<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Faruk Beşer | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/faruk-beser/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 26 Jun 2016 16:36:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Faruk Beşer | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dua silahtır, talimdir</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/dua-silahtir-talimdir/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/dua-silahtir-talimdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Harun Selçuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Jun 2016 16:36:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslâm]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah ve Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Beşer]]></category>
		<category><![CDATA[Mümin]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Şafak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=11876</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Dua müminin silahıdır, ibadetin temel direğidir, göklerin ve yerin nurudur”. Duanın silah olması iki anlama gelebilir. Birincisi, dua sayesinde mümin şeytan ve nefis düşmanlarına karşı Allah&#8217;tan destek alır ve Allah&#8217;ın desteğini alınca artık mağlup olmaz. İkincisi, dua ile kul Allah&#8217;ı hatırlar, O&#8217;na bağlanır, sırtını adeta Allah&#8217;a dayadığı için kendini güçlü hisseder. Tıpkı korkulan bir mekânda [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/dua-silahtir-talimdir/">Dua silahtır, talimdir</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/maxresdefault.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-11309 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/maxresdefault-300x169.jpg" alt="Tövbe Kıvamı" width="474" height="267" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/maxresdefault-300x169.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/maxresdefault-600x338.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/maxresdefault-768x432.jpg 768w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/maxresdefault-1024x576.jpg 1024w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/maxresdefault-1536x864.jpg 1536w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/maxresdefault.jpg 1600w" sizes="(max-width: 474px) 100vw, 474px" /></a></p>
<p>“<b>Dua müminin silahıdır</b>, ibadetin temel direğidir, göklerin ve yerin nurudur”.</p>
<p>Duanın silah olması iki anlama gelebilir. Birincisi, dua sayesinde mümin şeytan ve nefis düşmanlarına karşı Allah&#8217;tan destek alır ve Allah&#8217;ın desteğini alınca artık mağlup olmaz. İkincisi, dua ile kul Allah&#8217;ı hatırlar, O&#8217;na bağlanır, sırtını adeta Allah&#8217;a dayadığı için kendini güçlü hisseder. Tıpkı korkulan bir mekânda insanın silahından güç aldığı gibi.</p>
<p>Dua ibadetin özüdür demiştik. Çünkü dua olmadıktan sonra ibadetler günlük birer görev gibi görülür ve kulun Allah&#8217;la iletişimini sağlamayabilir. Böyle olunca kulda, sen benim ibadet etmemi istedin, ben de yaptım, benim işim tamam gibi bir minnetsizlik duygusu oluşabilir. Allah&#8217;a yakarmadıkça kul O&#8217;nun yüceliğini, her şeyin maliki olduğunu, O istemedikçe hiçbir şeye sahip olamayacağını kavrayamaz. İşte bu sebeple dua aynı zamanda tefekkürdür.</p>
<p>Böyle olduğu için Allah; “<b>De ki, sizin duanız olmasa rabbim size hiçbir değer vermez</b>” buyurmuştur. Yani önemli olan, kulun ibadetlerine güvenmemesi, Allah&#8217;tan her vesile ile istemesidir.</p>
