<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İsmet Bozdağ | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/ismet-bozdag/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 18 Jul 2017 14:24:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>İsmet Bozdağ | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İsmet Bozdağ &#8221;Gazi ve Latife&#8221; Kitabından Bölümler</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/ismet-bozdag-gazi-ve-latife-kitabindan-bolumler/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/ismet-bozdag-gazi-ve-latife-kitabindan-bolumler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jun 2015 09:34:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Bozdağ]]></category>
		<category><![CDATA[Latife Hanım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=8135</guid>

					<description><![CDATA[<p>Artık Mustafa Kemal Paşa iyice bezmiş, uğraşmaktan yorulmuştu. Bir çok akşamlar, Çankaya&#8217;ya da gitmiyor. Ziraat Okulundaki dairesine çekilerek arkadaşları ile sohbet ediyordu. Latife ile pek az karşılaşıyorlar, elverdiğince az konuşuyorlardı. Bu tedirgin ve çekingen düzen, sıcak bir ağustos gecesinde altüst oldu. Mustafa Kemal Paşa, yemeği dışarda yemiş, köşke geç dönmüştü.  Çankaya&#8217;nın kapısı önünde genç subaylar [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ismet-bozdag-gazi-ve-latife-kitabindan-bolumler/">İsmet Bozdağ ”Gazi ve Latife” Kitabından Bölümler</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/fft99_mf1622093.jpeg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-8136" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/fft99_mf1622093.jpeg" alt="İsmet Bozdağ ''Gazi ve Latife'' Kitabından Bölümler" width="513" height="245" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/fft99_mf1622093.jpeg 670w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/fft99_mf1622093-600x287.jpeg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/fft99_mf1622093-300x143.jpeg 300w" sizes="(max-width: 513px) 100vw, 513px" /></a></p>
<p>Artık Mustafa Kemal Paşa iyice bezmiş, uğraşmaktan yorulmuştu. Bir çok akşamlar, Çankaya&#8217;ya da gitmiyor. Ziraat Okulundaki dairesine çekilerek arkadaşları ile sohbet ediyordu. Latife ile pek az karşılaşıyorlar, elverdiğince az konuşuyorlardı. Bu tedirgin ve çekingen düzen, sıcak bir ağustos gecesinde altüst oldu. Mustafa Kemal Paşa, yemeği dışarda yemiş, köşke geç dönmüştü.  Çankaya&#8217;nın kapısı önünde genç subaylar ve askerlerle konuşuyordu. Onlara &#8216; sorular soruyor, aldığı karşılıklarla zeka ve bilgilerini yokluyordu. Birden Latife, üst katın balkonunda göründü. Ateş püskürttüğü her halinden belliydi:</p>
<p>-Kemal, buraya gel! Mahalle arkadaşlarınla yarenlik bitti şimdi asker­lerle mi içli dışlı oluyorsun? Buraya gel diyorum! Gazi sustu! Latife sustu! Çankaya sustu! Her şey ve herkes sustu! Bu susuş, fitili yanan bir dinamitin ses­sizliğine benziyordu. Mustafa Kemal Paşa, ağır adımlarla içeri girdi. Çalışma odasına geçti. Telefonla, Salih ile Kılıç Ali&#8217;nin hemen buldurulmasını istedi, öfkesinden mosmor kesilmişti. Boğulacak gibiydi. İnsanların, nasıl cinayet işlediklerini şimdi çok iyi anlıyordu. Kanapeye uzandı. Bütün hayatı, bir uçtan bir uca gözlerinin önünden geçiyordu: &#8220;Hata ettim, -diye düşündü- Bu kadınla evlenmekle hata ettim! Bu, kadın değil, bir canavar! Kezzap gibi, kendisine de başkasına da zararlı bir mahluk bu! Oyun bitmeli artık!&#8221;</p>
<p>Madam Gaulis, Latife&#8217;yi dikkatle inceliyordu: &#8220;Apaçık görünüyor ki, diye düşünüyordu bu kadın, yumuşak ve akıllı bir eş&#8230; Mustafa Kemal Paşa gibi 1kontrol altına alınması güç bir kuvvet ve kudrete çarpmadan, çatışmadan onunla &#8211; birlikte yürümesini bilebilecek seyrek kadınlardan biri&#8230; Ama acaba hangisi, ilk önce kendisini karşısındakine kabul ettirebilecek!&#8230; Şu günlerde, çetin bir boğuşmanın içinde olsalar gerek&#8230;.</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa, Latife&#8217;yi dinlerken, hayatına değip geçmiş bazı ince kadınları, Korin&#8217;i, Mitti’yi, Mara&#8217;yı, Fikriye&#8217;yi düşünüyordu&#8230; Ne tuhaf bir rastlantıydı bu. Latife&#8217;de, Karin&#8217;in, yararlı olmak hevesi; Mitti&#8217;nin, sevecenliği, Mara&#8217;nın anlayışı, Fikriye&#8217;nin büyük saygısından bir şeyler vardı. Fakat bu kadınların hiç biri, karşısında dikilmemiş, isteklerine direnmemişlerdi. Mustafa Kemal Paşa bugüne dek, her istediğini her zaman almasını bilmiş, engelleri aşa­bilmişti de, ilk kez, bu çitlenbik gibi ufak tefek kızcağız direniyor, son ölçüde saygılı görünerek mesafe koyuyor, aradaki mesafeyi kapatmayı, evlilik şartına bağlıyordu.</p>
