<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hak | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/hak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Wed, 12 Jun 2019 13:44:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Hak | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İnsanın Kadim Gerçekliği: Hak ve Bâtıl Çatışması</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/insanin-kadim-gercekligi-hak-ve-batil-catismasi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/insanin-kadim-gercekligi-hak-ve-batil-catismasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Dec 2017 21:35:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Rasim Özdenören]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanın Kadim Gerçekliği: Hak ve Bâtıl Çatışması]]></category>
		<category><![CDATA[Batıl]]></category>
		<category><![CDATA[Hak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=19537</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıklı insanın özlediği toplum düzeniyle gerçeğin yaşandığı toplumsal düzen arasında her zaman bir açıklık bulunmuştur. İnsan, bir uçtan bu açıklığı kapamaya çalışırken, bir yandan da bu açığın sürüp gitmesini sağlayan toplumsal gerçeklik “ben buradayım, burada duruyorum” demeye devam eder. Bu durum, insanoğlunun kadim gerçekliğidir ve galiba kıyamete değin de sürüp gidecektir. Kadim retoriğin jargonuyla söylersek, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/insanin-kadim-gercekligi-hak-ve-batil-catismasi/">İnsanın Kadim Gerçekliği: Hak ve Bâtıl Çatışması</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/insanin-kadim-gercekligi-hak-ve-batil-catismasi/images-1-79/" rel="attachment wp-att-19538"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-19538" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/12/images-1-2.jpeg" alt="" width="513" height="287" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/12/images-1-2.jpeg 513w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/12/images-1-2-300x168.jpeg 300w" sizes="(max-width: 513px) 100vw, 513px" /></a></p>
<p>Sağlıklı insanın özlediği toplum düzeniyle gerçeğin yaşandığı toplumsal düzen arasında her zaman bir açıklık bulunmuştur. İnsan, bir uçtan bu açıklığı kapamaya çalışırken, bir yandan da bu açığın sürüp gitmesini sağlayan toplumsal gerçeklik “ben buradayım, burada duruyorum” demeye devam eder. Bu durum, insanoğlunun kadim gerçekliğidir ve galiba kıyamete değin de sürüp gidecektir. Kadim retoriğin jargonuyla söylersek, durum, hak ve batıl çatışmasıdır. Hak da, batıl da kendi var olma hikmetini, varlık nedenini korumaya, kendi varlığını sürdürme niyetine toplumsal değişimin ve dönüşümün her evresinde kararlı olduğunu kanıtlamada ısrarlı olacaktır.</p>
<p>İnsan bir yandan kendini bir halden bir başka hale doğru değiştirirken ve bu değişmeyi ya da dönüşümü kendi esenliği için daha düzgün ve elverişli bir ortam diye öngörürken, içinde yaşadığı her evrede  gene de suçun, suçlunun çıkmasını önlemeye güç yetirememiştir. İnsanın kendisi için mutluluk dönemi saydığı günlerde de suç işlenmiştir. Her türden suç… İnsan teki değilse bile insanoğlu suç işleyen ya da suç işlemeye istidatlı bir ıra üzere yaratılmıştır.</p>
<p>Ne ki, suçların niteliği ve yoğunluğu her toplumsal düzende aynı olmayabilir. Değil de…</p>
<p>Günümüz Avrupa uygarlığının sergilediği şimdiki toplumsal dizge aşırılıklara, çılgınlıklara ve de bu aşırılıkların ve çılgınlığın neden olduğu suçlara daha açık bir toplumsal özellik sergiliyor.</p>
<p>Bu satırların yazarı şu vurgulamayı yeri geldikçe tekrarlamaktan sakınmıyor:</p>
