<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hadis Yazımı | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/hadis-yazimi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 14 Sep 2017 20:49:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Hadis Yazımı | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bir milyon hadis sayısı hadislerin uydurma olduğunun en büyük delili midir?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/bir-milyon-hadis-sayisi-hadislerin-uydurma-oldugunun-en-buyuk-delili-midir/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/bir-milyon-hadis-sayisi-hadislerin-uydurma-oldugunun-en-buyuk-delili-midir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Sep 2017 20:49:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mustafa İslamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Köktaş]]></category>
		<category><![CDATA[1 Milyon Hadis Sayısı Iddiası Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis Yazımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=16853</guid>

					<description><![CDATA[<p>İddia şu ki, muhaddislerin, eserlerini oluştururken 600.000 hadîsten, 1.000.000 hadîsten seçim yaptıkları ifade edilmektedir. Bu kadar hadis olmaz. Bu durum hadislere el atıldığına, onların uydurma olduğuna, hadislerin güvenilmez bir tarihe sahip olduğuna işarettir. İslamoğlu&#8217;na göre hadislerin sayısı konusunda Ebu Davud çok ciddi bir emek vermiştir. Bundan anlıyoruz ki 4500 ile 6300 arasında bir hadis var. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/bir-milyon-hadis-sayisi-hadislerin-uydurma-oldugunun-en-buyuk-delili-midir/">Bir milyon hadis sayısı hadislerin uydurma olduğunun en büyük delili midir?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/bir-milyon-hadis-sayisi-hadislerin-uydurma-oldugunun-en-buyuk-delili-midir/depositphotos_8131498-stock-photo-ancient-library/" rel="attachment wp-att-16854"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-16854" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/09/depositphotos_8131498-stock-photo-ancient-library.jpg" alt="" width="1023" height="682" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/09/depositphotos_8131498-stock-photo-ancient-library.jpg 1023w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/09/depositphotos_8131498-stock-photo-ancient-library-600x400.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/09/depositphotos_8131498-stock-photo-ancient-library-360x240.jpg 360w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/09/depositphotos_8131498-stock-photo-ancient-library-277x184.jpg 277w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/09/depositphotos_8131498-stock-photo-ancient-library-296x197.jpg 296w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/09/depositphotos_8131498-stock-photo-ancient-library-613x408.jpg 613w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/09/depositphotos_8131498-stock-photo-ancient-library-570x380.jpg 570w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/09/depositphotos_8131498-stock-photo-ancient-library-270x180.jpg 270w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/09/depositphotos_8131498-stock-photo-ancient-library-585x390.jpg 585w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/09/depositphotos_8131498-stock-photo-ancient-library-370x247.jpg 370w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/09/depositphotos_8131498-stock-photo-ancient-library-236x157.jpg 236w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/09/depositphotos_8131498-stock-photo-ancient-library-750x500.jpg 750w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/09/depositphotos_8131498-stock-photo-ancient-library-300x200.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/09/depositphotos_8131498-stock-photo-ancient-library-768x512.jpg 768w" sizes="(max-width: 1023px) 100vw, 1023px" /></a></p>
