<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yeni Akit | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/yeni-akit/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 29 Aug 2017 13:35:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Yeni Akit | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>IŞİD &#8211; Esat İşbirliği</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/isid-esat-isbirligi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/isid-esat-isbirligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Aug 2014 10:10:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Reddiye & Ehl-i Bidat]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Işid]]></category>
		<category><![CDATA[Işid Esatın destekçisi mi]]></category>
		<category><![CDATA[Işid ve Esat]]></category>
		<category><![CDATA[IŞİD - Esat İşbirliği]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Özcan]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Akit]]></category>
		<category><![CDATA[Zalim Esat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=1639</guid>

					<description><![CDATA[<p>2011 Mart’ında Suriye’de halk hareketi başladığında içeride ve dışarıda birileri rejim namına derhal karalama hareketine giriştiler. Bunların başında da Hüsnü Mahli geliyordu. Geçtiğimiz günlerde yine ulusalcı kanallardan birisinde kendisine ve derin analizlerine rastladım! Haklı çıktığından bahsediyordu. Belli ki utanma diye bir sorunu yok. Baba-oğul Esat veya şeytangiller yüz binlerce Suriyeliyi doğramış adamın hâlâ kılı kıpırdamıyor! [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/isid-esat-isbirligi/">IŞİD – Esat İşbirliği</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1" style="color: #000000;"><a href="http://ilimcephesi.com/isid-esat-isbirligi/isid-ve-esad-250x250/" rel="attachment wp-att-16663"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-16663" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/08/isid-ve-esad-250x250-1.jpg" alt="" width="250" height="250" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/08/isid-ve-esad-250x250-1.jpg 250w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/08/isid-ve-esad-250x250-1-100x100.jpg 100w" sizes="(max-width: 250px) 100vw, 250px" /></a>2<span class="s1">011 Mart’ında Suriye’de halk hareketi başladığında içeride ve dışarıda birileri rejim namına derhal karalama hareketine giriştiler. Bunların başında da Hüsnü Mahli geliyordu. Geçtiğimiz günlerde yine ulusalcı kanallardan birisinde kendisine ve derin analizlerine rastladım! Haklı çıktığından bahsediyordu. Belli ki utanma diye bir sorunu yok. Baba-oğul Esat veya şeytangiller yüz binlerce Suriyeliyi doğramış adamın hâlâ kılı kıpırdamıyor! Yoksa ‘Esat giderse vahşi İslamcılar gelir’ diye IŞİD’i bostan korkuluğu olarak gösterip ram mı etmek istiyor? Besbelli ki tezleri ilk günden itibaren çürümüştür. Onun tezi ne pahasına olursa olsun rejimin haytalığıdır. </span></p>
<p class="p1" style="color: #000000;"><span class="s1">İlk günden itibaren Suriye’de olan bitenin Suriye rejiminin değil Suudi Arabistan, Bender Bin Sultan ile Lübnan’da Cemal Cerrah gibilerin eseri olduğunu ileri sürüyordu. Bunlar suni rüzgarlar estirmiş Suriye rejimi de can havliyle bunları bastırmaya gayret ediyordu! Hüsnü Mahli gibiler de karınca kararınca bu söndürme hamlesine iştirak ediyorlardı! Rejimin arkasını sağlama almaya gayret ediyorlardı. </span></p>
