<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Peygamberler Günah İşler Mi | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/peygamberler-gunah-isler-mi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 18 Nov 2017 14:22:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Peygamberler Günah İşler Mi | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Peygamberlerin Masumiyeti</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/peygamberlerin-masumiyeti/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/peygamberlerin-masumiyeti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Mar 2017 12:18:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fahruddin Er-Râzi]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber/Nübüvvet/Risalet]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler Günah İşler Mi]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin Masumiyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=14213</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fahreddin er-Râzî Peki, Peygamberler hakkındaki zorunlu masumiyet ne za­man başlar? İşte, bu hususta da ihtilafa düşmüşlerdir. Bazı­ları; doğumla başlar ve ömrünün sonuna kadar devam eder, der. Çoğunluk ise; bu masumiyet peygamberlik zamanına öz­gürdür, peygamberlik süresinden önceki dönem için zo­runlu değildir, der. Bu, Allah cümlesine rahmet eylesin, çoğu arkadaşlarımızın görüşüdür. Bizim görüşümüz şudur: Peygamberler (s.a.v.) Peygam­berlik [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/peygamberlerin-masumiyeti/">Peygamberlerin Masumiyeti</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="post_id_1326328" class="post_block hentry clear clearfix ">
<div class="post_wrap">
<div class="post_body">
<div class="post entry-content ">
<p><em><a href="http://ilimcephesi.com/peygamberlerin-masumiyeti/attachment/53947245911/" rel="attachment wp-att-14219"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-14219" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/03/53947245911.jpg" alt="" width="443" height="234" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/03/53947245911.jpg 697w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/03/53947245911-600x318.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/03/53947245911-300x159.jpg 300w" sizes="(max-width: 443px) 100vw, 443px" /></a>Fahreddin er-Râzî</em></p>
<p>Peki, Peygamberler hakkındaki zorunlu masumiyet ne za­man başlar? İşte, bu hususta da ihtilafa düşmüşlerdir. Bazı­ları; doğumla başlar ve ömrünün sonuna kadar devam eder, der. Çoğunluk ise; bu masumiyet peygamberlik zamanına öz­gürdür, peygamberlik süresinden önceki dönem için zo­runlu değildir, der. Bu, Allah cümlesine rahmet eylesin, çoğu arkadaşlarımızın görüşüdür.</p>
<p>Bizim görüşümüz şudur: Peygamberler (s.a.v.) Peygam­berlik dönemlerinde büyük küçük hiçbir günaha kasıtlı ola­rak düşmezler, bundan masumdurlar. Ancak dalgınlık sonu­cu düşmeleri mümkündür. Masumiyetlerinin vücubunu gös­teren onbeş delili aşağıya alıyoruz:</p>