<p>Batı kültürü, kendi temel probleminin konjonktürel yükselişlerinden biri ile daha karşı karşıyadır: Fuhuş, uyuşturucu iptilası, alkolizm, cinayet ve beyaz yaka suçları, hırsızlık, cinsel saldırganlık, çocukların taciz edilmesi ve çocuk suçlarındaki artış, akıl ve ruh hastalıklarındaki yükseliş yanında, son yıllarda daha sık görülmeye başlayan kundaklama ve öldürme olayları, bu ülkeleri bir cinnet toplumu haline getirmiştir. Bütün bu saydığımız olayları yalnızca iktisadî sebebe dayanarak açıklamak ve olayı yalnızca iktisadî sebebe irca etmek kolaya kaçmak olur.</p>
<p>Batı kültürü, ırkçı, ayrımcı, sınıflı ve sonuçta iç ve dış sömürüye dayalı sütunlar üzerine bina edilmiştir. Kendi iç dinamikleriyle kendini aşma cehdini her defasında aşmayı denese bile, temeldeki çatışmayı (ırkçılığa, ayrımcılığa, sömürüye dayalı çatışmayı) önlemeyi başaramıyor.</p>
<p>Ne ki, kan dökücülük salt Avrupa insanına özgü bir özellik değil; insanoğlunun tümünde var bulunan bir temel ıra… Yer kürenin Doğusunda da, Batısında da, Güneyinde de, Kuzeyinde de; üstelik her dinde, benimsenmiş olan her toplumsal düzende geçerliğini sürdüren bir temel ıra…</p>
<p>Hamlet de, Otello da, Macbeth de, Raskolnikof da, Mavi Sakal da, Yezid de ve bunların benzer örnekleri de her toplumda rastladığımız tiplerdir…</p>
<p>Evet, elbet, kıyamet yaklaşıyor. Ama bu tiplerin zaman zaman çılgınlık ve cinnet nöbetlerine bakarak ortalığa salt bunların egemen olduğunu düşünmek ve karamsarlığa düşmek yanıltıcı olur. Dünyayı kötülere teslim etmemeye kararlı ve iyiliğin egemenliğini sağlamaya kararlı bir başka kümenin savaşımını da göz ardı etmememiz gerekiyor. Başka bir söyleyişle, sürmekte olan hak ve batıl çatışması… Hep devam edecek…</p>
<p><em><strong>Rasim Özdenören</strong></em></p>
<p><em>yediulya.com</em></p>
<p>Kastamonur.com</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/insanin-kadim-gercekligi-hak-ve-batil-catismasi/">İnsanın Kadim Gerçekliği: Hak ve Bâtıl Çatışması</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/insanin-kadim-gercekligi-hak-ve-batil-catismasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmam el-Gazzâlî &#8211; El-Münkız&#8217;dan Alıntılar</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/imam-gazzali-el-munkizdan-alintilar/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/imam-gazzali-el-munkizdan-alintilar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Apr 2017 18:02:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İmam el-Gazzâlî]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Cahil]]></category>
		<category><![CDATA[el-münkız]]></category>
		<category><![CDATA[Hak]]></category>
		<category><![CDATA[Söz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=14632</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aklî ilimlere nasıl güvenebilirsin. Hâlbuki bundan önce duyu organlarına güveniyordun. Akl hâkimi geldi, bizim yanılabileceğimizi söyleyip, bizi yalanladı. Eğer akl olmasaydı, sen devâmlı olarak ve ısrârla bizi tasdîk edecekdin. Şimdi muhtemeldir ki, aklın da ötesinde bir başka hâkim vardır. O ortaya çıkarsa, aklın duyu organlarını yalanladığı gibi, o da aklın yanıldığını söyler. Aklın yanıldığını söyleyecek [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/imam-gazzali-el-munkizdan-alintilar/">İmam el-Gazzâlî – El-Münkız’dan Alıntılar</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/imam-gazzali-el-munkizdan-alintilar/indir-149/" rel="attachment wp-att-14633"><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-14633" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/04/indir.jpg" alt="" width="258" height="322" /></a></p>
