<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cogito ergo sum | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/cogito-ergo-sum/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 05 Mar 2020 12:39:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Cogito ergo sum | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Nerede Bir Numen Görürseniz Öldürün</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/nerede-bir-numen-gorurseniz-oldurun/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/nerede-bir-numen-gorurseniz-oldurun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Mar 2020 15:30:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hece Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Cogito ergo sum]]></category>
		<category><![CDATA[Fenomen]]></category>
		<category><![CDATA[Hegel]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik bölünmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Narsisizm]]></category>
		<category><![CDATA[Nerede Bir Numen Görürseniz Öldürün]]></category>
		<category><![CDATA[tekhne]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilimcephesi.com/?p=24029</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zafer Baysal &#8220;insan varlığımızdan tuhaf tohumlar bıraksam günü geçmiş bir gazete, toprak bir çanak&#8221; İsmet Özel &#8220;Felsefi bir incelemenin rastlantısalı uzaklaştırmaktan başka amacı yok­tur.&#8221; diyor Hegel. Yani bir anlamda incelemenin nesnesi olan şeyin neden­selliğine, nasıllığına, ilişkin bir yönelim incelemenin esasını oluşturmalıdır hazret için. Ki bu süreç âlimin (bilebilecek olan özne), maluma (bilinebile­cek olana nesne) ilişmiş [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/nerede-bir-numen-gorurseniz-oldurun/">Nerede Bir Numen Görürseniz Öldürün</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-24043 aligncenter" src="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/03/csm_11-Numen-A_55aac0f2c0-300x200.jpg" alt="" width="336" height="224" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/03/csm_11-Numen-A_55aac0f2c0-300x200.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/03/csm_11-Numen-A_55aac0f2c0-360x240.jpg 360w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/03/csm_11-Numen-A_55aac0f2c0-277x184.jpg 277w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/03/csm_11-Numen-A_55aac0f2c0-296x197.jpg 296w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/03/csm_11-Numen-A_55aac0f2c0-570x380.jpg 570w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/03/csm_11-Numen-A_55aac0f2c0-270x180.jpg 270w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/03/csm_11-Numen-A_55aac0f2c0-585x390.jpg 585w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/03/csm_11-Numen-A_55aac0f2c0-370x247.jpg 370w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/03/csm_11-Numen-A_55aac0f2c0-236x157.jpg 236w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2020/03/csm_11-Numen-A_55aac0f2c0.jpg 600w" sizes="(max-width: 336px) 100vw, 336px" />Zafer Baysal</p>
<p><em>&#8220;insan varlığımızdan tuhaf tohumlar bıraksam günü geçmiş bir gazete, toprak bir çanak&#8221; </em>İsmet Özel</p>
<p>&#8220;Felsefi bir incelemenin rastlantısalı uzaklaştırmaktan başka amacı yok­tur.&#8221; diyor Hegel. Yani bir anlamda incelemenin nesnesi olan şeyin neden­selliğine, nasıllığına, ilişkin bir yönelim incelemenin esasını oluşturmalıdır hazret için. Ki bu süreç âlimin (bilebilecek olan özne), maluma (bilinebile­cek olana nesne) ilişmiş olan rastlantının, zaman ve mekân düzlemindeki karmaşasını çözümleyerek, akledilebilir hâle getirmesini, bundan dolayı da aktarılabilir kılmasını sağlayacaktır. Şeyleri akledilebilir hâle getirmek­ten kastımız, zaman düzleminde şeyin öncesinin yani nedenselliğinin, bu nedenselliğe bağlı olarak sonra gerçekleşen vuku bulmanın, tanımlanma­sıdır. İnsan ancak tanıdığını, tanımladığını, tanınabilir bir biçimde aktara­bilecektir. Şeylerin varlığının biçimini ve içeriğini oluşturan bilginin ortaya çıkarılmasına ilişkin olarak bir usul işimize yarayacaktır, bu usul için biraz da Alman felsefi geleneğinin gölgesini tercih ettik denebilir.</p>
<p>Tüm bu bağlam içerisinde kavram görümüzün önüne üç kavramı süre­cek ve bunları rastlantısalın uzağında tanımayı, tanımlamayı deneyeceğiz:</p>
<p><strong>Fenomen, kişilik bölünmesi ve narsisizm</strong></p>
<p>Fenomen&#8217;in Türkçe karşılığı görüngüdür. Kavramın vurgusu, denene- bilirlik, algılanabildik, nesnellik. Kant&#8217;tâki manasıyla en basit anlamda, şey­lerin, olayların ve olguların algılarımızla, duyularımızla açıklayabileceğimiz görünüşleri, görüngüleridir. Karşısında ise numen var. Şeylerin algı ve duyu­larla kavranamayacak olan içeriği, bu içerik fenomene karşısında ise aşkın. Hemen akla Eflatun&#8217;un idea kavramını getiriyor bu karşıtlıklar. Heidegger teknik üzerine yaptığı incelemede bu bağlamda ilginç bir bilgi verir, eidos der günlük konuşmada görülebilir olan fiziksel şeyin göze sunduğu dış görünüş­tür, Eflatun bu sözcükle tamamen olağandışı bir şeyi dayatır, eidosla fiziksel bir gözle algılanamayan ve hiçbir zamanda algılanamayacak olanı anlatır.</p>
