<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Enver Paşa | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/enver-pasa/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 30 May 2019 15:40:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Enver Paşa | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>M. Kemal-Enver Paşa ilişkisi ve Turancılık</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/m-kemal-enver-pasa-iliskisi-ve-turancilik/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/m-kemal-enver-pasa-iliskisi-ve-turancilik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jan 2019 16:30:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yakın Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Enver Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[M. Kemal-Enver Paşa ilişkisi ve Turancılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ilimcephesi.com/?p=21112</guid>

					<description><![CDATA[<p>*** M. Kemal’in Enver Paşa hakkındaki suçlamaları: “(Enver) hesapsızdır, fikir ve kararların nasıl tatbik edileceğini düşünmeyi teferruat sayar; askerlikte genel bakımdan bilgisizdir, çünkü tabur, alay vs. gibi birliklere sıra ile komuta etmeden, en çok Makedonya ile Bingazi’de çete ve aşiret vuruşmalarında bulunduktan sonra sırf siyasal destekle en yüksek makamlara erişmiştir… Bu yüzden Enver, bir tümen [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/m-kemal-enver-pasa-iliskisi-ve-turancilik/">M. Kemal-Enver Paşa ilişkisi ve Turancılık</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 class="entry-title"><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/01/814.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-22424 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/01/814.jpg" alt="" width="467" height="313" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/01/814.jpg 1250w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/01/814-600x401.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/01/814-360x240.jpg 360w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/01/814-296x197.jpg 296w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/01/814-270x180.jpg 270w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/01/814-370x247.jpg 370w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/01/814-236x157.jpg 236w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/01/814-365x245.jpg 365w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/01/814-300x201.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/01/814-768x514.jpg 768w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/01/814-1024x685.jpg 1024w" sizes="(max-width: 467px) 100vw, 467px" /></a></h1>
<section class="entry entry-single">***</p>
<p>M. Kemal’in Enver Paşa hakkındaki suçlamaları:</p>
<p>“(Enver) hesapsızdır, fikir ve kararların nasıl tatbik edileceğini düşünmeyi teferruat sayar; askerlikte genel bakımdan bilgisizdir, çünkü tabur, alay vs. gibi birliklere sıra ile komuta etmeden, en çok Makedonya ile Bingazi’de çete ve aşiret vuruşmalarında bulunduktan sonra sırf siyasal destekle en yüksek makamlara erişmiştir… Bu yüzden Enver, bir tümen veya bir kolorduya herhangi bir hareketi emrettiği vakit, o hareketin yapılabilmesi ve beslenebilmesi için nelerin gerektiğini hiç düşünmezdi ve bu emirleri âdeta bir çavuşa 40-50 kişi ile bir tepeyi tutması emrini verir gibi verirdi. Sarıkamış yıkımı bu biçim kıt anlayıştan doğmuştur.”<strong>[1]</strong></p>
<p>Zaten Birinci Dünya Harbi’nde yaşanan hezimetten de Enver Paşa’yı mesul tutuyordu:</p>
<p>“Harbi sevk ve idare edenler, harb-i umumide kendi mevcudiyetimizi unutarak tamamen Almanların esiri olmuşlardır… Bu sebeple idare-i harbte tadad olunamayacak (sayılamayacak) kadar hatalar vardır. Bu hataların mesul-i yeganesi (biricik sorumlusu) Enver Paşa’dır. Enver Paşa’dan başka mesul aramak lazım gelirse, <strong>milletin kendisidir.</strong> Enver Paşa vefat etmiştir. Onun emriyle hareket eden kumandanları mesul tutmak doğru değildir.”<strong>[2]</strong></p>
<p>Gördüğünüz gibi yalnızca Enver Paşa’yı değil, “milleti” de mesul tutuyor. Ancak Enver Paşa’nın emriyle hareket eden kumandanlara (yani kendisine) toz kondurmuyor…</p>
<p>Milleti mesul tutması bir dil sürçmesi falan değildir. Nitekim Fatih Sultan Mehmed Han’ın peşinden giden bu millete <strong>“serseri”</strong> demişliği bile vardır:</p>
<p>“Yani fatihler, ana unsuru peşine takarak kılıçla fetihler yaparken, kılıç sallarken zaptolunan memleket halkı kazandıkları ayrıcalıklarla sabana yapışıyorlar; toprak üzerinde çalışıyorlardı. Arkadaşlar, kılıç ile fetih yapanlar, sabanla fetih yapanlara yenilmeye ve sonuçta yerlerini bırakmaya mecburdurlar. Nitekim Osmanlı saltanatı da böyle olmuştur. Bulgarlar, Sırplar, Macarlar, Romenler sabanlarına yapışmışlar, varlıklarını korumuşlar, kuvvetlenmişler; <strong>bizim milletimiz</strong> de böyle <strong>fatihlerin</strong>arkasında <strong>serserilik etmiş</strong> ve kendi ana yurdunda çalışmamış olmasından dolayı bir gün onlara yenilmiştir.”<strong>[3]</strong></p>
<p>Ancak tarihi ya yanlış okumuş ya da çarpıtıyor… Zira Osmanlı devleti durduk yere bir yeri fethetmezdi. Yerli halklara zulmedildiğinde müdahale eder ve halkları korurdu.</p>
<p>16. Yüzyılda Osmanlı’nın prestiji çok yüksekti. Doğu’da olduğu gibi, Batı’da da Osmanlı’nın özellikle de ezilen ve sömürülen sınıflar arasında hayranı çoktu. Ezilen ve sömürülen insanlar, Osmanlı Devleti’nin kendi ülkelerini fethetmesini istiyordu. Bu hamaset değil, hakikattir. Nitekim Ukraynalı yazar A. Krımskiy’e göre, “Balkanlar, Macaristan, Batı Avrupa ve Rusya’da farklı düşünce ve sebeplerden dolayı çok sayıda insan, muhtemel bir Türk istilası tehlikesinden hem korkuyor, hem de açıkça bunu istiyordu.”<strong>[4]</strong></p>
<p><strong>*</strong></p>
<p><img decoding="async" class=" size-full wp-image-13147 aligncenter" src="https://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2018/03/osmanlini-hosgc3b6rc3bcsc3bc-osmanlinin-adaleti-gibbons-the-foundation-of-ottoman.jpg?w=700" sizes="(max-width: 342px) 100vw, 342px" srcset="https://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2018/03/osmanlini-hosgc3b6rc3bcsc3bc-osmanlinin-adaleti-gibbons-the-foundation-of-ottoman.jpg 342w, https://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2018/03/osmanlini-hosgc3b6rc3bcsc3bc-osmanlinin-adaleti-gibbons-the-foundation-of-ottoman.jpg?w=90 90w, https://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2018/03/osmanlini-hosgc3b6rc3bcsc3bc-osmanlinin-adaleti-gibbons-the-foundation-of-ottoman.jpg?w=179 179w" alt="osmanlini hosgörüsü osmanlinin adaleti gibbons the foundation of ottoman" data-attachment-id="13147" data-permalink="http://belgelerlegercektarih.com/2018/03/09/m-kemal-enver-pasa-iliskisi-ve-turancilik/osmanlini-hosgorusu-osmanlinin-adaleti-gibbons-the-foundation-of-ottoman/" data-orig-file="https://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2018/03/osmanlini-hosgc3b6rc3bcsc3bc-osmanlinin-adaleti-gibbons-the-foundation-of-ottoman.jpg?w=700" data-orig-size="342,573" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="osmanlini hosgörüsü osmanlinin adaleti gibbons the foundation of ottoman" data-image-description="" data-medium-file="https://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2018/03/osmanlini-hosgc3b6rc3bcsc3bc-osmanlinin-adaleti-gibbons-the-foundation-of-ottoman.jpg?w=700?w=179" data-large-file="https://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2018/03/osmanlini-hosgc3b6rc3bcsc3bc-osmanlinin-adaleti-gibbons-the-foundation-of-ottoman.jpg?w=700?w=342" /></p>