<p>İddia şu ki, muhaddislerin, eserlerini oluştururken 600.000 hadîsten, 1.000.000 hadîsten seçim yaptıkları ifade edilmektedir. Bu kadar hadis olmaz. Bu durum hadislere el atıldığına, onların uydurma olduğuna, hadislerin güvenilmez bir tarihe sahip olduğuna işarettir.</p>
<p>İslamoğlu&#8217;na göre hadislerin sayısı konusunda Ebu Davud çok ciddi bir emek vermiştir. Bundan anlıyoruz ki 4500 ile 6300 arasında bir hadis var. Peygamberimizin ağzından çıkan Yaklaşık 6600 civarında olan söz sonraları kaç oluyor? 1 milyon oluyor. Bir söz ki kaynağında 6000 iken vardığı yerde 1 milyona nasıl ulaşır? Evet böyle söylüyor ve bununla hadis tarihi hakkında bir şüphe doğurmayı amaçlıyor.</p>
<p>Esasen İslamoğlu, Üç Muhammed adlı eserinde bu durumun sebepleri üzerinde isabetle durmuş, ama her nedense sonraları bunu unutmuş ve hadislerden şüphesinin temeline bunu da yerleştirmiştir. Gerçi akademisyen Kırbaşoğlu&#8217;nun bunda tesiri var mıdır, bilemiyorum. Çünkü o da hadislerin fazlalığını problem görmüş, hatta Hz Peygamber&#8217;in 23 yıllık hayatını hadis sayısıyla çarparak-bölerek bize matematikten de haberdar olduğunu göstererek (!) yapmıştır. En önemlisi de böyle bir iddianın müslümandan sadır olması, daha şaşırtıcı olan, meslekten hadisçi olanlardan çıkmasıdır. Bir oryantalistin çok rahat söyleyebileceği böyle bir iddiayı müslü-manın sahiplenmesini anlamak mümkün değildir. Şimdi bu mesele üzerinde kısaca durmak isityorum.</p>
<p>Şu bir gerçek ki, muhaddislerin hafızalarında ve ellerindeki yazılı vesikalarda bulunduğu belirtilen yüzbinlerce hadîs, tarihî süreç içerisinde hadîslerin sayısının ulaştığı boyutu gözler önüne sermektedir. Ancak hadîs sayısındaki bu artış ve muhaddislere nisbet edilen yüksek rakamlar, yanlış anlamalara sebep olmaktadır. Hâlbuki bu rakamlar tarîklerin ve tabakaların artması, hadîs kitaplarında birtakım fayda ve zaruretlerden dolayı hadîslerin tekrar edilmesi gibi sebeplerin yanısıra, tamamen izâfîlik arzeden hadîs sayımındaki farklı metotlardan da kaynaklanmaktadır.</p>
<p>Hadîslerin tanımı ve sayımında farklı ölçülerin kullanılmış olması, sonuçta hadîslerin sayısını da etkilemiştir. Bu bakımdan hadîslerin sayısı ile alâkalı verileri, ilk önce hadîs sayımı noktasından ele alma gereği vardır. Hadîslerin sayımı konusuna geçmeden önce hadîsin tanımı ve kapsamı üzerinde durmamız yerinde olacaktır.</p>
<p>Muhaddisler arasında yaygın olan kanaate göre hadîs terimi, Hz. Peygamber&#8217;in sözleri, fiilleri, takrirleri, ahlâkı ve şemâili ile ilgili bilgilerin yanı sıra aynı zamanda sahâbe ve tâbiûna izafe edilen haberlerdir, şeklinde ifade edilmektedir. Söz konusu tanımdan da anlaşılacağı gibi, Hz. Peygamber&#8217;in yalnız sözleri değil, onun fiilleri, olaylar karşısında takındığı tavrı, vasıflan, ahlâk ve şemâili de hadis ilmi içerisinde ele alınmış ve bütün bunlar hadîs olarak mütalâa edilmiştir. Resûlullah&#8217;ın fiilleri onun sözü değildir.</p>
<p>Bunlar sahabeye aittir. Sahâbiler, Hz. Peygamber&#8217;in ya bir fiilini, ya bir takririni veya ahlâkını yahut da şemâilini anlatmış ve her biri bu haberleri kendilerine ait lâfızlarla nakletmişlerdir. Onların Hz. Peygamberin çeşitli yönleriyle anlatmaları sonucunda ortaya çıkan bu lâfızlar da hadîs kapsamına dâhil edilmiştir. Öte yandan bazı muhaddisler tarafından hadîsin kapsamı daha da genişletilerek Hz. Peygamberin peygamberlikten önce söyledikleri ve yaptıkları da bu çerçeve içine alınmıştır.</p>
<p>Diğer taraftan bazı muhaddislerin beyanına göre hadîs, yalnız Hz. Peygamberim söylediği sözler, yaptığı fiiller ve tasvip ettiği davranışlar manasına gelirken, muhaddislerin çoğunluğunun katıldığı görüşe göre ise, Hz. Peygamber ve aynı zamanda sahâbe ile tâbiûn sözleri, fiilleri, hukukî kararları ve tasviplerinden oluşmaktadır. Ancak Hz. Peygamber&#8217;in hadîsleri için &#8220;merfû&#8221;&#8216;, sahâbe sözleri için &#8220;mevkûf&#8221; ve tâbiûn sözleri için de &#8220;maktû&#8221;&#8216; terimleri kullanılmak süreriyle aradaki fark belirtilmek istenmiştir. Hadîsin ne olduğu ve nelerin hadîs kapsamına girdiği hususunda birden fazla tanım ve yaklaşım mevcuttur. Bu tanım ve yaklaşımların değişik olması hadîs sayısı bakımından birbirinden farklı sonuçlar doğurmaktadır. Dolayısıyla hadîs sayıları ve sonuçları söz konusu edildiğinde ileri sürülen fikirlerin kim tarafından, hangi maksatla söylendiğini bilmek ayrıca önem kazanmaktadır.</p>