<p>Eflatun&#8217;un şeylerdeki iki kutbu bir araya getirmesi, yani fenomene bir aşkınlık tahsis ederek numeni kastetmesi daha sonra Kant&#8217;la birlikte egemen bilgi paradigmasında bu iki kavramın ayrışıp fenomenin esas unsur hâline gelmesi de konumuzla yakından ilişkili aslında. Bilindiği üzere Descartes o meşhur ibaresi &#8220;Düşünüyorum o hâlde varım&#8221; (Cogito ergo sum) ile düşü­nüyor olmayı insan varlığının esası ve o ünlü kuşkusunun dermanı olarak sunarken, bugün düşünmenin tarihine baktığımızda, kendi insan varlığını fenomen olarak ele almakta bununla birlikte kendilik bilgisini, bilginin nesnesi hâline getirirken öznenin doğumunun da işaretlerini vermekteydi. Hemen ardından sunduğu ilkeyi ise şeyleri anlamak ve anlamlandırmak için onu olabildiğince parçalara bölmek olarak belirler. (Hatırlanacağı üzere bu süreç Hegelci anlamda dünyanın gelmesi gereken yere doğru ilerleyişinin bir göstergesi, Heidegger&#8217;e göre ise felsefenin bitişinin, hesaplayan düşün­cenin tahakkümünün ve düşünen düşüncenin ölüm fermanıydı.) Bu bağ­lamda ilk ilke olan şüphe ve şüphenin insan varlığına yönelişini narsisizmle, ikince ilke olan şeyleri olabildiğince parçalara bölerek araştırmayı da kişilik bölünmesiyle ilişkilendireceğiz. Modern psikolojinin yargı mekanizması da günümüzde bu unsurlar üzerinden işlemektedir. Kartezyen düşüncede Cogitonun, şeylere kendinden doğru yola çıkması, kendini kendisinde olan­la bilmesi teorik olarak modern insan tasarımının temellerini oluşturuyor. Zira modern insan tasarımı ile modern insanın tasarımları da bu mahiyette bir birlikte süregidiyor. Bu insan tasarımı ile insanın tasarımı arasındaki iliş­kiyi kapitalizmi doğuran sermaye birikimiyle de ilişkilendirebiliriz.</p>
<p>Narsisizmin ayırıcı tanısı en temel anlamda algının daima kendine yöne­lişidir. Ki sermaye birikimi aslında bir tür psikososyal narsisizmi imler. Kişi burada de şeyleri kendinde biriktirmeye başlamıştır, sen&#8217;le ilgili olan ben&#8217;i ilgilendirmeyecektir ancak ben bu ilgi üzerinden kendiliğini tanımlayamıyorsa. Günümüzde ise kapital süreç aslında bu süregiden düzene yeni zeminlerin oluşmasını sağladı. Sosyal medya bu anlamda yeni bir zemin sunuyor./ Bahsettiğimiz psikososyal narsisizm aslında genele yayılmış olması hasebiyle patolojik bir durum olmaktan kendini kotarıyor. Bir durumun patolojik olması onun olağanın dışına çıkması demek. Oysa burada ancak tarihsel düzlemdel bir patolojiden söz edebiliriz, günümüz insanıyla, tarihteki algıladığımız insanı kıyaslayarak. Hegel, &#8220;Modern insanın sabah duasının gazete okumak oldu-ğunu söyler.&#8221; insanlığın modernlik öncesi toplumsal tinle, yaşadığı zamanla kurduğu irtibatın aracı ve hatta amacı da dindi.</p>
<p>İnsanlar mabetlere giderek kendilerini bir toplumun, bir ruhun, bir tinselliğin parçası olarak görebilir, yaşamlarına bu kavramsallık üzerinden temel ilkeler, buyruklar (ahlak) tahsisi edebilir ve buna göre yaşamaya çalışabilirdi. Burada önemli bir ayrıntı olarak gördüğümüz şey bir ideolojinin içerisinde olamayış. Girdikleri bu mabetlerde toplumsal bir birliktelik sağlanırken, bir yandan da insanlar kendileri gibi insanlar görebilirlerdi. Oysa gazete okuyarak, dünyanın herhangi bir yerinde neler yaşandığını, nerede savaşın olduğunu, kimin kimin için ne dediğini yani Hegelcı anlamda yaşadığı zamanın içkin aklının tecessümlerini öğrenerek tinle irtibat kurmaktadır. Her sabah bu tinle irtibat kurup, şeyleri de genel olarak bir ideolojinin gölgesinde değerlendirmektedir. Oysa bunu yaparken tekbaşınadır. Bugün ise gazetelerin de yerini alan internet ağı, sadece o zama­na tanıklık etmekle kalmayıp bir şey söyleme fırsatı da yakalamış oluyor. Geçmişin inşam sınırlı bir yaşam alanında kendini sınırlı olarak ifade edip var olurken, postmodern diye tabir edilen bu dönemde sınırsız bir ifade ve yaşam alanı bulduğu bu mecrada kendinden bir şeyler paylaşıyor. Kişilik bir anlamda kişinin, kendiliğinin, doğuştan getirdiği özelliklerle ve yaşantıların getirileriyle sınırlanmasıdır. Ki bu olgu dilin ve buna bağlı olarak da ifadenin sınırını imler. Eski insanın zamanla, yaşamla kurduğu irtibatta bu sınırlan belirginleştirecek buyrukları, ilkeleri mevcuttu.</p>
<p>Günümüzde ise kişinin bu sınırlamayı bir anlamda kendinde bulamıyor olması yahut yakıştıramıyor olması hasebiyle kişiliğini bölümlere ayırdığım söyleyebiliriz. Sosyal medyadaki fenomenler aslında buna açık bir örnek oluyor. O düzlemde oluşturulmuş bir kişilik var ve genelde kendini ifade için kendi isminden farklı olarak rumuz tercih ediyor. Yanı doğada olan, süregiden hayatın içerisindeki kişiliğine bir bölüm daha ekliyor. Bir anlamda bu çelişkinin içinde yaşıyor. Bu durumda genele yayılmış olması hasebiyle patolojik bir hâl olmaktan kendim koruyor ve meşru bir düzleme taşıyor.</p>
<p>Sonuç olarak, düşüncenin yaşamı ve yaşamın düşüncesi arasındaki kar­maşık ilişki içerisinde, yaşamın düşüncesine yeni zeminler ekleniyor doğal olarak düşüncenin yaşamında da süregidiyor. Ancak kişilerin kendilerini, doğanın, gerçekliğin, tinselliğin olmadığı bir sahada ifade etmeleri esaslı bir yaşamın düşüncesinin doğmasını da örseliyor, yaşamdan düşüncenin elde edilmesindeki bu sakil süreç düşüncenin de yaşamım güdükleştiriyor. Kişinin düşündükleri ve yaşamı arasında mesafenin daha da artmasına sebe­biyet veriyor. Oysa bu hâlin genele yayılmış olması bunun bir patoloji olma­sını da engelliyor. Tekhne ve logos yani teknolojinin ürünü olan bu kaypak ve yavan zemin logosun dişlanımıyla tekhne&#8217;nin tekeline geçiyor, tekhne&#8217;ye sahip olan sermaye sahiplerine yarıyor bu durum. Doğal olarak bu tekelleş­me ve bununla birlikte gelen tekdüzeleşme, kültüre içkin olanı öldürüyor. Hegel kültürü toplumların yaşamla başa çıkma yöntemi olarak tanımlar, tekhne de yöntem demek, bugün hâkim olan tekniğe hikmetin, erdemin eşlik etmeyişi de kültürü ve içinde barındırdığı yöreselliği öldürüyor.</p>
