<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Teşehhüd | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/tesehhud/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Nov 2017 20:30:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Teşehhüd | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tahiyyat&#8217;ın Manasına Külli Bir Bakış</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/tahiyyatin-manasina-kulli-bir-bakis/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/tahiyyatin-manasina-kulli-bir-bakis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Nov 2017 20:30:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Risale-i Nur]]></category>
		<category><![CDATA[Elektrik]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç Gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[Nur]]></category>
		<category><![CDATA[risale-i nur]]></category>
		<category><![CDATA[Tahiyyat]]></category>
		<category><![CDATA[Teşehhüd]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=18680</guid>

					<description><![CDATA[<p>ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ ﻭَ ﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻰْﺀٍ ﺍِﻟﺎَّ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩِ ﺍَﻟﺴَّﻠﺎَﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔُ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﻭَ ﺑَﺮَﻛَﺎﺗُﻪُ ﺍَﺑَﺪًﺍ ﺩَﺍﺋِﻤًﺎ Aziz, sıddık, mübarek kardeşlerim! Evvela: Medresetü&#8217;z-Zehra erkânlarının arzularıyla verilen bir dersin bir hülâsasını sizlere de söylemeyi münasip gördük. O dersin mevzuu da: Umum kâinat mevcudatı hesabına Mi&#8217;rac Gecesinde, Fahr-i kâinat ve netice-i hilkat-i âlem Peygamber aleyhissalâtü vesselâm, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/tahiyyatin-manasina-kulli-bir-bakis/">Tahiyyat’ın Manasına Külli Bir Bakış</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/tahiyyatin-manasina-kulli-bir-bakis/unnamed-6/" rel="attachment wp-att-18681"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-18681" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/unnamed.jpg" alt="" width="528" height="278" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/unnamed.jpg 528w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/unnamed-300x158.jpg 300w" sizes="(max-width: 528px) 100vw, 528px" /></a></p>
<p>ﺑِ<strong>ﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ ﻭَ ﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻰْﺀٍ ﺍِﻟﺎَّ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩِ</strong></p>
<p><strong>ﺍَﻟﺴَّﻠﺎَﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔُ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﻭَ ﺑَﺮَﻛَﺎﺗُﻪُ ﺍَﺑَﺪًﺍ ﺩَﺍﺋِﻤًﺎ</strong></p>
<p>Aziz, sıddık, mübarek kardeşlerim!</p>
<p><strong>Evvela</strong>: Medresetü&#8217;z-Zehra erkânlarının arzularıyla verilen bir dersin bir hülâsasını sizlere de söylemeyi münasip gördük. O dersin mevzuu da: Umum kâinat mevcudatı hesabına Mi&#8217;rac Gecesinde, Fahr-i kâinat ve netice-i hilkat-i âlem Peygamber aleyhissalâtü vesselâm, huzur-u İlahîde nev-i beşerin, belki umum zîhayat, belki umum mahlukat namına selâm yerinde</p>
<p><strong>ﺍَﻟﺘَّﺤِﻴَّﺎﺕُ ﺍَﻟْﻤُﺒَﺎﺭَﻛَﺎﺕُ ﺍَﻟﺼَّﻠَﻮَﺍﺕُ ﺍَﻟﻄَّﻴِّﺒَﺎﺕُ ﻟِﻠَّﻪِ</strong></p>
