<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Genç | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/genc/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Jul 2020 08:19:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Genç | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Gözükaralık/Cesaret/Korkaklık</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/gozukaralik-cesaret-korkaklik-2/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/gozukaralik-cesaret-korkaklik-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Harun Selçuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Sep 2018 20:02:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Davutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Cesaret]]></category>
		<category><![CDATA[Düzenli Çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[Duruş]]></category>
		<category><![CDATA[Gözükaralık]]></category>
		<category><![CDATA[Genç]]></category>
		<category><![CDATA[Gençler]]></category>
		<category><![CDATA[Korkaklık]]></category>
		<category><![CDATA[Plan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=20654</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gözükaralık/Cesaret/Korkaklık Tevazuyu ele alırken bahsettiğimize benzer bir altın oran genç olmanın en önemli alamet-i farikalarından biri olan cesaret için de geçerlidir. Klasik ahlak felsefesinde nefsin üç gücü vardır: düşünme, gazap ve şehvet. Her birinin ifratı, tefriti ve itidali vardır. Bu çerçevede cesaret/ şecaat/ yiğitlik nefsin gazap gücünün itidalidir. Hatırlarsan, adalet bahsinde itidal kavramının adalet ile olan [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/gozukaralik-cesaret-korkaklik-2/">Gözükaralık/Cesaret/Korkaklık</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/09/84-cesaret.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-22195 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/09/84-cesaret.jpg" alt="" width="416" height="268" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/09/84-cesaret.jpg 400w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/09/84-cesaret-300x194.jpg 300w" sizes="(max-width: 416px) 100vw, 416px" /></a>Gözükaralık/Cesaret/Korkaklık</strong></p>
<p>Tevazuyu ele alırken bahsettiğimize benzer bir altın oran genç olmanın en önemli alamet-i farikalarından biri olan cesaret için de geçerlidir. Klasik ahlak felsefesinde nefsin üç gücü vardır: düşünme, gazap ve şehvet. Her birinin ifratı, tefriti ve itidali vardır. Bu çerçevede cesaret/ şecaat/ yiğitlik nefsin gazap gücünün itidalidir. Hatırlarsan, adalet bahsinde itidal kavramının adalet ile olan ilişkisinden bahsetmiştik. O zaman diyebiliriz ki bir ahlaki erdem olarak cesaret, nefsin gazab gücünün altın oran ölçeğinde adalede kullanımıdır. Gel istersen bu konudaki sohbetimize önce bunun klasik ahlak düşüncemizdeki yerini özetleyen bir alıntı ile başlayalım: Cesaret (şecaat, yiğitlik) nefiste bulunan bir hal olarak ele alındığında; kalbin zorluklar karşısında sarsılmaması ve korku anlarında metaneti yitirmemesidir. Fiil olarak ele alındığında ise<br />
fırsatını bulduğunda atılmaktır.</p>
<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/04/0001730599001-1.jpg"><img decoding="async" class="size-medium wp-image-20655 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/04/0001730599001-1-182x300.jpg" alt="" width="182" height="300" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/04/0001730599001-1-182x300.jpg 182w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/04/0001730599001-1.jpg 363w" sizes="(max-width: 182px) 100vw, 182px" /></a></p>
