herbiri türlü şekillere bürünüyor; bizde gerçekten millet olmak iradesini daha temelinde yok ediyorlar. Milletin en temiz genç unsurları bugün şaşkın bir sarhoş gibi neyin ve kimin çocukları olduklarını hangi ellerle kurtulabileceğimizi birbirlerine sormakla vakit geçiriyorlar. Halbuki hergün biraz daha zebun düşen millet vücudu gözlerimizin önünde çırpınmaktadır.</p>
<p>Milletin hakiki sahibi kahraman olsa bile kalabalığın tekmesi, gayzle hücumu önünde yıkılmağa mahkûm görünüyor. Bir kahraman derecesine yükselebilmek, üstün bir irade kazanabilmek ise bunca zehirlerin tesiri altında yetiştirilmekte olan nesiller için pek müşkül bir iştir. Bunun için bunca sevdalardan vazgeçmek, servetten, şöhretten, şeref denilen piçten, bütün bu sevimli varlıklardan, huzur ve rahattan, hattâ aileden, evlâttan bile tereddütsüz vazgeçebilmek lâzımdır. Zira irademiz bir işkence altında kıvranıyor. Asıl heder olan, hepsinin bahasına elden giden, bu mukaddes, İlâhî varlıktır.</p>
<p>Bu suıkasdin millet hayatında yarattığı facianın eserlerini de göstereceğiz. Ancak, bugünkü manzara önünde, belki de bu söz dolayısîyle bizi itham edecek olan gençliğe döndüğümüz zaman, kalbimızi yakan şifasız acıdan ona doğru şu çağırışla uzanabiliyoruz: Mukaddes kurbanlar!</p>
<p>Hareket, 11/6, Ağustos 1947</p>
<p>Nurettin Topçu</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/sahsiyet/">Şahsiyet</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/sahsiyet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özgürlük Adı Altında Sapkınlıklar</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/ozgurluk-adi-altinda-sapkinliklar/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/ozgurluk-adi-altinda-sapkinliklar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jun 2017 19:32:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji/Aile/Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük Adı Altında Sapkınlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Sema Maraşlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=15936</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Onlara Allah’ ın yarattığını değiştirmelerini emredeceğim.” diyor şeytan, insanları yoldan çıkarmak için neler yapacağını anlatırken, bu söz üzerine Allah( c.c) : “Kim de Allah’ı bırakıp şeytanı dost edinirse gerçekten o apaçık bir ziyana uğramıştır.” buyuruyor Nisa suresi; 19. Âyet-i Kerîme de. Tefsirlerde yapılan açıklamalara göre şekilce kadını erkek, erkeği kadın yapmaya çalışacaklar. Organlarını yaratılış vazifesi [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ozgurluk-adi-altinda-sapkinliklar/">Özgürlük Adı Altında Sapkınlıklar</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/ozgurluk-adi-altinda-sapkinliklar/images-3-28/" rel="attachment wp-att-15938"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-15938" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/06/images-3-1.jpg" alt="" width="200" height="200" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/06/images-3-1.jpg 200w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/06/images-3-1-100x100.jpg 100w" sizes="(max-width: 200px) 100vw, 200px" /></a></p>
<p>“Onlara Allah’ ın yarattığını değiştirmelerini emredeceğim.” diyor şeytan, insanları yoldan çıkarmak için neler yapacağını anlatırken, bu söz üzerine Allah( c.c) :</p>
<p>“Kim de Allah’ı bırakıp şeytanı dost edinirse gerçekten o apaçık bir ziyana uğramıştır.” buyuruyor</p>
