<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Müfid Yüksel | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/mufid-yuksel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Jul 2015 15:19:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Müfid Yüksel | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bediüzzaman ve Risâle-i Nur’u anlamak-1</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/bediuzzaman-ve-risale-i-nuru-anlamak-1/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/bediuzzaman-ve-risale-i-nuru-anlamak-1/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 May 2015 20:05:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Risale-i Nur]]></category>
		<category><![CDATA[Bediüzzaman ve Risâle-i Nur’u anlamak-1]]></category>
		<category><![CDATA[Bediüzzaman'ın Mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Müfid Yüksel]]></category>
		<category><![CDATA[Said Nursi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=6008</guid>

					<description><![CDATA[<p>19. ve 20. Yüzyıllar, günümüze kadar gelen süreçte, İslam Coğrafyası ve Orta Doğu açısından en talihsiz yüzyıllar olmuştur. Bu yüzyıllar, özellikle 93 Harbi&#8217;nden (1293/1877-78 Osmanlı-Rus Harbi) itibaren “Alem-i İslâmın Kışı” mesâbesindedir. 19. asırda Endonezya ve Hindistan&#8217;dan Mağrib&#8217;e kadar uzanan geniş İslam Coğrafyasında Batı Avrupalı denizci devletlerin hakimiyet tesis edip, sömürgeleştirme faaliyetlerini artırmaları, Batı Avrupa&#8217;nın yükselen [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/bediuzzaman-ve-risale-i-nuru-anlamak-1/">Bediüzzaman ve Risâle-i Nur’u anlamak-1</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 class="title"><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/bediuzzaman.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-6009" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/bediuzzaman.jpg" alt="Bediüzzaman ve Risâle-i Nur’u anlamak-1" width="630" height="350" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/bediuzzaman.jpg 630w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/bediuzzaman-600x333.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/bediuzzaman-300x167.jpg 300w" sizes="(max-width: 630px) 100vw, 630px" /></a></h1>
<p>19. ve 20. Yüzyıllar, günümüze kadar gelen süreçte, İslam Coğrafyası ve Orta Doğu açısından en talihsiz yüzyıllar olmuştur. Bu yüzyıllar, özellikle 93 Harbi&#8217;nden (1293/1877-78 Osmanlı-Rus Harbi) itibaren “Alem-i İslâmın Kışı” mesâbesindedir.</p>
<p>19. asırda Endonezya ve Hindistan&#8217;dan Mağrib&#8217;e kadar uzanan geniş İslam Coğrafyasında Batı Avrupalı denizci devletlerin hakimiyet tesis edip, sömürgeleştirme faaliyetlerini artırmaları, Batı Avrupa&#8217;nın yükselen gücü karşısında, İslam âleminin son siyasi temsilcisi olan Osmanlı Devletinin inkıraza yüz tutup dağılması, İslam Dünyasında ve Osmanlı Coğrafyasında 93 Harbinden itibaren hızlanan felaketler zinciri, bu dünyayı karanlık bir kış ortamına mahküm eder.</p>
<p>Bediüzzaman Said-i Kürdî / Nursî Hazretleri, tam da bu kış döneminde zuhur etmiş bir şahsiyet&#8217;tir:</p>
<p>“Ey yüzden tâ üç yüz seneden sonraki yüksek asrın arkasında gizlenmiş, sâkitâne benim sözümü dinleyen ve bir nazar-ı hafiyy-i gaybî ile beni temâşâ eden Said, Hamza, Ömer, Osman, Yusuf, Ahmed, v.s. size hitap ediyorum.<br />
Tarih denilen mâzi derelerinden sizin yüksek istikbalinize uzanan telsiz telgrafla sizinle konuşuyorum. Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim. Siz inşaallah cennet-âsâ bir baharda gelirsiniz. Şimdi ekilen nur tohumları zemininizde çiçek açacaklar. Sizden şunu rica ederim ki, mâzi kıt&#8217;asına geçmek için geldiğiniz vakit mezarıma uğrayınız. O çiçeklerin birkaç tanesini, mezartaşı denilen, kemiklerimi misafir eden toprağın kapıcısının başına takınız.” (Bediüzzaman, Emirdağ Lahikası, Shf.343-344)</p>
