<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Enam 38 | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/enam-38/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Wed, 14 Jun 2017 19:58:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Enam 38 | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sünnet&#8217;i İnkarın Delilleri</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/sunneti-inkarin-delilleri/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/sunneti-inkarin-delilleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jun 2016 13:29:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yavuz Köktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Enam 38]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnet'i İnkarın Delilleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnet'i İnkarın Delilleri ve Cevapları]]></category>
		<category><![CDATA[Tek Kaynak Kur'an mı ?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=11189</guid>

					<description><![CDATA[<p>  SORU 34: Sünneti inkâr için hangi deliller ileri sürülmektedir? Bunlar isabetli midir? Sünneti inkâr edenlerin ileri sürdükleri deliller esasen dörttür.! Bunları şu şekilde belirlemek ve cevaplamak mümkündür.   1-“Din kat’î olmalıdır. Sünnet ise zannîdir. Kur’ân’da ise zan ve şüphe yoktur. Allah ‘Bu kitapta asla şüphe yoktur.&#8217; buyurmaktadır. Ayrıca Kur’ân zanna uymayı da yasaklamıştır.”   [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/sunneti-inkarin-delilleri/">Sünnet’i İnkarın Delilleri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="ej2j2-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="ej2j2-0-0"><a href="http://ilimcephesi.com/sunneti-inkarin-delilleri/indir-119/" rel="attachment wp-att-11190"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-11190" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/indir.jpg" alt="Sünnet'i İnkarın Delilleri" width="506" height="258" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/indir.jpg 314w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/indir-300x153.jpg 300w" sizes="(max-width: 506px) 100vw, 506px" /></a></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="5ap14-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="5ap14-0-0"><span data-offset-key="5ap14-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="b64gg-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="b64gg-0-0"><span data-offset-key="b64gg-0-0"><span data-text="true"><strong>SORU 34:</strong> Sünneti inkâr için hangi deliller ileri sürülmektedir? Bunlar isabetli midir?</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="ekmh1-0-0"></div>
<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="1gu54-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="1gu54-0-0"><strong>Sünneti inkâr edenlerin ileri sürdükleri deliller esasen dörttür.! Bunları şu şekilde belirlemek ve cevaplamak mümkündür.</strong></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="9f9gh-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="9f9gh-0-0"><em><span data-offset-key="9f9gh-0-0"> </span></em></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="b9rjk-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="b9rjk-0-0"><em><span data-offset-key="b9rjk-0-0"><span data-text="true"><strong>1-</strong>“Din kat’î olmalıdır. Sünnet ise zannîdir. Kur’ân’da ise zan ve şüphe yoktur. Allah ‘Bu kitapta asla şüphe yoktur.&#8217; buyurmaktadır. Ayrıca Kur’ân zanna uymayı da yasaklamıştır.”</span></span></em></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="56bmg-0-0"></div>
<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="8u6u8-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="8u6u8-0-0"><span data-offset-key="8u6u8-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="1fkg7-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="1fkg7-0-0"><span data-offset-key="1fkg7-0-0"><span data-text="true">Burada epey bir mesele iç içe sokulmuştur. Belli ki kat’îlikten te-vâtür kastedilmektedir. Buna göre Kur’ân mütevatirdir ve sübûtul katîdir. Sünnet ise âhâd haberdir ve sübûtu zannîdir. Buraya kadar doğrudur. Bundan sonra gelen hüküm cümleleri ise oldukça problemlidir. Sünnet zannî olduğu için Kur’ân ona uymayı aslında yasaklar. İşte bu noktada her zan (kastettiğimiz galib zandır) ifade edenin uyulmaması gereken şey olduğu tesbiti sorgulanmalıdır. Bir kere Kur’ân’nın yasakladığı zan hakikat karşısında, kesin bilgi, vahiy karşısındaki zandır. Bu zan hakikat karşısında hiçbir şey ifade etmez. Dolayısıyla imana ve tevhîd konularında zannın yeri yoktur. </span></span></div>
<div data-offset-key="1fkg7-0-0"></div>
