<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mehmet Fatih Kaya | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/mehmet-fatih-kaya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 27 Jan 2018 13:07:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Mehmet Fatih Kaya | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Küçük Yaştaki Kızların Evlendirilmesi Meselesi</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/kucuk-yastaki-kizlarin-evlendirilmesi-meselesi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/kucuk-yastaki-kizlarin-evlendirilmesi-meselesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Jan 2018 21:32:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Evlenme Yaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Küçük yaştaki kızların evlendirilmesi meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Fatih Kaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=19786</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küçük yaştaki kızların evlendirilmesi meselesi üzerinden Diyanet’e karşı başlatılan kampanyayı üzülerek takip ettim. Kanaatim odur ki, tartışmanın tarafı olan birçok kimse için amaç, hiçbir şekilde, bir yanlışı düzeltmek veya yanlışlık tespiti değil. Bilmeden, gelişi güzel, ortama uyarak mesele hakkında yorum yapanların dışında iki grup var. Biri altın bir fırsat bulmuş, Diyanet üzerinden hükümetle hesabını görüyor, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kucuk-yastaki-kizlarin-evlendirilmesi-meselesi/">Küçük Yaştaki Kızların Evlendirilmesi Meselesi</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/kucuk-yastaki-kizlarin-evlendirilmesi-meselesi/images-9-11/" rel="attachment wp-att-19788"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-19788" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/images-9.jpeg" alt="" width="400" height="267" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/images-9.jpeg 400w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/images-9-360x240.jpeg 360w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/images-9-277x184.jpeg 277w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/images-9-296x197.jpeg 296w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/images-9-270x180.jpeg 270w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/images-9-370x247.jpeg 370w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/images-9-236x157.jpeg 236w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/images-9-365x245.jpeg 365w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/images-9-300x200.jpeg 300w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" /></a></p>
<p>Küçük yaştaki kızların evlendirilmesi meselesi üzerinden Diyanet’e karşı başlatılan kampanyayı üzülerek takip ettim. Kanaatim odur ki, tartışmanın tarafı olan birçok kimse için amaç, hiçbir şekilde, bir yanlışı düzeltmek veya yanlışlık tespiti değil.</p>
<p>Bilmeden, gelişi güzel, ortama uyarak mesele hakkında yorum yapanların dışında iki grup var. Biri altın bir fırsat bulmuş, Diyanet üzerinden hükümetle hesabını görüyor, diğeri bu durumu bahane ederek dini, insanların gözünde dinî olan ne varsa onu itibarsızlaştırıyor.</p>
<p>Bütün bu çarpıklıklar, “sapkınlıklar” dinle irtibatlı, dindarlar arasında var, diyor. Böylece bir taraftan muhafazakârlık iddia ve söylemindeki iktidarı vururken bir taraftan da dinî değerleri, kurumları, kavramları aşındırıyor, dindarları yıpratıyor, dini hedef alıyor.</p>
