<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>En'am 103.Ayet Tefsiri | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/enam-103-ayet-tefsiri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 28 May 2019 14:19:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>En'am 103.Ayet Tefsiri | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Gözler O&#8217;nu(c.c) İdrak Edemez</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/gozler-onuc-c-idrak-edemez/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/gozler-onuc-c-idrak-edemez/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Dec 2018 13:58:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Allah/Ruyetullah]]></category>
		<category><![CDATA[Tefsir]]></category>
		<category><![CDATA[Cenab-ı Hakk'ın uluhiyyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Ebû Mansûr el-Mâtürîdî]]></category>
		<category><![CDATA[En'am 103.Ayet Tefsiri]]></category>
		<category><![CDATA[Rüyetullah]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ilimcephesi.com/?p=20819</guid>

					<description><![CDATA[<p>En&#8217;am 103. &#8220;Gözler O&#8217;nu idrak edemez, halbuki O gözleri idrak eder. O en ince şeyleri bilir ve her şeyden haberdardır:&#8217; Gözler O&#8217;nu idrak edemez, halbuki O gözleri idrak eder. Denildi ki: Allah burada gözler anlamına gelen &#8220;ebsar&#8221; lafzını yaratılanlardan kinaye olarak kullanmıştır. Sanki şöyle buyurmuştur: Yaratılanlar O&#8217;nu idrak edemez, halbuki O yaratılanları idrak eder. Her [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/gozler-onuc-c-idrak-edemez/">Gözler O’nu(c.c) İdrak Edemez</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="https://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/11/İman-ve-inkâr-insanın-tercihine-bağlıdır.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-20782 aligncenter" src="https://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/11/İman-ve-inkâr-insanın-tercihine-bağlıdır-300x150.jpg" alt="" width="368" height="185" /></a></em></p>
<p><em><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/quran-name-of-Allah.jpg"><img decoding="async" class="wp-image-22309 alignleft" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/quran-name-of-Allah.jpg" alt="" width="493" height="262" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/quran-name-of-Allah.jpg 900w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/quran-name-of-Allah-600x319.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/quran-name-of-Allah-300x160.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/quran-name-of-Allah-768x409.jpg 768w" sizes="(max-width: 493px) 100vw, 493px" /></a>En&#8217;am 103. &#8220;Gözler O&#8217;nu idrak edemez, halbuki O gözleri idrak eder. O en ince </em><em>şeyleri bilir ve her şeyden haberdardır:&#8217; Gözler O&#8217;nu idrak edemez, halbuki O gözleri idrak eder.</em></p>