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="1fkg7-0-0"><span data-offset-key="1fkg7-0-0"><span data-text="true">Diğer taraftan Kur’ân’ın sübût yönünden kat’î olduğu söylenebilirse de delâlet bakımından heri zaman kat’î değildir. Bazı ayetlerin delâleti zannî olabilir. Ayetin zannî olması muhtemel birkaç anlamının bulunduğu manasına gelir. Bu! itibarla onun muhtemel manalarından birisi tercih edilip uygulanırsa! bu uygulamanın zannî olduğu, dolayısıyla bâtıl olduğuna hemen kararj verilemez. O halde delâleti zannî de olsa biz naslara uymakla mükel­lefiz. Bir şekilde nasları anlamada gayret sarfetmeli, yani ictihâd etme­li, ardından oluşan galip zanna göre amel etmeliyiz.</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="394ri-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="394ri-0-0"><span data-offset-key="394ri-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="4gpag-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="4gpag-0-0"><span data-offset-key="4gpag-0-0"><span data-text="true">İmam Şâfiinin bu meselede ortaya koyduğu bir akıl yürütme vardır ki oldukça aydınlatıcıdır. Ona göre kat’î bir delille haram olan şey zannî bir delille mübah olabilir mi? Olabilir. Eğer mahkemede iki şahit birinin bir adam öldürdüğünü söylerse o kişiye kısas uygulanır.</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="bflel-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="bflel-0-0"><span data-offset-key="bflel-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="dbb8h-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="dbb8h-0-0"><span data-offset-key="dbb8h-0-0"><span data-text="true">Adam öldürmek kat’î delillerle haramdır. İki şâhidin şahitliği ise zan­nî bir durumu ifade eder. Zira bunların yalan veya yanlış şahitlik et­meleri muhtemeldir. O halde niçin bu şahitliği kabul edip haram olan bir şeyi mübaha çeviriyoruz? Çünkü iki kişinin şahtitliğini kabul et­meyi Allah emretmektedir. Bunun gibi haber-i vâhid de olsa, bunları nakleden râvîlerin yalan veya yanlışlık yapma ihtimali de olsa, Hz. Peygamber’in söz ve davranışlarına uymakla mükellefiz. Çünkü ona uymayı bize Allah emretmektedir.</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="40av3-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="40av3-0-0"><span data-offset-key="40av3-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="16c46-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="16c46-0-0"><span data-offset-key="16c46-0-0"><span data-text="true"><strong>2<em>&#8211;</em></strong><em>“En‘am Sûresi 38. ayetinde Allah, “Biz Kitab’da hiçbir şeyi ek­sik bırakmadık.” buyurmaktadır. Dolayısıyla sünnete ihtiyaç yoktur.</em></span></span><em> </em></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="3f2f6-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3f2f6-0-0"><span data-offset-key="3f2f6-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="f4njk-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="f4njk-0-0"><span data-offset-key="f4njk-0-0"><span data-text="true">Bu ayeti okuyanlar Hz. Peygamber’e itaatle ve ona beyan yetki­sinin verilmesiyle ilgili ayetleri de okumalıdır. Bu ayetleri okuyan sahâbe şeksiz Hz. Peygamber’e uymuş, ilk ayete dayanarak Hz. Pey­gamber’e uymayı reddetmemiştir. O halde En‘am Sûresi’nin ayeti doğru anlaşılmalıdır. Bir kere ayet sünnete uymamakla ilgili olarak inmemiştir. Ayrıca bu ayeti mutlak olarak alırsak iki şeyle çelişir. Bi­ri akılla. Akıl her şeyin Kur’ân’da olmadığına hükmeder.</span></span><span data-offset-key="f4njk-0-0"><span data-text="true"> İkincisi Kur’ân’la. Kur’ân’da “Bilmiyorsanız zikir ehline sorun.” ayeti geç­mektedir. </span></span></div>
<div data-offset-key="f4njk-0-0"></div>
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="f4njk-0-0"><span data-offset-key="f4njk-0-0"><span data-text="true">Demek ki, her şey Kur’ân’da yoktur. O halde burada mak­sat -bazı cüz’î meseleler olsa da- Kur’ân’da her şeyin değil, esasen ge­nel ilkelerin ve temel prensiplerin bulunduğudur. Diğer taraftan hiç­bir şeyi eksik bırakmadık derken kastedilen; iman, tevhîd ve nübüv­vet konularıdır. Son olarak kitapta hiçbir şey eksik değilse, kitaptan Levh-i Mahfûz’u anlamak da mümkündür. Orada gerçekten her şey kayıtlıdır. Hangi ihtimal olursa olsun ayet kesinlikle sünnete uyma­makla ilgi değildir.</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="dihol-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="dihol-0-0"><span data-offset-key="dihol-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="6n3to-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="6n3to-0-0"><span data-offset-key="6n3to-0-0"><span data-text="true"><strong>3-</strong><em>“Tek bir vahiy vardır. O da Kur’ân vahyidir.Allah vahyedecekse onu Kur ân’ına alır. Başka türlü neden vahyetsin?!”