<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ezeli Sır: Kader | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/ezeli-sir-kader/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 15 Jul 2017 13:09:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Ezeli Sır: Kader | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ezeli Sır: Kader</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/ezeli-sir-kader/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/ezeli-sir-kader/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Jun 2014 09:22:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cemil Meriç]]></category>
		<category><![CDATA[Kader/Kaza]]></category>
		<category><![CDATA[Cüz-i İrade]]></category>
		<category><![CDATA[cemil meriç]]></category>
		<category><![CDATA[Ezeli Sır: Kader]]></category>
		<category><![CDATA[Kırk Ambar]]></category>
		<category><![CDATA[Kader]]></category>
		<category><![CDATA[Said Nursi]]></category>
		<category><![CDATA[Said Nursi ve Kader]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=1457</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kâmus der ki kader lûgatte, ölçme, tahmin, ölçerek takdir ederek tâyin; kelâmda Allah’ın iradelerini icrâdan yâni kazâdan evvel takdir etmesi, ölçmesi mânasındadır. Kader ezelden ebede kadar câri ahval ve hâdisatta hâkim olan küllî ilâhi hükümdür. Kader, ölçüp biçip hü­küm vermek; kaza ise, bu hükmü infâz etmek yâni ezelde verilen hükmü ademden fiil hâline getirmektir. İslâm’da [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ezeli-sir-kader/">Ezeli Sır: Kader</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/ezeli-sir-kader/bediuzzaman-said-nursi-2/" rel="attachment wp-att-16231"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-16231" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/06/bediuzzaman-said-nursi-1.jpg" alt="" width="427" height="284" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/06/bediuzzaman-said-nursi-1.jpg 520w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/06/bediuzzaman-said-nursi-1-360x240.jpg 360w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/06/bediuzzaman-said-nursi-1-277x184.jpg 277w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/06/bediuzzaman-said-nursi-1-296x197.jpg 296w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/06/bediuzzaman-said-nursi-1-270x180.jpg 270w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/06/bediuzzaman-said-nursi-1-370x247.jpg 370w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/06/bediuzzaman-said-nursi-1-236x157.jpg 236w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/06/bediuzzaman-said-nursi-1-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 427px) 100vw, 427px" /></a></p>
<p>Kâmus der ki kader lûgatte, ölçme, tahmin, ölçerek takdir ederek tâyin; kelâmda Allah’ın iradelerini icrâdan yâni kazâdan evvel takdir etmesi, ölçmesi mânasındadır. Kader ezelden ebede kadar câri ahval ve hâdisatta hâkim olan küllî ilâhi hükümdür. Kader, ölçüp biçip hü­küm vermek; kaza ise, bu hükmü infâz etmek yâni ezelde verilen hükmü ademden fiil hâline getirmektir. İslâm’da her şeyin takdîr-i ilâhı ile yani kadere tevfikan vücuda geldiğine inanmak şarttır. Cebriye mezhebi, bütün fiil ve hâdiselerin ezeldeki takdir üzre vukua geldiğine inanır. Ona göre, irâde-i cüz’iye bir vehimden ibaret. (Batı dillerin­de, fatalizm.)</p>
<p>Bu karanlık mefhuma yeni bir aydınlık getirmek kimin haddi? Said Nursî İslâm irfanının, cihanşumûl hakikatlerini küçük bir risalede toplamış. Dinleyelim: (Kader Risalesi, 26. söz.)</p>
<p>«Kader ve cüz-i ihtiyarî imâna taalluk eder, ilim ve nazariyeye de­ğil. Kader, nefsi, gururdan; cüz-i ihtiyari, adem-i mesuliyetten kurtar­mak içindir. Kader inancı, avam için bir melce, «ye’sin ve hüznün ilâ­cı.» Kur’an, insanı, seyyiatından mes’ul tutar. Çünkü seyyiatı isteyen kendisi. Ama insan hasenatıyla da iftihar etmemeli. Çünkü hasenat, kudret-i ilâhiyenin eseridir. Demek ki seyyiatı isteyen nefs-i insânîdir. Ya istidâd ile, ya ihtiyâr ile. (Ne var ki seyyiatı yaratan da Hak.) Keşb-i şer, şerdir, halk-i şer, şer değildir. Tembelliği yüzünden yağmurdan zarar gören insan: «Yağmur rahmet değildir» diyemez.</p>
