<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tartışma ve Tedbir | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/tartisma-ve-tedbir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 09 May 2017 13:17:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Tartışma ve Tedbir | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İmam Şafii(r.a) Şiirlerinden Seçmeler</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/imam-safiir-siirlerinden-secmeler/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/imam-safiir-siirlerinden-secmeler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 May 2017 21:44:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[İlim]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Şafii]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Şafii Şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan'ın Arzuları]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Şöhret]]></category>
		<category><![CDATA[Boş Söz]]></category>
		<category><![CDATA[Cehalet]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyaya Aldırma]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Erkeğin Süsü]]></category>
		<category><![CDATA[Gam]]></category>
		<category><![CDATA[Hilim ve Edep]]></category>
		<category><![CDATA[Hulefa-i Raşidin]]></category>
		<category><![CDATA[Kader]]></category>
		<category><![CDATA[Kanaat ve Takva]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs]]></category>
		<category><![CDATA[Tartışma ve Tedbir]]></category>
		<category><![CDATA[Teslimiyet ve İtidal]]></category>
		<category><![CDATA[Tevazu]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=15561</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8216;BIRAK ARZULARINI* Aklın karışırsa iki konuda Yorarsa seni zihnin Doğru olanı mı Yoksa arzuyu mu seçeceksin Bırak arzularını Zira arzu edilen şeyler Nefisleri ayıplanacakları yere sevkeder.(1) * Bu şiir bazı kaynaklarda Ali b. Ebî Tâlib’e de nispet edilir. YAKIN Gün gelir yalnız kalırsan De, bir gözetleyen var üzerimde Hiçbir şey gizli kalmaz,O’na her şey aşikar [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/imam-safiir-siirlerinden-secmeler/">İmam Şafii(r.a) Şiirlerinden Seçmeler</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://ilimcephesi.com/imam-safiir-siirlerinden-secmeler/0000000126589-1/" rel="attachment wp-att-15564"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-15564" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/05/0000000126589-1.jpg" alt="" width="230" height="358" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/05/0000000126589-1.jpg 385w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/05/0000000126589-1-193x300.jpg 193w" sizes="(max-width: 230px) 100vw, 230px" /></a><span style="color: #0a330a;">&#8216;BIRAK ARZULARINI*</span></strong></p>
<p>Aklın karışırsa iki konuda<br />
Yorarsa seni zihnin<br />
Doğru olanı mı<br />
Yoksa arzuyu mu seçeceksin<br />
Bırak arzularını<br />
Zira arzu edilen şeyler<br />
Nefisleri ayıplanacakları yere sevkeder.(1)</p>
<p>* Bu şiir bazı kaynaklarda Ali b. Ebî Tâlib’e de nispet edilir.</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>YAKIN</strong></span></p>
<p>Gün gelir yalnız kalırsan<br />
De, bir gözetleyen var üzerimde<br />
Hiçbir şey gizli kalmaz,O’na her şey aşikar<br />
Bir an bile habersiz kalır Allah zannetme<br />
Vallahi öyle bir gaflete daldık ki<br />
Yetişti bize günahlar, günahların üstüne<br />
Keşke Allah bağışlasa geçmişi<br />
Mağfiret dileyebilsek, tövbeyi nasip etse<br />
Görmüyor musun bugün hızla geçmekte<br />
Yarın bakabilenlere çok yakın görünmekte(2)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>HAYRET EDİYORUM</strong></span></p>
<p>Hayret ediyorum; Nasıl isyan edilir Allah’a<br />
Bile bile nasıl yüz çevirir münkirler O’ndan.<br />
Halbuki Allah’a şahitler vardır, sonsuza dek<br />
Her hareketten ve her sükûndan<br />
Bir belgesi görünür O’nun her şeyde<br />
O belgeler delildir vahdaniyete.(3)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>DUA</strong></span></p>
<p>Duayla alay eder, onu küçümser misin<br />
Dua nelere kadir, nereden bileceksin<br />
Gecenin okları hedefi şaşmaz ama<br />
Zamanı vardır<br />
Ulaşır yerine saati dolduğunda<br />
Rabbim istemezse tutar okları<br />
Kaderin hükmü varsa, açar yolları.(4)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>KADER</strong></span></p>