</em></span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="48qo4-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="48qo4-0-0"><span data-offset-key="48qo4-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="2ma27-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="2ma27-0-0"><span data-offset-key="2ma27-0-0"><span data-text="true">Bu anlayış Allah’ın elçileriyle tek bir şekilde konuşması gerekti­ğinden yola çıkıyor. Bir anlamda Allah’, tek bir şekilde konuşmaya,iletişim kurmaya icbar ediyor. Allah’ın nasıl konuşacağına biz nasıl karar verebiliriz? Onu nasıl icbar edebiliriz?! Şûrâ Sûresi’nin 51. ayetinde Allah insanlarla üç türlü konuşabileceğini buyurmuyor mu? Sünnet-vahiy ilişkisinin sorulduğu bölümde detaylı bilgiler verdik.Oraya bakılmalıdır. Ancak burada Allah’ın elçisiyle Kur’ân dışında iletişim kurabileceğine Kur’ân’dan bir örnek vermek istiyorum. </span></span></div>
<div data-offset-key="2ma27-0-0"></div>
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="2ma27-0-0"><span data-offset-key="2ma27-0-0"><span data-text="true">Meşhur kıble meselesinde Allah şöyle buyurur: “Biz, senin yüzünü çok defa göğe doğru çevirip- durduğunu görüyoruz. Şimdi elbette senin hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Her nerede bulunursanız, yüzünüzü onun yönüne çevirin. Şüphesiz, kendilerine kitap verilenler, tartışmasız bunun Rablerinden bir gerçek (hak) olduğunu elbette bilirler. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.” (Bakara, 144) </span></span></div>
<div data-offset-key="2ma27-0-0"></div>
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="2ma27-0-0"><span data-offset-key="2ma27-0-0"><span data-text="true">Hz. Peygamber önceleri Mescid-i Aksa’ya doğru namaz kılıyordu. Peki Mescid-i Aksa’ya dönmekle ilgili bir emir Kur’ân’da var mıdır? Yoktur. O halde Hz. Peygamber bu emri nereden almıştır? Burada akla “İctihadla oraya dönmüş olabilir.” şeklinde bir düşünce gelebilir. Bu, ihtimal dışıdır. Şayet ictihadla oraya dönmüşse, ictihâdla Mescid-i Haram’a da dönebilirdi. Oysa “Yüzünü göğe doğru çevirip durmaktadır.” Yani Mescid-i Haram’a dönmeyi istemekte, ama dönememektedir. O halde Mescid-i Aksa’ya dönüşü de kendiliğinden olmamıştır. Sadece bu örnek bile Allah’ın Kur’ân dışında kalbe ilkâ etmek süreriyle Hz. Peygamber’e ileti gönderdiğini ortaya koymaktadır</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="cs0l0-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="cs0l0-0-0"><span data-offset-key="cs0l0-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="bvsk2-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="bvsk2-0-0"><span data-offset-key="bvsk2-0-0"><span data-text="true"><strong>4-</strong><em>“Hadîsler de Kur’ân gibi uyulması gereken şeyler olsaydı,onlar da Kur’ân gibi yazılırdı. Hz. Peygamber Kur’ân’dan başka şeylerin yazılmasını yasaklamıştır. Bu da uyulması gerekenin Kur’ân olduğunu gösterir.”</em></span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="2q3di-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="2q3di-0-0"><span data-offset-key="2q3di-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="5sp65-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="5sp65-0-0"><span data-offset-key="5sp65-0-0"><span data-text="true">İlginçtir! Bu örnekte sünnete uymayı reddetmek için hadîslerden delil getirilmiştir. Bu çifte standartlık bir yana Hz. Peygamber’in kendisinden Kur’ân dışında bir şey yazılmasını yasakladığına dair ifadeler doğrudur. Ancak bunun yanında Hz. Peygamber döne­minde hadîslerin yazıldığı, Allah Resûlü’nün buna izin verdiği vakı­ası da dikkate alınmalıdır. Bir delili alıp diğerlerini görmezlikten gelmek ilmî bir tutum olamaz. Mesele bu iki grup delilden birinin tercih etmek olursa kesinlikle hadîslerin yazıldığına dair hadîsleri tercih etmek gerekecektir. Çünkü bu hadîsler oldukça fazla ve çeşitlidir. Oysa yasak hadîsi bir sahâbîden nakledilmiştir.</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="buoek-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="buoek-0-0"><span data-offset-key="buoek-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="5tn8n-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="5tn8n-0-0"><span data-offset-key="5tn8n-0-0"><span data-text="true">Hal böyle olsa da İlmî olan tavır her iki grup hadîsi anlamaya çalışmaktır. Aca­ba yasak hadîsindeki yasaklık mutlak mıdır? İzin verildiğine göre mutlak değildir. O halde yasaktan ne kastedilmiştir? Bu konuda çe­şitli te’viller ileri sürülmüştür. İzin hadîsleri yasak hadîsini neshetmiştir. Bu durumda Allah Resûlü’nün bir dönem de olsa sözlerini yasakladığı anlamı çıkar ki isabetli değildir. Abdullah b. Amr gibi yazı bilenlere yazma izni vermiştir. Abdullah’ın dışında da yazı ya­zanlar olmuştur. İzin neden bir kişiye has olsun ki! Aynı anda hem yasağın hem de iznin bir gerekçesi olmalıdır. </span></span></div>