<p>Denildi ki: Allah burada gözler anlamına gelen &#8220;ebsar&#8221; lafzını yaratılanlardan kinaye olarak kullanmıştır. Sanki şöyle buyurmuştur: Yaratılanlar O&#8217;nu idrak edemez, halbuki O yaratılanları idrak eder. Her şey ancak gözlerle görülüp idrak ve ihata edilebildiği için Allah &#8220;ebsar&#8221; lafzını yaratılanlardan kinaye yapmıştır, kinayenin anlamı budur. En doğrusunu Allah bilir. &#8220;Ebsar&#8221;dan maksadın, gerçek anlamda gözler olduğu söylenmiştir; fakat kalp gözüdür, çünkü bilgiler onunla elde edilmektedir. Eğer burada kastedilen yüzdeki gözler ise, o zaman bunda ru&#8217;yetullahın ispat edilmesine dair delil vardır. Gerçek olduğu ortaya çıkar, çünkü ayette Allah sadece idraki reddetmektedir.</p>
<p>Şayet görmek ihtimali yoksa idraki reddetmenin anlamı olmaz, çünkü görülmeyen şey zaten idrak edilmez. İdrakin reddi, ru&#8217;yetullah&#8217;ın ahirette vuku bulacağına işaret eder. Allah görülür, fakat mahiyeti idrak edilemez ve ihata edilemez, nitekim bir ayet-i kerimede buyurulduğu gibi: &#8220;Onların bilgisi O&#8217;nu kuşatamaz&#8221;400• Çünkü görmenin gerçekleştiği görünen nesnelerin [§]gerçek mahiyeti ve keyfiyeti idrak ve takdir edilemez; göz, kulak, dil, burun, el ve diğer organların gizli olan bir tarafı bulunur. Gözle nesneler görülür, fakat gözün gerçek keyfiyeti ve mahiyeti bilinmez. Kulak da böyledir, onun nasıl bir şey olduğu ve ne ile duyduğu bilinmez.</p>
<p>Diğer bütün organların yanı sıra duyu organları da böyledir. El, dokunduğu nesnenin sertliğini ve yumuşaklığını hisseder, fakat bunu nasıl hissettiği ve nasıl algıladığı bilinmez. Dilin konuşması da, burunun koku alması da böyledir; bunun ne olduğu, güzel ve çirkin kokuyu nasıl ve ne ile bulduğu bilinmiyor. Buna göre gözün değdiği zahirdeki nesneler hakkında yaratılanların bilgisi ile onların gerçek mahiyeti idrak edilemez, keyfiyeti bilinemez, ilim olarak da kuşatılamaz. Bunları hikmetiyle belirleyen, lütfuyla insanın vücuduna yerleştiren ve her türlü noksanlıktan münezzeh olan Allah, mahiyeti itibariyle idrak edilmekten en uzak ve idrak edilmeyip ihata edilmemeye en layık olan varlıktır.</p>
<p>Bu husus, Mücessime&#8217;nin(401) görüşlerini reddetmektedir; çünkü onlar Rab&#8217;lerini kalplerinde tasvir ediyorlar ve O&#8217;nu yaratıklarına benzetiyorlar, bu tasvire göre O&#8217;na kulluk yapıyorlardı; onlar Müşebbihe&#8217;dir.(402)[§]</p>
<p>İşin aslı şudur: Cenab-ı Hak duyularla ve müşahedelerle değil, mucizelerle ve delillerle bilinir. Bilinme yolu mucizeler ve deliller olan her varlık ihata edilemez ve mahiyeti de idrak olunmaz. Allah kendisini nasıl nitelediyse öyledir: &#8220;Onların bilgisi O&#8217;nu kuşatamaz&#8221;(403)</p>
<p>Gözler O&#8217;nu idrak edemez, çünkü idrak ve ihata, ancak duyularla algılanan varlıklarda olur, mucizelerden ve delillerle bilinen varlıkta değil. Peygamberlerin delilleri de bu minvalde gelmiştir. Mesela Firavun kendisine Rabb&#8217;ini sorduğunda Hz. Musa (s.a.) şöyle cevap vermiştir: &#8220;Firavun, &#8216;Sizin Rabb&#8217;iniz de kimmiş ey Musa?&#8217; dedi. Musa, &#8216;Bizim Rabb&#8217;imiz her şeye özüyle ve biçimiyle varlık veren, sonra da işin yolunu yordamını gösterendir&#8217; diye cevap verdi&#8221;(404) Hz. İbrahim (s.a.) de şöyle dedi: &#8220;İbrahim, &#8216;Rabb&#8217;im hayat veren ve öldürendir&#8217; dedi. İbrahim &#8216;.Allah güneşi doğudan getirmektedir&#8217; dedi&#8221;(405)• Hz. Musa&#8217;nın (s.a.) ve Hz. İbrahim&#8217;in (s.a.) bu sözleri, başka bir yönden değil, mucize ve delil olmak itibariyle Cenab-ı Hakk&#8217;ın uluhiyyetine ve vahdaniyyetine işaret eder.</p>
