<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hz.Adem | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/hz-adem/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 18 Nov 2017 14:22:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Hz.Adem | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hz. Âdem&#8217;in Topraktan Yaratılması ve Bunun Hikmetleri</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/hz-ademin-topraktan-yaratilmasi-ve-bunun-hikmetleri/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/hz-ademin-topraktan-yaratilmasi-ve-bunun-hikmetleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Apr 2017 11:55:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fahruddin Er-Râzi]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Âdem'in Topraktan Yaratılması]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Âdem'in Topraktan Yaratılması'nın Hikmetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hz.Adem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=14389</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonra, Allah-u Teâlâ Hz. Adem&#8217;in yaratılışının keyfiyyeti hususunda birçok vecih zikretmiştir: a) O, bu âyette de belirtildiği gibi, topraktan yaratılmıştır. b) O, sudan yaratılmıştır. Allah-u Teâlâ, &#8220;O, sudan bir beşer yaratıp da, onu soy sop haline getirendir&#8221;(Furkan, 54) buyurmuştur. c) O, çamurdan yaratılmıştır. &#8220;Ki O, yarattığı her şeyi güzel yapan, insanı yaratmaya da çamurdan başlayandır. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hz-ademin-topraktan-yaratilmasi-ve-bunun-hikmetleri/">Hz. Âdem’in Topraktan Yaratılması ve Bunun Hikmetleri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/hz-ademin-topraktan-yaratilmasi-ve-bunun-hikmetleri/7583-agaclandirma-m/" rel="attachment wp-att-14410"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-14410" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/04/7583-agaclandirma-m.jpg" alt="" width="483" height="178" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/04/7583-agaclandirma-m.jpg 634w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/04/7583-agaclandirma-m-600x221.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/04/7583-agaclandirma-m-300x111.jpg 300w" sizes="(max-width: 483px) 100vw, 483px" /></a><br />
Sonra, Allah-u Teâlâ Hz. Adem&#8217;in yaratılışının keyfiyyeti hususunda birçok vecih zikretmiştir:</p>
<p><strong>a)</strong> O, bu âyette de belirtildiği gibi, topraktan yaratılmıştır.</p>
<p><strong>b)</strong> O, sudan yaratılmıştır. Allah-u Teâlâ, &#8220;O, sudan bir beşer yaratıp da, onu soy sop haline getirendir&#8221;(Furkan, 54) buyurmuştur.</p>
<p><strong>c)</strong> O, çamurdan yaratılmıştır. &#8220;Ki O, yarattığı her şeyi güzel yapan, insanı yaratmaya da çamurdan başlayandır. Sonra O, bunun zürriyetini hakîr bir sudan meydana gelen nutfeden yapmıştır&#8221; (Secde,7)</p>
<p><strong>d)</strong> O, çamurdan elde edilmiş bir hülâsadan, özden yaratılmıştır. Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur:&#8221;Andolsun, biz İnsanı çamurdan (süzülmüş) bir hülâsadan yarattık. Sonra onu, sarp ve sağlam bir karargâhta bir nutfe yaptık&#8221;(Mû&#8217;minun, 12-13).</p>
<p><strong>e)</strong> O, cıvık bir çamurdan yaratılmıştır. Allah-u Teâlâ, &#8220;Andolsun ki biz onları, cıvık bir çamurdan yarattık&#8221; (es-Sâffât, 37/I) buyurmuştur.</p>
<p><strong>f)</strong> O, salsâl&#8217;dan, kuru bir çamurdan yaratılmıştır. &#8220;Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan, sûretlenmiş bir balçıktan yarattık&#8221; (Hicr, 26) buyrulmuştur.</p>
<p><strong>g)</strong> İnsan, &#8220;acele&#8221;den yaratılmıştır. &#8220;İnsanlar aceleden yaratılmıştır&#8221;{Enbiya, 37).</p>
<p><strong>ı)</strong> Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur: &#8220;Andolsun ki biz insanı, bir meşakkat içinde yarattık&#8221; (Beled, 4).</p>