<p>Hadîslerin sened, metin, mevzû&#8217; ve sıhhat bakımından nasıl sayıldığı ve sayılabileceği hususlarında değişik uygulamalar ve görüşler bulunmaktadır. Nitekim metni aynı fakat senedi farklı olan bir hadîsi, bazı âlimler tek bir hadîs sayarken, bazıları da her bir senedi, ayrı ayrı hadîsler olarak değerlendirmişlerdir. Diğer taraftan muhaddislerin ezberinde olan hadîslere dair sayılar zikredilirken kimi zaman mevzûlar göz önünde bulundurulmakta, kimi zaman da hadîsin metni kastedilmiş olabilmektedir.</p>
<p>Bir râvinin rivâyet ettiği hadîslerin sayısı verilirken, bazen mükerrer rivâyetler bu sayıdan çıkarılmakta, bazen de o sayıya dâhil edilmektedir. Öte yandan kimi âlimler, kitaplardaki &#8220;muallâk&#8221; hadîsleri dikkate almazlarken, kimileri de onları ayrı birer hadîs olarak değerlendirmektedir.</p>
<p>Hadîs sayımı konusunda sözü edilen görüşleri inceleyebilmek ve oldukça İzafî olan bu konu hakkında yorum yapabilmek için hadislerin sayımında kullanılan bu farklı ölçüleri incelemek gerekmektedir.<br />
Bir hadîs sened ve metinden oluştuğuna göre, hadîs sayımında her ikisi de vazgeçilmez unsurdur. Senedi aynı olduğu halde metinleri farklı hadîsler bulunabileceği gibi, metinleri aynı olduğu halde senedleri farklı hadîsler de bulunmaktadır. Hatta kimi zaman metni aynı olan bir hadîsin birbirinden farklı pek çok senedinin olduğu görülmektedir.</p>
<p>İşte bu gibi durumlarda hadîs sayımı konusunda farklı değerlendirmeler yapılmakta ve değişik sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Aym şekilde sahâbe sonrası senedleri çoğalan hadîsler olduğu gibi, sahâbe tarîklerinin çokluğu ile de meşhûr olmuş bir hayli hadîs bulunmaktadır.<br />
Fakihler hadîs sayımı konusunda muhaddisler gibi düşünmediklerinden hadîslerin sayısı hakkında verilen rakamlarda her iki grup arasında görüş farklılığı mevcuttur. Hadîsçilere göre, lâfız, mana ve vâkıa aynı kalsa da râvi olan sahâbi değiştikçe, o rivayet ayrı bir hadîs sayılır. Fıkıhçılara göre ise durum böyle değildir. Onların hadîs sayımı konusundaki tutumlarını Abdülaziz b. Şah Veliyyullah ed-Dihlevî (ö. 1824) şöyle açıklamaktadır:</p>
<p>&#8220;Fakihlerin örfünde durum değişiktir; onlara göre itibar manayadır. Mana aynı olduğu müddetçe hadîs daima tektir. Bazı fazlalıklar asıl mana ile beraber olduğu müddetçe sayıya dâhildir. Manayı değiştirmeyen bu fazlalıklar sayıyı da değiştirmez. Fakihler, faide temin eden kısma; &#8220;medâr-i hükm&#8221; olan bölüme bakarlar o kadar. Bakışları istinbâttır, onunla neticeye varırlar.&#8221;</p>
<p>Ahmed b. Hanbel&#8217;in bir milyon, Ebû Zur&#8217;a er-Râzî&#8217;nin yedi yüz elli bin hadîs ezbere bildikleri hakkındaki rivâyetlere rağmen, bugün elimizde bu sayılara nispetle çok az hadîsin bulunduğunu söyleyerek itiraz edenlere karşı Abdülhay el-Kettânî&#8217;nin (ö. 1962) verdiği cevap, farklı hadîs tarîklerinin, hadîslerin sayısına etkisini ortaya koymaktadır: &#8220;Bu büyük rakamlardan maksatları, sünneti, ashâb ve tâbiûnun asarını kapsayan rivayetlerdir. Yahut da onlar bununla hadîsin çeşitli rivayet yollarını kastediyorlar ve her bir tarîki bir hadis sayıyorlardı. Bazen hadîs bir tane olur da rivayet yolları, lâfızlarının farklılığı ve onu rivayet edenlerin çokluğu bakımından bir tek hadîs yüz hadîs sayılır. Çünkü onlar, &#8216;Biz bir hadîsi yirmi yoldan (vecih) yazmazsak onu tanıyamayız&#8217; derlerdi.&#8221; Görüldüğü gibi senedi ya da metni farklı olan hadîslerin, aynı hadîs mi, yoksa muhtelif hadîsler mi sayılacağı konusunda değişik görüşler bulunmaktadır.</p>
<p>Özetlemek gerekirse hadis sayısının artışında şu etkenlerden bahsetmek mümkündür:</p>
