<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>YouTube | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/youtube/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 26 Nov 2019 08:56:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>YouTube | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Beni İzleyin</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/beni-izleyin/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/beni-izleyin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Nov 2019 08:19:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji/Aile/Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[Beni İzleyin]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Sayar]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[YouTube]]></category>
		<category><![CDATA[YouTuber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilimcephesi.com/?p=23595</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir haber başlığı dikkatimi çekiyor: &#8220;YouTube şakası çekerken erkek arkadaşını öldürdü.&#8221; Herhalde gerçek değildir diye düşünüp gediyorum. Aynı haber başka bir yerde de karşıma çıkınca okumaya başlıyorum. Maalesef gerçek Çektikleri &#8220;şaka&#8221; videolarını YouTube kanallarında yayınlanan Amerikalı bir çift bu sefer daha tehlikeli bir&#8221;şaka&#8221; denemeye karar veriyorlar ve kadın adama 30 cm&#8217;den ateş ediyor. Adam göğsün­de [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/beni-izleyin/">Beni İzleyin</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/11/33288.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-23596 aligncenter" src="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/11/33288-300x150.jpg" alt="" width="364" height="182" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/11/33288-300x150.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/11/33288-600x300.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/11/33288.jpg 660w" sizes="(max-width: 364px) 100vw, 364px" /></a></p>
<p>Bir haber başlığı dikkatimi çekiyor: &#8220;YouTube şakası çekerken erkek arkadaşını öldürdü.&#8221; Herhalde gerçek değildir diye düşünüp gediyorum. Aynı haber başka bir yerde de karşıma çıkınca okumaya başlıyorum. Maalesef gerçek Çektikleri &#8220;şaka&#8221; videolarını YouTube kanallarında yayınlanan Amerikalı bir çift bu sefer daha tehlikeli bir&#8221;şaka&#8221; denemeye karar veriyorlar ve kadın adama 30 cm&#8217;den ateş ediyor. Adam göğsün­de tuttuğu ansiklopedinin kendini koruyacağını ön- görüyormuş. İnanmakta zorlanıyorsunuz değil mi? Üstelik bu olay çiftin üç yaşındaki çocuklarının gözü önünde gerçekleşiyor.</p>
<p>YouTube, insanlara istedikleri videoları izlemeleri ve yüklemeleri için fırsat sunan bir internet platformu. Sadece bir dakika içinde izlenen video sayısı yaklaşık 4,5 milyon. Araştırmalara göre, ülkemizde de internet kullanıcılarının yüzde 92&#8217;si tarafından kullanılan, en popüler platform. Ücretsiz erişim sağlanan bu plat­formda bir kanal açabilir, videolar yayınlayabilir ve takipçiler edinebilirsiniz. Buraya kadar her şey güzel tabii. Sizi aynı anda hem yapımcı hem senarist hem de oyuncu yapıyor. Gidemediğimiz bir konferansı, bir tanıtımı, komik videoları, sevdiğimiz dizilerin kaçır­dığımız bölümlerini YouTube üzerinden izlemek pek çoğumuza keyif veriyor. Birçok profesyonel, YouTube kanallarından yetkinliklerini paylaşıyor. Bu da olduk­ça verimli bir girişim. Ekran karşısındaki kişi bu dene­yimden faydalanırken, uzman da deneyimlerini aktar­ma fırsatı buluyor.</p>
<p>Fakat görünen o ki, dijital dünyada herhangi bir ara­cın ana işlevinden sapması çok uzun zaman almıyor. YouTube&#8217;un popülerliği arttıkça, son zamanlarda özel­likle ilköğretim çağındaki çocukların dilinden düşür­mediği bir &#8220;YouTuber&#8221; kavramı da hayatımıza giriverdi. Eskiden çok televizyon izliyorsun diye kızdığımız ço­cuklara şimdi &#8220;Bırak artık bu videoları, televizyon izle!&#8221; demeye başladık. Yeni yetmelerin en sevdiği ve tercihe şayan buldukları meslek YouTuber&#8217;lık! Çocuklar neler mi izliyor dersiniz? Hiç öyle eğitici şeyler beklemeyin. Bu kanallarda sunulan içeriğin, çocukların ne üret­kenliğine ne de eğitimine bir katkısı var.</p>
<p>Kanal abone sayısını ve reklam gelirini artırırken, çocuklar ücret­siz zannettikleri o kanallara en kıymetli şeylerini yani zamanlarını ve zihinlerini rehin bırakıyorlar. Daha da vahimi, birçok çocuk modaya uyup, bir kanal açarak YouTuber olmaya çalışıyor. Durun henüz bitmedi, ola­yın bir başka boyutu daha var: Bazı ebeveynler de ken­di çocuklarından bir YouTuber yaratıp, onun üzerinden ticari kazanç sağlama peşinde. Olayın etik boyutunu, çocuğun rızasının olup olmadığını düşünen yok. Anla­şılan sürekli kamera önünde rol yapmanın küçücük bir çocuğun psikolojik ve sosyal gelişimini nasıl etkileye­ceğini umursayan kimse de yok ki bu tarz kanallardan takipçi sayısı milyonlara ulaşanlar var. &#8220;Beni izleyin, hep izleyin, izletin ve bana para kazandırın!&#8221; diye ba­ğıran, sanal dünyanın yırtıcı kuşları&#8230;</p>
<p>Dijital çağda yükselişe geçen özseverlik (narsisizm) kültürü, internetin ticari ve teknolojik etkileri, mahre­miyeti ortadan kaldırdı, ilginçtir ki insanlar artık özel yaşamlarının kendilerinin himayesinde olmasını iste­miyorlar. Artık istedikleri, mümkün mertebe en fazla insanın, onların bu özel hayatlarına hatta günlük ru­tinlerine şahit olmaları, özel yaşamı herkesle paylaş­mak, başkalarının dikkatini çekmekte bir araç olarak kullanmak oldukça revaçta.</p>
<p>Üstelik &#8220;gösteri&#8221; değeri taşıdığı sürece,sunulanın doğru ya da yanlış, faydalı ya da faydasız olması kimsenin umurunda değil.</p>
<p>Yayınlanan videolardaki artış işte bu durum üze­rine temellenir. Sosyal medya büyük bir pazar; her­kes pastadan payını almak istiyor. Bunun en kestirme yolu da popüler olmaktan geçiyor. YouTube&#8217;un sun­duğu içerik yayınlama servisi ise bu iş için biçilmiş kaftan. Yayınlanan videolar öylesine çeşitli ve fazla ki gözümüz kamaşıyor; temelindeki ticari işleyişi göz ardı ediyoruz. Sosyal medyanın dev ekranı bizi her ge­çen gün biraz daha içine çekiyor. Hem başkalarım hem de kendimizi izlemelere doyamıyoruz.</p>
<p>Kemal Sayar-Berna Yalaz &#8211; Ağ:Sanal Dünyada Gerçek Kalmak,syf.63-66</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/beni-izleyin/">Beni İzleyin</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/beni-izleyin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dikizlenen Dünyanın Resmi:Faceebok ve Yeni Narsist Özne</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/dikizlenen-dunyanin-resmifaceebok-ve-yeni-narsist-ozne/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/dikizlenen-dunyanin-resmifaceebok-ve-yeni-narsist-ozne/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Mar 2019 13:19:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Cogito Ergosum]]></category>
		<category><![CDATA[Dikizleme kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Dikizlenen Dünyanın Resmi:Faceebok ve Yeni Narsist Özne]]></category>
		<category><![CDATA[Evcilleşmiş Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Görsel Özne]]></category>
		<category><![CDATA[Görsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Gösteri toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Gözetim]]></category>
		<category><![CDATA[Guy Debord]]></category>