<p>Bediüzzaman Hazretleri, yukarıdaki alıntıda ifade ettiği üzere, İslam Dünyası&#8217;nın kışı mesabesinde bir dönemde dünyaya gelip yaşamıştır. 93 Harbi yıllarında Bitlis-Hizan&#8217;ın Nors/Nurs karyesinde dünyaya gelen Üstad, daha çocukluk yıllarından başlayarak dağdağalı bir muhitte yetişti. Parlak zekâsı ve dehası, hızlı ve verimli bir tahsil hayatı, geçit vermez/sarp Kürdistan dağlarının tabii hayatı ile imtizaç etmiş haşin fıtratı ve buna muvazi iman salâbeti ve dinamizmi, irfan hayatına olan meyli ve kurucu/inşâ edici bir şahsiyet olarak temayüz etti. Mardin&#8217;de başlayan gayet fırtınalı ictimâî ve siyasi hayatı; Birinci Cihan Harbinin zuhuru ve esaret dönemi ile sona erer.</p>
<p>Bediüzzaman; bu esaret hayatında, kendini uzlet, ibadet ve nefsini muhasebeye verir. Burada iken önceki hayatını sıkı bir muhasebeye tâbi tutar. Bu dönem, Bediüzzaman&#8221;ın maceralı-siyasi hayatı bırakıp,manevi kemalata, Ma&#8217;rifetulllah hayatına yönelmesinin, dahası İkinci Said devresinin başlangıcını teşkil eder. Burada uzlette iken yaşadığı istihâle-i ruhiye ve muhasebe neticesinde, bu esaretten kurtulduğu takdirde kendini uzlet ve ibadet hayatına vakfedeceğine dair söz verir. (Bediüzzaman, bu sözünü 1923 Mayısında Van&#8221;a gidip uzlete-ibadet&#8221;e çekildiği zaman yerine getirmiş olur.)</p>
<p>Kosturama&#8217;daki esaret hayatında geçmiş hayatını muhasebeye tâbi tutan Bedüzzaman, istihale-i ruhiye ile uzlete çekilmeyi arzu eder. 1922 sonları ve 1923 başlarında, Ankara&#8221;da gördüğü tablo, hem bakış açısı hem de idealleri açısından hiç de iç açıcı ve ümit verici değildir. Meşrutiyyet dönemindeki fırtınalı ictimâî ve siyasi hayatı içersinde, idealleri ve projeleri ile ön planda olan Üstad; Birinci Dünya Harbi&#8221;ni, İslam medeniyetinin son temsilcisi olan bir imparatorluğun tümüyle dağılmasını müşahede eder. İstanbul&#8221;da İngiliz işgaline şiddetle karşı çıkarak “Hutuvât-ı Sitte”yi neşreden Bediüzzaman&#8217;ı Ankara&#8221;da müşahede ettiği tablo hayal kırıklığına uğratır. Nitekim Ankara&#8221;da iken, özellikle Ankara Kalesi&#8221;nde tefekküre dalan Üstad, bunu zerrelerine kadar hisseder.</p>
<p>Kendisini tam da bu karanlık kış ortamında bulan Üstad Bediüzzaman tüm temel dini kurumları kökünden sarsan bu etkinin nihayet, ferdi cihetten en son kale olan iman kalesini de, o müstahkemi de temelden tehdit ettiğini açıkça görür. İnkarcılığa ve Tanrı-tanımazlığa dayanan pozitivist ve kaba materyalist felsefe ve düşünce akımlarının artık her yeri kaplar mahiyete geldiğini fark eder. Özellikle, 19. Yüzyıl››ın ikinci yarısından itibaren batılılaşan- sekülerleşen maârif sistemi, bu yöndeki tercüme hareketleri, Louis Büchner&#8221;in “Madde Ve Kuvvet”, Dozy&#8221;nin &#8221;İslâm Tarihi&#8221; gibi eserlerinin tercümeleri ile zirveye çıkan bu etkinin bir kadro hareketi olarak galip geldiğini gözlemler: “Maatteessüf, o dinsizlik fikri, hem inkişâf etti, hem kuvvet buldu. (Yirmiüçüncü Lem&#8221;a, Tabiat Risalesi)</p>
<p>Daha önce ictimâi reçeteler mahiyetinde olan, &#8221;Münazarât&#8221; başta olmak üzere, bir kısım önemli eserlerinde gerçekleştirmek istediği projeler bir yana, bu medeniyetin en temel yapı taşlarının bile çözülmüş olduğunu, son kale olan imanı tehdit eden ontolojik temel sorunu fark eder: “ Bin üçyüz otuz sekizde bundan oniki sene evvel Ankara&#8221;ya gittim. İslâm ordusunun Yunan&#8221;a galebesinden neş&#8221;e alan ehl-i imânın kuvvetli efkârı içinde gâyet müdhiş bir zındıka fikri(nin), içine girmek ve bozmak ve zehirlendirmek için dessâsane çalıştığını gördüm. Eyvâh! dedim. Bu ejderha imânın erkânına ilişecek.” (23. Lem&#8221;a, Tabiat Risalesi)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Müfid