<p>Buna göre Cenab-ı Hak da yaratılanların, vahdaniyyetini ve rablığını bilmeleri için şu ayetleri delil getirmektedir: &#8220;O, yol bulasınız diye sizin için yıldızları yaratmıştır&#8221;(406)&#8221;Güneşi aydınlatıcı, ayı ise aydınlık yapan ve ona menziller belirleyen O&#8217;dur&#8221;(407)• &#8220;Gökten su indiren O&#8217;dur. (Buyurdu ki:) İşte biz her çeşit bitkiyi onunla bitirdik&#8221;(408)• Cenab-ı Hak insanların, zatını kuşatmak ve mahiyetini idrak etmek itibariyle değil, uluhiyyetini ve vahdaniyyetini anlamalarını sağlayacak mucizelerle ve delillerle onlara kılavuzluk etmektedir. Hidayeti ve doğru yolu bulmak ancak Allah sayesinde mümkündür.</p>
<p>İmam Maturidi &#8211; Tevilat&#8217;ul Kur&#8217;an,cild.5,syf.183-185</p>
<p><strong>Dipnotlar:</strong></p>
<p>400-Taha, 20/110</p>
<p>401-Mücessime, pek çok fırkayı içine alan bir isimdir. Onlar, Allah Teala&#8217;nın, organları ve sınırları olmak gibi cismani sıfatları bulunduğunu iddia ederler. Ayrıntılarda farklı görüşlere sahiptirler (bk. Eş&#8217;ari, Makalatu&#8217;l-İslamiyyin, 1, 207; İbn Hazın, el-Fas/ fi&#8217;l-milel ve&#8217;/-ehva ve&#8217;n-niha/, il, 127).</p>
<p>402-Müşebbihe iki gruptur, bir grubu Allah&#8217;ın zatını başkasının zatına benzettiler. Diğer grup da Allah&#8217;ın sıfatlarını başkalarının sıfatlarına benzettiler. Bu iki gruptan her biri de çok farklı fırkalara ayrılmışlardır. Teşbihin ilk ortaya çıkması, Rafıziler&#8217;in aşırı (ğulat) olan kısmında görülmüştür. Bazı hadisçilerde de teşbih anlayışı görülmüştür (bk. Bağdadi, el-Fark beyne&#8217;l-firak, 1, 214; Şehristani, el-Milel ve&#8217;n-nihal, I, 103).</p>
<p>403-Taha, 20/110.</p>
<p>404- Taha, 20/49-50.</p>
<p>405-&#8221;.Allah&#8217;ın kendisine verdiği iktidara dayanarak Rabb&#8217;i hakkında İbrahim ile tartışmaya giren kimseyi görmedin mi? İbrahim &#8216;Rabb&#8217;im hayat veren ve öldürendir&#8217; deyince o, &#8220;Hayat veren ve öldüren benim&#8221; dedi. Bunun üzerine İbrahim, &#8216;.Allah güneşi doğudan getirmektedir hadi sen de onu batıdan getir&#8217; dedi, inkarcı ne diyeceğini bilemedi. Allah zalimler topluluğuna rehberlik etmez&#8221; (el-Bakara, 2/258).</p>
<p>406-el-En&#8217;am, 6/97.<br />
407-Yunus, 10/5.<br />
408-el-En&#8217;am, 6/99.</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/gozler-onuc-c-idrak-edemez/">Gözler O’nu(c.c) İdrak Edemez</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/gozler-onuc-c-idrak-edemez/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Allah&#8217;ın Görülmesi Hakkında</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/allahin-gorulmesi-hakkinda/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/allahin-gorulmesi-hakkinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jun 2015 12:17:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Allah/Ruyetullah]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Kurtubi]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Görülmesi Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[En'am 103.Ayet Tefsiri]]></category>
		<category><![CDATA[Gözler O'na erişemez]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz Allah'ı Gördü Mü?]]></category>