<p>Hece Dergisi &#8211; Dijital Kültür Özel Sayısı,syf:429-431</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/nerede-bir-numen-gorurseniz-oldurun/">Nerede Bir Numen Görürseniz Öldürün</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/nerede-bir-numen-gorurseniz-oldurun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Descartes&#8217;in &#8216;Düşünüyorum, o halde varım&#8217; Sözü Hakkında</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/descartesin-dusunuyorum-o-halde-varim-sozu-hakkinda/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/descartesin-dusunuyorum-o-halde-varim-sozu-hakkinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Nov 2017 10:12:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[İdrak etmek]]></category>
		<category><![CDATA[Şüphe etmek]]></category>
		<category><![CDATA[Cogito ergo sum]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünüyorum o halde varım]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Descartes]]></category>
		<category><![CDATA[Kartezyen analitik]]></category>
		<category><![CDATA[Yalçın Koç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=18694</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir &#8220;şey&#8221;in, &#8220;var olduğu&#8221;nun nasıl &#8220;ispat edileceği&#8221;, Grek- Latin-Kilise diyarındaki fikriyatın asli &#8220;mesele&#8221; lerinden bir tanesidir. Çünkü, bu diyarda &#8220;esas&#8221;ı itibariyle tesis edilemeyen &#8220;şey&#8221;in, &#8220;varolduğu&#8221;nun &#8220;ispat edilmesi&#8221; neticesinde &#8220;kimlik&#8221; kazanacağı zannedilir. Bu diyarın &#8220;düşünür&#8221;leri, &#8220;Tanrı&#8221;nın, &#8220;dış dünya&#8221;nın, &#8220;nesne&#8221;lerin, hatta &#8220;kendi&#8221;lerinin &#8220;var olduğu&#8221;nu ispat edebilmek için yüzyıllar boyunca gayret sarfetmiştir. Bu düşünürler, sözkonusu &#8220;mesele&#8221; itibariyle ya [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/descartesin-dusunuyorum-o-halde-varim-sozu-hakkinda/">Descartes’in ‘Düşünüyorum, o halde varım’ Sözü Hakkında</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/descartesin-dusunuyorum-o-halde-varim-sozu-hakkinda/rene-descartes-37613-1-402/" rel="attachment wp-att-18696"><img decoding="async" class="aligncenter  wp-image-18696" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/rene-descartes-37613-1-402.jpg" alt="" width="268" height="268" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/rene-descartes-37613-1-402.jpg 1200w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/rene-descartes-37613-1-402-300x300.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/rene-descartes-37613-1-402-100x100.jpg 100w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/rene-descartes-37613-1-402-600x600.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/rene-descartes-37613-1-402-360x360.jpg 360w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/rene-descartes-37613-1-402-768x768.jpg 768w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2017/11/rene-descartes-37613-1-402-1024x1024.jpg 1024w" sizes="(max-width: 268px) 100vw, 268px" /></a></p>
<p>Bir &#8220;şey&#8221;in, &#8220;var olduğu&#8221;nun nasıl &#8220;ispat edileceği&#8221;, Grek- Latin-Kilise diyarındaki fikriyatın asli &#8220;mesele&#8221; lerinden bir tanesidir. Çünkü, bu diyarda &#8220;esas&#8221;ı itibariyle tesis edilemeyen &#8220;şey&#8221;in, &#8220;varolduğu&#8221;nun &#8220;ispat edilmesi&#8221; neticesinde &#8220;kimlik&#8221; kazanacağı zannedilir.</p>
<p>Bu diyarın &#8220;düşünür&#8221;leri, &#8220;Tanrı&#8221;nın, &#8220;dış dünya&#8221;nın, &#8220;nesne&#8221;lerin, hatta &#8220;kendi&#8221;lerinin &#8220;var olduğu&#8221;nu ispat edebilmek için yüzyıllar boyunca gayret sarfetmiştir.</p>
<p>Bu düşünürler, sözkonusu &#8220;mesele&#8221; itibariyle ya Eflatun gibi, &#8220;Grek teolojisine dayanan &#8220;kozmogenik senaryo&#8221;lar ortaya koymuşlar, veya Descartes gibi, &#8220;Kartezyen analitik&#8221; yoluyla geliştirdikleri &#8220;kanıt&#8221;lara dayalı &#8220;netice&#8221;ler ileri sürmüşler, ya da Kant gibi, &#8220;mesele&#8221;yi, &#8220;kategoriye bağlayarak &#8220;giderme&#8221;ye çalışmışlardır. Burada, sadece kısa bir özet yapmış olduk.</p>
<p>Daha yakın dönemde, bu diyarda Heidegger&#8217;in &#8220;varlık&#8221; ile ilgili yaptığı &#8220;araştırma&#8221;lar, esası itibariyle, &#8220;mevcut yumurta akının çırpılarak köpürtülmesine benzer; getirdiği &#8220;yenilik&#8221;ler de, &#8220;mevcut yumurta akı&#8221; ile &#8220;yumurta akının köpüğü&#8221; arasındaki &#8220;fark&#8221; ölçüsündedir. Heidegger&#8217;in çalışmaları, bu &#8220;mesele&#8221; de esasa dair herhangi bir &#8220;açılma&#8221; sağlamamış; ancak, &#8220;mesele&#8217;nin devam ettirilmesi&#8221; yönünde, &#8220;düşünür&#8221;lere, &#8220;eski malzeme&#8221;nin &#8220;yeni yollarla pişirilme&#8221; imkanını temin etmiştir.</p>
<p>Yakın dönemde, bazı İngiliz &#8220;analitik mütefekkir&#8221;ler dahi bir &#8220;şey&#8221;in &#8220;var olduğunun&#8221; nasıl ispat edileceği &#8220;meselesi&#8221;ne muhatap olmuşlar ve, &#8220;sağ el&#8221;lerinin &#8220;var olduğunu&#8221; ispatlamak yönünde bir hayli gayret göstermişlerdir.Ancak, bu diyarın &#8220;mütefekkir&#8221;leri, harcadıkları yüzlerce yıllık mesaiye rağmen, &#8220;mesele&#8221;nin &#8220;esası&#8221;nı bir türlü &#8220;ele geçirememiş&#8221;dir.</p>