<p>Hâlbuki din, Kur’an veya Hadis, hatta İslam Hukuku (fıkıh) kimseye kızını on, on iki, on beş yaşında evlendir demiyor, bu hususta herhangi bir teşvik veya özendirme de kesinlikle söz konusu değil.</p>
<p>Ama fıkıh/fetva kitapları, yazıldıkları zaman, çevre ve örfü yani o günkü mevcut durumu esas aldıkları için bu konulara giriyor, bu yaşlardaki kızların evlenebilirlik yahut evlenemezliği, buna uygun olarak yaş tespitleri bu kitaplarda yer alıyor.</p>
<p>Problem, bu kitaplardaki bilgi, olduğu gibi, bugüne uyarlanmadan, bugüne/bu yeni duruma dair tespitler, teklifler, düzenlemeler yapılmadan doğrudan günümüze taşındığı zaman ortaya çıkıyor.</p>
<p>Bir kısım insanlarımız bunu bilmiyor. Belli ki, bilenler de meseleyi yeterince izah etme, belirgin kılma noktasında problemler yaşıyor. Arkadaşlar, bu, dinin, Kur’ân’ın, Sünnet’in emri değil; kültür, demiyor, diyemiyor.</p>
<p>“Din ile tedeyyünü”, “din ile kültürü” birbirinden ayırmak lazım. Bu fıkıh/fetva kitaplarında görülen yaşla ilgili tespitler de doğrudan dinin değil, o dönem, çevre, şartlar, coğrafyanın, o dönemin sosyoloji ve kültürünün belirlediği şeyler, diyemiyor.</p>
<p>Buna benzer durum/uygulamalar başka kültürlerde de var. Bizim eski kültürümüzde, şiirlerde, türkülerde, şarkılarda da var. Ayrıca, serinkanlılıkla bakıldığında meselenin sadece küçük yaştaki kızlar üzerinden konuşulmasının doğru olmadığı, erkeklerle de ilgili olduğu görülüyor.</p>
<p>İşte bazı örnekler: “Henüz girmiş on üç on dört yaşına / Küçücükten bir yar sevdim yar/oy nenni (aslı, “ermeni” imiş, sansüre uğramış?). Bu da Karacaoğlan’dan o günün havasını, gerçeğini yansıtan “anlamak için” okunması gereken bir şiir.</p>
<p>On birinde bir yâr sevdim,<br />
Taze açmış güle benzer.<br />
On ikide şeker, şerbet,<br />
Oğul vermiş bala benzer.</p>
<p>On üçünde gözün süzer,<br />
Zülfünü gerdana dizer,<br />
Kargı, kamış gibi uzar,<br />
Boyu selvi dala benzer.</p>
<p>On dördünde bedir bedir,<br />
Dostunun ikrarın güder,<br />
Nere çeksen ora gider,<br />
Boynu toklu kula benzer.</p>
<p>On beşinde yaşar yaşın,<br />
Her örnekten bağlar başın,<br />
Tenhalarda arar eşin,<br />
Tez alışkın tele benzer.</p>
<p>On altıda kurt bilekli,<br />
Ünler de Hakk&#8217;a dilekli,<br />
Sağrısı yeşil örekli,<br />
Esen poyraz yele benzer.(tamamı için bkn.https://karacaoglansiirleri.blogspot.com.tr/2008/01/on-birinde-bir-yr-sevdim_21.html?m=1)</p>
<p>Bu da bir delikanlının dilinden: “Ahlat&#8217;ın başındayım. On altı yaşındayım. Kınamayın vay dostlar. Gül kızın peşindeyim” şeklinde devam edip gidiyor. Hepsini buraya taşımanın hoş olmayacağı bunlardan başka örnekler de var.</p>
<p>Erken yaşlarda evlenme yakın zamanlara kadar Anadolu’da yok muydu? Adanalı bir arkadaşımızın annesi on iki, babası on üç yaşındayken evlenmiş. Doğu veya Batıdaki bazı istismar örneklerini bir tarafa koyacak olursak bu, yakın zamanlara kadar bilinen bir şey.</p>
<p>Bunun o günkü şartlarda makul sayılabilecek sebepleri de var. “Efendim, kız on beş yaşında o zihnî olgunluğa erişmiyor. Bir eve çıkıp evliliğin sorumluluğunu taşıyacak durumda değil” deniyor. Doğru. Bugün için, kesinlikle böyle.</p>
