<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Nasıl Geçildi? | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/osmanlidan-cumhuriyete-nasil-gecildi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 16 Sep 2017 13:22:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Nasıl Geçildi? | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İslami Kimlikten Milli Kimliğe: Din Yok Milliyet Var</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/islami-kimlikten-milli-kimlige-din-yok-milliyet-var/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/islami-kimlikten-milli-kimlige-din-yok-milliyet-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2014 18:22:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cemal Fedayi-Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Nasıl Geçildi?]]></category>
		<category><![CDATA[İslami Kimlikten Milli Kimliğe: Din Yok Milliyet Var]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal FEDAYi]]></category>
		<category><![CDATA[Din Yok Milliyet Var]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalizmin Milliyetçiliği]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Nasıl Geçildi?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2043</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmanlının sonlarında gelişen İslamcılık ve İslam kimliği as­lında milli yönsemeler içeren gelişmeler olarak görülmelidir. Yani bir kimlik olarak İslamlık, dini bir kimlikten ziyade milli bir kimlik olarak ortaya çıkmıştır. Cumhuriyet, milli içerik barındıran bu İslami kimliği, Türklüğü önceleyen bir milli kimliğe dönüştürmeye çalışmıştır. Özellikle Milli Mücadele döneminde halkta oluşan dini mensubiyet şuurunu, milli kimliğe tahvil [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/islami-kimlikten-milli-kimlige-din-yok-milliyet-var/">İslami Kimlikten Milli Kimliğe: Din Yok Milliyet Var</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/islami-kimlikten-milli-kimlige-din-yok-milliyet-var/kemal-atatc3bcrk-din-yok-milliyet-var-ruseni-esref-bakir-atatc3bcrk-el-yazisi-bravo-aferin/" rel="attachment wp-att-17077"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-17077" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/10/kemal-atatc3bcrk-din-yok-milliyet-var-ruseni-esref-bakir-atatc3bcrk-el-yazisi-bravo-aferin.jpg" alt="" width="283" height="447" /></a></p>
<p>Osmanlının sonlarında gelişen İslamcılık ve İslam kimliği as­lında milli yönsemeler içeren gelişmeler olarak görülmelidir. Yani bir kimlik olarak İslamlık, dini bir kimlikten ziyade milli bir kimlik olarak ortaya çıkmıştır. Cumhuriyet, milli içerik barındıran bu İslami kimliği, Türklüğü önceleyen bir milli kimliğe dönüştürmeye çalışmıştır. Özellikle Milli Mücadele döneminde halkta oluşan dini mensubiyet şuurunu, milli kimliğe tahvil etmek (dönüştürmek) istemiştir.</p>
<p>Esasen dinî mensubiyet şuurunun gelişmesi, kimlik oluş­turucu bir vasfı da bünyesinde taşımaktadır. Müslümanlık kimliğinin gelişmesi, Osmanlıların son dönemlerinden itiba­ren milli kimliğin gelişmesine yardıma olmuştur. Keddie, bir incelemesinde, Pan-İslamizmin bir çeşit Proto-Nationalizm (ön-milliyetçilik) anlamına gelebildiğini belirtmiştir. Keddie&#8217;den bu notu aktaran Hanioğlu, Osmanlı&#8217;mn son dö­nemlerinden örnekler vererek, bu dönemde <strong>Müslümanlar için İslam&#8217;ın; bir din özelliğinden ziyade, milliyet ve farklı­lık göstergesi durumuna geldiğini</strong> belirtmektedir.</p>