<p>Bu diyarda, &#8220;düşünen&#8221;in &#8220;var olduğu&#8221;nun &#8220;ispat edilemediğine dair kısa bir örnek vermek üzere, Descartes&#8217;in fikriyatını kısaca ele alacağız.</p>
<p>Önce, Descartes&#8217;ın, &#8220;kendisi&#8221;nin &#8220;var olduğunu&#8221; &#8220;ispat etmek&#8221; üzere geliştirdiği &#8220;muhakeme zincirine bakalım.</p>
<p>Descartes, &#8220;var olup olmadığı&#8221;na karar verebilmek üzere &#8220;şüphe&#8221; etmeğe başlar.<br />
&#8220;Şüphe etmek&#8221;, bir &#8220;düşünme fiilidir. Kartezyen metafizik&#8217;te, &#8220;düşünme fiilleri&#8221;, &#8220;res cogitans&#8221;a &#8220;dayalı&#8221; olan, yani Pesas&#8221;ı &#8220;res cogitans&#8221; olan &#8220;zihin&#8221; vasıtasiyle oluşur veya oluşturulur.</p>
<p>&#8220;Şüphe fiili&#8221;ne &#8220;konu&#8221; olan &#8220;şey&#8221;, &#8220;zihin&#8221;de mevcut bir &#8220;idrak&#8221;tır. &#8220;Zihin&#8221;, bu &#8220;idrak&#8221;ı &#8220;düşünür&#8221; ve bu &#8220;düşünme&#8221;ye bağlı olarak, &#8220;idrak&#8221; hakkında &#8220;yanılma&#8221; cihetinden hüküm verir.</p>
<p>Kartezyen metafizikte, &#8220;şüphe fiili&#8221;ne &#8220;konu&#8221; olan bu &#8220;id- rak&#8221;ın &#8220;kaynağı&#8221;, esas itibariyle, ya &#8220;hissetme&#8221; yoluyla, &#8220;res ex- tensa&#8221;ya &#8220;dayalı&#8221; &#8220;nesne&#8221;lerdir, ya da &#8220;düşünme&#8221; yoluyla, &#8220;res cogitans&#8221;a &#8220;dayalı&#8221; &#8220;zihin&#8221;dir.</p>
<p>Esası &#8220;res extensa&#8221; olan bir &#8220;şey&#8221;in &#8220;hissedilerek algılanması&#8221; neticesinde, esası &#8220;res cogitans&#8221; olan &#8220;zihin&#8221;de, bu &#8220;şey&#8221;in bir &#8220;yansıma&#8221;sı ortaya çıkar. &#8220;Yansıma&#8221;, bu &#8220;şey&#8221;in &#8220;idrak&#8221;ıdır.</p>
<p>Mesela, &#8220;düzgün saplı&#8221; bir &#8220;çay kaşığı&#8221;, su dolu bir bardağın içinde ise, &#8220;ışığın kırınımı&#8221; sebebiyle kaşığın sapını &#8220;bükülmüş&#8221; olarak &#8220;idrak ederiz&#8221;. Descartes, &#8220;şüphe etmek&#8221; üzere, &#8220;zihnin&#8221; deki bu &#8220;idrak&#8221;ı, yani &#8220;bükülmüş saplı çay kaşığı idrakı&#8221;nı, &#8220;yanılma&#8221; cihetinden &#8220;düşünür&#8221; ve &#8220;bükülmüş saplı çağ kaşığı idrakının kendisini &#8220;yanılttığını&#8221; farkeder.</p>
<p>Descartes, benzer olarak, &#8220;hissetme&#8221; neticesinde &#8220;zihnin&#8221;de ortaya çıkan birçok &#8220;idrak&#8221;ı &#8220;düşünerek&#8221;, bu &#8220;idrak&#8221;ların &#8220;kendisini &#8220;yanılttığina hükmeder ve, böylelikle, &#8220;hissetme&#8221; neticesinde &#8220;zihnin&#8221;de ortaya çıkan &#8220;idrak&#8221;den &#8220;şüphe eder&#8221;.</p>
<p>&#8220;İdrak&#8221;, Kartezyen metafizikte göre, &#8220;esas&#8221;ı &#8220;res extensa&#8221; olan &#8220;şey&#8221;in &#8220;hissedilerek algılanması&#8221; neticesinde &#8220;zihin&#8221;de ortaya çıkandan ibaret değildir; &#8220;esas&#8221;ı, &#8220;zihin&#8221; itibariyle &#8220;rescogitans&#8221; olan &#8220;düşünce&#8221; de, &#8220;zihin&#8221; vasıtasiyle &#8220;düşünülerek&#8221;&#8221;idrak edilir&#8221;. &#8220;Zihin&#8221;deki bir &#8220;düşünce&#8221;nin, &#8220;zihin&#8221; vasıtasiyle düşünülerek idrak edilmesi&#8217; de, bu &#8220;idrak&#8221; itibariyle,&#8221;düşünülmüş&#8221; olan &#8220;düşünce&#8221;nin &#8220;zihin&#8221;deki bir &#8220;yansıması&#8221; dır.</p>
<p>&#8220;Düşünmek yoluyla, düşünce&#8217;den şüphe edilemeyeceğini ileri süren Descartes, &#8220;mesele&#8221;yi şöyle sonlandırır: Cogito ergo sum (Dilimizde kullanılan tercümesi ile: Düşünüyorum, o halde varım). Bu hususu biraz açalım.</p>
<p>Bir noktayı kısaca hatırlatalım. &#8220;Cogito ergo sum&#8221;un esası, &#8220;düşünce&#8221;nin, &#8220;düşünen&#8221;i &#8220;yanıltmasının &#8220;imkansız&#8221; olmasıdır. &#8220;Düşünce&#8221;nin, &#8220;düşünen&#8221;i &#8220;yanıltmasının &#8220;imkansızlığı&#8221;ndan bahsedebilmek için, sadece &#8220;zihin&#8221; ve &#8220;zihin&#8221;de mevcut bir &#8220;düşünce&#8221; yeterli değildir; bunun için, &#8220;zihin&#8221;de mevcut bir &#8220;düşünce&#8221; ile bu &#8220;düşünce&#8221;nin &#8220;zihin&#8221; vasıtasiyle &#8220;düşünülmesi&#8221; neticesinde ortaya çıkan bir &#8220;idrak&#8221;in de bulunması gerekir ki, &#8220;düşünme fiili&#8221;nin &#8220;yanılma&#8221;ya meydan vermediği bu &#8220;idrak&#8221; üzerinden anlaşılabilsin; aksi takdirde, &#8220;zihin&#8221;de &#8220;şüphe edecek&#8221; bir &#8220;şey&#8221; bulunmaz. Bu hususu, Kartezyen metafizik itibariyle gözden kaçırmamak gerekir.</p>
<p>Şunu belirtelim: Descartes, benzer bir &#8220;muhakeme&#8221;yi, &#8220;res extensa&#8221;yı da içeren şekilde ortaya koymaz; yani, &#8220;Düşünüyorum ve uzam&#8217;lıyorum, o halde varım&#8221; demez. Bu husus, Descartes&#8217;in &#8220;cevher&#8221; olarak kabul ettiği ve &#8220;birey&#8221;e bağlamaya uğraştığı &#8220;res extensa&#8221;nın, &#8220;birey&#8221;e &#8220;bağlanamadığını&#8221; gösterir. Bu itibarla, &#8220;res extensa&#8221;ya &#8220;dayalı&#8221; &#8220;şey&#8221;leri, yani &#8220;dış dünya&#8221;yı, &#8220;zihinsel&#8221; olarak nasıl &#8220;kavradığı&#8221; hususu, Kartezyen metafiziğin içinden çıkamadığı bir sorundur. Bu konuya girmeyeceğiz.</p>
<p>&#8220;Res cogitans&#8221; ile &#8220;res extensa&#8221;nın birbirlerine &#8220;bağlanmasının, &#8220;nörolojik&#8221; bir sorun olmadığını ve, &#8220;Turing makinası&#8221; veya benzeri kavram ve kuramlarla halledilemeyeceğini de belirtelim. Bunları da bir kenara bırakalım.</p>