		<category><![CDATA[Hipergerçeklik]]></category>
		<category><![CDATA[mahremiyet.]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[narsizm]]></category>
		<category><![CDATA[Niedzvieck]]></category>
		<category><![CDATA[Popüler Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Twitter]]></category>
		<category><![CDATA[YouTube]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ilimcephesi.com/?p=21526</guid>

					<description><![CDATA[<p>Popüler kültür denilince çoğu kez akla gelen demokratik bir kültür anlayışıdır. Herkese açık, herkes tarafından üretimi mümkün olan ve herkesi kapsamına alan bir kültür. Yüksek kültürün seçkinci ve dışta bırakıcı dünyasına karşılık herkese açık olan bu kültür aslında kültür kavramının içerdiği,toplum tarafından üretilmiş bütün maddi ve soyut değerler, ürünler dizisi olarak kültürün kendisi olarak da [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/dikizlenen-dunyanin-resmifaceebok-ve-yeni-narsist-ozne/">Dikizlenen Dünyanın Resmi:Faceebok ve Yeni Narsist Özne</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="aligncenter  wp-image-15848" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/06/sosyal-medya-takip-940x470.jpg" alt="" width="594" height="297" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/06/sosyal-medya-takip-940x470.jpg 940w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/06/sosyal-medya-takip-940x470-600x300.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/06/sosyal-medya-takip-940x470-770x385.jpg 770w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/06/sosyal-medya-takip-940x470-300x150.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/06/sosyal-medya-takip-940x470-768x384.jpg 768w" sizes="(max-width: 594px) 100vw, 594px" /></p>
<p>Popüler kültür denilince çoğu kez akla gelen demokratik bir kültür anlayışıdır. Herkese açık, herkes tarafından üretimi mümkün olan ve herkesi kapsamına alan bir kültür. Yüksek kültürün seçkinci ve dışta bırakıcı dünyasına karşılık herkese açık olan bu kültür aslında kültür kavramının içerdiği,toplum tarafından üretilmiş bütün maddi ve soyut değerler, ürünler dizisi olarak kültürün kendisi olarak da yorumlanabilir. Ancak halk kültürü kapsamında değerlendirilen folklorun tersine popüler kül- tür, yığınsallık içermesi ile ayrışır ve popüler kültür karnaval kavramında hayat bulan eğlenceyi daha çok içerir. Bu anlamda popüler kültür zaman zaman kitle kültürü dediğimiz olgu ile de çakışır.</p>
<p>Ancak günümüz dünyasında popüler kültür anonimlik anlamında halk kültürü içeriğinde bir kayma ile başkalaştı. Popüler kültür daha çok yaygın beğeniye hitap eden bir kültürel üretimi tarif eder hale geldi. Dolayısıyla popüler kültür halkın kültürü olmaktan çok yaygın kabul edilen ama piyasa koşulları tarafından belirlenmiş, onun istemlerine uygun olarak ticari başarı da sağlayabilme potansiyeli olan üretilmiş bir kültürdür&#8230; Popüler kültür geniş iş bölümü etrafında kurulan kapitalist mal üretimi, pazarlaması, dağıtımı ve tüketimi biçimlerine daya- nan bir kültürdür. Bu biçim olmayınca, örneğin teknolojik çoğaltma, seri üretim, tv veya basın olmayınca, bu araçlara dayanan böyle bir kültür biçimi de olmaz.</p>
<p>“Popüler kültür egemen toplumsal ve ekonomik ilişkileri destekler, haklı çıkarır ve sürüp gitmesinde yardımcı olur. Kitle üretimi yapan pazarın ekonomik, siyasal ve bilişselliğinin ifadesi olan kitle kültürünün somut şekillerinden biridir. Kitle kültürü tekelci kapitalizmin hem mal hem de imajlar satışını yapan, uluslararası pazarın değişmelerine ve gereksinimlerine göre biçimlenip değişen, önceden yapılmış, önceden kesilip biçilmiş, paketlenip sunulmuş bir kültürü anlatır. Kapitalizmin kendi için üretirken ve yaratılan zenginliği kendine ayırırken, kitleleri ücretli köle olarak kullanarak “kitleler için” yaptığı üretim ve bu üretimle gelen “kimlik, duyma, hissetme, yaratma, bugününe, geçmişine ve geleceğine bakma biçimi, kısaca yaşama yoludur.”</p>
<p>Bu bağlam içinde popüler kültür, pazar tarafından pazarda tüketim için “sipariş edilen, ısmarlama” kitle kültürünün en çok kullanılan ürünlerini, bu ürünlerin<br />
tüketilmesini ve bu ürünleri teşvik eden düşünceleri ve duyarlılıkları anlatır. Bilişsel bağlamda, popüler kültürde anlamlar ve zevkler aktif bir şekilde toplumda üretilir ve dağıtılır. Bu üretim ve dağıtımın en planlı yanı endüstriyel faaliyetlerin kendisidir ve güdümlenmiş yanı ise çeşitli örgütlü yapılardaki kişiler arası ilişki ve iletişimdir.</p>
<p>Popüler kültürde, aynı zamanda, sürekli kalıcılıkla değil, sürekli değişimle sermayenin ve sermaye sisteminin sürdürülebilirliliği gerçekleştirilir: Müzik alanında, popülerlik her hafta değişen “top 40” içinde olma ve bunları dinlemedir. Giyimde popüler olan şey mevsimlerle değişen modayla gelen güdümlü kültürel yaşamdır.</p>
<p>Markalar arasında özgür seçim için tüketici kazanma mücadelesi ve bunun bireysel özgürlük,zevk ve tercih olarak sunulmasıdır. Popüler kültür aynı zamanda alınıp satılan mal ve malı içeren ve malla gelen, mal hakkındaki ilişkidir. Malın üretimiyle ve dağıtımıyla ilgili ilişki özel mülkiyet yapısına ve ücret politikalarından geçerek zenginliklerin yaratılması ve yoksun bırakılmasına dayanır. Malın tüketimiyle ilgili ilişki promosyon, reklam ,statü ve değer ,satın alma, kullanma, atma yoluyla gerçekleştirilen “ürünün pazarlama ve tüketimi” ve dolayısıyla yeniden üretimi koşullarının yaratılmasıdır.”1</p>
<p>Dolaysıyla popüler kültür Latince “popular”dan gelen halk kültürü olmaktan çok halk tarafında tercih edilmesi sağlanan ama esas olarak tüketim örüntülerine hizmet eden, tüketim kültürünün yaygınlaşmasını sağlayarak kapitalizmin toplumsal kültüre dönüşmüş hali olan kültürel ekonomi ya da pan kapitalizm olgusunun bir tezahürüdür. Bu nedenle de asla masum değildir. Günümüzde popüler kültürün en büyük yaygınlaşma aracı görsel kültürdür.Bu da batının görme üzerinden inşa ettiği dünya ile yakından bağlantıldır.</p>
<p><strong>Gözün Görmek İstediği:Görsel Özne ve Evcilleşmiş Dünya</strong></p>
<p>Batı modernliği dünyayı tül bir perde ardından gören bir bakış rejimini ve düzenlenmemiş, kontrol altında tutulmamış bir dünya tasavvurunu kabul edemediğinden modern özne ve onun perspektifçi dünya algısını yerleştirdi.Bir anlamda bütün bir modernlik projesi bir ele geçirme, elde tutma ve düzenlenmiş, evcilleştirilmiş bir dünya bilgisine hasredildi. Bu anlayışın görsel dünyaya yansıması ise bakış oldu. Görmek risksiz bir elde tutma, ele geçirme çabasıydı.</p>
<p>Batı toplumları pagan köklerinden itibaren gözün ve gözetlemenin hayatı egemenliği altına aldığı bir kültür inşa etmişse de bu konuda asıl adım Descartes’in (modernliğin filozofu Descartes’in aslında totaliter toplum tahayyüllünün başla-tıcısı olduğunu da eleştirel düşünce sayesinde öğrenir olduk) ünlü“Düşünüyorum Öyleyse Varım”diye bildiğimiz “Cogito Ergosum” denilen sözüyle atılmıştır. Burada Descartes’in ünlü düşünen öznesi kendini dünyanın merkezine yerleştirirken aynı zamanda nesne dediği dünyayı kendisi için gözetlenen, biçim verilen bir dünya haline sokmuştur.</p>
