<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hilafetin Kaldırılması | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/hilafetin-kaldirilmasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 16 Sep 2017 13:22:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Hilafetin Kaldırılması | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Osmanlı&#8217;nın Çöküşü</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/osmanlinin-cokusu/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/osmanlinin-cokusu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2015 14:51:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cemil Meriç]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[cemil meriç]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafetin Kaldırılması]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Çöküş Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı'nın Çöküşü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=5328</guid>

					<description><![CDATA[<p>Devlet-i Aliyye&#8217;nin çöküş tarihi, yok oluş tarihi 1826&#8217;dır. Yeniçeri topa tutulduktan sonra yeni bir ordu kurmak lazım. Bu ordu nasıl kurulacak? Bu orduyu kurmak için Batı&#8217; dan hocalar getiriyoruz. Tasavvur edin, insan deli olur. Asırlarca mücadele ettiğimiz, tarihte gazalarımız olan ve onu hidayete getirtmek için sel gibi kanlar akıttığımız bir düşmana el açıyoruz, &#8220;gel bizi [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/osmanlinin-cokusu/">Osmanlı’nın Çöküşü</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/03/hqdefault.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-5329" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/03/hqdefault.jpg" alt="Osmanlı'nın Çöküşü" width="311" height="233" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/03/hqdefault.jpg 480w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/03/hqdefault-360x270.jpg 360w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/03/hqdefault-300x225.jpg 300w" sizes="(max-width: 311px) 100vw, 311px" /></a></p>
<p>Devlet-i Aliyye&#8217;nin çöküş tarihi, yok oluş tarihi 1826&#8217;dır. Yeniçeri topa tutulduktan sonra yeni bir ordu kurmak lazım. Bu ordu nasıl kurulacak? Bu orduyu kurmak için Batı&#8217; dan hocalar getiriyoruz. Tasavvur edin, insan deli olur. Asırlarca mücadele ettiğimiz, tarihte gazalarımız olan ve onu hidayete getirtmek için sel gibi kanlar akıttığımız bir düşmana el açıyoruz, &#8220;gel bizi yetiştir&#8221; diyoruz. Yani bu adamın hikmet-i vücudu bizi yemektir, mahvetmektir.</p>
<p>Hayatının yegane gayesi bizi yemek olan bir medeniyetten, ordumuzu yetiştirmek için hoca istemek ne demektir? Yani bundan büyük felaket tasavvur edebilir misiniz? Ordunun techizatı vardır, malzemesi vardır, vesairesi vardır. Bunlan da getirtmeye başlıyorlar Avrupa&#8217; dan. Orduyu ıslah etmek için, Batı mektepleri açılıyor. Müşavirler getirtiliyor Batı&#8217;dan ve Mühendishane-i Bahri, Mühendishane-i Bem açılıyor. Mekteb-i harbiye açılıyor.</p>
<p>Tabii adam gelince bize hizmet etmek için gelmiyor. Orduyla beraber müteahhitler de geliyor, iş adamları da geliyor. Politika esnafı da geliyor, misyonerler de geliyor. Yabancı mektepler açılıyor. Kesif bir taarruz başlıyor. Avrupa&#8217;yla kaynaşıyoruz. Burada tabii biz mağlup olacağız. Çünkü karşıdaki tilkidir. Hiçbir zaman anlayamayız, hiçbir zaman anlayamadık Avrupa&#8217;yı. Avrupa da bizi anlamadı. Anlamasına ihtiyaç yoktu çünkü. Avrupa bizi yemek istiyordu. Yiyeceğimiz hayvanı anlamaya mecbur değiliz. Balıkların, koyunların hissiyatını merak etmeyiz. Değil mi ya? Keseriz, yeriz. Onlar da bizi öyle, nasıl kesilir bu, ona bakacak. Avcının hayvanı tetkik ettiği gibi, bizi tetkik ediyor Avrupa. Bizi anlamak niyetinde değil, anlamak mecburiyetinde de değil.</p>
