<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tahsin Banguoğlu | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/tahsin-banguoglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 06 Jun 2020 14:14:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Tahsin Banguoğlu | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Öztürkçenin İçyüzü</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/ozturkcenin-icyuzu/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/ozturkcenin-icyuzu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Jun 2020 14:14:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yakın Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Öztürkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Öztürkçenin İçyüzü]]></category>
		<category><![CDATA[Burhan Bozgeyik]]></category>
		<category><![CDATA[Dilde Tasfiye]]></category>
		<category><![CDATA[Tahsin Banguoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilimcephesi.com/?p=23949</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. TAHSİN BANGUOĞLU S: Dilimiz üzerinde başlatılan hareketlerin tarihî seyri? içerisinde değerlendirmesini yapar mısınız?.. Resmî hüviyeti de bulunan bir teşekkül tarafından organize edilen &#8220;Öztürkçecilik&#8221; hareketini nasıl değerlendiriyorsunuz?.. C: «Yazı dilimizin sadeleşmesi hareketi yeni değildir. Meşrutiyetle beraber başlar. İlk yeni dilciler sade Türkçeciler, Türkçülerdir. Meşrutiyetten bu yana 1908’den 1932’ye kadar normal, organik ve gönüllü bir [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ozturkcenin-icyuzu/">Öztürkçenin İçyüzü</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-24499 aligncenter" src="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/06/indir.jpg" alt="" width="248" height="354" /></p>
<p>Prof. Dr. TAHSİN BANGUOĞLU</p>
<p><strong>S:</strong> Dilimiz üzerinde başlatılan hareketlerin tarihî seyri? içerisinde değerlendirmesini yapar mısınız?.. Resmî hüviyeti de bulunan bir teşekkül tarafından organize edilen &#8220;Öztürkçecilik&#8221; hareketini nasıl değerlendiriyorsunuz?..</p>
<p><strong>C:</strong> «Yazı dilimizin sadeleşmesi hareketi yeni değildir. Meşrutiyetle beraber başlar. İlk yeni dilciler sade Türkçeciler, Türkçülerdir. Meşrutiyetten bu yana 1908’den 1932’ye kadar normal, organik ve gönüllü bir hareket olarak devam etti. Tabi bu esnada türlü fıkirler ortaya konuldu ve mücadeleler oldu. Eski yazarlar Osmanlıcayı muhafaza etmek istediler. Türkçüler konuşulan Türkçe’yi savundular; Bir de, üçüncü bir kol meydana geldi. Bunlar da TASFİYECİLER’dir.</p>
<p>«1932’de yazı diline resmi bir müdahale oldu. Mustafa Kemal, 1930’dan itibaren tarih ve dil meseleleriyle meşgul olmaya başladı. Esefle kaydedilecek bir noktadır ki: O daha evvelki üç cereyandan müfrit sayılan bir cereyanı destekledi. Tasfiyecileri destekledi. Tabii bir devlet adamının bir fikir hareketini desteklemesi çok tesirli oldu. Ve tasfıyeciler dili kökünden Türkçeleştirmek gibi asılsız bir davaya girişerek, uydurmacılığa başladılar. Yeni Türkçe’nin ikinci devresinde bu tatbikat başlar. Aslında bu hareket ilerlemedi. Çünkü yer yüzünde yüzde yüz saf hiçbir dil yoktur. Böyle bir dilin olması mümkün değildir. Medeniyet unsurları, yabancı dillerden de kelimeler alır. Bizim dilimizde de, konuşma dilimizde de yabancı kelimeler vardır. bunların tasfiyesiyle uğraşmak abes