<p>demesi ve içinde bir küllî mana bulunduğundan bütün ümmet her gün çok defa namazlarında zikretmesi ile ve ehl-i iman içinde, her bir mertebe sahibinin bir hissesi içinde bulunduğu ve bundan evvel &#8220;Hüve Nüktesi&#8221;nin hâşiyesinde, radyo vasıtasıyla hava unsurunun hârika mu&#8217;cizat-ı kudreti göstermesi cihetinde kalbe ihtar edildi ki:</p>
<p>Bir ehl-i iman, ebedî bir saadette, dünya kadar bir mülk-ü bâkiyi netice verecek bu kısacık ömr-ü dünyevîde ettiği ibadette bir küllî ibadet, âdeta kendi hususi dünyasıyla beraber ibadet etmiş gibi kendi hususi dünyası kadar bir mükâfat alacağı işarat-ı Kur&#8217;aniyeden anlaşılır diye; Hüccetü&#8217;z-Zehra&#8217;nın İkinci Makamı&#8217;nda ilm-i İlahî mebhasında<strong> ﺍَﻟﺘَّﺤِﻴَّﺎﺕُ ﺍَﻟْﻤُﺒَﺎﺭَﻛَﺎﺕُ &#8230; ﺍِﻟَﻰ ﺍَﺧِﺮِ</strong>nin küllî manaları ruhuma gelip öylece teşehhüdde<strong> ﺍَﻟﺘَّﺤِﻴَّﺎﺕُ</strong>derken, birden hayalime hususi dünyamın dört unsuru olan toprak, su, hava, nur unsurları dört küllî dil oldular. Her bir dil, milyarlar hattâ trilyonlar, katrilyonlar adedince<strong> ﺍَﻟﺘَّﺤِﻴَّﺎﺕُ ﺍَﻟْﻤُﺒَﺎﺭَﻛَﺎﺕُ ﺍَﻟﺼَّﻠَﻮَﺍﺕُ ﺍَﻟﻄَّﻴِّﺒَﺎﺕُ ﻟِﻠَّﻪِ</strong>k<strong>elimelerini</strong> lisan-ı hal ile söylüyorlar; hayalen gördüm.</p>
<p>Bu unsurlardan toprak unsuru bir dil olarak bütün zîhayatların her biri bir kelime-i zîhayat olup <strong>ﺍَﻟﺘَّﺤِﻴَّﺎﺕُ</strong>derler. Çünkü her bir avuç toprak ekser nebatata saksılık edebilir ve menşe olabilir bir vaziyettedir. O halde her bir avuç toprakta, ya bütün beşerin meydana getirdikleri bütün fabrikaların adedince manevî küçücük mikyasta fabrikalar -her bir avuç toprakta- bulunacak. Bu ise hadsiz derecede imkânsız. Veyahut bir Kadîr-i Mutlak&#8217;ın hadsiz kudreti, nihayetsiz ilmi ve iradesiyle olacak.</p>
<p>Demek toprak unsuru, bütün eczası ile ve zerratı ile bu mazhariyet için hadsiz <strong>ﺍَﻟﺘَّﺤِﻴَّﺎﺕُ ﻟِﻠَّﻪِ</strong>der. Yani ezelden ebede kadar bütün zîhayatların hayat hediyeleri Zat-ı Vâcibü&#8217;l-vücud&#8217;a hastır.</p>
<p>Sonra herkesin hususi dünyasındaki gibi benim de hususi dünyamın ikinci unsuru olan su unsuru dahi küllî bir lisan olarak bütün zerratı ile hususan zîhayatların menşelerine ve yaşamalarına hizmetleri noktalarında trilyonlar, katrilyonlar adedince <strong>ﺍَﻟْﻤُﺒَﺎﺭَﻛَﺎﺕُ</strong>kelime-i mübarekesini lisan-ı hal ile kâinatta neşrediyor.</p>
<p>Çünkü suyun katrelerinin gördüğü vazifeler, hususan nutfelerin ve çekirdeklerin ve tohumların intibahında ve uyanıp vazife-i fıtriyelerine mazhar olmakta ve gayet acib ve güzel ve hârika o küçücük mahlukların ve yavruların büyük ve gayet intizamlı ve mükemmel vazifelere mazhariyetlerini bütün zîşuura tebrik ile bârekellah dediren ve hadsiz bârekellah, mâşâallah dedirmeye vesile olmaya lâyık olan o mübareklerin o vaziyetleri; o su unsurunun her bir zerresinin binler Eflatun kadar ilmi ve binler Hakîm-i Lokman kadar hikmeti ve iradesi bulunmak lâzımdır. Bu ise suyun zerratı adedince muhaldir.</p>
<p>Öyle ise bir Kadîr-i Zülcelal&#8217;in ve bir Rahman-ı Rahîm&#8217;in hadsiz kudret ve rahmet ve hikmet ve iradesiyle o mübareklerin, o hadsiz mu&#8217;cizata mazhariyetleri cihetinde bütün o mübarekler adedince<strong> ﺍَﻟْﻤُﺒَﺎﺭَﻛَﺎﺕُ ﻟِﻠَّﻪِ</strong>kelimesini külliyetiyle söylediklerinden, bütün mahlukat namına, Mi&#8217;rac Gecesinde, netice-i hilkat-i âlem olan Peygamberimiz aleyhissalâtü vesselâm<strong> ﺍَﻟْﻤُﺒَﺎﺭَﻛَﺎﺕُ ﻟِﻠَّﻪِ</strong>demiş. Yani bütün bu medar-ı tebrik ve mâşâallah ve bârekellah