<p>Nisa suresi; 19. Âyet-i Kerîme de.</p>
<p>Tefsirlerde yapılan açıklamalara göre şekilce kadını erkek, erkeği kadın yapmaya çalışacaklar. Organlarını yaratılış vazifesi dışında ve tersine kullanacaklar. Bıyıklarını ve sakallarını yolacaklar, suratlarını boyayacaklar, her iki cins de kılıklarını değiştirecekler.</p>
<p>Bu söylenenlerin hepsini de son dönemlerde maalesef çok görüyoruz, okuyoruz. Fakat belli ki bundan sonra daha da artacak.</p>
<p>Geçen hafta Amerika’da eşcinsel evliliklere izin veren yasa çıktı. Ülkemizde yıllardır eşcinselliği gündemde tutan, onlarla röportaj yapan, kendi cinsi ile birlikte olmayı halka normal bir tercihmiş gibi sunmaya çalışan, özendiren medya kuruluşlarının yazarları karara övgüler diziyor bir kaç günden beri.</p>
<p>İslami çevreden ise bir kaç yazar dışında pek ses çıkmadı. Görmezden gelmek neyi değiştiriyor?</p>
<p>Bizim gözümüzü kapamamız gerçekleri değiştirmiyor.</p>
<p>Eşcinsellik büyük bir tehlike olarak gittikçe yaygınlaşıyor. Malum medya tarafından gençlere bir sapkınlık olarak değil özgürlük olarak sunuluyor. Son yıllarda çekilen filmlerin içine eşcinsel espriler ve sevimli eşcinsel karakterler yerleştiriliyor. Hatta yıllarca çocuklara saf saf izlettirilen çizgi filmler de bile eşcinsel karakterler ve eşcinsellik propagandası olduğu son yıllarda ortaya çıktı.</p>
<p>Ailelerin normal cinselliği bile anlatamadığı, konuşamadığı bir toplumda ergenliğe giren gençler kafalarına takılan soruları internetten araştırıyorlar. Fakat cinsellikle ilgili doğru düzgün bilgi veren siteler çok az olduğu için ergenlerin önüne porno siteler ve sapık ilişkiler çıkıyor. Cinselliği pornodan öğrenen gençlerin cinsellikle ilgili ne kadar doğru yönelim içinde olacakları ise araştırılması gereken bir konu. Devletin neden bu siteleri yasaklamadığını da anlayabilmiş değilim.</p>
<p>Geçen yıllarda dini yaşama gayreti içinde olan muhafazakar bir arkadaşım, lisedeki oğlunun sevgilisi olmadığı için kaygılandığını söylediğinde şaşırmıştım. Sebebini ise şöyle açıklamıştı. “Erkek arkadaşları ile ilgili tuhaf espriler yapıyor, korkuyorum.” demişti. Arkadaşımın kaygısını konu ile ilgili karşıma çıkan örnekleri gördükçe daha iyi anlıyorum. Fakat dindar ailelerin çoğu bu konuyu kendi ailelerinden, evlatlarından çok uzak gibi değerlendirdikleri için en yakınlarının cinsel yönelimlerinin farkında olmayabiliyorlar. Ayrıca yolu düzeltmek için herkesin ayağının taşa çarpması gerekmiyor. Müslüman sadece kendinden ve ailesinden değil, bulunduğu toplumdan da sorumludur.</p>
<p>Amerikan başkanı Obama eşcinsel evliliklere izin veren kanunun “Özgürlükler adına bir zafer” olduğunu söyleyerek çıkardıkları kanunla övünmüş. Amerikan halkının yüzde 61 i eşcinselliği normal kabul ediyormuş. Bu özgürlükler ülkesi Amerika da normal evlilik oranları yerlerde sürünüyor, her 13 dakikada bir kişi intihar ediyor. Yaşayanlar uyuşturucu, alkol ya da antidepresan haplarla ayakta durmaya çalışıyor. Çıkmışlar özgürlükler ülkesiyiz diye övünüyorlar. Bir de utanmadan hoşgörü bekliyorlar.</p>
<p>Eşcinselliğin son yıllarda dünyada ve ülkemizde de yaygınlaşmasının sebepleri, arkasındaki lobiler, destekleyen güçler, kullandıkları metotlar mutlaka araştırılmalı. Bu tehlikeye karşı gözlerimizi kapatmak yerine, kavimleri yok eden bu büyük günahtan gençlerimizi korumak ya da kurtarmak için ne yapılması lazım ona bakmak gerek artık. Neslimizi korumak için kafa yormalı, acil tedbirler alınmalı.</p>