<p><em><strong>[6]</strong> no’lu dipnot ile alakalı… Tarihçi Gibbons’un kaleme aldığı kitabın ilgili sayfası…</em></p>
<p>***</p>
<p>Tarihçi Gibbons da bu gerçeği şu sözlerle itiraf eder:</p>
<p>”Balkanlar’daki her halk, komşularından ziyade Osmanlı’nın hakimiyetini tercih etmiştir. Osmanlı’nın hakimiyeti, Macar veya Italyanların hakimiyetinden daha çok tercih edilirdi.”<strong>[5]</strong></p>
<p>Aynı kitabın bir başka yerinde ise, “Osmanlılar yeni çağda dinî özgürlük ilkesini temel taşı olarak vazetmiş ilk millettir.” der.<strong>[6]</strong></p>
<p>Lakin bu halklar daha sonra Fransız Ihtilaliyle ortaya çıkan milliyetçilikten etkilenmiş ve büyük devletlerin kışkırtmasıyla isyan etmiştir. Burada suçlu olan taraf insanlık yapan Osmanlı değil; nankörlük yapanlardır.</p>
<p>Neyse mevzumuza dönelim…</p>
<p>M. Kemal’in yukarıdaki sözlerinden de anlaşılacağı üzere, Enver Paşa’dan hoşlanmıyordu. Milli Mücadele döneminde Ali Fuat Paşa’ya gönderdiği bir telgrafta, Cemal Paşa ile Enver Paşa’nın arasını açmaya çalıştığı, ancak bu takdirde Cemal Paşa’ya yardım edebileceğini söylediği görülmektedir.<strong>[7]</strong></p>
<p><strong>*</strong></p>
<p><img decoding="async" class=" size-full wp-image-13144 aligncenter" src="https://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2018/03/ali-fuat-cebesoy-moskova-hatiralari-m-kemal-enver-pasa.jpg?w=700" sizes="(max-width: 405px) 100vw, 405px" srcset="https://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2018/03/ali-fuat-cebesoy-moskova-hatiralari-m-kemal-enver-pasa.jpg 405w, https://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2018/03/ali-fuat-cebesoy-moskova-hatiralari-m-kemal-enver-pasa.jpg?w=103 103w, https://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2018/03/ali-fuat-cebesoy-moskova-hatiralari-m-kemal-enver-pasa.jpg?w=207 207w" alt="ali fuat cebesoy moskova hatiralari m. kemal enver pasa" data-attachment-id="13144" data-permalink="http://belgelerlegercektarih.com/2018/03/09/m-kemal-enver-pasa-iliskisi-ve-turancilik/ali-fuat-cebesoy-moskova-hatiralari-m-kemal-enver-pasa/" data-orig-file="https://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2018/03/ali-fuat-cebesoy-moskova-hatiralari-m-kemal-enver-pasa.jpg?w=700" data-orig-size="405,587" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="ali fuat cebesoy moskova hatiralari m. kemal enver pasa" data-image-description="" data-medium-file="https://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2018/03/ali-fuat-cebesoy-moskova-hatiralari-m-kemal-enver-pasa.jpg?w=700?w=207" data-large-file="https://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2018/03/ali-fuat-cebesoy-moskova-hatiralari-m-kemal-enver-pasa.jpg?w=700?w=405" /></p>
<p><em><strong>[7]</strong> no’lu dipnot ile alakalı… M. Kemal’in Ali Fuat Paşa’ya gönderdiği telgraf…</em></p>
<p>***</p>
<p>Enver Paşa’nın Turancı fikirlerine de uzak duruyordu. Ilber Ortaylı, M. Kemal ile Enver Paşa ilişkisi hakkında şunları yazıyor:</p>
<p>“…Anadolu hükümeti (M. Kemal), Rusya’nın Müslüman topraklarında faaliyet göstermek isteyen ve bunda kısmen başarılı olabilen Enver Paşa’ya karşı onaylayıcı davranmadı…”<strong>[8]</strong></p>
<p>Yani M. Kemal, Orta Asya Türklerinin özgürlüğü için mücadele veren Enver Paşa’ya yardımcı olmadı. Dolayısıyla M. Kemal’in Turancı olduğunu ve bir Türk Birliği kurmak istediğini söylemek mümkün değildir…</p>
<p>Alman “Weltbild” yayınlarından çıkan 2 cildlik “Islam” tarihinin 2. cildinin 150. sayfasında, M.Kemal’in Pantürkizm yani Türk Birliği için hiçbir harekette bulunmadığı, 149. sayfada ise Harf inkılabı ile Türk gençliğini “Osmanlı Kültür Mirası”ndan uzak tutmaya çalıştığı belirtilir.<strong>[9]</strong></p>
<p>Bu konunun uzmanı Günay Göksu Özdoğan ise şunları yazar:</p>
<p>“Türkiye Cumhuriyeti ulusal devletinin kuruluşuyla ülkeyi yöneten Kemalist kadro tarafından <strong>Pantürkçülük tamamen reddedildiği</strong> gibi devletin resmî ideolojisi olarak yaygınlaştırılmaya çalışılan Kemalist Türk ulusçuluğu da <strong>Türkçü görüş ve örgütlenmeleri</strong> siyaset dışına itti.”<strong>[10]</strong></p>
<p>M. Kemal’in temel dış politika ilkelerini 14 başlık altında toplayan siyaset bilimci Hüner Tuncer, M. Kemal’in Pan-Islam, Pan-Türk ve Turancılık hareketlerine iltifat etmediğini belirtir.<strong>[11]</strong></p>
<p>Murat Kılıç, M. Kemal’in milliyetçilik anlayışını gayet açık bir şekilde hülasa etmiş:</p>
<p>“Cumhuriyet yönetimi bu harekete olumsuz baksa da cumhuriyetin ilk yıllarında Pantürkist hareketlerin tamamen yokluğundan da söz edilemez. Bu dönemde pantürkist harekete mensup bazı kişiler Türk ocakları bünyesinde faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Türk Ocakları her ne kadar 1924 kongresinde esas amacının Türk kültürü koruma ve cumhuriyet inkılâplarını savunma ve Cumhuriyet Halk Fırkası ile işbirliği olduğunu belirterek CHF (CHP) çizgisinde bir milliyetçilik anlayışına doğru yönelmişse de, Turancılığı benimseyenler için ortak bir platform olma işlevini devam ettiriyordu. Bunun farkında olan <strong>tek parti yönetiminin müdahalesi ile</strong> Türk Ocaklarının etkinlik alanının ancak <strong>Türkiye sınırları içinde</strong> olması gerektiğine dair bir <strong>tüzük değişikliği</strong>yapıldı. Ancak bu pantürkist taleplerin önüne geçemeyince <strong>Türk Ocakları 1931 Martında tamamen kapatıldı.”[12]</strong></p>
<p>Prof. Dr. Erel Tellal ise “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesinin “Dış Türklerle ilgilenmiyorum” manasına geldiğini ifade eder:</p>
<p>“Türkiye yeni siyasal yapısını kurarken iki etkenden özenle soğuk durdu: Komünizm ve politize olmuş Islam dini. Birincisinden uzak durma çabaları çerçevesinde gerçekleştirilen 1923 ve 1929 komünist tutuklamaları, SSCB’de olumsuz tepkilere yol açtı. Buna karşılık, statükocu ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ ilkesi ‘Dış Türklerle, bu arada SSCB’deki Türklerle de ilgilenmiyorum’ anlamına geldiği için ilişkileri düzgün tuttu.”<strong>[13]</strong></p>
<p>Prof. Dr. Çağlar Keyder, “Türkiye’de Devlet ve Sınıflar” isimli eserinde; “Doğu’daki Türki halkları etrafında toplamayı amaçlayan Turancılık, Sovyetler Birliği’yle yapılan antlaşmayla son bulmuştu.”<strong>[14]</strong> der. Keyder, aynı eserin 253. sayfasında, Kemalistlerin, Turancılık kalıntılarını reddedip cezalandırdığını belirtir.</p>
<p>Şimdi bazıları hemen Ziya Gökalp kartını kullanmaya kalkacaktır, fakat M. Kemal’in Turancı Ziya Gökalp’e karşı da bir hayranlığı olduğu söylenemez. Her ikisini de tanıyan bir aydın bu hususta şöyle diyor:</p>
<p>“Gazi M. Kemal’in Gökalp’a karşı; ihtimal ki Gökalp’ın Ittihatçılık bağlantısı ve <strong>Enver Paşa hayranlığı ile Turancılık çabaları</strong> dolayısıyle, fazla bir ilgisi görülmemiştir. Özel konuşmaları sırasında Gökalp hakkındaki görüşlerinin de hayranlık ifade etmediği anlaşılmaktadır. Zaten arada mizaç farkı da vardı. Gerçi bu haller Gazi’nin Ziya Gökalp’a karşı koruyucu ilgilerine engel olmamıştır. Ama Gazi’nin Ziya Gökalp’tan <strong>fikir ve ilham aldığını ortaya koyabilmek için, şimdilik yeterli deliller yoktur. “[15]</strong></p>
<p>Ilber Ortaylı da aynı kanaattedir; “(Kemalist) inkılablarımızda Ziya Bey’in (Gökalp) rolünü büyütmek doğru değildir.”<strong>[16]</strong></p>
<p>Prof. Halil Inalcık bir yazısında Osmanlı’nın son devrinde Türkçülük, Islamcılık ve Garpçılık(Batıcılık) cereyanı olduğunu belirttikten sonra şöyle der;</p>
<p>“Atatürk’ün fikirleri daha o dönemde olgunlaşmış,<strong> radikal garpçılığı(batıcılığı)</strong> temel kavram olarak benimsemiştir.”<strong>[17]</strong></p>