<div data-offset-key="5tn8n-0-0"></div>
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="5tn8n-0-0"><span data-offset-key="5tn8n-0-0"><span data-text="true">Büyük ihtimalle Hz. Peygamber, Kur’ân sahifeleriyle karışmasın diye sözlerinin Kur’ân sahifelerinin kenarına yazılmasını yasaklamıştır. O dönem Kur’ân’ın muhafazasına büyük ihtimam gösteriliyor, her türlü ted­bir almıyordu. Belli ki, vahiy kâtibleri veya özel mushafı olanlar yazdıkları Kur’ân sahifelerinin kenarına Hz. Peygamber’den duy­dukları bazı şeyleri hemen not ediyorlardı. Bunun ileride sıkıntıla­ra yol açabileceğini düşünen Allah Resûlü buna mani olmak istemiş­tir. Bunun dışında dileyen, yazabilen onun sözlerini istediği yere kaydedebilecektir</span></span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="dj61g-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="dj61g-0-0"><span data-offset-key="dj61g-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="f69h1" data-offset-key="c16ri-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="c16ri-0-0"><span data-offset-key="c16ri-0-0"><span data-text="true">Son olarak şunu sormak gerekir: Bir şeyin delil olması yazılı ol­masına mı bağlıdır? Yazılı olmayan şeyler delil olmaz mı? Bir şeyin delil olma şartı yazı olamaz. Zira sözü yazan adil biri değilse o sözün yazılması bir mana ifade etmez. Diğer taraftan mesela namazı ele ala­lım. Bütün şartlarıyla birlikte Resûlullah’ın bunu yazdırdığına dair bir bilgiye sahip değiliz. Şimdi namaz kılmayacak mıyız? Allah Resû­lü “Beni nasıl görüyorsanız öylece kılınız.&#8221;demiştir. Namaz nesilden nesile böyle aktarılmıştır. Ne olacak şimdi?! </span></span></div>
<div data-offset-key="c16ri-0-0"></div>
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="c16ri-0-0"><span data-offset-key="c16ri-0-0"><span data-text="true">Yine Kur’ân naklinde de birinci derecede ezberde olana itibar edilmiştir. Acaba Kur’ân sırf ya­zıldığı için mi bizler için delil oluyor, yoksa yüz binler nesilden nesi­le onu ezberden naklettiği için mi? O dönemin yazı çeşidini düşün­düğümüzde gerçekten zorlukları var, onun için gelişmiş ve (nokta ve hareke açısından) nisbeten değişmiştir. Elbette yazı çok önemli bir takviye unsurudur; ancak birinci derecede Kur’ân’ı muhafaza eden ezberdir.</span></span></div>
</div>
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="c16ri-0-0"></div>
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="c16ri-0-0">100 Soruda Hadis Meseleleri &#8211; Yavuz Köktaş</div>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/sunneti-inkarin-delilleri/">Sünnet’i İnkarın Delilleri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/sunneti-inkarin-delilleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Enam 38: &#8220;Biz kitabta, hiç bir şeyi eksik bırakmadık&#8221;-2, Muvazeneyi Kaybetmiş Edip&#8217;e Cevap</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/enam-38-biz-kitabta-hic-bir-seyi-eksik-birakmadik-2-muvazeneyi-kaybetmis-edipe-cevap/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/enam-38-biz-kitabta-hic-bir-seyi-eksik-birakmadik-2-muvazeneyi-kaybetmis-edipe-cevap/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2016 21:40:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edip Yüksel]]></category>
		<category><![CDATA[Enam 38]]></category>
		<category><![CDATA[Enam 38: "Biz kitabta]]></category>
		<category><![CDATA[hiç bir şeyi eksik bırakmadık"-2 Muvazeneyi Kaybetmiş Edip'e Cevap]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=10497</guid>

					<description><![CDATA[<p>Edip Yüksel: Hadis ve sünnet izleyicileri, Kuran&#8217;ın tamam, mükemmel ve tam detaylı olduğunu bildiren bir çok ayete rağmen(6:19,38,114,115), altmış cildi aşan hurafeler ve yalanlar külliyatının Kuran&#8217;ı tamamlamadığını iddia etmektedirler. Yukarıdaki 12:111 ayetinde Allah, bizim uydurma hadislere ihtiyacımız olmadığını, Kuran&#8217;ın bir rehber olarak tam anlamıyla her şeyi açıkladığını bildirmekle hem Hadisi ve hem de Hadisçilerin temel [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/enam-38-biz-kitabta-hic-bir-seyi-eksik-birakmadik-2-muvazeneyi-kaybetmis-edipe-cevap/">Enam 38: “Biz kitabta, hiç bir şeyi eksik bırakmadık”-2, Muvazeneyi Kaybetmiş Edip’e Cevap</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/enam-38-biz-kitabta-hic-bir-seyi-eksik-birakmadik-2-muvazeneyi-kaybetmis-edipe-cevap/indir-4-21/" rel="attachment wp-att-10498"><img decoding="async" class="aligncenter  wp-image-10498" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/02/indir-4-3.jpg" alt="Enam 38: &quot;Biz kitabta, hiç bir şeyi eksik bırakmadık&quot;-2, Muvazeneyi Kaybetmiş Edip'e Cevap" width="397" height="264" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/02/indir-4-3.jpg 275w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/02/indir-4-3-270x180.jpg 270w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/02/indir-4-3-236x157.jpg 236w" sizes="(max-width: 397px) 100vw, 397px" /></a></p>