<p>Ama o gün tamamen böyle değil. İnsanlar en küçük yaşlarından itibaren zor hayat şartlarıyla yüz yüze ve çalışmak zorunda oldukları için daha erken olgunlaşıyorlar. Bugün ise medenî hukukta evlilik için tespit edilen “on sekiz yaş” bile birçok aile tarafından erken sayılıyor.</p>
<p>Sonra, bu yaşlarda bir kız çocuğunun yeni bir eve çıkıp o evin sorumluluğunu yüklenemeyeceği iddiası da o gün için çok geçerli değil. Çünkü içerisinde kayınpeder-kayınvalide, kardeşler, hatta yengeler ve çocukların olduğu büyük evlere gelin gidiyorlar.</p>
<p>Bunun yanında, kız iyi bir kız, aile iyi bir aileyse veya kız gösterişli güzel bir kızsa başkasına gitmesin; varlıklı bir aileden ve akraba ise mal bölüşülmesin; kimi zaman da evde, bağ-bahçede, tarlada çalışmak için yardımcıya ihtiyaç olduğu için bu kızlar isteniyor.</p>
<p>Söylemek istediğim, bu, o dönemlerin kültür ve sosyolojisiyle ilgili bir şey; dinin emrettiği, dayattığı bir şey değil. Dönem, çevre, şartlar değişince, bunlara bağlı olarak yapılan tespit ve uygulamaların da tabii olarak kendiliğinden değişmesi gerekiyor.</p>
<p>Nitekim 1917 yılında yayımlanan Hukûk-ı Aile Kararnamesi&#8217;nde bu yeni durum ve şartlar esas alınarak evlilik yaşı on yedi-on sekiz olarak düzenleniyor. Bunu öğrenmek, anlamaya çalışmak yerine sövgüyü tercih eden, düşmanlık yapanlar hiçbir takdir veya tebriği hak etmiyor.</p>
<p>Bütün bu tartışma devam ederken, bu camiadan birileri de çıkıp sanki matah bir şey yapıyormuşçasına, “kıvırmayın, gelenekte bu var” diyor. Evet, gelenekte bu var ama niye var diye sormuyor. Örf, kültür, mevcut şartlar esas alındığı için gelenekte bu var.</p>
<p>Bugün kendilerini geleneğe bağlı sayan insanlar o geleneği bugüne taşıyorlar, kızlarını on beş, on altı yaşlarında evlendiriyorlar mı? Hayır! Demek ki onlar da bu yeni durumun farkındalar, en azından bu noktada geleneği günümüze taşımıyorlar.</p>
<p>Koca profesör konuyla ilgili Diyanet’i itham eden ağır bir tweet yazıyor, birileri tarafından samimice haberin kaynağına dikkat etmesi noktasında uyarılınca “üç saat oldu, Diyanet bir açıklama yapmadı” diyor. Geldiğimiz seviye, maalesef budur.</p>
<p>Toparlayacak olursam, burada belirleyici olan din değil, insanların yaşadıkları dönem, çevre ve şartlar. Müslüman bir toplumda böyle bir şey konuşuluyor diye, faturayı hemen dine, dindarlara kesmenin iyi niyet taşıdığına dair cidden kuşku duyuyorum.</p>
<p>Ayrıca, bunu bahane ederek Diyanet’i yıpratmanın bu çevrelere de bir faydası yok. Böyle bir kurumun olmaması, dinî-toplumsal alanda kaos ve keşmekeşi artıracağı gibi, toplumun farklı kesimleri arasındaki mesafeyi daha da derinleştirecektir.</p>
<p>Meselelerimizi sükûnetle, birbirimizi dinleyerek, itham etmeden, anlamaya çalışarak çözmek için bir yol bulmaya çalışmazsak, iyi bir geleceğin bizi beklemediğini söylemek için de ayrıca kâhin olmak gerekmiyor.</p>
<p>Bu da, yukarıda yazılanları teyit eder mahiyette bir istatistik. Paylaşan <a dir="ltr" href="https://mobile.twitter.com/glzmnb">@glzmnb</a> kardeşime teşekkür ediyorum. 1940&#8217;lardan bugüne evlilik yaşıyla ilgili nasıl bir değişim olduğunu gösteren açıklayıcı bir tablo.</p>