<p>Saldırganlık ile korkaklık arasında yer alan bir erdemdir. Cesaret (yiğitlik) orta düzeydeki korku ve öfkenin birleşiminden oluşan bir Midir. Çünkü öfke, küçük şeylere bir anda parlayan bazı kimselerde olduğu gibi aşırı olabilir. Buna karşın ailesine ve anne babasına yönelen terbiyesizliğe tepkisiz kalan korkak kimsedeki gibi eksik de olabilir. Genç olmanın en önemli vasfının cesaret ve yiğitlik olması sebebiyle, bu bahsi biraz daha açmak istiyorum ki insana verilen bir gücün nasıl kullanılması gerektiği konusunda biraz daha derinliklere inebilelim. Yusuf Has Hacib&#8217;ten biraz önce yaptığımız alıntıda da olduğu gibi kadim Türkçede gençliğin &#8220;yiğitlik&#8221; kelimesi ile karşılanmış olması bile gençlik ile yiğitlik/cesaret niteliği arasındaki bağı ortaya koymaktadır. İsfahani nefsin üç potansiyel güç unsurundan biri olan gazaptan kaynaklanan yiğitlik türlerini de beşe ayırarak ele alıyor:&#8221; (i) Vahşi yiğitlik ki öfkesi patlayan birinin atılganlığı ve muhatabını alt etme gayreti; (ii) hayvani yiğitlik ki, yiyecek veya eş bulma maksadıyla mücadele eden birinin atılganlığı, (iii) tecrübeye dayanan yiğitlik ki sürekli savaşıp kazanan ve bunu kendisi için esas gören birinin atılganlığı, (iv) cihadi yiğitlik ki dinini savunma için savaşan birinin yiğitliği ve (v) hikemi yiğitlik ki fikir ve temyiz (kudretine dayanarak yiğitliğin bütün türlerinde övgüye değer davranışlar sergilemeyi sağlayan atılganlık hali olup gerektiği yer ve zamanda, gerektiği ölçüde gösterilir.</p>
<p>Burada hikemi, yani hikmete dayalı yiğitlik kavramını iyice anlaman, altın oran ölçeğindeki cesareti daha iyi idrak etmeni sağlayacaktır. Dikkat edersen, her bir davranış ilkesinin doğamızda içkin hikmetle buluşması altın oranlı bir erdemi ortaya çıkarıyor. Cesaret gazap gücünün altın oranlı kullanımıdır; bunun ifratı gözü karalık, tefriti ise korkaklıktır. Cesaret ihtiyacı iki hiil üzere ortaya çıkar. Birisi aktif/etken cesarettir ki, senin kendi yaptığın planlamalar içinde ortaya çıkabilecek risk ve tehditlere karşı göstereceğin duruşu ifade eder. Diğeri ise reaktif/edilgen cesarettir ki, başka faktörlerce sana yönelen risk ve tehditlere karşı göstereceğin duruşta tecessüm eder. Gel şimdi her iki halde de alman gereken tavrı, göstermen gereken duruşu biraz daha detaylı ele alalım.</p>
<p>Hangi iş olursa olsun her işe mutlaka akıl ve hikmet güçlerini kullanıp kapsamlı bir plan yaparak başla; cesaret bu planın en önemli parametrelerinden birisi olarak daima zihninde bulunsun. Hiçbir iş risksiz ve tehditsiz olmaz. Risk almak istemeyen kişinin başarılı olma şansı da yoktur. Risk her işin doğasında vardır; senin iradi olarak yapman gereken, bu riski hesaplaman ve gerekli tedbirleri alarak minimize etmendir. Bu durumda üç farklı tavır ortaya çıkar:</p>
<p>Birincisi hiçbir risk ve tehdit hesaplamasını yapmadan yola çıkmaktır ki, bu gözükaraların tavrıdır. &#8220;Gözükara&#8221; tabirini bilerek seçtim. Bu tür tavır alanlar ya risk ve tehditleri görebilecek yetenekten yoksundurlar, ya da bu yeteneği kullanacak akıl ve hikmetten. Risk ve tehditlere zihni ve psikolojik olarak hazır olmadıkları için, karşılaştıkları ilk risk ve tehdide fevri tepkilerle yaklaşırlar ve zamanla başlangıçta yaptıkları plandan koparak olayların gelişimine göre savrulur giderler.</p>
<p>Ikinci tavır korkakların tavrıdır ki, aslında bir tavırsızlık halidir. Başlayacakları işteki risk ve tehditlerle zihinlerini öyle meşgul ederler ki, çok plan yaparlar ama asla harekete geçemezler. Risk ve tehditlere ayarlı zihinleri onlara sürekli beklemeyi telkin eder. Her bekleyişte konjonktür değiştiği için de yeni riskler ve tehditler ortaya çıkar ve tam bir kısır döngü içine girerler.</p>
<p>Üçüncü tavır ise, girişilecek işin bütün risk ve tehditlerini hikmetli bir şekilde önceden görebilen hikemi cesarettir ki, bu tavırda niyetteki hasbilik süreçteki planlama ile birleşir ve çizilen yol haritasına göre sarsılmaz bir azim ve tevekkülle yola konulur.</p>
<p>Işte yiğitlik de, şecaat de cesaret de bu tavır alışta ve bu duruştadır. Reaktif/ edilgen cesaret ise başka bir özne tarafından belirlenen ve planlanan şartlarda ya da afet zamanlarında gösterilen tepkilerde ortaya çıkar ki, burada da üç tavır söz konusudur. Gözükaralar, gelen risk ve tehdidin gücünü, kaynağını, yaygınlığını ve muhtemel seyrini hesap etmeden harekete geçerler ve sürekli hesap edemedikleri yeni risk ve tehditlerle karşı karşıya kalırlar.</p>