dediren bütün haletler ve sanatlar Zat-ı Zülcelal&#8217;in kudretine mahsus olduğundan, bütün o hadsiz<strong> ﺍَﻟْﻤُﺒَﺎﺭَﻛَﺎﺕُ ﻟِﻠَّﻪِ</strong>leri Cenab-ı Hakk&#8217;a, huzuruyla hediye ediyor. Sonra herkesin hususi dünyasındaki hava unsuru dahi bir hüve kadar her bir avuç havadaki her bir zerre, mazhar oldukları santrallık, âhize ve nâkilelik vazifeleri içinde bütün duaları ve salavatları ve ricaları ve ibadetleri ifade eden<strong> ﺍَﻟﺼَّﻠَﻮَﺍﺕُ ﻟِﻠَّﻪِ</strong>cümlesini lisan-ı halleriyle dedikleri için; hava unsuru küllî bir lisan olarak o hadsiz kelimatlarını katrilyonlar belki kentrilyonlar adedince söyleyerek Sâni&#8217;lerine, Hâlık&#8217;larına takdim ettiklerinden onların namlarına o küllî mana ile Resul-i Ekrem (aleyhissalâtü vesselâm) Cenab-ı Hakk&#8217;a<strong> ﺍَﻟﺼَّﻠَﻮَﺍﺕُ ﻟِﻠَّﻪِ</strong>diye takdim etmiştir. Yani &#8220;Bütün dualar ve ihtiyaçtan gelen ricalar ve nimetten çıkan şükürler ve ibadetler ve namazlar, Hâlık-ı külli şey&#8217;e mahsustur.&#8221;</p>
<p>Çünkü &#8220;Hüve Nüktesi&#8221;nin hâşiyesinde denildiği gibi: Ya hüve kadar bir avuç havanın her bir zerresi, umum dilleri bilecek ve söyleyenlerin yerlerini görecek ve yakın uzak her şeyi işitecek ve her şiveyi ve her harfin tarzını tam bilecek ve çok işleri beraber, şaşırmadan görecek bir kudret-i mutlaka ve irade-i tammeye mâlik olacak. Bu ise hava zerreleri adedince muhal olmasından, elbette ve elbette şüphesiz ve kat&#8217;î bir zaruretle o zerrelerin her biri, Sâni&#8217;-i Hakîm&#8217;i bütün sıfâtıyla gösterip şehadet eder. Âdeta küçük bir mikyasta âlemin büyük şehadeti kadar şehadetleri vardır.</p>
<p>Demek, zerrat-ı havaiye adedince salavatları ifade eden, mi&#8217;rac-ı Ahmedî aleyhissalâtü vesselâmda<strong> ﺍَﻟﺼَّﻠَﻮَﺍﺕُ ﻟِﻠَّﻪِ</strong>denilmiştir.</p>
<p>Sonra<strong> ﺍَﻟﻄَّﻴِّﺒَﺎﺕُ</strong>kelime-i tayyibe söylendiği vakit, birden nâr ile nur unsuru yani hararetli ve hararetsiz maddî ve manevî nur unsuru bir küllî dil olarak hadsiz ve nihayetsiz bir surette lisan-ı hal ile hadsiz diller ile<strong> ﺍَﻟﻄَّﻴِّﺒَﺎﺕُ ﻟِﻠَّﻪِ</strong>diyor.</p>
<p>Yani &#8220;Bütün güzel sözler, güzel manalar, hârika güzel cemaller ve bütün kâinatın yüzünde cemalleri görünen ezelî esma-i hüsnanın cilveleri ve başta enbiyalar, evliyalar, asfiyalar olarak bütün ehl-i imanın imanları ile kâinatın ve mahlukatın görünen güzellikleri ve ehl-i imanın imanlarından neş&#8217;et eden güzel sözler, hamdler, şükürler, tevhidler, tehliller, tesbihler, tekbirler<strong> ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﻳَﺼْﻌَﺪُ ﺍﻟْﻜَﻠِﻢُ ﺍﻟﻄَّﻴِّﺐُ</strong>sırrı ile arş-ı a&#8217;zam tarafına giden o kelimat-ı tayyibeleri ve dünyanın üç adet yüzünden gayet güzel olan esma-i İlahiyeye âyinelik eden birinci yüzündeki hadsiz güzellikler, tayyibeler ve dünyanın âhiret tarlası olan ikinci yüzündeki hadsiz hasenatlar, hayırlar ve manevî meyveler ve güzellikler, tamamıyla ezel ebed sultanı Kadîr-i Zülcelal&#8217;e mahsustur.&#8221; diye nâr ve nur unsurunun bu küllî dili ile bu küllî ubudiyeti, Mabud-u Zülcelal&#8217;e takdim etmek manasında olarak Fahr-i kâinat aleyhissalâtü vesselâm umum mahlukat hesabına<strong> ﺍَﻟﻄَّﻴِّﺒَﺎﺕُ ﻟِﻠَّﻪِ</strong>demiş.</p>
<p>Çünkü maddî ve manevî nur unsuru, mazhar oldukları vazifelerinin umumu hem beraber hem ayrı ayrı Zat-ı Vâcibü&#8217;l-vücud&#8217;a işaret ve şehadet ettikleri milyarlar numuneleri var.<br />