<p><a href="http://ilimcephesi.com/kucuk-yastaki-kizlarin-evlendirilmesi-meselesi/ds9gpkfxuaahbvg/" rel="attachment wp-att-19787"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-19787" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/DS9gPkFXUAAHBVG.jpeg" alt="" width="1200" height="900" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/DS9gPkFXUAAHBVG.jpeg 1200w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/DS9gPkFXUAAHBVG-600x450.jpeg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/DS9gPkFXUAAHBVG-360x270.jpeg 360w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/DS9gPkFXUAAHBVG-300x225.jpeg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/DS9gPkFXUAAHBVG-768x576.jpeg 768w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/DS9gPkFXUAAHBVG-1024x768.jpeg 1024w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></a></p>
<p><a class="_1rTfukg4 _3fUfiuOH" dir="ltr" href="https://mobile.twitter.com/lazamani">@lazamani</a> hocamın konuyla ilgili yazdıklarını da buraya ekliyorum:</p>
<p>Dört mezhebin de kabul ettiği küçük yaşta nikahlama (ki bir nevi beşik kertmesi demektir), İslam hukukuna göre hazırlanan 1917 tarihli Hukuk-ı Aile Kararnamesi ile yasaklanmıştır. Zira evliliğin Sanayi Devrimi öncesi sosyal fonksiyonları büyük şehirlerde artık ortadan kalkmıştır.</p>
<p>Konuyla ilgili söz söyleyecek olanların, evlilik hayatının fiilen başlaması ile nikah akdi arasındaki farkı mülahaza etmeleri, Sanayi Devrimi öncesi ile sonrasındaki sosyal hayat arasındaki farklılıkları dikkate almaları gerekir.(Asım Cüneyd Köksal)</p>
<p><a href="http://ilimcephesi.com/kucuk-yastaki-kizlarin-evlendirilmesi-meselesi/ds9nfbdwaaat3_y/" rel="attachment wp-att-19791"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-19791" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/DS9nFbdWAAAt3_Y.jpeg" alt="" width="500" height="782" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/DS9nFbdWAAAt3_Y.jpeg 500w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/DS9nFbdWAAAt3_Y-192x300.jpeg 192w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></a></p>
<p><a class="_1rTfukg4 _3fUfiuOH" dir="ltr" href="https://mobile.twitter.com/Nail_Okuyucu">@Nail_Okuyucu</a> hocamın konu etrafında yazdığı uzunca ve faydalı zinciri de buraya ekliyorum:</p>
<p>Fakihlerimiz nikâhın meşrû kılınışının sebebini, Allah’ın takdir ettiği kıyâmet vaktine dek nev’-i beşerin yeryüzünde bekâsını temin olarak tespit etmişlerdir. Bunun yolu da insanların soylarını devam ettirmeleridir (tenâsül ve tevâlüd).</p>
<p>Bu gayeyi temin için erkek ve kadının bir araya gelmesi gerekir ki bunun da dinen meşru kabul edilen yolu nikâhtır. Zira nikâha başvurulmadığı takdirde ilişkilere zorbalık (teğâlüb) hâkim olacak ve bu da hem insanlığın hem de yeryüzünün fesâda uğramasına yol açacaktır.</p>
<p>Ayrıca meşrû nikâh dâiresinde kayıt altına alınmayan ilişkiler neseblerin kaybolmasına sebebiyet verecek ve dinin korumayı hedeflediği beş temel esastan biri olan nesil zâyi olacaktır (Bu kısmı, Serahsî&#8217;nin el-Mebsût&#8217;undan ihtisâr ederek naklettim).</p>
<p><a href="http://ilimcephesi.com/kucuk-yastaki-kizlarin-evlendirilmesi-meselesi/ds9qvwfw4aaw5_z/" rel="attachment wp-att-19793"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-19793" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/DS9qVwFW4AAw5_Z.jpeg" alt="" width="747" height="383" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/DS9qVwFW4AAw5_Z.jpeg 747w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/DS9qVwFW4AAw5_Z-600x308.jpeg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/DS9qVwFW4AAw5_Z-300x154.jpeg 300w" sizes="(max-width: 747px) 100vw, 747px" /></a></p>