<p>Bu nedenledir ki, direnme güçlerini istikrarlı ve ekonomik bir şekilde kullanamazlar. Başlarda çok yüksek görünen dirençleri zamanla yıpranmaya başlar ve daha küçük ölçekli risk ve tehditler karşısında bile zaafa düşerler. Korkaklar ise, ortaya çıkan risk ve tehditlerin daha ilk aşamasında dahi paniğe kapılırlar. Bu panikle kendilerini iki kötü seçeneğin kaçınılmaz kıskacına sıkıştırırlar; kaçma ya da teslim olma/ boyun eğme. Her iki seçenekte de başarı şansları kalmaz; risk ve tehdidin ölçeğine göre varoluşları dahil her şeylerini tehlikeye atarlar.</p>
<p>Hikmet sahibi cesurlar ise, önce tehdidin gücünü, kaynağını, kapsamını ve muhtemel seyrini anlamaya çalışırlar, sonra bu risk ve tehdit unsurları karşısında kendi direnme ve karşı hamle yapma güçlerini gerçekçi bir şekilde hesap ederler ve daha sonra harekete geçerler. Gösterdikleri tepki sürecinde de güçlerini istikrarlı ve ekonomik bir şekilde kullanmaya, risk ve tehditlerin muhtemel etkilerini zamana yaymaya ve sürecin kontrolünü önce elleri ne geçirmeye, daha sonra da ellerinde tutmaya özen gösterirler. Ne gözükaralar gibi hemen harekete geçerler ne de korkaklar gibi paniğe kapılırlar.</p>
<p><strong>Gördüğün gibi genç dostum,</strong></p>
<p>Gençliğe en çok yakışan özelliklerden birisi olan cesaret yalınkat bir davranış kodu değildir. Aksine akıl ve hikmetle donanması gereken bir enerji potansiyelinin harekete geçmesidir. Bu enerji potansiyelinin ahlaki bir erdeme dönüşmesi senin elindedir. Bunun için yapman gerekenleri bir özetleyelim;</p>
<p>Bir işe kalkışacağın, bir yola koyulacağın zaman;</p>
<p>-Azığını iyi hazırla, yani kendi potansiyel gücünü iyi bil ve organize et,</p>
<p>-Karşılaşabileceğin risk ve tehditleri ihmal etmeden ve abanmadan hesaba kat,</p>
<p>-Bu risk ve tehditlere karşı alabileceğin tedbirleri aşamalı olarak planla,</p>
<p>-Daha sonra da azim, sebat, cesaret ve tevekkülle yola koyul. Hesap etmediğin ani bir risk ve tehditle karşılaştığında ise;</p>
<p>-Ne gözükaralar gibi hesapsız tepki göster ne de korkaklar gibi paniğe kapıl,</p>
<p>-Ortaya çıkan risk ve tehdidin gücünü, kaynağını, kapsamını ve muhtemel seyrini soğukkanlı ve gerçekçi bir şekilde hesapla,</p>
<p>&#8211; Harekete geçmeden önce mutlaka karşı bir planlama içinde tepkiler ver ve hiçbir şekilde disiplinden kopma,</p>
<p>&#8211; Görebildiğin her risk ve tehdit ile baş edebilme gücünün sana &#8220;Hiçbir nefse taşıyamayacağı yük verilmemiştir&#8221; (Bakara 2/286) diyen Rab bin tarafından verildiğini unutma ve yine azim, sebat, cesaret ve tevekkül silahları ile donanarak yoluna devam et.</p>
<p>Bu yol haritalarında gençliğin verdiği heyecan ve delikanlılık ile gözükaraların tavrına yönelme! Gençlerin en çok aldandığı yer de burasıdır. Halk dilinde &#8220;cahil cesareti&#8221; diye adlandırılan bu tavır başlarda yüksek bir psikolojik motivasyona dayansa da sonu genellikle hüsrandır.  ürkmen lehçesinde gençlere &#8220;cahil&#8221; denmesi de, Çince de &#8220;genç&#8221; kelimesinin aynı zamanda toy anlamına gelmesi de bundan olsa gerek. Gençliğin verdiği enerjiyi cahillikle değil akılla, toylukla değil hikmetle kullan ve cesarete cahilce değil, bilgece yönel.</p>
<p><strong>Genç dostum,</strong></p>
<p>Gözükaralardan olmadığın gibi korkaklardan da olma. Korkaklık bir kez insan psikolojisine girdi mi bir virüs gibi bütün davranışlara sirayet eder ve kişinin düşünme ve hareket etme kabiliyetini felce uğratır. İnsanın doğasında korkma duygusu vardır; dolayısıyla gençliğimizde delikanlılığın gereği olarak yaptığımız gibi korkmaktan da korkma! Ama belli ölçüler de olması doğal olan korkuyu da yönetmeyi bil ve onun seni esir almasına izin verme.</p>
<p>Hangi düzeyde olursa olsun bir yöneticide olmaması gereken en kötü özellik korkaklıktır. Yönetici korkak olduğunda sadece kendisi değil, yönettiği insanlarıda felç eder. Aksine yönetici/lider kendisi hikemi bir cesarete sahipse , yönettiği kişilerde bundan nasibini alır. Yusuf Has Hacibin şu dizeleri kulağına küpe olsun.</p>
<p style="text-align: center;">Kör arslan bolu birse ıtka başı<br />
Bu it barça arslan bolur öz tuşi<br />
Kalı bolsa arslanka it başçısı<br />
Ol arslan bolur barça it sakısı</p>