<p>Tabii bunun içinde biraz cesaret lazım. Zira bu konu ile ilgili yazanlar, konuşanlar eleştiri, küfür, hakaret bombardımanına tutularak sindirilmeye çalışıyor.</p>
<p>Geçen aylarda yazdığım “Erkekte Kadın Özentiliği” en çok tepki çeken yazım oldu. İnternetten hakaretler, küfürler, makyaj yapıp fotoğrafını bana gönderen ergen genç erkekimsiler. kadınımsılar… Bir alınmışlar, bir alınmışlar…Kendi adıma değil o hale gelmiş insanlarımız için üzüldüm.</p>
<p>Zira “Söz sahibini bağlar.” Kişinin içinde ne varsa dışına o akar, temiz ise temiz su, lağım varsa pislik akar. Söz sahibini temsil eder, ben üzerime hiç almıyorum. İnternet başında sahte kimliklerle, salyalarını köpürterek etrafa saldıran şer odaklarının maşaları ise beni doğru bildiklerimi yazmaktan vazgeçiremezler Allah’ın izni ile.</p>
<p>Yaratılıştan ters olan her şey sapkınlıktır. Allah Rasulü “Kadına benzeyen erkeğe ve erkeğe benzeyen kadına lanet etmiştir.” Önce eşcinselliğe götürecek yolları yasaklamıştır fakat düşman sinsi bir yolunu bulup sızıyor. Biz Müslümanların da artık uyanması lazım.</p>
<p>Sema Maraşlı</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ozgurluk-adi-altinda-sapkinliklar/">Özgürlük Adı Altında Sapkınlıklar</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/ozgurluk-adi-altinda-sapkinliklar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençlik bunalım dönemi mi?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/genclik-bunalim-donemi-mi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/genclik-bunalim-donemi-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Aug 2016 22:30:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ebubekir Sifil]]></category>
		<category><![CDATA[Bunalım]]></category>
		<category><![CDATA[Bunalım Edebiyatı Bizde Neden Yok?]]></category>
		<category><![CDATA[Bunalım ve Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlik bunalım dönemi mi?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=12268</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hiç düşündünüz mü, çağdaş dünyada “gençlik” denince akla ilk önce “hayatının en bunalımlı döneminde bulunan” yaş grubunun gelmesi normal mi? Çocukluk dönemini bir yana bırakacak olursak, “gençlik bunalımı”, “orta yaş bunalımı” (yaşlılar zaten otomatik olarak bunamış görülür) gibi ifadeler, artık dilimize de iyice yerleşmiş bulunuyor. Biraz düşününce, bu tabirlerin insana hayatının her döneminde hastalıklı muamelesi [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/genclik-bunalim-donemi-mi/">Gençlik bunalım dönemi mi?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/genclik-bunalim-donemi-mi/konu_1333369747_3/" rel="attachment wp-att-12269"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-12269" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/08/konu_1333369747_3.jpg" alt=" Gençlik bunalım dönemi mi?" width="469" height="259" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/08/konu_1333369747_3.jpg 625w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/08/konu_1333369747_3-600x331.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/08/konu_1333369747_3-300x166.jpg 300w" sizes="(max-width: 469px) 100vw, 469px" /></a><br />
Hiç düşündünüz mü, çağdaş dünyada “gençlik” denince akla ilk önce “hayatının en bunalımlı döneminde bulunan” yaş grubunun gelmesi normal mi?</p>