bir şeydir. Halka malolmuştur bu kelimeler. Halkın malıdır. İşte yaşayan dil odur. Böyle olduğu halde derinliğine bir tasfiyeciliğe giriştiler. Bu onları büyük güçlüklerle karşılaştırdı. Birçok kelime uydurdular. Yabancı dillerden kelimeler aldılar. Yabancı dillerden bir takım kelime ekleri aldılar. Onlarla birtakım Türkçe kelime yapmağa uğraştılar. mesela bir takım kelimeler vardır ki, aslında yabaneıdır. Onu biraz değiştirip, Türkçe’dir diye ortaya koymuşlardır. «Okul» böyle bir kelimedir. Fransızcadır. ~Eğemen», «Egeman» Yunancadan gelir. «Boyut», &lt;&lt;Buût» Arapçadan gelir. Bunları hep Türkçe diye ileri sürdüler ve malesef resmi dile de soktular. Danıştay, Sayıştay. gibi kelimeler Moğolca eklerle yapılmıştır. «Genel», ~Özel~ gibi kelimeler Latince ekle yapılmıştır. «Saylav», ~Söylev~ gibi kelimeler, Tatarca ekle yapılmıştır. «Olanak», «Olasılık» gibi bizim şivemize aykırı gelen, zevksiz kelimeler yapılmıştır. İşte bu kelimeler resmî dile ve öğretim diline girdi. Sonraları da bunları arttırma yoluna gittiler. Git gide memlekette yeniden yabancılaşan bir dili kullanmağa başladılar.</p>
<p dir="ltr">«Bu dil, sonradan siyâsî bir mâna kazanmağa başladı. İlerici diye ilan edildi. Aslında yazı Türkçemiz, ilerici bir Türkçe’dir.Ama ilericilik uydurmacılıkla olmaz. Doğru kelime yapmakla, güzel Türkçe kelime yapmakla ilerlemek vardır. Bu ilericilik vardır. Bunların yaptğı ilericilik değil,sapıklıktır. Dilde bir nevi sapıklıktır. »</p>
<p dir="ltr"><strong>S:</strong> Efendim, Türkçe’ nin özü diye bir tabir olabilir mi?</p>
<p dir="ltr"><strong>C</strong> :Türkçe giderek sadeleşmektedir. Ve pek çok yeni kelime yapıyoruz. Yabancı dilden gelmiş kelimeleri bir yana bırakarak, pekâlâ Türkçe’ nin kendi ekleriyle, kendi kökleriyle kelimeler yapılıyor. Öztürkçe budur. Öztürkçe uydurma Türkçe değildir. »</p>
<p dir="ltr"><strong>S</strong> Bu dil, propagandası yapıldığı gibi, aydın dili midir?..</p>
<p dir="ltr"><strong>C</strong> «Bu dil aydın dili değildir. Bu siyasi bir uydurmacılık kalıbına girmiştir. Bazı yazarlar bu yolu tutmuşlardır. Görürsünüz ki, bu yolda belli bir ideolojiyi temsil etmeye çalışıyorlar. Bu Öztürkçe değil, sapık Türkçe’dir.Ama dil öyle birşeydir ki, duru bir su gibi akar. Çör çöp tutmaz. Zaman bu uydurmacıları, halkın benimsemediği bu uydurmacıları bir tarafa atacaktır. Ve kendi tabii yolunu bulacaktır.</p>
<p dir="ltr"><strong>S:</strong> Bu atılan kelimelerin çoğu İslâmi kelimeler ve tabirler“ Gaye nedir sizce?“</p>
<p dir="ltr"><strong>C:</strong>Doğu dilleriyle, dolayısıyle Doğu medeniyetiyle, bizim içerisinde bulunduğumuz doğu medeniyetiyle irtibatı kesmek kasdı vardır.»</p>
<p dir="ltr"><strong>S:</strong> Bu, dil buhranından kurtulmanın çareleri nelerdir, bu hususta tavsiyeleriniz?..</p>
<p dir="ltr"><strong>C:</strong> «Benim ömrüm, bu sapık hareketle mücadele yolunda geçti. İki defa Türk Dil Kurumu Başkanlığı yaptım. Ama başa çıkamadım. Bu öyle bir psikoz halini almış ki, bir sınıf aydınlar o yolda ısrar etmektedir. Bunun çaresi, sizin gibi bu dil ve edebiyat sahasında yetişen arkadaşların, ciddi bir mücadele yaparak gerçekleri aydınlara ve halka anlatmalarıdır. Bu, tabii ki zaman ister. Biz bazı hitaplar yazdık.~Doğru Türkçe nedir? Güzel Türkçe nedir?~</p>
<p dir="ltr">Ortaya koymaya çalıştık. Bundan sonra himmet, siz genç kuşaklara düşmektedir.»</p>