		<category><![CDATA[Rü'yet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=8171</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gözler O&#8217;na erişemez. O İse bütün gözleri kuşatmıştır. O, lütuf sahibidir, herşeyden haberdardır.(En&#8217;am 103.ayet meali) Yüce Allah: &#8220;Gözler O&#8217;na erişemez&#8221; buyruğu ile, kendisinin yaratılmış-lığın niteliklerinden münezzeh olduğunu beyan etmektedir. Bu niteliklerden birisi de kuşatmak ve sınırlandırmak anlamı ile diğer yaratıkların görülüp id­rak edildiği gibi idrak edilmektir. (O bundan münezzehtir). Ama rü&#8217;yet (mü&#8217;minlerin ahirette Allah&#8217;ı görmeleri) [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/allahin-gorulmesi-hakkinda/">Allah’ın Görülmesi Hakkında</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/11-ru_yetullah-ne-demektir-dc3bcnyada-haz-allc3a2h_c4b1-gc3b6rmek-mc3bcmkc3bcn-mc3bcyedi-kat-semc3a2kutuplarda-namaz-vakitleri.jpg"><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-8172" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/11-ru_yetullah-ne-demektir-dc3bcnyada-haz-allc3a2h_c4b1-gc3b6rmek-mc3bcmkc3bcn-mc3bcyedi-kat-semc3a2kutuplarda-namaz-vakitleri.jpg" alt="Allah'ın Görülmesi Hakkında" width="481" height="305" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/11-ru_yetullah-ne-demektir-dc3bcnyada-haz-allc3a2h_c4b1-gc3b6rmek-mc3bcmkc3bcn-mc3bcyedi-kat-semc3a2kutuplarda-namaz-vakitleri.jpg 640w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/11-ru_yetullah-ne-demektir-dc3bcnyada-haz-allc3a2h_c4b1-gc3b6rmek-mc3bcmkc3bcn-mc3bcyedi-kat-semc3a2kutuplarda-namaz-vakitleri-600x381.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/06/11-ru_yetullah-ne-demektir-dc3bcnyada-haz-allc3a2h_c4b1-gc3b6rmek-mc3bcmkc3bcn-mc3bcyedi-kat-semc3a2kutuplarda-namaz-vakitleri-300x190.jpg 300w" sizes="(max-width: 481px) 100vw, 481px" /></a></p>
<p><em>Gözler O&#8217;na erişemez. O İse bütün gözleri kuşatmıştır. O, lütuf sahibidir, herşeyden haberdardır.(En&#8217;am 103.ayet meali)</em></p>
<p>Yüce Allah: &#8220;Gözler O&#8217;na erişemez&#8221; buyruğu ile, kendisinin yaratılmış-lığın niteliklerinden münezzeh olduğunu beyan etmektedir. Bu niteliklerden birisi de kuşatmak ve sınırlandırmak anlamı ile diğer yaratıkların görülüp id­rak edildiği gibi idrak edilmektir. (O bundan münezzehtir). Ama rü&#8217;yet (mü&#8217;minlerin ahirette Allah&#8217;ı görmeleri) sabittir. ez-Zeccâc bunu: &#8220;Gözler O&#8217;nun hakikatinin özüne ulaşamaz,&#8221; diye açıklamıştır; Nitekim; şunu şunu id­rak ettim, derken (bu anlamın kastedildiği) gibi, Zira Peygamber (sav) dan kıyamet gününde rü&#8217;yete dair hadisler sahih olarak varid olmuştur.</p>
<p>İbn Abbas der ki: &#8220;Gözler O&#8217;na erişemez&#8221; dünya hakkındadır. Ahirette ise mü&#8217;minler onu göreceklerdir. Çünkü yüce Allah &#8220;O günde yüzler varki apay­dınlıktır, Rabblerine bakacaklardır&#8221; (el-Kıyame, 75/22-23) diye bu rü&#8217;yetin gerçekleşeceğini haber vermektedir. es-Süddî de böyle demiştir. Yüce Allah&#8217;ın cennette görüleceğine dair varid olan haberler ile indirdiği Kur&#8217;an-ı Ke-rim&#8217;in delaleti dolayısıyla bu konuda yapılmış en güzel açıklama budur. Bu­na dair daha geniş açıklamalar yüce Allah&#8217;ın izniyle Yunus Sûresi&#8217;nde (10/26. âyetin tefsirinde) gelecektir.</p>
