<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İbrahim Tenekeci | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/ibrahim-tenekeci/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 28 May 2019 14:37:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>İbrahim Tenekeci | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Eleştiri</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/elestiri/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/elestiri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Dec 2018 17:51:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Tenekeci]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Husumet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ilimcephesi.com/?p=20813</guid>

					<description><![CDATA[<p>Husumete varmayan eleştiriler, sorumluluk duygusundan kaynaklanan uyarılar, yıkmaktan ziyade yapmayı önceleyen fikirler her zaman başımızın tacıdır. İnsan atasız ve hatasız olmaz. Kendimizi tam manasıyla göremeyiz. Eleştiri, bize tutulan aynadır. Dışarıdan nasıl görünüyoruz, onu söyler. Her eleştiri sahibini ötekileştirmek, istenmeyen ilan etmek, bizi daha korunaklı ve doğru yapmaz. En yıkıcı yalnızlık, çevremizde yanlışımızı söyleyecek kimsenin kalmamasıdır. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/elestiri/">Eleştiri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="non-card" data-card-id="26c28990-4686-4b24-a538-4d48fa431138" data-card-type="Text"><a href="https://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/images.jpeg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-20814 aligncenter" src="https://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/images-300x252.jpeg" alt="" width="300" height="252" /></a></p>
<p class="non-card" data-card-id="26c28990-4686-4b24-a538-4d48fa431138" data-card-type="Text"><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/105478.jpg"><img decoding="async" class="wp-image-22330 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/105478.jpg" alt="" width="446" height="223" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/105478.jpg 880w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/105478-600x300.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/105478-770x385.jpg 770w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/105478-300x150.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/105478-768x384.jpg 768w" sizes="(max-width: 446px) 100vw, 446px" /></a></p>
<p class="non-card" data-card-id="26c28990-4686-4b24-a538-4d48fa431138" data-card-type="Text">Husumete varmayan eleştiriler, sorumluluk duygusundan kaynaklanan uyarılar, yıkmaktan ziyade yapmayı önceleyen fikirler her zaman başımızın tacıdır. İnsan atasız ve hatasız olmaz.</p>
<p class="non-card" data-card-id="a1f1c466-e2d7-4758-d62b-6acf529d6863" data-card-type="Text">Kendimizi tam manasıyla göremeyiz. Eleştiri, bize tutulan aynadır. Dışarıdan nasıl görünüyoruz, onu söyler. Her eleştiri sahibini ötekileştirmek, istenmeyen ilan etmek, bizi daha korunaklı ve doğru yapmaz. En yıkıcı yalnızlık, çevremizde yanlışımızı söyleyecek kimsenin kalmamasıdır.</p>
<p class="non-card" data-card-id="a1f1c466-e2d7-4758-d62b-6acf529d6863" data-card-type="Text">Herkesin büyüklüğü köyüne göredir. Nihayetinde her canlının bir haddi ve hududu vardır. Belli bir aşamadan sonra fıtrat yetersiz kalır, yardıma ihtiyaç duyulur.</p>