<p><strong>Edip Yüksel:</strong> Hadis ve sünnet izleyicileri, Kuran&#8217;ın tamam, mükemmel ve tam detaylı olduğunu bildiren bir çok ayete rağmen(6:19,38,114,115), altmış cildi aşan hurafeler ve yalanlar külliyatının Kuran&#8217;ı tamamlamadığını iddia etmektedirler. Yukarıdaki 12:111 ayetinde Allah, bizim uydurma hadislere ihtiyacımız olmadığını, Kuran&#8217;ın bir rehber olarak tam anlamıyla her şeyi açıkladığını bildirmekle hem Hadisi ve hem de Hadisçilerin temel iddialarını mahkum etmiştir. Allah, onlara sorar: &#8220;Allah&#8217;tan ve ayetlerinden sonra başka hangi hadise inanıyorlar?&#8221; (45:6). Onlar şöyle cevap verirler: &#8220;Allah&#8217;ın ayetlerinin yanında, Buhari&#8217;ye, Müslim&#8217;e, Tirmizi&#8217;ye, Ibni Hanbel&#8217;e, Ibni Mace&#8217;ye, Ebu Davud&#8217;a, Ibni Kesir&#8217;e, Kafi&#8217;ye, Mecmüatül Abbasi&#8217;ye, Nehcül Belağa&#8217;ye ve daha nicelerine inanırız!&#8221; Allah, onlara meydan okur: &#8220;Doğru sözlüler iseler ona (Kuran&#8217;a) benzer bir hadis getirsinler!&#8221; (52:34). Cevap olarak, Ebu Davut adlı kutsal hadis kitaplarıyla peygambere iftira ederler: &#8220;Bana Kuran, ve bir de benzeri hadis verildi.&#8221; Allah, geçmişin ve geleceğin haberlerini içeren Kitabında (11:49; 6:5; 38:88) hadis izleyicilerini şöyle tanımlar: &#8220;Halktan öyle kimseler var ki bilgisizce Allah&#8217;ın yolundan saptırmak ve onu küçük düşürmek için boş hadisleri izlerler. İşte onlara küçük düşürücü bir azap vardır.&#8221; (31:6). Kuran, peygambere iftira edenlerin ve Kuran&#8217;ın tamam ve detaylı olduğuna inanmayanların aslında ahirete kesinlikle inanmadığını bildirir (6:112-116). Bu yüzden apaçık ve kolay olan Kuran&#8217;ı anlayamazlar ve onun zor ve kapalı olduğunu iddia ederler. Kuran&#8217;a göre, Allah&#8217;ın hükmüne, insanların hükmünü ortak koşan putperestler, Kuran&#8217;ı anlayamazlar. Böylece, bu iddiaları aslında kendilerinin gerçek müminler olmadığının bir itirafıdır. (1)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Değerlendirme ve Edip Yüksel&#8217;in tenkiti</strong></p>
<p><strong>1-Edip :</strong> &#8220;Allah&#8217;tan ve ayetlerinden sonra başka hangi hadise inanıyorlar?&#8221; (45:6). Onlar şöyle cevap verirler: &#8220;Allah&#8217;ın ayetlerinin yanında, Buhari&#8217;ye, Müslim&#8217;e, Tirmizi&#8217;ye, Ibni Hanbel&#8217;e, Ibni Mace&#8217;ye, Ebu Davud&#8217;a, Ibni Kesir&#8217;e, Kafi&#8217;ye, Mecmüatül Abbasi&#8217;ye, Nehcül Belağa&#8217;ye ve daha nicelerine inanırız!&#8221;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Cevap:</strong></p>
<p>Dengeyi iyice kaçırmış olan Edip, müşrikleri, Allah&#8217;ı inkar edenleri tehdit mahiyetinde inen ayetleri ehl-i sünnetin samimi müslümanlarına tatbik ediyor..Sünnet ve hadis düşmanlığı o dereceye varıp muhakemeyi tıkamış ki ayetin bağlamına, öncesine ve sonrasına bakmadan sırf hadis kelimesinden hareketle ehl-i sünneti hedefe yerleştiriyor..Oysa hiç kimse ayette Allah&#8217;ı inkar edenlerin yerildiğini göremeyenden daha kör olamaz..Kuranın yanına sünnet, Allah&#8217;ın ismi yanına Resulün ismi yazılıyor diye müslümanları itham etmesinde, şeytan bir mantık bulabilir..Evet birileri tek kaynak Kuran diye savunabilir..Bu anlaşılır bir &#8220;vaka&#8221;..Peki buradakine ne demeli? İlgili ayetlerde ilk muhataplar müşrik değil ki müslümanları şirkle itham ezberinden girip hadise saldırı alışkanlığında yol alasın..Aksine muhataplar ateistler, Allah&#8217;ı tanımayanlar, kafirler..Kendin idrak edemiyor veya bize inanmıyorsan buyur yol arkadaşın Hakkı Yılmaz öğretsin:</p>
<p>Küfürden vazgeçmeleri için birçok kez değişik azaplarla tehdit edilmiş olan kâfirler kanıtlar gösterilerek tefekküre davet edilmiş, hakk dine sımsıkı sarılmaya teşvik edilmiştir. Her iki ayet de, bu kadar tehdide ve teşvike rağmen hâlâ küfürlerini sürdüren kâfirlerin bu hâllerine şaşırılması gerektiğini vurgulayan bir teaccüp [hayret] ifadesi içermektedir: “Artık bundan [Kur’ân&#8217;dan] sonra hangi söze inanacaklar?&#8230;</p>