<p>Şöyle de açıklanmıştır: &#8220;Gözler O&#8217;na erişemez&#8221; O, gözleri kuşattığı hal­de gözler O&#8217;nu kuşatamaz. Yine bu açıklama İbn Abbas&#8217;tan nakledilmiştir. Anlamın şöyle olduğu da söylenmiştir: Kalplerin basiretleri O&#8217;nu idrâk ede­mez. Yani akıllar O&#8217;nu herhangi bir şekilde idrak edemez, tasavvur edemez. Zira: &#8220;O&#8217;nun gibi hiç bir şey yoktur&#8221; (eş-Şûrâ, 42/11) diye buyurulmuştur.</p>
<p>Yine şöyle açıklanmıştır: Buyruğun anlamı şudur: Yaratılmış olan gözler dünyada O&#8217;nu idrak edemez. Fakat, kendisine ikramda bulunmak istediği kim­selere -Muhammed (sav) gibi- zatını kendisiyle-görüp idrak edeceği bir du­yu halk eder. Zira yüce Allah&#8217;ın dünyada görülmesi aklen caizdir. Caiz olma­saydı. Musa (a.sVın Allah&#8217;ı görmek isteğinde bulunması, imkânsız bir şeyi is­temesi olurdu. Oysa bir peygamberin Allah hakkında caiz olup olmayan şey­leri bilmemesi imkânsızdır. Aksine bir peygamberin ancak imkânsız olmayan ve caiz (mümkün) olan bir şeyi istemesi kabul edilebilir.<sup>[1]</sup></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Peygamberimiz Allah&#8217;ı Gördü Mü?</strong></p>
<p>Selef, Peygamberimiz (sav)&#8217;ın Rabbini görüp görmediği hususunda fark­lı görüşlere sahiptirler.</p>
<p>Müslim&#8217;in Sahih&#8217;inde Mesrûk&#8217;dan şöyle dediği nakledilmektedir: Âişe (r.anhâ)&#8217;ın yakınında bir yere yaslanmış bulunuyordum. Ey Âişe&#8217;nin babası, dedi. Üç husus vardır ki, kim bunlardan birisini söyleyecek olursa Allah&#8217;a kar­şı büyük bir iftirada bulunmuş olur. Ben: Bunlar hangileridir, diye sordum, şöy­le dedi. Kim Muhammed&#8217;in Rabbini gördüğünü iddia edecek olursa, Allah&#8217;a karşı büyük iftirada bulunmuş olur. (Mesruk) dedi ki: Ben o sırada yaslanmış bulunuyorken oturdum ve şöyle dedim: Ey mü&#8217;minlerin annesi, bana müh­let ver acele etme. Aziz ve celil olan Allah: &#8220;Andolsun onu apaçık ufukta gör­müştür. &#8221; (et-Tekvir, 81/23); &#8220;Andolsun onu. bir diğer inişte de görmüştür&#8221; (en-Necm, 53/13) diye buyurmuyor mu?</p>
<p>Bana şöyle dedi: Bu ümmet arasında bu hususu Rasulullah(sav)&#8217;a İlk soran kişi benim. Bana şu cevabı vermişti: &#8220;Sö­zü edilen bu şahıs Cebraildir. Onu, yaratıldığı suretinde yalnızca bu iki sefer­de görmüş idim. Ben onu semadan aşağı inmiş gördüm, azameti ile sema ile arzın arasını kapatmıştı,&#8221; Yine Hz. Aişe şöyle dedi: Sen, aziz ve celil olan Al­lah&#8217;ın şu buyruğunu hiç işitmedin mi: &#8220;Gözler O&#8217;na erişemez. O ise bütün göz­leri kuşatmıştır. O, lütuf sahibidir, herşeyden haberdardır.&#8221; Yine aziz ve celil olan Allah&#8217;ın: &#8220;Vahiy ile veya bir perde arkasından, yahut izni ile diledi­ğini vahyetmek için bir elçi göndermesi yoluyla olmadıkça hiç bir insana Al­lah&#8217;ın söz söylemesi söz konusu olmaz. Şüphesiz ki O, yücedir, hakimdir&#8221; (eş-Şura, 42/51) buyurduğunu hiç duymadın mı?</p>
