<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Orucun Fazilet Ve Faydası | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/orucun-fazilet-ve-faydasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Jul 2015 22:27:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Orucun Fazilet Ve Faydası | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Orucun Fazilet Ve Faydası</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/orucun-fazilet-ve-faydasi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/orucun-fazilet-ve-faydasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2015 22:27:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Orucun Fazilet Ve Faydası]]></category>
		<category><![CDATA[Sühreverdi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=8538</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz, şöyle buyurmuştur: “Sabır İmanın yarısıdır.&#8221;(2) “Oruç da sabrın yarısıdır. &#8220;(2) Denilmiştir ki: “Kıyâmet günü insanoğlunun bütün amelleri, zulmettiği kim­seye karşılık olarak verilir; ancak oruç bundan müstesnâdır. Çünkü ona kısas dâhil olmaz. Allahu Teâlâ, kıyâmet günü, oruç için: “Bu benim içindir. Hiç kim­se ondan bir şey noksanlaştıramaz.” buyurur. Kudsî bir hadiste şöyle buyrulmuştur: &#8221;Oruç [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/orucun-fazilet-ve-faydasi/">Orucun Fazilet Ve Faydası</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/07/indir-6.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-8539" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/07/indir-6.jpg" alt="Orucun Fazilet Ve Faydası" width="404" height="274" /></a></p>
<p>Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz, şöyle buyurmuştur:</p>
<p>“Sabır İmanın yarısıdır.&#8221;(2) “Oruç da sabrın yarısıdır. &#8220;(2)<sup> </sup>Denilmiştir ki: “Kıyâmet günü insanoğlunun bütün amelleri, zulmettiği kim­seye karşılık olarak verilir; ancak oruç bundan müstesnâdır. Çünkü ona kısas dâhil olmaz. Allahu Teâlâ, kıyâmet günü, oruç için: “Bu benim içindir. Hiç kim­se ondan bir şey noksanlaştıramaz.” buyurur.</p>
<p>Kudsî bir hadiste şöyle buyrulmuştur: &#8221;Oruç benim İçindir; onun mukâ faatını ben vereceğim.&#8221;(3)</p>
<p>Denilmiştir ki; Allahu Teâlâ orucu zâtına izâfe etti; çünkü oruçta Allah’ın Samediyyet sıfatının tecellilerinden bir ahlâk vardır. (Kul geçici bir zaman ve beşerî fıtratına uygun bir şekilde de olsa yiyip içmemekle, Allahu Teâlâ&#8217;nın ezelî ve ebedî olan hâline bir derece benzemektedir). Hem oruç, terk edilen şeyler yönüyle, Allah’dan başkasının bilemiyeceği gizli amellerdendir.</p>
<p>Tevbe sûresinin 112. âyetinde geçen, (seyâhat edenler mânasındaki) “es- Sâihûn&#8221; âyeti, “oruç tutanlar” şeklinde de tefsir edilmiştir. Çünkü mü&#8217;minler, açlık ve susuzluklarıyla kalben Allahu Teâlâ&#8217;ya yolculuk yapmaktadırlar.</p>
<p>“Ancak sabredenlerin mükâfaatları hesabsız olarak verilecektir.&#8221; (4)âyetinin tefsirinde, sabredenlerin, oruç tutanlar olduğu söylenmiştir. Çünkü “sabır&#8221;, orucun isimlerinden birisidir. Oruçlu olan kimseye bol bol İlâhî ihsânlar dökülür ve kendisine sayısız mükâfaatlar verilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Allahu Teâlâ&#8217;nın: &#8220;İşledikleri amellere mûkafaat olarak saklanan, göz­lere aydınlık olacak İhsanları hiç kimse bilemez.&#8221;(5) âyetinin tefsirinde, on­lara bu mükâfaatı te&#8217;mln edecek amelin oruç olduğu söylenmiştir.</p>
<p>Yahya b. Muaz demiştir ki: “Kişi çok yemeye mübtelâ olduğu zaman, me­lekler ona acıyarak ağlarlar. Yeme hırsına düşen kimse, şehvet ateşiyle yan­mış demektir.&#8221;</p>