<p dir="ltr"><strong>S</strong> -Bu uydurmacılık hareketini yapanlar, ilme aykırı olduğunu bile bile yapıyorlar, diyebilir miyiz?..</p>
<p dir="ltr"><strong>C :</strong>Evet. Ne kadar aykırı olduğunu söylerseniz yapıyorlar. İnadına yapıyorlar. Bunu bir marifet sayıyorlar. Bunu, bir nevi sözde ilericiliğin bayrağı gibi kullanıyorlar. Maksatları, aslında Türkçe’yi güzelleştirmek, sadeleştirmek değildir. Onun politikasını yapıyorlar.»</p>
<p dir="ltr"><strong>S:</strong> Günümüz insanının eskiyi anlayabilmesi için neler yapılması lazımdır?..</p>
<p dir="ltr"><strong>C:</strong> «Osmanlıca da bizim dilimizdir. Türkçe’nin bir çeşitidir. Vakıa günümüz gençliği mevcut eğitimde bu dili anlamakta güçlük çekmektedir. Bu, eğitimin noksanıdır. Osmanlıcayı anlamak için biz, bir zamanlar Arapça ve Farsça görüyorduk. Avrupalıların Latince ve Yunanca öğrenmesi gibi. .. Yersiz olarak bu öğretim kaldırılmıştır. Ben inanıyorum ki, ileride, Osmanlıcayı anlamaları için, gençlere lazım geldiği Ölçüde Arapça ve Farsça kaideleri öğretilecektir. Ve eski dili öğrenmeleri sağlanacaktır.</p>
<p dir="ltr">«Dersiniz ki, bu dili öldürmek istediler. Ama bu bizim baba, dede mirasımızdır. Onu öğrenmek ve benimsemek mecburiyetindeyiz. Temelden öğrenmek lazımdır.»</p>
<p dir="ltr">Bozgeyik: Teşekkür ederim.</p>
<p dir="ltr">Banguoğlu: Ben teşekkür ederim.</p>
<p dir="ltr">(4 Nisan 1980)</p>
<p dir="ltr">Burhan Bozgeyik &#8211; Mulakatlar,syf.71-75</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ozturkcenin-icyuzu/">Öztürkçenin İçyüzü</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/ozturkcenin-icyuzu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyet Devrindeki Eğitim</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/cumhuriyet-devrindeki-egitim/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/cumhuriyet-devrindeki-egitim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Feb 2020 13:58:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Burhan Bozgeyik]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Devri Eğotimi]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Tahsin Banguoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilimcephesi.com/?p=23947</guid>

					<description><![CDATA[<p>TAHSİN &#8216;BANGUOĞLU ANLATİYOR Bozgeyik -Cumhuriyet dönemindeki eğitimimizin bir değerlendirmesini yapar mısınız? “Banguoğlu: Eğitim, her milletin kültür şartlarına ve kültür varlıklarına göre düzenlenir. Bizde Cumhuriyet eğitiminin baş hatası şu olmuştur: Cumhuriyet, Laiklik diye bir prensip getirdi. Biz, laikliği yanlış anladık. Laik devlet olur, laik millet olmaz. Millet dindardır. Laik insan olmaz. Ama bu yanlış anlayış neticesinde [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/cumhuriyet-devrindeki-egitim/">Cumhuriyet Devrindeki Eğitim</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><img decoding="async" class="size-full wp-image-16630 aligncenter" src="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/06/mecburi-egitim-250x250-1.jpg" alt="" width="250" height="250" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/06/mecburi-egitim-250x250-1.jpg 250w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/06/mecburi-egitim-250x250-1-100x100.jpg 100w" sizes="(max-width: 250px) 100vw, 250px" /><strong>TAHSİN &#8216;BANGUOĞLU ANLATİYOR</strong></p>
<p dir="ltr"><strong>Bozgeyik</strong> -Cumhuriyet dönemindeki eğitimimizin bir değerlendirmesini yapar mısınız?</p>
