<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Vahy | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/vahy/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Mon, 05 Jun 2017 14:44:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Vahy | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Allah&#8217;ın Birşeyi Yaratması/Takdir Etmesi</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/allahin-birseyi-yaratmasitakdir-etmesi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/allahin-birseyi-yaratmasitakdir-etmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2015 22:59:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Allah/Ruyetullah]]></category>
		<category><![CDATA[İmam el-Gazzâlî]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Birşeyi Yaratması/Takdir Etmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın ilham etmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Yazması]]></category>
		<category><![CDATA[Vahy]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=6397</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8221;O, göklerin ve yerin doğrudan yaratıcısıdır (Bedi&#8217;), birşeye karar verdiği zaman ona&#8217;ol&#8217;der ve o da olur”. Şu halde, O’nun demesi ve söylemesi, icât etmesi ve doğrudan yaratmasıdır. Yazması ise sözü demektir. O’nun emrinden yaratma (ıbdâ’) doğduğu vakit o söz olur. Yerine ulaşıp, yaratılan şey ortaya çıkınca o da yazı olur. Yazılanın harfleri, feleklerin şahıslarıdır, yazılanın kelimeleri [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/allahin-birseyi-yaratmasitakdir-etmesi/">Allah’ın Birşeyi Yaratması/Takdir Etmesi</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/Gods-Light.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-6398" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/Gods-Light.jpg" alt="Allah'ın Birşeyi Yaratması/Takdir Etmesi" width="400" height="268" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/Gods-Light.jpg 400w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/Gods-Light-360x240.jpg 360w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/Gods-Light-296x197.jpg 296w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/Gods-Light-270x180.jpg 270w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/Gods-Light-370x247.jpg 370w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/Gods-Light-236x157.jpg 236w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/Gods-Light-365x245.jpg 365w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/Gods-Light-300x201.jpg 300w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" /></a>&#8221;O, göklerin ve yerin doğrudan yaratıcısıdır (Bedi&#8217;), birşeye karar verdiği zaman ona&#8217;ol&#8217;der ve o da olur”.</p></blockquote>
<p>Şu halde, O’nun demesi ve<sub> </sub>söylemesi, icât etmesi ve doğrudan yaratmasıdır. Yazması ise sözü demektir. O’nun emrinden yaratma (ıbdâ’) doğduğu vakit o söz olur. Yerine ulaşıp, yaratılan şey ortaya çıkınca o da yazı olur. Yazılanın harfleri, feleklerin şahıslarıdır, yazılanın kelimeleri de feleklerin cisimleridir. Öyleyse âlem, Allah ın sözünün hakikati değil emrinin yazısı­dır. Zira O’nun sözü, konuşmasını ortaya koyması/izharıdır. Konuş­ması da zâtının sıfatıdır. Sıfatları kadimdir, konuşması da kadimdir, sözü de kadimdir. Âlem ise kadim değil, sonradan olmuştur (muhdes). Yazı, kadim sözden çıkmış bir eserdir ve hâdistir. Âlem, Allah’ın sa­nat hattıyla ve onun kudret eliyle yazılmış olmakla birlikte, hâdistir, sonlu ve sınırlı bir yaratıktır. Öyleyse Yüce Allah’ın yazma mertebe­lerinden <strong>ilk mertebe</strong>, doğrudan yaratmadır (ıbdâ’).</p>