<p><strong>a. Hadîsin tanımı:</strong> Merfu, yani Hz Peygamber&#8217;e ait hadisler hadis tanımına dahil olduğu gibi sahabe ve tabiun söz ve filleri de hadis tammına dahildir. Bu durum otomatik olarak hadis sayısını artırmaktadır. Muvatta&#8217;ya bakıldığında üçte biri merfu, üçte ikisi mevkuh ve maktu hadistir.</p>
<p><strong>b. Hadîs tarikleri</strong>: En önemlilerinden biri budur. Metin aynı olmakla birlikte farklı olan isnadlar ayrı birer hadis olarak sayılmaktadır. Bir metin 10 sahabiden nakledildiğinde bu hadis 10 hadis olarak sayılmaktadır. Oysa metin birdir. Hatta diğer tabakalarda değişen ravi sayısına göre de hadis sayısı artabilmektedir. Bu da doğal olarak hadis sayısının fazla olmasına sebep olmaktadır.</p>
<p><strong>c. Hadîslerin sıhhati</strong>: Bahse konu olan 1 milyon hadis içerisinde sadece sahih ve hasen olanlar yoktur. Hatta daha fazlası zayıf, çok zayıf ve mevzu hadistir. Ki, bunların çoğu kitaplarda nakledilme-miştir. Muhaddisler ravilerini tanımak için onları bellemiş, ancak çoğunu rivayet etmemişlerdir.</p>
<p><strong>d.</strong> 1 milyon hadise bakıp hadisçilerin &#8220;sürekli konuşan bir peygamber&#8221; arzu ettiklerini iddia edenler vardır. Buna göre peygamberin bu kadar konuşması mümkün değil. Öyle olsun, mümkün değil! Peki ne kadar arzu eder bu beyefendiler &#8220;mümkinat&#8221; için? Anlaşılan o ki, 6000 hadis makul bir rakam. Demek ki, Peygamber&#8217;in ne kadar konuşması gerektiğine de artık biz karar veriyoruz. Bir İznik konsili gibi konsil oturumları yapıp karar almadığımız kaldı?!! Bir peygamber bu kadar konuşur mu, diye lüzumsuz soru soranlar önce hadisin tanımına neyin dahil olduğuna bakmalıdır. Hadîs, söz, fiil ve takrirden oluşmaktadır.</p>
<p>Yani sahabenin gördükleri de hadis kapsamındadır. Dolayısıyla Hz. Peygamber her zaman, sürekli konuşmamakta, konuştuğundan daha fazla belki de bir davranışta bulunmakta, bu da bize rivayet formunda nakledilmektedir. Buna göre konuşma olarak hadis muhtemelen 6000&#8217;ten de azdır. Bunun tespitinin yolu spekülasyon değil, çok ciddi bir araştırmadır. Ama takdir edilir ki, bunun tam tespiti çok zor bir iştir.</p>
<p><strong>e.</strong> Son olarak şunu da ifade edelim ki, mevcut hadis kitaplarındaki hadislerin tekrarlarını çıkarırsak elimizde kalan sahih veya hasen hadislerin sayısı tahminen 8-10 bini geçmez. Bu da çok normal bir sayıdır. Ama kesin bir sayı tespit şu aşamada çok zordur.</p>
<p>Prof.Dr.Yavuz Köktaş – Modern Zamanlarda Hadisi Savunmak,syf:218-223</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/bir-milyon-hadis-sayisi-hadislerin-uydurma-oldugunun-en-buyuk-delili-midir/">Bir milyon hadis sayısı hadislerin uydurma olduğunun en büyük delili midir?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/bir-milyon-hadis-sayisi-hadislerin-uydurma-oldugunun-en-buyuk-delili-midir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hadîs-i şerîfler nasıl yazılı hâle getirildi?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/hadis-i-serifler-nasil-yazili-hale-getirildi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/hadis-i-serifler-nasil-yazili-hale-getirildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2015 16:20:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sünnet/Hadis Meseleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem Buğra Ekinci]]></category>
		<category><![CDATA[Hadîs-i şerîfler nasıl yazılı hâle getirildi?]]></category>
		<category><![CDATA[Hadîslerin yazıya dökülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis Yazımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=8492</guid>

					<description><![CDATA[<p>“BENDEN İŞİTTİKLERİNİZİ YAZINIZ!” Hadîslerin yazıya dökülmesi, Hazret-i Peygamber’in bu emri üzerine olmuştur. Zamanımızda “Kur’an’a bir sözümüz yok; ama hadîsleri kabul etmeyiz. Çünki Hazret-i Peygamber’den çok sonra yazılmıştır” diyenler işitiliyor. Halbuki bunlar da âyetlerle aynı devirde yazılmaya başlanmıştır. Kur’an-ı kerîm âyetleri nâzil oldukça, vahy kâtipleri bunları Hazret-i Peygamber’in emriyle kâğıt, kumaş, hurma dalı, kemik gibi ne [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hadis-i-serifler-nasil-yazili-hale-getirildi/">Hadîs-i şerîfler nasıl yazılı hâle getirildi?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<header class="entry-header">
