<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fuad Sezgin | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/fuad-sezgin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 22 Jun 2019 16:57:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Fuad Sezgin | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Batı Medeniyetinin Kökenleri</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/bati-medeniyetinin-kokenleri/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/bati-medeniyetinin-kokenleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Jun 2019 20:43:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Batı Medeniyetinin Kökeninin islam Bilimine Dayandığına Dair Örnekler]]></category>
		<category><![CDATA[Batı Medeniyetinin Kökenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Batı medeniyetinin temeli]]></category>
		<category><![CDATA[Fuad Sezgin]]></category>
		<category><![CDATA[Kimya ilmi]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman Bilimcilerin Yöntemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=22662</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sefer Turan: Hocam burada belki bir açılım olur. Bir röportajınızda diyorsunuz ki: &#8220;Doğu olmasaydı, Batı olmazdı.&#8221; Fuad Sezgin: Ben öyle bir şey söylemedim, yanlış yazılmış. Turan: Size atfedilen buna benzer bir söz daha var. Diyorsunuz ki: &#8220;Batı medeniyetinin temelinde Yunan değil İslam medeniyeti vardır!&#8221; Sezgin: Bu da gazetecilerin sözü. Ama bana da biraz uyuyor.Ben şu [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/bati-medeniyetinin-kokenleri/">Batı Medeniyetinin Kökenleri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/06/0000000323710-1.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-22667 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/06/0000000323710-1.jpg" alt="" width="386" height="600" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/06/0000000323710-1.jpg 386w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/06/0000000323710-1-193x300.jpg 193w" sizes="(max-width: 386px) 100vw, 386px" /></a></p>
<p><strong>Sefer Turan:</strong> Hocam burada belki bir açılım olur. Bir röportajınızda diyorsunuz ki: &#8220;Doğu olmasaydı, Batı olmazdı.&#8221;</p>
<p><strong>Fuad Sezgin:</strong> Ben öyle bir şey söylemedim, yanlış yazılmış.</p>
<p><strong>Turan:</strong> Size atfedilen buna benzer bir söz daha var. Diyorsunuz ki: &#8220;Batı medeniyetinin temelinde Yunan değil İslam medeniyeti vardır!&#8221;</p>
<p><strong>Sezgin:</strong> Bu da gazetecilerin sözü. Ama bana da biraz uyuyor.Ben şu neticeye vardım: Müslümanlar M. 7. yüzyıldan itibaren bilimleri Yunalılardan, Hintlilerden aldılar. Müslümanların bir meziyeti vardı. O alışlarında Hıristiyan olsun, Yahudi olsun, ne olursa olsun insanları hoca olarak kabul ettiler. Müslümanlar onlardan süratli bir şekilde öğrendiler. İki yüzyıl sonra Müslümanlar bu ilk merhaleyi, yani başkalarından almayı geride bırakarak yaratıcı olmaya başladılar. Hatta Müslümanlar onlardan bilgiyi alırken, hocalarının faziletlerini hiçbir zaman unutmadılar, onu söyleyeyim.Müslümanlar evvela yaratıcı oldular. Bu 800 yıl sürdü. Miladi 850 yılından itibaren, 16. yüzyılın sonuna kadar Müslümanlar ilimde mütemadiyen yeni şeyler keşfettiler. Yeni ilimler kurdular, eski ilimleri geliştirdiler ve ilerde kurulacak bazı bilimlerin temellerini attılar. Ondan sonra ilimler tarihinde önderliklerini yavaş yavaş kaybettiler.</p>
<p>Bugün Avrupa&#8217;daki bilimler, İslam bilimlerinin bir başka coğrafyada, değişik tarihi şartlar içerisindeki devamından ibarettir, diye tanımlıyorum. Ama bugünkü Avrupa&#8217;da, Batı&#8217;da gelişeni yabancı bulmuyorum. Bizim akrabalarımızın geliştirdiği safha olarak kabul ediyorum. Oradaki bilgiyi yabancı bulmadığım için bende bir aşağılık duygusu da yok onlara karşı. Aksi takdirde ben bu 13 cildi yazamazdım. Bir Müslüman iyi şartlar içersinde çok iyi çalışabilirse, çok büyük neticelere varabileceği inancı var bende. Onun için milletimden, Türk milletinden, Müslümanlardan böylesi bir davranışa sahip olmalarını isterim. Artık Türkler korkak ve taklitçi bir millet olmaktan kurtulmalıdır. Türkler yaratıcı olmalıdır!</p>
<p><strong>Turan:</strong> Peki hocam, &#8220;İslam dünyası bir dönem yaratıcı oldu, sonra da öncekilerden aldıkları bilimi geliştirdi&#8221; diyorsunuz, yani yeni şeyler de kattılar.</p>
<p><strong>Sezgin:</strong> Yeni şeyler ifadesi çok az geliyor bana &#8230; Yeni şeyler dediğiniz zaman biraz, bir iki şey filan anlaşılır. Öyle değil, Müslümanlar, kendilerinden evvelki bilimleri geliştirdiler. Bu birincisi. İkincisi, yeni bilimler kurdular, bugün Avrupa&#8217;da gelişmiş olan yeni bilimlerin kısmen temellerini attılar.</p>
<p><strong>Müslüman Bilimcilerin Yöntemi, Kimya ilmi</strong></p>
<p><strong>Turan:</strong> Örnek verebilir misiniz hocam? Bu söylediklerinizi bir örnekle izah edebilir miyiz?</p>
<p><strong>Sezgin:</strong> Yani binlerce misalden bir tanesini mi istiyorsunuz benden? Peki, şu kadarını söyleyeyim, Müslümanlar Hicri 2. yüz- yılda kimya ilmini bir tecrübi ilim olarak kurdular. Bunu kuran adam büyük bir şahsiyet, büyük bir bilim adamıydı: Cabir İbn-i Hayyan. Cabir İbn-i Hayyan&#8217;ın kitapları 12. yüzyılda Avrupa&#8217;ya intikal etti, ona Geber diyorlardı. (Onun Latinlerin kafasındaki hayale dayanan bir resmi vardır. O resmi de müzenin duvarlarında asılı olarak göreceksiniz.) Bu adamcağız kimya ilminde öyle bir ilerleme kat ediyor ki ancak ondan sonra 18. ve 19. yüzyılda ona ilave edilebilecek yeni bazı kıpırdamalar görüyoruz. Bunun yüzlerce misali vardır. Çoğu benim o katalogun 1. cildindedir. O birinci cildin ana fikri şudur: Bilimler Tarihine Giriş. Kronoloji olarak birçok misal verdim. Tabii kitap şimdi Türkiye&#8217;de tercüme edilmiş bulunuyor. Sonra Türk okuyucuları bunları okuyacaklardır. Yüzlerce misali orda verdim. Bu misal lcifi gelmediyse size başka misaller de vereyim.Müslümanlar 15. yüzyılda Afrika&#8217;nın doğusuyla Sumatra arasındaki mesafeyi bugünkü gerçeğe aşağı yukarı tamamlayacak şekilde hesaplayabiliyorlardı, düşünün.</p>
<p>Evet. 6.600 km&#8217;lik mesafeyi hesaplayabiliyorlardı. Bunun altında müthiş metotlar vardı. Onu da kitaplarımda bulacaksınız, o ne müthiş bir şeydir.Bu, Avrupa&#8217;da ancak 20. yüzyılın birinci yarısında mümkün olmuştur. Bir misal daha vereyim. Müslümanlar miladın ıo. yüz-yılında astronomide o kadar ilerlediler ki şu suali sormaya başladılar: &#8220;Dünyanın bir eğimi vardır. 23.5 derece. Bu eğimde bir azalma veya artma var mıdır?&#8221; Hatta bunu araştırmak için eski Tahran&#8217;da Rey şehrinde bir rasathane kurdular. Rasathanenin de modelini müzede bulacaksınız. 30 sene kadar gözetlemeden sonra şu neticeye vardılar: Dünya&#8217;nın eğimi muntazaman azalıyor yani 2000 yılda aşağı yukarı bir derece azalıyor.</p>