<p>Bakış gözetleyeni dünya deneyiminden alıkoyarken mekân tecrübesini de yok eder. Aristoteles ve Porphy gibi antik düşünürler açısından göz askeri bir duyu organıydı, bakış yöneldiği her nesneyi tutsak alan, onu ele geçirerek onun üzerinde hâkimiyet kuran bir şeydi. Bu nedenle de görmek fiziksel ve saldırgan bir eylemdi. Ortaçağın sona ermesi ile birlikte göz dünyanın efendisi oldu.Özne kendisi görünmeden herşeyi görerek dünyaya sahip olmaktaydı. Bakışın egemenliği sayesinde dünya ehlileşir, karşıdan bakılabilir ve ele geçirilebilir, denetlenebilir bir mesafeye, bir yere dönüşür.Dünya, düzensizliklerinden arınır ve steril bir hale gelir. Düzenlenen ve kontrol edilebilen bir dünyanın doğası gereği insanı da düzenlenebilen ve kontrol edilebilen bir şeye dönüştürmesi kaçınılmazdı ve öyle de oldu.</p>
<p>Bu yapılanmanın ilk tohumlarının atıldığı yer de büyük şehir olmuştur. Bulvarın varlığı, şehir yapısının değişmesi, çok farklı insanların bir araya gelmesini, farklı sınıflardan ve kültürlerden insanların aynı sokak ve caddelerde buluşmalarını sağlamıştır. Şehrin hareketliliğinin temel kaynağı, bu karmaşık kalabalığın yegâne ortak eylemi de şehrin onlara sunduğu malzemeyi izlemek olmuştur. Yani, şehrin kendisi 19. yüzyıldan itibaren seyirlik bir malzeme olmuş, metalaşmış ve bütün ruhu gözün sınırları içine hapsolmuştur. İşte bu değişim, kapitalizmin görsellik üzerinden kendine yeni bir yol seçmesi ve de şehir sokaklarının, insanların birbirlerini, dükkânları, araçları yani sokak ve caddelere konu olan her şeyi seyretmelerine sahne olan bir gösteri mekanı haline gelmesiyle devam eder.</p>
<p>Bugünkü Gözetim sisteminin temelleri de bu biçimde atılmış oldu.Görmek dokunmadan farklı bir duygulanım içerir, dokunmak gerçeklikle temas etmeye, onunla yüzleşmeye zorlayan bir çağrıdır, oysa görmek doğası gereği kendini bir uzaklığa yerleştirmeyi içerir.Buda deneyim duygusundan yoksun bırakır. Bakış aynı zamanda bir denetim biçimi “el altında bulun-durma” halini de içerir. Nitekim<br />
John Berger önemli bir rastlantıya dikkat çeker, kameranın icad edildiği dönemde Pozitivizmin kurucusu Aguste Comte ünlü eseri Pozitif Felsefeye Giriş kitabını tamamlamaktaydı.</p>
<p>Pozitivizm ve kamera, Mısır Mitolojisindeki Tanrı Ra’nın her şeyi gören gözü gibi bakışımızla dünyayı bilinir kılıp aynı zamanda onu denetle yebileceğimizin temsilidir. Kamera ve bakış teknikleriyle“Yeryüzünün tüm yüzeyi sürekli olarak açılan bir gösteri haline,sonu gelmeyen, inceden inceye gözleme nesnesi haline gelmiştir” 2</p>
<p>Görselliğin yarattığı dünya bizleri izleyiciye, birer röntgenciye dönüştürmekle kalmaz sürekli bir sağanak halinde algılarımıza saldıran imajlar nedeniyle bizleri Mestrovic’in duygu ötecilik olarak tanımladığı bir kayıtsızlık haline de sokar. Gösteri hayatın bütün alanlarını ele geçirir.Gösteri, kendi yapay evrenimizin tümüyle görselleşmesi ile nesnelerden toplumsal ilişkilere dek her şeyin görselleşmesi ve seyirlik bir nitelik kazanmasıdır.</p>
<p>Gösteri,dünyanın görmeye dayalı bir hale gelmesi, dünyamızın görselleşerek estetikleşmesi, dünyanın imajlar yolu ile alımlandığı, dışlandığı bir<br />
toplumsal ilişki halidir.“Gösteri bir imajlar toplamı değildir, kişiler arasında varolan ve imajların dolayımından geçen bir toplumsal ilişkidir… Gerçek dünyanın basit imajlara dönüştüğü yer de basit imajlar, gerçek varlıklar ve hipnotik bir davranışın<br />
etkili motivasyonları haline gelir.Artık doğrudan doğruya algılanamayan dünyayı uzmanlaşmış farklı dolayımlarla gösterme eğilimi olarak gösteri, görmeyi doğal<br />
olarak insanın ayrıcalıklı duygusu -ki eski dönemler de bu ayrıcalık dokunma duygusunu da- kabul eder, en soyut ve aldanabilir duyu olan görme güncel toplumun güncelleştirilmiş soyutlamasına denk düşer” 4</p>
<p>Guy Debord’un açtığı gösteri kapısı yetkin haline Baudrillard’ın Simülasyon kavramı ile ulaştı.Simülasyon asıl ve gerçek arasındaki ayrımın son bulduğu aşırı gerçeklik ya da “Hipergerçeklik” düzenine aittir. Simülasyon imajın gerçeklik halini alarak her şeyin temsile, surete dönüşmesidir.Simülasyon bir taklit olarak ortaya çıkar ama temsil düzeninde kendi bir gerçeğe dönüşür, böylece suret ve asıl ayrımı tıpkı temsil eden-edilen ayrımı gibi, yapaylığın asıl haline bir düşler evreni ve gerçekliğin bir imgeye, bir işarete,bir surete dönüşümü olarak imaj haline gelir.</p>
<p>“Bu yepyeni sanal gerçeklikle birlikte simülasyon girişiminin en son evresine girmiş<br />
bulunuyoruz. Bu evrede karşımıza her türlü ilizyonun köküne kibrit suyu eken teknoloji ürünü yapay bir dünya çıkıyor”5Böylesi bir dünyada gerçekten,hakikatten, asıldan söz edilemeyeceği gibi temsil dışında bir gerçeklik olarak dünyadan bile söz<br />
etmek zorlaşır. İmajlardan oluşan simülasyon evreni adeta bir matrixi andırır.</p>
<p>“Durum böyle olunca geriye doğal dünyayı yok edip, yerine yapay bir dünya koymaktan başka yapacak iş kalmıyor.-bizi hiç kimseye hesap vermek zorunda bırak-mayacak, gerçeğiyle hiçbir benzerliğe sahip olmayan bir dünya istedik. Böylelikle doğal dünyaya özgü bütün görünümlere son veren devasa bir girişim başlattık.</p>
<p>Doğal dünyanın yerine zorla yapay bir dünya koyma girişimi uzun vadede, doğal olan her şeyi yadsımamıza yol açabilir. Kendisini hiçbir şeyle değiş tokuş edemediğimiz bir dünyanın yerine sanal bir dünya”6</p>
<p>İşte Faceobook böylesi bir dünyanın ve giderek yok olan, insanların kendi mahrem alanları içinde sosyal anlamda atomlarına ayrıldığı bir dünyaya aittir. Adı her ne kadar sosyal medya olarak geçse de bu sosyallik sanal bir sosyalliğe dönüşmüştür. Facebook, görmek kadar göstermenin öne çıktığı narsist bir sosyalliğe gönderme yapar. Nasıl YouTube’ye çekilen videoların basılması ile dikizleme dürtümüz, sosyal röntgenciliğimiz dürtükleniyorsa Facebook’da benzer bir işlev görür. Facebook ve YouTube kişinin kendini vitrine koyarak parlatmak istediği bir sanal cemaat ortamı. Sürekli bağlantıda kalarak görünür olmak arzusu bu mekânın en önemli değeri. MySpace, Facebook gibi internet sitelerinde ’ben’ler sergileniyor. YouTube gibi paylaşım siteleri ise bu nesle tam aradığı şeyi sunuyor: Kendilerini tüm dünyaya gösterme ve şöhreti yakalama şansını!</p>
<p>Tüketim toplumu sosyal medya aracılığı ile arzuları kışkırtarak benliği sürekli şımartmayı teşvik ederek narsizmi pompalıyor.Böylece başkaları için değil kendi için yaşayan, kendi için kaygı duyan bir insan tipo-lojisi ortaya çıkıyor. Psikanalist Joel Kovel’de narsizmin bu çağın geçer değeri haline geldiğini ortaya koyuyor.“Artık, günümüzün tipik hastası belirgin bir arzusuyla çatışma içinde olan nevrotik birey değil, benlik kaybına bağlı özdeğer düşüklüğünü savunmacı çeşitli çabalarla yüksek tutmaya çalışan narsisistik bireydir. Keza, artık hâkim patoloji arzunun babaerkil otorite tarafından bastırılmasının sonucu ortaya çıkan klasik nevroz değil; arzunun kışkırtıldığı, yörüngesinden saptırıldığı, ne kendisine tatmin bulacağı uygun bir nesnenin sunulduğu ne de tutarlı denetim formlarının sağlandığı modern bir psikopatoloji biçimidir”7</p>
<p>Narsizm bu yüzyılın egemen değeri olarak pan kapitalist kültürün bir ürünü.</p>
<p><strong>Abartılı Paylaşım </strong></p>