<p>Çocukluk dönemini bir yana bırakacak olursak, “gençlik bunalımı”, “orta yaş bunalımı” (yaşlılar zaten otomatik olarak bunamış görülür) gibi ifadeler, artık dilimize de iyice yerleşmiş bulunuyor. Biraz düşününce, bu tabirlerin insana hayatının her döneminde hastalıklı muamelesi yapılmasını reva gören çarpık bir anlayışın ürünü olduğunu anlamak zor olmasa gerek.</p>
<p><strong>Parçalara Bölünerek Bunalmak</strong></p>
<p>Bir başka şekilde ifade edecek olursak, insan hayatını belli yaş gruplarına göre sınıflandırarak, her bir grup için, “anormallikler yapması yaşı itibariyle normaldir” şeklinde bir ön yargı geliştirmek, hastalıklı bireylerden oluşan hastalıklı toplumların işi olsa gerek.</p>
<p>Gerçek şu ki, bu durum, özellikle hayatının en verimli ve en enerjik dönemini yaşayan, beynini ve vücudunu en üretken biçimde kullanabileceği çağda bulunan genç insanlar için, son derece olumsuz bir yargıyı ifade eder.</p>
<p>Oysa bu yaş grubunda bulunan bireyler öğrenmeye, yeteneklerini ve becerilerini geliştirmeye ve kendilerini olgunlaştırmaya en uygun çağlarında bulunmaktadır.</p>
<p>Bu noktada şu soruları da sormak gerekir: Hayatı daha yeni tanıma ve öğrenme sürecinde olduğu halde, Batılı hayat tarzı içinde anne babasından bile “bağımsızlaştırılan” genç, kişiliğini nasıl bulacak, istikametini nasıl çizecek, yetenek ve becerilerinin farkına nasıl varacaktır? Hangi kurum ve hangi sosyal hizmet uzmanı bu gence, kendi ailesinin ve yakınlarının verebileceği duyguyu, ilgiyi ve desteği verebilir?</p>
<p>Anlattığımız bu sınıflandırma ve bağımsızlaştırma adı altında olumlu-olumsuz her türlü etkiye açık bırakma durumu, hayatını biz müslümanlardan farklı yaşayan; varlığa, hayata ve insana bizden oldukça farklı bir gözle bakan Batılı anlayışı yansıtıyor.</p>
<p><strong>Bunalım Edebiyatı Bizde Neden Yok?</strong></p>
<p>‘Bizim kültürümüzde durum nedir?’ diye baktığımızda, karşılaştığımız manzara kısaca şöyledir:</p>
<p>Herşeyden önce, İslâm kültüründe bireyin anlattığımız tarzda toplumsal açıdan çeşitli yaş kategorilerine ayrılmasının sözkonusu olmadığının altını çizelim. Uzun medeniyet tarihimiz boyunca hayatın her alanına ve insan denen “zübde-i alem”in her boyutuna ilişkin incelemeler yapmış, eserler vermiş bulunan ulema ve hukemanın, gençlik döneminin kendine mahsus problemleri olduğunu söyleyen ve bu problemlere çözümler öneren bir çalışmasını, kitabını veya risalesini bilmiyoruz.</p>
<p>İslâm medeniyetinde sayısız çalışmanın konusu olan alanların bazılarını sayalım: Başta bütün dinî ilimler, tıp, botanik, veterinerlik, farmakoloji (ilaçlarla ilgilenen ilim dalı), musiki, mimari, günlük hayatta kullanılan aletler ve kap-kacak, hayvanlar, kuşlar, böcekler, putlar, muhtelif canlıların sesleri ve bunların özellikleri, madenler, astronomi, meteoroloji, tarih, coğrafya, aritmetik, geometri, fizik, kimya, arkeoloji, felsefe, mantık, zaman ve mevsimler, harflerin ve rakamların esrarı (cifir), sihir (tılsım), uzun boylu insanlar, kısa boylu insanlar, uzun yaşayan insanlar… ve daha niceleri. Evet, medeniyetimizde hayatın her alanına ilişkin eser vermiş, kitap yazmış olan İslâm alimlerinin, “gençlik ve sorunları” tarzında bir eser vermemiş olmasının elbette bir anlamı olmalıdır.</p>