<h1 class="entry-title"></h1>
</header>
<div class="entry-content">
<p>“BENDEN İŞİTTİKLERİNİZİ YAZINIZ!”</p>
<p><em>Hadîslerin yazıya dökülmesi, Hazret-i Peygamber’in bu emri üzerine olmuştur.</em></p>
<p><em>Zamanımızda “Kur’an’a bir sözümüz yok; ama hadîsleri kabul etmeyiz. Çünki Hazret-i Peygamber’den çok sonra yazılmıştır” diyenler işitiliyor. Halbuki bunlar da âyetlerle aynı devirde yazılmaya başlanmıştır.</em></p>
<p>Kur’an-ı kerîm âyetleri nâzil oldukça, <strong>vahy kâtipleri</strong> bunları Hazret-i Peygamber’in emriyle kâğıt, kumaş, hurma dalı, kemik gibi ne bulurlarsa yazarlardı. Eshâb-ı kirâm önceleri Hazret-i Peygamber’den işittikleri hadîsleri de yazmaya teşebbüs etti. Fakat Hazret-i Peygamber <strong>Kur’an ile karıştırılır</strong> endişesiyle buna mâni oldu. Nitekim Tevrat ve İncil de bu şekilde insan eliyle tahrife uğramıştı. O zaman sahâbilerin çoğu okuma-yazma bilmezdi. Hadîslerin yanlış yazılma ihtimali vardı. Kaldı ki sözlü kültür, her zaman yazılı kültürden daha sağlamdır.</p>
<p><strong>Sağ elini yardıma çağır!</strong></p>
<p>Hazret-i Peygamber’in, <strong>Hudeybiye Anlaşması</strong>’nı imzalamak dışında hayatında yazı yazdığı bilinmemektedir. Bununla beraber gerek diplomatik mektuplar, gerekse idarî talimatlar yazdırırdı. Zeyd bin Sâbit’ten <strong>Süryânîce</strong> öğrenmesini istedi; o da 15 günde bu lisanda yazmasını öğrendi. Hazret-i Peygamber’in mektuplarını yazar, gelen mektupları da ona okurdu.</p>
<p>Bir gün Hazret-i Peygamber, içinde <strong>kısas</strong> cezasının esaslarının bulunduğu bir hutbe okudu. “Ya Resulallah, bunu bana yazıverin” diyen <strong>Ebû Şah</strong> adındaki sahabinin talebi üzerine “Ebu Şah için yazınız” buyurdu. Ayrıca her vâliye <strong>vergi mikdarları</strong> hakkında yazdırdığı yazıdan bir nüsha verirdi. Hazret-i Ebû Bekr ve Ömer de böyle yapmıştır.</p>
<p>Mekke’nin fethinden sonra, hadîsler çoğalıp ezberlemesi güçleşince, Hazret-i Peygamber, bunların yazılmasına izin verdi.  <strong>Abdullah bin Amr bin el-Âs</strong>’a, parmağı ile ağzına işaret ederek:   <strong>“Yaz! Yemin ederim ki ondan haktan başka bir şey çıkmaz!”</strong> buyurdu. <strong>Ebû Hüreyre</strong> der ki: “Ensardan bir zat Resulullah aleyhisselâma hâfızasından şikâyet etti. Resulullah ona şu cevabı verdi:  <strong>‘Sağ elini yardıma çağır!’ </strong>ve eliyle yazma işareti yaptı”.</p>
</div>
<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/peygamberimizin-iran-kisrasi-husreve-gc3b6nderdigi-mektup1.jpg"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-8493" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/peygamberimizin-iran-kisrasi-husreve-gc3b6nderdigi-mektup1.jpg" alt="Hadîs-i şerîfler nasıl yazılı hâle getirildi?" width="450" height="346" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/peygamberimizin-iran-kisrasi-husreve-gc3b6nderdigi-mektup1.jpg 450w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/peygamberimizin-iran-kisrasi-husreve-gc3b6nderdigi-mektup1-170x130.jpg 170w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/peygamberimizin-iran-kisrasi-husreve-gc3b6nderdigi-mektup1-300x231.jpg 300w" sizes="(max-width: 450px) 100vw, 450px" /></a></p>
<div class="entry-content">
<p style="text-align: center;"><em>Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) Efendimizin Iran Kisrası Husreve’e gönderdiği mektup</em></p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: center;"><img decoding="async" src="http://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2012/09/prophet_letter_heracules.jpg?w=593" alt="" /></p>
<p style="text-align: center;"><em>Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) Efendimizin Roma Kayseri Heraklius’a gönderdiği mektup</em></p>
<p>***</p>