Yüksel</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/bediuzzaman-ve-risale-i-nuru-anlamak-1/">Bediüzzaman ve Risâle-i Nur’u anlamak-1</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/bediuzzaman-ve-risale-i-nuru-anlamak-1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bediüzzaman ve Risâle-i Nur’u anlamak-2</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/bediuzzaman-ve-risale-i-nuru-anlamak-2/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/bediuzzaman-ve-risale-i-nuru-anlamak-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2015 21:06:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Risale-i Nur]]></category>
		<category><![CDATA[Bediüzzaman ve Risâle-i Nur’u anlamak-2]]></category>
		<category><![CDATA[Bediüzzaman'ın İman Davası]]></category>
		<category><![CDATA[Müfid Yüksel]]></category>
		<category><![CDATA[risale-i nur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=6174</guid>

					<description><![CDATA[<p>1923 yılında Van&#8217;a giden Bediüzzaman, burada, Erek Dağı&#8217;nda has talebeleriyle inziva ve uzlete çekilir. 1924&#8217;te yeni Ankara hükümetinin Hilâfeti kaldırmakla başlattığı reformlar, Tevhid-i Tedrisat kanunu ile medreselerin kapatılması, Tekke ve Zaviye kanunu ile dergâhların kapatılması ile devam eder. 1925&#8217;teki Şeyh Said Hadisesi üzerine çıkarılan Takrir-i Sükun kanunu, ülkenin üzerine kara bulutlar gibi çöker. 1926 başında [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/bediuzzaman-ve-risale-i-nuru-anlamak-2/">Bediüzzaman ve Risâle-i Nur’u anlamak-2</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 class="title"><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/bediuzzaman.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-6009" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/bediuzzaman.jpg" alt="Bediüzzaman ve Risâle-i Nur’u anlamak-1" width="630" height="350" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/bediuzzaman.jpg 630w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/bediuzzaman-600x333.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/bediuzzaman-300x167.jpg 300w" sizes="(max-width: 630px) 100vw, 630px" /></a></h1>
<p>1923 yılında Van&#8217;a giden Bediüzzaman, burada, Erek Dağı&#8217;nda has talebeleriyle inziva ve uzlete çekilir. 1924&#8217;te yeni Ankara hükümetinin Hilâfeti kaldırmakla başlattığı reformlar, Tevhid-i Tedrisat kanunu ile medreselerin kapatılması, Tekke ve Zaviye kanunu ile dergâhların kapatılması ile devam eder. 1925&#8217;teki Şeyh Said Hadisesi üzerine çıkarılan Takrir-i Sükun kanunu, ülkenin üzerine kara bulutlar gibi çöker. 1926 başında Bediüzzaman Şeyh Said Hadisesi ve Takrir-i Sükun Kanununun verdiği ortama dayanılarak, Van&#8217;dan zorla alınarak önce Burdur&#8217;a, oradan da Isparta&#8217;ya sürgüne/mecburi ikamete gönderilir. Böylelikle Bediüzzaman&#8217;ın, vefatına kadar yaklaşık 35 sene sürecek olan, çileli sürgün/hapis başlamış olur.</p>
<p>Risâle-i Nur Külliyatı da tam da bu çileli, karanlık zulüm döneminde telif edilir. 35 yıllık bu ağır şartlar, nezaret/hapisler, zehirleme teşebbüslerine rağmen Bediüzzaman yılmaz ve yıkılmaz bir şekilde davasına sarılır. Üstad&#8217;ın bütün davası, böyle bir karanlık dönemde, bütün İslami müesseselerin yıkılıp tarumar edildiği, İslam medeniyet değerlerinin pâymal edildiği, en son İman Kalesinin, kaba pozitivist-aydınlanmacı felsefenin devlet aygıtını ele geçirmiş militan güçlerince tehdit edildiği, Üstâd&#8217;ın ifadesiyle “Bu asırda çokların maddiyunluk tâunuyla iman da&#8217;vasını kaybettiği” bir yapı ve zeminde; son kale olan imanın, bu istihkâmın muhafazası/inşâsı yönünde bir mücadele ile, bunun şahikası olan Risale-i Nurların te&#8221;lifine girişir. Batılılaşma serüveninde Hak ve hakikatin temeli olan, Allah&#8221;ı ve insanın ontolojik/kaçınılmaz kaderi olan ahireti unutturucu felsefe ve buna dayalı yaşam tarzının dayatmalarına, hatta militer dayatmalarına karşı kalbe hitap eden iman kalesinin, bu müstahkem kalenin yeniden inşasını hedefler.</p>