<p>Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de yüzlerce dua ayeti vardır. Demek ki, Allah bizim dua etmemize bu kadar önem veriyor. Dua etmemizin istenmesi aynı zamanda <b>cebri bir kader anlayışının yanlış olduğunu da gösterir</b>. Eğer her şey yazıldığı için öyle olmak zorunda olsaydı o zaman dua etmenin bir anlamı kalmazdı. Çünkü ne yazılmışsa o olmak zorundaydı. Bununla birlikte dua kaderin <b>mahv ve ispat</b> dairesine de işaret eder. Yani kulun külli iradesine bağlı olarak potansiyel ve muhtemel geniş bir hareket alanı vardır. Kul cüzi iradesini bir noktaya yöneltip dua ederse o muhtemel sonuçlardan birini seçip istemiş olur ve istediği sabitlenir, diğer ihtimaller ise silinir, mahvedilir.</p>
<p><b>İnsanın ilmi arttıkça duası artmıyorsa, kibri ve gururu artar.</b>Bunun için “<b>ancak âlimler Allah&#8217;tan hakkıyla korkar</b>” buyurulmuştur. İnsanı en çok kibre sevk eden varlık ilimdir. Bu sebeple Allah ilimde son noktaya ulaşmış, rusûh bulmuş âlimlerin teslimiyet ahlakından söz ettikten sonra, “onlar, aman rabbimiz; bize hidayet verdikten sonra sakın kalbimizi kaydırma diye dua ederler” buyurur. Yani ilmin bereketi ve kalbin hidayet üzre sebatı da dua iledir. Bu yönüyle ilim en büyük imtihan konusudur; bakalım insan öğrendikçe ben bilirim kibrine mi kapılacak, yoksa Allah bildirmeden hiçbir şey bilemeyeceğini anlayıp elini acz ile O&#8217;na mı uzatacak.</p>
<p>Dua insanı kibirden ve ceberut olmaktan kurtarır. Çünkü kul pek çok iyi amel, ibadet, ilim ve hayır yapıyor olsa bile kendini büyük görebilir, her şeyi kendisinin yapabileceği duygusuna kapılır, hep ben der ve Allah&#8217;ın gücünün her şeyin üstünde olduğunu hissedemez olur. Dünya ölçülerine göre bazı başarılar elde ettikçe bunu kendinden bilir, çok büyük bir şey sanır ve her gücün ardındaki gücü fark edemez. Böylece hem ilahlaşır, hem de o güçten nasip almaktan mahrum kalır. İlahlaşır çünkü kendini en büyük görür bütün imdadını kendinden ister başkasına muhtaç olduğunu düşünemez. Manevi destekten mahrum kalır, çünkü o destek duaya, istemeye ve insanın kendi aczini itirafına bağlıdır. Bu olmayınca o da olmaz.</p>
<p>Dolayısıyla dua kul için aynı zamanda her gücün üstünde bir gücün olduğunu, kendi gücünün onun yanında hesaba katılmayacak kadar küçük kaldığını bilmesi ve ondan imdat dilemesidir.</p>
<p>Dua ayrıca bir talimdir, neyin iyi neyin kötü olduğunu, neler için çalışmamız gerektiğini bize öğretir. Mesela hadisi şeriflerde yer aldığı gibi Resulüllah bize, “Allah&#8217;ım; cimrilikten, korkaklıktan, yaşlılıktan, tembellikten, rezil bir ömür yaşamaktan, borçtan, hastalıktan, insanların kahrına uğramaktan, fitnenin açığından gizlisinden, günaha düşmekten, zenginliğin de fakirliğin de şerlerinden, faydasız/amelsiz ilimden, doyma bilmeyen nefisten, ürpermeyen kalpten, küfürden, fakirlikten, nifaktan, kabul olmayan duadan… sana sığınırım” diye dua etmemizi öğretiyorsa biz bunların her birerlerinin hem kötü bir şey olduğunu, hem de bunlardan kurtulmanın yollarını aramamız gerektiğini öğrenmiş oluruz. Önce maddi ve fiili duamızı yapar bunların olmaması için çalışırız, bununla birlikte kendi yaptıklarımızla yetinmeyip Allah&#8217;ın da bize destek olmasını isteriz. Böylece maddi ve manevi bütün sebeplere sarılmış oluruz.</p>
<p>Aksine Resulüllah (sa) bize; &#8216;Allah&#8217;ım, senden sabrı cemil, doğru sözlü olma, güçlü bir iman, dünyanın da ahiretinde hayrını, sağlık ve afiyet, hayatımda yeterlilik, temiz bir nesil, zürriyetim için iman İslam ve dosdoğru namaz, azdırmayan bir zenginlik… istiyorum” diye dua etmemizi öğretiyorsa, bunların ve benzerlerinin de iyi şeyler olduğunu, gerçekleşmeleri için üzerimize düşeni yapmamız gerektiğini anlarız.</p>
<p>Kaynak:</p>
