<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hz.Mehdi | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/hz-mehdi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 12 Nov 2016 15:36:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Hz.Mehdi | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İsa (a.s.)&#8217;ın nüzulü ve Mehdi (a.s.)&#8217;in gelmesi ile ilgili açık ayet var mıdır?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/isa-a-s-in-nuzulu-ve-mehdi-a-s-in-gelmesi-ile-ilgili-acik-ayet-var-midir/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/isa-a-s-in-nuzulu-ve-mehdi-a-s-in-gelmesi-ile-ilgili-acik-ayet-var-midir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2015 23:31:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Nüzul-u İsa/Mehdi/Deccal]]></category>
		<category><![CDATA[İsa (a.s.)'ın nüzulü ve Mehdi (a.s.)'in gelmesi ile ilgili açık ayet var mıdır?]]></category>
		<category><![CDATA[Hz.Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Nüzul-u İsa]]></category>
		<category><![CDATA[Nüzul-u İsa ile İlgili Ayetler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=8709</guid>

					<description><![CDATA[<p>Değerli kardeşimiz; Hz. İsa (as)&#8217;n tekrar dünyaya gönderileceğine dair ayetlerden işaretler vardır; Mehdi hakkında ise hadisler bulunmaktadır. Kur&#8217;an&#8217;dan Deliller I. Delil &#8220;&#8230; sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim&#8230;&#8221; Hz. İsa (as)&#8217;ın ikinci kez yeryüzüne geleceğine dair işaretler taşıyan ayetlerden ilki Al-i İmran Suresi&#8217;nin 55. ayetidir: &#8220;Hani Allah, İsa&#8217;ya demişti ki: &#8216;Ey İsa, doğrusu [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/isa-a-s-in-nuzulu-ve-mehdi-a-s-in-gelmesi-ile-ilgili-acik-ayet-var-midir/">İsa (a.s.)’ın nüzulü ve Mehdi (a.s.)’in gelmesi ile ilgili açık ayet var mıdır?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/07/isik-huzmesi_659501.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-8710" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/07/isik-huzmesi_659501.jpg" alt="sa (a.s.)'ın nüzulü ve Mehdi (a.s.)'in gelmesi ile ilgili açık ayet var mıdır?" width="378" height="378" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/07/isik-huzmesi_659501.jpg 500w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/07/isik-huzmesi_659501-300x300.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/07/isik-huzmesi_659501-100x100.jpg 100w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/07/isik-huzmesi_659501-360x360.jpg 360w" sizes="(max-width: 378px) 100vw, 378px" /></a></div>
<div>Değerli kardeşimiz;</div>
<p>Hz. İsa (as)&#8217;n tekrar dünyaya gönderileceğine dair ayetlerden işaretler vardır; Mehdi hakkında ise hadisler bulunmaktadır.</p>
<p><b>Kur&#8217;an&#8217;dan Deliller</b></p>
<p><b>I. Delil</b></p>
<p><strong>&#8220;&#8230; sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim&#8230;&#8221;</strong></p>
<p>Hz. İsa (as)&#8217;ın ikinci kez yeryüzüne geleceğine dair işaretler taşıyan ayetlerden ilki Al-i İmran Suresi&#8217;nin 55. ayetidir:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Hani Allah, İsa&#8217;ya demişti ki: &#8216;Ey İsa, doğrusu seni Ben vefat ettireceğim ve seni Kendime yükselteceğim, seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim. Sonra dönüşünüz yalnızca Banadır, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyde aranızda Ben hükmedeceğim.&#8217; &#8220;</strong> (Al-i İmran, 3/55)</p></blockquote>
<p>Allah kıyamete kadar inkar edenlere üstün gelen ve Hz. İsa (as)&#8217;ya gerçekten tabi olan bir grubun varlığından söz etmektedir. Hz. İsa (as) hayatta iken ona uyanların sayısı çok azdı. Ve onun Allah katına yükselişinin ardından da hızla dinde dejenerasyon başladı. Sonraki iki yüz yıl boyunca da, Hz. İsa (as)&#8217;ya iman edenler (İseviler) şiddetli baskılara maruz kaldılar. Üstelik İsevilerin hiçbir siyasi gücü de bulunmamaktaydı. Bu durumda geçmişte yaşayan Hristiyanların, inkar edenlere üstün geldiklerini ve bu ayetin onlara baktığını söyleyemeyiz.</p>
<p>Günümüzde ise Hristiyanlığın özünden uzaklaştığını, Hz. İsa (as)&#8217;ın anlattığı hak dinden farklı bir dine dönüştüğünü görürüz. Hristiyanların çoğu arasında Hz. İsa (as)&#8217;ın Allah&#8217;ın oğlu olduğu şeklindeki <em>-Allah&#8217;ı tenzih ederiz-</em> sapkın inanç benimsenmiş ve teslis inancı (üçleme; baba, oğul, kutsal ruh) asırlar önce kabul edilmiştir. Bu durumda, dinin aslından iyice uzaklaşmış olan günümüz Hristiyanlarını da Hz. İsa (as)&#8217;ya uyanlar olarak kabul edemeyiz, çünkü Allah, Kur&#8217;an&#8217;ın birçok ayetinde &#8220;üçleme&#8221;ye inananların inkar içerisinde olduklarını bildirmiştir:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Andolsun, <em>&#8216;Allah üçün üçüncüsüdür.&#8217;</em> diyenler küfre düşmüştür. Oysa tek bir İlah&#8217;tan başka İlah yoktur&#8230;&#8221;</strong>(Maide, 5/73)</p></blockquote>
<p>Bu durumda <strong>&#8220;sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim&#8221;</strong> ifadesi açık bir işaret taşımaktadır. Hz. İsa (as)&#8217;ya uyan ve kıyamete kadar yaşayacak olan bir topluluk olması gerekmektedir. Böyle bir topluluk, kuşkusuz Hz. İsa (as)&#8217;ın yeryüzüne tekrar gelişiyle ortaya çıkacaktır. Ve tekrar dünyaya gelişi sırasında bu kutlu insana tabi olanlar, kıyamete kadar inkar edenlere üstün kılınacaktır.</p>
<p>Ayrıca ayetin sonunda geçen <strong>&#8220;&#8230;Sonra dönüşünüz Banadır&#8230;&#8221;</strong> ifadesi de dikkat çekicidir. Allah Hz. İsa (as)&#8217;ya uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğini haber verdikten sonra Hz. İsa (as) da dahil olmak üzere tümünün kendisine döneceğini bildirmektedir. <strong>&#8220;Allah&#8217;a dönmeleri&#8221;</strong> ölmeleri olarak anlaşılmaktadır. Bu da, Hz. İsa (as)&#8217;ın da kıyamete yakın dönemde yeryüzüne tekrar geldikten sonra ölümünün gerçekleşeceğine bir işaret olabilir.</p>
<p><b>II. Delil</b></p>
<p><strong>&#8220;&#8230; ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur&#8230;&#8221;</strong></p>
<p>Nisa Suresi&#8217;nin 156-158. ayetlerinin arkasından Allah, 159. ayette şöyle buyurmaktadır:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Andolsun, Kitap Ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahit olacaktır.&#8221; </strong>(Nisa, 4/159)</p></blockquote>
<p>Yukarıdaki ayette yer alan <strong>&#8220;ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur&#8221;</strong>ifadesi oldukça dikkat çekicidir. Bu cümlenin Arapça karşılığı şu şekildedir: &#8220;&#8230; ve in min ehlil kitâbi illa leyü’minenne bihi kable mevtihi&#8221;</p>
<p>Burada bazı tefsirciler <strong>&#8220;o&#8221; </strong>zamirinin Hz. İsa (as) yerine Kur&#8217;an&#8217;a baktığını düşünmüşler ve ayete Kitap Ehlinin ölmeden Kur&#8217;an&#8217;a iman edeceği şeklinde bir yorumda bulunmuşlardır. Oysa bu ayet öncesindeki iki ayette de <strong>&#8220;o&#8221;</strong> zamiri tartışmasız bir biçimde Hz. İsa (as) için kullanılmıştır:</p>
<p>Nisa Suresi, 157. ayet:</p>
<blockquote><p><strong>Ve: &#8220;Biz, Allah&#8217;ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa&#8217;yı gerçekten öldürdük.&#8221; demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler.&#8221;</strong></p></blockquote>
<p>Nisa Suresi, 158. ayet:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Hayır; Allah onu Kendine yükseltti. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.&#8221;</strong></p></blockquote>
<p>Bu ayetlerin hemen arkasından gelen ayette kullanılan &#8220;o&#8221; zamirinin Hz. İsa (as)&#8217;dan başka bir varlığı kastettiğinin hiçbir delili yoktur.</p>
<p>Nisa Suresi, 159. ayet:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Andolsun, Kitap Ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahit olacaktır.&#8221;</strong></p></blockquote>
<p>Diğer taraftan ayetin ikinci cümlesinde yer alan <strong>&#8220;Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahit olacaktır&#8221; </strong>ifadesi de oldukça önemlidir. Kur&#8217;an&#8217;da kıyamet günü insanın dilinin, ellerinin ve ayaklarının (Nur Suresi, 24; Yasin Suresi, 65), işitme, görme duyularının ve derilerinin (Fussilet Suresi, 20-23) kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri bildirilmektedir. Kur&#8217;an&#8217;ın şahitliği ile ilgili ise hiçbir ayet yoktur. İlk cümlenin -cümle yapısı olarak veya ayetlerin ardarda gelişi açısından herhangi bir delil bulunmamasına rağmen- &#8220;Kur&#8217;an&#8221;ı ifade ettiği kabul edilirse, ikinci cümlede yer alan &#8220;o&#8221; zamirinin de Kur&#8217;an&#8217;a işaret ettiği iddia edilmiş olur. Oysa Allah Kur&#8217;an&#8217;da bizlere bu konuyla ilgili herhangi bir bilgi vermemiştir. (En doğrusunu Allah bilir)</p>