<p>istediğin olur, istemesem de istediğim olmaz,<br />
Sen istemezsen<br />
Kulları yarattın ilmine göre<br />
O ilimde koşar, genç yaşlı ile<br />
Kimisi bedbahttır, kimisi mutlu<br />
Kimisi güzeldir, kimisi çirkin<br />
Kimini yalnız bırakır, lütfedersin kimine<br />
Kimine yardım eder, kimini bırakırsın<br />
Kendi hâline.(5)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>ERKEĞİN SÜSÜ</strong></span></p>
<p>Elbisen güzel olsun elinden geldiğince<br />
Erkeklerin süsüdür güzel elbise<br />
İnsanlar, izzet ve ikram görür onunla.<br />
Tevazu olsun diye kaba giyinmekten vazgeç<br />
Saklayıp gizlediğin meçhul değildir<br />
Allah’a O’ndan korkup haramdan sakınırsan<br />
Yeni elbisenin zararı olmaz sana.<br />
Eski elbisen ise yüceltmez seni Allah katında<br />
Sen günahkâr bir kul oldukça.(6)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>ÇIKIŞ YOLU YAKIN</strong></span></p>
<p>Güzel bir sabırla açılır çıkış yolu,<br />
Allah’ın işlerinde gözettiği kimseler<br />
Görür kurtulduğunu.<br />
Dokunmaz hiçbir eza, Allah’ı tasdik edene<br />
O’ndan kim ümit ederse<br />
Allah, ümit ettiği yerde.(7)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>AŞK</strong></span></p>
<p>Yakut el &#8211; Hamevî anlatıyor: Bir adam İmam Şâfîî&#8217;nin yanına gelip kâğıda yazılı şu beyiti gösterdi:</p>
<p>Mekke müftüsüne sor Haşimoğulları&#8217;ndan<br />
Aşkı kavurursa ne yapar insan?</p>
<p>İmam Şâfiî bu satırların altına şu beyiti yazdı:</p>
<p>Sevgisini tedavi eder, sonra aşkını gizler<br />
Boyun eğip kadere olanlara sabreder.</p>
<p>Kâğıdı getiren adam yazılanları alıp götürdü.Daha sonra kâğıdı yeniden getirdi. Kağıtta bu kez şunlar yazılıydı:</p>
<p>Sevgisini nasıl tedavi edebilir ki<br />
Tutkusu genci öldürmektedir</p>
<p>Her gün yudum yudum<br />
Kederi içmektedir.</p>
<p>Bunun üzerine Şâfiî şu cevabı yazar:</p>
<p>Eğer sabretmezse başına gelenlere<br />
Onu ancak ölüm kurtarabilir.(8)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>ZAMAN İKİ GÜNDÜR</strong></span></p>
<p>Zaman iki gündür<br />
Güvenli ve tehlikeli<br />
Hayat iki hayattır<br />
Huzurlu ve kederli<br />
Görmez misin denizin üstünde<br />
Birçok leş yüzer durur<br />
Oysa derinlerinde<br />
Nice inciler bulunur<br />
Gökyüzünde varsa da sayısız yıldız<br />
Sadece ay ve güneş tutulur.(9)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>NEFSİNİ GÜZELLEŞTİR</strong></span></p>
<p>Nefsini koru ve taşı<br />
Onu güzelleştirecek yere<br />
Huzur içinde yaşar gidersin<br />
Muhatap olursun güzel sözlere.<br />
İnsanlara iyilikle muamele etmezsen<br />
Dostundan cefa görür<br />
Çekersin zamanın elinden<br />
Sabret yarına kadar azsa bugünün rızkı<br />
Umulur ki giderilir vaktin sıkıntıları.</p>
<p>Dostluğunda hayır yoktur<br />
Giriyorsa renkten renge bir kimse<br />
Ve eğiliyorsa gittiği yöne<br />
Rüzgâr nereden eserse.<br />
Ne kadar çoktur dostlar sayıldığında<br />
Halbuki ne kadar azdırlar<br />
Musibet anlarında.(10)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>AYRILIK</strong></span></p>
<p>Vah o zavallı gence<br />
Ve geçirdiği vakte<br />
Yanında yokken arkadaşları.<br />
Şayet ömrü avcunda olsaydı<br />
Sevdiklerinden ayrı düşünce<br />
Hiç düşünmeden fırlatıp atardı.(11)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>UZLET YEĞDİR</strong></span></p>
<p>Takvalı bir dost bulamayınca<br />
Yalnızlığım daha tatlıdır bir azgına eşlik etmekten<br />
Tek başına, huzurla yapılan bir ibadet<br />
Daha hayırlıdır elbet<br />
Mahzurlu kişiyle bir mecliste sohbetten.(12)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>ŞÖHRET</strong></span></p>
<p>İyi insan bir mertebeye gelir<br />
Adı yücelir dillerde<br />
Öyle ki yapmadığı hayırlar bile<br />
Onun ismiyle anılır.</p>
<p>Kötü insanın çoğalınca günahı<br />
Kötülükte tekâmül eder de<br />
Başkalarının günahları bile<br />
Üstüne kalır.(13)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>İNSANIN ARZULARI</strong></span></p>
<p>Arzularına ulaşmak ister insan daima<br />
Allah’ın takdiri dışında bir şeye<br />
Ulaşmak hiç mümkün müdür?<br />
insan, çıkarım, malım-mülküm dese de<br />
Faydalandığı şeylerin<br />
Takva en üstünüdür.(14)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>BİZİM AYIBIMIZ</strong></span></p>
<p>Zamanı kınıyoruz oysa ayıp bizdedir<br />
Zamanın bizden başka yoktur ayıbı<br />