<p><span class="text_exposed_show">Ve ardından bunun günümüzdeki<strong> CHP’ye</strong> tekabül ettiğini ifade eder. Yani Prof. Halil Inalcık’a göre M. Kemal, Ziya Gökalp gibi Türkçü değildir. Dolayısıyla M. Kemal’in öyle zannedildiği gibi Bozkurtçu, Turancı, ülkücü, MHP’li kesimle bir alakası yoktur. Bu al(yanıl)gı, Sağ siyasetin halktan oy toplamak için M. Kemal’i meşruiyet aracı olarak kullanması neticesinde ortaya çıkmış ve zamanla tabana da sirayet etmiştir. Tıpkı bugün Ak partinin birtakım provokasyonların önüne geçebilmek için M. Kemal’i kerhen de olsa methetmeye mecbur kalması gibi.</span></p>
<p>*</p>
<p><img decoding="async" class=" size-full wp-image-13801 aligncenter" src="https://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2018/03/halil-incalcik-dogu-bati-halil-inalcik-atatc3bcrk-halil-inalcik-m-kemal-m-kemal-c3bclkc3bccc3bc-mc3bc-m-kemal-tc3bcrkcc3bc-mc3bc-atatc3bcrk-tc3bcrkcc3bc-mc3bc-atat.jpg?w=700" sizes="(max-width: 460px) 100vw, 460px" srcset="https://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2018/03/halil-incalcik-dogu-bati-halil-inalcik-atatc3bcrk-halil-inalcik-m-kemal-m-kemal-c3bclkc3bccc3bc-mc3bc-m-kemal-tc3bcrkcc3bc-mc3bc-atatc3bcrk-tc3bcrkcc3bc-mc3bc-atat.jpg 460w, https://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2018/03/halil-incalcik-dogu-bati-halil-inalcik-atatc3bcrk-halil-inalcik-m-kemal-m-kemal-c3bclkc3bccc3bc-mc3bc-m-kemal-tc3bcrkcc3bc-mc3bc-atatc3bcrk-tc3bcrkcc3bc-mc3bc-atat.jpg?w=115 115w, https://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2018/03/halil-incalcik-dogu-bati-halil-inalcik-atatc3bcrk-halil-inalcik-m-kemal-m-kemal-c3bclkc3bccc3bc-mc3bc-m-kemal-tc3bcrkcc3bc-mc3bc-atatc3bcrk-tc3bcrkcc3bc-mc3bc-atat.jpg?w=231 231w" alt="Halil Incalcik Dogu Bati, Halil Inalcik Atatürk, Halil Inalcik M. Kemal, M. Kemal ülkücü mü, M. Kemal türkcü mü, Atatürk türkcü mü, Atatürk bozkurt" data-attachment-id="13801" data-permalink="http://belgelerlegercektarih.com/2018/03/09/m-kemal-enver-pasa-iliskisi-ve-turancilik/halil-incalcik-dogu-bati-halil-inalcik-ataturk-halil-inalcik-m-kemal-m-kemal-ulkucu-mu-m-kemal-turkcu-mu-ataturk-turkcu-mu-ataturk-bozkurt/" data-orig-file="https://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2018/03/halil-incalcik-dogu-bati-halil-inalcik-atatc3bcrk-halil-inalcik-m-kemal-m-kemal-c3bclkc3bccc3bc-mc3bc-m-kemal-tc3bcrkcc3bc-mc3bc-atatc3bcrk-tc3bcrkcc3bc-mc3bc-atat.jpg?w=700" data-orig-size="460,598" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="Halil Incalcik Dogu Bati, Halil Inalcik Atatürk, Halil Inalcik M. Kemal, M. Kemal ülkücü mü, M. Kemal türkcü mü, Atatürk türkcü mü, Atatürk bozkurt" data-image-description="" data-medium-file="https://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2018/03/halil-incalcik-dogu-bati-halil-inalcik-atatc3bcrk-halil-inalcik-m-kemal-m-kemal-c3bclkc3bccc3bc-mc3bc-m-kemal-tc3bcrkcc3bc-mc3bc-atatc3bcrk-tc3bcrkcc3bc-mc3bc-atat.jpg?w=700?w=231" data-large-file="https://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2018/03/halil-incalcik-dogu-bati-halil-inalcik-atatc3bcrk-halil-inalcik-m-kemal-m-kemal-c3bclkc3bccc3bc-mc3bc-m-kemal-tc3bcrkcc3bc-mc3bc-atatc3bcrk-tc3bcrkcc3bc-mc3bc-atat.jpg?w=700?w=460" /></p>
<p><em><strong>[17]</strong> no’lu dipnotta bahsi ge<span class="text_exposed_show">ç</span>en Porf. Dr. Halil Inalc<span class="text_exposed_show">ı</span>k’<span class="text_exposed_show">ı</span>n sözleri…</em></p>
<p>***</p>
<p><span class="text_exposed_show">Ayrıca 12 Eylül 1980 darbesinden sonra <strong>“Ataköy Planı”</strong>olarak anılan gizli bir operasyonun bunda büyük bir tesiri olmuştur. Bu gizli operasyon ile <strong>“Türk toplumunun Atatürkçü düşünce doğrultusunda yetiştirilmesi ve güçlendirilmesi”</strong> hedeflenmiş ve her kesim için bir Atatürk imajı oluşturulmuştur.<strong>[18]</strong></span></p>
<p><span class="text_exposed_show">*</span></p>
<p><span class="text_exposed_show"><img decoding="async" class=" size-full wp-image-13800 aligncenter" src="https://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2018/03/kemalizm-atatc3bcrkcc3bclc3bck-projesi-atatc3bcrk-mc3bcslc3bcman-mi-hangi-atatc3bcrk.jpg?w=700" sizes="(max-width: 336px) 100vw, 336px" srcset="https://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2018/03/kemalizm-atatc3bcrkcc3bclc3bck-projesi-atatc3bcrk-mc3bcslc3bcman-mi-hangi-atatc3bcrk.jpg 336w, https://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2018/03/kemalizm-atatc3bcrkcc3bclc3bck-projesi-atatc3bcrk-mc3bcslc3bcman-mi-hangi-atatc3bcrk.jpg?w=113 113w, https://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2018/03/kemalizm-atatc3bcrkcc3bclc3bck-projesi-atatc3bcrk-mc3bcslc3bcman-mi-hangi-atatc3bcrk.jpg?w=227 227w" alt="kemalizm-atatc3bcrkcc3bclc3bck-projesi-atatc3bcrk-mc3bcslc3bcman-mi-hangi-atatc3bcrk" data-attachment-id="13800" data-permalink="http://belgelerlegercektarih.com/2018/03/09/m-kemal-enver-pasa-iliskisi-ve-turancilik/kemalizm-atatc3bcrkcc3bclc3bck-projesi-atatc3bcrk-mc3bcslc3bcman-mi-hangi-atatc3bcrk/" data-orig-file="https://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2018/03/kemalizm-atatc3bcrkcc3bclc3bck-projesi-atatc3bcrk-mc3bcslc3bcman-mi-hangi-atatc3bcrk.jpg?w=700" data-orig-size="336,445" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="kemalizm-atatc3bcrkcc3bclc3bck-projesi-atatc3bcrk-mc3bcslc3bcman-mi-hangi-atatc3bcrk" data-image-description="" data-medium-file="https://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2018/03/kemalizm-atatc3bcrkcc3bclc3bck-projesi-atatc3bcrk-mc3bcslc3bcman-mi-hangi-atatc3bcrk.jpg?w=700?w=227" data-large-file="https://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2018/03/kemalizm-atatc3bcrkcc3bclc3bck-projesi-atatc3bcrk-mc3bcslc3bcman-mi-hangi-atatc3bcrk.jpg?w=700?w=336" /></span></p>
<p><em><span class="text_exposed_show">Kronolojik sırası göz ardı edilen ve bağlamından koparılan M. Kemal’in bazı sözleri her kesime uygun bir şekilde servis edilerek farklı “Atatürk” imajları oluşturuldu; “Dindar Atatürk”, “Komünist Atatürk”, “Ülkücü Atatürk”, “Laik Atatürk”…</span></em></p>
<p><span class="text_exposed_show">***<br />
</span></p>
<p>Meşhur Türkçü Turancı Zeki Velidi Togan’ın, Turancılığa taraftar olmayan M. Kemal yüzünden 1932’de Türkiye’yi terk ettiği ve M. Kemal’in ölümünden hemen sonra tekrar yurda döndüğü biliniyor.</p>
<p>M. Kemal’in Turan ve Türk Birliği gibi bir hedefinin olmadığı <strong>Nutuk</strong> isimli kitabında bile yazmaktadır:</p>
<p>“Muhtelif milletleri, <strong>müşterek ve umumi bir unvan altında cemetmek (toplamak)</strong> ve bu muhtelif unsur kütlelerini <strong>aynı hukuk ve şerait(şartlar)</strong> altında bulundurarak kavi bir devlet tesis etmek, parlak ve cazip bir noktai nazarı siyasidir. <strong>Fakat aldatıcıdır.</strong> Hattâ, hiçbir hudut tanımıyarak, <strong>dünyada mevcut bütün Türkleri dahi bir devlet halinde birleştirmek, gayrikabili istihsal bir hedeftir.</strong> Bu, asırların ve asırlarca yaşamakta olan insanların çok acı, çok kanlı hâdisat ile meydana koyduğu bir hakikattir. Panislâmizm,<strong>panturanizm</strong> siyasetinin muvaffak olduğuna ve dünyayı sahai tatbik yapabildiğine tarihte tesadüf edilememektedir. Irk farkı gözetmeksizin, bütün beşeriyete şâmil, <strong>cihangirane devlet teşkili hırslarının netayici de tarihte mazbuttur.”[19]</strong></p>