<p>Faruk Beşer &#8211; Yeni Şafak &#8211; http://www.yenisafak.com/yazarlar/faruk_beser/dua-silahtir-talimdir-2029989</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/dua-silahtir-talimdir/">Dua silahtır, talimdir</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/dua-silahtir-talimdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençler neyi nasıl okumalı?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/gencler-neyi-nasil-okumali/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/gencler-neyi-nasil-okumali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Harun Selçuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jun 2016 22:33:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Beşer]]></category>
		<category><![CDATA[Genç]]></category>
		<category><![CDATA[Gençler neyi nasıl okumalı]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap nasıl okunur]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap OKuma]]></category>
		<category><![CDATA[Okuma yöntemi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Şafak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=11803</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okuyabilme meselesi kesinlikle varoluşsal bir meseledir. Bir kimlikle var olacaksanız okumaya alışmak zorundasınız. Şu sözü çok anlamlı bulurum: &#8216;Her yeni bilgi bir varoluş, her varoluş yeni bir bilgidir&#8216;. “Oku! Seni yaratan rabbinin adıyla&#8217; diye başlayan bir dinin okumayan müntesipleriyiz. O halde biz kurtuluşumuzu bu dinden nasıl bekleyebiliriz? İnsanı okumaktan alıkoyan en az yüz sebep sayılabilir. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/gencler-neyi-nasil-okumali/">Gençler neyi nasıl okumalı?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/kitap.jpg"><img decoding="async" class=" wp-image-11805 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/kitap-300x200.jpg" alt="Genç Kitap okuma" width="396" height="264" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/kitap-300x200.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/kitap-360x240.jpg 360w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/kitap-277x184.jpg 277w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/kitap-296x197.jpg 296w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/kitap-570x380.jpg 570w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/kitap-270x180.jpg 270w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/kitap-585x390.jpg 585w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/kitap-370x247.jpg 370w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/kitap-236x157.jpg 236w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/kitap.jpg 600w" sizes="(max-width: 396px) 100vw, 396px" /></a></p>
<p>Okuyabilme meselesi kesinlikle varoluşsal bir meseledir. Bir kimlikle var olacaksanız okumaya alışmak zorundasınız. Şu sözü çok anlamlı bulurum: &#8216;<b>Her yeni bilgi bir varoluş, her varoluş yeni bir bilgidir</b>&#8216;.</p>
<p>“<b>Oku! Seni yaratan rabbinin adıyla&#8217; </b>diye başlayan bir dinin okumayan müntesipleriyiz. O halde biz kurtuluşumuzu bu dinden nasıl bekleyebiliriz?</p>
<p>İnsanı okumaktan alıkoyan en az yüz sebep sayılabilir. Ama hadi sayın, dediğimizde, birincisi tembellik derseniz, tamam üstü kalsın demek zorunda kalırız.</p>
<p>Eskiden zor olan, bilgiye ulaşmaktı. Şimdi ise doğru bilgiyi ayıklayabilmek. Deccal, yalancı aldatıcı demek. <b>Eğer &#8216;deccal&#8217; mecazi bir ifade ise günümüzdeki deccallardan birisi kesinlikle internettir.</b> Güvenirseniz aldanırsınız.</p>