<p>Niedzviecki’nin terimi ile sosyal ağlar üzerinden kurulan paylaşım kültürü “abartılı paylaşım”denilen bir iletişim biçimini besliyor. Hayatını, mahrem anlarını,duygularını, kendi beğenilerini başkalarıyla aşırıya varacak kadar paylaşmak.“Dikizleme kültürü” tıpkı 1950’lerde hayatımıza giren televizyon gibi başlangıçta hayli masumdu. Birbirleriyle iletişim kuran arkadaşlar… Sınırlarını zorlayan yeni yetmeler… Her dilden,her dinden ve ırktan insanın hayatı, arzuları, korkuları ve problemleri hakkında konuşabileceği bir platform. Bunun ne gibi sakıncası olabilirdi ki? Ancak o kadar da basit değil. Ahlaki kaygılar güden Rin Tin Tin ile başlayan yolculuğumuz, dondurulmuş gıdalara, obezlikte birbiriyle yarışan yolculuklara ve yürek parçalayan bir asosyalliğe gelip dayandı.. Hayata karışmak yerine televizyon izli- yorduk artık.. Ancak asıl büyük fotoğrafı görmemeye başladık.” 8</p>
<p>Bugün de geldiğimiz nokta bu.İnternet bağımlılığı denilen şey öyle bir noktaya gelmiş durumda-ki yeni yetmeler için dünya adeta bir bilgisayar ekranından ibaret,<br />
beslenme bozukluğu, şiddete eğilim, ahlaki kayıtsızlık, Narsizm, sabırsızlık, engellenme karşısında telaşlılık vb. yanında obezite gibi fiziki sorunlar da görülüyor. Komşusu ile yüzyüze oturup bir yerde sohbet etmek yerine internet üzerinden görüşmeyi tercih eden, okul arkadaşları ile MSN üzerinden sohbet eden bir nesil yetişiyor. Faceebok vb. sosyal ağlar da bu nesilin ve yeni toplumsal özne’nin teşhirci toplumsal kültürünün ürünü. Artık abartılı paylaşarak herkes herkes hakkında bilgi sahibi olmak istiyor.</p>
<p>Toplum her şeyi birbirine itiraf edebilen, en mahrem konularını bile paylaşan bir dikizleme kültürü içinde yer tutuyor. Artık her paylaşılan şey bir kamera halini alıyor. Foucault’un görmeden gözetleyen ünlü panopticonu artık sıradan insanlar. Panopticon artık toplumsal hayatın “abartılı paylaşımı”nın adı. Niedzviecki’nin dikizleme kültürü adını verdiği şey görsel dünyanın gelmiş olduğu son aşama olduğu kadar, Foucault’un bilme istenci dediği şeyin bir parçası olan “söyleme kışkırtma”nın bir ürünü. Focuault, Kilise ile başlayan günah çıkartma süreci modern iktidar ilişkileriyle bir bilme istencine dönüşür. İktidar susmaya değil konuşmaya teşvik eder. En mahrem konular bile söze dökülmeli, konuşulmalıdır.</p>
<p>İktidarın özneyi bu konuşmaya,söze dökmeye teşviki, söyleme kışkırtma dediğimiz olguya tekabül eder. İşte sosyal ağlar da bu kışkırtmanın bir ürünü. Ama daha önemlisi kitle toplumu içinde anonimleşen insanların ben buradayım, bakın tanıyın beni, kendimi sunmak ve bilinir olmak için elimden geleni ardıma koymam mesajını iletiyorlar. Bilmek ve bilinmek isterken aslında modern bilme istencinin ve sıradan insanların büyük biradere kendini sunma halini yaşıyorlar.</p>
<p>“Sanki kulağımıza gizlice fısıldanan hipnotize edici bir düşünce var ve sürekli aynı şey tekrarlanıyor: Bilmen ve bilinmen gerek!Bunu itirafa teşebbüs etmek bile vücudumuzda müshil etkisi yaratıyor, çünkü hepimizin farkında olduğu gibi, dedikodunun cazibesi, tehlikeli taraflarını ihmal etmemize yol açıyor. Sanki çağlardır süregelen bir ritüel bu birbirimize dikkatle baktığımızda heyecanlanıyor, saatlerce konuşmuşçasına rahatlıyor ve haz alıyoruz.”9</p>
<p>Kısacası sosyal ağlar kaybolan toplumsallığın, bir dünyanın ikamesi. Sanal cemaatler:<br />
Toplumsallık arayan insanların karşılaştıkları gerçek koşullara yapılan esnek, canlı ve pratik uyarlamaları temsil ediyor. Sanal cemaatler, toplumsallık dürtüsüne “kentlerin<br />
coğrafi ve kültürel gerçeklikleri nedeniyle sık sık kesintiye uğrayan bu dürtüye karşılık gelen yenilikçi çözümler yelpazesinin bir parçasıdır. Sanal toplum gayri resmi kamusal alanların gerçek yaşamlarımızdan çıkmasıyla birlikte, dünyadaki insanların göğsünde büyüyen cemaate açlık duyma dürtüsüyle harekete geçmesinin bir ürünü. Bu şekilde gerçek dünyada yitirilen değerlerin ve ideallerin sanal gerçeklik konumunda yeniden elde edilebileceği umulmakta.</p>
<p>Ağ’ın aile duygusunu,“görünmez dostlar ailesi” duygusunu yeniden kurabileceği beklentisi insanları bu geniş aileye katılmaya davet etmekte. Adeta köydeki çeşme başı, kasabadaki meydan duygusu, bunun sağladığı iletişim yoğunluğu duygusu bu ağlarla bir anlamda yeniden yeniden yaratılmakta. Edgar Morin’in,“Eski dayanışma biçimleri geniş aile ve köy cemaati içine yaşanıyordu, ama şimdi bu içselleştirilmiş toplumsal bağlar ortadan kaybolmaktadır.” diyerek yaptığı tespit Facebook başta olmak üzere sosyal ağların hangi gereksinmeye denk düştüğünü anlamamıza yardımcı olur. Üstelik sanal topluluk sizi yargılamaz, teşvik eder, sizi gözetler ama sizinle dayanışmaz, riskler ortadan kaybolur.</p>
<p>Sanal alan bu nedenle gerçek alana oranla daha güvenlidir, üstelik kendinizi olduğu gibi değil kurgulanmış bir biçimde sunma olanağı vardır. Herkesin beğendiği, desteklediği biri olabilirsiniz. Üstelik sanal toplumda kurduğunuz cemaat bağları sizi esir almaz. Çünkü maddesizleştirilmiş ve bölgesizleştirilmiş sanal bölgelerde öznellikler kendi arasında değişebilir ve keyfi bir biçimde varolma imkânına kavuşmuştur.Ortak bir bütünlük içinde birlik ve karşılıklı olma duygusu sosyal ağlarda teknolojinin kurumsallaştırılmasıyla “yapay” olarak yaratılmıştır.</p>
<p>Yeni tekno- lojilerin, şeffaf toplum rüyasını karşıladığı düşünülmektedir. Birbirimize karşı şeffaf olarak aynı zaman ve mekânda birlikte var oluruz. Dokunacak kadar yakın dururuz, birbirimizle ilgili vizyonumuzu engelleyecek hiçbir şey giremez aramıza.10 Mahremiyetin sanal dönüşümü diyeceğimiz bu durum içinde yaşadığımız metropol toplumlarının da paradoksunu ortaya koyar.</p>
<p>“Bir taraftan yüksek güvenlikli evlerimizde, kilitli kapıların ardında saklanıyor, kendimizi dünyadan cep telefonumuzun ya da MP3 çalarımızın kulaklığını takarak soyutluyoruz. Bir taraftan da bütün sırlarımızı blogumuzda ve sosyal paylaşım ağlarında anlatıyor; fotoğraf ve video yüklüyor, televizyon programlarında ve aklımıza gelebilecek buna benzer yerlerde içimizi döküyoruz. Zaten bu anlamda “Dikizleme Kültürü” insan yaşamının dijitalleşmesi ve elektronik ortamlara kayması demek. Bu yüzden bizi izleyenlere “tam pansiyon” teşhir vaad ederken, gerçek anlamda ilişki kuramaz hale geliyoruz.Bakışlarımız çevremizdekiler üzerinde gezinse de aslında kimseyi gördüğümüz yok.”10Dikizleme kültürü toplumun yok olduğu bir dünyada ötekilerin kendimizi gördüğümüz, tanıdığımız bir ayna işlevi görmesini sağlıyor.</p>
<p>Ötekinin dolayımında kendimiz oluyor, bireyselliğimizi keşfediyoruz, bir anlamda tamamlanmış olduğumuzu düşünüyoruz. Cam bir odada oturarak insani varoluşumuzu tamamlamayı umuyoruz.Belki de postmodern çağın trajedisi burada yatıyor. Mahremliğin yokoluşu ile birey olarak kendimizi keşfettiğimizi düşünüyor, kimsenin kimseyi fark etmediği atomlaşmış bir dünyada bakılarak, görülerek fark edilip adam yerine konmuş oluyoruz.</p>
<p>Faceebook ve diğer sosyal ağlar, YouToube vb. görsel röntgen mekânları, batının ‘bilen özne’ anlayışının, onun gerçeğe olan aşırı tutkusunun varmış olduğu nokta. Dünyayı tül bir perde ardından sisli puslu izliyorduk ve bu şekilde aslında çok daha gerçek insan olma ve bu şekilde insani varoluş elde etmek imkânına sahiptik. Mahremiyet bizi güvenli bir alanda tutarken sahici kamusallık içinde gerçek toplumsal ilişkiler kuruyorduk. Sonra bir gün burjuvazi bu dünyanın bize yetmeyeceğine, bu dünyanın köhnemiş ve insanı özgür olmaktan yoksun bırakmış olduğuna kanaat getirdi. Böylece tül perde yırtıldı. Göz artık dünyanın merke- zine oturmuştu, bakış tüm dünyaya egemen olan Tanrısal öznenin hâkimiyetini ilan ediyordu.</p>
