<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Halimiz | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/halimiz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 31 Dec 2016 21:08:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Halimiz | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Halimiz</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/halimiz/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/halimiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 May 2015 20:13:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Kabaklı]]></category>
		<category><![CDATA[Eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[Halimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Noel]]></category>
		<category><![CDATA[Noel Ağacı]]></category>
		<category><![CDATA[Yılbaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=6487</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ben gidip görmedim ama gazeteler yazdı ve okuyu­cularım mektupla bildirdiler: İstanbul Belediyesi, Taksim meydanına bir “Noel ağacı” dikmişti. Taksim Mey­danı ve o zamanki adiyle Pera (İstiklâl caddesi) müta­reke meydanında Türk’ün gözyaşları ile sulanmış ve bize düşman olan azınlıkların sevinç naralarıyle çınlanmıştı. O zaman İstanbul’u haraca kesen şımarık palikalyalar, işgal orduları komutanlarının ayakları altına Türk bayrakları [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/halimiz/">Halimiz</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/images-51.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-6488" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/images-51.jpg" alt="Halimiz" width="411" height="225" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/images-51.jpg 303w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/images-51-300x164.jpg 300w" sizes="(max-width: 411px) 100vw, 411px" /></a></p>
<p>Ben gidip görmedim ama gazeteler yazdı ve okuyu­cularım mektupla bildirdiler: İstanbul Belediyesi, Taksim meydanına bir “Noel ağacı” dikmişti. Taksim Mey­danı ve o zamanki adiyle Pera (İstiklâl caddesi) müta­reke meydanında Türk’ün gözyaşları ile sulanmış ve bize düşman olan azınlıkların sevinç naralarıyle çınlanmıştı. O zaman İstanbul’u haraca kesen şımarık palikalyalar, işgal orduları komutanlarının ayakları altına Türk bayrakları sererek ve bizim gam bahçelerinden devşirilmiş çiçekler atarak Taksim Meydanı’nda karşı­lamışlardı. Yine Pera caddesinde dolaşmak cesaretini gösteren Türkler’i döğmüşlerdi.</p>
<p>Taksim Meydanı ve İstiklâl Caddesi’nin bizim için pek önemli bir manası vardır. O meydan, tüm kapitü­lâsyonlar ve sömürge arzularının şımarttığı azlıklar üstünde bizim zaferlerimizdir. Diyebiliriz ki Taksim’in kurtuluşu, İzmir’in kurtuluşu kadar mühimdir.</p>
<p>Taksim’e Noel ağacı diken zavallı çorak beyinler, Kurtuluş Savaşı’ nın manasını dahi unutmuş olarak “Pera”yı “İstiklâl Caddesi” yapan zihniyete karşı bir çeşit budalalık tepkisi içindedirler. Noel ağacı ile, Kur­tuluş âbidesine meydan okuyanlar, kulakları “ezan seslerinden” fazla “çan zangırtıları”na alışmış bir sem­tin bahtsız ve köksüz çocuklarına, bize ne kadar ya­bancı bir çehre verdiklerinin farkında bile değiller.</p>
<p>Nitekim kader, o ağacın tam meyve vereceği Noel gecesinde bize pek acı bir oyun oynadı. Kıbrıs’ta, gemi azıya alan Rum çakalları, o şuursuzluk ağacının mâne­vi köklerini (kadın, çoluk çocuk) 500 şehidimizin kan­lan ile suladılar. (1963)</p>
<p>Bu korkunç düşmanlık vakası, bilmem uyartır mı bizi? Bilmem, kendi mânevi bütünlüğümüzü bulama-dığımız takdirde, yalnız Kıbrıs’ı değil İstanbul’u ve bütün vatanı elden çıkarmak üzere olduğumuzun farkına varacak mıyız? Bu dökülen mazlûm kanları olsun, ak­lımızı başımıza, şerefimizi üstümüze getirir mi bil­mem?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>***</p>
<p>Yine o kanlı Noel (1963) ertesinde, İstanbul radyo­su “Çocuk saati”nde, Türk ve Müslüman çocuklarına ne anlatılmıştı biliyor musunuz?</p>
<p>Noel Baba mankeni nasıl yapılır ve Noel ağacı na­sıl donatılır?</p>
<p>Çocuklarımızı daha ufacıkken böyle yabancı geleneklere ve bizi yıkmak isteyen kavimlerin törelerine bağlıyan şuursuzluk, öyle görünüyor ki, içimize pas gi­bi, mikrop gibi yerleşmiştir. Değil yalnız Kıbrıs’ta hat­ta İstanbul&#8217;da bile Rumlar, Türkler’i kesmeğe kalksa­lar, radyo idarecilerinin beyni üstünde kilise çanı çalsalar yine de ruhumuz felaha ermeyecektir. Millet: “Hain papaz, kara sakallı Makarios” edebiyatı ile avunadursun&#8230; Sonunda her şey unutulacak, böylece, Kilise kokulu Avrupa’nın hiç de memnun olmadığı “Türk belâsı”, dünyadan silinip gider umudundalar.</p>