<p><b>Allah, Kuranıkerim&#8217;i Kitap diye isimlendirmiş.</b> Onun için bilgi kitaptan alınır, ondan asla vaz geçilemez. Başka hiçbir şey onun yerini tutmaz. Ama daha dün biz okumaya kitap bulamıyorduk, şimdi okunacak kitabı seçmekte güçlük çekiliyor. Bir yayıncı bana sordu: Bir teklif aldık dedi, bize istediğimiz konuda istediğimiz kadar kitap hazırlayabileceklerini söylediler. Telif olarak tanesine sadece bin lira istiyorlar. Her istediğimiz kitabı azami bir hafta içinde teslim edecekler, ne dersin? Bunu nasıl yapacaklar diye sordum. Sanırım internetten kes yapıştır yoluyla dedi. Şaşırdım ve birilerinin beni kınadığı şu sözümü hatırladım: Cumhuriyetten günümüze İslamî alanda yazılan kitapların kahir ekseriyeti (o zaman %95 i demiştim) okumaya değmez. O halde okumak için önce okunacak kitabı seçebilmek gerekir. Bunu da tek başınıza yapmak zordur. Okuyanlara, bilenlere ve bilgisi işe yarayanlara sormalı. Bir kişi ile de yetinmemeli, birkaç kişiye danışmalı. Okuyacağı kitapları doğru tespit edebilmek için harcanan zaman, yanlış kitap okumada harcanan zamana göre bir kazançtır.</p>
<p>Bugün duayı yazacaktım ama iki gün önce facebook&#8217;a yazdığım şu cümle kısa süre içerisinde 13 bine yakın paylaşım alınca meselenin önemini anlamış olduk. Dedim ki:</p>
<p><b>Gençlerin okumalarındaki temel prensip şu olmalı</b>: Dinin sabitelerini, olmazsa olmazlarını; yani Resulüllah&#8217;ı ve Kuranı kerimin temel konularını, imanın ve İslam&#8217;ın şartlarını tam öğrenmeden, bu konularda istikrar bulmadan tartışma alanına giren felsefi kitaplar, hatta tasavvufi kitaplar okumamalı. Elbette felsefe de tasavvuf da gerekli, ama denize ancak yüzmeyi öğrendiğimiz zaman açılmalıyız. Yoksa boğulma tehlikesi yüksek.</p>
<p>Bazıları buna, felsefe ve tasavvuf neden gerekli diye itiraz etmişler. Onu başka bir vesile ile cevaplamaya çalışırız. Ama bendeniz bu görüşümde ısrarlı ve kararlıyım. Müslümanın sabit doğruları vardır. O her şeyi yeniden keşfetmez. Dinlerin felsefeden farkı da budur. <b>Dinler hep birbirini tamamlayarak, felsefe ise bir öncekini yıkarak gelmiştir.</b> Bu sebeple eğer bizim gayemiz iyi bir müslüman olmaksa kesinlikle önce sabitelerimizi öğrenip, imanımızı ve amelimizi sağlama almalıyız. Bilginin kötüsü olur mu, öğren de ne öğrenirsen öğren diye düşünmek çok şeytani bir desisedir. Kişiliği iman belirler. İman bizim için tartışılmayan doğrulardır. <b>Tartışılamaz olması, uzun tartışmalardan sonra değiştirilememiş olmasındandır.</b> Yani tartışsanız da yine aynı noktaya gelmiş olacaksınız. Eğer İslam diye bir yolun doğruluğuna inanmışsanız ilk, orta, hatta üniversite seviyesindeki öğrencilere İslam&#8217;ı felsefe ile Mesnevi ile Mektubat ile Fusûs&#8217;la, Risalelerle anlatamazsınız. Anlatırsanız ümmeti bölersiniz. Böyle deyince her iki uçtan hücuma uğruyoruz Felsefe putuna kötü söylediğimiz ve &#8216;bizim kitabın&#8217; saltanatına söz ettiğimiz için.</p>
<p>Mozart&#8217;ın beğendiğim bir sözü vardır: “<b>Bekâr insan benim nazarımda yarımdır. Bu konuda çok düşündüm, fakat inancımı değiştiremedim</b>” der. Ben de bizi bu konuda hesaba çekmeleri üzerine çok düşündüm, ama bu kanaatimi değiştiremedim. Tefekkürü bizden bir ibadet olarak isteyen bir dinin saliki olarak felsefe olmasın diyecek kadar düşünemiyor değilim, <b>Gazalî&#8217;nin felasifeyi tekfir ederken bile bunu yine felsefeyle yaptığını da biliyorum.</b> Ama burada iki önemli nokta var. Birincisi, felsefe ile tefekkür aynı şeyler değildir. İkincisi, müslüman bir öğrenci, müslüman olarak varoluşunu tamamlamak için,<b>tefekkürün temel meseleleri</b> hariç, lisans sonuna kadar sadece doğruluğu kanıtlanmış bilgilerle yetişmelidir. Bunu tamamladıktan sonra ancak felsefi okumalar yapabilir.</p>