<p>Kur&#8217;an ayetlerine baktığımızda aynı zamirin, Kur&#8217;an&#8217;a işaret ettiği durumlarda, (Tarık Suresi, 13; Tekvir Suresi, 19; Neml Suresi, 77 ve Şuara Suresi, 192-196&#8217;da olduğu gibi) ayetin öncesinde ya da sonrasında mutlaka Kur&#8217;an&#8217;dan bahsedildiğini görürüz. Ayetin öncesinde, sonrasında veya ayetin içinde Kur&#8217;an&#8217;dan bahsedilmiyorsa, bu ayetin Kur&#8217;an&#8217;ı tarif ettiğini söylemek yanlış olabilir. Ayet çok açık bir biçimde Hz. İsa (as)&#8217;ya inanılmasından ve onun inananlara şahit olmasından bahsetmektedir.</p>
<p>Ayetin manası hakkında belirteceğimiz ikinci nokta ise <strong>&#8220;ölümünden önce&#8221;</strong>ifadesinin yorumu ile ilgilidir. Bazıları bu ifadenin <em>&#8220;Kitap Ehlinin kendi ölümlerinden önce&#8221;</em> inanması anlamında olduğunu düşünmektedirler. Bu yoruma göre Kitap Ehlinden olan her kişi kendisine ölüm gelmeden Hz. İsa (as)&#8217;ya mutlaka iman edecektir. Oysa Hz. İsa (as) döneminde <strong>&#8220;Kitap Ehli&#8221;</strong>tanımlamasına dahil olan Yahudiler ona iman etmemekle kalmamış, onu öldürmek için tuzak kurmuşlardır. Daha sonra da onu öldü sanıp inkarlarını sürdürmüşlerdir. Aynı durum bugünkü Yahudiler için de geçerlidir, çünkü onlar Hz. İsa (as)&#8217;yı peygamber olarak kabul etmemektedirler. Bugüne kadar Hz. İsa (as)&#8217;ya iman etmemiş milyonlarca Ehli Kitap Yahudi yaşamış ve Hz. İsa (as)&#8217;ya iman etmeden ölmüştür. Dolayısıyla ayette söz konusu olan Kitap Ehlinin değil, Hz. İsa (as)&#8217;ın ölümüdür. Sonuç olarak, ayetlerin bizlere gösterdiği gerçek ise şudur: <em><strong>&#8220;Hz. İsa (as) ölmeden önce tüm Ehli Kitap ona iman edecektir.&#8221;</strong></em></p>
<p>Ayet gerçek manasıyla ele alındığında ise çok açık gerçeklerle karşılaşırız.<strong>Birincisi,</strong> ayette gelecekten bahsedildiği açıktır, çünkü Hz. İsa (as)&#8217;ın ölümü söz konusudur. Oysa o ölmemiş Allah katına yükselmiştir. Hz. İsa (as) dünyaya yeniden gelecek ve her insan gibi yaşayıp ölecektir. <strong>İkincisi, </strong>Hz. İsa (as)&#8217;ya tüm Ehli Kitabın iman etmesi söz konusudur. Bu da kesin olarak gerçekleşeceği bildirilen bir olaydır. Dolayısıyla buradaki <strong>&#8220;ölümünden önce&#8221;</strong> ifadesinin işaret ettiği kişi Hz. İsa (as)&#8217;dır. Kitap Ehli onu görüp bilecek, ona Müslüman olarak itaat edecek ve Hz. İsa (as) da onların durumlarıyla ilgili ahirette şahitlik edecektir. (En doğrusunu Allah bilir.)</p>
<p><b>III. Delil</b></p>
<p><strong>&#8220;Şüphesiz o, kıyamet-saati için bir ilimdir&#8230;&#8221;</strong></p>
<p>Hz. İsa (as)&#8217;ın yeniden yeryüzüne döneceği ile ilgili bir başka ayet de Zuhruf Suresi&#8217;nin 61. ayetidir. Bu surenin 57. ayetinden itibaren Hz. İsa (as)&#8217;dan bahsedilir:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Meryem oğlu (İsa) bir örnek olarak verilince, senin kavmin hemen ondan (keyifle söz edip) kahkahalarla gülüyorlar. Dediler ki: <em>&#8216;Bizim ilahlarımız mı daha hayırlı, yoksa o mu?&#8217;</em> Onu yalnızca bir tartışma konusu olsun diye (örnek) verdiler. Hayır, onlar &#8216;tartışmacı ve düşman&#8217; bir kavimdir. O, yalnızca bir kuldur; kendisine nimet verdik ve onu İsrailoğullarına bir örnek kıldık. Eğer Biz dilemiş olsaydık, elbette sizden melekler kılardık; yeryüzünde (size) halef (yerinize geçenler) olurlardı.&#8221;</strong> (Zuhruf, 43/57-60)</p></blockquote>
<p>Bu ayetlerin hemen arkasından gelen 61. ayette Hz. İsa (as)&#8217;ın kıyamet saati için bir ilim olduğu belirtilmektedir:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Şüphesiz o, kıyamet-saati için bir ilimdir. Öyleyse ondan yana hiçbir kuşkuya kapılmayın ve Bana uyun. Dosdoğru yol budur.&#8221; </strong>(Zuhruf, 43/61)</p></blockquote>
<p>Bu ayetin Hz. İsa (as)&#8217;ın ahir zamanda yeryüzüne dönüşüne açık bir işaret taşıdığını söyleyebiliriz. Çünkü Hz. İsa (as), Kur&#8217;an&#8217;ın indirilişinden yaklaşık altı asır önce yaşamıştır. Dolayısıyla bu ilk hayatını<strong> &#8220;kıyamet saati için bir bilgi&#8221;</strong>yani bir kıyamet alameti olarak anlayamayız. Ayetin işaret ettiği anlam, Hz. İsa (as)&#8217;ın, ahir zamanda, yani kıyametten önceki son zaman diliminde yeniden yeryüzüne döneceği ve bunun da bir kıyamet alameti olacağıdır. (En doğrusunu Allah bilir.)</p>
<p>Bu ayette geçen <strong>&#8220;O, kıyamet saati için bir ilimdir&#8221;</strong> ifadesinin Arapça karşılığı şu şekildedir: &#8220;İnnehu le ilmun lissâati.&#8221; Bu ifadede yer alan <strong>&#8220;hu&#8221;</strong> zamirinin &#8220;Kur&#8217;an&#8221;a işaret ettiğini söyleyenler vardır. Ancak yukarıda da belirtildiği gibi Kur&#8217;an için &#8220;hu&#8221; yani &#8220;o&#8221; zamiri kullanıldığında mutlaka ayetin öncesinde veya sonrasında veya ayetin içinde Kur&#8217;an&#8217;ı anlatan başka ifadeler de bulunmaktadır. Başka bir konu içinde &#8220;hu&#8221; zamiri ile Kur&#8217;an&#8217;dan bahsedilmez. Ayrıca bu ayetin öncesindeki ayete bakıldığında, orada da açıkça Hz. İsa (as) kastedilerek o zamiri kullanıldığı görülecektir:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;O, yalnızca bir kuldur; kendisine nimet verdik ve onu İsrailoğullarına bir örnek kıldık.&#8221;</strong> (Zuhruf, 43/59)</p></blockquote>
<p>Bu zamirin Kur&#8217;an&#8217;a işaret ettiğini söyleyenler ise ayetin devamında geçen<strong>&#8220;Ondan kuşkulanmayın, bana uyun&#8221; </strong>ifadesini delil olarak gösterirler. Ancak bu ifadenin öncesindeki ayetler tamamen Hz. İsa (as)&#8217;dan bahsetmektedir. Bu nedenle <strong>&#8220;hu&#8221;</strong> zamirinin bir önceki ayetlerle ilgili olması ve Hz. İsa (as)&#8217;yı anlatması daha uygundur. Nitekim büyük İslam alimleri de bu zamiri gerek ayetlere gerekse sahih hadislere dayanarak Hz. İsa (as) olarak açıklamaktadırlar. Elmalılı Hamdi Yazır&#8217;ın tefsirinde bu konu şu şekilde açıklanmaktadır:</p>
<blockquote><p><em><strong>&#8220;Muhakkak ki o saat için bir ilimdir </strong>de -saatin geleceğini ölülerin dirilip, kıyam edeceğini bildiren bir delil ve alamettir. Çünkü İsa gerek zuhuru ve gerek emvati ihya (ölüleri diriltme) mucizesi ve gerek emvatın kıyamını (ölülerin kalkışını) haber vermesi itibarıyla kıyametin vaki olacağına bir delil olduğu gibi hadiste varid olduğuna göre eşratı saattendir (kıyamet alametidir).&#8221;</em>2</p></blockquote>
<p><b>IV. Delil</b></p>
<p><strong>&#8220;&#8230; Ona Kitab&#8217;ı, hikmeti, Tevrat&#8217;ı ve İncil&#8217;i öğretecek&#8230;&#8221;</strong></p>
<p>Hz. İsa (as)&#8217;ın ikinci gelişine işaret eden başka ayetler de şöyledir:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Hani Melekler, dediler ki: &#8220;Meryem, doğrusu Allah Kendinden bir kelimeyi sana müjdelemektedir. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih&#8217;tir. O, dünyada ve ahirette &#8216;seçkin, onurlu, saygındır&#8217; ve (Allah&#8217;a) yakın kılınanlardandır. Beşikte de, yetişkinliğinde de insanlarla konuşacaktır. Ve O salihlerdendir. <em>&#8220;Rabbim, bana bir beşer dokunmamışken, nasıl bir çocuğum olabilir?&#8221;</em>dedi. (Fakat) Allah neyi dilerse yaratır. Bir işin olmasına karar verirse, yalnızca ona<em> &#8220;ol&#8221; </em>der, o da hemen oluverir. Ona Kitab&#8217;ı, hikmeti, Tevrat&#8217;ı ve İncil&#8217;i öğretecek.&#8221;</strong> (Al-i İmran, 3/45-48)</p></blockquote>
<p>Ayette, Allah&#8217;ın Hz. İsa (as)&#8217;ya, Tevrat&#8217;ı, İncil&#8217;i ve bir de &#8220;Kitab&#8217;ı&#8221; öğreteceği haber verilmektedir. Bu kitabın hangi kitap olduğu kuşkusuz önemlidir. Aynı ifade Maide Suresi&#8217;nin 110. ayetinde de yer almaktadır:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Allah şöyle diyecek: &#8220;Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu&#8217;l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Sana Kitab&#8217;ı, hikmeti, Tevrat&#8217;ı ve İncil&#8217;i öğrettim&#8230;&#8221;</strong> (Maide, 5/110)</p></blockquote>