<p dir="ltr"><strong>“Banguoğlu:</strong> Eğitim, her milletin kültür şartlarına ve kültür varlıklarına göre düzenlenir. Bizde Cumhuriyet eğitiminin baş hatası şu olmuştur: Cumhuriyet, Laiklik diye bir prensip getirdi. Biz, laikliği yanlış anladık. Laik devlet olur, laik millet olmaz. Millet dindardır. Laik insan olmaz. Ama bu yanlış anlayış neticesinde laiklik bir nevî maddecilik gibi bir tesir yaptı cemiyette. Eğitim de ona göre kuruldu. Materyalist bir eğitim kuruldu Türkiye’de. Baş hata budur. Bunun getirdiği hatalar vardır. Laik eğitim prensibiyle medreseler kaldırıldı.</p>
<p dir="ltr">Medresede müsbet ilimler yoktu. Fakat onun yanıbaşında açılan mekteplerde müsbet ilimler vardı. Bu müsbet ilimlerin yanıbaşında, millî kültür bilgileri ve asıl millî eğitim vardı. Bu husus, millî kültür eğitimi zayıf tutulmuştur Cumhuriyet döneminde. İhmal edilmiştir. Millî müesseselerin sağlam tutulması lâzımdı. Düşününüz ki, Din dersleri kaldırılmıştır. Din derslerini tekrar koymak ancak, bakanlık yaptığım iktidar zamanında olmuştur. 1949&#8217;da ben Millî Eğitim Bakanı iken. İlâhiyat Fakülteleri, İmam hatip okullarının bir kısmı benim bakanlığım zamanında açıldı. Türk büyüklerinin türbeleri kapatılmıştı. Onlar açıldı. Bu surette bir revizyon başlamıştı. Bu revizyon, millî değerlere doğru yöneliştir. Cumhuriyet döneminde maalesef millî değerler çok ihmal edilmiştir. Bu yeni yöneliş hüküm sürüyor. Ümit ediyoruz ki, bu millî yöneliş gittikçe kuvvetlenecektir. » .</p>
<p dir="ltr"><strong>Bozgeyik:</strong> ’Son C.H.P. iktidarında millî eğitimdeki, daha önce.tedrisatta olan ders kitaplarını kaldırdılar, imha ettiler&#8230; Bu durum için de dersiniz?..</p>
<p dir="ltr"><strong>Banguoğlu:</strong> «Politikacıların suçları çok büyüktür. En büyük suçları, yetişmekte olan gençliği çıkmaz yollara sokmak, yarı cahil, ezberci yetiştirmektir. Dediğim gibi bunların yanında Laiklik prensibinin yanlış vb kötü anlaşılması olmuştur. Umuyorum Türkiye’de bu gidiş mecrasını bulacaktır. . .»</p>
<p dir="ltr"><strong>Bozgeyik:</strong> Efendim Cumhuriyet döneminde tarih ve bilhassa dine karşı bir cephe alışı görüyoruz. Malumunuz bu durum fen kitaplarına kadar sirayet etmiş. Allah’ı inkar fikirleri ilim diye okutulmuş, insanın maymundan geldiği iddia edilmiş. Bütün bunlar için sadece Laikliğin yanlış anlaşılmasından ileri gelmiştir diyebilir miyiz&#8230; Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?..</p>
<p dir="ltr"><strong>Banguoğlu:</strong> «Tarih ve Din olarak ele alalım. Yakm tarihimizin ihmal edilmesi ve lüzümsuz yere kötülenmesi, karalanması siyâsî sebeplerden ileri gelmiştir. Ona karşılık meçhul devirlerde bir millî tarih aranmıştır. Asılsızdır. Bizim en büyük tarihimiz, en şerefli tarihimiz; Anadolu’da kurduğumuz Büyük Selçuklu ve Osmanlı tarihidir.</p>
<p dir="ltr">Yakın tarihe kadar uzanır. Dediğiniz doğru. Tarihi yersiz, lüzumsuz kötülediler.</p>
<p dir="ltr">«Din, sosyal bir müessesedir. Hususiyle İslâm dini. .. Hem itikat yönünden hem akıl yönünden en mükemmel bir dindir. Dinî eğitim biraz evvel konuştuğumuz gibi ihmal edilmiştir. Onun neticesi Ataizme gider. Dinsizliğe gider. Şikayetiz yerindedir. O devirde yetişmiş bir sınıf kaldı maalesef&#8230; Laiklik prensibini hâlâ öyle anlıyor. Laiklik inanışı altında din eğitimine, dinî prensiplere karşı bir soğukluk meydana getirmişlerdir&#8230;</p>