<blockquote><p>Casiye 6- İşte bunlar, Bizim sana hak ile okumakta olduğumuz Allah&#8217;ın ayetleridir. Sana onları hakkıyla okuyoruz. Artık onlar, Allah&#8217;tan ve O&#8217;nun ayetlerinden sonra, hangi söze/ hangi olguya inanacaklar?</p></blockquote>
<p>Bu ayette, 3- 5. ayetlerde vurgusu yapılan ayetlere dikkat çekilerek bunca ayete rağmen bunu inkâr ettiklerine, bunları dikkate almadıklarına göre bu müşrikler “artık hangi söze, hangi olguya inanacaklar?” denilmektedir. Bir bakıma “Kim bu ayetlerden istifade etmezse, artık bundan sonra onun istifade edebileceği hiçbir şey yoktur, bundan sonra onları hiç kimse doğru yola iletemez” mesajı verilmektedir. Bu ayetin bir benzeri Mürselat suresinin son ayeti idi.</p>
<blockquote><p>Artık Kur’ân&#8217;dan sonra hangi söze inanacaklar?(Mürselat/50)</p></blockquote>
<p>Küfürden vazgeçmeleri için birçok kez değişik azaplarla tehdit edilmiş olan kâfirler kanıtlar gösterilerek tefekküre davet edilmiş, hak dine sımsıkı sarılmaya teşvik edilmiştir. Her iki ayet de, bu kadar tehdide ve teşvike rağmen hâlâ küfürlerini sürdüren kâfirlerin bu hâllerine şaşırılması gerektiğini vurgulayan bir teaccüp [hayret] ifadesi içermektedir: “Artık bundan [Kur’ân&#8217;dan] sonra hangi söze inanacaklar?”</p>
<blockquote><p>Eğer Biz, bu Kur’ân&#8217;ı bir dağa/çok iri cüsseli bir yükümlü varlığa indirseydik, Allah&#8217;a olan saygıyla, sevgiyle ve bilgiyle ürpertiden onu samimiyetle saygı duyar, baş eğer ve parça parça olmuş görürdün. Ve Biz, bu örnekleri iyiden iyiye düşünürler diye insanlara veriyoruz.(Haşr/21)</p></blockquote>
<p>Yalçın kayaları sarsan, sıra dağları depreme tutulmuş gibi sallayan Kur’ân&#8217;a inanmayan kimse artık hiçbir söze inanmaz. İnsana hakı ve batıl arasındaki farkı anlatan Kur’ân&#8217;ın inmesi gerçekten de en büyük olaydır. Kur’ân&#8217;ı tanıdığı hâlde iman etmeyen bir kişiye başka hangi şey doğru yolu gösterebilir?</p>
<p>Ve işte böylece Biz, sana Kitab&#8217;ı indirdik de kendilerine Kitap verdiklerimiz Kur’ân&#8217;a inanıyorlar. Ve ehli kitabın dışındakilerden/ Araplardan da ona inananlar vardır. Ve Bizim ayetlerimizi ancak, kâfirler; Allah&#8217;ın ilahlığını ve rabliğini bilerek örtbas eden kimseler bile bile reddeder. (2)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ehl-i sünnet Allah&#8217;ın Rabliğini, ilahlığını mı reddetmiş, Kuranı mı reddetmiş ki ayetlerin muhatabı olsun? Zaten ayetler akli-kevni delillerden Yaratıcının varlığına gitmektedir..Edip&#8217;in sorunlu algısına göre ehl-i sünnet müşrik bile olsa Allah&#8217;a inanmayanlardan değil ki kafirlere hitap eden ayetleri sırf içinde hadis kelimesi geçiyor diye ehl-i sünnete tatbik edesin..Edip, işine gelmeyen yerlerde ayetin bağlamını hatırlatmayı iyi bilir: Ahzab 21, Edip Yüksel ve Allah Resulü&#8217;nün örnekliği konusu ;</p>
<p>bknz;http://ahmednazif.blogspot.com.tr/2015/02/edip-yuksel-ve-allah-resulunun.html</p>
<p>Bunun gibi pek çok yerde (örneğin &#8220;Elçi size ne verirse alın&#8221; ayetine getirdiği yorumda) bağlam &#8220;bağlaması  çeken&#8221; Edip&#8217;in içinde sırf &#8220;hadis&#8221; kelimesi geçiyor diye net bir şekilde Kafirlere hitap eden ayeti önce müşrike hitap ediyor şekline getirip oradan da ehl-i sünnete sarması ölçüyü kaybettiğinin göstergesidir..</p>
<blockquote><p>Önceki ayet: 45:5 Gecenin ve gündüzün birbirini izlemesinde, ALLAH&#8217;ın gökten bir rızık indirerek onunla ölümünden sonra toprağı diriltmesinde ve rüzgarları yönetmesinde anlayan bir toplum için ayetler var. (3)</p></blockquote>
<p>Edip kardeş, sende hiç mi insaf yok? ..Müşrik dediğin ehl-i sünnet müslümanının hangi birinde bu ayet veya öncekiler hakkında tereddüt veya inkar var ki ayetin bir sonrasında eleştirinin odağına yerleştirilsin ?</p>
<blockquote><p>45:4-Sizin yaratılışınızda ve yaydığı tüm canlılarda kuşkusuz bir onayaa sahip bir toplum için ayetler var. (4)</p></blockquote>
<p>İnandığın Allah aşkına söyle müslümanlardan hangisinin (senin gibi Evrimci değil hakiki müslüman hem de) yaratılışta, Allah&#8217;ın yaratmasında sorunu var ki sen bu ayetin 2 sonrasında ehl-i sünnetin kastedildiği zannına kapıldın?</p>