<p>Her iki ayette de geçen <strong>&#8220;Kitap&#8221;</strong> ifadesini incelediğimizde, bunun Kur&#8217;an&#8217;a işaret ettiğini görürüz. Ayetlerde Tevrat ve İncil dışında gönderilen son hak kitabın Kur&#8217;an olduğu bildirilmektedir. (Hz. Davud&#8217;a verilen Zebur da Eski Ahit&#8217;in içindedir) Bunun yanında, Kur&#8217;an&#8217;ın başka ayetlerinde, &#8220;Kitap&#8221; kelimesi, İncil ve Tevrat&#8217;ın yanında Kur&#8217;an&#8217;ı ifade etmek için kullanılmıştır:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Allah&#8230; O&#8217;ndan başka İlah yoktur. Diridir, kaimdir. O, sana Kitab&#8217;ı Hak ve kendinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, Tevrat ve İncil&#8217;i de indirmişti.&#8221;</strong> (Al-i İmran, 3/2-3)</p></blockquote>
<p>Kitap kelimesinin Kur&#8217;an&#8217;a işaret ettiği başka ayetler de şu şekildedir:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Allah Katından yanlarında olan (Tevrat)ı doğrulayan bir Kitap geldiği zaman, -ki bundan önce inkar edenlere karşı fetih istiyorlardı- işte bilip-tanıdıkları gelince, onu inkar ettiler. Artık Allah&#8217;ın laneti kafirlerin üzerinedir.&#8221;</strong> (Bakara, 2/89)</p></blockquote>
<blockquote><p><strong>&#8220;Öyle ki size, kendinizden, size ayetlerimizi okuyacak, sizi arındıracak, size Kitap ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek bir elçi gönderdik.&#8221;</strong> (Bakara, 2/151)</p></blockquote>
<p>Bu durumda, Hz. İsa (as)&#8217;ya öğretilecek olan üçüncü &#8220;Kitab&#8221;ın Kur&#8217;an olduğunu ve bunun da ancak Hz. İsa (as)&#8217;ın ahir zamanda dünyaya dönüşünde mümkün olabileceğini düşünebiliriz. Çünkü Hz. İsa (as) Kur&#8217;an&#8217;ın indirilmesinden yaklaşık ALTI YÜZ sene önce yaşamıştı. Biraz sonra detaylı olarak göreceğimiz gibi, Peygamber Efendimiz (asm)&#8217;in hadislerinde Hz. İsa (as)&#8217;ın dünyaya ikinci kez gelişinde İncil ile değil Kur&#8217;an&#8217;la hükmedeceği bildirilmektedir. Bu da ayetteki manaya tam olarak uygun düşmektedir. (Şüphesiz en doğrusunu Allah bilir.)</p>
<p><b>V. Delil</b></p>
<p><strong>&#8220;Şüphesiz, Allah Katında İsa&#8217;nın durumu, Adem&#8217;in durumu gibidir&#8230;&#8221;</strong></p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Şüphesiz, Allah Katında İsa&#8217;nın durumu, Adem&#8217;in durumu gibidir&#8230;&#8221; </strong>(Al-i İmran, 3/59)</p></blockquote>
<p>ayeti de Hz. İsa (as)&#8217;ın dönüşüne işaret ediyor olabilir. Tefsir alimleri genellikle bu ayetin her iki peygamberin de babasız olma özelliğine, Hz. Adem (asm)&#8217;in Allah&#8217;ın<strong>&#8220;Ol&#8221;</strong> emriyle topraktan yaratılması ile Hz. İsa (as)&#8217;ın yine <strong>&#8220;Ol&#8221;</strong> emriyle babasız doğmasına işaret ettiğine dikkat çekmişlerdir. Ancak ayetin ikinci bir işareti daha olabilir. Hz. Adem (as) cennetten nasıl yeryüzüne indirildiyse, Hz. İsa (as) da ahir zamanda Allah&#8217;ın katından yeryüzüne indirilecek olabilir. (En doğrusunu Allah bilir.)</p>
<p><b>VI. Delil</b></p>
<p><strong>&#8220;&#8230;doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım gün&#8230;&#8221;</strong></p>
<p>Kur&#8217;an&#8217;da Hz. İsa (as)&#8217;ın ölümünü ifade eden bir diğer ayet ise Meryem Suresi&#8217;nde şöyle haber verilmektedir:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Selam üzerimedir; doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım gün de.&#8221;</strong> (Meryem, 19/33)</p></blockquote>
<p>Bu ayet Al-i İmran Suresi&#8217;nin 55. ayetiyle birlikte incelendiğinde çok önemli bir gerçeğe işaret etmektedir. Al-i İmran Suresi&#8217;ndeki ayette Hz. İsa (as)&#8217;ın Allah Katına yükseltildiği ifade edilmektedir. Bu ayette ölme ya da öldürülme ile ilgili bir bilgi verilmemektedir. Ancak Meryem Suresi&#8217;nin 33. ayetinde Hz. İsa (as)&#8217;ın öleceği günden bahsedilmektedir. Bu ikinci ölüm ise ancak Hz. İsa (as)&#8217;ın ikinci kez dünyaya gelişi ve bir süre yaşadıktan sonra vefat etmesiyle mümkün olabilir. (En doğrusunu Allah bilir)</p>
<p><b>VII. Delil</b></p>
<p><strong>&#8220;&#8230; beşikte iken de, yetişkin (kehlen) iken de insanlarla konuşuyordun&#8230;&#8221;</strong></p>
<p>Hz. İsa (as)&#8217;ın tekrar dünyaya geleceği ile ilgili bir başka delil ise Maide Suresi&#8217;nin 110. ayetinde ve Al-i İmran Suresi&#8217;nin 46. ayetinde geçen <strong>&#8220;kehlen&#8221;</strong> kelimesidir. Ayetlerde şu şekilde buyurulmaktadır:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Allah şöyle diyecek: &#8220;Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu&#8217;l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de, yetişkin (kehlen) iken de insanlarla konuşuyordun…&#8221;</strong> (Maide, 5/110)</p>
<p><strong>&#8220;Beşikte de, yetişkinliğinde (kehlen) de insanlarla konuşacaktır. Ve O salihlerdendir.&#8221;</strong> (Al-i İmran, 3/46)</p></blockquote>
<p>Bu kelime Kur&#8217;an&#8217;da sadece yukarıdaki iki ayette ve sadece Hz. İsa (as) için kullanılmaktadır. Hz. İsa (as)&#8217;ın yetişkin halini ifade etmek için kullanılan<strong>&#8220;kehlen&#8221;</strong> kelimesinin anlamı <em>&#8220;otuz ile elli yaşları arasında, gençlik devresini bitirip ihtiyarlığa ayak basan, yaşı kemale ermiş kimse&#8221;</em> şeklindedir. Bu kelime İslam alimleri arasında ittifakla<em> &#8220;otuz beş yaş sonrası döneme işaret ediyor&#8221;</em>şeklinde çevrilmektedir.</p>
<p>Hz. İsa (as)&#8217;ın genç bir yaş olan otuz yaşının başlarında Allah Katına yükseldiğini, yeryüzüne indikten sonra kırk yıl kalacağını ifade eden ve İbni Abbas&#8217;tan rivayet edilen hadise dayanan İslam alimleri, Hz. İsa (as)&#8217;ın yaşlılık döneminin, tekrar dünyaya gelişinden sonra olacağını, dolayısıyla bu ayetin, Hz. İsa (as)&#8217;ın nüzulüne dair bir delil olduğunu söylemektedirler.3 (En doğrusunu Allah bilir)</p>
<p>İslam alimlerinin bu yorumunun isabetli olduğu, söz konusu ayetler dikkatle incelendiğinde kolaylıkla anlaşılmaktadır. Kur&#8217;an ayetlerine bakıldığında bu ifadenin, yalnızca Hz. İsa (as) için kullanıldığını görürüz. Tüm peygamberler insanlarla konuşup, onları dine davet etmişlerdir. Hepsi de yetişkin yaşlarında tebliğ görevini yerine getirmişlerdir. Ancak Kur&#8217;an&#8217;da hiçbir peygamber için bu şekilde bir ifade kullanılmamaktadır. Bu ifade sadece Hz. İsa (as) için ve mucizevi bir durumu ifade etmek amacıyla kullanılmıştır. Çünkü ayetlerde birbiri ardından gelen <strong>&#8220;beşikte&#8221; </strong>ve <strong>&#8220;yetişkin iken&#8221;</strong> kelimeleri iki büyük mucizevi zamana dikkat çekmektedirler.</p>
<p>Nitekim <strong>İmam Taberi, </strong>Tefsir’inde bu ayetlerde geçen ifadeleri şu şekilde açıklamaktadır:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Bu ifadeler (Maide Suresi, 110), Hz. İsa (as)&#8217;ın ömrünü tamamlayıp yaşlılık döneminde insanlarla konuşabilmesi için gökten ineceğine işaret etmektedir. Çünkü o, genç yaştayken göğe kaldırılmıştı… Bu ayette (Al-i İmran Suresi, 46), Hz. İsa (as)&#8217;ın hayatta olduğuna delil vardır ve ehl-i sünnet de bu görüştedir. Çünkü ayette, onun yaşlandığı zamanda da insanlarla konuşacağı ifade edilmektedir. Yaşlanması da ancak, semadan yeryüzüne ineceği zamanda olacaktır.&#8221;</em>4</p></blockquote>
<p><strong>&#8220;Kehlen&#8221; </strong>kelimesinin açıklamaları da, Kur&#8217;an&#8217;da yer alan diğer bilgiler gibi, Hz. İsa (as)&#8217;ın tekrar yeryüzüne gelişine işaret etmektedir. (En doğrusunu Allah bilir)</p>
<p>Tüm bu anlatılanlar Hz. İsa (as)&#8217;ın ahir zaman adı verilen dönemde yeryüzüne tekrar geleceğini ve insanları hak din olan İslam&#8217;a yönelteceğini ortaya koymaktadır. Kuşkusuz bu, Allah&#8217;ın iman edenlere büyük bir müjdesi, rahmeti ve nimetidir. İman edenlerin sorumluluğu ise, Hz. İsa (as)&#8217;yı en güzel şekilde savunup desteklemek ve onun insanları çağırdığı Kur&#8217;an ahlakını en doğru şekilde yaşamaktır.</p>
<p><b>Hadislerden Deliller</b></p>
<p>Hadis-i şeriflerde, Hz. İsa (as)&#8217;ın yeryüzüne dönüşü, dönmeden önce ve döndükten sonra gerçekleşecek çeşitli hadiseler hakkında Peygamber Efendimiz (asm) çok önemli bilgiler vermiştir. Peygamberimiz (asm)&#8217;in gelecek hakkında verdiği bilgiler &#8220;gayb&#8221; haberlerindendir. Allah ayetlerde dilediği elçilerine gayb bilgilerini vereceğini bildirmiştir:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;O, gaybı bilendir. Kendi gaybını (görülmez bilgi hazinesini) kimseye açık tutmaz (ona muttali kılmaz.) Ancak elçileri (peygamberleri) içinde razı olduğu (seçtikleri kimseler) başka. Çünkü O, bunun önüne ve arkasına izleyici (gözetleyici)ler dizer.&#8221;</strong> (Cin, 72/26-27)</p></blockquote>