<p>Kemal Karpat da bir konuşmasında, dinin kimlik oluşturucu şekilde kullanılmaya başlanması konusunda şunları söylüyor:&#8221;&#8230; Abdülhamid&#8230; İslamcılığı ideoloji olarak kabul ediyor. (&#8230;) Bu aslında İslamcılık olmakla birlikte dinin eski manâda kullanılmasından ibaret değil, <strong>dinin siyasi şekilde kullanılması</strong>, kimlik verici şekilde kullanılması demektir.&#8221;</p>
<p>Cumhuriyetin kurucularının kimlik konusundaki nihai amacı Türk kimliğini Müslüman kimliğin yerine geçirmek (ikame etmek), ya da en azından Türk kimliğini Müslüman kimliğin önüne geçirmektir. Zaten siyasileşmiş Müslüman kimliğin kolaylıkla Türk kimliğine dönüşeceği umulmuştur. Hıristiyan kimliğin Türk kimliğine dönüşmeyeceği düşünülmüştür. Mübadele siyasetinde de bunu görüyoruz.</p>
<p>Lozan sonrası, Karaman-Rumları denilen Türk unsurların sırf Hıristiyan oldukları için Yunanistan&#8217;a gönderilmesi bu unsurların Türklüğü Hıristiyan kimliklerinin önüne almayacakları düşüncesinden kaynaklanmış olabilir. Yani bunların, Müslüman (fakat Türk olmayan) unsurlar kadar Türkleşemeyecekleri düşünülmüş olabilir. Müslüman olmayanlar pe­şinen ayrı kabul edilmişlerdir. Mübadele dışı tutulan gayr-i Müslim nüfus da 6-7 Eylül olayları gibi provokasyonlarla, bir şekilde ülkenin dışına atılmışlardır&#8230; Göç etmeyip Türkiye&#8217;de kalan ve Türk vatandaşı olan gayr-i Müslimler de (hukuken olmasa da fiilen) ayrı bir kategori olarak muamele görmüşlerdir.</p>
<p>Cumhuriyetin kurucuları kimlik olarak İslamlığın yerine Türklüğü, ideoloji olarak da İslamcılığın yerine Milliyetçiliği geçirmek istemiştir. Köker&#8217;e göre Kemalizm&#8217;in milliyetçilik ilkesine yansıyan millet kavramı, dinsel içeriğinden ayrılmış bir kavramdır; Kemalizm milliyetçiliği, İslam dininden ayrı bir değerler sistemi olarak ortaya koymak amacındadır. Tunçay’a göre Cumhuriyet yönetimi, dinin yerini milliyetçi­liğin dolduracağı umudundadır. Jaeschke&#8217;ye göre de CHP, <strong>milliyetçiliği bir çeşit din haline getirmek</strong> istemiştir.</p>
<p>Milliyetçiliğin, dinin yerine geçirilmesi (ikame edilmesi) yönündeki fikirleri, M. Kemal de tasvip etmekte ve olumlamaktaydı. 1926 tarihli, &#8220;Din Yok Milliyet Var-Benim Dinim Türklüğümdür&#8221; isimli ve Ruşeni imzalı kitabı, M. Kemal okumuş, el yazısıyla metnin yanına &#8220;aferin&#8221;, &#8220;alkışlar” diye not düşmüştür. M. Kemal, kitaptaki şu kısımların kenarına &#8220;aferin, alkışlar&#8221; kelimeleri ile not düşmüştür:</p>
<p><em>&#8220;Bizim Kitab-ı Mukaddesimiz, bilgiyi esirgeyen, varlığı taşı­yan, saadeti kucaklayan, Türklüğü yükselten ve bütün Türkleri birleştiren ’milliyetimiz&#8217;dir. O halde felsefemizde &#8216;din&#8217; kelimesinin tam mukabili &#8216;milliyet&#8217;tir. Milletini se­ven, milletini yükselten ve milletine istinat eden insan; da­ima kuvvetli, daima namuslu ve daima şerefli bir insandır. Yüksek bir milletin milliyetçi efradı, ak günde mesut, kara günde metin ve kanlı günde kahhardır. (s. 135) &#8220;Hangi mil­letin azameti, Türklüğün azameti kadar tarihin meçhul en­ginlerine uzanmıştır? Ve en nihayet hangi millet ölürken Azrail&#8217;i tepeleyerek dirilmiştir? Dünyada Türk olmak kadar şeref mi var? Ve Türk olmak kadar &#8216;din&#8217; mi var?&#8221; M. Kemal bu sayfanın kenarına &#8220;aferin, aferin&#8221; notunu düşerek, el ya­zısıyla şu sözleri yazmış: &#8220;Fert ister istemez ölümlüdür; fakat millet isterse ölümsüz olur.&#8221; (s. 137)</em></p>
