<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Eş'ari Akaidi | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/esari-akaidi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Mon, 17 Jul 2017 13:41:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Eş'ari Akaidi | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>el-Akâidü&#8217;l-Adudiyye</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/el-akaidul-adudiyye/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/el-akaidul-adudiyye/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jul 2017 13:41:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akâid ve Kelâm Bahisleri]]></category>
		<category><![CDATA[Adudüddin el-Îcî']]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Eş'ari Akaidi]]></category>
		<category><![CDATA[el-Akâidü'l-Adudiyye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=16373</guid>

					<description><![CDATA[<p>KAADİ ADUDÜ’D-DİN EL-İCi; (*) Abdurrahman b. Ahmed b. Abdu&#8217;l-Gaffar, büyük bir âlimdir.(700) Tari­hinde Şiraz nahiyelerinden &#8220;îc&#8221; de doğmuş, (756) da vefât etmiştir. Hazret-i Sıddık&#8217;ın neslinden olduğu rivayet edilmiştir. Rahmetullahi aleyh. İlmi Mevkiî: Şafiî fukahasından olan Adudud-din&#62; naklî ve aklî ilimler­de büyük bir üstaz idi. Tefsire, Kelâma, Fıkha, Edebiyata dair yazmış olduğu eserleri kendisinin mütefekkir, pek [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/el-akaidul-adudiyye/">el-Akâidü’l-Adudiyye</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://ilimcephesi.com/el-akaidul-adudiyye/2105-660x330/" rel="attachment wp-att-16374"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-16374" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/07/2105-660x330.jpg" alt="" width="391" height="196" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/07/2105-660x330.jpg 660w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/07/2105-660x330-600x300.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/07/2105-660x330-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 391px) 100vw, 391px" /></a></strong></p>
<p><strong>KAADİ ADUDÜ’D-DİN EL-İCi; (*)</strong></p>
<p>Abdurrahman b. Ahmed b. Abdu&#8217;l-Gaffar, büyük bir âlimdir.(700) Tari­hinde Şiraz nahiyelerinden &#8220;îc&#8221; de doğmuş, (756) da vefât etmiştir. Hazret-i Sıddık&#8217;ın neslinden olduğu rivayet edilmiştir. Rahmetullahi aleyh.</p>
<p><strong>İlmi Mevkiî:</strong> Şafiî fukahasından olan Adudud-din&gt; naklî ve aklî ilimler­de büyük bir üstaz idi. Tefsire, Kelâma, Fıkha, Edebiyata dair yazmış olduğu eserleri kendisinin mütefekkir, pek muktedir bir zat olduğunu göstermektedir. Kaadi Beyzâvi&#8217;nin talebesi Şeyh Zeynüddin el-Heyki’den ve diğer büyüklerden ilim ve irfan tahsil etmiş. Kendisi de Şeyh Şemsü’d-din el-Kirmani, Seyfu&#8217;d-din el-Ebheri, Allâme Tâftâzâni gibi pek fazıl talebeler yetiştirmiştir.</p>
<p>Adudü&#8217;d-din, büyük bir servete malik, âlicenaplık ile marûf bulunuyor­du. Talebelerine para yardım eder, servetinden başkalarını da istifade ettirirdi. Sultan Ebu Said zamanında bazı şehirlerde kadılık yapmış, Kaadü&#8217;l-Kudat un­vanına ulaşmıştır. Bilâhere vatanı olan &#8220;îc&#8221;e dönmüş, orada bir mes&#8217;eleden do­layı Kirman Hükümdarının zulmüne uğrayarak ölünceye kadar &#8220;Direymiyan&#8221; kafasında mahbus kalmıştır.</p>