<p>Halk ve icadda şerr-i cüz’î ile beraber hayr-ı kesîr vardır. Şerr-i cüz’î için hayr-ı kesîri terketmek, şerr-i kesîr olur. İcâd-ı İlâhîde şer ve çirkinlik yoktur. Şer, kulun kisbine ve istidadına aittir. İnsan kanun-u ilâhiyeye nüfuz edemez, zâhire takılır. Tam bir acz içindedir. Acaba Kur’an küfür ve isyana neden bu kadar ehemmiyet vermiş? Şun­dan: küfür, isyan ve seyyie, tahriptir, ademdir. Bir tek emr-i itibari, bü­yük tahribata yol açabilir. Dümencinin ufak bir yanlışı koca bir gemiyi batırabilir.</p>
<p>Kader ile cüz-i ihtiyâri uzlaşabilir mi? Evet. Şöyle ki:</p>
<p><strong>1 —</strong> Cenab-ı Hak, Âdil-i Mutlaktır, insanın cüz-i ihtiyârisi olmasa sevap ve ikab da olamaz. Gerçi kader ve cüz-i ihtiyârinin hakiki mahi­yetini bilmiyoruz. Ama bilgisizliğimiz olmadıklarına delalet etmez.</p>
<p><strong>2 —</strong> Mevcûdâtın mahiyetini bilmek ayrı, vücudunu bilmek ayrı. Herkes kendi içinde bir ihtiyârın varlığını duyar.</p>
<p><strong>3 —</strong> Kader, ihtiyâri te’yid eder. Çünkü kader, ilm-i İlâhinin bir nev’idir. İlm-î İlâhî ihtiyarımıza taalluk etmiş, öyle ise, ihtiyâri te’yid ediyor, iptal etmiyor.</p>
<p><strong>4 —</strong> Kader, bilgidir. Bilgi ise, bilinen’e bağlı. Zaman sonsuz bir bü­tün: hem mâzi, hem hâl, hem istikbâl, Dâire-i mümkinât içinde uzanıp gider. Kader, ilm-i ezelîdendir, İlm-i ezelî, ezelden ebede her şeyi ku­caklar; olmuş ve olacak. Biz de muhakemelerimizle onun dışında kala­mayız.</p>
<p><strong>5 —</strong> Kadere göre, müsebbebler sebeblere bağlıdır. Meselâ falan adam filan zamanda ölecekti. Çünkü kader ölenin o tüfekle ölmesini ta­yin etmişti. Cüz-i ihtiyariyle tüfek atan adamın kabahati yok diyeme­yiz. Cebriye fırkası, sebebe ayrı müsebbebe ayrı bir kader tasavvur eder, Mu’tezile ise, kaderi inkâr eder. Kısaca, ehl-i sünnet için, silâh atılmamış olsa adam belki ölür belki ölmezdi. Cebriye için, silâh atılsa da atılmasa da adam ölürdü. Mu’tezile için, silâh atılmasa adam ölme­yecekti.</p>
<p><strong>6 —</strong> Cüz-i ihtiyârînin temeli: meyelân. Mâturîdi’ye göre, meyelân bir emr-i itibarîdir. Kula verilebilir. Eş’âri için, zaten mevcuttur; emr-i itibârı olan, o meyelâna tasarruftur. Öyle ise, o tasarruf o meyelân bir emr-i nısbîdir. Muhakkak bir vücud-u hârîcîsi yoktur. Emr-i itibârî, illet-i tâmme istemez. İllet-i tâmme olması için lü­zum, zaruret, vücup&#8230; şart. Demek ki illet-i tâmme olsaydı, ihtiyâr da ortadan kalkardı. Emr-i itibârlnin sübut bulması için &#8211; hiç değilse &#8211; bir rüçhaniyete ihtiyaç var. Meyelânı dizginlemek kaabildir. Kur’an «şu şerdir, yapma» diye emrediyorsa, kul meyelâmnı susturabilir.</p>
<p><strong>7 —</strong> Demek ki irade-i cüz’iyye zayıftır, bir emr-i itibârîdir. Fakat Cenab-ı Hak, o cüz’î iradeyi irade-i külliyesinin taallukuna bir şart-ı âdî yapmıştır. Yâni demiştir ki: «Ey kulum! İhtiyârınla hangi yolu istersen seni o yola götürürüm. Öyle ise mesuliyet sana aittir.»</p>
<p>«Duâ ve tevekkül, meyelân-ı hayra büyük bir kuvvet verdiği gibi; istiğfar ve tevbe dahi, meyelân-ı şerri keser, tecavüzatını kırar.»</p>
<p>Yazı şu ezelî hükümle tuğralanıyor: «Kadere îman, îmanın erkânındandır. Kısaca, hayat-ı insâniye bütün teferruatıyle kaderin mikya­sı ile çizilmiştir ve kalemiyle yazılıyor.»</p>
<p>Üstâd şimşek pırıltıları ile aydınlanan bu karanlık bölgelerde bü­yük bir güvenle dolaşıyor. Üslûb kesîf ve izahlar inandırıcı. Asırları ku­caklayan bir tefekkürün çağdaş idrâke seslenişi, yaralanan bir idrâke, yabancılaşmış bir idrâke. İrfanımızın madde-i asliyesi olan bu fikirle­ri ne kadar anlıyabiliyoruz? Heyhat; ne meselenin kendisine âşinâyız ne mefhumlara.</p>
<p>Cemil Meriç, Kırk Ambar, s. 417-419.</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ezeli-sir-kader/">Ezeli Sır: Kader</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/ezeli-sir-kader/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