<p>Cemal Fedayi, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Nasıl Geçildi? , s. 324-326.</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/islami-kimlikten-milli-kimlige-din-yok-milliyet-var/">İslami Kimlikten Milli Kimliğe: Din Yok Milliyet Var</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/islami-kimlikten-milli-kimlige-din-yok-milliyet-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hilafet Kaldırıldı Ama Patrikhane Korundu</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/hilafet-kaldirildi-ama-patrikhane-korundu/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/hilafet-kaldirildi-ama-patrikhane-korundu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2014 18:18:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cemal Fedayi-Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Nasıl Geçildi?]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal FEDAYi]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafet Kaldırıldı Ama Patrikhane Korundu]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafet Kaldırıldıktan Sonra Ne Oldu]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafetin Kaldırılması]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Nasıl Geçildi?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2040</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lozan&#8217;da ele alınan önemli konulardan birisi de, Hilafet gibi uluslararası bir etkiye sahip bulunan Patrikhane (Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi) meselesiydi. Türk tarafı bir hıyanet ocağı olarak tavsif ettiği bu kurumun Türkiye&#8217;den çıkarılması taraftarıydı. Türk heyeti müzakereler sırasında özetle, Patrikhane&#8217;nin Fatih&#8217;ten beri kendisine tanınan yetkileri, sonradan siyasal amaçlarla kullandığım, son savaşta da düşmanla işbirliği yaptığım ileri [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hilafet-kaldirildi-ama-patrikhane-korundu/">Hilafet Kaldırıldı Ama Patrikhane Korundu</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/hilafet-kaldirildi-ama-patrikhane-korundu/hilafetin-kaldirilmasi-2/" rel="attachment wp-att-17074"><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-17074" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/10/hilafetin-kaldirilmasi-1.jpg" alt="" width="343" height="258" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/10/hilafetin-kaldirilmasi-1.jpg 550w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/10/hilafetin-kaldirilmasi-1-360x270.jpg 360w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/10/hilafetin-kaldirilmasi-1-300x226.jpg 300w" sizes="(max-width: 343px) 100vw, 343px" /></a></p>
<p>Lozan&#8217;da ele alınan önemli konulardan birisi de, Hilafet gibi uluslararası bir etkiye sahip bulunan Patrikhane (Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi) meselesiydi. Türk tarafı bir hıyanet ocağı olarak tavsif ettiği bu kurumun Türkiye&#8217;den çıkarılması taraftarıydı.</p>