<p><strong>Birinci delil:</strong> Şayet günaha düşmüş olsalardı, bu, ümmetin günahkarlarından daha farklı bir durumun ortaya çıkma­sını zorunlu kılardı. Yani, diğer günahkarlardan daha sert bir şekilde peşin kınanmayı ve gelecekte de azabı hakketmiş olurlardı. Böyle bir sonuç mümkün olmadığına göre günah işlemeleri de imkansızdır.</p>
<p>Bu hususu şöyle açabiliriz: Al­lah&#8217;ın kullar üzerindeki nimetlerinin en büyüğü hiç şüphe­siz peygamberliktir. Böyle bir nimete mazhar olmuş kişinin günah işlemesi ise çirkinin çirkini bir durumu sergiler. Ak­lın gösterdiği yol bu. Naklin de üç açıdan bunu vurguladı­ğını görüyoruz.</p>
<p><span style="color: #333399;"><strong>Birincisi şu ayetler:</strong></span></p>
<p>&#8220;Ey peygamberin hanımları, sizler herhangi bir kadın gibi değilsiniz.&#8221;[8]</p>
<p>&#8220;Ey peygamberin hanımları, sizlerden biri açık bir ha­yasızlık yapacak olursa, onun azabı iki kat olur&#8230;&#8221;[9]</p>
<p><span style="color: #333399;"><strong>İkincisi;</strong> </span>zina olayında evli recmedilirken bekar olan sa­dece sopa cezasına çarptırılır.</p>
<p><span style="color: #333399;"><strong>Üçüncüsü;</strong></span> köleye verilen şer&#8217;i ceza hür şahsa verilenin yarısı kadar olur. Bütün bu kaydettiklerimizden çıkan kesin sonuç şudur ki, peygamberler şayet günah işlemiş olasalar-dı, ümmetin diğer günahkarlarına oranla durumları çok çok farklı olurdu. Hepsinin üstünde peşin bir kınanmayı ve gel­mesi kesin bir azabı hakketmiş olurlardı. Oysa bu icma ile imkansız görülen bir durumdur. Hem, hiç kimse çıkıp da; peygamber hal bakımından Allah yanında en güzel olandır, ama mertebece herkesten daha aşağı durumdadır, diyemez. Bu da gösteriyor ki, peygamberler asla günah işlemezler.</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>İkinci delil:</strong></span> Peygamberler (salat ve selam olsun onlara) günah işlemiş olsalardı şehadetleri asla kabul edilmezdi. İşte, ayet-i kerime:</p>
<p>&#8220;Ey iman edenler, eğer bir fasık size bir haber getirir­se onun içyüzünü araştırın&#8230;&#8221;[10]</p>
<p>Ayet&#8217;in getirdiği emir açık: Fasık kişinin şehadetini ka­bul hususunda durup bir iyice emin olmak gerekiyor. Böy­le bir durumun peygamberler hakkında düşünülmesi ise imkansızdır. Şu sebeple ki, bu dünya hakkındaki şahitliği ka­bul edilmeyen bir kişinin kıyamete kadar gelmiş geçmiş dinler hakkındaki şahitliği hiç mi hiç kabul edilmez. Bura­da, ayrıca yüce Allah&#8217;ın Rasulullah (s.a.v.) hakkındaki şe­hadetini görelim, şöyle buyuruyor:</p>
<p>&#8220;Böylece sizi insanlara şahit olmanız için tam ortada bulunan bir ümmet kıldık; Peygamber de size şahit­tir&#8230;&#8221; [11]Tüm peygamberlere kıyamet gününde şahitlik eden bir ki­şinin Cennette şehadetinin kabul edilmesi diye birşey düşü­nülebilir mi?</p>
<p><strong>Üçüncü delil:</strong> Onlar şayet günah işlemiş olsalardı bu ha­reketlerine engel olmak gerekirdi. Çünkü, mevcut deliller iyi­liği emretmenin ve kötülüklerden vazgeçirmeye çalışmanın farz olduğunu göstermektedir. Peygamberlere engel olmak ise caiz değildir. İşte ayet-i kerime:</p>