<p class="p1" style="color: #000000;"><span class="s1">Kimsenin şüphesi olmasın Hüsnü Mahli gibilerinin de bu katliamda tuzu biberi var. İleride savaş suçları mahkemesi kurulursa bunların da orada tezvirat ve psikolojik savaştan dolayı hesap vermeleri gerekecek. Bu adamlar rejimin halkının üzerine attığı silahların bile hesabını Türkiye’ye yıkmaya çabalamışlardı. 10 Ağustos seçim günü Beyoğlu’nda dolaşırken ezberci sosyalistler Erdoğan’ın Ortadoğu’da dökülen kanlardan dolayı hesap vermesini istiyorlardı. Bu yüzsüz adamlar hesap sorulmazsa hesap sorarlar. Bu adamlar faraza bu propagandalarını Şam’da Esat rejimine karşı yapsalardı ağızlarında pimi çekilmiş bomba bulurlardı. Adama bombayı canlı canlı yuttururlardı.</span></p>
<p class="p3" style="color: #000000;"><span class="s1"><strong>•</strong></span></p>
<p class="p4" style="color: #000000;"><span class="s1">Esat rejiminin çakallarından ve kendini uyanık sanan aptallarından Velid Rıdvan ile Ali Şahin beraberliğinde Sudan’da tanışmıştık. Adam Suriye ile ilgilenen kişi ve grupları tarassut ediyordu. Suriye’deki halk ihtilalinin patlak vermesinden dolayı birkaç sefer beni aradı. Bunlardan birisinde Müslüman Kardeşlerin isyan patlattığını söyledi. Bir yıl kadar önce ikincisinde de Esat karşıtı muhalefetin kalmadığını kuzeyi tamamen IŞİD’in ve benzerlerinin kontrolüne geçtiğini söyledi. Yine kibarlığımdan kendisine ilk söylediğini hatırlatmamıştım. Fakat adamın yüzsüzlüğü ve hayasızlığı sabrımı taşırdı. Zaten bu adamların tek sermayesi karşı tarafın iyiliği. Bu iyiliği istismar ederek bugüne kadar hayatlarını sürdürdüler. Adam demek istiyordu ki, artık aklı başında muhalefet kalmadı; iyisi mi gelin Esat’la barışın köprüleri yeniden kurun. Çağrısının anlamı şu: Suriye rejiminin bekasına ve yararlılığına iman edelim. Taksiratımızdan dolayı da Deccal’e tövbe edelim. Kerim Balcı ve Kadri Gürsel gibilerin savunduğu gibi. Azınlık, zorba ve katliamcı rejime biat tazeleyelim, Rejimin böyle suret-i haktan görünen Sünni cenahtan gelme pazarlamacıları da çok. Rejimin hesabı basitti. Aynen Cezayir’de GIA üzerinden yapıldığı gibi akıllı ve mutedil İslamcıları tasfiye ederek, IŞİD gibilerle baş başa kalmak. Sonrasında da kaybettiği meşruiyeti tazelemek ve Batı’nın desteğini yeniden almak. Rejim bundan dolayı zaman kazanmak istemiş ve Batı da bu zamanı kendisine bol bol bahşetmiştir. </span></p>
<p class="p4" style="color: #000000;"><span class="s1">Muhalefeti bağlamışlar ve IŞİD’in önünü açmışlardı. Zira düşman ortaktır. İslam dünyasının çoğunluğu ve gerçek siyasi aktörü Sünniliktir! Hem Suriye rejiminin hem de ABD’nin baştan beri hesabı buydu. İsrail’in de İran’ın da öyle. Peki Türkiye’de laikler herkesin öldürüldüğünü görürler de Şii ve Nuseyri azınlığın Sünnileri öldürdüğünü niye tek satırla yazmazlar? Yoksa onların da ortak düşmanı Sünnilik midir? Benim üç yıllık yazılarımın izini takip ederek gerçeği bulacaksınız. Hüsnü Mahli’nin kuruntu ve karın ağrılarına bakmak isteyenlere sözüm yok. Körlere kılavuzluk yapamam.</span></p>
<p class="p3" style="color: #000000;"><span class="s1"><strong><span class="s1"><strong>•</strong></span></strong></span></p>