<p><strong>İkinci mertebe,</strong> hikmetin tarifelerini ve kelimenin anlamlarını peygamberlerin kalplerine vahiyle, evliyanın kalplerine ilhamla bı­rakmasıdır (ilhâ). Onlar (vahiy ve ilham), anlatma ve öğretmekle olur. Hikmet tarifelerini ve kelimenin anlamlarını, müminlerin kalp­lerine nurla, açmakla, başarılı kılmakla, yol göstermekle ve destek olmakla bırakmasıdır. Kur’an’da ayetlerle, haberlerde ise işaretlerle bu durumlar haber verilmiştir.</p>
<p><strong>Nitekim haberlerde belirtildiğine gö­re;</strong></p>
<blockquote><p>Allah, Tevrat’ı kendi yazısıyla, kendi eliyle Musa’ya yazdı. Kur’an’da O: “Allah, onların kalplerine îmânı yazdı’’, “Allah, ‘elbette ben ve elçilerini kesinlikle galip gelecektir’ diye yazdı.</p>
<p>‘’Şüphesiz Allah, güçlü ve azizdir<sup>’’</sup>,&#8221;Rahman, öğretti Kur’an’ı, yarattı insanı, belletti ona beyânı “<sup> </sup>demiştir.</p></blockquote>
<p>Sonuncu ayetteki “insan” kelimesinin, insan türü olması mümkündür. Çünkü Yüce Allah, onlara bilgiyi, dille ve kalemle ifâ­deyi öğretti. (Son ayetteki geçen) “insan”ın Hz. Muhammed (a.s.) olması da mümkündür. Zira Yüce Allah Kur’an’ı ona öğretti, anlam­larını kalbine yazdı, Cibril vasıtasıyla ona vahyetti ve kendi diliyle, ümmeti ve arkadaşları için işitilip bilinen bir beyânda bulunmasını ona emretti.</p>
<p><strong>Nitekim Yüce Allah şöyle buyurdu: </strong></p>
<blockquote><p>“O âlemlerin Rabbi-nin indirmesidir. Onu senin kalbine güvenilir ruh indirdi ki, açık Arapça bir dille uyarıcılardan olasın.”</p></blockquote>
<p>Buna göre vahiy,levha konumundadır,içindeki Kuran, manzum yazı konumundadır. Peygamber vahiy levhasını mütalâa etti, manzum yazıdan okudu ve onu ümmetine duyurdu. Allah ona oku­mayı emretti; okumak, yazmaktan sonra olur. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurdu: ‘Yaratan Rabbinin adıyla oku. O, insanı kan pıhtı­sından yarattı”.</p>
<p><strong>Üçüncü mertebe,</strong> müminlerin günahlarını bağışlaması ve Müslü-manlara rahmetini göstermesidir. Zira Yüce Allah, kerem ve inâyeti­nin tamlığı sebebiyle, müminlere merhamet etmeyi, cömertliğinin bir gereği saymıştır. Bu işin başı, yazı ve kayıt konumundadır. Zira bir insan, herhangi birisinin kendine borcu olduğunu iddia etse, onun bu salt iddiası dikkate alınmaz; iddiasının yanında bir Müslü­man hâkim tarafından hükme bağlanmış bir belgesi varsa onun id­diası geçerli olur ve yazılı bu belge sebebiyle hakkını alır.</p>
<p>İşte Yüce Allah, müminlere merhamet etmeyi vaat etti ve vaat edilenle yetin­medi, kayıttan haber verdi; müminlerin kalpleri, yazılanı dinleyerek huzura kavuşsun diye “Rabbiniz, merhamet etmeyi kendisine yazdı” <sup> </sup>dedi. Dahası O, müminlerin zanlarını doğrulamak için, duyulur bir- şeyde, dokunulan bir defterde yazısını gösterdi. O defter, Hz. Mu­hammenin şahsıdır.</p>
<p><strong>Bundan dolayı Aziz ve Yüce Allah şöyle buyur­du:</strong></p>
<blockquote><p>“Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik” .</p></blockquote>
<p>O’nun şeriatını kabul eden, dinine uyan ve emrine itaat eden kimse, âlemlerin Rabbinin rahmeti sebebiyle bu dünyada merhamete uğramış, âhirette mesut ve mutlu, nimetlere gömülü ve sonsuza değin değerli kılınmıştır. Hz. Muhammed, zâtıyla rahmet değil, fakat peygamberliği ve şeriatıyla rahmettir. Onun peygamberliği, özel değil tam tersine bütün pey­gamberleri içine alan bir peygamberliktir.</p>
<p><strong>Nitekim Yüce Allah şöyle buyurdu: </strong></p>
<blockquote><p>“Elçilerden hiç birini ayırt etmeyeceğiz”</p></blockquote>
<p>O, elçilerin mührü ve onların en üstünüdür.Yüce Allah her peygambere konuşmasından bir kitap ve sözün­den bir sesleniş (Hitâb) verdi. Allah’ın bilinmeyen kitapları vardır. Bu kitaplarda yazılan kadimdir ve değişmezdir. Kur’an, bu kitapların en tamı ve en şereflisidir; Hz. Muhammed ise onların tebligcisi, açıkla­yıcısı, ölçüsü ve terazisidir.</p>
<p><strong>Bu nedenle Yüce Allah, şöyle buyurdu: </strong></p>