<p>&#8220;Allah&#8217;ı ve peygamberini incitenlere, Allah, dünyada da ahirette de lanet eder&#8230;&#8221;[12]</p>
<p>Bu demektir ki, onların günah işlemesi imkansızdır.</p>
<p><strong>Dördüncü delil:</strong> Rasulullah&#8217;ı (s.a.v.) düşünelim. Şayet günah işlemiş olsaydı, bu durumda, ya ona uymamız gere­kirdi ki, bu caiz olmazdı, ya da uymakla yükümlü olmazdık ve yine bu da caiz değildir. İşte, Allah&#8217;ın kesin buyruğu:</p>
<p>&#8220;De ki; Allah&#8217;ı seviyorsanız bana uyun, Allah da sizi sevsin&#8230;&#8221;[13]</p>
<p>Cenab-ı Hak: &#8220;O&#8217;na uyunuz&#8230;&#8221; buyuruyor. Madem ki, O&#8217;nun günah işlemesi olayı bu iki batıl sonucu doğuruyor, o halde O&#8217;ndan böyle bir günah olayının beklenmesi müm­kün değildir.</p>
<p><strong>Beşinci delil:</strong> Şayet peygamberler (salat ve selam olsun onlara) günah işlemiş olsalardı, bu durumda cehennem aza­bı ile korkutulmaları gerekirdi. Çünkü, bu konudaki ayet hükmü açık:</p>
<p>&#8220;Kim Allah&#8217;a Ve peygamberine başkaldırir ve yasa­larını aşarsa, onu, temelli kalacağı cehenneme sokar. Ve onun için alçaltıcı bir azab vardır.&#8221;[14]</p>
<p>Öte yandan:</p>
<p>&#8220;Allah&#8217;ın laneti haksızlık yapanlaradır.&#8221;[15] hükmü gereğince ilahi laneti de hakketmiş olurlardı. Bu ise ümmetin icmaı ile batıldır. O halde günah işlemeleri de mümkün değildir.</p>
<p><strong>Altıncı delil:</strong> Onlar ki, Allah&#8217;a ibadeti ve günahlardan uzak durmayı emrederler. Şayet ibadeti bırakıp günaha sap­mış olsalardı yüce Allah&#8217;ın:</p>
<p>&#8220;Ey inananlar, yapmadığınız bir şeyi niçin söylüyor­sunuz. Yapmadığınız bir şeyi söylemeniz, Allah katında büyük gazaba sebep olur.&#8221;[16] hitabı ile &#8220;İnsanlara iyiliği emreder de kendinizi unutur musu­nuz!&#8221;[17] şeklindeki sert ikazına muhatap olurlardı. Bu ise anlaşıl­dığı üzere son derecede çirkin bir şeydir. Yine yüce Allah peygamberi Şuayb&#8217;ın böyle bir durumdan kendisini uzak tut­tuğunu belirten sözünü haber verir:</p>
<p>&#8220;&#8230;Size yasak ettiğim şeylerde aykırı hareket etmek is­temem&#8230;&#8221;[18]</p>
<p>Yüce Allah, İbrahim (a.s.), îshak (a.s.) ve Yakub (a.s.) gi­bi peygamberlerin sıfatlarını beyan buyururken:</p>
<p>&#8220;Şüphesiz onlar iyi işlerde yarışıyorlardı&#8230;&#8221;[19] buyurmuştur. Ayeti-i kerimede yer alan &#8220;el-Hayraf&#8217;le-limesi çoğul olup gereksiz olan herşeyden uzak durma an­lamını ifade eder. Bu da gösteriyor ki, onlar bütün ibadetleri eksiksiz yerine getiriyor ve buna karşılık bütün günah­lardan uzak duruyorlardı.</p>
<p><strong>Sekizinci delil:</strong>&#8220;Doğrusu onlar katımızda seçkin, hayırlı kimselerden­dirler.&#8221;[20] ayet-i kerimesi. Bu ayeti-i kerimede yer alan &#8220;el-Musta-feyn&#8221; ve &#8220;el-Ahyar&#8221; kelimeleri tüm fiil ve terkleri kapsamak­tadır. Öte yandan burada caiz olduğu halde herhangi bir şekilde istisnaya yer verilmemiştir. Sözgelimi; filanca şu hu­susun dışında seçkin, iyi bir kişidir, denir. Bir istisna da ol­madığı takdirde sözün içeriğinde bulunabilecek bir şeyi o sö­zün kapsamı dışında tutar. Ancak bu ayette böyle bir istis­na sözkonusu olmamıştır. Böylece, bu ayet, onların günah işleme ihtimalini ortadan kaldırıyor. Ve benzeri şu ayet-i ke­rimeler:</p>