Evet, nur ve nâr unsuru toprak, hava ve mâ unsurları gibi gayet kat&#8217;î ve bedihî ve zarurî bir surette o numunelerle gösteriyor ki: Bütün esbab yalnız bir perdedir. Bütün icadlar ve tesirler, Zat-ı Kadîr-i Zülcelal&#8217;indir. Çünkü nur, aynen vücud ve hayat gibi kudret-i İlahiyenin perdesiz bizzat mübaşeretine lâyık olmasından, esbab-ı zahirî hiçbir cihette perde olmadığından vâhidiyet içinde ehadiyeti gösterir. Gayet cüz&#8217;î ve küçük bir vazifede, küllî ve geniş bir delil-i ehadiyete işaret eder ki &#8220;Hüve Nüktesi&#8221; hâşiyeleriyle bunu gayet kısaca ispat ediyor. İşte milyarlar numunelerinden iki küçük numunesinden:<br />
Birisi: Manevî nurun -ilim suretinde- beşerin kafasında cilvesinin bir cüz&#8217;îsi, tırnak kadar kuvve-i hâfızaya mâlik bir adamın kafasında, doksan kitabın kelimatı yazılmış.</p>
<p>Ve üç ayda, her günde üç saat meşgul olarak, hâfızasının sahifesinin yalnız o kısmını ancak tamam edebilmiş. Aynı adam, seksen sene ömründe gördüğü ve işittiği ve merakını tahrik eden ve ona hoş gelen manaları ve kelimeleri ve suretleri ve savtları o tırnak kadar kuvve-i hâfızanın sahifesinde istediği vakitte müracaat edip bir büyük kütüphane kadar bütün mahfuzatının aynı şeylerini orada bütün istediklerini mevcud ve muntazam yazılmış ve dizilmiş görüyor.</p>
<p>İşte bu tırnak kadar kuvve-i hâfızanın, bahr-i umman gibi bir vüs&#8217;ati ve güneş gibi bir ihatalı nuru ve bir ziya-i manevîsi ve zemin yüzü kadar geniş sahifeleri olmazsa bu hal olamaz.</p>
<p>Bu ise yüz binler derece muhal muhal içinde ve imkânsız olduğundan elbette ve elbette bu küçücük tırnak kadar hâfıza; Levh-i Mahfuz, bir sahife-i kader ve kudreti olan Alîm-i Mutlak&#8217;ın ilim ve hikmet ve kudreti ile o Levh-i Mahfuz&#8217;un bir numunesini beşerin kafasında halk eylemesine kudsî bir şehadet eder.</p>
<p><strong>İkinci cüz&#8217;î ve küçücük bir numunesi: </strong></p>
<p><strong>Elektriktir.</strong> Bir adam, elektrik lambasının acib vaziyetini tetkik etmiş. Bakıyor ki yüzer düğmelerdeki ve merkezlerdeki ve demir ve ip tellerindeki zerreler ve maddeler camid, şuursuz, hareketsiz oldukları halde yalnız gayet cüz&#8217;î bir temas neticesinde, on kilometre yeri dolduran karanlık derhal gider ve yerini yarım saniyede dolduran bir nur vücuda gelir. Bu gözle görünen karanlığın birden kaybolması ve yine gözle görünen o zulmet kadar nurun vücuda gelmesi elbette bir hayal değil, ya o temas eden camid, şuursuz zerreler, hadsiz bir kuvveti ve bir nuru kendilerinde taşımakla beraber; birden yüz kilometre yerlere elini uzatıp, karanlığı süpürüp, temizleyip nurları dolduracak. Bu ise bütün şeytanlar ve dinsizler, maddiyyunlar toplansalar bunu, bir sofestaîye de kabul ettiremezler.</p>
<p>Veyahut bütün kâinata hükmü geçen ve bütün nurlar, onun Nur isminden feyiz alan ve Nuru&#8217;n-Nur ve Hâlıku&#8217;n-Nur ve Müdebbiru&#8217;n-Nur olan Kadîr-i Zülcelal&#8217;in ve Allâmü&#8217;l-guyub&#8217;un ve Alîm-i Mutlak&#8217;ın kudreti ile ve hikmeti ile olacak. İşte bu iki numuneye kıyasen hadsiz numuneler var.</p>
<p>Işte<strong> ﺍَﻟﻄَّﻴِّﺒَﺎﺕُ ﻟِﻠَّﻪِ</strong>bütün kâinattaki nurları, güzellikleri, tayyibeleri ve kelimat-ı tayyibeleri ve hayırları ve kemalâtları Zat-ı Zülcelal&#8217;e nur unsuru diliyle kâinat takdim ettiği gibi; netice-i hilkat-i kâinat ve sebeb-i hilkat-i âlem olan Muhammed (aleyhissalâtü vesselâm) dahi namlarına mebus olduğu kâinattaki bütün mevcudat hesabına, Mi&#8217;rac Gecesinde o küllî mana ile<strong> ﺍَﻟﻄَّﻴِّﺒَﺎﺕُ ﻟِﻠَّﻪِ</strong>demiş.</p>