<p>M. Kemal’in düşünceleri böyledir. Onun Türkçü Turancı olduğunu iddia edenlerin güvenilir bir kaynak göstermeleri mümkün değildir. Gerçekten bu hususta umumiyetle kaynak gösterilen şahıs Ismet Bozdağ isimli tescilli bir uydurukçudur. Ismet Bozdağ’ın, Sultan Ikinci Abdülhamid’in Hâtıra Defteri diye sahte bir Hâtıratı piyasaya sürdüğü ispatlanmıştır.<strong>[20] </strong>Bunun dışında sosyal medyada bir sürü kaynaksız söz M. Kemal’e izafe edilmektedir. Halbuki kaynaksız sözler yok hükmündedir.</p>
<p>Uzun lafın kısası M. Kemal Turancı falan değildir, zaten Bozkurt destanıyla da alay etmiş biridir.<strong>[21]</strong> Enver Paşa ile M. Kemal’in aynı yolun yolcuları olduğunu sanmak büyük bir gaflettir. O dönemin Türkçü’leri bile cumhuriyetçi değildiler. Bunu M. Kemal’in kalemşörü Falih Rıfkı hatıralarında samimi bir şekilde anlatır:</p>
<p>“Müslümanlıkta din ile dünyanın birbirinden ayrılmıyacağını iddia eden hocalar, Halifenin Padişah da olması lazım geldiği fikrinden caymamışlardır. Muhafazakar Osmanlı ve <strong>sağ temayüllü Türk’çüler</strong> de hala <strong>meşrutiyetçidirler</strong>. M. Kemal hilafeti padişahlıktan ayırmakla ve devlet merkezini Ankara’ya nakletmekle bütün hüküm ve nüfuzu kendi şahsında toplamak isteyen bir zorlama yapmıştır.”<strong>[22] </strong></p>
<p>Atay, aynı eserin bir başka yerinde ise şöyle der:</p>
<p>“Ileri Türk’çüler, dedim. (Batıcı demek istiyor: K.Çandarlıoğlu) Gerileri de vardır. Içlerinden Tanzimatçı ve gelenekçidirler. Bunlar köklere kadar inen<strong> inkılap kararlarını sevmiyeceklerdir. Çoğu saltanatın kaldırılışını hazmetmemişlerdir. Bir kısmı hilafetin kaldırılmasından memnun olmıyacaklardır.</strong> Fakat hiç biri yeni yazı ve dile, Türk milletini gerçek kültür hürriyetine (!) kavuşturucu inkılaplara kadar bizimle beraber kalmıyacaklar, M. Kemal’den de ayrılmayacaklardır. Bunlar <strong>‘Kerhen’</strong> (istemeyerek) Kemalisttirler. Şimdi de aynı kimseleri Türk’çülük devrindeki geri cereyanlara saplanmış olarak görmekteyiz.”<strong>[23]</strong></p>
<p>Demek ki neymiş, gerçek Milliyetçiler, Kemalci ve Cumhuriyetçi değil; Meşrutiyetçi imişler… Dolayısıyla Milliyetçilerle M. Kemal aynı safta olamaz. Enver Paşa ile M. Kemal de aynı safta olamaz.</p>
<p>.</p>
<p>**********</p>
<p>.</p>
<p><strong>KAYNAKLAR:</strong><br />
.</p>
<p><strong>[1]</strong> M. Kemal, Eskişehir-Izmit Konuşmaları (1923), sayfa 86.</p>
<p><strong>[2]</strong> Yusuf Hikmet Bayur, Atatürk, Hayatı ve Eseri, Atatürk Kültür ve Tarih Yüksek Kurumu, Ankara 1990, cild 1, sayfa 55, 56.</p>
<p><strong>[3]</strong> Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı, Atatürk’ün Söylev ve Demeçeri I-III, Bugünkü dille yayına hazırlayanlar: Prof.Dr. Ali Sevim, Prof.Dr. M.Akif Tural, Prof.Dr. Izzet Öztoprak, Türkiye Iktisat Kongresi’ni Açış Söylevi Izmir 17 Şubat 1923.</p>
<p>Tafsilat için bakınız;</p>
<p><a href="http://belgelerlegercektarih.com/2018/07/08/kemal-ataturk-fatih-sultan-mehmedin-pesinden-giden-millete-serseri-dedi-mi/">http://belgelerlegercektarih.com/2018/07/08/kemal-ataturk-fatih-sultan-mehmedin-pesinden-giden-millete-serseri-dedi-mi/</a></p>
<p><strong>[4] </strong>A. Krımskiy, “O Turkofilstve Evropı i Moskovskoy Rusi XVI Veka”, Istoriya Turtsii i Eye Literaturı, Moskva 1910, sayfa 151. Türkçesi: “Türkiye’nin Tarihi ve Literatürü.”</p>
<p><strong>[5]</strong> H. A.Gibbons, The Foundation of Ottoman Empire, Clarendon Press, Oxford 1916, sayfa 133.</p>
<p><strong>[6]</strong> H. A. Gibbons, The Foundation of Ottoman Empire, Clarendon Press, Oxford 1916, sayfa 81.</p>
<p>Daha fazla malumat için bakınız;</p>
<p><a href="http://belgelerlegercektarih.com/2012/07/12/seriat-ile-yonetilen-osmanlinin-gayr-i-muslimlere-hosgorusu/">http://belgelerlegercektarih.com/2012/07/12/seriat-ile-yonetilen-osmanlinin-gayr-i-muslimlere-hosgorusu/</a></p>
<p><strong>[7]</strong> Ali Fuat Cebesoy, Moskova Hatıraları, (Yayına Hazırlayan: Osman Selim Kocahanoğlu), Temel Yayınları, Istanbul 2002, sayfa 309.</p>
<p><strong>[8]</strong> Ilber Ortaylı, G.M.K. Atatürk, Kronik Yayınları, Istanbul 2018, sayfa 78. (Bu kitapta maalesef tarihi hakikatlere aykırı yorumlar, kaynaksız iddialar ve usandırıcı tekrarlar mevcuttur.)</p>
<p><strong>[9]</strong> Weltgeschichte, Der Islam, Die Islamischen Reiche nach dem Fall von Konstantinopel, cild 2, Weltbild Yayınları, 1998, sayfa 149, 150, (Bölümün yazarı: Kaliforniya Üniversitesi’nden Prof. Stanford Shaw.)</p>
<p><strong>[10]</strong> Günay Göksu Özdoğan, “Dünyada ve Türkiye’de Turancılık,” (Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce: Milliyetçilik, cild 4) içinde, 3. Baskı, Iletişim Yayınları, Istanbul 2008, sayfa 398.</p>
<p><strong>[11] </strong>Hüner Tuncer, Atatürkçü Dış Politika, 2. Baskı, Kaynak Yayınları, Istanbul 2011, sayfa 23.</p>
<p><strong>[12]</strong> Murat Kılıç, Erken Cumhuriyet Dönemi Türk Milliyetçiliğinin Tipolojisi, Süleyman Demirel Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, sayı 16, Aralık 2007, sayfa 133, 134.</p>
<p><strong>[13] </strong>Erel Tellal, “1923-1939 SSCB’yle İlişkiler”, Baskın Oran, ed., Türk Dış Politikası, Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar, 15. Baskı, Iletişim Yayınları, Istanbul 2009, cild 1, sayfa 314.</p>
<p><strong>[14] </strong>Çağlar Keyder, Türkiye’de Devlet ve Sınıflar, Iletişim Yayınları, 19. Baskı, Istanbul 2014, sayfa 94, 253.</p>
<p><strong>[15]</strong> Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam: M. Kemal, 1922-1938, cild 3, Remzi Kitabevi, Istanbul 1988, sayfa 175, 176.</p>
<p><strong>[16]</strong> Ilber Ortaylı, G.M.K. Atatürk, Kronik Yayınları, Istanbul 2018, sayfa 79. (Bu kitapta maalesef tarihi hakikatlere aykırı yorumlar, kaynaksız iddialar ve usandırıcı tekrarlar mevcuttur.)</p>
<p><strong>[17] </strong><span class="text_exposed_show">Halil Inalcık, Doğu Batı-Makaleler II, Doğu Batı Yayınları, sayfa 204.</span></p>
<p><strong>[18]</strong> 12 Eylül darbesinden sonra tedavüle sokulan “Gizli Atatürkçülük Projesi” hakk<span class="text_exposed_show">ı</span>nda tafsilat için aşa<span class="text_exposed_show">ğı</span>daki linke t<span class="text_exposed_show">ı</span>klayabilirsiniz. (<strong>119 no</strong>‘lu dipnottan itibaren) ;</p>
<p><a href="http://belgelerlegercektarih.com/2016/02/04/ataturk-doneminde-satilan-ve-ahir-yapilan-camiler-sinan-meydana-cevap/">http://belgelerlegercektarih.com/2016/02/04/ataturk-doneminde-satilan-ve-ahir-yapilan-camiler-sinan-meydana-cevap/</a></p>
<p><strong>[19]</strong> M. Kemal Atatürk, Nutuk, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, 9. Baskı, Milli Eğitim Basımevi, Istanbul 1969, cild 2, sayfa 436.</p>
<p><strong>[20] </strong>Yavuz Selim Karakışla, “Sultan Hamid’in Sahte Hatıratı”, Toplumsal Tarih, Kasım 2001, sayı 95, sayfa 29-34.</p>
<p>Ayrıca bakınız;</p>
<p>Ali Birinci, “Sultan Abdülhamid’in Hâtıra Defteri Meselesi”, Divan İlmî Araştırmalar, 2005-2, sayı 19, sayfa 177-194.</p>
<p><strong>[21]</strong> M. Kemal’in Bozkurt destanıyla alay ettiğine dair yazı için bakınız;</p>
<p><a href="http://belgelerlegercektarih.com/2014/08/19/m-kemal-ataturk-bozkurt-armasiyla-alay-etti-mi/">http://belgelerlegercektarih.com/2014/08/19/m-kemal-ataturk-bozkurt-armasiyla-alay-etti-mi/</a></p>
<p><strong>[22]</strong> Falih Rıfkı Atay, Çankaya, cild 2, Dünya Yayınları, Istanbul 1958, sayfa 317. (Sansürsüz baskı).</p>
<p><strong>[23]</strong> Falih Rıfkı Atay, Çankaya, cild 1, Dünya Yayınları, Istanbul 1958, sayfa 258. (Sansürsüz baskı).</p>
<p>.</p>
<p><strong>**********</strong></p>
<p>.</p>
<p><strong>Kadir Çandarlıoğlu</strong></p>
<p>.</p>
<p><strong>**********</strong></p>
<p>.</p>
<p><strong>Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:</strong></p>