<p>&#8220;Allah, meleklerden ve insanlardan peygamberler seçer&#8230;&#8221;[21]</p>
<p>&#8220;Şüphesiz Allah; Adem&#8217;i, Nuh&#8217;u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemlere tercih etti.&#8221; [22]</p>
<p>İbrahim (a.s.) hakkında da:</p>
<p>&#8220;Andolsun ki, dünyada onu seçtik, şüphesiz o ahi-rette de iyilerdendir.&#8221;[23] buyurur. Musa (a.s.) hakkında ise: &#8220;Şüphesiz ben mesajlarımla ve konuşmamla insanlar arasından seni seçtim.&#8221;[24]</p>
<p>Yine buyurmuştur:</p>
<p>&#8220;Güçlü ve anlayışlı olan kullarımız İbrahim, İslı ak ve Yakub&#8217;u da an. Biz onları ahiret yurdunu düşünen, iç­ten bağlı kimseler kıldık.&#8221;[25] &#8220;Sonra bu Kitab&#8217;ı kullarımızdan seçtiğimiz kimsele­re miras birakmışızdır. Onlardan kimi kendine yazık ed­er, kimi orta davranır, kimi de Allah&#8217;ın izniyle iyilikler­de öne geçer&#8230;&#8217;?[26] ayet-i kerimesiyle &#8220;seçilmişler&#8221; zalim, mu&#8217;tedil ve iyi­liklerde öne geçen şeklinde bölümlere ayrılıyor, o nedenle de seçilmiş olmak günah işlemeye engel değildir, dene­mez. Çünkü, ayette geçen &#8220;onlardan&#8221; zamiri &#8220;seçtiğimiz kimselere&#8221; cümlesine değil &#8220;kullarımızdan&#8221; lafzına aittir. Buna gerekçemiz, zamirin anılanlardan en yakın olana ait ol­ma zorunluluğudur.</p>
<p><strong>Dokuzuncu delil:</strong> Şeytandan bahsederken yüce Allah onun:</p>
<p>&#8220;Senin kudretine andolsun ki, onlardan, sana içten bağlı olan kulların bir yana, hepsini azdıracağım.&#8221;[27]</p>
<p>sözünü nakleder. Böylece içtenlikli, ihlaslı kişiler şeyta­nın azdırmasından, saptırmasından istisna edilmiştir.</p>
<p>&#8220;Biz onları içten bağlı kimseler kıldık.&#8221;[28]buyuran yüce Allah, İbrahim (a.s.), İshak (a.s.) ve Yakub (a.s.) gibi peygamberlerin içten bağlı, ihlasii kimseler olduk­larına şahitlik etmektedir. Yusuf (a.s.) hakkında da:</p>
<p>&#8220;Şüphesiz o bizim içten bağlı kullarımızdandır.&#8221;[29]buyurmaktadır. Madem ki şeytan içtenlikli, ihlaslı kim­seleri saptıramayacağını ikrar etmekte ve Cenab-ı Hak da bunların içtenlikli, ihlaslı kişiler olduğuna şehadet etmek­te, o halde, şeytanın saptırma ve vesvese girişimleri onlara ulaşamamıştır. Bu da gösteriyor ki, onlar asla günah işleme­mişlerdir.</p>
<p><strong>Onuncu delil:</strong> Cenab-ı Hak buyuruyor:</p>
<p>&#8220;Andolsun ki, İblis, onlar hakkındaki görüşünü doğ­ru çıkartmış, inananlardan bir topluluk dışında hepsi ona uymuşlardır.&#8221;[30]</p>
<p>Burada İblis&#8217;e uymadıkları kesin bir üslûpla ifade edilen kimseler ya doğrudan peygamberlerdir, ya da onlardan baş­kaları. Şayet başkaları ise bu duruma göre peygamberlerden üstün olmaları gerekir. Çünkü, Kur&#8217;an-ı kerimde:</p>