<p>Edip&#8217;in okuyuşuna göre Allahu Teala ilk 5 ayette evrenin yaratılışına ait deliller sunuyor ve 6. ayette bu delillerin karşısına hangi sözle çıkabilirsiniz diye sorunca sünni, şii veya mutezili (hadisle ilgisi olan tüm gruplar) bu ayetlerin karşısına hadisle çıkarak Allah&#8217;ın tekvin sıfatının akli ve nakli delillerini inkar ediyor..Çünkü sayılan bu gruplar Tanrıtanımaz olduklarından kainatın bir yaratıcısı olduğu fikrine uzaktırlar (?)..Bunu da hadislerden okuyorlar.(?) Edip&#8217;in üstte sıraladığı hadis kitaplarında aynen böyle yazıyor. (?) Hem öyle yazıyor ki Tanrı&#8217;nın Krallığının yanına -aynı Edip&#8217;in Elçisi Reşad gibi- Şeytanın Krallığını yerleştiriyorlar (?) (5) Veya tam tersine &#8220;Allah (GOD), Şeytanın Tanrı (GOD) olmasına izin verdiği&#8221; türünden fikirleri kabul etmediği için (çünkü Edip&#8217;e göre bu fikrin sahibi gönülden inanmış bir Muvahhitti) kafir, ateist oluyorlar..İkisinden biri&#8230;Seçmece bunlar, beğen al. İkisi de Edip&#8217;in akıl ürünü olmaya liyakat kesbedebilecek nadide fikirlerden.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Özetle;</strong> Ayetin öncesi , inkarcıyı yaratanın varlığına inandırmaya matuf ibarelerden oluşuyor..Edip&#8217;in yaptığı çıkarım ayetin öncesinde şeriatın kaynağının tek, hüküm koyucunun bir olduğunu v.s. (6) hatırlatan ibarelerle ancak belki kendi içinde tutarlı olabilirdi.</p>
<p><strong>2-</strong>Ayrıca “Ayrıca bu Kitab’ı da sana, her şey için bir açıklama, bir hidayet ve rahmet kaynağı ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.” (Nahl-89) ayette yer alan “her şey” tabirinden ne anlayacağız? Bu soru çok önemlidir. Usul belirleyen bir sorudur. Sapık akide ehlinin ve saptırıcı taifenin göz ardı ettiği veya bilerek terk ettiği bir sorudur. “Her şey’den; maksat tüm şey değildir bundan maksat, umum ifade edip husus bildirmektir, tıpkı şu ayette geldiği gibi dikkatli okuyalım, Allah şöyle buyurur: “O (rüzgâr), Rabbinin emriyle her şeyi yıkar, mahveder.” (Ahkaf-25) Ayet, Ad ve Semud kavminin üzerine gönderilen rüzgarın her şeyi darmadağın ettiğini haber verir. &#8220;Bu kavimlerin ele başı, diyarları, elde ettikleri yerle bir oldu&#8221; denilir. Peki yeryüzün hepsi mi yerle bir oldu sadece Ad ve Semud kavmi mi? Elbette ki &#8220;Ad ve Semud helak oldu Yeryüzü olmadı&#8221; denilir. O halde ayet umum/genel ifade ile haber verirken hususu/özeli(Ad ve Semud kavmini) amaç edinmiştir. Bu ayetten sonra Nahl-89 ayetine dönelim. Bu ayette yer alan her şey’den maksadın ne olduğunu daha iyi anladık mı? Yani maksadın, tüm ibadetleri, hükümleri, bilinmesi gerekenleri değil bir kısmını bildirdik zamanla da Medine’de ayetler indirerek, elçinin diliyle açıklayarak dini tamamlayacağız denilmektedir. Malum; Hicretin 9. Ve 10. Yılında ibadetler ve hükümlerle alakalı ayetler indi. Ayrıca “Sünnet inkarcıları” şu sorulara cevap versin. Ali İmran suresi Medine’de indi, birçok ibadetler, Medine’de farz kılındı. Bu durumda her şey açıklanmış mı oluyor? Henüz Haccın, orucun farzı ve tafsilatı beyan edilmeden, Kuran nasıl her şeyi açıklamış oluyor? (7)</p>
<p>Ayrıca konuyla ilgili ilk yazıma bakınız:</p>
<p>http://ahmednazif.blogspot.com.tr/2015/02/enam-38-biz-kitabta-hic-bir-seyi-eksik.html</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>3-</strong>Edip, bu ayetin yorumunda kahramanı Rashad Khalifa (8) ile ters düşmüştür. Somut örnek olarak yine namazı verelim..Edip&#8217;e göre Kuran&#8217;da namaz ile ilgili her şey var..Reşad&#8217;a göre Kuran&#8217;da namaz ile ilgili çok şey yok:</p>
<p>Reşad: &#8220;Aslında şu an insanların çoğu ilk namazın Muhammed ile geldi fikrine kapılıyorlar. Ama Kur&#8217;an&#8217;a baktığımızda salatın İbrahim Peygamber ile geldiğini görüyoruz. Bu yüzden Kuranda bugün bildiğimiz namazın detaylarını görmüyoruz. Örneğin kaç yaşından itibaren namaz kılınması gerektiği ve bunun gibi detaylar. Bununla birlikte Kuran tam ve çok ayrıntılıdır. Olması gerektiğini düşündüğümüz ayrıntıları Kuran&#8217;da bulamayışımızın sebebi Kuranın indirildiği zamanda insanların namazın nasıl kılınacağını zaten biliyor olmasıydı&#8221;</p>
<p>Bu ifadelere göre Reşad, Kuran&#8217;ın tam detaylı, mufassal ve ayrıntılı olmasının delilini yalnızca Kuran&#8217;ın içinde değil; Kuran haricinde gelen geleneğin ayrıntısında ve Hz. İbrahim&#8217;in sünnetinde arıyor..Bu açık bir şekilde Kuran&#8217;ın yanına eklenen ilave bir kaynak..Yani Kuran&#8217;ın eksik bıraktığı kısımlar vardır ve bu kısımlar Hz. İbrahim&#8217;den bize kadar gelen inananların pratiklerinde aranmalıdır.. Reşad&#8217;ın bu yaklaşımı &#8221; Sadece Kuran&#8217;ı izlemekle emrolunduk (7:2,3; 17:46). Kuran, hidayetimiz için gerekli her şeyi içermektedir (16:89). Allah, hiç bir şeyi Kuran&#8217;ın dışında bırakmamıştır (6:38). Hikmet, insan ürünü olan hadis kitaplarında değil, Allah&#8217;ın kitabındadır (17:39; 36:2).&#8221; ilkelerini ihlal veya farklı yorumlamak değil midir? (9)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>4-</strong>Edip, yukarıdaki yazısında kendisinin eski versiyonuyla da ters düşmüştür..Muhtemelen Edip şu anki haline göre henüz hamken yazmış olduğu İlginç Sorular kitabında -ki bu kitap Edip tarafından reddedilmiyor..O kitabı çöpe atın demiyor..(10) O kitaptaki fikirler halen daha Edip&#8217;i temsil ediyor..[Edip, senin bu kitabında ne cevherler var, sonraki yazılarımda bilmeyenleri haberdar edeceğim..Hiç tasalanma kardeş.] Şöyle diyor Hazreti Edip : İlginç Sorular kitabındaki ifade 1984 yıllarına ait bir yazıma aittir. O kitap, 1984-1987 yılları arasında yayımlanan İlginç Sorular-1 ve İlginç Sorular-2 adlı kitaplarımdan seçilen bölümlerden oluştu. Kitabın düzenlemesini ve yayınını maalesef buradan gereken bir titizlikle izleyemediğim için sözünü ettiğiniz ifadeyle ilgili dipnot düşemedim. İnşallah bu kitaplar tekrar yayımlandığında bir dipnot düşeceğim. (11)</p>