<p>Türk heyeti müzakereler sırasında özetle, Patrikhane&#8217;nin Fatih&#8217;ten beri kendisine tanınan yetkileri, sonradan siyasal amaçlarla kullandığım, son savaşta da düşmanla işbirliği yaptığım ileri sürdü. Rıza Nur bu konunun müzakereleri sı­rasında alt komisyona yazılı bir bildiri de sundu. Türkiye bu bildiriyle, Patrikhane&#8217;nin çıkarılmasına gerekçe olarak, bu kurumun Türkiye&#8217;nin düşmanları lehine çalıştığı iddiasına ilaveten, Türkiye&#8217;deki rejim değişikliğini de ileri sürüyordu. Bildiride şu cümleler bulunuyordu:</p>
<p><em>&#8220;Müslüman olmayan toplulukların eski ayrıcalıkları teokra­tik bir monarşi olan Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun siyasal du­rumunun bir sonucu olduğundan, Halifelikle Devletin bir­birinden ayrılmasından, Sultanlığa son verilerek tam de­mokratik bir rejimin kurulmasından sonra, bu toplulukların başlarının salt ruhani bir sıfat dışında hiç bir hak ve ayrıca­lıktan yararlanamayacakları kendiliğinden anlaşılır. (&#8230;) Din özgürlüğü; İngiltere, Fransa, ABD, v.b. gibi öteki ülkelerde olduğu üzere, Türkiye&#8217;de çeşitli dinlere bağlı olanlara, din­sel isteklerine serbestçe gelişme olanağı sağlayacaktır. Yeni rejim, böylece, din adamları sınıfını salt din alanında kal­mağa zorlayarak, dine yeni bir atılım verecektir. </em></p>
<p><em>Şimdiye kadar siyasal bir organ olan Patrikliğin Türkiye dışına çı­kartılması gerekir; çünkü Patrikliğin ve ona organik olarak bağlı kuramların siyasal ayrıcalıklarına son verilmesiyle or­taya çıkacak yeni duruma uymasına, Patrikliğin eski davranışları imkân vermeyecektir. Din adamları sınıfının dünya işlerine ilişkin ayrıcalıklarının ortadan kaldırılması ve Pat­rikliğin Türkiye sınırı dışına çıkartılması Türkiye için bir zo­runluluk olduğu kadar, ilgili bulunan topluluk için de bir kurtuluş yoludur.&#8221;</em></p>
<p>Bu isteğe başta Yunanistan olmak üzere bütün İtilaf dev­letleri şiddetle karşı çıktı. Hatta, R. Nur&#8217;a göre tüm Hıristiyan âlemi Patrikhane’nin İstanbul&#8217;da kalması için seferber olmuş, konferansın kesileceği tehditleri, üç büyük devletin Anado­lu&#8217;ya ordular yollayacağı şayiaları yayılmıştı. Türkiye dışındaki, ABD dâhil bütün taraflar, Patrikhane&#8217;nin İstanbul&#8217;da kalmasını istiyordu. Bunlar, Türk tarafının ileri sürdüğü iddiaları, Patriğin ruhani konulara ve kilise yetkilerine son ve­rilmesi için bir neden olarak sayılamayacağını ileri sürüyor­lardı.</p>
<p>Şiddetli tartışmalar sonunda, Müttefik temsilci heyet­ten adına Lord Curzon, Patriklik kuruntunun ileride &#8220;siyasal niteliği ile yönetim alanındaki yetkilerinden&#8221; yoksun bırakılması ve gene İstanbul&#8217;da kalmakla birlikte &#8220;salt bir dini kurum&#8221; halini alması gerekeceğini, Müttefik Devletlerin ka­bul ettiklerini bildirdi. İsmet Paşa&#8217;nın, bu söylenilenleri &#8220;se­net&#8221; kabul ettiğini belirtmesi üzerine Patrikhane&#8217;nin İstanbul&#8217;da kalması kabul edildi. Ancak Curzon&#8217;un bu sözleri Antlaşmanın resmi metninde yer almamıştır. Bu şart zabıt­lara yazılmıştı. Antlaşma metninde özel olarak Patrikhane­den bahsedilmemekte, genel olarak, &#8220;Ekalliyetlerin Himayesi”nden bahseden bir fasıl bulunmaktadır.</p>
<p>Sonuç olarak Müslümanların evrensel bir kurumu olan Hilafet ilga edilirken, Ortodoksların evrensel kurumu olan Patrikhane kaldırılmamıştır. Bu da Lozan&#8217;daki başarısızlıklarımız hanesine yazılması gereken bir konudur&#8230;</p>
<p>Patrikhane konusunun antlaşma metninde açıkça yazıl­maması yüzünden günümüzde Patrikhanenin ekümeniklik söylemi tartışma konusu olmaktadır. Patrik kendisini tüm Ortodoksların ruhani lideri (Ekümenik Patrik) olarak gör­mektedir. Türkiye ise ekümeniklik iddiasını kabul etme­mektedir.</p>