<p class="non-card" data-card-id="a1f1c466-e2d7-4758-d62b-6acf529d6863" data-card-type="Text">Hasbî değil de hesabî olanlar, yani hayatını ve ilişkilerini menfaat üzerine kuranlar, eleştirmez, fikrini söylemez. Sadece onaylar, tasdik eder, alkışlar. Haklısınız efendim.</p>
<p class="non-card" data-card-id="a1f1c466-e2d7-4758-d62b-6acf529d6863" data-card-type="Text">Eleştiri kelimesi genellikle olumsuz anlamlar çağrıştırır. Oysa eleştiri, yanılma payı bulunmakla birlikte, olması gerekeni dile getirmektir. Elbette şartları vardır. Sağlıklı ve değerli bir eleştiride bilgi, adalet, olgunluk, tecrübe ve üslup aranır. Eleştiri sahibinin hassas bir terazisi ve sağlam bir dengesi olması gerekir. Böylece kıymetli ve hakkaniyetli fikirlerinden istifade etmiş oluruz.</p>
<p class="non-card" data-card-id="a1f1c466-e2d7-4758-d62b-6acf529d6863" data-card-type="Text">Geride kalmanın acısıyla kurulan cümlelere, hasetten doğan ifadelere, görgüden uzak söylemlere eleştiri diyemeyiz. Onun adı tacizdir.</p>
<p class="non-card" data-card-id="a1f1c466-e2d7-4758-d62b-6acf529d6863" data-card-type="Text">“Rahatsızım, rahatsız etmeye geldim” türü yaklaşımlarla insanları tedirgin kılmak da eleştiri bahsinin dışında kalır. Emeğe zerre hürmet etmeden, birini yukarıya çıkarmak için diğerini aşağıya çekmek insanî değildir. Mümin, eleştirirken bile güven verendir. Şahsiyat ile fikriyatı birbirine karıştırmaz.</p>
<p class="non-card" data-card-id="a1f1c466-e2d7-4758-d62b-6acf529d6863" data-card-type="Text">Özellikle sosyal medyada çok sık karşılaşıyoruz. Sayısız insan, ilgisi ve bilgisinin bulunmadığı, muhtevasına hâkim olmadığı konularla ilgili kesin ve keskin hükümler veriyor, rencide edici sözler ediyor. Görgü de aramıyoruz artık. Yazıyı okumadan yapılan yorumlar gibi. Buna bir noktadan sonra müsaade etmediğiniz zaman, tavır şu oluyor genellikle: “Eleştiriye tahammülü yok. Fikir özgürlüğü nerede kaldı?” Çağrışım yapsın diye yazalım: Mizah ile sululuk ayrı dünyaların kavramlarıdır.</p>
<p class="non-card" data-card-id="a1f1c466-e2d7-4758-d62b-6acf529d6863" data-card-type="Text">Bazen karşımızdaki insanın da bir hayatı ve haysiyeti olduğunu unutuyoruz. Unutmayalım.</p>
<p class="non-card" data-card-id="a1f1c466-e2d7-4758-d62b-6acf529d6863" data-card-type="Text">Tekrar başa dönelim. Eleştiri, esasında, önemsemektir. Karşımızdakini ciddiye almaktır. Daha iyi olmasını istemektir. Sorunları gören ve gösteren eleştiriye kayıtsız kalamayız. Basit bir örnek verelim: Çiçek işlerine gönülden meyilli olduğum bilinir. Buna rağmen, yol kenarlarındaki duvarlara çiçek panoları konulmasına karşıyım. Hem gereksiz, hem israf. Üstelik tasarruf tedbirlerine ihtiyaç duyduğumuz şu zamanlarda.</p>
<p class="non-card" data-card-id="a1f1c466-e2d7-4758-d62b-6acf529d6863" data-card-type="Text">Bu eleştiriyi yaptığımızda tabiat düşmanı olmuş olmuyoruz. Böyle bir itirazın altında başka bir niyet aramak, sadece yorgunluk ve kırgınlık getirir. Umarım anlatabilmişimdir.</p>
<p class="non-card" data-card-id="a1f1c466-e2d7-4758-d62b-6acf529d6863" data-card-type="Text">Son sözümüz: Damlada bulamadığını deryada da bulamazsın.</p>