Hicvediyoruz günahsızken zamaneyi<br />
Dili olsaydı, zaman bizi hicvederdi.<br />
Kurt kurdun etini asla yemezken<br />
Göz göre göre yiyoruz birbirimizi<br />
Aldatmak için bürünüyoruz kuzu postuna<br />
Vay haline bize sataşmaya gelenin<br />
Dinimiz; yapmacıklık ve riya<br />
İşimiz aldatmak bize bakanı.(15)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>BIRAK GÜNLERİNİ DİLEDİĞİNİ YAPSIN</strong></span></p>
<p>Bırak günleri dilediğini yapsın<br />
Razı ol hükmedince kader<br />
Gecelerin musibeti sabrını taşırmasın<br />
Bâki değil dünyadaki zorluklar</p>
<p>Güçlü bir adam ol, korkuların üstünde<br />
Ahlâkın müsamaha ve vefa<br />
Kusurların çoğalsa da tüm mahlukatta<br />
Örtüsü olması seni sevindirir yine de</p>
<p>Cömertlikle setret ki her ayıbı<br />
Örter denilir cömertlik<br />
Sakın gösterme düşmanlarına zillet<br />
Belâdır üzüntünle onları sevindirmek</p>
<p>Cimriden yardım umma<br />
Ateşte susayan için su yok<br />
Rızkını eksiltmez ağırdan alış<br />
Ve artırmaz hırsla çabalamak, yorulmak</p>
<p>Ne hüzün devam eder ne sevinç<br />
Ne sıkıntı, ne rahatlık<br />
Eğer kalbin kanaatkarsa<br />
Farkın yok, başkası dünyaya sahip olsa</p>
<p>Kimin inerse meydanına ölümler<br />
Ne gök korur onu, ne de yer<br />
Allah’ın mülkü geniştir ama<br />
Feza daralır hükmettiğinde kader</p>
<p>Aldırma vefasız günlere hiç<br />
Fayda vermiyor ölüme ilaç(16)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>GAM</strong></span></p>
<p>Ne zenginlik içinde olan bilir fakirliğin tadını<br />
Ne sağlam bedenli biri hasta gibidir<br />
Ne yoksulluklar vardır ki, örtülüdür üstü onurla<br />
Ne zaruretler memnuniyet altında gizlidir.<br />
Bir tebessüm ki altında hazin bir kalp yatar<br />
Bir gam uğrar ki ona, göremez kimse<br />
İnsanları toplar, denk oluşları birbirlerine<br />
Fakat gam ayırır ve hiç kimse<br />
Yakasını kurtaramaz ondan.<br />
Karartsaydı eğer elbiseleri o gam<br />
Bulamazdın bir yerde hiç beyaz elbiseli<br />
İnsan gamını saklamak istiyorsa<br />
Kendine bile görünmemeli.(17)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>DÜNYAYA ALDIRMA</strong></span></p>
<p>Üzülme kaybettiklerine dünyada<br />
Müslümanlık ve sağlık yanındaysa eğer.<br />
Peşinden koştuğun şey elinden kaçtıysa da<br />
Sağlık ve Müslümanlıktaki kaybın<br />
Doğrusu sana yeter.(18)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>NASİP</strong></span></p>
<p>Kısmetli biri yerde bir dal buldu da<br />
Elinde meyve verdi derlerse inan<br />
Tasdik et, gariplerin ve yoksulların<br />
Su içerken boğulduğunu duysan.<br />
Göğe dağılmış yıldızları tutabilirim<br />
Zenginliğin hilelerini kullansam<br />
Akıllı ve ferasetli kimseler<br />
Genelde zenginlikten nasipsizdirler<br />
Birbirine zıt düşer, asla bağdaşmaz<br />
Apayrıdır bu özellikler.<br />
Allah’ın en dertli kulları bil ki<br />
Dar rızıkla sınanan o himmet sahipleri.<br />
Kaza ve kadere en büyük delil<br />
Akıllılar dardayken ahmakların refahı.<br />
Kendisine zenginlik verilen kimseler<br />
Allah’ın dilediği müstesna<br />
Ne sevap alırlar, ne şükrederler.<br />
Nasip, yaklaştırır bütün uzak işleri<br />
Nasip açar tüm kilitli kapıları.(19)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>SIR</strong></span></p>
<p>Ne güçlü ve akıllı kimseler var ki<br />
Yanlarına uğramadan geçer rızıklar<br />
Ne zayıf ve aklı eksik kimseler<br />
Körfezleri avuçlayıp dururlar.<br />
Bu da gösterir ki<br />
Allah’ın göstermediği bir sırrı var.(20)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>YAPTIĞININ KARŞILIĞINI BULURSUN</strong></span></p>
<p>Zorbalıkla hükmettiler<br />
İleri gittiler baskılarında<br />
Ve bir müddet sonra<br />
Kalmadı yaptıklarından eser,<br />
İnsaflı olsalardı insaflı olunurdu onlara.</p>
<p>Fakat öyle azıttılar ki<br />
Üstlerine yağdırdı zaman<br />
Hüzünlerini, belâlarını<br />
Lisan-ı hâl söylüyordu şarkılarını</p>
<p>Başlarına gelenler<br />
Bedeliydi yaptıklarının<br />
Zamanın günahı neydi?(21)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>TAZİYE</strong></span></p>
<p>Sana taziyeye geldim, sünnettir diye<br />
Ebedî kalmak, arzum değildir.<br />
Ne &#8220;Başın sağolsun!&#8221; denilen kalacak<br />
Kaybettiği yakınından sonra,<br />
Ne başsağlığında bulunan bakidir.<br />
Bir süre yaşasa ne olacak!(22)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>ÖLÜM HERKESİN YOLU</strong></span></p>