<p>Bu eğimi gök mekaniği ı9. yüzyılda ispat etti. Bir misal daha vereyim,son misal ama! Yanlış anlamamak lazım. 365 gün zarfında dünya ile güneş arasında en uzak ve en kısa mesafe vardır. Bu en uzak en uzak noktayı Yunanlar biliyorlardı. Müslümanlar 9. yüzyıl- da bu en uzak noktanın 1 yılda yerinin değiştiğini fark ettiler. Ve bunu hesaplamaya başladılar. Bunu 11. yüzyılın ilk yarısında meşhur Biruni diferansiyel matematikle hesaplamaya çalışıyor. Tam 4 mevsimde hesaplıyordu. Bunların artımıyla diferansiyel matematikle bunu hesaplamaya çalışıyordu. Onun verdiği sonucu bilmiyorum ama ondan 20-30 sene kadar sonra Zerkali adındaki bir Müslüman alim bu değişmenin yılda ı2 buçuk saniye kadar bir değişme olduğunu hesap etti ki bu modern astronomide ıı.5&#8217;tir, yani demek ki 1 saniye kadar hata etmiştir, anlatabiliyor muyum?</p>
<p>&#8230;</p>
<p><strong>Batı Medeniyetinin Kökeninin islam Bilimine Dayandığına Dair Örnekler</strong></p>
<p><strong>Turan:</strong> Hocam bir yerde diyorsunuz ki: &#8220;Müslümanlar aşağılık duygusundan, Batı&#8217;nın da üstünlük duygusundan kurtulması gerekir!&#8221; Çalışmalarınızdan biz şöyle bir sonuca varıyoruz: Bugün Batı medeniyeti varmış olduğu noktaya aslında kendinden önceki Müslüman bilginlerden almış olduğu bilgiyi tamamlayarak geldi. Yani bilgi sadece Batı medeniyetine ait bir bilgi değildir. Bunun çok çarpıcı bir örneği bir saat var &#8230; Sizin müzeden &#8230; Bu saati bize anlatmanızı istesek.</p>
<p><strong>Sezgin:</strong> Onu anlatının ama bu suali sorarken bana çok önemli bir meseleyi hatırlattınız. Son üç aylık çalışmalarım arasında ulaştığım bir netice var. Onu sizlerle paylaşmak isterim. Müslümanlar 16. yüzyılın ortalarına kadar bilimde Avrupalılara nispetle daha ilerdeydiler. Fakat Avrupalılar Müslümanlardan bilgiyi 10. yüzyıldan itibaren aldılar. Bu alış merhalesi tam 5OO yıl sürdü. Bizim Türklerin çoğu bunu bilmezler. 17. yüzyılın başlarında Avrupalılar önderlik konumuna geçtiler. Ve üstünlük duygusu, böbürlenme merhalesi başladı onlarda. Manevi bilgiler sahasına baktığımız zaman ki, manevi bilgi derken İslam dinini kastetmiyorum, felsefe tarihi ve coğrafya bilimlerinde Müslümanlar daha ilerde idiler.Müslümanlarda da siyasi gerileme başlamıştı. Yavaş yavaş da bu gerilemeleri görüyorlardı. Ve onlar geçmişteki ileri konumlarını unutmuşlardı.</p>
<p>Bilimler tarihi diye bir alan da olmadığı için gelişmelerin nasıl olduğunu bilemezlerdi. Müslümanlar onların teknolojik sahada gelişmekte olduklarını, onların üstünlüklerini görmeye başladılar. Müslümanlar Avrupalıların bu noktaya nasıl geldiklerini bilemiyorlardı. Ama 17. yüzyıldan itibaren onların bilimdeki üstünlüklerini kabul etmeye başladılar. Benim milletimden Avrupalıları yanlış tanıyan, İslam dünyasını bilmeyen bazı kişiler olabilir,onlar benim bu sözlerimi yadırgayabilirler ama ben bu anlattıklarımı sürekli tekrar ederek, o muhteşem aletler ile onların yanlış fikirlerini değiştirmeye çalışacağım.</p>
<p>Şimdi söylemek istediğim şey şu: Hollandalı bir oryantalist. Adı Golius &#8230; İstanbul&#8217;a IV. Murat&#8217; ı ziyarete gelmiş. Hatta İran&#8217; a yapılan harbe bile Osmanlı askerleriyle birlikte katılmış bir adam. O sırada tabii Halife Murat&#8217;ı tanıyor.Halife Murat ona diyor ki: &#8220;Bize Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun haritasını yapamaz mısınız?&#8221; Bir insan koskoca imparatorluğun haritasını nasıl yapabilir? İstanbul&#8217;un haritası ancak birkaç kişiyle yapılabilir ve uzunca bir zaman alır. Avrupalıların elinde olan bütün haritaların, İslam dünyasında daha evvel yapılmış olan haritaların bir taklidi ve parçalarının bir araya getirilmesi ve bozulması şeklinde olduğunu bilemezdi Halife IV. Murat. Bunu dünyada bilen yoktu. Ben sonraki araştırmalarımda, hayatının son 20 senesini coğrafya tarihiyle uğraşarak geçirdim. 12-13 senelik sürede bu durum kafamda yavaş yavaş olgunlaşmaya başladı.</p>
<p><strong>Turan:</strong> Yani Müslüman alimlerin çalışmalarını parça parça toplayarak kendileri bir araya getirmişler ve bunu bize sunmuşlar.</p>
<p><strong>Sezgin:</strong> Evet, kendileri de söylüyorlar ve ben bunlardan kendi kitaplarımda 11., 12. cilderde bahsetmiştim. Fakat işin daha önemli kısmına geliyorum. Araştırmalarının son aylarında dehşet bir şeyle karşılaştım. Bizim Katip Çelebi diye çok büyük bir bilginimiz var. Keşfuzzunun diye kitap yazmıştır. Muazzam bir kitap. 16 bin adet Farsça ve Arapça kitabın katalogu vardır. Çok çalışkan bir adam. Bir de Cihannüma diye bir kitap yazmıştır ki Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nda İbrahim Müteferrika&#8217;nın ilk bastığı kitaplardan biridir. Cihannüma, tüm dünyanın çok önemli addettiği bir coğrafya kitabıdır. Bende de çok güzel bir nüshası vardır. Hep düşünürdüm acaba Cihannüma&#8217;da ne var, diye. Kitabıının 15. cildini yazıyordum, Osmanlı coğrafyacıları hakkında bilgi toplamam lazımdı. Katip Çelebi&#8217;yi etüt ettiğimde büyük bir faciayla karşı karşıya kaldım.</p>
<p>Facia da şu: Katip Çelebi, genç yaşta öldü. Çok çalışkan, gayretli bir insandı fakat İslam coğrafyasının tekamülünü o zaman bilemezdi, bilmiyordu. Katip Çelebi Avrupalılarla temasa geçmeden evvel, bir dünya coğrafyası yazmayı düşündü. Cihannüma &#8220;dünyayı gösteren&#8221; manasına gelir. İşe Balkanları tanıtmakla başlamış ve bir kısmını yazmış. Yazdıktan sonra Fransız Mehmet İhlasi diye ihtida etmiş bir Müslüman İstanbul&#8217;a gelmiş, Katib Celebi&#8217;yle tanışmış. Kafasında birçok Avrupa-lı bilginin kitaplarının adları varmış. Onlardan bahsetmiş Katip Çelebi&#8217;ye. Katip Çelebi&#8217;yle Mehmet İhlasi, kitapları tercümeye başlamışlar. Mercator diye bilinen Hollandalı bir coğrafya bilimcisi var. Büyük bir harita kitabı var. Ben yüzde yüz inanıyorum ki Mercator&#8217;un, eski dünya haritaları, keşifleri İslam dünyasından gelmiş kendisine. İslam dünyasından gelen haritaları değiştirmiş,kopya etmiş. Akıllı ve çalışkan bir adam. Ama Flemenk&#8217;te oturan bir adam Orta Asya&#8217;nın haritasını nasıl yapabilir. Bugüne kadar bütün coğrafya tarihi bu haritaları bu adamın yaptığına inanıyor.Aslında ben de inanıyordum.</p>