<p>Aklî ilimlere nasıl güvenebilirsin. Hâlbuki bundan önce duyu organlarına güveniyordun. Akl hâkimi geldi, bizim yanılabileceğimizi söyleyip, bizi yalanladı. Eğer akl olmasaydı, sen devâmlı olarak ve ısrârla bizi tasdîk edecekdin.</p>
<p>Şimdi muhtemeldir ki, aklın da ötesinde bir başka hâkim vardır. O ortaya çıkarsa, aklın duyu organlarını yalanladığı gibi, o da aklın yanıldığını söyler. Aklın yanıldığını söyleyecek böyle bir hâkimi bilmemen, onun yok olduğunu göstermez.</p>
<p>Görmez misin ki, uykuda iken, rü’yâda ba’zı şeyleri görüyorsun. Bir takım hâlleri hayâl ediyorsun. Onların hakîkat olduğunu kabûl ediyorsun. Uykuda iken, rü’yâda gördüklerin hakkında bir şübheye düşmüyorsun. Fakat uyanınca, rü’yâda inandığın şeylerin hiçbirinin aslı olmadığını anlıyorsun. O hâlde, aklın ile anlayıp, inandığın bilgilerin, sâdece içinde bulunduğun hâl sebebiyle sana doğru gibi gelmiş olmadığını nereden biliyorsun.</p>
<p>Mümkindir ki, sende başka hâl meydâna gelir de, rü’yâda gördüğünü uyanınca kabûl etmediğin gibi, aklınla anladığın şeylerin de aslı olmayan bir takım hayâller olduğunun farkına varırsın. Yâhud da, sana gelecek olan bu hâl, tasavvuf ehlinin hâli gibi olabilir.<br />
Zîrâ, tasavvuf ehli, “Biz istigrak hâlinde [ma’nevî hâllere dalınca], duyu organlarının te’sîrinden kurtulup, akl ile anlaşılamayan hâlleri müşâhede ederiz (görürüz),” demişlerdir. Belki bu hâl ölüm hâli de olabilir.</p>
<p>Zîrâ, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), &#8220;insanlar uykudadırlar, ölünce uyanırlar&#8221; buyurdu. Kesin olarak bellidir ki, dünyâ hayâtı, âhirete nisbetle bir uyku gibidir. İnsan öldüğü zamân, dünyâda göremediği bir takım şeyler ona zâhir olur. O hâlde iken ona şöyle hitâb edilir: &#8220;Bu günden gafletde idin. Şimdi senden perdeni açdık, artık bugün gözün keskindir.&#8221; (Kaf sûresi, 22)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>İlmu&#8217;l-Yakin ( kesin bilgi ) bilinen hakkında hiçbir kuşku bırakmayacak şekilde kişinin içinde bilginin belirmesidir. Bu bilginin belirmesi ile yanılma ve vehim ortadan kalkar. Hatta kalbe bu yönde herhangi bir düşünce dahi gelmez. Tam tersine, yanılgıdan uzak olmak kesin bilginin ayrılmaz bir parçası olmalıdır.</p>
<p>Bu kesinlik öylesine sağlam ve güçlü olmalı ki, taşı altına veya bir bastonu yılana çeviren kimsenin, kendisinde oluşmuş kesin bilginin geçersiz olduğunu iddia etmesi bile, asla herhangi bir kuşku ve olumsuz bir düşünce oluşmasına yol açmamalıdır. Eğer ben, on sayısının üç sayısından daha büyük olduğunu bilirsem , biri çıkıp da bana şöyle dese : &#8221;</p>
<p>Hayır, tersine üç ondan büyüktür. Delilim de şudur : Ben şu bastonu yılana çevirebilirim &#8221;</p>
<p>Sonra gerçekten de gözlerimin önünde bastonu yılana çevirse bile, onun bu yaptıkları benim sayılar hakkında sahip olduğum bilgi üzerinde en küçük kuşku doğmasına yol açmaz. Onun yaptığı bu iş, sadece bunu nasıl olup da becerdiği hakkında hayret etmemi sağlar. Bunun dışında herhangi bir etki yapmaz. &#8221;</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Sadece kulaktan duyma bilgilerin peşinde gitmiş, hiçbir delile dayanmaksızın yoldan sapmış nice kişiler gördüm.<br />
Halbuki bu kimselerin şu gerçekler üzerinde düşünmeleri gerekir:</p>