<p>Müslümanlık dışındaki diğer dinlere ilişkin hizmetler Lo­zan Antlaşması hükümleri gereğince cemaatleri tarafından karşılanacaktır. Maarif Vekâleti, Lozan sonrasında, &#8220;Ecnebi mekteplerinde mabed dışındaki resim vb. şeylerin kaldırılması, bu okullardaki Müslüman ve başka mezhepten olanların dini ayinlere cebren ve bil-ihtiyar kabul edilmemeleri”ni içeren bir tamim yayınlamıştır.</p>
<p><strong>Cemal Fedayi, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Nasıl Geçildi? , s. 142-144.</strong></p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hilafet-kaldirildi-ama-patrikhane-korundu/">Hilafet Kaldırıldı Ama Patrikhane Korundu</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/hilafet-kaldirildi-ama-patrikhane-korundu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>M. Kemal Paşa Halife mi Olmak İstiyordu?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/m-kemal-pasa-halife-mi-olmak-istiyordu/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/m-kemal-pasa-halife-mi-olmak-istiyordu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2014 18:13:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cemal Fedayi-Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Nasıl Geçildi?]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Halife Mi Olmak İstiyordu?]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal FEDAYi]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Paşa Hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[M. Kemal Paşa Halife mi Olmak İstiyordu?]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Nasıl Geçildi?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2035</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karabekir&#8217;in anılarında anlattığına göre, kendisi de dâhil olmak üzere birçok mebus, M. Kemal&#8217;in Hilafet ve Saltanat&#8217;ı, en azından Hilafet&#8217;i kendi uhdesine alacağından endişe edi­yordu. Yine Karabekir&#8217;in anlattığına göre, M. Kemal&#8217;in Saltanat&#8217;ın ilgasına yönelik olarak hazırladığı ilk metinde, &#8220;Hanedan-ı Al-i Osman madum ve tarihe müntekildir.&#8221; hükmü ya­zılıydı. Yani &#8220;Osmanlı Hanedanı yok olmuştur.&#8221; K. Karabekir bu ifadeden [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/m-kemal-pasa-halife-mi-olmak-istiyordu/">M. Kemal Paşa Halife mi Olmak İstiyordu?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-2036" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/10/ataturk-halife-mi-olmak-istiyordu.jpg" alt="ataturk-halife-mi-olmak-istiyordu" width="372" height="274" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/10/ataturk-halife-mi-olmak-istiyordu.jpg 394w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/10/ataturk-halife-mi-olmak-istiyordu-300x221.jpg 300w" sizes="(max-width: 372px) 100vw, 372px" /></p>
<p>Karabekir&#8217;in anılarında anlattığına göre, kendisi de dâhil olmak üzere birçok mebus, M. Kemal&#8217;in Hilafet ve Saltanat&#8217;ı, en azından Hilafet&#8217;i kendi uhdesine alacağından endişe edi­yordu. Yine Karabekir&#8217;in anlattığına göre, M. Kemal&#8217;in Saltanat&#8217;ın ilgasına yönelik olarak hazırladığı ilk metinde, &#8220;Hanedan-ı Al-i Osman madum ve tarihe müntekildir.&#8221; hükmü ya­zılıydı. Yani &#8220;Osmanlı Hanedanı yok olmuştur.&#8221; K. Karabekir bu ifadeden M. Kemal&#8217;in Hilafeti kendi üzerine alacağı sonucunu çıkarmıştı. Hilafetin sahibi bir hanedan yok olursa, hanedan dışı birisi, yani M. Kemal Halife olabilirdi&#8230;</p>