<p>Rabbimiz Fetih Suresi&#8217;nde de Peygamberimiz Hz. Muhammed (asm)&#8217;e rüyalar aracılığı ile bilgi verdiğini haber vermiştir:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Andolsun Allah, elçisinin gördüğü rüyanın hak olduğunu doğruladı. Eğer Allah dilerse, mutlaka siz Mescid-i Haram&#8217;a güven içinde, saçlarınızı tıraş etmiş, (kiminiz de) kısaltmış olarak (ve) korkusuzca gireceksiniz. Fakat Allah, sizin bilmediğinizi bildi, böylece bundan önce size yakın bir fetih (nasib) kıldı.&#8221;</strong> (Fetih, 48/27)</p></blockquote>
<p>Ayette görüldüğü gibi, Rabbimiz, Peygamberimiz (asm)&#8217;e çeşitli gayb haberleri vermiştir. Bu haberler, Peygamberimiz (asm)&#8217;e ve onunla birlikte olan salih müminlere Allah&#8217;ın büyük bir desteğidir, yardımıdır.</p>
<p>Peygamberimiz (asm), Allah&#8217;ın bildirmesiyle, kıyamet alametleri ile ilgili de birçok haber vermiştir. Hz. İsa (as)&#8217;ın ahir zamanda yeryüzüne ikinci kez gelişi Peygamber Efendimiz (asm)&#8217;in gelecekle ilgili verdiği haberler arasında önemli bir yere sahiptir. Ahir zamanla ilgili rivayetler sahih hadis kaynağı olan Kütüb-ü Sitte&#8217;nin tamamına ve ardından İmam Malik&#8217;in Muvattası, İbn Huzeyme ile İbn Hibban&#8217;ın Sahih&#8217;leri, İbn Hanbel ve Tayalisi&#8217;nin Müsnedleri gibi en muteber hadis kaynaklarına girmiştir. Bu kaynaklardan öğrendiğimize göre Peygamberimiz (asm), Hz. İsa (as) ile ilgili çok özel açıklamalarda bulunmuştur. Hz. İsa (as)&#8217;ın ikinci gelişi konusu, &#8220;tevatür&#8221; (kuvvetli haber) derecesinde bilinen bir konu olarak hadis ilmi içinde yerini almıştır.</p>
<p>Peygamberimiz Hz. Muhammed (asm) hadislerinde, ahir zamanda din ahlakının tüm dünya üzerinde hakim olacağını, yeryüzüne barış, adalet ve refahın hakim olacağını bildirmektedir. Peygamberimiz (asm) bu hakimiyeti Hristiyan dünyası ile İslam dünyasını birleştirecek olan Hz. İsa (as)&#8217;ın gerçekleştireceğini bizlere müjdelemektedir. Günümüzde yeryüzünde mevcut bulunan din karşıtı felsefelerin uygulamaları sonucu toplumların içine sürüklendiği durum ortadadır. Ahlaksızlık, uyuşturucu, terör, kıtlık ve diğer birçok sorun Hristiyan ve İslam dünyasının bunlarla fikri olarak mücadele için birleşmesini gerektirmektedir. Dünyanın şu anki sosyal yapısı Hristiyan ve İslam ittifakını adeta zorunlu hale getirmiştir. Hristiyanlığın dünya üzerindeki gelişmiş ülkelerde, liderler seviyesindeki etkisi de göz önünde bulundurulursa önümüzdeki yıllarda oluşabilecek bir İslam-Hristiyan ittifakının ne derece etkili olabileceği açıkça görülmektedir.</p>
<p><b>Hz. İsa (as) Hakkındaki Hadisler Tevatür Derecesindedir</b></p>
<p>Hz. İsa (as)&#8217;ın gelişi konusunda nakledilen hadisler tevatür derecesindedir. Birçok araştırmacı da alimlerimizin görüşlerinin bu yönde olduğunu aktarmaktadır. Tevatürün tanımı Büyük Lügat&#8217;ta şöyle yapılmaktadır:</p>
<p><strong>Tevatür:</strong> Kuvvetli haber, içinde yalan ihtimali olmayan ve bir cemaate dayanan kuvvetli haber.5</p>
<p>İslam alimi <strong>Seyyid Şerif Cürcani,</strong> <strong>tevatür </strong>hadis kavramını şöyle açıklamaktadır:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Haber-i mütevatir, ravileri çoklukta o dereceye ulaşan bir haberdir ki, adete göre, o kadar çok rivayetçinin yalan üzerine birleşmeleri imkansız olur. Bu durumda rivayet edilen haber hakkında lafız ve mana tutuyorsa buna,<strong> &#8220;mütevatir-i lafzi&#8221;</strong>denir. Eğer hepsinin arasında müşterek manada ittifak olmakla beraber lafızlar (sözler) arasında ihtilaf bulunuyorsa buna,<strong>&#8220;mütevatir-i manevi&#8221; </strong>denir.&#8221;</em>6</p></blockquote>
<p>Hz. İsa (as)&#8217;ın gelişinin tevatür derecesinde hadislerle bildirildiğine dair özel olarak bir eser kaleme alan büyük hadis alimi Şeyh Muhammed Enver el Keşmiri &#8220;Et Tasrih bi-ma tevatera fi nuzuli&#8217;l Mesih&#8221; isimli çalışmasında yetmiş beş tane hadise ve yirmi beş tane sahabeye ve sahabeleri görenlere ait esere yer vermiştir.</p>
<p><em>Hz. İsa (as)&#8217;ın tekrar geleceğini nakleden alimlerin başında <strong>İmam-ı Azam Ebu Hanife </strong>gelmektedir.</em> Ebu Hanife, Fıkh-ı Ekber adlı eserinin son bölümünde şunları bildirmektedir:</p>
<blockquote><p>
<em>&#8220;Deccal&#8217;in, Ye&#8217;cüc ve Me&#8217;cücün çıkması, Güneş&#8217;in batıdan doğması, İsa (as)&#8217;ın gökten inmesi ve diğer kıyamet alametleri, sahih haberlerde varid olduğu vech ile, haktır, olacaktır.&#8221;</em>7</p></blockquote>
<p>Hz. İsa (as)&#8217;ın yeryüzüne tekrar gelişi konusu kıyametin on büyük alametinden biridir ve birçok İslam alimi eserlerinde bu konuyu detaylı olarak ele almışlardır. Bu konudaki izahlar topluca değerlendirildiğinde Hz. İsa (as)&#8217;ın ikinci gelişi hakkında İslam alimleri arasında bir söz birliği olduğu açıkça görülür. Örneğin Es Seffarini, Levami adlı eserinde, İslam alimlerinin bu konuda ittifak halinde olduklarını şöyle ifade eder:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Bütün ümmet, Meryem oğlu İsa&#8217;nın ineceği hususunda ittifak etmiştir. Şeriat ehlinden hiç kimse bu hususta muhalif olmamıştır.&#8221;</em>8</p></blockquote>
<p>Büyük İslam alimi Seyyid Alusi de, Ruhu&#8217;l Meani tefsirinde, -diğer İslam alimlerinin görüşlerinden örnekler vererek- Hz. İsa (as)&#8217;ın inişi konusunda cemaatin söz birliği yaptığını, bu konuda haberlerin manevi tevatür derecesine ulaşacak kadar meşhur olduğunu, Hz. İsa (as)&#8217;ın gelişine imanın vacip olduğunu açıklamıştır.9</p>
<p><strong>İmam Kevseri </strong>de Hz. İsa (as)&#8217;ın inişi ile ilgili görüşlerini şu şekilde bildirmiştir:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Hz. İsa (as)&#8217;ın inişiyle ilgili hadis-i şerfilerdeki tevatür,<strong>&#8220;tevatür-i manevidir.&#8221; </strong>Sahih (sağlam) ve hasen (güzel) hadis-i şerifin her biri, farklı manalara delalet etmekle birlikte hepsi de Hz. İsa (as)&#8217;ın ineceği hususunda söz birliği içindedirler ki, bu, hadis ilminin kokusunu koklayan bir kimse için inkarı mümkün olmayan bir gerçektir… Mehdi ile Deccal&#8217;in çıkacağı ve Hz. İsa (as)&#8217;ın ineceği hususundaki hadis-i şeriflerin tevatür derecelerine ulaşmış olmaları, hadis ilmi ehlince asla şüphe edilecek bir husus değildir. İlm-i kelam ehlinden (inanç ilmiyle uğraşanlardan) bazısının kıyamet alametleriyle ilgili hadislere inanmanın vacip olduğunu kabul etmeleriyle beraber, bu hadislerden bir kısmının mütevatir olup olmadığı hususundaki şüpheleri ise, hadis ilmiyle ilgili bilgilerinin azlığından kaynaklanmaktadır.&#8221;</em>10</p></blockquote>
<p>Alim <strong>İbn-i Kesir</strong> ise, konuyla ilgili ayetlerin tefsirini yaptıktan ve ilgili hadisleri açıkladıktan sonra düşüncesini şöyle ifade etmektedir:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;İşte bunlar Resulullah (asm)&#8217;den mütevatir olarak rivayet edilmiştir ve bu hadis-i şeriflerde, Hz. İsa (as)&#8217;ın nasıl ve nereye ineceği hususu açıklanmıştır… Hz. İsa (as)&#8217;ın cesed-i şerifiyle dünyaya ineceği hakkında zikredilen sahih ve mütevatir hadis-i şerifler, tevile (başka şekilde yorumlanmaya) elverişli değildir. Dolayısıyla, zerre kadar imanı ve insafı olan herkesin, Hz. İsa (as)&#8217;ın yeryüzüne ineceğine inanması gerekmektedir ki, bunu ancak şeriata zıt, Allah&#8217;ın Kitabına, Resulü&#8217;nün sünnetine ve Ehl-i sünnetin ittifakına muhalif olan kimseler inkar edebilir.&#8221;</em>11</p></blockquote>
<p>Hadislerin tevatür olduğu konusunda yapılan bir diğer açıklama da şöyledir:<strong>Şevkani</strong> de İsa (as)&#8217;ın ineceğine dair hadislerin sayısının yirmi dokuza ulaştığını söyleyerek, bunları bir bir nakletmiş ve sonunda:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Bizim naklettiğimiz hadisler görüldüğü gibi tevatür sınırına ulaştı. Bu beyanımızla şu sonuca varılıyor ki, beklenen Mehdi hakkındaki hadisler, Deccal hakkında hadisler ve İsa (as)&#8217;ın inmesine dair hadisler mütevatirdir.&#8221; </em>demiştir.12</p></blockquote>
<p>Tirmizi, Ebu Davud, Bezzaz, İbni Mace, Hakim, Tabarani ve Ebu Ya&#8217;la Musuli bu konu hakkında çeşitli sahabelerden rivayetler nakletmişler; Ali, İbni Abbas, İbni Ömer, Talha, İbni Mes&#8217;ut Ebu Hureyre, Enes, Ebu Sa&#8217;id Hudri, Ümmi Habibe, Ümmi Seleme, Sevban, Kurre bin İyas, Ali Hilali ve Abdullah bin Haris bin Cüz&#8217;e birtakım senetlerle isnad etmişlerdir.13 Bunların yanı sıra İbn-i Hacer-i Haysemi &#8220;es-Sevaik-ul Muhrika&#8221; kitabında, Şeblenci &#8220;Nur-ul Ebsar&#8221; kitabında, İbn-i Sabbağ &#8220;el-Fusul-ul Muhimme&#8221;, Muhammed es-Sabban &#8220;İs&#8217;af-ür Rağibin&#8221;, Genci-i Şafiî &#8220;el-Beyan&#8221; kitabında, Şeyh Mansur &#8220;Ali Ğayet-ul Me&#8217;mul&#8221; kitabında, Suveydi &#8220;Sebaik-uz Zeheb&#8221; adlı kitapta Hz. İsa (as)&#8217;ın gelişiyle ilgili hadislerin mütevatir olduğunu yazmışlardır.</p>