<p>Bunları nasıl yaptı, diyordum. Bütün haritalarını, kitaplarını topladım; onların koordinatlarını, enlem-boylam derecelerini bulabilirim diye. Coğrafya bilim tarihiyle uğraşımın 8-10. senesinde Mercator&#8217;un ve bazılarının, hakikaten enlem-boylam derecelerine dayanarak haritaları yapacaklarını sanıyordum. Ancak sonradan kendi kendime Hollanda&#8217;daki adamın, Orta Asya&#8217;daki göllerin, nehirlerin enlemlerini, boylamlarını nereden bileceğini sormaya başladım. Hakikaten ben şimdi kendime gülüyorum. Düşünsenize insanlar ne kadar gaflet içersinde olabiliyorlar. Halen coğrafyalar tarihinde bu inanç mevcut. Nitekim ben bu konudaki fikirlerimi yazdım ve şimdi onlardan cevap bekliyorum &#8230; Yazımın üzerinden yedi sene geçti ve bir iki müspet yazının dışında hala bir cevap gelmedi.</p>
<p>Fuad Sezgin &#8211; Bilim Tarih Sohbetleri,syf.24,26;43,45</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/bati-medeniyetinin-kokenleri/">Batı Medeniyetinin Kökenleri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/bati-medeniyetinin-kokenleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Amerika&#8217;yı Kristof Kolomb&#8217;dan Önce Müslümanlar Keşfetti !</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/amerikayi-kristof-kolombdan-once-muslumanlar-kesfetti/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/amerikayi-kristof-kolombdan-once-muslumanlar-kesfetti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jun 2019 15:33:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika'yı Kristof Kolomb'dan Önce Müslümanlar Keşfetti !]]></category>
		<category><![CDATA[Franz Rosenthal]]></category>
		<category><![CDATA[Fuad Sezgin]]></category>
		<category><![CDATA[Kristof Kolomb']]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlar Neden Geriledi?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=22664</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sefer Turan: Bir de, &#8221;Amerika&#8217;nın keşfı Kristof Kolomb&#8217;dan önce Müslümanlar tarafından gerçekleştirildi&#8221; diyorsunuz, yoksa bu da mı gazetecilerin sözü? Fuad Sezgin: Hayır &#8230; Evet onu söylüyorum. Müslümanların bir haritasını da buldum. Çok mühim bir harita &#8230; Bu hususta internette Almanca ve İngilizce olarak görüşlerimi ihtiva eden 30&#8217;ar sayfalık bir yazı var. Onu kitabın ı3. cildine [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/amerikayi-kristof-kolombdan-once-muslumanlar-kesfetti/">Amerika’yı Kristof Kolomb’dan Önce Müslümanlar Keşfetti !</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/indir-6.jpg"><img decoding="async" class=" wp-image-6229 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/indir-6.jpg" alt="" width="317" height="213" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/indir-6.jpg 273w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/05/indir-6-270x180.jpg 270w" sizes="(max-width: 317px) 100vw, 317px" /></a></p>
<p><strong>Sefer Turan:</strong> Bir de, &#8221;Amerika&#8217;nın keşfı Kristof Kolomb&#8217;dan önce Müslümanlar tarafından gerçekleştirildi&#8221; diyorsunuz, yoksa bu da<br />
mı gazetecilerin sözü?</p>
<p><strong>Fuad Sezgin:</strong> Hayır &#8230; Evet onu söylüyorum. Müslümanların bir haritasını da buldum. Çok mühim bir harita &#8230; Bu hususta internette Almanca ve İngilizce olarak görüşlerimi ihtiva eden 30&#8217;ar sayfalık bir yazı var. Onu kitabın ı3. cildine de soktum. Bunun Türkçe özeti de hazır. Bu, geçen sene, İstanbul Teknik Üniversitesi&#8217;nde verdiğim bir konferanstan ibarettir. Bir de Arapçası vardır. Bütün delilleri orada vermeye çalışıyorum, haritalar veriyorum. Ayrıca Kahire Üniversitesi&#8217;nde verdiğim bir konferans daha var bu hususta &#8230; Evet, esasında Amerika&#8217;ya gitme meselesine Müslümanlar 1o. yüzyılda başladılar. Bu hususta tarihi kayıtlar var. Bunlar döndüler,bazen dönemediler. O hususta da birçok kayıt var. O mühim değil esasında. İnsanlar yüzlerce defa Amerika&#8217;ya tesadüfen gittiler. Bakın Müslümanlar yalnızca şu hedefle gidiyorlardı: Büyük Okyanus&#8217;un öte tarafına ulaşmak. Atlas Okyanusu&#8217;nu bilmiyorlardı. Bu gayretle birçok çıkış yaptılar, dönmediler. Mühim olan Amerika haritasının bir kısmını ilk olarak yapmaktır, yapmış olmaktır. Bunu ilk yapan insanlar ı5. yüzyılda Müslümanlar oldu. Ona yüzde yüz inanıyorum. Onu ispat etmeye çalışıyorum o yazımda. Kristof Kolomb Müslümanların yapmış olduğu haritaya dayanarak ki, onun tarih çesi de bir haritayla yola çıktığını yazıyor.</p>
<p><strong>Müslümanlar Neden Geriledi?</strong></p>
<p><strong>Turan:</strong> Ne oldu da Müslümanlar birden bire böyle geriledi?Yani İslam dünyasına ne oldu da bilimlerle birden bağımızı kopardık?</p>
<p><strong>Sezgin:</strong> Evet, o hakikaten çok zor, çok karışık bir mesele. Bu, ı-1.5 saati alacak bir mesele. Zira ı 956 yılında Fransa&#8217;da, bir de Frankfurt&#8217;ta iki kongreye büyük oryantalistler konu yaptılar fakat cevabını veremediler. Herkes bir tarafın ihmaline, bir tarafın yanlış anlamasına filan bağlamaya çalışıyor. Fakat onların aralarında-ki tenakuzlar bu işin gerçeğinin henüz bilinmediğini gösteriyor. Ben o iki kongre metinlerini okuduktan sonra mütemadiyen bu problemle meşgul oldum. Katalogun 1. cildinin 3. faslında bunu yazdım. Bu bir tarihi meseledir. Yani medeniyetler ebedi olarak yaşamıyorlar. Bir takım tarihi hadiseler geliyor, öncekilere son veriyorlar. Yunanlılar vardı, Yunanlıların yerine Bizanslılar onların bilgilerini taşıyorlardı. 9. yüzyılda mesela Bizanslılar Yunanca&#8217;yı çok iyi bildikleri halde eski Yunanlardan kalmış olan kitaplardan neticeler çıkaramıyorlardı. Müslümanlar geliyorlar ve üstelik çok iptidai şartlardan geliyorlar. Yani Arabistan&#8217;dan, İran&#8217;dan, Türkistan&#8217;dan geliyorlar. Fakat yeni bir hızla, yeni bir kuvvetle yeni bir inançla geliyorlar.</p>
<p>Yunancayı bilmedikleri halde halifeleri, İstanbul&#8217;dan ve başka yerlerden Yunanca kitapları taşıyor, Bağdat&#8217;ta tercüme ettiriyor ve bu şekilde tercümelere dayanarak Müslümanlar Bizanslılardan daha çok neticeye varıyorlar ve onları geçiyorlar. Öbür taraftan Bi- zanslılar hayali şeyler içerisinde uyuyorlar. Uyuyorlar kelimesiyle şunu kastediyorum: 10. yüzyıldan itibaren Bizanslılar Müslümanlardan bilimleri alıyorlar, tercüme ediyorlar Yunanca&#8217; ya &#8230; Ancak ne diyorlar biliyor musunuz? Müslümanların yeni şeyler keşfettiklerinin farkında bile olmadan, umursamadan: &#8220;Bunlar hala bizim, Yunanlıların bilimleri&#8221;. Böyle bir rüya içersinde ta 13., 14. asra kadar geliyorlar ve 1453&#8217;te İstanbul&#8217;u kaybediyorlar. Bunlar tarihi şartlar. Şimdi bunları saymayacağım ama şu kadarını söyleyeyim; bizde umumiyerle İslam&#8217; ı din olarak bu geri kalmadan mesul tutarlar. Bunun tamamıyla tarihi bir hakikat olmadığını söylemeyi bir vazife telakki ediyorum. Buna inanıyorum.</p>