<p>Grek-Latin-Kilise diyarında, Descartes&#8217;ın bu neticesini eleştiren bazı &#8220;düşünür&#8221;ler, mesela: &#8220;Yürüyorum, o halde varım&#8221;/ &#8220;zıplıyorum, o halde varım&#8221; gibi iddialarla da, &#8220;kendilerinin var olduğu&#8221;nun ispat edilebileceğini; bu itibarla, &#8220;zihni&#8221; esas alan, &#8220;düşünüyorum, o halde varım&#8221; şeklindeki bir iddiaya gerek bulunmadığını ileri sürmüşlerdir.</p>
<p>Ancak, bu eleştirmenler, yukarıda kısaca anlattığımız &#8220;Kartezyen analitik&#8221; itibariyle &#8220;zıplamak&#8221; ile &#8220;düşünmek&#8221; arasındaki &#8220;asli fark&#8221;ı kavrayamamışdır.</p>
<p>&#8220;Uzayıp giden&#8221; ayrıntılara girmeden, &#8220;cogito ergo sum&#8221;u kısaca&#8221; ele alalım.</p>
<p>&#8220;Şüphe etmek&#8221;, tekrar edelim, bir &#8220;düşünme fiili&#8221;dir. &#8220;Şüphe etmek&#8221; için, &#8220;şüphe&#8221;ye &#8220;konu&#8221; olacak &#8220;idrak&#8221;ın, &#8220;yanılma&#8221; cihetinden &#8220;düşünülmesi&#8221; gerekir. &#8220;Zihin&#8221;de bulunan &#8220;idrak&#8221;, ekleyelim, geniş manada &#8220;düşünce&#8221;dir. &#8220;Zihin&#8221;, &#8220;kendisinde bulunan&#8221; &#8220;idrak&#8221;ı, &#8220;yanılma&#8221; cihetinden &#8220;düşünerek&#8221; &#8220;şüphe eder&#8221;. &#8220;Zihin&#8221;de bir &#8220;idrak&#8221; tesis edilmeden ve bu &#8220;idrak&#8221;, &#8220;yanılma&#8221; cihetinden &#8220;düşünülmeden&#8221;, &#8220;şüphe&#8221; edilemez.</p>
<p>&#8220;İdrak etmek&#8221; neticesinde &#8220;zihin&#8221;de ortaya çıkan &#8220;tesis&#8221;, &#8220;tesis&#8221;i &#8220;zihin&#8221; vasıtasiyle yapılan &#8220;şey&#8221;in bizzat &#8220;kendisi&#8221; değildir.</p>
<p>Mesela, &#8220;çay kaşığı&#8221; ile ilgili olarak hissettiklerimizden &#8220;şüphe&#8221; ediyor isek, &#8220;şüphe&#8221; edilen bu &#8220;şey&#8221;, &#8220;esas&#8221;ı &#8220;res ex- tensa&#8221; olan &#8220;çay kaşığı&#8221;nın bizzat &#8220;kendisi&#8221; değildir; &#8220;şüphe edilen&#8221; &#8220;şey&#8221;, &#8220;idrak&#8221; itibariyle,&#8221;çay kaşığı&#8221;nın &#8220;zihin’deki tesisi &#8220;dir.</p>
<p>Çay kaşığının &#8220;zihin&#8217;deki tesisi&#8221;nin &#8220;düşünülmesi&#8221; ve bu yolla, bu &#8220;tesis&#8221;te &#8220;yanılma&#8221; imkanının bulunduğunun farkedilmesi, bu &#8220;tesis&#8221;den &#8220;şüphe&#8221; edilmesine yolaçar. &#8220;Tesis&#8221; de, tekrar edelim, &#8220;geniş mana&#8221;da &#8220;düşünce&#8221;dir.</p>
<p>Descartes, önce, &#8220;res extensa&#8221;ya &#8220;dayalı&#8221; &#8220;şey&#8221;in, &#8220;idrak edilmesi&#8221; itibariyle ve &#8220;zihnin&#8221;deki &#8220;tesis&#8221;inden hareketle, ve bu &#8220;tesis&#8221;i &#8220;düşünerek&#8221;, &#8220;his&#8221;lerinin kendisini &#8220;yanıltmış&#8221; olabileceği hükmüne varır ve, bu &#8220;tesis&#8221;den &#8220;şüphe&#8221; eder.</p>
<p>Tekrar edelim: &#8220;Şüphe&#8221;nin bir &#8220;düşünme&#8221; fiili olması sebebiyle, Descartes&#8217;in &#8220;şüphe&#8221; edebilmesi için, &#8220;hissettikleri&#8221;nin,&#8221;idrak etmek&#8221; yoluyla &#8220;zihnin&#8221;de &#8220;tesis edilmesi&#8221; gerekir ki &#8220;zihnin&#8221;de &#8220;şüphe&#8221; edilebilecek bir &#8220;şey&#8221;, yani bu &#8220;tesis&#8221; bulunsun ve Descartes bu &#8220;tesis&#8221;i &#8220;yanılma&#8221; cihetinden &#8220;düşünsün&#8221;; aksi takdirde, &#8220;şüphe etme&#8221; imkanı bulunmaz.</p>
<p>&#8220;İdrak etmek&#8221;, tekrar edelim, Kartezyen metafizik itibariyle, sadece, esası &#8220;res extensa&#8221; olan &#8220;şey&#8221;in &#8220;hissedilerek algılanmasından&#8221;, &#8220;kavranması&#8221;ndan ibaret değildir; &#8220;zihin&#8221;de bulunan &#8220;düşünce&#8221; de, &#8220;zihin&#8221; vasıtasiyle &#8220;düşünülerek&#8221; &#8220;idrak edilir&#8221;. &#8220;Düşünce&#8221;yi &#8220;düşünmek&#8221; yoluyla &#8220;zihin&#8221;de temsil eden bu &#8220;yansıma&#8221; da, &#8220;idrak&#8221; itibariyle bir &#8220;tesis&#8221;dir ve, &#8220;geniş mana&#8221; da &#8220;düşünce&#8221; dir.</p>
<p>Descartes sorar: Bu &#8220;tesis&#8221;den, yani &#8220;düşünce&#8217;nin düşünülmesi&#8221; neticesinde &#8220;zihnim&#8221;de ortaya çıkan &#8220;düşünce&#8221;den de &#8220;şüphe&#8221; edebilir miyim ? Bu &#8220;tesis&#8221;i de, yani &#8220;düşünce&#8217;nin düşüncesini&#8221; de, &#8220;yanılma&#8221; cihetinden &#8220;düşünebilir&#8221; miyim ?<br />
Hem &#8220;düşünce&#8221;yi, hem de &#8220;düşünce&#8217;nin düşünülmesi&#8221; neticesinde oluşan &#8220;tesis&#8221;i, &#8220;düşünme fiilleri&#8221; yoluyla oluşturan bizzat Descartes&#8217;ın &#8220;zihni&#8221;dir; bu bakımdan, hem &#8220;düşünce&#8221;, hem de &#8220;düşünce&#8217;nin düşünülmesi&#8221; yoluyla oluşan &#8220;tesis&#8221;, aynı &#8220;esas&#8221; itibariyle, yani &#8220;res cogitans&#8221;a &#8220;dayalı&#8221; &#8220;zihin&#8221; vasıta- siyle oluşur.</p>
<p>Descartes&#8217;ın &#8220;zihni&#8221;nin, &#8220;düşünce&#8221;yi bir &#8220;esas&#8221;a göre oluştururken, &#8220;düşünce&#8217;nin düşünülmesi&#8221; neticesinde ortaya çıkan &#8220;tesis&#8221;i &#8220;farklı&#8221; bir &#8220;esas&#8221;a göre oluşturarak Descartes&#8217;ı &#8220;yanıltması&#8221;, &#8220;Kartezyen zihnin&#8221; tabi olduğu &#8220;esas&#8221;, yani &#8220;res cogi- tans&#8221; itibariyle &#8220;mümkün&#8221; değildir.</p>