<p>Resul-i Ekrem (aleyhissalâtü vesselâm biadedi zerrati&#8217;l-enam) bu dört kelimat-ı cemileyi selâm yerinde söyledikten sonra -Risale-i Nur&#8217;da izah edildiği gibi- Cenab-ı Hak ﺍَ<strong>ﻟﺴَّﻠﺎَﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﺍَﻳُّﻬَﺎ ﺍﻟﻨَّﺒِﻰُّ</strong>demesiyle, bütün ümmeti öyle diyeceklerine işaret ve manevî emir ve ferman ve kabul hükmünde mukabele etmiş.</p>
<p>Birden Peygamber<strong> ﺍَﻟﺴَّﻠﺎَﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻨَﺎ ﻭَ ﻋَﻠَﻰ ﻋِﺒَﺎﺩِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟﺼَّﺎﻟِﺤِﻴﻦَ</strong>demekle, o kudsî selâmı hem kendine hem ümmetine hem bütün kendinden evvelki emsallerine tamim edip, küllî ve umumî bir selâm suretinde gösterip bütün mahlukatın mebusu olması noktasında onlara da o selâmı teşmil etmiş.<br />
Ümmeti ise her namazda<strong> ﺍَﻟﺴَّﻠﺎَﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﺍَﻳُّﻬَﺎ ﺍﻟﻨَّﺒِﻰُّ</strong>demeleri, o selâm-ı İlahîdeki emir ve fermana bir imtisaldir. Hem ona karşı biat etmektir ve her gün biatını yani memuriyetini kabul ve getirdiği fermanlara itaatlerini tecdid ve tazelemektir. Hem risaletini bir tebriktir. Hem umum âlem-i İslâm her gün bu kelime ile onun getirdiği saadet-i ebediye müjdesine karşı bir teşekkürdür.</p>
<p>Evet her insan, kendi vücudunun mahvolması ile müteellim olduğu gibi; hanesinin harap olması ile de elem çekiyor. Ve vatanının bozulması ile gayet müteessir oluyor. Ahbabının firak ve vefatıyla derinden derine kalbi acıyor. Dünya kadar büyük, has ve hususi dünyasının zeval ve firak ve âhirde tamamen mahvolmasını düşünmesi, manevî bir cehennem gibi ruhunu ve vicdanını yandırıyor.</p>
<p>Işte aklı başında her bir adam ruhsuz, kalpsiz, akılsız olmamak şartıyla bilecek ki: Muhammed-i Arabî aleyhissalâtü vesselâmın Mi&#8217;rac Gecesinde gözü ile gördüğü saadet-i ebediyenin müjdesini ve ehl-i imanın cennetteki hayat-ı bâkiyesinin beşaretini ve insanın alâkadar olduğu sevdiklerinin mahvolmadıklarını ve onların zevallerinden sonra yine görüşmelerinin muhakkak olacağının gayet sürurlu, manevî hediyesine karşı umum âlem-i İslâm her gün çok defa<strong> ﺍَﻟﺴَّﻠﺎَﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﺍَﻳُّﻬَﺎ ﺍﻟﻨَّﺒِﻰُّ</strong>dediği gibi; onun da getirdiği hediye-i maneviyesiyle hem kâinat sahifeleri ve tabakaları mektubat-ı Samedaniye olmasına hem mahlukatın hakiki kıymetleri ve kemalâtları onun risaleti ile tezahür etmesine mukabil bütün mahlukat manen<strong> ﺍَﻟﺴَّﻠﺎَﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﺍَﻳُّﻬَﺎ ﺍﻟﻨَّﺒِﻰُّ</strong>bu mezkûr hakikatin lisanı ile derler.</p>
<p>Ve ümmet mabeyninde şeair-i İslâmiyeden olan birbirine<strong> ﺍَﻟﺴَّﻠﺎَﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ</strong>demeleri sünnet olması, bu büyük hakikatin şuâı olmasındandır.</p>
<p><strong>ﺍَﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ</strong></p>
<p>Said Nursî</p>
<p>***</p>