<p style="text-align: center;">Arslan itlere baş olursa</p>
<p style="text-align: center;">İtlerin her biri arslan kesilir</p>
<p style="text-align: center;">Eğer arslanlara it baş olursa</p>
<p style="text-align: center;">O arslanların hepsi it gibi olur</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynak: Ahmet Davutoğlu &#8211; DURUŞ s.342-347</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/gozukaralik-cesaret-korkaklik-2/">Gözükaralık/Cesaret/Korkaklık</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/gozukaralik-cesaret-korkaklik-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gözükaralık/Cesaret/Korkaklık</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/gozukaralik-cesaret-korkaklik/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/gozukaralik-cesaret-korkaklik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Harun Selçuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Apr 2018 20:02:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Davutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Cesaret]]></category>
		<category><![CDATA[Düzenli Çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[Duruş]]></category>
		<category><![CDATA[Gözükaralık]]></category>
		<category><![CDATA[Genç]]></category>
		<category><![CDATA[Gençler]]></category>
		<category><![CDATA[Korkaklık]]></category>
		<category><![CDATA[Plan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=20654</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gözükaralık/Cesaret/Korkaklık Tevazuyu ele alırken bahsettiğimize benzer bir altın oran genç olmanın en önemli alamet-i farikalarından biri olan cesaret için de geçerlidir. Klasik ahlak felsefesinde nefsin üç gücü vardır: düşünme, gazap ve şehvet. Her birinin ifratı, tefriti ve itidali vardır. Bu çerçevede cesaret/ şecaat/ yiğitlik nefsin gazap gücünün itidalidir. Hatırlarsan, adalet bahsinde itidal kavramının adalet ile olan [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/gozukaralik-cesaret-korkaklik/">Gözükaralık/Cesaret/Korkaklık</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gözükaralık/Cesaret/Korkaklık</strong></p>
<p>Tevazuyu ele alırken bahsettiğimize benzer bir altın oran genç olmanın en önemli alamet-i farikalarından biri olan cesaret için de geçerlidir. Klasik ahlak felsefesinde nefsin üç gücü vardır: düşünme, gazap ve şehvet. Her birinin ifratı, tefriti ve itidali vardır. Bu çerçevede cesaret/ şecaat/ yiğitlik nefsin gazap gücünün itidalidir. Hatırlarsan, adalet bahsinde itidal kavramının adalet ile olan ilişkisinden bahsetmiştik. O zaman diyebiliriz ki bir ahlaki erdem olarak cesaret, nefsin gazab gücünün altın oran ölçeğinde adalede kullanımıdır. Gel istersen bu konudaki sohbetimize önce bunun klasik ahlak düşüncemizdeki yerini özetleyen bir alıntı ile başlayalım: Cesaret (şecaat, yiğitlik) nefiste bulunan bir hal olarak ele alındığında; kalbin zorluklar karşısında sarsılmaması ve korku anlarında metaneti yitirmemesidir. Fiil olarak ele alındığında ise<br />
fırsatını bulduğunda atılmaktır.</p>
<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/04/0001730599001-1.jpg"><img decoding="async" class="size-medium wp-image-20655 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/04/0001730599001-1-182x300.jpg" alt="" width="182" height="300" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/04/0001730599001-1-182x300.jpg 182w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/04/0001730599001-1.jpg 363w" sizes="(max-width: 182px) 100vw, 182px" /></a></p>