<p>Bu nedenle, Descartes&#8217;ın, sözkonusu &#8220;tesis&#8221;i, &#8220;yanılma&#8221; cihetinden &#8220;düşünerek&#8221;, &#8220;tesis&#8221;den &#8220;şüphe etmesi&#8221; imkansızdır; çünkü, &#8220;şüphe&#8221; de, &#8220;düşünce&#8221;dir ve hem &#8220;tesis&#8221;in hem de &#8220;düşünce&#8221; nin meydana geldiği &#8220;esas&#8221;a göre ortaya çıkar. Bu itibarla, &#8220;tesis&#8221;den &#8220;şüphe&#8221; edilmesi, yani &#8220;tesis&#8221; itibariyle bir &#8220;ya‘ nılma&#8221;nın &#8220;düşünülmesi&#8221;, &#8220;res cogitans&#8221; cihetinden &#8220;mümkün&#8221; değildir. Bu netice, Kartezyen metafizik itibariyle, &#8220;analiik&#8221;tir.</p>
<p>Böylece, Descartes, &#8220;bu durumda, düşünce&#8217;yi meydana çıkaran &#8216;şey&#8217;in varolması gerektiği&#8221; kanaatinden hareketle, şu neticeye ulaşır: &#8220;Cogito ergo sum.&#8221;</p>
<p>Kartezyen metafizik itibariyle, &#8220;cogito (düşünüyorum)&#8221;dan, yukarıda anlattık, &#8220;şüphe edemeyiz&#8221;. Ancak, &#8220;Kartezyen analitik&#8221; itibariyle, &#8220;cogito (düşünüyorum)&#8221;dan, &#8220;sum (varım)&#8221;a, &#8220;Kartezyen analitik&#8221;e dayalı bir &#8220;muhakeme&#8221; yoluyla &#8220;geçmek&#8221; &#8220;mümkün&#8221; değildir. Bunu kısaca açıklayalım.</p>
<p>Tekrar edelim: &#8220;Şüphe etmek&#8221; bir &#8220;düşünme fiili&#8221;dir. Des- cartes&#8217;in, &#8220;yanılma&#8221; cihetinden &#8220;düşündüğü şey&#8221;, yani &#8220;tesis&#8221; de bir &#8220;düşünce&#8221;dir. &#8220;Tesis&#8221;, &#8220;res cogitans&#8221; itibariyle, &#8220;düşünce&#8221; nin &#8220;zihin&#8221; vasıtasiyle &#8220;düşünülmesi&#8221; neticesinde ortaya çıkar.<br />
&#8220;Düşünce&#8221;nin, &#8220;düşünce&#8217;nin düşünülmesi&#8221; neticesinde oluşan &#8220;tesis&#8221;in ve &#8220;şüphe&#8221;nin &#8220;esas&#8221;ı aynıdır; bu &#8220;esas&#8221;, yani &#8220;dayanak&#8221;, &#8220;zihin&#8221;dir ve, &#8220;zihin&#8221; cihetinden &#8220;esas&#8221;, &#8220;res cogitans&#8221; dır. Bu itibarla, &#8220;tesis&#8221;den &#8220;şüphe edilmesi&#8221;, yani &#8220;tesis&#8221;in &#8220;yanılma&#8221; cihetinden &#8220;düşünülmesi&#8221;, &#8220;imkan&#8221;sızdır.</p>
<p><strong>Şimdi soralım:</strong> &#8220;Şüphe etmenin&#8221;nin &#8220;imkan&#8221;sızlığından hareketle, &#8220;düşünen (cogito)&#8221;in &#8220;var olduğu (sum)&#8221; ileri sürülebilir mi?</p>
<p>Önce, Kartezyen metafiziğin incelenmesinde kullanacağımız bir &#8220;ayrım&#8221; yapalım: &#8220;Şey&#8221;, ya bizzat &#8220;kendi esası&#8221; cihetinden &#8220;var&#8221;dır, ya da bir &#8220;esas&#8221;a &#8220;dayanarak&#8221; &#8220;var&#8221;dır. Mesela, &#8220;res cogitans&#8221;, &#8220;kendi esası&#8221; ile &#8220;var&#8221;dır. &#8220;Düşünce&#8221;, bir &#8220;esas&#8221;a &#8220;dayanarak&#8221; vardır.</p>
<p>Bu &#8220;ayrım&#8221; sebebiyle, &#8220;res cogitans&#8221;a &#8220;varlık&#8221;tır demeyelim; asli mevcut diyelim. Düşünce&#8221;, elbette &#8220;var&#8221;dır ve bu itibarla &#8220;varlık&#8221;tır; ancak, &#8220;düşünce&#8221;, &#8220;asli mevcut&#8221; değildir. Her &#8220;asli mevcut&#8221;, bir &#8216;varlık &#8216;tır; ancak, her &#8220;varlık&#8221;, bir &#8220;asli mevcut’’ değildir.</p>
<p>&#8220;Aslen mevcut&#8221; olmayan &#8220;şey&#8221;, bir şekilde, &#8220;aslen mevcut olan&#8221;a &#8220;dayanarak&#8221; &#8220;var olur&#8221; ve &#8220;varlık&#8221; olur. &#8220;Düşünce&#8221; &#8220;zihne&#8221; &#8220;dayanan&#8221; &#8220;varlık&#8221;tır. &#8220;Kartezyen zihnin&#8221; esası, cogitans&#8221;tır.</p>
<p>&#8220;Res cogitans&#8217;ın hangi yolla &#8220;aslen mevcut&#8221; olduğu, Kartezyen metafizik itibariyle &#8220;bilinmez&#8221;; sadece, &#8220;yaratılma&#8221; yoluyla &#8220;Tanrı&#8217;ya bağlanır ve Kartezyen metafiziğin, her nasılsa, temeline, bir &#8220;analitik&#8221; dahilinde yerleştirilir. Bu konuyu daha fazla açmayacağız.</p>
<p>Bu itibarla, &#8220;sum&#8221;, &#8220;varım&#8221; şeklinde değil de, &#8220;aslen mevcudum&#8221; şeklinde anlaşılmalıdır. Çünkü, &#8220;aslen mevcut&#8221; olmadan &#8220;var olma&#8221;nın, &#8220;cogito ergo sum&#8221; cihetinden bir kıymeti bulunmaz. &#8220;Gölge&#8221; de &#8220;var&#8221;dır ve &#8220;varlık&#8221;tır; ancak, &#8220;gölge&#8221;, &#8220;aslen mevcut&#8221; değildir.</p>
<p>&#8220;Cogito&#8221;yu, Kartezyen metafiziğin esası itibariyle anlayabilmek için, &#8220;düşünce&#8221; ile bu &#8220;düşünce&#8217;nin düşünülmesi&#8221; neticesinde ortaya çıkan &#8220;düşünce&#8221;, yani &#8220;tesis&#8221; arasındaki &#8220;bağlantı&#8221;yı ele alalım.</p>
<p>&#8220;Tesis&#8221;, &#8220;düşüncesi&#8221; olduğu &#8220;düşünce&#8221;nin &#8220;bizzat kendisi&#8221; değildir. &#8220;Tesis&#8221;, &#8220;düşüncesi&#8221; olduğu &#8220;düşünce&#8221;nin, &#8220;zihin&#8221;deki bir &#8220;resmi&#8221;, bir &#8220;yansıması&#8221;dır; bir &#8220;temsil&#8221;idir. Üstelik, &#8220;tesis&#8221; de bir &#8220;düşünce&#8221;dir.</p>
<p>Bu noktada, &#8220;ayna&#8221; benzetmesine tekrar dönelim. &#8220;Şahıs&#8221; ile &#8220;ayna&#8221;da ortaya çıkan &#8220;aksi&#8221;, aynı çerçevedeki &#8220;fiziksel esaslar&#8221;a dayanır. Ancak, &#8220;ayna&#8221;yı kırarak, aynadaki &#8220;aksini&#8221; yoketsek de, &#8220;şahsı&#8221; yokedemeyiz.</p>
<p>&#8220;Şahıs&#8221; ile bu şahsın &#8220;resmi&#8221;ni ele alalım. &#8220;Şahıs&#8221; ile &#8220;resmi&#8221;, aynı çerçevedeki &#8220;fiziksel esaslar&#8221;a dayanır. &#8220;Şahsın&#8221; bu dünyadan ayrılması durumunda, &#8220;şahsın resmi&#8221;, bu dünyadaki mevcudiyetini aynen korur. &#8220;Resmi&#8221;ni yırtarak &#8220;şahsı&#8221; &#8220;parça&#8217;lara ayıramayız; bu dünyadan uzaklaştıramayız.</p>