<p data-card-id="a1f1c466-e2d7-4758-d62b-6acf529d6863" data-card-type="Text">İbrahim Tenekeci</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/elestiri/">Eleştiri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/elestiri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsana ümit veren konular</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/insana-umit-veren-konular/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/insana-umit-veren-konular/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Mar 2018 21:24:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Tenekeci]]></category>
		<category><![CDATA[İnsana ümit veren konular]]></category>
		<category><![CDATA[Dostluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=20369</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaybettiğimizi sandığımız ve bunun için üzüldüğümüz birçok şey, zaman içinde kazanca dönüşebiliyor. Allah bizi yüklerden, ağırlıklardan kurtarmış meğer. Buna karşılık bazı maddî kazançlar da manevî kayıplara sebep olabiliyor. Fakat dostluk başka. İnsan belli bir yaştan sonra yeni dostlar pek edinemiyor. O yaşına kadar kimlerle gelmişse, yine onlarla devam etmek istiyor. İlişki kuruyor ama tam mânasıyla [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/insana-umit-veren-konular/">İnsana ümit veren konular</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="non-card" data-card-id="7c791abb-59ef-4834-c865-151cba9f7539" data-card-type="Text"><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/03/images-2.jpeg"><img decoding="async" class="size-full wp-image-20370 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/03/images-2.jpeg" alt="" width="219" height="230" /></a></p>
<p class="non-card" data-card-id="7c791abb-59ef-4834-c865-151cba9f7539" data-card-type="Text">Kaybettiğimizi sandığımız ve bunun için üzüldüğümüz birçok şey, zaman içinde kazanca dönüşebiliyor. Allah bizi yüklerden, ağırlıklardan kurtarmış meğer. Buna karşılık bazı maddî kazançlar da manevî kayıplara sebep olabiliyor. Fakat dostluk başka.</p>
<p class="non-card" data-card-id="f03c60ec-f6a1-40c8-2312-affece4d862a" data-card-type="Text">İnsan belli bir yaştan sonra yeni dostlar pek edinemiyor. O yaşına kadar kimlerle gelmişse, yine onlarla devam etmek istiyor. İlişki kuruyor ama tam mânasıyla dostluk kuramıyor.</p>
<p class="non-card" data-card-id="f03c60ec-f6a1-40c8-2312-affece4d862a" data-card-type="Text">Bazen de birbirinizi sonradan buluyorsunuz. Uzun zamandır tanıdığınız, bildiğiniz, ara sıra selamlaştığınız bir isimdir. Fakat dostluk, yıllar sonra gerçekleşir. Bunu çok düşündüm. Vardığım yer: Kader, birbirlerini ziyan etmesinler, kıymetlerini iyi bilsinler diye, bazı dostlukları geciktiriyor. Gençliğin acemiliğinde değil, orta yaşın olgunluğunda buluşturuyor onları. Tam buradan seslenelim: Keşke bazı isimlerle gençken değil de şimdi karşılaşmış olsaydım.</p>
<p class="non-card" data-card-id="f03c60ec-f6a1-40c8-2312-affece4d862a" data-card-type="Text">Dostluk evvela nasip meselesidir. Falanca kişi nasibinizde yoksa eğer, onu kazanmaya çalışmanız beyhudedir. Nasıldı o söz? Her kuş kendi cinsiyle uçar.</p>
<p class="non-card" data-card-id="f03c60ec-f6a1-40c8-2312-affece4d862a" data-card-type="Text">Bunu da mutlaka söyleyelim: Vaktinden önce ve sonra diye bir durum yoktur. Her şey vaktinde olur. Yüce Takdir.</p>