<p>Halbuki biz düşmanı dost telakki ediyoruz. Kucağımızı açıyoruz, mahrem dünyamıza sokuyoruz. Medeniyet bir bütündür, temelleri ortadan kalkınca, bina çökecektir, çöküyor: Fakat çöküş orduda başlamıştır. İlk batılılaşan müessese ordudur. İlk çürüyen ve ilk yok edilen bu ordu, Viyana&#8217;ya giden ordu değildir elbette. Avrupa bizi nereden yıkacağını, nasıl yıkacağını biliyor. Tek düşmanı hilafet müessesidir. Hilafeti yıktıktan sonra dava kazanılmıştır. Çok iyi biliyor ki, hilafeti dışardan yıkmak mümkün değildir. İçeriden kendi adamlarına yıktırıyor. Osmanlı&#8217;ya ihanet etmek için dışarıdan kuvvet kullanmak mümkün değildir. Kendi içinden adamlar bulmak, emellerimizi onlara tahakkuk ettirmek, yol bu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bulutları Delen Kartal,Mustafa Armağan</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/osmanlinin-cokusu/">Osmanlı’nın Çöküşü</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/osmanlinin-cokusu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hindli Müslümanların Milli Mücadelede Yardımları</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/hindli-muslumanlarin-milli-mucadelede-yardimlari/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/hindli-muslumanlarin-milli-mucadelede-yardimlari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2015 16:59:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[D.Mehmed Doğan-T.c Tarihine Giriş]]></category>
		<category><![CDATA[D.Mehmed Doğan]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafetin Kaldırılması]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan Milli Mücadele Yardımı]]></category>
		<category><![CDATA[Hindli Müslümanların Milli Mücadelede Yardımları]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Paşa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=3884</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hind müslümanlarının Türkiye’de yürütülen Milli Mücadele yardımları ve bu yardımların kullanılış şekli tartışmalara yol açmıştır. Hind müslümanları, bu yardımları açıkça Osmanlı Hilafet’inin ve hatta Saltanatı&#8217;nın kurtarılması için yapmışlardır. Mustafa Kemal de Millî Mücadele boyunca bundan başka bir şey söylememiştir. Hind müslümanları büyük bir samimiyet ve ümitle müslüman olmayan kesimleri de etkileyerek mitingler düzenlemişler, boykotlar yürütmüşler. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hindli-muslumanlarin-milli-mucadelede-yardimlari/">Hindli Müslümanların Milli Mücadelede Yardımları</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hind müslümanlarının Türkiye’de yürütülen Milli Mücadele yardımları ve bu yardımların kullanılış şekli tartışmalara yol açmıştır. Hind müslümanları, bu yardımları açıkça Osmanlı Hilafet’inin ve hatta Saltanatı&#8217;nın kurtarılması için yapmışlardır. Mustafa Kemal de Millî Mücadele boyunca bundan başka bir şey söylememiştir. Hind müslümanları büyük bir samimiyet ve ümitle müslüman olmayan kesimleri de etkileyerek mitingler düzenlemişler, boykotlar yürütmüşler. Böylece Ankara yönetimine politik destekte bulundukları gibi, çok ciddi miktarda para yardımı da yapmışlardır.</p>
<p>Ahmet İzzet Paşa’ya göre,<br />
“Büyük bölümü senet ve resmi muamelelere bağlanmadan güvene dayalı olarak, kanılarınca bu din ve millet fedaisine (!) teslim edilen çok miktardaki akçenin bir bölümü ülke için harcanmış olsa bile, asıl önemli bölümü Paşa’nın elinde kalmış ve arzu ve ihtiraslarını uygulamak ve bu yüzden ortaya çıkması kaçınılmaz olan muhaliflerini kırmak için muhtaç olduğu bendeler çevresini oluşturmak için kullanılmıştır. ”</p>