<blockquote><p>&#8221;Kitabı ve mizanı hak olarak indiren Allahtır” .</p></blockquote>
<p><strong>Hz. Peygamber de şöy­le buyurdu: </strong></p>
<blockquote><p>“Ben, bilginin terazisiyim; Ali de onun dilidir”.</p></blockquote>
<p>Bilesin ki, Allah’ın yazması; doğrudan yaratması, müminlere vahiy ve ilhamı bırakması, Hz. Muhammed’i göndermesi, ödül ve ceza gününe kadar şeriatını koruması demektir. Onun şeriatını kimse de-ğiştiremez, hükmünü kimse bozamaz. Onun sözünde sebep aranmaz, yazısı için bir alet olmaz. Müminlerin hepsi, Allah’a, meleklere, kitaplara ve elçilere inandılar. Kafirler ise kendilerine haksızlık eden, dünyada Allah’ın kitabını mütâlâa etmekten ve dış (âfâk) levhalarında ve iç (enfus) defterlerinde onun dış ayetlerini anlamaktan mahrum kimselerdir. Esasen, Yüce Allah “Göklerde ve yerde olan şeylere bakınız”  sözüyle bunu emretti.</p>
<p><strong>Yine O (c.c);</strong></p>
<blockquote><p>“Nefislerinizde (içinizde) de vardır, görmüyor musunuz?” diye buyurdu ve “Dışarılardaki ve kendi içlerindeki âyetlerimizi onlara göstereceğiz” diye seslendi.</p></blockquote>
<p>Münafıklar, Allah’ın âyetlerinin ve İlahî kalemle yazılmış kitap­larının ne kadar yetkin (tam) olduğunu bu dünyada anlamaktan mahrumdurlar. İlahî kalemin özünü, hareketini ve çizgi (yazı) yeriy­le buluşmasını gözler görmez. Münâfıklar âhirette, Allah’ın konuş­masından, sözlerinden ve “Onlara merhametli Rabbin söylediği selam vardır” değerli hitabının tadından mahrumdurlar.</p>
<p>Mümin, Rabbini, yazısıyla bilir; ârif ise kelimeleriyle O’nu bilir. Kafir ise bir harfe takılıp kalmıştır ve harfin hiç bir anlamı yoktur. Yüce Allah şöyle buyurdu: insanlardan kimisi Allah&#8217;a bir harfe takılıp kalarak kulluk eder”</p>
<p>İmam Gazali,Düşünme,Konuşma ve Söz Üzerine</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/allahin-birseyi-yaratmasitakdir-etmesi/">Allah’ın Birşeyi Yaratması/Takdir Etmesi</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/allahin-birseyi-yaratmasitakdir-etmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vahy İnsana Nasıl İnsan Olabileceğinin Şuurunu Verir</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/vahy-insana-nasil-insan-olabileceginin-suurunu-verir/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/vahy-insana-nasil-insan-olabileceginin-suurunu-verir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Mar 2015 13:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanın Hayatının Anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allahın Hükmünü Bilmek]]></category>
		<category><![CDATA[Kainat]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran Ve Sünnet]]></category>
		<category><![CDATA[Vahy]]></category>
		<category><![CDATA[Vahy İnsana Nasıl İnsan Olabileceğinin Şuurunu Verir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=3407</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanın hayattaki anlamını bilebilmesi hayatın anlamını kavrayabilmesi için, beynini kâinatın eksenine bağlanabilmek İçin kullanmak kaçınılmazdır. Yerin, göğün, ormanların, denizlerin, hayvanların, insanların deveranını insana bildiren bilgiyi edinmek, bu bilgiye göre hayatını tanzim etmekle insan hayatın anlamına vâkıf olabilir. Yani, Allah’ın insana bildirdiğinden, Vahy’den başka bir şeyi bahis konusu etmiyoruz. Vahy insana nasıl insan olabileceğinin, kulluğunun şuurunu verir. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/vahy-insana-nasil-insan-olabileceginin-suurunu-verir/">Vahy İnsana Nasıl İnsan Olabileceğinin Şuurunu Verir</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanın hayattaki anlamını bilebilmesi hayatın anlamını kavrayabilmesi için, beynini kâinatın eksenine bağlanabilmek İçin kullanmak kaçınılmazdır. Yerin, göğün, ormanların, denizlerin, hayvanların, insanların deveranını insana bildiren bilgiyi edinmek, bu bilgiye göre hayatını tanzim etmekle insan hayatın anlamına vâkıf olabilir. Yani, Allah’ın insana bildirdiğinden, Vahy’den başka bir şeyi bahis konusu etmiyoruz. Vahy insana nasıl insan olabileceğinin, kulluğunun şuurunu verir. İnsan beynini ve ellerini kullanarak yani bir “kültür” yaratarak diğer canlılar gibi yaşayabilir, ama insan gibi yaşamak ancak Kur’ân-ı Kerîm’in insan için çizdiği sınırlar içinde mümkün olabilir, insan her şey yapabilir ama ne yapıp yapmayacağı helâl ve haram sınırlan içinde anlaşılabilir.</p>