<p>Artık şeffaf bir dünya talep ediyor, bilinçle dünyanın birbiri ile kaynaştığı bir dünyada özgürlüğün ancak gerçekle bizi insan kılacağını düşünüyorduk. Ancak gerçeğe olan bu aşırı tutku, dünyayı tamamı ile bilinen ve sırlarından arınmış bilinir bir mekân kılan gerçeklik anlayışı kendi aşırlığında kendini tüketerek gerçeği gerçeğin taklidi olan bir sanallıkla değişti. Mahremliğin öldüğü bir dünya daha özgür değil tersine gözün totaliter egemenliği altında aldığımız her nefesten haber- dar olan tahakkümer bir egemenliği teyid etti. Yıkılan kamusal alan bizi bireyleştirdi sandık ama bireylik adı altında bizi diğerlerinden soyutlayan kalın bir kabuğa sahip olduk. Böylece bu dünyada devlet- le bizim aramızda hiçbir aracı kal- madı ve tüm hayatımız siyasal egemenliğin içine doldu. Artık büyük birader sadece istihbarat teşkilatı, polis değil asıl büyük birader şirket.</p>
<p>Tüm bilgilerimiz onların elinde ve onlar bizi soyarken aslında bizi sadece bir tüketiciye dönüştürüyorlar. Despotluğun totaliter egemenliği, mahremiyetin iptalinin ve gerçeğe olan aşırı tutkunun bir sonucuydu. İzliyoruz ve izleniyoruz ağda avına atılmaya hazır bir örümcek edası ile merak ettiğimiz her şeye ulaşmaya çabalarken,aslında ava giden avlanır misali biz kendimiz ağa düşen bir örümcek olarak şirketlerin ve güvenlik birimlerinin ağına takılıyoruz.</p>
<p>İslam tam da bu noktada bize mahrem bir dünya altında saygın bir varoluş vaat ediyor bize.Gerçeği hiçbir zaman elde edemeyeceğimiz gerçeğin insan bilgisi- nin sınırları içinde olacağını söyleyerek bizi totaliter bir dünyadan koruyor. Böylece aslında gerçek insanlara, gerçek bir özgürlüğe kavuşmamıza olanak sağlıyor. Lakin Müslümanlar bu dünyanın ve onun mahremlik talebinin,tesettürle saklanan dünyanın bize vaad ettiği özgürlüğün farkında değil. Ne diyelim, Allah Nuru’nu tamamladığı gibi onu bizden çekebilir de. Aydınlanmış dediğimiz şeffaf cam odanın karanlığı da aslında bu Nur’un çekilmeye başladığının bir belirtisi değil mi?</p>
<p>Dilaver Demirağ</p>
<p>Ümran dergisi -Haziran 2010</p>
<p><strong>Dipnotlar</strong></p>
<p>1 Popüler kültür, http://populerkultur.uzerine.com/index.jsp?objid=2216</p>
<p>2 Kevin Robins ( 1999), İmaj, Görmenin Kültür Ve Politikası, Çev: Nurçay Türkoğlu, Ayrıntı Yayınları, s: 246.</p>
<p>3 Guy Debord (1996), Gösteri Toplumu ve Yorumlar, Çev: Ayşen Ekmekçi, Okan Taşkent, Ayrıntı Yayınları, s: 18.</p>
<p>4 Jean Baudrillard (2005), İmkânsız Takas,Çev: Ayşegül Sönmezay, Ayrıntı Yayınları, s: 31-32.</p>
<p>5 Baudrillard, a.g.e., s: 31.</p>
<p>6 Kovel, J.(1976). A Complete Guide To Therapy. New York: Pantheon, alıntılayan Hakan Kızıltan, Narsizim ve Psikopatolojisi, http://www.icgoru.com/ content/view/157/2/</p>
<p>7 Hal Niedzviecki (2010), Dikizleme Günlüğü, Çev: Gökçe Gündüç, Ayrıntı Yayın-<br />
ları, s: 18.</p>
<p>8 Niedzviecki, a.g.e., s: 11.</p>
<p>9 Sanal Cemaat ve Kolektif Kimlik Üzerine, http://ka-ge.facebook.com/note.<br />
php?note_id=144966745527002.</p>
<p>10 Niedzviecki, a.g.e., s:27</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/dikizlenen-dunyanin-resmifaceebok-ve-yeni-narsist-ozne/">Dikizlenen Dünyanın Resmi:Faceebok ve Yeni Narsist Özne</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/dikizlenen-dunyanin-resmifaceebok-ve-yeni-narsist-ozne/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Elsagate: YouTube’un Algoritmik İntiharı</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/elsagate-youtubeun-algoritmik-intihari/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/elsagate-youtubeun-algoritmik-intihari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Mar 2018 21:36:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Algoritma]]></category>
		<category><![CDATA[Elsagate]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[YouTube]]></category>
		<category><![CDATA[Youtube Kids]]></category>
		<category><![CDATA[Youtube Video kanalları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=20474</guid>

					<description><![CDATA[<p>YouTube artık hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Merak edilen bir konu hakkında bir yazı okumaktansa, YouTube’da bir video izlemek tercih ediliyor, çünkü görsel ve işitsel bilgi aktarımı ile daha hızlı öğrenilebiliyor. Televizyon kanallarında kendilerine hitap eden bir içerik bulamakta zorlanan gençler ve genç yetişkinler, YouTube videoları arasında kaybolmuş bir şekilde akşamları vakitlerini geçirir hale [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/elsagate-youtubeun-algoritmik-intihari/">Elsagate: YouTube’un Algoritmik İntiharı</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 id="bba4"><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/03/unnamed.jpg"><img decoding="async" class="size-medium wp-image-20476 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/03/unnamed-300x150.jpg" alt="" width="300" height="150" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/03/unnamed-300x150.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/03/unnamed.jpg 542w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></h1>
<p id="da23">YouTube artık hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Merak edilen bir konu hakkında bir yazı okumaktansa, YouTube’da bir video izlemek tercih ediliyor, çünkü görsel ve işitsel bilgi aktarımı ile daha hızlı öğrenilebiliyor. Televizyon kanallarında kendilerine hitap eden bir içerik bulamakta zorlanan gençler ve genç yetişkinler, YouTube videoları arasında kaybolmuş bir şekilde akşamları vakitlerini geçirir hale gelmiş durumdalar. Geniş bant internet erişimi imkanlarının mobilde ve kablosuz ağlarda artması; YouTube kullanımının bilgisayarlardan, telefon ve tablet gibi mobil cihazlara doğru kaymasını sağladı. YouTube’un mobil cihazlarda kullanımının yayınlaşması ise, yeni bir kullanıcı kitlesi oluşmasının yolunu açtı: Çocuklar.</p>
<p id="f117">Çocukların YouTube kullanımı konusuna girmeden önce, YouTube’un 2005 yılında kurulmasından bu yana, geçirdiği birtakım değişikliklerden söz etmek istiyorum. Google tarafından 2006 yılında satın alındıktan sonra 2007 yılında kullanıcıları ile reklam geliri paylaşımı programını başlattı. 2012 yılında, arama sonuçlarının sıralama (tavsiye) algoritmasında değişikliğe gittiğini duyuran YouTube, bundan sonra videoların izlenme sürelerinin arama sonuçlarına doğrudan etki edeceğini duyurdu. 2015 yılının Şubat ayında YouTube, çocuklara yönelik içeriklerin sağlanmasının vaat edildiği “YouTube Kids” uygulamasını yayınladı ve bundan bir ay sonra da, ilk video izlendikten sonra tavsiye algoritmasının sıraladığı videoların otomatik olarak ardısıra oynatılmasını sağlayan otomatik oynatma (Auto play) özelliğini web sitesi platformuna eklendi. Kullanıcının platformda daha çok vakit geçirmesi için getirilen bu özellik, daha sonra 2016 yılının Mayıs ayında YouTube’un mobil uygulama platformuna da getirildi. Video içerik üreticisi kanallar, daha çok reklam geliri kazanabilmek için algoritmanın açıklarını araştırmaya başladılar. Yapılan bir araştırmaya göre video ilk yayınlandığındaki ilk 48 saat içerisindeki abonelerinde ulaşma oranı belirli bir eşiği aşarsa, videonun ömür boyu izlenme oranında bir sıçrama oluyordu. Uzun süreli videolar, kısa süreli videolara nazaran daha çok tavsiye edilme oranları daha yüksek olmaktaydı. 2016’nın Eylül ayına kadar kapalı bir kutu olan YouTube’un tavsiye algoritması, bir konferansta Google çalışanları tarafından bir makale olarak <a href="https://static.googleusercontent.com/media/research.google.com/en//pubs/archive/45530.pdf" target="_blank" rel="nofollow noopener" data-href="https://static.googleusercontent.com/media/research.google.com/en//pubs/archive/45530.pdf">sunuldu</a>.</p>