<p>Saldırganlık ile korkaklık arasında yer alan bir erdemdir. Cesaret (yiğitlik) orta düzeydeki korku ve öfkenin birleşiminden oluşan bir Midir. Çünkü öfke, küçük şeylere bir anda parlayan bazı kimselerde olduğu gibi aşırı olabilir. Buna karşın ailesine ve anne babasına yönelen terbiyesizliğe tepkisiz kalan korkak kimsedeki gibi eksik de olabilir. Genç olmanın en önemli vasfının cesaret ve yiğitlik olması sebebiyle, bu bahsi biraz daha açmak istiyorum ki insana verilen bir gücün nasıl kullanılması gerektiği konusunda biraz daha derinliklere inebilelim. Yusuf Has Hacib&#8217;ten biraz önce yaptığımız alıntıda da olduğu gibi kadim Türkçede gençliğin &#8220;yiğitlik&#8221; kelimesi ile karşılanmış olması bile gençlik ile yiğitlik/cesaret niteliği arasındaki bağı ortaya koymaktadır. İsfahani nefsin üç potansiyel güç unsurundan biri olan gazaptan kaynaklanan yiğitlik türlerini de beşe ayırarak ele alıyor:&#8221; (i) Vahşi yiğitlik ki öfkesi patlayan birinin atılganlığı ve muhatabını alt etme gayreti; (ii) hayvani yiğitlik ki, yiyecek veya eş bulma maksadıyla mücadele eden birinin atılganlığı, (iii) tecrübeye dayanan yiğitlik ki sürekli savaşıp kazanan ve bunu kendisi için esas gören birinin atılganlığı, (iv) cihadi yiğitlik ki dinini savunma için savaşan birinin yiğitliği ve (v) hikemi yiğitlik ki fikir ve temyiz (kudretine dayanarak yiğitliğin bütün türlerinde övgüye değer davranışlar sergilemeyi sağlayan atılganlık hali olup gerektiği yer ve zamanda, gerektiği ölçüde gösterilir.</p>
<p>Burada hikemi, yani hikmete dayalı yiğitlik kavramını iyice anlaman, altın oran ölçeğindeki cesareti daha iyi idrak etmeni sağlayacaktır. Dikkat edersen, her bir davranış ilkesinin doğamızda içkin hikmetle buluşması altın oranlı bir erdemi ortaya çıkarıyor. Cesaret gazap gücünün altın oranlı kullanımıdır; bunun ifratı gözü karalık, tefriti ise korkaklıktır. Cesaret ihtiyacı iki hiil üzere ortaya çıkar. Birisi aktif/etken cesarettir ki, senin kendi yaptığın planlamalar içinde ortaya çıkabilecek risk ve tehditlere karşı göstereceğin duruşu ifade eder. Diğeri ise reaktif/edilgen cesarettir ki, başka faktörlerce sana yönelen risk ve tehditlere karşı göstereceğin duruşta tecessüm eder. Gel şimdi her iki halde de alman gereken tavrı, göstermen gereken duruşu biraz daha detaylı ele alalım.</p>
<p>Hangi iş olursa olsun her işe mutlaka akıl ve hikmet güçlerini kullanıp kapsamlı bir plan yaparak başla; cesaret bu planın en önemli parametrelerinden birisi olarak daima zihninde bulunsun. Hiçbir iş risksiz ve tehditsiz olmaz. Risk almak istemeyen kişinin başarılı olma şansı da yoktur. Risk her işin doğasında vardır; senin iradi olarak yapman gereken, bu riski hesaplaman ve gerekli tedbirleri alarak minimize etmendir. Bu durumda üç farklı tavır ortaya çıkar:</p>
<p>Birincisi hiçbir risk ve tehdit hesaplamasını yapmadan yola çıkmaktır ki, bu gözükaraların tavrıdır. &#8220;Gözükara&#8221; tabirini bilerek seçtim. Bu tür tavır alanlar ya risk ve tehditleri görebilecek yetenekten yoksundurlar, ya da bu yeteneği kullanacak akıl ve hikmetten. Risk ve tehditlere zihni ve psikolojik olarak hazır olmadıkları için, karşılaştıkları ilk risk ve tehdide fevri tepkilerle yaklaşırlar ve zamanla başlangıçta yaptıkları plandan koparak olayların gelişimine göre savrulur giderler.</p>
<p>Ikinci tavır korkakların tavrıdır ki, aslında bir tavırsızlık halidir. Başlayacakları işteki risk ve tehditlerle zihinlerini öyle meşgul ederler ki, çok plan yaparlar ama asla harekete geçemezler. Risk ve tehditlere ayarlı zihinleri onlara sürekli beklemeyi telkin eder. Her bekleyişte konjonktür değiştiği için de yeni riskler ve tehditler ortaya çıkar ve tam bir kısır döngü içine girerler.</p>
<p>Üçüncü tavır ise, girişilecek işin bütün risk ve tehditlerini hikmetli bir şekilde önceden görebilen hikemi cesarettir ki, bu tavırda niyetteki hasbilik süreçteki planlama ile birleşir ve çizilen yol haritasına göre sarsılmaz bir azim ve tevekkülle yola konulur.</p>
<p>Işte yiğitlik de, şecaat de cesaret de bu tavır alışta ve bu duruştadır. Reaktif/ edilgen cesaret ise başka bir özne tarafından belirlenen ve planlanan şartlarda ya da afet zamanlarında gösterilen tepkilerde ortaya çıkar ki, burada da üç tavır söz konusudur. Gözükaralar, gelen risk ve tehdidin gücünü, kaynağını, yaygınlığını ve muhtemel seyrini hesap etmeden harekete geçerler ve sürekli hesap edemedikleri yeni risk ve tehditlerle karşı karşıya kalırlar.</p>