<p>A. İzzet Paşa, “Kuvvetle rivayet olunduğuna göre İş Bankası bu para ile kurulmuş ve sırdaşlar, önemlerine göre, bankanın hisse senetleriyle taltif edilmişlerdir.” diyor ki, İş Bankası’nın kurulmasında Hind müslümanlarının gönderdiği paranın kullanıldığı bugün artık bilinmektedir.</p>
<p>“Daha sonra Hilafet ve diyanetin kaldırılması ve zayıflatılması bu çevremin eseri olduğuna göre, müslümanların gönlünden kopmuş olan bu cömertce yardımların tamamen amaçlarına aykırı yerlere harcandığı görülür. Sonradan inanılır bir kaynaktan aldığım bilgiye göre, bu yardımların İstanbul Kızılayı aracılığı ile gönderilen bölümü Ankara &#8216;daki Maliye Vekaleti’ne resmen intikal etmişse de, doğrudan kendisine gönderilen bölümü kahramanımızın elinde kalmıştır. Hintli İslâm Cemaati lideri Mevlana Muhammed Ali merhum -ki para yardımı onun aracılığıyla yapılmaktaydı- cemaata hesabını vermek üzere, Ankara ’ya giderek gönderdiği paraların makbuzunu isteyince, ver-mekten kaçınılmış ve Millî hareketin başarısı için tasavvurun üstünde çaba gösteren bu biçare namuslu adam da, bu darbenin etkisiyle az zaman sonra vefat etmiştir. ”</p>
<p>Hilafetin kaldırılması, Mısır kamuoyunu da şiddetle etkiledi. Hem modemleşmeciler hem de gelenekçi kesimler Ankara’nın bu kararına karşı hoşnutsuzluklarını ifade ettiler. Saltanatın ilgası kararını destekle-yen Ezher âlimleri, hilafetin kaldırılmasına karşı çıktılar.</p>
<p>“&#8230;Cezayirliler yalnızca işgalciye karşı direnişin sürecini akıllarında tutmuşlar, Kemalist tedbirlerin içeriğini unutmak istemişlerdir. Fransız III. Cumhuriyeti ’nin izlerini taşıyan bir anayasaya sahip cumhuriyetin ilânı, din adamlarının etkisini ve rolünü camilerin içine iten devletin laikliğinin ilânı, kadınların çarşaf, erkeklerin şalvar giymelerini yasaklayan kararnameler&#8230; ve özellikle Hilafetin kaldırıl-ması. Bunun içindir ki, Türk zaferi sağlanır sağlanmaz Türk referansı Messsali ’nin Anılarındaki merkezi yerini yitirir. ”</p>
<p>İttihatçıların hükümeti bırakıp ülkeyi terk etmesinden sonra Mustafa Kemal Paşa’nın teklifi ile sadrazamlığa gelen Ahmet İzzet Paşa da hatı-ralarında Hilafet’in ilgasının sonuçlan konusunda şöyle söylemektedir:</p>
<p>“Hilafetin memleketten çıkarılıp sürülmesi, dinin hükümetten ayrı-larak tahkiri gibi akılsızca birtakım gereksiz muameleler yapılmasa, ihtimal Hind ve Mısır&#8217;ın yardımıyla (Yunanistan ’dan mübadele sonu-cu gelen) müslüman göçmenler bu sefalete uğramayacak -makul ve namuslu bir idare oluşması şartıyla- memlekette iskân edilerek bugün sefalete ve ölüme mahkum olan her aile, devlet için sadık bir servet ve kuvvet kaynağı olacaktı! Fakat halifenin ülkeden çıkarıldığı öğrenilir öğrenilmez Hindliler yardım toplamak için memleketlerine gitmiş olan heyetimizi kovdular. Mısırlılar kapı ve keselerini kapadı lar, bütün islam alemi bize karşı ayağa kalktılar. Türkiye islamı bırakmak ve dinsizlikle ve dinden çıkmakla suçlandı ve mahkum edildi.Bır yıl önce üç yüz milyon müslüman tarafından sevilirken şimdi lanetlenir olduk. Buna karşı hıristiyanlık ve medeniyet dünyasıyla ilişkilerimiz de malum! Şu halde bütün dünyadan tamamen soyutlanmış ve yalnız bulunuyoruz. ”</p>