<p><strong><a href="http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com/" target="_self" rel="nofollow noopener noreferrer">www.belgelerlegercektarih.com</a></strong></p>
<p>*</p>
</section>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/m-kemal-enver-pasa-iliskisi-ve-turancilik/">M. Kemal-Enver Paşa ilişkisi ve Turancılık</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/m-kemal-enver-pasa-iliskisi-ve-turancilik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meşruiyet Dönemi &#8221;Dine Siyasî Alanda Müdahale&#8221;</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/mesruiyet-donemi-dine-siyasi-alanda-mudahale/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/mesruiyet-donemi-dine-siyasi-alanda-mudahale/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2015 11:28:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[İttihad Terakki]]></category>
		<category><![CDATA[Dine Siyasî Alanda Müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[Enver Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Ziya Gökalp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2933</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meşrutiyet döneminde Gökalp’ın dine devletin hukuk sistemi açısından giriştiği siyasî müdahale teşebbüsleri; Müslüman kadınların tesettürlü olmasını emreden kanuna itirazı, şer’i mahkemelerin kaldırılması, yargılamanın meclisten çıkacak kanunlarla yapılması ile şeyhülislamın ve evkaf nazırının kabineden çıkarılması yönündeki teklifleridir. Gökalp, o zamana kadarki uygulamaların, “Ümmet devrinden kaldığını söylemekte ve bu durumu da tam anlamıyla millet olamadığımıza bağlamaktadır. İttihad [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/mesruiyet-donemi-dine-siyasi-alanda-mudahale/">Meşruiyet Dönemi ”Dine Siyasî Alanda Müdahale”</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/mesruiyet-donemi-dine-siyasi-alanda-mudahale/mesrutiyet-250x250/" rel="attachment wp-att-17738"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-17738" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/01/mesrutiyet-250x250.jpg" alt="" width="250" height="250" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/01/mesrutiyet-250x250.jpg 250w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/01/mesrutiyet-250x250-100x100.jpg 100w" sizes="(max-width: 250px) 100vw, 250px" /></a></p>
<p>Meşrutiyet döneminde Gökalp’ın dine devletin hukuk sistemi açısından giriştiği siyasî müdahale teşebbüsleri; Müslüman kadınların tesettürlü olmasını emreden kanuna itirazı, şer’i mahkemelerin kaldırılması, yargılamanın meclisten çıkacak kanunlarla yapılması ile şeyhülislamın ve evkaf nazırının kabineden çıkarılması yönündeki teklifleridir. Gökalp, o zamana kadarki uygulamaların, “Ümmet devrinden kaldığını söylemekte ve bu durumu da tam anlamıyla millet olamadığımıza bağlamaktadır.</p>
<p>İttihad Terakki Fırkasının Genel Merkez toplantısında kadınların tesettürlü olup olmaması konusu tartışıldığında ,üyelerden biri söz alarak,umumi efkarın Müslüman kadınların tesettürlü olması<br />
Olmasını,halkın tersine gidilmesi gerektiğini,Mekke Emin Şerif Hüseyin’in başlıca propadasının da İstanbul’daki kadınların tesettüre uymadığı olduğunu söylemesi, Gökalp’ı çok öfkelendirir. Ertesi gün Talat ve Enver Paşa Fırka’nın genel merkezine gelip aynı konuyu açtıklarında, Enver Paşa, &#8216; Ben merkez kumandanına bazı tebligat yaptım” der. Üyelerden biri de “Efkâr-ı umumiyenin istemediği şeyleri menetmeliyiz’’deyince Gökalp, ayağa kalkar ve öfkeden yüzü kızarmış, elleri titrer şekilde bağırır:</p>
<p>“Efkâr-ı umumiye, etkâr-ı umumiye deyip duruyoruz, efkâr-ı umumiyenin ne olduğunu biliyor muyuz? Efkâr-ı umumiyenin her istediğine devlet adamlarının boyun eğmesi lazım geldiğine dair bir kaide olduğunu nereden çıkarıyoruz/&#8230; Devlet adamları efkâr-ı umumiyeye uymak, tabi olmak mecburiyetinde değildir. Eğer bir takım tahrikçiler vasıtasıyla meydana getirilen efkâr-ı umumiye, vicdan-ı ammeye (devletin kararını kast ediyor. ) uygun değilse, büyük devlet adamları buna mukavemet eder, hatta efkâr-ı umumiye dediğimiz cereyana rağmen milletin selameti için ne lazımsa onu yapar.”</p>
<p>Gökalp&#8217;ın bu öfkeli konuşması karşısında Talat Paşa, “Hoca, biz ille de şöyle yapalım, demiyoruz, sizden fikir almaya geldik” diyerek onu yatıştırır. Enver Paşa da kızmamasını rica ederek, “Biz askerler, açık fikirlerden hoşlanırız, ben de aydınlanayım diye soruyorum’’der der.</p>
<p>Enver Paşa, Müslümanların tesettürden yana olduklarını söylüyor ve efkâr-ı umumiye ile vicdan-ı amme arasındaki farkı koruyor. Gökalp cevap verirken efkâr-ı umumiyenin ümmet devrine aid uygulamalar istediğini, vicdan-ı umuminin ise Batı medeniyetine uygun rejim istediğini söylüyor ve Enver Paşa’dan, şayet merkez kumandanlığına gönderdiği tebligatta tesettür lehinde bir emir varsa beri almasını istiyor. Gökalp’ın açıklamaları, kadın kıyağın karışmaması şeklinde görünmekle beraber, aslında muhafaza edilmemesi şeklindedir.</p>
<p>Gökalp’in “Türkçülüğün Esasları” isimli kitabında dinle ilgili en önemli hususiyet, dünyada İslam’a ait bir medeniyetin olmadığı yönündeki açıklamadır. Ona göre, Müslümanların yaşadığı medeniyeti, İslam medeniyeti sanmak bir aldanmadır; çünkü o medeniyet, Doğu Roma (Bizans) medeniyetidir ve onu bırakıp Batı Avrupa medeniyetine geçmemiz gerekir.</p>
<p>Hâlbuki en çok etkilendiği Batı Avrupalı filozoflardan biri olan Nietzsche bile, İslam medeniyetinin Hıristiyan medeniyetinden üstün olduğunu söylemiş ve “Müslümanlık Hıristiyanlığı hor görüyorsa bin kez haklıdır, demiştir. Nietzsche’nin hemen hemen bütün fikirlerini alıp da bu kısmını atlaması oldukça düşündürücüdür. Şu da bir gerçektir ki; İslam medeniyetinin olmadığını söylemek, insanlarımızın sosyal hayattaki dinî aktivitelerine müdahale etmeyi kolaylaştırmaktadır.</p>
<p>Hüseyin Dayı, Milliyetçiliğin Dinle Kavgası</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/mesruiyet-donemi-dine-siyasi-alanda-mudahale/">Meşruiyet Dönemi ”Dine Siyasî Alanda Müdahale”</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/mesruiyet-donemi-dine-siyasi-alanda-mudahale/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>31 Mart &#8221;Büyük Komplo&#8221;</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/31-mart-buyuk-komplo/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/31-mart-buyuk-komplo/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2015 18:00:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[31 Mart Vakası]]></category>
		<category><![CDATA[Enver Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Dayı]]></category>
		<category><![CDATA[Neredesin Şevketli Abdülhamid Han]]></category>
		<category><![CDATA[Rıza Tevfik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2926</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sultan Abdülhamid’in tahttan indirilmesinin dayanağı olan 31 Mart vakası ise, Türkiye tarihinin muhtemelen en büyük komplosudur. Padişah‘ı devirmek ve dindarları ezmek maksadı güden bu harekette, İttihatçılar tarafından “Meşrutiyet Muhafızları” ismiyle Rumeli’den getirilip İstanbul Taksim’deki Taşkışla’ya yerleştirilen askerler kullanılmıştır. “Avcı Taburları” da denilen bu askerler. Rumî takvimle 1325 yılının 31 Mart (Miladî takvimle 1909 yılının 14 [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/31-mart-buyuk-komplo/">31 Mart ”Büyük Komplo”</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/31-mart-olayi.jpg"><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-3496" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/31-mart-olayi.jpg" alt="31-mart-olayi" width="439" height="256" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/31-mart-olayi.jpg 951w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/31-mart-olayi-600x350.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/31-mart-olayi-300x175.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/31-mart-olayi-768x448.jpg 768w" sizes="(max-width: 439px) 100vw, 439px" /></a></p>