<p>Küçüklerin evlendirilmesine meselesine bu açıdan bakıldığında, İmam Gazzâlî’nin şu cümlelerini de hatırda tutarak hem âlimlerimize hem de bu vâkıanın yaygın olduğu bizden önceki nesillere karşı haksızlık yapmamış oluruz;</p>
<p><a href="http://ilimcephesi.com/kucuk-yastaki-kizlarin-evlendirilmesi-meselesi/ds9rmmkwkae_bj2/" rel="attachment wp-att-19794"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-19794" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/DS9rMmKWkAE_bj2.jpeg" alt="" width="736" height="489" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/DS9rMmKWkAE_bj2.jpeg 736w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/DS9rMmKWkAE_bj2-600x399.jpeg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/DS9rMmKWkAE_bj2-360x240.jpeg 360w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/DS9rMmKWkAE_bj2-277x184.jpeg 277w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/DS9rMmKWkAE_bj2-296x197.jpeg 296w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/DS9rMmKWkAE_bj2-613x408.jpeg 613w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/DS9rMmKWkAE_bj2-570x380.jpeg 570w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/DS9rMmKWkAE_bj2-270x180.jpeg 270w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/DS9rMmKWkAE_bj2-585x390.jpeg 585w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/DS9rMmKWkAE_bj2-370x247.jpeg 370w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/DS9rMmKWkAE_bj2-236x157.jpeg 236w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/DS9rMmKWkAE_bj2-300x199.jpeg 300w" sizes="(max-width: 736px) 100vw, 736px" /></a></p>
<p>Özetle Gazzâlî şunları söylüyor: &#8220;Küçüklerin evlendirilmesine verilen cevâzın arkasında, evliliğin kendisinden beklenen amaçlar değil, aşiretler arasındaki ilişkilerin ve aileler arasındaki dayanışmanın güçlendirilmesi düşüncesi yatar.&#8221;</p>
<p>Meseleye İslâm hukuku açısından baktığımızda, evlenmeyi yalnızca iki kişi arasında akdedilen bir sözleşme olarak değil, Gazzâli&#8217;nin de işaret ettiği üzere aileler arası kurulan bir bağ olarak görmek daha isabetli olur.</p>
<p>Bu yüzden nikâhta ehliyet denince yalnızca evlenme ehliyeti değil, evlendirme ehliyeti de (velâyetü&#8217;n-nikâh) anlaşılır. Bir şahsın evlenme ehliyeti kazanması için büluğ/rüşd çağına erişmesi gerekirken fıtraten ve ahlâken çocuklarının daima iyiliğini düşünecekleri varsayılan velilerin çocuklarını evlendirmeleri için belli bir yaş sınırı öngörülmemiştir. Bir çocuğun evlendirilmesi, onun evlilik hayatına fiilen başlaması anlamına da gelmemektedir. Kız çocuğunu evlendiren veli, çocuğunu evliliği fiilen yürütebileceği bedenî ve zihnî olgunluk çağına kadar kocasından alıkoyma hakkına sahiptir. Bu meseleye hep kız çocukları açısından bakılması ve meselenin peşinen bir sapkınlık zeminine çekilmesi de bir modern saplantı olarak tezahür ediyor. Oysa ilgili cevaz hükümlerinde kız-erkek ayrımı yapılmamaktadır.</p>
<p>Konuya bakışımızın değişmeye başladığı 19. yy. ve sonrası, İslâm toplumlarının siyasi ve sosyal sahalarda ciddi değişikliklere maruz kalmaya başladığı bir döneme karşılık geliyor. Nikâh, önceleri yalnızca şahısları ve ilgili tarafları ilgilendiren bir mesele iken modernleşme ile yani &#8220;modern devlet&#8221;in ortaya çıkmasıyla birlikte, siyasi erkin nüfuz ve düzenleme sahası genişledi. Önceleri çok daha sivil bir görünüm arz eden İslâm toplumları artık devletin her alandaki düzenlemeleri ile farklı bir eşiğe atlamış oldu.</p>