<p>Bazı kimseler ölümümü temenni etti<br />
Diyelim ki öldüm, bu bir yoldur.<br />
Ben o yolda yalnız değilim ki<br />
Ne benden önce ölen kimse bana bir zarar verir<br />
Ne benden sonrakilerin yaşamı ebedî kılar beni.<br />
Yok olmamı dileyip, öleceğimi söyleyen kimse<br />
Kendi helak olabilir ben can vermeden önce.(23)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>CAHİLLE MUHATAP OLUNMAZ</strong></span></p>
<p>Bir düşük sövse bana şerefimi yükseltir<br />
Asıl ayıp, ona kötü söz söylemektir<br />
Şayet kendime ihtiram etmeseydim<br />
Alçaklarla dövüş için nefsime fırsat verirdim.</p>
<p>Ve eğer yalnız kendimi düşünseydim<br />
Beni arzularıma boş verir görecektin<br />
Ben dostumu gözetiyorum oysa<br />
Utançtır tok adama, arkadaşı aç olsa.</p>
<p>Edepsiz, benimle pervasızca konuşan<br />
İstemem ona karşılık vermek<br />
Onun şirreti artar, benimse hilmim<br />
Buhur dalı gibi yandıkça güzel kokan.</p>
<p>Cahil konuştuğunda karşılık verme<br />
Hayırlıdır sükût cevap vermenden<br />
Onunla konuşursan sevindirirsin<br />
Halbuki terk edersen kahrolur üzüntüden.(24)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>SUSMAK CEVAPTIR</strong></span></p>
<p>İstediğini söyle, söv bakalım namusuma<br />
Susmam cevaptır serserilere<br />
Cevap vermekten acizim sanma<br />
Fakat aslanlar cevap vermez köpeklere.(25)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>SUSMAK SELÂMETTİR</strong></span></p>
<p>Sustun ama aleyhinde bulunuldu, dediler<br />
Cevap kötülük kapısının anahtarıdır, dedim.<br />
Şereftir, cahile, ahmağa karşı susmak,<br />
Üstelik namusunu haysiyetini korumak.<br />
Görmez misin susan aslandan nasıl korkulur<br />
Köpek ömrünce havlar ama taşa tutulur.(26)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>KAPIYA YÖNELMEK</strong></span></p>
<p>Bâtılı hakka katarsan reddeder onu<br />
Diyelim ki karıştırdın<br />
Hak sabittir, ayrılır ondan.<br />
Doğrusu kaybolursun<br />
Bir işe girmezsen dosdoğru kapısından<br />
Kapıya yönelirsen yolu bulursun.(27)</p>
<p><strong>GÖRÜŞ</strong></p>
<p>Açma herkese fikrini<br />
Görüş almak istemeyen<br />
Ne senden hoşnut olacaktır<br />
Ne yararlanacaktır fikrinden.(28)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>İLMİ HAKEDENE VER</strong></span></p>
<p>İnci mi saçayım, davar sürüsü içinde<br />
Koyun çobanlarına edebiyat mı düzeyim<br />
Ömrüme andolsun ki<br />
Bir beldenin şerriyle yok olsam da<br />
Zayi edecek değilim<br />
Paha biçilmez sözleri aralarında<br />
Aziz Allah lütfuyla kolaylaştırıp<br />
Rast getirirse beni ilim ve hikmet ehline<br />
Faydalıyı vereceğim, sevgilerine bedel<br />
Bu olmazsa gizleneceğim<br />
Bilgilerimle beraber.</p>
<p>Cahillere ilim veren onu zayi etmiştir<br />
Kim de esirgerse ilmi hak edenlerden<br />
Kendine zulmetmiştir.(29)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>TESLİMİYET VE İTİDAL</strong></span></p>
<p>Bir kapı kapanınca bir başka kapı açılır<br />
Evet, zor işler an gelir kolaylaşır<br />
Sıkıntıdan sonra gelir ferahlık<br />
Dar yolların içinde genişlikler saklıdır.<br />
Bir üzüntüye bedel vardır iki kolaylığın<br />
Sakin ol, faydası yoktur gamın<br />
Ne kadar güçsüz kaldın korktukların yanında<br />
Korkulacak bir şey yoktu aslında<br />
Ne bulutlardan korktun dolu yağdıran<br />
Çok geçmeden kurtuldun, uzaklaştı yanından.<br />
Rızık sana geldi, ona giden sen değildin<br />
İstemekten uykusuz kalmadı ki gözlerin<br />
Nice azgın dev dalgaların üstünden aştın<br />
Ailenden uzaklaşıp, gurbete düştün</p>
<p>Bir dilenci gördüğünde saklanırken insanlar<br />
Rabbimden isteyenle, rabbimin arasında<br />
Ne bir engel ne de bir perde var.<br />
Fazlıyla karşılık verir O’ndan ümit edenlere<br />
Her an icabet edilir ümitle bekleyenlere<br />
Elinden kaçanlara bir gün olsun üzülme<br />
O’nun rızası ve ecri, değer sabrettiğine.<br />
Ne yazıyorsa amel defterinde onu görürsün<br />
Ya isabet etmişsindir ya da sürünürsün<br />
Kitapta yazılana kim engel olabilir<br />
Kitabın reddettiğini kim gönderebilir<br />
Bazen terketmezsen bir süsü, bir ziyneti<br />
İnsanlar onu şüpheli bulabilir.<br />
Öyle yerlere düşer helak olursun ki sen<br />
Üstüne yağan oklar<br />
İsabet etmiştir onun yüzünden.<br />
Açıkla yaşadığın zamanı fakat aşırı gitme<br />
Doğrusu bu yaşadığın zaman bir nevi azaptır</p>
<p>Kınamayı azalt, zira hakkı olduğu halde<br />