<p>***</p>
<p>Yılbaşı öncesinde bütün İstanbul pazarlarını dol­duran ayak satıcıları ile işportacılar bile, helezon şek­linde bükülmüş mumlar dikerek alış veriş yaptılar. Mağazaların çoğuna, yılbaşıyla ilişiği olmayan Noel mankenleri kondu. Zengin Türk evlerinin pencerele­rinden, üstü küçük kürelerle, mumlarla donatılmış çam dalları sarkıyordu. Gülhane, Yıldız, Emirgân Ko­rusu, Belgrat Ormanı gibi başlıca İstanbul parklarında genç çamların boynu vurulup, kamyonlarla pazarlara taşındı. Civar Bolu ormanlarından pek çok ağaç çalın­dı. Çok satan bir derginin kapağında, elini haç şeklin­de kavuşturmuş denizkızı resimleri görüldü.</p>
<p>Bütün bu manzara, bu kargaşa, bu hercümerç Kıb­rıs’taki Rum bayağılıklarına karşı bizim bir tepkimiz değil, çanak tutuşumuzdur.</p>
<p>Millî şuur taşımayan, kendi geleneklerine böylesine kıyan, düşman âdetlerine beyinsizce kapılıp giden bir millet, maddî veya manevî anlamda katledilmeye müsta­haktır. Fakat buna lâyık olan şuursuz okumuş ve zen­ginlerin cezasını mazlûm halkımız elbette çekmemeli!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>ALLAH BETERİNDEN SAKLASIN</strong></p>
<p>Adet oldu Yılbaşında, yer yerinden oynuuyor. Her ye­ni yılın ilk sabahında okumuş ve zengin tabakanın horultuları tavanlara çarpıyor. Gecenin sefahat ve başıboş­luğundan vücutlarda kalıntılar, ruhlarda yıkıntılar. Do­yulmayan maddî zevklerin daha çok acıktıran dağdağa­sı&#8230; Manevî hazlar kabiliyetini bile yitirmeye başlayan bir aygırlar nesli&#8230; Madde yarışında çene vuruşturan bi­çare adamlar, garsonun tabağına bırakılan 200-300 lira bahşişlerle böbürleniş&#8230; öteden fukara akrabayı kapı­dan sokmamak için hizmetçiye edilen tembihler&#8230;</p>
<p>Herkes yiyor, içiyor, eğleniyor, sevişiyor. Ama yine de herkes neşesiz, kıskanç, sinirli, bezgin&#8230; Kıskanma bütün zevkleri yıkıyor, İç karalığı aydınlıkları yok edi­yor. Durup dururken birbirlerine düşman bayanlar baylar. Hep birşey bekleyenler, hep hiçbir şey bulama­yanlar. Töreyi, geleneği, nizamı tezyif ettiklerini sana­rak, kendilerini rezil ve hacil eyleyenler.</p>
<p>Batı’da hindi, din sebebiyle yenir Noel’de. Şarap din şurubu gibi içilir. İbadet için uyanık kalırlar ve ge­cenin büyük kısmı kilisede geçer. Hediyeler, Allah için verilir. Noel Baba dahi artık bir din unsurudur, Hristiyanlık eski putçu ve Romalı geleneklerle birleşip Batı’da bu yılbaşı terkibi meydana gelmiştir.</p>
<p>Biz dersen ne hikmettir bilinmez, hindiyi, Noel Ba­ha’yı, çam süslemeyi almışız, onun üstüne bol bol mas­raf, taklit, çılgınlık, sorumsuzluk salçası dökmüşüz. Hiçbir tarafını millîleştirmeden, halkla hiçbir bağlantı kurmadan ve hiçbir yerli rengimizi katmadan Yılba­şılar işliyoruz. Japonya’da da yılbaşı kutlanır, İsrail’de de; fakat her ikisi, eski törelerini parlak yıldızlar gibi yeni gecesinin üstüne serpmişlerdir. Medeniyet ve il­mi halk ve aydınıyla nasıl benimsemişlerse yeni un­surları da ek yeri bırakmaksızın yeni dünyalarına koy­muşlardır.</p>
<p>Bizim yılbaşı eğlencelerinin perişan dekorunda ben, 150 yıldan beri &#8216;Batılılaşalım’ dediğimiz halde Batı’nın hâlâ hangi perçeminden tutacağını bilemeyen yozlaşmış ve silik manzaramızı görüyorum. Işıklar, hindiler, Noeller, tebrikler, danslar, masraflar, kıyafet gösterileri, kürkler, parfümler&#8230; Evet ama bu ne Türk, ne İslâm, ne Hristiyan, ne de insandır.Onun için halkımız durmuş seyir bakmakta ve birtakım adamlar, oyalanıp durmaktadır. Garip bir işbölümü var sanki: Bayramlar ve Ramazanlar halkın, yılbaşılar ve bil­mem neler de onu öncü alması gereken zümrenin ma­lıdır. Halbuki millet olmak her eski ve yeniye, her zümre ve tabakanın benimseyerek sahip çıkmasıdır. Halkımızla okumuşlar arasındaki bu seyirci aktör ay­rılığı, görelim daha ne cehenneme kadar sürecek&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ahmet Kabaklı,Kültür Emperyalizmi</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/halimiz/">Halimiz</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/halimiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