<p><strong>Turan:</strong> Bunun altını çizmek gerekiyor.</p>
<p><strong>Sezgin</strong>: Evet, onu 1. ciltte de izah etmeye çalışıyorum; mese-la bir büyük Yahudi Arabist var: Franz Rosenthal. 3 sene önce<br />
öldü, benim de dostumdu, 1980 yılında yazdığı kitapta diyor ki: &#8220;Eğer İslam dini, bilimi sadece bilim olarak, bilim aşkı olarak himaye etmemiş olsaydı ve sadece onun faydacı tarafı bakımından bilimleri tutmuş olsaydı bilimler bu kadar süratli ve bu kadar geniş<br />
şekilde gerçekleşmezdi. 1. cildin belki 6, 7 ve 8. sayfasında Franz Rosenthal&#8217;in çok daha güzel bir şekilde ifade etmiş olduğu fikrini<br />
görebilirsiniz.</p>
<p><strong>Turan:</strong> Yani din kesinlikle bilimin önünde engel değil.</p>
<p><strong>Sezgin:</strong> Hayır! Biz geriliğimizin sebebini yanlış olarak dine bağlarsak da, ben dini himaye etmiyorum, ben tarihi bir hakikati müdafaa ediyorum. Aksi takdirde biz kendimizi tamamıyla kafa- mızı kuma sokmuş bir devekuşu haline getirmiş oluruz.</p>
<p><strong>Turan:</strong> Türkiye&#8217;ye gelişinizin, İstanbul&#8217;da bulunuşunuzun nedeni, İstanbul&#8217;da çok önemli bir müzenin açılıyor olması: İslam Bilimler Tarihi Müzesi. Frankfurt&#8217;taki müzenin benzeri olacak.</p>
<p><strong>Sezgin:</strong> Evet, belki daha da geçecek bile &#8230;</p>
<p><strong>Fuad Sezgin</strong> &#8211; <strong>Bilim Tarihi Sohbetleri,syf.26,29</strong></p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/amerikayi-kristof-kolombdan-once-muslumanlar-kesfetti/">Amerika’yı Kristof Kolomb’dan Önce Müslümanlar Keşfetti !</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/amerikayi-kristof-kolombdan-once-muslumanlar-kesfetti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fuat Sezgin: &#8220;Batı Uygarlığı,İslam Medeniyetinin Çocuğudur&#8221;</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/fuat-sezgin-bati-uygarligiislam-medeniyetinin-cocugudur/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/fuat-sezgin-bati-uygarligiislam-medeniyetinin-cocugudur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2015 12:59:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Bilimi:Batı'ya Nasıl Geçti ?]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Medeniyeti'nin:''Asırlardır Hakkı Yenildi'']]></category>
		<category><![CDATA[İslam Medeniyetinin Göz Kamaştırıcı Keşifleri ve Batı'ya Etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Batı Uygarlığı İslam Medeniyetinin Çocuğudur]]></category>
		<category><![CDATA[Fuad Sezgin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=9113</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Ben, 60 yılımı verdim. Milletler için zaman, bir insanın ömründen ibaret değildir. Bugünkü Avrupa medeniyeti, İslam medeniyetinin muayyen şartlar içerisinde, muayyen bir devirden sonra, başka iktisadi ve jeopolitik şartlar altında ortaya çıkan devamından ibarettir. Avrupa medeniyeti, İslam medeniyetinin bir çocuğudur. &#8220;Alman Hellmut Ritter&#8217;in öğrencisi oldum. Hocamdan, Müslümanlardan da büyük matematikçiler olduğunu ve Avrupa&#8217;nın en büyük [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/fuat-sezgin-bati-uygarligiislam-medeniyetinin-cocugudur/">Fuat Sezgin: “Batı Uygarlığı,İslam Medeniyetinin Çocuğudur”</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="left"><strong><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/07/fuat_sezgin_gorusleri_res1.jpg"><img decoding="async" class="aligncenter  wp-image-9114" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/07/fuat_sezgin_gorusleri_res1.jpg" alt="Fuat Sezgin: &quot;Batı Uygarlığı,İslam Medeniyetinin Çocuğudur''" width="331" height="248" /></a><br />
<span class="yazilar"><br />
&#8220;</span></strong><span class="yazilar">Ben, 60 yılımı verdim. Milletler için zaman, bir insanın ömründen ibaret değildir. Bugünkü <strong>Avrupa medeniyeti,</strong> <strong>İslam medeniyeti</strong>nin muayyen şartlar içerisinde, muayyen bir devirden sonra, başka iktisadi ve jeopolitik şartlar altında ortaya çıkan devamından ibarettir.<strong> Avrupa medeniyeti</strong>, <strong>İslam</strong> <strong>medeniyetinin bir çocuğudur. </strong></p>
<p><strong>&#8220;Alman Hellmut Ritter&#8217;</strong>in öğrencisi oldum. Hocamdan, <strong>Müslümanlar</strong>dan da büyük matematikçiler olduğunu ve Avrupa&#8217;nın en büyük alimleri seviyesinde bilim adamı olduklarını işitip; isimlerini de duyunca çok şaşırdım. Dehşete düştüm. Çünkü ilkokulda, lisede öğrendiğimiz şeyler tamamıyla buna aykırıydı. Modern dünyanın gelişimine, <strong>İslam dünyası</strong>nın katkısının<strong>sıfır</strong> olduğunu sanıyorduk. <strong>Ritter</strong>&#8216;in sözleri, <strong>İslam ilimleri tarihi</strong>ni öğrenmem için bende <strong>kırbaç rolü</strong> oynadı. <strong>Bütün dünyayı terk ederek, gece gündüz bunun için çalıştım.&#8221;</strong></span></p>
<p class="kurankirmiziyazi"><strong>İSLAM MEDENİYETİ&#8217;NİN: &#8220;GÖZ KAMAŞTIRICI KEŞİFLERİ VE BATIYA ETKİLERİ&#8221;</strong></p>
<p class="yazilar"><strong>&#8220;Müslümanlar</strong>,<strong> 8-16. yüzyılları </strong>arasında tüm ilim dallarında önemli buluşlara sahiptir. <strong>Dünya bilimler tarihi, yeniden yazılmalıdır.</strong> Çünkü yanlış yazılmıştır. İslamiyet, ortaya çıkışının 2. yüzyılında, <strong>İspanya</strong>&#8216;ya (Endülüs&#8217;e) ayak bastı. Yeni bir dinin temsilcisi olarak oraya gitti. İnsanları, ilmiyle dehşete düşürdü. Orada yaşayan <strong>Hıristiyan</strong> ve<strong> Yahudiler</strong>i etkiledi.<strong>İslam</strong>, oraya, onların şuur sahalarına girmişti. <strong>Bu onları uyandırdı ve Haçlı seferlerine itti.</strong></p>
<p class="yazilar"><strong>&#8220;</strong>Her ilim dalından onlarca örnek verebilirim. Ancak, burada önemli olan şu: <strong>&#8220;İlimlerde önemli olan bazı prensipler vardır</strong>. Bu <strong>prensipler</strong>, ne zaman ortaya çıktı, bilim adamını bunlar ilgilendirir. Örneğin <strong>Müslümanlar</strong>, <strong>nazariye</strong>(teori-kuram) ile <strong>tecrübe</strong> (deney) arasındaki <strong>ilişki</strong>yi ifade eden bir <strong>kavram</strong> ortaya koydular. Buna &#8220;<strong>Mizan</strong>&#8221; adını verdiler. Daha sonra İslam bilginlerinden <strong>Farabi</strong> geliyor ve diyor ki, <strong>tecrübe</strong>(deney) ile <strong>nazariye</strong>(kuram) de yeterli değil, <strong>algılama</strong>(muhayyile)de önemlidir diyor. Önce <strong>algılıyacaksınız</strong>, birçok şeyi <strong>düşünüp-geliştireceksiniz.</strong> Daha sonra da<strong>nazariyeyi</strong>(teoriyi) kuracaksınız. Böylece <strong>teori</strong>, sizi <strong>deney</strong>e sevkedecektir.</p>