<p>Bu sebeple gençler okuma listelerini bilinçli ve seviyelerine uygun biçimde yapmalıdırlar. Bunun için de işi bilenlerden yardım almalıdırlar. Boşuna emek sarf edip, sonunda kafa karışıklığı yaşamamalıdırlar. Evet, bendeniz bu kanaatimi bir türlü değiştiremedim, hatta gittikçe pekişti. Aksini söyleyenlerin felsefe yapma hakları var.</p>
<p>Kaynak: Faruk Beşer / Yeniş Şafak / http://www.yenisafak.com/yazarlar/farukbeser/gencler-neyi-nasil-okumali-2029781</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/gencler-neyi-nasil-okumali/">Gençler neyi nasıl okumalı?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/gencler-neyi-nasil-okumali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan ve dua ufku</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/ramazan-ve-dua-ufku/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/ramazan-ve-dua-ufku/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Harun Selçuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jun 2016 22:27:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Dua nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[dua niçin yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[Duanın Önemi]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Beşer]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=11797</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazanla tam alakalı olması sebebiyle duanın ruhuna dair bir şeyler yazmak, belki otuz yıldan beri tuttuğum notları birleştirip paylaşmak istiyorum. Bilindiği gibi Allah (cc) Bakara Suresinde orucun farz kılındığını ve Ramazan Ayının önemini, Kuranı kerim&#8217;in onda indirilmiş olmasından aldığını beyan ettikten sonra şöyle buyurur: “Kullarım sana beni sorarlarsa, ben çok yakınım, bana dua ettiğinde dua [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ramazan-ve-dua-ufku/">Ramazan ve dua ufku</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/ramazanda-edilecek-en-ozel-dualar-20442-2g.jpg"><img decoding="async" class=" wp-image-11799 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/ramazanda-edilecek-en-ozel-dualar-20442-2g-300x216.jpg" alt="Ramazan ve dua" width="393" height="283" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/ramazanda-edilecek-en-ozel-dualar-20442-2g-300x216.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/06/ramazanda-edilecek-en-ozel-dualar-20442-2g.jpg 448w" sizes="(max-width: 393px) 100vw, 393px" /></a></p>
<p>Ramazanla tam alakalı olması sebebiyle duanın ruhuna dair bir şeyler yazmak, belki otuz yıldan beri tuttuğum notları birleştirip paylaşmak istiyorum.</p>
<p>Bilindiği gibi Allah (cc) Bakara Suresinde orucun farz kılındığını ve Ramazan Ayının önemini, Kuranı kerim&#8217;in onda indirilmiş olmasından aldığını beyan ettikten sonra şöyle buyurur:</p>
<p>“Kullarım sana beni sorarlarsa, ben çok yakınım, bana dua ettiğinde dua edenin duasına karşılık veririm. O halde onlar da benim çağrıma cevap versinler ve bana inansınlar ki, doğru yolda olabilsinler” (Bakara 2/186).</p>
<p>Ayeti kerimenin bağlamı gösteriyor ki, duanın Ramazanla özel bir ilişkisi vardır. Bu sebeple Ramazanda yapılan dualar kabule çok daha yakındır. Hatta bendeniz hep şöyle düşünürüm; Ramazanın her gecesinde ve özellikle de son on günü gecelerinde ihlasla ve bilinçle tekrarlanan bir duanın reddedilmesi düşünülemez. Yeter ki, hayırlı bir şey istenmiş olsun. Çünkü böyle bir duanın Kadir Gecesine denk gelme ihtimali yüzde yüze yakındır.</p>