<p>Bu hadisleri Ehl-i sünnet muhaddis ve alimleri kendi kitaplarında yazmışlardır. Örneğin: Ebu Davud, Ahmed, Tirmizi, İbn-i Mace, Hakim, Nesai, Taberani, Ravyani, Ebu Nuaym-i İsfahanî, Deylemi, Beyhaki, Sa&#8217;lebi, Hameveyni, Menavi, İbn-i Meğazili, İbn-i Cevzi, Muhammed-us Sabban, Maverdi, Genci-i Şafii, Sem&#8217;âni, Harezmi, Şa&#8217;rani, Darakutni, İbn-i Sebbağ-i Maliki, Şeblenci, Muhibbuddin Taberi, İbn-i Hacer-i Haysemi, Şeyh Mansur Ali Nasıf, Muhammed b. Talha, Celaleddin Suyuti, Şeyh Süleyman-i Hanefi, Kurtubi, Bağavi ve diğer alimler bu konuya eserlerinde yer vermişlerdir.</p>
<p>Şeyh Abdülfettah Ebu Gudde de, Hz. İsa (as)&#8217;ın yeryüzüne inip Deccal&#8217;i öldüreceğine dair rivayetlerin tevatür derecesini bulduğunu belirtir.14 Hadis alimi Kettani&#8217;nin de Nazmü&#8217;l-Mütenasır isimli eserinde15 <em>&#8220;Hz. İsa (as)&#8217;ın inişinin kitap, sünnet ve icma-ı ümmet ile sabit olduğunu, bu husustaki hadislerin, ayrıca Deccal ve Mehdi hakkındaki hadislerin de mütevatir olduğunu&#8221;</em> savunduğu görülür. Tefsir alimi İbn-ü Atiyye el Gırnadi el Endülüsi&#8217;nin El Bahru&#8217;l Muhit adlı tefsirinde, <em>&#8220;Hz. İsa (as)&#8217;ın diri olduğu, ahir zamanda ineceği hususunda ümmetin ortak görüşünün bulunduğu ve bu konudaki hadislerin mütevatir olduğu&#8221; </em>ifade edilir.</p>
<p>Konu hakkında eserleri bulunan yazarların nakillerinden de anlaşılmaktadır ki hadis kaynakları çok zengindir. Dahası, Hz. İsa (as)&#8217;ın gelişinin ahir zamanda gerçekleşecek olan kıyamet alametlerinden olduğunu bildiren hadisler de Buhari, Müslim gibi ana hadis kaynaklarında yer almaktadır. Bu hadislerden bazıları şöyledir:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Sizler on alameti görmedikçe hiçbir zaman Kıyamet kopmaz&#8230; Biri de İsa (as)&#8217;ın inmesi&#8230;&#8221;</strong> (Müslim, Kitabü-l Fiten: 39)</p></blockquote>
<blockquote><p><em>&#8220;Vallahi Meryem oğlu (Hz. İsa (as) Aleyhisselam), …hac yapmak veya umre yapmak yahut da her ikisini de yapmak için icabet edecektir.&#8221; </em>(Müslim, Hacc: 216, 1252)</p></blockquote>
<blockquote><p><strong>&#8220;Kıyamet on alamet görülmedikçe kopmaz: Duman, Deccal, Dabbetu&#8217;l arz, Güneş&#8217;in batıdan doğması, İsa&#8217;nın yeryüzüne inmesi&#8230;&#8221;</strong> (Rudani, Büyük Hadis Külliyatı, 5. cilt, s. 362)</p></blockquote>
<blockquote><p><em>&#8220;Nefsim kudret elinde olan Allah&#8217;a yemin ederim ki, Meryem oğlu İsa&#8217;nın adalet sahibi olarak inmesi yakındır&#8230;&#8221;</em> [Buhari, Kitabü&#8217;l-Büyu&#8217;: 102, Mezalim: 31, Enbiya 49; Müslim, İman: 242 (155); Ebu Davud, Melahim: 14 (4324); Tirmizi, Fiten: 54 (2234)]</p></blockquote>
<blockquote><p><strong>&#8220;İsa inecek; emirleri: &#8216;Haydi gel, bize namaz kıldır!&#8217; diyecek. Buna karşılık: &#8216;Kiminiz kiminizin emiridir. Bu, Allah&#8217;ın bu ümmete bir lütfu keremidir.&#8217; diyecek.&#8221;</strong>(Rudani, Büyük Hadis Külliyatı, 5. cilt, s. 380)</p></blockquote>
<blockquote><p><em>&#8220;Vallahi muhakkak ve muhakkak Meryem oğlu İsa inecek, hem adil bir hakem, adaletli bir hükümdar olarak inecek&#8230;&#8221;</em> (Sahih-i Müslim bi Şerhin-Nevevi, cilt 2, s.192; Kenzul Ummal, Kitabul-İman, Bab-ı Nüzul-i İsa İbn-i Meryem, 14/332)</p></blockquote>
<blockquote><p><strong>&#8220;İmamınız kendinizden olduğu halde, Meryem oğlu sizin içinize indiği zaman sizler nasıl olursunuz?&#8221;</strong> (Buhari, Enbiya 50, 3265, 3/1272; Müslim, İman: 71,155,1/136; Beyhaki, Esma ve Sıfat: 3265, 2/166)</p></blockquote>
<p><strong>İslam Alimleri Hz. İsa (as)&#8217;ın gelişini, akide (inanılan ve itikad edilen esas) konusu olarak değerlendirmektedirler:</strong></p>
<p>Ehl-i sünnetin inanç konularını açıklayan hemen tüm eserlerde, Hz. İsa (as)&#8217;ın kıyametten önce yeryüzüne geleceği, Deccal ile mücadele edip onu öldüreceği, gerçek din ahlakını dünyaya hakim kılacağı yer almaktadır. İslam alimleri, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de yer alan delilleri ve hadislerde bildirilen haberleri bir arada değerlendirerek, Hz. İsa (as)&#8217;ın dönüşüne inanmayı önemli bir inanç esası olarak kabul etmişlerdir. <strong>Ve konuyu şu şekilde açıklamaktadırlar:</strong></p>
<p><strong>1. </strong>Nisa Suresi&#8217;nin 157. ayetinde Allah,<strong> &#8220;&#8230; Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara (onun) benzeri gösterildi&#8230;&#8221;</strong> diye bildirmiştir. Bu ayetle birlikte Kur&#8217;an&#8217;ın diğer pek çok ayetinde Hz. İsa (as)&#8217;ın Allah Katında diri olduğu bildirilmekte ve yeryüzüne ikinci kez geleceğine işaret edilmektedir. İslam alimleri bu konuda ittifakla, bunun aksini savunmanın hiçbir şekilde mümkün olmadığını söylemektedirler. Örneğin İbn Hazm bu ayeti tefsir ederken; <em>&#8220;Hz. İsa (as)&#8217;ın öldürüldüğünü söyleyen bir kimsenin mürted (İslam dininden dönen) veya kafir olacağını.&#8221; </em>vurgulamıştır.16</p>
<p><strong>2. </strong>Hz. İsa (as)&#8217;ın gelişi ile ilgili hadislerin, tevatür derecesinde ve bu konuda hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açık olmaları Müslümanlar için çok önemli bir delildir. Üstelik bu konudaki hadislere karşı öne sürülebilecek -yani Hz. İsa (as)&#8217;ın yeniden gelmeyeceğini bildiren- tek bir farklı hadis dahi yoktur.</p>
<p><strong>3.</strong> Cabir İbn-i Abdullah&#8217;dan rivayet edilen <strong>&#8220;Mehdi&#8217;nin çıkışını inkar eden, muhakkak Muhammed (asm)&#8217;e indirilene küfretmiştir. Meryem&#8217;in oğlu İsa&#8217;nın inişini inkar eden de muhakkak kafir olmuştur. Deccal&#8217;in çıkacağını kabul etmeyen de muhakkak kafirdir.&#8221;</strong> hadisi de İslam alimleri tarafından kullanılan bir diğer delildir. Bu hadis, Şeyh Hace Muhammed Parisa&#8217;nın &#8220;Faslu&#8217;l Hitap&#8221;, Şeyh Ebu Bekir el Kelabazi&#8217;nin &#8220;Meani&#8217;l Ahbar&#8221;, İmam Süheyli&#8217;nin &#8220;er-Ravuzu&#8217;l Ünüf&#8221;, İmam Suyuti&#8217;nin &#8220;el-Arful Verdi fi Ahbaril Mehdi&#8221; gibi ünlü İslami kaynaklarda yer almaktadır. Ayrıca Şeyh Ebu Bekir, bu hadisin senetini de açıklamıştır: &#8220;Bize Muhammed İbni Hasen, ona Ebu Abdillah el-Huseyn İbni Muhammed, ona İsmail İbni Üveys, ona Malik İbni Ebes, ona Muhammed İbni Münkedir, ona da Cabir İbni Abdillah Hazretleri böylece bildirmişlerdir.&#8221;</p>
<p><strong>4. </strong>Hz. İsa (as)&#8217;ın gelişiyle ilgili hadisleri nakleden ravilerin çokluğu ve güvenilirlikleri de İslam alimlerinin dikkat çektikleri bir diğer husustur. Bu ravilerden bazıları şunlardır: Ebu&#8217;l Eşas es-Sanani, Ebu Rafi, Ebul Aliye, Ebu Ümametle Bahili, Ebud Derda, Ebu Hureyre, Ebu Malik el-Hudri, Cabir İbn Abdillah, Huzeyfe İbni Edis, Sefine, Katade, Osman İbnül As, Nafi İbni Keysani, Velid İbni Müslim, Ammar İbni Yasir, Abdullah İbni Abbas&#8230;</p>
<p>Tüm bu bilgiler sonucunda İslam alimleri Hz. İsa (as)&#8217;ın inişine ve gerçek din ahlakını dünyaya hakim kılacağına imanı, önemli inanç esaslarından biri olarak değerlendirmişlerdir.</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<p>1. Yüce Kur&#8217;an&#8217;ın Çağdaş Tefsiri, Prof. Dr. Süleyman Ateş, 2. cilt, s. 49-50<br />
2. Elmalılı Hamdi Yazır, Tefsir<br />
3. Faslu&#8217;l-Makal fi Ref’i İsa Hayyen ve Nüzulihi ve Katlihi&#8217;d-Deccal, Muhammed Halil Herras, Mektebetü&#8217;s Sünne, Kahire, 1990, s. 20<br />
4. Taberi Tefsiri, İmam Taberi, 2. cilt, s. 528; cilt 1, s. 247<br />
5. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Büyük Lügat, Türdav, İstanbul, 2000, 3003<br />
6. Muhtasar-ı Seyyid-i Şerif, s. 46<br />
7. Fıkh-ı Ekber, Ebu Hanife, Nu&#8217;man b. Sabit (150/767), Çeviren: H. Basri Çantay, Ankara, 1982<br />
8. Levamiu&#8217;l Envaril Behiyye, es-Seffarini, 2/94-95; Nüzul-i Mesih Risalesi, Ahmet Mahmut Ünlü, Ekmel Yayıncılık, İstanbul, 1998, s.169<br />
9. Ruhu&#8217;l Meani, Seyyid Alusi, 7/60; Nüzul-i Mesih Risalesi, Ahmet Mahmut Ünlü, Ekmel Yayıncılık, İstanbul, 1998, s. 168<br />
10. İmam-ı Kevseri, Nazratün Abira, s.44-49; Nüzul-i Mesih Risalesi, Ahmet Mahmut Ünlü, Ekmel Yayıncılık, İstanbul, 1998, s. 167-168<br />
11. İbn-i Kesir, 1/578-582; Avnü&#8217;l Mabud, 11/457-464<br />
12. Sünen-i İbn-i Mace, 10/338<br />
13. Mukaddime, İbni Haldun, MEB Şark Islam Klasikleri, 2. cilt, s. 137-139<br />
14. Said Havva, 9: 445<br />