<p>Hükemâ şöyle demiştir: Âdem&#8217;in topraktan yaratılması, birçok sebepten dolayıdır:</p>
<p><strong>1-</strong> Mütevazi olsun diye.</p>
<p><strong>2-</strong> Örtücü ve bağışlayıcı olsun diye&#8230;</p>
<p><strong>3-</strong> Toprağa çok bağlı olsun diye.. Çünkü Hz. Âdem, yeryüzündekilere halife olmak için yaratılmıştır.</p>
<p>Nitekim Cenâb-ı Hak, &#8220;Muhakkak ki, ben, yeryüzünde bir halîfe yaratacağım&#8221; (Bakara. 30) buyurmuştur.</p>
<p><strong>4</strong>&#8211; Allah-u Teâlâ kudretini izhâr etmek istedi ve bundan dolayı, cisimlerin en çok ışık saçanı olan ateşten şeytanları yaratarak, onları dalâletin karanlıklarına müptelâ kıldı; cisimlerin en latifi olan havadan melekleri yaratarak, onlara son derece büyük güç ve kuvvet verdi; cisimlerin en kesifi olan topraktan Adem (a.s)&#8217;i yarattı, sonra ona muhabbet, marifet, nur ve hidâyet verdi; deniz sularının dalgalarından gökleri yaratıp, onu havaya asılı bıraktı.. İşte bütün bunları, bunların yaratılışı, Allah-u<br />
Teâlâ&#8217;nın hiçbir şeye ihtiyacı olmaksızın müdebbir ve hiçbir şeye başvurmaksızın da hâlık olduğuna apaçık bir delil ve burhan olsun diye yaratmıştır.</p>
<p><strong>5-</strong> İnsan, şehvet, gazab ve ihtiras ateşini söndürsün diye topraktan yaratılmıştır. Çünkü bu tür ateşler,ancak toprak ile söner. O&#8217;nun sudan yaratılışı ise, kendisinde, eşyanın şekilleri tecelli edebilecek bir saflık ve arılıkta olsun diyedir.Sonra, Allah-u Teâlâ, yoğun olan latîf olanla karışıp da, çamur haline gelsin diye, suyla toprağı<br />
birbirine katmıştır. Bu, &#8220;Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratıcıyım&#8221; (Sad. 7) âyetinin ifâde ettiği husustur.</p>
<p>Hak Teâlâ dördüncü mertebede, &#8220;Andolsun, biz insanı çamurdan (süzülmüş) bir sülâleden yarattık&#8221;(Mü&#8217;minun, 12) buyurmuştur. Buradaki sülâle kelimesi, ism-i mef&#8217;ul manasındadır. Çünkü &#8220;sülâle&#8221;,çamurun cüzlerinin en latîf ve iyi kısmından süzülüp, alınmış olandır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="" data-block="true" data-editor="1ibta" data-offset-key="7pfdf-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="7pfdf-0-0"><span data-offset-key="7pfdf-0-0">Sonra Cenâb-ı Hak, altıncı mertebede, insan için şu üç nevî sıfatı </span>zikretmiştir:</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="1ibta" data-offset-key="fefh5-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="fefh5-0-0"><span data-offset-key="fefh5-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="1ibta" data-offset-key="6he01-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="6he01-0-0"><span data-offset-key="6he01-0-0"><strong>a)</strong> O, salsâldandır. Salsâl: Hareket ettirildiği zaman içinden ses veren </span>çömlek gibi, çın çın ses çıkaran kuru şey demektir.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="1ibta" data-offset-key="7tknf-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="7tknf-0-0"></div>
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="7tknf-0-0"><strong>b)</strong> Hame’dendir. Hame, bir müddet su içinde kalıp, rengi siyahlaşan şey demektir.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="1ibta" data-offset-key="e95dp-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="e95dp-0-0"></div>
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="e95dp-0-0"><strong>c)</strong> Kokusu değişmiş olandır. Nitekim Cenâb-ı Allah, &#8220;İşte yiyeceğine,içeceğine bak, henüz bozulmamıştır&#8221; (Bakara. 259) buyurmuştur.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="1ibta" data-offset-key="2td5-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="2td5-0-0"><span data-offset-key="2td5-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="1ibta" data-offset-key="12njv-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="12njv-0-0"><span data-offset-key="12njv-0-0">Hz. Âdem’in yaratılışıyla ilgili zikredilmiş olan âyetlerin arasını te’lîf etmek </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="1ibta" data-offset-key="722jk-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="722jk-0-0"><span data-offset-key="722jk-0-0">için söylenebilecek olan sözün hepsi budur. </span></div>