<p class="p4" style="color: #000000;"><span class="s1">IŞİD denilen hergele takımının üç işlevsel rolü var. Bütün radikal örgütler mitos bölünmeyi ve iç kargaşayı artırır. İşte IŞİD de kaos ortamı oluşturmuştur. Rejim bunun üzerinden giderek Batı ile köprüleri yeniden kurmaya çalışıyor. <strong><em>Algı operasyonunun gerisinde bu kaygı veya hesap var. IŞİD gibi örgütlerin birinci işlevsel rolü, İslami kesimler arasında tefrika ortamını artırmaksa ikincisi de rejimlerin kaybolan meşruiyetini konsolide etmektir. Üçüncüsü ise yabancı güçleri ve dış müdahalelere çekim alanı oluşturmaktır.</em></strong> PKK niçin başta korunmuş ve kollanmışsa IŞİD de öyle korunmuş ve kollanmıştır. Satanistler gibi gazeteci James Foley’in kelle kesme merasimi Batı’da nefret dalgası oluşturmuştur. Zaten merasim intikamdan ziyade buna hizmet etmiştir. Aynı Batı, İsrail’in bombalarla aynı anda yüzlerce kelle koparmasını yok farz etmektedir. Esat’ın bugüne kadar 190 bin kişiyi öldürmesini serinkanlılıkla seyretmiştir. </span></p>
<p class="p4" style="color: #000000;"><span class="s1">İçeriden sızdırılan, işkence ile öldürülmüş ve kanları donduran (11 bin civarında) fotoğraflara zırnık kıymet vermemiştir. Fakat birden Foley’in kanlı kurban merasimi üzerinden Batı’daki bütün algı değişmiştir. Bu algı operasyonu değil midir? <strong><em>Gerçekleri değil görmek istediklerini görüyorlar. Hepsi IŞİD’in ve şeytanın ortakları. Meselenin daha iyi anlaşılması için size Hürriyet’te yayınlanan ‘Londra aksanlı IŞİD celladı’ başlıklı haberden bir kesit aktarayım da Hanya ile Konya’yı görün</em></strong> <strong><em>“Foley, daha sonra 22 Kasım 2012’de Suriye’de kaçırıldı. Türkiye sınırına yakın İdlib’de Taftanaz köyü yakınlarında kaçırılan Foley için Şebbihalar tarafından kaçırılıp rejime teslim edildiği iddiaları gündeme gelmişti. Rejimin elinde olduğu düşünülürken, IŞİD’in elinde olduğunun ortaya çıktığı Foley’nin, IŞİD’le Esad güçleri arasında takas edildiği tahmin ediliyor…”</em></strong> </span></p>
<p class="p4" style="color: #000000;"><span class="s1">Mesele daha iyi anlaşılıyor sanıyorum. Esat uygun zamanda infaz etmeleri için gazeteciyi IŞİD’e teslim ediyor. Böylece onların nefret dalgası oluşturacaklarını tahmin ediyor. Bamyan’daki Buda heykellerinin yıkılması meselesi gibi. IŞİD de Amerikalılar saldırıya geçtiğinde bu rehineyi satanist merasimlerine benzeyen bir merasimle kellesini uçuruyor. Sahte değilse bu görüntü üzerinden IŞİD bütün Batı’da menfur olurken, Esat rejimi laik kalenin kahramanı haline geliyor! 190 bin kişiyi öldürmüş gam değil! Nasıl olsa onlar Batılı değil. Ferguson Batı’nın neresine düşerse Esat’ın öldürdükleri de tam oraya düşer. Hama, Humus ve Halep de aynı şekilde Batı’nın periferisinde kalmaktadır. Laik veya azınlık tarafından Sünni öldürmek Batı’nın hesabına gelir. </span></p>
<p class="p4" style="color: #000000;"><span class="s1">Bir düşman azaltılmış olur. Şarktaki azınlıklar zaten Batı’nın doğal müttefikidirler. Neden Irak’ta iktidar, işgalden sonra İran’ın ortağı Şiilere altın tepsi içinde sunuldu ve neden baba Esat’a hanedanlık kurma izni verildi? Sır bu yapıların kimyasında. Bugün bizde ulusalcılar nasıl da hükümet karşısında Batı’nın neferi oldu ve söylemine teslim olmuş vaziyetteler. Batı adına hükümeti dövüyorlar. Dünya Suriye’de halka karşı bütün oldu. Ulusalcılar da. Bir de bunlar Suriye’de Esat karşısında komplo arıyorlardı. İzah sadedinde IŞİD’in ipine sarılıyorlar. Şeytanları bol olsun!</span></p>
<p class="p4" style="color: #000000;"><span style="font-weight: bold;">Mustafa </span><span style="font-weight: bold;">Özcan &#8211; Yeni Akit &#8211; 26.8.2014</span></p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/isid-esat-isbirligi/">IŞİD – Esat İşbirliği</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/isid-esat-isbirligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mahremiyete Hayır!</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/mahremiyete-hayir/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/mahremiyete-hayir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Aug 2014 10:07:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya Plaj Yasağı]]></category>