<p>* * *</p>
<p>Latife, gözlerini yere kaydırarak konuştu;</p>
<p>-Annemle babamı Çankaya&#8217;ya çağırdığım zaman, ne olmuştu? Siz beni boşayamazsınız!&#8230;.</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa hayretle Latife&#8217;nin yüzüne bakıyordu; -Boşayamaz mıymışım? Neden boşayamayayım?</p>
<p>-Çünkü, Mustafa Kemal Paşasınız! Çünkü, Cumhurbaşkanısınız&#8217;.Çünkü bütün yurda ve dünyaya, boşanma sebeplerinizi açıklamak zorun­dasınız!&#8230; Latife baklayı ağzından çıkarmıştı. Gazi, Latife’nin neye güvendiğini öğrenince adeta zorla gülümsedi:</p>
<p>-Hiç kimseye, hiç bir şeye açıklamak zorunda değilim. Yeter ki boşanmaya karar vermiş olayım. Şu zilin düğmesine basarım; genel sekreterim Tevfik beyi (Bıyıkoğlu) çağırırım. Anadolu ajansına iki satır yazı not ettiririm: &#8220;Gazi, Latife hamından ayrılmıştır&#8221; derim, olur biter&#8230;</p>
<p>Salon, kısa zamanda dağıldı. Yalnız Salih (Bozok), Kılıç Ali, Başyaver Rusuhi, yaver Muzaffer, bir de Rize Milletvekili Rauf kalmıştı. Az  sonra Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın dairesinden Latife&#8217;nin sesi çın çın ötüyordu. Çılgınca şeyler söylemekteydi:</p>
<p>-Yol boyunca kadınları boynuna sarılıp öptüğün yetmedi de, şimdi de  Ordu Kumandanlarının kanlarını mı baştan çıkaracaksın!&#8230; Utanmıyor musun?.. -Sus, diyorum, sus!.. Elimden bir kaza çıkacak!..</p>
<p>-Susmayacağım! Dünyanın sonu olduğunu bilsem, yine susmaya-cağım!&#8230; Bıktım artık bunlardan, bu rezaletlerden!</p>
<p>-Sus diyorum Latife!.. Sabrımın sonuna geldim!&#8230;</p>
<p>-Susmuyorum&#8230; Öldürecek misin?.. İşte buyur, öldür!.. Susmayacağım!</p>
<p>İsmet Bozdağ,Gazi ve Latife</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ismet-bozdag-gazi-ve-latife-kitabindan-bolumler/">İsmet Bozdağ ”Gazi ve Latife” Kitabından Bölümler</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/ismet-bozdag-gazi-ve-latife-kitabindan-bolumler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk; Yaptıklarımız Tehlikede..</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/ataturk-yaptiklarimiz-tehlikede/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/ataturk-yaptiklarimiz-tehlikede/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Mar 2014 21:14:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Yakın Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Bozdağ]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Tarih Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk’ün Fikir Kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[Ruşen Eşref Ünaydın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=1091</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ruşen Eşref Ünaydın’ın Yalova’daki Atatürk köşkünde kendisiyle yaptığı bir röportaj; 1928 ya da 1929 yılı olsa gerekti. Sıcak bir yaz günü Yalova’daki Atatürk köşküne gitmiştim. Başbaşa konuşuyorduk. Düşünceli bir hali vardı. Konuşurken, gözleri arasa sıra dalı­yor, sonra toparlanarak yine sözlerini sürdürüyordu. Ben izin isteyerek ayrılmak istedim, bırakmadı. “Otur seninle bir şey konuşacağım” dedi. Oturdum. Ne [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ataturk-yaptiklarimiz-tehlikede/">Atatürk; Yaptıklarımız Tehlikede..</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/ataturk-yaptiklarimiz-tehlikede/ataturk-rusen-esref-420x309-2/" rel="attachment wp-att-16515"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-16515" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/03/ataturk-rusen-esref-420x309-1.jpg" alt="" width="420" height="309" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/03/ataturk-rusen-esref-420x309-1.jpg 420w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/03/ataturk-rusen-esref-420x309-1-300x221.jpg 300w" sizes="(max-width: 420px) 100vw, 420px" /></a></p>