<p>Bu anlam şudur: İnsanın, kendi fıtratına uygun bir ortamda, kendine ait hayat tarzını sürdürebilmesi, ancak kendine ait değerlerle inşa olmuş, yaşayan canlı bir medeniyetin varlığı ile mümkün olabilir. Hiç şüphesiz, böyle bir hayat tarzı olmaksızın, insan fıtratını ve hayatı her yönüyle kuşatmış canlı bir medeniyet olmaksızın, bireyin veya toplumun sağlıklı olabilmesi mümkün değildir.</p>
<p>İslâm kültüründe “gençlik ve sorunları” başlıklı bir problemin bilinmiyor olmasını, işte böyle bir medeniyet olgusunun varlığında aramalıyız.</p>
<p><strong>Bir Liman Toplum</strong></p>
<p>Bizim medeniyet ve kültürümüzde çocuk daha doğar doğmaz beynine ilk nakşolan, sağ kulağına okunan ezan ile sol kulağına okunan kamet sesidir. Anne sütü ile beslenme devresi boyunca çocuk, “taharet-i kübra” üzere bulunmaya özen gösteren annesi tarafından helâl süt ile emzirilir, uyutulurken salâvat ile, ilâhi ile uyutulur. Öğrenme yaşına geldiği zaman, her bir hücresi önce İlâhî Kelâm ile dolar.</p>
<p>Çağdaş hayatın dayattığı çekirdek aile tarzının ve modern yaşama biçiminin yalıtılmış dar çerçevesine hapsolmaksızın, alabildiğine geniş bir çevrede başlar hayatı tanımaya. Sadece anne-babasından değil, topluca paylaşılan bir hayatın hazzını ve yaşayan bir geleneğin terbiye usulünü dedesinden-ninesinden, hocasından ve mahalle büyüklerinden devşirir. Büyüklerinin katkılarıyla, komşuluk, mahalle arkadaşlığı ve saygıyı, sevgiyi, güveni, paylaşmayı, dayanışmayı, fedakârlığı öğrenir.</p>
<p>Böyle bir yetişme süreci ve sosyal çevre güvencesiyle gençlik dönemine adım atan çocuk, üretmeye hazır, donanımlı, kendinden emin ve kişilikli bir birey olarak hayata atılacaktır. İlim tahsil ediyorsa, yüzyıllar içinde olgunlaşarak pekişmiş bir eğitim sisteminde kendini geliştirecektir. Herhangi bir meslek ve sanat dalına intisap etmişse, yine asırların birikimiyle oluşmuş çırak-usta ilişkisi içinde alanında ihtisas sahibi olacaktır.</p>
<p>Çağdaş dünyanın “bunalımlı genç” profilinin aksine, gençlik dönemi onun için artık öğrendiklerinin semeresini verme çağıdır.</p>
<p>İslâm ilim tarihine adını altın harflerle yazdırmış simalara bakın. 7-8 yaşlarında Kur’an’ı ezberlemiş, 10-15 yaşlarında temel İslâmî ilimleri tahsil etmiş ve 20 yaş sınırına dayandığında artık eser yazmaya, fetva vermeye ve ilim meydanında nam salmış alimlerle yarış etmeye başlamış bu insanları yetiştiren, elbette kurumsal yapısı ve oturmuş sistemiyle canlı medeniyetten başkası değildir.</p>
<p>Başka hiçbir kültür ve medeniyette örneği bulunmayan “Tabakât” ve “Terâcim” türü kitaplarda, böyle onbinlerce büyük insanın hayat hikâyesi canlı birer ibret tablosu olarak elimizde bulunmaktadır. Namazda gözü olanlar için ezan sesi her devirde çınlama devam ediyor.</p>
<p>Yard. Doç. Dr. Ebubekir SİFİL &#8211; Burhandergisi</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/genclik-bunalim-donemi-mi/">Gençlik bunalım dönemi mi?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/genclik-bunalim-donemi-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençlik</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/genclik/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/genclik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Harun Selçuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Jun 2015 22:42:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Necip Fazıl Kısakürek]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Gennlık Gayesi]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl kısakürek]]></category>