<p>1850&#8217;li yıllardan itibaren İslâm dünyasında devletler bu yolda attıkları adımlarla ahvâl-i şahsiyyeye daha fazla müdâhil olmaya başladılar. 1916 yılında çıkarılan bazı irâdeler ile 1917 tarihli Hukuk-ı Aile Kararnâmesi bunun en bariz örnekleridir.</p>
<p>Nitekim o dönemde bu kararnâmeye yöneltilen eleştiriler arasında, devletin öncelikle şahısların hak ve yetkisinde olması gereken ahvâl-i şahsiyye sahasına bu denli müdâhil olma yetkisini kendisinde nereden ve nasıl gördüğü önem arz eder. (Sadrettin Efendi&#8217;nin tenkitleri gibi) (Nail Okuyucu)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mehmet Fatih Kaya Hoca</p>
<p>https://mobile.twitter.com/mfkaya08/status/950077072399044610?s=04</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kucuk-yastaki-kizlarin-evlendirilmesi-meselesi/">Küçük Yaştaki Kızların Evlendirilmesi Meselesi</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/kucuk-yastaki-kizlarin-evlendirilmesi-meselesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;İlmin Nasıl Öğrenilmesi Gerektiği&#8217; Hakkında</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/ilmin-nasil-ogrenilmesi-gerektigi-hakkinda/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/ilmin-nasil-ogrenilmesi-gerektigi-hakkinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 May 2017 15:17:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İlim]]></category>
		<category><![CDATA[İlmin Nasıl Öğrenilmesi Gerektiği]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Fatih Kaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=15608</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mehmet Fatih Kaya Hoca&#8217;dan &#8220;İlmin Nasıl Öğrenilmesi Gerektiği&#8221;ne dâir çok mühîm tesbitler ve tembihler&#8230; **************** Bizim ilim/irfan geleneğimizde asıl olan, “kitap” değil, “rehber/mürşid/hoca”dır. Bu tespit, yalnızca pratik yönü ağır basan ve muhakkak bir “fem-i muhsin”den alınması gereken “Tecvîd ve Kırâât” gibi ilimler için değil, teorik ilimlerin bütünü için de geçerlidir. Tasavvuf için de durum farklı [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ilmin-nasil-ogrenilmesi-gerektigi-hakkinda/">‘İlmin Nasıl Öğrenilmesi Gerektiği’ Hakkında</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/ilmin-nasil-ogrenilmesi-gerektigi-hakkinda/kitap_genis-2/" rel="attachment wp-att-20007"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-20007" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/05/kitap_genis.jpg" alt="" width="348" height="233" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/05/kitap_genis.jpg 750w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/05/kitap_genis-600x402.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/05/kitap_genis-360x240.jpg 360w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/05/kitap_genis-277x184.jpg 277w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/05/kitap_genis-296x197.jpg 296w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/05/kitap_genis-613x408.jpg 613w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/05/kitap_genis-570x380.jpg 570w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/05/kitap_genis-270x180.jpg 270w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/05/kitap_genis-585x390.jpg 585w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/05/kitap_genis-370x247.jpg 370w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/05/kitap_genis-236x157.jpg 236w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/05/kitap_genis-365x245.jpg 365w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/05/kitap_genis-300x201.jpg 300w" sizes="(max-width: 348px) 100vw, 348px" /></a></p>