<p>Karabekir, takriri ancak, Hilafetin Osmanlı hanedanına ait olduğu hakkında apaçık bir takrir daha verilmek şartıyla imzalayacağını söylemişti. Karabekir ve Rauf Bey’in itirazları sonucu M. Kemal, &#8220;Hanedan-ı Al-i Osman&#8221; kaydını silerek yerine, “İstanbul&#8217;daki Padişahlık&#8221; kaydını koydu.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> Yani yok olan hanedanlık değil İstanbul&#8217;daki Osmanlı Padişahlığıdır; Osmanlı Devleti&#8217;dir. Sonuç olarak, Devlet yok oluyor ama hanedan devam ediyor. Hilafet de bu hanedanda kalıyor.</p>
<p>Saltanatın ilgası sürecinde iki karar alınmıştır. Önce BMM 30 Ekim 1922’de, 307 numaralı &#8220;Osmanlı İmparatorluğu’nun İnkıraz Bulup BMM Hükümeti Teşekkül Ettiğine Dair Heyet- i Umumiye Kararı”nı almıştır. Karar’da şu ifadeler yer alı­yordu:</p>
<p><em>&#8220;Osmanlı İmparatorluğu’nun münkariz olduğuna ve BMM Hükümeti teşekkül ettiğine ve yeni Türkiye Hükümetinin Osmanlı İmparatorluğu yerine kaim olup onun ’hudud-u milli dâhilinde yeni varisi&#8217; olduğuna ve Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ile hukuk-u hükümrani milletin nefsine verildiğin­den İstanbul&#8217;daki Padişahlığın madum ve tarihe müntekil bulunduğuna&#8230; ve Türk Hükümeti’nin hakk-ı meşruu olan Makam-ı Hilafeti esir bulunduğu ecnebilerin elinden kurta­racağına karar verildi.&#8221;<a href="#_ftn2" name="_ftnref2"><strong>[2]</strong></a></em></p>
<p>Yani BMM Osmanlı İmparatorluğuna son veren bir karar alıyor ama bunu açıkça da söyleyemiyor. Metinde, sanki Osmanlı İmparatorluğu zaten kendiliğinden yıkılmış gibi mahcup ve örtük bir dil kullanılmıştır&#8230; Ancak açıktır ki, Osmanlı Devletinin varlığına son veren düşmanlar değil doğrudan doğruya BMM&#8217;nin bu kararıdır.</p>
<p>Karabekir&#8217;in girişimiyle yapılan değişikliğe rağmen me­buslar M. Kemal Paşa&#8217;nın niyeti konusunda tatmin olma­mıştı. M. Kemal&#8217;in Hilafet ve Saltanat&#8217;ı üzerine alacağı endi­şesini taşıyan mebusların Meclis&#8217;e gelmemeleri üzerine, 31 Ekim&#8217;de yapılan ilk oylamada nisab sağlanamadığı için bir karar alınamadı. M. Kemal&#8217;e İsmet Paşa aracılığıyla, &#8220;Hilafet&#8217;in Osmanlı Hanedanına ait&#8221; olduğuna dair bir hüküm konulması isteği iletildi. M. Kemal de ister istemez kabul etti ve ikinci Grub&#8217;u ikna etmesi için Karabekir Paşa&#8217;yı görevlendirdi. Bu girişimlerden sonra ikinci Grup değişiklikleri muvafık gördü. <a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a></p>
<p>Söz konusu ilk takrirde Hilafetle ilgili olarak sadece, Hilafet&#8217;in esir olduğu ecnebilerin elinden kurtarılacağı hükmü vardı.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a> Bunun üzerine ilk önergeyi veren Rıza Nur İkinci bir önerge verdi. M. Kemal konuyu Müdafaa-yı Hukuk Gru­bunu toplayarak müzakere edilmesini sağladı. Yaklaşık aynı muhtevada, İkinci Grub&#8217;un liderlerinden Hüseyin Avni Bey de bir önerge verdi. Önergeler Şer&#8217;iyye, Adliye ve Teşkilat-ı Esasiye encümenlerinden oluşan ortak bir encümene gönde­rildi. İki önerge birleştirilerek 1 Kasım 1922’de Saltanat&#8217;ın il­gasına karar verildi.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5">[5]</a></p>