<p>Ruşen Eşref Ünaydın’ın Yalova’daki Atatürk köşkünde kendisiyle yaptığı bir röportaj;</p>
<p>1928 ya da 1929 yılı olsa gerekti. Sıcak bir yaz günü Yalova’daki Atatürk köşküne gitmiştim. Başbaşa konuşuyorduk. Düşünceli bir hali vardı. Konuşurken, gözleri arasa sıra dalı­yor, sonra toparlanarak yine sözlerini sürdürüyordu. Ben izin isteyerek ayrılmak istedim, bırakmadı. “Otur seninle bir şey konuşacağım” dedi. Oturdum. Ne diyeceğini bekliyor­dum. O, masanın üstünde duran bir kitabı eliyle gösterdi; ta­rih felsefesiyle ilgili Fransızca bir kitaptı.</p>
<p>&#8211; Bunu okudum bütün rahatım kaçtı dedi. Ben telaşlandım:</p>
<p>&#8211; Aman Paşam nasıl bir kitap bu böyle, müsaadenizle göre­yim diye kitaba uzanacak oldum, beni eliyle durdurdu.</p>
<p>&#8211; Bırak şimdi kitap önemli değil, yazdıklarını sen de ben de biliyoruz. Ama gözden kaçırdığım önemli bir problemi bana hatırlatmış oldu. Derin derin düşünmeğe başladım.</p>
<p>&#8211; Bir süre sustu ve gökyüzü gibi gözleriyle yüzüme bakarak</p>
<p>&#8211; Yaptıklarımız tehlikede, dedi. Ben de heyecanla sordum:</p>
<p>&#8211; Hangi yaptıklarımız?</p>
<p>&#8211; Cumhuriyet dahil ne yapmışsak.</p>
<p>&#8211; Aman Paşam olamaz. Devletimizin dışta, içte itibarı, büyük asayiş sağlanmış, memleketi onarıyoruz. Herşey ilerlediğimi­zi gösterirken yaptıklarımız nasıl tehlikede olabilir?&#8230;</p>
<p>&#8211; Biliyorum biliyorum diye başını salladı. Sonra gülümseye­rek konuşmasını sürdürdü. Maddi potansiyelimiz yerinde ama manevi potansiyelimizin bataryaları boş.</p>
<p>Ben Atatürk’ün bu sözlerinden hiçbir şey anlamamıştım, su­sup beklemeye başladım. O anlattı:</p>
<p>&#8211; 1910’larda Abdullah Cevdet maskarasının <i>İçtihad</i>’ında bir yazı okumuştum, hiç unutmam. Milliyetlerin maddi ve ma­nevi varlıklarından söz ediyordu. Bir asker olarak beni çok ilgilendirmişti. Bir Alman düşünürü Ludwig Bücher’in bir yazısı idi. Manevi boşlukları doldurulmamış, beslenmemiş milletlerin hangi maddi düzeyde olursa olsun, bir gün çöke­ceğini anlatıyor, ispatlıyordu. Bunu ben kolay anlayabilir­dim; askerdim, bir ordunun morali bozulmuşsa, hangi maddi gücü bulunursa bulunsun savaşı kazanamazdı. Ludwig Bücher, milletlerin de böyle olduğunu ispatlıyordu.</p>
<p>…</p>
<p>Her neyse bugün şu kitabı okuyordum. Yazar bir yerinde “tarihten zaferlerden, büyük adamlardan yoksun milletler, mad­di imkanları geniş olsa da, ciddi bir sallantıya dayanamazlar çöküp giderler” diyor. Birdenbire düşündüm, “laikiz” dedik, dinle ilişiğimizi devlet olarak kestik. “Cumhuriyetiz” dedik, rejimimizi tehlikeye düşürmemek için saltanat devrini kötüledik. Kazanılmış büyük zaferleri bile birkaç satırla geçiştir­meğe başladık. Latin harflerini aldık, yeni kuşakları binlerce yıllık geçmişini hâzinesinden yoksun bıraktık.</p>
<p>Biliyorsun, bunları yapmak zorundaydık. Batının bir parçası olmak gerekti. Ama ya açılan manevi çukurlar? Bunlar yaptıklarımızı giderek tehlikeye düşürür! Bugünün meselesi değil bunlar elbet. Ama biz 100 sene sonrasını bugünden düşünmek zorundayız. Türk soyu ve ulusu ile kıvanacağımız varlıklarımızı tarihin tozlu raflarından indirip ortaya koymalıyız. Nasıl bir soydan geliyoruz? Neler yapmışız? Uygarlığı­mızın dünya uygarlığına katkısı nedir? Milli Misak sınırları içinde kalan topraklarımızın geçirdiği tarih dönemleri neler­dir? Yer altında ve yer üstündeki hâzinelerimizin envanteri nedir? Yetiştirdiğimiz büyük adamların hayatları, gerçek dü­şünceleri nelerdir? Bütün bunları arayıp ortaya koyacak bir müesseseye ihtiyacımız var. Böylece milletimizin manevi te­melleri sağlamlaşır, morali yükselir, büyük hamlelere girişir. Tarihimize ve dilimize önem vermek zorundayız.</p>
<p>İsmet Bozdağ, Atatürk’ün Fikir Kaynakları, Milliyet, 16 Kasım.</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ataturk-yaptiklarimiz-tehlikede/">Atatürk; Yaptıklarımız Tehlikede..</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/ataturk-yaptiklarimiz-tehlikede/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