<p>Mehmet Fatih Kaya Hoca&#8217;dan &#8220;İlmin Nasıl Öğrenilmesi Gerektiği&#8221;ne dâir çok mühîm tesbitler ve tembihler&#8230;</p>
<p>****************<br />
Bizim ilim/irfan geleneğimizde asıl olan, “kitap” değil, “rehber/mürşid/hoca”dır. Bu tespit, yalnızca pratik yönü ağır basan ve muhakkak bir “fem-i muhsin”den alınması gereken “Tecvîd ve Kırâât” gibi ilimler için değil, teorik ilimlerin bütünü için de geçerlidir.</p>
<p>Tasavvuf için de durum farklı değildir. Aslında bir “hâl”den ibaret olması gereken tasavvufta bile sâlikin, bâtınî arınma yolunda. Güzergâhı kaçınılmaz olarak bir mürşid-i kâmile çıkmak zorundadır. Zira yolun tehlikeleri çoktur; yanılmak, şaşırmak, sapmak an meselesidir.</p>
<p>Hattâ bu tespitin, mukaddes kitaplar için de aynıyla geçerli olduğunu düşünüyorum. Yüce Yaratıcı, indirdiği bu kitapların yanında. Bu kitapları insanlara açıklayacak ve içerdikleri bilgi ve ahkâmı onlara öğretecek elçiler göndermiştir. (İbrâhîm, 4; Âl-i İmrân, 164).</p>
<p>Gazalî’nin hocası Cüveynî’ye nispet edilen beyitlerde ilim tahsili için gereken asgarî şartlar şu şekilde sıralanmıştır: “Zekâ, hırs (olumlu anlamda), çalışkanlık, yetecek kadar geçim, yeterli (uzun) zaman ve bir hocanın talim ve takriri”. Burada doğrudan kitaba atıf yapılmamış olması manidardır. Çünkü gelenekte ferdî okuma/kitap üzerinden kendini yetiştirme fikri yoktur.</p>
<p>“Rahle-i tedristen geçmek”, “Bir hocanın önünde diz çökmek/kırmak” deriz. Hocasız bir temel bilgilenme biçimi bizde kabul edilmez. Nitekim Zehebî, meşhur Bağdatlı çok yönlü alim ve hadisçi İbnü’l-Cevzî’nin kitaplarında çokça hatalar bulunmasını, “İlminin çoğunun kitaplardan alınmış olmasına, kendi uzmanlık alanı dışında kalem oynattığı alanlarda, o alanların uzmanı olan hocalardan ilim kesbetmemiş, bir diğer ifadeyle, o alanlara dair ferdî okumalar yapmış olmasına bağlar.</p>
<p>Çünkü kitap, sadece öğretir. Hoca ise aynı zamanda eğitir, terbiye eder, kitaptaki bilgiyi ayıklar ve talebesine bir üslup kazandırır. Bu sebeple, kendi kendisini yetiştirenlerde malumatfuruşluk, metodik yanlışlar ve üslup sorunları olması kaçınılmazdır.</p>
<p>“Bir geleneğe yaslanmak”, “bir gelenekten geliyor olmak”; her zaman daha güvenilir, daha korunaklı, daha sağlıklı bir yoldur. Burada biraz daha geriye giderek, kadim gelenekte hadislerin ve şifahî bilginin yazılmasına karşı çıkan tavra dikkat çekmek isterim. Bu, birilerinin zannettiği gibi bağnazca değil, o günün şartları içinde çok anlamlı ve makul gerekçeleri olan bir karşı çıkıştır.</p>
<p>Arap yazısının elverişsiz halinin giderilmesi ve yazı vasıtalarının nisbî de olsa çoğalarak yazının yaygınlaşmaya başlaması neticesinde Hadislerin ve genel olarak bilginin yazılmaya başlaması üzerine, Şam bölgesinin büyük alim ve hukukçusu Evzâî esef ederek şöyle diyecekti: &#8220;Bu ilim şerefli bir şeydi; ehil ağızlardan alınıp müzakere edilirdi. Ne zamanki kitaplara yazıldı; nuru gitti ve ehil olmayanın eline geçti”</p>