<p><strong>Halkalı sandık</strong></p>
<p><strong>Hazret-i Ebû Bekr</strong> vefat ettiğinde, geride içinde 500 hadîs bulunan bir mecmua bırakmıştı. <strong>Abdullah bin Ömer</strong> de azatlı talebesi <strong>Nâfi</strong>’ye hadîs yazdırırdı. <strong>Hazret-i Ali</strong>, işittiği hadîsleri yazdığı bir sahifeyi, kılıcının kınında saklardı. Bunlar, İmam Hanbel’in <strong>Müsned</strong>’inde vardır. En çok hadîs yazan sahâbi Abdullah bin Amr bin el-Âs’ın<strong>“Kostantiniyye bir gün mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne iyi kumandandır. Onun askeri ne iyi askerdir”</strong> hadîsinin bulunduğu <strong>es-Sâdıka</strong> adlı sahîfesi de buradadır. Kendisine Kostantiniyye (İstanbul) ve Rûmiye (Roma) şehirlerinden hangisinin daha evvel fetholunacağı sorulunca, halkalı bir sandık getirip, içinden bir kâğıt çıkararak şöyle demiştir: “Biz Resulullah aleyhisselâmın etrafında toplanmış yazıyorduk. Kendisine bu sual soruldu. O da İstanbul’u kastederek<strong>‘Hiraklın şehri önce fetholunacaktır’</strong> buyurdu”.</p>
<p><strong>Berâ bin Âzib</strong>’i dinlemeye gelenler, işittikleri hadîsleri bulabildikleri her yere, hatta avuçlarına yazarlardı.<strong>Enes bin Mâlik</strong>, rivâyet ettiği hadîsleri oğluna yazdırmıştı. <strong>Mugîre bin Şu’be</strong>, rivâyet ettiği hadîsleri, Halîfe Muâviye’nin arzusu üzerine yazıp kendisine vermişti. <strong>Said bin Cübeyr</strong>, gece gündüz <strong>İbni Abbas</strong> ile beraber gezip, işittiklerini yazardı. <strong>Urve bin Zübeyr</strong>, bizzat veya teyzesi <strong>Hazreti Âişe</strong>’den işittiklerini yazmıştı. Ayrıca Hazret-i Ömer, Sa’d bin Ubâde, Abdullah ibn Ebi Evfâ, Semüre bin Cündeb işittikleri hadîsleri yazmış; Âişe, Berâ bin Âzib, Ebû Hüreyre, İbn Ömer, İbn Abbâs, İbn Mes’ud, Mugîre bin Şu’be, Zeyd bin Sâbit hadîs yazdırmıştır. Sahâbe içinde hadîs mecmuasına sahip olanı az değildir. Bunlar hadîs kitaplarına alınmıştır.</p>
<p><strong>Üç kumaya razıyım!</strong></p>
<p>Emevî Halîfesi <strong>Ömer bin Abdülaziz</strong>, tâbiînin ileri gelenlerinden <strong>Kâsım bin Muhammed</strong>‘i, halası Hazreti Âişe’ye ait ne kadar hadîs ve başka rivâyet biliyorsa, hepsini toplamakla vazifelendirdi. Bir keresinde de Medine Vâlisi <strong>Ebû Bekr bin Muhammed bin Amr bin Hazm</strong>‘a mektup yazarak: <strong>“Resulullah efendimizin hadîslerini, sünnetlerini, halan Amre binti Abdurrahman el-Ensârî’nin ve Kâsım bin Muhammed’in rivâyetlerini araştır ve yaz! Zira ben, ilmin yok olup, âlimlerin de tükenmesinden korkuyorum”</strong>buyurdu. Her ikisi de Hazreti Âişe’nin talebesi  ve onun rivâyet ettiği hadîsleri en iyi bilenlerdi. Halife, diğer vâlilere de benzeri tâlimatlar yazdı. Şam âlimi <strong>Zührî</strong>’ye bu hadîsleri tasnif vazifesi verdi. Zührî o kadar sıkı çalışırdı ki, hanımı <strong>“Üzerime üç tane daha kuma getirmesine razıyım. Hiç değilse bilirim ki bir gün benimledir”</strong> derdi. İmam Zührî’nin ömrü işi bitirmeye yetmedi, ama sonra gelenler açtığı çığırda devam ettiler. Daha Hazreti Peygamber’in vefatından yüz sene geçmeden büyük hadîs kitapları meydana getirdiler. Bunlardan <strong>Kütüb-i Sitte</strong> diye bilinen 6 tanesi çok meşhurdur. Buhari ve Müslim bunlardandır.</p>
<p><img decoding="async" class=" aligncenter" src="http://belgelerlegercektarih.files.wordpress.com/2012/09/mahtuta_sahihi_muslim.jpg?w=593" alt="" /></p>
</div>
<p>&nbsp;</p>
<p>Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hadis-i-serifler-nasil-yazili-hale-getirildi/">Hadîs-i şerîfler nasıl yazılı hâle getirildi?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/hadis-i-serifler-nasil-yazili-hale-getirildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hadisleri inkar edenlerin Tuzağı</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/hadisleri-inkar-edenlerin-tuzagi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/hadisleri-inkar-edenlerin-tuzagi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2015 16:13:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sünnet/Hadis Meseleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis İnkarı]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis Yazımı]]></category>