<p id="636a">Makalede, YouTube’un Makine Öğrenmesi (Machine Learning) için Derin Yapay Sinir Ağlarını (Deep Neural Networks) nasıl kullandığı açıklanmaktaydı. Buna göre, tavsiye sistemi mimarisi, iki aşamalı yapay sinir ağı filtresinden oluşuyor: Aday Üretimi ve Sıralama. Kullanıcıdan alınan üç parametre: İzleme Geçmişi, Arama Geçmişi ve Yaş, Cinsiyet Ülke gibi bilgilerin toplandığı Demografik Parametreler, Aday Üretimi ve Sıralama filtrelerini (sinir ağlarını) besliyor. Bunun yanısıra videonun “tazeliği” (Freshness) , “Tıklanma Oranı” (Click Through Rate) ve Kullanıcı Etkileşimi (Beğenme, Yorum Yazma, Abone Olma) gibi bilgiler, yalnız sıralama filtresini besliyor. Algoritma, tavsiye sisteminden çıkan sonuçları sürekli A/B karşılaştırma testleri yapıp, yapay sinir ağına geri besleyerek kullanıcı izleme süresini , yani kullanıcının YouTube’da geçirdiği süreyi arttırmayı hedefliyor.</p>
<figure id="ce98">
<div>
<div></div>
<div data-image-id="1*5fAsdKoJsdH2ACXkEdLWVg.png" data-width="559" data-height="439" data-is-featured="true" data-scroll="native"><canvas width="75" height="58"></canvas><img decoding="async" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1600/1*5fAsdKoJsdH2ACXkEdLWVg.png" data-src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1600/1*5fAsdKoJsdH2ACXkEdLWVg.png" /></div>
</div><figcaption>YouTube Tavsiye sistemi mimarisi</figcaption></figure>
<p id="57b2">YouTube’un 2012’den beri geliştirdiği ve 2016’da kamuoyuna duyurduğu bu algoritmanın karar kriterlerini fark eden “bazı” içerik üreticileri, videolarının izlenme oranlarını arttırmak ve tavsiye algoritmasında basamakları atlamak için sözü edilen ilk 48 saat içinde olabildiğince izlenme alma ve videoları uzatma gibi yollara başvurmaya başladılar. Günün sonunda burası bir gelir kapısıydı ve algoritmanın açıkları kullanıldığında yüksek miktarda paralar kazanılabiliyordu. Ancak para kazanabilmek için bu içerikleri birilerine izletmek gerekiyordu ve yetişkinler, modern hayatın çalışma koşulları nedeniyle para kazanmak için her zaman en uygun aday olmayabiliyorlardı. Bu sebeple “bazı” içerik üreticileri hedeflerini yeni bir kitleye yöneltmeye başladılar: “Okul Öncesi Çağdaki Çocuklar”.</p>
<p id="a876">YouTube’un telefon ve tabletlerle erişilebilir hale gelmesi okul öncesi çağında çocuk yetiştiren anne ve babalar için bir devrim niteliğindeydi. Okul öncesi çağındaki çocuğunun eline telefon verip YouTube’da video izletebilmek ebeveynler için bir can simiti haline gemişti. Televizyon gibi bir program süresi sınırı yoktu. İçerik alabildiğine çoktu ve otomatik oynatma (autoplay) özelliği sayesinde sözü edilen tavsiye algoritması, sıradaki videoları sıraya diziyor ve çocuklara saatlerce video izletilebiliyordu. Bunun yanısıra 3G ve 4G sayesinde mekan sınırı da ortadan kalkmıştı. Çocukları ile evden dışarı çıkan ebeveynlerin imdadına telefonları yetişiyordu. YouTube, birdenbire otomatik bir bakıcı işlevi kazanmıştı. Bu durum, 2008’de başlayan 30 aylık YouTube yasağını saymazsak Türkiye için de aynen geçerliydi.</p>
<p id="5b7c">YouTube’un sıralama algoritmasının karar kriterlerini çözen içerik üreticisi kanallar, anne ve babaların imdadına yetişerek okul öncesi çocuklara yönelik içerikler üretmeye başladılar. Renkli içerikler, animasyonlar, anaokulu şarkıları, oyuncak açma videoları, sürpriz yumurta açma videoları. Kanalların ve içeriklerin ardı arkası kesilmiyordu. YouTube’da saatler geçiren çocuklar, yetişkinlere göre “izleme süresi” parametresi daha yüksek bir kitle haline geldiler. Çocuklara yönelik videoların süreleri de tavsiye algoritmasında yukarı çıkmak için artmaya başladı. Söz konusu algoritmaya göre çocukların videolar ile etkileşimleri, video aramaktan ziyade “tıklanma oranı” ile oluyordu. Dolayısıyla video başlıkları ve thumbnail görselleri videonun seçilmesinde önemli bir etken haline geldi. Anne ve Babalar mutlu. Çocuklara izletilen videolardan reklam geliri kazanan içerik üreticisi kanallar mutlu.</p>
<p id="72d5">Ortaya çıkan tablo ile ilgili bazı çıkarımlarda bulunalım. YouTube’a bir video yüklendiğinde, içeriğini gözden geçirecek herhangi bir insan emeği sürecinden geçmiyorlar. Video yükleme trafiği göz önünde bulundurulduğunda YouTube’un bununla baş edebilecek insan kaynakları yok. Anne ve Babalar YouTube’a yüklenen videoların içeriklerine ve otomatik oynatma (autoplay) listesini üreten tavsiye algoritmasına güvenleri tam ki, çocuklarını telefonlarla baş başa bırakabiliyorlar. Tavsiye Algoritması, adı üstünde bir algoritma. Sağ duyu gibi insani özeliklere sahip değil. Öğrenme paterni, algoritmadan ötürü öngörülmeyen bir şekilde öğrenebileceği, göz önünde bulundurulmalı. YouTube bünyesindeki okul öncesi içerik üreticilerinin büyük bir kısmının temel motivasyonu, bu platform üzerinden olabilecek en yüksek bir şekilde para kazanmak. Bu içerik üreticilerin tamamının, çocukların pedagojik gelişimi ile yakından ilgilendiğini düşünmek oldukça iyimser bir düşünce olur. Çocuklar yasakları delmeyi severler. Onlara uygun olmayan şeyleri görme eğilimindedirler. Çocukların bu eğilimleri tavsiye algoritmasının öğrenme paternini ve içerik üreticilerinin içerik seçimlerini etkileyebilir, tetikleyebilir.</p>
<p id="a361">Beni bu konuları araştırmaya iten sürecin tetikleyicisi, <a href="https://www.youtube.com/channel/UCaiy6wwEQD4y5xIMm7bzBQw" target="_blank" rel="noopener nofollow" data-href="https://www.youtube.com/channel/UCaiy6wwEQD4y5xIMm7bzBQw">Yörekok</a> adlı bir YouTube kanalında çok yüzeysel olarak değinilen Örümcek Adam ve Elsa kostümü giymiş insanların çektikleri videolardı. İlk bakışta ne olduklarını anlamakta zorlanmıştım. Düşük bütçeli, diyalogsuz, çocuk şarkısı çalan, tuhaf tuhaf videolar olarak görünmüşlerdi bana. Absürt mizah parodileri olarak değerlendirdim ve üzerinde durmadım. Aradan bir kaç hafta geçtikten sonra, bir tanıdığımın nikahında Elsa kostümü giymiş küçük bir kıza rastladım. Elsa’nın kim olduğunu tam olarak bilmiyorum ama görünen o ki kızlar arasında oldukça popüler bir kahramandı. Disney tarafından 2013 yılında yayınlanmış bir animasyon film olan Frozen’ın baş kahramanı karlar prensesi Elsa, Time dergisin 2014 yılının en ilham verici kurgusal kahramanları sıralamasında <a href="http://time.com/3612615/influential-characters-2014/" target="_blank" rel="noopener nofollow" data-href="http://time.com/3612615/influential-characters-2014/">birinci sıradaymı</a>ş. Elsa kostümü giymiş kız, tanıdığımın yeğeni olan 6 yaşlarındaki kuzeni ile koşturuyordu. O sırada Yörekok’tan gördüğüm ve bir anlam veremediğim Elsa’lı videolar aklıma geldi. “Acaba?” diye düşünerek kıza: “YouTube’da hiç Örümcek Adam ve Elsa’lı videolar izledin mi?” diye sordum. Suratını ekşiterek “Evet, birbirlerini öldürüyorlar. Çok kötü.” dedi ve koşturmaya devam etti.</p>
<figure id="f5be">
<div>
<div></div>
<div data-image-id="1*5Z3egf596BPjXaYP77YRmg.png" data-width="871" data-height="154" data-action="zoom" data-action-value="1*5Z3egf596BPjXaYP77YRmg.png" data-scroll="native"><canvas width="75" height="12"></canvas><img decoding="async" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1600/1*5Z3egf596BPjXaYP77YRmg.png" data-src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1600/1*5Z3egf596BPjXaYP77YRmg.png" /></div>