<p>&#8220;Yazık, bin kere yazık ki, altı buçuk yüzyıllık bir devlet hiçbir sebep yokken bir harisin keyfine kurban oldu. Dünya Savaşında ve muta reke esnasında İslam dünyası bir uyanış içine girmiş, benliğini anlamış, Hilafet makamında kendine bir manevi bağ ve bir toplanma merkezi aramakta bulunmuşken ne yazık ki, Türkiye &#8216;de iş başında bulunan kimselerin vefasızlığı yüzünden bir hayal kırıklığına düşmüş. Anadoludaki Türk halkı da maddi, manevi her türlü destekten yoksun kalmıştır. Fakat zavallı millet hâlâ aldatılıyor. Bu hakikatleri. bu sonuçları anlamış olması gereken bir takım yazarlar da kan kırmızısını gül pembesi göstermekle uyanıklık örneği vermekte! Fakat kim ne derse desin, kim ne yazarsa yazsın, bu adamların din aleyhdarlığı vatana ilişkin maddi, milli ve siyasi bir yarar düşüncesinden kaynaklanmamıştır. Bunun ilk sebebi her türlü ahlaki rezaletlerle bulaşıp kirlenmiş olan reisle çevresindeki dalkavukların yaratılışlarındaki erdem düşmanlığıdır. Ayrıca bu girişimde, aşağıdaki açıklamalardan çıkarılacak özel bir kasıt vardır. Lozan Antlaşması imzalanarak işgal kuvvetleri ülkeden çekilince kemalistlerin, özellikle Reisin yakın çevresinin ülkeyi istilaları, adeta bir haydut çetesinin bir kervana, bir kurt alayanının koyun sürüsüne saldırması, kızgın kedilerin önlerine gelen hemcinslerine hücumu ve onları kullanmaları gibi oldu &#8216;(FERYADIM,2.,148)</p>
<p>Uluslararası ilişkiler Profesörü Ömer Kürkçüoğlu’na göre, Türkiye’nin İslâm’dan uzaklaşması, İngiltere için rahatlatıcı bir tesir uyandırmıştır. Bu gelişme, Ingiltere’nin hayatî çıkarları sözkonusu olan bölgelerin İngiltere yönünden güvenliğini artırmıştır. Büyükelçi Sır Ronald Lindsday, Londra’ya gönderdiği raporda, Hilafet’in kaldırılmasıyla ‘Türkiye’nin, Müslümanları, İngiliz İmparatorluğu için bir tehlike olmaktan çıkardığı’m yazar ve böylece Türkiyey’le yakın ilişkilerin İngiltere’nin işine yarayacağını vurgular.</p>
<p>20. Yüzyılda dünyanın gidişatını etkileyen en önemli olayın, hatta 1917 Bolşevik ihtilali değil, Osmanlı Devleti’nin yıkılışı olduğunu bugün rahatlıkla ,söyleyebiliriz. 1917 Bolşevik devriminin meydana getirdiği etkiler alımda Kapitalist-Komünist kutuplaşması arasında Osmanlı /Türkiye öncülüğünde bir Islâm bloku ortaya çıkabilirdi. Bunun için vasat hazırdı. Lozan, bunu önleyen bir belge olarak da olumsuz bir metindir. Çünkü, 20. yüzyılın başında bu andlaşmanın açık ve gizli hükümleriyle bütün Islamın dünyası umutsuzluğa düşürülmüş, zulüm ve sömürge altında kalmaya mahkûm edilmiştir. Ondan sonra, İslâm dünyası sömürgeciler için hiç bir şeyin değişmemesi, Batı sömürüsünün her halükârda devamı için büyük değişikliklere sürüklenmiştir.</p>
<p>Mehmed Doğan &#8211; Türkiye Cumhuriyeti Tarihine Giriş</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hindli-muslumanlarin-milli-mucadelede-yardimlari/">Hindli Müslümanların Milli Mücadelede Yardımları</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/hindli-muslumanlarin-milli-mucadelede-yardimlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hilafet Kaldırıldı Ama Patrikhane Korundu</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/hilafet-kaldirildi-ama-patrikhane-korundu/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/hilafet-kaldirildi-ama-patrikhane-korundu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2014 18:18:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cemal Fedayi-Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Nasıl Geçildi?]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal FEDAYi]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafet Kaldırıldı Ama Patrikhane Korundu]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafet Kaldırıldıktan Sonra Ne Oldu]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafetin Kaldırılması]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Nasıl Geçildi?