Kınayan kimse kalmadı şu zamanda.<br />
İnsanlar toplu halde geçip gittiler<br />
Fakat yoktu yanlarında<br />
Köpeklerin ihtiram ettiği o düşük şahsiyetler.<br />
Kara simalıları<br />
Çıkarlar karşına müjdelemek için seni<br />
En nazik olanları selam yerine küfrederler<br />
Ihsan et, hür insan güzele tâbi olandır<br />
Hürriyet, onlardan uzaklaşıp kendini korumaktır.<br />
Allah muhtaç etmezse onlara kaçar, kurtulur<br />
Yoksa yanlış ve doğru arasında bocalar durur.<br />
Arzularını boş ver, zira arzular<br />
Ayıplanacakları yere sevk eder nefisleri.<br />
Cevabı vardır bütün sözlerin<br />
Konuşmadan önce seç sözlerini<br />
İçine nükte katsan daha iyidir<br />
öyle sözler vardır ki yakar içleri.(30)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>AĞARAN SAÇLAR</strong></span></p>
<p>Ateşim söndü, saçlarımın yanmasıyla<br />
Ve gecem karardı ışıyan alevinden<br />
Hangi baykuş başıma yuva yapmış<br />
Kargaları uçtuğunda karşı çıkmama rağmen.</p>
<p>Terkettin beni, görüp ömrümün harabını<br />
Sığınağın her diyarın yıkıntıları<br />
Zevk alır mıyım hayattan, geldikten sonra<br />
Yaşlılığın öncüleri şakaklarıma &#8211; ki fayda vermiyor kına</p>
<p>Saçı beyazlar rengi sararırsa insan<br />
Güzel günlerinden bile ıstırap duyar.<br />
Çirkin işleri bırak, haramdır<br />
Takva sahiplerinin bunları işlemesi.<br />
Makamının zekâtını ver ve bil ki<br />
Nisaba erişmiştir malın zekâtı gibi.</p>
<p>Ihsan et hürlere, köle olurlar sana<br />
Cömertlerin ticareti insanı devşirmektir<br />
Yürüme yollarında yeryüzünün gururla<br />
Birazdan toprağı seni kaplayabilir.</p>
<p>Kim tadarsa dünyayı &#8211; ki ben tattım &#8211;<br />
Sunuldu bize şerbeti ve azabı<br />
Yalnız fanilik gördüm ve yalnız aldanış<br />
Sahranın ortasında belirir ya serabı.</p>
<p>Bir leşti hareketsiz,<br />
Etrafına üşüşmüş köpeklerin arzusu<br />
Onu çekiştirmekti.<br />
Uzak durabilirsen, kurtulursun elinden<br />
Saldırır köpekleri, çekiştirmek istersen.</p>
<p>Ne mutlu evinin köşesini sevene<br />
Kapıları kapalı, perdeleri çekili.(31)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>KANAAT VE TAKVA</strong></span></p>
<p>Aziz olur kim kanaat ederse<br />
Mahluka boyun eğmez çözmezse peçesini<br />
Tecrübelerden öğrendiğim onura dair<br />
Kanaatten daha aziz izzet yoktur dünyada<br />
Sen onu nefsin için sermaye yapmalısın<br />
Ve sonra takva malın olmalı senin<br />
Hayırlar işle gücün yettiğince<br />
Sakın uyma arzularına nefsinin<br />
Salihleri severim onlardan değilsem de<br />
Şefaatlerine ulaşmak için herhalde.<br />
Nefret ederim günah tüccarlarından<br />
Her ne kadar bizde de bulunsa aynı maldan.(32)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>GELİP GEÇEN BİR FIRSATTIR BAHTİYARLIK</strong></span></p>
<p>İnsan insanla madem ki hayat birlikte<br />
Mutluluk arada bir gelir, bir esintidir,<br />
İnsanların ihtiyaçlarını gideren adam<br />
Bil ki en üstün insandır halkın içinde<br />
Gücün yetiyorsa elini çekme artık<br />
Birine iyilikten sakın çekinme<br />
Çünkü gelip geçen bir fırsattır bahtiyarlık<br />
Şükret Allah&#8217;ın yarattığı nimetlere<br />
O nimetler ki bahşedilmiştir sana<br />
Ve muhtaç değilsin başka insanlara.<br />
Bir millet ölse de yaşar hep cömertliği<br />
Yaşayan öyle insanlar da vardır ki<br />
Çoktan ölmüşlerdir toplumun nazarında.(33)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>ONURLU KİMSELERİN İMTİHANI</strong></span></p>
<p>Yayılıp, dilediğini yiyen develer görürüm<br />
Ömrünce susuz kalmış aç aslanlar bilirim<br />
Bir lokma bulamazken kavmin eşrafı<br />
Şerefsizlerin tıkınmasına ne derim<br />
Bıldırcın ve kudret helvası.<br />
Mahlukatın hakimince verilmiş bir hükümdür<br />
Acılığına rağmen hükme kim direnebilir<br />
Kim bilirse zamanın kalleşliğini ve değişkenliğini<br />
Belâlara sabreder, açığa vurmaz şikayetini.(34)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>TEVAZU</strong></span></p>
<p>Bir meclise dâhil olmak istediğinde<br />
Kendini görmelisin hep alt mertebelerde.<br />
Yüceltirlerse seni, bu onların ikramıdır<br />
Yerinde bırakırlarsa<br />
De, bu benim makamımdır.(35)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>’İNSANLARIN DA GÖZLERİ VARDIR</strong></span></p>
<p>Namusun korunmuş, dindarlığın tam<br />
Helâk olmadan yaşamak istiyorsan<br />
Başkasının ayıbını anmasın dilin<br />
İnsanların da dilleri vardır<br />