<p class="non-card" data-card-id="f03c60ec-f6a1-40c8-2312-affece4d862a" data-card-type="Text">***</p>
<p class="non-card" data-card-id="f03c60ec-f6a1-40c8-2312-affece4d862a" data-card-type="Text">Ne kadar ulvi amaçlarla yazarsak yazalım, iş sonunda benlik meselesine dayanıyor. İşte bu yüzden, edebiyatta birkaç yıllık münasebetler bile uzun sayılır. Bu iki cümlenin penceresinden dostlarıma bakıyorum. Edebiyat üzerinden gelişen ve çeyrek yüzyılı aşan dostluklarımız var. Aramıza menfaat veya maddiyat girseydi, herhalde buraya kadar gelemezdik. Şunu da söylemek isterim: Yazdıklarımıza hiçbir zaman ‘kutsal metin’ muamelesi yapmadık. Kendini büyük görmenin küçültücü bir yanı vardır.</p>
<p class="non-card" data-card-id="f03c60ec-f6a1-40c8-2312-affece4d862a" data-card-type="Text">Dergiler, diziler ve dokunaklı fedakârlıklar. Son durum: Manevî derinliği olanlar kalmış, edebî hırsları ve dünyevî ihtirasları olanlar gitmiş. Bundan daha kıymetli ne olabilir?</p>
<p class="non-card" data-card-id="f03c60ec-f6a1-40c8-2312-affece4d862a" data-card-type="Text">Bazen de insanın öncelikleri değişir. Bir müddet başka şeylerle oyalanır, sonra geri döner. Edebiyat her zaman yuvamız ve yurdumuz olmuştur.</p>
<p class="non-card" data-card-id="f03c60ec-f6a1-40c8-2312-affece4d862a" data-card-type="Text">***</p>
<p class="non-card" data-card-id="f03c60ec-f6a1-40c8-2312-affece4d862a" data-card-type="Text">Ahmet Murat’tan Süleyman Çobanoğlu’na, Ali Emre’den Tarık Tufan ve Münir Üstün’e kadar birçok isimle beraber yaşlandık, yaşlanıyoruz. Az önce bir soru sormuştuk. Bir cevap daha: Beraber yaşlanmanın güzelliği.</p>
<p class="non-card" data-card-id="f03c60ec-f6a1-40c8-2312-affece4d862a" data-card-type="Text">Edebiyat olmasaydı, bu isimlerle aynı çağda yaşamamıza rağmen, birbirimizden habersiz bir şekilde çekip gidecektik. Şimdi ‘ahiret kardeşliği’nden bahsediyoruz. Çok yaşasın edebiyat.</p>
<p class="non-card" data-card-id="f03c60ec-f6a1-40c8-2312-affece4d862a" data-card-type="Text">Aramızda hiç kırgınlık olmadı mı? Elbette oldu. Dostlukta sebat etmek iyidir. Ayrılıktan kaçınmak mümince bir tavırdır. Birlikten sadece kuvvet değil, bereket de doğar.</p>
<p class="non-card" data-card-id="f03c60ec-f6a1-40c8-2312-affece4d862a" data-card-type="Text">Dostluk, insana ümit veren konulardan biridir. Zengin ve kimsesiz olanları gördükçe, bu hakikati daha iyi anlıyorum.</p>
<p data-card-id="f03c60ec-f6a1-40c8-2312-affece4d862a" data-card-type="Text">Ibrahim Tenekeci &#8211; 3 Mart 2018</p>
<p data-card-id="f03c60ec-f6a1-40c8-2312-affece4d862a" data-card-type="Text">Yenişafak</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/insana-umit-veren-konular/">İnsana ümit veren konular</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/insana-umit-veren-konular/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halis niyet, salih amel, hayırlı emek</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/halis-niyet-salih-amel-hayirli-emek/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/halis-niyet-salih-amel-hayirli-emek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jan 2018 14:52:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Tenekeci]]></category>
		<category><![CDATA[Halis niyet]]></category>
		<category><![CDATA[hayırlı emek]]></category>