<p>&#8220;Şüphesiz Allah katında en değerliniz, O&#8217;na karşı gelmekten en çok sakınanızdır.&#8221;[31]buyurulmakta. Ancak, şu var ki, peygamber olmayanın peygamber&#8217;den üstün görülmesi icma ile batıldır. Buna gö­re ortaya çıkan kesin sonuç şu: İblis&#8217;e uymayan bu kişiler peygamberlerdir. Günah işleyen bir kişi İblis&#8217;e uymuş sayı­lacağına göre bu demektir ki, peygamberler (salat ve selam olsun onlara) hiçbir suretle ve hiçbir zaman günah işleme­mişlerdir.</p>
<p><strong>Onbirinci delil:</strong> Cenabı Hak kullukla mükellef kişileri iki bölüme ayırmıştır: Şeytanın grubu. Haklarındaki ayet hükmünü görelim:</p>
<p>&#8220;İşte onlar şeytanın taraftarlarıdır. İyi bilin ki, şey­tanın taraftarları elbette zarardadırlar.&#8221;[32]</p>
<p>Ve Allah&#8217;ın grubu. Onlar hakkındaki hüküm de şöyle: &#8220;İşte bunlar Allah&#8217;tan yana olanlardır. İyi bilin ki, kurtulacak olanlar Allah&#8217;tan yana olanlardır.&#8221;[33]</p>
<p>Hiç şüphesiz şeytandan yana olanlar onun emir ve istek­lerini yerine getirenlerdir. Şayet peygamberler günah işle­miş olsalardı, onları, şeytanın grubundan, taraftarlarından ka­bul etmek gerekirdi. Ayrıca; &#8220;&#8230;İyi bilin ki, şeytanın taraf­tarları elbette zarardadırlar.&#8221; ayeti onları muhatap almış olurdu. Öte yandan; &#8220;İyi bilin ki, kurtulacak olanlar Al­lah&#8217;tan yana olanlardır&#8221; ayeti de ümmetin ender derece­deki takva sahibi kişilerim muhatap almış olurdu ki, bu du­rumda da böylesi kişilerin peygamberlerden çok daha üstün olmaları gerekirdi. Oysa böyle bir değerlendirmenin yapı­lamayacağı açıktır.</p>
<p><strong>Onikinci delil:</strong> Allah cümlesine rahmet eylesin dostla­rımız, alimler, peygamberlerin meleklerden daha üstün olduklarını beyan etmişlerdir. Meleklerin herhangi bir şekil­de günaha yonelmeyecekleri gerçeği ise delillerle sabittir. Hakikat bu olunca şayet peygamberler günah işlemiş olsa­lardı fazilet itibariyle meleklerden daha üstün olamazlardı. Çünkü, ayet hükmü açık:</p>
<p>&#8220;Yoksa inanıp yararlı işler yapanları yeryüzünde bozguncular gibi mi tutarız? Yoksa Allah&#8217;a karşı gelmek­ten sakınanları yoldan çıkanlar gibi mi tutarız?&#8221;[34] buyurmuştur.</p>
<p><strong>Onüçüncü delil:</strong> Cenab-ı Hak Hazreti İbrahim hakkında: «Seni insanlara önder kılacağım.&#8221;(Bakara,124) buyurmuştur. Önder (imam) kendisine uyulan kişidir. Bu durumda Hazreti İbrahim günah işlemiş olsaydı işlediği bu günahda da kendisine uyulması gerekirdi, ki, bu ise bâtıldır.</p>
<p><strong>Ondördüncü delil:</strong>&#8220;Zalimler ahdime erişemezler.&#8221;[35] ayeti:&#8221;Onlardan kimi kendine yazık eder.&#8221;[36]Ayeti kerimesi hükmünce günah işleyen bir kimse ken­dine zulmetmiş demektir.</p>
<p>Bu husus yeterince anlaşıldı sanıyoruz. Ve hemen diyo­ruz ki: Yüce Allah&#8217;ın zalimlere ulaşamayacağına hükmet­tiği işbu ahd, ya peygamberlik ahdidir, ya da imamlık, ya­ni önderlik ahdi. Eğer sozkonusu olan birinci şık ise bunun­la kasdedilen bellidir, şayet ikinci şık ise kasdedilen anlam daha da açıktır. Çünkü, imamlık (önderlik) ahdî peygamber­lik ahdinden derece bakımından daha aşağıdır.</p>
<p><strong>Varılan so­nuç şu:</strong> İmamlık (önderlik) ahdi günahkara ulaşamadığına göre peygamberlik ahdi ona hiç mi hiç ulaşamaz.</p>