<table border="1" width="200" align="right">
<tbody>
<tr>
<td><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.yaklasansaat.com/resimler/dunyamiz/bilim_teknoloji/fuat_sezgin_gorusleri_res3.jpg" alt="" width="300" height="225" /></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div class="resimaltiyazi" align="center">İslam deniz bilimcilerinin haritaları</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="yazilar"><strong>&#8220;</strong>Bugün bilinenin aksine, çoğu <strong>modern bilimin kuruluşu,</strong> bundan yüz, iki yüzyıl öncesine değil,<strong> 8-16. yüzyıllar</strong>da yaşamış <strong>İslam bilginleri</strong>ne dayanıyor. Portekizlilere mal edilen <strong>modern denizcilik bilimi</strong> ise, yüzde yüz <strong>İslam bilginleri</strong>ne ait. Bundan hiç şüpheniz olmasın. <strong>Modern denizcilik,</strong> <strong>İslam dünyasının bir malı</strong>. <strong>İslam dünyasının bir başarısı.</strong></p>
<p class="yazilar"><strong>&#8220;Avrupalılar</strong>, <strong>Müslümanlar</strong>dan bazı ölçümleri öğrendi. Ancak,<strong>trigonometri</strong> bilgileri yeterli olmadığı için ekvatora paralel ölçümlerin nasıl yapıldığını bir türlü anlayamadılar. <strong>Portekizliler</strong>, esasında hiçbir şeyi keşfetmediler. <strong>İslam haritaları</strong>, 15. asrın başlarında onlara ulaşmıştı. Bunu kendi tarih kitaplarından çıkarıyoruz. <strong>&#8216;İslam İlimleri Tarihi&#8217;</strong> eserimin 11. cildinde,<strong>Portekizlilerin modern denizcilik biliminin kurucusu olduğu bilgisinin yanlışlığını ispatımı </strong>bulabilirsiniz.</p>
<p class="yazilar"><strong>&#8220;Müslümanlar</strong>, Afrika&#8217;nın güneyindeki yolu kullanarak 9. yüzyılda,<strong>Çin</strong> ile ticaret yapıyorlardı.<strong> Hint Okyanusu,</strong> 15. asırda<strong>Müslümanlar</strong>ın elinde bir <strong>İslam gölü</strong> gibiydi. Hindistan ve Java, Müslümanların elindeydi. Ummanlı denizciler; <strong>İbn-i Macit</strong>ve <strong>Süleyman el Mehri,</strong> 15. asrın <strong>matematik</strong>ten<strong>, astronomi</strong>ye her ilmi bilen,<strong> filozof iki denizci</strong>ydi.&#8221;<br />
<strong><br />
&#8220;</strong>950 yılında <strong>Ebu Cafer el Hazin</strong> adlı matematikçi ve astronom, <strong>parabol konstrüksiyonu </strong>kullanmak suretiyle <strong>üçüncü dereceden bir denklemi çözdü.</strong> 11. asrın ilk yarısında, <strong>İbnü&#8217;l Heysem,</strong> <strong>bir optik problemini dördüncü dereceden bir denklemle çözdü</strong>. Küçük bir yanlışlıkla Latinceye de çevrilen problem, Avrupalıları, <strong>&#8216;Problema Alhazeni&#8217;</strong> adı altında 13. asırdan, 19. asra kadar uğraştırdı. Avrupalılar, <strong>İbnü&#8217;l Heysem&#8217;</strong>in çözümünü, ancak 19. yüzyılda kavrayabildi.</p>
<table border="1" width="200" align="right">
<tbody>
<tr>
<td><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.yaklasansaat.com/resimler/dunyamiz/bilim_teknoloji/fuat_sezgin_gorusleri_res5.jpg" alt="" width="250" height="311" /></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div class="resimaltiyazi" align="center"><strong>&#8220;İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi&#8221;nde, sergilenen; İslam bilginlerinin geliştirdiği daha karmaşık mekanik aletlerin yanında, oldukça basit kalan &#8220;Da Vinci çekiç ve örsü&#8221;</strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="yazilar"><strong>&#8220;</strong>11. asrın sonlarında Ömer <strong>Hayyam&#8217;</strong>ın, <strong>üçüncü dereceden denklemleri</strong>sisteme bağlayan kitabının benzeri, Avrupa&#8217;da, 17. asırda <strong>Rene Descartes, Frans Van Schoooten ve Edmund Halley </strong>tarafından yazılabildi. Avrupalı matematik tarihçisi Johannes Tropfke, Descartes&#8217;lerin yeni bulduklarını zannettikleri konuları, <strong>Hayyam&#8217;</strong>ın çok önceden yazdığını, aradan geçen zamanda Avrupalılar&#8217;ın, boşuna çaba gösterdiğini yazdı.</p>
<p class="yazilar"><strong>&#8220;</strong>15. asırda yaşayan, Alman Johannes Regiomontanus&#8217;un adını taşıyan<strong>trigonometri ilmi</strong>nin, kurucusunun, 13. asırda yaşayan <strong>Nasirüddin et Tusi</strong>olduğunu, yine Alman matematik tarihçisi <strong>Anton von Braunmühl</strong> ortaya çıkardı.</p>
<p class="yazilar"><strong>&#8220;13. yüzyıl</strong>da yaşayan ve <strong>Orta Çağ Avrupa&#8217;</strong>sının en büyük matematikçisi olarak bilinen <strong>Pizalı Leonardo</strong>&#8216;nun, hayatının büyük kısmını, İslam ülkelerinde geçirmesi sebebiyle; oralardan aldığı kitapların tesirinde kalmış olması kuvvetle muhtemeldir. Ondan 200 yıl sonra yaşayan <strong>Leonardo da Vinci</strong>&#8216;nin çizdiği alet, makine ve silahlarla ilgili bilgilerin kaynağının da <strong>İslam dünyası</strong> olduğu, bugün bulunan önemli bazı Arapça kitapların, İtalyanca tercümelerinden anlaşılmıştır. <strong>Da Vinci</strong>, bu bilgileri kullanarak, <strong>devrine göre inanılmaz kabul edilen resimlerini çizebildi.</strong> Halbuki <strong>Leonardo</strong>&#8216;nun,<strong> İslam bilginleri</strong>nin buluş ve bilgilerini kullandığı kabul edilse, resimlerinin çözülemeyen sırları aydınlanmış olacaktı.</p>
<p class="yazilar"><strong>&#8220;Cabir b. Hayyam,</strong> kimyayı, bir bilim olarak kurdu. <strong>Cabir</strong>, tüm <strong>insani duyguların, matematiksel olarak ifade edilebileceğine inanıyordu.</strong></p>
<p class="yazilar"><strong>&#8220;</strong>İşte bir ilimin oluşması için bunlar önemli. <strong>Tıp, fizik, astronomi, felsefe</strong>alanında yaklaşık <strong>200 eser</strong> kaleme alan <strong>Cabir b. Hayyam</strong>, aynı zamanda bugün bildiğimiz<strong> genetiğin babasıdır</strong>. <strong>Hayyam,</strong>şöyle diyor:</p>
<p class="yazilar"><strong>&#8220;Allah bize fiziki kanunlar vermiştir. Bunlarla bitki, hayvan hatta insanın benzerini yapabiliriz. Allah, beşere öyle kabiliyetler bahşetmiş ki, bununla beşer, kainattaki tüm sır perdelerini çözmeye muktedirdir.&#8221;</strong></p>
<p class="yazilar"><strong>&#8220;</strong>Bu sözler, <strong>8. yüzyıl</strong>ın ikinci yarısında yaşamış olan ve <strong>atomun parçalanabileceğini </strong>ilk bulan alim <strong>Cabir bin Hayyam&#8217;</strong>a aittir.</p>