</div>
<pre></pre>
<p>Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Akçağ Yayınları: 6/360-362.</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hz-ademin-topraktan-yaratilmasi-ve-bunun-hikmetleri/">Hz. Âdem’in Topraktan Yaratılması ve Bunun Hikmetleri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/hz-ademin-topraktan-yaratilmasi-ve-bunun-hikmetleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tövbe</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/tovbe/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/tovbe/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2015 12:22:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Hz.Adem]]></category>
		<category><![CDATA[Hz.Havva]]></category>
		<category><![CDATA[Tövbe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=5539</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yılan cennete ki canlıların en güzeliydi. Deve şeklinde dört ayağı üzerinde yürüyen bir hayvandı. Üzerinde her türlü renk vardı. Şeytan ona sinsice, yavaş yavaş yaklaştı. Sonunda yılan ona uydu. O da yılanın ağzından içeri girdi başına yerleşerek Cennet’in kapısına geldi. Şöyle seslendi: Ey Adem ve Havvâ! “Rabbiniz sizi, şu ağacın meyvesini yemekten melek olursunuz veya [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/tovbe/">Tövbe</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yılan cennete ki canlıların en güzeliydi. Deve şeklinde dört ayağı üzerinde yürüyen bir hayvandı. Üzerinde her türlü renk vardı. Şeytan ona sinsice, yavaş yavaş yaklaştı. Sonunda yılan ona uydu. O da yılanın ağzından içeri girdi başına yerleşerek Cennet’in kapısına geldi. Şöyle seslendi: Ey Adem ve Havvâ! “Rabbiniz sizi, şu ağacın meyvesini yemekten melek olursunuz veya sonsuzlaşırsınız diye menetti.”</p>
<p>Şeytan “Ben ancak size nasihat edenlerdenim” diye yemin etti. Kim ki o ağaçtan yerse asla ölmez. Hanginiz önce yerse diğerine musallat olacak.</p>
<p>Önce Havvâ o ağaçtan yedi ve Adem’e ye dedi.</p>
<p>O ise yazıklar olsun! Sen Allah’ın bu ağacı yasakladığını bilmiyor musun dedi.</p>
<p>Havvâ ise: Sen Allah’ın rahmetinin genişliğini bilmiyor musun, diye cevap verdi ve meyveyi yedi. Adem’e de yedirdi. İkisi de meyveden tadar tatmaz üzerlerindeki nurdan yapılmış ve üstünde altından, inci ve yakutla bezenmiş tâc bulunan elbiseleri düşüverdi. “Çirkin yerleri göründü. Cennet yapraklarından üst üste yamayıp üzerlerine örtmeye başladılar. İncir ağacına yöneldiler, yapraklarını birbirine yapıştırıp gizli yerlerini örtüyorlardı. Âdem Hindistan’a, Havvâ Cidde’ye, İblis Übülle’ye, yılan da İsfahan&#8217;a indi.</p>
<p>Adem günahına 100 sene ağladı. Gözünü Allah’dan utandığı için göğe kaldırmadı. Alkame demiştir ki: Eğer yeryüzü ahâlisinin gözyaşları bir araya gelse Adem’in gözyaşları daiha fazla gelirdi.&#8217;</p>
<p>Gaflette olanlar da akıl sahipleri de Adem’in bu hikayesinden ders alsın uyanık olsun. Bir günah sebebiyle melekler ona secde edip Allah’ın da makbul bir kulu olmasına rağmen cennetten çıkarıldı. Ya her zaman bir çok günahları işleyenin hâli ne olacak!? Sonra acıma ve lütuf rüzgarları esti, cömertlik ve merhamet dalgalan coştu. Adem’i dosdoğru yola ilette. “Adem Rabbinden birtakın ilhamlar aldı ve derhal tevbe etti. Çünkü o tevbeleri kabul eden ve merhameti bol olandır. Denilir ki Allah’ın şu âyeti de bu. anlamdadır: “Biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlayıp bize merhamet etmezsen kaybedenlerden oluruz. Denilmiştir ki: Allah’ım sana hamd ederek seni ulularım, ismin yüce şânın büyüktür.</p>