<p>Sultan Abdülhamid’in tahttan indirilmesinin dayanağı olan 31 Mart vakası ise, Türkiye tarihinin muhtemelen en büyük komplosudur. Padişah‘ı devirmek ve dindarları ezmek maksadı güden bu harekette, İttihatçılar tarafından “Meşrutiyet Muhafızları” ismiyle Rumeli’den getirilip İstanbul Taksim’deki Taşkışla’ya yerleştirilen askerler kullanılmıştır. “Avcı Taburları” da denilen bu askerler. Rumî takvimle 1325 yılının 31 Mart (Miladî takvimle 1909 yılının 14 Nisan) Salı günü ayaklanıp Ayasofya Meydanında toplanmak üzere harekete geçerler. Subaylarını iplerle bağlayıp kışlada hapsetmiş, silah depolarını yağmalatarak bütün tüfek ve mermileri ellerine geçirmişlerdi. Ne için ayaklandıklarını ise yol boyunca bağırdıkları, “Şeriat isteriz!” şeklindeki sloganla açıklıyorlardı. İsyana, Derviş Vahdeti diye bilinen biri önayak olmuş ve onun kışkırtmasıyla halktan da bazı şahıslar katılmışlardı. Bu ayaklanma sırasında birkaç cinayet işlendiği de söylenmektedir. İttihatçıların “Hareket Ordusu&#8221; adını verdikleri ve içinde Mustafa Kemal (Atatürk) ve Kâzım (Karabekir) beylerin de bulunduğu birlik, bu olay üzerine İstanbul’a gelerek isyanı bastırmış, ardından da Abdülhamid Han tahttan indirilmiştir.</p>
<p>Talat Bey’in Enver Paşa’ya çektiği telgrafta, bu olayı “Hürriyete karşı gerici bir ayaklanma” diye bildirmesi ile İsmet Bey’in (İnönü), “Bunlar bizim tarihimiz boyunca başımıza bela olmuşlardır” diye genelleme yapması enteresandır. O zaman 1909 yılı olduğu için henüz hiçbir inkılâbın yapılmamış ve bazı çevrelerce “inkılâpçı- mürteci” diye adlandırılan kutuplaşmaların yaşanmadığı o dönemde, nasıl olur da dindarlar hakkında, “Tarihimiz boyunca başımızaa bela oldular” kabilinden bir söz sarfedebilir ?Kaldıki,bu hadisede aktif olarak bulunmuş Rıza Tevfik,<span style="line-height: 1.5;">daha sonradan büyük pişmanlık duyarak ayaklanmanın bir komplo </span><span style="line-height: 1.5;">olduğunu söylemiş ve “Abdülhamid’in Ruhaniyetinden İstimdat </span><span style="line-height: 1.5;">isimli bir şiir yazmıştır. “Neredesin Şevketli Abdülhamid Han?’ diye </span><span style="line-height: 1.5;">başlayan bu şiirden bir bölüm şöyledır:</span></p>
<p>&#8230;Târihler ismini andığı zaman,<br />
Sana hak verecek, ey koca sultan;<br />
Bizdik utanmadan iftira atan,<br />
Asrın en siyâsî padişâhına&#8230;</p>
<p>Hüseyin Dayı, Mlliyetçiliğin Dinle Kavgası</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/31-mart-buyuk-komplo/">31 Mart ”Büyük Komplo”</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/31-mart-buyuk-komplo/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>II. Abdülhamîd Han Azledildikten Sonra</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/ii-abdulhamid-han-azledildikten-sonra/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/ii-abdulhamid-han-azledildikten-sonra/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jan 2013 21:19:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[2.Abdulhamid]]></category>
		<category><![CDATA[İttihat ve Terakki]]></category>
		<category><![CDATA[Balkan Harbi faciası]]></category>
		<category><![CDATA[Enver Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Hareket Ordusu]]></category>
		<category><![CDATA[II. Abdülhamîd Han Azledildikten Sonra]]></category>
		<category><![CDATA[Talat Paşa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ilimcephesi.com/?p=322</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hal edilmesinin hemen ardından Sultân, kasden bir yahûdî muhiti olan Selanik&#8217;e gönderilip orada zengin bir yahûdî aile olan Alâtîn-i Biraderler&#8217;in köşküne hapsedildi. Burada sıradan bir adama bile reva görülmeyecek zulüm ve baskılar altında tutuldu. Çoluk-çocuk bütün aile efradı günlerce aç bırakıldı. &#8220;Emlâk-i şahane&#8221;si millîleştirildiği (!) gibi, menkul serveti de tamamen elinden alındı. Hareket Ordusu, İstanbul&#8217;a [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ii-abdulhamid-han-azledildikten-sonra/">II. Abdülhamîd Han Azledildikten Sonra</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-323" src="http://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2013/01/260336_182396628482590_2489084_n.jpg" alt="II. Abdülhamîd Han Azledildikten Sonra" width="223" height="221" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2013/01/260336_182396628482590_2489084_n.jpg 223w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2013/01/260336_182396628482590_2489084_n-100x100.jpg 100w" sizes="(max-width: 223px) 100vw, 223px" /></p>
<p>Hal edilmesinin hemen ardından Sultân, kasden bir yahûdî muhiti olan Selanik&#8217;e gönderilip orada zengin bir yahûdî aile olan Alâtîn-i Biraderler&#8217;in köşküne hapsedildi. Burada sıradan bir adama bile reva görülmeyecek zulüm ve baskılar altında tutuldu. Çoluk-çocuk bütün aile efradı günlerce aç bırakıldı. &#8220;Emlâk-i şahane&#8221;si millîleştirildiği (!) gibi, menkul serveti de tamamen elinden alındı. Hareket Ordusu, İstanbul&#8217;a geldiğinde Pâdişâh&#8217;ın tahttan indirilmesini mutaakıben Yıldız Sarayı&#8217;nı tamamen yağmalayarak zenginleşmiş bulunan subaylar, bir de bu sürgün hâdisesinden sonraki yağma ile &#8220;orduya hediye&#8221; (!) adı altında adetâ büyük bir servete kondular.</p>
<p>O derecede ki, takriben on yıl sonra Sultân Vahidüddîn merhumun talimatı ile yapılan tahkikatta ortaya çıkan tablo yüz kızartıcıdır. Yağmagir ve hırsızların listesi, Hareket Ordusu Mahmud Şevket Paşa&#8217;dan baş/ayarak en küçük zabite kadar kocaman bir liste teşkil etmiş, fakat o buhranlı zamanda bu hıyanetin hesabını sormak -maalesef- mümkün olmamıştır.</p>
<p>Sultân Abdülhamîd Han&#8217;ı bertaraf eden İttihat ve Terakki erkânı ülkeyi cahilane bir surette idare etmeye başladı. Yumuşak huylu pâdişâh Sultân Reşâd, kendilerinin elinde âciz bir kukladan farksızdı.</p>
<p>İttihat ve Terakki hükümetinin gaflet ve cehaletleri, birçok acı felâketlere sebep oldu. Trablusgarb&#8217;daki mahallî mukavemet devam ederken Balkan Harbi çıktı. Ordunun hiçbir ciddî hazırlığı ve istihbaratı yoktu. Düşmanın sür&#8217;atle ilerlemesi karşısında Selânik&#8217;i tehlikede gören ittihat ve Terakkî hükümeti, Sultân Abdülhamîd&#8217;i oradan İstanbul&#8217;a nakletmek teşebbüsünde bulundu. Sultân Abdülhamîd, ne sebeple İstanbul&#8217;a nakledilmek istendiğini sorunca, kendisine karşı karşıya bulundukları askerî tehlike nakledilerek, düşmanın Selanik&#8217;e yaklaşmakta olduğu bildirildi. Pâdişâhın dış dünyâ ile yıllardan ben bütün alâkası kesilmiş bulunduğundan olup bitenlerden haberi yoktu. Durumu öğrenince dehşete kapıldı ve:</p>
<p>&#8220;-Galiba siz kiliseler mes&#8217;elesini hallettiniz!..&#8221; diye hicranla haykırdı.</p>
<p>Ardından bunu kendisine haber veren Râsim Bey&#8217;e büyük bir öfke ile:</p>