<p>Bu nedenledir ki, direnme güçlerini istikrarlı ve ekonomik bir şekilde kullanamazlar. Başlarda çok yüksek görünen dirençleri zamanla yıpranmaya başlar ve daha küçük ölçekli risk ve tehditler karşısında bile zaafa düşerler. Korkaklar ise, ortaya çıkan risk ve tehditlerin daha ilk aşamasında dahi paniğe kapılırlar. Bu panikle kendilerini iki kötü seçeneğin kaçınılmaz kıskacına sıkıştırırlar; kaçma ya da teslim olma/ boyun eğme. Her iki seçenekte de başarı şansları kalmaz; risk ve tehdidin ölçeğine göre varoluşları dahil her şeylerini tehlikeye atarlar.</p>
<p>Hikmet sahibi cesurlar ise, önce tehdidin gücünü, kaynağını, kapsamını ve muhtemel seyrini anlamaya çalışırlar, sonra bu risk ve tehdit unsurları karşısında kendi direnme ve karşı hamle yapma güçlerini gerçekçi bir şekilde hesap ederler ve daha sonra harekete geçerler. Gösterdikleri tepki sürecinde de güçlerini istikrarlı ve ekonomik bir şekilde kullanmaya, risk ve tehditlerin muhtemel etkilerini zamana yaymaya ve sürecin kontrolünü önce elleri ne geçirmeye, daha sonra da ellerinde tutmaya özen gösterirler. Ne gözükaralar gibi hemen harekete geçerler ne de korkaklar gibi paniğe kapılırlar.</p>
<p><strong>Gördüğün gibi genç dostum,</strong></p>
<p>Gençliğe en çok yakışan özelliklerden birisi olan cesaret yalınkat bir davranış kodu değildir. Aksine akıl ve hikmetle donanması gereken bir enerji potansiyelinin harekete geçmesidir. Bu enerji potansiyelinin ahlaki bir erdeme dönüşmesi senin elindedir. Bunun için yapman gerekenleri bir özetleyelim;</p>
<p>Bir işe kalkışacağın, bir yola koyulacağın zaman;</p>
<p>-Azığını iyi hazırla, yani kendi potansiyel gücünü iyi bil ve organize et,</p>
<p>-Karşılaşabileceğin risk ve tehditleri ihmal etmeden ve abanmadan hesaba kat,</p>
<p>-Bu risk ve tehditlere karşı alabileceğin tedbirleri aşamalı olarak planla,</p>
<p>-Daha sonra da azim, sebat, cesaret ve tevekkülle yola koyul. Hesap etmediğin ani bir risk ve tehditle karşılaştığında ise;</p>
<p>-Ne gözükaralar gibi hesapsız tepki göster ne de korkaklar gibi paniğe kapıl,</p>
<p>-Ortaya çıkan risk ve tehdidin gücünü, kaynağını, kapsamını ve muhtemel seyrini soğukkanlı ve gerçekçi bir şekilde hesapla,</p>
<p>&#8211; Harekete geçmeden önce mutlaka karşı bir planlama içinde tepkiler ver ve hiçbir şekilde disiplinden kopma,</p>
<p>&#8211; Görebildiğin her risk ve tehdit ile baş edebilme gücünün sana &#8220;Hiçbir nefse taşıyamayacağı yük verilmemiştir&#8221; (Bakara 2/286) diyen Rab bin tarafından verildiğini unutma ve yine azim, sebat, cesaret ve tevekkül silahları ile donanarak yoluna devam et.</p>
<p>Bu yol haritalarında gençliğin verdiği heyecan ve delikanlılık ile gözükaraların tavrına yönelme! Gençlerin en çok aldandığı yer de burasıdır. Halk dilinde &#8220;cahil cesareti&#8221; diye adlandırılan bu tavır başlarda yüksek bir psikolojik motivasyona dayansa da sonu genellikle hüsrandır.  ürkmen lehçesinde gençlere &#8220;cahil&#8221; denmesi de, Çince de &#8220;genç&#8221; kelimesinin aynı zamanda toy anlamına gelmesi de bundan olsa gerek. Gençliğin verdiği enerjiyi cahillikle değil akılla, toylukla değil hikmetle kullan ve cesarete cahilce değil, bilgece yönel.</p>
<p><strong>Genç dostum,</strong></p>
<p>Gözükaralardan olmadığın gibi korkaklardan da olma. Korkaklık bir kez insan psikolojisine girdi mi bir virüs gibi bütün davranışlara sirayet eder ve kişinin düşünme ve hareket etme kabiliyetini felce uğratır. İnsanın doğasında korkma duygusu vardır; dolayısıyla gençliğimizde delikanlılığın gereği olarak yaptığımız gibi korkmaktan da korkma! Ama belli ölçüler de olması doğal olan korkuyu da yönetmeyi bil ve onun seni esir almasına izin verme.</p>
<p>Hangi düzeyde olursa olsun bir yöneticide olmaması gereken en kötü özellik korkaklıktır. Yönetici korkak olduğunda sadece kendisi değil, yönettiği insanlarıda felç eder. Aksine yönetici/lider kendisi hikemi bir cesarete sahipse , yönettiği kişilerde bundan nasibini alır. Yusuf Has Hacibin şu dizeleri kulağına küpe olsun.</p>
<p style="text-align: center;">Kör arslan bolu birse ıtka başı<br />
Bu it barça arslan bolur öz tuşi<br />
Kalı bolsa arslanka it başçısı<br />
Ol arslan bolur barça it sakısı</p>
<p style="text-align: center;">Arslan itlere baş olursa</p>
<p style="text-align: center;">İtlerin her biri arslan kesilir</p>