		<category><![CDATA[O ve Ben]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=8286</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dava Anadolulu gençlerden, her biri «portö-ulvî aşıyı taşıyıcı ve bulaştıncı» bir aşk kadrosuna maya tutturabilmek­ti. Ceplerde kaybedilen ve asırlardır dışarıda aranılan güneşi bulup çıkaracak, yerine oturtacak, her şeyi ilk saffet ve asli- yet vâhidine irca&#8217; edecek, hasis ferd kadrolarında eskitilmiş ve pörsütülmüş mânalarla hiç bir alâka kabûl etmiyecek, mutlak hakikat ölçüsiyle akim hakkını akla ve [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/genclik/">Gençlik</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="Gvdemetni0" style="text-indent: 23.0pt; background: transparent; margin: 0cm 1.0pt .0001pt 1.0pt;">
<p class="Gvdemetni0" style="text-indent: 23pt; margin: 0cm 1pt 0.0001pt; text-align: left; background: transparent;"><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/10418436_10205626154307528_83750986860064414_n.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="  wp-image-8287 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/10418436_10205626154307528_83750986860064414_n-300x176.jpg" alt="Necip Fazil Kisakürek- O ve Ben" width="496" height="291" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/10418436_10205626154307528_83750986860064414_n-300x176.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/10418436_10205626154307528_83750986860064414_n-600x352.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/10418436_10205626154307528_83750986860064414_n.jpg 630w" sizes="(max-width: 496px) 100vw, 496px" /></a></p>
<p class="Gvdemetni0" style="text-indent: 23pt; margin: 0cm 1pt 0.0001pt; text-align: left; background: transparent;">
<p class="Gvdemetni0" style="text-indent: 23pt; margin: 0cm 1pt 0.0001pt; text-align: left; background: transparent;">Dava Anadolulu gençlerden, her biri «portö-ulvî aşıyı taşıyıcı ve bulaştıncı» bir aşk kadrosuna maya tutturabilmek­ti. Ceplerde kaybedilen ve asırlardır dışarıda aranılan güneşi bulup çıkaracak, yerine oturtacak, her şeyi ilk saffet ve asli- yet vâhidine irca&#8217; edecek, hasis ferd kadrolarında eskitilmiş ve pörsütülmüş mânalarla hiç bir alâka kabûl etmiyecek, mutlak hakikat ölçüsiyle akim hakkını akla ve kalbin hakkı­nı kalbe verecek, tarih boyunca bütün hesaplaşmaları yerine getirecek bir gençlik&#8230; Vecdiyle, estetiğiyle, ahlâkiyle, ide­olojisiyle sımsıkı merkeze bağlı, solmayan renk ve geçme­yen ânın, ezel kadar eski olduğu için, ebed kadar yeni dâva­nın gençliği&#8230; Efendi Hazretlerinin, hani şu «Siz bana o Üm­meti gösterin de, ben de size onun hemen kurtulduğunu ha­ber vereyim» buyurduğu topluluğa çekirdek, ölümsüzlük ga­yesine destek gençlik&#8230;</p>
<p class="Gvdemetni0" style="text-indent: 23.0pt; background: transparent; margin: 0cm 1.0pt .0001pt 1.0pt;">
<p class="Gvdemetni0" style="text-indent: 23pt; margin: 0cm 1pt 0.0001pt; text-align: left; background: transparent;">Kaynak:</p>
<p class="Gvdemetni0" style="text-indent: 23pt; margin: 0cm 1pt 0.0001pt; text-align: left; background: transparent;">
<p class="Gvdemetni0" style="text-indent: 23pt; margin: 0cm 1pt 0.0001pt; text-align: left; background: transparent;">Necip Fazıl Kısakürek &#8211; O ve Ben</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/genclik/">Gençlik</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/genclik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