<p>(Hz. Aışe) devamla dedi ki: Kim de Rasulullah (sav)&#8217;ın Allah&#8217;ın Kitabından bir şey gizlediğini iddia edecek olursa, Allah&#8217;a karşı büyük bir iftirada bulun­muş olur. Halbuki yüce Allah şöyle buyurmaktadır: &#8220;Ey Peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer böyle yapmazsan O&#8217;nun risaletini tebliğ etmemiş olursun.&#8221; (el-Maide, 5/67) (Hz. Aişe) devamla dedi ki: Kim de onun, yarın ne olacağını haber verdiğini iddia edecek olursa, o da Allah&#8217;a kar­şı büyük bir iftirada bulunmuş olur. Halbuki yüce Allah şöyle buyurmaktadır: &#8220;De ki: Göklerle yerde olan gaybı Allah&#8217;tan başka kimse bilmez.&#8221; (en-Neml, 27/65)</p>
<p>İşte Allah&#8217;ın Peygamber (sav) tarafından görülmediği hususunda­ki görüşü budur. Hz. Peygamber&#8217;in (işaret edilen âyetlerde) gördüğünün Ceb­rail olduğunu söyleyenler arasında îbn Mes&#8217;ud da vardır. Ebu Hureyre&#8217;den de onun gördüğü zatın Cebrail olduğu görüşünde olduğu rivayet edilmektedir. Bununla birlikte bu hususta onlardan farklı rivayetler de gelmiştir.</p>
<p>Hz. Peygamberin Allah&#8217;ı görmediğini ve Allah&#8217;ın görülmesinin mümkün olmadığını muhaddis, fukaha ve mütekelliminden bir kesim ileri sürmüştür. İbn Abbas&#8217;tan rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber yüce Allah&#8217;ı gözleriy­le görmüştür.</p>
<p>İbn Abbas&#8217;tan meşhur olan rivayet budur. Delili ise, yüce Allah&#8217;ın: &#8220;O&#8217;nun gördüğünü kalp yalanlamadı.&#8221; (en-Necm, 53/11) âyet-i kerimesidir. Abdul­lah b. el-Haris de der ki: İbn Abbas ile Ubey b. Kâ&#8217;b bir araya geldiler. İbn Abbas şöyle dedi: Biz, Haşimoğullarına gelince Muhammed&#8217;in Rabbini iki de­fa gördüğünü kabul ediyoruz. Daha sonra İbn Abbas şöyle dedi: Dostluğun (halli) İbrahim, konuşmanın Musa, rü&#8217;yetin de Muhammed&#8217;e (Ona ve bütün peygamberlere selatu selam olsun) ait olmasından hayret mi ediyorsunuz? Kâ&#8217;b, dağlar sesiyle yankılanıncaya kadar tekbir getirdi ve sonra şöyle dedi: Allah rü&#8217;yetini ve kelamını Muhammed ile Musa arasında pay etti. Musa ile konuştu, Muhammed de O&#8217;nu gördü.</p>
<p>Abdurrezzak&#8217;ın da naklettiğine göre, el-Hasen, Allah adına yemin ederek Muhammed (sav)&#8217;ın Rabbini gördüğünü söylüyordu. Ebu Ömer et-Telamen-kî de bunu İkrime&#8217;den naklettiği gibi, kelamcılardan bazısı bunu İbnMes&#8217;ud&#8217;dan da rivayet etmiştir. Ancak birinci görüş (yani Hz. Peygamberin Allah&#8217;ı değil de Cebraili gördüğü şeklindeki rivayeti ondan daha meşhur ola­rak nakledilmiştir.</p>
<p>İbn ishâk&#8217;ın naklettiğine göre Mervan, Ebu Hureyre&#8217;ye: Muhammed Rab­bini gördü mü diye sormuş, O da: Evet demiş.</p>
<p>en-Nakkâş da Ahmed b. Hanbelden şöyle dediğini nakletmektedir: Ben, İbn Abbas&#8217;ın rivayet ettiği hadise uygun olarak gözüyle Allah&#8217;ı gördü, diyo­rum, gördü dedi ve bu sözünü nefesi tükeninceye kadar tekrarlamaya devam etti.</p>
<p>Şeyh Ebu&#8217;l-Hasen el-Eş&#8217;arî ile onun arkadaşlarından bir gurup da bu gö­rüşü benimseyerek, Muhammed (sav)&#8217;ın yüce Allah&#8217;ı basarı ve baş gözüyle gördüğünü kabul etmişlerdir. Enes, İbn Abbas, İkrime, er-Rabi ve el-Hasen de bu görüştedir. el-Hasen, kendisinden başka hiç bir ilah bulunmayan Al­lah adına yemin ederek Mulıammed Rabbini görmüştür, derdi. Aralarında Ebu&#8217;l-Âliye, el-Kurazî ve er-Rabi b. Enes&#8217;in de bulunduğu bir grup da şöyle demiştir- O, Rabbini kalbiyle görmüştür. Yine bu görüş İbn Abbas ve İkri­me&#8217;den de nakledilmiştir.</p>