<p>Eğer Kur’ân ve Sünnet bize verilmemiş olsaydı ne yapıp ne yapmayacağımızı bilemeyecek dolayısıyla yaşadığımız hayata bir anlam veremeyecektik.</p>
<p>İnsan aklıyla yaşar. Aklımız bizi Kur’ân ve Sünnet’e bağlı hayatın yegâne verimli, sıhhatli, doğru hayat olduğuna götürüyorsa hayatın anlamını bulabiliriz. Ama aklımız neyin iyi neyin kötü olduğunu tesbit eden kanunların kaynağı haline gelmişse hayatta bir anlam bulamayız. Cansız madde Allah’ın hükmüyle vardır, bitki Allah’ın hükmünü topraktan öğrenir; hayvan vakti bilmekle Allah’ın hükmünü bilmiş olur; insan ise Allah’ın hükmünü Kur’ân ve Sünnet’ten öğrenir. Allah’ın hükmünü bilmeyen hayatin anlamını bilemez. Bu imkâna ise sadece Müslümanlar sahiptir.</p>
<p>Kaynak:</p>
<p>İsmet Özel-Taşları Yemek Yasak</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/vahy-insana-nasil-insan-olabileceginin-suurunu-verir/">Vahy İnsana Nasıl İnsan Olabileceğinin Şuurunu Verir</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/vahy-insana-nasil-insan-olabileceginin-suurunu-verir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Profan Bilim</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/profan-bilim/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/profan-bilim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2015 03:43:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[determinist]]></category>
		<category><![CDATA[Kutsal]]></category>
		<category><![CDATA[Materyalist İdrak]]></category>
		<category><![CDATA[Profan Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Sadık Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Vahy]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2685</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ruh boyutunun doruğunu oluşturan Vahy’in, varoluşta görmek istediği aşkın ahlakî amaçlara ilgi duymayan ‘kutsallık fikrinden sıy­rılmış’ (profan) bilim, yığınların sadece maddî gereksi­nimlerinin karşılanması üstlenmiştir ve müşahede edildiğinden fazla bir şey değildir. Vahiy gerçeklerine inançsızlık üzerine temellendirilen bu bilimsel çatı, nes­nelerin taşıdığı sembolik boyuttan ziyade, onların ka­buklarıyla uğraşmaktadır. Pragmatik bir yaklaşımla, ‘yer ufkunun ötesindekiler’e ilgi duymayan [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/profan-bilim/">Profan Bilim</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ruh boyutunun doruğunu oluşturan Vahy’in, varoluşta görmek istediği aşkın ahlakî amaçlara ilgi duymayan ‘kutsallık fikrinden sıy­rılmış’ (profan) bilim, yığınların sadece maddî gereksi­nimlerinin karşılanması üstlenmiştir ve müşahede edildiğinden fazla bir şey değildir. Vahiy gerçeklerine inançsızlık üzerine temellendirilen bu bilimsel çatı, nes­nelerin taşıdığı sembolik boyuttan ziyade, onların ka­buklarıyla uğraşmaktadır. Pragmatik bir yaklaşımla, ‘yer ufkunun ötesindekiler’e ilgi duymayan ‘porfan’ bilim için, görülenin dışında hiçbir gerçek yoktur. Varsa bile, bilinemez olması, bizi onunla uğraşmaktan muaf tut­maktadır. Kısaca ‘profan bilim’, sadece ölçülebilen ve hesaplanabilen niteliklere aittir.</p>
<p>Çağımızın bilgisi, ‘Hicab-ı Ekber’dir (&#8230;)</p>
<p>O,görünüşler zindanına ayak bağlamıştır. Duygu­lar sınırını aşamamıştır.</p>