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2040</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lozan&#8217;da ele alınan önemli konulardan birisi de, Hilafet gibi uluslararası bir etkiye sahip bulunan Patrikhane (Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi) meselesiydi. Türk tarafı bir hıyanet ocağı olarak tavsif ettiği bu kurumun Türkiye&#8217;den çıkarılması taraftarıydı. Türk heyeti müzakereler sırasında özetle, Patrikhane&#8217;nin Fatih&#8217;ten beri kendisine tanınan yetkileri, sonradan siyasal amaçlarla kullandığım, son savaşta da düşmanla işbirliği yaptığım ileri [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hilafet-kaldirildi-ama-patrikhane-korundu/">Hilafet Kaldırıldı Ama Patrikhane Korundu</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/hilafet-kaldirildi-ama-patrikhane-korundu/hilafetin-kaldirilmasi-2/" rel="attachment wp-att-17074"><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-17074" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/10/hilafetin-kaldirilmasi-1.jpg" alt="" width="343" height="258" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/10/hilafetin-kaldirilmasi-1.jpg 550w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/10/hilafetin-kaldirilmasi-1-360x270.jpg 360w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/10/hilafetin-kaldirilmasi-1-300x226.jpg 300w" sizes="(max-width: 343px) 100vw, 343px" /></a></p>
<p>Lozan&#8217;da ele alınan önemli konulardan birisi de, Hilafet gibi uluslararası bir etkiye sahip bulunan Patrikhane (Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi) meselesiydi. Türk tarafı bir hıyanet ocağı olarak tavsif ettiği bu kurumun Türkiye&#8217;den çıkarılması taraftarıydı.</p>
<p>Türk heyeti müzakereler sırasında özetle, Patrikhane&#8217;nin Fatih&#8217;ten beri kendisine tanınan yetkileri, sonradan siyasal amaçlarla kullandığım, son savaşta da düşmanla işbirliği yaptığım ileri sürdü. Rıza Nur bu konunun müzakereleri sı­rasında alt komisyona yazılı bir bildiri de sundu. Türkiye bu bildiriyle, Patrikhane&#8217;nin çıkarılmasına gerekçe olarak, bu kurumun Türkiye&#8217;nin düşmanları lehine çalıştığı iddiasına ilaveten, Türkiye&#8217;deki rejim değişikliğini de ileri sürüyordu. Bildiride şu cümleler bulunuyordu:</p>
<p><em>&#8220;Müslüman olmayan toplulukların eski ayrıcalıkları teokra­tik bir monarşi olan Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun siyasal du­rumunun bir sonucu olduğundan, Halifelikle Devletin bir­birinden ayrılmasından, Sultanlığa son verilerek tam de­mokratik bir rejimin kurulmasından sonra, bu toplulukların başlarının salt ruhani bir sıfat dışında hiç bir hak ve ayrıca­lıktan yararlanamayacakları kendiliğinden anlaşılır. (&#8230;) Din özgürlüğü; İngiltere, Fransa, ABD, v.b. gibi öteki ülkelerde olduğu üzere, Türkiye&#8217;de çeşitli dinlere bağlı olanlara, din­sel isteklerine serbestçe gelişme olanağı sağlayacaktır. Yeni rejim, böylece, din adamları sınıfını salt din alanında kal­mağa zorlayarak, dine yeni bir atılım verecektir. </em></p>
<p><em>Şimdiye kadar siyasal bir organ olan Patrikliğin Türkiye dışına çı­kartılması gerekir; çünkü Patrikliğin ve ona organik olarak bağlı kuramların siyasal ayrıcalıklarına son verilmesiyle or­taya çıkacak yeni duruma uymasına, Patrikliğin eski davranışları imkân vermeyecektir. Din adamları sınıfının dünya işlerine ilişkin ayrıcalıklarının ortadan kaldırılması ve Pat­rikliğin Türkiye sınırı dışına çıkartılması Türkiye için bir zo­runluluk olduğu kadar, ilgili bulunan topluluk için de bir kurtuluş yoludur.&#8221;</em></p>