<p>İnsanoğlundan şerre vesile olacak (irili ufaklı) bin tane uzvu vardır ve hep­sinin ipi de şeytanın elindedir. Kişi, kırnını aç bırakıp boğazını tutunca, bütün uzuvlar kururlar ve açlık ateşiyle yanar etkilerini azaltırlar. Şeytan bu kimse­nin içine girmek şöyle dursun, gölgesinden kaçar. Fakat, boğazının yolunu açıp arzuladığı bütün leziz yemekleri yiyerek karnını doyurduğu zaman, şer­re âlet olacak âzaları yeşerir; canlanır ve şeytanın istediği gibi tasarruf etme­sine imkan hazırlamış olur.</p>
<p>Tokluk, nefsin içinde şeytanın gelip gidip sulandığı bir nehir durumunda­dır. Açlık da rûhda meleklerin kullandığı bir nehirdir. Şeytan, uyumakta olan aç bir kimseden kaçar; kendisine bir te&#8217;sir edemez. Böyle birisi uyanıp ayağa kalkınca durum nasıl olur bir düşün!</p>
<p>Şeytan ayaktaki tok adamın boynuna sarılır; içine girip istediği gibi vesve­se verir. Bu adam uykuda olduğu zaman duruna nasıl olur; var hesap eyle. Sâdık bir müridin kalbi, nefsinin yiyecek ve içecek ihtiyaçlarından dolayı Ce-nâb-ı Hakk’a yalvarmalıdır.</p>
<p>Adamın birisi, et-Tayâlisî&#8217;nin yanına girdi. O, su ile ısıtılmış kuru ekmeği iri tuza batırarak yiyordu. Adam:</p>
<p>&#8220;Bunu nasıl canın çekiyor? diye sordu. et-Tayâlisî:</p>
<p>“Canım çekinceye kadar yemiyorum, iyice acıkınca da canım çekiyor ve yiyorum!” dedi.</p>
<p>Denilir ki kul, yeme ve içmede israf derecesine giderse, âhirete göçmeden önce dünyada âcilen zillet ve küçüklük içine düşer.”</p>
<p>Sûfilerden birisi demiştir ki: “Allah&#8217;ın huzuruna girmeye açılan en büyük kapı, gıdâyı azaltmaktır.”</p>
<p>Bişr el-Hafi demiştir ki: “Açlık, kalbi sâfileştirir; hevâyı öldürür, ince ve sır­lı ilimleri te’mln eder.”</p>
<p>Zunnûn el-Mısrî demiştir ki: “Doyana kadar yiyip, kanana kadar içtiğim bütün zamanlarda, ya Allah’a isyan.etmiş<span style="font-size: 13.3333330154419px; line-height: 20px;"> </span>ya da bir ma’siyete niyetlenmişdir.“</p>
<p>Kasım b. Muhammed, Hz. Âişe&#8217;nin (r.a.) şöyle dediğini rivâyet etmiştir: “Onbeş gün, bir ay geçerdi de evimizde ne bir kandil ne de bir ateş yanar­dır Kendisine:</p>
<p>“Peki ne ile hayatınızı devam ettiriyordunuz?&#8221; diye sorunca:</p>
<p>“Kuru hurma ve su ile! Allah kendilerini hayırla mükâfaatlandırsın, Ensâr’dan, sağmal hayvanı olan komşularımız vardı. Çoğu zaman bize, bir şeyler gönderirlerdi.&#8221; dedi.(6)</p>
<p>Rivâyet edildiğine göre, Hz. Ömer’in kızı Hafsa, bir gün babasına:</p>
<p>“Allah rızkında genişlik verdi, keşke bugün yediğinden biraz daha fazlası­nı yesen ve giydiğinden daha yumaşağını giysen!” dediğinde, Hz. Ömer (r.a): “Seni sana havâle ediyorum, hükmü sen ver! Rasûlullah (a.s.) da böyle değil miydi? dedi ve bu sözü tekrar edip durdu. Bunun üzerine Hz. Hafsa ağ­ladı. Hz. Ömer (r.a):</p>
<p>“Ben sana durumu haber verdim. Vallahi ben, Rasûlullah&#8217;ın (s.a.v) çekmiş olduğu sıkıntılı hayat şeklinde O’na ortak olacağım. Belki âhirette ki güzel ra­hat hayatında bir nasibim olur.”</p>
<p>Hz. Ömer&#8217;in (r.a) yakınlarından birisi demiştir ki: “Ne zaman unu eleyip ke­peğini ayırmışsam, Hz. Ömer&#8217;e âsi olmuşumdur. (Çünkü o, unu elemeden ekmek yapmamızı emrederdi.)</p>
<p>Hz. Âişe (r.ah) demiştir ki: “Rasûlullah (a.s) dünyadan ayrılıncaya ka­dar üç gün arka arkaya buğday ekmeği İle karnını doyurmamıştır. ”(7)</p>
<p><em><br />
</em>Hz. Âişe (r.ah): “Melekût âleminin kapısını çalmaya devam ediniz ki; size açılsın!&#8221; deyince, kendisine:</p>
<p>“Bu nasıl olur?” di ye sordular:</p>