Ve üstelik sen<br />
Ayıplardan ibaretsin.</p>
<p>Ele vermek isterse gözlerin ayıpları<br />
Çevir başını ve ona de ki<br />
Ey göz, insanların da vardır gözleri.</p>
<p>İnsanlara muamelen güzel olmalı<br />
Zalimleri de hoş gör, bağışla<br />
Savunmak istiyorsan illâ kendini<br />
İyilikle et kendini müdafaa(36)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>TARTIŞMA VE TEDBİR</strong></span></p>
<p>Eğer erdemli ve haberdarsan<br />
Öncekilerin ve sonrakilerin nasıl ihtilâf ettiğinden<br />
Sükûnet içinde münazara et, ağırbaşlı ol<br />
Ne ısrar et ne de kibirlen.<br />
Faydadır sana, minnetsiz istifadesi<br />
Lâtif nükteler ve nadir hikmetlerden.<br />
Aman sakın kavgaya tutuşmaktan<br />
Gösteriş için, yendim deyip caka satmaktan.<br />
İşte kötülük bu kıyılarda gezer<br />
Edepli insan tedbirli olup<br />
Bir noktada kesişmeyi ister.(37)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>HAK</strong></span></p>
<p>Hak sahibinin hakkını bil, hak ettiğinde hakkı<br />
İnkâr edende yoktur hayır<br />
Hak sahibi hak ettiğinde hakkı.(38)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>BANA YETİŞEBİLİR MİSİN?</strong></span></p>
<p>İlim tasnifiyle uykusuz kalmam<br />
Daha hoş gelir bana<br />
Süslü, güzel bir kadından<br />
Boyunlardaki kokudan.<br />
Kalemimin kağıtlar üstündeki hışırtısı<br />
Daha hoştur<br />
İnsanlara karışmaktan ve âşıklardan.<br />
Kızın defe vurmasından daha tatlıdır<br />
Yapraklarından kumlar dökülsün diye<br />
Defterlerime vurmam.<br />
Derste sevinçle eğilmem<br />
Üstüne çözmek için<br />
İlmi bir meselenin<br />
Daha lezzetlidir şarabından sâkinin.<br />
Ben uykusuz gecelerken<br />
Uyuyordun sen<br />
Nasıl bana yetişirsin<br />
Durum böyleyken(39)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>İNSANLAR İLMİN HİZMETKARIDIR</strong></span></p>
<p>Kendisine hizmet edene<br />
Hizmet ettirmesi tüm insanları<br />
İlmin üstünlüğünden.<br />
İnsan, namusunu, canını<br />
Nasıl sakınıyorsa,<br />
Öyle korumalıdır ilmi<br />
Halkın şerrinden.<br />
Kim ilim sahibi olur da<br />
Cahillik edip vermezse onu ehline<br />
Bil ki zulmetmiştir ilme.(40)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>ALLAH&#8217;IN GÖZETTİĞİ GERİ DÖNER</strong></span></p>
<p>İlmim yeter bana, fayda verirse ,<br />
Zilletin kaynağı tamahkârlıktır.<br />
Yaptığı kötülükten döner elbette<br />
Allah’ın gözettiği kullar.<br />
Kuşlar uçar ve yükselir ama<br />
Uçtukları gibi konarlar.(41)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>&#8216;&#8221;BİLMİYORUM İLMİ&#8221;</strong></span></p>
<p>Nasıl bileceksin<br />
Hem bilmiyor, hem de sormuyorsun bilenden<br />
Şayet bilseydin ya da<br />
Bildiğini zannetseydin<br />
&#8220;Bilmiyorum ilmi&#8221;ni bilen birine<br />
Muhalefet etmezdin.(42)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>İLİM NURDUR</strong></span></p>
<p>İmam Şâfiî, &#8220;Yedi yaşında Kur&#8217;an’ı, on yaşında Muvattâ&#8217;yı ezberledim” deme­sine rağmen ezberinin zayıf olduğundan şikayet etmekte ve şöyle demektedir*</p>
<p>Vekl’e ezberimin iyi olmadığından yakındım,**<br />
Bana, günahları terketmemi söyledi.<br />
Bilirdi ki ilim nurdur<br />
Allah’ın nurundan nasiplenemez âsi.(43)</p>
<p>* Muvattâ; İmam Mâlikin derlediği hadis kitabıdır.<br />
** Vekf bin el-Cerrah, Irakta çağının muhaddisidir.129 hicrî (miladî 746) yılında Kûfe&#8217;de doğmuş, 197 hicri (miladi 812) yılında yine Kûfe&#8217;de vefat etmiştir.</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>HADİS</strong></span></p>
<p>Gençler meclisine ikramda bulun<br />
Sidr bitkisinin yaprakları gibi kokarlar<br />
Kalplerle göğüsler arasını<br />
Aşk ibrikleriyle hep doldururlar.<br />
Hadistir içtikleri şarap<br />
Kadehleri sonsuza dek<br />
Elden ele dolaşır.<br />
Ne zaman ayrılık düşse içlerine<br />
Ne zaman bölünüp parçalansalar<br />
Tehlike gelir çatar<br />
Bu onların imtihanları işte.(44)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>YÜKSELMEK</strong></span></p>
<p>Çabayla elde edilir yüksek yerler<br />
Kim yükselmek isterse, uykusuz geceler.<br />
Çalışıp, çabalamadan yükselmek isterse kim<br />
Boş yere ömür geçirir bir şey elde etmeksizin<br />
Önce izzete eriş, sonra uyursun gece<br />
Çünkü denize dalar, her kim inci isterse.(45)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>BOŞ SÖZ</strong></span></p>
<p>Boş sözde hayır yoktur<br />