<p style="text-align: center;">Eğer arslanlara it baş olursa</p>
<p style="text-align: center;">O arslanların hepsi it gibi olur</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynak: Ahmet Davutoğlu &#8211; DURUŞ s.342-347</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/gozukaralik-cesaret-korkaklik/">Gözükaralık/Cesaret/Korkaklık</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/gozukaralik-cesaret-korkaklik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençler neyi nasıl okumalı?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/gencler-neyi-nasil-okumali/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/gencler-neyi-nasil-okumali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Harun Selçuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jun 2016 22:33:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Beşer]]></category>
		<category><![CDATA[Genç]]></category>
		<category><![CDATA[Gençler neyi nasıl okumalı]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap nasıl okunur]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap OKuma]]></category>
		<category><![CDATA[Okuma yöntemi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Şafak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=11803</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okuyabilme meselesi kesinlikle varoluşsal bir meseledir. Bir kimlikle var olacaksanız okumaya alışmak zorundasınız. Şu sözü çok anlamlı bulurum: &#8216;Her yeni bilgi bir varoluş, her varoluş yeni bir bilgidir&#8216;. “Oku! Seni yaratan rabbinin adıyla&#8217; diye başlayan bir dinin okumayan müntesipleriyiz. O halde biz kurtuluşumuzu bu dinden nasıl bekleyebiliriz? İnsanı okumaktan alıkoyan en az yüz sebep sayılabilir. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/gencler-neyi-nasil-okumali/">Gençler neyi nasıl okumalı?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/kitap.jpg"><img decoding="async" class=" wp-image-11805 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/kitap-300x200.jpg" alt="Genç Kitap okuma" width="396" height="264" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/kitap-300x200.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/kitap-360x240.jpg 360w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/kitap-277x184.jpg 277w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/kitap-296x197.jpg 296w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/kitap-570x380.jpg 570w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/kitap-270x180.jpg 270w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/kitap-585x390.jpg 585w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/kitap-370x247.jpg 370w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/kitap-236x157.jpg 236w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/kitap.jpg 600w" sizes="(max-width: 396px) 100vw, 396px" /></a></p>
<p>Okuyabilme meselesi kesinlikle varoluşsal bir meseledir. Bir kimlikle var olacaksanız okumaya alışmak zorundasınız. Şu sözü çok anlamlı bulurum: &#8216;<b>Her yeni bilgi bir varoluş, her varoluş yeni bir bilgidir</b>&#8216;.</p>
<p>“<b>Oku! Seni yaratan rabbinin adıyla&#8217; </b>diye başlayan bir dinin okumayan müntesipleriyiz. O halde biz kurtuluşumuzu bu dinden nasıl bekleyebiliriz?</p>
<p>İnsanı okumaktan alıkoyan en az yüz sebep sayılabilir. Ama hadi sayın, dediğimizde, birincisi tembellik derseniz, tamam üstü kalsın demek zorunda kalırız.</p>
<p>Eskiden zor olan, bilgiye ulaşmaktı. Şimdi ise doğru bilgiyi ayıklayabilmek. Deccal, yalancı aldatıcı demek. <b>Eğer &#8216;deccal&#8217; mecazi bir ifade ise günümüzdeki deccallardan birisi kesinlikle internettir.</b> Güvenirseniz aldanırsınız.</p>