<p>Bu ayette Allah (cc), dua edenin duasına mutlaka icabet edeceğini söylüyor. <b>İcabet etme, cevap verme, gereğini yapma demektir.</b>Yani icabet, dua edenin istediği şeyin her zaman tam istediği gibi verilmesi anlamına gelmez. Ama duaya mutlaka bir cevap verileceğini, takdim edilen bir dilekçe gibi işleme konup gereğinin kesin yapılacağını anlatır.</p>
<p>Allah duada istenen şeyi ya olduğu gibi kabul edip verir, ya onunla dua edenin bir günahını siler, ya da ona bir derece verir. Bunların her biri duaya icabet sayılır. Çünkü dua edenin Allah&#8217;tan istediği şey bazen onun hayrına olmayabilir. Zararına olacak bir şey için Allah, madem sen istedin al sana, deyip onu kötü duruma itmez.</p>
<p>Ayrıca Allah&#8217;ın &#8216;yakın&#8217; olması sebebiyle dua edenin duada sesini yükseltmesi Allah&#8217;a karşı sui-edep sayılmıştır. Secili, kafiyeli, tumturaklı ifadelerle dua etme samimiyete ve ihlasa aykırıdır. Mümin inandığı ve içinden geldiği gibi dua eder. <b>Gözlerimiz yaşlı, boynumuz bükük, kalbimiz kırık huzuruna geldik</b>, sana ellerimizi açtık, gibi yalan ve çocuk kandırırcasına dualar mürailikten ve insanın kendini aldatmasından başka bir şey sayılmaz. Sahabi diyor ki, Resulüllah&#8217;la beraber bir yolculukta idik. Tekbir getirirken seslerini yükseltenler oldu. Bunun üzerine Resulüllah şöyle buyurdu: “Sakin olun, çünkü <b>siz sağır ya da uzakta olan birisine seslenmiyorsunuz</b>, yakın ve sizinle beraber olan ve her şeyi duyan birisinden istiyorsunuz. Sizin dua ettiğiniz zat size bineğinizin boynundan daha yakındır” (Buhari, Müslim).</p>
<p>Dua kulun Rabbiyle iletişimidir, karşılıklı konuşmalarıdır, O&#8217;nu unutmadığının, saydığının göstergesidir. Kul rabbini unutmadığı sürece rabbi de onu unutmaz. O&#8217;nun unutması, kişiyi nefsiyle baş başa bırakmasıdır. Bu yönüyle dua aynı zamanda zikirdir. Allah kendisinin çokça zikredilmesini ister. Zikir kalbin hatırlaması ve gerekiyorsa dilin bunu ikrar etmesidir. İnsana rabbini unutturup dünyaya daldıran şey gaflettir. İnsanın mayasında unutma vardır. Âdem unuttu ve hata yaptı. Hatta &#8216;<b>insan</b>&#8216; kelimesinin unutma anlamındaki &#8216;<b>nisyan</b>&#8216;dan geldiği söylenir. Dua eden gerçekten Allah&#8217;ı düşünerek, ne dediğinin farkında olarak dua ediyorsa o anda Allah&#8217;ı kalpten ve çok yakından duyuyor, hissediyor ve O&#8217;nu zikrediyor demektir. Bu sebeple &#8216;dua ibadetin beynidir, özüdür&#8217; buyrulmuştur. Yani dua safi ve süzme bir ibadettir.</p>
<p>Resulüllah&#8217;ın bir mecliste Allah&#8217;tan yetmiş defa, yüz defa, bin defa mağfiret istediği olurdu. Bu da Allah&#8217;ı çokça zikretmenin güzel bir örneğidir.</p>
<p><b>Dua kulun kendi haddini bilip Allah&#8217;a iltica etmesidir.</b>Dolayısıyla Allah&#8217;ın yüceliğini, O&#8217;nun her şeye kadir olduğunu, kendisinin ise O&#8217;nun desteği olmadan hiçbir şey yapamayacağını, aciz ve güçsüz olduğunu itiraf etmesidir. Zaten Allah (cc), &#8216;ben cinni de insi de sadece bana ibadet etsinler, beni tanısınlar diye yarattım&#8217; buyurur.</p>
<p><b>Dua sadece zikir değildir, aynı zamanda fikirdir ve şükürdür.</b>Çünkü dua ile kul, Allah&#8217;ı tefekkür etmiş, nimetlerin O&#8217;ndan olduğunu itiraf ederek O&#8217;na şükretmiş olur. Fikretmek, yani tefekkür edip düşünmek ve şükretmek de birer ibadettir. Çünkü bunların her biri Kuranıkerim&#8217;de kuldan defalarca istenmiştir.</p>