<p><strong>Onbeşinci delil:</strong> Huzeyme b. Sabit el-Ensari (Allah ondan razı olsun)&#8217;nin şahitlik olayı. Huzeyme bilmediği bir olay hakkındaki Allah Rasulunun iddiasının doğruluğuna şe-hadet eder ve der ki:</p>
<p>&#8220;Biz senin göklere dair verdiğin haberlerin doğruluğunu kabul ediyor ve inanıyoruz. Böyle bir kader konusunda mı inanmayacağız sana?&#8221; Duruma vakıf olan Allah&#8217;ın Rasulu onu bu şehadetinde doğruladı ve ona iki şehadet sahibi la­kabını verdi.(37) Şayet peygamberlerin günah işlemeleri müm­kün olsaydı Huzeyme&#8217;nin şehadeti de caiz görülmezdi.</p>
<p>Buraya kadar peygamberlerin masumiyetini ispat eden delilleri serdik ortaya. Şimdi de meleklerin masumiyetini gösteren delilleri zikredeceğiz&#8230;</p>
<p><strong>Dipnotlar</strong>:</p>
<p>[8] Ahzab: 33/32</p>
<p>[9] Ahzab: 33/30</p>
<p>[10] Hucurat: 49/6</p>
<p>[11] Bakara: 2/143</p>
<p>[12] Ahzab: 33/57</p>
<p>[13] Al-i İmran: 3/31</p>
<p>[14] Nisa: 4/14</p>
<p>[15] Hud: 11/18</p>
<p>[16] Saff: 2-3</p>
<p>[17] Bakara: 2/44</p>
<p>[18] Hud: 11/88</p>
<p>[19] Enbiya: 6/90</p>
<p>[20] Sad: 37/47</p>
<p>[21] Hacc: 22/75</p>
<p>[22] Al-i İmran: 3/33</p>
<p>[23] Bakara: 2/130</p>
<p>[24] A&#8217;raf: 7/144</p>
<p>[25] Sad: 37/45-46</p>
<p>[26] Fatır: 35/32</p>
<p>[27] Sa&#8217;d: 37/82-83</p>
<p>[28] Sad: 37/46</p>
<p>[29] Yusuf: 12/24</p>
<p>[30] Sebe: 34/20</p>
<p>[31] Hucurat: 41/13</p>
<p>[32] Mücadele: 58/19</p>
<p>[33] Mücadele: 58/22</p>
<p>[34] Mücadele: 58/22</p>
<p>[35] Bakara: 2/124</p>
<p>[36] Fatır: 35/32</p>
<p>[37] Kuzeyme b. Sâbit; Ensâr&#8217;ın Evs kabilesine mensuptur ve ilklerdendir. Oğlu Amâra anlatıyor; Peygamberimiz Efendimiz Sevâ’ b. Kays el-Muharibî&#8217;den at satın aldı.Sevâ&#8217; bu satın alma işini inkar etti. Bunun üzerine Huzeyme Allâh’ın Resulünün lehine şehadet edince Allah&#8217;ın Resûlû : «Yanımızda olmadığın halde neden bu şehadette bulundun.» diye sordu kendisine. O da: «Getirdiğin (din) e inaındım,doğruladım ve biliyorum ki sen ancak hakkı söylensin.» dedi. Bunun üzerine Allah&#8217;ın Resûlü buyurdu : «Huzeyme bir kişinin lehine de şehadet etse aleyhine de şehadet etse bu ona yeter. Bu Hadisi, Ebu Davud ve başkaları rivayet etmiştir. Buhâri&#8217;nin rivayetine göre; Onun şehadetini iki şehadet saymıştır.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div id="post_id_1326328" class="post_block hentry clear clearfix ">
<div class="post_wrap">
<div class="post_body">
<div class="post entry-content ">Kaynak:Fahreddin Razi, Rasullerin Masumiyeti, Tevhid Yayınları, İstanbul 1996</div>
</div>
</div>
</div>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/peygamberlerin-masumiyeti/">Peygamberlerin Masumiyeti</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/peygamberlerin-masumiyeti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Peygamberler Küçük Günah İşler Mi?