15. Nazmü&#8217;l-mütenasir fi&#8217;l-hadisi&#8217;l-mütevatir, el-Kettani Ebu&#8217;l-Fayd Muhammed b. Ca&#8217;fer el-Hasani, Halep, s.147; İslam İnancı Açısından Nüzul-i İsa Meselesi, Dr. Zeki Sarıtoprak, Çağlayan Yayınları, İzmir, 1997, s.108<br />
16. İlmü&#8217;l-Kelam, İbn Hazm, s.56-57; İslam İnancı Açısından Nüzul-i İsa Meselesi, Dr. Zeki Sarıtoprak, Çağlayan Yayınları, İzmir, 1997, s.53.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>sorularlaislamiyet.com</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/isa-a-s-in-nuzulu-ve-mehdi-a-s-in-gelmesi-ile-ilgili-acik-ayet-var-midir/">İsa (a.s.)’ın nüzulü ve Mehdi (a.s.)’in gelmesi ile ilgili açık ayet var mıdır?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/isa-a-s-in-nuzulu-ve-mehdi-a-s-in-gelmesi-ile-ilgili-acik-ayet-var-midir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hazreti Mehdi Hakkındaki Rivayetler &#8220;Mütevatir&#8221;dir &#8211; 1</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/hazreti-mehdi-hakkindaki-rivayetler-mutevatirdir-1/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/hazreti-mehdi-hakkindaki-rivayetler-mutevatirdir-1/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2015 15:20:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Nüzul-u İsa/Mehdi/Deccal]]></category>
		<category><![CDATA[Hazreti Mehdi Hakkındaki Rivayetler "Mütevatir"dir]]></category>
		<category><![CDATA[Hz.Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Mütevatir Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi Hadisleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=8692</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Mütevatir&#8221; ne demektir? Mehdi hakkında rivayet edilen hadislerin mütevatir olduğu hemen hemen bütün İslam alimleri tarafından kabul edilen bir gerçektir. Ancak, öncelikle &#8220;mütevatir hadis&#8221;in ne anlama geldiğini açıklamak gerekir. &#8220;Giriş&#8221; bölümünde de kısaca tarif ettiğimiz gibi, hadis bilimcilerine göre bir haber birçok kişi tarafından rivayet edilmişse ve bu ravilerin bir araya gelip haber uydurmaları, durumları [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hazreti-mehdi-hakkindaki-rivayetler-mutevatirdir-1/">Hazreti Mehdi Hakkındaki Rivayetler “Mütevatir”dir – 1</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1></h1>
<p><strong><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/07/images4.jpg"><img decoding="async" class="aligncenter  wp-image-8699" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/07/images4.jpg" alt="Hazreti Mehdi Hakkındaki Rivayetler &quot;Mütevatir&quot;dir - 1" width="444" height="222" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/07/images4.jpg 318w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/07/images4-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 444px) 100vw, 444px" /></a>&#8220;Mütevatir&#8221; ne demektir?</strong></p>
<p>Mehdi hakkında rivayet edilen hadislerin mütevatir olduğu hemen hemen bütün İslam alimleri tarafından kabul edilen bir gerçektir. Ancak, öncelikle &#8220;mütevatir hadis&#8221;in ne anlama geldiğini açıklamak gerekir. &#8220;Giriş&#8221; bölümünde de kısaca tarif ettiğimiz gibi, hadis bilimcilerine göre bir haber birçok kişi tarafından rivayet edilmişse ve bu ravilerin bir araya gelip haber uydurmaları, durumları itibarıyle teknik olarak mümkün değilse buna &#8220;mütevatir&#8221; haber denilir. Mütevatir habere de &#8220;tevatür&#8221; adı verilir.</p>
<p>Bir kaynakta tevatür terimi şöyle tanımlanmaktadır:</p>
<p>&#8220;Tevatür&#8221;, kelime anlamı olarak &#8220;kuvvetli haber, içinde yalan ihtimali olmayan ve bir cemaate dayanan kuvvetli haber&#8221; demektir. (Büyük Lugat-Tür-Dav, 3003)</p>
<p>Diğer çeşitli kaynaklarda da mütevatir kelimesinin anlamı şöyle açıklanmaktadır:</p>
<p>“Yalan üzerine birleşmeleri aklen mümkün görülmeyen toplulukların birbirinden ve ilk topluluğun direk Resulullah (SAV)&#8217;dan rivayet ettiği hadisi şeriftir. Yakin (hiç şüphe edilmeyecek) bir ifade eder. Artık bu hadis hakkında &#8220;Acaba bu hadis Resulullah (SAV) tarafından söylenmiş midir?&#8221; diye bir şüpheye imkan yoktur.” (Ömer Nasuhi Bilmen, &#8220;Muvazzah İlm-i Kelam&#8221;, s. 53)</p>
<p><b><br />
&#8220;MÜTEVATİR HABER&#8221; </b>: Duyularla hissedilen bir şey hakkında yalan üzere ittifak etmeleri aklen mümkün olmayan bir kalabalığın verdikleri bir haber olup bizzat (yakini) ilim ifade eder. Böyle bir haber kat&#8217;i olarak sahih olup akideye taalluk eden meselelerde onunla amel vaciptir. (Mahmud Ebu Reyye, &#8220;Muhammedi Sünnetin Aydınlatılması&#8221;, s. 300)<br />
<b>&#8220;MÜTEVATİR HADİS&#8221;</b>: Yalan üzerinde birleşmeleri adeten mümkün olmayan raviler topluluğunun (&#8220;cemm-i ğafir&#8221;), her nesilde, kendileri gibi bir topluluktan alıp naklettiği, işitme veya görmeye (&#8220;mahsûsat&#8221;) dayanan hadistir. Kesin bilgi ifade eder, amel vaciptir, reddi küfrü gerektirir, tetkik ve tenkid dışıdır.<br />
<b>Lafzen Mütevatir</b>: Bütün rivayetlerinde lafızları aynı olan hadistir ki &#8220;yok denecek kadar&#8221; azdır. &#8220;Men kezebe aleyye&#8230;&#8221; misalidir. Kayıt konmadan &#8220;mütevatir hadis&#8221; denince &#8220;lafzen mütevatir&#8221; anlaşılır.<br />
<b>Manen Mütevatir</b>: Aralarında ortak bir nokta bulunan değişik lafızlı hükümlerin, tevatür şartlarını taşıyan râvîlerce rivayet edilmesiyle ortaya çıkan &#8220;ortak manaya&#8221; denir. Mesela, 100 kadar değişik lafızlı hadisten çıkan bir mütevatir mana Resûlullah Aleyhissalatü ves`selâm`ın &#8220;ellerini kaldırarak dua ettiğidir.&#8221; (İsmail Lütfi Çakan, &#8220;Hadis Usulü&#8221;, İFAV, İstanbul 1993, s. 105-150)</p>
<p style="text-align: center;"><b>Mehdiyet Hadislerinin Mütevatir Olduğuna<br />
Dair Alimlerin İzahları</b></p>
<p>Bu konuyla ilgili çeşitli alimlerin görüşlerini aşağıda veriyoruz:<br />
<b>MUHAMMED B. RESUL BERZENCİ</b></p>
<p><b>Mehdi&#8217;nin varlığı ve ahir zamanda zuhur edeceği, Peygamber (S) ailesinden ve Fatıma (A) oğullarından oluşu, tevatür ölçüsüne ulaşan hadislerle açıklanmıştır ve bu hadisleri inkar etmenin hiçbir anlamı yoktur&#8230; </b>Tevatür ölçüsünü aşan, doğru ve açık hadislerde, Mehdi&#8217;nin Fatıma soyundan olup, dünya sona ermeden zuhur edeceği, zulüm ve haksızlıkla dolmuş olan dünyaya, adalet ve hakkaniyet getireceği, onun zamanında İsa Mesih&#8217;in gökten ineceği ve onun önderliğinde namaz kılacağı kanıtlanmış bulunmaktadır. (Muhammed b. Resul Berzenci, &#8220;el-İşaetü li Eşrat&#8217;is-Saeti&#8221;, s. 305)<br />
<b>ALAEDDİN ALİ B. HİŞAM MUTTAKİ HİNDİ</b></p>
<p>Allah&#8217;ın rahmeti sana olsun bil ki vaadedilen <b>Mehdi&#8217;nin var oluşunda hiç kuşku yoktur</b>. Üçyüz hadis ve eserle hatta daha fazlası ile bu kanıtlanmıştır. (Casim Mühelhil, &#8220;el-Burhan&#8221;, c. 1, s. 339)<br />
<b>ABDULMUHSİN BİN HAMD EL-ABBAD</b></p>
<p><b>Her Müslüman&#8217;ın, Peygamber‘in verdiği gaybi haberlere özellikle de Mehdi ve Deccal&#8217;ın zuhur edeceğine dair bildirdiği ön haberlere inanması, tasdik etmesi vaciptir. </b>Bu itibarla Mehdilik hakkındaki haberlerin çokluğu senetlerinin doğru oluşuna rağmen, onları tutarsız saymak mümkün değildir. Ancak bilgisizler, hak ile kavgalı olanlar veya onların senetlerini incelemekten aciz olanlar bu haberleri inkar ederler. Oysa o hadisleri doğrulamak Peygamber hazretlerine inanmanın bir parçasıdır. Çünkü onun sözlerini kabul etmek, ona inanmanın bir gereğidir. Ve Allah Kuran&#8217;da (Bakara Suresi, 2-4) müminleri övdüğü gaibe inanışın ta kendisidir. (Dr. Abdulmuhsin bin Hamd el-Abbad, &#8220;Mecellet&#8217;ül-Camiat-ül-İslamiyye&#8221;, yıl 1, sayı 3, s. 624-627)</p>
<p><b><br />
MUHAMMED NASREDDİN ALBANİ</b></p>
<p>Sözün özü şu ki, <b>Mehdi&#8217;ye inanmak, peygamberden aktarılan tevatür hadislere dayalı köklü bir inançtır ve ona inanmak vaciptir.</b> Çünkü Allah&#8217;ın buyruğunda (Bakara 2-4) takvalıların özelliklerinden olarak anlatılan gaibe inanmak inanışın bir parçasıdır. Cahillerden başkası bunu inkar etmez. Bu inanç kitap ve sünnette doğru kabul edilen inanışlar üzerine ölmeyi, Allah&#8217;tan diliyorum. (Muhammed Nasreddin Albani, &#8220;Mecellet&#8217;üt-Temeddün&#8217;il-İslami&#8221;, sayı 22, s. 646)<br />
<b>ŞEMSEDDİN MUHAMMED BİN AHMED SEFAREYNİ</b></p>
<p>Kıyamet gününün en büyük alametlerinden birisi de hakkında tevatür derecesini aşacak derecede hadis bulunan bir kişinin zuhur edeceğidir. İmamların sonuncusudur. Hz. peygamberden sonra peygamber olmayacağı gibi ondan sonra da imam olmayacaktır. Bu imam Fatıma oğullarındandır.</p>