<p><strong>Eserleri:</strong> ’Tahkik’ut-Tefsir&#8217;’; 1442 sahifeden müteşekkil. Bir nüshası Hamidiye Kütüphanesinde (61) numarada mevcuttur. &#8220;Âdâb&#8217;ul-Bahs&#8221;, ”El- Elhiyat ves-Semiyat vet’tezlil”, &#8220;El-Akâid&#8217;ul-Adudiy; Kelâma dair muhta­sar bir eserdir. Buraya tercemesini aldığımız eser budur.&#8221; ”El-Mevâkıf&#8217;; Kelâ­ma dair olup Seyyid Şerif tarafından şerh edilmiştir. ”Er Risâlet&#8217;ul Adûdiyeye”, &#8220;Şerh’i Muhtasar&#8217;ı tbn’i Hâcib&#8221;, &#8220;El-Kavâid’ul-Gıyasiyye&#8221;, &#8220;Mukâtebat”&#8230; gibi değişik konularda bir çok eseri vardır. Rahmetullahi aleyh.</p>
<p>(*) Bu malûmat Tabakat’ul Müfessirin (Ömer Nasihi Bilmen C.II S.565)den kısaltılarak alınmıştır.</p>
<h3></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong>el-Akâidü&#8217;l-Adudiyye</strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong>(Eş&#8217;ari Akadi)</strong></h3>
<p>İmanların zelzele geçirmekte olduğu şu dönemde, îslâm Ehl-i Sünnet akidesini okuyucuya akmak yerinde olur kanaatiyla, büyük ülemanın özlü eserlerini sunmak dileriz.</p>
<p>Bu cümleden olarak, aşağıda bir makale boyunda, bir akâid risâlesi oku­yacaksınız. Biz kitaba ilâve veya (birkaç not dışında izah koymadık. Doğrudan aslını. Ama şerhlerinden yararlanarak türkçeleştirdik.</p>
<p>Risalenin ihtiva ettiği mesele ve hükümler Ehl-i sünnet ve cemaatın müşterek görüşleridir. İmanda hak mezhep iki koldan gelmiştir: Maturîdi ve Eşâri. Bu ehlinin malûmudur. Ancak risâlenin girişinde, Fırka-ı Naciye&#8217;den bahsedilirken; &#8220;Eşarilerdir&#8221; deniyor. Bu hem Maturîdi, hem Eşâri demektir. Zaten devamında da bu belirtiliyor. Müellif&#8221;Kadı Adudiddin Abdurrahman bin Ahmed el-îci&#8221;yi rahmetle anarak (ve­fat Hicri 756) eserini okuyalım:     .     &#8216;</p>
<p>Resulullah (sav) buyurdu ki:</p>
<p>&#8220;Ümmetim ilerde yetmiş üç fırka haline gelir. Biri hariç hepsi cehennem­liktir&#8221; Onların kimler olduğu sorunca da; &#8220;Onlar benim ve sahabelerimin yolu­na tam uyanlardır.&#8221; dedi.</p>
<p>İşte bu risâle de o kurtuluşa eren fırkanın akâidini tesbit ediyor. Bu fır­ka ise, Eşarilerdir. Muhaddislerden ve müslümanlann imamlarından selefle,Ehli sünnet velcemaatin toplu görüşleri şudur:</p>
<ul>
<li>• •</li>
</ul>
<p>Âlem hadistir. Hiç yokken Allah&#8217;ın (cc) kudretiyle halkettiği şeydir. Ve. bu âlem yokta olabilir.</p>
<p>Allah&#8217;ı (cc) bilmede istidlâl yolu şerân vacibtir. bu da, ya adetin cereyanı veya tevlid tarikiyle olur. Bunun için muallime de ihtiyaç yoktur. Geleceğe gö­re veya yeni keşif ve istidlallerle&#8230;&#8221;(1)</p>
<ul>
<li>• •</li>
</ul>
<p>Âlemin bir yaratıcısı vardır. O kadimdir. Olmadığı bir an geçmedi, geç­meyecek te: Onun varlığı vacib, yokluğu mümtenidir. (Zatına hastır varlığı. Bu­nun aksi de, onun zatına göre mümtenidir.&#8221;</p>
<p>Ondan başka ilâh yoktur. Bütün kemâl sıfatlarıyla muttasıf. Bütün nok­san isimlendirmelerden de münezzehtir. O her bilinebileceği bilir. Her varlığı idare eder. Mütekellim, diri, işitici, görücüdür.</p>