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/peygamberler-kucuk-gunah-isler-mi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/peygamberler-kucuk-gunah-isler-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Nov 2014 20:28:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Peygamber/Nübüvvet/Risalet]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Kurtubi]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler Günah İşler Mi]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler Hata Yapar mı]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler Küçük Günah İşler Mi?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2367</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu hususta ilim adamlarının farklı görüşleri vardır. Acaba peygamberle­rin -Allah&#8217;ın selamı hepsine olsun- kendileri sebebiyle sorgulanacakları ve si­teme maruz kaldıkları küçük günahları işledikleri olmuş mudur, olmamış mı­dır? Bununla birlikte bütün ilim adamları peygaberlerin büyük günahları iş­lemekten, aynı şekilde ayıplanmayı, eksikliği ve düşüklüğü gerektiren her tür­lü alçaltıcı işten de masum olduklarını ittifakla kabul etmişlerdir. Kadı Ebû [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/peygamberler-kucuk-gunah-isler-mi/">Peygamberler Küçük Günah İşler Mi?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/peygamberler-kucuk-gunah-isler-mi/mescidi-nebevi-3/" rel="attachment wp-att-17097"><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-17097" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/11/mescidi-nebevi.jpg" alt="" width="380" height="286" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/11/mescidi-nebevi.jpg 500w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/11/mescidi-nebevi-360x270.jpg 360w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/11/mescidi-nebevi-300x225.jpg 300w" sizes="(max-width: 380px) 100vw, 380px" /></a></p>
<p>Bu hususta ilim adamlarının farklı görüşleri vardır. Acaba peygamberle­rin -Allah&#8217;ın selamı hepsine olsun- kendileri sebebiyle sorgulanacakları ve si­teme maruz kaldıkları küçük günahları işledikleri olmuş mudur, olmamış mı­dır? Bununla birlikte bütün ilim adamları peygaberlerin büyük günahları iş­lemekten, aynı şekilde ayıplanmayı, eksikliği ve düşüklüğü gerektiren her tür­lü alçaltıcı işten de masum olduklarını ittifakla kabul etmişlerdir. Kadı Ebû Bekr (el-Bakıllanî)&#8217;ye göre bu, icma ile böyledir. Üstad Ebû İshak el-İsrefa-inî&#8217;ye göre ise, bunun böyle olması mucize delilinin bir gereğidir. Mu&#8217;zeti-le&#8217;ye göre ise, bu durum -kendi delillendirme usullerine göre aklın konu ile ilgili delilinin bir gereğidir.</p>
<p>Taberi ve bazı fakihler, kelamcılar ve hadis bilginleri der ki: Peygamber­lerden küçük günahlar sadır olur. Bu konuda: Peygamberler bütün bunlar­dan korunmuşlardır (masumdurlar). Rafızîlere muhalefet ederler. Delil olarak ise, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de konu ile ilgili delilleri ve bunu ifade eden anlamları çı­kardıkları hadis-i şerifleri gösterirler. Bu husus açıktır ve bunun anlaşılmaya­cak bir tarafı yoktur. Malik, Ebû Hanife ve Şafii mezhebine mensup fukahâ-nın cumhuru ise şöyle demektedirler: Peygamberler, tüm büyük günahlardan nasıl korunmuş iseler, bütün küçük günahlardan da öylece korunmuşlardır. Çünkü bizler fiillerinde, uygulamalarında ve yaşayışlarında herhangi bir ka­rineyi göz önünde bulundurmaksızın mutlak olarak onlara uymakla emrolunmuşuzdur.</p>