<p>İbn Abbas’dan şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Adem: “Rabbim, beni sen yaratmadın mı? deyince Cenâb-ı Hak: Evet, buyurdu. Adem: Sen bana kendi rûhundan ürürmedin mi ey Rabbim! dedi. Allah Teâlâ: Evet, buyurdu. Peki Yâ Rabbi, sen beni Cennetin’e de yerleştirmedin mi? Hak Teâlâ: “Evet” buyurunca, Adem: “Ey Rabbim, o halde ben tevbe eder, halimi düzeltirsem cennete dönerim” deyince. Hazreti Allah:”Evet dönersin” buyurdu. İşte şu anlattığımızda günahkârlara, bağışlayıcı ve her şeyin sahibi olan Allahın mağfiretine ulaşmaları için tevbe yolu gösterilmiştir.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Anlatılır ki bir genç, vaizin konuşmasını dinlediği zaman titrer ve: Ey günahları örten Allah&#8217;ım, diye dua eder. Duasının sebebi sorulunca der ki: Ben bir zamanlar kadınların arasında onların kıyafetlerine bürünerek bulunuyordum. Bazı günler kadınlar meliklerin kızları için bir araya gelirlerdi. Bir gün meliklerden birinin kızının gerdanlığı çalındı. Kapıları kapattılar ve kadınları andılar. Aranmadık bir ben ve bir kadın kaldık. Korktum ve Allaha tevbe ettim. Tevbemde samimi idim ki gerdanlığı buldular. Bu gizli harama hatırlayınca Allah&#8217;a şükrettim. Her hatırlayışımda titrer ve derim: Ey Settar! O Allah ki kusurları örter ve gûnahları bağışlar.</p>
<p>Aziz Mahmud Hüdayi &#8211; Alemlerin Yaradılışı ve Hz Muhammed&#8217;in Zuhuru</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/tovbe/">Tövbe</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/tovbe/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Yürüdükçe Yücelecek ve Beşeriliğinden Sıyrılacak</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/insan-yurudukce-yucelecek-ve-beseriliginden-siyrilacak/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/insan-yurudukce-yucelecek-ve-beseriliginden-siyrilacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2015 12:44:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Yürüdükçe Yücelecek ve Beşeriliğinden Sıyrılacak]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Aktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Şeytan]]></category>
		<category><![CDATA[Hz.Adem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=3241</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hz.Ademe, bir anlamda kendisini anlamaya, tanımlamaya, kendisini ortaya koymaya çalışmaktadır.Çünkü sınırlarını ortaya koymadan, bir tanımlama yapamayız; dolayısıyla düşünsel-kavramsal bir faaliyet kadar, bir yurtlanma çabasına da girişemeyiz. Bir anlamda Adem’i yurtsuzlaştıran,yani cennet yurdunu yitirerek, dünya yurduna düşünen de,onun bu ‘’sınırı geçme çabası’’ değil midir?Oysa Allah ona öğretmekte,yol göstermekte ve vahyetmektedir.Göklerin ve yerin ışığı,nuru,zaten o değilmidir? Oysa [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/insan-yurudukce-yucelecek-ve-beseriliginden-siyrilacak/">İnsan Yürüdükçe Yücelecek ve Beşeriliğinden Sıyrılacak</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/03/indir2.jpg"><img decoding="async" class="aligncenter  wp-image-4742" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/03/indir2.jpg" alt="İnsan Yürüdükçe Yücelecek ve Beşeriliğinden Sıyrılacak" width="853" height="466" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/03/indir2.jpg 304w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/03/indir2-300x164.jpg 300w" sizes="(max-width: 853px) 100vw, 853px" /></a>Hz.Ademe, bir anlamda kendisini anlamaya, tanımlamaya, kendisini ortaya koymaya çalışmaktadır.Çünkü sınırlarını ortaya koymadan, bir tanımlama yapamayız; dolayısıyla düşünsel-kavramsal bir faaliyet kadar, bir yurtlanma çabasına da girişemeyiz. Bir anlamda Adem’i yurtsuzlaştıran,yani cennet yurdunu yitirerek, dünya yurduna düşünen de,onun bu ‘’sınırı geçme çabası’’ değil midir?Oysa Allah ona öğretmekte,yol göstermekte ve vahyetmektedir.Göklerin ve yerin ışığı,nuru,zaten o değilmidir? Oysa antik Yunana yol gösteren Promethc, bu ışığı tanrı(lar)dan çalmıştır. Yunan uygarlı , daha temelinde, tanrılarla çatışan, bilgisini onlardan çalan ve onlara rağmen bu insan haline gelen Promedhe mitiyle başlatmıştır tarih anlayışını. Oysa Allah, insanın dostu, onun velisidir.</p>