<p>(<strong>Hâşiye</strong>): Yalnız aldatmak için bazı derin ve ehemmiyetli hakikatlere bir isim takıp güya o hakikat anlaşılmış gibi âdileştiriyorlar. Mesela, bu elektrik kuvveti imiş deyip o ince ve derin hakikati ehemmiyetsiz yapıp âdi gösteriyorlar. Halbuki kudretin o mu&#8217;cizesinin hikmetleri iki sahife ile ancak ifade edildiği halde; bir tek isim takmakla, o hakikati ve o küllî hikmeti gizleyip gayet küçük ve basit bir perdesini yerine ikame ederek; o mu&#8217;cizeli eseri, kör kuvvete ve serseri tesadüfe ve mevhum tabiata isnad edip Ebucehil&#8217;den daha echel bir dereceye düşüyorlar.</p>
<p>İşte irade-i İlahiyenin namuslarının unvanları olan âdetullah kanunlarının birisine beşer, aczinden mahiyetini bilemediği o kanunun mahiyetine elektrik namını verip tenvirdeki hârika mu&#8217;cize-i kudreti âdileştirmekle ve malûm bir şey imiş gibi elektrik kuvveti diye bir isim takmakla, bunun gibi çok hârikulâde mu&#8217;cizat-ı kudret-i İlahiyeyi cahilane âdileştiriyorlar.}</p>
<p>Emirdağ2[Y] &#8211; 114</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/tahiyyatin-manasina-kulli-bir-bakis/">Tahiyyat’ın Manasına Külli Bir Bakış</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/tahiyyatin-manasina-kulli-bir-bakis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Teşehhüdün Namazda Okunmasının Hikmeti</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/tesehhudun-namazda-okunmasinin-hikmeti/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/tesehhudun-namazda-okunmasinin-hikmeti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Oct 2017 18:43:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Risale-i Nur]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç]]></category>
		<category><![CDATA[risale-i nur]]></category>
		<category><![CDATA[Tayyibat]]></category>
		<category><![CDATA[Teşehhüd]]></category>
		<category><![CDATA[Teşehhüdün Namazda Okunmasının Hikmeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=18091</guid>

					<description><![CDATA[<p>Teşehhüdün mübarek kelimatı, Mi&#8217;rac gecesinde Cenab-ı Hak ile Resulünün bir mükâlemeleri olduğu halde, namazda okunmasının hikmeti nedir? Elcevab: Her mü&#8217;minin namazı, onun bir nevi Mi&#8217;racı hükmündedir. Ve o huzura lâyık olan kelimeler ise, Mi&#8217;rac-ı Ekber-i Muhammed (Aleyhissalâtü Vesselâm)da söylenen sözlerdir. Onları zikretmekle, o kudsî sohbet tahattur edilir. O tahatturla o mübarek kelimelerin manaları cüz&#8217;iyetten külliyete [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/tesehhudun-namazda-okunmasinin-hikmeti/">Teşehhüdün Namazda Okunmasının Hikmeti</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/tesehhudun-namazda-okunmasinin-hikmeti/images-6-14/" rel="attachment wp-att-18092"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-18092" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/10/images-6.jpg" alt="" width="300" height="180" /></a></p>
<p>Teşehhüdün mübarek kelimatı, Mi&#8217;rac gecesinde Cenab-ı Hak ile Resulünün bir mükâlemeleri olduğu halde, namazda okunmasının hikmeti nedir?</p>
<p><strong>Elcevab</strong>:</p>
<p>Her mü&#8217;minin namazı, onun bir nevi Mi&#8217;racı hükmündedir. Ve o huzura lâyık olan kelimeler ise, Mi&#8217;rac-ı Ekber-i Muhammed (Aleyhissalâtü Vesselâm)da söylenen sözlerdir. Onları zikretmekle, o kudsî sohbet tahattur edilir. O tahatturla o mübarek kelimelerin manaları cüz&#8217;iyetten külliyete çıkar ve o kudsî ve ihatalı manalar tasavvur edilir veya edilebilir. Ve o tasavvur ile kıymeti ve nuru teali edip genişlenir.</p>