<p>O noksan sıfatlardan beridir. Benzeri, dengi, eşi, ortağı yoktur. Ona yar­dımcı yoktur, başka şeye hulûl etmez. Onun zatıyla sonradan olma şeylere (ka­im) dayanmaz (onlara ihtiyaç ve alâka duymaz) bir şeyle birleşmez de&#8230;.</p>
<p>O cevher değil, âraz değil, cisim değil, mekân tutmaz yönü yok&#8230; Orada burada diye ona işaret de olunamaz&#8230; Onun hakkında hareket, intikal (yer de­ğiştirme) cehalet, yalan asla düşünülemez.</p>
<ul>
<li>• •</li>
</ul>
<p>Yüce Mevlâ âhirette kullarına görünecektir. Bu, cihetsiz, mekânsız, cephesiz olarak gerçekleşecektir. (Yüz yüze, karşı karşıya değil).</p>
<p>Allah (cc) ne dilerse o olur, neyi ki dilemedi o olmaz. Öyleyse, küfür ve günah onun yaratması ve iradesi ile gerçekleşir, rızasıyla değil.</p>
<p>O ganidir, zatında ve sıfatında bir şeye ihtiyacı yoktur.</p>
<p>Onun üstünde hükmeden yoktur. O halde, onun lütfetmesi, uygunu ya­ratması, birine çektiği eleme karşı taviz vermesi gerekeceğini tasavvur etmek caiz olmaz.</p>
<p>Yani: İtaatli olana sevap vermek, kusurundan ötürü azabetmek ona va­cip değildir.</p>
<p>Aksine sevap verirse fazlındandır. Azabederse adaleti icabı olur&#8230; Kötü­lük ondan sadır olmaz. Onun işleri ve hükümleri çevre, zulme nisbet edilemez.</p>
<p>Allah (cc) dilediğini yapar istediği gibi hükmeder. Onun işlerinde garaz yok. Ama, yarattığında ve emrinde hikmeti gözetir. Bu ise, lütuf ve rahmeti; gereğidir; onu zorunluluktan dolayı emretmez&#8230; Onun dışında hüküm koyan yok.</p>
<ul>
<li>• •</li>
</ul>
<p>O halde akılda eşyanın iyisi veya kötüsünü kavrama yetkisi yok­tur. İşleri de sevap ve azaba vesile oluşu da; iyilik (Hüsn) şeriatın iyi görüp gösterdiği, kötü (Kubh) da şeriatın kötü dediğine bağlı olduğun­dadır.</p>
<p>Bir fiilin iyi veya kötü oluşu yönünden gerçek veya itibari sıfatı yoktur. Eğer durum aksi olsa, mesele de ters olurdu (Fiil aslında iyi olunca şer&#8217;in tesbiti gerekmezdi. Veya iyiye kötü, kötüye iyi demek mümkün olurdu.)</p>
<ul>
<li>• •</li>
</ul>
<p>O bölünmez, parçalarına ayrılmaz, sınır ve sonu yoktur. Sıfatları zat yö­nünden birdir, taalluku yönünden ise sonsuzdur.(2)</p>
<p>Onun takdir ettikleri arasında azlık çokluk, aralarında bir nisbet değil­dir. Onun için, ziyade ve noksan mahlûkatındadır.</p>
<ul>
<li>• •</li>
</ul>
<p>Allah&#8217;ın (cc) dişilik erkeklik düşünülmemek kaydiyle melekleri vardır. Onların kanaatları iki, üç veya dörtlü alabilir&#8230; Onlardan Cebrâil, Mikâil, Az­rail ve İsrafil belli vazife ve derecelere sahiptir. Onlar âsi olmaz, hep Allah&#8217;ın emirlerini yerine getirirler.</p>
<ul>
<li>• •</li>
</ul>
<p>Kur&#8217;an Allah&#8217;ın kelâmıdır. Mahlûk değildir. Mushaflarda yazılmış, dille okunur. Yazılı olmak, yazıdan ayrı; okunur olmak, okumaktan ayrıdır. Ezber­lenmiş olan da hıfzdan başkadır.</p>
<p>Allah&#8217;ın (cc) isimlerine gelince, onlar tevkifi (nasla sabit)dir izafi değil. (Ve gerçektir.)</p>
<ul>
<li>• •</li>
</ul>
<p>Âhiret hayatı haktır. Cesedler haşrolunur, ruhlar yerine döner&#8230; Ayni şe­kilde ceza, hesap, sırat ve mizan&#8217;da haktır. Cennet, cehennem de yaratılmış haldedir. Yani cennet ehli cennette, kâfirler ise cehennemde ebedi kalırlar. Müslim olan ise, büyük günah işlemiş olsa bile ebedi cehennemde kalmaz, en sonunda cennete gider.</p>
<p>Küçük günahların bağışlanması ise tevbesiz de olsa caizdir.</p>