<p>Mâna yolunda bitkin düşmüştür. Kendi boğazını kendi kılıcı kesecektir.</p>
<p>Bu sebeple şimdi, ‘bilim’ sözcüğü ‘madde’ sözcüğüyle ayni anlama gelmekte olup, sadece nesneler dünyasına ait bilgileri istifleyip sınıflayan bilim, evreni de, taşıdığı metafizik varoluşsal manalardan soyutlayarak, onu sadece göründüğüne indirgeme tutkusunu da kışkırtmaktadır. Bilimden, ön yargısız olarak, hakikati itiraf edece­ği beklenebilir, ancak kendi başına saf ve katıksız bir bi­linç değil de, arkasındaki önyargı ve diktelerle bütünleş­tiğinde, bilim, varlığı kendiliğinden ve zorunlu olan ‘hakikat’e hiçbir zaman ulaşamıyacaktır. Kendi ölçüleriyle ele alındığında, onun alanından kaçan, böylece onun tamlık ve yetkinlik iddiasını sarsarak, ona, bir eksiklik sayılabilecek ‘takribilik’ vasfını veren olguların varlığı­na, hele özellikle determinist çemberin kırılmasına, ma­tematik sonsuzluk kavramının ilahi sonsuzluk şuuruna doğru açılmasına, evet bütün bunlara rağmen ‘profan bilim’in bilimsel dogmatizmi yumuşamamıştır.. Bu fiilî durum, sadece ‘niceliksel’ neticelerin gerçek olduğu iddi­asını zayıflatarak, maddî hisler ötesi alana ait gerçekle­rin de var ve gerçek olduğu’ inancını kuvvetlendirmemiş midir? Fenomenler dünyasını, fenomenlerüstü sistemin bir alt oluşumu olarak görme vaktinin geldiğini söylemi­yor mu bu? Bütün bunlara, ‘hayır!’ diye cevap veriliyorsa, bu, profan bilimin katıksız bir biçimde öznel ve yanlı bir yaklaşım biçimi sergilemesindendir..</p>
<p>Ölçülebilirliktir, temel karakter. Böylece, anlamlı ve doğru bir hüküm teşkil edebilmesinin sınırı dar bir muh­tevayla dondurulmuştur. Vahiy içeriğiyle münasebet kurmak reddedildiği sürece de, insan için ‘yeni’ sayıla­cak, heyecan tattıracak hiçbir şeyle karşılaşmayacaktır. Zira kapalı ve, niteliği hep ayni kalan bu kendine dönük bir sistemde, ‘küresel kainat ve varoluş telakkisinden ‘küpsel’ olanına geçilmiştir.<sup>(</sup> Salt maddî, donuk ve ka­pak bir bilimin asıl amacı olarak, ara vermeksizin ‘her şeyi yoğunlaştırma’, ‘katı ve yoğun olanın ufukları içine hapsetme’ gözlenmektedir. ‘Solidification’ dediğimiz olay, insan da dahil, her şeyin anlamının maddede sınır­lanması, neticede, realitenin en alt ve özgür varoluştan en uzak tabakasını, Mutlak Varlık’ın bütün ilgi alanları­na hakim kılma sonucunu verir. Bu bakımdan &#8220;yoğunlaş­tırma’, alemdeki duyularüstü bilgi manzumesini, feno­menlerin gerisindeki ‘Büyük Gerçek’i gizleme çabasıdır. Bu bakımdan, Guenon’nun, “Materyalist idrak tarzı bir kere şekillendikten sonra, hemen, onu imkan alanına çı­karmış olan dünyanın yoğunlaştırılmasına yönelir. Akıp giden ‘günlük hayat’ telakkisi de dahil, dolaylı ya da do­laysız olarak bu kavramdan neş’et eden bütün neticeler, ayni amaca yönelir. Çünkü, doğal ve sosyal muhitin ge­nel tepkileri de, insan tarafından ona karşı sürdürülen davranışları izleyerek, fiilen değişirler.’’ şeklindeki hükmüne katılmamak mümkün değildir.</p>
<p>Profan bilimin belirlediği kainat, küçüktür. Çünkü bu evrenin elemanları, başka bir hakikat alanıyla en kü­çük bir ilgi kurma imkanından yoksun ve derinliği olma­yan katıksız maddî birimlere indirgenmişlerdir. Bu yol­la, tepeden tırnağa maddileştirilmiş modern varoluş burgacı, bizi aşan realiteyi kavramamızı engellemekte­dir. Bir denizin üzerindeymişiz gibi, bu varoluştan henüz kaçamadan ve, bununla birlikte onun yanında, saf bir te­fekkür içinde Mutlak Bütünlükü yakalayabileceğimiz bir kıyıya tutunamadan, onun içinde yüzüp durmaktayız. Bu durum ise, Unamuno&#8217;ya göre, ‘çağın hastalığı’ olan, ruhun ölümsüzlüğüne ve evrenin bir amacı olduğu­na dair inancın yok olmasına yol açmaktadır.</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/profan-bilim/">Profan Bilim</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/profan-bilim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