		<category><![CDATA[D.Mehmet Doğan]]></category>
		<category><![CDATA[Mahremiyete Hayır!]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Akit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=1636</guid>

					<description><![CDATA[<p>Devrimler veya inkılâplar&#8230; Kiminin sekseninci, kiminin doksanıncı yılındayız&#8230; Fakat hâlâ oturup dosdoğru konuşamıyoruz. Neden? Türkiye, Cumhuriyet’ten sonra zecrî bir yola sokuldu. Bin yıldır hıristiyanlık için, emperyalist batı için tehdit teşkil eden, devlet olarak varlığı ile tehlikeli görülen bir halkın mukavemetini ortadan kaldırmaya yönelik operasyonlardı bunlar.  Kılık kıyafetten, toplumu ayakta tutan kurumlardan, yazıya, dile, mûsıkîye kadar [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/mahremiyete-hayir/">Mahremiyete Hayır!</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1" style="color: #000000;"><a href="http://ilimcephesi.com/mahremiyete-hayir/plaj-yasagi-250x250/" rel="attachment wp-att-16665"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-16665" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/08/plaj-yasagi-250x250-1.jpg" alt="" width="250" height="250" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/08/plaj-yasagi-250x250-1.jpg 250w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/08/plaj-yasagi-250x250-1-100x100.jpg 100w" sizes="(max-width: 250px) 100vw, 250px" /></a></p>
<p class="p1" style="color: #000000;">D<span class="s1">evrimler veya inkılâplar&#8230; Kiminin sekseninci, kiminin doksanıncı yılındayız&#8230; Fakat hâlâ oturup dosdoğru konuşamıyoruz. Neden?</span></p>
<p class="p3" style="color: #000000;"><span class="s1">Türkiye, Cumhuriyet’ten sonra zecrî bir yola sokuldu. Bin yıldır hıristiyanlık için, emperyalist batı için tehdit teşkil eden, devlet olarak varlığı ile tehlikeli görülen bir halkın mukavemetini ortadan kaldırmaya yönelik operasyonlardı bunlar. </span></p>
<p class="p3" style="color: #000000;"><span class="s1">Kılık kıyafetten, toplumu ayakta tutan kurumlardan, yazıya, dile, mûsıkîye kadar uzanan “devrim”ler!..</span></p>
<p class="p3" style="color: #000000;"><span class="s1">Bin yılı müslüman olarak yaşamıştık, şimdi müslüman olmayarak var olmayı denememiz dayatılıyordu. Bu tecrübe kan, can pahasına yaşandı. İtibar sıralaması kısa sürede ters yüz edildi. Kendi devletimizi kendi elimizle yıktık, kendi medeniyetimizi kendi ellerimizle yok etmeye yürüdük&#8230;</span></p>
<p class="p3" style="color: #000000;"><span class="s1">20. Yüzyılda Türkler hariç hangi köklü toplum alfabesini değiştirdi? Yani 20. Yüzyılda hangi millet kütüphanesini sıfırladı? </span></p>
<p class="p3" style="color: #000000;"><span class="s1">“Efendim okur yazarlık oranımız zor öğrenilen eski yazıdan ötürü düşüktü!”</span></p>
<p class="p3" style="color: #000000;"><span class="s1">İran eski yazıyla senden daha fazla okur yazarlık oranına sahip!</span></p>
<p class="p3" style="color: #000000;"><span class="s1">Dilimize arapça farsça karıştı! </span></p>
<p class="p3" style="color: #000000;"><span class="s1">Bak İngilizin diline: Sadece yüzde 25’i “öz ingilizce!” Latince, fransızca ağırlıklı bir dil. 72.5 milletin dilinden kelime almış bir dünya dili&#8230;</span></p>