<p>Meselâ: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, o gecede Cenab-ı Hakk&#8217;a karşı selâm yerinde ﺍَﻟ<strong>ﺘَّﺤِﻴَّﺎﺕُ ﻟِﻠَّﻪِd</strong>emiş. Yani: &#8220;Bütün zîhayatların hayatlarıyla gösterdikleri tesbihat-ı hayatiye ve Sâni&#8217;lerine takdim ettikleri fıtrî hediyeler, ey Rabbim sana mahsustur. Ben dahi bütün onları tasavvurumla ve imanımla sana takdim ediyorum.&#8221;</p>
<p>Evet nasılki Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm <strong>ﺍَﻟﺘَّﺤِﻴَّﺎﺕُ</strong>kelimesiyle, bütün zîhayatın ibadat-ı fıtriyelerini niyet edip takdim ediyor. Öyle de: Tahiyyatın hülâsası olan <strong>ﺍَﻟْﻤُﺒَﺎﺭَﻛَﺎﺕُ</strong>kelimesiyle de, bütün medar-ı bereket ve tebrik ve bârekellah dediren ve &#8220;mübarek&#8221; denilen ve hayatın ve zîhayatın hülâsası olan mahluklar, hususan tohumların ve çekirdeklerin, danelerin, yumurtaların fıtrî mübarekiyetlerini ve bereketlerini ve ubudiyetlerini temsil ederek, o geniş mana ile söylüyor. Ve mübarekâtın hülâsası olan <strong>ﺍَﻟﺼَّﻠَﻮَﺍﺕُ</strong>kelimesiyle de zîhayatın hülâsası olan bütün zîruhun ibadat-ı mahsusalarını tasavvur edip dergâh-ı İlahîye o ihatalı manasıyla arzediyor. Ve <strong>ﺍَﻟﻄَّﻴِّﺒَﺎﺕُ</strong>kelimesiyle de, zîruhun hülâsaları olan kâmil insanların ve melaike-i mukarrebînin, salavatın hülâsası olan tayyibat ile nurani ve yüksek ibadetlerini irade ederek Mabuduna tahsis ve takdim eder.</p>
<p>Hem nasılki o gecede Cenab-ı Hak tarafından</p>
<p><strong>ﺍَﻟﺴَّﻠﺎَﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﻳَٓﺎ ﺍَﻳُّﻬَﺎ ﺍﻟﻨَّﺒِ</strong>ﻰُّ</p>
<p>demesi, istikbalde yüzer milyon insanların her biri, her gün, hiç olmazsa on defa</p>
<p>ﺍَ<strong>ﻟﺴَّﻠﺎَﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﻳَٓﺎ ﺍَﻳُّﻬَﺎ ﺍﻟﻨَّﺒِﻰُّ</strong></p>
<p>demelerini âmirane iş&#8217;ar eder. Ve o selâm-ı İlahî, o kelimeye geniş bir nur ve yüksek bir mana verir. Öyle de: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#8217;ın, o selâma mukabil</p>
<p><strong>ﺍَﻟﺴَّﻠﺎَﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻨَﺎ ﻭَﻋَﻠَﻰ ﻋِﺒَﺎﺩِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟﺼَّﺎﻟِﺤِﻴﻦَ</strong></p>
<p>demesi, istikbalde muazzam ümmeti ve ümmetinin sâlihleri, selâm-ı İlahîyi temsil eden İslâmiyete mazhar olmasını ve İslâmiyetin umumî bir şiarı olan mü&#8217;minler<br />
ortasındaki</p>
<p><strong>ﺍَﻟﺴَّﻠﺎَﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﻭَ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﺍﻟﺴَّﻠﺎَﻡُ</strong></p>
<p>umum ümmet demesini raciyane, daiyane Hâlıkından istediğini ifade ve ihtar eder. Ve o sohbette hissedar olan Hazret-i Cebrail Aleyhisselâm, emr-i İlahî ile o gece</p>
<p>ﺍَ<strong>ﺷْﻬَﺪُ ﺍَﻥْ ﻟﺎَٓ ﺍِﻟَﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻭَ ﺍَﺷْﻬَﺪُ ﺍَﻥَّ ﻣُﺤَﻤَّﺪًﺍ ﺭَﺳُﻮﻝُ ﺍﻟﻠَّﻪِ</strong></p>
<p>demesi, bütün ümmet kıyamete kadar böyle şehadet edeceğini ve böyle diyeceklerini mübeşşirane haber verir. Ve bu mükâleme-i kudsiyeyi tahattur ile kelimelerin manaları parlar, genişlenir.</p>
<p>Bu mezkûr hakikatın inkişafında bana yardım eden garib bir halet-i ruhiyedir:<br />