<p><b>Birçok hadis hafızları, Mehdi&#8217;nin Peygamber soyundan olduğunu kabul etmişlerdir, böyle mütevatır bir konuya sırt çevirmek yakışık almaz. </b>Hak ehllinin inancına göre, Mehdi, İsa Mesih&#8217;ten ayrıdır. Mehdi, Mesih&#8217;ten önce zuhur edecektir. Bu konu Sünni bilginleri arasında onların inancından sayılacak kadar yaygınlık kazanmıştır. (Şemseddin Muhammed bin Ahmed Sefareyni, &#8220;Levaih&#8217;ül-Envar&#8217;ül-Behiyye&#8221;, c. 2, s. 74, 76, 86)<br />
<b>EBU ABDULLAH MUHAMMED B. CAFER İDRİSİ KETANİ</b></p>
<p>.<b>..Mehdi hakkındaki hadisler o kadar çoktur ki, tevatür ölçüsüne ulaşmaktadır ve bunları reddetmek uygun olmaz..</b>. Eğer uzun olacağından endişe duymasam, bu konuda bildiğim hadislerin hepsini buraya kaydederim. (Ebu Abdullah Muhammed b. Cafer İdrisi Ketani, &#8220;Nezm&#8217;ül Mütenasir min ahadis&#8217;il-Mütevatır&#8221;, s. 145 ve 146)<br />
<b>ŞEHABEDDİN AHMED B. MUHAMMED GUMARİ</b></p>
<p><b>&#8230;Mehdi&#8217;nin zuhur edeceğine inanmak vaciptir </b>, ona inanmak Peygamber&#8217;in buyruğunu doğrulamak için gereklidir. Nitekim bu konu Ehl-i Sünnet inanç kitaplarında kaydedilmiş ve kanıtlanmıştır. (Şehabeddin Ahmed b. Muhammed Gumari, &#8220;İbraz&#8217;ül-Vehm&#8217;ül Meknun&#8221;, s. 3 ve 4)<br />
<b>HASANEYN MUHAMMED MAHLUF EL-MISRİ</b></p>
<p><b>Müslümanlara sahih hadislere güvenerek Mehdi&#8217;nin ahir zamanda zuhur edeceğine tam olarak inanmalarını öğütlüyoruz. </b>Çünkü bunun aksi sözleri söyleyenlerin ne diyanet bilgileri vardır ne de gerçekte bu hadislere inanırlar. (Hasaneyn Muhammed Mahluf el-Mısri, &#8220;Seyyid&#8217;ül Beşer Yetaheddesü An&#8217;il-Mehdiyyi-Müntazar&#8221;, kitabın önsözü)<br />
<b>EB&#8217;UL-HASAN MUHAMMED B. HÜSEYİN ABURİ</b></p>
<p><b>Mehdi&#8217;nin zuhur edeceğine dair birçok raviden mütevatir hadisler nakledilmiştir. </b>Bu hadisler Mehdi&#8217;nin Peygamber ehli beytinden olduğunu, yedi yıl hüküm sürüp dünyayı adaletle dolduracağını, Mesih&#8217;in de ortaya çıkıp Deccal&#8217;i öldürmesinde ona yardım edeceğini ve Mehdi namaz kıldırırken İsa&#8217;nın onun arkasında namaz kılacağını vurguluyor&#8221; (Şemseddin Muhammed Kurtibi, &#8220;Tezkire&#8221;, s. 710)<br />
<b>EBU MUHAMMED HASAN B. ALİ EL-BERBEHARİ HANBELİ</b></p>
<p>&#8230;Ve Meryemoğlu İsa&#8217;nın gökten ineceğine, Deccal&#8217;i öldüreceğine ve <b>Muhammed oğullarından Kaim&#8217;in arkasında namaz kılacağına inanmak&#8230; </b>(Casim Mühelhil, &#8220;El-Burhan&#8221;, c 1, s. 426)<br />
<b>SAİD HAVVA</b></p>
<p><b>Araştırmacılar ahir zamanda ehli beytten bir halifenin olacağı anlaşmazlık göstermemişlerdir. İttifakla kabul edilen bu lider herkes tarafından Mehdi diye bilinenden başkası değildir. </b>Buna göre biz de geleceği bildirilen o özelliklerdeki halifeye inanıyor ve o zuhur ettiği zaman onun taraftarlarından olmaya niyetliyiz. Allah&#8217;tan bu niyetimizle bize yardımcı olmasını diliyoruz.&#8221; (Prof. Said Havva, &#8220;El-Akaid&#8217;ül-İslamiyye&#8221;, c. 2, s. 1021-1026)<br />
<b>MUHAMMED B. ALİ ŞEVKANİ</b></p>
<p>.<b>..Bunlar hiç kuşku yok ki mütevatir hadislerdir, peygamberin buyruğu hükmündedir.</b> Çünkü bu konuda içtihat yapılamaz ve kişisel hükümler geçerli değildir&#8230; <b>Buna göre Deccal ve Mesih hakkındaki rivayetler mütevatır olduğu gibi Mehdi hakkındakiler de mütevatirdir.</b> (Muhib b. Salih el&#8217;Bureyni, &#8220;Ikd&#8217;üd&#8217;Dürer Fi Ahbaril&#8217;Muntazar&#8221;, s. 14 ve 15)<br />
<b>ŞEYH HASAN ADVİ HAMZAVİ</b></p>
<p>Mehdi hakkındaki hadisler manevi tevatür ölçüsünü geçmiş, inkar edilmelerinin bir anlamı yoktur. (&#8220;Meşarik&#8217;ül-Envar&#8221;, f. 2, s. 115)<br />
<b>M. SIDDIK B. HASAN KUNUCİ</b></p>
<p><b>Fatımaoğullarından olan Mehdi hakkındaki hadisler tevatür ölçüsünden çoktur. </b>&#8220;Sünen&#8221;, &#8220;Müsned&#8221; ve &#8220;Mu&#8217;cem&#8221; kitaplarında mevcuttur. (Kunuci, &#8220;el-İzaetü&#8230;&#8221;, s. 94)<br />
<b>İBN TEYMİYE</b></p>
<p>Resulullah&#8217;dan, ahirzamanda çocuklarından ismi ismine, künyesi künyesine denk, yeryüzünü adaletle dolduracak birisinin çıkacağını haber veren <b>Mehdi hadislerinin hepsi sahihdir</b>. (İbn Teymiye, &#8220;Minhacü&#8217;s-Sünne&#8221;, c. IV, s. 291)<br />
<b>ZAHİDU&#8217;L-KEVSERİ</b></p>
<p>Mehdi, Deccal ve Mesih ile ilgili hadislerin tevatür derecesine ulaştığına dair rivayetlerde, hadis ilimleri hakkında bilgi sahibi bulunan kimselerce <b>şüphe götüren bir nokta değildir</b>. Gerçi bazı kelamcıların kıyamet alametlerine itikadın yani iman etmenin vacip olduğunu itiraf etmelerine rağmen bunlar bu konuya dair bazı hadisler hakkında şüphe uyandırmaktadırlar. Fakat bu onların hadis ilminde derinlemesine bir bilgiye sahip olmadıklarının neticesidir, başkası değil. (Muhammed Zahidul&#8217;l Kevseri, &#8220;Nazratun abire fi Mezaimi Men Yünkirü Nüzule İsa Kable&#8217;l Ahire&#8221;, s. 49)<br />
<b>MUHAMMED B. HASAN EL-ESNEVİ</b></p>
<p>Muhammed b. Hasan El-Esnevi (Menakibiş-Şafii) eserinde der ki; Mehdi hususunda, Resulullah (SAV)&#8217;den nakl edilen haberler tevatür halini almıştır&#8230; O&#8217;nun, ehli beytinden olacağı haber verilmiştir&#8230; (Muhammed B. Resul Al &#8211; Hüseyni El Berzenci, &#8220;Kıyamet Alametleri&#8221;, Pamuk Yanıları, Trc. Naim Erdoğan)</p>
<p><b>Ehl-i Sünnet İtikadına Göre<br />
Mütevatir Hadislere İnanmanın Gerekliliği</b></p>
<p>Mütevatir hadislere inanmanın gerekliliğini, mütevatir haberlerin dindeki önemini pek çok İslam alimi yazdıkları eserlerde vurgulamışlardır. Aşağıda çeşitli İslam alimlerinin bu konudaki görüşlerinden örnekleri veriyoruz:<br />
<b>ŞEHABETTİN İBN-İ HACER ASKELANİ</b></p>
<p>&#8220;Tevatür isnad ilminin konularından değildir. Çünkü isnad ilmi bir hadisin doğru olup olmadığını ravilerin kişiliğini ve vasıflarını iceleyerek ortaya koyar. Halbuki mütevatir bir haberin ricali (ravileri) incelemeye alınmaz, mütevatir hadise hiçbir sorgu yapılmadan amel etmek vaciptir.&#8221; (Dr. Subhi Salih, &#8220;Ulum&#8217;il-Hadis&#8221;, s. 151 ve 152)<br />
<b>MUHAMMED CEMALEDDİN EL-KASİMİ EL-DIMIŞKİ</b></p>
<p>&#8220;Bil ki doğrulukları ilmen isbat edilmiş bir zümre insanın rivayet ettiği hadis &#8220;Mütevatir&#8221;dir. Yani, bu kişilerin, tüm rivayet sınıflarında yalancılıkta elbirliği etmeleri ihtimali bulunmaz&#8230; Ravileri hakkında hiçbir münakaşaya girilmeden bu hadislere uyulması vaciptir.&#8221; (Muhammed Cemaleddin el-Kasimi el-Dımışki, &#8220;Kavaid&#8217;üt-Tahdis, min Fununi Mustah&#8217;il-Hadis&#8221;, s. 151)<br />
<b>NUREDDİN ATER</b></p>
<p>&#8220;Sahih veya Hasen hadislerin ravilerinde aranan adalet doğruluk gibi şartlar &#8220;mütevatir&#8221; hadis ravilerinde aranmaz. Çünkü bu hadisleri rivayet edenlerin sayısı o kadar çoktur ki, aklen bir araya gelip hadis uydurmaları mümkün olmaz. Bu nedenle hadis bilimcileri mütevatir hadisleri inceleme konusu yapmazlar. Onlara göre sadece bir hadisin doğruluğu veya geçerliliği inceleme konusu olur. Oysa mütevatir hadisin böyle bir şeye ihtiyacı yoktur&#8230; Bu ravilerinin yakin elde edilecek kadar çok oluşundandır. Bu da doğal ve zaruri bir olaydır. (Nureddin Ater, &#8220;Menhac&#8217;ün-Nakd fi Ulum&#8217;il-Hadis&#8221;, s. 405)<br />
<b>EBU ABDULLAH MUHAMMED B. CAFER İDRİSİ KETANİ</b></p>
<p>&#8220;Tüm ravileri, başında, ortasında ve sonunda normalde yalancılıkta elbirliği etmeleri mümkün olmayacak kadar çok olan haber &#8220;mütevatir&#8221;dir&#8230; Hadis bilimcileri mütevatir rivayet ravilerinin adil olmasını hatta Müslüman olmalarını bile şart koşmuyorlar&#8230; Baliğ, adil ve Müslüman sayılmaları, aynı şekilde yaşıyor olmaları gerekmiyor. Kafir, fasık, buluğa ermemiş olmaları caizdir. Herhangi bir özel sıfat taşımaları da şart koşulmamıştır.&#8221; (Ebu Abdullah Muhammed b. Cafer İdrisi Ketani, &#8220;Nezm&#8217;ül-Mütenasir min ahadis&#8217;il-Mütevatır&#8221;, s. 5-6-9)<br />
<b>EBU&#8217;S-SADAT MUHAMMED B. MUHAMMED EBU ŞOHBE</b></p>
<p>&#8220;Mütevatir haberlerde ravinini adil ve hatta Müslüman olması şart değildir. Çünkü mütevatirin kabul edilirlik gerekçesi anlatanların çok oluşudur. Nitekim bir şehir halkı bir olayın gerçekleştiğini haber verirlerse, sözleriyle kesin bilgi elde edilir.&#8221; (Dr. Ebu&#8217;s-Sadat Muhammed b. Muhammed Ebu Şohbe, &#8220;el-Vesit fi Ulumi ve Mustalah&#8217;il-Hadis&#8221;, s. 190)<br />
<b>EN-NEVEVİ</b></p>