<p>Bu isteğe başta Yunanistan olmak üzere bütün İtilaf dev­letleri şiddetle karşı çıktı. Hatta, R. Nur&#8217;a göre tüm Hıristiyan âlemi Patrikhane’nin İstanbul&#8217;da kalması için seferber olmuş, konferansın kesileceği tehditleri, üç büyük devletin Anado­lu&#8217;ya ordular yollayacağı şayiaları yayılmıştı. Türkiye dışındaki, ABD dâhil bütün taraflar, Patrikhane&#8217;nin İstanbul&#8217;da kalmasını istiyordu. Bunlar, Türk tarafının ileri sürdüğü iddiaları, Patriğin ruhani konulara ve kilise yetkilerine son ve­rilmesi için bir neden olarak sayılamayacağını ileri sürüyor­lardı.</p>
<p>Şiddetli tartışmalar sonunda, Müttefik temsilci heyet­ten adına Lord Curzon, Patriklik kuruntunun ileride &#8220;siyasal niteliği ile yönetim alanındaki yetkilerinden&#8221; yoksun bırakılması ve gene İstanbul&#8217;da kalmakla birlikte &#8220;salt bir dini kurum&#8221; halini alması gerekeceğini, Müttefik Devletlerin ka­bul ettiklerini bildirdi. İsmet Paşa&#8217;nın, bu söylenilenleri &#8220;se­net&#8221; kabul ettiğini belirtmesi üzerine Patrikhane&#8217;nin İstanbul&#8217;da kalması kabul edildi. Ancak Curzon&#8217;un bu sözleri Antlaşmanın resmi metninde yer almamıştır. Bu şart zabıt­lara yazılmıştı. Antlaşma metninde özel olarak Patrikhane­den bahsedilmemekte, genel olarak, &#8220;Ekalliyetlerin Himayesi”nden bahseden bir fasıl bulunmaktadır.</p>
<p>Sonuç olarak Müslümanların evrensel bir kurumu olan Hilafet ilga edilirken, Ortodoksların evrensel kurumu olan Patrikhane kaldırılmamıştır. Bu da Lozan&#8217;daki başarısızlıklarımız hanesine yazılması gereken bir konudur&#8230;</p>
<p>Patrikhane konusunun antlaşma metninde açıkça yazıl­maması yüzünden günümüzde Patrikhanenin ekümeniklik söylemi tartışma konusu olmaktadır. Patrik kendisini tüm Ortodoksların ruhani lideri (Ekümenik Patrik) olarak gör­mektedir. Türkiye ise ekümeniklik iddiasını kabul etme­mektedir.</p>
<p>Müslümanlık dışındaki diğer dinlere ilişkin hizmetler Lo­zan Antlaşması hükümleri gereğince cemaatleri tarafından karşılanacaktır. Maarif Vekâleti, Lozan sonrasında, &#8220;Ecnebi mekteplerinde mabed dışındaki resim vb. şeylerin kaldırılması, bu okullardaki Müslüman ve başka mezhepten olanların dini ayinlere cebren ve bil-ihtiyar kabul edilmemeleri”ni içeren bir tamim yayınlamıştır.</p>
<p><strong>Cemal Fedayi, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Nasıl Geçildi? , s. 142-144.</strong></p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hilafet-kaldirildi-ama-patrikhane-korundu/">Hilafet Kaldırıldı Ama Patrikhane Korundu</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/hilafet-kaldirildi-ama-patrikhane-korundu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hilafet kaldırılmasa, İngilizler Lozan’ı tasdik eder miydi?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/hilafet-kaldirilmasa-ingilizler-lozani-tasdik-eder-miydi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/hilafet-kaldirilmasa-ingilizler-lozani-tasdik-eder-miydi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Mar 2014 11:04:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yakın Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[İngilizler ve Hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[D.Mehmet Doğan]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafet kaldırılmasa İngilizler Lozan’ı tasdik eder miydi?]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafetin Kaldırılması]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafetin Kaldırılmasında İngilizler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=1067</guid>