		<category><![CDATA[Salih Amel]]></category>
		<category><![CDATA[Vefa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=19818</guid>

					<description><![CDATA[<p>Herkes içindekini bilir. Allah da bilir. Nihayetinde iki şeyden kaçamayız: Kendimizden ve ölümden. Şu kadar yıllık yürüyüşün sonunda geldiğimiz yer burasıdır: Sadece inançlı olmak yetmiyor, inandırıcı da olmak zorundayız. Kısaca: İtimat ehli. Makâlât’ta geçer: “Dünyada yaratılmış her nesneye güven vermek.” Aynı eserde şu da sorulur: “Bir kimse şeker tatmamış olsa, adını bilmekle tadını ne bilir?” İnsan zor [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/halis-niyet-salih-amel-hayirli-emek/">Halis niyet, salih amel, hayırlı emek</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/halis-niyet-salih-amel-hayirli-emek/ibrahim-tenekeci/" rel="attachment wp-att-19819"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-19819" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/ibrahim-tenekeci.png" alt="" width="324" height="213" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/ibrahim-tenekeci.png 1000w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/ibrahim-tenekeci-600x394.png 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/ibrahim-tenekeci-300x197.png 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/01/ibrahim-tenekeci-768x505.png 768w" sizes="(max-width: 324px) 100vw, 324px" /></a></p>
<p>Herkes içindekini bilir. Allah da bilir. Nihayetinde iki şeyden kaçamayız: Kendimizden ve ölümden.</p>
<p>Şu kadar yıllık yürüyüşün sonunda geldiğimiz yer burasıdır: <b>Sadece inançlı olmak yetmiyor, inandırıcı da olmak zorundayız. </b>Kısaca: İtimat ehli. Makâlât’ta geçer: “Dünyada yaratılmış her nesneye güven vermek.” Aynı eserde şu da sorulur: “Bir kimse şeker tatmamış olsa, adını bilmekle tadını ne bilir?”</p>
<p><b>İnsan zor zamanlardan oluşur. İşte o zorlukların üzerimizde hakkı ve hatrı vardır. </b>En tatsız olay bile, sonunda aziz bir hatıraya dönüşür. Üstünden yıllar geçer ve neşeyle anlatırız.</p>
<p>Şunu da anlamış bulunuyorum: Asıl mesele, bir davaya sahip olmak değil, bir davaya ait olmaktır. Hayır, kelime oyunu yapmıyorum. Biri evsahibi, diğeri misafir gibi davranır. Tam da burada şunu hatırlatalım: Kiraz deyince aklımıza öncelikle ağaç mı geliyor, meyve mi? Evsahibi gibi davrananlar için de şöyle diyelim: Hak iddia ediyorlar ve başkalarını çok kolay yargılıyorlar.</p>
<p>Asıl mesele, vefa yokuşunu hiç şikâyet etmeden çıkmaktır. Sırtımızda ne olursa olsun. Bize iyiliği dokunanlara vefa, millete vefa, memlekete vefa, mukaddesata vefa. <b>Elbette minnet ağır bir yüktür, herkes taşıyamaz. Taşıyanı severiz, taşıyamayanı anlayışla karşılarız.</b></p>
<p>Makâlât’tan naklettiğimiz sorunun devamını da buraya alalım: “Gözleri görmeyen insana ‘gör’ demek ne fayda sağlar?”</p>
<p>***</p>
<p>Atalarımız, ‘bin bilsen de bir bilene danış’ demişler. Milyonlarca bir bilenin olduğu günlerden geçiyoruz.</p>
<p>Sıklıkla tekrarlanan bir söz: ‘İlk taşı günahsız olan atsın.’ Biraz değiştirelim: ‘İlk sözü günahı olmayan söylesin.’ Herhalde uzun bir sessizlik yaşanır.</p>
<p>Bilinen gerçek: ‘Akıl akıldan üstündür.’ Buradan devam edersek: Kalp kalpten derindir.</p>