<p>Onların küçük günahı işleyebileceklerini caiz kabul edersek on­lara uymak mümkün olmaz. Çünkü onların işledikleri herhangi bir fiilin maksadı, ya Allah&#8217;a yakınlaştırıcıdır ve mubahtır yahut da yasak veya masiyettir. Fakat bir kişiye masiyet olma ihtimali olan bir işi yerine getirmesini em­retmek doğru değildir. Özellikle usul âlimleri arasında, çatışma olması halin­de uygulamayı sözden öncelikli kabul edenlerin görüşüne göre bu, böyledir.</p>
<p>Üstad Ebû İshak el-İsferainî der ki: İlim adamları küçük günahlar husu­sunda farklı görüşlere sahiptirler. Çoğunluğun kabul ettiği görüşe göre pey­gamberlerin küçük günah işlemeleri caiz değildir. Kimisi de caiz kabul etmiş­tir. Ancak bu meselede dayanak teşkil edecek aslî bir delil yoktur. Birinci gö­rüşü kabul eden sonraki âlimlerden kimisi şöyle demiştir: Söylenmesi gere­ken şudur: Şanı yüce Allah, onların bir kısmının birtakım günahları işledik­lerini haber vermiş, bu günahları kendilerine nisbet etmiş, bundan dolayı da onlara sitem etmiştir. Yine onlar, kendilerinin bu tür hataları işlediklerini ha­ber vermiş, ancak onlardan sıyrılmış, ondan kopmuş ve tevbe etmişlerdir.</p>
<p>Bü­tün bu hususlar -bir iki tanesini te&#8217;vil etmek mümkün olsa bile- tamamını te&#8217;vil etmek mümkün olmayacak şekilde birçok yerde vârid olmuştur. Ancak bun­ların hepsi de peygamberlerin makamlarını küçültecek özellikte değildir. On­ların işledikleri bu küçük hatalar, nadiren sadır olmuştur ve hata yoluyla ve­ya unutarak olmuştur. Ya da böyle bir işi işlemelerine götürecek bir te&#8217;vil so­nucu meydana gelmiştir. Ve onların bu hataları başkalarınınkine nisbetle ha­senattır. Onların mevkilerine, kıymet ve kadirlerinin yüksekliğine nisbetle ise onlar hakkında bir günahtır. Çünkü seyisin mükafat görebileceği bir işi yap­tığından dolayı vezir sorumlu tutulabilir. O bakımdan peygamberler güven­lik içinde olduklarını, esenlik içinde olduklarını, bilmekle birlikte Kıyamet gününde bunlardan dolayı sorguya çekileceklerinden çekinmişlerdir. Ebû İshak der ki: İşte doğrusu da budur.</p>
<p>Cüneyd&#8217;in şu sözleri güzeldir: İyiler için hasenat olan şeyler mukarrebler için seyyiat olabilir. O bakımdan naslar, peygamberlerin -Allah&#8217;ın salat ve se­lamları üzerine olsun- birtakım günahları işlediklerine delil teşkil etseler bi­le bu, onların makam ve mevkilerini sarsmaz, rütbelerini düşürmez. Aksine yüce Allah, onların bu hallerini telafi etmiş, seçmiş, hidâyete iletmiş, övmüş, arındırmış, üstün tutmuştur. Allah&#8217;ın salât ve salamları üzerlerine olsun.</p>
<p>İmam Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an, Buruç Yayınları:cilt:1</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/peygamberler-kucuk-gunah-isler-mi/">Peygamberler Küçük Günah İşler Mi?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/peygamberler-kucuk-gunah-isler-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