<p>Rıza Nur ve 54 arkadaşının 6. maddeyi değiştirmek üzere verdikleri yeni takrirde &#8220;Hilafet&#8217;in Türklere ait olduğu&#8221; hük­mü yer alıyordu: &#8220;Hilafet Türklere, Hanedan-ı Al-i Osman&#8217;a aittir. Türkiye Devleti Makam-ı Hilafet&#8217;in istinatgâhıdır. Hali­feliğe BMM tarafından bu hanedanın ilmen ve ahlaken erşed ve eslah olanı intihap olunur. BMM Hükümeti hakk-ı meşruu olan Makam-ı Hilafet&#8217;i esir bulunduğu ecnebiler elinden kurtaracaktır.&#8221; Ortak encümenden değişikliğe uğrayarak çı­kan takrir&#8217;de &#8220;Türklere&#8221; kelimesi çıkarılmıştır.<a href="#_ftn6" name="_ftnref6">[6]</a></p>
<p>1-2 Kasım 1922 tarihli ve &#8220;TBMM&#8217;nin Hukuk-u Hakimi­yet ve Hükümraninin Mümessil-i Hakikisi Olduğuna Dair Heyet-i Umumiye Kararı&#8221; başlıklı karar metni şöyledir:</p>
<p><em>&#8220;Osmanlı İmparatorluğu tarihe intikal edip yerine yeni ve milli bir Türkiye devleti&#8230; Padişahlık merfu (kalkmış, kaldırılmış) olup yerine TBMM kaim olmuştur. (&#8230;) Binaenaleyh TBMM berveçhi ati mevaddı neşr ü ilana karar vermiştir:</em></p>
<p><em>Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ile Türkiye halkı hukuk-u ha­kimiyet ve hükümranisinin mümessil-i hakikisi olan TBMM&#8217;nin şahsiyet-i maneviyesinde gayr-i kabil-i terk ve tecezzi ve ferağ olmak üzere temsile ve bilfiil istimale ve irade-i milliyeye istinat etmeyen hiçbir kuvvet ve heyeti ta­nımamağa karar verdiği cihetle Misakı Milli hudutları dahi­linde TBMM hükümetinden başka şekl-i hükümeti tanımaz. Binaenaleyh Türkiye halkı hâkimiyet-i şahsiyeye müstenit olan İstanbul&#8217;daki şekl-i hükümeti 16 Mart 1336 (1920)&#8217;den itibaren ve ebediyen tarihe müntakil addeylemiştir.</em></p>
<p><em>Hilafet, Hanedan-ı Ali Osman&#8217;a ait olup Halifeliğe TBMM tarafından bu Hanedanın ilmen ve ahlaken erşed ve eslah olanı intihap olunur. Türkiye Devleti Makam-ı Hilafetin istinatgâhıdır.&#8221; <a href="#_ftn7" name="_ftnref7"><strong>[7]</strong></a></em></p>
<p>Yukarıda da izah ettiğimiz gibi Padişahlığın kaldırıldığı ilan edildi ve Hilafetin, Hanedan&#8217;a ait olmak üzere devam et­tiği fakat yeni Halifenin seçiminde TBMM&#8217;nin yetkili olduğu karar altına alındı.</p>
<p>Karar ittifakla alındı, ancak, sonradan İzmir&#8217;de asılan Lazistan mebusu Ziya Hurşit, &#8220;Ben muhalifim, binaenaleyh ittifakla değil, ekseriyetle kabul edilmiştir.&#8221; diye itirazda bu­lunmuştur. Fakat &#8220;bu sada, &#8216;söz yok!&#8217; sadalarıyla boğulmuş­tur.&#8221; Karar&#8217;ın alındığı gece Mevlid Kandili olduğu için bu, yapılan ameliyenin hayırlı olduğuna beşaret (müjde) olarak kabul edilmişti.<a href="#_ftn8" name="_ftnref8">[8]</a></p>
<p>Başvekil Rauf Bey tarafından Karar&#8217;ın alındığı gece ve er­tesi günün bayram olarak kutlanması teklif edildi ve prensip olarak kabul edilerek ileride görüşülmesi kararlaştırıldı. Celse Müfid Efendi&#8217;nin okuduğu &#8220;dua ile&#8221; kapandı.<a href="#_ftn9" name="_ftnref9">[9]</a></p>
<p>Daha sonra İkinci Meclis tarafından Cumhuriyet&#8217;in ilanından 5 gün önce (24.10.1923), Saltanat’ın kaldırıldığı gün olan, 12 Rebiülevvel gecesiyle gününün milli bayram addine dair bir kanun çıkarıldı. Bayrama, &#8220;Hâkimiyet Bayramı&#8221; adı verildi. <a href="#_ftn10" name="_ftnref10">[10]</a></p>