Aslına bakacak olursan<br />
Gencin susması daha güzeldir<br />
Vakitsiz konuşmaktan.<br />
Belli olur şahsiyeti<br />
Alnındaki parıltıdan<br />
Kim gizlenebilir senden<br />
İçi dışı bir olan dostuna bakarken sen.<br />
Ne emin kimseler vardır ki inançlarından<br />
Küfür yenmiştir imanlarını<br />
Ve çevirmiştir görüşünü başka görüşe<br />
Sonunda satarak dinlerini<br />
Satın almışlardır dünyalarını.(46)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>HILIM VE EDEP</strong></span></p>
<p>Ne hilim*, ne ilim &#8221;edep”siz olmaz<br />
Bir kavmin halimleri bilmemezlikten gelmez<br />
Tecâhül** pis kişinin elbisesidir<br />
O elbiseyi sefihler giyinir.(47)</p>
<p>* Hilim: Akıl, hoşgörü, yumuşak başlılık, olgunluk, sağduyu. ** Tecâhül: Bilmemezlikten gelme.</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>BİDAT HASATÇILARI</strong></span></p>
<p>Dinde bidat çıkarmadıkça<br />
Rahat etmez içleri.<br />
Akıllarına uymuş bazı insanlar<br />
Yaparlar resullerin<br />
Yapmadığı işleri.<br />
Risaleti taşımakken<br />
Onların görevleri<br />
Hafife alır çoğu<br />
Allah&#8217;ın yüce dinini.(48)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>HULEFÂ-I RÂŞIDÎN</strong></span></p>
<p>Allah’tan başka rab olmadığına şehadet ettim<br />
Ve şehadet ederim ki diriliş hak ve gerçektir.<br />
İman açıklanmış bir söz ve temiz fiildir.<br />
Üstelik hem artar hem eksilir.<br />
Ebu Bekir rabbinin halifesidir<br />
Ebu Hafs* da hayır üzre titizdir<br />
Rabbim şahit olsun ki Osman ne faziletlidir<br />
Ali&#8217;nin fazileti ise daha özeldir<br />
Onlar imamlarıdır ümmetin; izlerinde yürünür.<br />
Kadirlerini bilmeyip kınamaya kalkanlar<br />
Allah&#8217;ın kınamasıyla yüzüstü sürünür.(49)</p>
<p>* Ebu Hafs, Hz. Ömer (r.a.)&#8217;in lakabıdır.</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>KANAAT VE SABIR</strong></span></p>
<p>Korusun diye kanaat zırhını giydim<br />
Namusumu saklıyor, koruyorum onunla<br />
Hain zamandan kaçmak ne mümkün<br />
Ki üstüme geliyor, hedefi oldum<br />
Ölüm ve fakirlik oklarıyla.<br />
Ölüme karşı silahım Allah ve afvı<br />
Yoksulluğa karşı sığındım sabra.(50)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>RIZA GÖZÜ GÖRMEZ</strong></span></p>
<p>Rıza gözü örterken tüm ayıpları<br />
Öfke gözü döker tüm kusurları<br />
Bana saygı göstermeyene saygı göstermem<br />
Beni gözetmeyeni gözetmem asla<br />
Benden uzaklaşandan uzak düşerim<br />
Bana yaklaşan, yaklaşır dostluğuma<br />
Hayatta muhtaç değiliz birbirimize<br />
Ölsek zaten ihtiyaç duymaz<br />
Birimiz diğerine.(51)</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>İNSANIN DEĞERİ IHSAN ETTİĞİYLEDİR</strong></span></p>
<p>İmam Şâfiî, Sâmira* kentine vardığında, üzerinde eski ve kirli bir elbise vardı. Saçı da uzamıştı. Hemen bir berbere gittiyse de, İmam Şafiî&#8217;yi tanımayan ber­ber onu kirli bulup; &#8220;başkasına git&#8221; dedi. Bu durum Şafiî&#8217;nin gücüne gitmiş, kendisine hizmet eden delikanlıya dönüp: &#8220;Yarımda ne kadar para var?&#8221; diye sormuştu. Delikanlı: &#8220;On dinar&#8221; deyince Şafiî: &#8220;Onu berbere ver!&#8221; dedi. Deli­kanlı parayı berbere verdiğinde îmam Şâfiî şu beyitleri okudu: 1</p>
<p>Üzerimde bir elbise var<br />
Tamamı bir kuruşa satılsa<br />
Bir kuruş fazladır ona<br />
İçinde ise bir can taşır ki<br />
Daha azametli ve daha yücedir<br />
Bazılarıyla kıyaslanırsa<br />
Kılıca zarar vermez kını eskise de<br />
Parçalar değdiğinde eğer keskinse<br />
Günler hakir görüyor<br />
Şeklimi şemâlimi<br />
Parçalanmış kılıflarda<br />
Ne kılıçlar vardır, değil mi?(52)</p>
<p>* Sâmira: Diğer adı Şerre Men Reâ (Gören Mutlu Oldu)’dur. Dicle kıyısında bir İrak şehri</p>
<p>İmam Şafii&#8217;nin Şiirleri/Divan,Çev:A.Ali Ural</p>
<p><span style="color: #0a330a;"><strong>Kaynaklar:</strong></span></p>
<p>(1)-Bahauddin Muhammed el-Hemedânî, el-Mihlât, s. 132.</p>
<p>(2)-Fahreddin er-Râzi, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfıî, s. 111-112 / Esnevî, Tabakâtu&#8217;ş-Şâfıîyeti&#8217;l-Kubrâ, S. 14 / Beyhakî, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfıî, c.2, s. 118</p>
<p>(3)- el-Beyhakî, Menâkıbu&#8217;ş-Şafiî, c.2, s.109.</p>
<p>(4)- Şihabuddîn Muhammed el-Ebşîhî, el-Müstetraffi Külli Fennin Müstezraf, c.l, s. 236</p>
<p>(5)-İbn Kesîr, el-Bidâye ve&#8217;n-Nihâye, c.10, s. 254 / es-Subkî, Tabakâtu’ş-Şâfiîyye, c.l, s. 156</p>