<p>“(Allah İçin) açlık ve susuzlukla!&#8221; dedi.&#8217;</p>
<p>Anlatıldığına göre; İblis, üzerinde (omuzunda) bir takım çengeller olduğu halde Zekeriyyâ (a.s)’ın oğlu Yahya aleyhisselam&#8217;a göründü. Yahya (a.s): “Bunları nedir?” diye sordu, İblis:</p>
<p>“Âdemoğullarını avladığım şehvetlerdir!” dedi. Hz. Yahya (a.s);</p>
<p>“Onlar içinde beni de avladığın bir tuzak var mıdır?” deyince, İblis:</p>
<p>“Hayır, fakat sen bir gece karnını iyice doyurmuştun da sana gece nama­zını ve zikri zorlaştırmıştım.” dedi. Bunun üzerine Hz. Yahya:</p>
<p>“Madem öyle, ben de bundan sonra bir daha karnımı doyurmayacağım!&#8221; dedi. İblis de:</p>
<p>“Ben de, bir daha kimseye nasihat etmiyeceğiml” dedi.</p>
<p>Şakık el-Belhî demiştir ki:“İbâdet bir sanattır; onun dükkanı halvet, âlet­leri açlıktır.”</p>
<p>Lokman (a.s) oğluna: “Miden dolduğu zaman fikir uyur, hikmetin dili tutu­lur, âzalar ibâdetten geri kalır.” demiştir.</p>
<p>Haşan el-Basrî demiştir ki: “Yemekte iki (çeşit) katığı bir arada yemeyin. O, münafıkların yemeğidir.”</p>
<p>Sûfilerden birisi demiştir ki: “Midesini çeşitli yiyeceklerin bozduğu zâhitten Allah&#8217;a sığınırım.”</p>
<p>Müridin dört günden fazla peşpeşe (ardarda hiç oruç tutmadan) yemesi uygun değildir. Çünkü bu durumda nefis, âdetlere meyleder ve şehvetlerine uymaya imkân bulur.</p>
<p>Denilmiştir ki; dünya senin karnındır; karnın hakkında ne kadar zühd sâ- hibi isen, dünyaya karşı zühdün de odur.</p>
<p>Rasûlullah (a.s) şöyle buyurmuştur:</p>
<p>&#8220;Âdemoğlu karnından daha kötü bir kab doldurmamıştır. Halbuki İn­sana, belini doğrultacak (kadar) bir kaç lokma yemesi yeterlldlr. Eğer illâ yemek durumunda İse, bâri midenin üçte birini yemeğe, üçte birini içeceğe, kalan üçte birini de nefese ayırarak boş bıraksın.”</p>
<p>Feth el-Mevsilî demiştir ki: “Otuz tane şeyhin sohbetinde bulundum; her birisi, yanından ayrılırken bana, tüysüz, parlak genç oğlanlarla bulunmamayı ve az yemeyi tavsiye etti!”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2"><strong><br />
[2]</strong></a>   Tirmizi, Deavât, 86; ibnu Mâce, Siyam, 44.</p>
<p><strong><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a></strong>   Ebû Nuaym, Hllye, V, 34;Tabarâni, ei-Keblr, No:8544; Heysemi, Mecmeuz&#8217;- Mesud&#8217;dan (r.a) mevkuf olarak rivayet edilmiştir.)</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3"><strong>[3]</strong></a>   Buhârî, Sıyâm, 2; Müslim, Sıyâm, (60; Tirmizî, Sıyâm, 54; Nesât, Sıy&amp;m, 41;</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4"><strong>[4]</strong></a>   Zumer (39), 10.                                                                                               *</p>
<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5"><strong>[5]</strong></a>   Secde (32), 17.</p>
<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a>  Buhârî. Rikâk, 7; Müslim, Zühd, 28; Nevevî, Riyâzu&#8217;s-Sâlihin, Had. No: 494.</p>
<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7">[7]</a>   Müslim, Zühd, 25-28; Nevevî, Riyâzu’s-Sâlihin, Had. No: 493; Heysemî, Mecmau z-Zevara, *.</p>
<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8"><strong>[8]</strong></a> Zebîdî, Ithafu&#8217;s-Sâde, IX, 15. (Söz, Rasûlullah (a.s.)&#8217;a Ait olarak rivAyet edilmiştir)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sühreverdi,Gerçek Tasavvuf</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/orucun-fazilet-ve-faydasi/">Orucun Fazilet Ve Faydası</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/orucun-fazilet-ve-faydasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