<p>&#8220;Şahıs&#8221; ile &#8220;resmi&#8221; arasındaki bağıntı, bir &#8220;temsil bağıntısıdır. Bu &#8220;temsil bağıntısı&#8221; &#8220;tek yanlı&#8221;dır. &#8220;Resim, &#8220;şahsı&#8221; &#8220;temsil eder&#8221;; oysa, &#8220;şahıs&#8221;, &#8220;resmin&#8221; &#8220;temsili&#8221; değildir. Bunu şöyle de söyleyebiliriz: &#8220;Resim&#8221;, &#8220;şahsın resmi&#8221;dir; oysa, &#8220;şahıs&#8221;, &#8220;resmi&#8217;nin resmi&#8221; değildir. &#8220;Şahıs&#8221;, aynı zamanda &#8220;resminin bir &#8220;resmi&#8221; olsaydı, bu &#8220;temsil bağıntısı&#8221; &#8220;iki yanlı&#8221;, yani &#8220;yansımalı (refleksif)&#8221; olurdu. Bu mümkün değildir.</p>
<p>&#8220;Tek yanlı&#8221; bu &#8220;temsil bağıntısı&#8221;, sadece, &#8221; &#8216;şahıs&#8217;dan &#8216;resim&#8217; &#8221; oluşturur. Bu bağıntı, &#8220;varlık (asli mevcut) yüklenmez&#8221; ve, &#8220;şahıs&#8221;dan &#8220;resmine ve &#8220;resminden de &#8220;şahıs&#8221;a &#8220;varlık (asli mevcut) aktarmaz&#8221;. Bu &#8220;temsil bağıntısı&#8221;, &#8220;şahıs&#8221;dan &#8220;resme&#8221; &#8220;varlık (asli mevcut)&#8221; aktarsa idi, &#8220;bir şahıs&#8221;, &#8220;tek yanlı&#8221; &#8220;temsil edilerek&#8221; &#8220;aynı iki şahıs&#8221; olurdu. Bu mümkün değildir, çünkü &#8220;bir şey&#8221;, &#8220;tek yanlı temsil edilmek&#8221; yoluyla, &#8220;aynı iki şey&#8221; olamaz.</p>
<p>&#8220;Resim&#8221; sadece &#8220;resimdir ve &#8220;varlığı (asli mevcudu)&#8221; &#8220;şa- hıs&#8221;ta bulunmaz; &#8220;şahıs&#8221; da sadece &#8220;şahıs&#8221;tır ve &#8220;varlığı (asli mevcudu)&#8221; &#8220;resim&#8221;de bulunmaz. Aksi takdirde, &#8220;resim&#8221; sadece &#8220;resim&#8221; olmazdı; &#8220;şahıs&#8221; da sadece &#8220;şahıs&#8221; olmazdı; yani, &#8220;tek yanlı temsil edilmek&#8221; yoluyla, &#8220;şahsın&#8221; ve bu itibarla da &#8220;resmîn&#8221; &#8220;kimliği&#8221; değişirdi. Bu mümkün değildir. &#8220;Tek yanlı&#8221; &#8220;temsil bağıntısı&#8221;ndaki &#8220;şahsın&#8221; ve &#8220;resmin&#8221; &#8220;varlık (asli mev- cut)&#8221;ları, sadece &#8220;kendileri&#8221;ne &#8220;ayrı ayrı mahsus&#8221;tur; bu &#8220;bağıntı&#8221; içerisinde de &#8220;kendileri&#8221;ne &#8220;ayrı ayrı mahsus&#8221; olarak kalır..</p>
<p>&#8220;Tek yanlı&#8221; &#8220;temsil bağıntısı&#8221;, &#8220;aslı mevcut&#8221; aktarmaz. &#8220;Tek yanlı&#8221; &#8220;temsil bağıntısı&#8221;, &#8220;varlık&#8221;ın &#8220;dayanağını da aktarmaz.</p>
<p>&#8220;Tek yanlı&#8221; &#8220;temsil bağıntısı&#8221;, &#8220;asli mevcut&#8217;un aktarılması&#8221;Veya ‘’varlık’’ın dayanağı’nın aktarılması&#8221; anlamında değil de, özel bir manada &#8220;varlık Aktaran’’ bir bağlantı dır; akşi takdirde, bu &#8220;bağlantı&#8221; vasıtasiyle &#8220;resim&#8221; oluşturulamaz. Ancak bu &#8220;özel&#8221; manadaki &#8220;aktarma&#8221;, &#8220;varlığın bizzat aktarılması&#8221; değildir. &#8220;Temsil bağıntısının mahiyetini incelemeyi, &#8220;metafizikçi&#8221;ye ve &#8220;mantikçi&#8221;ya bırakarak konumuza dönelim.</p>
<p>&#8220;Düşünce&#8221; ile, &#8220;düşünce&#8217;nin düşünülmesi&#8221; neticesinde &#8220;Kartezyen zihin&#8221;de ortaya çıkan &#8220;tesis&#8221;, esas itibariyle, &#8220;tek yanlı&#8221; bir &#8220;temsil bağıntısı&#8221;nın iki &#8220;unsur&#8221;udur; &#8220;tesis&#8221;, bu manada, &#8220;düşünce&#8221;nin, &#8220;düşünülmesi&#8221; yoluyla &#8220;zihin&#8221;de ortaya çıkan bir &#8220;temsil&#8221;idir.</p>
<p>&#8220;Tek yanlı&#8221; &#8220;temsil edilmek&#8221; yoluyla, &#8220;düşünce&#8221;nin &#8220;dayanağı&#8221;, &#8220;tesis&#8221;e &#8220;aktarılmaz&#8221;. &#8220;Tesis&#8221;, sadece, &#8220;düşünce&#8221;nin, &#8220;düşünsel&#8221; bir &#8220;resmi&#8221;dir. &#8220;Düşünce&#8221;nin &#8220;dayanağı&#8221;, kendisi de &#8220;düşünce&#8221; olan &#8220;tesis&#8221;de, bizzat &#8220;düşünce&#8217;nin düşünülmesi&#8221; itibariyle mevcut değildir. Bu bakımdan, &#8220;tesis&#8221;, &#8220;düşünce&#8217;nin dayanağı&#8221;na, yani &#8220;düşünce&#8221; itibariyle &#8220;faal zihne&#8221; &#8220;temas etmez&#8221;.</p>
<p>Dersek ki, &#8220;tesis&#8221;in &#8220;dayanağı&#8221; vardır, &#8220;tesis&#8221;in dayanağı &#8220;düşünce&#8221;nin de &#8220;dayanağı&#8221;dır ve bu &#8220;dayanak&#8221; &#8220;zihindir; bu ifade, Kartezyen metafiziğin analitiği itibariyle doğrudur. Çünkü, bu analitik itibariyle, her &#8220;düşünce&#8221;nin &#8220;dayanağı&#8221; &#8220;zihin&#8221; dir.Ancak, bu &#8220;dayanak&#8221;, yani &#8220;düşünce&#8221; itibariyle &#8220;faal zihin&#8221;, &#8220;şüphe&#8221; cihetinden gerekli olan &#8220;tek yanlı temsil bağıntısı&#8221; vasıtasiyle &#8220;aktarılmaz&#8221;; &#8220;düşünce&#8217;nin dayanağı&#8221;, yani &#8220;düşünce&#8221; itibariyle &#8220;faal zihin&#8221;, &#8220;düşünce&#8217;nin düşünülmesi&#8221; neticesinde oluşan &#8220;tesis&#8221;te mevcut değildir.</p>
<p>Oysa, &#8220;düşünce&#8221;nin &#8220;dayanağı&#8221;nın, yani &#8220;düşünce&#8221; itibariyle &#8220;faal zihnin&#8221;, bizzat &#8220;düşünce&#8217;nin düşünülmesi&#8221; vasıtasiy- le &#8220;tesis&#8221; te mevcut olması, &#8220;sum&#8221; ifadesinin ileri sürütebilmesi için esastır.</p>
<p>&#8220;Şüphe edilemeyen &#8216;tesis&#8217; &#8221; ile &#8220;düşünce&#8217;nin dayanağı olan &#8216;faal zihin&#8217; &#8220;, bizzat &#8220;düşünce&#8217;nin düşünülmesi&#8221; cihetinden, yani &#8220;tek yanlı temsil bağıntısı&#8221; üzerinden Kartezyen metafizikte &#8220;bağlı&#8221; değildir. Sebeplerini anlattık.</p>