<p>Fevkalade önemli bir tepkidir, bu. Burada yazma işi ortaya çıkana kadar “bilginin, korunaklı bir çevrede tedavül ettiğinden” bahsediliyor. Dolayısıyla bu çevreye dışarıdan nâ-ehil kimselerin girmesi mümkün değil. Herkes birbirini tanıyor ve meslekî bir kontrol söz konusu. Ama bilgi yazılmaya başlayınca (takyîdu’l-ilm) iş kontrolden çıkıyor. Ehil olmayan birçok kimse “destursuz bağa giriyor”.</p>
<p>İşte bu vakitten sonradır ki, hadis ilmine mahsus anlamıyla “hadis rivayetinde hata olgusu (tashif)” görülmeye başlıyor. Sahifeler, yani yazılı metinler üzerinden çabukça bilgiye ulaşan insanlar, bir bileninden öğrenme zahmetine katlanmadığı için. Hem metni oluşturan lafızların hem hadisi nakleden ravilerin isim ve künyelerinin okunuşunda hataya düşüyor.</p>
<p>Ayrıca, Kitapta yer alan bilgi yanlışlarının da farkında olmuyor. Hadis tarihinde bu tiplere “sahafî” denilip bunlardan rivayet alınmaması isteniyor. Mesele bu kadardan ibaret değil. O dönemde birçok alim daha hayattayken (deriden işlenerek yapılmış) kitaplarındaki yazıları kazıyor. Üzerine su dökerek siliyor veya kitapları suya atıyor. Diğerleri de ölüm döşeğinde kitaplarının yakılmasını ya da gömülmesini vasiyet ediyor. Bu endişeyi iyi anlamak lazım.</p>
<p>Çünkü sonradan gelen, tanımadığı ve arasında herhangi bir şekilde bir hukuk oluşmamış kimselerin. Bu kitaplardaki ilmî malzemeyi nasıl değerlendireceğini, nereye koyacağını kestiremiyor. Tekinsiz bir durum var yani ortada, onun için. Bu açılardan ve tarihî tecrübe ışığında bakıldığında, modern dönemde yalnızca kitaba, kitap okumaya vurgu sıkıntılı duruyor. Nitekim öncekilerin ulaşamadığı hız ve vüs’atta bilgiye ulaşmak, günümüzün insanını daha bilgin ya da daha bilge yapmıyor. Bu itibarla ve bu anlamda Özdemiroğlu’nun “ilim ve irfanı şifahî kanallardan temin” vurgusunu önemsedim.</p>
<p>Ayrıca şu tespiti de: “Belli bir ilmî disiplin içinde yetişmeden gelip “okur” statüsünü kazanmış bir kitlemiz daha var ki en tehlikelileri işte bunlar..”.<br />
Talha Hakan Alp hocanın konumuzla ilgili yazdıklarını da şuraya iliştirerek bitireyim:</p>
<p>&#8220;Cehalet ikidir: basit ve mürekkep. Bir konu hakkında herhangi bir bilgi sahibi olmamak basit, yanlış bilgi sahibi olmak mürekkep cehalettir. Basit cehalette kişi farkında ve öğrenmeye açıktır.</p>
<p>Mürekkep/bileşik cehalette kişi durumun farkında olmaz ve genellikle öğrenmeye direnir.</p>
<p>Mürekkep cehaletten kurtulmanın yeter sebebi kitap vs. çeşitli araçlar sayesinde bilgiyle temas kurmak değildir. Mizaç terbiyesi de gerekir. Ancak basit cehaletten kurtulmanın yeter sebebi kitap vs. araçlarla bilgiyle temastır. Dolayısıyla kitap her iki cahil türü için gereklidir.</p>
<p>Yani basit cehaletten doğrudan kurtulmak, mürekkep cehaletten ise kurtulmanın yeter değilse de temel şartını karşılamak için kitap elzemdir. Kimi ümmîlerin irfanî bilgileri, temelde eğitimli ârif-âlim zatlardan şifahî kültüre mal olmuş bilgilerdir ve sonuçta yine kitaba dayanır.&#8221;</p>
<p>**************<br />
Mehmet Fatih Kaya Hoca</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ilmin-nasil-ogrenilmesi-gerektigi-hakkinda/">‘İlmin Nasıl Öğrenilmesi Gerektiği’ Hakkında</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/ilmin-nasil-ogrenilmesi-gerektigi-hakkinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