		<category><![CDATA[Hadisleri inkar edenlerin Tuzağı]]></category>
		<category><![CDATA[Hadislerin tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Hatih el Bağdadi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=8488</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hadis inkarcıları, el-Hatib el-Bağdâdî’nin eserine aldığı Ebu Hureyre ve Ebu Said El-Hudri’ye aid aşağıdaki rivayetleri sürekli gündeme getirerek Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) Efendimizin güya Hadis-i Şerif’leri yasakladığını ve bu nedenle hadislerin dinde delil olamayacağını iddia ediyorlar. Inkarcıların delil getirdikleri sözkonusu iki Hadis şöyledir: “Biz hadis yazarken Hz. Peygamber yanımıza geldi ve yazdığınız şey nedir? [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hadisleri-inkar-edenlerin-tuzagi/">Hadisleri inkar edenlerin Tuzağı</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/kuran-tesbih-ve-ay.jpg"><img decoding="async" class="aligncenter  wp-image-8490" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/kuran-tesbih-ve-ay.jpg" alt="Hadisleri inkar edenlerin Tuzağı" width="465" height="310" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/kuran-tesbih-ve-ay.jpg 593w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/kuran-tesbih-ve-ay-360x240.jpg 360w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/kuran-tesbih-ve-ay-277x184.jpg 277w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/kuran-tesbih-ve-ay-296x197.jpg 296w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/kuran-tesbih-ve-ay-570x380.jpg 570w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/kuran-tesbih-ve-ay-270x180.jpg 270w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/kuran-tesbih-ve-ay-585x390.jpg 585w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/kuran-tesbih-ve-ay-370x247.jpg 370w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/kuran-tesbih-ve-ay-236x157.jpg 236w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/kuran-tesbih-ve-ay-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 465px) 100vw, 465px" /></a></p>
<p>Hadis inkarcıları, el-Hatib el-Bağdâdî’nin eserine aldığı Ebu Hureyre ve Ebu Said El-Hudri’ye aid aşağıdaki rivayetleri sürekli gündeme getirerek Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) Efendimizin güya Hadis-i Şerif’leri yasakladığını ve bu nedenle hadislerin dinde delil olamayacağını iddia ediyorlar.</p>
<p><strong>Inkarcıların delil getirdikleri sözkonusu iki Hadis şöyledir:</strong></p>
<p>“Biz hadis yazarken Hz. Peygamber yanımıza geldi ve yazdığınız şey nedir? dedi. Senden işittiğimiz hadisler (sözler) dedik. Hz. Peygamber Allah’ın kitabından başka kitap mı istiyorsunuz? Sizden evvelki milletler Allah’ın kitabı yanında başka kitaplar <strong>yazdıkları</strong> için yoldan çıktılar.” (El Hatib, Takyid, sayfa 33)</p>
<p>Ebu Said el-Hudri’den rivayet edilen bir haberden öğrenildiğine göre, bu sahabi “hadis <strong>yazmak</strong> için Hazreti Peygamberden izin istemiş, fakat o, bu izni vermekten çekinmiştir.” (El Hatib, Takyid, sayfa 32)</p>
<p>Halbuki El Hatib eserinde bu konuyla ilgili olarak sahabe ve tabi’undan gelen katipliğin leh ve aleyhindeki haberleri sıraladıktan sonra, hadis <strong>“yazmanın”</strong> yasaklanmasına, Arapların çoğunun fakih olmamalarını, Kur’an ayetleriyle diğer sözleri birbirinden ayırt edememelerini, Kur’ana dahil edilecek her hangi bir sözü Allah kelâmı zannetmek tehlikesine maruz bulunmalarını belli başlı sebepler olarak ileri sürüyor.<strong>[1]</strong></p>
<p>El-Hatib’in bu görüşü, genellikle üzerinde ittifak edilen bir görüş olarak tezahür eder.</p>
<p>Kaldı ki, burada <strong>hadis rivayetinin</strong> yasak olduğundan bahsedilmiyor… Yukarıda zikredilen sebeplerden ötürü sadece <strong>“yazımının”</strong> yasaklandığı bildiriliyor.</p>