<p dir="ltr">Din, eğitime bağlı bir müessesedir. Ailede din eğitimi kalmazsa, okullarda din eğitimi kalmazsa yetişen yeni nesiller, dine lakayt olurlar en azından. Dinsiz olmak değil de dinle ilgisiz. İşte kastettikleri laiklik odur. Laik insan!.. Oysa, laik insan olmaz.</p>
<p dir="ltr">Bir safsata daha yaptılar o devirde. &#8220;Din ferdî bir müessesedir. Sosyal yönü yoktur.&#8221; dediler. Bu bir safsatadır. Din, sosyal bir müesssesedir. Ve en kuvvetli, başta gelen sosyal bir varlıktır. Biz, babalarımız, dedelerimiz müslüman olduğu için mi müslüman olduk?.. Ve dinin &#8216; sosyal cepheleri bellidir. Birlikte ibadet, birlikte yaşayış, dinî hayat dediğimiz bir yaşama tarzı vardır. Elbette dinî hayatın da bir kalkınma dönemi gelecektir. Benim görüşüme göre de başlamıştır. Topyekün kalkınma da bunun arkasından gelir. »’</p>
<p dir="ltr"><strong>Bozgeyik:</strong> Efendim belirttiğiniz gibi bir hata yapıldığı meydanda. Bunu yapanlar bilmeyerek yaptılar denilebilir mi?..</p>
<p dir="ltr"><strong>Banguoğlu:</strong> Çoğunu bilerek yaptılar.!</p>
<p dir="ltr"><strong>Bozgeyik:</strong> Bize düşen vazife?</p>
<p dir="ltr"><strong>Banguoğlu:</strong> Size düşen millî şuur mihveri etrafında toplanmaktır.</p>
<p dir="ltr"><strong>Bozgeyik:</strong> Millî şuur terimini açar mısın?.. &#8216;</p>
<p><strong>Banguoğlu:</strong> Maalesef yakın zamanlara kadar, Cumhuriyetten bu yana milliyetçilik adı altında milletin esas müesseseleri ihmal ve tahrip edilmiştir. Milletin müesseseleri vardır. Milliyet lafı bir boş kovandır. Bunun içerisi boşaltılmıştır. Nedir onun muhtevası?.. Milliyet kavramının muhtevası, başta din birliği, dil birliği, millî örf ve âdetler (bu Avrupadan alınmaz), millî sanat, güzel sanatlar&#8230; Bunlar yerlidir&#8230; Biz o kadar basit anladık ki bütün bunların Avrupadan bize geleceğini zannetik. Gelmez!.. Çünkü bunların temeli bizdedir. İşte böyle ruh muhtevası boşaltılmış bir milliyetçilik davası bizi bu kerteye getirmiştir. Sizin yapacağınız, bu muhtevayı yerine koymak, yani milliyetçilik kavramının boş kalmış olan kovanını yeniden doldurmaktır.»</p>
<p><strong>Bozgeyik:</strong> O zaman gayret fertlere düşüyor.</p>
<p><strong>Banguoğlu:</strong> Fertlere ve nesillere düşüyor..»</p>
<p><strong>Bozgeyik:</strong> Bu mevzuda söylemek istedikleriniz?</p>
<p>Banguoğlu: Bu hususta söyleyebileceğim şudur. Cemiyetin bir kanadı, materyalizme, maddeciliğe doğru gitmiştir. Amma cemiyet bütünüyle, biz millet olarak çoğunlukla o yolda değiliz. Aydınların bir kısmı maddeciliğe doğru gitmiştir. Maddeci, her türlü manevî kuruluşu inkar eder. Dünya görüşü budur. Onların hakim olduğu memleketlerde bu dünya görüşü zorlanmaya çalışır. Ama geniş kitle millî değerleri muhafaza eder. Sizin yolunuz o yoldur. Yani millî değerlerin muhafazası yoludur ki, temelde bu değerler zaten mahfuz olduğu ıçin siz kuvvetlisiniz. Materyalistler değil.. Türkiyede, siz milliyetçi ve dindar olan kanat başarıya ulaşacaktır.</p>
<p><strong>Bozgeyik:</strong> Teşekkür ederim..</p>
<p>Burhan Bozgeyik &#8211; Mülakatlar,syf.23-27</p>
<p dir="ltr">The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/cumhuriyet-devrindeki-egitim/">Cumhuriyet Devrindeki Eğitim</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/cumhuriyet-devrindeki-egitim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