<p>Nice beş vakit namazını kılıp orucunu tutanlar vardır ki, dua etmeye erinirler, dua etmek içlerinden gelmez. Bu durum bile ibadetlerin bilinçsiz ve ruhsuz yapıldığının belirtisidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynak: Yeniş Şafak-Faruk Beşer / http://www.yenisafak.com/yazarlar/faruk_beser/ramazan-ve-dua-ufku-2029951</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ramazan-ve-dua-ufku/">Ramazan ve dua ufku</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/ramazan-ve-dua-ufku/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dini doğru anlamanın engelleri</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/dini-dogru-anlamanin-engelleri/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/dini-dogru-anlamanin-engelleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Apr 2016 09:58:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İslami Bilgi Kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyevileşme]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Beşer]]></category>
		<category><![CDATA[Modernizm]]></category>
		<category><![CDATA[sekülerleşme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=10842</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aslında, Resulüllah&#8217;ın mübarek beyanıyla, &#8216;din çok kolaydır, onu zorlaştırmaya kalkışanlar mağlup olurlar&#8217;. Ya da Hz. Ali&#8217;nin dediği gibi, ilim bir nokta idi, onu cahiller çoğalttı. Oysa bugün her şeyde olduğu gibi dini anlamada da bir savrulmuşluğun bir belirsizliğin yaşandığı açık. Modernizm zaten savrulma, değerleri ve ilişkileri parçalama demek. Geçmişin, kutsalın ve buna bağlı olarak da [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/dini-dogru-anlamanin-engelleri/">Dini doğru anlamanın engelleri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/dini-dogru-anlamanin-engelleri/indir-112/" rel="attachment wp-att-10843"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-10843" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/04/indir-2.jpg" alt="Dini doğru anlamanın engelleri" width="414" height="235" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/04/indir-2.jpg 298w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/04/indir-2-296x169.jpg 296w" sizes="(max-width: 414px) 100vw, 414px" /></a></p>
<p>Aslında, Resulüllah&#8217;ın mübarek beyanıyla, &#8216;din çok kolaydır, onu zorlaştırmaya kalkışanlar mağlup olurlar&#8217;.</p>
<p>Ya da Hz. Ali&#8217;nin dediği gibi, ilim bir nokta idi, onu cahiller çoğalttı.<br />
Oysa bugün her şeyde olduğu gibi dini anlamada da bir savrulmuşluğun bir belirsizliğin yaşandığı açık. Modernizm zaten savrulma, değerleri ve ilişkileri parçalama demek. Geçmişin, kutsalın ve buna bağlı olarak da mesela ebeveynin, akrabanın, yaşlıların özel bir değerinin ve ilgi hakkının olmaması demek. Onlarla ilişkileri koparma demek. Fâsıkları tanımlarken Allah; “onlar Allah&#8217;a söz verdikten sonra O&#8217;nun koparmayın dediği ilişkileri kesenler ve yeryüzünde fesat çıkaranlardır. Kaybedenler de onlar olacaktır&#8217; buyurur (Bakara 2/27). Buradan hareketle bir zamanlar, demek ki modernizm fâsıklıklıktır demiştim.<br />
Dini doğru anlama, ya da anlayamama probleminin sebeplerinden aklıma gelenlerini müzakereye açmak istiyorum. Katkılarınız olursa sevinirim.</p>
<p>Sanırım bu problemin ilk sebebi bilgi kirliliği ve hakikat olanı seçebilmenin zorlaşmasıdır. Problemi çözmesi beklenen bilginin bizatihi kendisi bir problem haline gelmiş durumda. Her taraftan bilgi akıyor, kime sorsanız, hangi tuşa bassanız istediğiniz konuda, abi ben varım beni seç, der gibi önünüze bilgi fışkırıyor. Hangisinin sizin aradığınız bilgi olduğunu bilemiyorsunuz. Resulüllah&#8217;ın &#8216;Allah&#8217;ım, faydasız ilimden/bilgiden sana sığınırım&#8217; duasının ne demek olduğunu şimdi daha iyi anlıyoruz. Bilginin faydası, uygulanabilir olması, amele dönüşmesi demek. İnandığı gibi yaşamayan mümin, yaşadığı gibi inanmaya başlıyor. Böyle olunca da hatlar karışıyor, bilgi faydasız hale gelmiş oluyor ve kendisinden Allah&#8217;a sığınılacak bir şey oluveriyor. Oysa faydalı bilgi sütûrdan/satırlardan çok sudûrdan/kalplerden uygulamalardan alınmalı idi. Uygulayanı bulunan bilgi hem kafa karıştırmaz hem kolay öğrenilir.</p>