<p>Ben de diyorum ki sana altına not düşeceğin başka bazı yerleri de sonraki yazılarımda göstereceğim..Konumuzla ilgili olanlardan bazılarını peşinen yazayım:</p>
<p>s.76: &#8220;Kuranın mesajından uzaklaşan, Resulün tebliğine sırt dönen insanlar, taşlardan, ağaçlardan, çaputlardan ve ölülerden medet umacak kadar yoldan çıkabilmektedir.&#8221; (12)</p>
<p>Kuranın mesajının yanına Resulün tebliğini niye yazdınız? Eğer Resul&#8217;ün tebliği (kastedilen sünnet değilse) Kuranın mesajından farklı değilse neden ayrıca belirtme ihtiyacını hissettiniz? Eğer burada Resul&#8217;ün örnekliğini kastetmemişseniz, şu cümlenize ne diyeceksiniz?</p>
<p>s.69: &#8220;Bizim için en güzel örnek olan Muhammed aleyhisselam&#8217;ın&#8221; (hani Edip örneklik sadece Hendek savaşına has ve o da sadece cesaretle ilgiliydi, burada başka örneklikten de bahsediyorsun ? Muhammed isminin yanına aleyhisselam eklemeyeli kaç yıl oldu?) devamında &#8220;müzik konusunda olumlu değerlendirmeler yapan birisi de Gazali&#8217;dir. İhya-i ulumiddin kitabında musiki ayrılan bölümü okumanız yararlı olur.&#8221; Nasıl oldu da bir konu da seninle hem fikir olduk Edip!..Faydalı olduğu için ben o yazıyı bloğuma almıştım zaten..(13) İmam Gazali, o bölümde hem hadis nakletmiş, hem sünnet, hem sahabi uygulaması, hem fıkıh, hem selef hem kıyas hem içtihad kısacası şu anda şirk dediğiniz her şeyden almışsa nasıl oluyorda bunlar okuyucuya yararlı oluyor? dipnotunuzu merakla bekliyoruz.</p>
<p>68: &#8220;Kendisini sol omuzdaki kiramen katibin yerine koyan tipler&#8221;..Edip bu cümlelerin altına da dipnot olarak tam, eksiksiz, tafsilatlı, Kuran ayetlerinde olmayan bir bilgiye (14) yani &#8220;sol omuz meselesine&#8221; &#8216;şirk ve küfür kaynaklıdır, önceden şirk ile imanı ayırt edemiyordum&#8217; diye not düşecek misin?</p>
<p>65: &#8220;İnsanların en muttakisi olan Allah&#8217;ın resulü ise kadınlara selam verirdi&#8221;..Edip kardeş ne oldu da Allah resulü insanların en muttakisi iken bizim gibi biri, postacı konumuna -haşa- iniverdi? İnsanların en muttakisi ise ondan örnek olarak sadece cesaret mi alınır? Allah resulünün kadınlara selam verdiği ayetin numarasını dipnota eklemeyi unutma..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sonraki yazılarımda kitabın eleştirisini yapacağım için şimdilik bu kadar yeterli.</p>
<p>***</p>
<p>(1) http://kizilotesii.blogspot.com.tr/search/label/01-KURAN%27DAN%20BA%C5%9EKA%20HANG%C4%B0%20HAD%C4%B0SE%20%C4%B0NANIYORSUNUZ</p>
<p>(2) http://www.istekuran.com/index.php?page=casiye</p>
<p>(3) http://quranix.org/45#5</p>
<p>(4) http://quranix.org/45#4</p>
<p>(5) http://ahmednazif.blogspot.com.tr/2014/11/resad-halife-allah-god-seytann-tanr-god.html</p>
<p>(6) Diğer örnekler için bkz: http://www.erdemyolu.com/anakaynak-kurandir/kurana-gore-ilahi-kitaplarin-ozellikleri.html</p>
<p>(7) http://www.ubeydullaharslan.com/index2.php?sayfa_id=41&amp;id=554</p>
<p>(8) http://ahmednazif.blogspot.com.tr/2014/11/paltonun-talebesi.html</p>
<p>(9) http://ahmednazif.blogspot.com.tr/2015/01/edip-yuksele-19-soru-1-namaz.html</p>
<p>(10) http://www.kitapyurdu.com/kitap/kuran-sifrecilerine-cevaplar-edip-yuksel-cope-at/49792.html</p>
<p>(11) http://19.org/tr/deist-sorular/</p>
<p>(12) Edip Yüksel, İlginç Sorular, Ozan Yayıncılık, 11. Baskı, s.76.</p>
<p>(13) http://ahmednazif.blogspot.com.tr/2014/10/hicaz-bolgesinin-alimlerinden-hic-kimse.html</p>
<p>(14) http://quranix.org/82#11</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>http://ahmednazif.blogspot.com.tr/2015/02/enam-38-biz-kitabta-hic-bir-seyi-eksik_18.html</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/enam-38-biz-kitabta-hic-bir-seyi-eksik-birakmadik-2-muvazeneyi-kaybetmis-edipe-cevap/">Enam 38: “Biz kitabta, hiç bir şeyi eksik bırakmadık”-2, Muvazeneyi Kaybetmiş Edip’e Cevap</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/enam-38-biz-kitabta-hic-bir-seyi-eksik-birakmadik-2-muvazeneyi-kaybetmis-edipe-cevap/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