<p><b>Allah, Kuranıkerim&#8217;i Kitap diye isimlendirmiş.</b> Onun için bilgi kitaptan alınır, ondan asla vaz geçilemez. Başka hiçbir şey onun yerini tutmaz. Ama daha dün biz okumaya kitap bulamıyorduk, şimdi okunacak kitabı seçmekte güçlük çekiliyor. Bir yayıncı bana sordu: Bir teklif aldık dedi, bize istediğimiz konuda istediğimiz kadar kitap hazırlayabileceklerini söylediler. Telif olarak tanesine sadece bin lira istiyorlar. Her istediğimiz kitabı azami bir hafta içinde teslim edecekler, ne dersin? Bunu nasıl yapacaklar diye sordum. Sanırım internetten kes yapıştır yoluyla dedi. Şaşırdım ve birilerinin beni kınadığı şu sözümü hatırladım: Cumhuriyetten günümüze İslamî alanda yazılan kitapların kahir ekseriyeti (o zaman %95 i demiştim) okumaya değmez. O halde okumak için önce okunacak kitabı seçebilmek gerekir. Bunu da tek başınıza yapmak zordur. Okuyanlara, bilenlere ve bilgisi işe yarayanlara sormalı. Bir kişi ile de yetinmemeli, birkaç kişiye danışmalı. Okuyacağı kitapları doğru tespit edebilmek için harcanan zaman, yanlış kitap okumada harcanan zamana göre bir kazançtır.</p>
<p>Bugün duayı yazacaktım ama iki gün önce facebook&#8217;a yazdığım şu cümle kısa süre içerisinde 13 bine yakın paylaşım alınca meselenin önemini anlamış olduk. Dedim ki:</p>
<p><b>Gençlerin okumalarındaki temel prensip şu olmalı</b>: Dinin sabitelerini, olmazsa olmazlarını; yani Resulüllah&#8217;ı ve Kuranı kerimin temel konularını, imanın ve İslam&#8217;ın şartlarını tam öğrenmeden, bu konularda istikrar bulmadan tartışma alanına giren felsefi kitaplar, hatta tasavvufi kitaplar okumamalı. Elbette felsefe de tasavvuf da gerekli, ama denize ancak yüzmeyi öğrendiğimiz zaman açılmalıyız. Yoksa boğulma tehlikesi yüksek.</p>
<p>Bazıları buna, felsefe ve tasavvuf neden gerekli diye itiraz etmişler. Onu başka bir vesile ile cevaplamaya çalışırız. Ama bendeniz bu görüşümde ısrarlı ve kararlıyım. Müslümanın sabit doğruları vardır. O her şeyi yeniden keşfetmez. Dinlerin felsefeden farkı da budur. <b>Dinler hep birbirini tamamlayarak, felsefe ise bir öncekini yıkarak gelmiştir.</b> Bu sebeple eğer bizim gayemiz iyi bir müslüman olmaksa kesinlikle önce sabitelerimizi öğrenip, imanımızı ve amelimizi sağlama almalıyız. Bilginin kötüsü olur mu, öğren de ne öğrenirsen öğren diye düşünmek çok şeytani bir desisedir. Kişiliği iman belirler. İman bizim için tartışılmayan doğrulardır. <b>Tartışılamaz olması, uzun tartışmalardan sonra değiştirilememiş olmasındandır.</b> Yani tartışsanız da yine aynı noktaya gelmiş olacaksınız. Eğer İslam diye bir yolun doğruluğuna inanmışsanız ilk, orta, hatta üniversite seviyesindeki öğrencilere İslam&#8217;ı felsefe ile Mesnevi ile Mektubat ile Fusûs&#8217;la, Risalelerle anlatamazsınız. Anlatırsanız ümmeti bölersiniz. Böyle deyince her iki uçtan hücuma uğruyoruz Felsefe putuna kötü söylediğimiz ve &#8216;bizim kitabın&#8217; saltanatına söz ettiğimiz için.</p>
<p>Mozart&#8217;ın beğendiğim bir sözü vardır: “<b>Bekâr insan benim nazarımda yarımdır. Bu konuda çok düşündüm, fakat inancımı değiştiremedim</b>” der. Ben de bizi bu konuda hesaba çekmeleri üzerine çok düşündüm, ama bu kanaatimi değiştiremedim. Tefekkürü bizden bir ibadet olarak isteyen bir dinin saliki olarak felsefe olmasın diyecek kadar düşünemiyor değilim, <b>Gazalî&#8217;nin felasifeyi tekfir ederken bile bunu yine felsefeyle yaptığını da biliyorum.</b> Ama burada iki önemli nokta var. Birincisi, felsefe ile tefekkür aynı şeyler değildir. İkincisi, müslüman bir öğrenci, müslüman olarak varoluşunu tamamlamak için,<b>tefekkürün temel meseleleri</b> hariç, lisans sonuna kadar sadece doğruluğu kanıtlanmış bilgilerle yetişmelidir. Bunu tamamladıktan sonra ancak felsefi okumalar yapabilir.</p>
<p>Bu sebeple gençler okuma listelerini bilinçli ve seviyelerine uygun biçimde yapmalıdırlar. Bunun için de işi bilenlerden yardım almalıdırlar. Boşuna emek sarf edip, sonunda kafa karışıklığı yaşamamalıdırlar. Evet, bendeniz bu kanaatimi bir türlü değiştiremedim, hatta gittikçe pekişti. Aksini söyleyenlerin felsefe yapma hakları var.</p>
<p>Kaynak: Faruk Beşer / Yeniş Şafak / http://www.yenisafak.com/yazarlar/farukbeser/gencler-neyi-nasil-okumali-2029781</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/gencler-neyi-nasil-okumali/">Gençler neyi nasıl okumalı?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/gencler-neyi-nasil-okumali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