Bir zaman karanlıklı bir gurbette, karanlık bir gecede, zulmetli bir gaflet içinde, hal-i hazırda olan bu koca kâinat; hayalime camid, ruhsuz, meyyit, boş, hâlî, müdhiş bir cenaze göründü. Geçmiş zaman dahi bütün bütün ölü, boş, meyyit, müdhiş tahayyül edildi. O hadsiz mekân ve o hududsuz zaman, karanlıklı bir vahşetgâh suretini aldı. Ben o haletten kurtulmak için namaza iltica ettim. Teşehhüdde <strong>ﺍَﻟﺘَّﺤِﻴَّﺎﺕُ</strong>dediğim zaman birden kâinat canlandı; hayatdar, nurani bir şekil aldı, dirildi. Hayy-ı Kayyum&#8217;un parlak bir âyinesi oldu. Bütün hayatdar eczasıyla beraber, hayatlarının tahiyyelerini ve hedaya-yı hayatiyelerini daimî bir surette Zât-ı Hayy-ı Kayyum&#8217;a takdim ettiklerini ilmelyakîn, belki hakkalyakîn ile bildim ve gördüm.</p>
<p>Sonra ﺍَ<strong>ﻟﺴَّﻠﺎَﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﻳَٓﺎ ﺍَﻳُّﻬَﺎ ﺍﻟﻨَّﺒِﻰُّd</strong>ediğim vakit, o hududsuz ve hâlî zaman; birden Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#8217;ın riyaseti altında, zîhayat ruhlar ile vahşetzar suretinden, ünsiyetli bir seyrangâh suretine inkılab etti.</p>
<p>Said Nursi &#8211; Şualar(RNK) &#8211; 90</p>
<hr />
<p><strong>ﺍَﻟﺼَّﻠَﻮَﺍﺕُ d</strong>ür ki; hem umumî Mi&#8217;rac-ı Ekber-i Muhammedî&#8217;de (A.S.M.) hem her mü&#8217;minin hususî mi&#8217;racı olan namaz teşehhüdünde, her gün hiç olmazsa on defa, yüz milyonlar ehl-i iman, o kudsî kelimeyi, Peygamber&#8217;in (A.S.M.) tebaiyetiyle dergâh-ı İlahîye takdim edip kâinatta ilân ederler. Mi&#8217;raca dair Otuzbirinci Söz, Mi&#8217;racın bütün hakikatlarını -bir muhatab ittihaz ettiği muannid, mülhid, münkirlere karşı dahi- gayet kat&#8217;î ve kuvvetli bir surette isbat ettiğine binaen, tafsilatını ve hüccetlerini ona havale ederek gayet muhtasar bir işaretle bu Üçüncü Kelime-i Mi&#8217;raciyenin geniş manasını gösteren zîruh, zîşuur taifelerinin acib âlemine bakıp, ilm-i ezelînin cilveleriyle hâlıkımızın vahdet ve mevcudiyeti içinde kemal-i rahmaniyetini ve rahîmiyetini ve azamet-i kudret ve şümul-ü iradetini bilmeğe çalışacağız:</p>
<p>Evet, bu âlemde görüyoruz ki: Bu zîruhlar, şuuren ve aklen olmasa da hissen, fıtraten hissediyorlar ki; herbiri, hadsiz bir acz ve za&#8217;f içinde, hadsiz düşmanları ve incitenleri var ve hadsiz bir fakr ve ihtiyaç içinde, hadsiz hâcatı ve matlubları var. İktidarı ve sermayesi binden birine kâfi gelmediğinden, bütün kuvvetiyle bağırır ve ağlar; manen, fıtraten yalvarır; kendine mahsus sesiyle, lisanıyla dualar, niyazlar, bir nevi namazlar, salavatlar ile bir Alîm-i Kadîr dergâhına iltica ederken birden görüyoruz ki; o bağıranların her işini, her ihtiyacını bilen ve her derdini ve zararını anlayıp yalvarmasını, fıtrî duasını işiten Alîm-i Mutlak bir Kadîr-i Hakîm, imdadlarına yetişir, bütün istediklerini yapar. Ağlamalarını gülmeğe, bağırmalarını teşekkürlere çevirir. Bu hakîmane, alîmane, rahîmane yardım, pek parlak bir tarzda ilim ve rahmetin cilveleriyle bir Mücîb-i Mugîs, bir Rahîm-i Kerim&#8217;i bildirip o zîruh âleminin bütün salavat ve ubudiyetlerini ona takdim ve tahsis eder manasıyla, Mi&#8217;rac-ı Ekber&#8217;de Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm ve mi&#8217;rac-ı asgar olan namazlarda onun ümmeti</p>
<p><strong>ﺍَﻟﺼَّﻠَﻮَﺍﺕُ ﺍَﻟﻄَّﻴِّﺒَﺎﺕُ ﻟِﻠَّﻪِ</strong></p>
<p>der.</p>
<p>Said Nursi &#8211; Elhüccettüz zehra &#8211; 93</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/tesehhudun-namazda-okunmasinin-hikmeti/">Teşehhüdün Namazda Okunmasının Hikmeti</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/tesehhudun-namazda-okunmasinin-hikmeti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