<p>&#8220;Haber iki kısımdır: Mütevatir ve Ahad&#8230; Mütevatir haber, yalan üzere ittifak etmeleri mümkün olmayan bir kalabalığın yine kendisi gibi bir kalabalıktan naklettiği haber olup iki taraf (birinci tabaka ve ikinci tabaka) ve ortadakiler (bu ikisinin arasındakiler) eşittir. Bu kalabalık zanni olmayıp duyularla idrak edilen birşeyi haber verirler ve bu haber vermeyle yakini ilim hasıl olur. Muhakkiklerin genelinin da muvafık olduğu üzere tercih edilen görüş, tevatürün belli bir sayıyla sınırlandırılamayacağıdır.&#8221; (El-Cezairi, &#8220;Tevcihu&#8217;n-Nazar&#8221;, s. 33)</p>
<p style="text-align: center;"><b>Mütevatir Rivayetleri Reddetmenin<br />
İnkar Olduğuna Hükmeden Ehl-i Sünnet Alimleri</b></p>
<p>Buraya kadar bazı örneklerini aktardığımız ehl-i sünnet alimlerinin izahlarından, ahir zamanda Peygamber Efendimiz&#8217;in soyundan Mehdi adında mübarek bir zatın çıkacağına dair rivayetlerin mütevatir olduklarını gördük. Asılsız ve yalan olması akıl ve mantık açısından mümkün olmayan bu rivayetlere inanmanın gerekliliğini inceledik.</p>
<p>Durum böyleyken bazı İslam alimleri de, kesinlik arzetmelerinden dolayı, mütevatir hadisleri inkar etmenin doğrudan Hazreti Peygamber&#8217;i inkar etmek anlamına geleceğini belirterek, bunun da küfür olduğu şeklinde çok daha keskin bir hükme varmışlardır. Bu alimlerden bazılarının izahları şöyledir:<br />
<b>CELALEDDİN SUYUTİ</b></p>
<p>Biliniz ki: Her kim ister sözüyle, ister davranışı ile -fıkıhta belirtildiği üzere- (mütevatir hadisleri) inkar edip hüccet bilmezse kafir olur, İslam dairesinden çıkar; Yahudilerle, Hristiyanlarla ve Allah&#8217;ın dilediği grupla haşredileceklerdir. (Abdulgani Abdulhak, &#8220;Hücciyet&#8217;üs Sünnet&#8221;, s. 270, Miftah&#8217;ül Cennet&#8217;ten naklen)<br />
<b>EBU&#8217;L-FAZL ABDULLAH B. MUHAMMED EL-İDRİSİ</b></p>
<p>&#8220;&#8230;Çünkü, alimlerin aldığı karar gereğince her kim, Peygamber&#8217;den nakledilen hadisleri mütevatir olduğu kanıtlandıktan sonra, reddine dair kabul edilebilir bir gerekçe göstermeden inkar ederse kafir olur. (Ebu&#8217;l-Fazl Abdullah b. Muhammed el-İdrisi, &#8220;El-Mehdi-ül Muntazar&#8221;, s. 94, 95)<br />
<b>MUHAMMED EL-MEKKİ</b></p>
<p>Güvenilir ravilerin aktardıkları hadislerde Peygamber Mehdi&#8217;nin ahir zamanda zuhur edeceğini müjdelemiş, onun sıfatlarını ve zuhurunun belirtilerini açıklamıştır&#8230; Resulullah her kim vaadedilen Mehdi&#8217;yi inkar eder yalan sayarsa kafir olur denmiştir. (Alaaddin Ali b. Hişam Muttaki Hindi, &#8220;El-Burhan fi Alamati Mehdiyyi Ahirzaman&#8221;, c. 2, s. 865-876)</p>
<p>Aşağıdaki iki hadis de bu alimlerin vardıkları hükmü doğrular niteliktedir:</p>
<p>&#8220;Mehdi&#8217;nin çıkışını inkar eden,<br />
Muhammed&#8217;e indirileni inkar etmiştir&#8230;&#8221;</p>
<p>&#8220;&#8230;Mehdi&#8217;yi inkar eden şüphesiz kâfirdir.&#8221;</p>
<p>Bu hadisleri nakleden Ehl-i Sünnet kaynakları sırasıyla şunlardır:</p>
<p>1- <b>&#8220;Fevaid-ul Ahbar&#8221;</b>, Ebu Bekir Ahmed b. Muhammed İskafi (ölm: H. 260)</p>
<p>2- <b>&#8220;Cem&#8217;ul Ahadis-il Varide fi-l Mehdi&#8221;</b>, Hafız Ebu Bekir b. Hayseme, (ölm: H. 279)</p>
<p>3- <b>&#8220;Maani-l Ahbar&#8221;</b>, Ebu-l Bekir Muhammed b. İbrahim Kelabazi Buhari (ölm: 380)</p>
<p>4- <b>&#8220;Ravd-ul Enf ve Şerh-us Sire&#8221;</b>, Ebu Kasım Abdurrahman Süheyli (ölm: 581), c. 2, s. 431. (Malik b. Enes Muhammed b. Münkedir&#8217;den, o da Cabir&#8217;den rivayet etmiştir)</p>
<p>5- <b>&#8220;İkd-ud Durer fi Ahbar-il Mehdi-il Muntazar&#8221;</b>, Yusuf b. Yahya Makdisi eş-Şafii (ölm: 685), s. 157. <b>&#8220;Fevaid-ul Ahbar&#8221;</b>, İskafi ve <b>&#8220;Şerhu-s Sire&#8221;</b>, Ebu-l Kasım Süheyli&#8217;den naklen.</p>
<p>6- <b>&#8220;Feraid-us Simtayn&#8221;</b>, Şeyh İbrahim b. Muhammed Hamvini (ölm: 730), c. 2, s. 337, No. 585, <b>&#8220;Maani-l Ahbar&#8221;</b> Ebu Bekir Muhammed b. İbrahim&#8217;den naklen.</p>
<p>7- <b>&#8220;Lisan-ul Mizan&#8221;</b>, İbn-i Hacer Askalani (ölm: 852), c. 4, s. 147, Mısır Baskısı; s. 130, Haydarabad Baskısı, <b>&#8220;Maan-il Ahbar&#8221;</b>dan naklen.</p>
<p>8- <b>&#8220;el-Orfu-l Verdi Fi Ahbari-l Mehdi&#8221;</b>, Celaleddin Suyuti (ölm: 911), s. 161, <b>&#8220;Fevaid-ul Ahbar&#8221;</b>dan naklen.</p>
<p>9- <b>&#8220;el-Kavl-ul Muhtasar fi Alamât-il Mehdi-il Muntazar&#8221;</b>, İbn-i Hacer eş-Şafii el-Mekki (ölm: 974) s. 56, Şam, Zahiriye Kütüphanesindeki el yazmasından alınan kopya, Kum&#8217;daki Ayetullah Mar&#8217;aşi kütüphanesinde mevcuttur, (Fevaid-ul Ahbar ve Şerh-us Sire&#8217;dan naklen&#8230;)</p>
<p>10- <b>&#8220;el-Fetave-l Hadise&#8221;</b>, İbn-i Hacer-i Mekki s. 37.</p>
<p>11-<b> &#8220;el-Burhan Fi Alâmât-i Mehdi-i Ahir-iz Zaman&#8221;</b>, Muttaki Hindi (ölm: 975).</p>
<p>12- <b>&#8220;Levaih-ul Envar-il ilahiye&#8230;&#8221;</b>, Şeyh Muhammed b. Ahmet Sefarini el-Hanbeli (ölm: 1188), c. 2, Hz. Mehdi konulu &#8220;el-Faidet-ul Hamise&#8221; adlı bölümü; Hafiz İskafi&#8217;den naklen. (Adı geçen kaynakta ravi Cabir b. Abdullah&#8217;ın güvenirliği konusunda övgüyle söz edilmiştir.)</p>
<p>13-<b> &#8220;Yenâbi-ul Mevedde&#8221;</b>, Süleyman b. İbrahim Kunduzi (ölm: 1294), 78. Babın başları, Cabir b. Abdullah Ensari&#8217;den naklen.</p>
<p>14- <b>&#8220;el-İzae Li Ma Kâne ve Mâ Yekunu Beyne Yedey-is Sa&#8217;eh&#8221;</b>, Seyyid Muhammed Sıddık Kanuci Buhari (ölm: 1307) s. 137, <b>&#8220;Cem-ul Ahadis-il Varide Fi-l Mehdi&#8221; </b>İbn-i Hayseme ve <b>&#8220;Fevaid-ul Ahbar&#8221;</b> İskafi&#8217;den naklen.</p>
<p>15- <b>&#8220;El-Mehdiyyu&#8217;l Muntazar&#8221;</b>, Ebulfazl Abdullah b. Muhammed Sıddık (ölm: 1308), s. 94 <b>&#8220;Fevaid-ul Ahbar&#8221;</b>&#8216;dan naklen.</p>
<p style="text-align: center;"><b>Mehdiyet Hakkında Verilen Bazı Fetva Örnekleri</b></p>
<p>Bir önceki bölümde görüldüğü gibi, Mehdilik konusuyla ilgili hadisler tevatür derecesinde olup, hiçbir şüpheye yer bırakmadan bu konuya inanmanın gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu konuyla ilgili dünyada fetva makamı olarak kabul edilen, büyük İslam alimleri tarafından oluşturulan, &#8220;Rabitat&#8217;ül-Alem&#8217;il-İslami&#8221; dairesinin, Şeyh Muhammed Muntasır el-Ketani başkanlığındaki İslami Fıkıh Kurulu tarafından verilmiş ve Şeyh Muhammed el-Kazzaz&#8217;ın imzasını taşıyan 23 Şevval 1396 (17. 10. 1976) tarihli fetvası şu şekildedir:</p>
<p>&#8220;&#8230;Çok sayıda sahabe peygamberden Mehdi hakkında hadis rivayet etmişlerdir. Örneğin Osman b. Affan, Ali b. Ebu Talib, Ümmü Seleme gibi yirmisini ben biliyorum ve onlardan başka daha birçok rivayet nakletmiştir. Ayrıca Peygamber sözü hükmünde olan sahabenin buyruğuda vardır. <b>Bu konuda içtihat edilemez ve aksi görüş belirtilemez.</b> Bu konudaki nebevi hadisler Süneni Ebu Davud, Tirmizi, İbn-i Mace ve İbni Asakir&#8217;in Tarih&#8217;i Dımışki ve diğer kitaplarda kayda geçmiştir.</p>
<p>Mehdi konusunda özel kitaplar da yazılmıştır: <b>&#8220;Ahbar&#8217;ül-Mehdi&#8221;</b>, <b>&#8220;Ebu Nuaym Kitabı&#8221;</b>, <b>&#8220;el-Vehm&#8217;ül-Meknun&#8221;</b> ve diğerleri gibi&#8230; Önceki ve bugünkü büyükler Mehdi hakkındaki hadislerin tevatür olduğuna tekit etmişlerdir: es-Sehavi &#8220;Feth&#8217;ül-Mugıys&#8217;da; İbni Teymiyye &#8220;Fetava&#8221;da ve Eb&#8217;ul-Abbas Mağrıbi &#8220;el-Vehm&#8217;ül-Meknun&#8221;da belirttikleri gibi&#8230;</p>
<p>Hafızlar ve muhaddisler, Mehdi hakkındaki hadislerin tevatür olduğuna yakin etmişlerdir. Sonuç olarak Mehdi&#8217;nin zuhur edeceğine inanmak vaciptir. Ehl-i sünnet ve cemaat inançlarından sayılmaktadır.<b>Sünnetten habersiz olan ve bidat koyuculardan başka hiçbir Müslüman bu inancı inkar etmez.</b>&#8221; (Muhammed Mehdi el-Horasan, &#8220;el-Beyan fi Ahbar-ı Sahibüzzaman Mukaddimesi&#8221;, s. 76-79)</p>
<p>Aynı şekilde, dünya çapında İslami konularda söz sahibi olan &#8220;İlim ve Fetva Konuları Daimi Kurultayı&#8221;nın, Şeyh Abdülaziz b. Baz, Şeyh Abdürrezzak Afişi, Şeyh Abdullah b. Suud ve Şeyh Abdullah b. Gadyan&#8217;ın da aralarında bulunduğu alimler tarafından verilen 2844 sayılı Mehdilik hakkındaki fetva şöyledir:</p>
<p>&#8220;Mehdi&#8217;nin zuhur edeceğini kanıtlayan rivayetler çoktur, hadis öncüleri birçok senetle bunları rivayet etmişlerdir. Ebu&#8217;l-Hasan el-Aburi, Allame Sefareyni ve Allame Şevkani gibi otoriteler bu hadislerin manevi tevatür olduğunu söylemişlerdir. Yüce Peygamber&#8217;in buyruklarında belirtilerini açıkladığı kişiden başkasını Mehdi olarak kabul etmek caiz değildir.&#8221;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hazreti-mehdi-hakkindaki-rivayetler-mutevatirdir-1/">Hazreti Mehdi Hakkındaki Rivayetler “Mütevatir”dir – 1</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/hazreti-mehdi-hakkindaki-rivayetler-mutevatirdir-1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