<p>&#8220;Bir sanat dalında ya da bir meslekte uzmanlaşmış olan kişinin, bütün sanat dallarında uzman olması gerekmez. Meselâ fıkıh ve kelâm alanında uzmanlaşmış olan birinin tıp alanında da uzman olması gerekmez. Diğer taraftan akl<span class="text_exposed_show">î ilimlerde bilgisiz olan birinin, dil alanında da cahil olması icap etmez. Tersine her ilim dalında ve meslek alanında, başkalarını geride bırakarak ön sıralara geçmiş ve zirveye ulaşmış kişiler bulunur. Halbuki bu kimseler diğer ilim dalları ve mesleklerde kafaları çalışmaz birer ahmak ve cahil kimseler gibidirler.&#8221;</span></p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p>Bir müslümanda, âlim kişiyi kara cahilden ayıracak olan en azından şu özellik bulunmalıdır: Âlim kişi, balın hacamatçının kabına konmuş olduğunu görse bile ondan tiksinmemelidir. Çünkü âlim kişi, bir kap hacamatçının kabı olsa bile o kabın balın özelliğini değiştirmeyeceğini bilir.</p>
<p>Kara cahil birinin hacamat kabındaki baldan iğrenmesinin sebebi bir saplantıdır. Bu kişide, &#8220;Hacamat kabı sırf pis kan için yapılmıştır&#8221; şeklinde bir saplantı vardır. Bu kara cahil, kanın bu kabın içine konulduğu için pis olduğunu, kanı pisletenin bu kap olduğunu zanneder.</p>
<p>Bu zavallı cahil, pisliğin sebebinin kanda bizzat bulunduğunu bilemez. Dolayısıyla balda pislik vasfı bulunmadığından hacamat kabına konulmakla pis olmayacağını, yani balın o kaba konulmakla kirli kanın vasfına bürünmeyeceğini idrak edemez.</p>
<p><span class="text_exposed_show">Bu bâtıl bir saplantıdır ve halkın çoğunu egemenliği altına almıştır. Bir sözü, halkın sevdiği veya sempati duyduğu kimselere nisbet ettiğin zaman, söylenen sözü bâtıl da olsa kabul ederler. Fakat herhangi bir sözü, onların kötü bildikleri ve sevmedikleri birine nisbet ettiğinde, söylenen sözü hak olsa bile reddederler. Bundan dolayı bu kimseler hiçbir zaman insanları hakka göre değerlendiremezler. Bu tutum da sapıklığın son noktasıdır.</span></p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p><span class="text_exposed_show">&#8220;Bir sözün hak olup olmadığını, söyleyen kişiye göre değerlendirmekten sakın! Sen önce hakkın ne olduğunu tanı, sonra hakka uyanların- kimler olduğunu zaten ayırt edersin!&#8221;<br />
</span></p>
<p><span class="text_exposed_show">Akıllı kişi önce hakkı tanır, sonra söylenen söze bakar; söylenen söz hakka uygun ise onu kabul eder. Hak sözü söyleyen kişinin, hak veya bâtıl yanlısı olması onun yanında eşittir, eşit olmalıdır.<br />
</span></p>
<p><span class="text_exposed_show">Hatta daha da öteye giderek, sapıklık yolunu tutmuş olanların sözleri arasındaki hak sözleri bulup ortaya çıkarma hususunda özel gayret gösterir, göstermelidir. Çünkü altın madeninin toprak ile karışık vaziyette bulunduğunu bilir.</span></p>
<p>Sahte para ile gerçeğini birbirinden ayırma yeteneğine sahip bir sarraf, karşısındaki ne kadar usta bir kalpazan olursa olsun elini kalpazanın kesesine daldırmaktan çekinmez. Zira o, halis altın ile sahtesini birbirinden rahatlıkla ayırabilecek bir bilgiye sahiptir.</p>
<p><span class="text_exposed_show">Tecrübeli sarrafın kalpazanla alışveriş yapmasını engellemeye gerek yok. Kalpazanlarla alışveriş yapılması engellenecek kişiler, bu konuda bilgisi olmayan kimselerdir.</span></p>
<p>Deniz sahilinde dolaşmanın usta yüzücüler için bir tehlikesi yoktur, ama yüzme bilmeyenler için büyük bir tehlike oluşturur, onların bu tehlikeden uzak tutulmaları gerekir. Aynı şekilde, çocukların yılanlara dokunmasına engel olunur, fakat tılsım sahibi usta kimseler rahatlıkla onlara dokunabilirler.</p>
<p>el-Münkız mine&#8217;d Dalal &#8211; İmam Gazzali (r.a)</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/imam-gazzali-el-munkizdan-alintilar/">İmam el-Gazzâlî – El-Münkız’dan Alıntılar</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/imam-gazzali-el-munkizdan-alintilar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