<p class="p3" style="color: #000000;"><span class="s1">Kültürü, hayatı, insanı değiştirmek&#8230; Bunu zor kullanarak yapmak. </span></p>
<p class="p3" style="color: #000000;"><span class="s1">Ne insanımızı ayakta tutuyor, güç veriyorsa, onu yok etmek&#8230; </span></p>
<p class="p3" style="color: #000000;"><span class="s1">“Sana şapka giydirmekle kalmayacağım, her şeyini değiştireceğim.”</span></p>
<p class="p3" style="color: #000000;"><span class="s1">Tabii açıkça din değiştirmek dayatılmadı. Fakat, dinin hayata yönelik bütün yönleri baskı altına alındı. </span></p>
<p class="p3" style="color: #000000;"><span class="s1">“Mahremiyetle mücadele”, Cumhuriyet’in en önemli açık veya gizli yürütülen savaşı idi. Örtünme mademki dinin emri, öyleyse tersi yapılmalı! Kadınların açılması, zaman zaman peçe-çarşaf yırtmaktan öte uygulamalarla sağlanmaya çalışıldı. 1930’lardaki güzellik kraliçesi seçimlerinin arkaplanında bu vardı. Kadınları denize sokmak için sürdürülen propagandanın gerisindeki de bundan başka bir şey değildi. </span></p>
<p class="p3" style="color: #000000;"><span class="s1">Örtünmek değil, soyunmak&#8230; Siyaset bu idi. Seksen sene önce, hafta tatili cuma idi&#8230; Gazeteler yaz aylarında cuma günü mayo ile denize giren kadınların resimlerini yayınlayarak mahremiyetle mücadeleye katkıda bulunuyordu! </span></p>
<p class="p3" style="color: #000000;"><span class="s1">Denize girmenin, yanmanın şifasına inandırıldık. Oysa tıp güneşin hiç de o kadar masum olmadığını söylüyor. Ondan yararlanmak illlede çıplak olmayı gerektirmiyor!</span></p>
<p class="p3" style="color: #000000;"><span class="s1">Türkiye’de denize girmenin, “deniz hamamı”nın tarihi neredeyse bir asırlık. Tabii olarak, denize erkeklerle kadınlar ayrı ayrı giriyorlardı. Kadınlar için ayrı deniz hamamları vardı. Henüz “plaj” kelimesi bilinmiyordu. Şimdi plaj da unutulmak üzere yaşasın beach!</span></p>
<p class="p3" style="color: #000000;"><span class="s1">Deniz mevsiminde, kadınlara mahsus alanlar hep oldu. 28 Şubat, kadınlara mahsus alanları yok etti. Yani mahremiyeti seçmeniz imkânsız kılındı. Buna karşı tesettür mayoları üretildi. Fakat bu da açıklar plajında hoş karşılanmadı. Polise intikal eden veya etmeyen nice vak’alar yaşandı. Şimdi belediyeler, bazı oteller, hanımlara mahsus deniz, havuz alanları açıyor. </span></p>
<p class="p3" style="color: #000000;"><span class="s1">Vay efendim! Nasıl olur!</span></p>
<p class="p3" style="color: #000000;"><span class="s1">Neden olmasın? Seni oraya gitmeye zorlayan mı var?</span></p>
<p class="p3" style="color: #000000;"><span class="s1">Yani şu demek isteniyor: Mahremiyete hayır!</span></p>
<p class="p3" style="color: #000000;"><span class="s1">“Seni göreceğim!” Yetmez: “Sana göstereceğim!” Devrimiz, bir teşhircilik devri. “Özçekim” diye türkçeleştirilen furya, işte buna dayanıyor. Sosyal medyada bir iki adım atmanız yeter, kim neresini nasıl göstermiş!</span></p>
<p class="p3" style="color: #000000;"><span class="s1">Mahremiyetle mücadele insanî varlığımızı tarümar etme mücadelesidir. Hadleri yok sayma, insanları sürüleştirme mücadelesidir. </span></p>
<p class="p3" style="color: #000000;"><span style="font-weight: bold;">D.Mehmet </span><span style="font-weight: bold;">Doğan &#8211; Yeni Akit &#8211; 26.8.2014</span></p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/mahremiyete-hayir/">Mahremiyete Hayır!</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/mahremiyete-hayir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