					<description><![CDATA[<p>90 yıl sonra Hilafet’in ilgası meselesini soğukkanlılıkla ele almamız gerekiyor. İnkılap-cumhuriyet tarihi müfredatının sığ yorumları Hilafet’in kaldırılmasını gerçek mahiyetini açıklayabilecek muhtevadan yoksundur. Hiç şüphe yok ki, Millî Mücadele, altı yüz yıllık devlet ve onun uhdesinde bulunan müslümanların manevî birliğini de temsil eden Hilafet adına yürütülmüştü. Bilhassa Millî Mücadele’nin başında bunun hassasiyetle vurgulandığı, bütün temel metinlerde [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hilafet-kaldirilmasa-ingilizler-lozani-tasdik-eder-miydi/">Hilafet kaldırılmasa, İngilizler Lozan’ı tasdik eder miydi?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<figure id="attachment_1068" aria-describedby="caption-attachment-1068" style="width: 300px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" class="size-medium wp-image-1068 " src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/03/son-halife-abdulmecid-300x227.jpg" alt="Son Halife Abdulmecid" width="300" height="227" /><figcaption id="caption-attachment-1068" class="wp-caption-text">Son Halife Abdulmecid</figcaption></figure>
<p>90 yıl sonra Hilafet’in ilgası meselesini soğukkanlılıkla ele almamız gerekiyor. İnkılap-cumhuriyet tarihi müfredatının sığ yorumları Hilafet’in kaldırılmasını gerçek mahiyetini açıklayabilecek muhtevadan yoksundur.</p>
<p>Hiç şüphe yok ki, Millî Mücadele, altı yüz yıllık devlet ve onun uhdesinde bulunan müslümanların manevî birliğini de temsil eden Hilafet adına yürütülmüştü. Bilhassa Millî Mücadele’nin başında bunun hassasiyetle vurgulandığı, bütün temel metinlerde zikredildiği bilinmektedir. Osmanlı Devleti’nin merkezi olan İstanbul’da, Anadolu’daki harekatın bütün farklı çizgi iddialarına rağmen tabiî olarak altı asırlık Devlet’in istiklâli için yapıldığı düşüncesi vardır.</p>
<p>Yunan zaferi sonrası Ankara’nın kazandığı prestiji İstanbul’la bütünleştirmesi, bütün İslâm Dünyası için ümit uyandırıcı bir başlangıç olacaktı. Bu çerçevede ele alındığında, Millî Mücadele’nin sona eriş şeklinde bir tamamlanmamışlık hissedilmektedir.</p>
<p>İzmir’den sonra ordusuyla İstanbul’a girmiş bir Mustafa Kemal’in ya işgalcilerle çatışması -bu durumda Padişah ve İstanbul Hükümeti’nin de ortak hareket ettiği bir cephe oluşacaktır- ya da işgalcilerin tarafsız kalması hâlinde ise İstanbul yönetimiyle meselesini halletmesi gerekiyordu. Bunun kuvvet kullanılarak gerçekleşmesi ise en azından halk psikolojisi açısından olumsuz sonuçlar doğurabilirdi.</p>
<p>Padişahla karşı karşıya gelecek bir Mustafa Kemal’in ya ona bağlılıklarını arz etmesi, ya da ihanetini ileri sürerek tahtından indirmesi veyahut da ortadan kaldırması gerekirdi. Fakat bu raddede Padişah’ın hain olduğunun geniş kitlelere kabul ettirilmesi mümkün değildi. En uygunu Padişah’ın İngilizler eliyle İstanbul’dan uzaklaştırılmasıydı.</p>
<p>Saltanatın kaldırılmasının görünür anlamı dışında çok önemli sembolik bir anlamı daha vardır: Ankara Hükümeti böylece Osmanlı mirasının dâvacısı olmıyacağını kat’i şekilde açıklamış olmaktadır. Türkiye, Misak-ı Milliye dahil olmayan konulardan müzakereye bile lüzum görmeden böylece sarfınazar etmektedir. Mesaj ulaşması gereken yerlere ulaşmıştır. Hatta bu dahi yeterli olmamıştır. Konferans 13 kasımda başlayacakken İtilaf devletleri temsilcilerinin gelmemesi üzerine toplanamamıştır. Lozan Konferansı nihayet bu kabuller üzerine, son Osmanlı Sultanı İngilizler tarafından 17 Kasım’da İstanbul’dan uzaklaştırıldıktan sonra, 20 Kasım 1922’de toplanmıştır.</p>