<table border="1" width="200" align="right">
<tbody>
<tr>
<td><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.yaklasansaat.com/resimler/dunyamiz/bilim_teknoloji/fuat_sezgin_gorusleri_res2.jpg" alt="" width="300" height="225" /></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div class="resimaltiyazi" align="center">Dünya&#8217;nın dönüşü, mucizesi, 4./10. yüzyılın sonlarına doğru Ahmed bin Muhammed es-Siczi tarafından savunulmuştur. Es-Siczi&#8217;nin çağdaşı olan Cafer bin Muhammed bin Cerir&#8217;de Dünya&#8217;nın döndüğü görüşünü savunmuştur. Her iki bilginde, bu görüşlerini temel alan &#8216;usturlaplar&#8217; imal etmişlerdir.</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="yazilar"><strong>&#8220;9. asır</strong>da, <strong>Güneş</strong>&#8216;le <strong>Dünya</strong>&#8216;nın, yıllık en uzak mesafesinin sabit olmayıp değişken olduğunu fark eden <strong>Müslümanlar,</strong> yörüngedeki ilerlemenin, <strong>12.09 saniye </strong>olduğunu saptadı. Günümüzde bu değer<strong>11. 46 saniye</strong> olarak biliniyor.</p>
<p class="yazilar"><strong>&#8220;Ekvatorun uzunluğu</strong>, <strong>Halife Mem</strong>&#8216;un zamanında ölçüldü. Bugün bildiğimiz gibi 40 bin kilometre. Bugünkü anlamıyla ilk uzay gözlemevi, <strong>9. asır</strong>da <strong>Halife Me&#8217;mun</strong> zamanında, <strong>Bağdat</strong> ve <strong>Şam&#8217;</strong>da birer adet olmak üzere kuruldu.<strong> Halife Me&#8217;mun </strong>döneminde, 70 bilginden oluşan bir <strong>heyet,</strong> <strong>Batlamyos</strong>&#8216;unkinden farkı olmayan enlem ve boylamları, karaları ve denizlere doğru bir dünya haritası çizdi.</p>
<p class="yazilar"><strong>&#8220;9. yüzyıl</strong>da, ileri matematik kullanılarak yapılan rasat ve ölçümlerle, <strong>Güneş</strong> ve <strong>Dünya</strong> arasındaki en uzak mesafenin, bugün bilinenden <strong>1 saniye</strong> farkla tespit edilmiş ve zaman içinde değiştiği keşfedilmiştir. Bu durum, ancak <strong>17. yüzyıl</strong>da <strong>Kepler</strong>&#8216;in tekrar çabasıyla kanıtlanmıştır. Dünya ekseninin eğiminde, ekliptik düzlemine göre değişiklik olabileceği düşünülüp, bunu ispatlamak için Tahran&#8217;da bir rasathane kurulmuştur. Yapılan araştırmalar neticesinde, bu eğim açısının devamlı olarak azaldığı ispatlanmıştır. Bu bilgi, <strong>Batı&#8217;</strong>da ancak<strong> 19. yüzyılda tasdik edilebilmişti.</strong><strong>Astronomi,</strong> o kadar ileri gitmişti ki, insanların çoğu, ceplerinde saat gibi <strong>usturlablar</strong> taşıyor, gezegenlerin hangi tarihte hangi burçta olacağını hesap edebiliyorlardı.</p>
<p class="yazilar"><strong>&#8220;El Biruni,</strong> <strong>11. asır</strong>da dünyanın <strong>enlem</strong> ve <strong>boylam</strong> derecelerini, 6 ile 40 dakika arasında değişen küçük yanlışlıklarla hesapladı. Bu küçük yanlışlıklar, ancak 20. asırda düzeltilebildi. Engin denizlerde <strong>koordinat hesaplama yöntemi</strong>ni,<strong>Müslümanlar,</strong> 15. asırda yapabilirken <strong>Batı,</strong> bunu 20. asırda öğrenebildi.</p>
<p class="yazilar"><strong>&#8220;Avrupa&#8217;</strong>da, <strong>Jahonn Kepler,</strong> 17. yüzyılda henüz <strong>Müslümanlar</strong>ın kitaplarında gördüğü bu sonuca nasıl ulaştıklarını anlayabilmek için, çağdaşı bilim adamlarıyla yazışıyordu. Tahran&#8217;daki rasathanede <strong>10. asır</strong>da tespit edilen <strong>Dünya&#8217;</strong>nın<strong>ekseninin sürekli azaldığı bilgisi</strong>ne, <strong>Avrupalılar</strong>, ancak <strong>19. asır</strong>da, <strong>gök mekaniği bilimi</strong>yle ulaşabildi<strong>. İslam astronomi</strong><strong>bilginleri</strong>nin, kitaplarının tercümesinin <strong>Kopernik</strong>&#8216;e ulaştığını, bugünkü nesiller, bundan henüz yarım asır önce öğrenebildi.<strong>&#8220;</strong></p>
<table border="1" width="200" align="right">
<tbody>
<tr>
<td><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.yaklasansaat.com/resimler/dunyamiz/bilim_teknoloji/fuat_sezgin_gorusleri_res1.jpg" alt="" width="300" height="225" /></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div class="resimaltiyazi" align="center">Prof. Dr. Fuat Sezgin</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="kurankirmiziyazi"><strong>İSLAM BİLİMİ: BATI&#8217;YA NASIL GEÇTİ?</strong></p>
<p class="yazilar"><strong>&#8220;</strong>11. asırda Tunuslu bir tacir olarak İtalya&#8217;ya giden, sonradan<strong>Constantinus</strong> <strong>Africanus</strong> adını alan kişi, <strong>Monte Cassino manastırı</strong>na kapandı. Bu zat, Tunus&#8217;a gidip, 3 yıl sonra <strong>İslam bilginleri</strong>ne ait <strong>25 tıp kitabı</strong>yla <strong>Salerno&#8217;</strong>ya dönmüştü. <strong>Africanus</strong>, <strong>Monte Cassino Manastırı&#8217;</strong>na kapandıktan sonra <strong>kitapları</strong>,<strong> Latince</strong>&#8216;ye tercüme ettirdi. <strong>O</strong> <strong>kitaplar</strong>, <strong>&#8216;ya kendi adıyla veya eski</strong> <strong>Yunan otoritelerinin adıyla&#8217;</strong> yayınlandı<strong>. </strong>Çalışkan, becerikli ve kurnaz İtalyanların, 17. yüzyıla kadar bütün <strong>İslam eserleri</strong>ni, <strong>Sicilya adası</strong> ve <strong>Güney İtalya üzerinden Avrupa&#8217;ya taşıdılar. </strong>Ancak<strong>,</strong> hep <strong>kendi isimleriyle yayımladılar.</strong> <strong><strong>İtalya;</strong></strong> <strong>İslam medeniyeti</strong> ve <strong>bilimi</strong>nin,<strong> Avrupa&#8217;ya aktarılmasında, bir &#8216;istasyon&#8217; </strong>görevi yaptı.</p>
<p class="yazilar"><strong>&#8220;Avrupalılar</strong>, <strong>Sicilya</strong> ve <strong>Endülüs</strong>&#8216;te tercüme edilen <strong>&#8216;İslam</strong><strong>bilginlerinin eserleri&#8217;</strong>ni, <strong>kaynak göstermeden aktarıyorlardı</strong>. Bu yüzden, bugün<strong> Batı uygarlık ve biliminin temeli</strong>, aradaki<strong> İslam bilimi </strong>atlanarak, ondan önceki <strong>Yunanlılar</strong>a izafe ediliyor.<strong>Müslümanlar</strong>, <strong>dünya sahnesine çıktıkları ilk on yıldan itibaren; diğer medeniyetlerde görülmedik bir hızla bilimsel gelişmelere katkıda bulundular.</strong></p>