</div><figcaption>Video Erişim Tarihi 6.12.2017</figcaption></figure>
<p id="b19b">Bu videoları çocuklar izliyordu! O andan itibaren tavşan deliğinden aşağı doğru düşmeye başladım. YouTube’da çocuklara yönelik olarak hazırlanmış, ancak çocuklara yönelik olmayan rahatsız edici içerikler dünyasında dehşete düşmeye başladım. Örümcek Adam, Elsa, Joker, Hulk ve benzer kahramanların kostümlerini giymiş insanların çektiği parodiler, önce masum bir şekilde devam edecekmiş gibi başlıyor, ilerleyen dakikalarda videolarda dışkı, idrar, şırınga, kaçırılma, şiddet, işkence, hamilelik, kürtaj, cinsellik, böceklerle korkutma gibi öğeler ortaya çıkıyordu. Çığlık sesleri ve ağlama hemen hemen her videoda karşınıza çıkıyordu. İnsanlarla çekilmiş parodilere ilaveten, iki boyutlu ve üç boyutlar düşük kaliteli animasyonlar da benzer öğeler barındırıyordu. Animasyonlarda Disney kahramanı Mickey, Minie’yi bağlayıp arabanın bagajına atıyor; Peppa the Pig ise, gittiği dişçi randevusunda işkenceye maruz kalıyordu. Bu videolar çocuklara küçük yaşta travma yaşatabilecek niteliktelerdi. Gerçek olamayacak kadar yüksek sayılardaki izlenme oranları, videoların altındaki anlamsız yorumlar, videoların başlıklarındaki anlamsız anahtar kelime salataları kafa karıştırıyordu. Videoların thumbnail görselleri ise video içindeki en rahatsız edici unsurları görselleştiriyor ve bu thumbnail görsellerinin çocuklar tarafından kolay seçilebilir olması için arka planları sarı renkte oluyordu. İçerikleri yayınlanan kanallar Çoklu Kanal Ağları (Multi Channel Network) ile şemsiye ağlar altında toplanmıştı ve mantar gibi türeyip sürekli içerik yayınlıyorlardı.</p>
<figure id="6edd">
<div>
<div></div>
<div data-image-id="1*107fyGSOdqFdiYJQL_USeQ.png" data-width="651" data-height="431" data-scroll="native"><canvas width="75" height="48"></canvas><img decoding="async" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1600/1*107fyGSOdqFdiYJQL_USeQ.png" data-src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1600/1*107fyGSOdqFdiYJQL_USeQ.png" /></div>
</div><figcaption>Video Erişim Tarihi: 6.12.2017</figcaption></figure>
<p id="d115">YouTube’un tavsiye algoritması göz önünde bulundurulduğunda her şeyin daha çok reklam geliri kazanmaya yönelik olduğu söylenebilir. Video yüklendikten sonraki ilk 48 saatteki izlenme oranları, tıklama çiftlikleri (click farm) ile şişirilmiş, dolayısıyla tavsiye algoritmasının filtrelerinden geçtiği ve algoritmaya sürekli geri beslendiği için anlamsız derecede yüksek. Anlamsız yorumlar ve anahtar kelime salatalarından oluşan video başlıkları, algoritmanın sıralama filtresinden geçmek için olabilir. Rahatsız edici thumbnail görselleri ise çocukların yasakları delme eğilimlerine yönelik videonun çocuk tarafından tıklanması için düşünülmüş olabilir. Yazının başında bahsettiğim “YouTube Kids” uygulamasının filtrelerinden bile içeri sızmayı başarmışlardı.</p>
<figure id="cd64">
<div>
<div></div>
<div data-image-id="1*ftca_HG0usdhlj0MDZBvzg.png" data-width="669" data-height="554" data-scroll="native"><canvas width="75" height="61"></canvas><img decoding="async" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1600/1*ftca_HG0usdhlj0MDZBvzg.png" data-src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1600/1*ftca_HG0usdhlj0MDZBvzg.png" /></div>
</div><figcaption>Video Erişim Tarihi: 6.12.2017</figcaption></figure>
<p id="e0a3">Komplo teorilerine yatkın olan kamp, bu videoların, küçük çocuklara grooming (arkadaş gibi görünme, kanıksatma) ve öğrenilmiş çaresizlik teknikleri ile pedofiliye alıştırma gibi bir amacı olabileceğini öne sürüyorlar. Bu kadar geniş çaplı kitlesel pedofiliye alıştırma operasyonunun yapılıyor olması ihtimali bile insanı dehşete düşürdüğü için şu aşamada buna inanmak istemiyorum. Olası planın sonraki aşamaları için neler olabileceği hakkında net bir senaryo yok.</p>
<figure id="af74">
<div>
<div></div>
<div data-image-id="1*q2ZhStp0ASSSEvrxvvjFaw.png" data-width="673" data-height="565" data-scroll="native"><canvas width="75" height="62"></canvas><img decoding="async" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1600/1*q2ZhStp0ASSSEvrxvvjFaw.png" data-src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1600/1*q2ZhStp0ASSSEvrxvvjFaw.png" /></div>
</div><figcaption>Video Erişim Tarihi: 6.12.2017</figcaption></figure>
<p id="69bf">Ortaya çıkan bu durumla ilgili şikayetler 2017 yılında yavaş yavaş su yüzünde çıkmaya başladı. 2017&#8217;nin Ocak ayında YouTube şahsiyeti H3H3, <a href="https://www.youtube.com/watch?v=fBWf6Zvn0jQ%20https://www.reddit.com/r/ElsaGate/comments/6o6baf/what_is_elsagate/" target="_blank" rel="noopener nofollow" data-href="https://www.youtube.com/watch?v=fBWf6Zvn0jQ https://www.reddit.com/r/ElsaGate/comments/6o6baf/what_is_elsagate/">konuya ilk değinenlerden biri oldu</a>. Şubat ayında teknoloji haber sitesi The Verge, konuyu “Tuhaf bir YouTube trendi” şeklinde niteleyerek <a href="https://www.theverge.com/2017/2/20/14489052/youtube-kids-videos-superheroes-disney-characters-fart-jokes" target="_blank" rel="noopener nofollow" data-href="https://www.theverge.com/2017/2/20/14489052/youtube-kids-videos-superheroes-disney-characters-fart-jokes">haberleştirdi</a>. Mart ayında BBC, konuyu kapsamlı olarak <a href="http://www.bbc.com/news/blogs-trending-39381889" target="_blank" rel="noopener nofollow" data-href="http://www.bbc.com/news/blogs-trending-39381889">haberleştiren</a> ilk basın kuruluşu oldu. Haziran ayında bir makalede konu <a href="http://www.readwipedandblew.com/2017/06/06/elsagate-pedogate-many-faces-youtube/" target="_blank" rel="noopener nofollow" data-href="http://www.readwipedandblew.com/2017/06/06/elsagate-pedogate-many-faces-youtube/">#Elsagate</a> olarak anılmaya başlandı ve <a href="https://www.reddit.com/r/ElsaGate/" target="_blank" rel="noopener nofollow" data-href="https://www.reddit.com/r/ElsaGate/">Reddit’te</a> aynı isimde, konuyu araştırmak ve farkındalık yaratmak için bir sayfa açıldı. Temmuz ayında YouTube’da pek çok kişi bu konuyu sorgulayan videolar yayınlamaya başladı. Bu videoların arsaında “<a href="https://www.youtube.com/channel/UCHBWN1CtqAgnKgN6xIJBFPg" target="_blank" rel="noopener nofollow" data-href="https://www.youtube.com/channel/UCHBWN1CtqAgnKgN6xIJBFPg">Investigating YouTube</a>” kanalının videoları öne çıkmaktaydı, ancak Kasım ayına kadar konu medyada çok yer bulamadığı için YouTube da konu hakkında fazla sesini çıkarmadı. Öte yandan videolara konu olan fikri mülk sahibi medya firmalarının sessizliği de dikkat çekiyordu. New York Times, Kasım ayının başında konu hakkında kapsamlı bir <a href="https://www.nytimes.com/2017/11/04/business/media/youtube-kids-paw-patrol.html" target="_blank" rel="noopener nofollow" data-href="https://www.nytimes.com/2017/11/04/business/media/youtube-kids-paw-patrol.html">haber yayınladı</a>. New York Times’ın haberinde YouTube sözcüsü, sorunu büyütmemek istercesine “Samanlıktaki aşırı uçtaki iğne” şeklinde tanımladı. New York Times’ın haberinden iki gün sonra makale sitesi Medium’da James Bridle tarafından yayınlanan bir <a href="https://medium.com/@jamesbridle/something-is-wrong-on-the-internet-c39c471271d2" target="_blank" rel="noopener" data-href="https://medium.com/@jamesbridle/something-is-wrong-on-the-internet-c39c471271d2">yazı</a>, bir