<p>Kalp demişken. Mehmet Akif’in tavrı, İsmet Özel’in kavgası, Sezai Karakoç’un mücadelesi, Cahit Zarifoğlu’nun samimiyeti, Necip Fazıl’ın ısrarı, Nuri Pakdil’in çabası, Nurettin Topçu’nun ahlâkı, Hasan Aycın’ın duruşu… Bütün bunların bize anlattığı / söylediği nedir? Hakikatli bir emekten, halis niyetten ve salih amelden doğan bereket olabilir mi? İşte bu bereketin neresindeyiz? Neresindeyim?</p>
<p>***</p>
<p>Yunus Emre, “Halkı bostan edinmiştir / Dilediğin üzer ölüm” der. Durumumuz tam olarak budur. Emperyalist güçler, İslâm dünyasını bostan gibi görmekte, diledikleri yeri bombalamakta, işgal etmekte ve istedikleri kimseyi öldürmektedirler. Direnenleri ise hemen terörist ilan ediyorlar. Yanı sıra, Türkiye’nin terörle imtihanı ortada.</p>
<p>Bunlar olurken bizler ne yapıyoruz?</p>
<p>Belki de yürüyen merdivenlerde durup düşünmeye çalışıyoruz. Böyle bir şey mümkün mü?</p>
<p>Evet, ne yapıyoruz? Birbirimizi üzmekle, yormakla, yıpratmakla, yıkmakla meşgul oluyoruz. Zaten düşmanın da yapmaya çalıştığı şey bu değil mi? Bir de yasal uyarı: <b>İnsanların kusurlarını bulmak için iz sürmek, kimseyi iyi bir yere götürmez.</b></p>
<p>Kişisel ve kurumsal reklâm peşindeyiz. İnegöl ilçemizde İshak Paşa Camii’nin (1465) avlusundaki şadırvanın üzerinde şu yazıyor: “Hakkın lütfu, halkın yardımı, Abdullah’ın emeğiyle oldu bu şadırvan.” Abdullah, Allah’ın kulu demek. Hak ve halk yani. Benlik bunun neresinde? Son yıllarda ise küçüğünden en büyüğüne kadar dillerde hep aynı kelime: Ben.</p>
<p>Gidişatın bir parçası olarak, artık eserler değil, maketler üretiliyor. Mutlaka onlardan birkaç tanesini görmüşsünüzdür. Çeşme, saat kulesi, giriş kapısı vs. Bazı iddialarımız da işte bu maketlere benziyor. İçine girmiyoruz ki dolduralım.</p>
<p>Uzun sözün kısası: <b>Halis niyet, salih amel ve hayırlı emek bahsini, samimi bir şekilde yeniden düşünmemiz gerekiyor. Neredeyiz, ne durumdayız?</b></p>
<p>İbrahim Tenekeci</p>
<p>10.01.2018</p>
<p>yenişafak</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/halis-niyet-salih-amel-hayirli-emek/">Halis niyet, salih amel, hayırlı emek</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/halis-niyet-salih-amel-hayirli-emek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Batı Bataklığı</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/bati-batakligi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/bati-batakligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2014 07:27:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Tenekeci]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Birliğinin Önemi]]></category>
		<category><![CDATA[Batı Bataklığı]]></category>
		<category><![CDATA[Batının Işid Oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Haçlı İttifakı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=1975</guid>

					<description><![CDATA[<p>İslâm coğrafyasının birçok kıymetli beldesi, 1991&#8217;den beri bombardıman altında. Yirmi üç senedir neredeyse aralıksız devam eden bir acımasızlık ve acı. Biz şahitlik etmekten yorulduk. Ya yaşayanlar? Canlarından bezmiş midir? Kayıpları tam olarak bilen var mı? Yurdundan ayrılmak zorunda kalanları? Ege ve Akdeniz sularında boğulanları? Batı dünyasının kahredici ayrımcılığını biliyoruz. Her daim görüyoruz. Adalete uzak, menfaate [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/bati-batakligi/">Batı Bataklığı</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/bati-batakligi/bati-batakligi-1/" rel="attachment wp-att-17084"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-17084" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/10/bati-batakligi-1.jpeg" alt="" width="337" height="180" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/10/bati-batakligi-1.jpeg 542w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/10/bati-batakligi-1-300x161.jpeg 300w" sizes="(max-width: 337px) 100vw, 337px" /></a></p>