<p>Saltanatı ilga eden Ankara yönetiminin henüz, Osmanlı Hilafeti’nin manevî nüfuzundan vazgeçmedikleri anlaşılmaktadır. İngilizlerin Lozan’da Hilafet’in kaldırılması ve yeni Türkiye devletinin İslâmî niteliğinin yok edilmesinde ısrar ettikleri, ancak Türk başmurahhasının bu konuda söz vermesi veya gizli bir anlaşma imza etmesi sonucu neticeye varıldığı, bu hususlarda Eski Hahambaşı Hayim Naum’un aracılık ettiği iddiası bugüne kadar cevaplanmamıştır.</p>
<p>Millî Mücadele’nin İslâm dünyasındaki yankıları, İngilizler açısından “hilafet ve saltanat yok edilmelidir” tezinin bir kere daha doğrulanması şeklinde algılanmıştır. Anadolu zaferi bir taraftan Osmanlı Hilafeti’nin tekrar canlanması sonucunu doğurabilir, diğer taraftan da savaş sonrasında emperyalistlerce tesis edilen statükonun değişmesine yol açabilirdi. Bu yüzden İngilizler için dünya müslümanlarının ümitlerini boşa çıkaracak bir strateji takip etmek gerekiyordu. Resmî tezin savunucularından Sabahattin Selek İngiltere’nin tutumu hakında şu yorumu yapmaktadır:</p>
<p>“İngiltere kendisi için hayatî önemi haiz olan Doğu meseleleri içinde, hilafetten tamamen kurtulmaya veya bu müesseseyi Türklerin elinden alarak İngiliz politikasına yararlı kılmaya, hepsinden fazla değer vermiştir. Mustafa Kemal Paşa’nın yapmak istediği iş; bu noktada İngiliz politikasıyla tam uygunluk durumundadır. Fakat, Millî Mücadele süresince, İngiltere, gelecekte Atatürk’ün tasarladığı gelişmeleri gereği ölçüsünde kestiremediğinden Türkiye’ye cephe almıştır.”</p>
<p>İngilizler, Doğu Trakya ve Anadolu’da Türklerin bir devlet kurmasından çekinmiyorlardı. Asıl korkuları, Birinci Dünya Savaşı’nın meyvelerini kaybetmelerine yol açabilecek bir devletti. Doğu ve Batı Trakya’yı içine alan Osmanlı Devleti’nin canlanması, İngilizlerin öncelikle Irak ve Mısır’daki durumunu tehlikeye sokacaktı. Hindistan’da büyük güç kazanmış olan Hilafet hareketi İngiltere için gerçek anlamda tehdit oluşturuyordu. Fransa, İtalya ve Almanya bu devletin kendisine karşı dengeleri kullanmasına yol açabilecek bir yakınlık gösterebilecekti. Bolşevik ihtilalinin ideolojik bloklaşmayı başlattığı bu dönemde, bir İslâm gücü batı karşısında Sovyet ağırlığını değerlendirerek bütün dengeleri altüst edebilirdi.</p>
<p>Konferans müzakereleri sırasında Mustafa Kemal Paşa Hilafet kurumunun ehemmiyetini belirten konuşmalar yapmaktadır. 5 Şubat 1923’te, Akhisar’da iken İsmet Paşa’dan, sulh müzakerelerinin kesildiği hakkında şifreli telgraf gelir. Lozan’da müzakerelerin kesilmesi haberinden sonra M. Kemal Paşa’nın konuşmalarında değişme hissedilmekte, dinden bahsedilmeye devam edilmekle beraber Hilafet’ten ya bahsedilmemekte veya aleyhde konuşulmaktadır.</p>
<p>Türkiye’ye Andlaşma’yı bir an evvel tasdik etmesi için baskı yapan İngiltere Lozan’ı en son tasdik eden ülkedir! İlgili kanun tasarısı Avam Kamarası’nın gündemine Nisan 1924’te (Türkiye’de Hilafet’in kaldırılmasından sonra) sokulmuş ve 24 Temmuz 1924’de kabul edilmiştir. Cemiyet-i Akvam’ın Lozan’ı tasdiki ise, Musul meselesinin İngiltere tarafından bu kuruluşa havale edildiği güne rastlamıştır! (6 Ağustos 1924)</p>
<p>Ankara’daki yöneticiler, Türkiye devletinin varlığının Hilafet’i kaldırmadan İngilizler tarafından kabul edilmeyeceğinin farkındadır. Hilafetin ilgasıyla ilgili bütün iddialar, gerekçeler bu hakikat karşısında zerre kadar değer taşımamaktadır!</p>
<p>D.Mehmet Doğan / Yeni Akit</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hilafet-kaldirilmasa-ingilizler-lozani-tasdik-eder-miydi/">Hilafet kaldırılmasa, İngilizler Lozan’ı tasdik eder miydi?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/hilafet-kaldirilmasa-ingilizler-lozani-tasdik-eder-miydi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
