<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sömürgeci kapitalist siyaset | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/somurgeci-kapitalist-siyaset/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 21 May 2015 20:02:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.4</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Sömürgeci kapitalist siyaset | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tarih&#8217;te kalıcı olmanın sırrı nedir?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/tarihte-kalici-olmanin-sirri-nedir/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/tarihte-kalici-olmanin-sirri-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 May 2015 20:02:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İhsan Fazlıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Sömürgeci kapitalist siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklu-Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih'te kalıcı olmanın sırrı nedir?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=6743</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8230; &#8216;hem ilahî hem de beşerî siyasetin amacı insandır&#8217;; çünkü &#8216;nizam-i alem insandır&#8217;. Öyleyse insanı &#8216;rencide edecek&#8217; hiç bir siyaset, tanımı gereği, kalıcı olamaz. Kalıcı siyaset insanı &#8216;tebcil eden&#8217; siyasettir. İlahî siyasetin, insanı &#8216;eşref-i mahlukat&#8217; görmesi bu nedenle üzerinde durulması gereken bir noktadır. Öyle ki beşerî siyaset de ancak ve ancak insanı eşref-i mahlukat görüp [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/tarihte-kalici-olmanin-sirri-nedir/">Tarih’te kalıcı olmanın sırrı nedir?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/indir-101.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-6744" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/indir-101.jpg" alt="Tarih'te kalıcı olmanın sırrı nedir?" width="343" height="257" /></a>&#8230; &#8216;hem ilahî hem de beşerî siyasetin amacı insandır&#8217;; çünkü &#8216;nizam-i alem insandır&#8217;. Öyleyse insanı &#8216;rencide edecek&#8217; hiç bir siyaset, tanımı gereği, kalıcı olamaz. Kalıcı siyaset insanı &#8216;tebcil eden&#8217; siyasettir. İlahî siyasetin, insanı &#8216;eşref-i mahlukat&#8217; görmesi bu nedenle üzerinde durulması gereken bir noktadır. Öyle ki beşerî siyaset de ancak ve ancak insanı eşref-i mahlukat görüp buna göre davrandığında ilahî siyaseti taklid etmiş; bu oranda da başarılı olmuş sayılabilir. Kısaca dile getirilirse hem ilahî hem de beşerî siyasetin hedefi &#8216;insan&#8217;ı yani &#8216;adalet&#8217;i gerçekleştirmektir.</p>
<p>Selçuklu-Osmanlı Türk tarihinin ilkesi insan yani akıl ile bilgi ve bu ikisinin terkibi olan adalettir. İnsanı öngören ve önceleyen bu siyasetin, bu nedenle hem ilahî hem de beşerî bir &#8216;ümidi&#8217; vardı; ve insana bu ümid içerisinden bakıyordu. Kadim dünya görüşümüzün insanı hem &#8216;âbid (=kul)&#8217; hem &#8216;nâtık (=akıl ve dil sahibi)&#8217; hem de &#8216;âşık (=irfan, zevk, sanat sahibi)&#8217; olarak görmesi; insanın bu üçlü özelliğini dikkate alan bir beşerî siyaseti devreye sokmasını doğurdu. Sonuçta insanın hem dinini hem aklını hem de aşkını koruyan bir nizam-i âlem yani ictimaî yapı ortaya çıktı. Kişi, en azından, bu yapı/ortam içerisinde bilkuvve mevcut olan &#8216;saadeti&#8217; elde etme ve &#8216;şekavet&#8217;ten uzak durma imkanına sahipti.</p>
<p>Dinî-ahlakî meşruiyetini İslam&#8217;dan alan, yukarıda özetlenen, bu ilke/misyon, tarihte büyük oranda kapitalist sömürgeci dünya sisteminin yükselişine karşı geliştirilmiştir. İşte bu nedenledir ki Selçuklu-Osmanlı çizgisi sömürgeci-kapitalist güç için önce &#8216;korku&#8217;dur; daha sonra &#8216;engel&#8217;dir; günümüzde ise geçmişini, tarihini ne yapacaklarını bilemedikleri &#8216;sorun&#8217;dur. Bu sorunu halletmek için, G. Postel&#8217;in deyişiyle, &#8220;Türkler önce &#8216;ikna&#8217; edilmeli, direnirlerse &#8216;icbar&#8217; edilmeli, karşı çıkarlarsa &#8216;imha&#8217; edilmelidir&#8221;. Bu &#8216;ikna-icbar-imha&#8217; süreci tüm acımasızlığıyla sürdürülmektedir. Bu nedenledir ki &#8216;1774 tarihinden bu yana millet olarak yaşadıklarımız gündüzün başına gelse gece olurdu&#8217;. Çünkü sömürgeci kapitalist gücü kayıtlayan hiç bir dinî, ahlakî ilke yoktur. Bu gücü temsil edenler insanlık için akıl ve bilgiye dayalı bir adaleti, kısaca nizamı öngörmüyorlar; bu nedenle insanlara saadet değil şekavet veriyorlar; bundan dolayı da &#8216;savaşçı&#8217; değiller şakîler yani sömürgeciler, eşkiyalık yapıyorlar yani sömürüyorlar. Çünkü onlar insanı öngörmüyorlar:</p>
<p>İnsanı öngörmeyen bir siyasetin ne ilahî ne de beşerî bir ümidi olamaz. İşte bu nedenlerle sömürgeci kapitalist güç temsil ettiği hakikate güvenmediğinden yaşamak için bir düşmana, &#8216;öteki&#8217;ne ihtiyaç duyar. Başka bir deyişle insanı dışlayan emperyalizm varolmak için, varlığını sürdürmek için düşmana muhtaçtır; emperyalizmin, kapitalizmin düşmanı ise bizatihi insandır…..Sömürgeci kapitalist siyaset insanı rencide ediyor; bu nedenle bir zamanlar insanın tebcil edildiği bu coğrafyada &#8216;bir derya gibi kalıcı&#8217; olma şansı yok; tersine &#8216;bir rüzgar gibi geçici&#8217;dir. İnsanı eşref-i mahlukat görmeyen hiç bir siyaset bu topraklarda kalıcı-yer bulamaz. Önemli olan biz Türkler&#8217;in ne-yerde durduğumuz: İnsanı &#8216;ümid&#8217; kabul eden Oğuz hareketi&#8217;ni devam ettirip Türk Devleti&#8217;ni sürdürmek mi; yoksa bu topraklardaki kalıcılığımızı yok edecek sömürgeci kapitalist güce/güçlere &#8216;uşak&#8217; (=şimdilerde buna &#8216;ortak&#8217; diyorlar) olmak mı?</p>
<p>İhsan Fazlıoğlu,Akıllı Türk Makul Tarih</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/tarihte-kalici-olmanin-sirri-nedir/">Tarih’te kalıcı olmanın sırrı nedir?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/tarihte-kalici-olmanin-sirri-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