<p>(6)-Semîru&#8217;l-Mu &#8216;minin, s. 160.</p>
<p>(7)-Muhammed Abdurrahim, Divânu&#8217;ş-Şâfiî, s. 174.</p>
<p>(8)-Yakut el-Hamevî, Mu&#8217;cemu&#8217;l-Udebâ, c.17, s.306-307.</p>
<p>(9)-Ali Fikri, Ahsenu&#8217;l-Kısas, c.4, s. 120.</p>
<p>(10)-Beyhakî, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfiî, c.2, s. 106. / Fahreddîn er-Râzî, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfiî, s.205.</p>
<p>(11)-Abdulhalîm el-Cundî, İmam Şâfiî, s.64.</p>
<p>(12)-Abdulmu’min eş-Şeblencî, Nûru’l-Ebsâr, s.236.</p>
<p>(13)-İbn Hacer el-Askalânî, Tevâli&#8217;t-Te&#8217;sis, s.73.</p>
<p>(14)-el-Beyhaki, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfiî, c.2, s. 100.</p>
<p>(15)-el-Beyhakî, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfiî, c.2, s.84.</p>
<p>(16)-Ahmed Es&#8217;ad el-Hâşimî, Cevâhiru&#8217;l-Edeb, s.665</p>
<p>(17)-Muhammed Abdurrahim, Dîvânu’ş-Şâfiî, s.333</p>
<p>(18)-el-Beyhakî, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfiî, c.2, s.66. / Fahreddin er-Râzı, Menâkıbu’ş-Şâfiî, s.112.</p>
<p>(19)-es-Subkî, Tabakâtu’ş-Şâfiiyye, c.l, s.161. /İbnu’l-İmâd, Şezerâtu&#8217;z-Zeheb, c.2, s.11. / İbn<br />
Hallikân, Vefeyâtu&#8217;l-A’yân, c.4, s.16.</p>
<p>(20)-el-Beyhakî, Menâkıbu’ş-Şâfiî, c.2, s.91. / Fahreddîn er-Râzi, Menâkıbu’ş-Şâfiî, s.113.</p>
<p>(21)-Bahauddin Muhammed el-Hemedânî, el-Keşkûl, el-Kâmil, c.l, s.32 / Husnî Nâisa,</p>
<p>(22)-Yakut el-Hamevî, Mu&#8217;cemu&#8217;l-Udebâ, c.17, s.308 / İbn Asâkir, Târihu Dımışk, c.10, s.206</p>
<p>(23)-el-Mes&#8217;ûdî, Murevvicu&#8217;z-Zeheb, c.3, s.373.</p>
<p>(24)-Ali Fikri, Ahsenu&#8217;l-Kısas, c.4, s.105.</p>
<p>(25)- Ali Fikri, Ahsenu&#8217;l-Kısas, c.4, s. 106.</p>
<p>(26)-Husnî Nâisa, Şi&#8217;ru&#8217;l-Fukahâ, s,357</p>
<p>(27)-İbn Asâkir, Târih, c.10, t.2</p>
<p>(28)-Beyhakî, Menakıbu&#8217;l-Şâfii, c.2, s,97 / Fahreddin Razi, Menakibu&#8217;ş Şafii, s.276</p>
<p>(29)- Beyhakî, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfiî, c.2, s.72. / es-Subkî, Tabakâtu&#8217;ş-Şâfiîyye, c. 1, s.294.</p>
<p>(30)-îbn Abdilberr, Behcetu&#8217;l-Mecalis, c.l, s. 181.</p>
<p>(31)-Muhtasar Tezkiretu &#8216;l-Kurtubî, s. 16</p>
<p>(32)-el-Aclûnî, Keşfu&#8217;l-Hafâ, c.2, s.134.</p>
<p>(33)-Husnî en-Nâisa, Şi&#8217;ru’l-Fukahâ, s.370.</p>
<p>(34)-Bahauddîn Muhammed el-Hemedânî, el-Mihlât, s. 132.</p>
<p>(35)-Muhammed Abdurrahim, Divânu&#8217;ş-Şafiî, s.324.</p>
<p>(36)-Bahauddîn Muhammed el-Hemedânî, el-Mihlat, s. 130.</p>
<p>(37)-Fahreddîn er-Râzî, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfiî, s.227.</p>
<p>(38)el-Beyhakî, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfiî, c.2, s. 197.</p>
<p>(39)-Abdulmu’min eş-Şeblencî, Nuru&#8217;l-Ebsâr, s.256</p>
<p>(40)-es-Subkî, Tabakâtu&#8217;ş-Şâfiîyye, c.l, s. 159.</p>
<p>(41)-Beyhakî , Menâkıbu&#8217;ş-Şafiî, c.2, s.66. / Fahreddin Râzî, Menâkıbu’ş-Şâfiî, s.l 14.</p>
<p>(42)-Beyhakî, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfiî, c.2, s.100. / Fahreddin er-Râzî, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfiî, s.l 11.</p>
<p>(43)-İbn Hacer el-Askalânî, Tevâli&#8217;t-Te&#8217;sîs, s. 145</p>
<p>(44)-Muhammed Abdurrahim, Dîvânu&#8217;ş-Şâfiî, s.246.</p>
<p>(45)-Abdullah b.Esad el-Yâfıî, Mir&#8217;âtu&#8217;l-Cinân, c.2, s.26. / Husnî Nâisa, Şi&#8217;ru&#8217;l-Fukahâ, s.360.</p>
<p>(46)-Beyhakî, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfiî, c.2, s.88. / İbn Hacer el-Askalânî, Tevâlî&#8217;t-Te&#8217;sîs. s.83.</p>
<p>(47)-Muhammed Abdurrahim, Dîvânu&#8217;ş-Şâfıî, s.389.</p>
<p>(48)-İbn Kesîr, el-Bidaye ve&#8217;n-Nihâye, c.10, s.254.</p>
<p>(49)-es-Subkî, Tabakâtu&#8217;ş-Şâfiî, c.l, s.156 / el-Beyhakî, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfiî, c.2, s.67</p>
<p>(50)-Beyhakî, Menâkıbu&#8217;ş-Şâfiî, c. 2, s. 65. / Fahreddin, er-Râzî, Menakıbu&#8217;ş-Şâfii, s. 112.</p>
<p>(51)-Muhammed Abdurrahim, Dîvânu&#8217;ş-Şâfiî, s. 416, Zehru&#8217;l-Âdâb, c.l, s. 125</p>
<p>(52)-Beyhakî, Menakıbu&#8217;ş-Şafiî, c.2, s. 108 / Fahreddin er-Râzi, Menakıbu&#8217;ş-Şafiî, s.l 18,119 / Yakut el-Hamevî, Mu&#8217;cem’ul-Udebâ, c.17, s.320</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/imam-safiir-siirlerinden-secmeler/">İmam Şafii(r.a) Şiirlerinden Seçmeler</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/imam-safiir-siirlerinden-secmeler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