çok ana akım medya kuruluşunun harekete geçmesine sebep oldu. Konunun ciddiyetini kavramaya başlayan YouTube, 22 Kasım’da beş maddelik bir önlem paketini resmi blogundan <a href="http://youtube.googleblog.com/2017/11/5-ways-were-toughening-our-approach-to.html" target="_blank" rel="noopener nofollow" data-href="http://youtube.googleblog.com/2017/11/5-ways-were-toughening-our-approach-to.html">yayınladı</a>. Bu önlem paketinde zararlı içerik yayınlayan kanallar kapanacak ve adli mercilere iletilecek, aileleri hedef alan zararlı içerikler reklamsızlaştırılacak, içinde çocuk geçen videolara yazılan uygunsuz yorumlar bloklanacak, aile dostu içerik üretenlere yönelik kılavuzlar hazırlanacak, seçilmiş uzmanlar tarafından videolar daha sıkı denetlenecekti. Daha sonra YouTube ilk adım olarak, ilk yüz YouTube kanalı listesinde yer alan 8,5 milyon aboneli, iki kızı ile rahatsız edici videolar çeken bir adamın kanalı olan Toy Freaks’i kapatarak ilk #Elsagate kanalını kapatmış oldu. Konunun ana akım medyada geniş yer bulması, bir çok reklam vereni rahatsız etti, ve 24 Kasım’da Adidas*, Mars, Cadeburry, Deutche Bank, HP, ebay gibi firmalar, reklamlarını YouTube’dan çekmeye karar verdiler. Para musluklarının kesildiğini gören YouTube, buna karşılık yüzlerce #Elsagate kanalını kapatmaya başladı. Her ne kadar kanalları kapatmaya çalışsa da içeriklerin ve kanalların tamamen önlenmesi, imkansız bir hale gelmişti. Kapatılan kanalların videoları, başka kanallarda, başka dillerdeki başlıklarda beliriveriyordu. YouTube CEO’su Susan Wojcicki, 5 Aralık tarihindeki resmi YouTube blog <a href="https://youtube.googleblog.com/2017/12/expanding-our-work-against-abuse-of-our.html" target="_blank" rel="noopener nofollow" data-href="https://youtube.googleblog.com/2017/12/expanding-our-work-against-abuse-of-our.html">yazısında</a>, zararlı içeriklerin istihdam edilecek insan gücü yardımıyla denetleneceği ve bu insan gücünün makine öğrenme algoritmasını yönlendirileceğini, reklam verenlerin reklamlarının yayınlanacağı videoların seçiminin çok daha sıkı bir denetimden geçeceğini duyurdu.</p>
<figure id="cc08">
<div>
<div></div>
<div data-image-id="1*sSMwBeXBzCaUK3WFqaSiSw.png" data-width="665" data-height="563" data-scroll="native"><canvas width="75" height="62"></canvas><img decoding="async" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1600/1*sSMwBeXBzCaUK3WFqaSiSw.png" data-src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1600/1*sSMwBeXBzCaUK3WFqaSiSw.png" /></div>
</div><figcaption>Video Erişim Tarihi: 6.12.2017</figcaption></figure>
<p id="cca8">YouTube, reklam gelirinin etkileneceğini fark etmeden önce bunu önleyemez miydi? Elbette önleyebilirdi. Bu içeriklerin varlığından bugüne kadar hiç mi haberdar olmadı? Elbette oldu. İlk yüz sıradaki kanalları arasında bu türden kanallar bulunuyordu. YouTube bu videolardan çocukların etiklenebileceğini umursamış olsaydı çok önceden harekete geçebilirdi. İnternetin dehlizlerindeki bir takım odaklar, YouTube’un daha çok para kazanmak için geliştirdiği tavsiye algoritmasının zaaflarını çözmüş, bir yandan para kazanırken bir yandan kendine hedef seçtiği okul öncesi çağdaki çocuklara zarar veriyordu. Makineler öğreniyordu öğrenmesine ama birileri tarafından hesapta olmayan bir şekilde öğretiliyordu. Algoritmanın kendisi YouTube’un intiharına giden yolu hazırlamıştı. Reklam geliri uğruna sessiz kalmayı tercih etti ve reklam verenleri çekilmeye kalkınca yine reklam geliri uğruna, iş işten geçtikten sonra harekete geçti.</p>
<figure id="259b">
<div>
<div></div>
<div data-image-id="1*Vqzeqw7NpRHECFT0IAYxzA.png" data-width="662" data-height="442" data-scroll="native"><canvas width="75" height="50"></canvas><img decoding="async" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1600/1*Vqzeqw7NpRHECFT0IAYxzA.png" data-src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1600/1*Vqzeqw7NpRHECFT0IAYxzA.png" /></div>
</div><figcaption>Video Erişim Tarihi: 6.12.2017</figcaption></figure>
<p id="9214">Beni bu yazıyı yazmaya iten esas etken ise Türkiye’de bu konunun hala gündeme gelmemiş olması ve okul öncesi çağda çocuğu olan genç anne ve babaların bilinçsizliği. Anne ve Babalar, çocuklarının hangi videolarını izleyeceğini önceden hazırlanmış çalma listeleri ile denetim altında tutmalı, çocuklarının YouTube’da serbestçe gezinmelerine, tavsiye algoritması ile oluşturulan listenin otomatik olarak oynatılmasına izin vermemeliler. Zararlı olduklarına inandıkları videoları mutlaka raporlamalılar. Eğer zararlı videolarda herhangi bir reklam ile karşılaşırlarsa, bu durumu ekran görüntüleriyle beraber reklam veren firmaya mutlaka bildirmeliler. YouTube’un kaldırlığı eski #Elsagate videoları, Türkçe başlıklarla yeniden YouTube’a yüklenmeye başladı. Bu konuda da Türkiye’deki yetkili mercileri de hızlıca bilgilendirmek gerekiyor. YouTube’un daha çok para reklam geliri kazanmak için geliştirdiği makine öğrenmesi tavsiye algoritmasının sebep olduğu bu vakanın, bilgisayar mühendisliği, reklamcılık, sosyoloji gibi her türlü disiplinden okulda, ders niteliğinde literatürde yer alacağını umuyorum.</p>
<p>Alpan Aytekin</p>
<h3 id="8f06">Kaynaklar</h3>
<p>Reddit Kullanıcısı sleepyspacedad, <a href="https://docs.google.com/spreadsheets/d/1VY_Uh2IL2SlTcwGs5myPduoFjedwopupTF3DFwSk5BA/" target="_blank" rel="nofollow noopener" data-href="https://docs.google.com/spreadsheets/d/1VY_Uh2IL2SlTcwGs5myPduoFjedwopupTF3DFwSk5BA/">ElsaGate Timeline and Channels</a></p>
<p><a href="https://youtube.googleblog.com/" target="_blank" rel="nofollow noopener" data-href="https://youtube.googleblog.com">YouTube Blog</a></p>
<p>Matt Gielen, <a href="http://www.tubefilter.com/2016/06/23/reverse-engineering-youtube-algorithm/" target="_blank" rel="nofollow noopener" data-href="http://www.tubefilter.com/2016/06/23/reverse-engineering-youtube-algorithm/">Reverse Engineering The YouTube Algorithm: Part I</a></p>
<p>Matt Gielen, <a href="http://www.tubefilter.com/2017/02/16/youtube-algorithm-reverse-engineering-part-ii/" target="_blank" rel="nofollow noopener" data-href="http://www.tubefilter.com/2017/02/16/youtube-algorithm-reverse-engineering-part-ii/">Reverse Engineering The YouTube Algorithm: Part II</a></p>
<p>Paul Covington, Jay Adams, Emre Sargın, <a href="https://static.googleusercontent.com/media/research.google.com/en//pubs/archive/45530.pdf" target="_blank" rel="nofollow noopener" data-href="https://static.googleusercontent.com/media/research.google.com/en//pubs/archive/45530.pdf">Deep Neural Networks for YouTube Recommendations</a></p>
<p>*: <a href="https://www.thetimes.co.uk/edition/news/youtube-adverts-fund-paedophile-habits-fdzfmqlr5" target="_blank" rel="nofollow noopener" data-href="https://www.thetimes.co.uk/edition/news/youtube-adverts-fund-paedophile-habits-fdzfmqlr5">The Times makalesindeki</a> iddianın aksine Adidas’ın reklamlarının YouTube’da yayınlanmaya devam ettiği görülmüştür.</p>
<p><strong>Yazının alındığı yer:</strong>https://medium.com/@alpanaytekin/elsagate-youtubeun-algoritmik-i̇ntiharı-ac57ce62c47f</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/elsagate-youtubeun-algoritmik-intihari/">Elsagate: YouTube’un Algoritmik İntiharı</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/elsagate-youtubeun-algoritmik-intihari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