<p>Aslında sudûrda da bozulmalar var. Kısaca Kitap, Sünnet, İcma, Kıyas diye formülleştirilen İslami bilginin kaynakları ve onlardan bilgi alma yöntemi terk edilip onların yerine keşif, keramet, işaret, rüya, kanaat ya da kişisel ideolojiler, felsefeler konmuş olabiliyor. Dinin aslından doğrudan bir şeyler alamayan bireylerin muhakeme imkânı yok. Paket programlara üye olunuyor, Ya toptan alıyor, ya hepten terk ediyor.</p>
<p>O halde dini doğru anlama yolundaki birinci problemimizin bilgisel/epistemolojik olduğunu söyleyebiliriz. Bunu halletmenin doğru yolunun da tekrar rahle-i tedrise dönmek olduğunu sanıyorum.</p>
<p>Anlamamızı zorlaştıran bir başka problem dünyevileşme. Yani dünya merkezli ve hiç ölmeyecekmiş gibi yaşama, lüksü ve rahatı hayatın varlık gayesi haline getirme, yaşamak için yeme değil, yemek için yaşama. Dünyadan kâm almayı hedef alınca, üzüntüsünü ve sevincini bütünüyle dünya için harcama, böylece asıl sevinilecek ya da üzülünecek şeylere mecal bırakmama… Hayati Yılmaz&#8217;ın tespitiyle, takımının yediği gole, kaçırdığı bir ikindi namazından daha çok üzülme. İşte dünyevileşme bu.<br />
Peki, neden dünyevileşiyoruz? Bunun da elbette pek çok sebebi var. Dünyayı başkalarına kaptırmamız paradoksal olarak dünyevileşmemizin de sebebi oluyor. İpin ucunu bir kez kaçırmış olmamız, dünyevilerin hâkimiyeti, hep onların dediğinin olması, onlara özenme ve öykünme. Diğer yönden varlığın ve nimetlerin artması, arttıkça nefsin arzularını daha çok gerçekleştirme imkânı bulması, ama dünyalığın çoğalmasına karşı onu yönetecek bilgi, iman ve amelin bulunmaması, Bu arzuları gemleyip frenleyecek eğitimin olmaması, sonuçta hadisi şerifte buyrulduğu gibi, heyecanımızı ve cihat ruhunu kaybetmemiz.</p>
<p>“İnsan kendisini ihtiyaçsız gördüğünde azar” buyuruyor Allah. Varlık felsefemiz şu olmalıydı: Sen dünyaya sahip ol, ama dünya sana sahip olmasın. Kısaca dünyevileşmemenin çaresi dünyayı bırakma, ya da bir lokma bir hırka ile yetinme değil. Bu anlayış da tarihte başımıza hep dertler açtı. Çünkü dünyayı başkasına bıraktığın an hem maddi hem de manevi varlığını kaybediyorsun. Ama dünyalığın girdabına kapıldığın an da öbür dünyanı kaybediyorsun. Mesele bu çok zor dengeyi kurabilmek. İmtihanın sırrı da burada. İmana dönüşen bilgiye, bu bilgiyi yaşayanlara, yaşamak için omuz omuza verenlere ihtiyaç var.</p>
<p>Yani bütün bunlar tek başına olmuyor. Onun için tek başına Müslüman olunabilir ama tek başına Müslüman kalınamaz demişler. Tek başına kalma, kimselere karışmama, kimseyle ilgilenmeme… Bu da modernizmin nesebi gayri sahih bir çocuğu, bireysellik denen musibet bu işte. Hiç kimsenin ne düşündüğünün, ya da ne yaptığının seni ilgilendirmemesi. Sonuçta kendisinden başka kimseyi düşünmeme, kendini hiç kimseye karşı sorumlu hissetmeme. Böyle olunca da Allah&#8217;ın vurgu ile emrettiği ve bunu yapmadıkları için Yahudilerin lanetlendiklerini söylediği emri bilmarufu terk etme, hafife alma, hatta yapanları küçümseme. Bunu becerecek bilgi ve eğitime sahip olmadan yapmaya kalkışmak da ayrı bir dert.<br />
Tabii ki, sadece bunlar değil.</p>
<p>Faruk Beşer</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/dini-dogru-anlamanin-engelleri/">Dini doğru anlamanın engelleri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/dini-dogru-anlamanin-engelleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