<p>Nitekim El Hatib aynı eserinde, yukarıdaki hadisi rivayet eden Ebu Said El-Hudri’nin, hıfzından şikayet eden ve kendisi için hadis <strong>“yazmasını”</strong> isteyen Ebu Nazra’ya, “yazmam ve mushaf yapmam; Allah’ın Resûlü bize söylüyor, biz <strong>ezberliyorduk.</strong> Siz de bizden bizim Peygamberden ezberlediğimiz gibi ezberleyin”<strong>[2]</strong>diyerek onun isteğini reddettiğini aktarmaktadır.</p>
<p>Yani Hadis inkarcılarının delil getirdikleri hadisi rivayet eden Ebu Said El-Hudri’nin, hadis <strong>“rivayet etmenin”</strong>değil, hadis <strong>“yazmanın”</strong> yasaklandığını gösteren sözleri, hadis inkarcılarının kaynak verdikleri el-Hatib el-Bağdâdî’nin eserinde yazmaktadır.</p>
<p>Yine aynı eserde ve yine Ebu Said El-Hudri’nin rivayet ettiği bir hadiste Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) Efendimiz şöyle buyurmuştur:</p>
<p>“Benden (bir şey) <strong>yazmayınız.</strong> Kim benden Kur’ândan başka bir şey yazdı ise onu imha etsin. Benden<strong>rivayet ediniz, bir beis yoktur.</strong> Kim benim üzerime kasden yalan söylerse cehennemdeki yerine hazırlansın.”<strong>[3]</strong></p>
<p>Ancak bu inkarcılar, eserlerden cımbızlayarak insanları kandırmaya çalışıyorlar. Üstelik hadis inkarcılarının hadislerden delil getirmeleri ne derece tutarlıdır onu da sizin takdirinize bırakıyorum.</p>
<p>Hadis “yazımının” evvelce yasak olduğu bir gerçek, fakat kabir ziyareti de önceleri yasak olmasına rağmen sonradan buna müsaade edilmiştir. Aynı bu şekilde, hadis yazımına da daha sonra izin verilmiştir.</p>
<p><strong>Hadislerin tarihini inceleyen Prof. Dr. Talat Koçyiğit bu konuda şöyle demektedir:</strong></p>
<p>“Islâmiyetin Araplar arasında günden güne kuvvet kazanması, Islam ülkesinin Mekke ve Medine hudutlarını aşıp geniş bir sahayı kaplaması, buna parelel olarak müslümanlar arasında yazı bilenlerin çoğalması ve yazının inkişafı, çok kısa bir zamanda, bu günün insanlarını bile hayrete düşürecek bir şekilde süratlenmişti. Kur’ândan nazil olan ayetler, vahiy Katipleri tarafından muntazaman kaydediliyor, bununla da iktifa olunmıyarak hafızlar tarafından hıfzediliyordu. Artık Kur’ânın kaybolma tehlikesi, yazılması ve hıfzedilmesiyle ortadan kalkıyordu. Böyle bir durumda hadislerin de yazılmasında bir mahzur kalmıyordu. Islâmiyetin intişariyle birlikte daha geniş bir düşünce sahasına kavuşan sahabe, her gün biraz daha geçmiş günlerin cehaletinden kendisini kurtarıyor, ayet ve hadisi birbirinden ayırt edebilecek bir kültüre doğru süratle ilerliyordu. İşte biz, bundan sonradır ki Hazreti Peygamberin hadis yazanlara mani olmadığını, yazmak isteyenlere izin verdiğini, hadisleri hıfzedemiyenlerin şikayetleri karşısında yazmalarını tavsiye ettiğini görüyoruz. Kaynaklarda bu konuyle ilgili pek çok haber bulmak mümkindir.”<strong>[4]</strong></p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p><strong>KAYNAKLAR:</strong></p>
<p><strong>[1]</strong> Hatib Bağdâdi, Takyidu’l-ilm, Dımaşk 1949, sayfa 57.</p>
<p><strong>[2] </strong>Hatib Bağdâdi, Takyidu’l-ilm, Dımaşk 1949, sayfa 36.</p>
<p><strong>Ayrıca bakınız;</strong></p>
<p>Herevi Ebu İsmail Abdullah İbn Muhammed, Zemmu’l-kelâm, I. 115a. (yazma, Ilahiyat Fakültesi Ktb.)</p>
<p><strong>[3] </strong>Hatib Bağdâdi, Takyidu’l-ilm, Dımaşk 1949, sayfa 29.</p>
<p><strong>[4]</strong> Prof. Dr. Talat Koçyiğit, Hadis Tarihi, Ankara Üniversitesi Ilahiyat Fakültesi Yayınları, Ankara Üniversitesi Basımevi 1977, sayfa 30.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>**********</strong></p>
<p><strong>Kadir Çandarlıoğlu</strong></p>
<p><strong>**********</strong></p>
<p><strong>“BelgelerleGerçekTarih.com adlı siteden alıntılanmıştır</strong></p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hadisleri-inkar-edenlerin-tuzagi/">Hadisleri inkar edenlerin Tuzağı</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/hadisleri-inkar-edenlerin-tuzagi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