<p class="yazilar"><strong>&#8220;Eserlerin isimlerini değiştiriyorlardı</strong>. Bir kördüğüm şeklinde olsa da, <strong>papazlar</strong>, <strong>Müslüman</strong> <strong>alimler</strong>in kitaplarını,<strong>Latince</strong>&#8216;ye tercüme ederek, bilimsel gelişmenin ilk adımlarını atıyorlardı. <strong>Yahudiler</strong> ağırlıkta olmak üzere, tercümeyi<strong>papazlar</strong> yapıyordu. Çünkü Avrupa&#8217;da, başka okuma yazma bilen yok gibiydi. Görüldüğü gibi; <strong>Batı, <strong>bilimi</strong></strong>ni, sanıldığının aksine, <strong>din adamlarına borçludur. </strong></p>
<p><strong>&#8220;Avrupalılar</strong>, medeniyetlerini ve bilimlerini, <strong>İslam bilginlerine borçlu olduklarının farkında değiller.</strong> <strong>Modern dünya</strong>nın oluşumunda, <strong>İslam</strong> <strong>alimleri</strong>nin büyük emeği vardır.<strong> İslam medeniyeti</strong>nin gerilemesinin nedeni de, <strong>din</strong> değildir.</p>
<p class="yazilar"><strong><em>&#8220;</em>13. yüzyıl</strong>da yaşayan <strong>Raymondus Lullus</strong> adındaki <strong>papaz</strong>, az <strong>Arapça </strong>bilmesine rağmen; Avrupa&#8217;da, Arapça eğitim veren merkezler kuruyor ve <strong>Müslümanlar</strong>ı kendi silahları ile vuralım diyordu. Kitaplar yazıyor ve büyük bir alim olarak geçiniyordu. Fakat, bundan 50 yıl önce ortaya çıktı ki, bu adamın 70&#8217;e yakın eserinin hepsinin <strong>Arapçaları</strong> vardı.<strong> Yani bunların hepsi Arapça&#8217;dan tercüme edilmişti.&#8221;</strong></p>
<p class="kurankirmiziyazi"><strong>İSLAM MEDENİYETİ&#8217;NİN: &#8220;ASIRLARDIR HAKKI YENİLDİ&#8221;</strong></p>
<p class="yazilar"><strong>&#8220;</strong>Benim mensup olduğum bir <strong>ilim, kültür ve medeniyet dünyası</strong> var, bizler köksüz ve sahipsiz değiliz. Çok derinlere inen sağlam bir medeniyete beşiklik etmişiz. Fakat yüzyıllardır bu medeniyetin görmezden gelindiğini, hakkının yenildiğini, aşağılandığını, bütün yaptıklarının da elinden alındığını ve ona zulmedildiğini gördüm. <strong>İslam medeniyeti</strong>nin, bu<strong> göz kamaştıran birikimi</strong>ni ve <strong>dünya bilimine yaptığı büyük katkıları, </strong>bunun farkında olmayan dünyaya tanıtmayı gaye edindim. Bu gayretimin bir kısmı, sadece<strong> bilim dünyasına hizmet</strong> için, ancak diğer çok mühim bir amacı da, koskoca bir<strong>İslam aleminin yitirmiş olduğu kendine hürmeti, güveni ve insanlık tarihindeki yerini hatırlatarak, kaybettiklerini iade etmektir.</strong></p>
<p class="yazilar"><strong>&#8220;İslam medeniyeti</strong>nin gerilemesinin nedeni, <strong>din</strong> değildir. Hayır, katiyen. Eğer öyle olsaydı kabul etmek zorunda kalırdım. Ama öyle değil. <strong>Din, bilimi teşvik etti</strong>. Bugün <strong>Müslümanlar</strong>a düşen görev, tarihlerini çok iyi bir şekilde ortaya koymaktır.<strong>Gerileyişin nedeni din değildir</strong>.<strong> Başka tarihi sebepler var.</strong> Müslümanları yanlış düşünce ve kompleksten kurtarmak lazım.<strong> Müslümanların kimya, fizik, tıp, sosyoloji ve tarih alanında ortaya koyduklarını, kimse bilmiyor.</strong> Biliyorum diyenlerin de bilgisi yarım yamalak. Bundan dolayı, <strong>modern bilim tarihi, yeniden yazılmalı.</strong> Herkes, <strong>İslami ilimler</strong>in, dünyaya kazandırdıklarını bilmeli.</p>
<table border="1" width="200" align="right">
<tbody>
<tr>
<td><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.yaklasansaat.com/resimler/dunyamiz/bilim_teknoloji/fuat_sezgin_gorusleri_res4.jpg" alt="" width="300" height="195" /></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div class="resimaltiyazi" align="center">İstanbul Gülhane Parkı&#8217;ndaki &#8220;İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi&#8221;nden bir görünüş.</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="yazilar"><strong>&#8220;</strong>Maalesef <strong>Türk insanı,</strong> <strong>İslam tarihi</strong> ve <strong>medeniyeti </strong>içerisinde <strong>ne kadar büyük bir yeri olduğunu bilmiyor</strong>. <strong>Türkiye</strong>&#8216;de <strong>İslam uygarlığı</strong> hakkında büyük bir <strong>bilgisizlik var.</strong> Hayretler içerisinde kalıyorum.<strong> İslam</strong>&#8216;ın, <strong>doğa bilimleri </strong>alanında, <strong>matematikte, astronomide, fizikte, kimyada, coğrafyada, jeoloji</strong>de yaptıklarını, neredeyse kimse bilmiyor.</p>
<p class="yazilar"><strong>&#8220;Topkapı Sarayı</strong>&#8216;nda açılan ve yoğun ilgi sebebiyle defalarca uzatılan<strong>&#8216;İslam&#8217;da İlim ve Teknoloji&#8217;</strong> sergisi, adeta sihirli bir tesir yapıyor ve görenlerin dünya görüşleri allak bullak oluyor. Bu eserler,<strong> İslam dünyası</strong>nın bilimdeki seviyesini görmek açısından çok önemli. Bizzat ben, bin kişiden duydum. İnsanlar gelip;<strong> &#8216;Biz İslam medeniyetinin bu kadar ileri olduğunu bilmezdik. Madem bu medeniyet bu kadar ileriydi neden bize yanlış tanıtıldı&#8217; </strong>diyorlar.</p>
<p class="yazilar"><strong>&#8220;16. yüzyıl</strong>ın sonlarında, <strong>İslam bilim</strong> ve <strong>medeniyeti</strong> duraklama içine girmeseydi; insanlık, 20. asırda yakaladığı <strong>bilimsel seviyeye, 200 yıl önce </strong>ulaşırdı. <strong>İnsanlık, nükleer enerjiyle de, 200 yıl önce</strong> tanışırdı.<strong>&#8220;</strong></p>
<p class="yazilar"><strong>Kaynaklar:</strong>06/2008</p>
<p class="yazilar">1) Prof. Dr.Fuat Sezgin,<strong> &#8220;İslam&#8217;da Bilim ve Teknik&#8221;</strong>, çev. Abdurrahman Aliy, TÜBA Yy. Ankara, 2007.<br />
2) Deşifre, 03/06/2008<strong><br />
</strong>3) Aksiyon, Sayı: 489; Sayı: 515,<br />
4) Sızıntı, Sayı: 319<br />
5) sabah, 31/05/2008<br />
6) star, 26/05/2008<br />
7) radikal, 17/02/2006, 27/3/2005<br />
8) yenisafak, 26/09/2005, 25/09/2005</p>
<p class="yazilar"><strong>Derleyen:</strong> <strong>Hülya Aras<br />
yaklasansaat.com</strong></p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/fuat-sezgin-bati-uygarligiislam-medeniyetinin-cocugudur/">Fuat Sezgin: “Batı Uygarlığı,İslam Medeniyetinin Çocuğudur”</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/fuat-sezgin-bati-uygarligiislam-medeniyetinin-cocugudur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaratıcılık &#8216;Özelliğimizi&#8217; Kaybettik</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/yaraticilik-ozelligimizi-kaybettik/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/yaraticilik-ozelligimizi-kaybettik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Harun Selçuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Mar 2015 20:35:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Aşağılık Duygusu]]></category>