<p>Ebu Ömer (b. Abdi&#8217;l-Berr) der ki: Ahmed b. Hanbel, Hz. Peygamber Rabbini kalbiyle görmüştür, demiş ve dünyada gözlerle görüleceğini söyle­mekten çekinmiştir. Malik b. Enes&#8217;den şöyle dediği nakledilmektedir Allah dünyada görülmez. Çünkü O, bakidir. Baki olan ise fani olan (göz) ile gö­rülmez. Ahirette ise onlara baki gözler ihsan edilecek ve baki gözleriyle ba­kiyi göreceklerdir.</p>
<p>Kadı îyad da şöyle demektedir: Bu, güzel ve hoş bir açıklamadır. Diğer taraftan Allah&#8217;ın görülmesinin imkânsız olacağına dair delil, ancak insanın bu­na güç yetiremiyeceği açısından ileri sürülmüştür. Fakat yüce Allah, kulların­dan dilediği kimseye güç verip de rü&#8217;yetin yüklerini kaldırma kudretini ih­san edecek olursa, o kimse hakkında bu imkânsız olmaz. Bu kabilden Mu­sa (a.s) hakkındaki bir takım açıklamalar yüce Allah&#8217;ın izni ile el-A&#8217;rafSûre-si&#8217;nde (7/143. âyetin tefsirinde) gelecektir.</p>
<p>Yüce Allah&#8217;ın: &#8220;O ise bütün göz­leri kuşatmıştır&#8221; buyruğu, hiçbir şey O&#8217;na gizli kalmaz, herşeyi O görür ve bilir, demektir. Özel olarak &#8220;gözler&#8221; in sözkonusu edilmesi ise, sözde müca-neset sağlamak içindir. ez-Zeccâc da der ki: Bu buyrukta mahlukatın gözle­ri (görmeyi) idrak etmediklerine delil vardır. Yani onlar, görmenin gerçek key­fiyetini bilememektedirler. İnsan diğer organları ile değil de neden yalnızca gözleriyle görür oluşunun sebebini bilemez.</p>
<p>Daha sonra yüce Allah: &#8220;O lütuf sahibidir, herşeyden haberdardır&#8221; di­ye buyurmaktadır. Yani, kullarına karşı rıfk ile (yumuşaklıkla) muamele eder. Davranışlarda lütuf, yumuşak hareket etmek, yumuşak muamele etmek demektir. Yüce Allah&#8217;tan lütuf ise, tevfik ihsan etmek ve günahlardan koru­maktır. Lütufta bulunmak, iyilik etmek demektir. Bunun ismi &#8220;el-Latef&#8221; şek­linde gelir ve hediye anlamında kullanılır. Mülâtafe ise (latifeleşmek) karşı­lıklı iyiliklerde bulunmak anlamına gelir. Bu açıklamalar, el-Cevherî ve İbn Faris&#8217;den nakledilmiştir.</p>
<p>Ebu&#8217;l-Âliye der ki: Buyruğun anlamı şudur: O, her şeyi ortaya çıkartan La­tiftir ve her şeyin nerede olduğundan haberdardır.</p>
<p>el-Cüneyd der ki: Latif, senin kalbine hidayet nurunu veren, bedenini gı­da ile besleyen, belâ sırasında seni dost edinen, ateş içerisinde bulunuyor-ken seni koruyan ve seni Me&#8217;vâ cennetine koyandır. Anlam itibariyle yumu­şak davranmaya ve benzeri manalara raci daha başka açıklamalar da yapıl­mıştır. İleride ilim adamlarının bu husustaki açıklamaları yüce Allah&#8217;ın İzniy­le eş-ŞûrâSûresi&#8217;nde (42/19. âyetin tefsirinde) gelecektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>(1)İmam Kurtubi, el-Câmiu li-Ahkâmil’l-Kur’an, Buruc Yayınları: 7/113.</p>
<p><sup>(2)-</sup>Müslim, İman 287; Tirmizi, Tefsir 6, sûre 5- Yakın lafızlarla Buhari, Tefsir 53. sûfe 1; Tirmizî, Tefsir 53. sûre 2.</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1"></a></p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/allahin-gorulmesi-hakkinda/">Allah’ın Görülmesi Hakkında</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/allahin-gorulmesi-hakkinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