<p>Kararın ittifaka yakın bir çoğunlukla alınmasında iki et­ken dikkat çekiyor. Öncelikle teklifin komisyon aşamasında konunun hukuki ve bilimsel açıdan incelenmesi M. Kemal Paşa&#8217;nın tehdidiyle önlemiştir. Oluşan tehdit atmosferi oy­lamanın seyrini değiştirmiştir.</p>
<p>İkinci etken de şudur: İslama mebuslar, isteyerek ya da istemeyerek, Saltanatın ilgası kararma destek vermişlerdir. Bunun fikri temelleri eskiye dayanır. İslamcılar II. Meşrutiyet döneminden itibaren Saltanatı eleştirip hâkimiyet-i milliyeyi olumlamışlardır. Ayrıca, İslamcıların &#8220;önemli olan şekil değil dini hükümlerin uygulanmasıdır&#8221; şeklindeki anlayışı da il­gayı kolaylaştırmıştır. Ayrıca İslamcılar, Hilafetin korunmuş olmasını da önemli görüyorlardı. Yanı Saltanat kurumu hem laik hem de İslamcı çevreler tarafından zaten yıpratılmıştı. Bu kadar yıpranmış bir kurum, biraz da zorlamayla, ittifaka yakın bir oyla kaldırılmıştır.</p>
<p>Saltanat kurumu hem İslamcı hem laik çevreler tarafından yıpratılmıştı ancak tersine Hilafet Kurumu hem İslamcı hem laik çevreler tarafından önemseniyordu. Saltanat&#8217;ın ilgasını içeren takriri hazırlayan Rıza Nur aralarında, bu takriri hazar­larken Hilafet’in lağvını hiç düşünmediğini, bilakis bu maka­mın güçlendirilmesi taraftan olduğunu; ancak kendisinin laiklik yanlısı olduğunu ve bu makamın hükümetten ayrı bir kuv­vet haline getirilmesini düşündüğünü belirtmektedir. <a href="#_ftn11" name="_ftnref11">[11]</a></p>
<p><strong>Cemal Fedayi, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Nasıl Geçildi? , s. 88-93.</strong></p>
<p>Kaynaklar:</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1"><sup><sup>[1]</sup></sup></a> Karabekir, a.g.e., s. 98-102; Seçil Akgün, Halifeliğin Kaldırılması ve Laiklik, Ankara, t.y., s, 69.</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2"><sup><sup>[2]</sup></sup></a> Düstur 3. Tertip, 3. Cilt, s. 99.</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3"><sup><sup>[3]</sup></sup></a> Erat, a.g.8.; Karabekir, a.g.e., s. 99-108.</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4"><sup><sup>[4]</sup></sup></a> Akgün, a.g.e., s. 69; TBMM ZC, 1.3, D. 1, C. 24, s. 292-293.</p>
<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5"><sup><sup>[5]</sup></sup></a> Turan, Safran, Şahin ve Yalçın, a.g.e., s. 234-236; Akgün, a.g.e., 70</p>
<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6"><sup><sup>[6]</sup></sup></a> TBMM ZC, 1.3, D. 1, C. 24, s. 304; Karabekir, a.g.e., s. 106.</p>
<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7"><sup><sup>[7]</sup></sup></a> Yalçın ve Gönülal, age, s. 287</p>
<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8"><sup><sup>[8]</sup></sup></a> Karabekir, a.g.e., s. 107.</p>
<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9"><sup><sup>[9]</sup></sup></a> TBMMZC, 1.3, D. 1,024, s. 315-318; Atatürk, a.g.e., s. 459.</p>
<p><a href="#_ftnref10" name="_ftn10"><sup><sup>[10]</sup></sup></a> TBMM ZC, I. 1. D. 2, G 3, s. 15; Hakimiyet-i Milliye, 25 Ekim 1923.</p>
<p><a href="#_ftnref11" name="_ftn11"><sup><sup>[11]</sup></sup></a> Dr. Rıza Nur’un Lozan Hatıraları, İstanbul, 1991, s.9</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/m-kemal-pasa-halife-mi-olmak-istiyordu/">M. Kemal Paşa Halife mi Olmak İstiyordu?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/m-kemal-pasa-halife-mi-olmak-istiyordu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