<p>Şöyle söyleyebiliriz: Kartezyen metafizikte, &#8220;şüphe etmenin imkansızlığından hareket ederek, &#8220;muhakeme&#8221; yoluyla &#8220;faal zihin&#8221; tesis edilemez.</p>
<p>Bu nedenlerle, Descartes, &#8220;Kartezyen metafizik&#8221;te, &#8220;cogito&#8221; diyebilir; ancak &#8220;sum&#8221;u, &#8220;cogito&#8221;ya, &#8220;ergo&#8221; diyerek &#8220;eklemle- yemez&#8221;.</p>
<p>&#8220;Düşünüyorum&#8221; diyebilir; ancak, buradan hareketle ve &#8220;Kartezyen analitik&#8221; itibariyle, o halde &#8220;aslen mevcudum&#8221; diyemez. Çünkü, &#8220;Kartezyen analitik&#8221; te kullanılan &#8220;tek yanlı&#8221; &#8220;temsil bağıntısı&#8221;, &#8220;tesis&#8221; ile &#8220;düşünce&#8221;yi, bizzat &#8220;düşünce&#8217;nin düşünülmesi&#8221; cihetinden, &#8220;düşünce&#8221;nin dayanağı olan &#8220;faal zihin&#8221; itibariyle birbirine bağlamaz.</p>
<p>&#8220;Düşünce&#8221; itibariyle &#8220;faal zihnin&#8221;, temsil yoluyla &#8220;tesis edilememesi&#8221; sebebiyle, &#8220;düşünen&#8221;in, bizzat &#8220;düşünce&#8217;nin düşünülmesi fiili&#8221; cihetinden &#8220;res cogitans&#8221; a &#8220;dayandığı&#8221;, Kartezyen metafizikte ileri sürülemez.</p>
<p>Bu bakımdan, &#8220;tesis&#8221;den &#8220;şüphe etmenin&#8221; Kartezyen metafizikteki &#8220;imkansızlığı&#8221;, Descartes&#8217;a, &#8220;düşünen Descartes&#8221;ın, yani &#8220;kendisi&#8221;nin, &#8220;asli mevcut&#8221; olarak tesis edilmesi imkanını vermez.</p>
<p>&#8220;Asli mevcut&#8221; olarak tesis edilemeyen &#8220;Descartes&#8221;ın, &#8220;hak ve hukuk&#8221;u, &#8220;ethik&#8221;i, ve de öbür &#8220;yanları&#8221; &#8220;esasen&#8221; tesis edilemez; buradan sonrası &#8220;Kilise&#8221;ye aittir. Bu itibarla &#8220;Descartes&#8221;, Grek-Latin-Kilise diyarındaki &#8220;yığınsal toplum&#8221;un &#8220;bireyi&#8221;dir; &#8220;birey&#8221; olarak &#8220;kimliği&#8221;, &#8220;yığınsal&#8221; dır ve &#8220;Kilise&#8221;ye dayanır.</p>
<p>Descartes, tekrarlarsak, &#8220;cogito&#8221; yoluyla &#8220;var olduğu (aslen mevcut olduğu)&#8221;nu kanıtlayamaz. &#8220;Sağ el&#8221; meselesi ile uğraşan bazı İngiliz &#8220;analitik mütefekkir&#8221;ler ise, Descartes&#8217;e göre daha &#8216;sağlam&#8221; vaziyettedir; hiç olmazsa, &#8220;sağ ellerî haricinde kalan kısımları şimdilik kurtulmuş görünmektedir. Burada duralım.</p>
<p>Kartezyen metafiziğin temel eksikliğinin farkına varan ve &#8220;varlık (asli mevcut)&#8221;ın &#8220;cogito&#8221; yoluyla tesis edilemeyeceğini gören Kant, çok kısa olarak bahsedelim, &#8220;varoluş&#8221;u, &#8220;rasyonel yeti&#8221;nin &#8220;zeminline ait bir &#8220;kategori&#8221; vasıtasiyle temellendirmeğe çalışmıştır; yani, &#8220;var&#8221;lık, &#8220;düşünme yetisi&#8221;nin &#8220;idrak et- tiği&#8221;ne &#8220;giydirdiği&#8221; bir &#8220;kılık&#8221;tır.                                                      &#8221;</p>
<p>Oysa, daha önce de söyledik, Kant&#8217;ın bu yöndeki &#8220;düşünce manzumesi&#8221;, kuruluşu itibariyle hatalıdır. Bu &#8220;düşünce manzumesi&#8221; ile, Kant&#8217;ın &#8220;kategori&#8221;leri tesis ettiği &#8220;transandantal dedüksiyon&#8221;u kastetmiyoruz. Kastettiğimiz, esası, &#8220;ruh (Se- ele)&#8221;un, &#8220;idrak&#8217;ın zemini&#8221;nden &#8220;giderilmesi&#8221; olan ve, &#8220;transandantal estetik&#8221;, &#8220;transandantal dedüksiyon&#8221; ile &#8220;transandantal analitik&#8221;i de birbirine &#8220;bağlayarak&#8221; içeren &#8220;düşünce manzume- si&#8221;dir. Bu konuya girmiyoruz.</p>
<p>Grek-Latin-Kilise diyarında ortaya çıkan &#8220;varlık ispatları&#8221; ve, herhangi bir &#8220;şey&#8221;in &#8220;var olduğunun&#8221; bu diyarda bir türlü &#8220;ispat&#8221; edilememesi, bu diyardaki &#8220;düşünür&#8221;ün, &#8220;aşma özürlü yığınsal birey&#8221; olmasından kaynaklanır.</p>
<p>&#8220;Yığınsal birey&#8221;, &#8220;rasyonalite yetisi&#8221; vasıtasiyle &#8220;kendisi&#8221;ni veya bir &#8220;şey&#8221;i &#8220;tesis etmeye&#8221;, &#8220;kendisi&#8221;ne veya bu &#8220;şey&#8221;e &#8220;varlık (asli mevcut)&#8221; atfetmeye uğraşsa da, bu yolla &#8220;netice&#8221; elde edemez. Bu hususu, &#8220;esas&#8221;a dair birçok konuya değinmeden, sadece Kartezyen metafiziği örnek vererek kısaca anlattık.</p>
<p>Grek-Latin-Kilise diyarının fikriyatındaki &#8220;varlık (asli mevcut) ispatları&#8221;nın &#8220;sakat&#8221;lığı başlıbaşına bir inceleme konusudur. Bu &#8220;sakatlığı&#8221; sadece bir örnek ile kısaca gösterdik.</p>
<p>Oysa, Anadolu mayasının &#8220;ferdi birey&#8221;i için, &#8220;mayalanmak&#8221; ve &#8220;dönüşerek aşmak&#8221; esastır. Bu yolla &#8220;özgür (hür)&#8221; olunur. Anadolu mayası cihetinden &#8220;özgür (hür)&#8221; olan, &#8220;kendisi&#8221;ni herhangi bir yeti vasıtasiyle &#8220;tesis etmeye&#8221; de, &#8220;var olduğunu ispatlamaya&#8221; da gerek duymaz. Neden duysun ki ? &#8220;Aşikar’’ı &#8220;muhakeme&#8221; yoluyla &#8220;söze dökmek&#8221;, Anadolu mayasında &#8220;abes&#8221;tir; (&#8220;irrasyonel&#8221; sözcüğü, bu manada &#8220;abes&#8221;i karşılamaz)…</p>
<p>Prof.Dr.Yalçın Koç – Anadolu Mayası,syf:37-49</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/descartesin-dusunuyorum-o-halde-varim-sozu-hakkinda/">Descartes’in ‘Düşünüyorum, o halde varım’ Sözü Hakkında</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/descartesin-dusunuyorum-o-halde-varim-sozu-hakkinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