<p>İslâm coğrafyasının birçok kıymetli beldesi, 1991&#8217;den beri bombardıman altında. Yirmi üç senedir neredeyse aralıksız devam eden bir acımasızlık ve acı. Biz şahitlik etmekten yorulduk. Ya yaşayanlar? Canlarından bezmiş midir? Kayıpları tam olarak bilen var mı? Yurdundan ayrılmak zorunda kalanları? Ege ve Akdeniz sularında boğulanları?</p>
<p>Batı dünyasının kahredici ayrımcılığını biliyoruz. Her daim görüyoruz. Adalete uzak, menfaate yakın politikalar. İnsafsız ve izahsız tutumlar, yaklaşımlar. Demokrasinin erdeminden bahsediyor, sonra bir darbeciyi destekliyorlar.</p>
<p>İki komşu ülke düşünün. Batılılar, birinde diktatörü tutuyor, diğerinde &#8216;demokrasi&#8217; deyip seçim istiyor. Böyle bir ahlak. İşte bu ikiyüzlü politikanın, bu çifte standardın bir parçası olmamak lazım.</p>
<p>Şunu da soralım, söyleyelim: Bu dünyada Amerika&#8217;dan, İngiltere&#8217;den, Fransa&#8217;dan, İsrail&#8217;den daha zalimi var mıdır? Olmuş mudur?</p>
<p>Tamam, İslâm barış dinidir. Peki, aynı şeyi, diğer dinler için de söyleyebiliyor muyuz? Sükût. İsrail&#8217;in Filistin topraklarında yaptıkları nedir ve nasıl önlenecektir? Sevgi sözcükleriyle mi? Bu büyük haçlı istilası, hoşgörüyle mi bertaraf edilecektir? Küçük bir ayrıntı: İnsan haklarının ve özgürlüğün &#8216;yurdu&#8217; olan Avrupa&#8217;da camilerimizi kim kundaklıyor? Niçin önlem alınamıyor?</p>
<p>IŞİD&#8217;in yaptıkları ve yaşattıkları elbette kabul edilemez. İnsanları insafsız bir şekilde öldürmeleri ve bunu görüntüye alıp servis etmeleri. Sormamız lazım: Aynı şeyi Amerika, İsrail gibi ülkeler de yapmıyor mu? Evleri, seyir halindeki araçları havadan bombalıyor, sonra görüntüleri dünyanın beğenisine sunuyorlar. O evlerin, araçların içinde kim bilir kaç masum hayatını kaybetti. Bu ülkelerin, sözü edilen terör örgütünden farkı nedir? Biri resmî, diğeri değil, o kadar.</p>
<p>İngiliz ağzıyla, Amerikan aklıyla konuşmamak gerekiyor. İslâm dünyasına dışardan bakmamak. Suriye&#8217;de binlerce insan işkenceyle, açlıkla öldürülürken, kimyasal silah kullanılırken, masumların üzerine varil bombaları atılırken seyredenlerin, bugün, IŞİD&#8217;e müdahale etmesi, merhamet duygusundan mıdır?</p>
<p>Afganistan ve Pakistan&#8217;da insansız uçaklarla katliam yapanların, aileleri topyekûn yok edenlerin Irak&#8217;taki hamleleri, acıma hissinden midir?</p>
<p>Bu merhamet duygusu, bu acıma hissi, Gazze&#8217;de yüzlerce çocuk devlet eliyle / gücüyle katledilirken niye oluşmadı? Hatta açık bir şekilde katiller desteklendi.</p>
<p>Mısır&#8217;da seçilmiş hükümeti devirenler, hakkını arayan sivillerin üzerine ateş edip sayısız insanı öldürenler, bugün, kimler tarafından ağırlanıyor, himaye ediliyor?</p>
<p>Çeyrek yüzyıl boyunca İslâm topraklarında hangi örgütler kuruldu yahut kullanıldı? Bu örgütler üzerinden Müslümanları döven, sınırsız bir şekilde müdahale eden kimlerdir?</p>
