<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Neticeyi Bilen Allah'ın İnsanları Sınaması Nasıl Anlaşılmalı? | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/neticeyi-bilen-allahin-insanlari-sinamasi-nasil-anlasilmali/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 18 Nov 2017 12:09:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Neticeyi Bilen Allah'ın İnsanları Sınaması Nasıl Anlaşılmalı? | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Neticeyi Bilen Allah&#8217;ın İnsanları Sınaması Nasıl Anlaşılmalı?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/neticeyi-bilen-allahin-insanlari-sinamasi-nasil-anlasilmali/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/neticeyi-bilen-allahin-insanlari-sinamasi-nasil-anlasilmali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Apr 2017 14:01:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akaid/Kelami Bahisler]]></category>
		<category><![CDATA[Fahruddin Er-Râzi]]></category>
		<category><![CDATA[Neticeyi Bilen Allah'ın İnsanları Sınaması Nasıl Anlaşılmalı?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=14912</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Biz ancak şunu bilmek için şöyle şöyle yaptık&#8221; sözü, o şeyi bilmenin henüz gerçekleşmediğini, bu bilginin meydana gelmesi için de Cenâb-ı Hakk&#8217;ın o fiili işlediği vehmini verir. Bu da, Allahu Teâlâ&#8217;nın, meydana gelmeden önce, bu eşyayı bilmemesini gerektirir. Müşkillik arzetme hususunda bunun bir benzeri de, Cenâb-ı Hakk&#8217;ın, &#8220;Biz sizden cihâd edenleri ve sabredenleri bilmek için, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/neticeyi-bilen-allahin-insanlari-sinamasi-nasil-anlasilmali/">Neticeyi Bilen Allah’ın İnsanları Sınaması Nasıl Anlaşılmalı?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/neticeyi-bilen-allahin-insanlari-sinamasi-nasil-anlasilmali/allah-6/" rel="attachment wp-att-14926"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-14926" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/04/allah-4.jpg" alt="" width="361" height="282" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/04/allah-4.jpg 361w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/04/allah-4-300x234.jpg 300w" sizes="(max-width: 361px) 100vw, 361px" /></a></p>
<p>&#8220;Biz ancak şunu bilmek için şöyle şöyle yaptık&#8221; sözü, o şeyi bilmenin henüz gerçekleşmediğini, bu bilginin meydana gelmesi için de Cenâb-ı Hakk&#8217;ın o fiili işlediği vehmini verir. Bu da, Allahu Teâlâ&#8217;nın, meydana gelmeden önce, bu eşyayı bilmemesini gerektirir.</p>
<p>Müşkillik arzetme hususunda bunun bir benzeri de, Cenâb-ı Hakk&#8217;ın, &#8220;Biz sizden cihâd edenleri ve sabredenleri bilmek için, muhakkak ki sizi imtihan edeceğiz&#8221; (Muhammed, 31); Allah sizden hafifletti ve sizde bir zayıflık olduğunu bildi;&#8221; (Enfâl, 66) Belki o öğüt alır veya korkar. (Taha, 44) &#8220;Allah, doğru olanları muhakkak ki bilecektir.&#8221; (Ankebut. 3); &#8220;Yoksa size Allah içinizden cihâd edip sabredenleri ortaya çıkarmadıkça, cennete gireceğinizi mi zannettiniz &#8220;(Al-i imran, 142) ve: &#8220;Oysaki onun, onlar üzerinde hiçbir gücü yoktu.. Bu ancak, ahirete inanan kimseyi ortaya çıkarmanız için idi&#8221; (Sebe, 21) ayetleridir. Bu meseleye dair sözümüz, Cenâb-ı Hakk&#8217;ın, &#8220;Hani Allah sınamıştı&#8230;&#8221; (Bakara, 124) ayetinin tefsirinde iyiden iyiye geçmişti&#8230;</p>
<p><strong>Müfessirler bu hususu birkaç yönden cevaplamışlardır.</strong></p>
<p><strong>1)</strong> Cenâb-ı Hakk&#8217;ın, (Bakara, 143) ayetinin manası, &#8220;Bizim peygamberler ve mü&#8217;minlerden meydana gelen taraflarımız bilsin diye&#8230;&#8221; olur. Nitekim kral, onu dostlarımız fethetti manasında, &#8220;Biz, falanca beldeyi fethettik&#8221; der. Yine Hz. Ömer Irak topraklarını fethetmiştir, denilmesi de bunun gibidir.</p>