<p>&#8220;Rasim Bey! Râsim Bey!.. Selanik demek, İstanbul&#8217;un anahtarı demektir! Ordumuz nerede, askerimiz nerede?.. Ecdâd kanlarıyla sulanan bu toprakları nasıl terkederiz? Biz buraları bırakıp gidersek, târih ve ecdâd bizim yüzümüze tükürmez mi?.. Biraderim Hazretleri, buranın tahliyesine razı mı oldular? Nasıl olur? Hayır, ben razı değilim!&#8230; Yetmiş yaşımda olduğuma bakmayın! Bana bir tüfek verin, asker evlâdlarımla beraber Selânik&#8217;i son nefesime kadar müdâfaa edeceğim&#8230;&#8221;dedi. Fakat kendisine Sultân Reşâd&#8217;ın selâmı ve ricası iletilince, bir Osmanlı hanedanı mensubu olmanın mes&#8217;ûliyeti ile Pâdişâh&#8217;ın irâdesine boyun eğmek zorunda kalarak İstanbul&#8217;a nakledilmeyi kabul ederken, büyük bir teessür içindeydi.</p>
<p>Doğruydu. Balkan kavimlerinin aralarında bir ittifak kurulmasının asıl sebebi, kiliseler mes&#8217;elesinin halledilmiş olmasıydı.</p>
<p>Oysa Abdülhamîd Han, İstanbul&#8217;da Balat&#8217;taki Rum Ortodoks patrikliğinin karşısına bunların Rum patrikliğine muâdil ve onunla aynı hukuka sahib &#8220;erksahlık&#8221; adıyla Bulgar kilise riyasetini te&#8217;sis etmişti. Patrikhane demek olan bu müessesenin binasını da, bir gecede monte ettirmişti.</p>
<p>Bu surette Bulgar kilisesi, Sultân Abdülhamîd&#8217;in bu siyâsi manevrası ile teessüs etmiş oldu. Bu bir ihtiyaç olduğu ortaya çıkınca, Bulgar ve Rumlar&#8217;ın müştereken oturdukları yerlerde kavga başladı.</p>
<p>Gafil İttihatçılar, iş başına gelince, &#8220;kiliseler kanunu&#8221; denilen bir kanun çıkardılar. Rum ve Bulgarlar&#8217;ın müştereken yaşadıkları yerlerdeki kiliseleri onlar arasında taksimi için nüfûs ekseriyetini esas aldılar. Sayım yaptılar. Hangi taraf ekseriyette ise kiliseyi hükümet kuvvetlerini kullanarak o tarafa feslim edip kilisesiz kalan tarafa da iki sene içinde devlet parasıyla yeni bir kilise yaptırarak aralarındaki ihtilâfı bertaraf ettiler.</p>
<p>Bu surette kiliseler kavgası hitâma erince, Bulgarlar ve Yunanlar, birkaç yıl içinde dost oldukları gibi, ezelî düşmanımız Sırplılar&#8217;ı da yanlarına alarak Balkan Harbi&#8217; ni başlattılar.</p>
<p>İttihat ve Terakkî hükümetlerinin cehalet ve hıyanetleri saymakla bitmez&#8230; Sultân Abdülhamîd Han&#8217;ın artık yahûdi güdümüne girmiş bulunan İngiliz siyâsetine karşı Almanlar&#8217;ı tahrîk etmesinin mâhiyyetini anlayamayan ittihatçılar, Balkan Harbi&#8217;ni mutaakıben ortaya çıkan 1. Cihan Harbi&#8217;ne de Almanlar&#8217;ın yanında girmek ahmaklığını gösterdiler. Hem de bir yahûdî emr-i vâkîsi ile&#8230;</p>
<p>İttihatçılar, düşman tazyîkından kaçıyormuş gibi yaparak Çanakkale Boğazı&#8217;ndan içeriye giren Goben ve Breslaw isimli iki Alman zırhlısını güya onları satın alıyorlarmış gibi göstererek müttefiklerin protestolarından kurtulmak istediler. Bu gemilerin filo kumandanı Amiral Şuşon yahûdî asıllı idi. Hususî bir talimatla hareket ediyordu. Gemi efradının İstanbul&#8217;da sıkıldığını söyleyerek Karadeniz&#8217;e açılmak müsaadesi istedi. Artık Osmanlı bayrağı çekmiş olan bu gemilere bir Türk kumandan tâyin edilmemişti. Amiral Şuşon, Karadeniz&#8217;de bir Rus nakliye gemine taarruz ederek Osmanlı Devleti&#8217;ni bu emr-i vâki ile harbe soktuğu zaman, bundan, Enver Paşa dışında hükümet erkanından hiç kimsenin haberi yoktu.</p>
<p>Henüz Balkan Harbi faciasının yaraları sarılmamışken sırf Almanlar&#8217;ın yükünü hafifletmek maksadıyla Osmanlı Devleti&#8217;nin hazırlıksız bir surette harbe dahil olması, yıkılışın en korkunç âmili olmuştur.</p>
<p>Harbin sonu belli olmaya başladığı hengâmede, Sultân Abdülhamîd&#8217;i demekle hatâ ettiklerini nihayet anlayabilen ittihat ve Terakkî reisleri Enver ve Talat Paşalar, artık Beylerbeyi Sarayı&#8217;nda ikâmet etmekte bulunan mahlû (tahttan indirilmiş) Pâdişâh&#8217;ı ziyaret edip fikrini sordular. O koca Sultân, bir atlas getirterek onlara, İngiliz sömürgelerini göstertti. Nüfûslarını yekûn ettirdi. Sonra Almanlar&#8217;ın sömürgelerini sordu. Tâbi Almanlar&#8217;ın sömürgesi olmadığı ortaya çıktı. Sultân keder dolu bir hüzünle:</p>
<p>&#8220;-Şu hesabı da mı yapamadınız?!. Hiç İngiltere&#8217;ye karşı Almanlar&#8217;ın yanınla harbe girilir miydi? Ben Almanlar&#8217;ın İngiliz emellerini dengelemek için kullandım. Bundan öteye birşey düşünmedlim. Şimdi fikrimi soruyorsunuz!.. Bu evvelce gerekliydi; artık çok geç!..&#8221; dedi.</p>
<p>İkisi de nemli gözlerle sarayı terkederken:</p>
<p>&#8220;-Bizler böyle bir sultanın kıymetini takdir edemedik! Ne büyük bir hatâya düştük!..&#8221; diyorlardı.</p>
<p>*</p>
<p>Çanakkale Harbi esnasında düşman donanmasının Marmara Denizi&#8217;ni geçebileceği endişesi ile tedbir olarak padişah ve hükümetin Eskişehir&#8217;e nakli kararlaştırılmıştı. Abdülhamîd Han, durumdan haberdar olunca bunu büyük bir cesaret ve şecâatle redderek:</p>
<p>&#8220;-Ben Fâtih Sultan Mehmed Han&#8217;ın torunuyum!.. Hiçbir zaman Bizans imparatoru Kostantin&#8217;den aşağı kalamam! Dedem Fâtih İstanbul&#8217;u alırken, Kostantin askerinin başında savaşa savaşa ölmüştür. Biraderim nereye giderlerse gitsinler.. Fakat bilinmelidir ki, o ve hükümet, İstanbul&#8217;dan ayrılırlarsa bir daha dönemezler. Bana gelince; ben, Beylerbeyi Sarayı&#8217;ndan ayağımı dışarıya atmam!&#8221; dedi.</p>
<p>Nitekim O&#8217;nun bu kararlılığı karşısında pâdişâh ve hükümet İstanbul&#8217;da kaldı. Böylece devletin daha o gün yıkılması önlenmiş oldu.</p>
<p>Son derece yoğun, yorgun ve çileli bir ömürden sonra Abdülhamîd Han, yetmiş yedi yaşında 10 Şubat 1918&#8217;de rahmet-i Rahmân&#8217;a kavuştu. Mekânı cennet olsun!.. Rahmetullâhi Aleyh..</p>
<p>*</p>
<p>Ulu Hakan, 1918&#8217;de vefat ettiği zaman bütün mağdur ve mazlum millet yas bağlamış, bütün İstanbul halkı görülmemiş mahşerî bir kalabalıkla O&#8217;nu dîvân yolundaki türbesine defnederek Âhıret&#8217;e yolcu ederlerken bazıları:</p>
<p>&#8220;Bizi bırakıp nereye gidiyorsun Ulu Hakan?&#8221; diyerek ağıt yakmışlardır.</p>
<p>Kendisine karşı en çirkin ve şiddetli muhalefeti göstermiş bulunanlar bile, zamanla ve arkasından sökün etmiş olan faciaların îkâzıyla uyanarak nedamet hislerini terennüm etmişlerdir. Bunlardan biri olan filozof Rızâ Tevfîk&#8217;in de kulaktan kulağa yayılıp meşhur olmuş bulunan Abdülhamîd-i Sânî&#8217;nin Rûhâniyetinden İstimdâd isimli şi&#8217;rini dikkatlerinize sunalım:</p>
<p>Nerdesin şevketli Abdülhamîd Han?<br />
Feryadım varır mı bârigâhına?..<br />
Târihler adını andığı zaman;<br />
Sana hak verecek ey koca Sultan!<br />
Bizdik utanmadan iftira atan;<br />
Asrın en siyâsî Pâdişâhına!..<br />
Pâdişâh hem zâlim hem deli dedik;<br />
İhtilâle kıyam etmeli dedik;<br />
Şeytan ne dediyse biz &#8220;belî&#8221; dedik;<br />
Çalıştık fitnenin intibahına&#8230;<br />
Dîvâne sen değil, meğer bizmişiz;<br />
Bir çürük ipliğe hülya dizmişiz;<br />
Sâde deli değil, edebsizmişiz;<br />
Tükürdük atalar kıblegâhına!..</p>
<p>Nadimlerden biri olan Süleyman Nazif de nedamet hislerini şöyle ifâde eder:</p>
<p>Kaç zamandır gelmemişken yâda biz;<br />
İşte geldik Sen&#8217;den istimdada biz;<br />
Hasret olduk eski istibdada biz!..</p>
<p>*</p>
<p>Filistin&#8217;in ilk mazlumu Abdülhamîd Han&#8217;dır. Çünkü hal&#8217;i O&#8217;nun Filistin mes&#8217;elesinde yahûdî Teodor Hertzel&#8217;e mukavemeti sebebiyle gerçekleşmiştir.</p>
<p>Vefatı ile bütün İslâm âlemi adetâ yetim kalmıştır. Çünkü gerçek manâsıyla hilâfeti ayakta tutan O idi. Kendisinden sonra -askerî gaileler sebebiyle- bir daha bu dirayeti göstermek mümkün olmamıştır. Gerçekten Sultân Abdülhamîd, 1900 yılında Çin&#8217;de milliyetçi bir grup tarafından Alman büyükelçisi Kettler katledilip büyük bir batı aleyhtarı hareket başlayınca, &#8220;Boxer İsyanı&#8221; denilen bu hâdise dolayısı ile Wilhem&#8217;in kendisinden yardım istemesini bahane ederek oraya bir &#8220;nasîhat hey&#8217;eti&#8221; göndermiş ve Pekin&#8217;de uzun müddet faaliyet gösterecek olan &#8220;Hamidiyye Üniversitesi&#8221; adıyla bir dînî tedris müessesesi kurmuştur.</p>