<p>Terör şüphesiyle ve &#8216;önleyici saldırı&#8217; adı altında, kaç insanın hayatı elinden alındı? Bilinemiyor. Hiçbir zaman da bilinemeyecek. &#8216;Afrika dahil.&#8217;</p>
<p>Bugün, İslâm dünyasının içinde bulunduğu durumu nasıl anlatacağız? Hem içerden, hem dışardan yıkılmaya çalışılan bir kale düşünelim. Allah&#8217;ın hikmetiyle, desteğiyle ve hakiki müminlerin çabasıyla, bu kale yıkılmıyor.</p>
<p>Tekrar edelim: Batı dünyasının ürettiği ikiyüzlü politikaların ve tahammül sınırlarını aşan ayrımcılığın bir parçası olmamalıyız.</p>
<p>Sayın Davutoğlu, Irak&#8217;ta yaşananları, bir öfke patlaması olarak tanımlamıştı. Burhan Kuzu, 22 Eylül günü, &#8216;IŞİD elbette bir terör örgütüdür. Bunu bölgenin başına bela eden ise Esad ve Maliki&#8217;nin acımasız mezhepçi politikalarıdır&#8217; diye yazmıştı. 27 Eylül&#8217;de ise şunları yazdı: &#8216;IŞİD&#8217;e karşı hava harekâtı yetmez. Kara harekâtı şart. (&#8230;) Müdahalenin kaçınılmaz olduğu muhakkak.&#8217; Aradaki beş günde ne değişti, doğrusu merak ediyoruz.</p>
<p>Irak ordusunun ve polisinin yüzde doksan beşinin Şiilerden oluştuğu söyleniyor. Hakkaniyetten bahsedilecekse eğer, önce buradan başlanması gerekmez mi? IŞİD&#8217;i etkisiz hale getirince her şey düzelecek mi? Irak&#8217;a yeniden &#8216;özgürlük&#8217; ve &#8216;adalet&#8217; mi gelecek? Bağdat&#8217;ta Sünni temizliği duracak mı? Aynı durum, Suriye ve Şam için de geçerli. Bizler bunu söylediğimiz vakit, ilginçtir, &#8216;mezhepçilik yapmakla&#8217; suçlanıyoruz. Böyle bir düzen kurulmuş, kurmuşlar. İstiyorlar ki, &#8216;Türk halkı&#8217; bile demeyelim. &#8216;Sünni&#8217; kelimesini ağzımıza almayalım.</p>
<p>Her fırsatta, &#8216;şiddeti doğuran bataklığın kurutulması&#8217;na vurgu yapılıyor. Şiddete neden olan iki şey varsa, biri, Batı dünyasının izlediği acımasız ve şahsiyetsiz politikalardır. Buna duyulan öfke ve isyan. Demem o ki, bataklık, batının tâ kendisidir. Önce karmaşa için uygun ortam oluştur, şartları hazırla, sonra da müdahale et. Ne güzel.</p>
<p>Müslümanlar olarak en büyük sorunumuz, eksikliğimiz, &#8216;bu bizim iç meselemizdir, kendi aramızda çözeriz&#8217; diyebileceğimiz kurumlardan ve iradeden mahrum bulunmamızdır. Binlerce kilometre öteden gelip &#8216;bizi&#8217; öldürmeleri bu yüzden. Israrla &#8216;İslâm Birliği&#8217; dememizin nedeni de bu. Türkiye, bir şey yapmak istiyorsa eğer, buradan başlamalıdır.</p>
<p>Son bir şey daha: &#8216;Bu topraklar, zulümden kaçan ve emin belde arayan milyonları; renklerine, dillerine, soylarına bakmaksızın bağrına basan, onlara kucak açan yerdir.&#8217; (Ebubekir Kurban, Türkiye Sevgisi İmandandır, sayfa 72) Araplar, Kürtler, Türkmenler, Yezidiler ve niceleri. Mazlumlar, garip düşenler. Hatta çirkin bir oyunun parçası olanlar, kullanılıp atılanlar. Kapımız herkese açıktır ve daima öyle kalmalıdır.</p>
<p>İçimizden bazıları ise &#8216;Mal satacak komşu kalmadı&#8217; diye yakınıyor. Böyle kimselere diyecek bir sözümüz yok.</p>
<p>İbrahim Tenekeci &#8211; Yeni Şafak &#8211; 1.10.2014</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/bati-batakligi/">Batı Bataklığı</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/bati-batakligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