<p>Hz. Peygamber (s.a.s)&#8217;in Cenâb-ı Hakk&#8217;tan rivayet ettiği kudsî hadiste şöyle buyurulması da bu manadadır: &#8220;Kulumdan bana borç vermesini istedim, fakat o bana borç vermedi ve beni kınadı. Oysaki onun beni kınaması hakkı değildi.. O, &#8220;ah zaman!&#8221; der; bilmez ki zaman Benim..&#8221;(Müsned 2/300)Hadiste, &#8220;Kim benim bir dostumu küçümserse, muhakkak ki beni küçümsemiştir&#8221; şeklinde vâ-rid olmuştur.</p>
<p><strong>2)</strong> Bunun manası, &#8220;olmayan şey ortaya çıksın da, böylece o mevcut olsun&#8221; demektir. Sonra o mevcut olduğu zaman, Allah o şeyi mevcut olarak bilir; çünkü Allah&#8217;ın o şey mevcut olmazdan önce, onu mevcut olarak bilmesi imkânsızdır.&#8221; Buna göre Hak Teâlâ&#8217;nın,&#8221;illâ li na’leme&#8221;buyruğunun manası, &#8220;Biz onu mey-dana gelmiş şekliyle bilelim diye..&#8221; şeklinde olur.</p>
<p>Buna göre şayet, &#8220;Bu, Allah&#8217;ın ilminin hadis olmasını gerektirir&#8221; denilir ise biz deriz ki âlimler, bir şeyin meydana geleceğini bilmenin, o şey meydana geldiği zaman onun varlığını bilmek gibi olduğu hususunda ihtilâf etmişlerdir. Bu konudaki ihtilâf oldukça meşhurdur.</p>
<p><strong>3)</strong> &#8220;Biz, kalblerindeki ihlâsveya nifakın ortaya çıkmış olması sebebiyle şunları şunlardan ayırd edelim diye&#8230;&#8221; Böylece mü&#8217;minler kendi dost ve düşmanlarını tanımış olurlar. İşte bu sebeple &#8220;ayırdetme&#8221; işi, ilim olarak isimlendirilmiştir. Çünkü, bu ayırdetme işi de ilmin fayda ve neticelerinden birisidir.</p>
<p><strong>4)</strong> &#8220;illâ li na’leme&#8221;nin manası, &#8220;Ancak biz görelim&#8230; diye&#8221; demektir. Bunun anlamı şudur: Araplar, ilmi, rüyet (görmek), görmeyi de bilmek yerinde kullanarak mecaz yapmaktadırlar. Tıpkı Cenâb-ı Hakk&#8217;ın,. &#8216;medin mi, na-sti&#8230; &#8221; ayetinde olduğu gibi.. kelimeleri, birbirinin yerini tutan kelimelerdir.</p>
<p><strong>5)</strong> Ferrâ&#8217;nın taraftar olduğu görüştür. Buna göre bu âyette ilim hüdüsü, (sonradan olması) muhataplar itibariyledir. Bunun misâli şudur: Cahil ile akıllı bir kimse bir araya geldiklerinde cahil şöyle der: &#8220;Odun ateşi yakar..&#8221; Akıllı olan da, &#8220;Ateş odunu yakar. Hangisinin diğerini yaktığını bilmek için, onları biraraya getirelim&#8221; der. Ki bunun manası, &#8220;Hangimizin cahil olduğunu bilelim diye&#8230;&#8221;demektir.</p>
<p>İşte, Cenâb-ı Hakk&#8217;ın,&#8221;illâ li na’leme&#8221; buyruğunun manası budur. Yani, &#8220;sizler bilesiniz diye&#8230;&#8221; demektir.</p>
<p>Bu tür sözlerden maksat, hitabta yumuşaklık ve gönülleri yumuşatma ve cezbetme arsuzudur. Tıpkı, Cenâb-ı Hakk&#8217;ın, &#8220;Muhakkak ki ya biz ya da siz hidayet üzerindesiniz&#8217; (Sebe, 24) ayetinde olduğu gibi. Böylece Cenâb-ı Hak şüphe vehmi veren sözü, hitabı inceltmek ve muhatabın gönlünü almak için, kendi nefsine nisbet etmiştir.. Cenâb-ı Hakk&#8217;ını ifâdesi de işte böyledir.</p>
<p><strong>6)</strong>&#8220;Biz, size sanki, hiçbir şey bilmeyen bir imtihan edicinin muamelesi gibi muamele ediyoruz.&#8221; Çünkü adalet bunu gerektirir.</p>
<p><strong>7)</strong> ilim,(na’leme ifâdesi), mânada etkisi olmayan bir kelimedir. Buna göre Cenâbı Hak, ifâdesinin mânası, &#8220;Peygambere uyanların ittibâsı, yüz çevirenlerin de sırt dönmeleri meydana gelsin, hâsıl olsun diye&#8230;&#8221; şeklinde olur.</p>
<p>Bunun bir benzeri de, senin, kendinden nefyedip kabullenmediğin bir şey hakkında söylediğin şu sözdür: &#8220;Bunun benden olduğunu bilmedi!..&#8221; Yani, &#8220;bu iş benden sadır olmadı&#8221; demektir. Buna göre, &#8220;Yani bu iş olsaydı, onu o Allah kesinlikle bilirdi &#8221; demektir.</p>
<p>Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Akçağ Yayınları: 3/546-548.</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/neticeyi-bilen-allahin-insanlari-sinamasi-nasil-anlasilmali/">Neticeyi Bilen Allah’ın İnsanları Sınaması Nasıl Anlaşılmalı?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/neticeyi-bilen-allahin-insanlari-sinamasi-nasil-anlasilmali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