<p>Yine Japonya&#8217;ya, tarihimizde &#8220;Ertuğrul Faciası&#8221; diye bilinen bir ilmî hey&#8217;et gönderip İslâm&#8217;ı oralara kadar yaymak ve hilâfet nüfuzunu âlem-şumül bir duruma getirmek yolunda yürüyen Sultân Abdülhamîd&#8217;in şu İslamcı siyâsetinin şümul ve kuvvetini anlayabilmek için, Medîne-i Münevvere&#8217;ye kadar döşetmiş olduğu demiryolu hattının, devlet kesesinden bir kuruş çıkmadan sırf dünyâ müslümanlarının yardımlarıyla gerçekleşmiş bulunduğunu hatırlamak kâfidir.<br />
Sultân Abdülhamîd, o ileri görüşlü insandı ki, Amerika&#8217;da horlanan zencilerin maruz kaldıkları zulümlerden istifâde ile onları İslâm&#8217;a çekmek maksadıyla oraya propagandacılar gönderdiği ve bugünkü zenci-müslüman varlığının teşekkülüne âmil olduğu da bir gerçektir.</p>
<p>Oturduğu yerden dünyâyı fotoğraflarla tâkib eden ve bundan dolayı bugün kendisinden üç binden ziyâde albüm kalmış bulunan Sultân Abdülhamîd, zamanında dünyâdaki bütün gelişmeleri harfiyyen tâkib etmekteydi. Meselâ 1904 Rus-Japon harbinde dünyâda hiçbir Allah kulu Japonlar&#8217;ın galip geleceğine ihtimal vermezken O, uzak şarka gitmek üzere boğazdan geçen Rus gemilerinin, Sadrazam&#8217;ına geri dönmeyeceklerini söylemiştir. Hattâ bu harbi meşhur Pertev Paşa vasıtasıyla günü gününe tâkib ederek Ruslar&#8217;ın Japonlar&#8217;a mağlûb olmasının kendi devleti hesabına kazançlı neticelerini devşirmekten geri kalmamıştır.</p>
<p>Son söz olarak şu hususu belirtmeliyiz ki, Sultân Abdülhamîd, O&#8217;nun mübarek şahsiyeti, siyâsetinin incelikleri ve zamanının dahilî ve haricî gaileleri böyle makale hacimli yazılara sığmaz&#8230; O umûm milletin müstehak olduğu musibetleri bertaraf için bir beşer takatinden umulmayacak derecede gayret gösterdiği hâlde, netice şerirlerin galebesi suretinde tahakkuk etmişse, bunu kader perspektifinden bakmadıkça anlamak mümkün değildir. Böyle bir dirayet içinse, kendisinin şu sözünü okuyucularımıza yardımcı olabileceği düşüncesiyle zikrederek yazımıza nihayet verelim:</p>
<p>O, Hareket Ordusu&#8217;na karşı hareketsiz kaldığı yolundaki tenkıdlere cevaben buyurmuştur ki:</p>
<p>&#8220;-0 güruhun önünde Hızır -aley-hisselâm-&#8216;ı görmesem, böyle yapmazdım!..&#8221;</p>
<p>Abdülhamîd Han&#8217;ın dindarlığı, hizmetleri, merhameti, zekâsı ve kabiliyeti destanlıktır. O&#8217;nun ihlâsını şu hâtıra ne güzel ifâde eder:</p>
<p>Sultan Abdülhamîd Han, âcil bir iş zuhur edince, gecenin hangi vakti olursa olsun uyandırılmasını ister, ertesi güne bırakılmasına rızâ göstermezdi. Bu hususta mâbeyn başkâtibi Es&#8217;ad Bey, hatıratında şöyle demektedir:</p>
<p>&#8220;Bir gece yarısı, çok mühim bir haberin imzası için Sultân&#8217;ın kapısını çaldım. Fakat açılmadı. Bir müddet bekledikten sonra tekrar çaldım, yine açılmadı. &#8220;Acaba Sultân&#8217;a emr-i Hakk mı vâkî oldu?&#8221; diye endişelendim. Biraz sonra tekrar çaldım; bu sefer kapı açılarak Sultân, elinde bîr havlu ile kapıda göründü. Yüzünü kuruluyordu. Tebessüm etti:</p>
<p>&#8220;Evlâd! Bu vakitte çok mühim bir iş için geldiğinizi anladım. Kapıyı daha ilk vuruşunuzda uyanmıştım, ancak abdest aldığım için geciktim; kusura bakma!. Ben bu kadar zamandır milletimin hiçbir evrakına abdestsiz imza atmadım&#8230; Getir imzâlıyayım!..&#8221; dedi.</p>
<p>Ve &#8220;besmele&#8221; çekerek evrakı imzaladı.&#8221;</p>
<p>Hattâ zevcesi, Abdülhamîd Han&#8217;ın bu husûsiyetiyle alâkalı olarak, O&#8217;nun yatağının başında dâima temiz bir tuğla bulundurduğunu ve bununla yataktan kalktığında çeşme mahalline kadar abdestsiz yere basmamak için teyemmüm aldığını, sebebini sorduğunda da kendisine:</p>
<p>&#8220;Bunca müslümanlarm halîfesi olarak, biz sünnet ölçülerine dikkat etmezsek, ümmet-i Muhammed bundan zarar görür!..&#8221; dediğini nakleder.</p>
<p>Mâbeyn kâtiplerinden Abdülhamîd Han bağlılarından olmayan birisi de hatıratında şu câlib-i dikkat hâdiseyi anlatır:</p>
<p>&#8220;Bir akşamdı. Mâbeynde nöbetçi olarak ben kalmıştım. Gelen mektub, telgraf, rapor ve tezkerelerin listesini tertibleyip huzura çıkmak üzere iken bir telgraf geldi. İstanbul Lâleli Postahanesi me&#8217;mûrlarından birinin Hünkâr&#8217;a çektiği bir telgraftı bu:</p>
<p>Bîçâre me&#8217;mur, karısının o gece doğum yapacağını ve doğumun da tehlikeli olacağına dâir doktorların ikâz ettiğini, fakat elinde hiçbir imkân bulunmadığını, bu sebeple merhamet-i şahaneye sığındığını, bildiriyordu.</p>
<p>Ben de bunu pek kayda değer görmeyerek zât-ı şahaneye vereceğim listenin içerisine almadım.</p>
<p>Ancak huzurda, Pâdişâh âdeti üzere herşeyi ayrı ayrı gözden geçirdikten sonra ilâve etti:</p>
<p>&#8220;-Başka birşey var mı?&#8221;</p>
<p>&#8220;-Kayda değer birşey yok efendim!&#8221; dediysem de Sultân&#8217;ın ısrarla suâlini tekrarladı ve:</p>
<p>&#8220;-Sen kayda değer saymadığını da söyle!&#8221; dedi.</p>
<p>Bunun özerine malum telgraftan bahsettim. Arza değmeyeceğini düşünerek listeye almadığımı bildirdim. Hüzünlenerek talimat verdi:</p>
<p>&#8220;-Hemen getiriniz!&#8221;</p>
<p>Şaşkın bir vaziyette telgrafı getirdi. Sultân, orada yazılanları dikkatle okudu. Ardından düşündüğümün tam aksine daha saray doktorunu çağırtarak bana dündü:</p>
<p>&#8220;Derhal beraberce Lâleli&#8217;ye gidiniz&#8221;! doğum yapacak olan kadıncağıza gerekli müdâheleyi yaptırınız!&#8221; diye ferman buyurdu.</p>
<p>Sultân&#8217;ın bu emri üzerine saray doktoru ile o memurun evine gittik. Vazifemiz yerine getirip hastaneden döndüğümüzde ise, vakit sabaha yaklaşmıştı. Saraya girince, kapının sesinden bizi farkeden Sultân, perdeyi araladı ve eliyle &#8220;gelin&#8221; diye işaret etti.. Odasının ışıkları yanıyordu. Demek ki, sabaha kadar ibâdet ve dua ile meşgul olmuştu.</p>
<p>Hemen huzuruna girdik. Neticeyi sordu. Olduğu gibi anlattım:</p>
<p>&#8220;-Sultânım, doğum bir hayli müşkil oldu. Ancak mütehassıs doktorların gayretten ile hasta kurtuldu elhamdülillah.. Bir erkek çocuk dünyaya getirdi. Adını da Abdülhamîd koydular. Sabaha kadar golfları içinde zât-ı âlînizin ömür ve devletlerine dua ettiler&#8230;&#8221;</p>
<p>Bizi ayakta dinleyen milletin merhametli babası olan Hünkâr, bu durum üzerine rahatlayarak derinden bir &#8220;elhamdülillah&#8221; dedi. Sonra paravananın arkasına geçerek iki rek&#8217;at namaz kıldı.</p>
<p>Osmanlı Devleti&#8217;nin 620 senelik şan ve şeref dolu târihini şâir ne güzel hulâsa eder:</p>
<p>KİMDİM?</p>
<p>A&#8217;sâra sorarsan, beni söyler sana kimdi?<br />
Bir başka denizdim, kürenin rub&#8217;u benimdi!..<br />
Mermiler, alevler beni bir kal&#8217;a sanırdı,<br />
Efserlerin enkazı uçar, dalgalanırdı&#8230;<br />
Cevval atımın kanlı, kıvılcımlı izinde,<br />
Bir umk idi aksim ebediyyet denizinde.<br />
Çarpardı göğün kalbi hilâlin avucunda<br />
Titrerdi yerin tâlii mermimin ucunda&#8230;<br />
A&#8217;sâr elimin çizdiği mecradan akardı,<br />
Üç kıt&#8217;ada mağrur atımın izleri vardı&#8230;<br />
Fevkinde uçarken o neşîbin, bu firâzın<br />
En şanlı hükümdâr-ı buruşanına arzın<br />
Tek bir nazarım berk-ı inayetti, keremdi<br />
İklîli hediyyemdi, ekaalîmi hibemdi&#8230;<br />
&#8230;&#8230;&#8230;<br />
Dünyâ bilir iclâlimi, &#8220;ben böyle değildim!&#8221;<br />
&#8220;Ben altı asırdan beri bir defa eğildim!..&#8221;</p>
<p>Osman Nûri Topbaş</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ii-abdulhamid-han-azledildikten-sonra/">II. Abdülhamîd Han Azledildikten Sonra</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/ii-abdulhamid-han-azledildikten-sonra/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