<p>O nedenle Adem (a.s.) isyankâr değil, hatalıdır. Acele etmiştir çünkü.Ama imanî yürüyüşün yolları,hataların kazandırdığı deneyimlerle donatılmıştır. Yani insanoğlu eğer çatışmacı, çelişkili, hatalar ve engellerle dolu bir yola koyulmazsa, hep çocuk kalacak, büyüye memektir bir türlü. Cennet denge, uyum, sorunsuzluk, sorumsuzluk ve mutluluktur belki. Ama insanoğlu kendi çabasıyla, bilinciyle ulaşamamıştır bu dengeye. Hedeflenmiş bir denge, kazanılmış bir uyum degildir bu. Geride bırakılmış bir ülküdür belki. Fakat zaman işlemeye başlamıştır artık. Bu ülküye geri dönmek değil, onu yeniden elde etmek, haketmek gerekmektedir. Kazandan Cennet hiçbir zaman kaybedilen cennet olmayacaktır. Atılan her adım bir önceki adımın sağladığı dengeyi sarsacak ama daha bir bilinçli, daha engin ve daha insanca bir uyuma ulaştıracaktır Adem’in oğullarını.</p>
<p>Ne var ki bu yürüyüş tabiattaki diğer canlıların yürüyüşü gibi değildır. Çünkü insanoğlu bilinci nedeniyle yalnız kalmıştır artık bu kâinatta. Kendi geleceğinin sorumluluğunu, kâinatı ve ötesini bilmenin yükünü omuzlamıştır. Diğer yaratıklar hep kendilerine empoze edilmiş, benimsetilmiş, mecbur kılınmış bir yolu izlemekte; belirli işlevleri bilinçsizce sürdürmektedirler. Bu işlevler karmaşık ve yürüyüşlerini; buna bir yürüyüş denebilirse şayet.Çünkü  yatay bir harekettir bu, mekânsal bir hareket.Tarih izlemez bu yürüyüşü,tarihin yapıcıları değildir bu yaratıklar .Zaman kendi boyutunun derinliğini, dikeyliğini katmaz bu ufki yürüyüşe. Bitkiler, hayvanlar, cansız nesneler, hücreler, atomlar, sıvılar ve gazlar hep birbirlerini bütünler, birbirlerinin varlıklarını omuzlarlar. Yekdiğerlerine bağımlıdır hep hayatları. Bu bağımlılığın ise bilincinde değillerdir elbet; örümcek ağının, an balının, çiçekler rüzgarların. yavru anasının memesinin, dişi erkeğinin, sivrisinek kanın, tohumlar dölyatağının ya da toprağın, hava ve su hayatiyet sağladıktan o bir yığın canlının bilincinde değillerdir. Bunların tümü mekânsal ve organızma olarak birbirlerinin ötesinde, dışında, ama bir açıdan da birbirlerinin içindedirler.</p>
<p>Bu içindelik ya da bu  ‘birbiri için&#8217;lik’ tesadüfi doğal, zorunlu, evrimsel gibi kelimelerle izah edilmeye çalışılsa bile, dikkatli gözlemciler tüm bu izah edici kavramların kapsamlı bir derinliğe ve açıklama gücüne sahip olmadıklarını bilmektedirler. İşte insan tüm bu sorumsuzluk ve sorunsuzluğun dışına atılır, bilincinin-özgürlüğünün ağırlığını yüklenir ve yalnız kaldığı bu kâinatta yürüyüşünü sürdürmeye çalışır. Durmak onun için ölmek, bilincini yadsımak demektir. Gerçek isyan işte bu tereddi, geri dönüş isteğidir. Bu yürüyüş ise, artık mekânsallıktan sıyrılmış, derinlik kazanmış bir yücelme, Rabbine doğru sürdürülen sonsuz bir çabadır.</p>
<p>Şeytan işte bu yürüyüşün önüne dikilen, yanlış hedefler gösteren, oyalamaya çalışan ve yürüyüşü geriye çevirmek, en azından durdurmak isteyen(ler)dır. Tüm olumsuzlukların bir remzidir. Kâinatın ya da bilincin içine sinmiş bir geriye dönüş çağrısıdır; bilinçsizleğe ya da beşeriliğe. İnsan yürüdükçe yücelecek ve beşeriliğinden sıyrılacaktır. Ancak bu kazanç kalıtsal olarak bir sonrakine ulaştırılamayan, herkesin kendi elde etmesi gereken, kendi çabasının bir ürünüdür.</p>
<p><strong> Ümit Aktaş-İnsan ve İslam</strong></p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/insan-yurudukce-yucelecek-ve-beseriliginden-siyrilacak/">İnsan Yürüdükçe Yücelecek ve Beşeriliğinden Sıyrılacak</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/insan-yurudukce-yucelecek-ve-beseriliginden-siyrilacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