<p>Bu hedef doğrultusunda, kürucu/inşâ edici kişiliğiyle tüm sürgün/hapis, işkencelere tahammül göstererek, dönemin bir savcısının ifadesiyle, “yaşlandıkça artan enerjisiyle” mücadelesini sürdürür. Son kale, İman hakikatlerinin dönemin lisanı ile anlatımı/aktarımı olan Risale-i Nur&#8217;un telifini sürdürür. Üstelik, Birinci Said döneminde eserlerlerini matbaalarda bastıran/neşreden Bediüzzaman bu defa kah hapis, kah nezaret altında, çoğu zaman kağıt-kalemden bile mahrum edilir. Tecride alınarak insanlarla ihtilatına mani olunur. Bu şartlar altında dahi, bulunabilen her çeşit kağıda yazılarak, bazen de gizlice teksir makinalarında çoğaltılarak dağıtılmaya çalışılır. Buna rağmen takibattan kurtulamaz, Teksir edilen Risale-i Nur Mecmuaları Bakanlar Kurulu kararlarıyla yasaklanarak toplatılır.</p>
<p>Tüm bu şartlar altında, Tek Parti döneminin ağır baskılarının bulunduğu zeminde, Bediüzzaman İman davasında mücadelesini sürdürürken, çoğu zaman iyice yalnız bırakılır. Özellikle Bediüzzaman&#8217;a en fazla sahip çıkması gereken ulemâ sınıfı bu konuda hiç de iyi sınav vermez. 1920&#8217;li yıllardan itibaren ulema sınıfı da, tasfiye, zulüm ve baskılara maruz kalır. Bu bakımdan Üstad&#8217;ın çevresinde ulema sınıfının pek yer almamış olması bir dereceye kadar mazur görülebilir. Ancak bir kısmının sırf kibir ve çekememezlikle, Bediüzzaman&#8217;a cephe almış olması hiçbir şekilde kabul edilemez. Tüm bu şartlar içinde, Risâle-i Nur&#8217;un ulemâ silkinden gelenlerce yeterince sahiplenilememesi hareket içerisinde bugün de mevcut bir çok sorunun başlıca âmilidir. Bu durum, uzun zaman Risâle-i Nur&#8217;un umuma mal edilmesinin önünü kesti.</p>
<p>Ayrıca, Üstad&#8217;ın vefatı akabinde siyasi mülahazaların ön plana çıkması, Risâle-i Nur&#8217;un müsbet veya menfi siyasi zemin üzerinden okunması, değerlendirilmesi, hakikatlerinin örtülüp, mestur kalmasına, Risâle-i Nur&#8217;un umuma mal edilememesi, belli grup ve cemaatlere münhasır kalmasına yol açar. Siyasi mülahazaların da ön plana çıkması, bir çok dini grup ve cemaatin de Risale-i Nur&#8217;dan uzak tutulmasına sebebiyet verdi.</p>
<p>Bunun yanı sıra, Risale-i Nur&#8217;un âlem-i İslam&#8217;a tanıtılması, bu doğrultuda tercümelerinin hazırlanıp neşredilmesi konusunda da, fazla mesafe alınmadığı görülmektedir. Risâle-i Nur&#8217;un Arap âlemine, İslâm âlemine taşınması konusunda da bir hayli geç kalındığı gözlemlenmektedir. Elbetteki bunda en başlıca âmil Türkiye&#8217;de son dönemlere kadar imtidad eden, Resmi İdeoloji temelli İslam&#8217;a ve Risale-i Nur&#8217;a yönelik devletin baskılarıdır.</p>
<p>Bu bakımdan, yaşadığımız coğrafyanın, İman ve medeniyetin mahsülü olan Bediüzzaman ve Risâle-i Nur&#8217;un mahiyet ve davasının sıhhatli bir şekilde anlaşılması, inhisardan halas kılınarak umuma mal edilmesi, hatta uluslar arası kamuoyunun nazar-ı dikkatlerine, istifadesine sunulması için çok fazla yol alınması gerekiyor. Bunun için de evvel emirde, Modern Batıcılık karşısında, bilimselci/apologist eziklik psikolojisinden azade, ontolojik çıkmaza karşı salâbet-i İmaniyeyi ve derin irfânı izhar eden kendinden emin tutum ve adımlara ihtiyaç vardır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Müfid Yüksel</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/bediuzzaman-ve-risale-i-nuru-anlamak-2/">Bediüzzaman ve Risâle-i Nur’u anlamak-2</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/bediuzzaman-ve-risale-i-nuru-anlamak-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