		<category><![CDATA[Fuad Sezgin]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratıcılık 'Özelliğimizi' Kaybettik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=4723</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Hocam, özellikle bireydeki o yaratıcı kudreti ortaya çı­karma tespitiniz çok önemli. Şimdi şunu sorayım&#8230; İslam bilim­leri tarihini, Müslümanların bilimler tarihindeki yerini öğrenmiş olmamız, toplumsal olarak nasıl bir karşılık bulur? Düşünce dün­yamızda, kültür dünyamızda nasıl bir sonuç doğurur? Sezgin: Biz mütemadiyen bir yol bulmaya çalışıyoruz. Aslın­da yol bulmaya çalışmak fena bir şey değil. Fakat hareket nokta­sı suna [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/yaraticilik-ozelligimizi-kaybettik/">Yaratıcılık ‘Özelliğimizi’ Kaybettik</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/03/fuat-sezgin.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="  wp-image-4724 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/03/fuat-sezgin-300x217.jpg" alt="fuat-sezgin" width="413" height="299" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/03/fuat-sezgin-300x217.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/03/fuat-sezgin.jpg 450w" sizes="(max-width: 413px) 100vw, 413px" /></a></p>
<blockquote><p>-Hocam, özellikle bireydeki o yaratıcı kudreti ortaya çı­karma tespitiniz çok önemli. Şimdi şunu sorayım&#8230; İslam bilim­leri tarihini, Müslümanların bilimler tarihindeki yerini öğrenmiş olmamız, toplumsal olarak nasıl bir karşılık bulur? Düşünce dün­yamızda, kültür dünyamızda nasıl bir sonuç doğurur?</p>
<p><strong>Sezgin:</strong> Biz mütemadiyen bir yol bulmaya çalışıyoruz. Aslın­da yol bulmaya çalışmak fena bir şey değil. Fakat hareket nokta­sı suna kapılıyoruz, başkalarını taklit ediyoruz. Ve böyle yol alıyo­ruz. En büyük noksanımız, “yaratıcılık” özelliğimizi kaybetmiş olr mamızdır.</p>
<p>Yaratıcılığımızı kaybediyoruz ve sonra bu yeteneğimizi geliş­tirmek yerine, mütemadiyen başkalarından körü körüne bir şeyler almakla yetiniyoruz. Ben başkalarından, yabancılardan alınması­nın düşmanı değilim. Bilakis alınmasının zaruretine inanıyorum. Fakat aşağılık duygusuna kapılmadan ve şuurlu bir şekilde, bu al­manın mahiyetini bilerek almalıyız. Tabii bunu her fert bilemez. Ama bir cemiyetin fikir adamları, yol tayin ederler. Başkaları da bu yolda giderler. Bizde bu tip yol gösterici insanlar çıkmıyor. Dola­yısıyla bu yol da çizilmedi.</p>
<p>Çizilmediği için biz mütemadiyen öylesine yol alıyoruz. Tam da bu noktada aktüel bir olaydan bahsedeceğim size&#8230; Bugünler­de siz Türkleri -Türkiye’de olduğunuz için siz Türkleri diyorum- en çok meşgul eden mesele nedir? Ergenekon meselesi. Ben de Almanya’dan kısmen takip ediyorum. Her gün kız kardeşimle te­lefonla konuşuyorum, “Türkiye’de gündem nedir? anlat bana” di­yorum. Bana Ergenekon u anlatıyor. “Bırak şimdi onu, bana baş­ka şeyler anlat” diyorum. Dönüp dolaşıyor konu yine Ergenekon a geliyor. Türkleri bu kadar meşgul eden bu hadiseye, bu fenome­ne bilimler tarihçisi olarak bakmaya, bunu izah etmeye çalışıyo­rum ve şöyle izah ediyorum: Müslümanlarda 400 yıldan beri baş­layan yol arama hastalığı gelişigüzel yapıldığı için herkes muhte­lif istikametlere gidiyor. Bir dairenin ortasını merkez kabul ediniz. O merkezden insanlar farklı yönlere dağılıyorlar. Tuhafınıza gi­decektir, yadırgayacaksınızdır belki ama ben o adamların hepsine acıyorum. O adamcağız bir üniversite rektörü olmuş bir yol arıyor, bugün hapishanede. İki orgeneral, bu memlekette ne kadar işler yapabilirlerdi, şimdi hapishanedeler. Falanca gazeteci</p>
<p>hapishane­de&#8230; Belki bazı insanlar buna sevinebilirler ama ben gerçekten çok üzülüyorum. Bu hale düşmelerinin sebebinin, yanlış yol tercih et­mekten kaynaklandığını düşünüyorum.</p>
<p>Turan: Peki, yol arayışında yanlış yola düşmemizin nedeni ne? Yanlış metotlarla hareket ediyor olmak mı? Yoksa doğruları gös­terebilecek kültürel bir alt yapı yoksunluğu mu? Siz ılasıl görüyor­sunuz?</p>
<p>Sezgin: insanlar bilmemenin kurbanı oluyorlar. İslam dün­yasını büyük bir topluluk olarak telakki edelim. Ve ne olursa ol­sun Türkiye İslam dünyasının, medeniyetinin, bir parçasıdır. Türkiye’yi İslam dünyasından tecrit edemezsiniz, koparamazsı­nız. Bazıları bunu yadırgasâlar da bu böyledir. Herkes mütema­diyen bir yerlere tutunmaya çalışıyor. Ama bunun altında büyük bir bilgisizlik var. Yol ararken mensubu olduğumuz medeniyetin çok zararlı olduğunu, sanki orada hiç bir şey olmadığını düşüne­rek arıyoruz. 12. yüzyılda yaşamış meşhur bir İslam mutasavvıfı Feridun Attar, Simurg diye bir kuştan bahseder. Simurg hakika­ti aramaya çıkar ve bir iki sene dolaşır, tekrar yerine döner. Ama yolculuğu sırasında başına bir sürü hadise gelir. Başka ^uşlarla boğuşur. Velhasıl perişan bir halde geri döner. Bizim halimiz de buna benziyor. Biz Simurg kuşu gibi yola çıkıyoruz. Ben bu mü­zeye çok umut bağlıyorum. Bu müzeyi gören insanlar çok sürat­li bir şekilde bilgilerini değiştirecekler. Haziran ayının 13. gü­nüydü galiba&#8230; Cumhuriyet Gazetesi’nin eki 5-6 sayfasını mü­zeye* benim hayatıma, başarılarıma tahsis etmişti. Şunu diyorlar: “Prof. Dr. Fuat Sezgin bu müzeyi yaparken bize, ‘Din geriliğimi­zin sebebi değildir mesajını veriyor.” Bunu Cumhuriyetken du­yuyorsunuz.</p>
<p>Tamamıyla bunun tersine istikamette mücadele veren bir ga­zeteden. Biz bu müzeyle insanlara çok tesir edeceğiz. Varsın İslamiyet’i kabul etmesinler, ben insanlara din daveti yapmıyo­rum</p>
<p class="Gvdemetni0" style="background: transparent; margin: 0cm 2.0pt 10.25pt 1.0pt;"><span style="color: black;">aşağılık duygusundan kurtarmak istiyorum. Bizim münevverleri­miz bir şeyler yapmak istiyorlar fakat yaratıcı değiller. İçinde ya­şadığım Alman cemiyetinin insanlarıyla mukayese ettiğim zaman onları daha yaratıcı bulmuyorum. Türklerin Alınanlardan daha az akıllı olduğunu iddia etmiyorum. Fakat yaratıcılık başka bir şey. Bizim Türkler olarak yolda ilerlememizi engelleyen birçok taş var. Bunları bertaraf etmemiz lazım. Bu engeller/taşlar aşağılık duygu­sundan kaynaklanıyor. O da bilgisizlikten geliyor.</span></p>
<p class="Gvdemetni0" style="background: transparent; margin: 0cm 2.0pt 10.25pt 1.0pt;">Kaynak:</p>
<p class="Gvdemetni0" style="background: transparent; margin: 0cm 2.0pt 10.25pt 1.0pt;">Sefer Turan -Bilimler Tarihçisi Fuad Sezgin</p>
</blockquote>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/yaraticilik-ozelligimizi-kaybettik/">Yaratıcılık ‘Özelliğimizi’ Kaybettik</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/yaraticilik-ozelligimizi-kaybettik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