<p>Allah&#8217;ın (cc) izin vereceği herkesin şefâatı da caiz olup, Resulûllah&#8217;ın (sav) şefâatı ise ümmetinden büyük günah işleyenleredir. O, bu insanlara şefa­at eder. O’nun isteği de reddedilmez inşaallah&#8230;</p>
<p>Kabir azabı haktır. Münker ve Nekir&#8217;in suali haktır.</p>
<p>• • •</p>
<p>Peygamberlerin mucizelerle desteklenerek gönderilmesi haktır ve Adem&#8217;den son Peygambere (sav) kadar bu olmuştur. Ondan sonra da peygam­ber gelmiyecektir.</p>
<p>Peygamberler, küfürden ve büyük günahlardan beri ve korunmuşlar. Va­hiy gelişinden önce de sonra da&#8230; Onlar meleklerin hepsinden de üstündürler.</p>
<p>Rıdvan bey&#8217;atı(3) ve Bedir savaşında bulunanların hepsi öbür ashabdan daha üstündürler.</p>
<p>Evliyanın kerâmetleri haktır. Allah (cc) bu nimetiyle dilediği kimseye ikram eder, dilediği kulunu da rahmetiyle seçip üstün kılar.</p>
<p>Resulûllah&#8217;tan (sav) sonra hak imam Ebubekir Sıddık (ra)dır. İmâmeti (Halifeliği) îcma ile sabittir. Rasulullah’tan (sav) ise herhangi bir kimsenin (imamete tahsisine) dair nass yoktur. Ondan sonra Omer-Faruk, sonra Osman Zin-nureyn ve Aliyy&#8217;ül-Mürteza (ranhüm) gelir&#8230;</p>
<p>Üstünlük sıraları da aynı sı­raya göredir. Üstünlük ise Allah (cc) indindeki sevaba göredir.</p>
<p>Yoksa, şöhret, neseb ve benzeri şeylere değil&#8230;</p>
<ul>
<li>••</li>
</ul>
<p>Küfür, imanın zıddı ve yokluğudur. Öyleyse, hiçbir kıble ehli küfürle it­ham edilemez. Ancak: Alim, kadir, muhtar olan Haliki inkâr ile olabilir&#8230;</p>
<p>Bir de, şirk, peygamberliği inkâr. Resulullah&#8217;ın (cc) bildirdiği ve ister is­temez herkes tarafından bilinecek şeylerden(4) birini inkâr, veya üzerine icma ümmet vaki olan (kesinleşmiş esaslardan) bir şeyi inkar&#8230; Ya da haramları he­lâl saymakla&#8230;</p>
<p>Bunun dışındaki şeyleri inkar eden ise, bid&#8217;atçı olur, kâfir denmez. Mese­la, Allah&#8217;a (cc) cisim demek gibi&#8230; Ama tevbe şarttır tabii. Ve onun ihsanı lütuf ve rahmeti icabı, bu tevbe makbuldür.</p>
<ul>
<li>• •</li>
</ul>
<p>Emribil-maruf ta emredilen şeye göredir. İş vacipse o da vacibolur, mendupsa emri bil-ma&#8217;ruf ta mendup olur, ancak, fitneye götürücü bir tutum ve du­rum olmamalı&#8230;</p>
<ul>
<li>• •</li>
</ul>
<p>Makbuliyet umulur, tecessüs caiz olmaz&#8230; Allah (cc) seni bu sağlam aki­de üzre sabit kılsın.</p>
<p>Gerektiği ve kendisinin razı olacağı şekilde de ameller na- sibetsin&#8230; Amin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ali Nar &#8211; Akaid Risaleleri,syf;126-129</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>NOTLAR:</strong></p>
<p><strong>1-</strong>Talimiye mezhebinin iddiasına cevaptır: Onlara göre her donemde masum bir mu­allime ihtiyaç vardır.</p>
<p><strong>(2)</strong> Zaı tek olduğundan sıfatı da tektir. Ama eşya ve olaylan yaratış yönünden, tecel­li ediş sonsuzdur.</p>
<p><strong>(3)</strong> Hudeybiye&#8217;de ki, Bey ata katılanlar.</p>
<p><strong>(4)</strong> Zaruriyat-ı diniye açıkça bildirilmiş olan; farzlar, haramlar, helâllar; namaz, oruç gibi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/el-akaidul-adudiyye/">el-Akâidü’l-Adudiyye</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/el-akaidul-adudiyye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
